Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 17 Eylül 2011

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Eylül 2011 · 48:25

...için harika bir şeymiştir. İftirâ eden ise, Allah muhafaza eylesin, o en büyük günah keballilerden birisini işlemişler. Gönül arzu etmez, insanlar böyle bir günah keballi işlemesin ama, ne yazık ki insanlar bu tip günah keballiler işliyorlar. Allah cümleyi affetsin inşallah. Başbakanımız Libya'da da layıklığı, dinsizlik değildir dedi, bize layıklığı çok olur.
...dinsizlik olarak görülmüşlerdi, layıklığı Atatürk ülkelerinde olduğu gibi, olduğu için bir, yoksa anlamına din ve devletin işlerine ayırılması olduğu için bir, dinsizlik olarak görmüşler ki, kıymetli fikirleriniz nelerdir? ...dinsizlik... ...layıklığı... ...dinsizlik... ...layık, hangi anlamda olursa olsun, dini kabul etmez. ...dinin hukukunu, dini düşünceyi reddeder. Tabi, meseleye bakarken, biz meydan lorusu açsak, meydan lorusta layıklığa baksak, meydan lorustaki layıklık tanımını, baktığımızda dinin reddiyesi vardır. ...çıkış noktası Fransa'dır, bu noktada devlet sisteminin dine dayalı olmayan noktasıdır.
Ama, tabi her ülke, her fikir sahibi, layıklığın üzerine kendi elbisesini giydirmeye çalışıyor ve herkesin kendine göre bir layıklık anlayışı, herkesin kendine göre bir layıklık tanımı, herkesin kendine göre bir layıklık uygulaması çıkıyor. Bunlar, Batı'nın kendi içerisinde, Batı'nın kendi içerisinde kendince, kendisine kural olarak koyduğu veya kavram olarak kabul ettiği şeyler.
Biz, Batı'nın kendi içerisindeki kendi kavramlarını, Dolun'un veya İslam dünyasının üzerinde uygulamaya çalışmak, orada yer sahibi etmek biraz zor. Ama, dini otoritenin ve devlet otoritesinin ayrı dairede algılanması olarak algılasa, hatta bu bir neyse. Ama ne yazık ki, ne Türkiye'de, ne dünyada böyle bir şey söz konusu değildir. Batı'nın kendi içerisindeki bir kavramı, Batı kavramlarının içerisinde kendince doğru olabilir. Ama, İslam felsefesinin içerisinde bir insanın layık olması mümkün değil. Ama, İslam felsefesinin içerisinde birileri kalkıp devlet layık olacak diyebilir, onun kendi düşüncesidir.
Biz bu sözler, başbakan söyledi, cumhurbaşkanı söyledi, o söyledi, bu söyledi deyip de sözü alıp komple kabul etmek zorunda değiliz. Onlar siyasetçi, söyleyemiyorlar, kendilerince söylerler. Ama, layık, layıklık eşittir. Dini kavramları, dini kabul etmemektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hukuk manasında layıktır. Din ve dinden olan hiçbir şey kabul etmez. Dört senedir bir iş yerinde çalışıyorum, işten ayrıldım, tazminat, yıpranma vereceğini söyledi ama vermedi. Avukat yoluyla hakkımı aramam uygun mudur? Eğer kendin işi bıraktıysan, teclisi işi bırakan bir kimsenin yıpranma veya tazminat alma hakkı yok, mevcut hukuka göre. Sormak uygun mu bilmiyorum, ayakta devletmek namazın kabul olmamasına sebep oluyor mu?
Hayır, ayakta devletmek sünnete aykırı noktası da bir kimse üzerine eğer necaset bulaşır noktası varsa abdesti olmaz. Yoksa ayakta devletmek bu nokta. Bir de şu var, sünnete uygun olmadığı söylenmiş ve sünnete uygun değil. Ama bazı altı şeritler var, Peygamber sallallahu mesele maddelerinin seferim halinde ayakta devlet dine dair. Ölüm anında insan çok susarmış, şeytan da imanımızı almak için elinde bardakla girilmiş yanımıza. O bardağın içindeki sıvı tuvalete tükürdüğümüz tükürüklerdir. Ben de bir şey okumadım. Okumadığım için bir şey söyleyebileceğim. Yunus evrenin şiirlerindeki miskin sözünü açıklamışsınız. Miskin evin farkı yerin yurdu olmayan kimseye miskin.
Miskinin tarifi pahalı bulduğu akşama gideceği bir ev yok. Yersiz, yurtsuz, fakir evi var veya yok, çalışıyor, çapalıyor, bir düzenli bir hayatı var ama yetiştiremiyor. Miskin, düzenli bir hayatı yok. Nerede yattığı belindeyim, nerede kalktığı belindeyim, nerede yediği belindeyim, nerede içtiği belindeyim, nerede uyuduğu belindeyim. Akşama nerede, akşam olacak belli değil, nerede sabah alacağı da belindeyim. Miskin o. Yunus kendisi için söyler, miskin Yunus der. Aşk mı daha uyudur, şefkat mı daha uyudur? Şefkat, aşkı kendi içerisine almaz.
Ama aşk, şefkati kendi içerisine alır. Her aşık, her aşık şefkat ehlidir. Ama her şefkat ehli aşık değildir. Aşık, şefkat ehlidir. Ama her şefkat ehli aşık değildir. O yüzden aşık üzerine ulvilik hangi bir şey koyacaksa bu bencileyim, mümkün değildir.
Bazıları şefkati aşktan üstün tutabilirler. Eyvallah, onun fikirlere de saygımız var, bence değil. Bütün suretleri kabul edecek bir hale geldi kalbim benim. Ceylanların otağına döndü, keşişlerin manastırına, putaneye döndü. Tavaf edenlerin Kabe'sine, tevhat levhalarına, Kur'an sayfalarına, ben aşk dininin mültesebiyim.
Aşk bineği hangi yöne götürürse benim dinin imanım orada. Onun için din yoktur. Arabi. Bütün dinler özdeştir. Ayrılık görünüştedir. Şehbetreddir. Din nedir? Soru işareti, Allah, insan, evren yönüyle. İnanıştır.
Bir şeye inanmaktır. Bir şeye inan kimse, inandığın şeyin dindarıdır. Bir şeye inanmayan hiçbir şey yoktur. Eğer bir şey var ise, bir şey vardır.
Eğer bir şey var ise, bir şeydir. O şeyin ne olduğu meçhul olsa dahi bir şeydir o. Meçhullik, o şeye bakan şeye göre. Ama bir şeyi yaratan bir şey, onu yarattığı için o şeyin ne olduğunu bilir ve o şey yaratıcısını tanır. Ve hiçbir şey yoktur ki, yaratıcısı olan şeyi tanıyıp iman etmemiş olsun.
Eğer bir şey, yaratıcı olan şeyi tanımıyorsa, tanımıyorsa, bilmiyorsa, o şeyin kendi dairesinde akli muvazanesi yoktur. Bir muvazanesi olmayan şeyin birisi de yoktur. O zaman din, bir şeye inanmaktır. Ama bu manada bir melekelere sahip olan insan, bir şeye inanır.
Biz, inandığı şeyi tartışmak ayrı bir şeydir. Kimsenin veya bir şeyin, bir şeye inanması farklı bir şeydir. O zaman, akıl eşittir. Bir şeye inanmaktır. Neye inandığını sorgulamıyoruz. O zaman, o şeyin inanıyorsa, o şeyin de dindarıdır. Ve o şeyin dinini kabul etmiştir. O şeyin dinini kabul etmiştir. Sizin birisi sizin karşınıza çıkar, ben inanmıyorum der. O inanmıyorum der. O inanmıyorum diyen şey, inanmamaya inanıyordur. Çünkü inanmamanın dahi bir kurallar malzumesi vardır. İnanmayanda, inanmamaya inandığından, o kurallar malzumesine göre hareket eder ki, onun da dini o olur.
O zaman din algısı olarak baktığımızda, her şey din. Hristiyanlık da dindir, putane de dindir, şişane de dindir, dindir. Nereye dönersen dön, hangi şeye inanırsan inan, inandığın şey dindir. Muhyiddin'i ara gördürdür. Dinlerin, bugünkü dinlerindeki, bugünkü dinleri cebeden kimse değildir. Eşittir, Hristiyanlık eşittir, İslam eşittir, dinsizlik veyahut da bütün dinler tek dindir. Bunu söyleyen bir kimse değildir. Ama öz manasında, öz manasında, tek dindir İslam'dır.
Bir kimse, bir kimse, Arabi'nin felsefesi ne kadar söylüyor? Bir şeye inansa, o şeyi Allah yarattığından dolayı, o kimse bir şey olarak inandığı şey, Allah'ın yarattığı şey olduğundan dolayısıyla yine yaratıcı olarak gidersiniz.
İyi sevgilere, İyi sevgilere, İsa'yı Tanrı'nın yeryüzündeki halifesinin yeryüzündeki temsilcisi olarak görürler. Ve derler ki, yeryüzündeki temsilcisidir.
Ve İsa'yı Tanrı gibi görse dahi, sonuçta İsa'yı Allah gibi görse dahi, o Allah'a iman ediyor. Kimse yaratıcı olarak şu sütunu gördü, sütunu Allah belirledi. Kime inandı? Kime inandı? İçerisinde bu dayı yaratanı görmekti.
Bu dayı yaratı, suretler ne kadar görünen suret varsa hepsini kabul etti. Kesrette vahdet oldu. Hepsini cem etti. Suretlerin hepsini tek suret haline getirdi. Suretlerin hepsini tek suret haline getirince, bütün suretler cevurunca bütün suretleri aldı kabul etti. İmanın kemal noktası, suretten geçmek. Ceylanların otağına döndü kalbi. Ceylanların otağına döndü.
Yani o öyle iman etti ki, ceylanlar ondan ökmüyor artık. Öyle iman etti ki, ceylanlar onun kendisini kesip yiyecek vahşette görmüyor artık. Neydi hadis-i şerifte? Mümin odur ki, insanlar canlarından emin olur. Bütün yaratıklar ondan can emniyeti sarlarlar. Zehirli yılandan tutun, arıya kadar. Arıdan tutun, yırtıcı hayvanlara kadar. Yırtıcı hayvanlardan tutun, kuşlara kadar. Kuş sizden ürtmediği zaman hava sekli olursunuz. Oturduğunuz yerde Allah'ını zikrederken kuş gelir omuzunuza konarsa imanınız kemale ermiştir. Kuzu gelir yanınıza yatarsa imanınız kemale ermiştir. Ayı gelip yanınıza yatarsa imanınız kemale ermiştir.
Senin yüreklerin ceylanların otağı olur. İmanların kemale ermiyor. Senin yüreklerin ceylanların otağı olmaz. O zaman senin etrafındaki kadın, erkek, çoluk, insanlar emin olacaklar. Bana zarar vermez. Kuşlar emin olacaklar.
Kuşlar gemide yüreklik edeceksin. İmanın kemale erdiğin, kemale erdiğin. Ceylanların otağı olmaz kalmine. Kurtların vahşet sürdüğü, akıttığı yer olur. Allah muhafaza eylesin. Kesişlerin manastırına döndü kalbi. O kesişlerin inancını kabul ettiğinden değil. Kesişler dahi gelecek. Onda sükun bulacak. Ne yaptı Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri? İyi sevgiler geldiler, ibadet etmemiz lazım dediler. Mescidin anahtarını verdi. Geçin dedi mescitte ibadet edin. Evet mescitte sizin mescidinizde Hristiyanlar, Museviler, keşişler ibadet etmeli. Kime ibadet ediyor? Allah'a.
Sen öyle... Museviler iyidir. İyi sevgilere iyi dindar olunca.
İsa aleyhisselama çok iyi dindar olursa İsa aleyhisselamı rüyasında görür. O da der ki son peygamber Muhammed Mustafa'ya gitti. Sallallahu aleyhi ve selleme. İyi dindar olmaz. Hazreti İsa'yı görmezse buna da sahip olamazsın. Bu taneye dön. Bu taneye ibadet edilen yer. Gönlüm ibadethane oldu. İbadethane oldu. İbadethane oldu. İbadetlerinin ibadeti oldu. Ve dedim ki gelin. Daha ibadet edelim. Onlar gerçek ettiklerinin farkında değil. Geçerli değil Müslümanlar için de geçerli. Eğer Muhammed'iler...
Zam... İbadet ettin kim?
İbadet ettin kim? Namazı kim? Orucu kime tuttun? Kimin zikredi yaptın? Allah'ın zikredi. O çok güzel. Çok güzel. Onun kalbine tecelli ettin. Onun kalbine tecelli ettin.
Kalbinde O var. Kalbinde O varsa... Onu tavaf edenlerin hepsi de... Onun kalbinde cem oldu. Onun kalbi... Tavaf edenlerin kalbi yeri oldu. Bu tavaf edenler neyi tavaf etti acaba? Bir aşık tanımadınız mı hiç?
Bir aşık görmediniz mi hiç? Gecenin kenarında ağlayan bir kimse görmediniz. Köprünün altı, sevdiğinin kapı... Aşığına aşık olacağım. Ona aşık olmak istiyorum.
Bir insansınız. Hiç aşık olmayan bir topluluğun içinde miyim ben? Ben ne kadar kadar... Kendinize bari aşık. Kendinizi bari çok seviyorum.
Yok, ona da muhtedir değilsiniz. Demek ki... Şurada bir aşık var diyemediğinize göre... Aşıklıktan nasibiniz yok o zaman. Eğer aşık olsaydınız... Veya bir aşığımız olsaydınız... Veya bir aşığımız olsaydı... O zaman aşktan ve aşıklıktan nasibiniz olacaktı. Hep anladılar ya... Leyla Leyla derken... Nedir Mevla'yı? Mevla'nın aşkına yandı gidiyor. Bir mecnununuz yok mu hiç etrafınızda? Bir mecnunun tozundan alsaydınız. Kadınlar... O Züleyha'nın kokusuyla kokulansaydınız... Kokusuyla kokulansaydınız... Kokusuyla kokulansaydınız... Yok mu içinizde bir Ayşe yok mu?
Sevgilim... Mustafa Hasanullah... O zaman hattetler için öyle derdi... Sevgilim... Vefat ettikten sonra dahi... Ondan bahsederken... Sevgilim diye bahsederdi... Sevgilim... Bir kadın kocasına şimdi sevgilim diyebiliyor ki... Aaa... Aşktan nasibi olmayanlar... Hazreti Mevla'nın ne güzel demiş... Eşek gibidir diye... Aşktan nasibi olmayan... Aşıklıktan nasibi olmayan... Nasıl insan gözüyle bakacağız? Aaa...
Evet... İşte o aşktan... Aşk bir değeri... Günü yok... Aşkın doğusu batısı yok... Aşkın sabahı... Gecesi yok... Aşkın açlıkta toplukla ilgisi yok... Aşkın yön kabiliyeti yok... Onun elinden tutacak olan... Maşuku... Onun gözünden tutacak olan... Maşuku... Onun ayağını çevirecek olan... Maşuku... İçerisinde öyle dolaşan... İnsanlar... İçinizde dolaşırlar... Sizin işleri yapıyormuş gibi görünürler... Onun gönüller... Onların gönüllerinde sadece...
Maşukları vardır... Maşukları öyle... Niçin öyle yaparlar... Niçin öyle yaparlar... O insanların içerisinde... Görmek istediği için... İnsanların içerisinde dolaşırlar... Kardeşler... Bir aşık bulun kendinize... Aşkı bulmak istiyorsanız... Yok... Aşkla işiniz yoksa... Bakın... Çıkın... Dağda taş olsanız... Dahi yeridir... Allah bize aşıklardan eylesin... İnşallah... Hakkımızı helal edin... Bu sohbetin üzerinde... Başka soruya cevap veremeyeceğim... Soru soranlar da... Bizden haklarını helal etsinler... İnşallah... Allah... Gönlünüze bir aşığın... Aşkını nasip eylesin... Amin... Bir derste anlatmıştım ya...
Bir kuşun gönlünde aşık olmak isterdim... Anlatırlar ya... Eşi... Ölünce... Başında durulmuş... Kanat çırpmaya bak... Üstel... Bu... Gider... Topla... Başüstü... O eşinin üzerine... Ölüm uçuşu yaparmış... İnan caiz değil... Şunun aşkı kadar aşıklığımız varmı ki... Şunun aşkı kadar aşıklığımız varmı ki... Bazen derin var...
Seviyorum dediğini söyle bana... Kimi seviyorsun... Bakın... Seviyorum dediğinize... Ne kadar sevdiğinize bakın... Ve ne kadar sevdiğinize bakarak da... Aşıklığınıza bakın... Biz... Sevmesini bilmiyoruz dostlar... Biz aşık olmayı bilmiyoruz... Biz aşık olmaya cesaretimiz yok bizim... Bizim sevmeye cesaretimiz yok... Sevmek fedakarlık... Sevmek emek... Sevmek vermek... Sevmek hiçlik... Sevmek yokluk... Sevmek itaat... Sevmek genişlik... Sevmek derinlik... Sevmek yükseklik... Sevmek vaka... Sevmek namaz... Sevmek zoruncu... Sevmek zikir... Sevmek... Sevmek... Bir araya geldiğinde menfaat gözetmek... Gözetmemek...
Sevmek... Suyu dahi menfaat olur... Deyip içmemek... Sevmek... İstememek... Sevmek... Vermek... Sevmek... Aç kalmak... Sevmek... Duyurmak... Sevmek... Geydirmek... Sevmek... Başvokşamak... Sevmek... Tebessüm etmek... Sevmek... Barışmak... Sevmek... Bizim ona cesaretimiz yok... Biz çocuklarımızı dahi sevemiyoruz... Biz arkadaşlarımızı dahi sevemiyoruz... Biz sevgilim dediğimiz insanları dahi sevemiyoruz... Sevemiyoruz... Acılığımız burada bizim... Acılığımız burada... Eksikliğimiz burada bizim... Biz böyle ciğerimizi kanıta kanıta sevemiyoruz... Biz yüreğimizi yara yara sevemiyoruz... Biz zenginleri böyle engelleri aşağı aşağı sevemiyoruz...
Biz zenginleri dala dala sevemiyoruz... Biz gökyüzünü yara yara sevemiyoruz... Yok... Ona güç yetiremiyoruz biz... Bize hazır şeyler lazım... Sandaliç gibi yiyelim atalım... Bize hazır gıdalar lazım... Paketini açalım yiyelim bitsin... Bizim sevgalarımız üç günlük ya... Dördüncü güne taşıyamıyoruz... Bizim aşıklığımız üç gün...
Biz dördüncü güne taşıyamıyoruz... Ağır geliyor... Biz dördüncü güne taşıyamıyoruz... Yoruluyoruz biz... Biz seviyoruz... Seviyorum dediğimizi... Çok affedersiniz... Boktan boka batırıyoruz... Biz seviyoruz dediğimizi... Dime bine yetiyoruz... Biz seviyoruz diyoruz... Sevdiğimizi kıyma makinesini atıyoruz... Bak için herkes şuraya girdi... Bir çay içinceye kadar bizim aşkımız... Aşıklığımız...
Aşıklığımız bu kadar... Bizim aşktan anladık... Ama bunun üzerimiz var... Aşkın sırları var... Aşkın gözdeşleri var... Aşkın lideri var... Şemsin Mevlana'nın aşkı var... Mevlana'nın şemsin aşkı var... Senin aşkın nerede... Senin sevdan nerede... Senin aşkın lazım... Kimi seviyorsun... Bana senin aşığın lazım... Bana bir aşık bulun... Ben ondan aşkı öğrenmek istiyorum... Bir aşık... Yaşayan bir aşık lazım bana... Yaşayan... Nefes alan bir aşık lazım bana... Nefes alacağım... Gideceğim dizinin dibinde oturacağım onun... Ben bugünün şemsini istiyorum... Gideceğim dizinin dibinde oturacağım onun... Emrine amade olacağım... Neden, niçin, nasıl diye sormayacağım...
Ben bir on sekiz yanlığa koşmaya hazırım... Yaşım elli... Vallahi de billahi de ölünceye kadar koşmaya hazırım... Bana bir aşık lazım... Bana yat dediğinde yatacağım... Kalk dediğinde kalkacağım... Bana diyecek ki... Dağın başına çık çıkacağım... Bana diyecek ki... Sus, susacağım ben... Hiç konuşmayacağım... Hiç konuşmayacağım... Bana diyecek ki... At atacağım... Tut tutacağım... Yat yatacağım... Kalk kalkacağım... Sormayacağım... Soruşturmayacağım... Bu nedendim içindim diye... Demedim... Demeyeceğim ben... Aklıma vurmayacağım hiç... Bir aşık lazım bana... Bir aşık... İstemiyorum...
Bir aşık bulayım... Ben oturacağım... Dizinin dibinde... Dostlar... Sevdalarımızı üç gündür... Aşık yıldır... Dostluklarımız üç gündür... Bir insanların içinde yaşıyoruz... Ama muhakkak ki... Muhakkak ki... Hani... Hasetal Efendimiz demiş ya... Ebdanlar kırk tanedir... Hiç eksik olmaz... Muhakkak ki varız... Bildiğiniz... Tanıdığınız bir yerde varsa... Bana bir adres verin de ben gideyim... Hakkınızı helal edin... Elfatkik centre muşuna... Olurumluğun... Ne?
Harika... Hıhıhı... Aşık yıldır... Hıhı... Hıhıhı... Hıhı... Bayağı...

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi