Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 13 Temmuz 2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Temmuz 2019 · 1:22:50

Selamun hüküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Uhud harbinde şehit olan bir gencin annesi oğlunu kanlar içinde görünce, oğlum sana cennet müjde olsun demesi üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, ne biliyorsun belki de boş sözler konuşurdu, tirmizi. Bu hadis-i şerifte şehit olan bir kimsenin şehitli kabul olmalı mı?
Şehit olan kimsenin tüm günahları affolunmaz mı? Şehit olan kimsenin tüm günahları affolunur. Bu noktada bir sıkıntı yok ama gerçekten şehit olan bir kimse için. Hani normalde yine bir kimse, normalde işte savaş meydanında dururken işte biriyle alakalı o şehit oldu denilince, bu sefer Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onun Allah için savaşmadığına dair bir sözde bulunuyor, işarette bulunuyor. Bu sefer koşa koşa gidiyorlar. Onu buluyorlar. Savaş meydanında daha son nefesini vermemiş.
Ona diyorlar ki ne için savaştın? O da diyor ki bunlar gelir de bizim hurmalıklarımıza sahip çıkanlar diye savaştım. O zaman sahabe saddak ya Resulallah diyor. Yani dediğin bu hurmalık için savaşmış, Allah için savaşmamış. Veyahut da bir başkası için de aynı şey oluyor ya, yani o kimse de normalde savaş meydanında ölmek üzere. Onunla alakalı da şehit hükmünü veriyor etrafındakiler. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onun içinde şehit olmadı diyor. Koşuyorlar, o kimseye en son hançerinin üzerine kendi kendisini intihar ederken yakalıyorlar. O yüzden her savaş meydanındaki kimse şehit hükmünde olmaz. Oradaki niyeti önemlidir.
Hadis-i şerifte ameller niyetlere göredir, niyetlere bağlıdır. Hadis-i şerifi o yüzden çok önemlidir. Hanefiler bunun üzerinde çok önemli durmuşlar. Çok fazla önem atfetmişler bunu. Bir kimsenin ameli niyetiyle alakalı. O yüzden savaşmak niyetiyle alakalı. Ne için savaştı? Namaz niyetiyle alakalı. Niçin namaz kıldı? Niyeti neydi? Veyahut da işte o kimsenin derviş yerliğe müracaat etmesindeki niyeti ne? Buraya sohbete gelirken niyeti ne? Niyeti önemli. Ya ben gideyim parkta oturayım biraz. İşte serin, güzel. Hem arada da semazenleri izleriz. Niyeti ne? Niyeti parkta oturmak o kimsenin. Eyvallah. O da niyetinin karşılığını alacak. Niyet. Bütün her şeyde niyettir. Bir kimse o yüzden niyetini sağlam tutacak, temiz tutacak.
Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Kur'an-ı Kerim okumanın tesettürü namaz kılarken ki tesettürümüz de aynı mı olmalıdır? Evet. Başı açık bir şekilde Kur'an okuyan bir kimse gördüğünde konu hakkında bilgim olmadığını fark ettim. Tüm ibadetlerde tesettür aynı olması gerekir mi? Farz olan ibadetlerde kadınların normalde tesettürleri öyle olacak. Mesela Kur'an-ı Kerim okumak farz. O yüzden normalde o kimse Kur'an-ı Kerim okurken bayan olarak tesettüre dikkat edecek. Abdestine dikkat edecek. Erkekler de Kur'an-ı Kerim okuyacakları zaman onlar da tesettürlerine dikkat edecekler. Tesettür sadece kadınlara farz değil. Tesettür erkeklere de farz. Kadınların nasıl vücut hatları belli olmayacaksa erkeklerin de vücut hatları belli olmayacak.
Kadınların nasıl içleri görünmeyecekse, görünmeyecekse erkeklerin de içleri görünmeyecek. Kadınlar nasıl kadın kıyafetleri giyecekse erkekler de erkek kıyafeti giyecek. Şimdi erkekler de likralı pantolonlar giyiyor daracık. Erkekler de şimdi likralı işte üzerlerine şey giyiyorlar. Ne o? Onlar bluz diyorlar. Tişört giyiyorlar. Tişört değil. Damadın üstündeki tişört. Tişört dedim mi bu. Tişört. Onun üstündeki. Bu tamam. Ama o daracık böyle likralı. Onlar da o erkekler de öyle şeyler giyiyorlar. Hadi o kimsenin üstü için bir şey demeyeceğiz. Ama şu anda yani algı var ya şimdi erkeğin kadına benzemesi, kadının erkeğe benzemesi her devirde kendince, kendi dairesinde değişkenliğe uğrar.
Şimdi biz bu hadis-i şerifleri devre göre yorumlamamız gerekir. Müteşabih çünkü. Yani bir Arap toplumunda kadının erkeğe benzemesi, erkeğin kadına benzemesi farklıdır. O gün için farklıdır. Bugün için kadının erkeğe benzemesi, erkeğin kadına benzemesi farklıdır. Kıyafet farkı vardır, algı farkı vardır, farklıdır. O gün için normalde mesela bir erkek, normalde yine erkekler gibi giyinip, o günkü erkekler gibi giyinip, kırıta kırıta yürüyordu.
Kınalanmışlar. Bakın kınalanmak kadın süsüdür. Kına kadının süsüdür. Ellerine kına yakabilirler mi? Evet, ayaklarına kına yakabilirler mi? Evet. Bunlar görünebilir mi? Evet, bunda bir beis yok. Çünkü eller açık olacak. Ayaklar açık olacak. Ama kına bu manada kadın süsüdür. Erkek kınayı ne zaman yakabilir? Savaşa giderken benim gibi saçı sakalı ağarmış bir kimse ise, o saçını sakalını kınayla veya başka bir şeyle boyar. Buradaki niyet nedir? Çünkü teke tek savaşacaklar ya, çıkacak meydana. Karşıdaki gavur, kafir, senin saçılı sakalı ağarmış ihtiyar bu deyip, ondan sonra küçümsemesin seni. Gözü korksun.
Saçı sakalı simsiyah zümrüt gibi görsün. Bu genç desin. Bu hala da dipdiri desin, ürksün, korksun diye saçını sakalını boya. Yoksa genç kızlar bana baksın, tüfiller bana baksın, tazeler bana baksın diye saçını sakalını boyamak lanetlenmiştir. Bakın onlar lanetlenmiştir. Allah ve melekler o yaşlıya lanet ederler. Sebep? Çünkü o böyle genç görünmek istedi. Gençler kendisine baksın istedi. Genç kızlar kendisine, genç kadınlar kendisine baksın istedi. O lanetliktir. Allah muhafaza eylesin. Lanet olsun o erkeklere ki gençliğe özenirler. O yaşlı ihtiyarlar da lanet olsun o ihtiyarlara ki gençliğe özenirler. Yaşını başını almış bir kimse gençliğe özenmeyecek.
Böyle kendi kendine gençler gibi yaşayacak. Görüyorum ben. Uç aşağı beş yukarı benden yaşıt. İşte kendilerine stil yapmışlar. Böyle değişik kafelerde orada burada gezeceğiz, dozacağız diye dolaşıyorlar. Veya çarşıda, bacada görüyorum ben. Veya bir yerden geçerken bakıyorum. Benim gibi kırtışmışsın, teki. Ama işte kılık kıyafetle, saç stiliyle kendini genç gibi gösterecek. Otur, oturduğun yere. Yaşın neyse o yaşta yürü. O da lanetlik. Allah muhafaza eylesin. Şimdi normalde o gün için kadınlara benzemeye çalışıyorlar. Kırıta kırıta yürüyorlar. Kınalanmışlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azetleri bunları Mekke'de görmemiş. Mekke'de böyle bir hadisi yok çünkü böyle bir hadis-i şerif de yok.
Medine-i Münevvere'de bununla karşılaşıyor. Diyor ki bunlar kim? Enteresan bir şey bu hadis-i şerif. Bunlar kim? Ona cevap veriyorlar. Ya Resulallah bunlar sallallahu aleyhi ve selleme kendilerini kadın gören kimseler. Kendilerini kadın gören kimseler. Ondan sonra hadis-i şerif zuhur ediyor. Kendini kadınlaştıran, erkekle iştiren, işte kendini kadın gösteren, kendini erkek gösteren lanetlenmiştir diye. Ve bunları diyor sürün. Çölde bir yere sürülüyorlar. 15 günde bir veya haftada bazı rivayetlerde ayda bir Medine-i Münevvere'ye gelip ihtiyaçlarını görüp gidiyorlardı. Ama bunlar henüz daha o zaman fuhuş yaptıkları tespit edilmemişti. Bakın dikkat edin buraya. Bunların fuhuş yaptıkları tespit edilmemişti. Ne zaman tespit edildi?
Hz. Ebu Bekir Efendimizin zamanında. Halid bin Velid tespit etti. Halid bin Velid, Vel'in Vali, şimdi zannediyorum Basra Valisi olması lazım. Yani o bölge, çünkü o Şam bölgesi komple o bölgede olması lazım bildiğim kadarıyla. Orada böyle bir şey tespit ediliyor. Ve onlar ikisi de şey yapıyorlar, ne o? İtiraf ediyorlar. O güne kadar böyle bir ceza söz konusu olmamış. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Halid bin Velid mektup yazıyor. Her ikisinde aynı evde. O fiiliyatı işledikleri evde hapsediyor. Kapıyı kilitletiyor, önüne nöbetçi koyuyor. Mektup yazıyor. Payitahta. Medine.
Böyle böyle böyle bir vakka oldu. Böyle böyle oldu. Bununla alakalı hüküm nedir? İslam tarihindeki, çok özür dilerim ama hani ben bunu lütilik olarak herkes nitelendirir. Lüt aleyhisselamın hani peygamber olarak gönderildiği o kavmin o lanetlenmiş işi yaptığından dolayı lütilik olarak adlandırılır. Aslında bir peygamberin isminin böyle facia bir şeyle adlandırılması çok hoş bir şey değil ama neyse öyle söyleyelim.
Yani bunun kabaca eşcinsel diyorlar bu işin şeyi ne o yumuşatılmış hali. Bunu yumuşatıyorlar bizim gözümüzün önünde eşcinsel. Yani buna baktığımızda bu yumuşatılmış. Bu halk tabiriyle İ, B, N, E, K bu. Neyse. Bu başka bir şey değil. Yani halk bunları böyle toplum bunları asılık yavaş yavaş şeyde hani yumuşak davranıyor. Şu insanlar haram işleyenlere böyle bir tükürseler boğulacaklar. Müslümanlar aciz. Müslümanlar zayıf. Müslümanlar denizin üzerindeki köpük misali ağırlıkları yok. Müslümanlar maaşlarını düşündükleri kadar dinlerini düşünmüyorlar.
Müslümanlar doları takip ettikleri kadar Kur'an'ı takip etmiyorlar. Müslümanlar cep telefonlarıyla oynadıkları kadar hadis okumuyorlar. Dinlerini öğrenmiyorlar. Müslümanlar böyle öften püften kaydır kuppak videolar izledikleri kadar dinlerini takip etmiyorlar. Müslümanlar bu hale geldi. Kimseye kabahat bulmak yok. Hiç kimseyi suçlamak yok. Hiç kimseyi. Kabahat hepimizin. Biz her şeyi devletten bekliyoruz. Sistemden bekliyoruz. Her şey yabancıların oyunu. Her şey devletin oyunu. Her şey hükümetten kaynaklanıyor. Bizden hiçbir şey yok ya. Biz o kadar iyiyiz ki. Biz o kadar doğruyoruz ki. Biz o kadar her şeyi yerli yerinde yapıyoruz ki.
Eee bizi hep dışarıda kınlar bozuyor. Yani biz o kadar sütten çıkmış ak kaşıkız biz. Tabii. Başımıza bir şey gelse ya İsrail yapmıştır ya ABD yapmıştır ya AB yapmıştır. Ya İngiltere yapmıştır. Bizim hiç suçumuz yoktur. Bizim başımıza bir şey gelse ya hükümet yapmıştır ya devlet yapmıştır. Bizim hiçbir hatamız kusurumuz yok. Yok. Ben böyle söyleyince de canı sıkılıyor herkesin. Seksen beş bin camiye sahibiz biz. Seksen beş bin cami var bu ülkede. Seksen beş bin cami demek seksen beş bin imam demek. Seksen beş bin müezzin demek. Normalde ilahiyat, diyanet hepsi de toplandığınızda yaklaşık devasa bir rakam çıkıyor önümüze.
Bunu tekkeleri, tarikatları, dernekleri, cemaatleri koyduğumuzda devasa bir rakam çıkıyor ortaya. Yani bu yaklaşık Türkiye'de bu tip böyle hani imam hatip, cami, dernek, tekke, cemaat, tarikat, şeyh, derviş toplasak yani yaklaşık biz bu topluluk 80 milyonun içerisinde en az beş milyon. Daha fazlası da beş milyon.
Aslında beş milyon ırgalar ülkeyi. Ama hiçbir şey yapamaz. Yani düşünebiliyor musunuz bu LGBT artı imzasını hükümetin geri çekmesi için beş milyon insan yürüyüş yapacak. Yani boş herkes benim gibi klavye kahramanı. Twitter'da LGBT için bir salva at, bir yazı yaz tamam vatan kurtaran sensin.
Tabii. Hiç aktif bir şey var mı? Yok. LGBT'liler onur yürüyüşü yapıyor. Biz onursuz muyuz deyip de millet çıkıyor mu meydana? Yani düşünebiliyor musunuz? Ahlaksızlar onurlular, ahlaklılar onursuz. İki kişi konuşurken ben onurluyum dersen ona, ha o kimse der ki ben onursuzum demek ki.
Ona dersen ki ben namusluyum. O demez mi ya ben namussuz muyum? Neden bunu söylemeye ihtiyaç duydun ki? Böyle bir algı yok. Allah bizi affetsin. O yüzden normalde hani tesettürden çıktı. Kur'an-ı Kerim okuyan bir kimse de normal tesettürüne riayet edecek. Namazı kılan kimse nasıl tesettürüne riayet ediyorsa o da riayet edecek. Erkekler de riayet edecek. Önündeki bir kimse camide bir günden geldim. Yani biraz da kilolu namaz kılıyor. Yani düşük bel bir de pantolon almış. Arkasının çatalı görünüyor. Ayaktayken görünüyor. Düşmüş bir de onun şeyi. Ne o? Pantolonun. Caiz değil. Erkeğin göbek deliğiyle diz kapağının arası erkek erkeğe de görmesi caiz değil.
Adam camiye giriyor. Caiz değil canım kardeşim. Adam likralı şey giymiş. Kot giymiş. Likralı. İncecik. Bütün erkek. Bütün vücut hatları belli. Üstüne de bir tane rigları. Bir tane body giymiş öyle söyleyeyim. Bütün vücut hatları belli. Bir de benimle görüşmeye gelmiş. Yani açık açık. Kapının önünde duruyor. Sen kimsin dedim. Ben seninle görüşmeye geldim dedi. Bu kıyafetle mi dedim. Bu kıyafetle dedim. Ya Hacı baba ya dedi. Erken öyle evden çıktım da dedi. Dedim bu ne? Bu haram. Senin dedim böyle dolaşman haram. Yarın bundan gelmeyeceksin yanıma dedim.
Şimdi hiçbir şey görüşmüyorum. Seninle git dedim. Gitti. Ertesi gün normal kıyafetle gelmiş. Ya Hacı baba haram mı? Haram dedim ya. Haram. Senin böyle dolaşman haram dedim ya. Bunu dedim. Kim giyerdi önceden biliyor musun? Dedim. Baktı deme dedi. Haram. Erkeklere de haram. Hep kadınların tesettüründen konuşuyoruz. Erkeklerin tesettüründen konuşmuyoruz. Erkeklerin de vücut hatları belli olmayacak. Erkeklerin de içi görünmeyecek. Erkeklerin erkeklik organları ve arka, hani büyük abdest aldıkları organları görünmeyecek. Tepsi gibi çıkmayacak meydana. Daracık pantolonlar giymeyecek erkekler. Daracık likralı body pantolonlar giymeyecekler erkekler.
Erkeklere de haram bu. Memlekette normal pantolon mu bitti ya? Allah muhafaza eylesin. Erkekler de şortla dolaşıyorlar şimdi. Normalde adam kısa bir şort giymiş dolaşıyor. Söylenecek çok laf var. Kardeşim benim karım, kızım, çoluğum, çocuğum senin bacaklarını seyretmek zorunda mı? Kadınlar da şortla dolaşıyorlar. Kadınlar da işin çığırını çıkardılar. Ya bu insanlar sizi seyretmek zorunda mı? Kimse bir laf söylemiyor. Ya ben senin etini seyretmek zorunda mıyım? Kimse bir şey demiyor.
Bakın kimse bir şey demiyor. Allah bizi affetsin. Sağlı sollu yanaşın. Tekkede ve bazen camilerde de görüyoruz. Namaz esnasını üst katta olan kadın cemaat imamın hizasında önünde namazı durabiliyorlar. Bunda bir sakınca var mı? Evet. Normalde bir erkeğin önünde namaz kılarsa bir kadın bütün erkeklerin namazları bozulur, fasit olur. Burada namaz kıldırılırken imam burada dursa, normalde kadınlar da ta burada namazda durmuş olsa, burası üst kat belki de ama mekan birliği var burada. Buranın önü açık çünkü. Mekan birliği olduğu için buradaki erkeklerin namazı fasit olur. Ben tekke ve dergah ortamını çok seviyorum. Burada kendimi bulduğumu düşünüyorum ve çok mutlu oluyorum.
Her geldiğimde dua ediyorum. Allah'ım öldüğüm zaman da buralarda yine geleyim diyorum. Siz ve herkes amin derse sevinirim. Amin diyelim. Ne diyelim şimdi? Amin demeyelim mi? Evli bir kadının kuzenleri, dayıları, akrabaları ilk tokalaşması ile tokalaşması ve onlarla öpüşmesi doğru mudur? Bir kadının dayısı ebediyen asla nikah düşmez. Dayısının elini öpmesi, işte onunla sarmaşması, bunda bir sıkıntı yok, bunda bir beis yok. Ama kuzenleriyle sarmaşması, öpüşmesi caiz değil. Borcu olan birisinin borcunu ödemeden hacca, ömreye veya ev ya da araba almasının dinen bir sıkıntısı var mıdır? Önce borcunu ödememiz lazım. Bir kimsenin borcunu ödemekte çok hızlı hareket etmesi lazım.
Bir kimse borcu varsa önce borcunu ödesin. Sonra hacca mı gidecek, ömreye mi gidecek, gitsin. O araba meselesi işiyle alakalıdır. Araba çünkü bazen ticari meta hükmündedir. Yani iş yapan insanlar bilirler, işte bir araba alırlar anında paraya ihtiyacı olduğunda satmak için. Veya işin gereğidir o. Ona bir şey demem ama öbür türlü sıkıntılı. Ben 8 yaşında bir kızım, annemle iyi geçinemeyen bir kızım, kardeşimle bazen iyi geçinemediğim için ceza alıp annem bizi sıkıp vuruyor. Bunun için ne yapmam gerekir? E geçin annenle. Hem de ne kadar söylemişsin. Bir çocuğun anne ve babasına öf demeyecek. Anne babasıyla iyi geçinecek. Ama çocuklar gün geçtikçe biraz bu konuda hassasiyetlerini kaybediyorlar.
Toplum bu konuda hassasiyetini kaybediyor. Anne babalar da çocuklarını haddinden fazla sıkıyorlar. Anne babalarda da biraz kusur var. O yüzden ölçüyü tutturmalı. 2 yaşında ailevi nedenlerden dolayı annem beni bıraktı. 20 yıl sonra annemi tekrar buldum. Fakat manevi olarak anneme karşı hiçbir his yok. Üvey anneme karşı da hiçbir şey hissetmiyorum. Böyle hissetmem günah mı dinen ona karşı görevlerim nelerdir? Şimdi normalde gönül arzu ederdi ki 2 yaşındaki bir kız çocuğu anne yanına alsın. Çünkü küçük bir çocuk annenin hakkıdır. Akıl bali oluncaya kadar çocuklar annelerinin yanında kalmalı. Ama erkek, baba hem çocuğun hem annesinin geçimini sağlaması lazım. Bakın hem annenin hem çocuğun geçimini sağlaması lazım.
Şimdi insanlar evlenirlerken evlilik hukukuna riayet etmeden evleniyorlar. Evlilik hukukunu bilmiyorlar. Bu şuna benziyor. Bizim toplumumuzda bir iş yaparlarken, ortaklık hukukunu kurarlarken nasıl ayrılacaklarını hesaplamıyorlar. Yani bir ortaklık kuruyorsun ticaret, ayrılırken nasıl ayrılacağını kimse hesaplamıyor. Evlilik kuruyor öyle değil mi? Evlenen insanların boşanma hukukunu hiç bilmiyor. Evlenen kimseler evlilik hukuklarını bilmiyorlar. Bir kadın evlenirken nelere hakkı var nelere hakkı yok bilmiyor. Bir erkek evlenirken nelere hakkı var nelere hakkı yok bilmiyor. Ya adam evleniyor. Orada bir tane iki tane çocuk yapıyor.
Bakmıyor. Gidiyor başka bir yerde bir daha evleniyor. Orada bir iki tane çocuk. Bakmıyor. Gidiyor başka bir yere. Bir iki tane orada çocuk bakıyor. Bakmıyor. Hani adam ortalıkta dolaşıyor boyuna. Damızlık teke gibi. Orada o çocukların ne olduğu önemli değil onun için. Aile kavramı, çocuk kavramı yok o kimsede. Çocuk birinci derecede baba bakacak çocuğa. Baba sorumlu. Arkadaş, hanefiler bakabileceğin çocuk kadar sahip olmayı hak olarak vermişler. Senin ekonomik durumun kaç? Bir çocuk bakabilirsin. Bir çocuk edin. Bu kadın seni bırakabilir. Bu kadın seni terk edebilir. Bu kadın seni boşayabilir. Veya sen kadını boşayabilirsin. Bu çocuğa bakar mısın, bakamaz mısın tek başına?
Kadın çekti gitti, çekip gidebilir. Çocuk babaya ait. Çocuk babaya bakacak. Baba çocuğa bakacak. Ama bunun hukukunu bilmiyor insanlar. Bu sefer ne oldu? İşte ayrıldı. Baba dedi ki, ben bu çocuğu normalde, anneyi cezalandırmak için çocuğu vermedi. Veyahut da işte bir şeyler oldu. Çocuk anneyi görmedi. Anne çocuğu görmedi. Aradan yıllar geçti. 20 yıl geçti. Ben senin annendim. Geçmiş olsun. Veya ben senin babanım. Geçmiş olsun. Baba baba gibi değil ki. Bir de aileler bunları araştırmıyor. Gençlere söylüyorum bunu. Evlenecek olan kimselere söylüyorum.
Eşekte paldım, ben seni aldım. Evlenmeyin. Bu tecrübe konuşuyor. Tecrübe. Büyüklerinize danışın. Annelerinize, babalarınıza danışın. Sorun, soruşturun, araştırın. Gerçekten ciddi söylüyorum bunu. Yani bu normalde bu adam, bunun babası nasıl? Babasını araştırıp sorun.
Babası annesini dövermiş. Vah! Babasıyla oğlu kavga edermiş. Birbirleriyle kürek küre, kürek sapından dövüşürlermiş. Ya senin kızını da döver. Hiç unutmuyorum. İlla kısrar ettiler. Kız istemeye gittik. O normalde çocuğun, o damat adayının babasına bakışını gördüm.
Böyle bir baktı babasını, babasını terbiye ediyor bakışıyla. Böyle gülerekten kalktım. Mutfağa geçtim. Kızın ailesine dedim, iyi düşündünüz mü? Gelin vermeyin bu kızı dedim. Bakın ciddi ciddi söylüyorum. Gelin vermeyin bu kızı dedim. Sırf bakışından soğudum. İçimden dedim ki, babasına böyle bakan bir kimse dedim. Ya önüne kim gelse? Kim gelse dedim önüne. Ya bir insanın babasına saygısı, sevgisi yoksa, babasına merhameti, şefkati yoksa, bir kimse babasını dinlemiyorsa, kimi dinler ya? Kadın erkek hiç önemli değil. Bir kimse, annesine karşı merhametli, şefkatli değilse, bir kimse, annesine karşı sevgisiz, sevgisiz, saygısız davranışsı yok.
Kadın erkek. Kime sevgili, sevgili davranır ya? Seni doğurana senin hürmetin yoksa, nankör, hainin tekisin. Seni o yaşa getiren kimseye sen, saygılı, sevgili davranmıyorsan, nankör, hainin tekisin. O yüzden aileler birbirlerini araştıracak, zamanlar geçti, o bitti onlar. Şimdi insanlar için boşanmak ucuz, çocukları orta yerde bırakmak ucuz, her şey ucuz. Her şey ucuz. Aileler kan ağlıyor bu konuda. Her ailede böyle sıkıntı var, bir vaka var. Araştırın kardeşler, araştırın. Fakirliğini, zenginliğini araştırmayın. Ahlakını araştırın. Annesini, babasını, dedesini, nenesini, köyünü, gömecini de ay araştırın.
Ciddi mi araştırın? Araştır. Bak, sülalesinde akıl hastası var mı? Sülalesinde beyin felci geçiren var mı? Sülalesinde doğurmamazlık var mı? Sülalesinde doğurtmamazlık var mı? Sülalesinde çabuk hastalık olan var mı? Sülalesinde herhangi bir olağan dışılık var mı? Gerçekten araştır. Hadiste sabit çünkü. Hadiste sabit. Kız anneleri, babaları. Muhakkak araştırın. Çünkü erkek çocuğu o kadar problemli değil. Kız çocuğu daha problemli. Bizim toplumumuz, kızım sen evlendin, boşandın, hadi Allah yoluna çıkesin, istersen sokakta yaşa diyen bir toplum değil daha. Böyle bir toplum olmadık daha. Yavaş yavaş gidiyoruz o tarafa ama öyle olmadık.
O kızın dönüp dolaşacağı yer gene babası çünkü. Bizim gibi aileler kızlarını, kız kardeşlerini sokağa atacak değil. Eee, kabak gene bizim başımıza patlıyor. O yüzden araştırın. O yüzden soruşturun. Evlendirmezden önce düşünün. Bu kız çocuklarına ve erkek çocuklarına, bütün topluma, sokakta buldum, ben seni aldım, eşekte paldım, ben seni aldım, yapmayın.
Yapmayın. Yazık annelerinize, babalarınıza yazık. Allah muhafaza eylesin. Böyle olunca 20 yıl sonra da olsa, 30 yıl sonra da olsa, önümüze böyle vakalar geliyor. Allah muhafaza eylesin inşallah. Mustafa Özbağ kimdir? Vallahi Mustafa Özbağ'ın kim olduğunu bilsek, bilmiyorum ki kimdir Mustafa Özbağ? Allah'ın kulu. Kim Mustafa Özbağ? Allah'ın kuluymuş. Şeytanın tövbesi olacak mı? Herkesin olacak da kabul olacak mı, olmayacak mı? Orası önemli. İmanın ve İslam'ın şartları neye göre belirlenmiştir?
Herhangi bir şeye göre belirlenmemiş. Cenab-ı Hak onu böyle hükmetmiş. O yüzden bir olaya binayen, bunun hükmü böyle verildiği noktası değil bu. İnsan neden şeyhe ihtiyaç duyar? Namaz kılıp oruç tutsak yetmez mi? Yeter. Ne yetmeyecek ki? İnsan neden çorbadan başka yemeğe ihtiyaç duyar? Sadece çorba hissi olmaz mı? İnsan neden ekmeğin haricinde bir şey arar ki yani? Sadece ekmek yetmez mi? Çocuk neden anne sütünden sonra illaki büyüdüğünde ekmek ekmek der? Anne sütü yetmez mi ki ona? Neden namaz kılıp oruç tutsun? La ilahe illallah Muhammeden Resulullah demek yetmez mi ona? Bu ucu açık çünkü.
Böyle derler ya. İnsan neden normalde okula ihtiyaç duyar ki? Annesinin karnında okuma yazma mı biliyordu? Onun konuşması yetmez mi ki? E ilkokulu bitirdin, namıha ortaokul okudun. İlkokulu bitirmen yetmez mi ki? E yetmez. Neden? Benim okumam lazım. Sebep? E diploma sahibi olmam lazım. Neden? Yetmedi mi okudun? Okuma yazma öğrendin, bitti. Ay yok bir üniversite bitiriyor, bir üniversite daha bitireceğim. Neden ya? Yetmiyor mu sana? Bu artar. Veyahut da işte tıp okudu.
Yetmez mi ya? Yok üstüne bir de uzmanlık yapıyor. Ya yetmez mi? Yok üstüne bir daha ne o? Doçent oluyor, hadi uğraşıyor, daha profesör oluyor. Demek ki yetmiyor. Bazılarına. Birine yeter mi? Yeter. Bedevinin birisi gelmiş. Bir kimse bedevi düşünceliyse yeter. Bana demiş, dini söyle. Ona demiş ki, otuz Ramazan oruç tutacaksın. Tutarım demiş. Beş vakit farz namazı kılacaksın. Kılarım demiş. Bir de dost doğru olacaksın demiş. Olurum demiş. Bu kadar mı demiş? Bu kadar demiş ona. Bedevi çünkü o. Hadis-i şerifin metninde de bir bedevi diyor zaten geldi. Diyor ki, bundan ne bir eksik yaparım ne bir fazla. Dönüp gidiyor. Diyor ki sözünde durursa ehli cennettir.
Ona bakın. Bedeviye namaz, oruç yeter. Gerçekten ciddiyim. Bedevi, hani Arap toplumunda köylü. Yani şeyde yaşayan, çölde yaşayan kimse. Ama asıl bedevinin tabiri, o kimse işte tabiri caizse okuması, yazması yok, böyle entelektörliği yok, bir naifliği, inceliği yok, bir narinliği yok. Bedevi deyince daire böyle şey, hep olumsuzluklar var.
Yani böyle işte belli bir yerde durmayan, belli bir eğitim almamış, belli bir kültür almamış. Hani bedevi, bir bedevi geldi camiye işedi. Bakın kim geldi, bedevi. Ne yaptı, camiye işedi. Sahabe kızdı birden ona, dedi durun sahabeye. Gitti, biraz su aldı, biraz da eline bir çalı süpürgesi gibi bir şey aldı. Suyu döktü, toprağı karıştırdı. Ondan sonra o bedeviye, ibadethanelere bevledilmeyeceğini anlattı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Bedevi çünkü. O yüzden bir kimse namaz kılıp oruç tutar, bedevidir o, ona yeter. Ama onunla yolculuk yapamazsınız. Onunla evlenemezsiniz. Onunla yemek yiyemezsiniz.
Onunla dostluk, arkadaşlık yapamazsınız. O kendi sınıfında bir kimseyle yemek yer, dostluk yapar, arkadaşlık yapar. Sebep? Bedevi çünkü. O nerede ne konuşacağını bilmez, nerede nasıl davranacağını bilmez, nerede ne söyleyeceğini bilmez. Kime nasıl davranacağını bilmez. Neden? Bedevi çünkü. Bu işin cahili. Öyle olunca böyle olur. Allah muhafaza eylesin. Cahil çünkü. Bu cahil ne? Yani din bilmez, tanımaz cahillerden değil. Eğitilmemiş. Bir öğrenim görmemiş kimseler. O yüzden sufilik entelyotelliktir biraz. Sufilik güzel ahlakla beraber ince fikirliliktir. İnce düşünceliktir. İnce davranıştır.
Naif davranıştır. Sufilik böyle bir şeydir. Sufi baldan tatlıdır. Böyle bakıyorsunuz, sizler değilsiniz bunlar. Bunlar böyle bir İtopya. Ben de değilim. İtopya. Sufi baldan tatlıdır. Sufi şekerden kıymetlidir. Sufi harika bir elmas gibidir. Harika bir elmastır o. O böyle ötelerden gelmiş bir mercan gibidir. Sufi o yüzden gittiği yeri aydınlatır. Sufi gittiği yere naiflik götürür. İnsanlık götürür. Merhamet götürür. Şefkat götürür. Sufinin olduğu yer cennet bahçesi olur. O yüzden sufiler için şeyh lazımdır. O yüzden insan o hale gelebilmesi ancak bir ustanın nezaretinde olur.
Ustasız olmaz. Ya bir kimse şimdi harika bir mobilyacılık yapacak. Ustasız mobilyacı olur mu? Fabrikasyon çalışacaksa orada dahi usta lazım. Olmaz. Hiçbir şey ustasız olmaz. Şimdi arabayı alıyorsun mecbur gideceksin Cevdet'e. Neden? Ustasız olmuyor. Hadi kendin motoru tamir ettir. Tamir et hadi. Yok ne yapacaksın? Ustasına gideceksin. E aramanın bir kenarını vurdun, dokundurdun. E boyası gitti, kaportası gitti. Gideceksin lütfen ustanın yanına. Alternatifin yok başka. Hadi al çekici sen düzelt hadi düzeltiyorsan. Mümkün değil. Bir kimse bir işle iştigal ediyorsa, bir hedefi varsa onun ustası lazım.
Kadınlara gece oda sohbetlerini neden yapıyorsunuz? İman eden erkekler, iman eden kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, namaz kılan erkekler, namaz kılan kadınlar, erkeklerin ne kadar hakkı varsa dini yaşamaya ve öğrenmeye, kadınların da dinlerini yaşamaya ve öğrenmeye hakları var. Erkeklerin ne kadar sufi sohbetine ihtiyaçları varsa kadınların da var.
O yüzden bu adı oda sohbeti kaldı bunun. Burada meydanda oluyor bu sohbet. Yani burada oluyor. O yüzden adı oda sohbeti olarak kaldı. Burada meydanda oluyor. Onu da aslında çalışan bayanlar, hafta içerisinde sohbetlere devam edemeyenler veya işte dışarıdan gelenler, şehir dışından gelenler, burada bahçede durup da ya bu nedir ne değildir diye öğrenmek isteyenler. Böyle bir sohbet sorulu cevaplı bir sohbet konuldu. O gündür, bugündür devam ediyor. Eğer bir toplumun kadınları cahilse o toplumdan bir şey beklemeyin. Evlendiğin kadın cahilse bir şey bekleme ondan. Çocuklarından da bir şey bekleme.
Ciddi ciddi. Eğer evinde görgüsüz, kültürsüz, eğitimsiz, nerede ne konuşacağını bilmeyen, nerede nasıl davranacağını bilmeyen bir kadının varsa, kıyamet senin başına kopmuş zaten kıyamet beklemesen. Eğer evde görgüsüz, kültürsüz, eğitimsiz, nerede nasıl davranacağını bilmeyen, nerede ne konuşacağını bilmeyen bir erkek varsa, o evin komple kıyameti kopmuş.
Allah muhafaza eylesin. Dünyanın en büyük handikapı eğitimsizlik. Dünyayı bekleyen en büyük tehlike bu. Allah muhafaza eylesin. Kadir olan Allah henüz dünyayı insanı yaratmamışken, peygamber gelmemişken zaten her şeyi biliyordu.
Eğer Allah çoğunluğun cehenneme gideceğini biliyorsan neden insanı yarattı? Sen sonrasın diye. Seni yaratmasaydı bunu soracak mıydın? Direkt cehenneme gitseydi bir kimse, diyecekti ki beni dünyaya gönderseydin, ben cehennemlik olanlardan olmazdım. Sen ne yapma bizi buradan ayırdın, taslim ettin diyecekti diyor. Ayet-i Kerime'de bu soruya cevap olarak. Aynalara neden çok bakmamamız söyleniyor? Bu hurafe mi? Yok bu tersine söylüyoruz. Muhakkak bir aynanız olsun. Maddi manevi. Ayna şart. Ama aynanız tozlu olmasın.
Aynanız pırıl pırıl parlak olsun. Muhakkak aynanız olsun. Hatta böyle kapıdan dışarı çıkarken aynaya bakmak, kılık kıyafetine bakmak sünnettendir. Aynaya bakmak sünnettir. Muhakkak aynanız olsun. Aynasız insan, Allah muhafaza eylesin. Hiç insan. Aynanız olsun. Erkek şarkıcıların şarkılarını dinlemek günah ya da haram mı? Yok. Normalde sahabenin dinlediğine dair rivayetler var. Aa soru çok enteresan. Hemen atlayayım buradan. Mustafa Özbağ Atatürk'e inanıyor mu? Atatürk Allah mı ki?
İnanılması gereken bir inanç akidesi mi? İnanç akidelerine Atatürk'e iman etmekte mi, inanmakta mı eklendi? Allah muhafaza eylesin. Kıymetli kardeşler. Bu toplumu yetiştirdiği liderlerden birisi Atatürk'te. Biz bu ülkeye hizmet etmiş her kim var ise, Türk kavmi olarak 430'lardan itibaren.
Çünkü 430'larda Türkler Müslüman olmuş. Ben Muhammedilik'ten önce de bu kavmin İslam olduğuna inanıyorum. Ben hiçbir zaman ne Osmanlı döneminde ne de Cumhuriyet döneminde bu ülkeye hizmet etmiş, liderlik etmiş, hiç kimseye düşmanlık beslemem. Bunu Atatürk'te daim.
Herkes şöyle bir algısı oluşuyor. Bir kısmı da bunu böyle husisi yapıyor. Atatürk düşmanlığı ile kendisine bir yer biçmeye çalışıyor. Bir ortam oluşturmaya çalışıyor. Ya da Atatürk sevgisiyle kendine bir yer, bir ortam oluşturmaya çalışıyor. Her iki tarafta da istismar var. Bu ülkede Atatürk istismar ediliyor, Atatürkçülük istismar ediliyor, Hazreti Mevlana istismar ediliyor, Hacı Bektaşi Veli istismar ediyor, Yunus Emre istismar ediliyor.
İstismar edilen o kadar çok şey var ki. Ama bir kısmı Atatürk'ü bu kadar çok öne çıkararak, ilahlaştırarak Atatürk'e insanların laf söylemesine yol açıyor. Gelmiş, iyi, kötü, hesabını Allah'a verecek. Bana verecek değil ya. Veya birileri onun mesela direkt şahıs olarak küfrüne fetva veriyor. Kardeşim son nefesinle yanında mıydı? Ne yapma küfrüne fetva veriyor. Bu da yanlış. Hiç kimsenin küfrüne fetva vermeyiz. Şahıs olarak. Şunu diyebilirsin. Bir kimse Kur'an ve sünnetin farz kıldığı bir şeyi reddederse, reddederse, inkar ederse, o küfür ehlidir dersin. O kimse tövbe etmeden ölürse, Allah alem o cehennemliktir, kafir olarak ölmüştür.
Eyvallah. Bu bir hükümdür. Hani İskilip'le Atıf Hoca, bir kimse frenk şapkası giyse, ben şimdi frenklere benzedim dese ve bundan mutluluk duysa, o kimse frenklere benzediğinden dolayı küfür ehlidir diye fetva vermiş ya, fetvasından bilmem kaç sene sonra bu fetvadan dolayı da asılmış ya şapka kanununa muhalefetten. Bu farklı bir şey mesela. O zaman frenk şapkası giyip de frenklere benzemenin küfür olduğunu söylemiş. Acaba İskilip'le Atıf Hoca sağ olmuş olsaydı, bugünkü bu toplumu görseydi, nasıl bir fetva verirdi? Bu da ayrı bir mesela. Erkek şarkıcılar, evet erkek şarkıcıları da, bayan şarkıcıları da, daha doğrusu bayan derken bunlar cariyeydi. Normalde sahabelerin dinlediğine dair rivayetler var.
Mesela bir bayan da olsa cariye hükmündeyse onun şarkısı dinlenir. Önceden bu tip işleri yapan kimseler gayrimüslimlerdi Osmanlı'da. O yüzden şeye geçilirken, cumhuriyete geçilirken ilk şarkıcılar, türkücüler, sazcılar, cazcılar, tekkelerin haricindeki tiyatrocular, sinemacıların büyük bir çoğunluğu gayrimüslimlerdendir. Onların adları Türk adıdır gibi ama onların büyük bir çoğunluğu gayrimüslimdir. Çünkü normalde Müslümanlardan şarkı söyleyen, türkü söyleyen, işte tiyatroculuk yapan, kanto oynayan yoktu çünkü. Bunlar gayrimüslimdi. Düğünlerde çalgı çalan, köy düğünlerde davul zurnalar hariç, öbür türlü kadınları eğlendiren, rakkaselik yapan, oryantellik yapanlar gayrimüslimlerdi.
Bunları sadece gayrimüslim unsurlar yapardı Osmanlı'da. Bunların içerisinde hiç Müslüman yoktu. Çünkü buradan kazanılan paranın haram olduğuna dair fetva var. Bir kimse şarkıcılıktan, türkücülükten para kazanırsa paranın caiz olmadığına, haram olduğuna dair fetva var. O yüzden Müslümanlar, müminler bu işlere girmezlerdi. Çoğu ateist siz Allah'a inanıyorsunuz ama dünyanın her yerinde Müslümanlar eziyet görüyor. Bunu ateistlere nasıl açıklayabilirim? Evet Müslümanlar eziyet görüyorlar çünkü Müslümanlar vahşi değil. Müslümanlar eziyet görüyorlar çünkü Müslümanlar bu noktada insanları katledecek, öldürecek kadar gözü dönmüş değil. Müslümanlar eziyet görüyorlar, mazlumlar çünkü.
Bir Müslüman Hiroşime'ye bomba atamaz, yapamaz bunu. Bir Müslüman daha yeni bakın Sibreniska katliamı diyoruz hala daha. Bir Müslüman o katliamı yapamaz. O yüzden Müslümanlar eziliyor. Yani şu ülkeyi görüyor musunuz? Bir 15 Temmuz'u da geçirdi. Bir Müslüman bunu yapamaz. Bir Müslüman Müslümanların üzerine tankını sürdüremez, süremez. Bir sivil halkın üzerine tank süremez. Bir Müslüman elinde silah olmayan bir kimseye uçaktan bomba atamaz. Helikopter kaldırıp onları yaylım ateşine tutamaz. Yapamaz bir Müslüman bunu.
Bir Müslüman Irak'ı yerle bir edemez. Bir Müslüman Kürtleri yerle bir edemez. Hendekler kazıp evlerini patlatamaz. Bir Müslüman sivil halkın üzerine varil bombaları dökemez. Yapamaz. Bir Müslüman oradaki diğer unsurları göçe zorlayamaz.
Bakın Osmanlı Viyana kapılarına kadar dayanmıştır. Hiç göç yoktur. Hiç sivil katliamı yoktur. Bir tane sivilin burnu kanamamıştır. Viyana kapılarına kadar gitmiş bu ordu. Bir ucu Afrika'ya gitmiş. Bir tane sivilin burnunu kanatmamış. Osmanlı'da bir tane göç hareketi bulamazsınız. Bir tane göç hareketi bulamazsınız. Bulgaristan'dan neden geldi soydaşlarımız ve dindaşlarımız? Yugoslavia'dan neden geldi? Arnavutluk'tan neden geldi? Yunanistan'dan neden geldi?
İtalya'dan neden geldi? Hala da geliyorlar. Neden? Zalim çünkü insanlar. Merhametsiz, gaddar, hain, kafir. Biz hala da onlara sıcak davranacağız diye uğraşıyoruz. Kıymetli kardeşler, hala da Bosna'da bin kişi kayıp erkek. Daha cesetlerine ulaşılamayan bin kişinin üzerine var.
Sırplar katlettiler komple. Evet bir Müslüman bunu yapamaz. Hindistan'da, Bangladeş'te, daha uzak doğuya gidince kadar her yerde Müslümanların kanı akıtılıyor. Evet doğru. Irak'ta, Suriye'de evet. Yemen'de evet. Fas, Tunus, Cezayir hepsi sırada. Mısır. Bir Müslüman yapamaz ki bunu. İman ehli bir kimse kendi vatandaşına kurşun vurabilir mi? Bir kimse iman etmiş ya Müslüman. Sen kendi vatandaşına kurşun çekebilir misin ya? Yapabilir misin bunu?
Yapamazsın. Siz bütün insanların batı dediği, havalara çıkardığı, kendince ilahlaştırdığı, kendince her şeyleri çok düzgün azizim, bir gideceksin, bir bakacaksın. O kadar zalim olursan sen de onu yaparsın. O kadar sömürürsen ortalığı sen de aynı şekilde yaparsın. Şunu unutmayın. Avrupa'nın başına sömürgeleri bela olacak. O sömürdüklerinin torunları Avrupa'nın başına bela olacak. Onlar Afrika'yı sömürdüler. Afrikalılara da sömürülerinin neticesinde vatandaşlık verdiler. Onları kendi memleketlerine ucuz işçi olarak götürdüler. Onlar dedelerinin intikamını alacak dönüp de. Avrupa asla rahat yüzü görmeyecek.
Yakın onlar. Bakın yakın Cenab-ı Hak kendi başlarına makus eylesin. Onlar o zulümlerinin, o hainliklerinin, o gattarlıklarının hesabını verecekler. Hesap döner arkadaşlar. Sen bir şey yaparsın, torunundan döner. Sen bir şey yaparsın, torununun çocuğundan döner. Döner hesap. Sen şimdi oraya bir tane tohum atarsın, o kötülük tohumudur. Onun normalde filizlendiğini görürsün ama meyvesini göremezsin ya onun. Meyvesini göremezsin. Kendince sen dersin ki ya bir tohum attın filizlendi. Eğer o kötülük tohumuysa, o kötülük meyvesi verir. Senin torunların kötülük meyvesini yer. Senin çocuğunun çocuğu kötülük meyvesini ver. Sen akıl sahibi ol.
Akıl sahibi demek sonunu gören demektir. Akıl sahibi demek yüz yıl sonrasını gören insandır akıl sahibi. Feraset sahibi iki yüz yıl sonrasını gören kimsedir. Yüz yıl sonrasını gören kimsedir feraset sahibi. Sen akıllı ve erdemlilerden ol. İyi tohum dik. Şüpheli tohum dikme. İyi tohum dik. Evladını iyi yetiştir. Çocuklarını iyi yetiştir. Sen vatanına, milletine sahip çık. Senin ülkeni idare edenler de zulmetmesin. Ona da müsaade etme. Sebep? Çünkü dönerler senden de intikam alırlar. Senin torunların da rahat yüzü görmez. Allah muhafaza eylesin. Günümüzde sayıları gittikçe artan eşcinseleri destekleyen insanlara doğru yolu yönlendirmek için Hz. Lütf ve kavmini anlatıyorum.
Fakat ikna olmuyorlar. Onlara nasıl eşcinselliğin günah olduğunu inandırabiliriz? Ya normalde iş öyle bir noktaya geldi. Zaten onun o günah olduğunu kendince inanmıyorsa o zaten küfür ehli. Bu gün geçtikçe daha artacak bu. Bu böyle yüksek global bir proje. O projeyi uyguluyorlar. Bu projeyi bakın bütün dünya üzerindeki bu tip projeleri direnen Müslümanlar demiyorum. Bir tek İslam kaldı. Müslümanlar bu direncin tam böyle ortasında değil, tam bu konuda faal değiller. Ya Müslümanlar hala da böyle o ezikliği, o yenilmişliği ortadan atabilmiş değil. Allah attıracak inşallah.
Derin devlet nedir? Derin devlet benim kendi anladığımca gördüğünüz bakanlar kurulu filan değildir. Allah'u alem. Yüksek bürokratlardan oluşan, işte belki de önemli bakanların da katıldığı, nasıl söyleyeyim? Görüntüde Milli Güvenlik Kurulu mu diyorlar? Görüntüde Milli Güvenlik Kurulu ama görüntüde yine. Arkasında belki de genel sekreterlerin, büyük müdürlerin veya bürokratlarının olduğu bir oluşum olabilir, mitin de olduğu. Ya enteresan sorular gene geliyor ya. Mustafa Özbağ günahkarları sever mi? Kıymetli kardeşler, biz günahı sevmeyiz, günahkarları severiz. Bize günahsız bir kardeş de lazım değil, o daha yüksek yerlere gitsin.
Bize günahkarlar lazım, böyle tevazu sahibi olsun, ben çok günah işledim desin ağlasın. Biz neden günahkarları sevmeyelim ki? Allah bizi affetsin. Gece yatarken altımızda ekmek kırıntıları olunca kötü rüya görüyoruz. Peki altımızda kağıt olursa görüyoruz mu? Çocuk herhalde bu. Ekmek kırıntıları olan bir yerde uyumlamaya gayret edin ve ekmek kırıntıları olmasın. Çocuklar yataklarınızın üzerinde abur cubur bir şeyler yemeyin. Mutfağın haricinde dışarıda abur cubur bir şeyler yemeyin. Selamun Aleyküm. Ülkücülük tam anlamıyla nedir, neyi savunur? Ya bizim öğrendiğimiz ülkücülük Kur'an, Sünnet, Vatan, Millet'ti.
Bizim bildiğimiz oydu. Bizim o gençlik yıllarımızda biz ülkücülük olarak milli değerlere, milli yapıya sahip olma, milli olmaktı. Kökün, gömecin dışarıda olmamak, ne Amerika'ya, ne Rusya'ya, ne Çin'e, ne Avrupa'ya bağlı olmadan kendi dini ve milli duygularına ayakta durmaktı. Bizim bildiğimiz ülkücülük buydu. Kur'an'ını, vatanını, milletini, milli değerlerini, örfünü, adetine, geleneğine, göreneğine sahip çıkmaktı. Bizim bildiğimiz ülkücülük bu. Benim bildiğim bu. E sonradan biraz devşirilmiştir, devşirilmemiştir. Biz orada kaldık. Biz hala da oradayız. Bu konuda, yani ben değiştiğimi söyleyemem hiçbir zaman. Ben oradayım. Bu konuda da çok açık bir şekilde söylüyorum.
Benim için hayat, Kur'an, sünnet, vatan, millet mücadelesinden ibarettir. Başka bir şeyimiz yok. Bunun adına biz ülkücülük olarak öğrendik. Ülkücülüktü. Biz öyle de devam ettik. Saklayıp gizlemiyoruz biz de zaten bunu. Kimileri saklar, gizler, saklanacak, gizlenecek bir şeyimiz yok. Aynı noktadayız. 69'da yaşanan 6. filo defal olaylarına solcular emperyalizme ve Amerikan gemilerine karşı eylem yapmış. Ama dönemin sağcıları bu eylem esnasında solculara saldırmıştır. İki taraftan da vatan millet adına örgütlenmişken, sağcılar niçin böyle bir tutum sergilemiştir? Sağcıların kökü hep dışarıdadır. Solcuların da kökü dışarıdadır. Sağcılar da solcular da Türkiye'nin milli unsurları değildir. Türkiye'deki sağcılık da solculuk da milli unsur değildir.
O yüzden siz mesela sağcıları daha böyle pozitif bakar bir kısmı, solculara daha negatif bakar örneğin. Hiç alakası yok. Sağcısı da solcusunun da kökü dışarıda. Hatta sağcısının da solcusunun da kökü Amerika'da. Sağcısının da solcusunun da kökü CIA, Mossad ve M16 üçgeninde. Bu işin önceden kafası planlayanı İngilizlerdir.
Bunu uygulamaya sokan, işte alana yayan, alanda savaştıran, mücadele ettiren Amerika'dır. CIA'dir. Sonra ona şey kurulunca, İsrail kurulunca CIA bir kısım karanlık işlerini Mossad'a yaptırmaya başladı. Şimdi normalde CIA'nin karanlık işleri Mossad'da. CIA'nin karanlık işleri Orta Doğu'da değişik örgütler var. Yeni kurduğu. Duruma göre, konuma göre İsrail'in kurdurduğu örgütler var, tarikatlar var. İsrail'in, Mossad'ın, ondan sonra CIA'nin kurdurduğu cemaatler var. Bunların hepsi de var. Veya bir cemaat kurulu içine sızıyorlar, içinde örgütleniyorlar. Herkes biliyor onları, bir şey diyemiyorlar. Parayla giriyorlar, makamla giriyorlar. Ne işiniz var?
İşte şu, biz hallettiriz. Bürokraside işleriniz hızla yürüyor. Bu sefer o adamı siz tutuyorsunuz. Yani zavallı bir cemaatsiniz. Ankara'da Adalet Bakanı'yla görüşülüyor. Harika. Adalet Bakanı'na bir mektup gönderiyor o. Adalet Bakanı şakkadak onun işini görüyor. Muhteşem bir şey. Veyahut da bir bürokrata bir mektup gönderiyor. Bir pusula gönderiyor. Bu kardeşimizin işini görün. Oluyor işiniz. Bu cemaatlere, cemaatlere bilhassa daha rahat girerler. Bizde adam zakir olacaksa rüyamızda göreceğiz. Çavuş olursa, çavuş olacaksa rüyamızda göreceğiz. İş zor bizde. Adam uçsa gelir bizim önümüze. Allah mübarek etsin kardeşim.
Uçmaya devam etsin. Onun uçtum lafına bakmayız biz. Uçar, uçuyordur. Kuşlar da uçuyor. Ama cemaatlerde böyle değildir. Cemaatlerde iş yapan adam böyle bürokraside, siyasette. Böyledir bu işler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde sağcılık da, solculuk da bu ülkede kökü CIA'ya dayanır. Bakın Rusya'ya dayanmaz. Bu Rusya'nın böyle fikirsel işleri yoktur. Rusya bir örgüt kurar, terör örgütü. Verir silahı, çatıştırır orada. Rusya'nın denklemi budur. Bir başlarlar çatışmaya, onun çatıştırdığını haydi Amerikalılar da silah verir. Çatışır durursun. Sen orada iki grup birbirlerini öldürür durur 12 Eylül'de olduğu gibi. Bu değişmez bir şey.
O yüzden sağcılık da, solculuk da, her ikisi de CIA ve İngilizlere dayanır. Ve aynı zamanda sonradan İsrail de girdiği işin içerisine, İsrail'e dayanır. Bir adam ben sağcıyım diyorsa bilin ki kökü oradadır. Ama o zavallılar, avam halk onu bilmez. Nereden bilecek ki o? O Nurlu Süleyman, o şapkasını çıkarır, herkes gider arkasından. Kökü dışarıda mı içeride, bilmez. Nereden bilecek insan. Babanız geldi, kurtar bizi baba. Gençliğimiz bunlarla geçti ya. Bitmedi. Adam öldü gene kurtulmadı bu millet. O yüzden bunlar bizim gibi ülkelerde milli unsurlar değildir. Bunun arkasında bir şey ararım ben hep. Bundan kim faydalanıyor derim.
Allah muhafaza eylesin. Ülkemizde sağcıların ve solcuların davası neydi? Günümüzde sağcılık ve solculuk kavramları varlıklarını sürdürmekte midir? Sağcıların da solcuların da davası beyhudeydi. Başka hiçbir şey değildi. Şimdi davalar devam ediyor mu? Böyle kendilerince nostaljik olarak takılanlar var. Deniz gezmişin davası nedir? Bizler deniz gezmişin devrimcilik aşkı kadar ateşli bir şekilde davamızı savunursak, İslam alemini tek yumruk haline getirerek getirecek kadar büyük bir devrim yapmış olur muyuz? Bizim işimiz bunlar değildir. Biz böyle devrim sevdalı, devrim yapacağız diye bir yola çıkmış bir kimse değiliz. Biz Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyoruz.
Biz resmi nikahımızı kıydık, imam nikahımızı da siz kıyabilir misiniz? Kardeşler böyle şeylere çok zamanım kalmıyor. Haklarınızı helal edin. O yüzden normalde dini nikah, icaf ve kabulden ibaret. Bir kimse, bir erkek kadına dese ki ben seni nikahladım, kadın da kabul etse nikah nikahtır. Gece 11'den sonra aynaya bakınca kendi sıfatımızı değil başka sıfatı görür müyüz? Gördüğün sıfat hep kendi sıfatındır. Allah'la ilgili kötü şeyler aklına gelen şeytan fısıldar yani ona günah yazılır mı? Çarpılır mı? Ama söylemese. Karman çorman bir soru. Söylemezse çarpılmaz. Bizler çok çarpılmaktan korkarız ya.
Allah'ın bu kadar merhametli olduğu ayetlerde belirtilirken, kulun bir veya birden fazla hatası için onu acımasızla cezalandırmakla korkutuyor. Eğer bir anneden örnek verecek olursanız, Allah'ın merhametinin bir zerresinin annelere verildiğini unutmayın. Biz de unutmadık ki. Kim unutmuş ki biz unutalım? İnsanların birbirlerine ceza verme yetkisi yoktur. Bir kimse elinin altındakilerden sorumludur. Biz elimizin altındakilere nasihat ederiz. Onları iyi yola, doğru yola götürmeye gayret ederiz. Ahiret cezası Allah'a ait. Bize ne?
Cömert kimselerin kusurunu affedin. Çünkü her ayağı sürttüğünde Allah onun elinden tutar. Haraiti yazmış buraya ama bu hadis-i şerif var. Yani normalde haraiti olarak okudum. Bunu bilemedim. Hangisi haraiti mi nedir bu bilemedim. Hadis evet doğru. Allah cömerttir, cömertleri sever. Evet. O da hadis. Allah yolunda cömertlik nedir? Sadece maddi olarak budur. Cömertlik Allah yolunda neyin var neyin yok? Her şeyini saçmaktır. İlla ki maddi bir şey değildir. Buraya sorular geliyor ya bu sorulara cevap vermek dahi cömertliktir. Bir kimsenin ilmini saklamaması dahi cömertliktir. Bir kimsenin Allah için bildiği, bilmediği, var olan, olmayan, makul ve malum dairede neyi varsa her şeyini Allah yolunda o kimsenin yapabildiği yere kadar ölçülü bir şekilde feda etmesi cömertliktir.
Ya şimdi normalde ben bazen zaman zaman 28 Şubat devam ediyor dedim de insanlar hani ne oluyor nasıl 28 Şubat devam ediyor diye böyle tuhaflarına gidiyor. Arkadaşlar 28 Şubat'ın 28 Şubat'ın yegane tek maksadı vardı bu ülkede.
Ülkenin din algısını ve din yaşantısını değiştirmekti. Bakın din algısını ve dini yaşantısını değiştirmekti. başardılar. Bu başarıldı. 28 Şubat hala daha devam ediyor. Bakın hala daha devam ediyor. Bunu biz görmüyoruz. Biz bunun farkında değiliz. Dinde neler haram ve lanetlenmişse hepsi de toplum içerisinde ve devlet nezdinde mübah ve alkışlanıyor. Mübah ve alkışlanıyor.
Bizler buna layıkız çünkü. Yarın öbür gün bir LGBT'li bir bakan da olabilir şirin ve sıcak görünmek için insanlara. Yani şu anda belediyeler sıraya girmiş vaziyeteler. LGBT'lileri alkışlamak için, onur yürüyüşlerine destek olmak için. Herkes sıraya girmiş.
Yani LGBT'lilere şirin davranmak bir böyle şey. Pozitif bir puan. Bunu bütün siyasiler bunu kullandılar. Bugünkü mevcut siyasilerin hepsi de. Bakın mevcutların hepsi de diyorum. Hepsinin de katın için işin içine. Bu LGBT'li artılara hepsi de sıcak mesajlar verdi. Hiç kimse şunu cesurca haykıramadı. Allah'ın ve meleklerinin ve bütün peygamberlerin lanetlediği bir fiiliyattır. Yapanın da yaptıranın da katledilmesi caizdir. Hazir-i Şerif vardır bu konuda. Lanetlik bir iştir. Diyemediler bunu. Hala da diyemiyorlar. Hala da diyanet dahi diyemiyor bunu. Bunu diyanetin normalde hutbesini de dinledin.
Diyanette bu lanetliktir. Eşcinsellik lanetliktir kardeşim. Allah ve melekler o kimselere lanet ederler. Onlar eşcinselliklerinden dönmezlerse ebedi cehennemdeler küfür ehliler. Asla afları mümkün değil. Ancak tövbe eder geri dönerlerse Allah onların günahlarını affeder. Onlar geri dönüp tövbe etmezlerse onlar ebedi cehennemlik. Bu kadar. İnananlara bu. İman edenlere. Biz iman ettik kardeşim. Biz iman ettiğimiz için eşcinsellik haram. Erkek erkeğe cinsel ilişkide bulurmak en büyük günah keberlerden birisi lanetlik. Kadın kadına cinsel ilişkiye girmek lanetlenmiş.
Erkeklerin kadınlığa özenmeleri ve kadın gibi kırıtmaları, kadınlığa benzemeye çalışmaları lanetlik. Lanetlenmiş. Kadınların erkekliğe özenmeleri, erkekler gibi giyinmeleri, erkekler gibi hareket etmeleri lanetlenmiş. Bu. Evlenme çağına gelmemiş çocukları evlendirmek. Evlenmeyi istemeyen çocuklarını zorla evlendirmek. Günah-ı kebahir. Evlilikten henüz daha haberi olmayan 7-8 yaşındaki genç çocuk kızları böyle cinsel obje gibi kullanmak lanetlenmiş. Küçük erkek çocuklarının yüzüne bakmak hatta onlara dokunmak. Cinsel olarak onlara yaklaşmak lanetlenmiş.
Lanetlenmiş. Bu benim hükmüm değil. Bu Kur'an ve Sünnet'in hükmü. Geçenlerde Ayşe Arman, neydi o söylediğin isim birisi? Değil öbürkü. Selin Ciğerci. Selin Ciğerci. Onunla Hürriyet Gazetesi'nde röportajı var. Ben Taksim'de fuhuşa çıkıyordum diyor. Bu bakın burada normalde kendisi itiraf ediyor ya bunu. Bunu kendisi itiraf edince İslam hukukuna göre o kimse katledilir. Ama bunu açık bir şekilde söyleyebiliyor. Ama yani altı parmakta giderken bir tanesi yukarı doğru çıkıyor.
Herkes öyle tebessüm ediyor. Böyle bakıyor adamlara herkese. Onlara. Lanetlenmiş. Bir kimse lanetlenmiş fiili yaptığı zaman ona tebessüm etmek, onu kabullenmek, ona yüzünü ekşitmemek, o fiiliyatı yapmış gibi insana günah kebare sokar. Biz onlara alkışlıyoruz. Biz onlara alkışlıyoruz.
Onlar bizim için büyük sanatçı. Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed'e yardım etsin. Ümmeti Muhammed'e ikram etsin. Bu akşam sorular fazlaydı. O yüzden meslebi okuyamadık. Hakkınızı helal edin inşallah. Bizden yana da helal olsun. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi