Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 12 Ocak 2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 12 Ocak 2019 · 1:07:58

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batılı bilecek feraset nasip eylesin. Cümlemizi o feraset üzerine yürüyenlerden eylesin inşallah. Bu, spritüalizm, yani ruh-bilim, felsefe terimi, tinsellik, ruhçuluk, kuantum fiziği, mutlak doğrular yoktur.
Tecrübelerden edinilen doğrular vardır. Farkındalık bir canlının çevresinde gelişen olayları bilme, algılama ve duyumsama becerisidir. Hepsi, çağımızın ve çocuklarımızın geleceği, şu anki ilgi alanı, tabiatları bunlar. Zaten tasavvuf, okuma, Kur'an-ı Kerim, Mevlana, Mesnevi ve alimler değil mi? Hoca sen bir şey anladın mı buradan?
Şimdi bunlara teker teker bakalım hiç olmazsa biz bu konudaki kendi heybebimizde ne var biz onu dökmeye çalışalım ortaya. Bu ruh-bilimi diye bu spritüalizmi şimdi konuşmaya çalışıyorlar insanlar. Bununla alakalı konuşmaya çalışan kimselerin hepsinin de bilgileri zahiri.
Ruhu inkar etmek mümkün değil, inkar edenler var ise de normalde bu inkarları batıllıktan, cahillikten başlayan bir şey değil. Ama ruhla alakalı ayet-i kerimede Cenab-ı Hak peygamberine diyor, onunla alakalı size çok az bilgi verilmiştir. Çok az bilgi verilmiştir derken biz çoğunu bilmiyoruz. Bir şeyin tamamını bilsek onun azı veya çoğunu olduğunu bileceğiz veya onun azının ne kadar az olduğunu bileceğiz. Biz dört tamı bilsek biz dördün biri neymiş bileceğiz. Ama ruhla alakalı, ruh bilgisiyle, bilimiyle alakalı insanoğlunun elindeki bilgi, bu en fazla peygamberlerdedir, peygamberlerin içerisinde Hz. Muhammed-i Mustafa'dadır, sonra velilerdedir, sonra evliyalarda işte geriye doğru gelebilir bu. Ama bunun normalde örneğin, insanoğluna lazım olan bir bilgi, lazım olan bir ilim değil bu.
Ne olduğunu tam anlamıyla kavramış olsa insan, bunun üzerinde yapabileceği bir şey yok. Çünkü ruh insanın emrinde değil. İnsanın tasarrufunda olan, insanın kendisinin ulaşabileceği bir şey değil. Eğer bizim elimizde tasarruf edebilmiş olsak, mesela gece uyuduğumuzda ruh bizden çıkıp gidiyor, biz onu durdurmaya çalışırız. Veya biz tasarruf edebilsek, ölümle alakalı meseleyi halledeceğiz. O zaman bir kimse eceli geldiğinde, ölümle pençeleşirken ruhunu tutacağız onun, göndermeyeceğiz hiçbir yere. Veyahut da biz kendi ruhumuzun bedenini terk edip gitmesine müsaade etmeyeceğiz. Ama bu öyle değil. Ruhun, direk vücudun üzerindeki tecelliyatı da manevi.
Manevi olunca bedenin üzerindeki tecelliyatı, onu zahiren, ona bir şey yapmak, zahiren onunla alakalı herhangi bir şeyde bulunmak mümkün değil. Zaman zaman gece yarısından sonra uyku tutmadığı zamanlarda dolaşıyorum, bazen program tekrarları denk geliyor orada. İşte normalde bunlarla alakalı konuşan kimseleri dinliyorum, hiçbir şey konuşmuyorlar. Ruhla alakalı çünkü bir şey konuşmaları mümkün değil. Çok basit bir şey söyleyeceksin, kendi ruhunu gördün mü? Hayır. Bir kimsenin kendi ruhunu görebilmesi için nefis meratibleri olarak beşinci esmayı alması lazım. Gördün mü? Hayır. Bunu bir hal olarak da yaşamış olsa, o kimse bununla alakalı çok fazla bir şeyin konuşulmaması gerektiğini zaten anlayacak.
Yani zaman zaman mesela işte sufilerin üzerinde yaşanan haller, tecelliyatlar vardır. İşte sufi oturur, gece dersini çeker. Öyle sufi çok az da, öyle gece saat birde, ikide, üçte zikrullah yapan dersini çeken çok az. Veya sabah namazından bir saat önce kalkıp da ders yapan çok az. Yani gece saat işte ikide, üçte zikrullah yapacak, oturacak dersini yapacak. Böyle derviş bulmak zor. Zaten öyle yapmaya kalksa evde hatunlar isyan bayrağını çıkıyor. Nereye gidiyorsun, ne yapıyorsun sen, ne yapma orada yatıyorsun, nereye gidiyorsun? Veya kadın öyle Allah'ı zikredeceğim dese, saat iki de, üçte ben kalkıyorum dese, adam der, başka adamla mı buluşuyorsun sen? Mesajlaşacaksın mı birisiyle, ne işin var iki de, saat iki de, üçte kalkıyorsun?
Dervişliğe müsaade yok. Veya hatta çocuklarımızdan birisi iki de, üçte zikrullah yapmaya kalksa, anneler, babalar önce saçları diken diken olur. İki de, üçte ne yapıyorsun sen? Kalk, dersini yap, dersini çalış. Soru çöz, yazıkullah yapsın, hayır, dersini yapsın gibi. E şimdi öyle olunca mesela bir kimse, hani gece diyelim ki Allah'ı zikretmeye başladı, Allah'ı zikretmeye başladığında açıldı hali.
Örneğin hane halkının uyuduğunda ruhlarının nereye gittiğini görecek mi? Hamur çok su kaldırır. Mesela o kendi ruhunu izleyebilecek mi? Kendi ruhu bekletilirken gece, cennetlikler kısmında mı bekletiliyor, cehennemlikler kısmında mı? İşi biraz daha arttıralım, acaba arkadaşları nerede, cennetlikler kısmında mı, cehennemlikler kısmında mı?
İşi daha da arttıralım, annesi, babası, akrabaları, sülale nerede acaba? Teyzen uyuyor orada, ruhu orada değil, ruhu gitti mi yerine? Gitti. Eee nerede bekliyor acaba gece ruhu? Hiç aklınıza geldi mi? Bir geceden bir geceyi düşündünüz mü? Ya ruhum beni bırakıp gidiyor, acaba nereye? Cennetlikler kısmına mı gidiyor, cehennemlikler kısmına mı? İnsanoğlu iki bölüktür. Ya cennetliktir ya cehennemliktir. Arası yoktur. Bakın arası yoktur. Siz hesabı öldükten sonra vereceğinizi düşünüyorsunuz. Sufiler öyle değildir. Sufi her gece hesaba çekilir. Sufi her gece hesabı görülen insandır.
Sen her gece yattığında nereye gittin? Bugünlük neredesin? Bir gören olsa bunu, ben gider ona, bu adam şeyh diye ben ona intisap ederim. Ama konuşuyor herkes ruhtan. Yani en materyalist kimseye dahi gitsen ruhu kabul etmek zorunda kalıyor. En materyalist üniversite neresidir? Tıpta neresidir doktor en materyalist olan yer? Hacetepe. Hacetepe'de ruh ve sinir hastalıkları bölümü var mı? En materyalisti.
En materyalist tıp üniversitesinde ruh ve sinir hastalıkları var. Ben bazen görüyorum bunu hastanelerde orada burada. Diyorum ki ya bunlara girmeli demeli ki. Bu ruh nedir? Yenilir mi? İçilir mi? Ruhu nasıl muayene ediyorsunuz? Yazıyor orada ruh ve sinir hastalıkları diye. Değil mi? O bölümlerde yazıyor. Şeyde de var çünkü. Ne o? Burada Bursa'da Uludağ Üniversitesi'nde de var. Yazıyor. Ruh ve sinir hastalıkları var. İyi. Gideceksin. Diyeceksin ki kardeş. Ben ruhumu bir muayene eder misin beni? Çok basit aslında. İnsanları normalde.
Ya nasıl yani? Bas be. Yazmışsın kardeşim orada ruh ve sinir hastalıkları diye. Ben ruhumu muayene ettirmek istiyorum. Acilden birisi arasa 155'e. Çok fena rahatsızım dese. Gitseniz siz. Ne oldu? Ben ruhumdan şikayetim var dese. Ne yapacaksınız adama? Döneceksiniz geri. Hastanede ne yapacaksınız doktor? Ben ruhumdan şikayetçiyim. O da çakıyor uyuşturucuyu. Ruhundan şikayetçi öyle olmaz böyle olunur. Uyu babam uyu. Sabaha kadar yatar. Sabahleyin kalktığında adam dese ki gene ruhumdan şikayetçiyim ben. Beni bırakıp gidiyor her gece. Amma sıkıntılı iş ha değil mi?
Her gece bırakıp gidiyor sizi. Gitme diyemiyorsunuz arkasından. Deseniz de gidiyor. Gitme kal diyorsun gidiyor. Ruh. Emrinizde değil sizin. Kuantum fiziği mutlak doğrular yoktur. Tecrübelerden edilen doğrular vardır. Mutlak doğrular vardır. Varlığın içerisindeki mutlak doğru olarak görülen şeyler o esnadadır. Ama mutlak doğru, değişmez doğrular vardır. Kuantumcular bütün hepsinde hiçbir şeyin mutlak doğru olmadığını söylüyorlar. Bu sıkıntılı.
Problem burada. Yoksa bir kimsenin kendi doğrular değişir. Evet. Daha doğrusu doğru değişmez. Algısı değişir onun. Doğru olarak anladığı, doğru olarak bildiği, doğru olarak gördüğü şeyler değişir. Bu o kimsenin bir, aklının kemale ermesiyle alakalı. İki, kalbinin kemale ermesiyle alakalı. Bir de bu var. Çünkü bilgi sadece pozitif akılla elde edilen bir şey değildir. Mesela rüyada kalbi ilmin kapısıdır. İlham kalbi ilmin kapısıdır. Bu yine akılla bağlantılıdır. Ama bilgi edinmenin ayrı yoludur bu. Normalde mevcut akıl işte dokunur, koklar, okur, görür, hisseder, tadar.
Bunlar normal aklın bilgi edinme yollarıdır. Beş duyu. Eyvallah. Akıl beş duyuyla tecrübe ederekten bilgi edinir. Veya daha önceki bilgiler topluluğunu okur, bilgi edinir. Eyvallah. Bunda söyleyecek bir şey yok. Bir kimse oturur, Kur'an'ın hükümlerini okur, bilgi edinir. Söyleyecek laf yok. Hadisleri okur, bilgi edinir. Bilgi edinme yolları. Ama bir de kalbi bilgi edinme yolu var. Bunu reddetmek mümkün değil. Bütün peygamberler ümmidir. Bütün peygamberler ümmi olmalarına rağmen peygamberler Allah'ı bilmede, varlığı bilmede en üst zirvededirler. En üst zirvededirler ama ümmidirler. O zaman bu bilgi edinmeyi, bilgiyi nereden sağladılar?
Vahiy yoluyla. Allah onlara vahiy etti. Bakın vahiy bir bilgi edinme yolu oldu. Peygamberlerin bilgi edinme yolu direkt vahiydir. Direkt, onlar bir şeyi tecrübe etmezler. Bakın bir şeyi tecrübe etmezler. Vahye dayalı yaşarlar ve konuşurlar. Direkt, onların hiçbir zaman, hiçbir zaman vahye dayalı olmayan bir halleri yoktur. Peygamberlerin peygamberlikleri cebridir. Onların mesela, Hz. Muhammed'in Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bütün ilmi ve hareketleri cebridir. Şimdi bazen onun hadislerini yorumladığımızda veya yorumlamaya çalıştığımızda bazıları cebriyete kaçar ya, cebriyete kaçmasının sebebi onun kendi haliyle alakalıdır.
Onu çözümleyemezse bir kimse, ulan burada cebriyet var der, cebriyeci olur. Halbuki o, peygamberlik mesleğinden dolayı cebridir. Bakın, peygamberlik mesleğinden dolayı cebridir. Velilerin de, mürşidi kamillerin de bir veçeleri cebridir. Bakın, bir veçeleri, bir yüzleri cebridir. Velileri tamamiyetle cebridir diyemeyiz. Bu sünnete aykırı olur. Bazıları böyle söylemişler, bu çok uygun değil. Orta yolu bulalım. Velilerin de bir veçeleri cebridir. Velinin o esnada cebriyetine takılma. Bir etrafındaki kimse de takılmasın o esnada. Kıyılacaksa kıyılır çünkü. O tarafı cebridir. Orada da velinin kendi ihtiyarı yoktur.
Bakın, orada da velinin kendi ihtiyarı yoktur. Hızır gibi. Hani yumuşatmaya çalışır ya, ehli sünnet alimleri veyahut da insanlar, ya çocuğu öldürür mü? Evet, öldürür. Hızır çocuğu öldürdü. O senin nefsine uyup öldürmen gibi değil onun öldürmesi. Sen nefsine uydun, gittin birisini vurdun. Onu Allah'ın emri olarak görme. O Hızır'la alakalı velilerin bir veçesi bu noktada cebridir. Eğer cebriyet girdiyse işin içerisine söyleyecek bir laf yoktur. Ama tamamiyetle değildir bu. Bu cebri, bu da o kimsenin kendi elinde, kendi ihtiyarında aldığı bir ilim değildir. O kimse işte bir kalbine ilham geldi veya bir rüya gördü, onun ihtiyarı kalktı o esnada.
O zaman o ilham da, o rüyada ne olmuş oldu? Bilgi edinme yolu oldu. Şimdi kuantumcular kendilerince diyorlar ki, bu varlığın içerisinde veyahut da tamamiyetle, bütün evrendeki her şey hiçbir şeyi gerçek doğru değildir. Hiçbir şey gerçek doğru değil deyince, Kur'an'ın üzerinde de sen şüphe edersin o zaman. Hiçbir şey gerçek doğru değil dersen, sünnetin üzerinde de şüphe edersin. Abdestin üzerinde de şüphe edersin. O zaman Allah'ın hukukunun üzerinde de şüphe edersin. Öyle değil. Şahsın, müteşabihlerle alakalı doğruları değişir. Eyvallah. Şahsın değişir. Yani İstanbul'a gitmeyeniniz var mı? Burada sen gitmedin bir tek.
Bir de sen gitmedin. Tamam. Geri kalanlar, hepiniz İstanbul'a gittiniz mi? Hepiniz İstanbul'u biliyorsunuz değil mi? Bilmiyorsunuz. Bildiğini iddia eden kalksın ayağa. Ciddi ciddi. Sen biliyorsun İstanbul'u. Nasıl biliyorsun? İstanbul'u biliyorum demek. İstanbul'un altını, üstünü, mahallelerini, caddelerini, oda oda, evlerinin içine kadar biliyorum demektir. Biliyor musun şimdi? Bitti. Otur. Bilmiyorsun İstanbul'u.
Bak bildiğini söylüyordu. Öyle değil mi? Kendince ne dedi? Ben İstanbul'u biliyorum. Cesaretine hayranım. Sıkıntı değil bunda. Doğru mu? Doğru onun için. Bakın kendi veçesinden İstanbul'u biliyor. Doğru. Ama ben bir İstanbul'u anlattım, bilmiyor. Ben de dedim ki bilmiyorsun İstanbul'u. Beninki de doğru mu? Doğru. Şimdi doktora desem ki doktor insan vücudunu biliyor musun? Biliyorum diyecek. Değil mi doktor? Normal. Burada melamice söyleyeceksin. Bilen bildim demez, gören gördüm demez, duyan duydum demez. Ah sevgili, seni sevmeyen sevdim demez diyeceksin.
Arkası Mustafa Özbağ tekerlemesi. Anladın? Onu sevmeyen hiçbir şey sevmemiştir. Onu tanımayan hiçbir şey tanımamıştır. E şimdi öyle olunca tabii kuantumcuların bu noktada, tabii onlar da deneme yanılma yapıyor. Bu şartlarda kuantumcunun birisine desen ki, seninki de doğru değil, hak. Çünkü kuantumun kendi felsefesine göre onunki de doğru değil. Eee o zaman hiçbir şey doğru değil bu alemde. Algı var sadece. Farkındalık, tabii bu farkındalığın normalde boyutları var. Bu farkındalığı herkes konuşuyor da, işte farkındalık yakalamak lazım. Ekmek yediğini biliyor, ekmek yediğini biliyorsan farkındalığı yakaladın. İyi. Asıl farkındalığa gel. Ekmeğin içerisinde kaç tane madde var bana say.
Farkındalık bu. Şimdi desem ki yine ekmeği biliyor musunuz? Herkes biliyoruz diyecek. İyi. İçinde ne kadar katkı maddesi var? Herkes ekmeğe diyor ki, un, maya, tuz, su. Bu değil mi ekmek? Değil. Değil. O zaman farkındalığın bir zahir tarafı var. Zahir tarafının da kendi içerisinde, kendi kendisine bir seviyesi var. Yani bu çay mı? Çay farkında. Aaa sıcakmış, farkındalık. Sica, hissetti. Farkındalık. Sıcak mı çay? Soğuk. Elle bak. Sana sıcak geldi değil mi?
Bana da çok soğuk geldi. Buz gibi. Değil mi? Sana sıcak geldi. Evet. Farkındalık. Ona sıcak geldi. Ama cehennemin ateşini görmüş olsaydı bu ona soğuk gelecekti. Diyecekti ki ya hamdolsun buz gibi bir çay içtim. Halbuki o çayı içerken belki de ağzı dudakları yanacaktı. Ama cehennemin hararetinde o ona soğuk gelecekti.
Gittiniz bir demir eriten bir demir eriten bir şeye demir kimya okuyan var mı aranızda? Kaç santigratta eriyor? Askerde yapıyorlardı bizden. Kaç? 1800'de başlıyor. 1800'de eriyor öyle değil mi? Kalitesine göre. Evet. 1800 dereceye göre şimdi bu 30 derece sıcak mı soğuk mu? Buz gibi değil mi? Evet. Farkındalık. Normalde farkındalığın o zaman avam kısmı var. Avam olarak ne yapıyoruz? Aa buradan otobüs geçti. Farkında oldu. Bayağı karnın doyduğunu hissetti. Farkında oldu. Ama farkındalığın değişik boyutları var. Gözünün önünden geçen silüetleri görüyor musun?
Cinni tayfesini görüyor musun? Şeytanı görüyor musun? Kafir cinnilerle mümin cinnileri ayırt edebiliyor musun? Farkındalık. İnsanların vücutlarında yaşayan cinni tayfelerini görüyor musun? İnsanların üzerinde ev kurmuş, han, hamam kurmuş şeytan tayfesini görüyor musun? Bildiğiniz adam saray kurmuş adamın üzerinde. Şeytan saray kurmuş. Hizmetkarlar, hizmetçiler adamın üzerinde. Ay farkındalığı yakaladı. Ne oldu? Tamam aa dedi. Farkındalığı yakaladı. Veyahut da var ya kırmızı noktalı bir hatun.
Kırmızısına baktı, baktı, baktı, … On bin dolar da verdi. Farkındalığı yakaladı. Kırmızı noktanın içerisindeki şeytanı görmedi ama. Hepsi de farkındalığı yakaladılar. Allah yesin inşallah. Çocuklarımıza dergahını nasıl sevdirmeliyiz? Onları buralara nasıl alıştırmalıyız? Zorlamak istemiyorum. Kendi haline bırakınca da gelmiyor. Nasıl yol izlenmeli? Siz severseniz onlar da sever. Bir kimse sevse aşık olsa etrafındaki yakın dairesindeki herkes onun aşık olduğu şeye aşık olur. Zor mu problem?
Ben ticaret ile uğraşıyorum. Örneğin bize 90 gün vadeli çek veriliyor. Nakit olmuyor. Çoğu zaman ve pazartesi maaş ödemesi geliyor. Malum bu şartlarda kasamızda nakit yok. O çeki kırdırarak faiz ödemek ve maaş dağıtmak haram diyorlar. İster istemez haram işliyoruz. Diğer türlü işçiye zulmedeceğiz. Ne yapmalı? Ben sırf onu yapmamak için çok araba sattım.
Bu sıkıntılı bir durum. Ama biz normalde öyle bir harama düşmeyelim diye böyle bir noktaya geldiğimizde arabayı satıyorduk. Çekiyorduk galeriye. Bir gün, iki gün öncesinden araba kaç para? Atıyorum 10 lira. 3 gün sonra bize para lazım olacak. Gönderiyorduk arabayı, 10 liraya alıyorduk. Ondan sonra gidiyorduk elimizdeki çeklerle bir daha araba alıyorduk.
Allah beni korudu öyle söyleyeyim. Ben hiç çek kırdırmadım. Ticari hayatım boyunca ben bankadan da hiç ne o kredi de çekmedim. Çek de kırdırmadım ne bankada ne dışarıda. Sıkıntılı bir durum. Yani normalde işte bankadan kullanıyorlar. Darül Harp Hukuku giriyor. Darül Harp Hukuku girince Hanefilerce caiz diyorlar. Hanefilerce caiz ama sıkıntılı bir durum. Benim eşimin tayini çıktı. Benim eşim serbest çalışan iken memur olarak atandı. Ben de Bursa'yı seviyorum. Gitmek istemiyorum. Ancak eşimin annesi çocuklarımıza olumsuz şeyler etkiliyor. Terbiyesine karışıyor.
Sırf bu yüzden gitmek istiyorum. Kayınvalidevin yaptığı doğru mu? Veyahut da kararsızım ne yapılmalı? Dini hükmü nedir? Kararsız kaldım. Eş derken kadınla erkek mi bilemedik. Ama normalde bir Eğer erkekse bu Bir yere gidiyorsa Kadın da arkasından gidecek. Çare yok. Demezsem patlayacağım.
Ben bir yere gidiyorum diyeceğim. Benim eşim gelemem diyecek. Kal o zaman derim ömür boyu. Ebediyen kal. Biraz sert ama Benim ne o suyum. Söylemem bile. Bir daha. Allah affetsin ya. Söylemesem de patlayacağım bunu. Babam benimle istişare ediyor. Ben de hep içimden gelen sesi dinlemek istiyorum. Ama babam bazen bunların günah olduğunu söylüyor. Helal-ı haramı anlatıyor. İçimden gelen sesin doğru mu, yanlış mı, şeytanı mı, rahmanı mı olduğunu nasıl anlarım ve ayırt edebilirim? Bunu ayırt etmenin sırrı nedir? Bunu ayırt etmenin birinci derecedeki hali zahir olarak Kur'an ve sünnetin hükmünü bilmek.
Yoksa şeytanın maskarası olur insan. Bir yakınım sormamı rica etti. İlik nakli için bir kimseye danör olmakta bir beis var mı? Yani yok. Neden olsun ki bir beis? Karşındaki kimse eğer gerçekten mümin ise Çuhan'ın kadın kılığına girme hikayesi Mesnevi'deki yine meşhur Mesnevi'de neden cinsellik içeren hikayelere yer veriliyor?
Yukarıdaki hikayeyi biliyorsanız açıklar mısınız mümkün müdür? Bugün gündüz de sordular bu. Aynı şahıs mı acaba ki? Mesnevi'deki cinsellikle alakalı meseleler neden insanları bu kadar tacibuna gidiyor? Onu merak ediyorum. İslam'da cinsellik diye bir olgu var. Yani insanlarda cinsellik var. İnsanın fıtratı bu doğası. Doğası insanı. Fıtratı. Adem cennette tek başınaydı. Cenab-ı Hak ona o hissi verdi. Ondan sonra Havva istedi. Bu fıtri.
Bir erkeğin bir kadını istemesi fıtridir. Bir kadının bir erkeği istemesi fıtridir. Kadın ve erkeğin fıtratıdır evlenmek. Cinsel ilişki fıtrattır. Akıl bağlı olan, normal şartlarda olan bir kadının veya bir erkeğin akıl bağlı olduktan sonra cinsel ilişki isteği fıtridir.
Cinsellik İslam dininde tabu değildir. Konuşulmaz değildir. O kadar çok hadisi vardır ki bir kimse o hadisleri okuyaraktan İslami bir noktada nasıl cinsel ilişkiye gireceğini, ne yapacağını çok rahat bir şekilde öğrenir. İnsanız, insanlar normalde sapkınlıklara dalabilirler. Sapık insanlar da var. Bu topluluk, insan topluluğu, ilk katil kim? Hazreti Adem'in çocuğu. O günden bugüne kadar kötülükle iyiliğin arasında mücadele var. Ama dünya insanlığı tamamiyetle iyi değil. Müslümanlar da tamamiyetle iyi değil. O zaman sapıklar da olacak, sapkınlar da olacak. E mesnevi de hayatın tercümesi gibi.
Mesnevinin içinde de, hayatın içerisinde var olan her şey var. Üç aşağı beş yukarı. Kur'an'da da cinsellik var. Kur'an cinsellikten uzak değil. Hazreti Muhammed-i Mustafa cinsellikten uzak değil. Sallallahu aleyhi ve sellem. O üç kişiden bir tanesi ben hiç cima etmeyeceğim dedi. Cebrail aleyhisselam geldi, uyardı. Hazreti Peygamber dedi ki ben cima ederim. Bu insanın hayatında var olan bir şey. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bazı günler bütün eşlerini dolaşırdı. Cima ederdi hepsinden de. Kendisi de derdi bende on erkek gücü var diye.
Bir rivayette yüz erkek gücü var diyor. Bir rivayette kırk erkek gücü var diyor. İnsan, Hanefilerde kaidedir. Evlenmek isteyen çocuğunu evlendirmeyen veli günah kebayre girer. Çocuğun evlenmek istiyor da evlendirmiyorsa o çocuğun annesi babası günah kebayre giriyor her dem.
Hem öyle işte bu çocuk günahı girerse değil. Çocuk dedi ki anne beni evlendirin. Erkek veya kız annelere daha rahat konuşurlar çünkü çocuklar. Bunu söyledi mi? Erkek kız önemli değil babası sağsa hızla çocuğunu evlendirecek. Evlendirmezse evlendirmediği her gün için günah kebayre giriyor. Her gün için. O yüzden diyor hadis-i şerifte kul mizana çıkarılır. Der ki diyor bu günahlar benim değildi ki. Ben işlemedim işledin. Çocuğun sana dedi ki beni evlendir sen çocuğu askere git de gel. Beni evlendir okulunu bitir de gel. Beni evlendir şunu yap da gel dedin. Geciktirdiğin her gün için günah kebayre girdin.
Geciktirdiğin her gün için günah kebayre girdin. O yüzden hanefilerde yok kız babasıymış. Kız babası gider söylermiş mi? Gel benim kızımı nikahla derviş mi? Öyle söylerler ya. Hanefilerde ölçüdür ve sünnettir. Bir kız çocuğu dese ki beni filanca ile evlendirin. Gidecek birisine aracı koyacak gidecek söyleyecek ona. Selamünaleyküm aleyküm selam. Benim kız sizinle evlenmek istiyor. Evlenmeyi düşünürseniz bir görüşün bir konuşun birbirinizi görün diyecek. Bunlar ortadan kalktı şimdi. Ben bazen genç dervişlere soruyorum. Evlenmek istiyorsanız söyleyin diyorum ben. Neden? Anne baba günah kebayre girer. Ben benim sadece biz böyle dervişi ilişkisi değil.
Ben arkadaşım, kardeşim her biri. Yetişkin oğulları var. Çocuklara söylüyorum. Oğlum babanıza söyleyemezseniz de bana söyleniyor. Sebep? O çocuk evlenmezse, annesi babası onu evlendirmezse her gün günah kebayre girer. Benim yol arkadaşım ya arkadaşım kardeşim benim. Ne günah kebayre girsin her gün? Veya bazen kimisi der. Ben şunu almayacağım, ben bunu almayacağım, ben öyle yapmayacağım. Ben demem. Bu sana tam geldi mi? Tam geldi. Bana bol gelir. Evlen. Çocukları istediğiyle evlendirin. Evlensin. Cinsellik insanın doğası. O yüzden Mesnevi'de de geçer. Kur'an-ı Kerim'de de geçer.
Hadis-i Şerifler'de de geçer. İmamların iştahatlarında da geçer. Geçer. Ve şu İslam toplumu, dinin cinsellikle alakalı hükümlerini, önerilerini, tavsiyelerini bilmiyor. Bilmiyor. Erkekler işlerine gelen yerleri biliyorlar. Kadınlar da işlerine gelen yerleri biliyor. Hükmü, hukuku bilen yok. Bakın, hükmü, hukuku bilen yok. Dergahın içinden dışından kadınlar şikayet ediyorlar eşlerini. Adamlar bize dokunmuyor diye.
Erkekler de, kadınlar da dinin kendilerine vermiş olduğu cinsel hakları bilseler, insanların evliliklerinin büyük bir çoğunu çatırdar. Bizim dervişler iyi gene. Öyle şeyler dinliyorum ki dışarıdan. Bak ne diyorum, çatırdar. Allah muhafaza eylesin. Cenazeleri gömülen kişileri, ister kadın, ister erkek olsun, er kişi niyetini diyerek gömerler. Neden? Hayır. Hatun kişiye, hatun kişi niyetine derler. Doğru yolu bulmak, hakikate ulaşmak için kitap okumak gerekli midir? Yoksa bir ustaya ihtiyaç var mıdır? Doktor sadece kitap okuyaraktan doktor olunuyor mu? Mümkün değil. Mümkün olmuyormuş demek ki. Kadınlar sufi olabilir mi?
Rabiyatül Adeviye var. Demek ki var. Dünyada milyonlarca acı var. İnsan nasıl bunca acı varken manevi huzura erebilir? Ah canım benim, Antep biberi de çok acı ama insan acısız yemek yemiyor. Acılar insanı pişirir, olgunlaştırır.
Acılar insanı kemale erdirir. Nasıl ateş, madenleri ayrıştırıyorsa, acı da keder, hüzün, eleştiri, arkandan yapılan laf, dedikodu, gıybet seni olgunlaştırır, kemale erdirir. Acısız bir dünya yoktur. Acısız bir hayat da yoktur. Acısız hayat tatsız tutsuz yemeğe benzer. Acı olmalı. Evet, dünyaya geliş amacımız Allah'a ulaşmaktır. Fakat insan bunca acıya nasıl dayanır, tahammül eder? Allah'a ulaştırır. Bizim amacımız Allah'a ulaşmak değildir.
Allah'a ulaşmak isteyenler çok zorlu bir yoldur onlar için. Sıkıntılı bir durumu. Ulaşmak dediğinizde bir yerde ki giriyorsun ona, ulaşacaksın. Sıkıntılı. Eşim benim yerime başka kadınlarla olmayı tercih ediyor. Bu kadınlarla birçoğu evli. Ben bu insanı hiç memnun edemedim. Ufacık bir tartışmada yaptığı hatarlardan pişman olmadığını bana söylüyor. Bir de oh çekiyor. Eşim hacca da gitmesine rağmen hala yaptıklarından pişman olmadığını söylüyor. Bu durum bana acı veriyor. Çocuklarıma kötü örnek oluyor. Ne yapmam lazım? Gözünden gördün mü?
Başka kadınlara gittiğini. Bizde meşhurdur. Kocam beni aldatıyor. Gördün mü? Bir kimseye zina isnadında bulunması için bir kişinin, tek kişinin bir kimse kendisi görse dahi yeterli değil.
Dört tane erkek zinanın tam fiilini görecek. Zinanın tam fiilini görürse dört erkek o zaman diyecekler ki bunlar işte cinsel ilişkiye giriyorlardı. cinsel ilişkiye girdiklerine şahitler zina olup olmadığı o ayrı bir fasıl. Sebep? Ya o nikahındaysa o? Öyle ya. Erkek için söylüyorum. Kadın için dört tane erkek kadının başka bir erkekle cinsel ilişkiye girdiğini görmesi lazım.
Erkek o zaman diyecek ki eşim zina ediyor. Ölüm söz konusu olsa beyan eder miydi etmez miydi? Ölüm var. Yani derse evli bir erkek evet ben zina ettim ölümle pençeleşecek. Rejim edilecek. İslam hukukuna göre. O kimse hiç kimsenin görmediği bir yerde o kadar ihlaslı o kadar erdemli o kadar kemal ehli mi ki evet ben zina ettim deyip ölümü tercih etsin. Veya bir kadın yani bu konularla çok konuşuyorum çünkü.
Kadın adam beni boşasın diye aldattım ben seni diyor. Çekiyorum kadını kenara. Gerçekten yaptın mı? Böyle bir şey yapmadın mı? beni boşasın yakamdan düşsün diye söylüyorum diyor. Ya diyorum kendi kendine iftira atıyorsun. İnsanın da nefsinin hakkı var. Ben kurtulayım bu adamdan da diyor ne olursa olsun diyor. Ayrı şeyler. Ama bir kimsenin zina ettiğini hükmedebilmesi için kadın veya erkek dört tane erkek şahit lazım. Eğer kadın olursa şahitler sekiz tane olacak. Bu ne ya? kadınlar hamamında bile görünmez sekiz tane şahit. Ama insanların dillerinde bu böyle o kadar alışmış ki zina iftirası.
O kadar alışmış. Kadınlar çok rahat kocaları için zina ediyor. Aldatıyor beni. Diyorum aldatıyor ne yapıyor? Hani aldatıyor ne yapıyor? Neyle aldatıyor seni? Bir sürü kadın var. Gördün mü? Hayır. Yakaladın mı? Hayır. Nereden çıktın bu? Şeytan. Şeytan. Aynı şey erkekler içinde var. Geliyor burada bir Mustafa Hoca varmış. Koskoca adam. Ben bir onun önündeyim şimdi. Allah Allah. Kimmiş o diyor ben Mustafa Hoca. Böyle bakıyor sen misin yoksa hocam diyor. Ben hoca değilim abicim.
Ama işte seni buraya gösterdiler. İyi buyur söyle. Ya adamdaki akla bak. benim karım beni aldatıyor. Bakıverir misiniz? Aldatıyor mu aldatmıyor mu? Oğlum sen hasta mısın dedim ya. Pisişik psikolojik problemin mi var senin? Ulan dedim bizim işimiz gücümüz yok milletin uç kurunu mu takip edeceğiz? Yürü git lan dedim şurada. Öyle baktı. Öyle dediler zaten çok sert davranır. Sen onun sert davranışına bakma. Israr et dediler. Ulan oğlum git dedim ya. Senin eşin dedim böyle böyle böyle bir şey söylüyor mu? Hayır var mı? Bir sıkıntı yok. Git oğlum bak işini evini yıkma. Böyle bir şey oluşturuyor.
Kardeşim otur eşine de beni istemiyorsan seni boşayım. Bitti. Sen istemiyorsan boşa. Basit. Allah'ın sevmediği helal. Helal mı? Helal. Evlenmek ne kadar helalsa boşanmak da helal. ama insanlar bunun üzerinde o kadar çok böyle iftira atıyor ki erkeklere de kadınlara da.
Kadın gaflete düşmüş birinden mesajlaşmış. Yakaladım mesajını aldatıyor bu beni. Oğlum mesajdan aldanın olmuyor. Mesajda zina suçu işlenmiş olmuyor. Erkek kadın. Yani şu kadınlar şu erkekler de nefsine uyup mesajlarına dikkat etsinler. Eyvallah. Ya yapma işte. ne anladın ondan? Erkeklerde de kadınlarda da var. Ne anladın? Evinin tadını bozma ağzının tadını bozmaya değmez. Bir halt yiyeceğinden değil bir mesaj atacaksın işte o kadar. Ha kocana deseydin sevgilim diye adam paranı da atardı sana. O da karısına deseydi sevgilim aşkım canım göresim geldi seni kadının dünyası değişirdi.
En başı ise kadın kadın değilse yapacak bir şey yok gene sen onu sabahtan akşama kadar sevgilim canım desen o gene gider çamaşır suylu eşofmanı giyer çamaşır suyu kokusu kızartmayla karışık dolaşır. Yapacak bir şey yok. Ama öbür türlü insanlar eşlerine kadınlar da erkekler de bir başka dışarıdaki bir kadına erkeğe yapmış olduğu serenomiyi kendi eşlerine yapsalar hayat güldük külistanlık toz pembo ne olur?
İnsanlar kendi eşlerine yapmaktan kendi eşlerine yapmazlar dışarıdan serenomi ararlar. Böyle insan nefsi ondan sonra vay zina etti de aldattı da beni kandırdı da hoplattı da zıplattı da bir kavga görüntü şeytan şeytan nanik nanik yapıyor başka bir şey değil Allah bizi affetsin kadınlar da bu konuda en fazla şikayet eden kadınlar kocam beni aldatıyor Allah kocam beni aldatıyor bazen bunu derslerde örnekliyorum gelmiyor şimdi o kadın derslere böyle kimisi de böyle bir şey söylüyor dinlemeyince bir daha gelmiyor kadın telefon
açtı böyle böyle eşim beni aldatıyor Allah gördün mü gözünle hayır zina halinde yakaladın mı hayır sen nerede oturuyorsun işte filanca mahallede iyi ev kira mı evet şu öyle mi böyle evet adam bakıyor mu sana dedim ben evet işte çok özür dilerim cinsellik olarak bir sıkıntı var mı yok eve gelip gidiyor mu yok bir çocuğuna çocuğuna bakıyor mu yok bir problem var mı yok ne var sabahleyin erkenden gidiyor e ben de gidiyorum diyorum sabahleyin erkende yok beni aldatıyor bu kızım otur oturduğun yere karıştırma uğraşma yapma
bir de yüzüne söyledim kalkar karıştırırsın uğraşırsın bırakır çeker gider dedim adamı da tanımıyorum ha kocasını bırakır çeker gider dedim üç tane çocukla dedim ev kira orta yerde kalırsın dedim yapma yapma bıdı bıdı da yapma hiçbir şey söyleme yok ben ona öyle dememişim de sen bir gün sabahleyin o giderken sen de kalk onu takip et demişim adam sabahleyin kalkıyor gidiyor sabahleyin giderken o da arkasından gidiyor sen nereye gitti filanca sokağı filanca caddeye arkasından git ondan sonra adam bir eve giriyor ardından bu da evin önüne gidiyor
güm güm güm yakaladım seni kör olasıcı adam bana sen demek ki bu kadınla aldatıyorsun neyse adam çıkmış dışarı demiş döveceğim seni şimdi çek git buradan bir iki daha bir şey söylemiş bir iki tokat vurmuş onu göndermiş geriye şimdi o da diyor ki işte ben ondan boşanacağım filan adam gelmiş kendi eşyalarını almış göçmüş öbür eve bu üç gün gelen giden yok beş gün gelen giden yok on gün gelen giden yok aradı hocam bana yardım et ne oldu böyle böyle böyle böyle oldu kızım ben sana gitme demedim mi dedin yapma demedim mi
dedin ne anla yaptın ne yapacağım ben şimdi okunacak bir dua var mı geri döndürme geçe dedim anam biliyordu o da öldü dedim biz bilmiyoruz anamın dedim bir döndürgeli vardı dedim ben bizi döndürüyordu fırıldak gibi dedim biz bilmiyoruz adam gelmedi bir daha eve kadın yalvarıyor gel diye dönmüyor adam kadın diyormuş ki kadın kendisi söylüyor gene bana diyormuş ki tamam kabul ettim sen kaç tane alırsan al kaç tane nikahlarsan nikahla hiç olmazsa bizim kiramızı öde evimize bak yok adam dönmedi işte işte adamın babası girdi
devreye dönmedi kayınvalidesi girdi devreye dönmedi dönmüyor adam bitti adamın işi kadın bu sefer diyor ki ben onu boşamayacağım boşama zaten dedim ne olacak ki kendince boşamayacağım boşama dedim asla boşama elleme dedim sürüm sürüm sürünsün adam dedim artık ilk 3 3.5-4 yıl oldu bu hadise olalı ne oldu bilmiyorum öğreneceksin de ne olacak erkekler için söylüyorum kadın öğrendi iyi ne yapacaksın yapacak olduğun şey annenin babanın evine dönmek bu gözünüzle görmediğiniz bir şey için
hiç kimseye iftira atmayın ergenlik yaşındaki bir kız çocuğunu doğru bir şekilde nasıl hazırlayabilirim Allah razı olsun bayanların özellikle genç kızların ve toplumun tesettüre örtünmeye bakışı hangi yönde olmalı ooo başı varmış bir bayan için örtünme tesettüre girme zamanı nedir ölçüsü nedir normalde buna zaman için akıl bali demişler de aslında bunun akıl bali hani muhakkak islam fıkıhı hukuku akıl bali demiş bu noktada bizim ona karşı bir düşüncemiz yok ama akıl balilikle alakalı nerede akıl bali olunur hangi noktada akıl bali olunur
burasının tartışılması lazım normalde şimdi kadim bir gelenektir kadın da erkek de işte bali olduğunda hani fiziki bir değişiklik yaşadığında işte o akıl bali oldu derler bu aslında bütün dinlerin ve toplumların kadim bir bilgisidir bu sadece Muhammedilere ait bir şey değildir İsevilere de gitse bir kimse Musevilere de gitse İbrahimilere de gitse onlar da akıl baliliği işte malum o fiziki değişiklikler olduktan sonra başladığına hükmederler bu sadece Muhammedilerin problemi değildir yani tartışmalar çıkar ya televizyonlarda konuşurlar
akıl balilikle alakalı canım kardeşlerim bu sadece Hz. Muhammed Mustafa ile sallallahu aleyhi ve sellem ile alakalı bağlantılı bir şey değil bu kadim bir şey Hz. Muhammed Mustafa da bu kadim olan bu bilgiyi değiştirmemiş reddetmemiş o yüzden Yahudilerin de akıl bali düşüncesi bu Hristiyanların da akıl bali düşüncesi bu ama normalde buna biz daha farklı unsurlar yanına oluşturabilir miyiz? Evet sadece fiziki olarak yani bir kadının ay hali görmesi bir erkeğin menisinin gelmesi akıl bali olduğunu tam olarak göstermez örneğin onun bakıyorsun şimdi 12 yaşında bali olan kız var çocuk da çocuk yani bu bali oldu bunu evlendirelim nasıl diyeceksin?
diyemiyorsun o yüzden normalde tesettürle alakalı da yani o çocuk bali olduğunda örtünebilir mi? Evet örtünse güzel olur mu? Evet ama bunu böyle nefret ettirmeden yumuşak yumuşak sevdire sevdire yaptırmak evla olanı olmuyor olmuyor yani çevre şartlar çocukların yaşadığı alan olmuyor kardeşim olmayınca ne olacak? o zaman sıkıntı çıkıyor problem çıkıyor bakıyorsun bir kadın yanında çocuğu utana utana yürüyor belli yani yanındaki çocuğun tesettürsüzlüğünden kadın utancından yolda yürüyüşünü karıştırıyor ya bir erkek yürüyüşü değişiyor bakın yürüyüşü değişiyor hele İstanbul'da karşılaştım asansöre bastım şeye bindim asansöre asansörde bir kadın var ondan sonra çarşaflı bildiğiniz çarşaf
yanında kız var dekolte ben önce onun kızı olduğunu bilmiyordum o kız ne zaman ona anne deyince o zaman anladım ona anne dedi zaten kadın beni gördü böyle sakallı işte şey hani böyle kendince zaten böyle kendini çekiniyordu böyle kızıyla hiç konuşmuyordu kız ne zaman anne dedi anlaşıldı kız oldu kadın apartman şeyi asansöre yaracak çökecek içine tabi ben dönüp bakmadım bile hiç kendi kendime dedim ki ya şu kadının yaşadığı eziyete bak şimdi kolay şeyler değil muhakkak çocuklarımızı eğiterekten öğreterekten sevdirerekten
yapalım ama nefisle mücadele şeytanla mücadele hep böyle güle oynuyor olmuyor bazen zorlamak gerekiyor disiplin etmek gerekiyor yani kimse namaza başladığında güle oyna namaz kılmıyor disiplin ediyor zorluyor kendisini veyahut da ders çekecek zikrullah yapacak zorluyor kendisini disiplin etme açısından kolay değil genç kızlarımız bazen aile veya çevre baskılarından dolayı örtünüyorlar daha sonra ileriki yaşlarda da tesettürü terk ediyorlar ergenliğe yeni geçmiş kızım var ve örtünmeyi istiyor ileride tekrar açılmasından
korkuyorum ya normalde korkuyla yaşanmayacak ki yani kimin sonunun ne olduğunu bilmiyoruz anne babalar olarak biz çocukların dindar yatışmasını dinlerini öğrenmelerini ve dinlerini yaşamaları için gayret edeceğiz 20 yıl sonra ne olur bilemeyiz ki 10 yıl sonra ne olur bilemeyiz ki bu korkudan dolayı da çocukları dinden uzaklaştıracağız da uzaklaştıracak da değiliz Allah bizi affetsin santraç oynamakta sıkıntı var mı Hanefiler sıkıntı görmemişler Hanefiler yani ilk dönem Hanefiler satranç oynamayı caiz görmüşler hatta
tavsiye etmişler evet bir de tavsiye etmişler ama bazen zaman zaman değişik Hoca Efendiler işte bunun haram olduğunu çok büyük günah keber olduğunu söyleyenler de var ama Hanefilerin ilk fıkıh kitaplarında haram diye bir şey söylenmiyor zeka oyunlarıyla alakalı şans oyunları caiz değil haram şans oyunlarının hepsi de haram ama satranç şans oyunu değil bir ara ben bir merak sardıydım biraz oynadıydım sonradan iş çok telaş çok öyle kaldık iyi satrançlıyım diyemem ama çoban matını biliyorum sen biliyorsun mu Ali hiç mi
bilmiyorum yani vakit olsa sana öğretip sana çoban matı yapmak isterdim ama biz bu nefisle alakalı sohbeti yapamadık yine bugün hakkınızı helal edin yoksa sohbet hazır ama böyle bir bütün sohbet etmek lazım o yüzden kaldı çünkü emmareden alacağız ta nefsi safiyeye kadar yürümemiz lazım o yüzden böyle tek tek emmarenin hallerine levvameni mülhümeni mutmainnen radiye mardiye safiye kalbi tecelliyatlarına o kimsenin o normalde hallerine öyle sohbet edilmesi lazım uzun bir sohbet kaldı hakkınızı helal edin
geceniz hayır olsun inşallah selamun aleyküm al akan ken

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi