Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Ağustos 2014 · 1:07:54
Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Çene bak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yolunuzu, gününüzü hayırlı eylesin inşallah. Bir reklanda aşkın matematiği yoktur ama evliliğin vardır diyor. Du. Sizce de öyle mi? Evet. Evlilik hukuktur. Her hukuku matematiği vardır. Aslında aşkın da matematiği vardır da insanlar onu matematiksiz görürler. Aşkın matematiği de kendi içerisindedir.
O aşıklığı, edepsizlik açısından görenler aşkın matematiği yok derler. O şehvettir. O heva hevese bağlı bir şeydir. Yoksa ilahi noktada aşkın matematiği vardır. Onun da matematiği Kur'an ve sünnettir. Kur'an ve sünnetin içerisindeki aşıklık gerçek aşıklıktır. Hakikate yönelir. Eğer aşıklık Kur'an ve sünnetin içerisinde değil ise o heva heves, nefistir, şeytanidir.
Heves ve şeytani olduğundan dolayı onun bu noktada, onun da şeytaniliğin de bu noktada matematiği evet yoktur. Neden? Çünkü bir kimse esferi safiline düştüyse onun matematiği kalmaz. O yüzden insanlar bunun reklamını yaparlarken aşk diye reklamını yapıyorlar. Bu tabi kulağa çok hoş geliyor, çok tatlı geliyor, çok lezzetli geliyor. Harika bir şey. Aşk denilince akan sular duruyor. Ama insanlar hani Hz. Mevlana'nın mesnevisinden cevap verilecek olursa eğer diyor şehvet aşk olsaydı eşekler aşkın padişahı olurdu diyor. O yüzden bir kimse kendi şehvetini, heva hevesini aşk görürse onun matematiği olmaz. Çünkü matematik ona uymaz. Matematik iflas eder onda.
Matematik iflas ettiği için onlar kendilerince derler ki hayvaniyette matematik yoktur çünkü. Hayvaniyette matematik yoktur. İnsaniyette matematik vardır. İnsaniyet nedir? Edeptir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki utanmadıktan sonra istediğini yap. Bak edep girdi işin içine. Utanmadıktan sonra matematiği yok demedi. Ama heva heves noktasında matematiği yoktur. Esveli safiline düş Allah düş. Matematiği yoktur. O zaman haramın zirvesine ulaşır o kimse. İlahi noktada aşkın matematiği vardır. Nedir? Allah'ın sınırıdır. Bir kimse ben aşıkım deyip de Allah'ın sınırını aşıyorsa o aşık değil edepsizin dik alası. O küstah, o kibirli, o ahlaksız, o şereften yoksun, o haysiyetten yoksun.
O edep sınırını aşmış bir kimse. Hz. Mevlana da diyor ki bir edepsiz cihanı ateşe verir. Evet, bu noktada gaflete düşen bir kimsenin matematiği yoktur. Cihanı ateşe verir o. Onu durduracak çünkü bir sınır yoktur. Ben aşıkım deyip de haramı işleme hakkı kimsede yoktur. İşte aşkın matematiği budur. Ben çok seviyorum deyip de senin etrafı ateşe verme hakkın yoktur. Bu laf bu, heva hevestir bu. O yüzden aşkın matematiği yoktur, güzel. Şimdi piyasada bu çok hoş, çok tutuyor bu tip şeyler. Aşık o, o istediğini yapacak. Aşık ya arkadaş. Kulağından bir kırpık keseceksin. Acısını hissediyor mu, hissetmiyor mu diye.
Üstadımız öyle derdi. Birisi böyle kendi kendine işte cezbeye girdi. Titremeye başlayınca kadınlara öyle dedi bir gün. Başınızda dedi, iğneniz yok mu başörtüsünde? Var. İğneyi çıkaracaksınız dedi, saplayıvereceksiniz o kadına dedi. Cezbeye geldiğinde o iğnenin acısını hissetmiyorsa iyi gerçekten cezbe. Ama iğnenin acısını hissediyorsa o cezbe değil. Bunu tefsir eden Ahmet el Bedevi Hazretleri Hay Esmasına gelince, normalde cemaattan yukarı doğru yükselirmiş böyle. Bir gün dergahın çavuşu birisi demiş ki, efendim hakkınızı helal edin demiş. Hay Esmasında şeriat-ı garraya mugayir, hani şeriatın dışında sizde bir hay zuhur ediyor demiş. Ne oluyor evladım demiş.
Efendim siz demiş zikrullah esnasında cemaattan yükseliyorsunuz böyle demiş. Oğlum yanında hançerin yok muydu demiş. Vardı efendim demiş. Vursaydın ya demiş. Kalmış derviş. Demiş aynı hal bir daha zuhur ederse çıkar hançerin vur demiş. Emredersiniz efendim demiş. Yine tabi perşembe zikrullahı hay esması yine Ahmet el Bedevi Hazretleri yükselmiş. Derviş çavuş aklı fikri yerinde hemen çekmiş hançeri vuruyormuş kapanıyormuş. Vurdu yer tekrar. Ne kan çıkıyor ne bir şey. Bıçak keskin kestiği yer bir daha birleşiyor. Zikrullah bitmiş. Dönmüş ona demiş evladım aynı hal olmadı mı gene demiş. Oldu efendim demiş. Ne yaptın demiş. Vurdum efendim demiş.
Ama bıçak kestiği kesilen yer hep birleşti demiş. Elhamdülillah nefsimizden değilmiş demek ki demiş. Bakın. Aşk kainatın iksiridir. Kainatın iksiri. Bu iksiri bozan haramdır. Haramı asla aşk görmeyin. Şehveti. Haram olan şehveti. Bir insanın nikahlı eşine sabahtan akşama kadar şehvet duygusuyla bakması ibadettir. İbadettir. Nafile ibadet hükmündedir. Adam sabahtan akşama kadar eşini hayallese ibadettir. Kadın sabahtan akşama kadar eşini hayallese ibadettir.
İbadettir. Eşlerin birbirlerinin yüzüne bakması dahi ibadettir. Otur sabahtan akşama kadar eşini seyret. İbadet. Nafile ibadet. Tebessüm et. Nafile ibadet. Diyeceksiniz ki ya bu din nereden çıktı? Açın okuyun hadisleri. Size din olarak sadece namazı bozan bozmayanları okuttular yıllardan beri. Yıllardan beri okuduğumuz buydu bizim. Eşe bakmanın ibadet olduğunu ben de sonradan okudum. O yüzden bangır bangır bağırırım hadis okuyun diye. Ve şu Müslümanlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sosyal, ahlaki, edep, aile hukuku, çocuk, anne baba, eş. Bu tavır ve davranışlarını sergileyen hadisleri okusalar Müslümanların dünya hayatları cennet hayatı olacak.
Cennet hayatı. Bize hep haramı öğretmişler. Ölünce biz aşkı da haram gözüyle bakıyoruz. Haram gözlerle aşkı yorumluyoruz. Aşk öyle değil. O yüzden Allah muhafaza eylesin öyle. Aşkın matematiği yokmuş. Laf o. Aşkın öyle bir matematiği vardır ki bütün matematikleri cebinden çıkarır. Aşk ilahi noktada öyle bir noktadadır ki bütün matematikleri yener.
Matematik aklın ürünüdür. Aşkın öyle bir matematiği vardır ki aklı yener. Hz. Mevlana'nın deyimiyle akıl aşka gelince apışıp kalır. Bir beytinde dert der ki akıl aşka gelince veya kalem aşka gelince çamura saplanmış eşek gibi olur der. Din akıl sahiplerinin aklını reddetmesi için gelmiştir.
Din akıl sahiplerinin aklını yenmek içindir. Hani bize anlatırlar ya din akıl sahiplerine diye. Evet din neden akıl sahiplerine biliyor musunuz? Onlar akıllarını ilah edindiklerinden dolayı. Onlar akıllarını ilah edindiklerinden dolayı din onların aklıyla oynar. Dalga geçer. Akıllısın ya hadi bir tane ayeti kerime getir der. Akıllısın ya hadi şu güneşi durdur der. Akıllısın ya hadi yıldızların yörüngesini değiştir der. Akıllısın ya matematiğin çok iyi ya hadi yağmuru yağdır der. Akıllısın ya matematiğin düzgün ya hadi yağmuru durdur der. Akıllısın ya matematiğin düzgün ya hadi rüzgarı estir der.
Aklıyla oynuyor adamın. Sen kendi kendine akıllıydın diyorsun iyi hadi meyveyi ürettir oradan. Hadi dut ağacı meyve versin şimdi. Meyve verdiririm iyi hadi verdir. Ha laboratuvara giderim iyi laboratuvara gittin de. Yine dut ağacından dut almadın mı? Yeniden bir tane dut yarat. Akıllınla oynuyor. Bize de dini öyle algılatıyorlar. Diyorlar ki din akıl sahiplerine. Mübarek insan evet. Din delilere değil. Senin aklını yenecek. Senin aklını yenmek için gelmiş. Sen kendi kendine aklını ilahlaştırmışsın. O yüzden insanlar da negatif aşıklığı ilahlaştırıyorlar.
Şehvet. Soysuzluğun adı aşk olmuş. Soysuzluğun adı aşk şimdi. Soysuzluk o. Allah bizi affetsin. Bir insanın rüyasında kötü şeyler görmesi insanın imanı ile alakalı mı? Az bir şey alakalı. Hadis-i şerifte peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çünkü diyor ki salih insanlar salih rüyalar görür. Tirmizi de geçer bu hadis-i şerif salih insanlar salih rüyalar görür.
E salih olmak iman kapısından geçmekle mümkün. Şeyhin nurundan ve ruhaniyetinden nasıl yararlanılır ve ne derecede önemlidir bunu yapmak? Şeyhin etinden sütünden her şeyinden yararlanılır ya. Canı istediği gibi istismar eder, kullanır. Canı istediği gibi, istediği gibi onun üzerine bir şeyler yapar kendisi. Fena fi şeyh de rabıtanın önemi.
Fena fi şeyh var mı ki ya? Bir kimse bu noktada, bu makamdaysa çok basit bir şey söyleyeceğim. Şeyh efendinin açlığını hissedecek, susuzluğunu hissedecek, üzüntüsünü hissedecek, hüznünü hissedecek. Nerede olduğunu çıplak gözle görür gibi görecek. Onu görmesi yetmez. Onun yaşadığı alanı, yaşadığı yeri görecek. Bunlar hayal gibi şimdi. Bunları böyle söyleyince sonra sohbetten sonra birisi mesaj çekiyor veya telefon atıyor. Diyor ki, hocam bunlar geçmiş evliyalarda var değil mi? Yani şimdi yok yani. Fena fi şeyh denilince bu.
O normalde işte namaz kılıyor, görecek namazı kıldığını. Bazen böyle hani herkes kendi yaşadığını bilir ya, tecrübesi de kendi yaşadığıdır. Bunu böyle söyleyince sanki şataat yapıyormuşum gibi geliyor. Allah affetsin. İnsanlara da öyle geliyor. Ben diyorum ki, şeyh efendi kaldırırdı telefonu. Mustafa efendi, neredeyim oğlum? Burada şimdi kimler var? Yerin örtüsü, halısı, koltuğu. Kaç kişi var orada? Biz kameraya inanırız, buna inanmayız. Biz kameraya inanırız. Kamera, yani sokaklara, dükkanlara, her yerlere koyuyor ya. Biz ona inanıyoruz.
İnternete de inanıyoruz. Kablonun üzerinden resimler gidiyor, görüntüler gidiyor mu? Ona inanıyoruz biz. Bunlara inanıyoruz. Sinemaya inanıyoruz. Videoya inanıyoruz. Videoyu çekiyor, atıyor internetten. Ona inanıyoruz. Ama mesela zikrullah esnasında dervişin birisi, Hazreti Peygamber Efendimiz'i görüyor, ona inanmıyoruz biz. Soruyorum işte veyahut bizde sohbet, muhabbet, derviş, sufi muhabbeti böyle çoktur. Arada kaynatırız öyle bir. İşte ne gördü? O der ki işte Hazreti Peygamber Efendimiz'i gördüm, şunu gördüm, bunu gördüm. Öbürkü kameraya inanır, dervişin gördüğüne inanmaz. Rüyaya inanır.
Gözü açık rüyaya inanmaz. Halbuki dervişin gördüğü de gözü açık rüya görmek. O yüzden fenafişe inşallah cümlemiz olalım. Eğer bir kimse Allah'ım sağlığımdan bir sorun olmadığı sürece, her pazartesi, perşembe oruç tutacağım diye yemin ederse ve o kişinin evine misafir geldiğinde, onlara yemek hazırladığında, kendisi yemeyince misafirler de çekinerek yerlerse, o kişi günah işlemiş olur mu ya da böyle yapmak caiz mi?
Normalde yemin ettiyse söyleyecek, benim böyle bir yeminim vardı. O yüzden pazartesi, perşembeleri ben oruç tutuyorum, yeminimi yerine getirmek üzere diyecek. Ama nafile oruç tutan kimselerin, evlerine misafir geldiklerinde, yani o misafir geldiğinde, o orucu bozmak da sünnet. Nafile oruç tutmuş, evine misafir gelmiş, sen oruçlusun. Yemin etmişsin, yeminini yerine getirmişsin, oruca niyet etmekle. misafir geldi, misafir gelince orucunu bozarsın, ertesi gün vacip olur o oruç, ertesi gün vacip olarak orucunu tutarsın. Yemininde bozulmamış olur. İşit Kabe'yi yıkacağız ve Kur'an'da düzenleme yapacağız, kafirin süresini değiştireceğiz diye açıklamaları var.
İşit'e bu durumda da kafir denilebilir mi? Daha tereddüt mü ediyorsunuz? Bakın bunu defalarca söylüyorum, hep söyleyeceğim. İslam ülkelerinde, Müslüman bir topluluğun eline, silah tutuşturulduysa, o silahla da, diğer Müslümanları öldürüyorlarsa, diğer Müslümanları, bilin ki, onların arkasında kafirler vardır.
Bitti. Türkiye, PKK ile 30 yıl uğraştı mı, dağdan bunlar mantar mı, toplantar, toplantar gibi silah mı topladılar? Kim verdi bu silahları onlara? Kim verdi? Bunlar kimle savaştılar? Çok basit sorular. İşit, kimle savaşıyor şimdi? Çok basit. Şimdi kimle savaşacak? Hamas'la.
Bugün ben haberlerde okudum, internet haberlerimi. İsrail haklı, Hamas haksız. Açıklaması bu, öyle değil mi? Müslümanlar bunu görmekten uzak. Uzak. Uzak. Karşınızda, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi siz, dini, dini, fetvayla öldürüyorsanız, yani kendi kendinize fetva veriyorsunuz ya, bu kafir diye, siz küfür ehlisiniz. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi siz, kafir deyip öldüremezsiniz. Siz onun küfrüne de fetva veremezsiniz.
Bir kimse, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyor. Adam yazmış, işte bayan kardeşler burada bahçede oturuyorlar, üst katta oturuyorlar. Bana yazmış, siz bayanlarla erkekleri bir mekanda topladığınızdan dolayı kafirsiniz. Ben de yazdım ona. Tekkeye gelen, sohbete gelenlerin dedim, büyük bir çoğunluğu, sohbete, semaya, duaya, zikre geliyor. Başı açık olabilir, dekoltede olabilir, ne olabilirse olur. Buraya gelen bir kimse, yani normalde, aşağıda mahvel var mı? Var. Kafeler var mı? Var. Çay bahçeleri var mı? Var.
Gidebileceği yerler var mı? Var. Erkekler için de, bayanlar için var mı? Var. İstese gidebilir mi? Evet. Yasaklayan var mı? Hayır. Ya o kimsenin içinde iman olmasa gelir mi buraya? Gönlünde zerrece iman olan kimse, bakın hadisi kutsi, cennetime girecektir.
Gönlünde zerrece iman olan kimse, cennetime girecektir. Sen nereye onu kafir edip attın cehenneme? Kimsin? Tabii benim bu sözlerimden de rahatsızlar. Sen açıkları da cennetlik ettin diyor. Açıkları arkadaş, ebediyen cehennemez. Sıralacak, dolduracak oraya. Adam cehennem doldurma zebanesi gibi. Kardeş, herkesin bir günahı vardır, kusuru vardır, bizim de dahil. Hatamız vardır, yanlışlığımız vardır, vardır. Tövbe eder, Cenab-ı Hak affeder. Yok. O herkesi cehennemlik edecek. Bunlar, İslam dünyasının şu anda haricileri gibi.
Haricilik bitmiş değil. Kelime-i şehadeti getiren bir kimseye kafir diyen kimse, hariciden başka bir şey değildir. Kelime-i şehadet getiren bir kimsenin küfrüne fetva veren kimse, mümin değildir. Adamlar, Allah muhafaza eylesin, Müslümanları kendilerine düşman seçmişler.
Ben çok basit şeyler söylüyorum. O kadar tankın, tüfeğin var. İsrail'e bir tane mermi atsana. Bak, Suriye kendi vatandaşlarını bombalıyor boyuna. Öyle değil mi? Kendi vatandaşının topu yok, tüfeği yok, tankı yok. İsrail gelmiş, orada Golan Tepelerini işgal etmiş, yerleşmiş. Oranın yerel halkını da köleleştirmiş, esir almış. Suriye'nin Golan Tepelerinde, sakın Yahudiler çalışıyor, zannetmeyin. Oradaki Suriyeli Araplar, köle vaziyetinde çalışıyorlar. Adam sınıra çizmiş askerlerini. Sen orada ekiyorsun, dikiyorsun, biçiyorsun, geliyor senin elinden alıyor, ektiğini, biçtiğini.
Geçine yiyecek kadar da para veriyor sana. Sana nefes aldırmıyor. Modern dünya köleliği var orada. Hiç var mı? Dünya devletlerinden birisinin sesi çıkıyor mu? Hayır. Suriye'nin sesi çıkıyor mu? Hayır. Tabi adam Esad'ı orada isteyecek. Esad yıkılmasını isteyecek. Neden? Çünkü oraya yenine gelen bir kimse, eğer ki böyle kendince, milliyetçi, muhafazakar, dindar, memleketinin vatanını seven bir kimse olursa, diyecek ki, ey İsrail sen burada ne arıyorsun? Benim memleketim de çık gidecek buradan. E bunlar çık git demiyorlar. Koltuğunu kaybetmemek için. İsrail de onu orada tutuyor. Kukla gibi. Hiç siz, Müslüman ülkelerden, İslam devletlerinden, İsrail'e laf söyleyeni görüyorsunuz mu? Laf dahi söyleyemiyorlar. Siz cemaatlerden, tarikatlardan, cemiyetlerden, İslami kurum ve kuruluşlardan, kulağınızı dayayacağınız.
Kim laf söylüyor? Kim laf söylemiyor? Laf söylemeyen şeyh efendiler, İsrail güdümlü. Bunlar sadece tarihte olmuş olan şeyler değil. Hani biz eski tarihten okuyoruz ya, Osmanlı'nın içerisinde İngilizlerin yetiştirdiği şeyhler gelmiş. Tekkelere oturmuşlar. İngilizlerin yetiştirdiği alim insanlar, alim hükmünde görülmüşler, medreselere oturmuşlar. İngilizlerin yetiştirmiş olduğu, yetiştirdiği dış işlerinde bürokratlar oturmuşlar. Osmanlı'da, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, bunlar yaşanmış hepsi de. Biz zannediyoruz ki o zaman yaşandı. Devam ediyor bunlar daha. Irak işgalinde, çok basit örnekler veriyorum size.
Olan örnekler, yaşananlardan veriyorum. Yaşananlardan. Irak işgalinde Şiiler, İngilizlerle tam savaşacaktı. İngiltere'den, Sistani nereden geldi? İngiltere'den geldi. Nereden? Londra'dan. Özel uçakla Sistani geldi, Irak-Şii bölgesine oturdu. O bir tane valla sadır var ya. Sadır'a dedi ki otur otur dünyada. Bunlarla da sakın savaşma dedi. Sadır oturdu. Irak işgalinde İngilizlere bir tane mermi atılmadı. İngilizler nereye gittiler? Şii bölgesine. Şia'yla. Aaa! Değil mi? Ne kadar enteresan. Yani öbür taraftan İran, ondan sonra Amerika'ya büyük şeytan derken, Amerika'nın kalbi olan İngiltere'yle çok samimi.
Hiç birbirlerine mermi atmıyorlar. Hiç. E insan kendi kraliçesine mermi atar mı? Sakın onları suçlamayın. Biz de atmadık. Bakın Kurtuluş Savaşı'nın kayıtlarına. Bir tane İngiliz'e mermi atılmış mı? Hiç suçlamayın. Biz de atmadık. Kraliç'e üzülür sonra. Onlar İstanbul'u işgal ettiler. Bir tane İngiliz askeri ölmedi. Hastalıktan bile ölmedi. Hastalıktan ölseydi yandıydı ortalık. Yani birisi kazara, nezle, grip, solgakını, zature, mature bir şey olsa yandı ortalık.
Kraliçe çok üzülür o zaman. Siz Lozan Anlaşması'na giderken İstanbul'da İngilizlerin valisinin olduğunu biliyor musunuz? Ha Kurtuluş Savaşı yaptınız siz de ama değil mi? Doğru. Yani Kurtuluş Savaşı'nda da kurtardınız memleketi. Evet. Ama Kraliçenin valisi hala da İstanbul'daydı. Lozan'a gidilirken.
Ne işi vardı acaba? Şimdi acaba Türkiye'de Kraliçenin kaç tane bürokratı var? Türkiye'de Kraliçenin kaç tane partisi var? Kraliçenin Türkiye'de kaç tane cemaati var? Kraliçenin Türkiye'de kaç tane tarikatı var acaba? İçimizden daha çok işit çıkar biz minbit topraklarız.
Bizim içimizden daha neler çıkar? Hani neydi o Prens Charles mıydı? İslam edecekti değil mi? Bir tane bizim bir şeyhimiz vardı. Onu da İslam edeceğiz. O da İslam diyordu. Duymadınız mı? İsim zikretmeyin. Olay söylüyorum. Duymadınız mı? Duydunuz. Hiç siz İslam halkının İngilizlere düşman olduğunu gördünüz mü?
Hindistan'da, Pakistan'da, Bangladeş'te, Türkiye'de, Suudi Arabistan'da, Kuveyt Bahreyn, Cezayir, Fas, Tunus. Hiç gördünüz mü? Hiç kahrolsun İngiltere deyip de bir pankart asanı gördünüz mü? Kullukların böyle kahrolsun İngiltere deyip bağırdıklarını gördünüz mü hiç? Kraliçe hanımefendi uyuyamaz gece uyuyamazsa başımıza neler gelir neler?
Türkiye Merkez Bankası'nı kimin kurdurduğunu biliyor musunuz? İngiltere. Kraliçe. Sizin Merkez Bankası'nı kuran o. Şimdi %15 bir hissedar var. Kim olduğu belli değil. Koca milletvekili önerge veriyor. Diyor ki bu %15 hissedar kim? Bunu açıklayın. Hani yeni çıktı ya yasa, bilgilendirme yasası. Bilgilendiremiyorlar. Basından takip ettim. Milletvekilinin birisi önerge vermiş. Merkez Bankası'nın kalan %15 mi, 17 mi, bilmem kaç hissesi. Bunun da önceden %49'u Türkiye'nindi. %51'inin sahibi belli değildi.
Rahmetli Özal bunun %10'unu mu, 12'sini mi ne aldı zehirlediler. Basın öyle diyor, zehirlendi diyor. Kim vurdu diye gitti. Dikkat edin. Bunun geri kalan %17'sini, %18'ini, yani böyle particilik yaptığımı zannetmeyin. Öyle bir derdim yok. Bugünkü hükümet zaman içerisinde aldı. Merkez Bankası tam daha henüz milli değil.
%100'ü Türk sermayesi değil. Ne zaman Merkez Bankası %100 Türk sermayesi oldu, o zaman siz. O zaman siz diyeceksiniz ki, biz artık özgür ülkeyiz. İşitten buraya geldik ama, ya işi de küfretmeyin. İşi de küfretmek, sivrisinek küfretmek.
Siz bataklığına girin. Bataklık kim? İngiltere. Amerika'nın da arkasında İngiltere vardır. Amerika kabadayıdır. Her kabadayının arkasında bir gizli güç vardır. Önceden kabadayılar, güçlerini kendi Efelinden, Zeybekli'nden, adaletinden, doğruluğundan, cesaretinden, kuvvetinden alırdı. Fakir, garip, kuraba, herkes onun arkasındadır.
Ama o kabadaydı. Mafya değil, kabadayı. Kabadayı dediniz mi, o esrar alıp satmaz. Kabadayı dediniz mi, o çok affedersiniz, randevu evi çalıştırmaz. Kabadayı dediniz mi, o kadın satmaz, pazarlamaz. Bunlar mafya işidir. Anadolu kabadayılığında bunlar yoktur. Anadolu kabadayılığında haksızın yanında durmak vardır. Birisi, birisini haksızlık etmiş. Kabadayı gider, bir Osmanlı tokadı vurur, onun hakkını alır onunla. Kabadayı haksızlığa, uğursuzluğa, şerefsizliğe, haysiyetsizliğe, namussuzluğa karşı mücadele eden kimsedir. Kabadayı budur. Batı bunu mafyalaştırdı. Batı'da mafya vardır. Batının anlayışı mafyadır. Anadolu'da mafya yoktur. Anadolu'da kabadayılık vardır.
Bakın, Anadolu'da kabadayılık vardır. O mahallenin kabadayısıdır o. O mahalledeki kimse bir kadına, bir kıza ekşiyemez. Kimse ona bir şey yapamaz. Keser kulağın adımı. Bu kabadayılıktır. Mahalleye kimse öksüremez. Oranın kabadayısı vardır. O zayıfın, fakirin, fukaranın babasıdır orada. Biri evlenecek, evlendirir. Birisinin sünneti olacak, yapar. Yetim, kollar onu. Parası olana der, şu yetime bak. Bunu normalde evlendir. O ıkçık ıkçık yaparsa, tersinden vuruverir ona. Kabadayı budur. Bu Anadolu işidir. Kadın ticareti, silah ticareti. Kumar.
Fuhuştan para kazanmak. Kumardan para kazanmak. Faizcilik yapmak. Bunlar mafya işidir. Bakın, bunlar mafya işidir. Terör. Bunlar mafya işidir. Bunların arkasında derin güçler vardır. Bunların arkasında devletler vardır. Bunların arkasında, bunların arkasında gizli servisler vardır. Bunlar gizli servissiz olmaz.
DHKBC, arkasında gizli servis vardır. PKK, arkasında gizli servis vardır. İşit, arkasında gizli servis vardır. Vardır. Bir silahlı terör eylemi örgütü varsa, arkasında gizli servis vardır. Bir teşkilat, bir topluluk devlete kafa tutuyorsa, arkasında gizli teşkilat vardır onun. Gizli servis vardır arkasında. Gizli servis. O görünene bakma sen orada. Görünenin zavallının teki. Arkasında gizli servis vardır. İşit, arkasında gizli servis var. PKK, arkasında gizli servis var. Ne? Hamas, arkasında gizli servis var. Var. Yok diye düşünme.
Biz şimdi, İşit şöyle yaptı diyoruz. Aa, İşit'in arkasına git. Geçen gün bir şey, ne o? Fotoğraf basında. Amerikan senatörüyle toplantı halinde. İşit'in imamı, öyle diyorlar ya. Amerikan senatörüyle toplantı halinde. Ne yapacaklarına karar veriyorlar. Salıyor. Hani bu böyle mafya varı şeydir. Siz bir itinizi salarsınız orta yere. İt ortalığı bir karman çorman eder. Herkes koşar o kimseye. Bu it bizi ısırıyor derler. O adam der ki, sizi bu itten kurtarırım ben. Gelin bakayım kanatlarımın altına. Herkes kanatlarının altına girer. Der ki, sizden şu kadar para alırım. Bu itten de sizi kurtarırım.
Tamam, verin paraları. Herkes verir paraları. İt eder. Hadi oğlum, işin bitti senin. Bitti, bu kadar. Onlara da böyle iş yaptığını göstermek için bir iki çat patlatır o. Birisinin ne? Der ki, sizin yüzünüzden iki tane adam patlattırdım. İçeri verdim. Masraf attı. Bu kadar daha masraf vereceksiniz der. Bu mafyadır. Orta Doğu'da galip olan mafya şu anda. O mafyaların arkasında, mafyaların arkasında, terör örgütlerinin arkasında gizli servisler var. Servisler diyorum, onun beyni İngiliz gizli servisidir. Orada onun da piyonları vardır. İsrail'e bariyonuz. Ne bariyonuz? İsrail'e o kurdu lan. İngiltere. İngiltere'e bariyonuz.
Kahrolsun İngiltere deyin bak. Hükümetin içinden ve devletin içinden bazılarının canını sıkarsınız. Öyle derseniz. Çünkü kraliçeyi de memnun etmek için bürokrattan ve hükümete de onun elemanlarından bir iki tane atama yapacaksınız. Yoksa kraliçenin uykusu bozulursa ona. Allah-u Teala Celle Celaluhu kıblemizi Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a çevirdiğinde bunu anlayamayan bazı iman edenler geri dönmüşler. Bugün de dini algılamakla, yaşamakla zorluk çeken bazı kardeşlerimiz de duraklıyor. Ya da sohbet yerlerini terk ediyor. Bu durumda insan nasıl kurtulur? Bu kişinin kendi sınavı mıdır?
Nasıl yardımcı olabiliriz? Bu tarih boyunca her yerde görülmüş, her zaman görülmüş. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Kur'an'ın diliyle dua eder. Bizi dinimizde sabit kıl. Cenab-ı Hak ayaklarımızı dininde sabit kılsın. Cenab-ı Hak gönlümüzü dininde sabit kılsın. Cenab-ı Hak gözümüzü dininde sabit kılsın. Cenab-ı Hak içimizi dışımızı dininde sabit kılsın. Hiç kimsenin eminliği yok. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bu gündüz bayanların içerisinde bu soru sorulmuştu. Şimdi bir daha sorulduğuna göre ben bir hikmet arayayım o zaman bunda. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hanımlarının yüzme konusundaki hassasiyetleri nasıldı?
Günümüzde bayanlar bikini, mayu, haşama ile yüzüyorlar. Evliler için nikah düşme söz konusu değil midir? Bunu gündüz sordular. Ben de nikah böyle düşmez dedim. Buna böyle cevap verdim. Yani bir kadın bikinili dolaştı diye nikah düşmez. Bir kadın mayolu dolaştı diye nikah düşmez. Ancak der ki bikini ile gezmek haram değil derse ona haram olduğu tebliğ edilir. Bilmiyor olabilir çünkü darül harp. Tebliğ edildikten sonra hayır ben inanmıyorum bikinili gezebilir bu haram değil derse o kimse dinden çıkar. O zaman dinden çıkar. O zaman nikahı düşer o kimsenin. Böyle nikah burada damda durup ikide birde küt tek düşen bir şey değil ola. Yuvarlandı düştü yok. Bir kimse dinden çıkarsa onun dinden çıktığına tebliğ ederseniz ve o tebliğ ettiğiniz halde aynı noktada durursa dinden çıkar.
Kadın erkek değişmez. Birisine diyorsun ki gıybet ettin bu gıybet değil. O gıybet değil dediği anda gıybet olan şeyi gıybet değil dedi. Gıybete gıybet değil dediği anda ona tebliğ etmek düşer bu sefer. Kardeş bak birisinin hoşuna gitmeyecek bir şey arkasından söylemek gıybettir. Velev ki o kimsenin üzerine bu olsa dahi deyip onu anlatacaksınız bu sefer. Ona anlattığınız halde o yine aynı noktada aynı noktada duruyorsa o zaman o kimse dinden çıktı. Tehlikeli şeyler bunlar. Tebliğ ederken dahi birisinin dinden çıkmasına vesile olabilirsiniz. Dikkatli davranmakta fayda var. Ancak o zaman o kimse dinden çıkar dinden çıkınca da nikahı düşer. Erkek kadın değişmez bunda. Nice erkekler var şimdi ya içki de haram olurmuş.
Ya haram diyorsun bu Kur'an'la ayette hadisle sabit ya haram olurmuş ya dedi. Gitti o adamın dini. Dini, imanı. Evet. Darül harp. İnsanlar dini bilmiyorlar. Dini bilmedikleri için ölçülü konuşmakta, ölçülü davranmakta fayda var. İnsanlar dini eğitim almadılar. Başı açık. Bikini giymiş, mayo giymiş. İtmeyin. Onlara laf yetiştireceğiz. Onları eleştireceğiz. Onlara bir şeyler takacağız, takıştıracağız diye uğraşmayın. Kazanmaya çalışalım, bilmiyorlar. Bazen örneklerim, gecenin saat üçünde kadına gusül abdestini tarif ettim. Korkmuş, korkunca işte böyle değişik şeyler yaşamış.
Bir arkadaşını aramış. O demiş ki, benim numaramı vermiş. Onu ara, aradı birisi. Cahir cahir arıyor, açtım. Buyurun. Dedi ki böyle böyle böyle böyle oldu. Dedim derhal gusül abdest al. Nasıl oluyor dedi, utana utana. Hiç istifimi bozmadım. Bu bayan evlenmiş, ayrılmış, evlenme aşamasında. Banyoya giremiyor, korkuyor. Dedim ki telefonu açık tut. Gir banyoya, gir. Aç dedim, açıyor şimdi telefon kulağında. Dedim korkma. Şimdi üç sefer ağzına su ver. Niyet ettim ya Rabbi. Senin rızan için gusül abdesti almaya. Üç sefer ağzına su ver. Üç sefer burnuna su ver. Komple yıkan. Çık dedim, telefon o banyoda açık kalsın dedim. Telefon banyoda açık.
Aldık üstüne çıktı. Çıktım dedi. Tamam dedim. Sakin ol. Geyin şimdi. Başını örtecek örtü yok evde. Başını örtecek örtü yok. Evet. Havluyla başını örtüttürdüm. Dedim var mı? Büyük havlu var. Dedim ört başını sar. Sardı. Secdada var mı evde? Yok. Evde secdada yok. Yerler temiz mi dedim ben sustu. Dedim bir şey ser. Çarşaf ser, battaniye ser, bir şey ser. Temiz hükmünde bir şey ser. Serdi bu işini. Telefon açık. Otur şimdi dedim.
Oturdu. Kıble ne taraf? Yemin ediyorum kıblenin ne taraf olduğunu bilmiyor. Bana dedim adresini ver. Neresi senin mahallen neresi? Bursa'da işte x yerde. Tamam. Orada dedim evin ne tarafa bakıyor? Bu tarafa bakıyor. Bu tarafa doğru dön. Tarif ettim döndü. Dedim şimdi bekle ben de abdest alayım dedim. Neyse gittim abdest aldım geldim. Şimdi otur dedim. Şunları şunları şunları çekeceksin. Ben nasıl çekeceğim dedi. İyi. Ben mesaj yazdım bunları çekeceksin diye. Telefonu da açtım. Ben okudum. O oradan okudu. Ben okudum. O oradan okudu. Tamam mı? Tamam. Şimdi bir şey görüyor musun? Hayır. Ertesi gün koşa koşa dükkana geldi. Dedi ki ben dün gece Müslüman oldum.
Ben Müslüman değilmişim. Onu anladım dedi. Biz Müslümanız diyoruz kendimize ama dedi. Ve buraya gelirken de dedi. Öylesine utanarak geldim. Öylesine utanarak geldim ki dedi. Bize şunu dediler dedi. Yani gustetmek ne ki yani. Banyo yapmak. Banyo yaptın mı tamam. Kimseyi itmeyin. Ya bu açıktı da bu dekoltediydi de bu sakalı yok da bu kot pantolon giymiş de.
Bırakın artık bunları. Her sohbette pantolon giymek caiz mi? Ya millet donsuz geziyor. Bırak pantolonla geçsin ya. Bırak takılacak başka bir yer bulamadın mı? Ya bu ne kadar aymazlıktır ya. Bir kişinin namaz kılması, bir kişinin sohbet dinlemesi, bir kişinin zikre gitmesi. Sokaktan geçen bir kimsenin Allah demesi. Bırak ya bırak. 90 yaşında bir kadından dinlemişti. Diyordu ki jandarma köyümüze baskın yapardı.
Samanlıklara şeyle no kasatura ile süngü ile Kur'an-ı Kerim arardı. Süngü ile yataklarımızı aşağılara indirirlerdi. Yorganlarımızı, yüktüklerimizi aşağılara indirirlerdi. Evimizde Kur'an ararlardı. Arkadaşlar, Türkiye buradan geliyor. Şimdi bir kimseye binmiyor deyip itmek işin kolay tarafı. Yapmayın. Yapmayın. Anlatın. Tebliğ edin. Yavaş yavaş. Biz kendi kendimizi, kendimizi arşalada görmeyelim. Belki de biz yaptıklarımızı bile bile yapıyoruz. Yaptıklarımızı bile bile yaptığımız için ondan daha şedid bizim halimiz.
O bikiniyle gezmenin haram olduğunu bilmiyor. Ama biz bikiniliğe bakmanın haram olduğunu biliyoruz. Hangimiz daha günahkar? O gıybet etmenin haram olduğunu bilmiyor. Bilmiyor. Biz gıybet etmenin haram olduğunu biliyoruz. Gıybet etmek, gıybet etmenin en azı otuz zina hükmünde. Biz birisinin gıybetini anlatırken zina hükmüne giriyoruz. Bir başkasının zinasını anlatırken biz onun zinasından daha ağır bir zina günahına giriyoruz. Ha bu kadın var ya yolluymuş ha olur.
Bir çoğal sakalından sen yollu oldun. Ha bu var ya bu sakallı ne o ha ha ha … Bitti Allah muhafaza eylesin. O yüzden evet Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazreti Ayşe validemiz de koştu, yarıştılar. Temel olarak demek ki kadınların spor yapmasında bir sıkıntı yok. Yüzmesinde de sıkıntı olmaz. Adabına, erkanına uygun kadınlar da erkekler de denize gidip yüzebilirler. Havuzda yüzebilirler. Tesettüre riayet edip yüzerler. Haydi Müslüman erkekler eşlerinizle yarışın, sünneti işleyin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ayşe validemiz de yarışmış.
Onun gönlü olsun diye geçilmiş de. Önce bir geçmiş ondan sonra geçilmiş öyle bir müsaade etmiş. O da sevinsin diye. Var mı eşiyle yarışan erkeklerden? Bir tane çıktı, iki tane. Kaldırın ne güzel sünneti işlemişsiniz. Bir, iki, üç, dört, beş, altı kim terk edilmiş bir sünnetimi yerine getirirse yüz şehit sevabı vardır. Bir topluluktan burada kaç kişi, iki yüz kişi var mıdır, yüz elli, iki yüz kişi var mıdır? Vardır. Bu yüz elli, iki yüz kişiden beş kişi, altı kişi çıkarıyor. Yüzde beş demek. Terk edilmiş bir sünnet. Bu yapan kardeşler yüz şehit sevabı aldılar şimdi. Bir şehit sevabını söyleyeyim size. Şu diyor, Uhud dağı altın olsa, tasadduk etseler şehidin bir derecesine ulaşamazlar.
Sizin şimdi eşlerinizle koşabileceğiniz bir alanınız var mı? Yok. Niçin belediyelere müracaat etmezsiniz? Biz eşlerimizle koşabilecek alan üretin. Belediyeler üretsinler bunu. Her caddeye, her sokağa üretsinler. Spor yapan bir ümmet oluşsun. Memleket yiyip hınkalı oturmasın kenara. Ya hamur işine otur. Yok öyle bir şey olmasın. Herkes spor yapsın inşallah. Çok sevdiğim bir insana, insanla görüşmemi istemiyorlar. Üzerinde üç harflerin olduğunu söylüyorlar. Ne yapmalıyım?
Sen çok sevmemişsin o zaman. Çok sevse ne yapayım diye sorar mı bir kimse? Bir ortama girince çok daralıyom. Ne yapmalıyım? Asıl üç harfli sensin o zaman. Aynı kalemden çıkmış çünkü. Aşkın nüvesi ne demektir? Aşkın nüvesi, nüve bir şeyin özü demek. Aşkın nüvesi de aşktır. Başka bir şey değildir. Aşkı tanımlayamayanlar, bilemeyenler aşkın nüvesi diye bir terim üretirler. Evlilikte aşk olur mu? Neden olmasın? Asıl evlilik aşıkların evliliğiyle güzel olur. Evlilikte aşk olursa tadından yenilmez. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sordu.
Bedevinin birisi geldi. Kimi seversin ya Resulallah dedi? O da dedi ki, Ayşe'yi. Onu değil ya Resulallah, onu sormak istemedim dedi. Bizlerden kimi seversin? Ebu Bekir'i dedi. Hazreti Ayşe validemiz sorardı. Ya Resulallah beni nasıl seversin? Kadınlar bunu duymazsa içleri rahat etmez. Evet. Hiç etmez. Sakin ol. Adamlar da bir türlü onu kadına seni seviyorum demeyi kendilerini yediremezler. En iyisi. Seviyoruz işte ya ben. Bu böyle en şeyi. Bazen bunları konuşurken Cevdet aklıma geliyor.
Asla yapamaz diyorum. Öyle mi Cevdet? Ben düşünüyorum bazı şeyleri böyle işte. Bu repliği kim diyebilir, kim diyemez, kim yapar, kim yapamaz. İşim gücüm yok ya. Şeyden mi? Şubattan beri de emekliyim, iş de yapmıyorum. Hakkını helal edecektim. Sorar Hazreti Ayşe validemiz. Beni nasıl seviyorsun? Der ki, sarmaşık gibi. Kördüğüm gibi. Kördüğüm. Kördüğüm olunca iki uç var. İki uç da birbirinden görünmüyor. Kördüğüm bu. İki uç görünse çözeceksiniz onu. Ama kördüğümde uçlar kaybolur. Kördüğüm budur. Ucunu göremediğinizden dolayı düğümü çözemezsiniz. Kördüğüm budur.
Biz de böyle üst üste iki düğüm atmayı kördüğüm zannediyor. Değil. İki uç da ortalıktan kaybolacak. Bir düğüm var, uçları yok. Ne muhteşem değil mi? Ucun birisi Hazreti Ayşe validemiz, birisi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Düğüm olmuşlar. Uçları belli olsa düğüm çözülecek. Ama düğüm çözülmüyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri öyle bir cevap veriyor ki, muhteşemin üstünde. Ama bakın kadın değişmiyor. Hazreti Ayşe validemiz arada soruyor. Kördüğüm ne alemde ya Resulallah? Cevap muhteşem. İlk günkü gibi ya Ayşe. Evlilik böyle olursa harika.
Bakın harika. Ama bunun üzerine kurulunca aklını koyma. Aklını koyma ne demek? Aklını koymak. E bugün ekmek getirmedin mi? Bugün su getirmedin mi? Ne yiyeceğiz? Ne içeceğiz? Sen bugün yemek yapmamışsın ya. E sen benim pantolonuna ev ötülememişsin. Aaa aşktan çıktın sen. Olmadı. Hukuk ve akıl girdi araya. Aşk bu noktada bunları sorgulamaz. Hadisçiler ona zayıf hadisler, sufiler onu zayıf olarak görmezler. Sevenin gözü kör, kulağı sağırdır. Gözü kördür. Sevdiğinden başka bir şey görmez. Gözü kördür.
Sevdiğinin yaptığı şeyleri hep iyi görür. Gözü kördür. Asla sevdiğinin kötü bir şey yaptığını görmemiştir o. Kulağı sağırdır. Sevdiğinin haricinde hiçbir şey dinlemez. Her şeye sağırdır. Bir tek sevdiğine değildir. E öyle olunca o evliliğin tadından yenmez. Askeri gemilerde görevli subayım seyir ve mesai zamanlarında 24 saat gemide olduğumdan, namazlarımın kılacak mahal bulunmadığından oturarak ya da ima ile kılabilir miyim? Evet. Kaçta kalmışız? Yine vakti geçirmişiz hakkınızı helal edin.
Kuş yücelerdedir. Yücelerdedir. Gölgesi ise aşağıda. Gölgesi toprak üstünde kuş gibi uçar durur. Bir ahmak da kalkar o gölgeyi avlamaya girişir. Öylesine o kadar koşar ki güçten kuvvetten kalır. Bunu zahir manada bakacak olursak bir kuş düşünün uçuyor. Onun gölgesi de nereye vurdu? Yere vurdu. Sen bir şey söyleyecektin. Yok yok. Cancağız'ın adaf ve erkanına göre dedik zaten. Böyle bir hadis okumadım ama böyle bir fetva olabilir.
Bir şey diyemiyorum. Evet. Kur'an-ı Kerim'in kendine ait bir dili var. Harfleri var. Onları öğrenince öyle okursun. Tamam. İnşallah biraz daha büyük okumaya başlar. İyi mi? Adın ne senin? Efe. Maşallah subhanallah ya. Oynuyor musun sen Zeybek? Efe oyunu oynuyor musun? Harika ya. Okula gidiyor musun sen? Maşallah ya. O zaman okulun sen böyle folklor takımına mı geçtin? Orada folklarda mı oynuyorsun onu? Bitirdin. Çok güzel ya. Bizim burada da efeler var biliyor musun sen? Onlar da haftanın bir günü iki günü Efe çalışması yapıyorlar.
Olmazsa baban getirsin seni onlarla beraber sen de git çalışmaya. Burada mı? İşte baban seni o Efe çalışmalarına götürsün. Kim senin baba? Elini kaldır babası. Tamam. Bak burada Zeybek ekibi var bizden. O yüzden böyle küçük çocuklar da var. İnşallah ismiyle müsamma olsun. Efeli bilsin, Efeli öğrensin. İnşallah. Aferin. Kuş uçar, gölgesi de nereye vurur? Dünyaya vurur, arıza vurur. Ahmak insanlar gölgeyi avlamaya çalışıyorlar. Bunu normalde şimdi bir zahir olarak bakarsak bir kuş uçuyor yukarıda, gölgesi aşağı vurdu. Ahmaklar da ne yapıyormuş? Gölgeyi avlamaya çalışıyormuş. Gölge hakikat değil.
Bunu şimdi çok teferruatlı bunu anlamamız lazım. Dünya bir gölgedir. O gölgeyi avlamaya çalışırsanız ahmaklık yaparsınız. Allah'ın velileri Allah'ın gölgesidir. Siz onları katletmeye kalkarsanız ahmaklık yaparsınız. O alem gölgedir. O zaman sen gölge aleme bağlı kalırsan işin hakikatinden çıkarsın. Gölgenin üzerine büyük bir felsefe oturtturabiliriz biz. Sen de bir gölgeden ibaret olabilirsin. Gölgenin içerisinde ancak gölgeler yaşayabilir. O zaman sakın kendini hakikatten görme.
O zaman her gölge de seni hakikate götürür. Çünkü her bir şeyin gölgesi vurduysa kendisi de var hükmündedir. O zaman bu dünya gölge ise bu dünyanın hakikatte varlığı söz konusudur. Veyahut da dünyayı var eden söz konusudur. O zaman komple arabi açısından bakarsak biz bu alem gölge ise o zaman bu alemi var eden bir hakikat vardır.
O zaman biz gölgelerin peşine düşer isek bazı gölgeler bizi hakikate götürür. Tüm gölgeler bizi kendi hakikatine götürür. O zaman bizim peşine düşeceğimiz gölge de önemlidir. Devam edelim. Gölgeye ok atar. Bu atış bu arayış yüzünden de okluğu bombaş kalır. Gölgeye o takma ok atmak ahmaklıktır. Ve o kimse boşu boşuna ok attığından okluğunda bir şey kalmaz. Sermaye yitirir. Allah sana bir manevi sermaye vermiş. O manevi sermayeyi sen boşa atışlarla yok etme. O manevi sermayeye sahip çık. Cenab-ı Hak kendi ilminden sana ilim verdi. O ilmi boş yere atma.
Allah bizi muhafaza eylesin. Ömür okluğu bomboş kaldı. Allah sana bir ömür vermiş. Allah sana bu ömrü vermiş. Sen bu ömrü gölge ve hayal peşinde koşaraktan bitirme. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Ömrünü kıymetlendir. Ömrünü boşa heba etme. Diyelim. Önümüzdeki haftaya devam edelim. El-Fatiha. Ma selamat. Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.