İNSANLARDAN PARA DİLENEN TARİKATLAR, CEMAATLER, ŞEYHLER ...! 05.05.2022
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Mayıs 2022 · 1:06:18
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışanlardan eylesin. Cenab-ı Hak cümle ümmeti Muhammed'i ve bizleri hakkı hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda koşturan, mücadele edenlerden eylesin. Amin. Batılı batıl bilip, batılla cihad eden kullarından eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi kendisini seven, Habibini seven, müminleri seven kullarından eylesin. Amin. Selamun aleyküm. Amin. Hem çaylarınız için hem sorulara ufak ufak başlayalım inşallah. Cumartesi akşam sohbet giriş ve çıkışlarında çok yoğunluk oluyor.
Bayanlara yol verilme konusunda hassas davranılmadığına şahit olduk. Bu konuda nasihatleriniz nelerdir? İnşallah görevli kardeşler bu konuda daha hassas davransınlar. Yolu açsınlar. Bu konuda giriş-çıkış yollarını kontrol altında tutsunlar. Gerçek olan kardeşler de hem bayanların yolunu hem içeri giriş yolunu oturmamaya gayret etsinler. Yer ufak, yer ufak olunca da bu tip herhalde rahatsızlıklar söz konusu oluyor. Rabbim inşallah yerimizi de gönlümüzü de genişlesin inşallah. Amin. Piyasa değeri 300-350 bin lira olan arabamızı satıp kur korumalı TL faiz hesabına yatırdıktan sonra gelecek olan kazanımla ödemek üzere kredi çekerek sıfır araç çıkarmak konusundaki düşünceleri nelerdir?
Pek bu hesapları, kitapları bilmem, bir şey haram mı, helal mı bildiğim bir şeyse onu söylerim. Ama normalde bildiğim kadarıyla daha doğrusu aldığımız bilgi öyle etraftan. Bu kur korumalı faizle alakalı insanlar bir hayli kar etmişler. Ben de onu basından izliyorum. Ama desen ki bu nasıl oluyor, nasıl gidiyor bildiğim bir şey değil. O yüzden bana haram helal noktasında sorsalar, Darül Harp hukukuna göre caizdir derim. Ama tabi bugün Bursa doğru yanlış gazete şeyde bir haber vardı. Bursa Bölge Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti bir İslam Devletidir diye böyle bir ibare koymuş.
Artık gerekçeli kararda böyle bir şey yazıyor mu yazmıyor mu bilmiyorum. Gazetenin haberi var. Yani öyle bir şey, mahkeme böyle bir şey söylediyse gerçekten sıkıntısı var ortalanda. Nasıl bir İslam Cumhuriyeti olmuş haberim yok. Gazetede anladığım oydu. Çünkü gayrimüslim bir kimse, Hristiyan bir tarikata mensupmuş. O yüzden silaha dokunmak onlarda harammış, yasakmış.
Milli Savunma Bakanlığı onunla alakalı mahkemeye vermiş. Mahkemede onun bu Hristiyan tarikatına göre, öğretisine göre bunun doğruluğu ispat edilmiş. Böyle olunca yerel mahkeme berat ettirmiş onu. Bu sefer iş şeye gitmiş, büyüs mahkeme bölge idareye gitmiş. Onlar da bunu şey yapmışlar. Ne o? Tasdiklemişler. Tasdiklerken de gerekçeli raporda her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti, İslam Devleti ise de diğer dinlerin bu konuda da müsamakardır diye bir ibare okudum. Dedim ortalık karışacak yine eğer bu gerçekten öyle bir ibare ise. Her neyse mesele onların öyle demesiyle öyle olmaz. Ama ve lakin bu iş biraz faiz hesabı, kitabı bildiğim bir mesele değil.
İlahiyattan bir arka akrabamın soruları sormamı istedi. Bir, Diyanet ve cemaatlerin para toplamasını eleştirmişsiniz. Bunca hizmetler, hayır kurumları, sadakaya, cariye ve yardımlarla bu hizmetler yürüyor, hakkıyla yerine getiriliyorsa sakıncası nedir? Şöyle söyleyelim, biz normalde birinci derecede bu tip istenmesini, dilenilmesini hoş görmüyoruz.
Yoksa bir kimse gider bir cemaate, bir topluluğa bir yardımda bulunur, bulunur. Bir kimse Diyanete gider yardımda bulunacaksa bulunur. Bunda bir sıkıntı yok, bir beis yok. Biz dilenilmesine karşıyız. Yani her cuma, Diyanetin her hutbeden sonra, hutbe makamında dilenilmesine karşıyız. Camilerin bakımı, onarımı, masrafı var yok, bunun dilenilmesine karşıyız.
Biz yoksa bir cemaat, millet gidiyormuş, topluyormuş, bizi ilgilendirmez. Veyahut da birileri gidip bir yerlere yardımda bulunuyormuş, bizi ilgilendirmez. Biz istenilmesine, dilenilmesine karşıyız. Bunun altını çizeyim ben. Ben bunun üzerinde hassasım, şöyle hassasım. Ben İslam olduğum günden beri, ne zaman camiye gitsem, otuz kusur yıldır cumaya gidiyorum.
Yani on parmağımı geçmez benim bir cumada para dilenilmediği. Ya bu kadar mı bu işin ucuz? Ya bu kadar mı ucuz yani bu? Bırakın ya. Türkiye'nin en zengin vakfı Diyanet Vakfı. En büyük para Diyanet Vakfı'nda var. Diyanet Vakfı'nın parası bir de ihlasta battı büyük kısmı. Kim verecek hesabını? Ben dileniyorlar. Yoksa Diyanet'ten benim bu noktada bir derdim yok. Diyanet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bağlı layık bir kurum.
Yani bir kimse gider, verecekse yardım verir, sıkıntı yok. Ama her hafta, her hafta, her hafta dilenilir mi ya? Veya cemaatlerin para toplamasını, cemaatler kapı kapı para mı toplanır? İstenir mi? Dilenilir mi? Müslüman dilenmez. Müslüman vakarını muhafaza eder. Dilenir mi Müslüman ya? E bu Diyanet topluyor, cemaat topluyor deyince, filanca Şeyh Efendi de kaldırıyor telefonu. Bana şu kadar para getirin. Cemaatın, cemaattaki adamların durumuna göre sen bin lira gönder, sen üç bin lira gönder, sen beş bin lira gönder, sen on bin lira gönder, sen yirmi bin lira gönder.
Bu ne soysuzluk ya? Bu ne soysuzluk, bu ne dilencilik? Müminin bir vakarı var, vakarı. Hele bir şeyh makamda oturan bir kimse, dervişlerden böyle para mı ister ya? Vakarlarını kaybediyorlar. Dilenmenin adını değiştirmişler. Habire dileniyor herkes. Din adına dileniyor. Bakın din adına dileniyor. Sen çık yola, Allah sana yardım eder. Sen din adına ne dileniyorsun? Ne dileniyorsun ya? Senin yolun doğrursa, Allah sana yardımcı gönderecek.
Peygamberler dilendi mi? Bana peygamberlerden bir delil getirin. Bana peygamberlerden bir delil getirin. Bir söz getirin. Hani bir kısmı da şey ya, bize Kur'an yeter diyor ya. Birinci derecede neye bakacağız? Kur'an'a bakacağız. Hadi Kur'an'dan bana bir delil getirin. Peygamberler ümmetlerinden dilendi deyin. Peygamberler ümmetlerinden dilendi deyin.
Bir tane delil, bir tane ayet-i kerime. Ama ben size bir sürü peygamberlerin ağzından ben size delil getirin. Peygamberlerin dilinden, Cenab-ı Hak diyor ki benim ücretimi Allah verir. Peygamberlerin dilinden. Beni doyuracak olan Rabbimdir. Benim ihtiyaçlarımı karşılayacak olan Rabbimdir. Bu dilenenler var ya, ister diyanet, ister cemaat, ister tarikat, ister şeyh, ister derviş, ister sufi. Ne derseniz deyin. Hepsi de yalancı, soysuzun teki. Neden biliyorsunuz mu? Okudukları Fatiha'yı, Şerife'yi dahi iman etmemiş bunlar. Hani beş vakit namaz kılıyorlar günde, normalde kırk rekat namaz kılıyorlar ya. Kırk rekat. Kırk defa Fatiha'yı, Şerife'yi okuyorlar ya.
Yeminle söylüyorum yalancı bunların hepsi de. Yalancı, soysuz. Neden? Biz günde kırk sefer Allah'a diyoruz ki, Allah'a söz veriyoruz. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Günde kırk sefer bir kimse bunu söyler de, ondan sonra gider de, dilenir mi?
Okudukları Fatiha'yı, Şerife'yi kendileri iman etmemiş. Hadi diyaneti hoş gördük diyelim ki, layık bir kurum. Müslümanların parasını ütüyor. Hadi cemaatleri de dedik. Ya şeyh dileniyor ya. Adam şeyh, o gelip dileniyor. Geliyor burada iki tane şiş vuruyor. Gerçek şeyh benim diyor, ondan sonra para topluyor. Sonra Mustafa Özbağ buradan söyleyince, kim söyledi ona para topladığımızı diyor. Be ahmak, kör gözlüsün dedim sana. Boşuna mı dedim? Zaten manan olmuş olsa, zaten kalbin çalışmış olsa, dilenilmeyeceğini bileceksin. Zaten maneviyatın olmuş olsa, o okuduğun ayeti kerimeye iman edeceksin zaten. Şeyhim diye cartınmak yok öyle. Hem şeyhim diyeceksin, hem dileneceksin.
Hem de kimden? Dervişten dileneceksin. O dervişe söz geçirebilir misin sen? Paranın şeyhi. Sen o dervişe söz mü geçireceksin? Ver parayı, parmağında oynat şeyhi. Nereye söz geçireceksin sen ona? Alıştığın karşılığı yok ya, kaldır telefonu, ver beş bin lira de. Kaldır telefonu, ver üç bin lira de. Kaldır telefonu, gönder. Burada fakir fıkara vardı bir de. Yalancı, soysuz. Önce Allah'a karşı yalancısın. Sebep? Hani iyyâken hamidü ve iyyâken estayin sırrı? Hani ancak Allah'tan yardım dileniyordun? Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Hz. Re özel biat aldı Hz. Ebu Bekir'den.
Hiç kimseden istemeyeceğine bana söz ver. Ben de sana cenneti söz vereyim dedi. Hatta ayağından düşen ayakkabı bağın da dahil dedi. Hani Ebu Zerif Gifari'ye de aynı söz aldı. Hani aşere-i mübeşşer eden özel söz aldı bunlarla alakalı. Aşere-i mübeşşere özel sahabe. E sen şeyh koltuğuna oturmuşsun. Pazarı bekleyin. Bu para dilenenlerin soysuz ve yalancı olduğunu ayetle, hadisle imamların iştahatıyla açıklayacağım burada. Sohbet edeceğim pazar günü. Bu para dilenenler soysuzlardır. Evet. Bak bir kimse gider parasını istediği yere verir. Beni ilgilendirmez o.
Doğrudur, yanlıştır. Beni hiç ilgilendirmez. Nereye götürüyorsa gitsin versin adam. Nereye götürüyorsa gitsin versin ya. Beni ilgilendirmez. Dilenmeye karşıyım ben. Ben dilenmeye karşıyım. Yoksa diyanete gidiyormuş, millet veriyormuş. Versin ya bana ne. Parasının ortakçısı mıyım ben. Din adına dilenilmesine karşıyım. Bunun altını çizin. Din adına dilenme kardeşim. Sen din adına dileniyorsan bir çuva sakalınla, başındaki sarınla sen Müslümanların vakarını düşürüyorsun. Dilenme. Bu benim derdim bu. Başka bir şey değil. Yoksa diyanet, cemaat, para topladığını eleştiriyormuşsun. Sonuna kadar eleştireceğim.
Ne rahatsız oluyorlar. Dilenmesinler. Sokakta dilenenleri belediye topluyor. Camide dilenenleri de belediye toplasın. Sokakta dilenen vatandaşı belediye topluyor mu, topluyor. Ceza veriyor mu, veriyor. Camide dileneni neden toplamıyor belediye? Evet. Sokakta dilenen ama garip ama değil, ama zengin ama fakir. Beni ilgilendirmez, ben cebindeki parayı bilmiyorum. O dileneni sen zabıta olarak topluyorsun da, her cuma dilenenleri neden toplamıyorsunuz? Her cuma dileniyor adamlar. Hem de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin makamından dileniyorlar. Makamın, makamın farkında olmuş olsa, hutbe okuduğu makamın farkında olsa, oradan dilenmez.
Farkında değil ki. Neyi temsil ettiğinin farkında değil. Neyi temsil ettiğinin farkında değil. Hristiyanlaşmışlar. Pazar gün git, şeye, ne o? Kiliseye, para ver, affol, çık. Cuma gün git camiye, para ver, affol, çık. Yok böyle bir şey. Hangi hadiste okudunuz camilerin içerisinde kocaman para kasası? Daha daha camiye girerken kocaman bir para kasası. Hangi hadiste okudunuz? Nereden aldınız fetvayı? İmam-ı Azam'dan mı, İmam-ı Şafi'den mi, İmam-ı Maliki'den mi, İmam-ı Hanbeli'den mi aldınız? Kimden aldınız fetvayı? Caminin tam giriş kapısının ortasına kocaman bir para kasası, kocaman banka kara para kasası belli.
Üstünden de delmişler para katmak için. Kimden aldınız bu fetvayı caminin içine koymak için? Hadi getirin Buhari Müslüm, Tirmizi, İbn-ı Mace, Ebu Davut, herhangi bir tanadis getirin. Caminin içerisine para kasası konulur diye. Camide dünyalık konuşulmaz. Camide dünya konuşulmaz. Camide para pul olmaz. Para kasası ne arıyor? Cemaatler, tarikatlar, düşmüşler yollara. Herkes dileniyor. Bana da geliyorlar çünkü. Ben her gelene diyorum ki dilenmeyin. Dilenmeyin. İsteme. Bizim kardeşlerimiz de dergah adına, bizim dergahımız adına, bizim toplumumuz adına dilenmeyecekler hiç. İstemeyecekler.
Hiç kimseden hiçbir şey dilenmeyeceksiniz. Bizim adımıza da dilenmeyin. Benim adıma hiç dilenmeyin. Ben gücümün yettiğinden sorumluyum. Maddi manevi. Gücüm yetiyorsa koştururum. Yetmiyorsa koşturmam. Dilenmeyin. Bunları gören şeyhler de dileniyor. Şeyh oturduğun makamı bilmiş olsan, dilenmezsin. Oturduğun makamı bilmiyorsun. Ne şeyhisin sen? Ne şeyhisin sen? Sen nasıl dileniyorsun? Sen dilenince senin müritler de dileniyor. Senin nakiplerin de dileniyor. Senin nükabaların da, su kabaların da, hepsi de dileniyor. Buluyorlar bu yol. Dergah yapıyoruz getirin paraları. Yok işte zikir yeri yapacağız getirin paraları.
35 yıldır dinliyorum bunları ben. 35 yıldır dinliyorum. Zakirlerine ev yaptırırlar, dergah yaptırırlar. Şeyhi onun zakirliğini alır, başka birisini zakir eder. Yeni zakir kendine ev ister, dergah ister. Birisini nakip ederler. Nakip kendisini dergah yaptırmaya başlar. Haydi öbür nakip de duyar. O ondan para ister, o ondan para ister. Dergah'tan para ister. Ha bir de nakipler dergah yapıyor. Sen kime dergah yap? Şeyh misin sen? Bir dergah da bir tane şeyh vardır. Bir de onun dergahı vardır. Sen ne dergah yaptırıyorsun? E şeyh topluyor. Nakip de toplacak. Şeyh ona bir şey diyemez.
Nakip de ona bir şey diyemez. Sebep? Herkesi de topluyor. Tencere dibin kara, seninki beninkinden kara. Sonra Mustafa Özbağ'ı nereden biliyor lan? Nereden bilecek Mustafa Özbağ? Getiriyor Geylan Hazretleri, kulağından tutuyor, boynunu büküyor, getiriyor önüme. Ben nereden bileceğim? Sen Abdullah Efendi'ye laf söylersen, Geylan Hazretleri de kulağından getirir, Mustafa Özbağ'ın önüne koyar. Benim önüme koymadı. Tabii haşa. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri önüne getirdi koydu. Boynunu büktü. Ben ne yapayım? Ne? Şeyhmiş Geylan Hazretleri'ne versin hesabı. Dileniyorlar. Ya ben bir kimse, ben mürşidi kamilim der de, ben şeyhim der de, dervişinden para ister mi ya? Bu, buna mantığım almıyor.
Sen hem Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin makamında oturduğunu iddia edeceksin, hem de dervişlerden para isteyeceksin. Bu yalancılığın dik alası ya. Hem Allah'a yalan söyle, hem Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme yalan söyle, hemen ortalığı cemaate yalan söyle. Yalancı adam, kazip adım, soysuz adam. Allah bizi affetsin. Amin. Evet. Tabii Normandeş'in hayır kurumları falan da var ya, bir de onlar var. Ne? Boyna ne yapıyorlar? Bir de su kuyusu açanlar var. Kadının birisi dedi ya, benim dedi, üç yüz kusur tane kuyum var dedi. Nerede dedim ben, Sudan'da dedi. Su kuyusu açmış, üç yüz kusur tane kadın. Bursa'nın zengini.
Ben sustum, bir şey demedim. Gözümde görmedim, kulağımla duymadım. Ya Sudan'a gittik. Erdoğan'la beraber dedim, Erdoğan, burada su sıkıntısı var mı dedim ben. Dedi, beş metreden su çıkıyor dedi. Nil'in etrafında beş metreden su çıkıyor. Bir de Nil'in etrafında sulu tarım var, Nil'den. İngilizler yapmışlar, bilmem kaç milyon metrekare sulu tarım oluyor, elektrik harcanmıyor. Nil'in debisinden faydalanmışlar. Bir mühendislik harikası, o Nil'in hem bir mavi Nil, bir kara Nil gibi iki tane Nil'in kolu var orada, komple sulanıyormuş. Dünyanın en iyi pamuğu, ya pamuk demek su demek, ben Ege'liyim. Ve dünyanın en iyi susamı, nerede Sudan'da yetişiyor. Yani o pamuk dediğin zaman suyun içerisinde duruyor pamuk ya.
Ya su olmamış olsa bir memlekette pamuk ekilir mi? Ege bölgesinde yasak, neden yasak? Yer altında su bırakmadı millet. Yüz yirmi metrede, yüz otuz metre, yüz yetmiş metreden su çıkarıyorlar. Bayındır bölgesinde. Devlet yasakladı pamuğu Bayındır'da. Su altı kaynağı diye bir şey kalmadı çünkü pamuğu sulacağız diye. Yüz yetmiş metrede, yüz seksen metre, iki yüz yirmi metreye kadar su almak için dalıyorlar aşağıya. Mahma tabakasına gidecekler neredeyse su diye. Yasakladı devlet. Pamuk demek su demek. Ya Sudan'da üç yüz kusur tane benim diyor ne o kuyum var. Ya Sudan'da beş metreden, yedi metreden su çıkıyor. Ama millet şey yapmıyor. Hatta Erdoğan dedi ki bir anısını anlattı. Dedi ki ya bunca para toplayacağınıza bir tane makine alın demiş.
Hani bu su çıkaran sondaj makinesi bir sondaj makinesi alın demiş. Bununla hani verin bir tane birisine ucuz bir şey. Hani bu kadar şey. Ama para ütecekler ya. Bir de televizyonda gösterecekler. Suyu gösterecekler. Çocukları toplayacaklar orada. Böyle bir gösterin. Gönderin paraları. Dilencilik ya başka bir şey değil. Cihadı unutmuşlar. Allah'ı unutmuşlar. En böyle benim ciğerim acıtan şey şu. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım dileriz. Bu kemalatın zirvesidir. Diyanet dini bir teşkilatsa bu kemalatın zirvesinde durması lazım.
Bu ayeti kerimeye göre. Cemaatler kamil noktadaysa ayeti kerimeyi iyi incelesinler. Bir şeyh, şeyh hangi şeyh olursa olsun, hangi mürşitmiş, mürşidi kamilmiş, zamanın kutbuymuş, zamanın kutbul azamıymış, işte icazetliymiş, icazetsizmiş, Allah mübarek etsin. Beni ilgilendirmez. Dileniyor musun? Dileniyorsun. Sen günde kırk sefer yalan söylüyorsun. Sen günde kırk sefer yalan söylüyorsun. Sizler de vakfınızda deri toplayıp semazenlik düğünlerde icra ediyor ve vakfınıza katkı sağlıyorsunuz, istiyorsunuz. İstemiyoruz.
Biz kendi kestiğimiz derileri kendimiz normalde değerlendiriyoruz. Biz kalkıp da kapı kapı deri toplamıyoruz. Kimseden de istemiyoruz. Kendi derilerimizi kendimiz topluyoruz, değerlendiriyoruz. Semazen derse evet düğünlere gidiyorlar, düğünlerde ücretsiz gitmiyorlar. Evet doğru. O da vakfına katkı oluyor. Evet. Dilenmek mi bu? Ben hizmet veriyorum, hizmetin karşılığını alıyorum vakıf olarak. Bu dilenmek değil. Ben sana hizmet etmeden senden bir şey istersem dilenmiş olurum. Bunu dilenmekle nereye koydunuz bunu? Herhalde ne o, laf söyleyecek bir yer bulamamışlar galiba. Vakfınızın bunca masrafını, mali yükünü deri toplayarak, semazen programı yaparak veya bağış yapılarak karşılamıyor musunuz?
Sonuçta bu istemek olmuyor mu? Hayır. Siz bizim vakfın ne kadar masraf olduğunu nereden bileceksiniz? Asla. Bunun adı dilenmek değil. Zorlamayın kendinizi. Soysuzluğunuzu örtmeye çalışmayın. Hem bir de bu arkadaş söylemiş. Ne ama bir başkası? Gelsin kendisi sorsun burada. Kim bu soruyu getiren? Erkeklerden değil mi? Kim sordu sana bunu? Gelsin kendisi sorsun burada. Canlı yayında dinliyorsa dinlesin. Bu dilenmek değil. Ben bir hizmet veriyorum. Karşılığına, ücretini alıyorum. Evet. Vakıf olarak bir hizmet veriyorum. Semazenler gidiyorlar.
O düğünde gösteri yapıyorlar. Bir hizmet veriyorum vakıf olarak. Karşılığını da istiyorum. Evet. Bu gayet normal. Dilenmek değil. Dilenmek bu mu? O arkadaşın ilahiyatçı mı o? Türkçesi bozuk herhalde onun. Dilenmekle hizmetin karşılığını almanın arasındaki farkı bilmiyor demek ki. Öğrenecek. Veya ben kendi müntesip olan kardeşlerimiz bizim derileri getiriyorlar. Eyvallah. Bu dilenmek değil. Onu biz iyi biliyoruz. Dilenmek ne biliyor musunuz? O diyanetçiye söyle. Ben ondan bir kuruş istersem gel bize yardım et diye bu dilenmek. Burada benimle beraber Bursa'da yola başladığımızdan itibaren olan arkadaşlarım var.
Bir kimse daha benim ağzımdan duymamıştır arkadaşlar. Böyle bir sıkıntımız var. Buraya yardım edin. Veya şunu yapın diye. Bir tane. Hiç kimseden. Ben bir şey istemem. Daha bir Allah'ın kulu benim ağzımdan şunu duymamıştır. Yani bu kandil pilav yapacağız. Pilava katkıda bulunur musun? Yok hayır. Veya şöyle bir derdimiz var. İşte şu kiraya ödüyoruz. Şu kadar bu masrafı var. Daha duymamıştır hiç kimse. Benim ağzımdan. Hiç kimse duymamıştır. Ben şimdi bizim vakfa ait bir şey. Biz hiç kimseden bir şey istemediğimizden bunları söylemenin de yanlış olduğunu düşünüyorum. Hani siz yaptıklarınızı söyleyenlerden olmayınız.
Bunu söylemeyi yanlış olarak kabul ediyorum. Ben o yüzden susuyorum ben dilimi tutuyorum şimdi. Ama bir Allah'ın kulu çıksın desin ki benden bir lira istedin. Vakıf adına. Veya kendine bir hizmet yapacağız. Şu olacak bu olacak diye. Bir lira istedin desin. Yok. Üç Kur'an ve sünnet yolunda sadakayı cariye toplamak. Bu hizmetlerde kullanmak uygun değil midir? Normalde toplamak deyince dilenmek uygun değildir. Biz uygun görmüyoruz. Toplayanları da dilenenlere de karşı duruyoruz. Dilenmeyin. Müslümanların vakarını düşürmeyin. Para isteyici olarak görünmeyin ortalıkta. Tekrar söylüyorum.
Dilenmeyle alakalı bir tane ayet getirsinler. Bir tane hadis getirsinler. Dilenmekle alakalı. İmamlardan iştahat getirsinler. Ben de tövbe edeyim döneyim geriye. Böyle boş laflarla konuşmasınlar. Allah iyisin inşallah. Çok canları sıkılıyor. Ben böyle para isteyenleri vurdukça. Evet. Bu dilenenleri vurdukça çok canları sıkılıyor. Çok. Evet. Dini istismar eden bunlardır. Dindarları istismar eden bunlardır. Bu dilenenler var ya. Bu paraları kendi nefislerine de harcıyorlar çünkü. Paranın yüzü tatlı. Paranın yüzü tatlı.
Benim görüştüğüm imamlar var. Diyorum ki paranın hepsini müftüliğe mi götürüyorsunuz? Bakıyor gözümün içine. Cevap vermek zorunda değilsin diyorum ben. Allah'ını, dinine, imanına, kitabına, nikahına diyorum söyle. Paranın tamamını müftüliğe mi götürüyorsunuz? Susuyor. Tamam ben cevabımı aldım diyorum. Bir şey konuşma. Belki de on tane hocaya sormuşumdur. Evet. Veballeri kendi boynuna. Beni ilgilendirmez. İsterse hiç almasınlar. Dilenmek yok kardeşim. Dilenmek yok. Evet. Söylüyorum ya. Halife dizine kadar şey yaptırmış. Ne o?
Şalvar yaptırmış. Şalvarın cebi, cebine kadar. Dizine kadar şalvarın cebi var. Bu ne dedim ben? E dedi, yani Şeyh Efendi'nin de var. Eee? Senin benim de var. Eee? Yani şeyh olunca Cuma selamlığına çıkıyorlarmış. Herkes Cuma mübarek olsun deyip cebine para koyuyorlarmış. Ben böyle kaldım. E dedi, şeyh efendinin şeyhi de bunu yapıyordu. Yani onun babası da şey. O babası şey. Oğlu şey. Üçüncü kuşak. O da şey. Oğlunu kovmuş, küsmüş oğluyla. Tabii halife ölünce o geçecek. Öyle bekliyor. Dedim sen bekleme. Onu duyu içeceğim ben. Neden dedi. Dedim yok. Oğluna bırakır. Oğlunun oğlu var mı? Dedim ben var dedi. Hatta dedim onu dahi ilan eder. Ölmezden önce dedim.
O yani küs. Ya yakında barışır. Merak etme sen dedim. Sen gene dedim. Sesini çıkarma. Halifeliğe devam et sen dedim. Ölünce kadar halife kalacaksın sen. Aradan iki ay geçti. Mustafa Efendi bunu rüyanda mı gördün dedi. Hani ne oldu dedim ben. Barıştılar mı? Barıştı dedi. Halifeliğini de ilan etti onun dedi. Hatta ondan sonra oğlunu da ilan et dedi. E dedim tamam ben sana söyledim. Ben ne yapayım dedi. Sakın yerinden oynama dedi. Sen dedim halife olarak öleceksin burada dedim. Şeyh olamayacaksın. Kadro dolu. Kaldı. Sebep. Çünkü dize kadar cep var. Her cuma gelecek millet. Cuma mübare. Cebine indirecek. Ya onu bırakır mı adam başkasına? Bırakmaz.
Neden? Geliyor o. Devamlı. Allah bizi affetsin. Özel bir kurumda çalışıyorum. Sınava hazırlanmaya karar verdiğimden dolayı ayrılmak isteğimi belirtmiştim. Kurum sahibi çalışma günlerini iki güne düşürdü. Ama maaşımı düşürmedi. Bu şekilde çalışmamı istedi. Ben de deneme amaçlı kabul ettim. Yalnız resmi olarak sıkıntı oluşmasın diye benim her gün kuruma gidip kameralarda görünmemi istedi. Diğer arkadaşlar müdüriyeti gidip bana haksızlık olduğunu belirttiler. Bu durumda haksız kazanç söz konusu. Özel bir kurum. Bu özel bir kurum olunca kimse karışmaz sana. Ne haksızlık olacakmış. Özel bir kurum ben istersen bir elemanı alırsan sabahtan akşama kadar burada oturacaksın derim. Kime ne? Benim iş yerim var.
Alırım birisini sen burada oturacaksın sabahtan akşama kadar. Gel çalış sen burada senin maaşını da ödeyeceğim desem. Kime ne? Cafer kaç eleman var? Altı eleman var. İstersen birini oraya oturtturamaz mısın? Kim karışır? Bitti. İsmail kaç eleman var? Dokuz kişisiniz. Birini orada oturtursan kim karışır? Para senin, keyif senin. Bu kadar. Bu resmi bir daire olursa, resmi bir kurumda bu o zaman farklı bir şey. Ama bir insanın kendi iş yeri, kendi iş yerinde istediği kimseyi, bir şey istersen hiç çalışmadan para verir ya. Kime ne? Ben bir tu, evet bir tu ya. E biz geçen haftaydı herhalde bütün ölenlerle alakalı bir bağışlama yaptıydık değil mi?
Bütün kardeşlerin, evet bir tu'nun ismini zikretmeyi unuttuk demek ki. Ben birisi daha var diyordum değil mi? Evet ya. Ben biri daha var diyordum. Bir tu burada mı ki bir tu? Bir tu ben hep burada Adnan'a dedim. Adnan birisi daha var, birisi daha var diye. Ama ismi aklıma gelmedi. İnşallah önümüzdeki hafta perşembeye kadar inşallah arkadaşlar tevhid okuyorum. İnşallah önümüzdeki hafta da bir tu'nun babasına hediye edelim. Unuttuklarımız varsa başka unuttuğumuz var mı? Evet. Şunu al da yanına. Unutmayalım önümüzdeki haftaya inşallah. Allah'tan gelene razı olan kulun halinden şikayet etmeden bir şey istemesi nasıl olmalıdır?
Ben size yakın olmak istiyorum. Zahiren ve batinen de. Evli bir bayanım Bursa'ya yakın yerde oturmak istiyorum. Eşimi ikna edemiyorum. Bu halime razı olmamış mı oluyorum? Bu konuda dua etmek nasıl olur? Dua edeceksin inşallah Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Cenab-ı Hak inşallah en kısa zamanda gönlünün muradını versin inşallah. Mesnevi şerifte denk geldi. Güneş bende tutulsun. Söğüdün sırrı açıklansın cümlesindeki söğüdün sırrı neyi ifade ediyor? Bilemem ki ben ansiklopi değil miyim canım kardeşim? Mesnevi'nin bu sözünün önündeki paragraf nedir? Arkasındaki paragraf nedir? Ancak öyle o açıklaya kavuşur. Yoksa Mesnevi'den bir beyt al. Bunun sırrı nedir bilemeyiz.
Biz o kadar ehil bir insan da değiliz zaten. Ramız Ey Hadis'ten benim paylaştığım bir hadis-i şerif. Dünya tarafını dinleri üzerine tercih etmedikleri müddetçe La ilahe illallah zikri kulları Allah-u Teala'nın kızgınlığından korur. Men eder. Fakat dünya tarafını dinlerine tercih ederlerse ve ondan sonra La ilahe illallah diye zikrederlerse Allah-u Teala onları red eder ve yalan söylüyorsunuz diye buyurur. Bir, Allah'ın kızgınlığı nedir? Allah, kelime-i tevhidin istismar edilmesini istemez. Yani senin dilinde hem tevhid olacak hem sen de o tevhidle dünya malına koşacaksın. O tevhidle sen dünyayı elde etmeye çalışacaksın. Yani aldatacaksın insanlara. Allah muhafaza eylesin.
Bu onunla alakalı. Dünya tarafını dinlerin üzerine tercih etmemek nedir? Yani normalde bir şey haram. Bırak. Dünya tatlı gelmesin. Ezan okunuyor. Namazını kıl. Dünya tatlı gelmesin. Dünya tatlı gelmesin. Bugün perşembe ders var. Gel zikrulağa. Dünya nimeti seni aldatmasın. Uyku seni aldatmasın. Rahatlık seni aldatmasın. Evinde fosur fosur uyumak seni aldatmasın. Yok bilmem ne dizisi varmış. Yok bilmem ne programı varmış. Maç varmış. Seni aldatmasın. Zikrulağa alakasına gel otur. Seni aldatmasın. Dünya ve dünyanın içindekiler. Seni Kur'an ve sünnetten uzaklaştırmasın. Seni ibadetten, ihlastan, samimiyetten, zikrulahtan seni uzaklaştırmasın.
Hiçbir şey ve hiçbir şey seni zikrulağa alakasından uzak tutmasın. Bakın hiçbir şey. Sen o zikrulağa alakasından uzak durmu. Ve bir ne seni uzaklaştırdıysa zikrulağa alakasında bil ki o heva hevesten, bil ki şeytani, bil ki deccali o. Seni zikrulağa alakasından ne uzaklaştırdıysa. Bu böyle olmazsa olmazlar vardır. Bir kimse fabrikada vardiyalı çalışıyordur. Eyvallah. Bir kimse devlet tarihinde vardiyalı çalışıyordur. Eyvallah. Gece nöbeti vardır. Eyvallah. Çok ağır hasta olmuştur. Etrafında onu böyle hastayken zikrulağa getirecek kimsesi yoktur. Eyvallah. Yoksa varsa sen battaniyenin içerisine koysunlar dört kişi.
Turşu halde seni buraya getirsinler. Evet. Hastasın evde değil mi? Uputsun yatıyorsun. Varsa eşin, dostun, arkadaşların böyle insanlarla hoş geçindiysen eksikliğin görülecekse senin seni battaniyenin içerisine yatırsınlar getirsinler zikrulağa alakasına. Ölürsen burada öl. Ölürsen zikrulağa alakasında öl. İnşallah cümlemiz. Hiç bu konuda sıkıntı yok. Öbür türlü yok kardeş. Sen heva hevesine uydun. Sen nefsine uydun. Perşembe günü dersi var. Sen iptalsın. Senin hiçbir işin gücün olmayacak. Senin başka hiçbir randevu olmayacak. Neden?
