Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 19 Eylül 2018 · 1:28:37
Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Sorulara bakayım, sonra konuya geçivereyim hemen. Beni rüzgarda kımıldayan buğday başakları gibi zikredin şeklinde bir ayet ya da hadis var mıdır? Dergahımızdaki zikir figürlerinde buna bir benzerlik var mıdır?
Hadis-i Şerif var. Rüzgârın o lunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi siz de böyle beni zikredin diye hadis var. O normalde hani zikrullah esnasında hafif sallanmak sağa sola, o hafif sağa sola sallanmanın şeyi odur. Ne o? Delili. O yüzden o normalde işte çırpınmak, debelenmek bunlar zikrin adabında yoktur. Zikrin adabında hafif sallanmak vardır. Hafifçe rüzgarın şey budur, hadis-i şerifin metni.
Rüzgarın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi. O şekilde beni anın diye hadis-i şerif var. Beni rüyasında gören, göreni ateş yakmaz hadisinin manasını anlatır mısınız? Biz de onu görene bakıyoruz. Ahvalimiz nedir demiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyada görmek sahihtir. Şekline şemaline şeytan girmez. Şeytan bir kimsenin rüyasında ben Allah'ım diyebilir. Ben meleğim der, ben Cebrail'im diyemez. Ama ben meleğim der, ben Cebrail'im diyemez. Ben Allah'ım der, ben Muhammed-i Mustafa'yım diyemez. O yüzden Cebrail aleyhisselamın şekline ve şemaline, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şekline ve şemaline şeytan giremez.
Delildir, hüccettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri beni rüyada gören gerçekte görmüş gibidir der. İman edip onu gerçekte gören de ateş yakmaz. Cennete gidersek ahirette hayatımızda dünya hayatı gibi mi olacak? Dokunma, tat alma vesaire yoksa rüyadaki gibi mi olacak? Siz rüyayı bu dünyanın dışında gerçek olmayan bir şeymiş gibi hissediyorsunuz. Öyle görüyorsunuz. Aslında bir veçeden bakılırsa sahih rüya hakikattir. Bu dünya hakikat değildir. Yaşadığınız bu perde hakikat değildir. Ama sahih rüya hakikatten bir perdedir.
Salih rüya hakikatten bir perdedir. Asıl hakikat odur. Bir kimse bu dünya içerisinde almış olduğu lezzetler bir ise manada almış olduğu lezzet binlercedir. Siz bir yemek yersiniz, en iyi bir yemeği, en güzel yemeği yeseniz bir lezzet alırsınız. Ama manada alınan lezzet onun çok çok üstündedir. O yüzden normalde cennette dokunma da olacak, tat alma da olacak, duyma da olacak. Televizyonda birisi çıkmış, demiş ki bunlar gerçekte olmayacak hiç, böyle hissedecekler falan demiş. O cennet hayatından haberi olmadığından kaynaklanıyor. Cennet hayatı buradaki dünya hayatının binlerce katın üstünde. Oradaki lezzet, oradaki tat, orada dokunma hissi, oradaki normalde insanların duyguları buradaki duyguların çok çok üstünde olacak.
Arkadaşlarımızı zikre ve sohbete davet ediyoruz. Geliyorlar ama bazı kardeşlerimiz sürekli davet bekliyor. Bunun adabı nedir? Her zaman davet etmeli miyiz? Yoksa belli bir süre sonra artık kendi istekleriyle mi gelirler? Bu konuda hayra çağırıyorsanız insanları, bıkmayın. Eğer normalde bir kimse çağırdığı şey hayır ise, çağırdığı şey Kur'an sünnetle sabit ise, çağıran bıkmasın.
Ama karşıdaki kimse bundan sıkılır, alınır, ne bileyim işte bir müddet sonra nefreti duyguları kabarır diye düşünüyorsanız, evet, arada bir boşluk bırakmakta fayda var. Ama hayra istekli olan, hayra karşı haris olan bir kimse muhakkak davet eder. Yani ben olsam ederdim. O ne zaman bana dedi ki, bana haber verme, beni davet etme, o zaman bırakırım. Ama öbür türlü davet ederdim. Bayındır'da normalde sohbete, zikrulluğa başladığımızda ben bütün arkadaşları her perşembe dolaşırdım. Dükkan dükkan. Şimdi normalde işte biliyor ya ben işte orman işletmesinde beşte, beş buçukta işten çıkıyorum, işte altıda ona uğramış oluyorum. Kimisi dükkan kapatır gider, kimisi dükkanda bulunmaz, kaçar adam.
Ve umurumda değil, ben kaçtığını biliyorum. Ben bir dahaki perşembeye bir daha giderim. O kaçsın, bir dahaki perşembeye bir daha giderim. O kaçar, bir dahaki perşembeye yine giderim, o kaçar. En sonunda yakalarım onu. Derim ki, nereye kadar kaçacaksın? Ya de ki bundan sonra ben gelmeyeceğim, beni davet etme. Zikrulluğa sırt çevirenlerden olacaksın. Duruyor bu şimdi. Gel kardeşim Allah'ı zikret. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Kim bir zikir cemaatine oturursa, af olmuş olarak kalkınız demiş. Bundan daha büyük bir müjde var mı? Seni nereye davet ediyorum? Affa davet ediyorum seni. Zikrullaha, Allah'ı zikre davet ediyorum. Seni kendi meclisime davet etmiyorum.
Ben hiç kimseye gel benim şeyhimden ders al demem. Gel bizim tarikata gir demem. Demem kolay kolay. Ben insanları zikrullah meclisine davet ederim. Gel kardeşim Allah'ı zikret. Burada bir zikir meclisi var. Gel, gel Şeyh Efendi Hazretleri geliyor. Sohbetine katıl, zikrullahına katıl. Ders alıp alma beni ilgilendirmez. Zaten ders almak nasip meselesi. Ona intisap etmek nasip meselesi. Bir kimsenin, bir velinin elinden tutması nasip meselesi. Evet gayret edecek ama rüyanda görmezse nereden alacaksın? Sufiliğin asıl kaidelerinden birisidir. Bir kimse rüyasında görmeden de ders alabilir mi?
Alabilir. Bir üstad da ona verebilir mi? Evet. Ama asıl kaide rüyanda görerekten almaktır. Rüyanda gör... Ben göstermeyeceğim ki sana rüyanda. Üstadını görerekten ders alanlar elini kaldırsın. Rüyasında, halinde, orada, burada. Kaldırın elinizi. Ne güdük güdük. Bitti. Bu kadar. Allah razı olsun. Bu. Doğru olan budur. Bakın sufiliğin doğrularındandır bu. Nasibin neredeyse, kimdeyse, rüyanda görürsün. Gider dersini alırsın. Rüyada görmeden de ders alınır mı? Evet. Ama normalde sen yol içerisinde onu rüyanda görmelisin. Bu işin olmazsa olmazıdır.
Hangi şeyhe intisap ederseniz edin. İsterse o kimsenin milyonlarca dervişi olsun. Sen rüyanda gördün mü, görmedin mi? Ona bak. İsterse o kimsenin hiç dervişi olmasın. Sen rüyanda gördün mü, gördün. Sana ölçü o, sana o lazımmış. Sufilik budur. O yüzden hiç kimse, gel bizim Şeyh Efendi'den ders al. Yolun doğrusu değildir bu. Bizim dergaha gir. Yolun doğrusu değildir bu. Gerçek sufi topluluklar, kendilerini adam toplamak için çıkmazlar. Yola. Gerçek bir sufi topluluk sadece Allah'a davet eder. Resulüne davet eder. Zikrullah'a davet eder. Hak ve hakikate davet eder. Şahısperestlik yapmaz. Şahsa davet etmez.
Şahıs gelir geçer. Adem'den Hz. Muhammed'i Mustafa'ya kadar, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar o kadar peygamberler gelmiş geçmiş. O kadar veliler, o kadar alimler gelmiş geçmiş. Herkes gelir geçer bu dünyada. Şeyhler, veliler de gelir geçer. Şeyhin, velinin kendisine ait bir yolu yoktur zaten. Bir kimse kendisine ait yolu olduğunu söylüyorsa, cahildir o kimse. Yol Allah'ın. Yol Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin. Yol bizden daha önce gidenlerin yolu. Bu başka bir şey değil. O yüzden zikrullah'a davet edin insanları. Eyvallah. Sohbete davet edin. Eyvallah. Bu kurtuluştur çünkü. Bir kimse Allah'ı zikrederken ben hangi dergahtanım, benim şeyhim kim diye zikrullah yapmaz ki.
Zikrullah bütün müminlere farzdır. Zikrullah bütün inananlara, bütün müminlere farzdır. Bir tarikat olup olmaksızın, bir dergah olup olmaksızın, sufi olup olmaksızın zikrullah yapmak bütün müminlere farzdır. Camideymiş, cemaatteymiş, filanca dergahtaymış, filanca tekkedeymiş, yok filanca topluluğa aitmiş, nereye ait olursan ol kardeşim. Allah'ı zikretmek farzdır. Allah'ı cemaat içerisinde zikretmek de farzdır. Allah'ı yalnızken zikretmek de farzdır. Siz namazlarınızı kıldıktan hemen sonra, ayaktayken, otururken, yanların üzerinize yatarken Allah'ı çokça zikredin. Ayet-i kerime. Öyle namazla zikir. Kardeşim namazla zikir.
Kabul ettim ama bu namazı kıldıktan hemen sonra diyor sana. Ayet-i kerimede. Namazı kıldıktan hemen sonra diyor. Öyle namazla zikirdir deyip de milletin zikrine mani olma. Ayet-i kerimeyi çarpıtma. Ankobüt suresinde de namaz sizi kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikir en büyük iştir der. Yani Allah'ı zikretmek namazdan da faziletlidir. Abdestsiz namaz kılamazsın. Abdestsiz Allah'ı zikredersin. Gusülsüz namaz kılamazsın. Gusülsüz Allah'ı zikredersin. Allah'ı zikir farzdır. Bakın Allah'ı zikir farzdır. Yapılış şekli sünnettir. Yapılış şekli.
Hani az önce bir adi şerif vardı ya, olgunlaşmış buğday başakların rüzgarın sallandığı gibi sallanınız. Yapılış şeklidir. 33 tane sübhanallah, 33 tane elhamdülillah, 33 tane Allahu ekber. Yapılış şeklidir. Yamaz'dan sonra yapılış şeklidir bu. O yüzden zikirden uzak kalan, hatta bir çıt uzaklaşan şeytanın kucağına oturmuştur. Münafıklığın kucağına oturmuştur. O münafıklar ki Allah'ı az zikrederler. Ayet-i kerime. Bakın ayet-i kerime. O münafıklar ki Allah'ı az zikrederler. Bu insanlara zikirden korkuttular. Ben 30 kusur yıldır zikir halakasının içindeyim.
Bir kişi görmedim Allah'ı zikrederken kafayı yemiş. Mecnun olmuş, dağlara çıkmış. Bir kişi görmedim. 30 yıldan beri hep bununla korkuttular. Hep öcü gibi gösterdiler. Hep yanlış gösterdiler. Neden? O kimse Allah'ı zikrederse Allah'a köle olur. Allah'ı zikrederse Allah'ı sever. Allah'ı sever. O kimse Allah'ı zikrederse Habibine tabi olur. Bunu istemiyorlar Ümmet-i Muhammed'den. Bunu istemiyorlar. Bir kimse Allah'ı zikrede zikrede içki içer mi? Allah'ı zikrede zikrede kumar oynar mı? Allah'ı zikrede zikrede haram işler mi? Allah'ı zikrede zikrede haramın içerisine dalar mı? Dalmaz.
Allah'ı zikrede zikrede rüşvet yer mi bir kimse? Allah'ı zikrede zikrede insan kayırır mı? Allah'ı zikrede zikrede adaletsizlik yapar mı? Allah'ı zikrede zikrede hırsızlık yapar mı? Hursuzluk yapar mı? Allah'ı zikrede zikrede kimin hakkını yer o kimse? O yüzden istemiyorlar. Neden? Müslümanlar istedikleri gibi olsun. Kapitalist, deccalist, şeytanist sisteme el pençe dursunlar. Amerika'dan adam bir moda çıkarsın uysunlar. Amerika'dan bir şarkı üretsin, herkes cd'sini alsın. Amerika'dan bir şey üretsin, herkes koşa koşa alsın. Tüketsin, harcasın, ahlakını bozsun. Milli manevi değerlerini yitirsin. Avrupa, Amerika hayranı olsun. Allah hayranı olmasın.
Değişik felsefelerin hayranı olsun. Kur'an'ın, sünnetin hayranı olmasın. Gitsin, ooo yapsın. O doğru olsun. Ama birisi otursun. La ilahe illallah, la ilahe illallah. Dedim, yanlış olsun. Beş yıldızlı otelde on bin dolar verip, kocaman o hatunun anındaki kırmızı noktaya bakmak için on bin dolar versin, on bin dolar versin. Ne? Çakra atlayacakmış. Bilmem nesi açılacakmış. Ama gitsin bir kimse işte saygıdan buraya gelirken elini buraya göğsüne koydu. Ha bak yaptı. O gelsin, vay siz insanlara secde ediyorsunuz. Sen kötü kırmızı noktalı kadının önünde duranları bir seyret. Bize kula kulluk, secde etmek yok bizden. Biz Allah'a secde etmişiz.
Biz Allah'a secde etmişiz. Kime secde edeceğiz başka? Biz Allah'a boyun bükmüşüz. Kime boyun bükçeceğiz? Ama insanları zikrullah'tan, Allah'ı sevmekten, Resulüne aşık olmaktan uzaklaştırdılar. Şimdi ne diyorlar? Siz peygamberi çok yüceltiyorsunuz. Kimi yüceltelim? Trump'u mu yüceltelim? Siz çok yüceltiyorsunuz. Kimi? Kraliçe mi yüceltelim? Kimi yüceltelim? Seni mi yüceltelim? Akılperest. Biz peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni yüceltiyoruz. Neden? Allah emretmiş. Ey iman edenler, Allah ve melekler, Habibime salatu selam getiriyor. Sizler de getirin. İman edenlere söylüyor.
Sen iman etmemişsin bana ne kardeşim? Senin imanından da sorgulanacak değilim ya. Biz o yüzden yüceltiyoruz. Futbolcuyu yüceltiyorlar ya, Tarkan'ı yüceltiyorlar ya, kızın birisi bağırıyor televizyonda. Tarkan, Tarkan. Hiç unutmuyorum. Tarkan Amerika'dan geliyor. Bir o haberciyi uzatıyor. Çok mu seviniyorsun? Sen bilmezsin Tarkan sevgisini diyor. Allah'ım dedim şu Ümmet-i Muhammed ne hale geldi. Şu Ümmet-i Muhammed'e bak dedim ne hale geldi. Nasıl ters dedi o muhabiri sen Tarkan sevgisini bilmezsin diye. E millet şimdi onu yüceltmekte bir sıkıntı yok. Tarkan'ı ilahlaştırabilirsiniz bile. Veyahut da bilmem kimin böyle dekolte kıyafeti ilahlaştırılabilir.
Bilmem kimin poposu ilahlaştırılabilir. Bilmem kimin futbolu ilahlaştırılabilir. Bir Ronaldo ilahlaştırılabilir. Bir Messi ilahlaştırılabilir. Bunları gençler tanıyorlar. Bilmem hangi manken, bilmem hangi şarkıcı, bilmem hangi türkücü ilahlaştırılabilir. Ama Hazret-i Muhammed'i Mustafa'yı yüceltemezsiniz. Bir kimse alim bir zatı ona böyle tevazu gösterirse kullo kulluk ettin denirsin. Allah dostu bir kimse, bir kimse ona böyle hürmetli, ahlaklı davransa tefe koyup çalarlar. Ama ahlakı bozuk, inancı bozuk, haysiyeti, şerefi bozuk, südü bozuk bir kimseyi ilahlaştırır sana hiç bir şey olmaz. Evet. Ümmet-i Muhammed bu noktaya geldi. Allah bizi affetsin. Allah'ın öyle kulları vardır ki peygamberler onlara gıptayla bakarlar.
Bu hadis sadece mürşidi kamilleri mi ithafe, yoksa zikir alakasına katılanlar, Allah'ı sevmeye çalışanlar içinde mi geçerlidir? Bu normalde Allah'ın velileriyle alakalı olan ayet-i kerimede onlar mahzun ve mahcup olmazlar. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır. Ayet-i kerimenin tefsirinde geçer bu. Hadis-i şerif. Allah'ın öyle kulları vardır ki mahşer yerinde bütün mahşer halkıyla beraber peygamberler de onlara gıptayla bakarlar. Ve sorarlar. Derler ki bunlar hangi peygamberlerden? Bir münadi melek cevap verir. Bunlar peygamber değil. Bunlar hangi şehitlerden? Yine melek cevap verir. Bir cevap veren. Bunlar şehit de değil. Bunlar kim?
Peygamberler gıptayla bakıyor. Bunlar kim? Cevap verir. Bunlar dünyadayken Allah için birbirlerini sevip toplandıklarında Allah'ı zikredenler. Bunlar nurdan minberlere, nurdan elbiseler giyip, nurdan taçlar giyip, mahşerin en üst derece noktasına oturtulacak olanlar. Bunları sadece velilere, sadece mürşidi kamillere bağlamak doğru değil. Yok. Allah için birbirlerini sevenler. Biz o yüzden, böyle söylüyorum, kendimizden mensulüz. Bir başkasından değil, birinci derecede. Ben o yüzden derim, otuz yıldan beri, arkadaşlar, içimize paradır, makamdır, mevkidir, maldır, mülktür, girmesin.
biz asla hiçbir şey için, birbirlerimizden hiçbir şey istemeyelim. Gönüllülük esası, kaidemiz olsun bizim. Biz hiçbir şey beklemeyelim kimseden. ve birbirlerimizi Allah için sevelim. Bu çok önemli çünkü. Bu en önemli mesele bu. Bir topluluğun birbirlerini Allah için sevmeleri. Yine başka bir, aynı bu manada, başka bir hadis-i şerifte diyor ki, onlar akraba değillerdir. Onlar aynı kavimden de değillerdir. Onlar birbirlerini Allah için severler. Toplandıklarında da Allah'ı zikrederler. En önemli özelliğine iki tane.
Bir, Allah için birbirlerini sevmeleri. İki, toplandıklarında Allah'ı zikretmeleri. Nurdan minberlere, nurdan elbiselerle, nurdan taçlar giydirilerekten mahşer yerine getirilir. Ve bütün peygamberler onlara gıpte ile bakar. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Amin. Hangi durumlarda savaşmalı ya da hangi durumlarda kaçmalıyız? Hangi durum ve şartlar bizi şehit mertebesine çıkarır? Bu şartlar kadın ve erkek için aynı mıdır? Aynıdır. Eğer savaşılması gerekiyorsa Kur'an'ımız için, sünnetimiz için, vatanımız için savaşırız. Kaçmamız gerekiyorsa evet, haramlardan kaçarız. Kaçacak olduğumuz bir tek bir şey var. Kaçacak olduğumuz bir tek bir şey var.
haramlardan kaçarız. Haram işlemekten kaçınırız. Kaçacağımız başka hiçbir şey yok. Ölümse güle oynaya gideriz. Dalga geçerekten gideriz. Alırız koltuğumuzun altına ölümü. Ah yavrum benim deriz. Seve seve gideriz. O da şaşırır zaten. O da şaşırır. O yüzden sufilerin sufilerin geçeceği hiçbir şeyleri yoktur.
Geçmiştir ki sufilerin olmuştur. Anne, baba, yar, eş, çoluk, çocuk, mal, can hepsinden geçmiştir. Sufi olmuştur. O Allah'ı sever, Allah da onu sever sırrına ermiştir o. Veya onlar Allah'ı sever. Çoğul ayeti kerime. Onlar Allah'ı sever, Allah da onları sever. Bu sırra ermiş kimsedir sufi. Allah onları sever dedi mi tamam bitmiştir mesele. O kimse sevginin en yücesindedir. Bu eş, çoluk, çocuk, mal, can hepsinin üstündedir bu. O kimsenin geçeceği bir yer kalmamış ki. O kimsenin terk edeceği bir şey kalmamış.
O yüzden terk edeceği bir şeysi kalmayan kimsenin önünde esas duruştadır. Esas duruştadır. Hani bazı kimseler vardır ya herkes der ki bu ne olacak ki bunun hesap vereceği bir şey yok. Eş yok, çoluk, çocuk yok, han yok, hamam yok. Bu adam adamı öldürür de, keser de, biçer de derler. Korkar ya insanlar. Öyle psikopatlılar vardır ya bu öyle değil. Bu manevi psikopat. Onun geçeceği hiçbir şey kalmamış. Çocuğunu Allah için seviyor, eşini Allah için seviyor. Her şeyi Allah için seviyor. Öyle olunca onun geçecek birşeysi yok. Bakıyor çocuğa Allah verdi diyor. Öbür ki yavrum evladım diyor sımsıkı tutunuyor ona.
O olmazsa ben olmam diyor. Öbür ki öyle değil. Allah verirse 10 tane değil 20 tane de olur 100 tane de olur diyor. O farklı bir noktada. O yüzden onun için geçeceği bir şey yok. Doğru karar vermek ve kararda sebat göstermek için ne yapmalıyız? Önce doğruyu bulmalısınız. Önce doğruyu bulmanın yolunu bulmalısınız. Doğru. Doğruyu bulun. Doğruyu bulmanın da yolunu bulun. Önce bilgi yarışmalarınca katılmak oradan para kazanmak haram mıdır? Yarışmak günah mıdır? Yarışın parayı da kazanın. Haram diye düşünüyorsanız gelin bana hediye edin. Ben bir tarikate bağlı biriyim. Dersimi çekemiyorum.
Zikre gidemiyorum. Gaflet için ne yapmalıyım? Soğufilik hakkında yol almak için ne yapmalıyız? Şeyh'im ile görüşemiyorum. Zikre gitmek istesen de çok uzaklaştım. Ne yapmalıyım? Nasıl yeniden düzeltirim derslerimi çekerim? Bana bir yol gösterir misiniz? Dosdoğru şeyhinin yanına git bunları ona anlat onunla helallık iste dersini yenile yoluna devam et. Bir duygunun mesela bir arzunun şeytanı mı rahmani mi olduğunu nasıl anlarız? Haram mı helal mı? Bak anlarsın. Örneğin çalışmak ibadettir. çalışmam Allah rızası içindir. Bir sesle nefsin için diyor hangisi doğrudur? Önemli değil ki çalışman gerekiyorsa çalışacaksın. Çalışacaksın. İhtiyaçlarını görmek için çalışmakla mükellefsin.
Çolunun çocuğunun etrafının ihtiyaçlarını görmek için çalışmakla mükellefsin. Bunu Allah rızası için yaparsan mükemmel bir şey olur. babaannem amcam ve diğer baba tarafından akrabalarımı sevmiyorum. Görüşmek istemiyorum. Görüşmek zorunda mıyım? Evet. Ya da nasıl davranmalıyım? Bunu unutun. Sufi ahlakı bu değildir. Bir kimse bütün akrabalarıyla görüşür. Herkesle iyi iletişimde bulunur. Küsmez kimseye. Mesafe koyduğu insanlar olabilir. Bu ayrı bir meseledir. Birisinden zarar geliyor. Mesafe koyabilirsin. Dedikodu yapıyorlar. Gıybet ediyorlar. İftira ediyorlar. Evinin düzenini bozuyorlar. Mesafe koyabilirsin. Bayramdan bayrama gidelim. Bayramdan bayrama görüşelim.
Eyvallah. Küs olmuyorlar. Eyvallah. Ama ben hiçbirini sevmiyorum. Doğru değilim. Bir kişinin söz verip sözünü tutmazsa günahı nedir? Ve bu kişiye ne yapmalıdır? Yapılmalıdır? Elini elinizden öperim. Sözü gerine getirmedi diye sopa mı çekeceksiniz? Allah affetsin inşallah. Ahitlerinizi yerine getirin. Ayetle sabit. Münafığın elameti üçtür. Söz verdiğinde sözünü yerine getirmez. Neydi? Konuşurken yalan söyler. Emanete hıyanet eder. Allah muhafaza eylesin. Geçen haftaki derste yaratılışla alakalı ayet hadis biraz ders yapalım diye söylemiştim. Çünkü konu levlak levlakten yürüdük geldik.
Yani sen olmasaydın kainatı yaratmazdım hadisi kudsesinden söz konusu oldu. Oradan hareket ettik ama iş yaratılışa hani varlığın başlangıcına geldi dayandı. Öyle olunca biraz dedim o varlığın başlangıcıyla alakalı ayet hadis bu konuda bir şeyler inşallah aktaralım diye düşündüm. Çünkü bunun temelini oturtturursak o zaman levlak'e levlak'ın da temeli oturmuş olur. Şimdi tarih boyunca bütün dinler yaratılışın başlangıcıyla alakalı sorgulamışlar kendi kendilerine. Bunu sadece Muhammed'iler sorgulamamış, İseviler'de sorgulamış, Museviler'de sorgulamış Adem'den itibaren bütün insanlar yaratılışın başlangıcını merak etmişler.
Bu yaratılan bu alemleri merak etmişler. Kolay bir şey değil. Dinler bu konuda hep insanlara bilgi vermiş. Bu insanlık tamamiyetle bununla ilgilenmişler. Bununla alakadar olmuşlar. Bu sadece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ümmetine has bir şey olmamış. O yüzden bu konuya kafa yoran, beyin yoran insanlar bununla hep uğraşmışlar. Uğraşmışlar, cevap almaya çalışmışlar ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de peygamberliği döneminde bu uğraşların neticesi olarak ona da sormuşlar. Ona da sormuşlar.
tabi bu sorulara cevap ararken değişik felsefi yollar çıkmış. Felsefi yollar. Çünkü yaratılışın başlangıcına matematiksel olarak henüz daha ulaşılabilmiş değil. Ve varlığın başlangıcı ve muhteviyatına ulaşılabilmiş değil insanoğlu.
Felsefik olarak teoriler koymuşlar. mesela işte bugünkü gündemde olan Bing Bang teorisi gibi. Hani var ya şimdi herkes bir teori mesela daha henüz kanıtlanmış netleşmiş bir şey yok. Ama insanoğlu birisi bir teori sunduğunda o teoriyi herkes kabulleniyor. Teori aslında imanın ve inancın dışında gelişen şeyler bunlar. biraz imana ve inanca karşı duran aykırı duran kimseler bu teorileri sahipleniyorlar. Ve yeryüzündeki dinsizlik akımının müntesipleri bunları bizim önümüze bir hakikatmiş bir gerçekmiş gibi koyup dayatıyorlar bize. Mesela okul dönemlerimizde belki de hala daha var.
Darwin teorisinin öğretilmesi ders kitaplarına konulması insanlara bunun zorla öğretilmesi gibi. Yani bilmiyorum biz ortaokulla liseye giderken Darwin teorisini zorla okutuyorlardı. Hala da okutuyorlar mı bilmiyorum. Okutuyorsunuz mu hocam hala da? Sen özel okulda değilsin devlet okulundasın. Kaldırıldı mı şu anda Darwin? Ortaokulda yok. Lisede lise öğretmeni lazım. Yok mu lisede de şu an? Sadece bir teori olarak var olduğu söyleyelim. Bizde böyle genişti bizim zamanımızda. Biz ezberlemek zorunda kalıyorduk. Sınıfta çatışma çıkıyordu. Biz o zaman ülkücü taraftarıyız.
Öyle olunca tabii o Darwin teorisini solcular o zaman daha fazla çok heyecanlı içeride şey yapıyorlar. Bize böyle öğretmenler biz biz maymundan mı geldik diyoruz. Haydi sınıf karışıyor ortalıkta. E tabii normalde meslek lisesi olunca da biraz sanayi gibi. bizim zamanımızda meslek liseleri sanayi gibiydi. Yani okula değil sanki sanayide iş yerine gidiyormuşsun gibi gidiyorsun. Herkes sigaralar, migaralar, muştalar, biçaklar, satırlar, silahlar valla gırla gidiyordu. Hele bir de erkek zaten trendüsü meslek lisesi özür dilerim içimizde iki üç tane de numunelik bayan vardı. Onlara ilaçlık diyorduk biz. Gençtik. Şimdi o zaman mecburdu Darwin teorisi. Teori ya bildiğiniz teori.
Kanıtlanmış bir şey değil. Hala da kanıtlanmadı. İnsanın maymundan geldiği kanıtlanmadı da. biz tabi o zamanlar bunlara cevap vermek için hızla araştırıyoruz neydir bu mesele diye. Tabi Cenab-ı Hak'a hamdolsun Kur'an'dan bulduk Allah bir kaynımı maymuna çevirmiş. Tartışmayı bitirdim ben lise döneminde. Adam Darwin teorisi maymundan evet bu maymuna çevrilenlerden karışmayın diyorum ben. Allah bunları maymundan çevirmiş bu da onların soyundan geliyor. Nasıl yani? Evet doğru söylüyorsunuz bir kısım insanlar vardır ki gerçekten maymuna çevrilmiş. Siz onların ürünüsünüz. Kertenkeleye çevrilenler de var. Evet. Sakın kertenkeleleri dikkat edin. Yemeyin. Neden? İnsan olabilir. Ya nasıl?
Basbaya ayet var kardeşim. Şimdi yaratılışla alakalı da böyle bir felsefeler var. Yaratılışla alakalı. Bu normalde insanlar zaten geliyorlar o yaratılışın başlangıç noktasını kabul etmek istemiyorlar. Zaten orayı kabul etmiş olsa dini kabul edecek. Orayı kabul edemiyor. Orayı kabul etse evet yani Allah yarattı. Eee başlangıcında Allah yarattıysa Allah yarattı dediği anda Allah'ı kabul etti. O zaman dini kabul edecek. Yok. O şunu söylüyor. Bu komple kainat kendi kendine oldu. bir yaratıcı yok. Bunu düzenleyen bunu dizayn eden bunu hesaplayan kitaplayan bir güç yok. Tesadüfen oldu sanki.
He yoldan geçerken oldu. Ulan tesadüfle çocuk olmuyor. Tesadüfle bir ağaç olmuyor. Nereye bütün kainat olacak ama onun için oluyor. O yüzden bu felsefeler olmuş. Bu normalde o felsefelerin üzerine o felsefelerin üzerine felsefelerin üzerine Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soruyor sahabe. Hiçbir şey yok iken ne vardı diyorlar.
İlk yaratılışı soruyor sahabe. Biz zannediyoruz ki bir tek bizim aklımız var. Yok kardeş yani akıllı insanlar çok önceden de var şimdi de var. Bundan sonra da olacak. Evet yaratılışla alakalı İslam'ın bir duruş noktası var. Bu duruş noktası ne? Bütün kainatı hiçbir şey yok iken Allah yarattı. Yokluktan yarattı. Çok ayeti kerime aldım ama böyle üç beş tane meselenin özünü anlayabilmemiz için birkaç ayeti kerime üç beş tane okuyayım bitsin. Enam suresi ayet yüz bir gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. onun nasıl bir çocuğu olabilir? Onun bir eşi yoktur. O her şeyi yaratmıştır. O her şeyi bilendir.
Enam suresi ayet yüz bir. Gerçekten sizin Rabbiniz altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra arşa istiva eden Allah'tır. Araf suresi ayet elli dört tü bu. Yunus suresi ayet üç. şüphesiz sizin Rabbiniz altı günde gökleri ve yaratan sonra arşa istiva eden işleri evirip çeviren işleri evirip çeviren bütün işleri de dizayn eden Allah'tır. Onun izni olmadıktan sonra hiç kimse şefaatçi olamaz. Yunus suresi ayet üçtü. Yunus suresi ayet beş. yine güneşi bir aydınlık ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabını bilmenizin için ona duraklar tespit eden odur. Allah bunları ancak hak ile yaratmıştır. Gibi böyle işte Hud suresi ayet yedi Hicr suresi ayet seksen beş İbrahim suresi ayet on dokuz göklere ve yeri hak ile yarattı o şirk koştukları şeylerden yüceler Nahl suresi ayeti üç Enbiya suresi ayet otuz o inkar edenler görmüyorlar mı ki başlangıçta gökle
yer birbirlerine bitişik iken biz onlara yırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık yine de onlar inanmayacaklar mı gibi ayeti kerimeler var. Bizim elimizde bir ilahi kitap var. Bozulmamış dejenere olmamış bugüne kadar korunmuş olan kitap. Bu kitap bize diyor ki bütün kainatı yoktan Allah yarattı yoktan yarattı zaten felsefenin çok özür dilerim abiyane konuşacağım ama dibinin düştüğü yer burası yoktan yarattı yoktan bir şeyden yarattı dense bakın bir şeyden yarattı dense bir şey cevher olacak maddeselleşecek maddeselleşmiyor
yoktan yarattı yaratılışla alakalı başlangıç hadisi kutsi Allah önce ne diyordu bilinmezdi bilinmek niyini istedi bir şey yarattı bakın bilinmezdi bilinmiyor Allah'ın Allah'lığı da bilinmiyor bakın Allah'ın Allah'lığı da bilinmiyor bu dersi daha önce yapmıştık bilinmezdik bilinmezliğin üzerine bir nokta koyma bilinirliktir o yüzden bilinmezlik sıfır sıfır daha iyi değil bilinmezlik bakın bilinmezlik bilinmezlik olunca tesbih teşbih ve tenzih de yok ortalıkta tekrar söylüyorum bilinmezlik olunca tesbih yani zikredilen
yani teşbih yani benzetilen yani tenzih yani reddedilen bu da yok bilinmezlik bilinmezlik deyince siz onu bir noktayla dahi tarif edemezsin bilinmezdi bilinmekliği istedi Allah'ın Allah'ın Allah olarak tecelli etmesi Allah'ın Allah olarak Allah ismi şerifiyle tecelli etmesi bilinmezlikten bilinirliğe geçiş bu ve bir şey yaratması bir şey yarattı zaten bütün her şey bu bir şeyde takılıp kaldı bir şey yarattı ve bu yarattığı şey kendi nurundan ve kendi ruhundan bu da hadisi kutsu ile sabit bir şey yarattı yarattığı şey
Cenab-ı Hakk'ın kendi ruhundan ve nurundan biz onun ruhunun ve nurunun ne manaya geldiğini ne olduğunu yine bilmiyoruz bakın biz bilmiyoruz bunu bunu insanlık bilmiyor onun ruhunun ve nurunun ne manaya geldiğini bilmiyor zaten daha da işin sıkıntılısı biz onun sıfatlarının da gerçek manasının ne olduğunu bilmiyoruz şimdi bir de bu tarafı var o bir şey yarattı bakın bir şey yarattı o bir şey yarattı yaratılışın başlangıcı şimdi hadisi şerifte Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerine geliyor birisi Hazreti Peygamber'e
Allah'ın ilk önce yarattığı şeyin ne olduğunu soruyor Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri şu cevabı vermiştir ey cabir Allah her şeyden önce kendi nurundan senin peygamberinin nurunu yarattı zaten bunu ya inkar ediyor bütün herkes inkar edilen yer burası yani senin peygamberinin nurunu yarattı sonra bu nuru kudretiyle dilediği gibi devretti o vakit henüz lev kalem cennet cehennem melek sema arz güneş ay cin ve insan dahi yoktu inkar inkar edilen yer burası bunu neden inkar ediyorlar bunu inkar etmelerinin
sebebi şu bunu bir Musevi duyunca tüyleri diken diken oluyor bunu bir İsevi duyunca tüyleri diken diken oluyor bunu bir Hindu duyunca tüyleri diken diken oluyor bu uluslararası bir ortak din kurmaya çalışıyorlar ya bu uluslararası ortak din kurmaya çalışanlar bu böyle sabitlenmiş böyle bir hani onların diliyle söylenirsek böyle bir algı operasyonu gibi kilitlenmiş meseleleri istemiyorlar yani bunu şimdi bir Museviye bunu söyleyince adam kabul etmiyor ki bir İseviye söyleyince bunu kabul etmiyor ki ama uluslararası
deccalist din kurmaya çalışan güçler bunların üzerine gidiyorlar sıkıntı bu çünkü levlak levlak yani sen olmasaydın kainatı yaratmazdım sözü bütün dinlerin ve peygamberlerin üstüne getiriyor kimseyi yüceleştiriyor bu yüceleşmesinden rahatsız uluslararası deccalist sistem felsefecileri o yüzden rahatsızlar diyorlar ki bunu kabul etmeyin yine Ahmet bin Hanbel Buhari Ebu Nugaym ve Hakim rivayet etmiş hani meşhur ya ben peygamber iken Adem henüz daha ruh ile ceset arasında bulunuyordu diye daha henüz Adem yok iken ben
peygamber idim başka ad-i şerifte hiçbir şey yok iken ben peygamber idim diyor daha hiçbir şey yaratılmamışken önce o yaratıldı çünkü ben peygamber idim diyor şimdi öyle olunca yine Ebu Hüreyre Resulullah sallallahu aleyhi ve selem'e sormuş siz ne zaman peygamber oldunuz Adem ruh ile ceset arasındayken ben peygamberdim diyor Allah muhafaza eylesin inkardan şimdi burada Ümmet-i Muhammed'in ortak bir noktası var ortak nokta şu Ümmet-i Muhammed bu noktada hemfikir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin
peygamberlerin evveli yaratılmışların da evveli ve ilk yaratılan onun ruhaniyeti ve nuraniyeti onun ruhaniyeti ve nuraniyeti böyle olunca işte bu meselede bu meselede bunu kabul etmek istemeyenler ayağa kalkıyorlar diyorlar ki yok bu konumuz şeyle levlak levlak diye bunlar uydurma hadisler bunlar uydurmalar bunlar işte şöyle böyle diye başlıyorlar bunları söylemeye yine Buhari'de Tirmizi'de geçen bir hadis bir dayette yani başlangıçta Allah vardı ondan önce başka bir şey yoktu onun arşığı suyun üzerinde bulunuyordu
sonra gökleri ve yeri yarattı sonra zikir denen kader defterinde ebede kadar cereyan edecek her şeyi yazdı yine başka bir hadis-i şerifte yine bu noktada şeyde amada idi diyor amada idi ne altında hava ne de üstünde hava vardı amada idi amayı şöyle tarif ediyorlar amayı amanın tarifi şu hani karşılığı bulutumsu bir şey söylüyorlar ya Arapça karşılığı ama ne manaya geldiğini bunu araştırın isterseniz karşılığı şu Allah'la beraber hiçbir şey yoktu ama bu Allah'la beraber hiçbir şey yoktu şimdi Cenab-ı Hak Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı ya onu normalde işte burada bir fizikçi kardeşimiz var başlangıç ruhaniyeti ve nuraniyeti işte sıfır nokta atıyorum şimdi 120 tane sıfırı koy önüne bir koy zaman biriminde o yaratılan şey akla dönüştü çünkü ruhaniyetten ve nuraniyetten sonra sonra derken bunu anlatım açısından söylüyorum bir tane daha fizikçi var bugün ha senin de fizikte değil mi senin matematik pardon fizikçi orada matematikçi burada benim işim ne zor ya hem matematikçi hem fizikçi
çaprazdılar ikisi de öyle dikkatli bakıyorlar şimdi yaratılışın başlangıcını diyelim biz buraya başlangıç noktası bunun başlangıçta hocam zamanın sıfır nokta kaç tane sıfır sayıya bölüyorsunuz bölüyorsunuz şu anda şey önüne o şeyi versene mikrofonu işin teknik boyutunu da kabul etmemezlik yok zamanın en küçük birimini söyle hocam plan zamanı diye geçiyor 10 üzeri eksi 43 saniye yani işte bir saniyeyi katrilyona bölüyoruz
çıkan sonuç bir katrilyona daha bölüyoruz bu durumda 10 üzeri eksi 30 yapıyor hala 10 üzeri eksi 43'e varabilmek için işte bir daha 100 trilyona bölmemiz gerekiyor yani her bir tekrar edeyim isterseniz tekrar et hocam şimdi bir saniyeyi bir katrilyona böldük önceden söyleseydin de gardımızı alsaydık 150 gram var o da gidecek şimdi gerçi matematikçi hocam 10 üzeri 43'ü daha iyi tanımlayabilir gerçi ama benim şu an aklıma gelen bu ver bir mikrofonu da ikisini dövüştüreyim şuradan al aç bu buradan mikrofonun birisini
öyle biri matematikçi biri fizikçi gelecek gözümün önüne oturacak boş bırakacağım ben de onları açtım mı bunu bir şey değil herkes diyecekler ki ya biz nereye geldik ne güzel sufi ne o sohbeti dinleyecektik nasıl uçulur nasıl kaçılır yok uçarken toroslara vurmuş birisi düşmüş geldi mi fehim fehim olsaydı anlatırdı kırklardan birisi uçarken toroslara çarpmış ölmüş lan fehim usta nereden buluyorum bunları dedim ben ee dedi okudum ya dedi burada hiç öyle muhabbet olmuyor evet hocam seni dinleyin babacım hocamın söylediği
tamamen doğru kırk üç defa ben doğrulatmak için söylemedim kırk üç defa ona bölmek yani bir saniyeyi onda birini onun da onda birini kırk üç defa ona bölerek o zaman bilimini yapar en kısa zaman bilimi yani isimlendirilen isimlendirilen yani isimlendirilen felsefik olarak mı ispatlanmış mı bu bilimsel olarak verilen isim ama hani felsefik olarak değil de rakamsal olarak gidersek onun üzeri eksi sonsuza kadar gidebiliriz ama bunu da bilimsel olarak isimlendirmemişler isimlendirilmemiş onun üzeri eksi sonsuza kadar gidebilir
gidebilir yani bu o kimse başlangıcı yakalayabilir mi başlangıçtaki zaman bilim dilimini beni aşıyor şimdi efendim hesab edilen en küçük mesafe 10 üzeri eksi 34 bunu ışık hızına bölmemiz gerekiyor çünkü zamanı tanınlayabilmem için bir mesafe olması ve bir de hız olması gerekiyor evet böyle olunca en küçük mesafeyi en hızlı nesneye bölüyoruz yani ışığın hızına bölüyoruz ve bu şekilde 10 üzeri eksi 43'e ulaşıyoruz bu şekilde 10 üzeri 43 evet yani hesab edilecek en küçük zaman dilimi bu bunun dışındaki bir şeyi ölçüm aletleri ölçemez
evet o zaman ölçülebilen zaman bilimi 10 üzeri eksi 43 öyle değil mi öyle evet ölçülebilen 10 üzeri eksi 43 bundan daha ölçülemez zaman dilimi benim söylediğim yani Cenab-ı Hak'ın kendi ruhundan ve nurundan yaratması ile o yarattığı şeyden o yarattığı şeyden hemen anında akıl anında kalem anında lev-i mahfuz anında akıl kalem lev-i mahfuz lev bunu anında bunlar böyle o ilk yaratılan şeyden sudur eden şeyler yani birdi dört oldu birdi dört oldu bu anında bu hadis-i şeriflerde
mesela bunu göreceksiniz o yüzden bunu söylüyorum Allah evvel aklı yarattı başka bir hadis-i şerifte şunu göreceksiniz Allah evvel kalemi yarattı başka bir hadis-i şerifte şunu göreceksiniz Allah önce levhi yarattı bunlar sizi aldatmasın bunlar o kadar çok hızlı gelişen şey ki hatta denilebilir ki böyle işte o ölçülebilir zaman biliminin en biz insanlar olarak ölçülebilen diyoruz biz bunu normalde Allah'ın varlığı ilk yarattığı andaki zaman dilimini ve bilimini bilmiyoruz biz ancak bunu hani mükaşefe noktasında dahi
bunu ayırt edebilecek olan mükaşefe ehli yoktur denilecek kadar azdır bakın yoktur denilecek kadar azdır bunların yaratılması o kadar çok hızlı ki böyle gözünüzün önünde bir şeyin böyle renk değiştirmesi gibi anında öyle bunu anlayın veyahut da hemen böyle anında birkaç perdenin oluşması gibi hani çok hızlı bir fotoğraf makinası gider ya hani böyle görüntü çok hızlı gider bunun gibi algılayın bu dahi çok yavaş bu şimdi ama bunların ilk başlangıcında akıl var burada hadisi kudüsüde diyor ki cenabı hak aklı yarattı ona gel dedi
geldi git dedi gitti sonra dedi ki diyor senden daha hayırlı bir şey yaratmadım bu sizi aldatmasın yani böyle işte bunun arasında çok bir zaman farkı var yani oturdu önce kendi ruhundan kendi nurundan bir şey yarattı ondan sonra da kalktı ha aklı yaratayım dedi ondan sonra da kalktı ha bu aklı yarattım ya bir de kalem yaratayım ondan sonra da kaleme yaz dedi lef-i muhafuzu yarattı ondan sonra da kaleme dedi yaz kalem de dedi ki ne yazayım kıyamete kadar ebediyen hatta kıyamete kadar değil ebediyen olacak olanları yaz
dedi sanki bunda böyle bir arasında çok büyük bir zaman dilimi varmış gibi hissedebilirsiniz bunların arasında böyle bir zaman dilimi yok çok yüksek miktarda böyle işte hani saniyenin eksi kırk üçte biri mi oluyor şimdi bu böyle bir zaman dilimi dahi yok bunun ölçülebilirliğinin olacağını zannetmiyorum çünkü henüz daha orada ışık da yok nur var ışık da yok o esnada henüz daha yani ışık hızı dediğimiz şey farklı sistem ışığın dolaşabilmesi için zemine ihtiyacı var zeminsiz ışığın dolaşması mümkün değil zeminsiz hiçbir şeyin
olması mümkün değil hani zaman Allah'tır hadisi kutsisi var ya ben bunların hepsinin de bu yaradılanların hepsinin de zaman denilen Allah'ın sıfatının üzerinde tecelli ettiğine inanıyorum ve biz zaman sıfatının yani bildiğimiz bir şeyin bir şeye göre uzaklığının zaman bilimi dilimi olarak bunu düşünmüyorum ben biz şimdi hocalara sorsak zaman ne desek o diyecek ki şununla şunun arasındaki mesafedir öyle mi hocam fizikçiler zaman tanımını tam yapamıyorlar efendim yani zamanı tanımlayamıyorlar zaman dördüncü bir boyut olarak
değerlendiriliyor uzay zaman üç boyutu zamanı dördüncü boyut olarak tanımlarlar harika bize yaklaşmışlar yani onun dışında zaman tanımı kısır bir tanım yani sözlüklerde geçen tanımlar çünkü bir şeyi açıklayabilmek için yine aynı anlama gelen kelimeler kullanıyorsanız bu tanım kısır döngüye yol açar biz yılı tanımlarken işte dünyanın güneş etrafında dolanmasını ifade ederiz ama yine orada zamana anlamına gelen kelimeler kullanırız doğal olarak zamanın tam bir tanımı yok yani fizikçiler zaman tanımı yapamıyorlar o zaman
sufilerin tanımına geldiler hadisi kudsi sufilerin tanımı hadisi kudsi hani diyor ya siz zamana lanet etmeyiniz zamana sövmeyiniz zaman Allah'tır der hadisi kudside şimdi bu ben zamanı kendimce algım benim bir zemin onu da hayal bir zemin olarak tanımlıyorum hayal bütün bu varlık yaradılan her şey kendisi hayal olduğu gibi hayalin üzerinde yürüyor ve yaradılan her şeyi bir rüya olarak tanımlayın rüyanın da bir hayalin üzerinde yürüdüğünü tanımlayın damat aslında yoksun var mısın varım varım dese neye göre varsın diyeceğim zaten
kıyamet gene kopacak fizikçiler varı nasıl tanımlıyorlar hocam son zamanlarda kafaları epey karışık zaten efendim yani bu sicim kuramı olayı işin içine girdikten sonra her şeyi holografik olarak değerlendirmeye başlıyorlar bu da zaten işte Mevla Nazret veya İbnü'l Arabî'nin veya sizin söylediğiniz yere geliyor yani benim zaten sohbetlere devam etmem nedeni de sizin maddeyi tanımlayabilmenizdi öyle söyleyeyim ben maddeyi tanımladım mı ki ya yani Richard Feyman'dan ya da diğerlerinden dinlediğimiz çok daha mantıklı tanımlar
yani çünkü Richard Feyman hayatı saçma olarak tanımlar elektron hareketlerini saçma olarak tanımlar ama sizin yaptığınız tanımlar daha orijinal tanımlardı ben hayatı nasıl tanımlıyım hocam farkında değilim kendimi hayal olarak değerlendirmiştiniz yani ne kadar inerseniz inin sonuçta yokluğa varacağımızı ve oradan daha mantıklı çıkarımlar yaptınız ama Richard Feyman orada tıkanmıştı yani okuduğum kitaplar gelsinler bana yollar ritası var bizde Allah'ın her şey hayal de geç evet Cenab-ı Hak varlığın başlangıcında yaratmış olduğu şey
yani normalde kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı ve çok bunlar böyle ardı ardına giden şeyler öylesine ardı ardına giden şeyler ki Bing Bang bunları tanımlaması mümkün değil ben Bing Bang felsefesi buna çok yakın yani benim kendi kalbimde hayalimde kalbi aklımda tanımladığım şey ben aslında biraz da zorluk çekiyorum yani işin daha da doğrusunu söyleyeyim bu meseleleri anlatmakta zorluk çekiyorum anlatmakta zorluk çektiğimi şey şu gördüğümü hissettiğimi kelimelere dökemiyorum onlara yeni böyle kelimeler bulmam lazım
onlara da benim gücüm yetmiyor yani bu nedir yani Fransızca kes köse diye soruyorlar ya bu nedir diye ben onu normalde o gördüğüm hissettiğim algıladığım şeyleri kelimelere dökemiyorum yani normalde işte fizikçiler ne diyorlar matematikçiler ne diyorlar diye sormamın sebebi o yani mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyetinin ve nuraniyetinin yaratılmasının hemen anında aklın yaratılma hızını kelimeye dökemiyorum ben yani burada yetersiz kalıyorum onu kelimeye dökmekte yani onu matematiksel
bir denkleme dökmekte yetersiz kalıyorum mesela göz açıp kapatıncaya kadar zamanı çok büyük zaman yani insan olarak dünya standartlarında düşündüğümüzde göz açıp kapatma çok kısa bir zaman göz açıp kapatma ama bunu normalde dünya standartlarının dışına çıktığınızda veyahut da konudan konuya geçiyoruz dünyayı buraya koyalım şimdi dünyayla bunun arasında normalde öyle tarif edeyim size buradan buraya doğru yürürken zaman birimleri değişkenlik arz ediyor hız değişkenlik arz ediyor bunu böyle bir yani basit bir denklem olarak
koydum ortaya yani normalde başlangıca doğru giderken zaman kavramı yani mesafe kavramı ve başlangıca doğru giderken işte buradan İstanbul'a normal bir arabayla bir saat kırk beş dakikada gidersiniz İstanbul'dan Tekirdağ'a bir saat kırk beş dakikada değil aynı mesafeyi yani yarım saatte alırsınız Tekirdağ'dan Edirne aynı mesafe olarak düşünün on dakikada alırsınız bu varlığın içerisinde böyle bir enteresan durum var yani normalde ben öyle söyleyeyim buraya arş hala deyin arş deyin buraya buraya da dünya
dedik ya arştaki zaman birimi ile mesafe kat etme zaman birimi ile dünyadaki mesafe kat etme aynı noktada değil aynı mesafede mesafe olarak değil o mesafeyi kat etme zamanı olarak gece zikrullah yapıyorsunuz la la illallah la la illallah la la illallah la la illallah Allah veya zikrullah halakasındasınız yıkılıyor ortalık Allah Allah gidiyor zikrullah halakasında Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle görüşme konuşma zaman birimi ile mesafesi ile evinizde yapmış olduğunuz
zikrullah esnasında Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ulaşma mesafeyi kat etme zamanı aynı değil buraya anlayabildik mi oysa aynı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri siz aynı insansınız mesela onunla dünya standartlarında dünya birimlerinde görüşme mesafesi ile cennetin içerisindeki görüşme mesafesi aynı değil mesafeleri kat etme aynı zaman biriminde değil veya arş aladaki mesafeyi kat etme dilimi ile arş alanın dışında aynı değil böyle algılayın o yüzden bu akılla kalemin arasındaki
zaman yaratılmaz zamanı hani mesela anne karnına sperm ve yumurta işte saniyede sıfır nokta işte 6-0 virgül bir zaman biriminde sperm yumurtanın içerisine girdi diyelim hesaplama açısından ve anında o yumurtanın rengi değişmeye başladı anında her şey değişmeye başladı öyle değil mi anında değişiyor şimdi öyle hızlı değişiyor ki o yani saat onun için büyük bir zaman yıl gibi yani bir yıllık zamanı bir saatte koşuyor içeride onlar bakın anne karnında çocuğun oluşumunda bir yıllık bir yılda olacak olan şey bir saatte
oluyor bir saat bile çok uzun yani anında o anne karnında yumurtayla birleştiği anda birleştiği anda çok kısa bir zaman biriminde tık tık tık başladı kalp atma bakın o kadar kısa zaman diliminde bunu matematiksel olarak önünüzde bir denk bir eninizde görüyorsunuz onu ölçebilme imkanınız var yani oturursunuz anneyi yatırırsınız sperm'i takip edersiniz yumurtaya girişini takip edersiniz yumurtaya girer girmez yumurtaya giriş zamanını takip edersiniz yumurtaya giriş zamanını takip eder etmez onun ilk tıkını duyabilirsiniz
bakın onun ilk tıkını duyabilirsiniz dersiniz ki yumurtayla sperm birleşti ilk tıkı saniyede bilmem kaç saniye içerisinde sıfır nokta bilmem kaç saniye içerisinde ilk tıkını duyabilirsiniz Bu mesele de aynı. Bakın bu mesele de aynı. Saniyede buradaki zaman birimi çok farklı. Burada öyle bir sıfırlar koymanız lazım ki. Mesela on üzere eksi kırk üç diyor. Değil mi? On üzere eksi kırk üç değil mi hocam? On üzere eksi kırk üç diyor. Belki de siz on üzere eksi dört yüz otuz diyeceksiniz ona. Örneğin. Şimdi o o kadar böyle bir dönem içerisinde
ardından kalem ardından lef-i muhafız yazıldı. Dörtlendi anında. Bunun gidiş yolu ne? Adem'i kendi suretimde. Alemi de Adem'in suretinde yarattım. Bunun gidiş yolu da bu. Şimdi böyle olunca Cenab-ı Allah ilk önce Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı. Ardından aklı, kalemi ve lef-i muhafuzu yarattı. Biz böyle ardından derken arasındaki zaman dilimi, bilimi olarak fazla bir şey olarak çok zaman geçtiğini düşünmeyin. Ve ardından yaratılış denilen şey başladı. Bu konuda zaten İslam dünyasının içerisinde farklı bir absürt bir düşünce
yok. Ne zamana kadar? Son 150-200 yıla gelinceye kadar. Bu son dönemde bu daha da arttı. levlak-ı levlak meselesinin üzerinde insanların tartışmaları daha da arttı. İşte Türkiye'den bazı profesörler girdi devreye. İşte dışarıdan bazı profesörler devreye girdi. Bazıları devreye girerekten İslam dünyasındaki levlak-ı levlak hadislerini, çünkü hadisleri inkar etmeden bunun içinden çıkmak mümkün değil. O yüzden hadisleri inkar ediyorlar. Yani onların dertleri devesi diye hadisi değil. Bakın onların dertleri devesi diye hadisi değil. Onların dertleri işte hiç uygulamaya alınmamış, hiç böyle hadis kitaplarında olup,
hiçbir noktada tecelli etmemiş herhangi bir hadis değil onların dertleri. Yani otursun hadis alimleri desinler ki, ya normalde siz devesi değil alakalı televizyonlarda konuşulmazdan önce herhangi bir yerde böyle bir hadisin varlığından haberiniz var mıydı? Yoktu. Kimsenin yoktu. Veya hiç uygulanmamış, hiçbir mezhep imamı o hadisin üzerinde bir şey fetva vermemiş, bir iştahat etmemiş.
Buluyorlar bir yerden bir hadis, onun üzerinde kıyamet koparıyorlar. Dertleri bu değil. Dertleri yani insanların iman edip iyi amel işlemelerini sağlamak değil. Bakın dertleri bu değil. Dertleri şu, bu insanlar hadisleri sorgulasınlar, hadisleri komple reddetsinler, ardından Kur'an'ı sorgulasınlar, sonra Kur'an'ın bazı hükümlerini de reddetsinler. Çünkü Kur'an tarihsel midir, evrensel midir tartışmasının altında da bu yatıyor.
Bakın bunlar değişik bir, çok koldan uğraşıyorlar. Bir, Ehl-i Sufi'yi susturuyorlar. Tuğ kaka diyerekten üzerlerine giderekten değişik yayın organlarıyla, basın organlarıyla, 300 seneden beri Ehl-i Sufi'nin üzerine saldırıyorlar. Bunda başarıya ulaştılar. Tekkeler, zaviyeler kapatıldı. Bütün bu işte Sufilik, Şeyhlik müessesesi reddedildi, kaldırıldı, bitti. Ardından medreseler yok edildi. Bu da bitti. Ardından ne çıktı?
Mezhepler. Mezhepleri inkar ettiler. Mezhepler de gitti. Ardından hadisler. Şimdi hadisleri de bitirmek üzereler. Milletin kafasından. Ve bir taraftan da başka bir işaret fişeğini yaktılar. Ne? Kur'an evrensel mi bakacağız, tarihsel mi bakacağız? Tarihsel bakalım, evrensel bakmayalım. Tarihsel bakarsak bütün kıssaları at çöpe. O zaman yine bağlıyor. Tarihsel baktığınız zaman. Musa'nın kıssası, Musa'nın zamanını bağlıyor. Bugünü bağlamıyor. Eee? Tarihsel olan şeyleri atalım, evrensel bakalım. Evrensel bakınca müteşabihler çıktı orta yere. Müteşabihlerle kalalım. Çünkü hukuku da ne oldu? Tarihselleşti. Hukuk da. İslam'ın hukukunu da tarihsel sürecin içerisine aldılar attılar. Ne dedi Süleyman Demirel? Dedi ki, İslam'ın hukuku o gün için geçerliydi dedi.
Orada kaldı. Bugün için geçerli değil. Evrensel çağdaş hukukla bugün yönetiliyoruz dedi. Veya bugün herkesin savunduğu hukuk ne? İşte tarihsel, evrensel çağdaş hukuk. Evrensel çağdaş hukuk deyince her gün çevir kazı yanmasın. Bugün suç, yarın değil. Bugün suç değil, yarın suç. Anayasa Mahkemesi bir suç üretebilir oradan. Sen suç değildir, onu bugün işlersin, icra edersin. Anayasa Mahkemesi oradan bir suç peydah eder, sen içeri girersin. Ya bu suç değildi benim yaptığımda, şimdi suç der sana. Ya bu yasalaştıktan sonra suç olmaz, yok, olmaz. Böyle çok dava var Türkiye'de. Refah Partisi davası bunlardan birisi.
Ben Refah Partili değilim. Ben hiçbir partili değilim. Bunun altını çiziyorum hep. Ama böyle bir davayı gördük mü? Biz gördük. Anayasa Mahkemesi herhangi bir, meclisin çıkardığı bir kanunu iptal edebildi mi? Evet. Meclisin üzerine çıktı mı? Evet. Hala da çıkabilir mi? Evet. Evrensel çağdaş hukuk dedikleri bu hukuk. İstedikleri anda değiştiriyorlar. E şimdi Kur'an'ın hukuku ne oldu? Tarihsel oldu. Tarihsel olunca uygulanmaz hale geldi. Uygulanmaz halde. Ne yapacaksın? Kur'an'ın hukukunu kaldırdın. Attın. Uygulanmaz. Ne kaldı başka? Ay di. Tarihsel süreçte bu hadiseler. Onları da attın. Ne kaldı?
Düdük. Düdük kaldı. Başka bir şey kalmadı. Ve böylece Kur'an Müslümanlara diyecekler ki, bir din kuruyorlar. Ey Müslümanlar, gelin sizden olan birkaç tane ayet-i kerime de koyduk. İseviler, gelin sizden de birkaç ayet koyduk. Museviler, gelin sizden de birkaç ayet koyduk. Hindiler, gelin sizden de koyduk. Budistler, gelin sizden de koyduk. Dünya üzerinde, dünya üzerinde yeni bir din oluşturmaya çalışıyor. Kim bunu oluşturmaya çalışanlar? Dünya üzerinde parayı elinde tutanlar. Bunlara karşı, bunlara karşı duran kim? Evangelistler. Evangelistler diyorlar ki, hayır siz dünya üzerinde kapitalist sisteminize uygun, vahşi kapitalist sistemine uygun bir din koymaya çalışıyorsunuz, kurmaya çalışıyorsunuz.
Biz buna karşıyız. Biz ne yapacağız? Biz de diyor, Yahudilerle beraber, Mason Yahudi, Siyonist Yahudilerle birleştik. Evet, biz kıyameti zorlayacağız. Mesih'in inmesi için ve Mesih'in dünya üzerinde hakim olması için bu savaşın olması lazım deyip, onlar da var güçleriyle bunun mücadelesini veriyorlar. Trump'u devirmek isteyen, parayı elinde tutan dünya parasal güçleri. Trump'u ayakta tutmaya çalışan da evangelistler. Yani devlet destekli evangelistler. Bunun arkasında İsrail bugünkü hükümeti ve devleti, bunun arkasında Amerikan devleti, bunun arkasında NATO, bunun arkasında devletçi. Amerikan devleti, Amerikan devletini ayakta tutmaya çalışanlar var.
Dünya bu iki savaşı izliyor. Ve bu iki savaşın içerisinde dini argümanlar var. Dini argümanlar var. Bunun arkasında insanların hakikati arama derdi yok. Ya sen hadisleri ve Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini inkar ederekten, hukukunu inkar ederekten, inkar ederekten ya dünya parasal gücüne hizmet ediyorsundur ya da evangelistlere neden?
Onlar da diyorlar ki tek din İsa Mesih'in dini olacak ya da onlara hizmet ediyorsundur. Amaçları doğrunun bulunması değil, amaçları doğrunun bulunmasıysa örneğin. Daha önce Ali'l-Karri'si çıkmış, işte diğer alimler çıkmış, oturmuşlar, hadislerin üzerinde çalışmalar yapmışlar, İbn-i Hacer çıkmış, çalışma yapmış, kriterler koymuşlar kendilerince. Bu sahihtir, bu mevzudur. Bakın. Bu sahihtir, bu mevzudur. Bunun geldiğinde sıkıntı var. Hiçbirisi dememiştir. Bu hadis sahte. Bu ilmi değildir çünkü. Sebep? Sen kendince, kendi kriterlerince uğraşmışsındır, bir ilim çıkarmışsındır meydana. Bu ilimde sen dersin ki bu mevzu olabilir. Bunun geldiğinde sıkıntı var.
Bunun ravilerinde sıkıntı var. Bu tespitleri yapabilirsin. Ama sen bu hadis, sahte, uydurma diyemezsin. Eserlerde geçiyorsa. Bu ilim değildir çünkü. Ancak şunu diyebilirsin. Bunun ravilerinde problem var diyebilirsin. Eyvallah. Bunu kabul ederiz. Bu vahid hadis, yani tek kanaldan gelme. Hz. Mekul hadisi gibi. Eyvallah. Bir kişi rivayet etmiş. Sen bununla amel etmeyebilirsin. Eyvallah. Bunu da söyle. Bakın ilmi olarak, bunlar da söylenecek laf olmaz. Ama sen bu ilinden haberi olmayan insanlara, ya bu hadisler sahih değil dediğin zaman, ya dur ya, bu ilim ağzı değil.
Dur, sen iyi niyetli değilsin. Sen iyi niyetli değilsin. Sen koskoca bir ilmi çöpe attın. Bu matematik doğru değil ya. Bir bir daha iki etmez. Demek gibi bir şey bu. Bir bir daha kaç yapar hocam? Bir yapar. Bir yapar. Bilimsel olarak iki yapar diyorsun, kanıtlayamazsın. Yan yana koyarsan, yan yana bakarsan ikidir. Ardı ardına koyarsan bir yapar. Siz yan yana koymasını biz seviyorsunuz.
Biz bir görmeyi seviyoruz, ardı ardına koyuyoruz. Yok, ben öyle tek kuralda oynamıyorum. O yüzden diyorum ben. Bir bir daha bir yapar. Aşıkların şeriatı ayrıymış. Bize bunu öğretiyorlar ama. Değil mi? Bizde matematik kafası deyince, bir bir daha iki yapar. Hayır. Bir tane birinin ardına binlerce bir sırala bir yapar. birden bir çıktı hocam. Bütün herkes de okulda öyle öğrendi değil mi?
Yusuf. Bir bir daha kaç yapar? Bugün yeni öğrendin. Ne yapıyormuş bir bir daha? Birdir bir oynayınca ne oluyor? Birdir bir. Değil mi? Birdir bir. Bak ne kadar eskiler enteresan oyun koymuşlar. Birdir bir. Birdir iki dememiş. Siz yan yana koyunuz. Biz ardı ardına koyuyoruz. Haydi ben sizi başka yere götüreyim şimdi. Mesnevi'den neydi hikaye? Çıraat dedi. Ne dedi? Git oradan dedi. Şişeyi getir. Ne dedi çırak? Usta hangisini dedi. Oğlum orada bir tane şişe var dedi. Yok usta burada iki tane şişe var dedi.
Oğlum kır birini dedi. İki tane ise. Kırdı. Usta şişe kalmadı orta yerde dedi. Demek ki orta yerde şişe varmış mı? Gerçekte ne varmış? Yokmuş. Kırınca anlamış. Şimdi matematikten fiziğe geçtik hocam. Kırınca ne oldu? Kalmadı bir şey. Kalmayınca her şey hayal oldu mu? Oldu. Bir bir daha kaç yaptı hocam? Bir yaptı. Sakın öğrencilere söyleme. Okuldan attırlar seni. Bu burada geçerli. Yeni bir matematik sistemi. Bir bir daha kaç yapar sakın dışarıda bunu söyleme. Bir yapar. Gitti kafası bunun. Tamam bitti.
Kadın evliydi adamla sana sakın deme evde. Bir bir daha bir yapar. Burada mı seninki? Eyvah. O öğrendi ama sıkıntı yok. Seninki burada mı? Sen deme evde. Sana derse bir bir daha kaç yapar algıya göre de. Bakışa göre değişir. Görüşe göre değişir de. Kabul eder mi? Bizim kız kabul eder ya. Allah razı olsun hakkınızı helal edin inşallah. İşin latifesi tabii. Neyse meseleyi toparlamış olalım. Buradan bir şey okuyamadık bugün. İnşallah önümüzde kalktı. Devam edelim. Amcam tövbe yoluna girdi. İlk defa Nazım Kıbrıs'ın oğlunun cemaatine gitti. Orada dua diye koruma muskası vermişler.
Takmamasını söyledim. Ne yapmalıyız? Yeni namaz kılmaya başladı. Arayış içerisinde dua edermişsiniz. Taksin yağı ne olacak muska? Koruma duası. Maşallah subhanallah ya. Yutaymış daha iyi korunur. Damarlarında dolaşır hiç olmazsa. Kesseler muska muska akar. Elleme gülsün çocuk ya. Allah iyi etsin inşallah. Evet var sünnette. Böyle mesela Fatiha-i Şerife'yi yazıp üzerinde dolaştırmak. Nazar duası yazıp üzerinde dolaştırmak. Sünnet-i Resulullah'ta var. Bu yok değil. Allah bizi affetsin. Sürçiliğine lisan ettiysek af ola. Hakkınızı helal edin.
Geceniz hayır olsun. El Fatiha. Amin salat. Nestur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.