Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Kasım 2014 · 1:51:19
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bana mail olarak birisi soru sormuş da, ben de inşallah bu akşam canlı yayında dinlerseniz size cevap verebiliriz inşallah dedim. Tabii insanlar benim böyle vaktimin çok geniş olduğunu zannediyorlar, internetten böyle işte mailden, Whatsapp'tan, oradan buradan habire uzun sorular soruyorlar cevap verelim diye.
Bu benim zamanım o kadar yok ama bunlara inşallah bundan sonra böyle mümkün olduğunca buradaki sohbetlerden cevap vermeye gayret edeceğiz. Onlar da inşallah sohbetleri takip ederekten sorularının cevaplarını alsınlar. Soru 1. Bu arkadaş demiş ki işte Mustafa Bey size bir iki sorum olacak cevaplandırırsanız sevinirim. Ehli tasavvuf olduğunuzu ve tasavvuf yolunun ne olduğunu iyi bilen birisi olduğunuzu biliyorum. Bayağı bir araştırdım çünkü hal böyleyken yalan söylemeyeceğinize de aldatma yapmayacağınıza da inanmak istiyorum. Ben çok araştırdım, çok uğraştım. Tarikatlar ve tasavvuf hakkında aklıma takılanlara cevap arıyorum demiş. 1. Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Baba Hazretlerinden sonra birisi gelmedi. Üstad birisini bırakmadı.
Siz Abdullah Baba hayattayken tarikattan ayrıldınız. Bir rivayete göre çıkarıldınız. Ve şu an şeyhlik yapıyorsunuz. Kimin devamısınız, kimden sonra yani hangi silsilenin devamısınız. Evet. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri ile 18 yıllık dervişliğimiz var. Sonradan şeyh efendinin benim yüzüme söylediği bir şey yok. Tarikattan bir kimse dersten atıldıysa şeyh efendi o kimseyi çağırır. Evladım senin dersini aldık. Bundan sonra bizde hiçbir ilgi bağlantın yok. Kendine bir şeyh ara der. Bu bir, o dervişin herhangi bir yanlışlığından, eksikliğinden kaynaklanan bir şeyden olur. İki, dervişin orada gidecek olduğu yolu bitmiştir.
Ondan olur. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi benim yüzüme karşı böyle bir şey söylemedi. Yüzüme karşı bana dersten attığını, aldığını da söylemedi. Bana böyle bir tebligatta bulunmadı. Bazı arkadaşlar bunun böyle olduğunu söylediler. Ben dedim ki böyle bir şey olsa 18 yıldan beri her şey benim yüzüme söyledi. Bunu da benim yüzüme söyler dedim. Hatta sonradan gittim kendisine. Dedim böyle diyorlar. Böyle bir şey var mı? Yok mu dedim ben. Yok oğlum ne alakası var? Dedikodu yapıyorlar. İftira atıyorlar. Mustafa Efendi hakkında konuşmayın diyorum. Bunlar burada konuşuyorlar dedi. Benim yüzüme bunu söyledi. Arkamdan başka bir şey söylediyse o onun hesabı. Arkamdan eğer ki dersimi aldım dediyse, insanları böyle söylediyse, bana böyle söylediyse o yine onun hesabı.
Bak yine onun hesabı. Bununla alakalı insanlar iftira atıyorlarsa onlar da onun hesabı. Yani ilgilendirmiyor. Devam ediyor. Kimin devamısınız? Ben Şeyh Efendi Hazretleri'nde 18 yıllık bir dervişliğim var. Şeyh Efendi Hazretleri 5. Esma'ya kadar beni çıkardı. Esma'yı verdi. Ondan sonra şeyh Efendi hiç kimseye, hiç kimseye bir şey tebliğ etmeden vefat etti. Bunu ben arkadaşlara hep açıkça anlatıyorum da, sohbetlerde de var bunlar da, bunlar tabii yani geçmiş sohbetleri dinlemek zor geliyor şimdi insanlara. O yüzden tekrar bir daha teyit almak istiyor gibi biz hüsnü niyetle cevap vermeye çalışıyoruz.
Bu noktada Şeyh Efendi Hazretleri'nin bana vasiyeti var, evladım oldum deyip meydana çıkma. İstarı yapsınlar, herkes rüyasında kimi görüyorsa ona gitsin. Tasavvuf bu. Devam ediyorum. Şu an şeyhlik yapıyorsunuz, kimin devamısınız demiş. Buradan hiç kimse ben şeyhim dediğimi bir günden bir güne şahit değildir. Doğru mu? Biz böyle bir söz söylemeyeceğime de ben Şeyh Efendi'ye sizlerin huzurunda söz verdim. Bir gün gelir size ben şunu oldum dersem sakalımdan tutup benim yüzüme tükürün dedim. Öyle mi? Ben hiçbir şey olamadım. Bu konuda da ben şeyhim diye hiç kimseye de davetiye çıkarmadım. Milleti de bu noktada toplamadım.
Hala da aynı şeyi söylüyorum. İstihara yapın, rüyanızda kimi görüyorsanız ona gidin. O sizin şeyhiniz, o sizin mürşidiniz neyse. Bu kimse rüyasında görürse. Kimin devamısınız demiş. Bizim silsilemiz belli, yolumuz belli. Ben bir şeyh tanıdım, zahiri olarak. İkinci bir şeyh tanımadım. Zahiri olarak diyorum. Zahiri olarak ikinci bir şeyh tanımadım. Soru iki, İzmir Tire'de de Kamil Karasu isimli bir kişi var. O da şeyhlik yapıyor ve Abdullah Baba'nın devamı olduğunu söylüyorlar. Bu nasıl oluyor, o gerçekten şeyh mi? Abdullah Baba'dan sonra gelen yok diyebiliriz. Peki o şahit şeyh, mürşidi Kamil ise kimin devamı?
Buna bir şey diyemem. Hacı Kamil Efendi için buradan kalkıp da benim bir şey söyleme noktam yok. Bu soru, Hacı Kamil Karasu'ya söylenecek, sorulacak olan bir soru. Ben bunu bildiğim için söylüyorum. Şeyh Efendi sağlığında hiç kimse sen şeyhsin diye işaret etmedi. Etti. Şimdi etmedi diyoruz da ettiğini es geçmeyelim. Şeyh Efendi bir benim adıma şeyhlik olarak ilan et dedi bana. Ben ilan edemem efendim dedim. Ondan sonra başka bir arkadaşa bu görevi verdi. İlan ettirmesini bilirim ben dedi. Ona ilan ettirdi. Ben de o zaman için dedim ki arkadaşlar ben böyle bir şey şeyhim sağken yapacak noktada değilim dedim. Bunu Şeyh Efendi'ye de söyledim.
Dedim hakkınızı helal edin. Siz orada sağken böyle bir şey yapmam mümkün değil dedim. Aynı şekilde Sivas'ta Hacı Ahmet Turan Gümüş abiye diye ilan ettirdi. Bir rivayet var bunu benim yüzüme söylemedi. Rivayet. Şeyh Efendi buradan geri dönmüş. Bu noktada ne yaptı ne etti onunla alakalı bir şey.
Benim şeyhlik gibi bir derdim olmadığından beni ilgilendirmiyor. Ama Şeyh Efendi'nin ağzından çıkan bütün cemaate yayılan şey bu. Ha ben kendi aramızda konuştuklarımızı hiç konuşmuyorum ben onlara. Bunlara gerek yok zaten. İlan etti. Ama Şeyh Efendi'ye normalde bizim Cafer, Hüseyin, Adnan, üç kardeş soruyorlar. Efendim siz vefat ettikten sonra ne yapacağız diye. Şeyh Efendi'nin onlara söylediği. Hatta Şeyh Efendi'nin büyük oğlu mu küçük oğlu mu ne o varmış yanlarında. Bir de tokattan arkadaşlar varmış. Şeyh Efendi onların yanında demiş ki oğlum Mustafa Efendi'den başka seyir-i sülük olan kimse yok demiş. Bu kardeşler de burada direyen içeri gürer sorar. O yüzden Şeyh Efendi'nin, Şeyh Efendi'nin kendisinin bizatihi işaret ettiği, benden sonra gidin filancaya tabi olun dediği zahiren hiç kimse yok.
Bana söylediği daha öncesinde sağlıklıyken söylediği şey oğlum vefat ettikten sonra istihar yapacak herkes rüyasında kimi görürse ona intisap edecek. Bize söylediği bu. Üç, Abdullah baba vefatından önce bizim irşadımız ve görevimiz devam edecek. Kınından çıkmış kılıç misali daha da tesirli olacak. Dediği halde insanlar hala ve neden Şeyh aramaya devam ediyor? Şeyh aramak üstada ihanet olmaz mı? Şeyh Efendi'nin böyle bir sözünün olduğunu söylüyorlar. Bu tasavvufun kendi içerisindeki doğrulara aykırı. Bana böyle bir şey söylemedi. Bana böyle bir şey söylemiş olsaydı ben derdim ki bana böyle bir şey söyledi. Bana defalarca söylediği şey bizden sonra bütün arkadaşlara, bütün dergaha söyle olun, vasiyet ediyorum.
Herkes istihar yapıp bir şey arasın dedi. Durum bu. Üstada ihanet olmaz mı? Hayır. Yolun doğrusu vardır. Yolun doğrusunu herkesin işlemesi ve söylemesi gerekir. Doğru doğrudur. Tasavvufun kendi içerisinde, tarikatın kendi içerisinde, bilhassa tasavvuf ehlinin, tasavvufla tarikatı ayırt ediyorum çünkü. Ben Türkiye'de tarikatın var olduğuna inanmıyorum.
Ben ehli tarikat değilim. Bunu defalarca ilan ederim yıllardan beri. Dil sürçmesinden dolayı söylerse ağzımdan çıkar. Biz ehli tasavvufuz. Arasındaki fark şudur. Ehli tarikat olunca insanlar işini, gücünü, her şeyini bırakır, tarikatı intisap eder. Malını, mülkünü de getirir, tarikata teslim eder. Orası bir medrese stilinde çalışır. Bu tarikattır. Tarikat budur. Türkiye'de tekke ve zaviyeler kanunuyla ortalıkta bir tane tarikat kalmamıştır. Bir tane tarikat yoktur Türkiye'de. Çünkü tekkeler kapatılmış, zaviyeler kilitlenmiş, saymanda mı, hayvanda mı, buğdayda mı değişik, gayri İslami ve gayri tasavvufi, gayri tarikati işlerle iştigal edilmiş. Şeyhler asılmış.
Cumhuriyetin ilk döneminde. Ben şeyhim demek bu noktada büyük cezalara maruz kalmış. Hala da aynı. Hala da aynı. Tekke ve zaviyeler kanunu orada duruyor. Tekke ve zaviyeler kanunu orada durduğu müddetçe o demokrasinin kılıcı gibi o da orada duruyor. Bir kimse ben şeyhim derse tekke ve zaviyeler kanuna göre suç işlemiştir.
Otomatikman langırtak içeri girer. Ben şeyhim değilim derken şeyh değilim derken bundan korktuğumdan dolayı söylemiyorum. Ben kendimce bir kimsenin tasavvufi manada yolunun bitmeyeceğine inananlardanım. Kemalatının devam edeceğini, kemalatın bitmeyeceğine inananlardanım.
O yüzden bir kimsenin ben şeyhim demesini kendi nefsimde kabul edebilenlerden birisi değilim. Devam ediyorum. Evet burada işte şeyh aramak üstada ihanet olmaz mı demiş. Değil. Bana böyle bir tebligatta bulunmadığı için ihanet değil. Böyle bir tebliğ ettiyse birisine Oğlum kılıcından kınımdan çıkmış biz kılıç gibi olacağız. Bundan sonra da irşadımız devam edecek diyorsa birisine dediyse o şeyh aramasın. Oturup boynunu büküp şeyhini şeyhini şeyhini rabıtasında halinde görüp soruyu sorup cevabını alıyorsa valla da billa da tilla da o kimse bir şeyhe intisap etmesin. Hakkıdır tasavvufi olarak.
Bunu bana kendisi söylemişti. Mustafa Efendi'ye herkes istihare yapsın derken ben şerh düştüm. Efendim müsaade edin ben yapmayayım dedim. Sen yapmasan da olur oğlum dedi. Arkasından kendisi ilave etti. Sen ne zaman daraldığında boynunu büksen beni görün. Soracağın sorunun da cevabını alın dedi. Onun şivesiyle söylüyorum. Beytullah da söyledi bunu. Beytullah'a bakaraktan söyledi. Beytullah şahit olsun oğlum dedi. Ben de şahit olsun efendim dedim. Mustafa Efendi Beytullah şahit olsun şahit olsun efendim dedim. Mustafa Efendi Beytullah şahit olsun şahit olsun efendim dedim. Beytullah şahit. Mahşer yakın herkese. Bana söylediği bu.
Herkese söyle istihare yapsın. Rüyasında kimi görürse ona intisap etsin. Son ömremiz bu bizim onunla. Son ömre de söylüyor bunlar bana. Bir daha ömreye gidemedik zaten beraber. O bir dahaki seneye hasta oldu gelemedi. Son ömre. Elinden tuttu. Benim elimden tuttu. El eleyiz. Beytullah'a gider böyle onun yeri var. Onun yerine o karşıdaki altın oluğun karşısında giderken.
Gayri ihtiyarı hiç bu konular yok. Mustafa Efendi asla evladım oldum deyip meydana çıkma. Emredersiniz efendim. Herkes biz öldükten sonra söyle istihare yapsın. Emredersiniz efendim. Bütün dergaha söyle oğlum. Emredersiniz efendim. Bütün dergaha tebliğ et. Emredersiniz efendim. Oğlum bana söylüyor. Herkese bu haberi gönder. Emredersiniz efendim. Efendim müsaade ederseniz ben istihare yapmayayım. Ben sizden sonra bir şeyhe intisap etmek istemiyorum efendim. Sen intisap etmesen olur Mustafa Efendi. Sen istihare yapmasan olur. Sen çünkü ne zaman daralsan boynunu büktüğünde beni görür sorunun cevabını alırsın oğlum. Kabrimin başına geldiğinde ne zaman kabrime rabıta etsen sorunu sorar cevabını alırsın oğlum.
Bana söylediği bu. Allah razı olsun efendim. Mustafa Efendi bunu herkese tebliğ et. Emredersiniz efendim. Bunu herkese tebliğ et. Bu konuşmayı herkese tebliğ ettim ben. eski arkadaşlar bilirler. Bunları CD'lere sohbetlere çektirdim. Her yere gönderdim. Her yere gönderdim. Bir şeyhefendi bir yerde bir vasiyet bir yerde başka vasiyet edebilir mi? Edebilir. Bana yapmış olduğu vasiyet buydu. Ben bu vasiyetini yerine getirdim. Bana deseydi ki veya söyleseydi oğlum bizden sonra hiç kimse şeyh aramasın. istare de yapmasın. Allah biliyor içimdekini. Allah içimdekini biliyor.
Ben ona tatlı bir şekilde derdim. Efendim Çorum'un acı Mustafa Efendi'nin nesi eksikti? Bunlar şatahatvari sözler. Bir şeyhin dilinden düşebilir mi? El cevap düşebilir. Bir şeyh böyle konuşabilir mi? Şatahatvari el cevap konuşabilir. Bana konuşmadığı için benim sorunlarımda değil. Bana söylemiş olsaydı hatta bu mevzuyu böyle arkadaşlar söylediler başkaları. Dedim valla şeyhefendi bunu söyleyecek bir kimse değil. Benim tanıdığım şeyhefendi. Çünkü ben dergahın onun şeyhliğinin başlangıcından itibaren yanındayım. Neler çekildiğini neler konuşulduğunu en iyi bilenlerden birisi benim diyebilirim.
benim ağzımdan çıkarsa ömrümün son demlerinde size vasiyet ediyorum benden sonra şeyh aramayın diye bu sözüm size şahitlik olsun. Bu sözümü bana hatırlatın. Hatırlatmazsanız hakkım helal olmaz. Hepiniz şeyhiniz vefat ettiğinde istihara yapıp istişare yapıp kendinize bir şeyh arayacaksınız.
Bulamayanlar bir şeyhi rüyasında göremeyenler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle pir efendilerle sahabe efendilerle geçmiş peygamber efendilerimizle şekline şemaline tasavvufi manada giremeyecek olan birisiyle delilli bir üstada bağlanamayanlar bilsinler ki bilsinler ki bak altını çizerekten söylüyorum bilsinler ki bağlı bulundukları şeyhe ihanet etmişler.
Onun yoluna dosdoğru sımsıkı sarılamamışlar. Onun kıymetini bilememişler. Onun manasına erememişler. onun üzerindeki Allah'ın nurunu tespit edememişler ki körlerden olmuşlar. Tövbe edip tövbe edip özür dileyip af dileyip af dileyip Allah'a çok yalvarıp yine de ayan bir şekilde görmek için Allah'a yalvarsınlar.
Çünkü bu şuna benzer. her her peygamber kendi döneminin mehdisidir. Her peygamber kendi döneminin hidayet ve irşadçısıdır. Peygamberlik nurunu tanımayanlar İsa Aleyhisselam'dan sonra Hazreti Muhammed Mustafa'yı inkar ettiler. Bu bağnazlıktır, bu tutuculuktur, bu körlüktür. nasıl Musa'dan sonra İsa Aleyhisselam'ı kabul etmedilerse bağnaz körler, tutucu körler, İsa Aleyhisselam'dan sonra da Muhammed Mustafa'yı kabul etmediler. Bu bağnaz, tutucu, kör Zümre.
Aynı şeyin tecelliyatı üstadlardan sonra olur. Üstadın, velinin, mürşidi kamilin, nurunu görmekten uzak olan ve asla onun nurunu göremeyenler kendi üstadları vefat ettikten sonra başka bir üstada gidip bağlanamamışlardır. Rüyalarında görememişlerdir, hallerinde görememişlerdir. Bunlar da bağnaz, kör ve tutucudurlar. O yüzden İslam ümmeti asla ilerleme kaydedememiştir. Fıkıhta, tefsirde, akayette, kelamda, tasavvufta, günün meselelerine hükmedemeyen İslam dünyası bu popüler kültür dediğimiz deccaliyet sisteminin altında inim inim inlemekte, küçük problemleri aşmakta dahi zorlanmakta, nefisleri onları birbirleriyle didişmekle geçirtmekte.
Bu İslam dünyasının büyük bir handikapı. Büyük bir handikapı. Hala da Hanefiler kadınların 80 km öteye gitmelerinde mahremi olmadan gitmeleri caiz değildir. Hükmü orada dururken ve bir Hanefi alimi orta yere çıkıp bu hükme iştahat getirip bunu yenileyip insanların önüne koyamıyorsa 200 yıldan beri ve Türkiye'de Türkiye'nin %70'i 80'i Hanefi'yken kızlarını kadınlarını bir şehirden bir şehire yalnız başına gönderirlerken ve gözümüzün içine baka baka bu haram olmasına rağmen bir tek hacca giderken seni birisinden nikahlayalım
öyle hacca giderim gönderelim deme kadar günüştüğün içine düştülerse bu bizim resmimizdir. Biz bu resimden kendimize pay çıkaracak olursak birileri bu kim olursa olsun bu ben dahi olsam bizim kılıcımız kınından çıkmış gibi daha keskin olacak öldükten sonra bir şeyh aramanıza gerek yok dediğinde hadise komple kendi mirengisinden dışarı çıkacaktır.
Bütün eski derviş kardeşlerimiz yol kardeşlerimize soruyorum buradan şeyh efendinin bu dergahta rüya yorumu verdiği bu fakirden başka hiç kimse yok ölünceye kadar hiç kimse yok dergahın içerisinde rüya yorumu olan zakir nakip nügabba ne deniliyorsa onun adına bir tek bu fakir vardı sorarım hangi derviş rüyasını gidip de kabri şerefin başında rüyasını anlatıp tevilini alabilecek tasavvuf budur siz gidersiniz üstadınıza istişare edeceğiniz bir şey var da istişare edersiniz sorulacak bir şey varsa sorursanız sorarsınız
manevi bir haliniz rüyanız varsa ona anlatırsınız ondan cevabını alırsınız ondan cevabını alırsınız diyorum bakın ne yaparmışsınız istişare edilecek varsa bir konunuzu istişare edersiniz sorulacak bir şeyiniz varsa sorarsınız anlatılacak bir rüyanız bir haliniz varsa anlatır cevabını alırsınız eğer bir dergahı ölmüş olan şeyhler idare edecek olsaydı işte burada yatıyor hepsi de bu dinin özüne aykırı bir şey aykırı ona bakarsan geriye doğru silsileye gidersin çorum nacı mustah efendinin feyüzatı mı azdı hacı elaydar
efendinin feyüzatı mı azdı yetmez miydi hacı ebu bekir babanın yetmez miydi mısırdan tantavi hazretlerinin yetmez miydi abdülkadir geylan hazretlerinin yetmez mi ahmed rufa hazretlerinin yetmez mi geriye doğru gidelim hazreti ebu bekir efendimiz yetmez miydi hazreti hasan hüseyin efendimiz yetmez miydi allah bizi affetsin şeyhe üstada yapılan saygısızlık ve ihanetin sonu sonucu nedir ne olur evet bir kimse gerçekten şeyhine bir veliye bir mürşidi kameli saygısızlık ederse ihanet ederse allaha savaş açmış olur hadisi
kudsi kimbir Allah'ın dostuna savaş açarsa Allah'a savaş açmış gibidir o savaş meydanda değil midir ve devam eder Allah yırtıcı hayvanın avından intikamını aldığı gibi Allah da ondan intikam alır der evet ben burada şeyh demiş de ben bunun parantez içerisinde veli kul olarak söylüyorum her şeyh veli değildir her veli de mürşidi kamil değildir her mürşidi kamil velidir bakın her mürşidi kamil velidir ama her veli mürşidi kamil değildir her şeyh de
veli değildir veli bir kimse ben şeyhim diyebilir der berberlerin şeyhidir örneğin şeyhtir marangozların şeyhidir şeyhtir bir şeyin şeyhi olabilir tarikatın şeyhi de olabilir tarikatın şeyhi de olabilir bir kimse bir tarikat var ise oturur başına şeyhidir babadan oğula geçen gibi şeyhtir onlar babası şeyh oğlu da şeyh ondan sonra oğlu da şeyh kabile şeyhi gibi şeyhlikler vardır
böyle babadan oğula geçer babadan oğula geçer babadan oğula geçme şeyhlik kabile şeyhi bir kimse kabilenin başında bir kimse vardır o oranın böyle ağası gibi paşası gibidir ondan ona geçer o da kabile şeyhidir mesela Anadolu'da ocak derler ya alevilerde ocağın bir dedesi vardır dededen oğula geçer boyuna başka bir kimseye geçmez o da ocak şeyhi aleviler dede diyor ona haberi onların oğulları hep böyle şeydir ne o ocağın başındadır şeyhtir yani dededir bu da şeyhtir ders şeyhleri vardır adam bastırır beş bin tane on bin tane
zikir kağıdı caminin önünde önüne gelene dağıtır bu da ders şeyhidir zikir verir herkese adam kafayı kırar çekenler ne yaptığını bilmez meczup olur çıkarlar o da ders şeyhidir kürsü şeyhleri var adam çıkar camide kürsüye bir belagat bir edebiyat bir anlatır ağlar herkes kendinden geçer zaten ağlatmak için de uğraşır o bir ağlarsınız bir ağlarsınız bir anlatır o bir anlatır kürsü şeyhi bir heyecanlandırır sizi harika cebinizdeki paraları bile atarsınız orada zaten onlar söylerler haydin bakalım bir tekke yapıyoruz bir cami
yapıyoruz bir hizmet ediyoruz pamuk eller cebe hep bununla alakalı sohbet ederler bir de siz artık coşarsınız ne var serinizde atarsınız kürsü şeyhi işini biliyor o yüzden bu şeyhlere bu şeyhlere ihanetin sonucu nedir bilmem ihanet edilir mi bunlara yani işte böyle bir para isteyen bir şeyhe para vermeyince ihanet olur mu veyahut da kur'an ve sünneti düzgün olmayan bir şeyhin kur'an ve sünnete uymayan bir şeyini yapmazsan ihanet olur mu olmaz kur'an ve sünnete uymayan her ne var ise bu söz kimin ağzından çıkarsa çıksın
ona tabi olunmaz tabi olunursa tabi olunursa kur'an ve sünnete aykırı bir şeyi bile bile yapmak günahı kebahirden en azından küfre kadar gider o yüzden hazreti ömer efendimize derler ki birisine işaret et senden sonra kimi halife seçelim hazreti ömer efendimiz der ki eğer size bir işaret verirsem bu dostum ve arkadaşım olan hazreti ebu bekirin sünneti olur o çünkü işaret etti benden sonra ömer yapın dedi icazet yazmadı tavsiye niteliğinde söyledi eğer der benden sonra birisini işaret etmezsem hem dostum
hem peygamberim hem sevgilim canım cananım olan Muhammed Mustafa'nın sünnetini yerine getirmiş olurum dedi kendisinden sonra hiç kimseyi işaret etmedi kendisinden sonra birisine işaret etmek bu manada hazreti ömer radiyallahu an hazretlerinden sonra iştihatla ümmetin arasından kalktı ve hazreti osman efendimiz işaretsiz seçildi hazreti ali efendimiz işaretsiz seçildi seçimle geldi ne zaman kazan kaynadı hazreti ali radiyallahu an hazretleri vefat ettikten sonra hazreti hasan efendimizi seçtiler hazreti hasan efendimiz
muaviye lehine halifelikten çekildi dedi ki ben sizin manevi imamınızım din ve devlet işlerinin ayrıldığı yer dedi ki devlet olarak muaviye biat ettik dedi devlet olarak muaviye kendisinden sonra yezidi işaret ettiği için kıyamet koptu ehli tarikat tarikat ehli tarikat var ise evet vakıfları vardır paraları vardır pulları vardır gelirleri vardır tarikatlar öyledir bir tarikatsa şeyhin cebine para koyanlar vardır bir tarikatsa ona harçlık verenler vardır onu maddi olarak destekleyenler vardır onun böyle işte ne bileyim
parasını para pul verip de ona yardım edenler vardır böyle bir şey olunca o tarikatın başındaki kimse aman bu para pul mal mülk şirketler dağılmasın diye kendisinden sonra genelde böyle oluyor oğullarına işaret ediyorlar hatta oğlan doğuyor aman ne güzel doğdu gelecekteki şeyhiniz bu diyorlar biz ehli tasavvufuz benim minderimin altına hiç kimse para koymuyor istemiyorum da zaten benim cebime de hiç kimse para koymuyor istemiyorum zaten benim dervişlerden bir gelirim yok istemiyorum da zaten dervişlere ben kitap satmıyorum
cd satmıyorum dergi satmıyorum istemiyorum da zaten sohbetlerin arasında para kesesi dolaştıran yok istemiyorum da zaten benim sağlığımda inşallah Allah ömrüm yeterse bu tip şeyleri hiç görmek istemiyorum inşallah görmeden ölür giderim benden sonra ne yaparsınız onu bilemem bu benim işim değil benim sağlığımda din bizim kardeşlerimizin arasında geçim aracı olmayacak evet o yüzden bu tip şeyhlere ihanet mi olur Kur'an ve sünnetin dışındaki davranış hayır herhangi bir şeyh olsa o veli de olsa hata yapabilir mürsidi kamil de
olsa hata yapabilir onun bu noktadaki yanlış iştihadına veyahut da yanlış işaretine uymamak ihanet olmaz Kur'an ve sünnet tarihesinde üstadımız bir şey bize söylerse biz var gücümüzle uymaya gayret ederiz Allah'a itaat edin Resulüne itaat edin sizden olan emir sahiplerine itaat edin emri mucibince ayet-i kerime var bu emir mucibince biz üstadımızın Kur'an ve sünnet tarihesindeki bize söylemiş olduğu emirleri biz itaat ederiz tavsiye ettiyse yapabildiğimiz kadar yaparız emrettiyse o emri yerine getiririz ben de şeyhimin
emrini yerine getirdim vasiyetini o zaman için bütün herkese açıkladım şimdi de sordular işte yine açıklıyorum yine söylüyorum yine söylüyorum o bu soruyu soran kardeş izliyorsa canlı yayından iyi dinlesin bir istihara yapacak istişare yapacak rüyasında gördüğü sahih olarak kimi gördüyse onun şeyhi o gidecek intisap edecek evet bu normalde kimin devamısını sorusuna cevap vermememin sebebi de şu kardeşler ben 18 yıl Abdullah Efendi Hazretleri'nin yanında durdum benim onun yüzüne söylediğim bir söz vardı bunu bütün eski kardeşler
bilir efendim siz vefat edince kadar size ve dergahınıza hizmet edeceğim bunu eski kardeşlerin hepsi de bilir bunu şeyh efendinin sağlığında da söyledim hatta şeyh efendinin yanında söyledim camide hatırlar mısınız dedim ki evet şeyh efendinin yanında söyledim şeyh efendi dedim sağlığı müddetçe yaşadığı müddetçe bu şeyh efendinin dergahına ve kendisine hizmet etmeye devam edeceğim bu sözüm vardı ta yolun başında söylediğim sözdü bu benim efendim siz vefat edince kadar size ve dergahınıza hizmet edeceğim ama dedim vefat ettiğinizde
size ve dergahınıza olan hizmetim bitecek dedim bunu arkadaşlarımın içerisinde camide dün gibi söyledim hatırlıyorum burada dinleyenler var elini kalırsın evet ben o yüzden o sözümde duruyorum kabri şerife indirildi kabri şerifte mezarın başında da bütün kardeşler size de söyledim mi evet dedim ki benim hizmetim şeyh efendiye burada bitti şeyh efendinin dergahına da bitti bundan sonra ben şeyh efendiye ve dergahına hizmet etmeyeceğim dergah o güne kadar olmuş olan her ne varsa şeyh efendiye ait dedim ben geri çekildim
durum bu o yüzden kardeşler tekrar söylüyorum istare yapıp inşallah bu noktada şeyhi olmayanlar kendilerine bir şeyh bulacaklar tekrar söylüyorum bunu defalarca söylüyorum bizde beraber yol giden arkadaşlar dahi rüyasında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu bir yere sevk ettiyse geçmiş peygamberler başka bir şeyhe sevk ettiyse pir efendiler onu bir şeyhe sevk ettilerse bundan mutluluk duyarım gelsinler benimle helallaşsınlar ben kendi elimle onu o şeyhefendiye götüreyim anladınız hikmet Çin'de de olsa
gidip alınız hikmet Müslümanın yitik malıdır nerede görürse alır derviş kardeşler benim tapulu malım değil ben mutluluk duyarım kardeş bu hale gelmiş bundan sonrasını başka bir şeyhefendi onu yetiştirecekmiş vallahi hizmet ederim ona billahi hizmet ederim ona hizmet ederim kendi ellerimle götürüm nadide bir çiçek gibi sunarım o şeyhin önüne nadide bir çiçek gibi ama böyle değil de rüyasında
gördüğü halde diretenler varsa işte onlar da yola ihanet eden kimseler Allah da onlardan intikamı alır Allah bizi muhafaza eylesin bu konu bitti burada sorular var fırsat kalırsa rüzgar gibi geçeceğim onları inşallah evet yine malum yürek hoplatan terleten sorular önceden yine bir ikaz aldım ondan sonra sıkı dur diye bir nefes alayım kendimi toparlayayım direğin arkasına saklanıyor kardeş benden şimdi hani Ulu Camii açılacak ya demek ki Bursa'nın öyle bir
kendi karakteristik özelliği var Ulu Camii açılacağında açış o hutbeyi ondan sonra okucak kim okucak herkes bekliyormuş Molla Fenari de sütünün arkasına geçmiş o da bekliyor kendisi söylensin diye tabii söyledikleri fırıncı somuncu baba bu noktada hani zahiren mektep medrese yok demişler kalk bakalım ilk cuma hutbeyi sen ver mübarek Fatiha-i Şerif'i okumuş işte birinci anlamı vermiş ikinciyi söylemiş üçüncü anlamı vermiş dördüncü anlamı vermiş demiş beşinci anlamı verince demiş ki bunu sütünün arkasında saklanıp gizlenenler
var demiş bunu da o anlar demiş başka kimse anlamaz o yüzden sütünün arkasında hep bir saklananlar vardır insanlar ölümlü tanrılardır tanrılar ölümsüz insanlardır Hermes Tot Yunanlılar üç kez bilgin anlamına gelen Trismegis'te Yahidiler Hanok Araplarca Hermesul adıyla anılmaktadır bilgin anlamı buymuş Kur'an'a göre Adem ve Şidd'den sonra gelen üçüncü peygamber İdris'tir insanlar ölümlü tanrılardır tanrılar da ölümsüz insanlardır eşyanın dışı içi gibidir iç ve dış arasında
hiçbir ayrılık yoktur evrende hiçbir şey ne iç ne dış ne küçük ne büyüktür Hermes'e göre insanca ölümlü olmakta tanrıca ölümsüz olmakta elimizdedir ve bu öğreti her akıl bu gerçeği kavrayamaz büyük sırrı gönlümüzde saklayalım gerçeği gizlemekten başka çıkar yol yoktur bilmek bulmak susmak gerekir der evren var olmakla yok olmanın sonsuza kadar birbirini kovalamasıdır her şey ancak karşıtların kavgasında doğar her şey sonsuza kadar değişmektedir bütün şeyler bir şey bir şeyden bütün şeyler hareketitos ilk çağ düşünürü
yaratılış diye bir şey yoktur varlık birliği vardır varlık evrende ne varsa canlı cansız tümünde belirir tasavvuf ile heraklitosun varlık tanımı örtüşür Allah kitabında ben her şeyi kapsarım ben insanı ruhumdan üfledim önce ve sonra açık ve gizli benim yüzünüzü her nereye çevirirseniz ben oradayım vahdedi vücut ama peygamberler karşısındakilerin akıllarının alabileceği kadarını açıkladılar nice bilim cevheri var ki eğer onları açıklayacak olsam beni puta tapmakla suçlar kafamızı keserdiniz Hz. Ali Şeyh Bedrettin Varidat'ta
Tanrı'nın tek varlık olduğu bütün evreni doldurduğu bütün evrenin Tanrı'dan Tanrı'nın bütün evrende olduğudur Tanrı'dan başka varlık yoktur Varidat Soru 1 Enel Hak diyen Mansur suyun rengi kabının rengidir diyen Cüneydi Bağdadi Allah'ı görmek isteyen eşyaya baksın Arabi gibi İslam tasavvufu Tanrı evremin toplamından başka bir şey değildir diyen Panteizmle örtüşmekte midir Bruno Aristoles'in evreni bölümlerine ayırmasına karşı çıkarak Tanrı ve evren bir ve aynı yerdedir Tanrı evrenin yaratıcısı değil kendisidir der
Panteiz Siponoza var olan her şey Tanrı'da vardır Tanrı olmadan hiçbir şey var olamaz ve tasarlanamaz Siponoza var olan her şey Tanrı'dır demez ve Tanrı'ya sınır koymaz Yunus Mevlana'ya Mesnevi'yi çok uzun yazmış ben olsaydım ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm yeterdi der ünlü fizikçi David Bohm atom altı parçacıklarla ilgili alaştırmalarında evrenin dev bir hologram olduğunu günlük yaşantımızın gerçekte bir holografik görüntü olduğunu söyler hologram lazer ışınlarıyla elek edilen üç boyutlu görüntü bu hologramın
ne olduğunu söylemiş sanki Arabi'yi okuduk bir yanda İslam tasavvufu bir yanda da bilim adamları soru iki diyalektik tasavvuf nedir soru üç tasavvuf ayrı bir din midir evet varlıkla alakalı Adem'den itibaren bütün insanoğlu varlığın bunun üzerinde hep tefekkür etmiş hep düşünmüş tefekkür ederken dindar olanlar kendilerince bir peygambere bağlayanlar peygamberlerin getirmiş olduğu öğretinin çizgisinden sapmadan bunun üzerinde tefekkür etmişler düşünmüşler rabıt etmişler analiz etmişler ve bununla alakalı bir bilgi sahibi
olma yoluna gitmişler araştırmışlar şüphe etmişler dini çerçevede ve yolda olmayan bizim öyle gördüğümüz bizim öyle gördüğümüz kimseler de ama kendi din inanışlarının içerisinde ama din inanışının dışında varlığın üzerinden onlar da değişik araştırmalar yapmışlar bu noktada değişik bilgilere değişik noktalara varmaya çalışmışlar onlar da bu noktada kendilerince şüphe ederekten kendilerince bunun üzerinde kılı kırk yararaktan fikir üretmeye çalışmışlar bunlar zaman içerisinde birbirlerinden etkilenmişler bunlar zaman içerisinde
birbirleriyle kavga etmişler zaman içerisinde birbirlerinin bazı yerleriyle barışmışlar buna zamanlar sonra bir müddetten sonra bu felsefenin ayrıyeten fiziki yönleri matematik yönleri bu noktada işte bilim dediğimiz elle dokunduğu gözle gördüğü üzerlerine araştırma yapanlar da bunlara katılmışlar ve bunlar da bu noktada ama hem dogmatik felsefeye hem de bu noktada böyle tanımlamam ne kadar doğru ama İslami dini felsefeyle bunların da barıştığı tartıştığı örtüştüğü karşı geldiği birleştiği yerler olmuş tabi bu bundan sonra da
devam edecek bu burada kalmayacak burada kalmamasının sebebi şu din tamam oldu ama ilahi kitap henüz daha tam çözümlenemedi o yüzden ilahi din tamam oldu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bazı sözleri hala da anlaşılamıyor din tamam oldu ilahi kitapla hadis-i şeriflerin arasındaki hadis-i kutsilerde tam olarak henüz daha açıklaya kavuşmadı açıklaya kavuşmayınca dini perspektifteki düşünen okuyan bir bilgiye ulaşmaya çalışan varlığın üzerinde varlığın üzerinde tefekkür edenler
bununla alakalı her daim yeni bilgilere yeni bulgulara yeni anlayışlara yeni idraklere ulaşıyorlar bunun yolu ehli tasavvuftan geçiyor bunu fıkıhçıların yapması mümkün değil zaten yapmıyorlar bunu tefsircilerin yapması mümkün değil zaten yapmıyorlar yapmıyorlar çalışmıyorlar gayret etmiyorlar bazen sohbetlerde söylüyorum alınıyorlar bana diyorum ki son 150 yılın 200 yılın iyi bir fıkıhçısını gösterin Hanefi'ye göre son 150 yılının iyi bir tefsircisini gösterin bana bütün dünyanın kabul ettiği bir tefsirciniz var mı
yok bizim diyanet profesörleri profesörleri kes kopyala yapıştır tefsir yapıyorlar Ahmet şunu demiş Mehmet bunu demiş Cem ediyor Ahmet'in Mehmet'in dediğini karıştırıyor oraya koyuyor yeni bir şey var mı yok bakın bu bizim kısırlığımız ama sufilerin içerisinde sufilerin içerisinde tarikat ehli olmayan ehli tasavvuf bunun üzerinde kafa yoruyor kalp yoruyor iç alemini bunu konuda çalıştırmaya çalışıyor onlar da hepsi değil bir kısmı bir kısmı da para kazanmanın yolunda zaten bir kitap
yazayım da satayım da para kazanayım diye bakıyor bir kısmı da arabiden alıyor boyuna devşiriyor mesneviden alıyor devşiriyor karşı karşıya geldiğinizde kitapsız hani böyle kendi kalbinden ilhamı olarak konuşabileceği bir şey yok ama bu sufi dünyanın kendi içerisinde ilgilendiği bir alan varlık varlık çünkü varlığı anlayabilirse Allah'ı anlayacak varlığı anlayamazsa Allah'ı anlaması mümkün değil varlığı tanımlayabilirse Allah'ı bu manada tanımlayabilecek varlığı tanımlayamaz
ise Allah'ı tanımlayamayacak bu da Allah'ı bilmekten uzak olacak Allah'ı bilmekten uzak olacak ama Allah yaratılış sebebini bir şeyin hani ayetlerde esbabı nüzülü var ya niçin ayet indi hadislerde esbabı nüzülü var ya niçin o hadis okundu kapının ağzını biraz daha sıkıştırın ön tarafa doğru gelin bak damat kıymet bil bakan eyvallah hoş geldin yaratılışın esbabı esbabın
nüzülü niçin yaratıldık yaratılışı da bir ayet olarak görürsek Cenab-ı Hak diyor ki ben bilinmez bir hazine idim Allah bilin Allah dahi diyemiyoruz biz ona ismi yok daha ismi yok bilinmez bir hazine idim bilinmekliyi istedim Allah oldu bilinmez bir hazine idim bilinmekliyi istedim ve beni neydi tesbih etti tesbih etti tenzih etti bilinmekliyi istedim
bir şey yarattım o yarattığım şey beni tesbih etti zikretti teşbih etti benzetti tenzih etti benzettiği şeyi reddetti o zaman yaratılışın maksadı gayesi Allah'ı zikretmek teşbih etmek tanımak tanımak dışarıdan bunu görüyor şimdi Ahmet bu ne neye benziyor neye benzettin bunu kare başka ne
özelliği var bunun dışarıdan bakıyorsun şimdi oradan beyaz evet kare dokunursan daha farklı şeyler söyleyeceksin öyle değil mi ben ne görüyorsun dediğimde kare beyaz öyle değil mi bakın bir şeyleri ne yaptı tanıdı bu buna benzedi mi evet şekil olarak da aşağı yukarı aynısı değil ama benziyor köşeli öyle değil mi bakın bu buna benzedi tanınmıyor kendisi neydi neydi yaratılışın ikinci noktası teşbih etmek benzetmek onu tanımak tanıdı tenzih neydi tanıdığını
reddetmek o değildir demek ona benzedi ama değil evet şimdi Cenab-ı Hak bilinmez bir hazine idi bilinmekliği istedi ve bunun için bir şey yarattı bu şey onu zikretti onu teşbih etti ve onu tenzih etti bir de bu Allah'ın hoşuna gitti bakın bu Allah'ın hoşuna gitti ve bütün varlığı ne yaptı yarattı neyden o şeyden o şeyden şimdi
panteizm panteizm yaratılmış olan bu varlığı direkt tanrı tanrı görür bu yaratılmış olan her şey tanrının kendisidir bu parçacıkların hepsini toplarsak bir tanrı oluşur panteizmin özü budur bakın yaratılmış olan her şeyi nokta toplarsak biz biz bütün haline bir araya getirdiğimizde kocaman bir tanrı oluşur tanrı her şey bu tanrının içerisinde
tanrıdan en önemli parçacıklar insandır panteizme göre ve insan ve insan bu noktada tanrı parçacıklarıdır şimdi panteizmciler bunu desteklemek için Kur'an'dan ruh üfledim ayetini bize delil getirmeye çalışırlar oysa eğer siz Kur'an'dan kendinize bir delil arıyorsanız sizin delilsizliğiniz meydana çıkar siz o zaman Kur'an'ın bir ucundan tutamazsınız Kur'an'ın tamamından tutmakla mükellef kalırsınız burada bir
açmaz var burada bir çelişki var madem ki Kur'an Kur'an kendinize bir delil olacaksa Kur'an'ın tamamı size delildir o zaman o zaman panteizmcilerin kalkıp da Kur'an'dan bize bir delil getirmeleri anlamsız panteizm panteizmle panteizmle islam tasavvufu ayrışır islam tasavvufu islam tasavvufu var olmuş olan bu varlığı tanrı olarak görmez ancak Allah'ın sıfatlarının tecelliyatı olarak görür sıfatlarının tecelliyatı tekrar söylüyorum sıfatlarının
tecelliyatı ne kadar sıfatı vardır sayısızdır bilemeyiz bize söylenen 99 ismi şerifi var bu 99 olacak manası değil bize 99'u söylenmiş İmam-ı Şafi bin kusur tanı Allah'ın sıfatını tespit ettim der ismini bir başka zat işte 3000 tane tespit ettim der Allah'ın bu noktadaki sıfatların sayısala bağlamak mümkün değildir sufilerce Allah'ın sıfatları sayısızdır sonsuzdur sonsuz sonsuz sıfata sahiptir ve varlık İslam sufi düşüncesine göre hiçbir zaman tanrı değildir Allah değildir hiçbir zaman hiçbir zaman sadece Cenab-ı Hakk'ın
sıfatlarının tecelli ettiği yerdir bunu koyduk bir yere o zaman varlık bütünüyle sıfatların tecelli ettiği yer şimdi enel hak diyen mansur suyun rengi kabının rengidir diyen Cüneyd-i Bağdadi Allah'ı görmek isteyen eşyaya baksan diyen Arabi bunlar Allah'ı tanımlamak için söylenen sözlerdir biz insana baktığımızda Allah'ın sıfatlarının tecelliyatını görürüz Allah değildir bu eşyaya baktığımızda Allah'ın sıfatlarının tecelliyatını görürüz bu Allah değildir en sonu en güzeli orayı çok hoşuma gitti
hani şey var ya hologram meselesi kendimi aslında oraya saklıyorum böyle birden oraya gideceğim beynimin gerisi orada da oraya yavaş yavaş gideyim diye bakıyorum o zaman bu varlık dediğimiz şey varlık dediğimiz şey Allah affetsin Tanrı değildir bizim o yüzden panteizmle bu noktada örtüştüğümüz bir yer yok panteizmle bizim örtüştüğümüz bir yer yok Arabi de eşyayı Tanrı görmez Arabi çözümleyemeyenler çözümleyemeyen panteizm düşünceler dinin emirlerini yerine getirmekte zorlanan dinin emirlerini
icra etmemek yaşamamak için uğraşan tembeller bunu böyle görürler bunun arkasında bu vardır din bize çünkü bu yaşadığımız dünyadan farklı bir dünya öngörür kardeşler dinin öngördüğü bir hayatı biz yaşamıyoruz ben dahilim buna nefsimize zor geliyor bize ağır geliyor bize fazla geliyor o yüzden bu yeryüzündeki bütün müslümanlar için geçerli Allah'ın bizden istediği kulluğu yapamıyoruz dinin bize
çizmiş olduğu çerçevede yaşayamıyoruz bakamıyoruz düşünemiyoruz ve yaşadığımız gibi inanmaya başlıyoruz en büyük handikap bu dinin inananlarının yozlaştığı yer dine inananlarının battığı yer dine inananların kendilerince çıkmaz sokakları inanmış oldukları dinin çerçevesinde bir hayat çerçevesinde bir düşünce çerçevesinde bir dünya kurgulayamıyorlar kurgulayamadığımızdan dolayı kendi kendimizi saptırıyoruz kendi elimizle kendimizi saptırıyoruz zaten kurgulamaya çalışanlar
oraya bir adım atanlar ya taşlanıyor ya öldürülüyor ya cezaevine sürülüyor ya arkasından her türlü aleveler daraveleler filmler çevrilip bir şekilde o toplum nezdinde alaşağı ediliyor bakın geriye doğru gidin geriye doğru gidelim hangi veli taşlanmadı hangi velinin derisi yüzülmedi hangi veli asılmadı hangi veli sürülmedi şimdi dağ taşa mevlana'nın ismi yazılıyor kendi yaşadığı şemseddin tebrizinin zamanında ne iftiralar attılar öyle değil mi luti olduğuna dair dair söylenti çıkarmadılar mı evet seyit nesiminin derisini
kim üzdü kim üzdü hallacı mansuru mansuru kim taşladı müslümanlar kim astı müslümanlar işte yaşamış olduğumuz mesela enteresan öyle değil mi hazreti arabi gelen cemaata diyor ki sizin taptığınız Allah benim ayağımın altında buradan küfrüne fetva verip içeri atılıp öldürülmedi mi taptığınız Allah nerede şu anda ben diyorum ki neyi çok seviyorsan ilahın odur söyleyin bana neyi çok sevdiğinizi
söyleyin hepiniz diyeceksiniz ki Allah öyle değil mi doğru mu bugün haram işlemeyen elini kaldırsın bugün ben sabah namaz vaktinden itibaren şu ana kadar Allah'ın farz kıldıklarını yerine getirdim diyen elini kaldırsın ne cesaretliler ya kaldır kaldır göreyim kimler tanıyayım onları maşallah hiç haram işlemediniz mi
bugün farz namaz olarak kaldır farz sadece namaz mı öyle ben de kaldıracağım 5 vakit namaz da olsa ben hem böyle kocaman kaldıracağım işte işte şimdi işte bu bizim için uzak bir şey Allah'ın bu din yaşanmaz noktasında değil nefsimize ağır geliyor ve bu manada zaten itopya olması da bu noktada bir taraftan itopya bir taraftan itopya olması da ilahiliğin gerektirdiği bir şey yoksa günah işlemeyeceğiz diye bir kaydı yok günah işleyeceğiz
günahı da işleyeceğiz evet bu noktada biz eğer panteist bir düşüncede olursak biz günah işlemedik ya tanrı günah işledi tanrıdan bir parça olduğumuza göre tanrının bazı parçacıkları zina edecek tanrının bazı parçacıkları ne yapacak hırsızlık edecek tanrının bazı parçacıkları affedersiniz işte kötü ilişkilerin içerisinde bulunacak homoseksüellik gibi eğer biz bu noktada varlığı tanrılaştırdık varlığın içerisinde insanları tanrılaştırdığımızda çünkü panteistler o ayeti kerimeyi ruhumdan üfledim dediği ayeti kerime de
diyorlar ki işte bak bu ayeti kerime de bizi destekliyor o zaman o tanrı parçacıkları aynı zamanda ne yapacak günah işlemiş olacak o zaman panteistlikle sufi düşüncenin bir paralelliği bir örtüştüğü yan yana geldiği bir nokta yok şurada en çok hoşuma giden yer hoşuma gitti giden yer derken benim kendimce inandığım yer kendimce inandığım yer ünlü fizikçi David Bohm atom altı parçacıklarla ilgili araştırmalarında evrenin dev bir hologram olduğu günlük yaşantımızın gerçekte bir holografik görüntü olduğunu söyler hologram
iki nokta üst üste lazer ışınlarıyla elde edilen üç boyutlu görüntüdür burada altına da yazılmış sanki arabiyi okuduk bir yanda islam tasavvufu bir yanda bilim adamları soru iki diyalektik tasavvuf nedir evet diyalektik tasavvuftan kasıt konuşmalı değil mi sohbet etme karşılıklı soru sorma soru üç tasavvuf ayrı bir din midir evet sufiler bir kısmı ben bunu tarikat ehli olarak görüyorum tarikat ehlinin bir kısmı diyalektik bir tasavvufa karşıdırlar şeyhinin bir kitabı vardır onu okurlar onun haricinde bir
kitapları yoktur muhakkak onu okurlar buna örnek imam-ı rabbani'nin mektuplarıdır buna örnek bediüzzaman said-i nursa hazretlerinin risalesidir buna örnek abdulkadir geylan hazretlerinin sohbetleridir buna örnek ahmed rufa hazretlerinin hak yolcusunun disturlarıdır buna örnek mesnevidir buna örnek arabinin işte fituhatıdır fisusudur buna örnek bunlar diyalektik tasavvuftan uzak durlar bunlar birer ehli tarikat silsilesi olmuşlardır bir gün ben de bir kitap yazar önünüze geçersem ben de aynı noktaya gelmiş olurum benim kitabımı
okuyun dediğim an dediğim yerdeyim ben bakın benim kitabımı okuyun dediğim an bilin ki ben dediğim yerdeyim benden sonra benim sözlerimi de kitaplaştırmaya çalışmayın yeni bağlanacağınız üstad yeni şeyler söylesin size evet ey oğul bağı çöz nereye kadar gümüşe ve altına bağlı kalacaksın bağı çöz senin daha önceki üstadının anlattıkları daha önceki yılların doğrusuydu sen orada bağlı kalırsan kendini yenileyemezsin bak Hz. Allah bağı çözdü Adem'den sonra
Muhammed Mustafa'ya kadar kaç tane peygamber geldi bilmiyoruz ve her gelen peygamber kendi hukukunu ve hükmünü getirdi Allah bir önceki hükmü kaldırdı yeni hükmü getirdi bağı çöz ve Cenab-ı Hak Kur'an'ı getirdi Kur'an son kitap çözümlendiğinde kıyamet kopacak çözümlenmiş bitmiş olsa o da bağ olacak bizim önümüzde çözümlenemedi daha son kitap çözümlenemedi daha o zaman Allah bizim önümüzde gözümüzün önünde yaratmış yaratmış olduğu bir şeyi yeniden yaratmazken ve yaratılışı
her an tazelerken her an tazelerken sen bağı çöz dünkü düşüncede durma bağı çöz dünkü fikriyatta durma bağı çöz dünkü halinde kalma bağı çöz dünkü rüyana takılıp durma bağı çöz her gün varlığa bak her gün Allah'ı yeniden keşfet her gün yaratılışa bak her gün yaratılıştan nasibini her gün al ve her gün her gün zikretmede teşbih etmede ve tenzih etmede ileriye doğru adım at işte diyalektik tasavvuf tabiri caizse bizim yaptığımızdır dünkü anlayışı burada anlatıyorsam eğer
ben de sizin önünüzde bağım eğer size ben 300 yıl önce yazılmış bir tasavvuf kitabından size tasavvuf anlatıyorsam ben ehl-i tasavvuf değilim hepiniz gider o kitabı okur hayatınıza yön verirsiniz bu tasavvuf olmaz hukuk hariç diğer ayet ve hadislerden güne güne işaret eden size yeni bir anlayış getiremiyorsak biz eskidik demektir o zaman diyalektik tasavvuf mu evet her an için sorgulanan her an için sorulan ve her an için yeni şeylerin anlaşıldığı anlatıldığı bir tasavvuf geçmiş kitaplardan
öğrenileceğimiz genel ana temalar var ise öğreniriz onları reddetmek değil ama onlara bağlı kalaraktan biz yeni bir anlayış yeni bir düşünce yeni bir fikir ileriye doğru dünü geçemediysek vel asri inel insane lefi husrin illel lezine amenu ve amil salihati ve tevasav ve tevasav bil hak ve tevasav bis sabr sadakallahu lazim bütün insanlar hüsrandadır bütün insanlar hüsrandadır bütün insanlar hüsrandadır iman eden iman eden durduk neden durdum
başka bir ayeti kerime getiriyorum size iman edenler iman ediniz ey iman edenler iman ediniz ya iman etmiştik iman et dünkü imanın senin dünkü imanın köhne kaldı dünkü imanın bayat kaldı dünkü imanın senin eski di ayeti kerime Allah her an her an bir şan üzerinedir iman edenler Allah her an yeni bir şan üzerinde Allah her an yeni bir varlık yeni bir anlayış cedit bir şey üzerine zıplayın o her an yeni bir şeyin üzerindeyse ve sen bir an önce
kaldıysan imanın eskidi köhneleşti gittin kaldın yeniden kendini tazele Allah de o yeni bir şan üzerine gördüğün her şey değişmiyormuş gibi gelebilir sana o her an her şeyi her an her şeyi değiştirmekte aldanma gördüğün her şey gerçekte gördüğün gibi değil gördüğün her şey dünkü şey değil gördüğün her şey bir an önceki şey değil bütün insanlar hüsrandadır çünkü o insanlar Allah yeni bir şan üzerine durduğundan farkında değillerdir Allah
yeni bir şan üzerinden durduğundan ondan haberdar değillerdir onlar körleşmişlerdir onlar katılaşmışlardır onlar kararmışlardır onların perdeleri örtülmüştür zikret perdeyi aş teşbih et yeniden bir şey oldu yeni bir şey oldu o bambaşka geldi bu sefer o ayrı bir şanda geldi o ayrı bir şanda tecelli etti o ayrı bir şanda sıfatını koydu ayla hayret aşık her an hayrettedir her an çünkü her an onunla ise o her an yeni bir şandadır o her an yeni bir perdededir o her an yeni bir sevgilidir o her an yeni bir
Allah'tır o her an yeni bir sıfatla tecelli eder sen her anın hayretten hayrete geçer o zaman sen sufi olursun o zaman olursun o yüzden ayet insanlar hüsrandadır der kimler değildir devam eder iman eden ey iman edenler dünkü imanınızdan geçin yeniden iman edin bir an önceki imanınızdan geçin yeniden iman edin o yeni bir şan üzerine yeni bir şan üzerine devam ediyor ayeti kerime hakkı sabrı tavsiye edenler dünkü hakkı tavsiye etme dünkü hak hak değil dünkü tecelliyatı söyleme dünkü rüyayı anlatma dünkü hali anlatma
dün dünde kaldı cancağızım bugün akşam ne gördün dün akşam sevgiliyi hangi renkte izledin nerede izledin nasıl izledin bırak dün geceyi de şu anda neredesin neyi izliyorsun kalbinde ne var kalbinde ne var kalbine bakmaktan uzak müslümanlar kalbine bakmaktan uzak sufiler kitap ezberleyen müslümanlar Allah'ın yeni şanının nereden haberiniz olacak o yüzden biz hala daha kahrolsun israil demeye devam edeceğiz o yüzden biz hala da bu kafirler olmasa diyeceğiz biz hala da kendi kitabımızı bundan yüz yıl önceki tefsirlerden
anlamaya çalışacağız bizler hala da hala da etrafa salli akıtmaya devam edeceğiz hayır o her an bir şan üzerine ise sen her an yeni bir iman üzerine olman gerekir ve tavsiye edeceğin hak her an yeni şan üzerine olan hak olması gerekir biz şeyhimizden böyle gördük o eskidendi o da bir bağdı bazen böyle küçük örneklerle incitmemek için söylüyorum şeyh efendi geldiğinde diyorum önceden ilk geldiğinde 60 kişi bir evde yemek yiyorduk haydi kardeşler 60 kişi bir evde yemek yiyebilir miyiz şeyh efendi geldiğinde
evlerde zikrullah yapıyorduk kardeşler haydi şeyh efendinin adabını devam ettirin evde zikrullah yapabilir misiniz bağ biz kendi kendimizini onu edep olarak yaptık bağladık adab bağladık kendimiz kendimiz haydi beni taşlayın bu gece biraz içim soğusun konmuş olan ne kadar adab erkan varsa hepsi de boş hepsi de bağ yarın yeni bir dünyaya gözünü açacaksınız evet biz kendimce diyalektik tasavvuftayız biz her gün konuşalım biz her gün sohbet edelim biz her gün soralım
biz soru soran kardeşlere böyle bakıyoruz sen ne sormadın kendini yenileseydin ya yeni bir şeyle geleseydin anlayamadığın bir şeyle saç boyasını sormak için gelmeseydin o da lazım da yok dün gece zikrullah esnasında işte şöyle bir şey gördüm anlatacak olduğum şey yaşanmış olan bir şey eskidi eskidi diyalektik tasavvuf sadece soru sormak değil her an her an hayret tasavvufudur her an kendisini
yenileyen her an kendisini yenileyen tasavvuftur soru 3 tasavvuf ayrı bir din midir tasavvuf bu manada Kur'an ve sünnetin içerisinde Kur'an ve sünneti her an yenileyen ayrı bir anlayıştır bu manada dedim o da çünkü dindir ama bu sizin kendi kafanızdan tasavvur ettiğiniz gibi bir hristiyanlık bir musevilik bir isevilik bir putperestlik bir budistlik bir ne bileyim işte ateşe tapmak buta tapmak
gibi değil evet bu yani ben biraz böyle kinayesine söyledim bunu da ayrı bir din noktasını evet o çünkü o güne kadar gelmiş olan dini anlayıştan daha yeni bir dini anlayıştır o yüzden ayrıdır eğer bunun altını tekrar çiziyorum eğer biz hala da dünkü anlayışı konuşuyorsak eskidik bazen başka türlü söylerim onu o zaman biz kırık
bir aşk hikayesindeyiz o zaman oturup nereden sevdim o zalim kadını bana zehretti hayatın tadını bunu söyleyeceğiz kırık aşk hikayesi şudur bir seven vardır bir de sevilen seven bir müddet çok sevmiş ve kendince sevgisine karşılık bulamadığını görmüş kendince çekip gitmiştir onun kafasında o eski sevgili vardır ve o eski sevgiliye nameler döker o eski sevgiliye kırık sözler döker o eski sevgiliye ağıtlar yakar o orada kalmıştır biz eskiye düne
döndüysek biz de eski sevgiliye kavuşamamanın kırıklığıyla oturup kendimizce kendimizce kırık bir aşk hikayesi diyeceğiz ya da biz diyeceğiz ki her gün aşkın taze baharını koklamaktan her gün aşkın aşkın taze baharını koklayaraktan uyanacağız ve her gün sevdiğimize bakarken onda bambaşka güzellikler keşfedeceğiz bakacağız ki dünkü sevgili dünkü değil ayrı bir güzellik endamıyla yaşıyor eşinizin
saçlarının ağardığını görüp ona takılıyorsanız eşinize aşık değilsiniz ve eşinizi sevmiyorsunuz eşinize baktığınızda her gün ayrı bir güzellik görüyorsanız onda eşinizi seviyorsunuz sevgilim dediğinize baktığınızda her gün ona hayranlığınız artıyorsa ona karşı sevginiz var şeyhim dediğiniz kimseye baktıkça bakasınız geliyorsa her gün ayrı manada onu seviyorsunuz her sabah ben öyle dedim ya fırından taze
çıkmış sıcak çıtır çıtır ekmeğin arasına harbi köy tereyağını harbi köy peynirini bir de üzerine glikossuz balı yatırıp yemenin tadına kim hayır diyebilir işte aşk her gün o ekmeği farklı tatta ve lezzette yemek gibidir o zaman siz dünde kalmayın düne bağlanmayın sabahleyin erkenden kalkıp bir fırından sıcak ekmek alıp içine tereyağı peyniri yatırıp balı da bolca sürüp onun tadını çıkarın bir kere yaşayın bir kere yaşayın o zaman sabah
uyandığınızda eşinize farklı bakın bir gün yanınızda uyanan kadını veya erkeği bir sefer farklı seyredin oturun bir bakın onun mışıl mışıl uyumasına deyin ki ne kadar güzellik yaratmış çocuğunuza bir bakın deyin ki ne kadar güzel yaratmış bugün bambaşka sabah kalkın evinize mutlu olun deyin ne kadar güzel bir evdeyim ne harika bir evim var ne harika eşyalar var açın camı bir derin nefes alın o gün sevgili başka süsledi dünyayı seyredin güneşin doğuşunu ne kadar ihtişamlı doğuyor bugün parıl pırıl
dinlenmiş tüyrü taze Allah bulutlar ayrı güzellikte pencerene bir kumru konmuş senin baktığın yere bakıyor de ki o da benim baktığım yere bakıyor aramdaki fark ne o da benim gördüğümü görüyor aramızdaki fark ne o da güneşi izliyor aramızdaki fark ne o da zikrediyor kendi lisanıyla aramızdaki fark ne o gün ayrı bir gün olsun babanıza bakarken ayrı bakın o gün annenize bakarken ayrı bakın bir bilinç oluşsun deyin ki bugün sevgili her şeyi yeniden cedid getirdi o gün fatihayı ayrı okuyun hani sabah namazına kalktığınızda
fatiha okuyacaksınız ya bunları böyle tefekkür ettikten sonra o gün fatihanın anlamını da değiştirdi o o gün fatihanın anlamını da değiştirdi o o gün o din gününü de değiştirdi din gününün anlamını da değiştirdi din gününün anlamını değiştirdi o gün alemlerin rabbi anlamını değiştirdi o gün o değiştirdi sen değiştirmedin dünkü alemlerin rabbi değil o çünkü alem değişti dünkü alem değil o dünkü alem değil fatihanın anlamı her gün değişti her gün değişti fatihanın anlamı her an değişti Beş vakit namazda kıldığında Fatiha'nın anlamını tazele, Fatiha'nın anlamının idrakini tazele, Fatiha'dan anladığını tazele.
Eğer bir vakit önceki Fatiha'nın anlamıyla öğlen namazındaki Fatiha'nın anlamı sende, bende aynıysa biz imanımızı tazeleyemedik. Ayet-i Kerime bizim kafamızda balyoz gibi vuruyor. İman edenler iman ediniz. Hangi Allah sizce daha uygun? Bu Allah zor herhalde değil mi? Evet. Bu Allah zor yakalanmıyor. Bu ben şeyh oldum demekle yakalanmıyor. Ben veli oldum demekle yakalanmıyor.
Ben mürşidi kamil oldum demekle yakalanmıyor. Benim derdimi anladınız mı? Ben yakalayamıyorum dostlar. Ben yakalayamıyorum. O nazlı güzel gibi hep elimden uçup gidiyor. O küskün çiçeği gibi koklamaya gelmiyor hiç. Koklayamıyorum doya doya.
O karşıdan bir süliyet gibi görünüp gidiyor. Aynısını beklersen bulamıyorsun. Aldanmayın. Hep yeni güzellikler peşinde. O yüzden iyi tanımak lazım. İyi tanırsanız. Çok iyi tanırsanız. Ona benzetirsiniz. Benzettiğiniz anda da hayır o değil dersiniz.
O şarkı o yüzden çok hoşuma gidiyor. Hani diyor ya dün gece sana benzeyen bir erkeğe merhaba dedim. Limansan mı söylüyordu onu? Çaldığında hoşuma gider benim. Derim ki kaçıncı zannedişim bilmiyorum ki. Saymıyorum ki. Saysam utancımdan yerin dibine girerim. Allah insanların bildiği Allah değil. Bu farklı.
Bildiğiniz gibi değil bu. Benim bildiğim gibi değil. O yüzden bir türlü bilmekliğim bitmedi. Bitmedi. Evet. O yüzden tasavvuf ayrı bir din midir derken bu manada dedim. Bu manada dedim. Dedim ki evet. Normal geleneksel klasikleşmiş bir noktayı görürsek böyle değil diyeceğiz. Rüzgar gibi geçeceğim hakkınızı helal edin. TV 2000 kanalı var. Halit Ünal diye biri. Bursa'da iki dergahımız var diyor. Bizi mi söylüyor? Hakkınızı helal edin. Evet. Halit bizim Allah rahmet eylesin Şeyh Efendi Hazretlerinin eski dervişlerinden birisi. Ondan sonra orada bir ara geldi İstanbul'da görüştük, konuştuk. İşte orada program yapıyormuş. Onu söyledi.
Bağlantımız bu kadar. Kız arkadaşım hamile. Çok duygusal anlar yaşıyor. Eşi de onu hiç anlamıyor. Haftada beş gün dergahta. Araları bu yüzden bozuluyor. Boşanacağım ne diyor? Diyor. Ne yapması gerekiyor? Eşiyle ilgilensin. Derviş kardeşler böyle şeyler yapmazlar. Eşlerinizle ilgilenin. Bu noktada kadınlar hamilelik dönemlerinde duygusal travmalar yaşarlar. Hele günün kadınları daha fazla yaşıyor. Onlara ay aşkım nasılsın güzel misin deyip onlarla ilgilenin. Başka bir tarikattan buraya geçmek için istare değil de okuyarak yattım. Rüyamda bu dergahta gördüm ve dersimi aldım. Yine de önceki tarikattan helalleşmem gerekiyor mu? Helallaş kardeş. Herkesin bir hakkı vardır üzerinde.
Belki de helallaş da geldi. Babaları ölünce evlatlarını anneye bırakmakla mecbur mu? Babaları ölünce evlatlarını anneye bırakmakla mecbur mu? Bir de beş vakit namaz kılıyorsa anlayamadık burayı. Baba ölünce evlatlar normalde babanın babasına gidecek. Anneye değil. Dine göre. Dinin hukuku bu. Buradan hakkınızı helal edin rüya tevil etmiyorum. Üniversitesi öğrencisiyim. Haftaya sınavlarım başlıyor. Okuduğum bir sayfanın sınavda aklıma gelmesi için bir dua var mı? Güzel. Allah'a yalvar dua et. Ya Rabbi okuduklarımı benim aklıma getir de. Ben bütün günahlarımdan hicret etmek istiyorum. Bunun yolu nedir?
Yapmamaktır. Cuma günü namaz için devlet reisinden izin almak gerekir mi? Şüphesiz Allah'ın hikmetinden sual olunmaz. Fakat kalbim mutmain olsun diye soruyorum. Bizim cuma namazı kılmak için ne o? Birilerinden devlet başkanından neden izin alıyoruz? Dinin hukuku bu. Ama önemli değil. Atatürk bu izni vermiş. O yüzden bütün insanlar cuma gidebilirler. Devlet memurları da Cuma'ya giderlerken başlarındaki amirlere derler ki Atatürk'ün genelgesine uyuyoruz. Cuma kılınabilir diye bu noktada hükmetmiş. O yüzden Cuma'ya gidiyoruz diyecekler. Hiç uyumadan teheccüh namazı kılınır mı? Bu gece namazı olur, kılınabilir. Adı gece namazı oluyor o zaman. 16 BU 869 UNO. Çöp kamyonu geçemiyormuş.
Üzerinden geçebilir arabanın. Onlar çok dikkat etmiyorlar çünkü. Bekliyorlar 1-2. Bakıyorlar geçmiyor. Yaktırı yıktıra. Böyle kırdıra döktüre geçiyor. Öyle de olunca kaportacılara iş çıkıyor. Şey yok. Ertesi gün bakıyorsunuz arabada. Arabada bir sürü kırık, bozuk, düzük yerler var. Ondan sonra kendi kendinize düşünüyorsunuz. Buradan ne geçti diye. Hiç düşünmeyin. Çöp arabası geçti. Başka bir şey değil. Allah'ın izniyle kainatta izin verilen yerlere kadar tay-i mekanla gezen kutuplardan biridir. Dur ya. Kim ama? Gezip gördüğü yerlerde geleceğin insanlarına Mars'ta olduğu gibi selam ve benzeri izler bırakmıştır.
Hatta yazdığı yerlerin, gezdiği yerlerin tamamı hakikat arzu olarak nitelendirmiştir. İbn-i Arabi Fütihat Cilt bölüm 8 Günümüzde uydular aracılığıyla değişik gezegenlerin yüzeylerini görebiliyoruz. Bu uydular ile Mars'ın yüzeyinde Arapça Esselam yazdığı kanıtlanmıştır. İbn-i Arabi'nin yukarıdaki görüşünü açıklar mısınız? Doğrudur ama İbn-i Arabi'ye gitmelerine gerek yok. Bizim ne o? Cübbeli kardeş demiş ki bana 100 bin dolar getirin. Uğraşmayın böyle saçma sapan şeylerle. Size her şeyi söyleyeyim demiş. Ben internet haberinde okudum. Ben de oranın şeycisiyim. Ne o? Haber yani yalanlanmadığına göre biz böyle demedik dediğine göre onu ben söylüyorum.
Yalan doğru bilmiyorum. Düzenli olarak her hafta sohbetinizi dinlemek bu manevi ortamdan nasibinizi almak adına bu mekana geliyoruz. Geçen hafta çalışanlardan biriyle nahoş bir olay yaşadık. Eşim 65 yaşında ve kalp hastası olup bir kardeş bey tarafından itilerek horlanmış olup mağdur edilmiştir. Hizmet ehli insanların bu şekilde davranmalarını hoş karşılamayıp başka insanların da böyle bir hezimete uğramaması adına gereğinin yapılmasını arz eder.
Hoş sohbetleriniz için teşekkürlerimi borç bilirim. Saygılarımla. Evet. İçinizden okuyun demiş de birisi. Emirleri dinliyoruz biz de. İçimizden okuyoruz. Allah bizi affetsin. Allah cümleyi affetsin. Evet. Hakkınızı helal edin. Allah izin verirse inşallah yarın İzmir'deyiz. Gündüz bayanlara gece erkeklere canlı izliyorlar ya o yüzden söyleyeyim dedim. Daha doğrusu gece salonda gündüzde Gazemir'deyiz inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse salı gün Çanakkale'deyiz.
El Fatiha. Selamat. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.