mustafaozbag.org

Karabaş-i Veli Tekkesi- 10 Kasım 2018

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Kasım 2018 · 1:06:33

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin, inşallah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin, inşallah. Rüyamı tabir eder misin? İnşallah. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki, kim Allah Celle Celaluhu rızasını kazanmaya vesile olacak bir ilmi, dünya malına kavuşmak için öğrenirse, kıyamet günde cennetin kokusunu dahi alamaz. Nevevi, Riyad-ı Salih, Nebu Davud. Yukarıdaki hadise göre bir kişi para kazanmak için tıp fakültesini, mühendislik fakültesini veya eğitim fakültesini bitirmese haram mı? Hayır. Allah'ın rızasını kazanmayı vesile ederek bir ilim öğreniyorsa bunu dünya malına devşirmeyecek. Bir kimsenin tıp fakültesini kazanması maişeti için.
Hocam matematikçi. Matematikti değil mi? Fizikçi. Hocam fizikçi. Yani normalde fizik eğitimini niçin yaptı? Dünya maişetini kazanmak için yaptı. Dünya maişeti kazanıyor. Mesela bir kimse hadis ilmi yaptı. Hadis ilmi ne için yaptı? Dünya maişetini kazanmak için yaptı. Ondan Allah'ın rızasını beklemeyecek. Bir kimse ilahiyat okudu. İlahiyat okuduktan sana ne yaptı? Gitti. Örneğin bir yerde, resmi bir yerde memurluk yapıyor. Memur. Ondan Allah'ın rızasını beklemeyecek. Bakın bir kimse yapmış olduğu işin karşılığında bir ücret alıyorsa ondan Allah'ın rızasını beklemeyecek. Ticaret. Mesleği. Ne iş yapımı var? Demirci kimse. Demirci. Bir kapı yaptı, parasını aldı. Ben bu kapıyı Allah rızası için yaptım. Parasını nam aldı? Parasını nam aldı.
Bir kim? Alim. Bir zat. İyi. Harika. Sohbet etti. Parasını aldı. Ne Allah'ın rızasıymış ya? Biz bu konuyu filanca tefsir kitabımızda, filanca kitabımızda bahsettik. İyi kitabın parasını aldın mı? Aldın. Ne Allah rızası ya? Meslevi'ye para ödüyorsunuz mu? Hayır. Okuyorsunuz mu? Evet.
Buhari'yi okuyor musunuz? Evet. İmam Buhari'ye para verdiniz mi? Hayır. İmam Buhari hadis nakletti, hadis topladığı için insanlardan ücret aldı mı? Hayır. Hala da alıyor mu? Hayır. Ama sen Kur'an bize yeter dedin, 25 tane kitap yazdın, 25 tane kitabı da kampanya yaptın. Kim bu şu saatler arasında, şu telefon numarasına mesaj gönderirse, işte 12 tane kitabı 125 liraya alır, kampanya yaptın.
Bir de Kur'an yeter dedin. Ne Allah rızası ya? Kitabını satmak için uğraşıyorsun. Ondan Allah'ın rızası beklenmez. Bir şeyin ücretini alıyorsan, Allah rızası için deme. Bir ilim öğrendin. Bu ilmi ne için kullanıyorsun? Maişetini kazanmak için. Ondan Allah'ın rızasını bekleme. Para kazanıyorsun ondan.
Para kazandığınız ne var ise, onda Allah'ın rızası yoktur. Adam semazen. Sema ediyor. Karşılığında saatine 70 lir alıyor. Ne Allah rızası için ya? Ne ilahi söylüyor. Nerede? Filanca düğünde. Kaça söylüyorsun? 1500 liraya. Ne Allah rızası için ya? Ne alakası var? Adam ben işte tefsir yazdım, yok hadis yazdım, yok şunu yazdım. Kaç para? Şu para.
Ne Allah rızası için ya? Ne alakası var? Sen ne iş yapıyorsun? Açık açık konuşacağım. İmamsın. Kimden alıyorsun maaşını? Devletten. İyi. Polisten ne farkın var? Maliyeciden ne farkın var? Öğretmenden ne farkın var? Ne farkın var? Sen de devlet memurusun. Deme. Allah rızası için niye? Sen vazifeni yapıyorsun. Diyanet İşleri Başkanlığı bir genelgeye iniyor. Yazları camide Kur'an kursu olacak diyor. Maaşlarını alıyorlar. Ne Allah rızası için olmuş. Bir şeyin karşılığı var ise ve bunun karşılığı maddi ise Allah'ın rızası için yapıyorum demeyecek kimse. Bu bende dahilim. Burada oturuyor muyum? Evet. Ben buradaki arkadaşlara bir mal satmaya kalkarsam, para toplamaya kalkarsam, burada sohbeti dinleyenlerin üzerinden milletvekili olmaya kalkarsam, meclis üyesi olmaya kalkarsam, buradaki arkadaşların üzerinden kendime farklı bir yol çiziyorsam,
buradaki arkadaşları sohbet ettiğim yerlerin üzerinden kendime bir paye çıkarıyorsam, Allah rızası için kalmadı orada. Kalmadı. Yani biz de bir cemaatız, biz de bir topluluğuz, bize de böyle bir ne o belediyeden meclis üyeliği verin, biz de böyle bir topluluğuz, bizden bir arkadaşı siz de ondan sonra örneğin işte milletvekili yapın, biz de böyle bir topluluğuz, bize normalde bir tane ihale peşkeş çekin. Allah'ın rızası kalktı o zaman. Bakın orada Allah'ın rızası kalktı. Ben bir para kendine dükkan çalıştırıyordum, ben söylüyordum, derviş kardeşler gelmesinler. Millet demesin. Ulan dervişlerin üzerinden para kazanıyor. Git kardeşim ya, nereden alıyorsan al.
Ha şunu biliyor musun, benden ucuzu yok. Bunu biliyordum. Ayrı mesele. Arkadaşlar, Allah için yaptığınız bir şeyin karşılığında hiçbir zaman ücret beklemeyin. Ne diyordu Habibi Neccar Kur'an-ı Kerim'de? Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ben neden arada bazen diyorum, benim adımı kullanarak para toplamaya kalkarlarsa, para isterlerse vermeyin, etmeyin, çatmayın. Benim halim, vaktim yerinde. Kendime yeterim. Hamdolsun. Kimsenin bir yardımına ihtiyacım yok. Hamdolsun. Hamdolsun.
Asla Allah için yaptığınız bir şeyin karşılık olarak ücret beklemeyin. Sufilik budur. Sufilik, yaptığını Allah için yapmak, sevdiğini Allah için sevmek. Tuttun Allah için tutmaktır. Sufilik budur. Asla sufiliğini ranta çevirmezsin. Asla. Asla. Ya biz filanca yere dervişiz. Malı daha ucuz vermen lazım. Demezsin. Asla. Saklarsın sufi olduğunu. Ticaret bitsin. Ondan sonra adam senin ne olduğunu öğrenirse öğrensin. Ben Denizli'deki işimi bıraktım.
Benim kimliğim orada faş oldu. Bir firmadan alışveriş ediyorum. Firmanın müdürüyle çok samimiyim. Orada gama tekstil var. Onun müdürü vardı. Süleyman kulaklar için nasıl. Nasıl samimiyiz ama. Muhabbetimiz iyi. Kamyonla mal alıyoruz. Parada kazanıyoruz. Aldığımız mallardan. Allah bir mümkün bereket versin. Bir gün bana telefon açtı. Hacı ağabey dedi. Böyle oranın şivesiyle. Ya dedi Google'a yazdık dedi. Mustafa Özba diye dedi. Sen neymişsin be abi ya dedi. Neymişim lan Süleyman dedim ben. Oooo ağabey dedi ya. Biz de dedi sen geliyorsun buraya dedi.
Böyle densizlik yapıyoruz dedi. Edepsizlik yapıyoruz dedi. Bizi affet ağabey ya dedi. İçime gelen şey oldu. Mustafa Özba senin işin bitti burada ticaret. Bittim dedim Süleyman öğrenmeseydin daha iyiydi. Ticaret bitti dedim. Sen şimdi artık dedim. Beni dedim farklı kimlikle göreceksin. Ben dedim rahat yap. Senden pazarlık yapamamışım dedim. Ben bir daha oradan bir tane bornoz almadım. Said'e dedim. Said faş olmuştur dedim. Denizli ile bizim işimiz bitti artık dedim. Öyle olmadı mı Said'e? Neden adam benim dini kimliğimle hareket edecek artık? Dini kimliğimle bakacak benim. Dini kimliğinizi kullanmayacaksınız hiçbir yerde.
Kullandın. İstismar ettin. Kullandın. Ranta çevirdin. Kullandın. İstismar ettin. Kullandın. Ranta çevirdin. Yok kardeşim. Sufilik başlı başına en güzel ilimdir. Tüm ilimlerin üstündedir sufilik ilmi. Neden? Sufilik Allah'ı bilmedir çünkü. Allah'ı bilme. O ilmin karşılığının pahası yoktur. Dünya makamına karşılığı yoktur. Akçeye karşılığı yoktur. Oturup halakada bir sefer Allah demek, bunun altını çizin, oturup halakayı zikrullahta bir sefer Allah demek, bir sefer dünya ve dünyadakinin içindekilerden hayırlıdır. Bu istismar edilecek bir şey değildir.
Allah bizi affetsin. Atatürk Osmanlı'yı yıkmış mıdır? Toprakları İngilizlere ve Yunanlılara satmış mıdır? Halk arasında bu gibi konular konuşulmaktır. Gerçeği sizden öğrenmek isteriz. Bu noktada ben gerçeği bilecek kadar değilim ama yani tek başına bir kimse koca bir imparatorluğu yıkar mı ya? Atatürk kendisi mi İngilizleri davet etti?
Yunanlılara Atatürk mü davet etti? Fransızları Antep'e kadar Atatürk mü davet etti? İtalyanlar Atatürk mü davet etti? Bunlar boş muhabbet. Bunu herhangi bir şey için söylemiyorum. Genel bir kaide olarak söylüyorum. Düşmanlık yapacaksan kaliteli düşmanlık yap. Düşmanın kaliteli olsun. Kalitesiz sözlerle konuşmanın bir anlamı yok. Kalitesiz söz bunlar. Kalitesiz söz. Boş söz.
Normalde tarihçilerin işi bizi ilgilendirmez. Doğru yaptıkları, yanlış yaptıkları, eksik yaptıkları, fazla yaptıkları bizi ilgilendirmez. Bir insanın dövüşmesine gerek yok. Sen çalış kardeşim. İlk rakı fabrikasını Abdülhamit Han kurdu. Neden konuşmuyorsunuz? İlk bira fabrikası Abdülhamit Han'ın zamanında kuruldu. Neden konuşmuyorsunuz? Tekirdağ rakı fabrikasının altında Abdülhamit Han'ın imzası var. Neden konuşmuyorsunuz? İstanbul'da yabancılara bar ve meyhane açılmasının izninin altında Abdülhamit Han'ın imzası var. Neden konuşmuyorsunuz?
Türkiye'de de şu anda zina yasak değil. Neden konuşmuyorsunuz? Türkiye'de eşcinsellik yasak değil. Neden konuşmuyorsunuz? Türkiye'de içki serbest. Neden konuşmuyorsunuz? Türkiye'de faiz serbest. Neden konuşmuyorsunuz? Türkiye'de kumar serbest. Neden konuşmuyorsunuz? Türkiye'de Kur'an ve sünnetin haram ettiği her şey serbest. Neden konuşmuyorsunuz? Bana bir haram söyleyin kanunla yasaklanmış olsun Türkiye'de. Neden konuşmuyorsunuz?
Ne oldu? Bir tane randevu evi mi kapatıldı? Bir tane bilmem ne evi mi kapatıldı? Bir tane meyhane mi kapatıldı? Bir tane bir şey mi kapatıldı? Neden konuşmuyorsunuz madem o zaman? Saat 2'den sonra siz hiç dolaşıyorsunuz mu Bursa'da saat 1'den sonra? Saat 12'den sonra. Yalova yolunda dolu İzmir yolu. O şey ne o? Ne parkı var orada parka çevirilen. Merinos Park'ın üstü dolu. Altı parmak da var. Merinos Park'ın üstünde var. Yalova yolunda var. Bu fuhuş yapanlar. Adam da gelmiş mahvelin önüne polis arabasını çekmiş. Üfle Hacı Bey. Arabayı ne amma buraya çektiniz dedim.
Burada üfletiyorsunuz millete mahvelin önünde. Böyle baktı. Dedim altı parmakta pavyonlar var. Atatürk caddesinden aşağı doğru heykelden aşağı doğru pavyonlar var. Sen pavyonların altına çekeceksin. Oradan sarhoş çıkan. Yalova yoluna koyacaksın. Oradan sarhoş çıkanları yakalayacaksın. Onlara üfleteceğine. Adam mahvelini oraya koymuş arabayı. Normal vatandaşı bir çuva sakal var. Üfle Hacı Bey. İyi ben üfleyim dedim yani. Üflerim ben. Sen asıl içkili çıkanla, içkili araba kullanan yerlere arabayı koyma dedim ben. Buraya koy arabayı. Bu amirlerin işi bizim işimiz değil. Müracaat edeceksiniz dedi. Polis bana öyle söyledi. Müracaat edeceksiniz dedi. Trafik şube müdürlüğüne dedi.
Onlar koyacaklar dedi. Doğru söylüyor adam. Yıl başında sarhoşlar için polisler eve götürmek için hazır. alo sarhoş, 155 sarhoş oldun beni eve götürün. Ulan bir gün zikrullah'tan çıkan telefon alsın. Alo ben sarhoş oldum beni eve götürün. Bakalım ne yapacaklar ya. Sen ne sarhoşsun? Ben Allah sarhoşum kardeş. Benim mecalim kalmadı. Ben öyle bir Allah demişim. Farkında değilim. Hücrelerim bile sarhoş oldu. Bir damarım bile ayık değil. Ben şimdi baktığım yerde onun sesini duyuyorum. Baktığım yerde onu görüyorum şimdi. Bana her şey onu söylüyor şimdi. Her yerden zikir sesi geliyor.
Direksiyona dokunamıyorum. Dokunuyorum ona ateş gibi. Araba ateş gibi. Fites kola ateş gibi. Koltuk ateş gibi. Aynaya bakıyorum ateş. Cama bakıyorum ateş. Önüm ateş. Ardım ateş. Her yanım ateş gibi. Cinliler geliyor. Ateşimden korkuyor. Melekler geliyor. Kanatlarını yakarım diye korkuyorlar. Ateş. Dudağımdan çıkan ateş. Ateş gözümden çıkan ateş. Her taraf ateş gibi. Ey sevgililer sevgilisi. Yüreğim ateş gibi. Dilim ateş gibi. Sözüm ateş gibi. Bugün seni görmedim ya bir an. Gözüm ateş gibi. Bir an seninle sohbet edemedim ya. Bütün varlığım ateş gibi. Gel.
Ya benim ateşime ateş kat. Kül et beni. Ya da ateşime bir kova. Su dök. Kafir et beni. Ben bu ateşte ne bu dünyaya. Ne de ahirete genişim. Senin imanın da. Küfrün de senin. Gel ya benim bu ateşimi al. Bu dünya ateşimden kurtulsun. Ya ateşime bir kova. Su dök. Ahiret ateşimden kurtulsun. Bugün sözlerim ateş. Bakışım ateş. Tutuşum ateş. Her yanım ateş gibi. Bak yine cinni taifesi. Ateş ya. Benim ateşimden kaçmakta. Karşıdan el sallamakta. Ateş gibi. Bugün şeytan ateş. Toprak ateş. Taş ateş. Rüzgar ateş yüflemekte. Bak. Yıldızlar dahi ateşimden. Başını Gizlemekte. Saklamakta.
Karanlıklara doğru gitmekte. Uzaklaşmakta bütün her şey. Çünkü Baktığım yer ateş bugün. Dese birisi. Dese ki Gelin ben ateş gibiyim. Sarhoşum. Ayık değilim. Götürün. Nereye götürürler acaba? Doktora göre Psikiyatriye mi götürürler doktor? Biz acillikiz bu gece o zaman.
Mevlevilik ile Teşkilat arasındaki ilişki hakkında bilgi verebilir misiniz? Ne teşkilatı ya? Bilmiyorum. Mevlevilikle teşkilat ne? Mevlevilikte teşkilat mı? Mevlevilik ile teşkilat mı? Soru kimin? Dövmeyeceğiz, sövmeyeceğiz, hakaret etmeyeceğiz soru sahibi. Hakim selam.
Vallahi hiç karşılaşmadık. Herhalde bizi Mevlevi'den saymıyorlardır. O yüzden de estağfurullah. Estağfurullah, Allah razı olsun. Anadolu sufiliği ve Anadolu dergahları ve tekkeleri, İngilizlerin kurmadığı, Fransızların kurmadığı, Mason teşkilatlarının kurmadığı dergah ve tekkeler, ben hep böyle zaman zaman ayırırım ya, tekkeler ikiye ayrılır. Cehri hafi değil. O ayrı. Tekkeler ikiye ayrılır. Yukarı Mezopotamya'da. Bir, yabancı devletlerin ve ajanlarının kurduğu tekkeler. İki, gerçekten hakikat noktasında, Kur'an ve Sünnet tarihinde kurulmuş tekkeler. Yabancı devletlerin, ajanlarının kurduğu ve desteklediği tekkeler, bu Kurtuluş Savaşı'na katılmamış, sizin dediğiniz gibi teşkilat-ı mahsusayla bir bağlantısı olmayan ve bunlar hala da ayakta olan ve hala da kendilerince vazifelerini devam ettiren tekkelerdir.
Evet, bunlara hiçbir darbe dokunmaz. Bunlara hiçbir baskı yoktur. Bunların parasal problemleri yoktur. Bunlar gerektiğinde dergi çıkarırlar, gazete çıkarırlar, televizyon kurarlar, teşkilatlanırlar. Bunların öğretileri, kendilerince farklı öğretileri vardır. Vardır bu tip şeyler. Allah bizi affetsin. Hepimizin namzeti olduğumuz kabir azabı bedeni bir hal midir, yoksa ruhu bir hal midir? Allah hepimizi muhafaza eylesin. Amin. Sufiler kabir azabının var olduğuna iman ederler. Allah isterse hem bedeni hem de manevi olarak bu azabı çektirir mi? İnsanı çektirir.
Ama sufiler kabir azabı çekmezler. O yüzden sufiler bu tip şeyleri kafalarına takmazlar. Sufi demek Allah, Allah, Allah, … diyerekten, Allah'ın cemalini seyrederekten nefesini veren kimsidir. Benim sufi tanımlamam bu.
Öyle olunca da ne eylesin kabir azabına? Tamam. Öbür soru da senin de herhalde var. Devam edelim. Böylece bunlar velileri nebileridir. Hepsi Allah'ın peygamberine emrettiği gibi basiret üzere. Allah'a yönelme de eşittir. Bunun gibiler içinde hem kendileri hem de onlara uyan topluluk açısından hiçbir kuşkunun bulunmadığı Allah'ın sahih şeriatını korurlar. Fakihler kabul etmese de bunların arasında şeriatı en iyi bilenler vardır. Evet. Bu geçen haftadan kalan sohbetin devamlı. Bu veliler normalde Allah'ın peygamberlerine emrettiği şeriatın üzerinde olurlar.
Ve bu şeriatın dışına çıkmazlar. Normalde onlara uyan topluluk için de böyle bir şey söz konusudur. Çünkü onlara uyan toplulukta o indirilen şeriata bağlı kalırlar. Topluluktan ayrılmayanlar, o toplulukta beraber devam edenler o şeriatın içinde kalırlar ve kabul edilirler. Bu şeriat bildiğimiz şeriatın dışında değildir. Bu şeriat bildiğimiz şeriatın üstünde de değildir. Bunu böyle tarif edenler bilmediklerinden tarif ederler, anlamadıklarından tarif ederler. Bu şeriat, Kur'an-ı Sünnet dairesinin merkezi hükmündedir, kalbi hükmündedir. O yüzden bazı noktalarda mesela caiz görülenler, bu şeriat ahkamı içerisinde kalanlar için caiz değildir.
Mesela fetva ararsan bir kimse Kur'an-ı Kerim okumaktan ücret alabilir mi? El cevap alabilir. Ama biz arkadaşlara yasaklarız. Deriz ki siz okudunuz Kur'an'dan ücret almayın. Bir kimse Kur'an-ı Kerim'i öğretmekten ücret alabilir mi? El cevap alabilir. Şeriat hükmünü vermiş mi? Evet. Biz kardeşlerimize deriz ki siz Kur'an-ı Kerim'i öğretmekten ücret almayın. Dinle alakalı bir şey yaptığınızda ondan ücret almayın deriz. Bakın bu kendisine aittir. İnsan kendi şahsi arzularından yüz çevirir, kendi nefsinden sıyrılır ve Rabbini her şeye tercih ederse Allah ona kendi nefsinin suretinde ilahi bir hidayet bahşeder.
Bu haktan gelen hakiki bir surettir. Böylece o kişi berrak ve nurlu bir yol üzerinde yürür. Bu suret Hazreti Peygamber'in getirdiği şeriat ve Resul'ün risaletidir. Bu o kimseye Rabbinden gelmiştir ve onun mutluluğun bulunduğu yere yöneltir. Bu suret ilk önce o kimseye üstadının suretinde gelir. Üstadın bir mürşidi kamil ise ona hakikati anlatan, hakikati söyleyen suret önce üstadıdır.
O kimse üstadının üzerinden kendisine gelen hakikati ve kendisine gelen doğruyu alır kabul eder. Sahih yoludur bu. Ondan sonra bunu zaman zaman söylerim ya, seyir-i sülük esnasında üstadının haricinde Pir Efendilerinden veyahut da işte geçmiş büyük zatlardan veya sahabe-i kiramdan veya geçmiş peygamberlerden ama zaman içerisinde önce Pir Efendilerden sonra sahabeden sonra geçmiş peygamberlerden sonra peygamberi azam olanlardan, büyük peygamberlerden son merhalede Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden ilim almaya başlar o.
O suretler üzerinden almaya başlar. O suretler üzerinden almaya başlayınca bunların hepsinin de şekline ve şemaline şeytan giremeyeceğinden dolayı o hakikate doğru koşar. Hazreti Mevlana mesnefisinde böyle zaman zaman kendilerini oldum delisi zanneden ve o olduğunu zannederekten uçmaya kalkan, ondan sonra kediye köpeğe yem olan kuşlardan müsaade örnekler. Çünkü o civciv o kuş kendi kendine kanadını çırpmaya başladığında saf salaklardansa, kafası basmayanlardansa o kendi uçacağını düşünerekten yuvadan atar kendini. Attığında aşağıdaki avcılar bekler onu. Hemen kediler kapar onu. Hemen ne bileyim işte o kuşun, o yuvanın etrafında dönen avcılar vardır. Avcılar onu alır, yer bitirir, işini bitirir onun.
Dervişin de böyle şeyi vardır. Ne oldum delisi olan, kendini oldum zannedenleri vardır. Yuvadan südur ederler, çıkarlar, kapar onu kedi köpek. Parçalayıverir an. Yol çünkü böyle bir günlük, üç günlük, beş günlük yol değildir. Edebiyatı güzel Yunus 18 yıl Tapduk Emre'nin derganına odun çekmiş. Sen o 18 günde meratibleri bitirecek.
Birisi Şeyh Efendi'ye söylüyor. Hamdolsun biz meratibleri bitirdik diyor. Allah rahmet eylesin. Bana bakıyor Şeyh Efendi, bak ne diyor gibisinden. Biz tabi susuyoruz, edeb ediyoruz. Bir şeyhin yanında o müsaade etmedikçe lafa dalınmaz, konuşulmaz, bir şey denmez. Hiçbir şey demezsin. O bakar, eder, tebessüm eder. Konuşmazsın sen, beklersin. O latif eder. Sen beklersin. Ho ho ho ho sen de ondan beraber gülmezsin. Sen latife etme. Sen sus, bekle. Baktı böyle hani bak bu ne diyor gibisinden. Ben sustum. Anlattı, anlattı, anlattı, … Adam meratibleri bitirmiş. Döndü. Efendi, kabir haline vakıf mısınız dedi. Ona döndü.
O ne efendim dedi. Yaptı. Evladım, dervişliğin başlangıcı, kabir haline vakıf olmak dedi. Gideceksin kabristanın başına, kendi kendini imtihan et istersen dedi. Bir kabrin başına git, esselamun aleyküm de dedi. Onun aleyküm selam dediğini duyarsan, onu görürsen dedi, dervişliğin başlamıştır dedi. Kendi kendinize imtihan edin. Aha kabirdekiler burada. Oturduğunuz yerden, esselamun aleyküm ehl-i kubur deyin. Yola çık herkese. Şeyh Efendi, bizim kendi kardeşlerimize yapardı. Artık onlar kendi kendilerine oldu mu diye düşündüler.
Ne düşündülerse, çok görmüşümdür. Millet bir kabristanın başına gidince, iki üç adım geri giderdi. Bir adım geride duracağına, üç dört adım geri gider. Kimisi daha en arka sıralara gider. Döner sorar, gördün mü kabristandakini? Hayır efendim. Öbür güne sorar, gördün mü? Hayır efendim. Mesleği ne onun mesela? İşte örneğin atıyorum. Havlucu, ben kendimden örnek veriyorum. Havluda mı görmedin evladım? Bu kadar. Sen eşeğe, toprağa, gir içine. Nasıl yanında duracaksın? Her kabristanın başına gittiğinde de sorar.
Hadi git yanında. Oldum diyene yol açık. Yol açık oldum diyene. Ne güzel yok. Ben şöyle, aha kabir kardeş ya. Geç başına. Ne okuyacaksan oku. Bize bir şey iddiada bulun. Bize bir şey ispat etmene gerek yok. Selamünaleyküm dedin. Aleykümselam diyene. Duydun mu, duymadın mı? Duymadın. Geç yürü ya. Dedi, kabristana gittiğinde dedi, selam verdiğinde dedi, kabristana görüyor musun dedi. Onu efendim dedi, kabir haline vakıf mısın deyince, onu efendim dedi, söyledi kabir haline vakıf, vukufiyetin ne olduğunu.
Yok efendim biz de öyle şey dedi. Bunlar konuşulmuyor ya, insanların arasında. Böyle söyleyen, böyle yapan da yok ya. Herkes uyduğun kalabalığa gidiyor. Yani sorulmuyor. Burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görenler kim diyor. Sorulmuyor böyle şeyler. Burada üstadın rüyasında görenler kim? Sorulmuyor böyle şeyler. Ölçü kardeşim. O dergahta olacak bunlar. Ölçü. O dergahta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görenler olacak. Ölçü. O dergah, üstadından ders alıyorsa, rüyasında görerek alacak. Ölçü bunlar. O kimse kendi kendine yol gidiyorum diyorsa, şu kabir halinden vakıf olacak. Ölçü bunlar.
Daha da biraz ben yol gidiyorum diyorsa, O iyi, Bursa'ya kim girdi haber ver bize. Ölçü bu. Daha da yol gittiğini söylüyorsa, bana Ali'nin evinde, Semazenbaşali'nin evinde, bir şeyin yemeği söyle bana. Ölçü bunlar. Otur kardeş. Et rabıtanı. Şeyhinin yediği akşam yemeğini söyle bana. Ölçü. Ben şeyhimden aldım ölçüyü. Bilmiyorum, bana öyle davranırdı. Başkasına nasıl davrandı, beni ilgilendirmiyor. Kaldırırdı telefonu. Mustafa Efendi, selamun aleyküm. Aleyküm selam efendim. Ben neredeyim evladım? Ölçü. Bana odayı tarif et.
Ölçü. Beni ilgilendirmez. Kime ne dedi, kime ne yaptı, kime yapmadı. Bunlar şimdi konuşulmuyor. Bu zamanda böyle insanlar mı var? Var. Var. Ya siz uçtu kaçtı muhabbeti yapıyorsunuz. Uçtu kaçtı muhabbeti yapmıyoruz kardeşim. Var. Hazreti Ömer Efendimiz radıyallahu anh hazretlerinin ya sare cebele sözünü bütün oradaki ashab duydu mu? Duydu. Ölçü kardeşim. Ölçü. Hazreti Ömer Efendimiz gitti, yeni ölmüş o gencin kabrinin başına ya falan Allah'ın vaadini gördün mü dedi. Ölçü. Kabirden ses geldi. Evet ya emrel müminin. Ölçü. Oldum diyene yol açık.
Ölçü. O yüzden o suret ona gelir. Önce üstadının şeklinde gelir. Üstadının şemalinde gelir. Delildir, ölçüdür. Ondan sonra Pir Efendilerin, o kimse, Kadir ise Abdülkadir Gellani, Rufa ise Ahmetel Rufa'yı, Bedevi ise Ahmetel Bedevi, Mevlevi ise Hazreti Mevlana. Birisi ona sahiplenir. Kaç pir var? Sekiz pir var. Sekiz birden birisi ona sahiplenir. Birisi vazife taksimi yaparlar. Toplanırlar sekizi de. Derler ki kim alacak? Birisi der ki ben alacağım onu. O alır onu. Görürsün rüyanda. Ölçüdür bu. Sen şeyhinle beraber o Pir Efendiyi görürsün. Başlarsın rüyanda görme, halinde görme. Ölçü.
Sen yol yürürken ilerliyorsan sahabeler toplanır. Aşere-i Mübeşşere toplanır. Aşere-i Mübeşşere toplanır. Ölçü. Kim alacak bunu derler? Halin iyiyse, durumun yerindeyse, o toplantıda, Aşere-i Mübeşşere'nin toplantısında, eğer onlar oturuyorlarsa, Pir Efendilerin bir yerde oturduğunu görürsün. Sahabelerin bir yerde oturduğunu görürsün. Eğer durumun daha da iyiyse, geliyor derler, herkes ayağa kalkar. Nurlar nuru, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gelir. Melekler kürsüsünü getirirler. Onun üzerine oturur, toplantıya nezaret eder. Devam edin der. Herkes başlar konuşmaya, devam etmeye. O birisinin bir, söylediği bir şeyi, kafasından onaylar, mesele biter.
Ölçü. Ben oldum demekle olmuyor bu işler. Bu sefer o aşere-i Mübeşşere'den bir zat alır onu. O aşere-i Mübeşşere'den zatın eğitimine girer. Ardından geçmiş peygamberlerden birisi. Eğer kitap verilenlerden olursa harika. O kurmay olacak. Daha da ileriye gidecektir. İşarettir. Ölçü. Hele İsa aleyhisselamsa, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya en yakındır. O en üstündedir. Ölçü. Bunlar ölçü. O suret üzerine gelir. Bunları açık açık konuşuyorum. Öleceğim gideceğim. Benden beraber gitmesin. Bendenle beraber gitmesin.
Ölçü. O suret üzerinden hak ve hakikati öğrenir. Zaman zaman bu öğretinin içerisinde kendi suretini de görmeye başlar. Bu sona doğrudur. Bu sona doğrudur. Bu farklı bir haldir. Farklı bir durumdur. Bir kısmı burada kaybeder. Ya duydun mu ya? Bırak sen. Allah'la irtibatının kimin olduğu belli mi?
Bırak. Bırak konuşma ya. Sana ne? Ölçü bunlar. Sakın ha. Sakın. Sufilik yolunda gidenler sen derviş olamazsın. Yunus sözünü unutmayacaklar. Diyecek ki biz olamadık daha. Biz olamadık daha. Sakın ha. sakın bir çıt insanın sufilik hayatını bitin. İnce. Sakin ol. Ne rüzgarlar eser ne fırtınalar kopar ne karlar yağar. Ne güneşler çıkar.
Bu fakirin ölçüsüydü. Ben kendime diyordum ki Mustafa Efendi ne olursa olsun sen şeyhini izini takip et. Şeyhini sözünü takip et. Kıyamet kopsun. Kopsun. Yıkılıyormuş olan. Yıkılsın bana ne? Ben mi dünyayı yaptım? Yolun en önemli distürüdür bu. En önemli. Başka bir şey tanıma. Yoluna devam et. Muhakkak ki yolda yürüyen için o suret ona tecelli eder. Bazıları bunu peygamberlerinin suretinde bazıları da kendi hallerinin sureti olarak görürler. ben bu şimdi diyecekler ki soruları okuyor.
Allah affetsin beni. Benim dediğimi anlatıyor. Peygamber suretinde tezahür ettiği kişi bütün anlayışını bu suretin kendisine getirdiği şeye yönelmelidir. Çünkü şeytan hiçbir zaman bir peygamberin suretinde görünemez. Hakikat budur. Bu peygamberin ruhu ya da onun şeriatını Allah'ın öğrettiği ona benzer bir meleğin suretidir. Bu suretin söylediği her şey doğrudur. Ama buna sabretmek zordur. Söylediği her şey doğrudur. Bir şey daha söyleyeyim. Bu söylenenin birisini yapmazsan bay bay çekersin.
Bu o yüzden zordur. At derler de atamazsan tut derler de tutamazsan sat derler de satamazsan girme meydana. Girme. Tekrar söylüyorum. At dediklerini atamazsan tut dediklerini tutamazsan sat dediklerini satamazsan girme meydana. Otur otur dünya. Bozma keyfini hiç. Açık net. Açık net. Bakın herkes etrafına adam toplamaya çeker. Kalabalık olayım diye bakar. Aldatır. Gel kardeş sen bizim şeyhimizin elinden tut.
var ya bu sıkıntıların hepsi de gidecek. Ulan daha sıkıntının içine gömülürsün. Nereye götürüyorsun adama? O güne kadar eşi konuşmayanın eşi konuşur. O güne kadar anası konuşmayanın anası konuşur. O güne kadar hiçbir şey yaşamıyordur. Muhallebi yerken dişi kırılır o kimsenin. Arkadaşlar hiçbirinize kolay bir yol tarif etmiyorum.
Kolay bir sufilik yolu yaşayacak olanların bu dergah da işleri yok. Ben kolay bir yol görmedim çünkü. Hani adam gitmiş ya demiş ki efendim bana bir ders ver. Ben ders almaya geldim. Evladım bizim işimiz zor demiş. Yolumuz zor. Ben yapacağım efendim demiş. Ne efendim demiş. Her şeye eyvallah diyeceksin oğlum demiş. Efendim bundan ne kolay ne var ki demiş. Evladım zor bak iyi düşün sen yok efendim ben yapacağım demiş. Bir tane doksan dokuzluk vermiş. Al evladım demiş. Böyle gittiği yere kadar eyvallah gittiği yere kadar eyvallah gittiği yere kadar eyvallah diyeceksin. Ne diyorlarsa dedim ne diyorlarsa eyvallah diyeceksin demiş. Tamam.
Almış dersi çıkmış dergahtan gidiyor gece daha orada birisi hırsız var haydi paldır küldür bana güme bunu bir güzel dövmüşler karakola götürmüşler teslim etmişler demişler ki hırsız bu sokakta geçerken bunu gördük. Karakolu amiri bakmış demiş sen misin eyvallah demiş. Eyvallah diyeceksin dedi ya şeyhi kadıya çıkmış eyvallah hakimin huzuruna çıkmış eyvallah asılmaya karar vermişler eyvallah sehpayı kurmuşlar eyvallah çıkarmışlar sehpayı ilmeği kafasından geçirmişler sormuş son sözün var mı demişler eyvallah demiş tam ascaklar
kalabalığın içinden birisi bağırmış durun demiş dönmüşler ne var o hırsız bendim demiş o katil de bendim demiş hırsızlık yaptı yer girmiş kadını öldürmüş orada o katil de benim demiş bu garip adamı demiş boşuna asıyorsunuz kadısı hakimi hepsi dönmüşler adama demişler ya ne söylemedin eyvallah eyvallah ilmeği çıkarmışlar serbestsin eyvallah demiş koşa koşa dergaha gitmiş selamun aleyküm aleyküm selam demiş şu tesbihini de al eyvallahını da al demiş beni bırak demiş ilmekten kurtuldum geldim ilmekten kurtuldum geldim
kardeş sana bal mumundan davet etmedik burada bal şeker yok dünyalık olarak bal şeker ötelerde sen tekrar kendi kendini düşün taşın evet böyle bana anlatırlardı işte söylüyorlar filanca kimse filanca şeyhefendiye gitmiş de iflasdan kurtulmuş filanca şeyhefendiye gitmiş de borçlarını ödemiş ben böyle bakıyorum maşallah maşallah diyorum ya Allah'ım diyorum kurban oldum Allah'ım diyorum ben kimine kazandan veriyorsun diyorum kimine kepçeyle kimine diyorum çay kaşığını bile fazla görüyorsun diyorum anlatıyorlar böyle ben böyle
bakıyorum şimdi bana soruyorlar abi gördün mü oğlum bizde var olan da yok oluyor dedim ben biz dedim 6 tane kuzu aldık 1 gün de öldü dedim ben biz dedim 6 kuzu aldık Oktay ile beraber bakıyoruz teker teker ölüyorlar Oktay diyor ki abi ölüyorlar oğlum ne yapayım dedim lan ölüyorlar işte imtihan ya hadi ölmeden keselim dedik etini kurtaralım kestik bende kasaplık var ya bir güzel yüzdüm dolap yok ya garip kurabayım ben anneme dedim ki anne dolapta yer var mı dedim bir parça et olsun yok benim dolapta boş yer dedi Allah Allah
Oktay ile oturduk Oktay ile oturduk Oktay dedi ki abi ne dedi dedi dolapta boş yer yokmuş Oktay dedim ben abi böyle yaptı Oktay bu çekilmez abi şimdi işte dedi Ulan Oktay dedim dur sakin ol dedim çekeceğimiz varmış bekle ondan sonra anneme dedim koyunları hayır olarak dağıtacağım dedim birini koy o zaman buraya hayır olarak dağıtacağım deyince tamam dedim birini verdim ona telefonu açtık dedim gelin alın koyunları gittiler aldılar gittiler Oktay dedim abicim dedim ya yapacak bir şey yok imtihan böyleymiş dedim imtihan böyleymiş dedim
adam anlatıyor bir girdik zengin oldu adam ulan diyorum ya maşallah subhanallah ne dergahlar var ben tekrar söylüyorum işiniz düzgünse iflas edebilirsiniz adam hanımı muti sözünden çıkmıyor derviş oldum mu gitti hanımın bir bıyıkları eksik oluyor bizim bir bayacı abimiz vardı derviş oldu böyle vurduk kurduk döktük böyle davut abimiz bizim davut da davudun ses var böyle uğraştık adam böyle esrarı bıraktı onu bunu bıraktı böyle derviş oldu sakal bıraktı bir gün geldi bizim oğlan dedi ya biz dedi nereye gidiyoruz böyle ya
dedi ne oldu be davut abi dedim ben dedi ya evde dedi biz hatun olduk dedi hatun adam oldu dedi kafasında bir şapka eksik desene dedim ben hah valla şapka eksik dedi e giydiriver bir şapkada sen dedim dellal hüsen kadar değil misin dedim ben bizim orada dellal hüsen diye birisi vardı ben küçüklüğümde denk geldim onun komşu bizim iki sokak altımızda bir gün işte bir şey olmuş çarşıda böyle bir şey demiş hanımı bir şey demiş hanımı bir iki daha bir şey deyince çarşının göbende cuma pazar yerinde böyle herkes görür kafasından şapka çıkarmış
hanımının kafasına koymuş Allah'ın demiş sen herifsin o zaman ben karıyım demiş şimdi kadın şapkayı çıkaracak kolunu kanadını kırarım senin demiş bu şapkalın gideceksin eve şimdi beş yur anlatırlar şimdi böyle bir adamların arasındadır laf olur dellal hüsen kadar değil misin şapkayı çıkar karının başına giydir diye dedim davut abi dellal hüsen kadar değil misin dedim ben karını şapkayı çıkar bizim oğlan dedi ya bana bir yol bul dedi ya ben fatçam bak dedi sen dedim bir gün böyle dedim ben kafayı çekmiş gibi git dedim
öfülen öf dedim ben bir yık ortalı dedim oh be dedi Allah razı olsun ya bu gidiyor tabi böyle zaten adam yeni bıraktı her şeyi bir racon kesiyor bir sehpaya tekme bir kapıya yumruk bir gün hanımı ertesi gün orman işletmesin de Mustafa kardeş bizimki delirdi gene akşam ne oldu ben şimdi kırdı fatta ortalığı bütün mahalleye beni rezil zebil etti ya yenge sen fazla mı üstüne gittin acaba bunun valla Mustafa kardeş orada benim adım Mustafa valla Mustafa kardeş şöyle oldu da böyle oldu da şunu et dedi valla yenge dedim ya
davut abi meydanda sen ne yapma çok üstüne gittin onun sen bak adam her şeyi bıraktı evine gidip geliyor gayet normal sen dedim başına tac edeceğine laf söylüyorsun yılların intikamını almaya kalktın herhalde dedim ben sorma Mustafa kardeş sorma ahşam sen onu derse götür gene iyi mi bana öyle dedi dedim valla inşallah gelir dedim ama benim dedim yapacak fazla bir şeyim yok sen böyle yaparsan şimdi evde sessiz oturan hatunun dili çıkar bu iş böyle daha da çok canın sıkılırsa kapının önüne koyar seni öyle muhtar da öyle
bakıyor bir gün ben de konacağım mı diye ben buradayım muhtar merak etme ha yüzü kızardı muhtarın ya ama sen muhtarsın devletsin ya yapmazlar sana sufilik zor sanat zor iştir sabır lazım sabır lazım e size şimdi mevzu anı açıldı ya bir evliya menkıbesi daha söyleyeyim mevzuyu kapatayım neyse bir gün şeyhefendi hacca gitmeye karar vermiş çıkmış yola yolda bir şeyhefendiye gitmiş demiş ona uğramış alasmalı diye geldim demiş demek için hanımına sormuş demiş nerede ne arıyorsun ki onu demiş hanımı ya bir alasmalı aman demiş
ya sizde bunu bir şey zannediyorsunuz demiş alasmalı diye gelmiş demiş dağ gitti demiş odun toplayıp gelecek demiş sert adam gitmiş dışarı bir ağacın dibine oturmuş bekliyor o şeyhefendi de geliyor iki tane aslan onun üzerine odunları yüklemiş iki tane aslan da sağında koruma aslanlarla geliyor aslanların üstünde odun hayret etmiş hayret etmiş böyle demiş ya maşallah Allah size indirmiş şeyi odunları aslanları vurmuş şeyhefendi hadi gidin bakın işinize diye onlar gitmiş demiş efendi işte alasmalı diye geldik Allah yoluna
açık etsin işin gücünü rast gelsin Allah kabul etsin bize de dua et gitmiş tabi o zaman haç bizimki gibi 15 günlük değil gidiyorsun 4 yıl sonra 3 yıl sonra 5 yıl sonra geliyorsun bir de şeyhefendi tecelliyatı var varidatı var hali var kabir hali var öbür taraftan birisi gel buraya diyor gidiyorsun bu işler öyle kolay değil bir bakıyorsun oradan birisi geliyor senden beraber gidiyor bakıyorsun beni ziyaret etmedin diyor haydi yol değiştiriyorsun neredesin ben filanca köydeyim diyor ulan ara köyü ara ara bakıyorsun gülüyor oradan
onu arıyorsun ya hoşuna gidiyor tebessüm ediyor ha diyorsun ya hoşuna gitti tebessüm ediyor bulayım mübareğe adı sana kesilmiş herhalde gidiyorsun dağın tepesi nasıl çıktığını bilmiyorsun bir bakıyorsun dağın tepesindesin arabayla ulan ben buraya nasıl çıktım diye saatlerce düşünüyorsun helikopter gelse helikopter zor alır beni buradan diyor aha orada da kabir iki tane taş çevirmişler etrafına bir tane böyle şey başını çabut bağlamışlar ne adı belli nasıl belli Allah diyorsun iyiliğini versin senin ne nazı ehliymişsin
hadi bir zikrullah yapıyorsun bir bakıyorsun toparlanıyorsun nerede ne varsa ha bakalım de bakalım iyi bitiyor bir bakıyorsun perde kapandı herkes evli evine köylü köyüne bakıyorsun ben buraya nasıl çıktım nereden ineceğim sağa bakıyorsun yol yok sola bakıyorsun yol yok oraya bakıyorsun yol yok buraya bakıyorsun yol yok çıkmışsın altında transporter 4 çarpı da değil diyorsun ki ben bundan nasıl geldim buraya ulan cedetimi arasan yoksa orman işletmesinin yangıncılarını mı arasan seni oradan helikopterle mi indirsinler
dön Allah yan Allah arabala dönüyorsun oradan dönüyorsun burada dönüyorsun bir bakıyorsun sonradan aklına geliyor orman işletmesi oraya helikopter pist yapmış ulan bunu diyorsun kapalı bir yolu vardır buluyorsun bir yol nasıl iniyorsan iniyorsun bir de işin bu tarafı var e düşün artık o da hacca gidiyor şeyh efendi gitmiş gelmiş 3-4 yıl geçmiş hani dönmüş uğramışken ona selamun aleyküm demek için ee kapıyı çalmış başka bir kadın açmış selamun aleyküm aleyküm selam demiş ben şeyh efendi hazretlerini ziyarete geldiydim
demiş haçtan dönüyorum da aa birazdan gelir demiş oduna gittiydi demiş hemen şuraya bahçeye demiş eşyalarınızı koyun gölgeliğe oturun hoş geldiniz nasılsınız iyi misiniz vay balakıyor kadının ağzından haydi ona sofra koymuş ayran getirmiş su getirmiş abdest alın diye ne bileyim havlu getirmiş rahat etsin diye minder koymuş yastık koymuş altına Allah'ım ne rahat ne rahat beklemiş demiş ki şeyh efendi valla demiş ya şeyh efendinin yeni hanımı herhalde bu demiş valla şeyh efendinin yüzü güldü demiş ya ne güzel bir şey demiş
bir bakmış ki şeyh efendi perperişan odunlar sırtında ıhlıya tıslıya gelmiş o şeyh efendiden eser kalmamış çökmüş adamcağız perperişan olmuş demiş efendi bu hal ne demiş sorma başıma geleni o demiş sert hatun vardı ya demiş evet o benim veli nimetimmiş ya demiş o vefat etti demiş bunu demiş derviş kardeşler demiş çok iyi efendim sen çok eziyet çektin bunu sana alalım dediler demiş aldılar bana demiş bu bir iyi bir iyi bir iyi ama demiş ben kötüyüm odunu çekmek bana düştü demiş bu yol normal bir yol değil odun çekmek
sana kalabilir sonunda Allah bizi affetsin inşallah biz ne bir kitaptan ne de bir üstattan öğrendiğimiz böyle bir suretten pek çok şerri hüküm aldık bu suretin bize burada üstad dediği fıkıh üstadları hadis üstadları normal sufi üstadı değil bu suretin bize ulaştırdığı hükümleri memleketimizdeki hadis ve mezhepler konusunda bilgi sahibi olan birine aktardığımızda onların hepsinin Hz. Peygamber'in sahih hadislerinde bulunduğunu bildirdi tek bir kelime bile eksik değildi demek ki bu suretlerden alınan bilgi bu suretlerden
alınan ilim bu suretlerden alınan hikmette tek bir harf bile eksikliği olmaz haberi sahih olarak geçer bunlar ve bunlara tabi olunur teslim olunur suret bir peygamber suretinden farklı bir şekilde zuhur ederse bu şüphesiz kişinin kendi haline ya da bu halin görüldüğü zaman ve mekandaki şeriatın belli bir makamına geri döner bununla birlikte kişi bunu uyanıkken görür sıradan insanlar ise bunu uyku halinde görürler suret bu halde kendisine göründüğünde ondan herhangi bir şeriat hükmü alınmamalıdır bundan gelen bilgi ve sırlardan
itikat olarak haram ve helal kılmanın dışında herhangi bir şey olarak yasaklanmamıştır çünkü ilahi huzur şirkin dışında her şeyi kabul eder ancak şirki kabul etmez çünkü ortak koşulan şey mutlak yokluktur ve mutlak varlık yokluğu kabul etmez füsus üçüncü cilt yediye yirmi üç vilan çitik ibni arabının metafizinde hayal evet burada kaldık bunları konuştuk zaten az önce o yüzden bunları şey etme ihtiyacı duymadım inşallah inşallah biz şeyden ne o önümüzdeki hafta bunun ilavesi mi bu bu ilaveden devam edeceğiz canımı canan isterse
minnet canıma can nedir ki kurban etmeyeyim cananıma fuzuli söylemiş bunu çeviren de gazi mustafa kemal evet bugün de onun ölüm yıldönümü yad ediyoruz biz ölülerimizi hayırla yad etmeyi bildik o yüzden biz tüm geçmiş ne kadar bin yıllık iki bin yıllık beş bin yıllık tarihimizde devletimize milletimize faydası olan herkesi ayırmaksızın hayırla yad ederiz geçen gün bir dua duydum rukiye duası bu duanın anlamı nedir niçin okunur kardeşler ben meydan lorus değilim ki bir harf söyleyin onu bileyim hakkınızı helal edin
selamun aleyküm geceniz hayır olsun inşallah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi