Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 21 Aralık 2013 BURSA

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Aralık 2013 · 1:56:27

Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, son nefese kadar Cenab-ı Hak cümlemizi, Kur'an ve sünnette daim eyleyip, imanla göçmemize yardım eylesin. Cinlerin cinsiyeti var mı? Evet. Mezarlıkları var mı? Evet. İnsanlar gibi doğup ölüyorlar mı? Evet.
Meleklerde nasıl? Meleklerin cinsiyeti yoktur, onlar doğmazlar, ölmezler. Bu noktada cinli taifesi veya insanlar gibi doğup ölümüyle alakalı değildir. Cenab-ı Hak onları yoktan var eder ve böylece varlıkları devam ettirir. En son bütün bu noktada kıyamet koptuğunda hepsinde Cenab-ı Hak ruhlarını kapsedecek. Gecenin hangi saatlerinde uyumalı, hangi saatlerinde ibadet etmek faziletli. Muhakkak ki gecenin bir kısmında ibadet etmek faziletli. Bu noktada kardeşlerimiz, arkadaşlarımız Ümmet-i Muhammed kendileri için en uygun zamanı seçecekler. Gece ibadeti öğlen namazının vaktinde başlar. Öğlen namazı 12'yi 10 geçe okunuyor şu anda. Gece tam yarısında 12'yi 10 geçe veyahut da normalde cumaları 12'yi çeyrek geçe 10 geç okuyorlar.
Ondan sonra normal zamanlarda 12'de okunuyor. 12 gibi. 12 gecenin devşirme zamanıdır. Bu noktada 12'den sonra gece ibadeti yapılabilir. Ama ve lakin akşam namazından sonraki ibadetler sabah namazına kadar hepsi de gece ibadeti hükmündedir. O yüzden bir kimse akşam namazını kıldıktan sonra yatsın namazının mesela bu noktada sünnetleri, vacip namazı veyahut da 2 rekat da olsa gece namazı. Uyup hemen yatıp kalkarsa, 2 rekat kılarsa teheccüh olmuş olur o. Muhakkak bu çok önemli. Bu gece namazlarına devam etmekte fayda var. Gece namazlarına dikkat etmekte fayda var. Bunda Ümmet-i Muhammed gevşeklik göstermemesi gerekir. Çünkü gece namazı bu noktada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberlik bir rivayette indirilmezden evvelden itibaren Cenab-ı Hakk'ın bu noktada kalbine ilham ile kıldığı bir namazdır.
Peygamberlikten sonra namaz farzı olmadan daha o bu gece namazına devam ediyordu. O yüzden hiç olmazsa haftada bir, hiç olmazsa ayda bir, yılda bir, ömrünüzde bir gibi bu sünneti işlemeye gayret edin. Sufiler muhakkak gece ibadeti etmeleri gerekir. Üstadımız Allah rahmet eylesin, ehli tasavvuf böyle gece zikre gitmeyi, sohbete gitmeyi gece ibadeti hükmünde görürlerdi. O yüzden bir kimse bir zikre giderse, bir sohbete giderse inşallah o rahman gece ibadeti hükmündedir. Kardeşler, efendim yukarı ses gitmiyormuş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu manada gece ibadetine ehemmiyet gösterir. Hiçbir zaman gece ibadetini terk etmezdi.
Mesela bazı sünnetleri terk ettiği görülmüştür. Ama gece ibadeti ile alakalı gece ibadet sünnetini hiç terk etmedi. Allah bizi onlardan eylesin. Kabız hali nedir? Bu durumda ne yapmak gerekir? Bu soruyu çok sorarlar. Sufiler böyle sanki kendilerini kabız halindeymiş gibi görürler. Allah affetsin, insanın kendisini kabız halinde görmesi kendisini bir yerde görmesinden kaynaklanır. Kendini bir yerde görmek ise nefsin ve şeytanın aldatmacısıdır. Nefis ve şeytan insanı bir yerde, bir makamda gösterir. O makamda gösterdiğinden dolayı o kimse de kendi kendine kabız hali var zanneder. Bu bir aldatmacadır. Bu neden aldatmacadır diyorum.
Şimdi birisinin kabız halinin olduğunu söyleyen kimseye desem ki kaç gündür yemek yemiyorsun? Ses yok, yiyor. Kaç gündür uyumuyorsun? Ses yok, uyuyor. Yemesi yerinde, uyuması yerinde, neşesi yerinde. İşte kendince bir isteksizlik var. Ay kabız hali oldum. Muhsil hapa iç o zaman. Bakın, bunlar geçmiş sufiler, bunları kitaplarında almışlar sufilerin halleriyle alakalı. Ama ve lakin o kitapları okuyan insanlar o halleri kendi üzerlerinde varmış gibi zannediyorlar. Bir zandan ibaret bu. Kendini bir yerde görmekten kaynaklanıyor. Kendini bir noktada görmekten kaynaklanıyor.
Bizim sufi düşüncemizde bir kimsenin kendisine bir makam ihdas etmesi, bir mevki ihdas etmesi, kendisine böyle bir herhangi bir hal ile hallendiğini ihdas etmesi şeytanın vesvesesindendir. Hal yok bu manada. Makam yok bu manada. Ben size bir kabız hali anlatmış olsam, utanır insanlar.
Kabız haline düşen insan günlerce yemek yiyemez. Kabız haline düşen insan günlerce uyuyamaz. Kabız haline düşen bitap olur. Yemekten, içmekten, yürümekten, konuşmaktan, yaşamaktan tat almaz. Harap olur o kimse. Aşıklığın bir sıfatıdır harabiyet. Öyle bir harap olmuş bir aşık görsem, ben de gideceğim ona mürid olacağım. Diyeceğim ki, seni harap edene götür beni. O yüzden, evet kabız hali böyle bir haldir. Bu durumda ne yapmak lazım diyor.
Yani bu durumda kabız halinin tadını çıkar. İnsanlar bir halden kurtulmayı düşünüyorlar. Böyle bir sufi algısı oluşturuyorlar. Sevgiliden gelen bir halden niçin kurtulmak istiyorsun ki? Sevgili sana bir elbise biçmiş, giydirmiş. Sevgilinin biçmiş olduğu elbiseden neden rahatsızsın ki? Bu sevgiliden şikayet değil mi? Sevgilisinden şikayet eden nasıl aşık olacak ki? Gitsin dağda taş olsun o. Hani şikayet yoktu ya.
Her halü halde razı olacaktık. E kabız halinden niçin razı değiliz ki o zaman? Demek ki neşeye sürürse harika, kabza sürerse tuh kaka mı olacak? Kıymetli dostlar, eğer ki hal ondan geldiyse başa tac edilir. Sevgili size bir demet gül göndermiş.
Başınıza tac edin. O yüzden gerçek manada sufiler kendi başlarına gelen bir halden kurtulmayı istemezler. Kurtulmayı isteyen avvamdır. Hakkı mıdır? Evet. Avvamın sufilikte ne işi var ki? Varsın gitsin evinde çelik çomak oynasın. Varsın gitsin baksın işine gücüne. Çünkü sufi avvamın işi değildir sufilik. Sufilik gönül dostlarının işidir. Ariflerin işidir. Sufilik Allah'ı sevenlerin işidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olanların işidir. Sufilik tac ile hırkayla, cübbeyle, şalvarla değildir. Sufilik sakalla, sarıkla değildir.
Sufilik haldir. Hal ise Allah ve Resulünü sevip, Kur'an ve sünnet dairesinde durup, kendini, nefsini, ruhunu, her şeyinden Allah'a bağlamandır. O zaman o kimsenin bir halinden şikayet etmeyip, o halden kurtulma çabasında bulunmaması gerekir. Hayallerimizi ne büyüklükte kurmalıyız ki, olmayınca üzüntü duyar mıyız?
Doğrusu nedir? Hayalin sınırı yoktur ki, hayalin sınırı bir tek Allah'ın zatullahıdır. Bu manada iyi, doğru, güzel, hayır olan noktalarda hayal kurup, o hayalin peşine düşüyorsanız, doğru noktadasınızdır. E bir hayal kurun, hayalde kalsın, onun peşine düşmeyin. Bu bin alttadan bakılırsa olumlu bir şey.
Ama ve lakin onun peşine düşmemek, o yolda yürümemek, o kimse için tembelliktir. Balı kavanozdan yalamaya benzer, öyle derler ya. Hayal kurdun, neye? Hacca gitmeye, yola çık. Oturdun yerde o hayali sen yerine getiremezsin. Hayal kurdun, bir mürşidin elinden tutacaksın, yola çık. Hayal kurdun, Allah'ı çok sevmek istiyorsun, yola çık.
Durma. Yoksa o hayal şeytanın bir kuruntusu haline gelir sende ve seni o hayalle aldatır şeytan. Şeytan seni hayalle aldatmasın. Hayalin doğruysa, hayalin Kur'an ve sünnete uygun ise, o hayalin peşine düş. Onu gerçekleştirmek için, onu icra ettirmek için gayret sarf et. Yoksa benim gibi sabahtan akşama kadar oturursun kös kös.
Yoksa tembel bir kimse olursun, kılını dahi kımıldatmazsın. Hayalin peşine düşmek gerek. Bir bayan eşinin erkek kardeşlerine ve diğer akrabalarına karşı nasıl olmalıdır? Bir kadının bir erkekle nikahı olduğu müddetçe, o erkeğin kendi kardeşine asla nikah düşmez. Nikahlı bir kadının başka bir kadına asla nikahı düşmez zaten. Ama erkek kardeş noktasında ölçüyü kaçırmamakta fayda var. Bir kısmı ölçüyü kaçırıyor çok samimi. Kaç göç yapmıyor, tesettüre riayet etmiyor, tesettür noktasında böyle bir dikkatli davranmıyor. Bir kısmı da dışarıdaki sokağa çıkıyor, sokakta bir sürü erkekleri görüyor.
Dükkana gidiyor, dükkanda bir sürü erkeklerle alışveriş ediyor. Otobüse biniyor, otobüste erkeklerle bu noktada aynı noktada hayatını yaşıyor. Adamın oğlan kardeşi eve gelecek, kaç göç yapacağım diye uğraşıyor. Burada tenakuz olmuş oluyor. Sıkıntı var. Eve kim gelirse gelsin, kocası evde ise bir kadının makul dairede tesettürüne riayet ederekten onlara hoş geldin demesi, bu noktada hal hatır sorması, ne bileyim adabınla erkanıyla muhabbet etmesinde bir bir sakınca görmemiş imamlar.
Sonradan oluşan bir din var. Bu sonradan oluşan din de, tedbir ve temkin noktasında insanlar akrabalık bağlarını koparıyorlar. Bu çok hoş bir şey değil. Ben kendimi çok gereksiz bir insan olarak görüyorum. Nefsim sürekli bana çok kötü, günahkar bir insan olduğumu fısıldıyor. Yapmam gereken görevleri yapmama engel oluyor. Üzülüyorum. Ne yapmalıyım? Nefis vesvese verir insana. Onun işi budur. Bu tip noktalarda eüzü besmele çekip, Eüzü billahi mineşşeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim deyip, hayata kaldığınız yerden devam edeceksiniz. Farz ibadetler için kendinizi disiplin edeceksiniz, sıkıştıracaksınız. Nafile ile alakalı bir söz verdiyseniz, bu vacip hükmünde.
Bununla da alakalı kendinizi disiplin edeceksiniz. Yemek yerken gevşiyor musunuz hiç? Kendinize kıyafet alacağınız zaman gevşiyor musunuz? Dolaşmadığınız mağaza kalmıyor. O zaman ibadetlerle alakalı da kendimizi disiplin etmemiz gerekir. Bununla alakalı çevremizdeki insanların etkisi söz konusu olabilir. O yüzden muhakkak kardeşler, arkadaşlar, Ümmet-i Muhammed etrafını bu noktada zayıf kalan, zayıflık yapan insanlar, etraflarında sağlam, dirençli, dirayetli, mümin kardeşler edinmeli.
Onlarla beraber inşallah bu gevşekliği, bu Allah muhafaza eylesin ölçüsüzlüğü gidermeliler inşallah. Benim eşim hiçbir işte çalışmıyor. Her geldiği işe bir şey bulup çıkıyor. Her fabrikaya bir kusur buluyor. Bizleri evde çok mağdur oluyoruz. O yüzden çok tartışmalar yaşıyoruz. Çocuklar bile bizim tartışmamızdan huzursuz oluyor. Ben bu konuda ne yapmalıyım şimdiden hakkınızı helal edin. Adamın tembeli gerçekten çekilmez bir şeydir. Gerçekten çekilmez. Kadının bu noktada boşanma hakkı doğar. Otomatikman.
Bir erkek evine bakmakla mükelleftir. Bakamayacaksa evlenmeyecek. Evlenirken de eşine diyecek ben eve bakamam, bakamam. Evime bakamam diyen bir erkekle kim evlenirse varsın evlensin. O zaman şikayet edecek bir şey yok. Ama anne babalar kendi çocuklarını evlendirirken başkalarının çocuklarını katlediyorlar.
Oğlunu evlendirecek illa ki. Çalışmıyor, gayretli değil, istikrarlı değil. Çalıştığını gereksiz yere har vurup harman savuruyor. Adamın bir lira maaşı var gitmiş 300 liralık ayakkabı almış. Adamın bir lira maaşı var gitmiş 200 liralık gömlek almış. Bunun gibi. Bunlar çekilecek insanlar değildir. Bu noktada ben sabredin, evliliğinizi devam ettirin diyenlerden değilim. Bu ileriki dönemlerde daha da artıyor. Kadın mecbur kalıyor, çalışmaya başlıyor. Adam hiç çalışmıyor artık. Kadın canhıraç, çocuklarla beraber, evle beraber bir de adam bakıyor.
Bu dini değil. Bu İslami değil. Bir İslam erkeği profili değil bu. İslam erkeği dendiğinde eşine, çoluğuna, çocuğunu belirli bir noktada bakabilecek kadar işine gücüne bakan, işine sahip çıkan, onları dini bilgilerle besleyebilecek kadar dini bilen, bu noktada onları zerzebil etmeyecek kadar dünya işlerini bilen insandır.
Ama anne babalar, evlatları ne yazık ki sultan olmuş. Çocuklarının o tembelliğini, o aymazlığını, çocuklarının bu noktada o gevşekliğini görmezden geliyorlar. Onlar var, ben tanıyorum o tip insanları. Ne iş var ona göre, ne ona göre bir uygun fabrika var, ne ona göre bir şey var. Hiçbir şey yok ona göre. Hiçbir şey yok. Kadına otomatikman boşanma hakkı doğuyor. Ha bir kimse biliyordur öyle olduğunu. Adam der ki ben bak iş tutmam, çalışmam. Çalıştığım yere kadar çalışırım, çalışmadığım yerde çalışmam. Böyle söylediyse nikahlanırken, söyleyecek bir söz yok. Bakın söyleyecek söz yok o zaman.
O zaman kadın çalışacak, hem adama bakacak, hem kendine bakacak, hem çocuklarına bakacak. Kendim ettim, kendim buldum. Öbür türlü ben bazen çok keskin konuşurum, hakkınızı helal edin. Adam evin kirasını ödemiyor, kadın koşturuyor etraftan borç alacağım da evin kirasını ödeyeceğim diye. Veyahut da elektriği kesilmiş, suyu kesilmiş veya bir şey olmuş. Kadın canhıraş etraftan borç bulacak, annesinden, babasından, etrafından bir şey bulup ondan sonra onu halletmeye çalışıyor. Bunu bir sefer gören adam ikincisinde de aynı şeyi istiyor. Kendince şöyle düşünüyor, o halleder. O halleder diyor. Bunu böyle sakın zenginlikle, fakirlikte bağdaştırmayın. Biz de yaşadık o hayatı.
Biz de yaşadık. Neler yaşadık hem? Çalışacak insan. Gayret edecek, koşturacak, mücadele edecek. Yoksa birilerinin üzerinden geçinmeye çalışmak asalaklıktan başka bir şey değil. Allah bize affetsin. Geçen bir yerde duydum, bir hadis şeridi şöyle nakledilmiş. İnsanın eşi eve geldi mi, kadının sağ melaikesiyle, sol melaikesi kadının yanından ayrılırmış. Eşe evden çıkana kadar da yanına gelmezmiş. Bu ne kadar doğru? Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız? Kadınlar eve adam katmayacaklar bu sefer, melaikeler gidiyor diye.
Ben okumadım böyle bir hadis şerif. Ben biliyorsunuz bu tıp şeylerde ölçüm odur, böyle bir şey yok demem. Ama okumadım ilk defa şimdi burada duyuyorum. Ergenlik çağına yaklaşan çocuklarımıza İslamiyet'i en güzel nasıl öğretebiliriz? En güzel siz evde yaşayarak öğretebilirsiniz. Evinizde İslam'ı yaşamıyorsanız çocuklarınıza doğruları aktaramazsınız. Evde çocukların yanında veya yalnız kalındığında dini bir motifleri görmüyorsa çocuklar, dini algıyı ve anlayışı görmüyorlarsa, o çocukları sizin evde dindar yetiştirmeniz mümkün değil. Bir erkek düşünün eşini kırmış, dökmüş, fatmış gitmiş evden. Kadın arkadan ağlıyor, ölüsü gelsin arkasından diyor.
Hangi dinden İslam'dan bahsedeceğiz biz orada evde? Veyahut da adam işte kadın eşlerden birisi hiç önemli değil. Kur'an ve sünnet dışında evde davranışlar da bulunuyor. Biz onlara nasıl bir din aktarabiliriz? Nasıl bir din anlatabiliriz? Anneler, babalar işte sohbetlere gidiyorlar, zikirlere gidiyorlar. Çocuklar onlarla gelmiyorlar. Oturup düşünüyor musunuz? Neden çocuklar sizlerle beraber gelmiyorlar? Veyah sizin getirmeme sebebiniz ne? Hadi perşembe gün okul var çocuklar için, gelmeyecekler. İyi. Yaz tatilinde neden gelmiyor? Cumartesileri neden gelmiyor?
Niçin dini bir aktivitenin içinde değiller? Evde hiç hadis okuyor musunuz? Evde hiç dini hikaye anlatıyor musunuz? Kadınlar, erkekler, herkes. Bir Musa Aleyhisselam'ın hayatından bir kızsa, Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin hayatından bir kızsa anlatıyor musunuz? Namazı onlara sevdiriyor musunuz? Küçük onlara böyle hediyeler, küçük böyle onlara rüşvetler vererekten, kılarsan şunu yaparım sana gibisinden. Onları namazı, dini öğretiyor musunuz? Allah onlara eylesin inşallah. O yüzden çocuklarımızı eğitelim. Çocuklarınızı dizinizin dibinden ayırmayın. Çocuklarınızı herhangi bir okulda dindar yetiştirmezler.
Çocuk evde dindar olur. İnsanlar götürüyorlar özel okullara. Özel okullarda orada bir ayet, bir hadis ezberletiyorlar. Vay çocuk dini öğrendi, alkışlıyorlar onu. Özel okullar sizin paranızı tırtıklıyor. O özel okullar, özel kurslar, para tuzağı hepsi de. Sen o çocuğu evde eğitmeye çalış. Sen o çocuğu evde öğretmeye çalış. Ama önce sen yaşa. Sen yaşamıyorsan ona bir şey anlatamazsın. Yapmadıklarınızı tavsiye edicilerden olmayınız. Ayet-i Kerime. Yapmadığımızı tavsiye edicilerden olmayacağız. Yeni namaza başladım. Bir ay oldu.
Namaz kılarken aklıma başka şeyler geliyor. Dikkatim dağılıyor gibi oluyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu iyi bir şey. Niçin iyi bir şey? Hırsız mal olan dükkana girer. Hırsız kıymetli eşyalar olan eve girmek için uğraşır. Hırsız garip kurabaya hiçbir şey olmayan eve ne girsin ki? Demiş şeytan burada hırsız. Sende iman var, ihlas var, samimiyet var ki. O sana vesvese vermeye çalışıyor. Seni o noktadan geri döndürmeye çalışıyor. Bunu kötü bilme. Niçin? Bunu hep kötü gösterirler insanlara. Ben de kötü göstermem.
Sufilerin algısı farklıdır ya biraz. Şeytan namaz sevgisi olmayan insana ne vesvese versin ki? Namazı seviyorsa ona vesvese verir. Dini Allah'ı, Resulullah'ı seviyorsa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine vesvese verir. Şeytan buraya gelirken vesvese verir size. Soğuk gitmeyin kalabalık oluyor. İçerisi dalmıyor. Dışarısı buz gibi hasta olursun. Ya gidecek adam şimdi kim bilir ne diyecek. Bak geçenlerde böyle böyle dediydi ya. Ya onun da ne olduğu belli değil zaten. Gitme boşver. Şeytan vesvese verir. Bakın şunu unutmayın. Bir iyilik yaparken, iyi bir şey yaparken şeytan size vesvese veriyorsa bilin ki doğru yoldasınız. Müşrikler, kafirler.
Bakın müşrikler, kafirler. Müşrikler, kafirler. Ebu Cehiller. Önünüze çıkıyorsa doğru yoldasınız. Bakın doğru yoldasınız. Bakın doğru yoldasınız. İstikametiniz tam. Cennet mekanı Abdülhamid Han bir şey yapacağı zaman dış sefirleri çağırırmış. Mesela İngiliz sefirini çağırırmış. Derviş ki ya filanca yerden filanca yere demir yolu döşetmek istiyorum. Ne görüşünüz ne, onlar sakın yapmayın. Bunların zararları şunlardır, kar etmezsiniz, şunu yapmazsınız diye rapor koyarlarmış önlerine. Abdülhamid Han onların önerdiğinin tersini yaparmış. Neden? Ya kafir senin iyiliğini ister mi? Şimdi Orta Doğu'da Türkiye'nin güçlenmesini ister mi?
Orta Doğu'da cirit atan güçler istemezler. O zaman doğru yolda demek ki Türkiye. Örneğin. İsrail memnun mu Türkiye'den? Değil. Amerika memnun mu? Değil. İngiltere memnun mu? Değil. Almanya memnun mu? Değil. Rusya memnun mu? Değil. İran memnun mu? Değil. Çin memnun mu? Değil. Esed memnun mu? Değil. Mısır'daki darbeciler memnun mu? Değil. Ben yazarları okuyorum. Herkes diyor ki Türkiye yalnız kaldı. Ya gavur gavurluğundan vazgeçer mi?
Düşman düşmanlığından vazgeçer mi? Ayet-i Kerime. O Yahudiler asla sana dost olmazlar. Ondan çok onlardan çok düşmanlık görürsün. E iman edenler siz Hristiyanları ve Yahudileri dost tutmayınız. Dost tutarsan onlar senden memnun olacak. Eskisi gibi. Eskisi gibi. Para lazım vereceksin. Pul lazım vereceksin. Hani ilk uçak fabrikası Osmanlı'dan hemen sonra Osmanlı'da vardır. İlk yatırımdır. İstanbul'da bir işletme vardır. Tek kişilik uçak yapar, bitirir, uçurur. Avrupa'dan siparişler alır. İsmet'in önünü kapatır.
Yerini de kamulaştırır. İhale filan etmez. Bir kanun çıkarır. Devlet olarak el koyar. Kaç yıl geçti üzerinden uçağını yapamıyorsun? 70 yıl, 80 yıl. E şimdi uçak yapıyor devlet. Rahat bırakır mı seni? Bırakmaz. 28 Şubat'ta İsrail'e tankları revize edecek diye bilmem kaç milyar dolar verdiler. 28 Şubat'ta. Tanklar revize olmadı. Para orada kaldı. Gasp etti adam. Hesabını soran var mı? Yok.
Sen şimdi tank yapıyorum diyorsun. E yedirdiler mi sana? Hemen lübbedek yutacaksın, tank yapacaksın. Var mı öyle bir şey? Kaç operasyondan geçeceksin sen? Neler? Hani insansız hava araç almışlardı İsrail'den teslim etti mi? Etmedi. Ettikleri teker teker düşüyor mu? Evet. Sen insansız hava araç yapıyorsun. Güneydoğu'da kendi insansız hava araçların uçmaya başlayınca terörün beli kırılıyor. Önceden hava araçları uçuyor. Bilginin nereye gitti? Beli değil. E sana operasyon yaparlar. Haa. Demek ki şeytan nasıl sizin kalbinizde iman, ihlas, samimiyet varsa, size karşı hücum ediyorsa, hücum ediyorsa, bir topluluk iman, ihlas, samimiyet sahibi olursa, Ebu Cehiller, kafirler o topluluğu rahat bırakmazlar.
Müminler bir vücut gibidir. Nasıl sana namaz kılıyorsun diye? Bütün herkes böyle namaz kılmaya başlamış. Millet sen de mi namaza başladın? Sen de mi namaza başladın? Onun namazını küçümseyen müşrik. Örtünmüşsün hiç güzel olmamışsın. Çıkar şu örtüyü. Müşrik aynı şekilde sen dindarlaştıkça bil ki şeytanın askerleri olan kafirler, Ebu Cehil'in, bu yüzyılın temsilcileri seni rahat bırakmaz. O zaman sen onlara karşı önlem al. Şahıs olarak ne yapacaksın?
Euzubillahimeneşşeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim veya başka bir hadis-i şerifte Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu Bunu söylemek birey noktasında o insanı şeytan ve şeytanlaşmışlardan muhafaza eder. Ama bunu kafire de söyleyeceksin. Elin İsraillisine de söyleyeceksin. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu Ona söylemek ne demek? Onunla dost olmak demek değil. Onu otorite kabul etmek demek değil. Kelime-i şehadet getiren bir kimse için otorite Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin.
Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Kur'an bu. Bu Ahmet'in Mehmet'in lafı değil. Benim şeyhim böyle dediydi değil bu. Benim hocam böyle dediydi demek değil bu. Filanca alim böyle dediydi değil bu. Ya bu Hazret-i Kur'an. Bu Hazret-i Allah'ın sözü. Kime itaat edilirmiş? Allah'a. Ayet-i kerime. Ondan sonra Resulüne. Ondan sonra kime? Sizden olan emir sahiplerine. Bizden olan emir sahibi kim? Kur'an ve sünneti kendisine iman, İslam, ihsan kabul eden. Kur'an ve sünneti kendisine ölçü kabul eden. Kur'an ve sünnet yolunda koşturan. Öyle idare eden.
Öyle hukuklaştıran. Demokrasi kaideleriyle değil. Kur'an ve sünnet kaideleriyle yürüyen. Kapitalist kaidelerle değil. Kur'an ve sünnet kaideleriyle yürüyen. Amerikancı, İsrailci, Rusçu, Ocu, Bucu olanlar değil. Ya? Kur'an ve sünnet dairesinde olanlar. O zaman şeytan ibadet ederken, biz iyi düşünürken, makul düşünürken bize vesvese verir.
Bizi hezeyanlara atmaya çalışır. Bunu durdurmanın yolu Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Ya Rabbi, ben Müslümanlardanım. Ben o Muhammedi ümmettenim. Ben müminlerdenim. Beni muhafaza eyle. Şeytanın vesvesesine dalanlardan eyleme. Amin. Ya Rabbi, ümmeti Muhammedi de muhafaza eyle. Şeytanın ve şeytanın esir aldığı insanların peşinden gitmekten muhafaza eyle. Müminleri dost eden, müminlerle kardeş olan, müminlere karşı şefkat ve merhametli olan kimselerle beni dost eyle. Memleketimi de bu noktada koru, muhafaza eyle. Her türlü kafir, gavur, şeytani hile ve desiselerden cümlemizi muhafaza eyle.
Bu bizim yolumuz. İslam bu. Bu benim yolum değil. Bu Hazreti Allah'ın yolu. Ne diyor? Allah'a itaat edin. Ne diyor? Resulüne itaat edin. Ne diyor? Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Sizden olan. Ben de sizi Kur'an ve sünnetin dışında bir söz burada söylersem, bana itaat etmeyin. Ya şeyhimiz söyledi. Hayır. Hata yapabiliriz. Kusur işleyebiliriz. Eksik konuşabiliriz. Unutabiliriz. Göremeyebiliriz. Aldanabiliriz. O yüzden Kur'an ve sünnettir asıl olan. Ne dedi Hazreti Ömer Efendimiz? Hutbeye çıktı. Saparsam ne yaparsınız?
Hemen bedevli kılıcını çıkardı. Bununla düzeltmesini biliriz. Ya Rabbi elhamdülillah sana hamd ediyorum ki Ömer şaşırırsa düzeltecek kardeşlerimiz var. Düzeltecek kardeşlerimiz var. Birbirlerinizi ne yapacaksınız? Kur'an ve sünnet dairesinde nasihat edeceksiniz. Aman ayrılık yok, kardeşlik var. Döğüşmek yok, barışmak var. Bu memleketin insanları birbirleriyle kardeş olacaklar. Hepimiz Müslümanız. Sabahleyin çıktığımızda karşı dairemizde görüyoruz. Hangi cemaattan, hangi tarikattan olursa olsun ona selam verin. Onunla dostluk kurun. Onunla kardeşlik kurun. Sakın ha! Birileri hata yapabilir, eksiklik yapabilir.
Onlar hatalarının ve eksikliklerinin cezasını çeksinler. Kimsenin suçunu üstlenecek değiliz. Ama biz kardeşiz. Kardeşliğimizi ne yapacağız? İnşallah tesis edeceğiz. İlik naklini uygun buluyor musunuz? Evet. Organ nakli ayrı, ilik nakli ayrı.
Günümüzde bir kişiye hakkını helal et derken bu daha çok maddi anlamda algılanıyor. Kul hakkında maneviyat geri planda tutuluyor. Bana bile hakkını helal et dendiğinde acaba ben bu kişiden ne alıp da geri vermedim diye düşünüyorum. Maneviyatın azaldığı şu zamanlarda bizlerle bu çok önemli konu hakkında düşüncelerinizi bizlerle paylaşır mısınız? Tabi insanlar hak denilince sadece bu noktada maddi şeyler planda duruluyor. İşin manevi tarafı görülmüyor. Yani birisinin hakkında gıybet etmek, dedikodu etmek, iftira etmek, bilmeden suizanda bulunmak gibi. Bunlar toplumun içerisinde birer sosyal facia. Sosyal facia. Bilmediğinin üzerine hükmetmek, duyduğun bir şeyi bir başkasına aslını aslarını öğrenmeden nakletmek gibi.
Bunlar sufi geleneğin içerisinde yasak olan şeyler. Bunu durdurmanın yolu dili muhafaza etmek. E zaman birisinin hakkında kötü şeyler düşündüysen, söylediysen, hakkında gıybet iftira ettiysen, hakkında onunla alakalı suizan beslediysen, gidip helallık alman lazım. Gıybet etmek, zina etmekten daha ağır. Günah olarak. İftira etmeyi siz düşünün artık. O yüzden Müslümanlar, kardeşlik hukukunu gözetip dillerini muhafaza edecekler. Ama bir şeyh efendi bir söz söylemiş. O sözden geri dönmediyse, o söz Kur'an ve sünneti aykırı ise, bununla alakalı başka bir şeyh efendi bir risale yazıp veya sözlü olarak ona nasihat edebilir. Veya da o meselenin doğrusunu anlatabilir.
Bu gıybet değildir. Veya birisi bir risale yazmıştır. Yazılan o risaleye şerh düşebilir bir kimse. Bunlar ilmi mülahazalardır. Bunlar gıybet olmaz. Ama meselenin içini dışını bilmeyen insanların kalkıp da dışarıda böyle işte laflar söylemeleri hoş değil. Mesela işte bir imam hatip yeni bir öğrenci bana diyor ki, ondan sonra hocasına sormuş, cemle alakalı, namazın cemiyle alakalı, tarikatların uydurduğu bir şey demiş.
O çocuk da bana söyledi, dedi böyle böyle. Dedim yok hayır. Ben anlattım hadisleri. Dedim git öğretmenine tekrar bunları söyle. Bakın bu gıybet değil. Doğrusunu öğrenmek istiyor. O kimse. Bunun gibi. Alzheimer hastası anneannem var. Bazen kızını, torunlarını tanımıyor. Nasıl davranmazı tavsiye edersiniz. Bu hastalık için bize dua eder misiniz? Allah'ım hayırlı şifa versin inşallah. Yani kolay değil tabaizlerle olunca unutkanlık başlıyor. Ne bileyim işte el kollu hareketleri değişmeye başlıyor. Cenab-ı Hakk inşallah muhafaza eylesin. Gülüyorum. Aklıma başka bir şey geldi. O yüzden güldüm.
Hakkınızı helal edin. Soruya gülmedim. Yani benle de uğraşıyor sonuçta. Benim de aklıma bir şey getiriyor. O yüzden benim aklıma getirince de ben de içimden tebessüm ettim. Allah bizi seviyorsa biz onu nasıl anlayabiliriz? Allah'a yakın olmak için neler yapabiliriz? İhsanımızı nasıl arttırabiliriz? İhsanımızı nasıl arttırabiliriz? Siz der Allah'ın sizi ne kadar sevdiğini görmek istiyorsanız sizin Allah'ı ne kadar sevdiğinize bakın der. Hadis-i Kutsi'de. O zaman siz Allah'ı ne kadar seviyorsanız tabiri caizse Allah ondan fazla sizi seviyordur. Allah denklik esası yapmaz. Bana bir adım gelene ben on adım gelirim. Bana on adım gelene ben yüz adım gelirim.
Bana yüz adım gelene ben koşarım der. Cenab-ı Hak'ta denklik esası yoktur. Allah lütfeder, ikram eder, ihsan eder. Bire en az yedi verir. O yüzden Cenab-ı Hak bire on veriyor. Bakın kim Allah'a bir adım yaklaşırsa Allah ona on adım gelir. Denklik esası yok. O yüzden siz gönlünüzde bir sevgi varsa Allah'ın size on sevgisi vardır. En az. O zaman siz Allah'ı sevmek noktasında ümitsizlik yapmayın. O şeytanın vesvesesi. Allah'ı sevmenin yolu ne? Kul farzları yerine getirmekle Allah'a en sevgili işi yapar. Demek ki önce farzları yerine getirmek. Sevmenin tecelliyatı. Oturduğun yerde ben Allah'ı seviyorum demek yok. Farzları yerine getirecek o kimse.
Bu hem ibadetler hem de haramlar noktasında. Yani farz ibadetlerini yerine getireceksin. Namazlı, oruçlu gibi. Aynı zamanda haramdan uzak duracaksın. Haramdan uzak durmak da ibadettir. Bir kimse içki içmiyor, ibadet ediyor. Bir kimse kumar oynamıyor, ibadet ediyor. Bir kimse faizle iştigal etmiyor, ibadet ediyor. Bir kimse gıybet etmiyor, ibadet ediyor. Bir kimse iftira etmiyor, ibadet ediyor. Bir kimse suizanda bulunmuyor, ibadet ediyor. Bakın, haramlardan uzak durmak ibadettir. İbadet. O zaman haramlardan uzak duracağız. Farz ibadetler. Nafilelerle Allah'a yaklaşır. Nafilelerle Allah'a yaklaşmak sadece ibadet noktası değil.
Muhakkak namazda, oruçta, cömertlikte, bazı şeylerde genel olarak nafilelerle Allah'a yaklaşacağız. Ama burada çok önemli olan şey, güzel ahlak. Biz güzel ahlakla ahlaklanacağız. Üçüncüsü ne? İhsan noktası. Allah'ı sevmek. Okul diyor, nafilelerle Allah'a yaklaşır ve Allah'ı sever. Üç adım, ilmel yakin, almel yakin, aynel yakin, hakkel yakin noktası.
O zaman kula düşen bu üç adımı atmak. Allah'ı seviyorum diyenler, bu üç adımı atmakla mükellefler. Devam ediyor, dördüncü adım Allah'tan. Allah da onu sever. Bu ne? Bu hakikat noktası. Pardon, marifet noktası. Şeriat, tarikat, hakikat, marifet. Allah'ın onu sevmesi, marifetullah. O kimse, marifetullaha erdi. Ama bunun yolu, baştan, şeriattan başlıyor. Farz ibadetleri yerine getirme ve haramlardan uzak durma. İkincisi ne? Nafilelerle iştikal edip, güzel ahlakla ahlaklanma. Tarikat.
Allah'ı sevmek. Ne? Hakikat. Allah'ın seni sevmesi, marifetullah. Yol bu. Bizim yolumuz budur. Biz, mevleviliğe de bakarken ve yaşarken, bu noktada bakar yaşarız. Bizim için şer'i ahkama uymak önemlidir.
Farzları yerine getirmek, haramlardan uzak durmak, yolumuzun olmazsa olmazıdır. Olmazsa olmazıdır. Şeriatsız bir tarikatı zındıklık olarak görürüz. Şeriatsız bir yolu sapıklık olarak görürüz. Şeriat bu manada, Kur'an ve sünnetle sabitlenmiş olan, sabitlenmiş olan Allah'ın emir ve nehilerine uymaktır. Muhammed-i Mustafa'nın sünnet-i seniyyesine sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin uymaktır.
İmamların iştahatlarına uymaktır. Tarikat büyüklerinin yoluna uymaktır. Bizim yolumuz bunun dışında bir şey değildir. O yüzden muhakkak o kimse şer'i ahkama itaat edecek, riayet edecek. İbadetlerini yapmakla beraber günah-i keballilerden uzak duracak. Günah-i keballilerden uzak duracak. Öyle göğsünü gere gere haram işlemek, Allah'ın gözünün içine baka baka haram işlemek, sufilik adabı ve erkanı değildir. Gözünün içine baka baka Allah'ın, Allah düşmanlarını dost tanımak şeriat-ı ahkamın içinde değildir. Gözünün içine baka baka Yahudisini, ABD'sini, bilmem nesini dost tutmak şeriat-ı ahkam değildir.
Emperyalistlerle kol kola dolaşmak şeriat-ı ahkamı değildir. Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müşriklerle mücadele etmiş. Mekke müşrikleriyle savaşmış. Çevredeki Yahudilerle savaşmış. Onlar ona saldırmışlar, saldırınca o da onlarla ne yapmış? Savaşmış, mücadele etmiş. Onlara teslim olmamış. Teslim olmak yok. Kur'an ve sünnet yolunda dimdik yürümek var. Emperyalizme, kapitalizme, komünizme, dinsizme, faşizme, bilmem hangi izimlere teslim olmak yok. Bizim için ölçü Kur'an ve sünnettir.
Bizim için din Kur'an ve sünnettir. Bizim için yol Kur'an ve sünnete uygun. İmamların iştihadına uygun bir yoldur. Bize bir mesele getirdiklerinde biz onu imamların iştihadından bulmamız gerekir. Bulamazsak kıyas ederiz o zaman. Bu böyleyse bunun da böyle olması lazım deriz. Ama bulamazsak deriz. Yol budur. O yüzden Allah'ı seviyorum, Allah yolunda gidiyorum diyen insanların taptıkları Allah'tır. Bu noktada rehberleri Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Allah'ı sevmek şeriata uymaktır. Şeriatsız bir Allah sevgisi şeytan vesvesesidir.
Öyle Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem azletlerinin peygamberliğini kabul etmeyenler, onun peygamberliğini bütün dünya duyduğu halde ona iman etmeyenlere de cennete sokmak değildir bizim yolumuz. Biz inanırız ki bütün insanlar Muhammed-i Mustafa'ya iman etmek zorundadırlar onun peygamberliğine. Onun peygamberliğine iman etmeyenlere etmeyenler mümin gözüyle bakmayız.
Hz. Mevlana'nın tabiriyle koruktur onlar. Üzüm değildir. Koruktur. Allah bizi affetsin. Dünya aleminde karşılıksız yani karşılık beklemeden ne vardır, ne yapılır açıklar mısınız? Dünyanın en büyük problemi insanların menfaatlerine düşmesidir. Menfaat, insanoğlunu batıran en önemli olgudur. İnsanlar menfaatperest oldukları müddetçe dinlerine, diyanetlerine, davalarına, yollarına hep zarar verirler. Bizim yolumuzda, bizim dergâhımızda, tekkemizde o yüzden para toplamak yoktur. O yüzden para dilenmek yoktur. Menfaat oluşmasın diye o yüzden buradaki hizmetin karşılığı menfaatsizdir.
Buradaki çay, sohbet, sema, ısınma, sohbet etme ücretsizdir. Biz bize Allah razı olsun denmesini dahi istemeyiz. Bizi alkışlamasını istemeyiz kimsenin. Bizi Allah razı olsun ya ne iyisiniz ne güzel yaptınız demesin bize kimse. İstemeyiz çünkü Habibi Neccar'ın dilinden Hz. Allah bize nakleder ki Ey iman edenler, siz ücret isteyenlerin peşinden gitmeyiniz.
Din fise bilillah yaşamaktır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri din anlattı diye kimden ne ücret istedi ve aldı ki? İmam-ı Buhari hadisleri toplarken veya İmam-ı Buhari'den önceki sahabeler hadisleri ceylan derilerine, derilere yazarken ne ücret istediler ki insanlardan? Ücret isteyenler dinlerini pahaya satan, çok affedersiniz eşeklerin tekidir.
Çünkü din bilgisi parayla satılırsa o eşek yüklü kitaptır. Kitap yüklü eşektir o. O bilgi yüklü eşektir. Din bilgisi parayla satılmaz. Kur'an parayla satılmaz. Hadis-i şerifler parayla satılmaz. Allah ve Resulünün anlatıldığı sohbetler parayla satılmaz. Zikir meclisi parayla satılmaz. Sema meclisi parayla satılmaz. Bunlar menfaat, perest, yola zarar veren, dine zarar veren, ne yazık ki Allah bize affetsin böyle söylemekten, dünya perest, menfaat perest, Kur'an ve sünneti meta haline getirden zavallılardır. Bunlar çürük elmadır.
Bunlar çürük ağaçtır. Bunlar dikendir. Akıllı insan dikeni sulamaz. Akıllı insan meyve veren ağacı sular. Akıllı insan doğruyu yanlışı ayırt eden insandır. Bir insan dikeni suluyorsa ahmağın tekidir o. Ya müşriktir, ya haindir, ya kafirdir, ya ahmaktır. Diken sulanmaz çünkü. Bugün nereye giderseniz gidin, kimse dikenlere su vermez. Ahmaklar ancak meyve ağaçlarını keserler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri meyve ağaçlarının kesilmesini yasaklamıştır. Ahmaklar gider meyve bahçelerini ve meyve ağaçlarını keserler. Bir, ya o ahmaktır Müslümanlardan ise, o ahmaktır. O ahmaya din tebliğ edilir.
Yapma kardeşim, bu bak ahmaklık. Müslümanların tarlasına girdin, Müslümanların bahçesine girdin. Müslümanların bahçesinde sen meyve veren ağacı kesiyorsun. Müslümanların bahçesinde meyve bahçesini talan ediyorsun. Ona tebliğ edilir, onu ikaz edilir, ona tembih edilir. Hala da dinlemiyorsa onu müşrikten sayar din. O çünkü ahmaksa ahmaklığından vazgeç kardeş. Bak burada meyve bahçesi var. Meyve bahçesi var. Sen meyve bahçesini yok etme. Katletme. Sen meyve ağaçlarını sula. Sen meyve ağaçlarının bakımını yapmaya çalış. Meyve ağaçlarına hizmet et. Ha bahçıvan bazen gelir, meyve ağaçlarını budar. Budamak ayrıdır.
Yeniden güzel meyve versin. İlaçlar. Meyvelerin içerisine kurt girmesin. Toprağa da ilaçlar. Toprağın altında da görünmeyen kurtçuklar dolaşmasın. Meyve ağacının diplerini kesip atmasın. Akıllının işi budur. Akıllı meyve bahçesindedir gözü. Aman der dışarıdan bunları. Ahmağın birisi gelip kırıp dökmesin der. O yüzden meyve bahçelerine bakmak, meyve bahçelerine yardım etmek akıllının işidir. Dikenliği sulayan, dikenliğe yem atan, dikenliğe ilaç atan, dikenliğe neş-i neva ettiren kafirlerdir. Onlar meyve ağaçlarını talan ederler. Hani ayeti kerimede diyor ya, onlar yeryüzünde biz düzen kurucular deriz.
Ama onlar düzenleri yok ederler. Onlar düzenleri karıştırırlar. Fitne çıkarırlar. Ortalığı karıştırırlar. Fitnecidir onlar. Onlar meyve bahçelerini ne yaparlar? Katletmeye çalışırlar. Onlar kafirdir çünkü. Onlar müşriktir. Onlar Ebu Cehil'dir. Onlar bazen böyle başınızda külahlı gelebilir. Cübbeli gelebilir. Bazen sizin yanınıza çok mükemmel bir din alimi gelebilir. Adına profesör olabilir, hoca olabilir, şeyh olabilir. Onların makamları, mevkileri, lakapları sizdenmiş gibi görünebilir. Aldanmayın. Yaptığı işe bakın. Eğer yaptığı işte meyve bahçeleri talan oluyorsa o müşriklere hizmet ediyor. Hain.
O hain. O meyve bahçelerini katlediyor. Ne yaptılar 28 Şubat'ta? Kur'an kurslarını kapattılar. Ne yaptılar? İmam hatipleri kapattılar. Ne yaptılar? Allah'ı zikreden, Allah yolunda koşturan, Kur'an ve sünnet dairesinde kalan vakıfları kapattılar. Malarına el koydular. Hazret mezat sattılar. Müslümanların, Allah ve Resul diyenlerin evlerini bastılar. İnsanları alıp götürdüler. İnsanların iş yerlerini bastılar. İş yerlerinde çalışanlarının önünde taciz ettiler. Tahkir ettiler. Arabaları doldurup Ankara'ya götürdüler.
Karanlık dehlizlere götürdüler. Arabaların içlerinde sorguladılar. Bunlar meyve bahçelerini talan etmeye çalıştılar. Ve bir kısımda başarılı oldular. Şimdi de onlar ellerini kollarını sallaya sallaya aramızda dolaşıyorlar. Yani dikenleri besledi birileri, dikenleri korudu birileri, dikenleri bizim içimize saldılar gene. Dikkat edin, dikkat edin, dikkat edin. Kuzuları bağlayıp kurtları serbest ediyorlar. Dikkat edin, akıllı olun. Kardeşlik hukukunuzu bozmayın. Ayrışmayın.
Bu memlekette daha önce Kürt-Türk çatışması çıkarmak istediler. Alevi-Sünnis çatışması çıkarmak istediler. 28 Şubat'ta layık-antilayık çatışması çıkarmak istediler. Şimdi de cemaat ve cemaatin dışındaki insanlarla çatıştırmak istiyorlar. Sakın çatışmayın. Sakın. Bu fakir 28 Şubat'ı tam cenderenin içerisinde yaşamış bir insan. Sakın çatışmayın. Kullanılır insanlar. Bizim kardeşlerimizi kullandılar. Bırakın gerisini. Benim yol kardeşlerim bana düşman oldu. Benim yol kardeşlerim benim aleyhime döndü.
Benim yol kardeşlerim beni bulsalardı bir kaşık suda boğacaklardı. Öyle organizasyonlar yaparlar. Aldanırsınız. Öyle fotoğraflar yayınlarlar. Öyle videolar yayınlarlar. Aldanırsınız. Çocuklarınızı gözünüzün önüne getirirler. Eşinizi gözünüzün önüne getirirler. Film şeridi gibi izlettirirler size. Ve siz açmaza düşersiniz. Satarsınız. Dikkat edin. Yolunuzu satarsınız. Şeyhinizi satarsınız. Zakirinizi satarsınız. Cemaati satarsınız. Dikkat edin. Memleketi satar insanlar. 28 Şubat'ta bir gecede 80 milyar doları gitti bu ülkenin. Bunun hesabını soran yok.
80 milyar dolar bilinen, bankaların içini boşaltanlar elini kolunu sallıyor bu memlekette geziyorlar. Çuvallarla paraları bankalardan devşirenler, açanlar, götürenler ellerini kollarını sallaya sallaya bu memlekette yaşamaya devam ediyorlar. Uyanık olun, aldanmayın, Kur'an ve sünnete tabi olun.
Birisi cd'sini satıyorsa bil ki o din düşmanı. Birisi dini kitaplar yazıp satıyorsa bil ki o din düşmanı. Birisi tefsir satıyorsa yazdığı tefsiri parayla din düşmanı. Dinden nemalanlar, dindarlığıyla bir makama gelmeye çalışanlar, dindarlığıyla bir mevkiyi işgal etmeye çalışanlar, cemaatını, tarikatını, şeyhini kullanaraktan bir mekanizmanın başına geçmeye çalışanlar, dine ihanet eden hainler.
Onları görün, görün onları. Benim korkum, çekintim yok Allah'tan başka. Ben hesabımı, kitabımı Allah'a vereceğim. Ben inandığımı fütursuzca söylerim. Alışkınım ben Cumhuriyet Savcısına gidip ifade vermeye. Alışkınım ben oralarda aç açık sürünmeye. Hiç önemli değil. Bu vatan için yaşıyoruz biz. Bu memleket için yaşıyoruz. Kur'an ve sünnet için yaşıyoruz. Sağlığımız el verdiği müddetçe, Cenab-ı Hakk nefes verdiği müddetçe, son nefese kadar bunun mücadelesini vereceğiz. Hatamız olabilir, kusurumuz olabilir, eksiğimiz olabilir, yanlışımız olabilir. Hainliğimiz olmaz.
Her şeyimiz olabilir. İhanetimiz olmaz. Eksikliğimiz olabilir. Ama hainliğimizi göremez kimse. Can ise can gider. Malsa mal gider. Evlatsa evlat gider. Bu noktada zerrece, zerrece tehditlere boyun eğecek bir kimse değilim. Götürülmekten korkacak bir insan değilim.
Sorguya çekilmekten korkacak bir insan değilim. Mahkemelerde eli kelepçeli durmaktan korkacak bir insan değilim. O yüzden dinini menfaata çevirenler, Türkiye'deki bu İslami dirilişe, Türkiye'deki bu İslami olgunlaşmaya, Türkiye'deki bu İslami duruşa ihanet eden zalimkere zalimkere zalimkere zalimkere zalimlerdir. Din makama, paraya satılacak bir şey değildir çünkü.
Değildir. O yüzden en ince durduğum noktadır. Demişimdir yolun başında, istersen dilimi koparın diye. İstersen dilim kopsun, bir sefer değil bin bir kez. Korkarsam yüreğim kopsun, bir sefer değil bin bir kez. Korkarsam yüreğim kopsun, bir sefer değil bin bir kez.
Hesabım olacaksa bir sefer değil, yüz bin kez aklım pare pare olsun. O yüzden dinini ücrete devşirenler, dinini menfaata devşirenler, dindarlığını makama, mevkiye, menfaata devşirenler, asıl hainler onlardır. Asıl yobazlar onlardır. Asıl irticacı onlardır. Asıl koruk onlardır. Asıl aptal ve salaklar onlardır. Asıl Ebu Cehiller onlardır. Asıl zalimler onlardır. Davalarını satarlar. Mücadele edemezler. Makamını, mevkisini, parasını, pulunu alacak olduğu ücreti düşünürler. O yüzden sufileri sevmezler.
O yüzden gerçek sufiler sevilen insanlar değillerdir. Eğer sufilere dil uzatıyorsa bir kimse bilin ki dinin içerisinde parazittir o. Onun hoşuna gitmez. Ben bunu açıkça söyledim de bana mail atıyorlar. Hocam dilin çok keskin. Evet alma para. Alma. Yemek dahi yeme. Su dahi içme. Suyunu yanında götür. Yemeğini yanında götür. Ekmeğini yanında götür. İsteme şeyinillah deme. Benim yirmi yıllık arkadaşım var orada Cevdet. Demem daha beni yarın götür bir yere diye. Diyemem mi?
Yolun adabına terstir. Ölürsen yolda ölürsün. Ölürsen sohbette ölürsün. Ölürsen zikirde ölürsün. Ölürsen Kur'an ve sünnet dairesinde koşarken ölürsün. Ölüm gelecek herkese. Gelecekse sen dimdik Kur'an ve sünnet dairesinde yaşayarak öl. Cesedini sağına doğru yatırırlar. Sen mezarda dimdik durursun. Bakma sen cesedi sağa yatırdıklarına. Sen dimdik yaşarsan dimdik ölürsün. Dimdik haşrolunursun. Dimdik sen hesaba kitaba çekilirsin. Dimdik sen gidersin. O gidilecek olan makama ve mevkiye. Yolu makama, mevkiye, paraya, menfaata devşirenler. O yüzden benim çok ağır kelamımı işitirler.
Allah beni affetsin. Ben kim oluyorum ama yol budur. O yüzden bir kimse dini menfaata çevirmeyecek. Bir kardeşine menfaat noktasında bakmayacak. Kardeşinden menfaat beklemeyecek. Yoldaşından menfaat beklemeyecek. Menfaatsiz sevecek onu. Eşinden menfaat beklemeyecek. Yaşlandım da bana bakarsın demeyecek. Çocuğundan menfaat beklemeyecek. Yaşlandım da bana bakarlar demeyecek. Gerekirse gideceksin. Denizin kenarında bankta öleceksin. Ama dimdik öleceksin. Dimdik öleceksin. Gelip bana bakın demeyeceksin. Yol bu. Şikayet yok. Hastayım, üşüyorum, yorgunum. Şikayet yok. Gelemem, gidemem, yapamam.
Şikayet yok. Yürüyün. Arkanızdan gelecek olan nesil dosdoğru bir yol görecek. Arkanıza düp düzgün miras bırakacaksınız. Menfaatsiz yaşama mirası bırakacaksınız. Öylesine kardeşlik yaşayacaksınız. Öylesine dostluk yaşayacaksınız. Öylesine birbirinize kenetleneceksiniz ki kardeşinizin parası, pulu, makamı, mevkisi hayat standartı sizi hiç ilgilendirmeyecek. Sımsıkı duracaksınız. Rüzgar nereden eserse essin. Sizin tozunuzu götürecek sadece götürebilirse. Kar nereden yağarsa yağsın. Sizin önünüze engel olamayacak. Sadece vaktinizi alacak sizin. Nereden tufan eserse essin. O tufan sizi gördüğünde esas duruşa geçsin. Sizin karşınızda demirden setler çıksa eğilecek onlar önünüzde.
İhlas ateşinizden, aşk ateşinizden. O yüzden bunun için menfaatsizlik önemlidir. Çanakkale'de şehit olanlar hangi menfaatte şehit oldular ki? Ne bekliyorlardı? Canlarını verirken kaç akçeydi acaba canlarının kıymeti? Kosova'da şehit olanlar kaç akçeye kendilerini şehit ettiler? Bedir'de, Uhud'da kaç akçeye şehit oldular? Hendek'te kaç akçeye şehit oldular? Taif'te kaç akçeye taşlandı? Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Uhud'da kaç akçeye yanağı yarıldı? Kanlar döküldü. Yanağındaki demir parçasını çıkarmaya çalışan dişi orada kalınca kaç akçeye dişlerini orada bıraktı ki?
Kaç akçeydi. Hadisleri gece gündüz ezberleyenler kaç akçeye ezberlediler acaba? Kur'an-ı Kerim'i hıfzedenler kaç akçeye hıfzettiler de kaç akçeye okudular? Kaç akçeye hıfzettiler de kaç akçeye okudular? Kaç akçeye namaz kıldırdı imamlar? Kaç akçeye fetva verdi İmam-ı Azam? Kaç akçeye İmam Muhammed, İmam-ı Yusuf, İmam-ı Züfer imamlar fetva verdiler acaba? Abdülkadir Geylan'ı kaç akçeye derviş yetiştirdi? Geylan Hazretleri dışarıda sohbetin cd'lerini almazsanız hakkım helal değil mi? dedi acaba? Hazreti Mevlana Mesnevisini yazdırırken Hüsamettin Çelebi'ye Hüsamettin Çelebi kaç akçeye verdi acaba?
Hazreti Mevlana'ya ve Hüsamettin Çelebi kaç akçeye verdi acaba? Mesnevi yazmaktan Ahmet Er Rufay kaç akçeye verdi acaba? Benim örneklerim bunlar kıymetli dostlar İmam-ı Taberi İslam dünyasına ilk geniş tefsiri sunarken kaç akça aldı acaba? Kuşeyri Risalesini kaça yazdı? Sühre verdi Risalesini kaça yazdı acaba? Yoluna naram olayım Ankara bir kaça acaba Mesnevi işyer etti? Bu mekanı yapanlar kaça bize bıraktılar acaba?
Hangi camiye Müslümanlar kaç akça verdiler? Ulu Cami'ye kaç akça verdiniz? Yeşil'e kaç akça verdiniz? Emur Sultan'a kaç akça verdiniz? Emur Sultan'ın ilmine kaç akça verildi? Koca aşkın piri canım sultanım Üftahat Hazretlerine kaç akça verdiler acaba? Bu dini menfaata çevirenlere Zalim Paraya çevirenler Zalim Semayı paraya çevirenler Zalim Yollarını paraya çevirenler Zalim Memleketine ihanet edenler Zalim Dindarlara ihanet ediyorlar Zalim Satmışlar ruhlarını şeytanlara Zalim Ruhlarını İsrail'e satanlar Zalim Nasıl hesap vereceksiniz?
Bu memleketin yükselişine Dirilişine çomak sokanlar Nasıl hesap vereceksiniz? Arabaları yakanlara Yıkanlara haklı görenler Nasıl hesap vereceksiniz? Müslümanların parasına Müslüman finansçı deyip yatıttırıp Ondan sonra parayı koça Yabancı uyruklu insanlara Peşkeş çekenler Hainler Zalimler Müslümanların paralarını sömüren sülükler Bu dünya bitecek Nasıl hesap vereceksiniz?
Kur'an kursları kapatılırken Susanlar Dinsiz şeytan olanlar İmam hatipler kapatılırken Susanlar Dinsiz şeytan olanlar Dervişler, şeyhler, üstadlar Karakol karakol dolaştırılırken Susanlar Nasıl hesap vereceksiniz?
Bir kısım Müslümanlar Mücadele ederken Bir kısımları teslim olanlar Nasıl hesap vereceksiniz? Nasıl hesap vereceksiniz? Müslümanlar bütün dünya üzerinde İnim inim inerken Her tarafta kanları dökülürken Yakılırken Yıkılırken Namusları Kızları Aileleri Paraları Pulları Rezil zebil olurken Onlara küçücük bir dil uzatmayı Dahi Kendilerine büyük bir şey gören Gafiller Dikenler Nasıl hesap vereceksiniz?
Hiç mi canınız yanmadı? Hiç mi yüreğiniz sızlanmadı? Hiç mi içiniz dağlanmadı? Hiç mi gece aklınıza gelmedi? Hiç mi sorgulardaki insanlar Akıllarınıza gelmedi? İnsanların paralarına Mallarına el koyulurken 28 Şubat'ta Hiç mi aklınıza gelmedi? Nasıl gittiniz onlarla dost oldunuz? Nasıl gittiniz onlarla Anlaştınız? Nasıl desteklediniz? Nasıl desteklediniz? Hiç mi aklınıza gelmedi? Hiç mi ciğeriniz sızlamadı? Hiç mi küçük bir yavru Gördüğünüzde Filistinli çocuklar Bu yaşta ölüyorlar Suriye'deki çocuklar Bombalar altında inliyorlar İslam dünyasında Kan revan olmuş ortalık Bir tek el atan Uğraşan Türkiye var Ona da çomak sokmayı Nasıl kendinize yedirdiniz?
Nasıl yedirdiniz? Merak etmeyin Ben la ilahe illallah Muhammedun Resulullah Diyenleri lanetlemeyeceğim Ben lanet olsun Demeyeceğim Ben sadece Derdimi Allah'a söylüyorum Unutmadım Yaşadıklarımı Ben unutmadım Benim gözümün önünden Hiç gitmiyor Satılmışlıklarım Hançerlemişliklerim Uğradığım hakaretler Çektiğim eziyetler Evden uzak Çoluk çocuktan uzak İşten uzak Bir gün kah dağın başında Kah bir gün benzinlikte Kah bir gün ovada
Yakalanırsan karakolda Yakalanmamak için Koş Allah koş Para yok Pul yok İbre sonda Bin bir hatim indire indire Unutmadım ben Ben her Türkiye böyle kaos Her Türkiye'de böyle Dış odaklı ellerin bir operasyonunu görünce İçim sızlıyor benim Bu korkmak değil Hala mı bunları yaşayacağız diye üzülüyorum O yüzden Dinini paraya devşirenler Dinini pula Makama Mevkiye devşirenler Bu din ve dindarlara Asıl hainlik eden onlar Ne taraftan olursa olsun Kim yapıyorsa yapsın Kim yapıyorsa yapsın O Müslümanların
Gözyaşının karşılığını nasıl verecekler O çileyi nasıl O çilinin önünde nasıl duracaklar Duramazlar Allah Ümmet-i Muhammed'e yardım etsin Ümmet-i Muhammed'in kardeşliğini tesis etsin Ümmet-i Muhammed'e uyanıklık versin Sufilikte uyanık olmak çok önemlidir Uyanık olmak Bizim yolumuzda Hemen Yolun başıdır Uyanık olacak mümin Uyanık olacak Kötüyü Ve iyiyi ayırt edecek Uyanık olacak Allah bizi uyanıklardan eylesin Nefsi insan yüklendi diyoruz Cinni taifenin nefsi yok mu var İnsan ile cinni taifenin bu noktada farkları nelerdir
Teşekkür ederim Uzun bir sohbet Akrabalık bağlarını koparmak Aradaki ilişkiyi bitirmek midir Yoksa sık görüşmemek ve ziyaret Etmemek midir İlişkiyi bitirmektir Ziyaret edin Birbirlerinize iyi geçinin Bir bayan arkadaşın eşi yemeği içinde Soğan sevmediği için Arkadaş yemeğin içine büyük parçalar halinde Soğanı koyuyormuş Bunun üzerine ben eşime soğanları belli etmeden Yemeği koyduğum için onu Aldatmış mı oluyorum diye bir soru sordu Nikah bahsinde Muhallikle alakalı bir meselede Muhayyerlikle alakalı bir meselede ile
Karşılaştık Bunun helal olduğundan bahsediyor Fakat burada bahsedilen iki erkek içinde Lanet ediliyor Meselenin içinden çıkamadık Hakkınızı helal edin İçinin doğrusu nedir Bu muhayyerlik mi muhallik mi Burayı anlayamadık Evleneceğimiz adam kadın belli midir Hayır Bu manada bellidir de sen seçeceksin Ve bu insanı nasıl anlarız karşımıza çıktığında Sen konuş görüş uygunsa evlen Bir erkek bir bayana seni eşim olarak görüyorum dediğinde Nikah olur mu Evet Bir derviş en çok nelere dikkat etmelidir Harama Virtlerimizi çekemediğimiz zaman ne yapmalıyız
Çekin Ruhun kabızlık halinden Halinden nasıl kurtuluruz Var mı ki öyle bir şey sizde Ben burada birisini öyle görmüyorum Cem ve Cem'i hakkında bilgi verir misiniz Alevilerin şu anda toplandıkları kültür merkezleri Okyanus ötesinden hükümet ve operasyonlara beddua var İzledim Haberlerde Böyle bir sorunun geleceğini de tahmin ettim Dedim ki soracaklar şimdi Mezhef ve meşhebin açıklanması nedir?
Mezhef Hanefi, Maliki, Hanbeli gibi Meşrep Bir kimsenin böyle tat aldığı şeyler Liseli kardeşlerimizin erkek arkadaşlar olabiliyor ve Yasak olduğunu bilmelerine rağmen bırakamıyorlar Nasıl yönlendirmeliyiz? Bir kız çocuğun erkek arkadaşı olmaz Yakın zamanda kapanan bir arkadaşım açıklara özendiğini Saçını açmayı İstediğini söyledi Nasıl yardımcı olabilirim?
Pişmemiş daha koruk Bunu da ilan edeyim sonra şu Lanetle alakalı meseleye bir değineyim 24 Aralık Salı saat 10.30'da Ördekli Kültür Merkezi liseler arası ödül töreni var Müsait olan, boş olan, bay ve bayan Bütün arkadaşlar ve kardeşlerin gelmeleri mecburi Geliniz değil, mecburi Meleklerde akıl var mıdır?
Akıl insan aklı gibi değildir İnsan aklıyla arasındaki fark nedir? İnsanın kötülük yapma kapısı açıktır Meleklerin kapısı açık değildir Evet haberlerde dinledim, seyrettim Bir hoca efendi canı hıraş lanet ediyordu Kendisini de içine koydu lanet ederken Lanetleşme İslam'da iki kişinin karşı karşıya geldiğinde Muhallakta bilinmeyen bir şeyi çözemediklerinde Son noktadır lanetleşmek Karı koca arasında veya iki problemli insan arasında En son nokta lanetleşilir Lanetleşirken o kimse der ki İşte ben bu işi işlediysem Allah beni lanet etsin
O da der ki ben bu işi işlediysem Allah bana lanet etsin der Bu lanetleşme bu manada taraflar arasında Kur'an ve sünnet noktasında ve imamların iştadı noktasında fetvası vardır yeri vardır Bir şahısla bu noktada bir bireyle lanetleşilebilir Bu ama arzu edilen, istenilen bir nokta değildir Müminler, müminlerle olan ilişkilerinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiçbir mümine lanet okumamıştır Ayet-i kerimede sabittir ki O müminler ki birbirlerine karşı şefkatli ve merhametli kafirlere karşı şediddirler der
Tabi hoca efendinin durduğu nokta Bir hezeyan gibi geldi bana Belki de bu meselelerin baskısı bu meselelerin içerisinden altından Kalkabilme, sıyrılabilme Bunu makul bir tarafa götürebilmek noktasında Yetersiz kalmanın hezeyanı gibi geldi bana Gönlüm arzu ederdi ki müminlere lanet etmesin Herkesin hatası, kusuru, eksiği, yanlışı olabilir Ama velev ki insanların hata ve kusurlarından dolayı bir şeyler eksik ve ters gidebilir Bunu bir imtihan olarak görmeli
Veyahut da sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır Ayet-i kerime mucibince İnsanlar kendi iç hesaplarını tekrar görmeli Kendince hata ve kusur yaptığı noktalar var ise tövbe etmeli Bununla alakalı su yolunu tutmalı Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Uhud'da galibiyetlerini sekteye vuran okçuları dahi lanet etmemiştir Kime lanet etmiştir?
Hendek'te müşrikler namazını geçiktirdiği için Lanet olsun bunlara ya Ömer benim namazımı geçiktirdiler demiştir Ama lanet ettiği müşriklerdir Lanet ettiği Mekkeli müşrikler ve Yahudilerdir Gönül arzu ederdi ki Mümin, şeyh efendiler, hoca efendiler, alim efendiler Hepsi topyekun dua edip Bu Mavi Marmara'da Müslümanları katleden İsrail'e lanet etselerdi Gönül arzu ederdi ki 28 Şubat'ı yapıp bir gecede 80 milyar doları iç eden 28 Şubat'ın iç ve dış destekçilerine lanet etselerdi
Gönül arzu ederdi ki 12 Eylül'den önce kardeş kardeşi katlettiren, vurduran, sonra da ihtilal yapan Ve ondan sonra ihtilal yapıp memleketin bağrına çöken O dış odaklı ihtilalcilere lanet etseydi Ama ben bütün şeyhler, hocalar, alimler hepsini bir katıyorum işin içerisine Çünkü böyle bir olsaydı Tek noktada birleşmekten dolayı Allah lütfi ilahisini yağdırırdı Öyle tefekkür ediyorum Bunu ben 28 Şubat'tan önce şeyhler toplantısında gündeme almıştım Allah rahmet eylesin şeyhim beni gönderirdi ona Bir sefer kendisi gitmişti
Halifesi olarak beni gönderirdi Ben gittiğim bir toplantıda dedim ki Efendim dedim Herkes sırayla bir şey öneriyor Topyekun bütün ihvanı 28 Şubat'ta olan bir şey bu Bütün ihvanı toplayalım Gecenin belli bir saatinde kaldıralım Belli bir virt, belli bir evrat verip Hepsini tek duada toplayalım Ümmet birleşsin Bir noktada Bütün ehli sufi Birleşsin bir noktada, dua etsin Dediler ki hepimiz biz ayrı imamız Buna gerek yok Ben sonra o toplantıyı terk ettim Şeyhime dedim ki efendim Hakkınızı helal edin Gitmemi emrederseniz giderim
Ama dedim Yani bunlardan bir şey olmaz efendim Olmaz Mustafa Efendi dedi Olmaz oğlum dedi Ben o yüzden müsaade ederseniz gidemeyeceğim efendim dedim Gitme oğlum tamam dedi Kendisi de gitmedi zaten Gönül arzu ederdi ki Biz topyekun Türkiye Müslümanları için Suriye'deki Müslümanları katleden Esed'e lanet etseydik Irak'ta Amerika'ya lanet etseydik Afganist'te Batılılara lanet etseydik Gönül arzu ederdi ki Bütün Müslümanlar tek vücut olup Ama bir cumada Ama cumalık merkezlerde toplanıp Çin'e lanet etseydik Gönül arzu ederdi ki
Afrika'daki Müslümanları katleden Avrupalı emperyalistlere lanet etseydik İsrail'e lanet etseydik Gönül arzu ederdi ki Hala da İsrail'de Gazze'ye su dahi vermeyen Açlığa donmaya Ölmeye terk eden İsrail'e lanet etseydik Türkiye'deki Müslümanlar Hata yapabilirler Eksiklik yapabilirler Yanlışlık yapabilirler Bizim canımızı acıtabilirler Bizim yolumuza bilerek bilmeyerek taş koyabilirler Hakkımda söylenen sözleri Ben bir toplasam Buradan İstanbul'a Bilmem kaç kez Köprü yapar Ben ne diyorum Hepsine de hakkım helal olsun
Allah onları affetsin Gönüllerine İslam'ı koysun Onları lanetleyip helak olmalarını istemem Onlar Hata da yapsa Kusur da işlese Yanlışlık da yapsalar Benim mümin kardeşlerim La ilahe illallah Muhammedun Resulullah Diyen bir kimseye Lanet etmem Hatalarından ve kusurlarından dolayı Mümkün değil Bu Peygamberi bir ahlak değil Bu peygamberi bir duruş değil Bu medyaya yansıdığı için böyle açık bir şekilde konuştum İnşallah Hoca efendi de Bunu tekrar kendisi izler Hata yaparız Ben de burada bazen Hezeyan'a gelip hata yapıyorum
Bazen arkadaşlar diyorlar ki Ya böyle söyledin Aa öyle mi söyledim Tamam Ben önümüzdeki hafta helallık alır Özür dilerim diyorum Geliyorum arkadaşlar Kantar'ın topusunu kaçırmışım Hakkınızı helal edin Dinleyenler de aklımlarını helal etsinler İnsanız hata yaparız Hezeyan'a gelebiliriz diyorum Tabi bu hata Ama bir fıkihi meselede oluyor Ama bir içtimai meselede oluyor Böyle müslümanlara lanet okumak gibi Müslümanlarla lanetleşmek gibi Veya bir grupla Bir böyle fraksiyonla Bir cemaatle Bir tarikatla Lanet okumak Veya onunla lanetleşmek gibi değil
Allah bizi affetsin Hz. Peygamber Necranlı Hristiyanlarla lanetleşmek için Çıktı meydana Çıkınca Necranlı Hristiyanların başındaki papaz dedi ki Padişahlarına Bu davasında samimi Eğer davasında samimi olmasaydı Çıkmazdı dedi meydana Biz kaybedebiliriz Çekilelim geri dedi Geri çekildi Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanlarla hiç lanetleşmedi Müslümanlara hiç lanet okumadı Hatalarını tembihledi Kusurlarını nasihat etti Dini öğretti onlara Doğruyu İyiyi Güzeli öğretti Gönlüm isterdi ki Hoca efendi Bu
Sıkıntının Hülülün Ne olduğu belli olmayan Nereye gideceği belli olmayan Bu noktada Sabrı cemili tavsiye edip Bekleyip dua edip Ümmet-i Muhammed'e kardeşliği Ümmet-i Muhammed'e birbirlerine merhamet etmeyi Ümmet-i Muhammed'e birbirlerinin kusurlarının örtülmeyi tavsiye etseydi keşke İnşallah Cenab-ı Hak kalbine ilham etsin de Bunu inşallah geri alsın Bu noktadan geri dönsün Yoksa Yani herkes bu noktada kendince üstüne bir şey alınabilir Yeniden bir fitne dalgası oluşmasına sebebiyet verebilir Tabi Hoca efendi kendisini de kattı işin içerisine
Ben de varsam bunun içerisinde Allah bana da lanet etsin dedi Sufiler bu cenahtan bakınca Biraz farklı görürler meseleyi Allah kendi diliyle kendisini kılıca attı derler Allah muhafaza eylesin Biz hoca efendinin de cemaatının da öyle olmasını istemeyiz Bunu gerçek ve samimi olarak söylüyorum Çünkü Yapılan okullar Yapılan dershaneler Açılan tv'ler Yurt dışındaki yurt içindeki yapılan hizmetlerin Mali kaynağı Bu memleketin müslümanlarının Bu memleketin gariplerinin İnsanlar maaşlarından Kazançlarından İnsanlar ekmeklerinden
Sularından Yiyeceklerinden Yiyeceklerinden İçeceklerinden Kesip Fî sevilillah Allah için Oralarda hizmet edeceğiz diye koşturdular Çünkü Eğer Tokyo'da bir okul varsa bu memleketin cemaatin değil Eğer Amerika'da okul açıyorsa cemaat Cemaatin değil Böyle bir yanlış algı var Bu Anadolu'nun bağrından çıkmış o para Sekatlar Fitreler Sadakalar Kurban derileri Etler Salçalar Zeytinler Peynirler Herkes gücünün yettiğince Canhıraş elinde ne varsa verdiler Onlar da topladılar Topladıklarıyla okullar açtılar Fukaralar gidemedi
Dershaneler açtılar Fukaralar gidemedi Hastaneler açtılar Fukaralar gidemedi El cevap evet Gidemedi Ama Çıkış noktası buydu İzmir'de para toplanırken Ben İzmir'deydim Şifa Hastanesi açılacaktı Solagon şuydu Örtülü bir kardeşin gideceği hastane yok Bir hastaneye ihtiyacım uzardı Canhıraş ilk şifa hastanesi İzmir'de açılmıştır İzmirliler topyekün O bölgelerden herkes Zeytin olan zeytin verdi Yağı olan zeytinyağı verdi Peynirci peynirini verdi Hastane açılsın diye Ben hiç gitmemiştim Annem rahmetli Ağır böyle hasta İşte bundan 5-6 yıl önce
2000 İşte şimdi annemin ölüm tarihinde Bende tarihle alakalı sıkıntı var Anneme dedim ki Anne bak gel seni Yeşilyurt Devlet Hastanesi'ne götüreyim Oranın başhekim yardımcısı arkadaşım İstemiyorum dedi Ödemişe götüreyim Oranın başhekimi arkadaşım İstemiyorum Kuşadası'na götüreyim Orada annesini de tanıyor Aytun'a götüreyim seni doktor orada İstemiyorum dedi Annem de gözleri görmüyor Soğuk algınlığı var Biliyorum Anne nereye istiyorsun dedim Beni şifaya götür dedi Abim ona demiş ki Sen şifaya git Oranın başhekim yardımcısı
Benim arkadaşım Sana çok güzel baksınlar anne demiş Anne kıramadım şimdi Ben şifaya götüreyim seni Gittik Ben ilk defa girdim İçeri bir girdim ki Nuri var bizim yanımızda Bayındır'dan Nuri de benim yanımla eşlik ediyor Kız kardeşim var yanımda Hastaneye bir girdim ki Beş yıldızlı otel yanında halt imiş Bir tane normal vatandaş yok içeride Hani normal vatandaş dediğim şu O bayanın ayakkabısı 20 liralıktır Emitasyondur bellidir O adamın ayakkabısı 30 liralıktır Emitasyondur bellidir O bayanın mantosu en fazla 100 liralıktır
500 liralık değildir Bellidir Bu normal vatandaş dediğim bunlar benim Fukara Ucu ucuna yetiştirenler O hastane Fukara müslümanlar için yapılmıştı Ben şahidim meselenin başlangıcına Bizatihi şahit olduğum şeyi anlatıyorum bakın Şahit olmadığım şeyi anlatmıyorum İlk başlangıcını biliyorum çünkü Harıl harıl para topladılar Çektir senettir sepettir ne varsa toplandı Şifa hastanesinin hastanesi oldu O tamam müslümanların gideceği bir hastane var diyorlar Ufak ufak duyuyoruz biz İşte doğum dışarıda 150 lirası orada 250 lira mesela
Ya neden 250 lira deyince Kardeşim yeniden para kazanması lazım Yeni hastaneler açılması lazım Bekleyin bedavadan hastanelerin olduğu günleri göreceksiniz Benim dediğim yıl kıymetli dostlar kardeşler 83-84 20 yıl önce Ben 20 yıldan beri bedava hastane bekleyen saf müminlerdenim Ne zamana kadar? Annemi götürünceye kadar Dahiliyeci Başhekim yardımcısı Selamünaleyküm Aleykümselam Dedim bizi Ahmet Özbay yönlendirdi Oh Ahmet abi yönlendirdi Evet dedim Annem illaki buraya istedi abim ona Böyle söylemiş Annemin dedim her yıl Kuranik hastalığıdır dedim Annem yerde yatar Bildiniz tahtanın üzerine Atar bir kilim bir battaniye Onun üzerine yatar Çekyatta Böyle karyolada yatmıyor kadıncağız Şeker var Gerçekten Şekeri yüksek olanlar bilir Gece alev alev yanıyorsun çünkü Bacakların yanıyor Çok affedersin Apışaran yanıyor
Vücudun yanıyor Bir üşüyorsun titriyorsun Şeker yüksek olunca Algın değişiyor Halin değişiyor Alıngan oluyorsun Böyle bir tuhaf bir hastalık Annemde de şeker var Annem tabi yanıyor kadın Atıyor kendini yerlere Şeker yüksek Dedim annemin şekeri var Bir Ondan sonra annemin gözleri görmüyor İki Annem bir verem hastalığı geçirdi Yerde yatmaktan Tedavi ettirdim Üç Yine ağır bir Gribal Grip yaşıyor O yüzden annemin rahatsızlığı bu Bu kronik hastalığı annemin Her kış annem hasta olur Bu şekilde Tabi dedi Ama o hemşireler
O hasta bakıcılar O sekreterler Hepsi de Hakkınızı helal edin Böyle erotik gibi görünmesin İş çamaşırları Belli Hepsi de Zannedersiniz ki Orda Bir güzellik yarışması var Podyumda Dolaşır gibi Dolaşıyor herkes Biz Ben kafamı kaldıramıyorum Bakacak bir yer göremiyorum Kendimce Çünkü Nuri Dedim Buyur efendim Nuri Nereye geldik Olmazsa sen Çık Ben dolaştırayım Yok Nuri Neden çıkayım Bu hal ne Burası böyle Biz o yüzden Gelemiyoruz Annemin Bir grip Tehşisi Konması O zaman için Yaklaşık 8-9 yıl oluyor Bir milyar kusur tuttu
Dedim İyi ki abimin selamı ile geldik Dedim İşte Hocam Dedim yok İyi ki onun selamı ile gelmişiz Biz kuzu kuzu ödedik Şimdi Bu hastaneler Bu insanların parasıyla yapılan Okullar Bu insanların parası Dershaneler Bu insanların parası O Cemaatin Değil Burada Bir yanlış Algı var Bu milletin parasıyla Yap Ondan sonra Birilerine ver Böyle bir algı yok Böyle bir algı yok Bakın Böyle bir algı yok
O yüzden Aynı TGRT satıldı Bunu da aynı şekilde Konuştum ben biliyorsunuz Ne dedim TGRT Milletin parasıyla Kuruldu Sen onu sattın Fox TV'ye şimdi Parası kimde Sen onu satınca Her Müslümanın parasını verdin mi O yüzden Dinini Paraya Menfaate Devşirenler Zalim kere Zalim kere Zalim diyorum Ben şimdi size Diyeceğim ki Gelin arkadaşlar Bir radyo kuruyoruz Pamuk eller cebe Hepiniz beraber Bir radyo kuracağız biz Kaça kurduk Bir trilyona Radyo iş yaptı Gaydırı Kuppak işleri Biz koyduk oraya Çançını çınçını Çançını çınçını
Ayet yok Hadis yok Ondan sonra Kur'an yok Sünnet yok Hoplat zıplat Milleti Ne İslami radyo Ondan sonra Oradaki zikir kasetlerini Sat Sat Eyvallah Ondan sonra Bir gün geldim Radyoyu sattım ben Parayı cebime koydum Ben de zalim kere zalim kere zalimim Anladınız mı meseleyi Burası kimin Vakıfların kardeşim Benim değil Biz burada hizmetkarız Vakıfların yerinde ben size diyeceğim ki Semaya yirmi lira para vereceksiniz Buraya geldiğinizde Her gelen Ne parası Aaa Biz de semayı satıyoruz burada o zaman Yok Ben de zalim kere zalim kere zalimim o zaman
Kapıdan içeri giren billar ödesin Neden Bu tekke kimin Müslümanların Ya Müslüman kendi tekkesine girerken para öder mi Müslüman kendi kurduğu tekkesine kendi camisine para öder mi Bu hastane kimin Müslümanların parası Tamam tamam İyi kardeş Buraya doktorlar hemşireler koy yakacağını yıkacağını koy Kaç para tuttu senin yıllık masrafın 500 lira Ha paylaştır De ki insan başına 10 liraya bakıyoruz biz buraya Harika O yüzden bu algıyı değiştirin Okullar bu milletin Dershaneler bu milletin
Hastaneler bu milletin Bu milletin paralarıyla kuruldu Yarın öbür gün bir şey olursa Bu millet onlara sahip çıkar Hatta Millet madem ki Memleketin efendisi Millet oraya oturup Dur kardeş Burada bizim burası bizim diyebilir Veyahut da Bu millet Bu milletin ise Bu millete uygun bir şekilde Yönetilebilir O yüzden sakın bu algıyı Değiştirelim Ve Lanetleşmekten bu noktaya geldi O yüzden inşallah Hoca efendi de Cenab-ı Hak kalbine ilham etsin Bu lanetleşme noktasından inşallah Geri döner inşallah Bu noktada Müslümanlar İçinde barış içinde
Kardeşlik içinde Yaşarlar inşallah 09 SR 716 Hasta varmış Acilmiş SR mi ZR mi ZR mi L mi Samsun'un S'si SR 716 Hasta varmış Acil Arabanın başına Eğer buradaysa El Fatiha Selamat Amin Vakit geçmiş biraz Haklarınızı helal edin Bizde İçinlik olsun inşallah İçinlik olsun inşallah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi