Üstad Mustafa Özbağ

Kadir Gecesi Sohbeti - Karabaş-i Veli Tekkesi - 13 Temmuz 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Temmuz 2015 · 1:22:54

Bu çekeyim mi yine? Kadınan'ın arkasından, kaynana gelinin arkasından, kadın adamın arkasından, adam kadının arkasından konuşmuş. Bir de demişler ki biz doğruyu söylüyoruz. Ona gıybet ediyorsun dediğinde kızmış sana. Bundan şikayet edenlerin hepsi de hepimiz de bu gıybetin, bu iftiranın, bu yalanın, bu yanlışlığın içindeyiz. Ve bütün ümmet olarak bunun sıkıntısını yaşıyoruz.
Bize gıybet etmeyin diye, gıybet etmenin haram olduğunu öğretenler gıybetin içine girdi. Bize iftira atmayın diyenler iftiranın içerisine girdi. Bize iftiranın ne kadar kötü olduğunu öğretenler baş iftiracı oldu. Bize fitne çıkıp, ben sarık sardığımda bir cuma günü ben sarık sarmıştım. Bana şeyhim dedi ki, usta efendi cumaları sarık sarmalım dedi. Ben cumaları sarık sardım, ilk cuma sarık sardım.
Bana din öğretmeye çalışan bir cemaatin mültesibi geldi, fitne çıkarıyorsun dedi. Dedim neden fitne çıkarıyorum ben? Sen dedi sarık sarmakla fitne çıkarıyorsun dedi. Bu dedim senin düşüncem mi? Komple cemaatinizin düşüncesini dedim ben. Bizim cemaatin düşüncesi dedi. Sonra imamlarına sordum evet dedi. Sonra daha büyük imamlarına sordum o da evet dedi. Camide sarık sarmayı fitne görenler fitneci başı oldu şimdi.
Ümmet ne yazık ki. Kur'an ve sünneti öğrenmekten ve öğretmekten uzak. Kur'an ve sünnet için yola çıkıyoruz diyenler şeyhlerini, hocalarını, siyasi liderlerini anlatıyorlar. Kur'an ve sünneti değil. Şeyhinin ne kadar keramet ehli olduğunu anlatıyor. Kur'an ve sünneti değil. Hocasının ne kadar iyi ve keramet ehli olduğunu anlatıyor.
Kur'an ve sünneti değil. Siyasi parti liderinin ne kadar iyi olduğunu anlatıyor. Kur'an ve sünneti değil. Evde aile reisleri, erkekler işlerine geldiği gibi evde din anlatıyorlar. Kur'an ve sünneti değil. Hanım bu senin hakkın. Allah bu hakkı vermiş sana. Bu hakkı al, tepe tepe kullan. Bunu kullanman lazım. Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu bir hak. Bu benim lütfum değil. Bu benim ikramım değil. Seni de beni de yaratan Allah'ın, senin de benim de peygamberim olan Muhammed Mustafa'nın sünneti. Kadınlar işlerine geldiği gibi din anlatıyorlar çocuklarına ve eşlerine. Erkekler işlerine geldiği gibi din anlatıyorlar. Şeyh efendiler, hoca efendiler, imam efendiler, müftü efendiler, vaizler, çıplak, Kur'an ve sünneti anlatmıyorlar.
O yüzden ne yazık ki bu hastalıklardan toplum olarak kurtulamıyoruz. Haramları anlatamıyoruz. Haramları tebliğ edemiyoruz. Haramları anlatırsak, tebliğ edersek demokratik hukuk devletinin kılıcına çarpıyoruz. Haramlarla mücadele edemiyoruz. Haramlarla mücadele ederseniz demokratik hukuk devletinin kılıcına çarpıyorsunuz. İslam ülkelerinde taşları bağlamışlar, köpekleri salıvermişler. Taşlar bağlı. Köpekler serbest. Köpekler dilediğini ısırıyor, dilediğini havlıyor, dilediğini tırmalıyor, dilediğini çırpıyor. Siz bir taş almak için eğilirken daha Cumhuriyet Savcısı sizi çağırıyor.
Milletin derdi Kur'an kursu yaptırmak, milletin derdi yurt yaptırmak, milletin derdi hastane yaptırmak, milletin derdi işte pansiyon yaptırmak, milletin derdi okul yaptırmak, milletin derdi cami yaptırmak, milletin derdi adam yetiştirmek, insan yetiştirmek değil. Adamın derdi zekat toplamak, himmet toplamak, fitre toplamak, sadaka toplamak, himmet ne bileyim adını ne derseniz deyin.
Ben yirmi dokuz yıldan beri İslam dünyasının içindeyim. Yirmi dokuz yıldır. Seksen altı iki bin on beş, yirmi dokuz yıl. Ne camilerin inşaatı bitti, ne Kur'an kurslarının inşaatı bitti, ne yurtların inşaatı bitti, ne okulların inşaatı bitti, ne dershanelerin inşaatı bitti, ne televizyonlara yardımlar bitti, ne gazete kurmalar bitti. Bu ümmet çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor. Zekatlarını veriyor, paralarını veriyor, himmetlerini veriyor, kilolarla götürüyorlar, çuvallarla götürüyorlar. Bitmiyor, bitmiyor, bitmiyor. Cavilerin ihtiyaçları bitmiyor. Ne doğal gaz ihtiyaçları bitiyor, ne elektrik ihtiyaçları bitiyor. Her cümle gidiyorsunuz, bunları dinliyorsunuz. Bitmiyor. Bitmiyor. Yirmi dokuz yıldan beri bitmedi.
Ve geldiğimiz nokta bir Arap boyu. Yirmi dokuz yıl sonra geldiğimiz nokta İstanbul'un göbeğinde binlerce kişinin katıldığı eşcinseller yürüyüşü. Geldiğimiz nokta hadisi şerif, iki Müslüman grup, iki Müslüman cemaat birbirlerini katletmedikçe birbirleriyle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Yirmi dokuz yıl sonra geldiğimiz nokta bu. İki grup eline silahını almış her yerde.
Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta, Filistin'de, Mısır'da, Tunus'ta, Paz'ta, Arkanistan'da, Kırgızistan'da, Tacikistan'da, Türkmenistan'da, bütün İslam beldelerinde iki tane, üç tane grup birbirlerini ama lafla, ama kurşunla kat ediyorlar. Herkes haklı. Herkesin elinde silah, birbirini ateş ediyor. Ateş eden de ben haklıyım diyor. Ölen de haklı, öldüren de haklı. Herkes kendi ölüsüne şehit diyor.
Birer ikiye ayrılmış. Kadın bir tarafta, erkek bir tarafta. Kadın kendi dinini dayatmaya çalışıyor. Erkek kendi dinini dayatmaya çalışıyor. Acı, acı, acı, … Bunu yapanların hepsi de din adına yapıyor. Bunu yapanların hepsi de kendilerine sorduklarında cihad ediyorlar. Bunu yapanların hepsi de karşı taraf, gıybetçi, fitneci, iftiracı, müşrik, zalim, laflar çok, Firavun, Yezid, Nemrut.
Karşı taraf. O da aynısını söylüyor ona. O da gıybetçi, iftiracı, Firavun, Yezid, Hoca süpüntüsü. Ne fark kaldı? IŞİD'le, ne bileyim işte oradaki bilmem kimden. Ne farkınız var? Irak'ta birbirlerini vuruyor. Sünni, Şia. Suriye'de birbirini vuruyor. Hepsi de la ila ila, mahmada nesulatıyor birbirini vuranlar.
Bireyler, İslam olmadıkça aileler İslam olmaz. Aileler İslam olmadıkça topluluk İslam olmaz. Bir topluluk İslam olmadıkça dünya İslam olmaz. Müslüman odur ki dilinden diğer Müslümanlar emindir. Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir. Müslüman odur ki diğer Müslümanlar onun dilinden emindir.
Sabaha kadar bunu söylesem bıkmayacağım. Sabaha kadar söylesem bıkmayacağım. Ne yazık ki Müslümanlar bu iftira ve gıybet çukurunda debeleniyor. Allah affetsin. Kur'an-ı Kerim neden iniş sırasına göre tertip edilmemiş de bu şekilde tertip edilmiş?
Kur'an-ı Kerim'i tertip eden birincisi Allah Celle Celaluhu. Onu koruyan oysa onun arkasında duran da odur. Kur'an'ı biz indirdik biz koruyacağız demiş Cenab-ı Hak. O yüzden Kur'an-ı Kerim'in sıralanışı bu noktada birinci derecede etkili olan Allah. İkincisi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri.
Üçüncüsü Ashab-ı Resulullah ve Ashab-ı Resulullah'ın içinden kurulmuş bir heye. Bunun üzerinde şey şüphe etmek tartışmak boş iştir. O yüzden Kur'an-ı Kerim nüzül sırasına göre değil, Allah alem işler sırasına göre konmuş ayarlanmış. Bunların hepsinin de ilahi olduğuna inanıyorum.
Bu soru çok güzel. Sır nedir demiş. Sırrın ne olduğu bilinse sırrı olmakta kalır mı? Sırrın sırrı sırrından. Eğer sırrı sırrı kalmamış olsa sırrlık diye bir şey kalmaz zaten. E sırrına erişmek hangi sırrı neyin sırrına?
Nefsin mi, ruhun mu, kalbin mi, insanın mı, meleklerin mi, şeytanın mı, peygamberin mi, varlığın mı, Allah'ın mı, yokluğun mu? O yüzden sırr denilince neyin sırrı? Tabiatın sırrı mı, çiçeklerin sırrı mı, böceklerin sırrı mı, hayvanlar aleminin sırrı mı, cinniler aleminin sırrı mı? Yoksa cinnilerde melekler aleminin ara bir alem var, o alemdeki varlıkların sırrı mı? Misal aleminin sırrı mı, ruhlar aleminin sırrı mı, def-i mahfuzun sırrı mı, kalemin sırrı mı, aklın sırrı mı? Hakkın insanın içine koymuş olduğu sırrı herkeste başka mı tecelli eder? Sırrı bilsek, bizim gayemiz kendimizde olan bu Allah'tan olan sırrı bulmak mı? Allah bize bir sırrı mı bırakmış?
Sırrını orta yere mi saçmış? İnsanın içine bir şey bıraktıysa sırr değil o zaman. Meydana çıkmış demek ki. Bir şey yaratıldıysa sırr değildir. Sırdan anladığımız değil ki, altını çizin. Bir şey yaratıldıysa sırr değildir.
Erişmek istediğimiz sır, yaratılmış bir şeydir. Size sırdır. Benim sırdan anladığım şey, henüz daha varlık alemine sudur etmemiş bir şeydir. Varlığa sudur etmeyeni ben sır olarak kabul ediyorum. Varlığa sudur ettiyse bir şey, o sır olmaktan çıktı.
Varlığa tecelli edince, o zahir oldu zaten. İnsana bir şey geldiyse, o varlığa geçti, varlığa tecelli etti. O zaman sır olmaktan çıktı. Bu internette, orada, burada, tasavvuf kitaplarında, bu doğu felsefelerinde dolaşan sır kelimeleri, cümleleri var. Gülüyorum hepsine de. Hatta bana bir iki tane böyle link gönderdiler. Sırra kavuşturacak, sırra erdirecek böyle öğretiler veriyorlarmış. Gülüyorum kendi kendime. Allah bizi affetsin. Sırra ulaşmak herkese nasip olur mu? Muhakkak. Ve bu nasıl mümkün olur mu? Teslimiyetle mi? Allah razı olsun demiş kardeşimiz. Allah iyi ismiş.
Ben Fatiha ve Sübhaneke dualarını biliyorum. Namaz kılmaya bu dualarla kılsam kabul olur mu? Benim edindiğim din bilgisine göre bir kimse Fatiha'yı ve Sübhaneke'yi bilmese ve bir kimse ben namaz kılacağım dese, birisi de ona sorsa, birine sorsa namaz nasıl kılınır dese, o da ona bir namaz tarif etse, hatta tarif ettiği namaz yanlış bile olsa, o kimsenin namazı kabul olur.
Namaz kabul olunmaz diyen bir kimse, haddi aşmış bir kimsesi. Bir kimse niyet etse, Ya Rabbi ben sana namaz kıldım dese, bilmiyor hiçbir şey. Duydum ki işte secde diyorlarmış dese, yuvarlansa, secdeyi öyle bilse. Öğreninceye kadar namazı namazdır. Bir kıssa anlatayım. Dağda çoban, yüksek bir yere çıkıp, yuvarlıyormuş kendini aşağı doğru. Hızır Aleyhisselam ile karşılar. Hızır Aleyhisselam oradan geçerken bakmış ki, çoban tepeye çıkıyor, az bir tepeye, yuvarlanıyor, tekrar tepeye çıkıyor, bir daha yuvarlanıyor. Tekrar tepeye çıkıyor, bir daha yuvarlanıyor.
Sormuş, sen ne yapıyorsun? Namaz kılıyorum demiş. Demiş ki, namaz böyle kılınmaz. Ya demiş nasıl? Abdest alacaksın, kıbleye döneceksin, Allah'a uyuk ver diyeceksin. Namazı tarif etmiş ona. Tamam mı demiş, tamam demiş. Hızır Aleyhisselam yürümüş, Cenab-ı Hakk'ın bazı kullarına bahşettiği lütufları vardır. Senin bin adımında, o bir adımda gider. Öyle Hızır Aleyhisselam da birkaç adımda, Dicle'nin karşısına geçivermiş, rüzaklaşmış. Tabii çoban yine Allah'a akber diyecek, namaz kılacak, şaşırttırmış. Eller havada mı, yerde mi? Var ya şimdi, böyle mi bağlayacağız, böyle mi bağlayacağız, yere mi sarkıtacağız? Yere sarkıtan diyor ki, sizinki olmadı, şirke düştünüz.
Bağlayan diyor ki, bu Müslüman mı? Eller yerde nasıl namaz kılıyor? Yok kulaklarının memesine, parmağının neresi değdi, neresi değmedi? Eller kulaklara kadar çıktı mı? Yok bir santim yukarı çıktı, senin namazın olmadı. Yok bir santim aşağı düştü, senin namazın olmadı. Yok bacağını sen 4 santim ayırmadın, 5 santim ayırmadın, adımla öyle dur. Dur pantolonunu çekme, namazın olmadı. Bu kot pantolonla namazın olmaz. Bu kot gömlekle senin namazın olmaz. Bu dar pantolonla senin namazın olmaz. Hayır, siz demek ki de, evlerinizin içerisinde, çarşaf kemeden namaz kılıyorsunuz ha? Evin içinde dahi olsan, çarşafsız namaz olmaz. Kadınlar evlerinin içerisinde, istedikleri gibi örtünsünler.
Hayır, öyle namaz olmaz. Mümkün değil. Var, çok ya. Sıralasan dağla, sabaha kadar sıralarım. Çorapsız namaz olmaz. Muhakkak çoraplı namaz kılmanız lazım. Aklıma gelenleri söylüyorum. İş çamaşırsız namaz olmaz. Namaz olmaz diyenler var ya, işte böyle işte.
O da nasıl kılacaktım demiş. Başlamış koşturmaya. Gitti istikamete. Tabi Dicle'nin karşısına geçmiş ya Hızır Aleyhisselam. Bakmış ki çoban, suyun üstünde koşaraktan geliyor. Beklemiş Hızır Aleyhisselam. Nefes nefese çoban gelmiş. Demiş ki ya, efendi, ne oldu demiş. Ben namazı demiş, karıştırdım. Nasıl öğrettiydin sablana demiş. Hızır bakmış ki, bu da kendisi gibi, üç beş adımda suyun üstünden, ıslanmadan geldi. Demiş ki, dön, bildiğin gibi kıl sen. Sen bildiğin gibi kıl. Evet, namazı öğrenmemiz lazım. Tadili Erkan'ına göre, ayeti kerimede o müminlerin vasıfları söylenirken, onlar diyor, namazı dostları kılarlar.
Eyvallah. Ama sakın ha, birisine senin namazın olmadı demeyin. O yüzden bir kimse, Fatiha'yı da bilmese, öğreninceye kadar, Fatiha'sız da namazı kılsa, namazı namazdır. Kelebekler eve girince, gerçekten ölülerin geldiğine mi işarettir? Valla benim gördüğüm ölüler, öyle kelebek de filan gelmiyorlar. Öyle bir hadis de hiç okumadım ben. Bir bakıyorsun yanı başında. Artık bir tarafa kaçan mı, göçen mi, ne yaparsın bilmem. Öyle onlar pencereden filan da girmiyorlar. Bir bakıyorsun, duvarın içerisinden gelmiş gibi, tık kak çıkıveriyorlar. Bazen. Bazen hiç bilmiyorsun, yolda gidiyorsun, orada bir yatır var, bana selam vermeden nereye gidiyorsun, ooo diyor, aman diyorsun, bu ses nereden geldi?
Bakıyorsun etrafa, ses kimse yok. Haa diyorsun, buralarda birileri var demek ki diyorsun, oradan kalkıyor, selam vermeden nereye gidiyorsun diyor. Aleyküm selam. Size kelebek de geliyorsa iyi. Şaşırmıyorsunuz hiç olmazsa var. Bizimkiler olur olmaz her yerde geliyor. Gülerken bile geliyorlar. Neye gülüyorsun diyorlar. Biz gülüyoruz diyorlar. Ağzın yüzün akıyor. Hele bir de en neşeli olduğun zaman, geliyor ya bir de. Yani böyle diyorsun ki, of ya ne kadar arkadaşlar toplanmışlar, işte eş dost filan, neşe pür neşe harika. Aa, dınk birisi geliyor. Selamun aleyküm.
Herkesten gülüyordun. Hadi gül şimdi. Böyle kelebek de geliyorsa, sizinkiler çok hoşmuş. Hiç bize öyle kelebekli gelen olmadı. Hele birileri var bir de. Onların cihadı bitmemiş. Savaşı bitmemiş. Atın üstündeler. Tam bir inferniler. Her şeyinle. Yalın kılıçtan. Şakır şakır şakır … Atlılar geliyormuştu. Bir kere bir bakıyorsun, ellerinde kılıç. Bunlata bunlata. Aa, diyorum ki bir yerlerde gene bir şey var. Valla sizinkiler böyle kelebek gibi. Ne kadar güzel. Hiç öyle bir hayatımız olmaz. Buradan rüya okumuyorum hakkında. Bir arkadaşım evlerinin içerisinde huzursuzluk olduğu bir dönemde bazı kişilere fal baktırmış.
Ona evlerinde muska olduğu söylenmiş. O da buna inanarak evlerinde olan muskayı bulmak istiyormuş. İnternette Kevsel suresini okuyup sağına yatınca bulursun diye okumuş. Bana dinimizde böyle şeyler var mı? Varsa da benim yapabileceğim bir şey var mı? diye soruyor. Nasıl yardımcı olabilir? E bu muskacıya giderken dilde var mı yok mu diye ne sormamış ki önce? Ya ben falcıya gideceğim. Bu falcı bizim dinimizde var mı yok mu? Falcıya gidip fal baktırmak, dinen haram mı değil mi diye sormuyor. Ben hırsızlık yapacağım. Gidiyor, hırsızlığı yapıyor. Ondan sonra diyor ki bu hırsızlık malına ben satabilir miyim, satamaz mıyım? Ben satabilir miyim, satamaz mıyım? Caiz olur mu, olmaz mı?
Ya hırsızlık yaparken ne sormadın? Adam gitmiş, bir Müslüman kardeşinden faizden parayı satmış, faizi de almış karşıdan gelmiş bana. Diyor ki, bu faiz bana helal mi, değil mi? Bunu diyorum, verirken neden yapmadın mı? Bu böyle baktı. Git dedim bu parayı şimdi o arkadaşına ver. Nasıl yani hocam dedi. E basmaya dedim, bana gelmiş sormuşsun ya dedim, bu faiz parasını ne yapayım diye soruyorsun, değil mi dedim ben. Sustu. Yani önce ne yapayım diye sordu. Ben de faiz haram, bundan da aldım da para. Haram, git geriye ver dedim ben buna. Bu oradan tornistan ediyor şimdi. Tornistan edecek yer arıyor. Para yüklü. Yolun kardeşim, bu senin arkadaşın değil mi?
Evet, bu arkadaşından bu faizi nasıl aldın? Duruyor şimdi. Bana ne diye geldin buraya dedim. Bir de bana mesaj çekmiş, bana mutlaka hendioğu verir misiniz? Çok önemli bir konu konuştu. Tanımıyorum, görmüyorum kimisi. İyidir ben de, şu saatte geldim, benciğerde diyorum, geldi. Dedim, benim zamanımı ne mi aldın ki sen ya? Seni gidi faizci seni dedim. Bu böyle baktı. Ama siz değil, bankalardaki faizi alın diyormuşsunuz. Evet dedim, ben bankaya bırakmayayım. Bankalarda faizi alın. Gidin ihtiyacı olan bir kimseye verin. Bundan da sevap beklemeyin diyorum dedim ben. Ama sen dedim, bunu mümin bir kimseden almışsın. Gelip bunu kendisine iade edeceksin.
Kendisine iade etmezsen, o adamın sende hakkı var dedim. Senin yakandan tüccar, günahkarsın, zalimsin, zulüm eylesin. Şeytan çarpmış gibi kalkacaksın dedim, kabristandan arkasına bakmadan diye. Söylene söylene gidiyor, hakaret ediyor bana söylene söylene giderken. Kapıya çıktım, duymadığımı zannetme dedim. Kaldı. Geldi, çürpür pürp, ne hakaret ediyorsun. Dedim bak, senin faizcimin için bu daha da ispat edildi. Faizciler dedim, Allah insanlarına laf söylerler, sevmezler.
Kalplerinde onlara karşı nefret vardır dedim. Gerçek müminlere karşı kalplerinde nefret vardır dedim, sende o var. Sen dedim, tövbe et, beni dinle yine dedim, dinlersen. Hakkımı dedim sana helal etmem eğer dedim. Bu parayı kilipte dedim, aldın adama vermezler. Böyle baktı. Bu dünyada dedim, senin hakaretini bana duyuran Allah dedim. Öbür dünyada yakandan tuttuğum gibi dedim, mahşerde dedim ben böyle sallarım mesela. Bembeyaz oldu gitti yüzü. Allah bizi muhafaza eylesin. Fal, baktırmak haram. Bir kimse fala baktırır da o fala inanırsa tecdid, iman tecdidi, nikah gerekli. Bu kardeş baktırmış olduğu fala inanmış.
Evinde muska var diyor şimdi. Bu fala inandığı için nikahı düştü. Bu zaman arasında karısıyla cinsel ilişkiye girdiyse haram işlediler. O cinsel ilişkiden bir çocuk olursa annesi, babası belli, haramzade bir çocuk olacak. Hükmü bu. Fala bakan kimse, kendisi de bakmış olduğu fala inanırsa onun da tecid, iman tecid-i nikah gerekli. Eğer o kimse bakmış olduğu fala inanarak da ölürse küfür üzerine ölür. Bir kimse fala baktırsa, fala da inansa, fala inanmış bir şekilde ölse küfür üzerine ölür. O kimsenin nikahı düşmüş olur, fasit olmuş olur.
Bir ömür boyu eşiyle zina etmiş hükmüne girer. Bir ömür boyu eşiyle zina etmiş hükmüne girdiği için doğan çocuklarının hepsi de veled-i zina hükmünde olur. Annesi, babası belliyken. Kimseye kızamıyorum. İnsanlar din öğrenmiyorlar. Gidiyorlar, şeyhlerinin nasıl uçtuğunu öğreniyorlar. Gidiyorlar, kaç para toplanacağını öğreniyorlar. Gidiyorlar, kaç tane gazetede satalım, dergi satalım, onu öğreniyorlar. Gidiyorlar, hangi yurda ne yatak alalım, onu öğreniyorlar. Din öğrenmiyorlar. Kadın haliyken oruç tutulur mu? Bu kadının ay haliyken ne olacak? Herhalde Allah halim tutulmaz. Tutulur diyenler sünneti Resulullah'a karşı çıkıyorlar. Hazreti Aişe annemiz ve bütün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleri ve ashab bütünüyle, tümüyle beraber ay hali tutanların, ay hali olanların oruç tutamayacağını, namazlarını kılamayacaklarına, namazları iade etmelerine gerek olmadığına ama orucu iade etmelerine gerektiğine dair
cumhun'un fetvası var, iştahı var. İştahın temeli Hazreti Aişe annemiz ve diğer eşlerinin hadisi şerifleri. Hepsi de diyorlar ki biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlığında ay haliyken namazlarımızı kılmazdık, terk ederdik, orucu tutmazdık, orucu müsait olduğumuz zamanlarda Ramazan'dan sonra iade ederdik, tutardık. Hazreti Aişe annemiz en gençtir o çünkü eşlerinin içerisinde o derdi ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Şaban ayında hiç iftar etmeyecekmiş gibi oruç tutardı, biz de kalan oruçlarımızı Şaban ayında iade ederdik diye hadis-i şerifler var. Bu son dönemde, on on beş yıldan beri ne yazık ki alim müsveddeleri düredi.
Bunlar hadis-i şerifleri inkar ediyorlar. Bunlar ashab-ı Resulullah'ın söylemiş olduğu sözleri inkar ediyorlar. Bunlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini ve ashabın bu noktadaki birleştiği icmayı inkar ediyorlar. Ve bunlar yeniden uluslararası ortak bir çalışmanın yönünü olan bir din oluşturmaya çalışıyorlar. Dünya üzerinde deccaliyet sistemini kurmak istiyorlar. Bu deccal sistemi dünya üzerinde tek din, dünya üzerinde tek devlet, dünya üzerinde tek bir millet meclisi gibi birleşmiş milletler, dünya üzerinde tek ordu, dünya üzerinde bunların tek ekonomik sistem, bunların amaçları bu, bütün dünyayı köleleştirmek, bütün dünya insanlarını köleleştirmek, bütün dünya insanlarını belli bir kesime peşkeş çekmek.
Bunların karşısında duran bir tek inanç kaldı. O da Kur'an ve sünnet. Bunlar bütün dinleri ifsad ettiler. Bütün dindarları ifsad ettiler. Bunlar bütün milletleri ifsad ettiler. Homoseksüelliğin arkasında bunlar var. Dinsizliğin arkasında bunlar var. Yahudi kabatalistlerin arkasında bunlar var. Hristiyanların içerisindeki hevangelistlerin arkasında bunlar var. Müslümanların içerisinde, IŞİD'çilerin arkasında bunlar var. Vahabilerin arkasında bunlar var. Orta Doğu'da kar dökenlerin arkasında bunlar var. Ülkemizde cemaat savaşlarını çıkaranların arkasında bunlar var. Ülkemizde Müslümanları birbirlerine düşürenlerin arkasında bunlar var. Müslümanların dinlerini ifsad etmek isteyenler bunlar.
Televizyonlardan, basınlardan, üniversitelerden, ilahiyet profesörlerinden, hocasından, hacısından, şeyhinden, televizyonlarda hatun oynatına varıncaya kadar arkasında bunlar var. Bunların amaçları bütün dinleri ifsad etmek ve dünyayı tek deccal dininin altında toplama, bütün milli, askeri sistemlerin hepsini ifsad etmek ve bir tek NATO şemsiyesinin altında toplama, bütün devletleri yok edip, Birleşmiş Milletler dedikleri soykırımcı, Birleşmiş Millet dedikleri insanları öldüren, katleden, böyle bir sistemin altında toplama, bütün dünya devletlerini ve dünya insanlarının paralarını tek para sistemine geçirip, bütün dünyayı bunların amaçları ütmek, dünyayı köleleştirmek, bunların amaçları bu.
O yüzden bunlar paralı hepsi de televizyona çıkıp da hadisleri inkar edenler, bu organizasyonlardan saklı veya gizli örtülü veya ördüsüz destek alanlar, bu televizyonlar, bu organizasyonların pençesinde bunlardan destek alıyorlar. Böyle şeyhler var Türkiye'de, bu şeyhler de bunların paralı adamları, böyle imam hatipte, ilahiyatta, orada burada profesyonlar var, hocalar var. Bunlar hadisleri inkar ediyorlar, bu organizasyondan para alan insanlar, bunların tefsirleri on tane satmıyor, yüz bin tane bastırıyorlar, yüz bin tanenin parasını alıyorlar. Bunları yazmış olduğu kitaplar satmıyor, yüz bin, iki yüz bin, üç yüz bin bastırıyorlar, sanki satılmış gibi parasını bunlara örtülü olarak veriyorlar.
Ondan sonra çıkıyorlar, kadınlar ay hali olduğu zamanlarda da oruç tutar diyorlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin öğretisini komple çöpe atıyorlar. Eğer bunu kabul ettiğin an, arkası çorap sökür gibi gelecek. Arkası çorap sökür gibi gelecek. Bunlar her yerdeler, deccal her yer, deccaliyet sistemi her yerde, deccalistler her yerde. Kim birisi sünnet-i resulullahın karşısında bir laf söylüyorsa, deccalist var. Bir hadisi inkar ediyorsa, hadisleri inkar ediyorsa, bir tane hadisi inkar ediyorsa, adama soruyor, hadis halimi misin sen, ses yok, ses yok, moda haline getiriyor.
Televizyonlar öyle çıkıyorlar ya. Genelde o televizyonlara çıkarken, yapımcı, sunucu kimse diyor, hangi konulardan bahsedelim veya bu konulardan bahsedelim, evet. Ama o konudan bahsedeceksek, işte şuraya girmeyelim. Ben de diyorum ki çıkmayayım o zaman. Neden? Ben konuşmaya başlayınca sohbetin nereye gideceğini kestiremiyorum.
Öyle duruyor. Nasıl yani? Ben sohbet ederken normal aklımla etmiyorum çünkü diyorum ben onu anlıyor muyum? O yüzden ben çıkmayayım sizin kanalımızda. Allah razı olsun. Hepsi de satılır çünkü. O yüzden, her Ramazan çıkıyor ya bu hadiseler. Şimdi ilk önce insanlar, aman ne olacak ya bir tane adam öyle söylemiş diyoruz ya biz. O yer ediyor. Siz oradan bir kaçak var. Bir damla su dıp damlıyor. Siz ona dikkat etmezseniz o binayı çökertir. Bir damla su. Oradan borudan bir kaçak var orada. Böyle günde, gün içerisinde iki damla su damlatıyor değil mi? Eğer onu tıkamazsan bütün evini rutubete bak.
Din bundan daha hassas bir şeyiz. Sizin üzerinizden küçücük bir şey çıkar. O büyür. Allah muhafaza eylesin. Sünnet üzerine yaşamaya çalışan bir kimse televizyon ve interneti ne şekilde kullanmalıdır? İkisini de Kur'an ve sünnet amaçlarına uygun kullanacak. Eğer internette, internet dediğimiz şey bu, Facebook, Twitter, ıvır zıvır gibi şeyler ise, burada sadece dil ve diyanetle alakalı şeylerden bahsedecekler.
Sırf Kur'an, sünnet, fazilet, din, nasihat bu. Yok işte, ne o? Hatunlar boy boy resimlerini çektirip Facebook'a koy. Erkekler işte olur olmaz resimlerini koy, Facebook'a koy. Ne bileyim işte olur olmaz, işte yok bilmem nerede beraberiz, yiyoruz, içiyoruz, Facebook'a koy. Bunlar Müslüman'ın mahremine uygun değil.
Yok nişanlanmış, Facebook'a koy. On gün sonra nişan bozuldu, ne yapacaksın? Yok nişan alışverişinde, Facebook'a koy. Yok nişanlısıyla yemek yok, Facebook'a koy. Yok nişanlısıyla el ele, kol kola, Facebook'a koy. Bozuldu nişan. Üç ay sonra başka bir erkekle Facebook'ta. Ne oldu? Yeni nişanım. Yeni nişanlı diyemeyeceğine göre nişanlım. Eskide ev öbürkü de altına yazmış. Daha önce benim fotoğrafım vardı orada. Adam da bana soruyor. Hocam ne yapayım? Ne oldu? Diyor ki böyle böyle ben nişanlandım birisiyle. Evet. Onun eski nişanlısı varmış. Evet. Boy boy fotoğraflarıyla Facebook'ta yayınlamış.
Evet. Ben şimdi ne yapayım? Oğlum bana ne soruyorsun? Dedim nişanlandıysa, ayrıldıysa bunda bir iş yok. Ama diyor kol kolaymış, sarmaş dolaşmış. E ne yapayım dedim şimdi? Mahremiyet kalmış mı? Yok. Mahremiyetinizi muhafaza edin. Mahremiyetinizi koruyun. Bu tip şeyleri internette, Facebook'ta, orada burada dolaştırmayın. Kur'an ve sünnete hizmet etsin. Bir Facebook sayman var mı? Var. Sadece Kur'an ve sünnete ve yoluna hizmet edecek. Orada başka bir şey olmayacak. Twitter'ın var mı? Var. Sadece Kur'an ve sünnete hizmet edecek.
Sadece. Sadece. Televizyonun var mı? Var. Haberleri dinle. Belgesel dinle. Siyasi tartışma programlarını dinle. Evet. Başka bir şey yok. Allah bizi affetseyin. İntihar etmek günah mı? Mevur olduysan Allah affeder mi? İntihar haramdır. Bir kimse bile bile intihar ederse küfür üzerine görür. Asla affı mümkün değildir. Bile bile intihar edemem. Kardeşler ya.
Okusam biter, okumasam biter. Mübarek insanlar. Bir tek o şeyi yazsanız ne olur? Soruyu yazsanız bir çek. Ramazan bayramının yaklaştığı şu günlerde müsaadenizle Türkiye ile ilgili bazı gerçekleri yazma gereği duydum. 2009'da Kayseri üç çocuğun kaybolmasından ve bir sene sonra bulunduklarında ikisinin kinsel istismarı, birisinin ise tecavüzü uğramış olması, bazı üniversite ve devlet kurumlarının harekete geçirmiş yapılan araştırmalara göre Türkiye'de son on yıl içerisinde üç yüz yetmiş bin çocuk istismarı kayıtları geçmiş.
En son bilgi iki bin on bir senesinde kırk bin oldu. Bölgesel olarak mağamalı başı çekiyor. Bunların yüzde altmışı kız, yüzde kırkı erkek çocukları. Son dört yılda yüzde dört yüz artış var. Maalesef tecavüz yaşı dörtten başlamakta. Tecavüzü ya da çağ tacizci sırasıyla evin içinden baba ya da abi, dayılar, amcalar, enişteler, komşu arkadaş olarak sıralanmış, on altı yaş üstü, on altı yaş üstü, oğlan çocukların ise kırk yaş üstü kadınların kandırdığı da bazı raporlarda yer olmuş, halka teşhir edilmiş üç polis raporunda mağdur ailelerin ortak cümlesi tecavüzücü için o bizim en yakınımız hiç aklımıza gelmezdi.
Çok güvenildik olmuş. Psikolog raporlarına göre ise çocukların bu tip şeylerde karşılaştıklarında asla, asla yalan söylemedikleri bu tip şeylere dikkat çekmek için kurgulamadıkları, yeni bir şey anlatmaya çalışıyorsa ailenin sakince dinleyip, anlayıp en yakın güvenlik birimlerine kurtulmadan götürülmesi istiyor. Çocukların kazanılma sırası organ tedariği, cinsil istismar, evlatlık verilme, suç şebekelerinin çocukları yurt dışında çıkarılmalarının yirmi iki saatten az bir süre olduğu tahmin ediliyor.
Bu konuda birçok rapor yayınlanmış. Böylesine çirkin bir yazıyı kaleme almaktan dolayı çok üzgünüm. Ama bizler koşu içinde bu mübarek ayının sevincini yaşarken pedofili illerine karşı uyanık olalım. Çocuklarımızı yalnız sokakta oynamak için bırakmayalım. Tek başına şeker toplamaya yollamayalım. İnternet sayfalarına resmini koyduğumuz çocuklarımızın yer bildirimini yapıp da çocuk tacirlerine açık adres vermeyelim. Bu çocuklarımızın ve bizlerin üzerinden dualarımızı eksik etmeyelim. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun bir hükümleyi inşallah. Yirmi iki senelik evli ve çocukların var dini nikahı yok bunun günahı var mı? Dini nikah farz. Dini nikah farz. Evet bugün Kadir gecesi.
Cenab-ı Hakk'ın bin aydan hayırlı dediği gece. Kadir suresinde şüphesiz biz onu yani Kur'an'ı Kadir gecesinde indirdik. Sen Kadir gecesinin ne olduğunu nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh Rablerinin izniyle bütün emirlerle inerler. O gece şafak atıncaya kadar emniyetli ve selametli bir gecedir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri Ramazan ayının mübarek bir ay olduğunu ve Ramazan ayında orucun farz olduğunu, oruç tutulması gerektiğini ve bu Ramazan ayının içerisinde bir gecenin olduğunu ve bu gecenin de Kadir gecesi olduğunu ve bu Kadir gecesinin de bin aydan hayırlı olduğuna dair bu ayet-i kerimeyi okuyaraktan söyler.
Tabi bununla alakalı değişik rivayetler vardır. Ashabın dillendirdiği. Bununla alakalı en böyle kabul edilebilir, benimce kabul ettiğim rivayet bu benim hoşuma gidiyor çok. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri Beni İsrail'lerden dört şahsın ismini söyler. Ve bunların seksen yıl hiç Allah'a isyan etmeden ibadet ettiklerini anlayacağız.
Bu dört Beni İsrail'di kimse, birisinin adı Zekerya olması lazım. Bu Zekerya aleyhisselam mıdır yoksa Zekerya adında bir kim bilir? Birisinin Eyyub olduğu söylenir adı. Bu artık Eyyub aleyhisselam mıdır yoksa Eyyub adında birisi midir? Bunun gibi dört kişi var. Bu dört kişi seksen yıl boyunca hiç Allah'a isyan etmeden, hiç günaha, hiç böyle yanlışlığa düşmeden ibadet ederler.
İbadet edince bunu da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri met ederek anlatınca Ashabın çok hoşuna gider. Ve bu seksen yıl ibadet edenlere imrenirler tabiri caizse. Kendilerince onlara karşı kalplerinde bir muhabbet oluşur. Ve Cenab-ı Hak Cebrail aleyhisselam mıdır? Ve der ki ya Resulallah bu dört kişinin bu seksen yıllık ibadetlerinden dolayı Ashabın onları çok sevdi.
Ashabın tacibine gitti. Onların çok hoşuna gitti. Ve Allah da size bu Kadir gecesini lütfetti, ikram etti deyip bu Kadir suresini okur Cebrail aleyhisselam. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri bu olaydan sonra işte bu hadis şeritleri söyler. Ve Kadir gecesini Ramazan'ın ilk 10'unda arar bir yıl. İkinci yıl Ramazan'ın ortasında arar. Üçüncü yıl Ramazan'ın son 10 gününde arar. Değişik rivayetler okuyabilirsiniz Ramazan'ın ilk 10'unda diye. Değişik rivayetler okuyabilirsiniz Ramazan'ın ortasındaki 10 günde diye. Hatta değişik bir rivayet daha okuyabilirsiniz Ramazan'ın ilk 20 gününde diye. Hatta başka bir rivayet okuyabilirsiniz Ramazan'ın bir gününde diye.
Hatta zayıf olan bir rivayet daha okuyabilirsiniz. Yılın bütün gecelerinin içerisinde bir gece diye. Ama ümmetim yanlışta toplanmaz. Ümmetim eksiklikte toplanmaz. Ümmetin icması varsa bir yerde toplandığı bir yer varsa orası doğru olay. Tabi ümmet dediğimizde la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenlerin hepsi de ümmet. Ama ümmetin içerisinde namaz kılanlar, oruç tutanlar, mümin olma yolundalar bir yerde toplanıyorlarsa bu önemli bir şeydir. İşte Ashab 27. gecede karar kılmıştı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri son 10 günde arayın. Hatta Ashab'ın birisi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri yumuşak bir anını beklemiş.
Demiş ki ya Resulallah son 10 günün içerisinde hangi günler? Demiş ki son 7 günde arayın. Diyor ki o Ashab ben yine böyle yumuşak bu meselenin geçmişimdir. Her seferinde de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri bu konuyla alakalı bir daha bir şey sormayın diyor. Son 10 günü söylüyor bir daha bu konuyla alakalı bana bir şey sormayın diyor. Ashab ilme ne kadar aç? Arkadaş, hakikatin hakikatine ne kadar açlar? Diyor ki arada bir fırsat buluyor. Yarın sallallahu aleyhi ve sellem son 10 günün hangi günlerinde arayalım? Son 7 günde arayayım mı? Ashab diyor ki ben yine bekledim. Bu konu geçti. Bu konu unutuldu, geçildi yani. Başka konular konuşuluyordu. Ben yumuşak bir anını yine yakaladım.
Dedim ki diyor, son 7 gününün hangi günlerinde? Dedi ki diyor, tek günlerde arayın, bu konuda bir daha bana bir şey sormayın. Ardından yine bekliyorlar. Yine böyle bir mesele olduğunda diyor ki, Allahu alem 27. geceydi. Kendisinin Kadir Gecesi olarak yaşadığı gece 27. geceydi diyor, Allahu alem. O gece diyor, yağmur yağmıştı. Gece yağmur yağmıştı. O gün diyor, güneş hafif pusluydu, zayıftı. Ertesi günü de güneş zayıftı, pusluydu biraz hava diyor. Çok güneş yakıcı değildi yani. Çok yıpratıcı değildi. Güneş pusluydu. Yani normalde önceden daha böyle berrak, daha borlak, daha böyle hararetli, daha böyle şeytliyken, o gün diyor, fazla puslu değildi, şekli değildi.
Şimdi diyeceksiniz ki, evet, bugün de öyle değildi. Hava, değil mi? Evet. Diyor ki, o gün, akşam grup vakti, kızılığında, böyle bir kızılık olmuştu. Ve ertesi günde diyor, güneş yine pusluydu. Burada sahabeler oturuyorlar, bu günün 27. gün olduğunu hesaplıyorlar. Ve ümmet 27. günde olduk, Kadir Gecesi'nin 27. gece olduğuna hükmetmiş.
Toplanmışlar, iştahat etmişler. 27. gece bu günü, yani 26. günü 27. geceye bağlandığın gece, yani bu gece. 26 ne zaman bitti? Akşam namazı vaktinde bitti. 26'ya, 27'ye bağlayan gece, bu gece. Akşam namazında, gün devrulunlu, İslam'a göre. 26'yı 27'ye bağlayan gece, bu gece. Yani bu gece, Kadir Gecesi inşallah. Ümmet bu noktada toplanmış. Bu noktada ittifak etmişler. Bir topluluk, bir ümmet, bir noktada ittifak ettiyse, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem haddetleri hadis şeriflerinde buyurur ki, Ümmet'im yanlışla ittifak etmez. Ümmet 27. gecede ittifak etmiş. Bunda şek şüphe yok.
Türkiye'deki ümmet bir yerde ittifak etmiş. Şek şüphe yok. Bu cemaat bir yerde bir kimse de ittifak etmiş. Şek şüphe yok. Evde hane halkı, beş kişi, beş kişinin dördü ittifak etmiş bir noktada. Şek şüphe yok. Evet. On kişi istişare ediliyor. İstişare edilirken altı kişi ittifak ediyor bir noktada. Kur'an ve sünnetek uygunsa bu noktada sıkıntı yok. O ittifakta hayır vardır. Haramda ittifak yanlıştır. Yanlışta ittifak yanlıştır. Gıybette ittifak yanlıştır. Suizanda ittifak etmek yanlıştır. Allah'ın haram kıldıkları noktada ittifak etmek yanlıştır. Haramda birleşilmez. Helalda birleşilir. Asla haram bir noktada ittifak edilmez.
O zaman bu şer ittifak olur. Hayır ittifak ise Kur'an ve sünnet dairesinde toplanmak, Kur'an ve sünnet dairesinde toplanılan bir noktada toplanmaktır. Kur'an ve sünnet dairesinde toplanmış olan cemaattan bir karış ayrılmak, o kimsenin imanını götürür. Allah muhafaza eylesin. O yüzden asla bir topluluk, bir ümmetten bir topluluk hayırda toplandıysa siz ona karşı çıkamazsınız. İslam'ın hukuku budur. Ve Kadir Gecesi 27. gece olarak bu noktada ittifak etmiş ümmet. Bunun üzerinde şek şüphe yok. Ve bu gecede bütün ümmet 27. gece olarak ne yapıyor? Bunu idrak etmeye, bunu yaşamaya çalışıyor. Tabi bu sene Ramazan 29 olunca Suudlular da zannediyorum bu gece. Değil mi? Onlar da bu gece yapıyor.
29 olunca Suudlular da bu gece Kadir Gecesi'ni yapıyor. Bütün ümmet bu gece Kadir Gecesi'ni yapıyor inşallah diyor. Ve bütün ümmet de inşallah bu gece 80 yıl ibadet etmiş gibi sevap alacak inşallah diyor. Çünkü bu gece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin deyimiyle Kur'an'ın indirildiği gece. Duhan suresi ayet 3 gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik Kur'an'ı. Ve rivayet edilir ki Ramazan ayında Cenab-ı Hak Kur'an'ı lef-i mahfuzdan dünya göğüne bütün bir şekilde indirdi. Ve 23 yılda tedirici tedirici ayeti kerimeler Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tebliğ edildi. İşte normalde o Kur'an'ın lef-i mahfuzdan bütünüyle dünya göğüne veya semavatın göğüne indiriliş gecesini biz Kadir Gecesi olarak nitelendirdik.
Ve bu gecede melekler, melekler, bütün melekler hepsi de sırayla dünya semasına inerler. Ve bu gece Cenab-ı Hak dünya semasına tecelli eder. Yok mu günahlarını affedeyim, yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim diye seher vaktine kadar kendisine namaz kılan, kendisini zikreden, kendisine dua eden, kendisine tövbe eden kullanın yapmış olduğu bu ibadet, bu sevap, bu duruş noktasını Cenab-ı Hak rahmetiyle bereketlendirir.
Lütfuyla ikramlandırır ve fazlasıyla cevap verir. Zaten Ramazan'ın sonlarına yaklaşılmıştır. Oruç tutanlar, oruçlarının erginliğine ulaşırlar. Ermiştir artık oruç. O kimse böyle ergin, olgunlaşmış bir meyve gibi koparılmaya hazırdır. Artık o Ramazan'ın son 10 günlerinde bu 27. gece ona ayrı bir manevi tak o meyve. Ayrı bir manevi renk, ayrı bir manevi koku olacaktır.
Ve o geceyi ihya edenlerin geçmiş günahları affolacaktır. O gecede, hatta bir rivayet var çok enteresan. Diyor ki ki Kadir gecesinde 3 sefer dahi, la ilahe illallah dese, kurtuluşa ererdi. O yüzden bu gece Allah alem, ümmet-i Muhammed'in günahlarından sıyrılma, makam ve mertebelerinin yücelmesine sebep olacağı bir gece. Hiç olmazsa evlerinize gittiğinizde tesbihinizi alın, bol bol tevhid çekin. Hiç olmazsa namaz kılamıyorsanız dahi bu gece iki rekat namaz kılın. Çünkü bu gece bütün melekler ümmetin bütün fertlerini dolaşırlar. Semadan melekler, semadan melekler hepinizi bu gece dolaşacak.
Ve hepinizi hangi hal üzerinde görürlerse, Cenab-ı Hakk'a sizin halinizi arz edecekler. Ya Rabbi seni zikrederken gördük. Sana namaz kılarken gördük. Kur'an okurken gördük. Ya Rabbi işte bir hayır hasenat işinde koştururken gördük. İnşallah buradadırlar. Sohbet dinlerken gördük. Zikrullah yaparken gördük. İnşallah evinizde gittiğinizde, secdadenizde oturduğunuzda Allah'ı zikrederken gelirler. Ya Rabbi evinde seni zikrederken gördük. İtikafta olanlar, itikaflarda Allah'ı zikrediyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Onlar ne güzel bir müjde yaşayacaklar. Diyecekler ki, Ya Rabbi onları gördük ki, itikaf derslerini yetiştirmek için, Abre la la hillallah, la la hillallah, la la hillallah diye veya Allah Allah Allah … diye.
Onları zikrederken gördük diyecekler. Ve Allah'ı alem, melekler gülük gülük inanırken, özel, özel bu gece için her insana bir melek, her mümine bir melek, her insana bir melek. Küfre düşenler için de diyecekler ki, Ya Rabbi küfür üzerine gördük. İçki içenleri görecekler, içki içerken gördük. Anne babasına isyan edenleri de diyecekler ki, isyan ederken gördük. Fuhuşla iştigal edenleri görecekler, fuhuş yaparlarken gördük. Herhangi bir haramla iştigal edenleri, haramla iştigal edenleri görüp, Diyecekler ki, haramla istigal ederken gördük. Melekler diyecekler ki, Ya Rabbi biz bunu geçen sene namaz kılmıyor olarak bıraktıydık.
Ama bu sene Kadir gecesinde gördük ki, bu namaz kılıyor, bunu affet. Diyecekler ki, geçen sene biz bunu oruç tutmaz halde bırakmıştık. Ama bu sene oruç tutar halde gördük. Ya Rabbi sen onu affeyle. Ya Rabbi geçen sene dinden, niyanetten hiç haberi yoktu. Biz her sene Kadir gecesinde gelir onu ziyaret ederdik senin emrince. Ve her sene Kadir gecesinde geldiğimizde, onu İslam üzerine görmezdik. Ama bu sene, onu İslam üzerine, senin dinin üzerine gördük. Ya Rabbi sen onu affeyle. İşte melekler hangi hal üzerindeyseniz, kalbinizde hangi sevgi varsa, kalbinizdeki hangi hal hakimse, kalbinizdeki hangi tecelliyat hakimse, onu götürecekler. Hatta Allah-u Alem, kalbinizdeki bir muhbir melek, sizin kalbin hal ve ahvalini bu gece mesaj olarak iletecek Rabbine.
Diyecek ki, bu geceki halet-i ruhiyesi bu. Kalbinin durmuş olduğu minvali bu. O yüzden, sakın ha, bir de gökten melek beklemeye çalışmayın. Gök sizin kalbinizde çünkü. O yüzden kalbinize tefekkür edin. Kalbinizin üzerinde ne var? Kalbinize tefekkür edin, rahata edin. Kalbinizde hangi muhabbet var? Kalbinizde neyin sevdası var? Kalbinizde neyin acısı var? Kalbinizde neyin tadı var? Kalbinizde neye karşı bir iştiyat duyuyorsunuz? Kalbinizdeki şevk ne tarafa doğru? İsteğiniz ne tarafa doğru? Duygularınız ne tarafa doğru? Allah-u Alem, bugün herkesin kalbi üzerinde dua edeceği bir gün.
Ya Rabbi, kalbimi senin dininin üzerinde muhki meyler. Amin. Kalplerimizi senin sevginde muhki meyler. Amin. Kalplerimizi Hz. Muhammed Mustafa'nın sünnetinde muhki meyler. Amin. Kalplerimizi Kur'an ve sünnet dairesinde muhki meyler. Amin. Ve bizim kalbimizi ebediyen bu muhkimlik üzerinde tut ya Rabbi. Amin. Ve bu gece gerçekten amin. Bu gece bu noktada zannediyorum kalplerimiz bir sınavdan, bir imkandan geçecek. Ve Allah hesabı baştan sona kılmaz. Sondan başa bakar. Eğer bu gece o ziyaret esnasında, o hesaba çekilme esnasında kalbimizde Kur'an ve sünnete muhkumiyet, Kur'an ve sünnet dairesinde sabitlik, Kur'an ve sünnet dairesinde bir Allah sevgisi, bir Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi var ise, Allah'u alem biz seksen yıllık ibadet etmiş gibi Cenab-ı Hak bize ecbi sevabatını verecek inşallah.
O yüzden Ramazan'ın son 10 gününde devamlı tehdit çekmek, gecelerini boş geçirmemek, gündüzlerini dikkat etmek, bilhassa gecelerinde dikkat etmek, muhakkak teravih namazı, nafile namaz kılmak, muhakkak gece nafileden tehdit çekmek, nafileden zikretmek, nafileden tövbe etmek, bu noktada nafileden namaz kılmak, secdeleri uzatmak, secdelerde yalvarmak, ağlamak, secdelerde dua etmek, derdi varsa derdine, sıkıntısı varsa sıkıntısına, her ne var ise ona dua etmek muhakkak ki çok önemli.
İşte Cenab-ı Hak, Allah'u alem, Ümmet-i Muhammed'i, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yüzü sürmedine, onun sevdiğinden dolayıdır Allah'u alem, Ümmet-i Muhammed'in kendisinin karşısına günahkar olarak çıkmasını istemiyor. Kendisinin karşısına zalim, hain, vefasız, günahların içerisine dalmış, Allah'ı unutmuş, Resul'ünü unutmuş, dini, diyaneti unutmuş bir şekilde karşısına gelmesini istemiyor. Allah gafur rahimdir. Allah kullarına zulmetmek istemez. Allah kullarını cehenneme koymak istemez. O yüzden Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed'e tabiri caizse kocaman bir kapı aralıyor. Koskocaman bir kapı. Ümmet-i Muhammed'e o kadar kocaman bir kapı aralamış ki, kim Ramazan ayını oruçlu geçirirse Allah'ın geçmiş günahlarını affeder noktasında kocaman bir kapı ayırmış.
Ve ola ki o Ramazan ayında bir hata yapar, yanlışlık yapar, eksiklik yapar, noksanlık yapar. Ola ki o kimse hayatında yanlışlıklar, eksiklikler, noksanlıklar diz boyu değil, kendi boyunu geçmiştir. Allah alem, ben kendi veçerden söylersem benim boyumu aşmıştır. Bizim gibi günahkar kulları için Kadir Gecesi'ni ihya etmiş. Demiş ki bu geceyi ihya et. Bu geceyi boş geçirmeyin. Bu geceyi muhakkak dolu geçirin. Tehrik çekin. Ya ne kadar çok hoşuma gitti. Kim diyor bu gece? Üç sefer la ilahe illallah dese, onun kurtuluşu ümit edilir. Üç sefer, ey hümmet-i Muhammed, üç sefer la ilahe illallah diyemeyecek noktada mısın? İki rekat namaz kılamayacak noktada mısın?
Oturup yüz tane, iki yüz tane, üç yüz tane, beş yüz tane, bin tane, beş bin tane, la ilahe illallah diyemeyecek noktada mısın? Günahlarına tövbe edemeyecek noktada mısın? Kusurlarına, hatalarına tövbe edemeyecek noktada mısın? Cenab-ı Hak tabiri caizse kapısını solsuz bir şekilde açmış. Gelin tövbe edin, zikredin demektir. Ve Allah bu ümmete lütfediyor, ikram ediyor, ihsan ediyor. Diyor ki ne yaptıysanız yaptınız. Hangi belaneti işlediyseniz işlediniz. Kadir gecesinde tövbe edin. Dua edin. Allah'ı zikredin. Tövbe ettiyseniz o günaha bir daha geri dönmeyin. Ve melek sizin hakkınızda şunu söylemesin. Bu tövbe ettiydi geçen sene.
Geçen sene tövbe ettiydi ama bu sene yine aynı günahları işledi. Biz yine aynı günahları işler vaziyette gördük bunu demesin sizin için. Dönüm noktası olsun. Dönüm noktası. Ve bu gece gerçekten öylesine tövbe edin ki bir daha geri dönüşü olmasın. Öylesine kalbinizi temhir edin. Öylesine kalbinizi Allah'a açın. Öylesine kalbinizi bu noktada Cenab-ı Hak'ın ilhamına, ikramına, ihsanına açın ki Cenab-ı Haklara affı mağfiretle, rahmetle, bereketle, lütufla, ilmiyle, ilm-i ledinliyle onu ihya etsin inşallah. O yüzden muhakkak ki gönüllerinizdeki bir melek bu geceki halinizi özel bir şekilde Cenab-ı Hakk'ın katına çıkaracak özel bir şekilde sizin için dua etmesini sağlayın.
Ve o melek Cenab-ı Hakk'ın katına çıkıp beni zikredenin bu halde olanı affetmedikçe sükune, sükune ermeyeceğim dediği kullardan olun inşallah. O yüzden Kadir geceniz mübarek olsun. Cenab-ı Hak Kadir gecesini tevhidle, zikrullahle, namazla, tövbeyle dolduranlardan, geçirenlerden eylesin. Her gecenizi Kadir gecesi olanlardan eylesin. Küçücük ibadetlerinizi büyük bir şekilde kabul ettiği kullarından eylesin. Bir sefer Allah deyişinize binlerce kez Allah demişiniz gibi sevap ve karşılık bulanlardan eylesin. Bir sefercik la ilahe illallah değmenize karşılık Cenab-ı Hak onun mizanının öyle bir kefesine koysun ki diğer varlık olarak ne varsa o ağır gelen tevhid söylemeniz olsun.
O tevhid ağırdır da bizim ağzımızdan çıkan o kadar ağır mıdır onu bilemem. Bizim ağzımızdan çıkanı Cenab-ı Hak ağırlaştırsın inşallah. O yüzden bu geceyi dikkat edin. Ertesi güne dikkat edin. Bundan öncelere de dikkat etmeniz gerekiyordu. Geçen senelerde hep söylerdim. İnşallah Ramazan'ın son 10 günlerini dikkat edin. İtikaflarınızı arttırmaya çalıştınız. Bu gece maşallah bu sene maşallah bayanlardan da erkeklerden de çokça itikafa giren oldum. Hamlu sena olsun. İtikaf berekettir, rahmettir, lütuftur. Şimdi burada bulunanlar, buradan dışarı çıkıncaya kadar hep beraber itikafa niyet ettik mi? Evet. Niyet ettik mi? Evet.
Niyet ettik mi? Evet. İtikabınız mübarek olsun inşallah. Buradan çıkıncaya kadar itikafa niyet ettik. Buradan çıkıncaya kadar itikaftayız. İnşallah meleğeni konuşmayın. Meleğeni bir şey yapmayın. Kalbinizde devamlı tevhid olsun. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah ile oturun. Şimdi hep beraber itikaf yapmış olacağız. Çıkıncaya kadar. Siz ne zaman çıkıncaya kadar? Kim buradan çıktı, bir işi çıktı, yok otobüse gidecek, yok trene gidecek, yok evine gidecek. Son fasıl dua etsin çıkarken. İtikaf duasını etsin. Kendi itikafını duası. Yalvarsın, yakarsın, ağlasın, Cenab-ı Hakk'ı ihtica etsin. Duasını edip, öylesi çıksın. İnşallah.
İtikafınız mübarek olsun. Kadir geceniz de mübarek olsun. Cenab-ı Hakk'ı iyice Kadir gecelerinde buluşmayı nasip eylesin inşallah. Hakk'larınızı helal edin. Biraz daha şimdi sema edeceğiz. İnşallah Allah'a izin verirse, semada herkes ya Allah desin ya da tevhide devam etsin. Sema esnasında bir birliktelik yapalım. Sema esnasında semazenlerin hepsi de Allah diyecek. Biz de oturduğumuz yerde hep beraber Allah diyelim. Onlar her çarpte Allah diyecekler inşallah. Biz de oturduğumuz yerde Allah diyelim. Alın tesbihleriniz, elinizde tesbih varsa. Tesbih olsa tesbihsiz. Tesbih alın dememizin sebebi şu. Yanındaki sana laf atmasın. Yanındaki sana ne yapıyorsun dışının örtüsüne baktın mı demesin.
Yanınızdaki size bir şeyi kritik etmesin. Elinize tesbihler alın. Ders ya Allah. Oturduğunuz yerde Allah Allah Allah … Sema esnasında Allah'ı zikredelim inşallah. Ve öyle sakın yok ilahinin şurasını söylediler, burasını söylemediler. Yok ne çok da uydu yüflemedi bugün. Ona dalmayın. Zikrullahınıza dalın. Kalbinize dalın. Kalbinize bakın. İçinizi tefekkür edin. Kalbinizi rahmetaya alın. Deyin ki ne var içinde? Ya Rabbi senden başkasının olmasını istemiyorum. Senden başkasının burada durmasını istemiyorum. Senden başkasının tecelliyatını istemiyorum.
Kalbimde sadece sen ol. Kalbimde sadece senin muhabbetin olsun. Kalbimde sadece senin zikrin olsun. Kalbimde sadece senin tecelliyatın olsun. Kalbimin yönü sen ol. Zemini sen ol. Göğü sen ol. Mutluluğu sen ol. Sevinci sen ol. Hüznü sen ol. Lafı sen ol. Sözü sen ol. Ya Rabbi nefesim de sen ol der. Kalbine bu noktada rahat edin. İnşallah. Neydi dersimiz? Allah. Neydi dersimiz? Allah. Dersimiz Allah. Salam. Salam.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi