Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 2 Şubat 2019 (Nefsi Radiyye)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Şubat 2019 · 1:02:18

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Arkadaşım başkasından hamile kalan sevgilisiyle evlenmeyi kabul etmiş.
Bir süre sonra çocuğu gördükçe kadından soğumaya başlamış. Arkadaşımın ailesi de çocuğun başkasından olduğunu bilmiyor. Şimdi ayrılmışlar ama yine birlikte olmak istiyorlar. Arkadaşım bu durumu ailesine açıklamak istiyor. İçim daralıyor, içim daralıyor diyor. Bir çıkış yolu var mıdır size sormamı söyledi. Çıkış yolu aranacak çıkmaz sokak değil ki. Olan olmuş. Normalde hamile bir kadının doğuruncaya kadar bir başkasıyla, aklımda kalanı söyleyeceğim bir şey olmasın. Hanefi'ye göre uygun değil, sıkıntılı bir durum. Yani o çocuğu hamile kaldı, adamdan nikah kıydı mı kıymadı mı, nikahlı mı değil mi?
Çocuğun babası kim? Şimdi çocuk babası, gerçek babası başkası ama nüfus olarak başka bir kimsenin üzerine kayıtlı. Miras meselesi ne olacak? İslam hukukuna göre yok ama miras, İslam şeyde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde. Ama mevcut hukuka göre de yani miras hukuku ne olacak? Yani o çocuğun gerçekten babasının kim olduğunu tespit edilip, o çocuk babanın hakkı çünkü, babaya teslim edilmesi lazım.
Karman çorman iş, yani bu buradan benim konuşmamla çözülecek bir mesele değil, sıkıntılı durum. İslam olmazsa, bir insanın kendi nefsinde olacak, önce İslam. İnsanın kendi nefsinde İslam olmazsa, sıkıntılı.
Şimdi o sonradan nikahlanan erkek de normalde kendi nefsinde İslam olmuş olsa, onu almazdan önce gitse, diyanete müracaat etse, desek hamile bir kadın var, ben evleneceğim, doğduğumda çocuk benim üzerime geçecek, nasıl olur diye. Diyanet ona bir şey uygular. Eğer fetva verebilirse, bazen diyanet de fetva vermekten imtina ediyor. Fetva vermiyor. Bazı meseleleri gönderiyoruz, gidin diyanete sorun diyoruz. İşte İslam hukukuna göre bir şey söylemiyorlar. Çünkü o normalde onu öğrenen kimse gidecek, onu öyle uygulayacak, uygularken de diyecek, ben diyanete sordum, diyanetten bana böyle söylediler. Sıkıntılı. Yani Türkiye'de böyle problemler var. Bir kimse yazılı diyanete soru sorsa, diyanetten fetva istese, diyanetten aldığı fetvayla gitse bir iş yapsa, sıkıntılı, problemli şeyler.
Allah bizi affetsin. Evet, kaldığımız yerden devam edeceğiz. Nefis mertebelerini tanımaya çalışıyorduk. Geçen hafta Nefsi Mutmainli'ye okuduk. Şimdi bu haftada beşinci makam, beşinci esma veya beşinci nefis meratibi, nefs-i râziye. Tabi bu nefis meratibleri sadece İslam dünyasına has bir şey değil.
Yani Muhammedilere has bir şey değil. Adem Aleyhisselam'da Muhammed-i Mustafa'ya kadar, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar gelen bütün peygamberler İslam peygamberi. Gönderilen bütün kitaplar İslam kitabı. Ve din İslam dini. Yani peygamberlerin ismiyle anılsa da bütün dinler İslam. Yani bizim İsevi olarak gördüğümüz de İslam, Musevi olarak gördüğümüz de İslam, İbrahim olarak gördüğümüz de İslam.
Burada İslam dünyasının bakış açısında da biraz sıkıntı var. Yani biz İsevi de, Musevi de, İbrahimi de kendimizce deriz ki bunların bütün dinler İslam'dır. Çünkü Allah'ın dinidir. Tahrif edilmiş, değiştirilmiş, bozulmuş. Yani insanlar bunları değiştirmişler, bozmuşlar, tahrif etmişler. İnsanlar korumamışlar. Bilhassa Yahudiler bu konuda çok enteresan bir kavim. Bütün gelen peygamberlerle gelen dinleri bir müddet sonra hep ifsad etmişler. Hep kendi heva ve heveslerine göre, kendi nefislerine göre, dinin hükümlerini yorumlayıp değiştirmişler. Hani Kur'an'da gene var ya, hani Allah size bir öküz kesmeyi emretti deyince, kendi aralarında başlıyorlar tartışmaya.
Yani Allah öküz dedi ama, işte sarı öküz mü, beyaz mı, al mı, alaca mı, böyle öküzü kesmiyorlar sonuçta. Yani Allah öküz kes demiş sana. Bir tane büyük baş kurban et. Onlar tabii renk şeyine giriyorlar. Hani Allah, hani ayrıntılı istiyorlar. Neden? Öküz kesmek istemediklerinden. İnsanlar böyle ayrıntıya düşünce, o namazı kılmak istemiyor.
Ayrıntıya düşüyor. Orucu tutmak istemiyor. O iman etmek istemiyor. Ayrıntıya düşüyor. Bu bir insanoğlunda Yahudi hastalığıdır. İnsanların nefislerine, heva ve heveslerine ayağa kaldırır ayrıntı. Yani bir de o böyle sanki, onda dinde ince eyleyip sık dokuyormuş gibi gösterir. Halbuki ince eyleyip sık dokunacak yer haramlarla alakalıdır.
Haram mı haram, bırak kardeşim. Kalsın orada. Onun üzerinde fazla düşünmene gerek yok, fazla konuşmana gerek yok. Bu haram değil mi? Değil. İç ya. Bu tip şeylerde ayrıntıyla uğraşanlar, Allah muhafaza eylesin, evlerinde, içlerinde, kendi nefislerinde, etraflarında hep sıkıntıya uğrarlar. Etrafa da hep sıkıntı verirler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Yahudiler kadar peygamberlerin yolunu ifsad eden, bozan, Yahudi kavmi kadar peygamberleri katleden, şehit eden, başka bir kavim yoktur. O yüzden lanetlenmiştir Kur'an'da. Lanetlenme sebebi bunlardır. Şimdi, bütün dünyada, Kur'an'ın üzerinde böyle lanetlenmiş olanlar var ya, bu ayeti kerimeleri Kur'an'dan çıkarmak istiyorlar.
Bunların ince ince çalışmaları yapılıyor. Türkiye'de de tarihsellik ve evrensellik tartışmasının sebebi bu. İşte, yani Allah Yahudilere lanet etmiştir deyince, diyor mesela bunlar, ya bu Kur'an, tarihsel süreç içerisinde o fiiliyatı Yahudiler yapmışlar. Eee, bütün Yahudileri kapsamıyor bu.
Ne yapalım, Yahudileri sevelim mi? Onlar Filistin'de Müslümanları katletecekler, onlar Filistin'de Müslümanları kan ağlatacaklar, sürecekler topraklarından. Yarın öbür gün sıra sana da gelecek. Senin elini kolunu uzatacak, senin devletinin içerisinde, milletin içerisinde her türlü operasyonu yapacaklar. yerli işbirlikçi buluyorlar. Bunlar bulurlar. Tarih boyunca böyle olmuştur. Tarih boyunca bütün bu gavur zihniyeti, içeride hep yerli işbirlikçi bulur. Bu gavur zihniyetidir. O yerli işbirlikçilerle iş yapmaya çalışırlar. Gavurların böyle bir sinsi, böyle bir hain işleri vardır. Açıktan savaş ilan etse, millet hırslanacak, kızacak, savaşacak.
Açıktan savaş ilan etmezler. İçeriden satılık beyin, satılık kalp, satılık insanlar alırlar. Bunlarla yaparlar hinliklerini. Allah muhafaza eylesin. Tabii bunlar böyle yapar da, İslam dünyası da uyursa, İslam dünyası da neme lazımcılık yaparsa, İslam dünyası da tehlikeyi görmezse, İslam dünyası da kendi nefsini terbiye etmez, İslam'a sımsıkı yapışıp, Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışıp, hem yaşatma, hem yaşatma mücadelesi vermezse, köle olmaya mahkum.
Dağılmaya mahkum. Düşünebiliyor musunuz? Bütün dünyanın, Dünya'nın büyük bir çoğunluğun petrol rezervleri, Müslümanların elinde. Doğal gaz rezervlerinin büyük bir çoğunluğu Müslümanların elinde. Altın, uranyum, Müslümanların elinde. Ama dünya üzerinde, en fazla ütülen, sömürülen de Müslümanlar. Dünya üzerinde en fazla sömürülen, en fazla bu noktada ütülen Müslümanlar.
Biz oturmuşuz, Şia, Sünni, Vahabi, Selefi, Kadiri, Rufai, Tarikatçısı, Tarikatçısı, Cemaatçısı, Birbirimizle uğraşıyoruz biz. Herkes birbiriyle uğraşıyor. Ülkenin içi böyle. Ülkenin dışı, Müslüman devletler birbirleriyle uğraşıyor. Neden? Başındaki devleti idare eden, o kralcıklar, o prensçikler, o devlet başkancıkları, satılık çünkü. İngiliz, kraliyet ailesine tabiler. İngiliz kraliyet ailesine. Şimdi, geçen haber okudum.
Türkiye'nin, İngiltere'de, 390 küsur mu, 390 küsur mu ne, altını İngiltere'de bekliyor. Yeni getirmişler daha işte, İngiltere'ye gidip geldilerdi, orada bir karışıklık oldu, karman, çorman bir şeyler oldu ya, ya ne oldu dedik biz de, ne oluyor? Öyle ya, 300 küsur tonunu, 300 tonuna yakın getirmişler. Onlarda 96 ton mu, 97 ton mu, ne kalmış? Şimdi düşünün, 100 yıllık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti zamanında, hangi hükümet yetkilileri, hangi merkez bankası yetkilileri, 400 tona yakın altını, İngiliz kraliyet ailesine teslim etti.
Ben birkaç günden beri buna taktım kendimi. 390 küsur ve hala da 90 küsur ton, 100 tona yakın altınımız orada bekliyor gene. Evet, sen, IMF'den git, borç para al. Daha önceki yılları düşün. Altının şeyde, ne o? İngiliz kraliyet ailesinde. Kraliçe'de altın.
Kaç, 100 yıllığına anlaşmışlardı, kaç, 50 yıllığına mı, 60 yıllığına mı, 70 yıllığına mı, neye anlaştılar? Hiç kimsenin haberi yok bundan. Bir vatandaş olarak, biliyor muduk biz, İngiliz kraliyet ailesinde, 400 tona yakın altınımız olduğunu. Bilmiyorduk ya. Bilmiyorduk. Ben şunu biliyordum. İşte, Amerikan Merkez Bankası'nda, yaklaşık işte, 25-30 milyon dolar, Alman Merkez Bankası'nda, 25-30 milyon dolar, işte, İngiliz Merkez Bankası'nda, 20 milyon dolar, yaklaşık 100 milyon dolar, öyle, 3 aşağı 5 yukarı, bir ara ben hesapladıydım, Türkiye'nin, dış Merkez Bankası'nda, rezerv parası var.
Bu, ticaret yapıyordun, ihracat, ithalet, banka işlemleri, şunlar, bunlar, bahane edilerekten, rezerv para bu. Merkez Bankası'nın, diğer Merkez Bankası'nda, yatırmış olduğu para. Yani, sen diyelim ki, İMF'ye 5 milyon doların var, işte, Amerikan Merkez Bankası'nda, 35 milyon doların var, 5 milyon dolar, oraya gönder dediğinde, Amerikan Merkez Bankası, göndermiyor o parayı. Rahmetli, Necmetin Erbakan, bununla karşılaşmıştı. O zaman için, 5 milyon dolar, hiç unutmuyorum, İMF'ye ödenecek taksit var, para arıyorlar boyuna, onun önüne gelmiş, bakmış ki, 35 milyon dolar şeyde, Amerikan Merkez Bankası'nda, rezerv para duruyor. Amerikan Merkez Bankası, onunla sana ne faiz ödüyor, ne bir şey ödüyor, hiçbir şey ödemiyor.
Amerika Merkez Bankası'nda, sorma ver parası gibi, orada duruyor o para. Erbakan Hoca demiş ki, o, işte, taksiti gelen, 5 milyon dolar, İMF'ye oradan ödeyin demiş. Sen misin diyen, adamın ensesinde, bozu pişirdiler zaten. Şimdi, İslam dünyası, Allah muhafaza eylesin, hem içeride, hem dışarıda sıkıntı, ama bu sadece, dışarıdakilerin problemi değil, en fazla problem de, Müslümanların problemleri. Allah bizi affetsin. Nefs-i râziye, yani razı olan, raziye zaten, normalde razı olmaktan, razı olan, hoşnut olan, memnun olan, bir nefis, kategorisi. Bu nefis kategorisine gelen bir kimse, dışarıdan gelen her ne var ise, rıza gösteriyor.
Memnun oluyor ondan. Fecr suresi, ayet 28, sen Rabbinden razı, Rabbin de senden razı olarak dön. artık, artık o beşinci esma'ya geldiğinde, yönü tamamiyetle Allah'a dönük artık. O Allah'tan ne geliyorsa artık, razı. herkes hastalıktan şikayet eder, işsizlikten şikayet eder, parasızlıktan şikayet eder, eşinden şikayet eder, çocuklarından şikayet eder, işte arkadaşlarından şikayet eder, hava sıcak şikayet eder, hava soğuk şikayet eder, iş var şikayet eder, iş yok şikayet eder, şikayet eder, şikayet eder, şikayet eder. o şikayet etmez. Dahası o öyle bir hale gelmiş artık. Onun kendi nefsiyle alakalı şikayet edeceği hiçbir şey yok.
Kendi nefsiyle alakalı. Ya başım ağrıyor demez. Nefsiyle alakalı. Yok karnım ağrıyordu, yok midem ağrıyordu. Söylemez. Nefsiyle alakalı. Kendisini ilgilendiren herhangi bir meselede konuşmak yok. Razı. Bu aynı zamanda da tamamiyetle artık böyle Allah ahlakına yönelmiş bir kimse. Direkt böyle Allah ahlakıyla ahlaklanan o artık böyle her şeyin temizini, iyisini, helalini seçen o seçici ona helal olması yetmez. Temiz olacak. Her şeyde titizlenen. Her şeyde titizlenen.
ibadetinde, Allah'a olan yaklaşmakta, arkadaşlarıyla olan münasebetinde titizlenen bir kimse ve ona çirkin, kötü şeyleri kabul ettirmek, çirkin, kötü, yanlış, eksik şeyleri kabul ettirmek mümkün değil. yani onlara karşı yine müsamahası Allah ahlakıyla alakalı. Ama onun kendi nefsine bunu kabul ettirmek mümkün değil. Bu kimse artık yavaş yavaş fenaya doğru gidiyor. fena fena bir şeyde yok olmak. Bu nefis sahibi artık Allah'ın ahlakında yok olmaya gidiyor.
Ve bu nefis sahibinin üzerinden artık bazı sıfatlar tecelli etmeye başlıyor. Fenaya doğru gittiğinden dolayı onda değişik sıfatlar tecelli ediyor. yani mesela Cenab-ı Hakk'ın El Basir ismi şerefi gibi El Semih ismi şerefi gibi El Rezzak ismi şerefi gibi zaman zaman bu sıfatlar onun üzerinden tecelli ediyor. Onun üzerinden tecelli ettiği için burada şeyhi olmayan bir kimsenin yolu kaya. Telleri yakar o. Eğer onun bir mürşidi yoksa sağlam bir şeyhi yoksa teli yakar orada. o Hallâc-ı Mansûr'un Enel Hak dediği nokta burası. O böyle bu noktaya doğru gidiyor.
Eğer şeyhi yok ise bu meselelerden bilgisi yoksa şeyhinin o sıkıntılı. Hani Sufilik çok kalabalıklık değildir. Şimdi bir kısım Türkiye'deki ben onları Sufi olarak nitelendirmiyorum. Ehl-i tarikat kalabalık olmaya gidiyor. Halbuki çok kalabalıkta sen kaliteli bu meselede meselenin özüne vakıf insan yetiştirmen mümkün değildir. Hani bizim arkadaşlara kardeşler rüyasında görenlere ders verin. rüyasında görmeyenlere ders vermemeyen gayret edin.
Rüyasında görenler ders alsınlar. Rüyasında görmüyor adam. Zorlamayın kardeşim adamı. Neden? Yani o rüyasında görürse o burada kalır. Yetişir. Rüyasında görmezse o burada kalmaz. Bir şey olduğunda çeker gider. Onun manevi bağı olmaz. o kimse rüyasında görmeli şeyhi. Rüyasında görmeli yolu. Şimdi bir kısım topluluklar vardır. Önüne gelene ders verir. O kalabalık olacak. O kalabalıklığıyla övünecek. Ne kadar fazla insan o kadar rant çünkü onun için. Ne kadar çok kalabalık o kadar çok zekat. Ne kadar çok kalabalık o kadar çok para. Ne kadar çok kalabalık o kadar para.
Denklem bu çünkü orada. Yani oysa hani bir okulun istihabatı var. Sen eğer normalde iyi öğrenci yetiştireceğim diyen bir okul ne yapıyor? En fazla 20 kişi diyor benim sınıflarım diyor. Ya neden 30 kişi yap? 30 kişiye ben yetiştiremem. İlgilenme zamanım olmaz diyor. Sufilik gerçek manada bunun gibi bir şey. Özel okul kolej gibi gerçek sufilik böyle bir şeydir. Ya arkadaşlar bazen alınıyorlarmış bana söylüyorlar işte dersini çekmeyeceksen bırak git kardeşim. Evet alınma kardeşim bundan. Bundan ne alınıyorsun ki? Söz dinlemeyeceksen çek git.
Evet ben isterim ki bütün arkadaşlar bütün kardeşler fena billaha gelsin beka billaha gelsin. Ben isterim ki bütün kardeşler yol alsınlar yol yürüsünler. burada durması da kar kar o zaman bil ki ben burada durmak için mücadele ediyorum. Böbürlenip kibirlenme kendini bir şey zannetme. Kendini fasulye gibi nimetten görme. Kendini fasulye gibi nimetten görecek. Popoğlanmayı istiyor. Popoğlayacağız biz onu. Kardeşim burası öyle bir yer değil. Burası insanların nefislerinin popoğlanacağı bir yer değil.
gerçek sufi tarikatlarda nefis terbiyesi olur. Nefis popoğlanmaz orada. Bir yerde bir kimsenin nefsi popoğlanıyorsa orası sufilik yeri değildir. Burası nefsi kırma nefsi burada alt etme yeri. Mücadele yeri burası. Sen kalkacaksın kafana göre takılacaksın ondan sonra biz de seni popoğlayacağız. yok kardeşim böyle bir şey benim kendi nefsimi popoğlamaya zamanım yok ben seni nereye popoğlayacağım kendini disiplin edeceksin bir böyle genele bir laf söyle ben üzerime alındım alındım e alındı sen git ne duruyorsun ki benim meşhur sözüm arkadaşlar burada oturan Mustafa Özbağ dervişlerden geçilmiyor burada oturan Mustafa Özbağ dervişlerin parasına puluna sevgisine merhametine şefkatine ihtiyacı yok yani yıllardan beri iyi kötü
az çok çalışıyorum kazanmaya çalışıyorum Cenab-ı Hak veriyor insanlar burada gerçekten sufiliği yaşamak için gelecek rüyasında görmüş gelecek oturacak dersini alacak söylenilenleri yapacak neden Rabbinden razı olarak dönecek Allah diyor ki Rabbinden razı olarak dön aşağı mertebelerde değil insan makamı derim ben beşinci makamı insan makamı bir kimse beşinci makama geldiyse ehli cennettir direkt direkt o kimse
cehenneme uğramadan gider bir kimse dördüncü makama gelirse ehli cennettir cehenneme uğramadan gider sufiliğin birinci derecede amacı budur adam neden kendini disipline eder mutmain olmuş nefis bu ne dördüncü makam mutmain olmuş kalbi mutmainliğe ermiş kalbi iman ettiği Allah'ın üzerine mutmain kalbi iman ettiği Muhammed Mustafa'nın üzerine mutmain kalbi intisap ettiği şeyhinin üzerinde mutmain dervişliğe yeni adım attı nefsi mutmainliğe gelen kimse dervişliğe adım
attı o şeyhi tanınacak olan şeyhe teslim olacak olan şeyhin bir dediğini iki etmeyecek olan kimsedir nefsi mutmainliğe gelen derviş nefsi mutmainliğe gelmeyen dervişlerin hepsinin de ayağı kaymağı hazırdır kayar ayağı gözü kayar gönlü kayar vücudu kayar her tarafı kayar onun neden daha o kazık çakmadı daha onun nefsi mutmainliğe noktasına gelmedi bakın nefsi mutmainliğe noktasına gelmedi çünkü daha tehlikede tehlikede o yüzden o kimse kendisini hesaba çekecek kendisini sağlam tutacak
kendisini zaptu rapt altında tutacak diyecek ki ben bir yere derviş oldum bir yere intisap ettim ben biat ettim ben ne diyorlarsa yerine getireceğim nefsi mutmainliğe geldiğinde zaten görecek kendisi neye biat ettiğini diyecek tamam hay esmasını daldı hay dedin de ağzından çıkan hay esmasını hay diye diye bütün o alemi gezdiğini görecek hay esmasını söylediğinde kocaman bir bulut olup kendisini de aldığı dervişlerin de aldığı etrafını aldığını görecek kendisi o zaman o hay esmasını bulacak zaten bi' bakacak ki her yaptığı
zikrullah her yaptığı böyle virt her şey ayrı bir nurdan süliyet olup bazı işler yapıyor o kimse sufiliğe adım atmış olacak o gece kalktı la ilahe illallah demeye başladığında o la ilahe illallah nereye gittiğini görecek nefs-i mutmainne bunu görmüyorsan havalara girme bunu görmüyorsan kasıntılı kasıntılı yürüme derviş isen kasıntılı kasıntılı yürüme küçük dağları ben yarattım deme kendi kendine naza niyaza çekme kendini bir şey zannetme bük boynunu nefsini terbiye et
yürü yürüceksen yürüceksen ha bu hale geldikten sonra zaten kasılmazsın artık bu hale gelince zaten o önceki hayatını küfür hayatı olarak görürsün dersin ki ya ben küfür içindeymişim bu hale gelince şeyhin kıymetini bilirsin bu hale gelince yolun kıymetini bilirsin bu hale gelince peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin kıymetini bilirsin bu hale gelince pre efendilerin kıymetini bilirsin sahabelerin kıymetini bilirsin peygamberlerin kıymetini bilirsin bu hale gelmezsen vallahi de billahi de gerçek kıymetlerini bilemez
yok bilemez bu nefsim unutmayın ne ardından nefs-i raziye ooo hak esmasını aldı hak her şey hak artık onun için hak olmayan hiçbir şey yok ikilikten kurtuldu fena oldu onda kayboldu onda eridi bitti artık onun sıfatları onun üzerinden tecelli ettiğini görüyor bir bakıyor ehli taa bilmem nereye gidiyor bir bakıyor gözü bilmem nereye kadar gidiyor bazı şeyler yaşıyor farklı şeyler o böyle normalde herkesin
mesela istekleri var istekten kesiliyor önceden saçlarımı bir sağa mı yatırayım bir sola mı yatırayım diye bakıyordu saçının ehemmiyeti kalmamış önceden şunu mu giyeyim bunu mu giyeyim şunu yapayım onun bir anlamı kalmamış şurada yemek yiyeyim burada yemek yiyeyim şöyle gezeyim böyle gezeyim yok onun hep içinde Allah sevgisi hep içinde Allah duygusu hep yakınlık ateşi var onda yakinin de yakini olmak istiyor yakinin de yakini olmak istiyor bu nefsi razıya razı o öyle ki bu böyle normalde o içsellikte kendini faş etmeme
kendini meydana çıkarmama kendini saklama ibadetlerini öne çıkarmama hayır hasenetini öne çıkarmama kendini gizleme kendi üzerinde böyle işte tecelli edecek bir şeyler var ise onları örtme burada öyle bir hal vardır o hep örtünmeyi hep saklanmayı hep gizlenmeyi ister meydana çıkmayı istemez belli olmasını istemez görünmeyi istemez biraz böyle hani bazen zaman zaman anlatıyorum ya melame zihniyetli diye bu noktada olan kimse biraz melamet zihniyetli olur hani melameti ben tarif ederken çok kısa diyorum bir cümleyle
tarif edeceğim hayrını saklamak şerrini gizlememek derim ya melamet hayrını saklar beşinci makamdaki bir kimse şimdi o kimse yediye gelince hayrını saklamaz açıktan hayrını gösterir açıktan zekatını gösterir açıktan namazını gösterir açıktan zikrini gösterir açıktan yaptıklarını söyler sebep o nefis mücadelesini bitirdi o örnek olsun diye söylüyor o kendi nefsini methedilmesi için söylemiyor onun geçti bitti o ya o şimdi örnek olsun diye gösteriyor yolu örnekleyecek çünkü o mihenk oldu o delil oldu ona bakaraktan yol alacak
insanlar o övçük koyuyor artık o yediye geldi bitirdi mi onun bakın burada karıştırmayın işi bir mürşidi kavin bir şeyh ibadetini saklayıp gizlemeye ihtiyaç duymaz artık yapmış olduklarını saklamayı gizlemeyi düşünmez onu anlamayan tanımayan vay ya yaptıklarını söyledi bak böbürlendi ondan değildir o o etrafına örnek olacak etrafına gösterecek etrafına anlatacak sebep yol gidecek insanlar yol giderlerken delil olacak ona nerede nasıl hareket edilecek nerede nasıl davranılacak edep ne olacak adap ne olacak erkan nasıl
olacak kim neye nasıl uyacak bunları normalde o gösterecek e o göstereceği için o eşkare yapacak peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl eşkare yapardı ya o da eşkare yapacak sebep ölçü olsun delil olsun etrafındaki insanlara ama nefsi raziyede saklayacak melamet yapacak keramet zuhur ederse utanacak o demeyecek şöyle bir keramet göründü benim üzerimden olmadı o raziyede değil hamdolsun bizim üzerimizden de böyle oldu o raziyede değil bir kimsenin şeyhi sağ ise şeyhi sağ olan bir dervişin kendi üzerinden
zuhur eden kerametleri şeyhinden izinsiz anlatması onun nefsine uydana işarettir nefsine nefsine uymuş o o nefis kayığına binmiş fış fış kürekçi çek kayıkları nereye şeytana doğru şeytana doğru başka hiçbir yere değil bir kimsenin şeyhi sağ mı sağ gel kardeşim boynunu büksen yap dervişini bir üstad bir şeyh gerçekten mürşid ise kendi nefsine bir şey istemez kendi nefsine bir şey istiyorsa o mürşid değildir açık böyle söylüyorum kızıyorlar bana adam diyor bizim şeyhimiz mürşid değil mi e kendine bir şey istediyse değil
kardeşim yazıyorlar e bizim dergahta zekat toplanıyor siz ne buyurursunuz ya bir dergah zekat mı toplarmış bir tekke zekat mı toplarmış e sen bizim şeyhimize laf attın kardeşim senin şeyhini tanımam kimseyi tanımam ben ölçüyü söylüyorum sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz din parayla anlatılmaz din parayla anlatılmaz bir kimse bir şeyin bu çay bunun aldı mı ücretini kaç para bir çay işte bin lira aldın mı bunun ücretini aldın ne Allah rızası bekliyor bundan ne alakası var adam ücretini aldı
parasını bitti diyebilir mi ben Allah için sana çay getirdim ücretini aldın kardeşim nereye Allah için getirdin bana e sohbet ettin aldın mı ücretini aldın ne Allah rızası için ya ücretini aldın ücretini aldın canım kardeşim ücretini aldın mı aldın ne Allah rızası gittik Türk tasavvuf musikisi korosu dinledik ücreti aldın mı aldın ne Allah rızası için ya ücretini aldın e bilmem ne hoca ee sohbete geldi aldın mı ücretini aldın ne Allah rızası için ya bir dergah zikrullah'a gittin ee zikrullah arkadaşlar buraya derse geldiniz
hoş geldiniz evet pamuk yerler cebe herkese elli lira versin gitsin ne için e buranın yaşaması için hee iyi harika nerede kaldı Allah rızası için ya lafım benim şahıslara değil ben yol anlatıyorum bir gün gelir sizden istersem dilimi koparın diyorum kendime de söylüyorum bir gün gelir kendi nefsime sizden bir şey istersen dilimi koparın kardeşim tutun sakalından yüzüme tükürün ben de kendimi düzelteyim kendimi disipline edeyim diyeyim ki Mustafa Özbağ böyle söz verdin sen Allah'a ve kardeşlerine kendi nefsin için bir şey istemeyecektin
hani diyorum ya şuraya gelebilenler gelsin buraya gelmek mecburu bunlar benim nefsim değil ben size düğünüme derneğime toplantıma davet etmiyorum ben Allah için bir iş yapılıyor diyorum ki gelebilenler buraya gelsin Allah için Allah için olan şeylere destek verin bu benim kendi nefsime bir şey istersem evet gerçekten beni uyarın Allah için hem de uyarınız böyle acımasız olsun sakalımdan tutun tükürün bakın iki şey söz verdim hiç unutmuyorum verdiğim sözleri bir bir gün gelip ben sizin önünüze ben şeyh oldum ben mürşid oldum
ben şunu oldum demeyeceğim iki bunu çok öncesinden şeyh efendinin zamanında sözler dedim sonra size sözler dedim ki sizden hiçbir şey istemeyeceğim kendi nefsim için istersen vermeyin verirseniz varsa hakkım helal değil dedim örnek düstur benim kendim kendimle alakalı bitti hatta diyorum ya borç istesem dahi vermeyin borç istedim vermeyin kardeşim bu kadar net neden yolun kaidesi bakın yol öğretiyoruz yol öğretiyoruz ben o yüzden derim ben çağırın
kim şeyhlik yapacaksa gelsin yapsın size şeyhlik yapacak olan bir kimse çok zor çünkü sebep Türkiye'deki olanlardan söylüyorum sebep istiyorlar çünkü para topluyorlar şimdi nefs-i raziye dedik ya nefs-i raziyedeki bir kimse Allah'ın varlıklarına el avuç açmaz onun Müslüman veya kafir cinli tayfesiyle işi olmaz onun diğer varlıklarla işi olmaz şimdi bu hale gelen kimsenin üzerinde böyle varlıklar gelmeye başlar onlar yardımcı olmak ister mesela söylerler bu hale gelen
bir kimse bunlara tevessül etmez hiç tevessül edince ayağa kayar şimdiden söylüyorum size olur mu olur bir gün bir kardeş bu hale gelir o zaman böyle şeylere tevessül etmeyecek o mesela birisi geldi kalbine gelir buna şunu okusan geçecek der kalbine gelir o o geldiğinde senin şu hastalığın var ben bunu okuyayım geçsin bunu söylerse kaybeder bu keramettir bunu söyledi mi kaybeder örneğin birisi ona geliyor değil mi daha o evinden çıkarken onu görür bunu söylerse kaybeder ben seni evden çıkarken gördüm üzerine siyah bir
palta vardı kaybeder bunu susacak ağzını kapatacak bilse dahi biliyorum demeyecek görse dahi görüyorum demeyecek şatata şatafata düşenler bunları söylerler yolda kalır o kimse beşte de kalmaz dörtte de kalmaz tekrar üçe iner ama kendi kendine hava yapar iki tarafta beşteyim diye kendi kendine hava yapar Allah muhafaza eylesin geriye düşer çünkü bu artık bu kimse ruhani varlıklar varlıkları görüp onlarla irtibata gelebilecek noktaya gelir sır olması gerekir sır
olacak Allah muhafaza eylesin o yüzden normalde biraz daha yürüdüğünde biraz daha yürüdüğünde beşin içinde o beşin başında görmüş olduğu varlıkları ruhaniyetleri beşin başında tanımış olduğu herhangi işte beşinci göğe kadar olan tanıdıklarını beşin sonuna doğru hepsinin de yok olduğunu görür vardı yok oldu bak önceden vardı öyle değil mi yok oldu fena budur varlıkla alakalı her şeyi yok görmeye başlar o yüzden normalde bu nefsin mertebesinin ismi zikri hak esmasıdır bizim başka yerlerde bu normalde
işte bazı dergallarda bazı yerlerde işte hay esması ile hak esması bazı yerlerde hu esması ile hay esmasını yer değiştirirler ama bu fakirin aldığı terbiye buydu ben aldığım terbiyeyi anlatıyorum size bizim benim şeyh efendiden almış olduğum zikir esma silsilesi bu yani Allah affetsin ben hiç yani bu manada başlangıç olarak Allah muhafaza eylesin ben normalde işte üçüncü esmadan başlamadım yani daha yukarıdan başladım bana hemen anında hay esmasını vermişti silsile olarak ama bu bana anlattığı oydu ondan sonra
bizim arkadaşlara o zaman da verdiğimiz eğitim oydu yani o kimse rüyasında bizde zaten o kimse rüyasında görür ben o yüzden rüyanızda görün üstadınızı derim bizde genel olarak dervişler rüyalarında görürler hu esmasını aldığını işte her şeyin hu dediğini görür kendisinin hu dediğini görür hu diyerekten uyanır böyle rüya görenler hu esmasıyla alakalı rüya görenler elini kalır 1 2 3 4 5 6 rüyasında görür bunlar bizde böyle rüyada görülür kimisi görmez rüyasında evet o rüyasında görmeyenler kendi kendilerini biz rüyamızda
görmedik kötüyüz noktasında düşünmesin mesela onlar da bunu da söyleyin onlar da zikrullah alakasında mesela işte 3. gökte görülürler o 3. gökte görülenlerin hepsi de hu esmasındadır 4. gökte görülür onlar hay esmasındadır zikrullahı yaptıran bu tip böyle bir hali varsa onları görür bizde zikrullahlar böyle işte zaman müsaitse mesela la lah illallah başlar Allah'la gider hu hay hak biter normalde şimdi aslında bir de şey vardır ya esma-i seba hayylu gayyum Allah kadir gayyum Allah diye normalde kayyum
esmasıyla kahar esması üstada aittir kayyum esmasını ve kahar esmasını üstaddan başkası vurdurmaz ders adabı hak esmasına kadardır üstad orada kayyum esmasını vurdurmayı isterse vurdurur kahar esmasını vurdurmak isterse vurdurur ondan sonra şeyi hayylu gayyum Allah'ı çektirmek isterse çektirir bunlar üstada aittir bir kimse kalkıp da cemaata işte kayyum esmasını çektirmez kahar esmasını çektirmez o ya cahildir ya bilmiyordur edebe muhaliftir bu iş ya da üstadı müsaade eder ona der ki sen kayyum esmasını da çektirebilirsin
kahar esmasını da çektirebilirsin o kimse çeker ama ona müsaade etse dahi o halde olduğunu göstermez onun bunun da altını çizelim şimdi rüyasında görmüyordur o kimse onu şeyhefendinin tabiriyle kapalı gitmek diyor onu şeyhefendi de herkes kapalı gitsin isterdi son dönem oğlum bir rüya anlatıyorlar ona bir esma veriyorsun düşüyor diyordu gerçekten de öyle oluyor o yüzden son dönem mesela son 5-6 yıl hiç kimseye esma vermemeye başlamıştı şeyhefendi mesela rüya anlatıyorlardı anlatıyorlardı işte ben de yanındayım zaten
yani ona demesi lazım ki işte oğlum sen bundan sonra sayısız hu esması çek veyahut da 100 tane hu hu hu Allah çek günlük şeyhefendi çok böyle bu da son dönem çok zikir arttırmayı düşünmüyordu bana diyordu mesela ne yap diyorsun sen işte efendim ben normalde hani edeb ediyordum ben ben şeyh değilim ki ona sayısız vereyim şöyle vereyim böyle vereyim benim vermeye yetkim var ama ben edeb ediyordum böyle ben 7 gün veriyorum efendim diyordum ben de ala oğlum dedi bana ben 7 gün veriyorum deyince ben o esma'yı o kimseyi
7 güne veriyordum önceden daha fazla verecekse şeyhi versin şeyhi var başında ben şeyhi değilim ondan sonra 7 gün verirdim ben derdim ki sen 7 gün işte 100'er tane hu hu hu Allah çek 7 gün 100'er tane hay hay hay Allah çek hala da ben öyle veririm mesela şeyhimden icaz ettim ben o konuda ona ben söyledim o da tamam ala yapıyorsun dedi tamam bitti yani normalde o kimse çünkü yarın öbür öbür esma'ya çıktığında o esma'yı çekmekle esma geçilmez mesela o bir tespittir ona dendi ki 7 gün hu hu Allah çek tamam 7 gün hu hu
Allah çekti bitti o bir tespit bakın bir tespit o sen hu hu Allah çekerekten hay esmasına geçemezsin öyle değil o sen o nefis meratibin hallerini yaşayacaksın tespit bu sen ahlakını güzelleştir hiç bitmeyecek olan şey bu ahlakını inceleştir cömertliğini arttır bakın yolun olmazsa olmazlarıdır insanlara iyilik yapmak insanların sıkıntılarını gidermek cömertliğini arttırmak maddi manevi insanlarla iyi geçinmek ailenle iyi geçinmek çocuklarınla iyi geçinmek ailenden çocuklarından arkadaşlarından akrabalarından annenden
babandan etrafından gelen sıkıntıları göğüslemek erkekler için hatunu dövmek kırmak çocuklarını dövmek kırmak bu yol aldırmaz insana kadınlar için adama laf söyle çocuklara laf söyle iki tarafa laf söyle çemkir kavga et yol gidemez o kimse Allah muhafaza eylesin o kimse ahlak önemli ahlakını düzgünleştirecek o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlaki sünnetlerini sosyal sünnetlerini yerine getirmeye gayret edecek üzmeyecek kırmayacak incitmeyecek bunlara dikkat edecek şimdi ben bunları söylüyorum
ben yoluna adabını koyayım hani üzmeyecektiniz kimseyi kardeşim ben yol gösteriyorum insanlara yolun adabını gösteriyorum yolun erkanını gösteriyorum benim derdim insanları üzmek değil ben sana yol göstermeye çalışıyorum yol öğretmeye çalışıyorum ben ne üzeyim seni e sen de yol gideceksen tabi ol veyahut da işte hiç gereksiz bir şey yani o bir şey sordu hemen cevap vereceksin ya canım kardeşim yapma yapma ben yol anlatıyorum tekrar söyleyeyim eğer geri kalan da dinleyecek yol gidecekse geri kalanın tabi olacak yol gidecekse
geri kalan itaat edecek yol gidecekse e öbür türlü de benim yapacak bir şeyim yok Allah bizi affetsin o yüzden inşallah bu kimse bu hale gelince bir kardeş o kimseye ya hak ism-i şerîfi tecelli eder onu da o ism-i şerîfi verilir veya verilmez o üstadın gideceği bir şey der adam gelir ben der böyle böyle rüyamda ya hak ismi şerifini gördüm işte her taraf hak hak hak diyordu veya ben hak diyordum Allah'ım hareket etsin der çıkarım işin içinden veyahut da başka bir şey derim o benim esmamı vermedi bak gördü mü beni ne o kıskandı
Allah muhafaza sayılırsın birisi şeyh efendi için öyle söylemişti de o rüyasında hu hu hu Allah'ı görmüş şeyh efendi geldi anlattı bu tabi bursa'da olmuyor bu hadise başka bir yerde oldu böyle bunları da analiz ediyorduk şeyh efendiyle de hani böyle esmayı veriyorsun düşüyor falan diye Allah hayırlısını olsun Allah hayırlısını versin oğlum dedi şeyh efendi ona yoluna devam et dedi böyle yüzü buruştu o kimsenin böyle içi şey oldu kendince neyse dedim bunun içi burkuldu şimdi diyor ki dedim ben şeyh efendi benim esmamı
vermedi neyse sohbet şey bitti tabi o böyle bakıyor bana anaya gördün mü ne oldu gibisin geldi yanıma abi gördün mü dedi baba dedi esmayı vermedi bana dedi böyle baktım dedim aldın verdin aldın verdin için bozuldu dedim de bitten beri daha aldığın anda dedim birinci imtihanda kaybettin esmayı dedim o esnada dedim ben sabredecektin esma delili yapmayacaktın dedim e gitti dedim yapacak bir şey yok senin abi ne oldu e dedim gitti Allah muhafaza eylesin böyle hu hu Mehdi aleyhisselam'ın bilmedikleri ve tanımadıkları halde
onun hakkında kitap bastırıyorlar kitap satıyorlar kaset vesaire video yapıyorlar Mehdi aleyhisselam'ın gerçeği geldiğinde demez mi benim sırtımdan para kazandınız kitap sattınız dini alet ettiniz derse onlar ne cevap verecekler ne diyecekler ondan Mehdi aleyhisselam'dan Allah'ın alefesi ve İslam dünyasından özür dileyecekler mi onlar hiç utanmıyorlar ve Allah'tan hiç korkmuyorlar mı bu işi rantiyeye dökmüşler e bana ne ben soruyorum ki bunları bunları yapana gidip soracaksın kardeşim yoksa beni mi öyle görüyorsunuz
benim Mehdi'yle alakalı yazılmış bir kitabım yok bir eserim yok hakkınızı helal edin geceniz hayır olsun inşallah selamun aleyküm

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi