Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 13 Temmuz 2013

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Temmuz 2013 · 55:44

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Babamla bugün cinlerle ilgili tartıştık. Fakat benim bilgimin yetersizliği sonucu cinlerin var olduğunu, hazineleri koruduğunu, kötü niyetli insanlara ve devletlere yardım ettiğini inandıramadım.
Bu konu hakkında bize bilgilerinizi lütfeder misiniz demiş. Cinlerin var olduğu o Kur'an-ı Kerim'de din suresinden belli. Cinli tayfenin var olduğu Adem aleyhisselamdan itibaren bütün dinler, bütün ilahi kitaplar varlığını beyan etmişler. Cini inkar etmek, var olduğunu inkar etmek küfür sebebidir. Ayetle sabit çünkü. Bununla alakalı işlevleriyle alakalı insanlar bazı işlevlerine inanmayabilirler. Veyahut da ne bileyim işte işlev itibariyle adam onun üzerine tereddüt edebilir. O farklı bir şey. Ayın hilal hali bu Ramazan salı gecesi görüldüğü söyleniyor. Diğer İslam ülkelerinde çarşamba günü oruca başlanırken biz salı günü başladık bu konuda.
Bizi aydınlatır mısınız? Bu konu İslam dünyasında iki şekilde algılanıyor. Uzun bir mesele ama hiç olmazsa iki algıyı anlatayım kafanızda tereddüt kalmasın. Birinci algı şu, ayın herhangi bir yerde görülmesi yeterli.
İkinci algı şu, ay bulunduğu yerde görülmeli. Senin bulunduğun yerde görülmeli yani. Tabi bu algının içerisine devletler giriyor. O devletin dini algılayışı giriyor. Bunun üzerinde, yeryüzünde dine siyaset veya milliyetçilik ekleyip, görüşünü ve bakışını bu noktada odaklayan iki ülke var.
Birincisi Şia'nın destekçisi olan İran, ikincisi Vahabil'in kurucusu ve destekçisi olan Suudi. Üçüncü sacaya şu anda görüntü o. Bunlar önceden bir devletin veya ülkenin içerisinde birer parti, birer hizip, birer dini algılayış biçimi, bir meşrep, bir mezhepmiş gibi dururdu Osmanlı'nın zamanında. Ama Avrupa'nın milliyetçiliği körükleyip, Osmanlı'yı yıkıp bir sürü devletçikler ortaya çıkınca, dini milliyetçilik akımları da başladı.
Dini milliyetçilik akımlarından birisi o yüzden İran, ikincisi de Suudi Arabistan'dı. Bunlar dine milliyetçilik gözüyle bakıyorlar. Ama Osmanlı'dan kalma Türkiye şu anda Sünni bakışın sahiplenişi, dış ülkelere karşı sahiplenişi, Sünni bakışın devletiymiş gibi görünüyor. Öyle değil ama öyle görünüyor dışarıdan. Böyle olunca bazen bu üçünün arasında bu noktada anlaşmazlık çıkıyor. Her ne kadar Türkiye, işte 70'lerden itibaren, hatta 78'de olması lazım bir İstanbul'da hilal toplantısı yaptılar, herkes istişare ettiler, tebliğler sunuldu. Bundan sonra herkes bir yerden oruca başlayıp bir yerde oruç bitsin dendi. Ama sonradan yine tiyansın dendi.
Bu, İslam ülkelerinin üstünde hegemonya kurmak için araçlardan birisi. Şimdi o algıya göre mesela işte Japonya'da veyahut da diğer mesela işte daha ileride hilal görüldü mü oruca başlayalım diyorlar. Aslında ne yaparsanız yapın bir gün sarkar. Bunu biraz böyle fizik okuyanlar veya astrofizik okuyanlar bilir.
Biraz böyle tarih coğrafya okuyanlar bilir. Hani meridyenler vardır, meridyenlerin saat dilimleri vardır. Gece burada şu saatte olur, işte mesela iftar Van'da bizden yarım saat 45 dakika önce herhalde Kars'ta. Biraz daha geriye gitsek İran'ın içerisinde 2 saat önce. Biraz daha geriye gitsek Hindistan'da 4 saat önce. Biraz daha geriye gitmiş olsak Çin'de 6 saat önce. Biraz daha geriye gitmiş olsak 8 saat önce olacak. Şimdi onun orada ayı görmesiyle bunun buradakinin ayının ayı görmesi aynı saatte aynı dakika olmayacak. Belki de orada oruca başlayacaklar biz henüz daha oruca başlamamış olacağız. Veyahut da orada onlar oruca başlamamış olacak ama biz burada oruca başlamış olacağız ay burada görünecek saat farkıyla.
Bu var orta yerde olan. Oysa yaygın görüş şudur. Herkes bulunduğu yerde ayı izler, bulunduğu yerde ayı gördüğünde bulunduğu yerde oruca başlar. Bu yaygın görüştür. Bunu destekleyen hadis-i şerif, Hazreti Ömer Efendimiz radıyallahu anh hazretlerini hilaf ettiği zamanda Muaviye Şam'dan Medine'ye gelir. Şam'dan Medine'ye gelince iftar etmek yani bayram yapmak ister. Hazreti Ömer Efendimiz der ki, çünkü o orada bir gün önce başlamıştır Şam'da. Der ki ben bir ayı tamamladım burada bayram yapacağım. Der ki sen buraya tabi olacaksın. Biz yarın bayram yapacağız der. Onu ertesi gün Medine'deki kurala uydurur. Ertesi günü bayram yaptırır.
Bunun gibi buradan hareket ederekten Sünni taife şöyle der, herkes ayı kendi bulunduğu yerde izleyecek ve kendi bulunduğu yerde gördüğü zaman bayram yapacak, gördüğü zaman oruca başlayacak der. Ama bunu böyle çok gündemde getiriyorlar. Bunun arkasında dini milliyetçilik var. Dini milliyetçilikle hegemonya kurmak istiyorlar İslam dünyasının üzerinde. Sıkıntı bu. Dine hizmet etmiyorlar. Dikkat edin. Dine hizmet etmek farklı bir şeydir. Dinin üzerinden hegemonist bir düşünceye sahip olmak farklı bir şeydir. Osmanlı dine hizmet etmiştir. Hegemonist düşünce söz konusu değildir.
Dini milliyetçi gözüyle bakılırsa bir kimse o zaman hegemonist düşünce çıkıyor. Bugünkü çıktığı gibi. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Bir kimse iyilik olsun diye bir su kenarına gelen hayvanını bağlasın diye bir kazık çaksa bir diğeri de bu kazığı takılıp düşer düşse ya da ölse diye düşünse kazığı çıkaranın vebali var mıdır?
Bu bir kaza mıdır? Kader midir? Hadis-i Kudsi birisi geldi bir su kenarına abdest aldı, namaz kıldı ve kendince dedi ki ya birisi burası gelse de abdest alıp namaz kılacak olsa hayvanını bağlayacak bir şey yok dedi bir kazık çaktı. Allah diyor Hadis-i Kudsi de ona on sevap verdi, on derece verdi, on günahını sildi.
Başka birisi geldi dedi ki birisi gelse bu kazıya ayağa takılsa, cumhurlop kuyuya düşse ölecek. Burada kurtaran kimse de olmayacak. Sahra'da, ovada, dağın başında bir yerde. Kazığı söktü diyor. Allah da ona on sevap verdi, on günahını sildi, on derece verdi. Burada din bize şu kaideyi koyar, Hadis-i Şerif'tir. Ameller niyetlere bağlıdır. Bir kimse buraya dondurma yemeğe gelse, ya gideyim oraya tekke, bahçesi de güzel, orada bir dondurma yiyeyim, hava alayım, gideyim dese, gelir burada hava alır gider. Niyet. Bir kimse dese ki, gitsem orada sohbet dinleyeyim, sevap işleyeyim. Sohbet dinler, sevap işler gider. Attığı her adıma Cenab-ı Hak bir günahını siler en az, bazı hadis-i şeriflerde on günahter.
On sevap verir, on derece verir. Hem buraya kadar gelmesine, hem buradan gitmesine. O kimsenin gelmesi de, gitmesi de niyetiyle ne oldu? Sevap oldu. Niyet. Siz bir niyet, neyse niyetiniz, onu alırsınız. Hani hicret esnasında, müşrik adamlardan birisi, Müslüman kadınlardan birisine aşıktı. Ben bazen derim ya, neyi seversen sev, gerçekten, hakikatten seviyorsan, o sevgin seni doğru yola götürür.
Aşıklık budur. Müşrik, Müslüman kadına aşıktı. Ve o kadının peşinden o da Medine'ye geldi. Sahabeler dediler ki, Ya Resulallah, o da şimdi hicret sevabı alacak mı? Hazreti Peygamber dedi ki, neye hicret ettiyseniz onu bulursunuz. Kadına hicret eden kadını bulur. Mal için, dünya için hicret eden dünyayı bulur. Din için, iman için hicret eden din ve imanı bulur dedi. Buradaki ölçüne niyet. O adam kadına niyetlenmişti, geldi. Yani Medine'ye göçtü. Ve Müslüman oldu Medine'de. Ve o kadınla evlendi. Hicretinin karşılığını kadındı, kadına ulaştı. Kadına ulaşırken de yalnız, ebedi hayatını da kurtardı. Demek doğru noktada, doğru yerde, doğru bir sevgi, insanı kurtuluşa götürecek.
Niyet burada önemli. Senin niyeti neyse, karşılığında da onu alacak. Bir kimse orucu, ben fakirlerin halini, ızdırabını göreyim diye tuttuysa, onun için tutacak. Niyeti o. Gördün açlığın halini. Tamam, sevap yok. Veya kilo vereyim ben biraz deyip de oruç tuttuysa, sevap yok. Ama orucu Allah için tuttuysa o kimse, onun karşılığını Allah biliyor. Cenab-ı Hak onun bir karşılık bildirmemiş demiş, karşılığı bana ait. Kazığı çakanın vebali var mıdır, yoktur, sevap işlemiştir. Bu bir kaza mıdır, kader midir? Bu kaderin, bu kazadır. Kader midir derken, bütün hayatınızın her alanı, kader denilen olguda yazılı. Bu kaza mıdır, kader midir dediğinizde, zaten bu kader zaten, kaza ne?
O tecelli ettiğinde, kaza olmuş oluyor. Geçmişteki hatalarımızı, günahlarımızı affettirecek ve bize Allah'a sevimli gösterip, ona yaklaştıracak ibadetler hangileridir? İman beş esas üzerine kuruludur. Birincisi, La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah demek. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek. Bir sefer bu beş temel esası, kendi üzerimizde bulundurmakla mükellefiz.
Bakın, bu beş temel esas. Birisi, Kelime-i Tevhid. Eşhedü en La İlahe İllallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Abduhu ve resuluhu. Allah'a kul ve resul. Kim? Muhammed-i Mustafa. İman, sadece La İlahe İllallah demek değil. Muhammedun Resulullah demek şart.
Muhammedun Resulullah demezse, imanı iman olmadı. Bunun artık özellikle altını çizenlerdenim. Çünkü yeni yeni hizipler çıkıyor. Muhammedun Resulullah demeye gerek yok. La İlahe İllallah da birleşelim. Muhammedun Resulullah demesek de olur. Teferruatmış gibi. Muhammedun Resulullah demezseniz, imanınız, imanınız iman etmiş olmaz. İmanınız kabul edilmez. Bunu Hazreti Peygamber söylüyor sallallahu aleyhi ve sellem. Bunu Hazreti Allah söylüyor, Celle Celaluhu. Bunu Kur'an söylüyor. Eğip bükmeye gerek yok. Muhammedun Resulullah demiyorsa, o kimse iman etmiş sayılmaz. İkincisi ne? Hemen Kelime-i Tevhid'den sonra, ikinci sırada, dinin esası, beş temel esas.
Namaz, namaz müminin miracıdır. Namaz dinin direğidir. Namaz orta direktir. Namazı olmayanın dini yoktur. Namaz dinde yıkılan son kaledir. Allah'a yakın olmak isteyen bir kimse, muhakkak namazını kılacak. Namaz kılmayan bir kimsenin, Allah'a husisi yakınlığı olmaz.
O kimse namazını kılacak. Başın açıkmış. Kardeş, namazını kılarken, örtün namazını kıl. Ben bir yerde çalışıyorum. Nerede çalışıyorsan çalış. İster Cumhurbaşkanı ol, ister Başbakan ol, ister Genelkurmay Başkanı ol. İster Hangi Nerede çalışıyorsan çalış. Namazını kılacaksın. Benim işim müsait değil. Öğlenle ikindiği cemet, namazını kıl. Öğleyi kıldın mı? Evet. İşin müsait değil mi seni? Sen bir daha namaz, abdest alamayacak mısın? Bir daha namaz kılamayacak mısın? Evet. Öğlenden sonra namazını kıl senin. Öğlenle ikindiği cemet. Gündüz çalışıyorsun. Senin başında öyle bir gaddar, öyle bir zalim patron, veya öyle bir zalim müdür, öyle bir zalim şef var ki, göz açtırmıyor sana.
Tamam iyi. Öğlenle ikindiği kıl. Cemet. Hemen farzlarını kıl. Öğlenin farzı dört rekat, ikindinin farzı dört rekat. Kıl cemet namazını. Bilgiçlik taslama bir de bana. Alimlik de taslama. Hanefilerle namazı cemedilmez deme. Sen kıl. Allah da benim kulağımdan çekip, yerden yer hemen vuracak. Sen nasıl böyle kıldırtırdın diye, bana vursun. Sen ama namazını kıl. Ya benim nöbetim vardı da, yandı da, yıkıldı da, şöyle oldu da, böyle oldu da. Akşamla yatsıyı cemet. Hemen akşam namazından sonra yatsıyı kıl. Kılamıyorsun. Önce gece saat on birde eve geldin. Önce akşamı kıl, sonra yatsıyı kıl. Namazsız Allah'a yaklaşmak, namazsız Allah'a dost olmak, namazsız Allah'la barışık olmak, mümkün değil.
İslam dünyasına bu fitneyi koymaya çalışıyorlar. Namazsız bir Müslüman, namazsız bir mümin koymaya çalışıyorlar önümüze. Şu namazdan bir kurtarsalar Müslümanları, çünkü Müslümanları dinden kurtaracaklar. Namazdan bir kurtulsalar tamam. İstediğiniz kadar oruç tutun. Sizin oruç tutmanıza karışmayacaklar. Hiç önemli değil. Hayır, hasanet edin. Kurban yerine ayakkabı dağıtın. Kurban yerine horoz kesin. Kurban yerine balık kesin. Başlayacaklar sonra arkasından. Namaz.
Allah'a yakın olmak isteyen, anlı secde görecek. Anlı secde görmeyen bir kimsenin, Allah'a yakınlığı söz konusu değildir. İkincisi ne? Oruç. Din beş direk üzerine kurulmuş. İkincisi oruç. Otuz Ramazan orucunu tutacak Müslüman. Yan yattı, çamura battı, su geldi, sel geldi, hava sıcaktı, soğuktu. Yok ya acaba baharını tutamaz mıyız? Embesilin birisi de öyle yazmış. İslam'da demokrasi yoktur. Siz demiş eğer ki bunu tartışabilir misiniz? Ramazan sadece bahar aylarında tutulsun diye? Bak haine.
Kim dedi sana İslam'da demokrasi var diye ki zaten? İnancın demokrasisi mi olur? İnanç oylamaya mı tabi olur? Budistler demokratik haklarını kullanıyorlar. Biz Budistiz mi diyorlar? Budizmin şartları demokrasiye göre mi tayin edildi? İsevilik, Musevilik şartları demokrasiye göre mi tayin edildi? Yani bütün Hristiyan dünya toplandı. Dediler ki ya Lutilik helal olsun. Helal mi oldu? Hristiyan dünya toplandı, oylama yaptılar. Dediler ki homoseksüellik helal olsun. Lezbiyenler, geyler, oğlanlar, kızlar birbirleriyle evlensinler, nikahlansınlar diye oy mu kullandılar? Yani birileri kalkacak o zaman işte İslam'da da demokrasi olsun.
Eee ne yapalım arkadaşlar? Hadi yapalım. Nikaha da gerek yok. Resmi evlenme akdine de gerek yok. Dini nikaha da gerek yok. Herkes tuttuğunda hayatını yaşasın. Oylayalım oylandı. Herkes öyle çıktı. Yandık ne namus kaldı ne şeref kaldı. Buradan çeltik atıyorlar içimize. Cahil bir adam düşünürse evet ya diyecek. Yani böyle bir şey oylanıyor mu? Oylanmıyor. Eee o zaman İslam'da demokrasi yok. Eee at kenar o zaman İslam'a. Evet İslam'da demokrasi yok. Siz ibadetlerinizi oylamaya göre yapıp kaldıramazsınız. Helalları haramları oylamaya göre değiştiremezsiniz. Demokrasi değil bir şey de yok zaten. Batı'nın yaptığı kendisi helva. Hani müştikler yapıyorlardı ya böyle helvadan putlar yapıyorlardı.
Acıkınca yiyorlardı. Batı'nın da helvadan putu bu. Acıkınca yiyor. Demokrasiyi savunuyoruz diyorlar. Ne oluyor? Ne demokratlık adına Irak'ta taş üstüne taş kalmadı. Türkiye'de bilmem kaç sefer darbe oldu. Daha geçenlerde yine darbeden geri döndü. Ne o demokrasi. Mısır'da adam darbe yaptı. Ne o demokrasi. Helvadan put. Karınlar acıkınca yiyorlar onlar. İkincisi ne? Üçüncüsü oruç. Oruçsuz bir Müslüman yok. Olmaz. Temel. Kim Ramazan orucunu bütün bütün tutarsa geçmiş bütün günahları affolur. Kim Ramazan orucunun farziyetine inanaraktan bir ay oruç tutarsa Allah geçmiş günahlarını onun affeder. Ramazan orucu o kimse için sıhhattir.
O kimse için berekettir, lütuftur, ikramdır. Ramazan orucu Allah'a yaklaşmadır. Ramazan orucu Allah'a dostluktur, Allah'a yakınlıktır. Oruç o kimseyi Allah'a miraç ettirir. Namaz müminin miracı. Beş vakitte miraç edersin namazınla. Oruç kıyas ederekten müminin miracıdır. Nasıl kıyas vardır? Bu farza, bu farzı da kıyas eder misin? Evet. Nasıl namaz müminin miracı ise oruç da müminin miracıdır. Allah'a yakın olmak isteyenler 30 Ramazan orucunuzu tutacaksınız. Mesela enteresan ad-i şerif attır. Hz. Peygamber der ki, ey kadınlar, bana kocalarınıza itaat edeceğinize, 30 Ramazan orucunuzu tutacağınıza, 5 rakit farz namazı kılacağınıza söz verin.
Ben de size cennete söz vereyim. Allah'a yakın olmak isteyenler, muhakkak Ramazan orucunuzu tutacaksınız. Hamileler, yolcular, emzikliler, çocuk emzirenler. Midesi rahatsız, işte ülser hastası, midesinin yarısı alınmış. Bunlar hastalar, devamlı ilaç kullananlar. Kalp sıkıntısı olan, ne bileyim işte, ne bileyim değişik problemler olanlar. Şeker hastası olan, akıl hastası olan, eyvallah. Bunlar müstesna, belli bunlar. İyice bitkin, zayıf, yani adım atacak hali yok. Bunlar tamam. Ama ayeti kerimenin sonunda diyor ki, zor da olsa orucu tutanlar, Allah katında makbuldular. Makbuldur. O zorluklara rağmen oruç tutan.
Yola, seyahate çıkıyor ama zorluk, o yine orucunu tutuyor. Makbul. Rahatsız. Doktor ona tutma diyor. Ama böyle intihar eder gibi değil. Tutabilecek kendisini gayret kuvvet toparlayıp, orucunu tutmaya çalışıyor. Allah onlardan memnun olur diyor. Oruç tutan. Üçüncüsü zekat. Zekat vermek farz. Bunun için çalışkan olmak lazım. Bunun için tutumlu olmak lazım. Bunun için gayret etmek lazım. Müslüman şeyhen illah diyen değildir. Zekat verecek o kimse. Farz. Zekat vermek için çalışmak lazım. Gayret etmek lazım. Didinmek lazım. Koşturmak lazım. Bizde bir ibare var. Parası olana farz. Adamda hiç para yok. O farz ibadeti yerine getir ya.
Çalış, gayret et. Çalış, gayret et. Koştur. Ve bir Ramazan günü de ki, Ya Rabbi sana hamdü sena ediyorum. Zekat verecek hale geldim. Ver zekatını. Tembel Müslüman olmaz. Tembel Müslüman olmaz. Yetiştiremeyebilirsin. Yetmeyebilir sana. Çalış. Koştur. Evinde yatandan Müslüman olmaz. Yatıyor adam. Ona göre iş yok. Ona göre haş yok. Ona göre eş yok. Ona göre yol yok. Ona göre araba yok. Ona göre kat yok. Ona göre garı yok. Ona göre adam yok. Yok ona göre. Gökten uzaydan indi sanki o. Uzaydan inmiş sanki.
Allah rahmet eylesin. Şeyhim öyle derdi. Mustafa Efendi oğlum, Gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır derdi. Gezen tilki yatan aslandan hayırlı. Zekat verecek, çalışacak. Şart düşmüşler parası olana diye. İyi. Paran olsun senin. Koştur. Sonra haç. O da parası olana değil. Yol bulana. Haç farz. Yol bulana. Biz bekliyoruz. Pasaport çıksın, yazılalım. Eee, diyanetten kura çıksın. Eee, gidelim. Ölme eşem, ölme. Haftaya sana saman vereceğim. Ölme.
Haç farz mı? Farz. Bu benim hayalim. Hayalimi söyleyeyim. Müslümanlar el birlik yapmışlar. Herkes evinde ihrama girmiş. Binmiş arabaya, kata, yata. Neyi varsa. Yola çıkmış. Nereye gidiyorsun? Hacca gidiyorum. Ya sıran çıkmamış. Çıkmadıysa çıkmadı. Benim sıram geldi şimdi. Gidiyorum ben. Yüz bin kişi var. Hac sırası bekliyor. Kaç kişi var? Yüz binden fazla mı? Kaç? Yüz elli bin. Yüz elli bin kişi. Yüz elli bin kişi. İhramını giyecek, yürüyecek. Bin yüz elli de ona eklenecek.
Üç yüz bin kişi. Türkiye'den hacca gidiyor. Binmişler arabalarına. Herkes bir tane de kuzunun boynuzundan tutacak. Arabanın arkasını yatıracak be diye bağıra bağıra. Nereye gidiyorsunuz? Hacca. Hayalim benim. İstanbul, İzmir bütün bölgelerden toplanmışlar. Haç mevsimi gidiyoruz. Herkes elinin pasaportunu çıkarmış. Almış pasaportunu. Ya vize ne vizesi kardeşim? Benim memleketim de orası. Vilayetimiz de bizim orası. Ne vizesi? Mescidim var benim orada. Müslümanların mescididir Beytullah. Birinci mescidi. Her Müslümanın hakkı vardır orada.
Kim eşedü en la ilahe illallah ve eşedü Muhammeden abduhu ve resuluhu dedi. Hicaz bölgesinde bir kum tanesine sahip oldu. Hicaz bölgesi Müslümanların malı. İman edenlerin malı. Orası Suud'un malı değil. Orası Türkiye'nin malı değil. Orası onun, bunun, o devletin, bu devletin malı değil. Orası Müslümanların malı. Suud bana vize vermeyecekse böyle söyledim diye isterse ebediyen vermesin. Konsolosluktan geri döndürsün. Yüz bin sever geri döndürsün isterse. Müslümanların malı, miras. Allah verdi o mirası bize.
O miras bize Allah'tan geliyor, Allah'tan. Allah'tan bize o. Oraya girmek için hiç kimsenin vizeye ihtiyacı yok. Oraya gitmesi için hiç kimsenin pasaporta ihtiyacı yok. Oraya gitmesi için hiç kimsenin müsaadesine gerek yok. Adam diyor kota koyuyorsun. Bu sene elli bin kişi gelecek. Kimsin sen? Kimin adına kota koyuyorsun? Neyin adına kota koyuyorsun? Sen kimsin? Bize de onu alıştırmışlar. Diyorlar ki müsaade ederlerse gidersin. Müsaade etmezlerse sorumlu değilsin. Yat anasını satayım aşağıya. Yat.
Müslümanın yeri orası. Müslümanın yeri. Orayı savunmak, orayı muhafaza etmek, orayı korumak. Orayı yeşillendirmek, orayı imar etmek. Orayı ihsan etmek, oraya lütfetmek. Oraya ikram etmek. Orayı neş-i neva etmek. Orayı dümdüzgün etmek. Müslümanların boynunun borcu. Müslümanların boynunun borcu.
Adam oraya bilmem kaç katlı bilmem ne otellerini yaparken Müslümanlara soracak. Hilton, Milton, intantendenel bilmem ne. Dolu. Bizim şeyh efendiler, hoca efendiler. Nerede kalıyorsun? Hilton'da kalıyor. Vay! Kim Hilton? Sahibi kim? Gavur. Yazmışlar oraya. Ne o? Gayri Müslümanlar giremez. He Hilton girmiş. Bilmem ne kontantinel girmiş. Bilmem ne otel girmiş. Bilmem ne tavukçu girmiş. Bilmem ne dönerci girmiş. Hepsi girmiş. Kolası, pepsisi, fantası, çantası. Hepsi de girmiş. Ne getirdin sen kardeşim?
Kola. Bakayım bakayım ya Müslümanların burada helal mı değil mi sertifikan var mı? Yok. İçinde ne var? İçinde domuz kanı da var. Domuz mülemnesi de var. İçinde alkolü de var. Uyuşturucusu da var. Neyin içinde var? Kola var. Bağımlılık yapıyor mu yapıyor. Müslümanlara yediremezsin bunu. Yürü git. Bu ne? Hilton oteli. Kim bunun sahibi filanca? Yürü git lan burada. Giremezsin sen buraya. Burası Müslümanların beldesi. Kim diyecek bunu? Hac farz. Biz haccı sadece Beytullah'ın etrafında tavaf etmek, ihrama girmek. Bu kadar biliyoruz. Tavaf eden Müslüman midende kolanla, kolayla tavaf ediyorsun. Tavaf eden Müslüman midende Fransız tavuğuna tavaf ediyorsun.
Tavaf eden Müslüman midende ne kadar haram var doldurmuşsun onunla tavaf ediyorsun. Tavaf eden Müslüman ayağında yabancı var, kolunda yabancı var, sırtında yabancı var, midende yabancı var, yediğin yabancı, içtiğin yabancı, giydiğin yabancı. Her şey yabancı. Nerede? Beytullah'ta. Bir de sıradasın. Bekliyorum. Dünyanın en pahalı uçuş Mekke'ye uçuştur. Hava yolları. Soğuş derler adamı. Adam 500 euro'ya şeye gidip geliyor, Amerika'ya gidip geliyor. 500 euro'ya sen 4000 kilometreye gidip geliyorsun. Tabii.
Sen Almanya'ya gidiyor, 90 euro'ya adam. Kaçan yurt dışı 90 euro'ya. Geçenlerde bir reklam izledim. 90 euro'ya Almanya'ya uçuruyor adam. 90 euro. 100, 150 euro olsun ya. 200 euro olsun. 300 euro olsun ya. 550 euro. En son Hacı Erkan kaç para diyor? 550 mi? 550 euro. Suğuda gidip gelmek. Karayoluyla yasak. Karayoluyla yasak. Karayolundan gidemezsin. Karayolundan Alman gider, İngiliz gider, Fransız gider, Rus'u gider, Amerikan'ı gider, İtalyan'ı gider, Yunan'ı gider, İranlısı gider, Iraklısı gider, Suriyelisi gider, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Afganistan, Hindistan, Malazya.
Her yerden gider karayoluyla. Ah memleketin! Bir sen gidemezsin karayoluyla. Bir sen gidemezsin. Bir sen gidemezsin karayoluyla. Sen arabanı alıp gidemezsin. Sen bir tane bir minibüs gibi bir araba alayım, çoluğumu çocuğumu da toparlayayım, hep beraber bir haç yapalım, ömre yapalım. Yapamazsın! Hac, farz. Din beş temel esas üzerine kurulmuş. Allah'a yakın olmak için bu beş temel o kimsenin üzerine bulunacak. Bu beş temel o kimsenin üzerinde bulunacak. Bulununca ona en kestirme yol. Dilin daim Allah'ın zikriyle ıslak olsun. Ama bu beş temel üzerinde olacak.
Allah bizi affetsin. Sahabe annelerimiz örtünme ayeti gelmeden önce nasıl giyiniyorlardı? Ayet-i Kerime indirildikten sonra nasıl giyindiler? Örtünme ayeti gelmezden önce İbrahimi olanlar vardı içlerinde. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gibi. İbrahimi olan kavimler başlarını örterlerdi. Eski Museviler başlarını örterlerdi.
Böyle dinine sahip İseviler başlarını örterlerdi. Din tanımaz müşrikler ise hiç örtünmezlerdi. Mesela müşriklerin içerisinden Beytullah'ı çıplak tavaf edenler bile vardı. Ama İseviler örtünürlerdi. Museviler örtünürlerdi. İbrahimi olanlar da örtünürlerdi. Din tanımaz olanlar vardı onlar örtünmezlerdi. Ama Müslüman olanlar, Müslüman olanlar bu örtüsüzlükten daha örtü ayeti gelmezden önce kurtulmuşlardı. Onlar, o kadınlar mesela baldırları açık, göğüsleri açık dolaşmazlardı. Ancak cariyeler öyle dolaşır, köleler öyle dolaşırdı.
Cariyeler ve köleler örtünmezlerdi. Onların örtünmeleri de yasaktı zaten. Mesela evde bir köle kadın varsa o örtünmezdi. Yasaktı o. İslam öncesi de yasaktı. Evde bir cariye varsa cariye de örtünmezdi. Onun da örtünmesi yasaktı İslam öncesi. Cariyelerin ve kölelerin örtünmeleri hala da yasaktır. Cariyeler ve köleler örtünmezler, örtünemezler.
Müminler örtünürler. Onlara örtünmek farzdır. Bilmiyorum anlatabildim mi? Hacı Mehmet iyi anlamış gibi göründü. Değil mi Hacı Mehmet? Allah razı olsun. Ay dünyanın her tarafına aynı zamanda görülür. O halde Ramazan her yerde aynıdır. Yalnız orucun müddeti güneşe göredir. Güneş doğmadan başlar. Batıncaya kadar bu gece burada. Burada Kadir gecesidir. Mesela Amerika'da gündüzdür. Orada Kadir gecesi. Ne zamandır? Bunu ay dünyanın her tarafına aynı zamanda görülür demek, hakkınızı helal edin. Bunun söyleyeni böyle atıfta bulunmak için değil. Hiç astrofizikten anlamamaktır. Dünya'nın bir tarafı gündüzü yaşıyor şimdi.
Ay oraya görünüyor mu? Güneş doğdu mu ay kaybolur. Güneş doğdu mu ay kaybolur. Nereden o zaman ay görünecek ki? Doktor Münir Derman yazılmış sırların, ilki yazılacak sırların sonu isimli eserinden alınmıştır. Doktor Münir Derman demek ki bu sırra vakıf olamamış. Doktor Münir Derman sır sahibi olmuş olsaydı, ayın dünya tarafında aynı anda görünmeyeceğini bilirdi. Yani şöyle düşünün. Buna akıl fikir erdirmeye gerek yok. Şu ay bu dünya.
Dünya da ay da kendi etrafının üzerinde dönüyorlar. Ay burada dururken dünya burası aya denk geldi, ışık aldı, göründü. Yuvarlak arkası ışık aldı mı? Hayır. Göründü mü ay buna? Hayır. Bu esnada dünyanın bu tarafı güneşe bakıyor. Burada gündüz, burada gece. Gece olan yerde ay göründü. Gündüz olan yerde ay nasıl görünecek? Dünya kendi ekseni etrafında bir çarkını 24 saatte tamamladı. Ya 12 saat sonra aya geldi burası gene. Nasıl olacak bu? Bu sır diye kendi kendini aldatmış zavallım. Bunda sır olacak da bir şey yok. Allah bir hesap üzerine dünyayı, güneşi, yıldızları yaratmış bir hesap üzerine döndürüyor.
Bu aritmatik olarak belli. Ne sırrıymış? İlkokul çocuğuna söylesen bu sırrı bilir ilkokul çocuğu. Gündüz de geceyi derste öğretiyorlardır. Gündüz geceyi derste öğrendi mi bunu da öğrenir çocuk. Burada Kadir gecesi diye yalvarıyoruz. Amerika'da gündüz Kadir gecesi ülkeye göre farklılık gösterir mi? O gecenin Kadir gecesi olduğunu nasıl anlarız? Normalde Kadir gecesi zaten son 10 günün içerisinde. 27. gün olarak algılanmış İslam dünyası. Hadis-i şeriflerden çıkardıkları sonuç bu. Öyle olunca 27. gün orada başladı, burada bitti. Aynı anda 24 saat bir dünyada Kadir gecesi oldu. 24 saat Kadir günü oldu o gün.
Yani dünyanın bir tarafı bir gece yaşarken öbür tarafı da öbür gece yaşayacak. Bize göre öbür gece. Ama aynı günün gecesini orada o da yaşayacak. Kadir gecesi bir gün olmuş oldu. Sırlıkla alakası yok. Biz böyle çok sır meraklısıyız ya. Adam oraya sırların bir şeysi yazıyor. Herkes Hüra o kitap alıyor. Her Ramazan ayı olduğu gibi bu Ramazan ayında da anlamsız bir fetva daha verildi. İran'da Şiilik'te taklit mercisi konumunda bulunan Ayetullah Esedullah Beyat açıklamasında oruçluğu içen susuzluğunu giderecek kadar su içmek orucu bozmaz diye fetva vermiş. Bu kişi İran'da büyük din alimi olarak anılırmış. Kaynakensonhaber.com Ya ona İran'a kadar gerek yok. İsmail ele açık mıydı?
Neydi o? İhsan? Ele açık. Ben de geçen gün baktım. O da diyor ki ya az bir şey su diyor. Orucu bozmaz diyor. Asıl diyor yalan söylememek, gıybet etmemek lazım diyor. Bakın. İran'ın, yalanın, gıybetin, dedikodunun orucu sakata getirdiği. Yani sevabını götürdüğü bir gerçek. Ama imamlar demişler ki bir kimseye yalan söyledi. Ya ben yalan söyledim orucumun fazileti kalmadı deyip de su içemez o kimse. Orucun bozuldu diye. Siz şimdi bir kimseye az bir şey su içmek, orucu bozmaz dediğiniz anda milletin dinine ifsad ediyorsunuz. İran'a gitmenize gerek yok. Gezi darbesinin imamı ihsan açıklama yapmış. Az bir şey su orucu bozmaz diye.
Benim tweette her yazdığımı, her paylaşdığımı düşmanlık yapmak için uğraşanlardı. Diyorlar ki ya sen oradaki manayı anlamadan bunu aktarmışsın. Ya manayı anlayıp anlamamama gerek yok. O kimse sen kalkar toplumun önünde az bir şey su içmek, orucu bozmaz dersen toplumdan herhangi bir kimse az bir şey ne kadar az olduğu önemli değil. Benim için bir bardak da az bir şey. O zaman bir bardak içti, oruç bozulmadı öyle mi olacak? Az bir şeyin sınırı ne? Bir yudum mu, bir kaşık mı, bir çay kaşığı mı, bir kepçe mi, bir kazan mı? Kime göre az, kime göre çok? Böyle salak, saçma, abdal, geri zekalı bir fetva olabilir mi? Bir laf olabilir mi?
Kızın şimdi hakaret ediyorsunuz diye. Evet benim dinimin hükmüne alay eden, dinimin hükmünü değiştirmeye çalışan bir kimseye yaptıklarım, söylediklerim az bile. İslam dünyasında olmuş olsa o kimseyi sopaya çekerler. Derler ki bundan geri dön. Su içmek orucu bozar. Bunun azı çoğu yok. Bu nasıl bir memlekette yaşıyoruz bilmiyorum ki. Adamın horoz kestirdiği gibi. Adam 28 Şubat'ta horozdan kurban olur dedi. Biraz daha ehvenini söyledi geçen sene kurbanda. Kulaklarımla duydum çünkü. Ayakkabıdan da dedi kurban olur dedi. Kurban yerine ben ayakkabı dağıtırım o da kurban olur dedi. Televizyonda seyretmesem kendim inanmayacağım, kendim şey yapmayacağım.
Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Dinle alay etmek, dini bozmak, dini sulandırmak, dinin içerisinde istediğinin ecini bücüğünü söylemek hak herkese. Demokrasi var ya ama aynı demokraside yanlış yapıyorsun diyene sen nasıl yanlış yapıyorsun müdahale ediyorsun deyip her türlü hakarete etmek serbest. Yanlış kardeşim yakıp yıkmak yanlış, vurmak öldürmek yanlış, yanlış, yanlış.
Birisinin mağazasını talan etmek yanlış, birisinin evini barkını talan etmek yıkmak yanlış, birisinin arabasını yakmak yanlış, haksız yere bir kimseyi öldürmek yanlış, haksız yere bir kimseyi odunla, sopandan dövmek yanlış, yanlış, yanlış, yanlış. Kim doğru diyecek buna? Kim doğru diyecek? Adam çıkıyor, açıklama yapıyor. Az bir şey su içmek orucu bozmaz. Aynı açıklama İran'dan da geliyor. Su sayınca az bir şey içmek orucu bozmaz. 1400 yıllık İslam tarihinde bunu nereden buldunuz? Kur'an'dan bir ayet mi buldunuz göremediğimiz? Hz. Peygamber'den bir hadis-i şerif mi buldunuz göremediğimiz? Din, Kur'an ve sünnetti nereden buldunuz? Buluyorlar, uyduruyorlar.
Şeytan geliyor onların kulaklarına üflüyor. Şeytanın kulu, şeytanın alimi. Şeytanla dost olmuşlar. Şeytan onların arkadaşları ve yoldaşları. Yarın öbür gün bu sene az bir şey oruç, az bir şey, az su içmek orucu bozmaz. Yarın öbür gün birkaç lokma da bozmaz diyecekler. Bir müddet sana hani böyle oruç tutanlar var ya işte et yemiyorlar, şunu yemiyorlar, bunu yemiyorlar. Her şeyi yiyip içiyorlar, onları yemiyorlar. Onlar da oruç tuttuk diyorlar ya. Biliyorsunuz siz onları. Muharrem'de 10 gün tutarlar. Hayvansal gıda yemezler, et yemezler. İşte bu tip bazı şeyler yemezler. Oruçludur ama onlar da.
Bizim de orucumuz böyle diyorlar. Ondan sonra onlar horoz kesiyorlar zaten bir de. Ben böyle söyleyince inançlara saygılı olalım diyorlar bana. Ya saygısızlık yapmadık, sizin de orucunuz bu. Ama o oruçla Muhammedi orucu karıştırmayın. Muhammedi oruçta vücuda hiçbir şey girmeyecek.
Vücuda bir şey girmeyecek. Ne dışarıdan, ne ağzından, ne burnundan, ne başka yerinden, hiçbir yerinden hiçbir şey girmeyecek. Vücuda bilinçli, böyle aklın yerinde, aklın malikken bir şey giriyorsa orucun bozuldu. Orucun bozuldu, bitti. Buna merhem sürmeyi de dahil ettim ben. Merhem de sürmeyin diyorum. Hanefilerin bir kısmı merheme müsaade etmiş, büyük bir kısmı müsaade etmemiş. Ben müsaade etmeyenlerin yanındayım. Ancak göze merhem sürülürse gözden bir kimse şey bulmaz. Ne o? Yiyecek alamaz. Allah bizi muhafaza eylesin. Üç seksende mi kaldıydık?
Yine oruçtan bahsedecektik ama bu sefer başka yere daldı sohbet yine. Neyse, Hz. Mevlana'nın oruçla alakalı beytlerine giremedik. Neyse, niyet ettim oradan okuyayım bir iki beyt. Geceyi bitireyim. Müminler, namazda, oruçta, haçta, zekatta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler.
Bu namaz, oruç ve savaş inanışa tanıktır. Bu zekat, hediye, bu hasedi bırakmak da kendi sırrından haber vermektir. Demek ki namaz, oruç ve nefsinle savaşmak senin inandığına şahitlik edecek. Kim gösteriş için namaz kılarsa şirke düşer. Kim gösteriş için oruç tutarsa şirke düşmüş olur. Kim gösteriş için sadaka verirse şirke düşmüş olur. İnsanın namaz kılmayı arzu edişi, oruç tutuşu hep hakkın kulunu kendine çekişindendir. Ey göklerin ötelerden gelen yemekle sahur yiyip oruç tutan, orucunu aç, hoş bir şekilde iftar et.
Çünkü bayram hilali göründü. Ramazan geldi, aşk ve iman padişahının sancağı erişti. Artık maddi yiyeceklerden elini çek. Çünkü göklerden manevi rızık geldi. Ve can sofrası kuruldu. Can bedenin hantallığından kurtuldu. Tabiatımızın isteklerinin eli bağlandı. Aşk ve iman ordusu geldi. Sapıklık ve imansızlık ordusunu kırdı geçirdi. Bir bakıma oruç bizim kurtuluşumuzun kurbanı sayılır. Bizim canımız onun yüzünden dirilik elde edecektir. Madem ki gönül evine misafir olarak can geldi, onun uğruna bedenimizi tamamıyla kurban edelim. Demiş Hazreti Mevlana. El Fatiha.
Amin. Sürç-i lisan ettiysek affola. Hakkınızı helal edin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi