mustafaozbag.org

Kadir Gecesi Sohbeti - 26.03.2025

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Mart 2025 · 46:01

kommer Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin.
Son nefesimize kadar iman üzerine, İslam üzerine, ihsan üzerine yaşamayı nasip eylesin. Malum bugün Kadir gecesi. Kur'an-ı Kerim'in indirildiği bin aydan hayırlı bir gece. İnşallah bu geceyi Cenab-ı Hak cümlemize idrak etmeyi, yaşamayı derinlemesini nasip eylesin. Evet, ilk önce Kadir Suresi ayet 1 ile 5.
Sütunun arkasında saklanan bilir. Altıncısını demiş, onun üstündekiler bilir. Yedincisini de bu fakir bilir hiç kimseye söyleyemez demiş. O beşincisini dediği şey, malum mollalar hep desafilere karşıdır. Zamanın Şehrislam'ı sütunun arkasına saklanmış bu, bir hata yapsa da onun hatasını buradan söylesem diye bekliyormuş. Sütunun arkasındakini ifşa edivermiş. İşte Kur'an böyle sırları içinde barındıran ve sırların açıklanmasını bekleyen ve ne yazık ki bu son dönem 250 yıldır Kur'an'ın sırrından uzaklaşıp, Kur'an'ın manasından uzaklaşıp, hatta dinin, İslam'ın manasından uzaklaşıp sadece şekil ve şemallere, ritüellere gömdüğümüz bir İslam'la haşır neşiriz.
İşin manasından uzak, derinliğinden uzak, ahlakından uzak, bilhassa hukukundan uzak, her şeyinden uzak bir şekilde din yaşamaya gayret eden bir Ümmet-i Muhammed var. İşte böyle bir sır Kur'an-ı Kerim'in içerisinde bize beyan ettiği yine sır bir gece var. O geceki Kadir Gecesi ve Cenab-ı Hak onun sır olduğunu beyan etmek için de diyor ki sen Kadir Gecesi'nin ne olduğunu nereden bileceksin?
Bu böyle çok tabiri caizse ırgalayan, titreten, insanı yeniden kendisini sorgulamaya yönelten bir hitap. Sen Kadir Gecesi'nin ne olduğunu nereden bileceksin? Bu hitap bütün Ümmet-i Muhammed'e. Muhakkak ki Muhammed-i Mustafa o sırra sahib idi. O sırrı biliyordu. Ve insanların içerisinde, mahlukatın içerisinde, varlığın içerisinde sırrı en iyi bilenlerden birisi oydu. Hala da o. Bu hitabın Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya olduğunu zannetmiyorum. Bu hitap Ümmet-i Muhammed'e ait. Evet, biz Kadir Gecesi'nin ne olduğunu nereden bilelim ki? Sadece işin zahir tarafına bakıyoruz.
O da Kur'an-ı Kerim bize öyle beyan ediyor, yönlendiriyor. Bin aydan hayırlı bir gecedir o gece diyor. Bin aydan hayırlı bir gecedir. Biz kendi kendimize bakıyoruz ki, işte bin ay dediğimiz 80 yıldan fazla. Yani hesapladığınızda 80 yıl 4 ay yapar. Türkiye standartlarında bir kimsenin ömrü 80 yıl değil. Türkiye standartlarında bir kimsenin ömrü 60 ile 75 arası. ve 75'ten sonrası zaten yaşıyorsa, o kimse için çocukları falan ölse diye gözünün içine bakıyor. Hele 65'i geçince benim bir senem var. Bakacaklar sonra gözümün içine içine. Hani ne zaman öleceksin, bırak git artık yeter yaşadığın diyecekler. Türkiye çünkü bu standartta biraz daha fazla yaşarsan, eğer evlatların çok hayırlıysa seni alır götürür bir tane düşkünler yurduna yatırır.
Bir de der ki çok güzel bir yurda verdim seni anneciğim babacığım. Bu öyle bir güzel yurttu, burada çok iyi bakıyorlar sana, sana çok iyi bakacaklar der. İnsanlar şimdi oraya doğru gidiyor, annesini babasını alıyor, götürüyor bir yurda teslim ediyor. İyi bir yurda teslim ediyor, iyi bir evlatsa. Yok kötü bir evlatsa bırakıyor, terk ediyor gidiyor. Orada uzakta bir annemiz var, bir babamız var. Yani iyi ama durumu, telefon açıyorum telefona cevap veriyor. O hale geldik. Şimdi, öyle olunca da normalde, hani bir insanın ömrü yaklaşık ortalama 65-70 yıl, bakın bütün ömrünüz boyunca ibadet etmiş olsanız, bütün ömrünüz boyunca oruç tutsanız, zekat verseniz, hayır hesanat etseniz, zikrullah etseniz, bütün ibadetleri yerine getirmiş olsanız, yetmeyecek.
Kadir gecesinin o sırlı geceyi ihya etmek, bütün ömre bedel olacak. Buradan şu aklınıza gelmesin, zaman zaman sohbetlerde derim, yani kandillik Müslüman değiliz elhamdülillah. Buradaki kardeşlerimiz öyle değil. Hamdolsun, cumalık da değiliz, kandillik de değiliz, bayramlık da değiliz. Ya hamdolsun, biz gücümüzün yettiğince dinini yaşamaya çalışanlardanız. Günübirlikçi değiliz. Ama düşünebiliyor musunuz? Böyle bir ayet-i kerime var ve Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır diyor. Ve bin ay biz ibadet etmiş olsak, bin ay başımızı secdeden kaldırmasak, bin ay gündüzleri oruçlu geçirmiş olsak, bütün günümüzü zikrullah ile geçirmiş olsak, biz bu sırlı gecenin, sırlı gecenin, ibadet, sırlı gecede ibadet ettiğimiz zaman, sırlı gecenin bize bahşettiği, ikram ettiği, ihsan ettiğine ulaşamıyoruz.
Böyle sırlı bir gece. O yüzden Cenab-ı Hak bu sırlı geceye, Kur'an-ı Kerim'in, lef-i mafuzdan çıkışını, lef-i mafuzdan indirilişini ihsan etmiş. Ve o lef-i mafuzun kalbi hükmündeki Kur'an, yine bütün kainatın kalbi hükmündeki insana, yani Hz. Muhammed-i Mustafa'ya indiriliyor.
Yani bütün kainatın gelmiş, gelecek, her ne varsa, geçmiş, ne varsa bütün sırrı, bütün bilgisi, ilmi, lef-i mafuzda gizli. Ve lef-i mafuzun kalbi hükmündeki Kur'an, yine bütün varlığın kalbi hükmündeki Muhammed-i Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellemin, kalbine aktarılıyor. O nasıl bir kalp ki, o nasıl bir insan ki, varlığın sırrı onda saklı. O nasıl bir kalp ki, bütün mükevanatı ve bütün zerreyi, küreyi içine alan lef-i mafuzun sırrı, o Muhammed-i Mustafa'nın kalbine indiriliyor. Ve o Muhammed-i Mustafa ki, kainatın sırrına vakıf. O Muhammed-i Mustafa ki, kainat, kainat, küçük gibi görünen büyük kainat. Ve desek ki biz Muhammed-i Mustafa, kainatın tamamıdır, yalan söylememiş oluruz.
Desek ki, varlık tamamiyetle Muhammed-i Mustafa'nın kalbine nakşedilmiş, ilga edilmiş, her şey Muhammed-i Mustafa'nın kalbinde mevcut desek ve buna yemin etsek, yalan söylememiş oluruz. Ama ne yazık ki, son dönem, ilahiyatçısı, diyanetçisi, batıcısı, doğucusu, Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini bizim gözümüzde küçültmeye, bizim gözümüzde onu nakıs göstermeye, bizim gözümüzde onu günahkar göstermeye çalışmaktalar.
Ve Ümmet-i Muhammed de ne yazık ki buna suskun, Ümmet-i Muhammed ne yazık ki bunu satın almış vaziyette. Kabullenmiş vaziyette. Bizim bir kuruşumuza dokunduğunda biz ayağa kalkıyoruz. Ve emekli maaşına zam gelmediği için hükümeti devirmeye kalkıyoruz. Emekli maaşımıza üç kuruş, beş kuruş bir şey gelmedi diye ortalığı alevlendiriyoruz. Veyahut da içkinin KDV'si artınca siyasetçilerin dilinden düşmüyor. Ortalığı ayağa kaldırıyoruz ama kainatın sırrı olan ve kainatın sırrını kendi muhtesinde, maneviyatında barındıran ve o maneviyata kim, kim bir adım atarsa o sırdan kendisine lime lime, ilmek ilmek, o sırdan ilim geleceği, o sırla, o sırdan sır kendisine bahşedilecek olan, o Muhammed-i Mustafa'yı biz ne yazık ki savunamıyoruz.
Ne yazık ki onun değerini bilmiyoruz ve gözümüzün önünde onun değerlerini küçültürken, sünnet-i seniyelerine horhakir görülürken, sünnet-i seniyesi reddedilirken, Muhammed-i Mustafa'yı bir postacı gibi bize gösterirlerken, biz güya Müslümanız, biz güya Müminiz, biz güya Muhammed aşığız, biz hepsini de seyrediyoruz. Hepsini de seyrediyoruz. Oysa Kur'an önce onun gönlüne indirildi. Önce onun kalbine indirildi. Sır onun kalbindeydi. Sır onun kalbindeydi. Ve Cenab-ı Hak varlığın sırrını, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın gönlüne ilham etti. Gönlüne vahyetti. Ve Cebrail aleyhisselam onu Hz. Muhammed-i Mustafa'ya getirirken, kime getirdiğini bildiğinden, titreye titreye, tiril tiril, titreye titreye, edebinden neyi nasıl yapacağını, kendince kılı kırk yararaktan onun kalbine vahy ediyordu, vahyi indiriyordu.
Ve o vahiy Kadir gecesinde başladı. Kadir gecesinde. Ve o yüzden o vahyin indiği, yani kainatın sırrının indiği gece, Cenab-ı Hakk'ın deyimiyle, tabiriyle, isimlendirmesiyle Kadir gecesi oldu. Ama biz tabii yine ayeti kerimede onun ne olduğunu nereden bileceksiniz hitabından dolayı, evet biz onun tamamiyetle sırrına vakıf olmamız mümkün değil.
Bir avam Müslüman olarak biz bin aydan hayırlı bir geceyi ihya etmenin yollarını arıyoruz, ihya etmeye çalışıyoruz. O sırdan bir damlanın binde bir katresi kalbimize gelirse, o sırdan ne olduğunu bilmiyoruz ya, onu matematikçi bilecek. Matematikte bilinmeyen sayı ne oluyor hocam? Değişken. Çünkü ne olduğunu bilmiyoruz, ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Ne olduğunu bilmeyince ne oluyor? Değişken. Bize x öğretmişlerdi, öyle mi? Aynen öyle mi? En basiti o, ne olduğunu bilmiyoruz. Evet. İyi ki bir matematikçimiz var. Yoksa ben attım tuttu olacaktı yani. Çünkü o sırrın ne kadar olduğunu, hacmini de bilmiyoruz.
Hiçbir şeyini bilmiyoruz. Yani bilinmeyen bir şeyden bahsediyoruz. Düşünebiliyor musunuz? İman bu zaten. İman bu. Bilinmeyene iman ediyoruz. Ben sonra buradan deliyiz diye bağırınca herkes canı sıkılıyor. Ya bilinmeyene iman eden insan akıllı mıdır? Bilinmeyene iman ediyor. Ve bilinmeyene koşuyor. Ve ondan sonra bağırıyorum ben. Biz bilmeden iman ettik, görmeden sevdik, aşık olduk. Bilmeden iman ettik, görmeden sevdik, aşık olduk. Görmedik. Zaten gördük, kendimizden geçtik. Bir daha kendimize gelemedik. Varsa kendine gelen, biz de öğrenelim nasıl kendine geliniyor.
Gümrükçü bakıyorsun öyle. Neden geldiğini biliyor musun? Bilmiyorsun, ayaklarını tıpış tıpış getiriyor. Beni görmeden duramıyorsun değil mi? Takılayım biraz. Sır. Evet, Muhammed-i Mustafa'ya aşık olana aşık olursunuz. Muhammed-i Mustafa'ya tabi olana tabi olursunuz. Sırdır bu. Gönlünüz akar gider. Eğer Muhammed-i Mustafa'ya aşıksanız, ona aşık olmayanı sevmezsiniz. Eğer Muhammed-i Mustafa'ya tabi iseniz, ona tabi olmayana tabi olmazsınız. Sırdır bu. Bakın sırdır. Bir kimseyi hiç kimse sevmiyorsa, o Muhammed-i Mustafa'yı sevmiyordur. Mü'minler mü'minleri sever, üzerine mü'min sıfatı vardır.
Mü'min sıfatının en zirvesi Hz. Muhammed-i Mustafa'dadır. O yüzden mü'min, Muhammed-i Mustafa'yı delicesine sever. Ona laf söyleyenler, hor hakir görenler mü'min değildir. Bakın mü'min değildir. Onu eksik noksan gören mü'min değildir. Onun hadis şeriflerini reddeden, hadis şeriflerini inkar eden mü'min değildir. Mü'minler onları sevmez. Münafıklar onları sever. Fasıklar onları sever. Kaypaklar onları sever. Siz şimdi beş vakit namaz kılanı sağlam zannedersiniz. Değildir. Adam namaz kılmıyordur, içki içiyordur ama kaypak değildir. Onun yanında sen Muhammed-i Mustafa'ya bir laf söylesin, senin boğazını sıkar. Ama böyle mı'mıntı Müslümanlar vardır ya, böyle onun yanında Muhammed-i Mustafa'ya laf söyler.
Eee öyle mi ya? Gerçekten mi ya? Allah Allah. O olabilir ha. O mı'mıntı Müslüman. O gerçek mü'min değil. Böyle tersinden patlatıvereceksin, ağzını burnunu düz getireceksin onun. Gereksiz adam. Öyle bir kimse, sen savaştasın, mücadele ediyorsun, yanındasın değil mi? İlk seni terk edecek olan odur. İlk ayaklarının üzerinden geri dönecek olan odur. İlk seni satacak olan da odur. Ah ben, bana kızıyorlar bazen, ben sarhoşları çok seviyorum deyince. Böyle deyip de gidip de lingolingo şişeler devirmeyin. Hep beraber tövbe ettik, bitti o iş. Ama oradan gelenler sağlam insanlar. Büyük bir çoğunluğu. Satmaz seni yolda. Yarı yolda da bırakmaz seni. Bırakıyorsa zaten o da mendeburun tekimiz zaten.
Bizden değil. Çünkü o sır, o sır Muhammed-i Mustafa'nın sırrı, yani Allah'ın sırrı, yani Kadir Gecesi'nin de içinde bulunduran o sır, kime tecelli ettiyse, o sağlam Müslümandır. O doğru mümindir. O cesaretlidir. O vefalıdır. O bu gözünü kırpmadan yürür. O asla geri adım nedir bilmez. Onda geri fites yoktur. O yürür. Allah bizi onlardan eylesin. Çünkü Cenab-ı Hak, o Adem'den itibaren gelen bütün kitapların anasını, bütün kitapların sırrını, bütün kitapların tabiri caizse nüvesini, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın kalbine vahyetti.
Onun kalbine vahyettiği için, onun kalbinden alan Muhammed-i Mustafa'lar, yani o Ümmet-i Muhammed, sağlam insanlardır. E tabi bunun, bu böyle zayıf, karaktersiz Müslümanlar bunun içinde değil. Parayı gördünce değişen, hatunu gördünce değişen, makamı görünce değişen, zorluğu görünce değişen, bir düdük ötünce evine değil, evdeki çekyatın altına giren Müslümanlar bunların haricinde. Onlar o sırdan alamamışlar. O sır onlara tecelli etmemiş. O sırdan bilinmeyen X, kaç sıfır koyalım hocam, 12 sıfır koyalım mı? Kaç tane istersen. Delidir, her şey yeridir. Sonsuz sıfır koyun. Veyahut o 12, 24, 48, 96 sıfır koyun, virgül bir koyun oraya. Bu kadarcık dahi ona bulaşmış olsa, ona büyük ilim verilmiştir.
Bakın ona büyük ilim verilmiştir, manevi ilim. Bu kitaplarda okunan ilim değildir. Bu yazılan ilim değildir. Bunun yazısı yoktur, kitabı yoktur. Bu ilim kalbidir. Akli de değildir. Bu ilim kalbidir. Ancak Allah'ı çok sevmek, Habibini çok sevmek, Zikrullah'ı çok sevmek, Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışaraktan bu kalbe Cenab-ı Hakk'ın lütfi ilahisi ile indirilir. İşte Kadir gecesinin sırrı budur. O yüzden büyük veliler, büyük evliyalar demişler ki, her geceyi Kadir bil. Yani hangi gece senin kalbine bu sırdan bir damla geldiyse, senin Kadir gecen odur, o gündür. Sen o gün Kadir'i yakalamışındır. O gün senin için artık maddi, manevi Kadir gecendir. O sırdan ben bir damla olarak nitelendireyim, o sırdan bir damla gönlüne indi, işte senin Kadir gecen.
Biz bugün ikisini de birleştirebiliyorsak, mana ve maddeyi harika bir gece yaşamış olacağız. Hem avam için, bin yıldan, bin aydan, bin yıl az bile söyledim. Dilim sürçme değil, şataat yapmamak için dilimi geri çektim. Bin yılda değil, sayısız binlerce yılı üst üste koysanız, sayısız binlerce yılı üst üste koysanız ve kalbinize ve kalbinize o ilmi ilahiyeden bir damla damlamış olsa, vallahi de billahi de billahi de tillahi de binlerce binlerce yılı üst üste koysanız, bunları ibadetle geçirseniz, o bir damlanın içindeki küçücük bir zerreye ulaşamazsınız.
O öyle bir kalbi sır, o öyle bir ilmi ledünden kopup gelen bir sır, o öyle bir sır ki, ilmi ledüne ilmi ilahiyeden damlayan bir sır, ilmi ilahiyeden damlayan sır, o öyle bir ilmi ilahi ki, oraya dil yetmez, oraya gönül yetmez, kalp yetmez, akıl yetmez, hiçbir şey yetmez. Hiçbir şeyin yetmeyeceği ve hiçbir şeye benzetilmeyeceği ilmi ilahiyeden gelen, lef-i mahfusa gelen o ilim, o tecelliyat, o sır, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın kalbinden ve Hz. Muhammed-i Mustafa'nın peygamberliğine, Allah'ın Allah'lığına ve iman edilmesi gereken yerlere gerçekten samimi bir şekilde iman eden müminlerin gönüllerine indiyse, o bir damla sır, bir damla sır.
Yemin ediyorum, kıyamete kadar gelecek olan Müslümanların, yapacak olduğu ibadetlerden daha evla bir şey olmuş olur. Evet, tecelli, bugün ayet ve hadis açıklayacağız derken, Kadir Gecesi'nin sırrına girdik. Evet, siz yıllardır zaten Kadir Gecesi ile alakalı ayet ve hadisleri dinliyorsunuz. Ama Kadir Gecesi'nin sırrından uzağız. Ve bizim vaizlerimiz, bizim alimlerimiz, Kadir Gecesi'nin sırrından uzak ve sırrından konuşmaları da mümkün değil. ve mümkün değil. Ey iman eden Müslümanlar, ey müminler, ey dervişler, ey sufiler, ey aşıklar, ey şeyhim diye ortalıkta cartınanlar, ey mürçidi kamilim diyenler, gelin hep beraber biz, Kadir Gecesi'nin sırrına vakıf olmanın, o sırra erişmenin yolunu bulalım.
Onun yolunu arayalım. Yoksa günler günleri kovalayacak, hayat hayatın içinden geçip gidecek, kimimiz bir hayata tekme atacağız, kimimiz tokat, kimimize hayat tekme atacak, ensesine tokat, ve biz Kadir Gecesi'nin sırrına erişmeden, bin aydan hayırlı deyip, oturup mevlütler okuyacağız, yapmamız lazım. Oturup teravihler kılacağız, yapmamız lazım. Oturup namazlar kılacağız, yapmamız lazım. Ama sırrına vakıf olamadan, bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ve bu sırdan, gönlümüze bir damla gelmeden, bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ve hiçbirimiz de şunu düşünmeyeceğiz. Acaba bu bin haydan hayırlı olan, gecenin sırrı neydi? Acaba Muhammed Mustafa'nın gönlüne, bu sırdan ne kadar indirildi, ne kadar var?
Bunu hacimsel, sayısal, yakalamamız mümkün değil. Gönlümüzü onun gönlüne dayayıp, geldim ya Resulallah, gönül kapında beklemekte bu fakir. Bir nebze de olsa, bir tebessüm etsen, gönül kapını açsan, gönül kapından içeri, bir içeri katıversen bizi. Biz sırrın ne olduğunu bilmeyiz. Sırlar aleminde dolaşmak değildir derdimiz. Bir nebze olsun o sevgilinin kokusunu, senin gönlünden almak. O sevgilinin lütfunu, ikramını, ihsanını, tecelliyatını, senin gönlünde onu yaşamak, senin gönlünde onu seyretmek. Bunun yolunu bulmalıyız. O yüzden salavat-ı şerifelerimiz, yüzeysel olmamalı. Allahümme sallallâ seyyidine Muhammed derken, onun kokusuyla kokulanmalı.
Onun haliyle hallenmeli. Onun diliyle dillenmeli. Bu olması için onun ahlakıyla ahlaklanmalıyız. Bunun olması için onun gittiği yoldan yürümeliyiz. Onun tavsiye ettiği hayatı yaşamalıyız. Biz tabiri caizse o olmanın yoluna girmeliyiz. Onun nesi var, nesi yok, neyi nasıl yaşamış, biz öyle yaşamaya odaklanmalıyız. Dünyalık heva ve hevesler gelip geçici. Buradan dünyayı terk etmek olarak algılamayın. Düşünebiliyor musunuz? Kadir gecesi diyor, Kadir günü demiyor. Geceyi söylüyor Cenab-ı Hak bize. Çünkü, hani hadis-i şerifte Allah Resulü buyurdu ya, gece yolculuk yapanların yolu dürülür dedi. Bu zahiren dürülür. Ama asıl bu işe mana gözüyle bakmak lazım.
Gece yolculuğa çıkanların yolları kısalır, yolları dürülür. Yani, gündüz, aştasınız, iştesiniz, eştesiniz, çocuklardasınız. Gündüz o onu dedi, bu bunu dedi dedisiniz. Gündüz, vay şu siyasetçi şunu dedi, yok bu bunu dedi, gıybet dedikodu iftira, kırla gitmekte. Gündüz, şeytanın serbest kaldığı zaman, gece, değil, gece sırlarla dolu. Gece sırlarla dolu olduğu için, Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'i, bir gece, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın, gönlüne indirmeye başladı. Gece, Kur'an vahyedilmeye başladı. Kardeş, gece biraz uyuma. Gece biraz hiç olmazsa, o vahyin sırlarından bir damla gelir mi diye, uyanık olmaya çalış. Gecenin bir bölümünü zikrullaha ayır.
Bir bölümünde al tesbih eline, Allah'ı zikret. Biliyorsan biraz Kur'an-ı Kerim oku. Biliyorsan, bilmiyorsan otur, tevhide La İlahe İllallah demeye başla. Hatırından çıkarma. Kur'an, gece vahyedildi. Kur'an gece vahyedildi. Gönle bir şey gelecekse, geceyi bekler. Gönle bir şey gelecekse, geceyi bekler. Aşık geceyi bekler. Herkes elini ayağını çeksin. Ben maşumla baş başa kalayım. Sokaklar boşalsın. Ben maşumun evine giderken hiç kimse beni görmesin. Caddeler boşalsın, kimseler olmasın. Ben maşumun mahallesine gideyim. Gidelim gideyim, kapısının eşeğine oturayım. Benden başka hiç kimse olmasın. Gece çünkü olmaz. Gündüz Ya Rabbi diyen çoktur.
Gündüz Ya Rabbi diyenlerin hepsine de cevap verir o. Ama gece olunca, gerçek aşıklarını bekler. der ki, haydi gece oldu. Gelin, gelin kokumla kokulanın. Hadi gelin, benim dostlarım sizlersiniz. Ben size kapımı açık bırakıyorum. İktirmenize bile gerek yok. selamsız sabahsız girin. siz çünkü gelirken benim kokumla geleceksiniz. merak etmeyin. O'nun nöbetçileri, o'nun askerleri, o'nun kokusuna aşinadır. gelenin üzerinde, o'nun kokusuna alırlar. O'nun kokusuna alınca, sen nereye gidiyorsun bile diye sormazlar. kapı açıktır. Kapı açıktır. serenomiler yaparlar size. tepsilerin içerisinde nimetler hazırlarlar. sufi, o nimetlere kanma. boynunu bük, nimet için gelmediğini göster.
de ki, ben cemaliyle cemalleşmeye geldim. nereden geliyor dediklerinde, sakın şuradan geliyorum, buradan geliyorum deme. de ki, benim yolumu uzatmayın. bana soru sormayın. ben cemalle cemalleşmenin yangınıyla geldim. benim lafa da tutmayın deyin. ve yürüyün, cemaline ulaşıncaya kadar. cemaline ulaşınca, ondan sonrası size ait değil zaten. o cemaline ulaşanları, cemaline aldıklarını, kendince, kendi ilmine, kendi lütfuna, kendi ikramına, kendi ihsanına, kendi nuruna, kendi bereketine, kendi lütfuna, kendi afiyetine, büründürür. ve onun üzerinde sıfatlarıyla, tecelli eder. sakın o zaman sesini çıkarma. sakın aklını zaten dışarıda koydun, tekrar aklını içeri çağırma.
cemalinde, cemalinin nurunda, hiç ol yürü. o her gece seni beklemekte. o geceleri seni bekler. o tabiri caizse, hani kapı cızırdar ya, senin kendi kapını cızırdatmanı bekler. cızırdat kapını, yürü ona doğru. ve evet, işte o Kadir gecesini aratır, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. ümmületine der ki, Kadir gecesini arayın bulun. yoksa zahiren, son 10 gündedir, son 10 günün içerisinde, 27. gündür, ittifak etmiş bütün ulema. bütün hadisler, bütün ulemanın ittifakı, 27. gece olduğuna dair. ve Cenab-ı Hak, kullarının zannı üzerinedir.
kullarının zannı üzerinedir. Zannı üzerine ise, o zaman 27. gecesi, Kadir gecesidir. Evet biz, bütün Ramazan'ı, Kadir gecesi gibi geçirmeye çalışırız. Hani İbni Mesud demiş ya, Kadir gecesi senenin içerisindedir diye. Onun da tevili şu fakirce şöyledir. Yani bütün seneyi yatıp, bir gece ibadet edenlerden olmayın. Hani Kadir gecesini arayın, her gece Kadir gecesi gibi yaşayın. Ama ittifak etmişler, bütün sahabeler. Ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de buyurmuş ki, Evet rüyalarınızdan anlaşıldı ki, Kadir gecesi, Ramazan'ın son 27. gecesidir demiş. Eyvallah. Ama ve lakin, biz hangi Kadir gecesini yaşayacağız? Avam'ın yaşayacağı Kadir gecesiyse, otururuz 10 gün intikaf ederiz, Avam'ın yaşayacağı Kadir gecesini yaşarız.
Bugün Kadir gecesini yaşarız. Avam'ın yaşayacağı bir Kadir gecesi. Yok hayır, öyle olmayalım. Biz Avam'ın yaşayacağı bir Kadir gecesini yaşamayalım. O sırlarla dolu gecenin, bir nebzecik sırrından, gönlümüze aktığı bir gece olsun. Bir nebzecik. Bunun için gönlünüzde kin, kibir olmasın. Bunun için gönlünüzde Müslümanlara karşı bir suizan olmasın. Bunun için Müslümanların üzerinde kesinlikle yanlış bir şey düşünmeyin. Müminlerin dedikodusunu, gıybetini, iftirasını, hakkını, hukukunu taşıyanların, kalplerine böyle bir şey inmeyecektir. Çünkü kalbe inecek olan ilmi ledünden gelen ilmi ilahi, temiz, pak bir kalp ister. Necasetle dolu, karanlıklarla dolu bir kalbe o tecelli etmeyecektir.
O yüzden, hani Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ya, vücutta bir uzuv vardır, orası temizse bütün vücut temizdir. O da kalptir. Kalpte Allah sevgisi var ise, kalpte Muhammed-i Mustafa sevgisi var ise, o kalpte fitne, fücur, kibir, o kalpte yanlışlık, eksiklik, eğrilik olmaz. Olmayınca, o Kadir gecesini Kadir gibi yaşar. Evet, onun kalbine o zaman tecelli eder. Kalbine ilham gelir. Ne zaman ki kalbinize Kadir gecesinin ilhamı geldi, ne zaman ki o ilham doğdu kalbinize ve kalbiniz gümbür gümbür öttü. Bugün Kadir gecesi diye. Siz dediniz ki, ya kalbimden konuşan kim acaba? Kendi kendinize bir tereddüt ettiniz, o tekrar seslendi.
Bugün Kadir gecesi. Evet, bu ilhamı alanlar, gerçek manada Kadir gecesine ulaşmışlardır. bu sohbetim sizi ümitsizliğe sevk etmesin. Ümit var olun. Kendinizi temiz tutmaya çalışın. Muhakkak ki, o ilham bir gün gelecek. Hani, kul sabırsızdır diyor, hadis-i şerifte. Dua eder, hemen duasının tecelli etmesini ister. Evet, dua edelim. Cenab-ı Hak bizi cemaliyle cemallendirsin. O ilmi ledine ulaştırsın.
O ilimle bizleri ilimlendirsin. Birkaç gün uğraştık, yazdık. İçinden bir kelime okumadan sohbet bitti. Tecelliyat böyleymiş. Haklarınızı helal edin. Bu gece bol bol tövbe edelim. Dua edelim. Aslında bütün Ramazan yapmamız gerekendi. Ama bu gece husisi bir şekilde yapalım. İnşallah. Teravih kılamayanlar, evlerinde teravihlerini kılsınlar. Muhakkak bugün teravih namazı kılın. Muhakkak. Dört rekat kılın, sekiz kılın, on iki kılın, on altı kılın, yirmi kılın, ama kılın. Rabbim cümlemizin kadir gecesini mübarek eylesin. Cümlemizi affeylesin. Cümlemimizi bereketlendirsin.
Cümlemize ikram eylesin. Cümlemize ihsan eylesin. Cümlemize maddi manevi zenginlikler bahşeylesin. Cümlemize maddi manevi ne sıkıntımız varsa sıkıntılarımızı gidersin. Cümlemizin yakınları hastanelerde duran hastalarımıza hayırlı şifalar nasip eylesin. Onları en hayırlı yöne çevirsin. Onlara bakanlara Cenab-ı Hak sabrı cemil ihsan eylesin. Onlarla ilgilenenlere Cenab-ı Hak sonsuz bereket versin. Bu zamanda annesine, babasına, eşine, evladına bakan insanlar, hasta bakan insanlar, gerçekten büyük insanlar, eli öpülesi insanlar. Bu zamanda fakir fukarayı gözeten, kimsesizlerin kimsesi olan insanlar, eli öpülesi insanlar. Rabbim bizleri onlardan eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi sevdiği gibi, seveceği gibi, katından nimetlendireceği gibi kullarından eylesin.
Şimdi birazdan sema edeceğiz inşallah. Semayı malum ben her seferinde hatırlatıyorum. İçimizde yeni katılanlar da olabilir. Biz mümkünse bayan kardeşler kalbi, erkek kardeşler hafif cehri, zikrullaha iştirak etsinler inşallah. Topluca Allah'ı zikretmiş olalım. Ve topluca Allah'ı zikredip, topluca affa uğrayanlardan olalım. Selamun aleyküm. Allah razı olsun, haklarınızı helal edin. O çok böyle şey çıkmadı, helal olsun derken ya. Allah razı olsun. Ben böyle Müslüman'ın pek hoşuna gitmiyorum. Müslüman böyle cengabeyle koğuşan, fıral, neydi? Aşkı akam, böyle mümkün mümkün mümkün mümkün? Müslüman böyle bir Sufi yok. Ayrıca sufiler canlı heyeciyidirler.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi