Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Mayıs 2015 · 2:09:19
Selamun aleyküm. Allah gecenizi ayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Her şeyi yaratan Allah'tır.
En'am 102 Ra'd Suresi Ayet 16 Zümer Ayet 62 İnsan hürriyetinin bu ayetin altında varlığı ne kadardır? Evet, soru sahibi geldi. Kürsüsü'ne oturdu. Tarih boyunca bütün inanışlar insan hürriyetinin üzerine fikir yürütmüşler. Bunu varlığın üzerinde ve Allah'ın yaratmasıyla alakalı bütün doğu felsefesinden batıya kadar uzak doğudan hatta orta doğuya bütün fikir sahibi, düşünce sahibi, iman sahibi insanlar bunun üzerinde hep fikir geliştirmişler.
Bir kimse ne kadar özgürdür, ne kadar hürdür diye. Bu tabi modern dünyanın da en büyük problemlerinden birisi. Yani özgürlük ve hürriyet konuşulurken bugün için modern dünya olarak tanımladığımız Batı'da da bu bir hayli konuşulan bir şey. Batıdakiler her ne kadar materyalist düşüncenin içerisinde bulunanlar kendilerince kendilerini çok özgür gibi görmeye çalışsalar da veya özgürlük noktasında kendilerini belli bir yerde görseler dahi meseleye biraz böyle içine girince felsefi noktada bakıldığında insanların o kadar özgür olmadığı
mesela kalbine, kalbinin atışına söz geçiremediği ritmini değiştiremediği karaciğerine, böbreklerine, kanının dolaşımına bu noktada söz geçiremediği yaratılış fıtrat noktasında kanının al yuvarlarına, ak yuvarlarına, DNA'larına, kromozomlarına söz geçiremediği kendisinin dışındaki tabiat olaylarına söz geçiremediği söz geçirse depremi durduracak söz geçirse örneğin nehirleri geri akıtacak nereye kadar özgür insanlar bu özgürlükleri nerede başlayıp nerede bitiyor herkesin bir toplumun özgürlüğü var ayrıca insanların şahısların özgürlükleri var
şahısların özgürlükleri nerede başlıyor hangi şahsın özgürlüğü nerede başlıyor nerede son buluyor bunu da normalde Helenistik çağdan tutun da İslam'ın arabisinden, farabisinden, İbni Haldun'undan ondan sonra gazalesine, kendisine, maruf-ı kerhisine, beyaz-ı bestamisine varınca kadar hem sufi kanat olarak hem de sufi olmayan kanat olarak maturidiler, nesefiler, eşariler bunların üzerinde hep kendilerince fikir yürütmüşler insan nereye kadar hür diye hürriyet kavramı la faili illallah fail Allah, yaratan Allah, bir şeyi yaratan Allah
fiiliyat noktasında fiiliyat noktasında her şeye tecelli eden Allah o zaman insan nereye kadar hür bu soru hep sorula gelmiş bu tabi klasik din inanışının içerisinde böyle bir soru anlamsız sahabeler bunun üzerinde çok soru sormamışlar nereye kadar hür sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin 23 yıllık peygamberliği noktasında dini anlatmak dinin tamam olması genel kaidelerin oturması o günkü problem asıl sıkıntı buydu böyle olunca zaman içerisinde zaman zaman varlıkla alakalı fiiliyatlarla alakalı ne bileyim işte
o gün ki insanın bu noktadaki felsefi boyutuyla alakalı sorular bulmak mümkün bunlara da hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o günkü mantelitenin üstünde hatta bugünkü mantelitenin de üstünde vermiş olduğu cevaplar var mesela Allah neredeydi amadaydı ama noktasında henüz daha insanoğlu bir şey konuşabilmiş değil örneğin Kur'an ve sünnet tarihinde insanlar bu noktada sapkınlığa da uğramama bu noktada yanlış yerlere de gitmeme noktasında kendince temkinli ve tedbirli gidiyor ama sufiler bu noktada fazla
temkin ve tedbire sahip değiller sufilerin üzerinde tecelli eden aşk ve zevk vardır sufiler aşk tecelli ettiğinde onların üzerinde onlar söz kantarını kaçırırlar kaçırırlar zevk tecelli ettiğinde de hal kantarını kaçırırlar çünkü zevk o kimsede hal kantarını kaçırır aşk ise söz kantarını kaçırır böyle olunca sufilerin dili ve kalbi bir sınır tanımaz dili ve kalbi sınır tanımaz dili ve kalbi sınır tanımaz
çünkü sufilerin inanışı şudur Allah'ın zatullahı hariç her şey konuşulabilir ve Allah'ın zatullahının haricinde konuşulan şeyler şayet ki fise bilillah üzerinden konuşulduysa hata yapılsa dahi bir sevaptır olmaz isabet olursa on sevaptır bu hadis de sabittir iştihat uleması da bunun arkasına saklanır o yüzden bazen iştihat ehli de fütursuzca iştihat ettiği zamanlar görülmüştür yerler görülmüştür tabi insan hürriyeti burada
varlığı ne kadardır dedin deyince ben bu fakirin bu noktada durduğu nokta üç aşağı beş yukarı bellidir ben insanların düşüncelerinin hür olduğunu bu noktada zatullahın haricinde düşüncelerinin hür olduğunu Cenab-ı Hak'ın insana düşünce hürriyeti noktasında kısıtlama koyduğu noktanın dairenin çizginin sadece kendi zatullahıyla olduğunu ve bir kimsenin Kur'an ve sünnet dairesinde zatullahın haricinde her şeyi düşünebileceğini bu noktada düşünmesinin düşünmesinin bu noktada asla önüne geçilemeyeceğini ama hareket fiiliyat noktasında
yaratımının Allah'a ait olduğunu o düşüncenin o düşüncenin fiiliyata geçme tecelliyatının fiiliyata geçme tecelliyatının Allah'a ait olduğunu fakat burada o düşünen kimselerin düşünen ve fiiliyata geçirilmesini isteyen kimselerin Allah'la yakınlık uzaklığına göre Cenab-ı Hak'ın onların hürriyetlerini çoğaltanacağını ve azaltacağına inananlardanım bu hürriyete de ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin noktasında bakmaya çalışan kendimce ilmel yakin noktada Allah'a yakin olanların hürriyetleriyle aynel yakin derecede olan
insanların hürriyetleriyle hakkel yakin noktasında şahısların hürriyetlerinin aynı olmadığına inanıyorum ilmel yakin noktasındaki hürriyetler kendi içlerinde kademeleri vardır üç aşağı beş yukarı birbirlerinden fazla bir farkı yoktur ama aynel yakin noktasındaki şahısların hürriyetlerinin öyle olmadığını hakkel yakin noktasındaki hürriyetin bunun daha üstünde olduğuna inanıyorum çünkü bu manada hadis-i şerifler ve hadis-i kutsiler var Cenab-ı Hakk'a kurbiyet yakınlık noktasında çok yakın olanların bir şeyin olmasını
istediklerinde Allah'ın o şeyi tiharetler var o zaman onun hürriyeti ile Allah'a yakınlık noktasında ilmel yakin olan bir kimsenin hürriyetinin aynı olmadığını Allah'a yakınlık noktasında naz-niyaz noktasında veyahutta velilik noktasında veya peygamberlik noktasında yakin olan bir kimsenin fiiliyatın üzerindeki tecelliyatının kesbin yani ilmel yakin noktasındaki kimse gibi olmadığının inancındayım mesela peygamberlerin üzerinde mucizeler gerçekleşiyor peygamberlerin üzerinde mucizeler gerçekleştirirken o mucizeleri
yaratan o mucizelerin fiiliyat noktasında fiiliyat noktasında yaratanın Allah olduğunu ama kesip onu isteyenin onu isteyenin Allah'a yakınlığına göre onların tecelli ettiğine inananlarım inananlardanım buna işaret mesela aklıma geleni söyleyeceğim şimdi Süleyman aleyhisselamın yanındaki bir kimsenin belkısı tahtıyla beraber Süleyman aleyhisselamın huzuruna getirmesiyle alakalı öylesine bir yakinlik ve bir ilim belkısı belkısı belkıs oraya gitmek istemiyor hatırlıyor buna bunun bunun ashab-ı keyif cennet cennet uzun
uzun yıllar uzun yıllardan beri uyutulduğu ve onların bu uyumayı istediklerini ve bu noktada da Cenab-ı Hakk'ın onların isteklerini geri çevirmediğini mesela Musa aleyhisselamın daraldığında sıkıldığında dualarının kabul edilip denizin yarılması Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ağacı yanına çağırıp müşriklerin önünde ağacın ona eğilmesi onun peygamberliğine şehadet etmesi veyahut da işte Ebu Cehil eline üç tane taş alıp benim elimdekileri söylersen sana iman ederim senin Rabbine iman ederim dediğinde Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. ben mi senin elindekilerini söyleyeyim yoksa elindekiler mi benim kim olduğumu söylesin dediğinde o üç tane taşın Eşhedü en la ilahe illallah ve Eşhedü en Muhammeden Abduhu ve Resulü deyince taşları elinden attığına vallahi sen bir büyücüden başka bir şey değilsin deyip ona haber verdiğini bakın burada insan hürriyetinin hürriyetin fiiliyatın hürriyet istemek ya istiyoruz ya istemenin sınırını koymak o istediğimiz noktada o istediğimizin fiiliyat noktasında tecelliyatının bir sınır
koymak mümkün değil böyle olunca mesela işte veliyullahın kerametlerinin tecelli etmesi savaşta şehitlerin örneğin Çanakkale'de yaşanan şeyler kurşunları elleriyle toplaması kurşunların kurşunların Çanakkale'deki savaşanların göğüslerinde yağmur tanesi gibi tıpır tıpır aşağı düşmesi onları yaralamaması bu noktada hem şehitlerin üzerindeki tecelli eden haller hakikatler hem velilerin üzerinde tecelli eden sufilerin üzerinde tecelli eden hal ve hakikatlere baktığımızda insan hürriyetinin kesp isteme noktasındaki sınırının
sınırının kime ve nasıl çizileceği de belli değil bu meseleyi teknik olarak kategorileştireceksek eğer o zaman insanları üç gruba ayırabiliriz ilmel yakin noktasında Allah'a yakın olanlar bir kafir de bir mümin de bir münafık da aynı noktada yakin burada bir inananla inanmayan noktasında bir fark yok Cenab-ı Hak bütün varlık alemine ilmel yakin noktasında yakın yakin bir taşa ota böceğe ata ete deveye yakın olduğu kadar insana da yakın ve insanın da her şeyine yakın varlığı tamamiyetle bu noktada yakinlik noktasında
bir fark yok ama aynel yakin noktasındaki bir kimsenin diğer varlıklardan yakinliği değişti diğer varlıklardan yakinliği değişince onun kesp isteme isterken de haddini bilme tabi bir de bu var o ayrı mesele ama kesp isteme bu isteme noktasında cümle aleme bu kapının açık olduğu Hristiyanından Yahudisine kadar Müslüman işte dervişti değildi sufiydi şuydu buydu hepsine de isteme noktasında Cenab-ı Hak'ın herkese kapısının açık olduğunu ama istenilen şeylerin tecelliyatında hürriyetin nerede olduğu önemli şimdi meseleyi
toparlayacak olursak insan hürriyeti insan hürriyeti fiiliyatın üzerinde istemekle mükellef buna eski dilde kesp eski dilde kesp deniyor buna eğer öyle kitaplar okursanız kesp diyecek ama bugün bunun karşılığı istemek siz buraya gelmeyi istediniz siz buraya gelirken birisi sizin kulağınızdan tutup getirmedi siz gelmeyi istediniz istediğiniz şeyi Cenab-ı Hak yarattı istediğiniz şeyi Allah yarattı yaratmak kime ait Allah'a ait önce akli açıklamaları araştırdık ilmi yönden maturidi ve nesefi
fiilin insan tarafından yaratılmayacağı neticesine varmaya çalışırlar evet İmam-ı Azam Hazretleri bu noktada her şeyi yaratan Allah'tır la faayli illallah Allah'tan başka fail olan yoktur Allah'tan başka yaratıcı yoktur Allah her şeyi yaratır bu ayet-i kerimelerin ışığında İmam-ı Azam Hazretleri der ki fiiliyatı yaratan Allah'tır onun yolunu takip eden felsefi noktada İmam-ı Maturi de onun talebesi İmam-ı Nesefi de aynı noktadadırlar fiiliyatı yaratan Allah'tır Allah'tır hatta İmam-ı Maturi de bu noktada teknik bir açıklama
getirir ki bugüne kadar onun getirdiği teknik açıklamanın karşısında hiç kimse durmaz bu kesp isteme noktasını fiiliyatın üzerinde fiiliyatı istemeyi İmam-ı Azam söyler İmam-ı Azam'dan sonra İmam-ı Maturi de bunu teknik noktaya getirir tekniğini anlatır ve der ki İmam-ı Azam Hazretleri kesp isteme kulağa aittir kul ister bakın kul ister aslan avlanmayı ister karnı acıkınca avlanır insan ister karnı aç olsa dahi yememeyi istiyorsa yemez aslan gibi değildir karnı acıkınca yemez insan karnı acıkınca yememek insanı
insanı insan eder eğer bir kimse karnı acıkınca yemiyorsa o kimsenin akli melekeleri beyninin üzerinde düzenli çalışıyor demektir beyin formasyonunda beynin yapısında bir yanlışlık yoktur bir eksiklik yoktur beyin hücrelerinde bir rahatsızlık var ise o kimse doyduğunu bilmez yer ve o kimse yememesi gerektiğini de bilmez bu noktada o kimse de dinden sorumlu olmaz nesnefi'ye göre insan bir şeyi bilmiyorsa ona kudretinin yetip yetmediğini de bilemez evet bilmediği bir şey insan
bilmediği bir şeyin üzerinde kudretinin de yani onu isteme noktasında ve yapabilme noktasında Cenab-ı Hakk'ın kendisine vermiş olduğu Cenab-ı Hakk'ın kendisine vermiş olduğu kudreti bilemez eğer bir kimseye yük kaldırmayı öğretmezseniz o hiç yük kaldırmaz ve ne kadar yük kaldıracağını bilmez bilmez ama o insana yük kaldırmayı öğretirseniz o başlar yük kaldırmaya bir müddet sonra kendisini de sınamaya başlar kendisini de sınamaya başladığında ne kadar yük kaldıracağını hesaplamış olur bu fiziki bir de işin düşünsel boyutu var
düşünce noktası var bir kimse nereye kadar düşünebilir bu da önemli meseleyi sadece fizik açıdan değil bir kimse bir şeyi nereye kadar düşünebilir bir kimse kaç matematik denklemini ezberinde tutup onu işler hale getirebilir gücü ne kadardır bu noktadaki kapasitesi ne kadardır veya satranç oynarken kaç hamle sonrasını hesaplayabilir satranç oynuyor mesela sufiler satrança haram demezler herkes satrançın
üzerinde işte hanefiler de haram demez de ama şafiler haram der hanefiler haram demez şahsın kendisini bağlar heva heves noktasında satranç oynuyorsa o sana uygun değil der ama devlet idare ediyorsa savaş sanatıyla alakalı işi varsa stratejiyle işi ve alakası varsa onun satranç oynaması gerekir mesela arabinin farklı bir satrancı olduğunu biliyor musunuz?
biliyor musun? evet arabi indince kendi satranç oyununu kurgulayabilecek kadar düşünceye sahiptir mesela metafizikle alakalı meseleler sadece hal üzerinde yürümez düşünce de bir haldir klasik sufiler düşüncenin bir hal olduğunu idrak etmezler hal sadece rüya görüp uçmak değildir hal sadece gözünü yumduğunda duvarın arkasını görmek değildir hal sadece esnasında Abdülkadir Geylan Hazretleri'ni görmek değildir hal
düşünsel boyutta da tecelli eder bir kimsenin düşünce noktasında nereye kadar gidebildiği de önemlidir düşünce noktasında hali nereye kadar yorumladığı da önemlidir rüyayı düşünsel noktada nereye kadar yorabildiği de önemlidir bunun klasik sufi eğitimini alan kimseler bilmezler bu klasik tarikatlarda öğretilen bir ilim değildir klasik sufilikten kastım klasik tarikat eğitimidir klasik tarikat eğitimi veren kurum ve kuruluşlar bununla alakalı bir şey konuşamazlar bu onların
dalı değildir onların yeri de değildir onlar müritlerine namaz kıldırırlar oruç tuttururlar zekat verdirler hacca götürürler şeyhlerinin ellerini öptürürler Allah'ı zikrettirirler budur üç aşağı beş yukarı yattıkları şey işin düşünce noktasında at koşturturamazlar yani siz bunu götürüp de klasik tarikat erbabını bu soruyu soramazsınız sorduğunuz zaman da cevap alamazsınız bu mümkün değil hatta bunu daha ileri söyleyeyim Türkiye'de şu anda cemaat eğitimi veren örneğin işte Risale-i Nurcu örneğin Hoca Efendi'nin cemaatı
örneğin Süleyman Efendi'nin cemaatı bunları küçümsediğim için söylemiyorum ya hepsinden de Allah razı olsun bir sıkıntım yok benim kim Allah için bir tuğla koyuyorsa Allah ondan razı olsun onlar da bunun cevabını veremezler konuşamazlar buradan bunu küçümsemek için söylemiyorum tekrar özür dilerikten söylüyorum Risale'nin ister okuyucusuna ister yazıcısına ister yeni hasıcısına hangisine giderseniz gidin Risale'nin dışında bir şey okumazlar Risale'leri ezberlerler çevir sayfayı haberi ezberler ona desen ki insan hürriyeti
nerede başlar nerede biter cevap yoktur orada hangisine giderseniz gidin çok basit bu sorunun fotokopisini çekin gidin bir yere hangi dergaha tarikata da giderseniz gidin bunları sorun şeyhe ulaşabilirseniz şeyh efendi lütfederse endamını gösterirse böyle buraya kadar oturabilirsen ben 3 yaşa 1 şükür 35-40 tane şeyh tanırım öncesinden bu son 10 yıldan beri kimseyi tanımıyorum da öncesinden Allah bizi affetsin evet burada bir kimse kendince
Cenab-ı Hakk'ın ona vermiş olduğu ona vermiş olduğu ona ikram etmiş olduğu bir güç var kişi bu bardağı kaldırmaya güç yetirip yetirmemesi o kimsenin Cenab-ı Hakk'ın üzerinde o kimseye vermiş olduğu güç ve idrakla alakalı bunlar istisnalar kaydıyı bozmadığı müddetçe geliştirilebilir şeyler mi? evet istisnalar kaydıyı bozmaz nesefi yaratma kudretinin sübut bulmasının ve var olmasının şartı olarak yaratmanın yaratılmış nesneyi yaratılan nesne var olmadan önce bilmesine bağlamaktadır tefsiri 189 yani Allah yaratacağı şeyi Allah yaratacağı şeyi henüz daha yaratmazdan önce biliyor bunu bu gece zor bitiririz ya da bu cemaat sabredecekler sabreder misiniz?
bunun içerisinden ben biraz sufi stantlı çıkmak istiyorum sufi stantlı bir şey henüz daha varlığa çıkmadı yaratılmadı sizler benim şimdi buraya ne çizeceğimi bilmiyorsunuz öyle değil mi? bilen kimsede bir yar rüyasında görecek iki bakın ilmel yakin noktasında şu anda siz benim buraya ne yazacağımı ve ne çizeceğimi bilmiyorsunuz bu sizin ilmel yakin noktasında bilginiz anladınız mı burayı şimdi yakinlikle alakalı benim ne yazacağımı ne çizeceğimi kim biliyor?
Allah biliyor ama içinizden birisi bir gün önce rüyasında benim yazdığımı gördüyse şunu diyecek şimdi kaldıracak elini diyecek ki siz şimdi bunu yazacaksınız ben de diyeceğim ki azizallah celle celaluhu ala bir derviş var anladınız mı?
eğer bunu rüyasında görürse gördü ayn görmek aynel yakin yani o ilmel yakinden üste çıktı ayn gördü aynel yakin bir üste çıktı hakkel yakin o kimsenin şimdi kalbine ilham gelecek diyecek ki şimdi şunu yazacak bakın hürriyet nereye gitti gördünüz mü? üç tane hürriyet çıktı bilmeyle alakalı benim niye yazacağım belli değil değil mi? Allah da bir şeyi yaratmazdan önce biliyor sufice yaklaşacağız burada ne diyor? nesefi yaratma kudretinin sübut bulmasının yani tecelli etmesinin sübut bulması tecelli etmesi yaratma kudretinin tecelli etmesinin var olmasının şartı olarak yaratmanın yaratılmış nesneyi yaratılan nesne var olmadan önce bilmesine bağlıdır yani Allah bardağı yaratacağını biliyor bardağın yaratacağını bildiğinden öncesinden biliyor o kul bardağı yerine şekline
şemaline getirirken Allah öncesinden biliyor onu şimdi Allah öncesinden nereden biliyor? burası göremeyecek sadece biraz böyle açıl evet bizim şimdi varlıkla alakalı konuşurken biz ne diyorduk hiçbir şey yok iken Allah bilinmezdi değil mi? Allah bilinmezdi bilinmekli istedi ve hiçbir şey yok iken bir şey yarattı bak hiçbir şey yok iken biz bunu Arabice konuşuyorduk bir de benim kendi inanışım vardı öyle değil mi?
Arabice konuşurken ne diyorduk? Arabice konuşurken bilinmezdik ondan sonra bilinirlik bilinmeyi istedi ya ve bir şey yarattı bu bu hadisi kudsi şimdi bu bilinmezlik zatullahı ile alakalı biz orayı bilmiyoruz bilinmezlik Cenab-ı Hakk'ın zatullahı ile alakalı kendi uluhiyeti kendi zatı ha Allah ismi yok kendi zatı zatı bilinmiyor bilinmeyi istedi Allah soruyor sahabe
ben direkt bakın ben Ahmet'e Mehmet'e gitmeden konuşuyorum şimdi Arabi'ye gitmeden konuşuyorum hadisi kudsu ve hadis-i şeriflerin üzerinden gidiyorum sahabe soruyor hiçbir şeyi yaratmazdan önce Allah neredeydi Allah neredeydi çünkü bilinmezliği bilmemiz mümkün değil bilinmezlik kapısı kapalı Cenab-ı Hak diyor ki benim zatımı tefekkür etmeyin benim zatımı düşünmeyin burası kapalı kapı burası kullarına kapalı varlığa kapalı yaratılmışlara kapalı burayı tefekkür etmek mümkün değil burayı düşünmek mümkün değil burayı aklınıza getiren şeytan
buraya kalbinize getiren şeytan ben neden zatını düşünüyorum diyen kimse o esnada kalbinden şeytanı çıkaramadığından dolayı hiç benim aklıma gelmez ben neden zatını düşünmüyorum diye hiç ama bugüne kadar hiç aklıma gelmedi benim zatını düşünmek ve zatının nasıl olduğunu tefekkür etmek Cenab-ı Hak'a hamdü sena ediyorum sakın ha ama hiçbir şey yok iken Allah neredeydi hiçbir şey yaratmadı ama yazdık buraya şimdi bu hadisi kudsi bunu sufilikte sufi dünya veya bizim kardeşlerimiz varlıkla alakalı ve varlığın tecelliyatlarıyla alakalı
her soru sorulduğunda bizim bu anayasamız gibi biz döneceğiz bu normalde hadisi kudsi kudsi hep önümüze getireceğiz burası sır bir hadisi kudsi bütün her şey varlıkla alakalı bu hadisi kudsinin içinde alacak olduğunuz bütün cevaplar bu hadisi kudsinin içinde hadisi kudsinin içinde hadisi kudsi kelam olarak görmeyin hadisi kudsi bir hal olarak görün hadisi kudsi ayrı bir Cenab-ı Hakkın sıfatsal tecelliyatı olarak görün sakın hadisleri kelime olarak görmeyin harf olarak görmeyin bütün hadisler hadisi kudsiler ayet-i kerimeler
birer haldir bir ayet-i kerime haldir tecelli eder o çünkü ayet-i kerime boş değildir bir hadisi kudsi haldir tecelli eder o sakın onu kelime harf olarak görmeyin harf olarak görmeyin anlaşılması için onlar birer harftir harfe dayandırılaraktan anlaşılır biz harfle anlarız onu anlama noktasında akılsal noktada kalbi olarak onu sufiler hal olarak yaşar sufi onu halinde yaşar sufi onu hal aleminde tecelliyatını seher eder sufi odur sufi hadisi kudsi sahibinden dinler sahibinden dinlerken de o hale erişir o hal onun üzerinde tecelli eder
onun elinden çıkıyormuş gibi olur o yüzden sufiler yolunu tamamlamadan bu hale ulaşırlarsa enal hak deyip giderler o hali de gözünüzde büyütür sufiler olmayanlar sufi olmayanlar o dağa denizin kenarında bir bardak su içti enal hak diyen onu götürdüler denizin kenarına bir bardak içti gitti aklı o kadardı her hadis-i şerif haldir siz onu hadis olarak kelime olarak okursanız sizde tecelli etmez her ayeti kerime haldir ayeti kerimeyi okurken kelime olarak okursanız tecelli etmez o sufilik olmadı ne oldu?
kal oldu sen kal ehli oldun derler ya kal ehli olmak ne demek? hep kelimenin arkasına bakıyor oysa unutmayın bakın kelime dediğinizde İsa aleyhisselam için diyor ki Cenab-ı Hak Allah'ın kelimesiydi her varlık Allah'ın kelimesidir o zaman her ayet Allah'ın kelimesidir o zaman her hadis-i kudsi Allah'ın kelimesidir sen de Allah'ın kelimesisin o zaman kelamlaş o zaman halleş o zaman derinlemesine bir düşün bir tefekkür et kalbindekini kov neden kalbindekini kov?
kalbinde şeytan olursa zatına yürütecek seni kalbindeki şeytanı kov Allah'ı zikirle Allah'ı zikirle o zaman kalbine ayet-i kerime hal olarak tecelli edecek o ayet-i kerimeden ne anlatılmak istediğini anlayacaksın sakın bu böyle oldu deyip de onda da takılı kalma neden? o zaman da sen orada takılı kalacaksın oysa senin yerin orası değil o her ayet-i kerime her an ayrı tecelli eder aynı tecelli etmez o zaman gönlün göçebe sen göçebesin o zaman dilin göçebe sen de göçebesin halin de göçebe göç ediyorsun boyuna durmak yok bir yerde
durduğun anda durduğun anda eskidin bittin gittin şimdi bu hadis-i kutsi bir hal kelam olarak bakma ben bilinme ben bilinmez idim bir hal bilinmez idim o hali sen bak kelimeye bakarsan bilinmez idim hale bakarsan halde bilinmek bilinme noktasında önüne bir set var bir perde var senin o perdede dur bilinmekli istedin bilinmeyen bilinmekli istedi biz o bilinmekli istedi dediğinde soruyor ya sahabe hiçbir şey yok iken Allah neredeydi yani buna baktığınızda çok safiyane bir soru buna baktığınızda çok böyle ihlasane bir soru
buna baktığınızda hiç cinlik yok bu soruya baktığınızda hiç hinlik yok bu soruya baktığınızda karşınızdakini böyle işte çok affedersiniz apıştırma yok soru üç şey için sorulur bir bilinmek bilmek için bilmek için öğrenmek için soran öğrenir iki başkaları öğrensin diye sorulur irşad sorusu oradakiler öğrenir utandırmak için sorulur üç utandırmak için utandırmak için soran utanır kadi şerif bakın hal anlatıyor bize kal değil bu da hal anlatıyor bakayım hal hal sahabe bilmek için sordu dedi ki ama adaydı ama kocaman bir ama yazacağım
bunun üzerinde şapkaları var eski dilde ama diye okumazsanız ama olur ama uzatıraktan bu Arapça bulutumsu bir şey bulutumsu ne olduğu belli değil bulutumsu bir şey işte varlığa hiçbir şey yok ya hiçbir şey yok iken ama da her şey var hiçbir şey yok ama ama
da her şey var dar bulutumsu ama hiçbir şey henüz daha varlığa dökülmedi ve bir şey yarattı bu bir şey fakirin şey Arabi bunu böyle düzenlemez bu bir şey Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyeti ve nuraniyeti bu bir şeyi de böyle bir daire yaptım bu bir şeyin en üst seviyesi akıl hadisi kudsi Allah önce aklı yarattı
hadisi kudsi Allah sonra kalemi yarattı akıl şuraya yazıyorum kalem lev-i mahfuz bizi ilgilendiren şu üçü şimdi akıl kalem lev-i mahfuz bunlar böyle bazen diyorum ya saniyenin kent trilyonunda biri hızında akıl kalem lev-i mahfuz ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki hiçbir şey yok iken Allah önce benim ruhaniyetimi ve nuraniyetimi yarattı diyor ve Cenab-ı Hak bu bir şeyi yaratırken ruhundan ve nurundan
bu bir şeyi ruhundan ve nurundan yarattı ve varlık böylece tecelli etmeye başladı bakın hadisi kudüsler ve hadisi şerifler noktasında söylüyorum işte bu âmada âmâ halindeken Cenab-ı Hakk'ın âmâ halinde hiçbir şeyi yaratmadığında henüz Allah yaratacak olduğu yaratacak olduğu yaratılacak olan her şeyi burada var etti varlığa ne zuhur ediyorsa ne tecelli ediyorsa varlığa ne fışkırıyorsa ne akıyorsa ne geliyorsa hepsi de bu âmâdan geliyor Allah diyor ya
bu âmâhe biz Allah dediğimizde sıfatları da giriyor ve sıfatları dediğimizde buraya da eğer bir şey çizecek olursak buraya Allah dedik ya bu sıfatsal olarak en üstün noktaya da Rahman ismini koyduk ayet-i kerime de ister Allah de istersen Rahman de Allah'ı zikret ardından hangi ayet-i kerime koydu ismini koydu Rahman ismi şerifini koydu Allah Rahman ism-i şerîfi böyle normalde ne olmuş oldu tecelli etti ve buradaki varlığı hani bir şey yarattı ya burada hâlâ da ve sonsuza dek bakın sonsuza dek her ne yaratılacaksa
hepsi de bu âmâdan çıkıyor hepsi de bu âmâda var hepsi de bu âmâ var edilen var edilen bütün her şeyi içinde barındırıyor her şeyi peki burayı tefekkür etmek mümkün mü? burayı düşünmek mümkün mü? zatullahını düşünemiyoruz biz o noktada zatullahını ne dedik bilinmez idim yaratılan her nesne her şey yaratılan her nesne her şey yaratılmazdan önce âmâda âmâda bu böyle size tanımlama açısından böyle bir şey söyleyeyim kurgu noktasında hazırdı anladınız bunu bir bilgisayar kurgusu gibi düşünün hazırdı bir nesne yaratılmadan önce bütün detaylarıyla ancak Allah tarafından bilinebilir evet insanın her yönüyle bütün detaylarına vakıf olmadığı bir şeyi
yaratması düşünülemez dolayısıyla insan fiilinin yaratıcısı ancak yüce Allah'tır Fahrettin razı da aynı fikirdedir bu noktada bütün maturidiler ve nesefiler ve hanefiler hiç ayrılmazlar bu noktadan bu noktada dururlar nesnefi bu fikrine Kur'an'dan delil getirir bu nesefiyle alakalı hep söylüyorum ya imam maturidinin talebesidir imam maturidinin dağınık olan akaitle alakalı konularını hizaya sokar akılla alakalı meseleleri bir yere koyar fikirle alakalı meseleleri bir yere koyar fiille alakalı meseleleri bir yere koyar
bunun gibi nesefi bu fikrine Kur'an'dan delil getirir sizler sözlerinizi gizletseniz de açıklasanız da o birdir o kalplerde olanı bilir yaratan bilmez olur mu o latiftir haberdardır mülk ayet 13-14 maturidide bu ayete dayanarak insan fiilinin yaratılmış olduğunu söyler insan fiili ne olmuş oluyor bu noktada yaratılmış oluyor mütezile ise bu ayeti Allah onları kimin yarattığını bilmiyor mu şeklinde kabul eder ve Yüce Allah sözü yaratanı onu gizleyeni ve açıklayanı kimse kimseyi bilmez mi diye yorumlar nesefiye göre
bu geçersiz bir izahtır tefsir sayfa 190 maturidi ve nesefiye göre insanın hür fiil sahibi olduğu şu ayette açıktır dilediğinizi işleyin fusillet ayet 40 iyilik yapın hac 77 buna karşılık mütezile insana da fiili yaratan gücü isnat eder ve şöyle delillendirir yaratanların en güzel olan Allah ne uludur mü'minin ayet 14 mütezile yaratanların en güzeli ifadesinden yaratıcının tek olmadığını insanın da fiillerinin fiillerinin yaratıcısı olduğunu söyler şimdi burada bir parantez açayım mütezilenin buradaki fiilleri yaratanın
fiillerinin yaratıcısının insan olduğunu görme noktasında parantez açmak istiyorum parantez şu sufiler insan fiilinin üzerinde insan fiilinin üzerinde iki tecelliyatın var olduğuna inanırlar ya bu maturidiler de öyle kesp isteme yaratma Allah'a ait sufiler burada isteme ile isteme ile Allah'ın yaratmasına ortak olduklarını düşünürler burası anlaşılmazsa insanı küfre götürür sufiler dedim kendimi kastediyorum zaten kimse hangi sufi deyip de üzerinde durmasın evet
fiil bilgi ilişkisinden sonra fiil irade ilişkisine gelelim maturidi insanın istediği işi her zaman yapamamasını dikkate alarak insanın bütün işlerinin kendisi tarafından yaratılmadığını göstermeye çalışır şayet insan fiilinin yaratıcısı olsaydı her zaman ve her yerde yaptığı işlerin istediği özellikle olması gerekirdi der evet bir kimse normalde bu noktada bütün düşündüklerinin fiiliyata geçirebilmiş olsaydı kendince o zaman evet burada yaratıcısı kendisi olurdu bu ilmel yakin noktasında doğru ama burada bir şerh
düşelim böyle soruya mı geleyim ben şerh düşebilir miyim böyle burada şerh düşelim ilmel yakin ilmel yakin noktasında bir kimse her istediği şeyin yaratılması noktasında güç yetirmeyebilir güç yetiremez bir şey düşünür düşündüğü şeyi ister ama istediği şey tecelli etmez ama sufilerin farkı vardır burada sufiler bir şeyi düşünce planında ister sufinin Allah'a yakınlığı noktasında Cenab-ı Hak onu fiiliyata döndürür az önce burada sufiler burada hani yaratıcının tek olmadığı noktasında şerh
koydum ya bu şerh bununla alakalı eğer sufi sufi düşünce ve hal planında o noktaya gelmeseydi ve onu talep etmeseydi öyle bir şey yaratılmayacaktı öyle bir şey olmayacaktı sufinin Allah'a olan yakınlığı sufinin istediğine ulaşma ulaşabilme istediğinin yaratılması istediğinin tecelli etmesi noktasına getirdi Allah'a yakin olanlar söğüt ağacından üzüm yedi söğüt ağacından üzüm
olur mu olmaz senin için ama sufi söğüt ağacından üzüm yemeyi murat ettiyse bunu kes kes noktasında istediyse Allah ona söğüt ağacından üzüm yedirir burada o yaratmayı fiiliyat noktasında yaratan Allah'tır burada kafanızda bir karışıklık olmasın ama onu isteyen onu arzu eden onu talep eden onu talep eden Allah'a yakin ise burada onun hürriyetinin sınırını belirleme noktası kime ait olacak birisi dedi ki Ya Rabbi bu ağaç
bana doğru gelsin hiç kimsenin aklına gelmedi ağacın ona doğru geleceği sufi seher zikrullahı yapıyor la la haylallah kumrunun birisi de karşıya oturmuş onu izliyor sufi dedi ki Ya Rabbi bu kumrunda mı seni zikrediyor bir gelseydik helal bir halletseydik çat çat çat … kumru geldi adamın önüne durdu sufi gözünü bir açtı kumru önünde la la haylallah kumrudan da la la haylallah kumruya dedi ki sen bu zikri nereden öğrendin o da dedi ki Rabbimden kumru konuşur mu şimdi konuşur diyeceksiniz sokaktaki bir kimse kumru konuşur mu dese seninle konuşur dersen beyazları giydirir gönderir seni sufi sufi burada normalde kumruyla konuşmayı talep etmemiş olsaydı bu
yaratılacak mıydı hayır Allah inni'nde bu var mıydı evet burası ayrı sufi bunu talep ederek de talep ederek de bir buraya bir bir çentik atayım kapatayım kafanızı bulandırayım acaba sufi bunu istediği anda mı Cenab-ı Hak bunu yarattı yoksa Allah bunu yarattığı için mi sufi bunu istedi bu ders de sana olsun bir araştır bakalım maturidye göre fiili güzelleştiren
bilgi olmayıp onu çirkinleştiren de cehalet değildir nesefi sıfatlar zata ait ise küfürde nitelik olarak zata aittir küfürde iki fail bulunur a insan insan bu fiili küfür olarak yapan unsurdur tepsir 191 insan küfrün kötü bir fiil olduğunu bilir ama yaptığı işin küfür olup olmadığını bilmez insan iyi olarak yapar ama o vasfı veren Allah'tır ve Allah Allah'ta o fiili çirkin olarak icat eder bu durumda insan fiili yapmada hürdür fakat sonucu olan elem duyma da zorunludur bunu baştan alayım kafa yerleşsin ne sefi sıfatlar
sıfatlar zata ait ise küfürde nitelik olarak zata aittir küfürde iki fail bulunur a insan ikincisi ne Allah insan burada ne yapar küfrü talep eder ister küfrü talep eder ister kötülüğü talep eder ister ama bilgisizliğinden dolayı kötülüğü iyilik olarak bilir ister ama bilgisizliğinden küfrü iyilik bildiğinden dolayı ister ama sonuçta insanın burada cehaleti cehaleti yatar hani Cenab-ı Hak ayet-i kerimede insan cahildir der ya bu noktada cahildir insan kötülüğü iyilik noktasında veya
küfrü iyilik noktasında ya da kötülüğü bilinçli ister o zaman insan zalim olur ismi değişti bilmeden işledi cahil oldu bilerek işledi zalim oldu ismi bakın zalim oldu değişti bilerek kötülüğü ve küfrü isteyenler zalim bilmeyerek kötülüğü ve küfrü isteyenler cahil oldu insan zaten cahildir ayeti kerimesi bilmerekten yapanlar için geçerli bilerek yapanlar için zalim zalim olunca o kimse ne olacak cezaya çarptırılacak bilmeden kötülüğü iyilik olarak yaptı bilmeden küfre düştü o cahil ne olacak onlar onlar cennetin birinci katına
gidecekler cennetin birinci katında tekrar terbiyeye tabi tutulup öğretilip cennetin diğer katlarına istidatlarına göre dağıtılacaklar ne dediler dediler ki ya resulallah bir kimseye din ulaşmazsa ona hiç din ona bir buradaki dinden ne ilim ona ilim ulaşmazsa ona din bilgisi ulaşmazsa onun hali nicedir o dedi ki hiçbir şey ulaşmayan kimseler cennete giderler çocuk gibi çok affedersiniz beyin hücreleri hücreleri bozulmuş bizim toplum dilinde deli dediğimiz veyahut da işte akli dengesi bozuk dediğimiz kimseler gibi bunlar nereye gidecekler
hiç din ulaşmamış bunlar nereye direk cennete gidecekler bunlar cahil çünkü bilerek yaptı o zalim zalimden hesap sorulur tekrar söylüyorum zalimden hesap sorulur cahile tebliğ edilir öğretilir evet bu noktada tabi sufilerin bu küfre ait ve kötülüğe ait bakışları farklıdır sakın kötülüğü kötülük görmediklerini küfrü küfür görmediklerini zannetmeyin bunlar kökü olmayan ağaç gibidir kötülük ve küfür karanlık bize varmış
gibi gelir güneş çıkınca karanlıktan işaret bulamazsınız küfür ve kötülük karanlık gibidir izafidir geçicidir ebedi değildir kalıcı değildir kökü rahmana dayanmaz sufiler karanlığı ve kötülüğü ebedi görmezler karanlığı ve kötülüğün kökünü rahmana da dayattırmazlar sufilerin bu fakirin bu fakirin burada durduğu nokta farklıdır sufiler deyipte herkes benim fikrimde olacak diye bir kaydı yok karanlık karanlık ve küfür ve kötülük ebedi değildir sonu vardır geçicidir
izafidir bu aleme aittir ötelere ait değildir karanlık ve kötülük ebedi olarak yürümeyecektir gölge gölge gibidir gölge oluşması için iki şey gereklidir bir ışık bir varlık bir nesne nesneyi ortadan kaldırırsanız gölge ortadan kalkar ışık Allah'ın nuru ortadan kalkmayacağına göre bu fakir için küfür karanlık ebedi değildir
korku ebedi değildir cehalet ebedi değildir zulüm ebedi değildir hainlik ebedi değildir vefasızlık ebedi değildir nankörlük ebedi değildir ebedi değildir her türlü yanlışlık ebedi değildir ebedi olmadığı için hamdü sena ediyorum ebedi olsaydı ebediyen bu hayat çekilmez hale gelirdi ve ebediyen ebediyen o kötülüklerle o hainliklerle o vefasızlıklarla o aşısızlıklarla o nemrutlukla o firavunlukla uğraşabilecek takadimiz olmazdı benim olmazdı benim olmazdı başkasını bilmiyorum o yüzden bu alemde nefesimin ne kadar olduğunu
bilmiyorum ölümü istemeyiniz demiş istemeye de o yüzden gücüm yok yüzüm yok ama mutluluğum var hepsi burada kalacak hepsi burada kalacak burada nesefi ile ayrıştığımız ince bir perde bu ehl-i zahir burada nesefinin dediği gibi sıfatlar zata ait ise küfürle nitelik olarak zata aittir diyor yani özellik olarak zata aittir zahir noktada sözüm yok bunu başka bir yerde bu şekilde sorsalar ben de evet böyledir der çıkarım burada demem burada
neden demem buradaki inanışım inanışımı söylüyorum çıplak inanışımı söylüyorum çıplak inanışımı kötülük ebedi değil kötülük sadece bir tarif evet buna mütezzile ve kabi itiraz eder fiilin kendisi insana sıfatı da Allah'a aittir yani fiilin küfür olması insan yönünden çirkin olması da Allah'tandır kim aklı maturu mi mütezzile mi ben ortasını söyledim zaten ben buraya gelmeden o ortasını söyledim buraya geleceğini de bilmiyordum ha okuduğumu düşünmeyin öyle kalbiniz bozulmasın bu noktada kötülüğü kötülüğü
bakın ayeti kerimede der ki iyilikler rabbinizdendir kötülükler ise nefsinizdendir iyilikleri Cenab-ı Hak nereye bağladı rabbe rab ismi şerifine bağladı iyilikleri rahman ismi şerifine bağlamadı iyilikleri rab ismi şerifine bağladı Rab ismi şerifine de ayrıyeten bakmak gerekiyor çünkü Rab ism-i şerîfi önemlidir sıfatların içerisinde ayeti kerime ayeti kerime ne iyilikler rabbinizdendir kötülükler nefsinizdendir az önce dediğim noktaya geldi bir nesneyi ortadan kaldırınca
gölge kalır mı kalmaz o zaman kötülükler nefsinizdendir nefsi terbiye ederseniz kötülük kalmayacak kötülük orta bu alemden ebe kalkmaya da muktedir mi evet bakın kötülüğün ebedi olmadığını bir işareti Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki yeryüzü islam olur yeryüzü islam olunca kötülük kalır mı kalmaz başka bir ayeti kerimede müşrikler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır der
o zaman yeryüzü kötülük sıfır noktasına ulaşacak mı evet işte kötülüğün ebedi olmadığına işarettir bunlar bunları böyle söylerken hadis veya hadisi kutsu veya ayet ölçüsünde bunu naklediyorum tekrar söylüyorum Allah nurunu tamamlayacak buradaki kasıt iyilik tamam olacak kötülük yeryüzünden silinecek kötülük yeryüzünden silinince yeryüzü islam olacak yeryüzü islam olunca kötülük tecelli edecek mi hayır çünkü kötülüğün kökü yok çünkü kötülük ebedi değil çünkü küfür ebedi değil çünkü küfür
rahmandan ine gelen bir şey değil rahmandan inen gelen şey ne iyilik güzellik güzellik iman Cenab-ı Hakk'ın hakikati bu rahmandan ine gelen şey kötülükler ve küfür gölge karanlık bu sonlu sonsuz değil o yüzden iyi müminler kötülüklerle mücadele etmekle emrolundu siz yeryüzüne gönderilmiş hayırlı bir ümmetsiniz iyilikleri emreder kötülükten nehyedersiniz iyiliği emreder kötülükten nehyedersiniz siz yeryüzüne
gönderilmiş en hayırlı ümmetsiniz çünkü yeryüzünü iyilikle emredince yeryüzünde kötülük kalmayacak iman kötülüklerle mücadele etmektir iman insanlarla mücadele etmek değildir iman kötülüklerle mücadele etmektir biz imanı insanla öldürmek olarak görüyoruz insanları katletmek olarak görüyoruz insanları eğitmek olarak görmüyoruz insanları iyiliğe davet etmek olarak görmüyoruz sufiler iki tip insan görürler bir davete icabet etmiş olan insanlar iki
davete hazır davet bekleyen insanlar sufiler iki tip insan görür sufi için öldürülecek insan yoktur sufi için cahildir tebliğ edilmesi gerekir din nasiyattır kime hiç dinden haber olmayan cahillere din nasiyattır kime dinden haberi olmuş olan kimselere din öğretmek için din nasiyattır kime Allah'ı bilmeyenlere öğretmek için din nasiyatı çoğaltırım din nasiyattır ilmel yakin noktasında üç tecelliyat din nasiyattır aynel yakin noktasında üç tecelliyat din nasiyattır hakkel yakin noktasında üç tecelliyat
hakkel yakin noktası vardır ayrı ayrı tecelliyatları vardır bunlar ancak ehline malumdur o yüzden normalde kötülük bu manada izafidir geçicidir izafidir geçicidir kalıcı değildir yeryüzünden kökü kazınacak bir şeydir insanlık tarihinden kökü kazınacak bir şeydir ve insanlık bununla mükelleftir insanlık bununla mükelleftir Allah bizi onlardan eylesin evet kim haklı maturidi mi mütezile mi bu noktada ben kendim maturidi olduğumdan otomatikman derim ki maturidinin normal zahir noktası burada
haklı derim ama düştüğüm şerhide artık siz kendinizce tefekkür edin bir sorunumuz daha var yaratmada benzeyiş kıymetli dostlar kardeşler ben saati yok yok öğrenmek istemiyorum o manada demedim bu sohbeti bitirmeyi hedefliyorum o yüzden işim vardı otobüsüm kaçacaktı babam kızacaktı kocam evde bekliyor karım ben geç gidince kapıyı açmaz diyenler istedikleri saatte gidebilirler bunların hepsi de normal öyle erkeklik yapıp bana kimse diyemez demeyin sufiler o kadar erkek değillerdir evet sakın ha hele hanımınız kapıyı açmadı
diye tekmelemeyin öyle öyle bir şey yok sakın ha sufiler eşlerini üzmezler sufiler eşlerinin gözünün yaşını akıtmazlar sufiler zulmetmez der zulmetmez sufiler az önce ne dedik iyilikler Rabbinizden sufi iyilik ağacı gibidir sufi kötülük düşünmez erkekler yapabileceğiniz bir tek bir şey var evin damına çıkacaksınız damınız varsa oda yok balkona gideceksiniz baktınız hanım size bir şey söylemeye kalkıyor bir dakika diyecek ne oldu ben taşınıyorum nereye balkona diyecek ne oldu diyecek ama ben
kavga etmek bize yasaklandı diyeceğim ben böyle yasaklamayı da böyle söylemeyi de korkuyorum o gece gidip dövüyor adam inat eder gibi bir de hanımına diyormuş sen mi şikayet ettin beni ulan şikayet etse daha kötü ya dervişin de cahili var mı var yaratmada benzeyiş buraya da bir işaret atayım bu yaratmada benzeyiş çok özür dilerim söyleyeceğim bunu kör olanların aldandığı bir şeydir buna ben kafadan bir sufice vurayım da ondan sonra siz sahirine bakın yaratmada sufinin körü bu sufinin körüdür her şeyi aynı zanneder
dünkü eş ile bugünkü eşi de aynı zanneder dünkü çocuk da bugünkü çocuğu da aynı zanneder dünkü derviş ile bugünkü dervişi de aynı zanneder dünkü çay ile bugünkü çayı da aynı zanneder dünkü Mustafa Özbağ ile bugünkü Mustafa Özbağ da aynı zanneder göçmüştür halbuki o göçebe ya veya dünkü gibi zannedersin geri dönersin bakarsın aynı değildir bu kördür ama değil gözü görmeyen bu manada zahiren kör demek yoktur ona sufiler ona kör demezler ona derler ki hani tabiri caizse ama o kimse der hiç bir şey görmüyorsa
onun yüzüne de kör demezler onun yüzüne de ama demezler öyle görmeyen bir kimse olursa onu görüyormuş gibi hareket ederler hiç tavır ve davranışlarında bir farklılık göremezsiniz gerçek sufiler bir kimsenin eksikliğini noksanlığını sufiler o kimsenin yüzüne vurmazlar aa senin gözlerin bozulmuş demek gözlük mü takıyorsun demez onu rahatsız görmez onu hasta görmez bunu beyin gerisinde ölçülendirir ha bu öksürüyor soğuk algınlığın var bunun ben bunu şimdi fazla terletmeyeyim bu ince bir ayrıntıdır ben şimdi onun gözünü görmüyor
okuyamıyorsun demeyim her her de yazılar küçük galiba gibi ben bile okumakta zorluk çektim onu ben zorluk çekerekten okudum ama siz maşallah iyi okudunuz ince ahlak hani ben bunun kabacasını anlatırım ya adam bir gün eli boş gelmiş eve ya böyle anlatırlar bu kadınlar ben hiç karşılaşmadım böyle bir kadınla bizim kadınlarımız böyle değildir asla kabul ettiğim bir şey değil ama böyle tarif ederler ya hani kadın demiş ya aa adam senin gözün körmüş ya demiş hani her gün elin menfaatçı bir kadın yani her gün adamdan bir şey bekliyor
ben bizim kadınlarımızdan böyle bir seviyesizlik hiç görmedim etrafımda bildiğim tanıdığım hiç ama hiç ama hiç gerçekten bunun gibi birisinin eksikliğini yüzüne vurmak birinin eksikliğini yüzüne vurmak ayeti kerime ile sabittir haramdır günah kebay'dır birisinin hatasını kusurunu yanlışlığını eksikliğini hem fiziki hem manevi yüzüne vurmak haramdır sen neden namaz kılmıyorsun sufiler söylemezler sen nasıl mislimansın başın açık demez sufiler nasihat ederler din nasihattir din eleştirmek değildir güzel ahlak eleştirmek değildir
ben onun yüzüne söylerim o da günah kebayir arkasından konuşmak ondan daha büyük günah kebayir olmayanı söylemek daha büyük günah kebayir zina etmekten daha kötü gıybet etmek gıybet etmek zina etmekten daha kötü bir tavır daha kötü bir tecelliyet Allah muhafaza eylesin gıybet etmek bakın birisi zina ise bir başkası da aa duydun mu ya ne oldu filanca zina ediyormuş desen zina edenden daha büyük günaha giriyorsun çenemiz durmaz ki bizim Allah bizi muhafaza eylesin evet yaradılışta ayniyet sufiler için bir handikattır
bu körlüktür o yüzden sufi mesela bir hal görür Abdülkadir Geylani hazretlerini görür o tekrar aynı Abdülkadir Geylani göreceğini düşünerekten onu rabıta eder bu onun körlüğündendir aynı şey Allah'ı tanımada da vardır ya hani Cenab-ı Hak tecelli edecek ya cennet halkına bir kısmı diyecek ki bu bizim Rabbimiz değil kafasında bir Allah var çünkü daha önceki sohbetlerinizde insanda insan da yaratır demiştiniz demişim demek insanın yaratıcı olduğunu söylemek onun da bir şeyi yokluktan varlık sahasına çıkarmak demek olur ki
bu Allah ile insan arasında benzerlik kanaati oluşturur maturidi buna karşı çıkar evet ben burada insanın yaratma noktasında insan da yaratıcıdır derken bunu varlık yokluktan varlığa çıkarma özelliyeti husisiyeti noktasında söylemiyorum bunu insanın düşünce noktasında kesb noktasında isteyerekten o yaratılacak olan şeye sebep olduğundan bir veçesiyle bir veçesiyle yaratılmaya sebep olduğundan yaratıcı olarak görürüm burası iyi anlaşıldı mı evet maturidi buna karşı çıkar yoksa Allah'a Allah gibi
yaratması olan ortaklar bulduklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler rahat 16 maturidi ayrıca şu ayette destekler hiçbir şey onun dengi değildir şuura 11 mütezile ileri gelenlerinden kabiye göre Allah ve insan bir şeyi yokluktan varlık sahasına çıkarabilirler yani ikisinde de bir şeyi yaratmak kudreti vardır kabi dolayısıyla mütezile insanın fiiliyle insanın fiili arasında herhangi bir benzerilik bulunabileceğini ileri sürer ve bunda sakınca görmezler sorunlar devam ediyor yaratmada ortaklık sorunu nesefiye göre
insanın fiilini yaratmasıyla yaratma yönünden Allah'a ortak olmuş olur der ve mütezileyi suçlar ancak mütezilenin Allah'ın birliği konusunda ne kadar titiz olduğunu da biliyoruz maturide göre alem araz ve cisimlerden meydana gelmiştir araz cinsinden herhangi birisi başkasının fiili olursa alem var olma ve yaratma bakımından hem Allah'ın hem de insanın fiili olmuştur bu iddia alemin yaratıcısının birliğini inkar etme fikri vardır et tevhid 233 böyle bir durumda Allah kainatı yaratmak ve organize etmek için insanın yardımına ihtiyaç
duymuş olmaktadır sizce der soru evet burada benim için yaratmanın üzerinde iki tecelliyat vardır Allah bir yoktan bir şey var eder her şeyi Cenab-ı Hak yoktan var eder insan yaratılacak olan şeyi yaratılacak olan şeyi veya kendisine lazım olan şeyi kendisine lazım olan şeyi talep ederekten düşünce noktasında bunu isteyerekten bunu hayal ederekten yaratmayı coşturur yaratmayı coşturunca yaratmanın üzerinde insanın etkisi etkisi bu noktada insanı
ilgilendiren dairede insana ait yüzdeli fazlalaşır yüzdeli fazlalaşır Cenab-ı Hak bilinmeyi istedi bilinmeyi istemesi Allah'ın cebriyetidir cebretti bunda insanların iradesi yok bilinmeyi isteyince bilinmeklik olarak insanı seçti bunda cebriyet var melekleri yarattı cebriyet var bunda cebriyet var insanı yarattı cebriyet var bunda cebriyet biz kendi cüz irademizle bu dünyaya gelmedik bu dünyaya geliş
yolumuz bizim cüz irademizde değil ben alemi ruhtan alemi misale inmek istemiyorum diyemedik aa misal alemi ne kadar güzel rahat hoş coşu kuruşu içerisinde vay ya her şey harika ee alemi şehadete gitmek istemiyoruz diyemedik cebri bunların hepsi ve varlık kendi içerisinde kendi kaidesi ve kanunları nispetinde devam ediyor bakın güneş kendi kanununda devam ediyor hani Cenab-ı Hak işaret ediyor ya hadi güneşi batıdan doğursunlar oradan çevirsinler hadi bir tane daha bir raf varsa dünyayı tersine çevirsin hadi hadi bir şey varsa
bir şey yaratsın hadi burada insan bir yöneyle ben yaratıcıdır derken insan öyle şeyler talep eder ister ki Allah'ın amadan yokluğun yokluktan varlığa coşmasını sağlar ve matematik olarak bir düzlende giden matematik kul kesp isteyerekten altını üstüne çevirir nasıl altını üstüne çevirir bütün matematik denklemlerinin dışına çıkar biz ona ne diyoruz mucize
biz ona ne diyoruz din diliyle keramet mevcut matematik akışının dışına çıktı mevcut matematik akışının dışına çıkarken o kimse var gücüyle her şeyiyle onu istedi her şeyiyle öylesine istedi ki o istediğini varlık alemine çıkardı bunu yaratan ne Allah buna sebep ne insanın istemesi kesip siz
fırından ekmeği yemek isterseniz fırından ekmeği alır yersiniz ya rabbi atından isterim derseniz fırındaki ekmeğe muhtaçlığınız kalmaz fırındaki ekmeğe muhtaçlığınız kalmaz bu alemdeki matematiğin üstünde bir matematikte yaratan Allah'tır ama invalin dışına çıkan bir şeydir yaratan Allah'tır
Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri Hz. Abbas'a diyor arkadaşlar ya aynı zamanda Hz. Abbas efendimiz de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcası diyor ki ey Abbas yağmur duasına çıkacağız diyor hadi diyor gel sen de ol yanımızda da Cenab-ı Hak bize yağmur versin açıyor ellerini Hz. Ömer efendimiz Ya Rabbi içimizde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcası olan Abbas var Abbas'ın yüzüsü hürmetine bize yağmur yağdır Ya Rabbi daha oradaki şakır şakır şakır yağmur başlıyor anında
sahabeler diyorlar ki vallahi ne bulut vardı ne rüzgar vardı sahabeler aktarıyorlar diyorlar ki ne bulut vardı ne rüzgar vardı ne de hava kararmıştı haa matematiğin üstünde bir matematik var matematiğin üstünde bir matematik var matematiğin üstünde bu Hz. Ömer radiyallahu an hazretleri hutbede cuma hutbesi bir anda hutbe yarım kalıyor Ya Sarı Cebele Cebele dağ demek herkes kalıyor Medine'dekiler
Ömer ne dedi birinin de kalkıp da Hz. Ömer Efendimiz'e Ya Emre'l-Memini neden böyle dediniz deme lüksü yok Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri böyle biraz şey sert daha sağa Cebele İran seferindeki bütün ordunun askerleri Ömer'in sesini duyuyor bunu yaratan Allah ama bu böyle çizgisinde giden bir şey değil bunda o kimsenin Allah'a yakınlığıyla alakalı bir şey var siz Allah'a çok yakınsanız
Cenab-ı Hak'ın amadan coşturacak bir şey sizin üzerinde tecelli ediyorsa matematiğin üstünde bir matematik kurabilirsiniz Cenab-ı Hak size bu fırsatı verir ve Allah bunu sizin üzerinden tecelli ettirir ben bu veçeden insanın yaratılmaya sebebiyet noktasında büyük bir bölümü kendisine atvederim fiiliyatı yaratacak olan Allah bu noktada bir şüphemiz yok ama insanoğlu Allah'a yakin ise insanın üzerinden insanın kesbetmesi talep etmesi o esnada aklı yerindedir değildir bunu bunun üzerinde bir tecelli ettirmesi mümkündür
Maturidi'ye göre alem araz bunu okuduk Allah kainatı yaratmak evet sizce bunu okuduk mütezzile başka bir yol daha seçer ehli sünnetin dediği gibi her şeyin yaratıcısı Allah olmuş olsa yaratılan kötü ve çirkin bazı fiillerde ister istemez Allah'a atfedilecektir Allah için bu tür fiillerin faali demek uygun değildir evet bunu normalde sufiler de bu noktada dururlar o yüzden sufiler bu noktada durarak kendilerince kötülüklerin nefisten olduğunu ve onların gerçek noktada Allah'a atfetmezler edeb ederler sınır çizerler oraya
nesef-i temhitte biz mutlak olarak Allah küfrü yarattı demiyoruz Allah küfrü çirkin batıl kötü ve fasit olduğu halde yarattı diyoruz bunların yaratılmasında hikmet vardır nesef-i diyor bunu kötü bir fiil olmasa insanın hürlüğü nerede kalır kötü ve çirkin şeyi yaratmakla Allah'ın herhangi bir eksiklik gelmez zira kötülük fiilin yaratılmasında değil onun seçilip işlenmesinde yatmaktadır insanın hürriyeti ile ilgili kafa karıştıran bir ayet daha sizi de yaptıklarınızda Allah yaratmıştır Saffat 96 evet yok bu kafa karıştıracak
bir şey değil iyiliğimizde kötülüğümüzde bu noktada istediğimiz noktada yaratan Allah'tır bu noktada kötülüğü de yaratma noktasında yaratan Allah'tır kötülüğü de yaratan Allah'tır ama ve lakin biz sufiler olarak kötülüğü ebedi görmeyiz ve Allah'ın bu noktada Allah'ın bu noktada yeryüzündeki izafi bir tecelliyat noktasında görürüz gölge bir tecelliyattır sufiler burayı örter biraz bazı melamiler bunu örtmezler mesela direk der zinayı da Allah yarattı direk der küfrü de Allah yarattı direk der her türlü hainliği de Allah yarattı
biz sufiler bu kadar şedid konuşmayız bu noktada ama burada sizi de yaptıklarınız da Allah yaratmıştır derken evet bizim yaptıklarımızı Allah yaratır sünni taifinin biraz bu meselede edep edip örtmesi vardır edep ederler örterler bu ayet ehli sünnet tarafından delil olarak sürülmüşse de herkes tarafından kabul edilecek kesinlikle değildir eşar-ı kitab-ul-el-lumasında kader bölümünde böylece kabul eder ünlü kelamcılardan bakillani tehvid ve insafında bu ayeti en açık delil olarak gösterir mütezzile kelamcısı kadı abdülcebbar
muni adlı eserinde bu ayeti delil olarak görmez mütezzile ayeti sizi ve yarattıklarınızı Allah yarattı şeklinde anlar maturidi sizi ve işlerinizi Allah yarattı diye açıklar nesef-i arap dili gramerin iki ünlü ismi sibeveyh ve ah ahfeşin izahlarına göre hareket ederekten sizi ve fiillerinizi yaratan Allah'tır diye açıklar razi de aynı görüştür görüştedir sizce biz de aynı biz de bu noktada bizi ve fiillerimizi yaratanın Allah olduğunu ama o fiillerin üzerinde istemenin kesbin insana ait olduğunu söyleyenlerdeniz bu kesb
kimisinde ölçü olarak kesbin kuvveti ile alakalı burada duruş noktamız var bu kesbin kuvveti herkes de aynı değildir kesbin kuvveti herkes de aynı olmadığından dolayı herkes de aynı olmadığından dolayı herkesin üzerinden tecelli eden fiiliyatta aynı değildir şimdi en başa dönelim Allah'tır Allah her şeyin yaratıcısıdır insanın fiili de bir şeydir o halde insanın fiili de Allah tarafından yaratılmıştır evet mütezzile her şeyden önce söz konusu ayette bir tahsis kabul etmektedir burada tahsisten kast edilen şey kelimesinin
manasını kısıtlamak tahdit etmek ve şumulünü daraltmaktır bu durumda ayette geçen şey kelimesi şey olarak adlandırılabilecek her şeye tatbik edilmelidir ayette tahsisi İbni Hüman da kabul eder mütezziliğe göre bazı istisnalar dışında kelamcılar genellikle Allah'a şey denebileceği görüşünde oldukları için Allah kendi kendisine mi yaratmış olacaktır bir çok kez aramızda da şeyi açıklar mısınız evet buluyor geliyor bu adam bulup geldiği için teşekkür ediyorum böyle bulup geldiği için Cenab-ı Hak da onu benimle tanıştırdığı için
hamd ediyorum nefsine uymasın o da da evet biz şimdi Allah'ı zat olarak zat olarak ne olduğunu bilmiyoruz Cenab-ı Hak bilinmezdi bilinmez olan olanın üzerine hiçbir şey konuşmuyoruz bilinmez bu kadar bakın bilinmez Allah bilinmekli istedi burada bilinmezdi bilinmekli istedi Allah bilinmekli isteyen
Allah'ı tam olarak tanımlamak mümkün değil tam olarak tanımlamak mümkün değil ama Allah bu manada bütün sıfatlarıyla var bütün sıfatlarıyla bunu tarif etmek için tarif etmek için buna bir isim koymak herkes bir isim koymuş ya mesela gidin bakın siz şimdi işte birisi demiş ki Allah bir maddeye benzetmiş cevherdir demiş birisi Allah buluttur demiş birisi Allah havadır demiş birisi Allah enerji demiş kuantumcular enerji diyor herkes Allah'ın üzerine bir
isim koyuyor burada Allah'a bir şey diyen İmam-ı Azam bu noktada Allah şudur ona denmek için Allah eşittir Allah'tır nedir bir şeydir İmam-ı Azam'ın söylediği ve Hadis-i Kudsi'de Allah bir şey yarattı Cenab-ı Hak yarattığına da ne dedi Hadis-i Kudsi'de bir şey yarattı bu bir şey yarattı dediğinde diğer Hadis-i Kudsi'lerle sıralama yapıyor Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır Allah'ın Allah kalemi yarattı ilk yarattığı şey akıldır hadis-i şerif Allah ilk önce benim ruhaniyetimi ve nuraniyetimi yarattı ama bir şey
biz onun ruhaniyetinin ve nuraniyetinin ne olduğunu bilmiyoruz çünkü bir şey ne olduğunu neden tam olarak bilemiyoruz her varlığa geçişte her varlığa geçişte aynı şekilde ve ayniyette olmadığından dolayı biz hep ona bir şey diyeceğiz aynı şekilde olmuş olsaydı biz ona diyecektik ki Allah sütun gibidir ama Allah hem sütun gibidir hem sütunsuzdur hem ağaç gibidir hem güneş gibidir hem gölge gibidir hem ışık gibidir bir şeydir yani sıfatlarının tecelliyatına bakarız ama aynı şekilde yine tecelli etmez bu sefer Allah'ın
sıfatının da ayniyetini de ortadan kaldırırız ayniyetini de ortadan kaldırınca o zaman her şey bir şey olur ve her şey dediğinizde bir şeylerin tamamını söylemiş olursunuz veyahut da her şey dediğinizde geleceği de söylemiş olursunuz Allah her şeyi yaratandır her şeyi yaratır her şeyi neyden yaratır bir şeyden yaratır bir şey nedir ilk yarattığı şeydir nedir o bir şeydir nedir bir şeydir bir şey dediğinizde onun üzerine her şeyi ekleyebilirsiniz aslında bir şey yoktur aslında bir şey vardır ah bir şey yarattı
yarattı ama bir şey yarattı o bir şeyin ne olduğunu bilmiyoruz bir şeyden bir sürü şey yarattı bildiklerimiz var bilmediklerimiz var soru şeyi açıklar mısınız şey Allah saklanaraktan güldüm senin için sen burada durmayacaksın çünkü bu yüzden saklanaraktan güldüm harika bir soru harika bir çalışmaydı bunları hızla geçeceğim kardeşler üzerlerine alınmasınlar saati da sormayayım bugün böyle demeye karar verdik Havva annemiz Hz. Adem'in kaburga kemiğinden yaratıldığı kadın da eşinin kaburga kemiğinden mi yaratılmıştır
hayır ruhun ölmeden önce Allah'a ulaşması var mıdır Allah'a ulaşmaktan kasıt ne ona bakmak lazım varsa nasıl mümkündür haller insanoğlunda ve makamlar neyi teşkil eder haller geçicidir makamlar kalıcıdır la ilahe illallah ne demektir tefsirini bilmek isterim insan yaratılışı olarak hangi fıtrat üzere yaratılır İslam fıtratı üzerine mi insan fıtratı üzerine mi fıtrat nedir insan fıtratı nelerdir fıtrat dindir İslam'dır insan fıtratı da bildiğimiz insandır la ilahe illallah ne demektir Allah'tan başka ilah yoktur el hidayede geçen
bir bölümde en az sütre boyu bir parmak kalınlığındadır diyor burada geçen boy ölçüsünü anlayamadık bir parmak kalınlığında sütre namaz kılarken bir parmak kalınlığında bir çubuk koyarsanız o sizin için sütre olur riyaz salihinde geçen bir hadis-i şerifte mümin canı ödeninceye kadar ruhuna bağlı kalır burada bahsedilen hadis-i şerifte anlatılmak istenen nedir canı ödeninceye kadar yani o canı alınıncaya kadar ruhu onda durur can ondan gidince ruh da ondan gider bazı zamanlar üst katta oturan bayanlar ayakkabılarını poşetle
yanlarına getiriyorlar bu durumda yukarıda ayakkabı kokusu oluşuyor bu konuda bir şey yapılabilir mi hakkınızı helal edin bunlar yapacak bir şeyimiz yok ne diyelim bazen burada da koyacak yer kalmıyor öyle olunca herhalde ayakkabılar çalınma korkusu söz konusu ezilme söz konusu olabilir e bu noktada poşetlerin ağzını bağlarlarsa bunda bir sıkıntı yok ayakkabılarını yanlarına alabilir bir kimse neden yanına alıyorsun diye soramayız Allah bütün hastalara şifa versin ümmetimin sonunda suret değişikliği iftira atmak ve yere batıp
kaybolma olaylar olacaktır bunların gerçekleşmesinden önce zalimlerden başlanacaktır bu hadisi açıklayabilir misiniz açık suret değişikliği olacak suretleri değişmiyor mu insanların şimdi kadınlar erkek erkekler kadın olacağım diye uğraşıyor ne yapıyor erkekler göğüslerini şişirtmeye çalışıyorlar kıllarını tüylerini yoldurmaya çalışıyorlar suret değişikliği önce bıyıklarımızı önce sakallarımızı kestiler sonra bıyıklarımızı kestiler şimdi göğüs kıllarımızı kesiyorlar ne erkekte yöneliyordu buna efendim metroseksüel
metroseksüel suret değişikliği bu işin zahiri tarafı kadınlara desek ki şimdi size benzeyen bir erkekle evlenmek ister misiniz diye bundan yirmi yıl önce iğrenirlerdi bundan yirmi yıl önce saçı uzun olan erkekle hiçbir kadın evlenmek istemezdi kadınlar iğrenirdi onlardan bundan yirmi yıl önce kadınlar erkek gibi erkek isterdi şimdi bakıyon erkekler tight game'i başladı önde tight'lı birisi gidiyor erkek mi kadın mı belli değil zaten o erkekse de erkeğin ona bakması haram tight'lı bir erkeğe erkeğin bakması haram
şimdi tuhaf gelecek size eski fıkıh kitaplarını yazalım bir kimseyi bıyığı sakalı hiçbir şesi yoksa bir erkeğin ona şehvetle bakması haram şehvet olur korkusuyla bakması da yine mekruh erkeğin dahi bakması mekruh olan bir erkek düşünebiliyor musunuz kadınlar bu tip insanlarla evlenmezlerdi önceden suret değişikliği bir de bunun manevi tarafı var oraya girmeyeyim şimdi evet ne iftira atmak o peynir ekmek gibi oldu şimdi iftira atmak peynir ekmek gibi ümmetin içinde
Allah muhafaza eylesin şurada şurada konuşuyorlar benim için böyle dışarıda ben buradayım kaynatıyorlar aa hocayı biliyor musun sen burada böyle konuştuğuna bakma ne neler var neler bir gün en yakınıma söylemişler tanımıyorlar ya tanımayınca dinlemiş dinlemiş dinlemiş vay be demiş yıllardan beri Kur'an sünnet dedi koşturdu demiş beyhude koşturmuş o zaman demiş siz daha demiş dinlerken burada demiş böyle konuşuyorsanız demiş demiş sormayın gelmeyeceğiz ama çay bedava ya demiş
o yüzden geliyoruz iftira işimiz bizim başımıza gelen bela musibet ve hastalıklarının hamdimi etmeliyiz yoksa bunlara dayanacak sabır ve güç kuvvet mi istemeliyiz Allah'tan sabır değil Allah'tan mağfiret isteyin rahmet isteyin rahmet isteyin ya Rabbi bana rahmet ver mağfiret ver deyin öyle sabır istemeyin Cenab-ı Hak'tan insan sevdiğiyle beraberdir her iki alemde kötüler de orada olunca devam eder mi hayır o yüzden diyorum ya kötülükler burada kalsın peşimizden gelmesin beka makamı ama alemin arasında konum nedir beka makamı ama
alemin arasındaki konum nedir bunu yazan kimse bu böyle biraz oradan buradan devşirmiş her makamın beka hali vardır bu buranın sohbeti değil sema nedir neden yapılır bayanların sema yapması doğru mu Allah rızası için mi yapılır peygamber efendimiz zamanında var mıydı evet sema peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında vardı hazreti ali radiyallahu an hazretleri hem kendi etrafında sema etti hem onun etrafında sema etti hadis kitaplarında var caferi tayyar Habeşistan'dan geldiğinde onun yanağından
bir rivayette alnından öptü hazreti ali efendimizin kardeşi o da bu sevinçle hem kendi etrafında döndü hem de hazreti peygamber efendimizin etrafında döndü açın okuyun hayatü sahabe bayanların sema yapması doğru mu yanlış olduğunu kim ispat edecek et yemeniz doğru mu ekmek yemeniz doğru mu su içmeniz doğru mu neden ayaklarınızın üzerinde gidiyorsunuz doğru mu ellerinizin üzerinde neden yürümüyorsunuz birisi hamuda kalksa yürüse bundan onu yasaklayacak olan ne var birisi bu duvardan
pıştak geçse yasaklayacak ne var ona Allah rızası için mi yapılır yemeği ne için yiyorsunuz suyu neden içiyorsunuz yemeği Allah rızası için mi yiyorsunuz suyu Allah rızası için mi içiyorsunuz nefes alıp verirken Allah rızası için mi alıp veriyorsunuz bakarken Allah rızası için mi bakıyorsunuz bu soruyu soran Allah rızası için mi yaşıyorsun sonu yok mümin haramlardan sorulu haramlardan ben mesela size niçin
inek eti yiyorsunuz diye sorabilir miyim siz ne dersiniz bana kardeş domuz eti yasak leş yasak sen ne soruyorsun bana benim yediğim eti sen sana ne bir şeyi yasak eden Kur'an sünnet ve bu noktada imamların fetvasıdır iyi bana bir tane bayanlar sema edemez diye bir fetva getirir bayanlar zikredemez diye bir fetva getirir bir tane fetva istiyor imam-ı azamdan imam-ı şafi den imam-ı malik den
imam-ı hambeli den kabul edeceğim sadece hanefi den değil ve mübarek insanlar sizin memleketinizde plajlar açık pavyonlar açık meyhaneler açık genel evler açık barlar açık kafeler açık parklar açık ve mübarek insanlar sizin memleketinizin kadınları para karşılığında fuhuşa satılıyor sizin memleketinizin kadınları randevu evlerinde satılıyor sizin memleketinizin kadınları beş yıldızlı otellerde fuhuş çeteleri tarafından erkeklere satılıyor neredesiniz neredesiniz bana söyler misiniz neredesiniz
bu soruları soranlar bilmeyerekten fuhuş çetelerine beyaz kadın ticareti yapanlara uyuşturucu çetelerine hizmet ediyorlar bilmeden cehaletliklerinden 15 yaşında 18 yaşında 20 yaşında 30 yaşında kızlar kendilerince kendi kendilerine bayan bayana sema ediyorlar Allah'ı zikrediyorlar ilahi söylüyorlar bunun nesi haram hiç mi Allah'tan korkmaz bunlar dışarıda oturan bayanlar var
gözüme çarpan şimdi başa açık bayanlar var istedikleri yere gidebilirler mi gidebilirler ben onların burada oturmalarına müsaade ettim diye küfrehliyim ben biliyor musunuz bu fetvayı be hain be din düşmanı be insanlık düşmanı be Allah düşmanı kafeye gitmemiş saza caza bara gitmemiş gelmiş tek orası demiş Allah için sohbet dinleyeyim Allah'ı zikredeyim semayı da izleyeyim ibadet edeyim demiş gelmiş biz başımıza tac edeceğiz bütün bursa gelsin bütün dünya gelsin çıkıyor birisi internetten de çıkıyor yazıyorlar bana hocam sema caiz mi
iyi hiç işim yok benim ya gün 24 saat ha bire bunlara cevap vereceğim bir de cevap yazıyor caiz olmadığını bilmediğinizden yazmadınız ben yine yazmıyorum zamanım yok tekrar yazıyor tabi siz hep cehalet ehlisiniz la havle ve la kuvvete illa billahi lalil azim hiç düşünmüyor ya hiç düşünmüyor hiç aklının ucuna gelmiyor ya bu insanlar burada Allah için bir şeyler yapıyorlar bir tanesi çıksa gelse desek ki sizin semazenleriniz filanca yerde sema edenler filanca yerde 1 lira aldı deseler ulan diyeceğim ya hangi semazen 1 lira aldı
söyleyin bana bakayım atacağım onu kapının önüne o zaman diyeceğiz ki ya aa bizim içimizde bazı kimseler varmış semadan para almış cebine atacağım kapının önüne atacağım vallahi da atacağım billahi da atacağım 1 tane getirmiyor kimse bizde bağı kesilmiştir biz onu dergahtan uzaklaştırmışızdır veya o bizden uzaklaşmıştır bir yere gidiyordur orada birisi bir tane ne o şeyden cd'den bir tane ney bizimki de çıkıyordur orada o kimse dönüyordur alıyordur 30 lira gidiyordur bu bizle alakalı değil ve mübarek insanlar birileri öyle yapıyor diye
bizi de neden aynı kefeye koyuyorsunuz araştırdınız mı sordunuz mu o bayanlardan bir tanesi 20 lira mı istedi sizden vicdanı olmayana ne anlatacaksın ki merhameti olmayandan ne merhamet bekleyeceksin ki bütün öğrenciler için dua eder misiniz ve her şeyin hayırlısı için Allah her şeye ayır versin yemek istemeseydi istemeyi vermez vermek istemeseydi istemeyi vermezdi bu şeyin ne o Şemsettin-i Tebrizi'den böyle naklederler bu sözü Şemsettin-i Tebrizi ile alakalı elimizde bir tek makalat var makalat Şemsettin-i Tebrizi'nin
oturup da yazdığı bir eser değil sohbetler sohbetlerinde böyle ne o sohbeti nakleden sufi sözleri hikayeleri ne kadar onundur bilmiyoruz diye bir söz duymuştum vermek isteğimizi Rabbimiz mi nasip ediyor eyvallah hayırlı akşamlar Hz. Şems Hz. Mevlana'yı sevdiği gibi başkasını sevmiş midir bir kimse bir sefer sever iki sefer değil aa bunu öylesine sevdi ki o zaman der ki ya ben daha önce hiç sevmemişim ama öyle bir onun için en yüce sevgi bir sevgi varsa onun için en yüce sevgi odur ama daha yücesini bulunca der ki daha önce hiç sevmemişim
dört büyük mezhep alimine göre namazın hükmü nedir? farz müslüman ile mümin arasındaki fark nedir? mümin dinini yaşayan insandır müslüman iman eden insandır la ilah illallah deyip de namaz kılmayanlar müslümanlıktan çıkar mı? çıkmaz selamun aleyküm El Fatiha müslüman
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.