Senin Allah'la özel randevu var perşembe günü. Dicen ki benim perşembe günü Allah'la özel randevum var. Ben oraya gidiyorum. Bu kadar. Başka bir şey yok. Dünya olur gider hepsi de. Sıkıntı yok bunda. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir disipline ederseniz kendinizi. Kurtuluş kolay. Kendinizi böyle disiplin etmeye bakın. Dersiniz var. İşte İstanbul'da ne gün toplanıyorsunuz? Ne gün toplanıyorsunuz? Pazartesi, cuma. Sen hangisi müsaitse o gün git. Haftanın bir günü mahallendeki, beldendeki, ilindeki derse git. Mümkünse iki gün git.
Git. Beldendeki, mahallendeki zikri terk etme. Oraya boş geçme, es geçme. Nefsine uyma. Yok ben zakire kızdım. Yok çavuşa kızdım. Yok bana yan baktı. Yok bana düz baktı. Hepsi de nefistir. Dergah Allah'ın dergahı. Ne şeyhin, ne zakirin, ne bir başkasının. Zikrullah yapılan yer Allah'ın yeridir. Adap Erkan'a uyuldu müddetçe. Kimsenin orada kimseye bir laf söyleme. Hakkı yoktur. Bizde ölçü odur. İsterse senin düşmanın olsun. Gelir orada zikrullah oturur. Yapar zikrullahını gider. Hiç. Biz bazı arkadaşlar dersini bırakıyor. Biz yine de ona git buradan demiyorum ben. Kimin dersini alıyorum.
Git buradan demiyorum. Yok zikrullah alakası Allah'ın alakası. Benim değil. Kimsenin değil. Buradaki herkes hizmetçi. Allah'ın hizmetçisi. Ahmet'i Mehmet'in değil. Mustafa Özbuhan'da değil. Herkes Allah'ın hizmetçisi. Çayı getiriyorsa Allah için getirecek. Bana hizmete gerek yok. Allah'ın hizmetçisi. Çağ dağıtıyorsa arkadaşlar Allah adına dağıtıyorlar. Benle alakalı değil. Burası Allah'ın yeri. Benim yerim değil. Bitti. Bir kimse evine zikrullah açtı mı açtı. Allah'ın evi orası. Ev sahibim diye böbürlenmesin. Hizmet etsin orada. Allah adına hizmet ediyor. Evinde zikrullah var. Harika. Evindeki zikrullah olmuş. Harika bir şey.
Zikrullah yapılan evle yapılmayan evin arasındaki farkı söyleyelim. Söyle ya Resulullah. Zikrullah yapılan ev mamur. Güzel, düzgün, iyiye almış. Zikrullah yapılmayan ev haraba gibi görünse dahi diyor. Zikrullah yapılan ev harabi gibi görünse de mamurdur. Zikrullah evde zikrullah olmayan ev. Mamur görünse de harab eder. O yüzden bütün dergaha bu sözüm. Evlerinizi zikrullah açın. İki kişi, üç kişi, beş kişi hiç önemli davet edin. Evinize zikrullah olsun. Evinizde zikrullah olsun. İllaki bunun için şeyhin talimatı, zakir talimatı, çavuş talimatı gerekmez. Toplan kardeşim. Üç kişi, beş kişi yap zikrullah. Boş geçirme. Evinde zikrullah olsun.
Zikrullah'ı tanıtın. Zikrullah'ı yayın. Hepiniz bütün sohbeti dinleyen dinlemeyen, bütün dergis kardeşler. Hepiniz zikrullah yaptırabilirsiniz. Hepiniz evlerinize zikrullah açabilirsiniz. Hepiniz değişik şehirlere, beldelere tanıdık, tanımadık yerlere gidip zikrullah yaptırabilirsiniz. Yapabilirsiniz. Dağılın. Zikrullah'ı sevdirin herkese. Allah için, Allah için, hiç hiç. Her evde zikrullah olsun. Hepiniz birer çavuş olun. Hepiniz birer zakir olun. Dağılın. Her yere zikrullah alakası kurun. Her yere. Memleket kurtulsun. İnsanlar zikrullahı öğrensin.
Zikrullahı yaşasın. Nefislerinize uymayın. Allah için yapın. Gittiğiniz yerlerde yemek yemeyin, su içmeyin, çay içmeyin gerekirse bir şey istemeyin. Kendinize hizmet ettirmeyin. Ekmeğinizi yanınızda götürün. Suyunuzu yanınızda götürün. Yatağınızı, yorganınızı yanınızda götürün. Yatacak yeri yemeye, bağıramayın. Yemek yeri aramayın. Suyu yeri aramayın. Çay yeri aramayın. Aramayın. Götürün yanınızda. Aramayın hiç kimseden bir şey. Zikrullahı yayın. Ancak böyle zikrullah yolunda başarılı olur, yayabilirsiniz. Ve bunu beyan edin. Biz hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Hiç kimseden hiçbir şey de beklemeyiz. Almayın da.
Bir şeyler vermeye çalışırlar gittiğiniz yerlerde. Almayın. Bize yasak deyin. Neden yasak? Sen oraya zikrullaha gittin. Zikrullahı tanıtmaya gittin. Allah yolunda gittin. Allah için gittin. Sen onu maddeye çevirme. Sen onu bir lokmaya çevirme. Bir bardak suya çevirme. Şimdi yunağa gittim. Yunak'ta bayanların sohbeti yazmışlar böyle. Hani nereden geliyor hiçbir şey istemiyor mu sizden diye bayanların sohbetinde. Valla böyle bir kendi kendime durdum. Dört yıl olmuş dedim buraya geliyorum. Dört yıl mı beş yıl mı ne sordum oranın zakirine bayana. Kaç yıldır geliyorum dedim. Şu kadar yıl dedi. Kalbime geleni söyledim. O kadar yıl gitmişim dört buçuk mu beş yıl mı ne.
Bir bardak su içmemişim orada. Bunu böyle şataat için söylemiyorum. Böyle kalbime geldi. Bir bardak su içmedin burada dedi. Döndüm. Bacı dedim bunca yıl geldim. Bir bardak suyunuzu içtim mi dedim ben. Durdu kadıncağız. Gözleri doldu. Hayır dedi. Bir çayınızı içtim mi dedim ben. Hayır dedi. Bir lokma ekmeğiniz yedin mi dedim ben. Hayır dedi. Bu dedim soruya cevap bu. Soruya cevap bu dedim. Başka bir şeye gerek yok. Yapmayın. Yolunuzu kirletmeyin. Kendi yolunuz bu. Kendi yolunu kirletme.
İsteyerekten, umaraktan, bekleyerekten kirletme. Gücün varsa git. Gücün yoksa gitme. Lokmanın kulu olma. Hırkanın kulu olma. Bir kaşık yemeğin kulu olma. Bu kibirlilik değil. Bu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Adem'e kadar. Bütün peygamberlerin sünneti. Ayet-i kerimede der ki ben tebliğimden dolayı sizden bir ücret istemiyorum ki. Ben tebliğimden dolayı bir şey istemiyorum. Ayet-i kerime bu. Beni Rabbim doyurur. Sen tebliğe mi çıktın? Evet. Seni doyuracak olan Rabbindir.
Sen zikrullah mı çıktın? Evet. Seni doyuracak olan Rabbindir. Maddi manevi. Sen yolunda yürü. Seni koruyacak olan da Rabbindir. Seni muhafaza edecek olan da Rabbindir. Seni ayakta tutacak olan da Rabbindir. İnsanlarla işin yok. İnsanlarla işin yok. Cenab-ı Hak birinin kalbine ilham eder. Sen kaçarsın dağın tepesinde. Uyuyacağım şurada dersin. Dağın tepesine tanımadığın gelir. Hızır mıdır? Vezir midir? Nedir? Getirir yemeğini verir seni merak etme. Aç kalmazsın. Dağın tepesine gelir. Sen beni hiç kimse görmesin dersin. Derenin içerisine girersin.
Arabayı oraya sokarsın. Derenin içine gelirsen merak etme. Gelsin diye gitme. Sen ihlasını koru. Sen hiç kimseden bir şey istemeyeceğim de. Hiç kimseyle benim bir işim yok da. Allah için yürü. Merak etme. Rabbin senin yardımcındır. Ne diyor Cenab-ı Hak? Rabbin seni diyor fakirdi. Zengin etmedi mi? Sen yetimdin diyor. Seni zengin etmedi mi? Sen kimsesizdin. Seni kuvvetlendirmedi mi? Senin kalbini o açmadı mı? Senin kalbini o derinleştirmedi mi? Senin kalbine hikmeti veren o değil mi? Bunun karşılığı yok canım kardeşlerim benim. Bunun karşılığı dünya malı değil. Bunun karşılığı dünya makamı değil.
Bunun karşılığı birinin üç beş kuruşu değil. Bu öyle bir ilahi ilm-i ledün hikmettir ki karşılığı bunun dünyada yoktur. Karşılığı bunun dünyada yoktur. Siz ona yürüyün. Siz ona yürüyün. Bırakın hani dünyaya tapanlar dünyaya tapacaklar zaten. Onlar Fatiha-i Şerif'inin sırrına ermemiş olan zavallı soysuzlar.
Onlar kendilerini paraya satmışlar. Kimisi makama satmış. İyâken âmüdü, iyâken esteyn demiş. Makama vermiş. İyâken âmüdü ve iyâken esteyn sırrına. İyâken âmüdü, iyâken esteyn demiş. Paraya vermiş. İyâken âmüdü, iyâken esteyn demiş. Şöhrete vermiş. İyâken âmüdü, iyâken esteyn demiş. Haram kadına vermiş. Haram. Bu kadın helal mı sana? Değil. Haram. Vermiş ama. Ama o günde de kırk sefer Allah'ın huzuruna çıkmış yalan söylüyor. Günde kırk sefer yalan söylüyor. Sufilik bunlardan beri olmaktır. Bunlardan beri Allah için yaşamaktır. Allah için.
Sen ne yapacaksan Allah için yap. Ne yapacaksan Allah için yap. Ticaretin onu dahi Allah için yap. De ki, ya Rabbi benim ticaretim senin rızana uygun olsun. Benim alışverişim senin rızana uygun olsun. Ben para kazanmam senin rızana uygun olsun. Bu beden haramla durmasın. Helal ile ayakta dursun. Bedenler helal ile zinde olur. Bedenler helal ile ayakta durur. Bedenler helal ise helal işlere koşturur. Beden helal ise beden helal işlerde gider. Bedenler bedene helal giriyorsa, bilin ki o beden helala koşar. Helala uçar yürek kuşu gibi. Melekler yarışamaz o bedenle.
Bakın o bedenle melekler yarışamaz. Ve Cenab-ı Hak seni öyle bir hızlı menzile götürür ki, Melekler der ki, filanca yerde biz beraberdik, sen nasıl benden önce geldin? Beden helal olacak. Kalp helal olacak. Kalbin helal olacak. Ve haramla ilişkini keseceksin. Allah rızası için. Eşine Allah için bakacaksın. Çocuklarına Allah için bakacaksın. Dergana Allah için geleceksin. Dergana Allah için sahipleneceksin. Hizmetini Allah için yapacaksın. Allah için. Şeyhin görecekmiş, görmesin. Duyacakmış, duymasın. Şeyhin Allah mı? Bitti. Allah için.
Yürü. O yüzden Allah için yaşayın. Ramazan bitti, iş bitti. Bizim dergahı yok zaten. Ramazan bitince daha fazla çalışacağız biz. Daha fazla. Diyeceğiz ki, Ramazan bize bir manevi ilme kazandırdı. Hafifledik. Cenab-ı Hak'a hamdolsun. Günahlardan kurtulduk. Kusurlardan, hatalardan kurtulduk. Anamızdan doğmuş gibi tertemiz olduk. Şimdi uçuyoruz. Uçacağız Allah'ın izniyle. Koşacağız. O yüzden sakın ha. Her ev bir zikrullah halakası. Her ev bir Kur'an-ı Kerim evi olsun. Yürüyün. Bakın. Ülke, İslam dünyası nereye gittiğinin farkında değil. Bütün İslam dünyası, dinsizliğe koşuyor, küfre koşuyor, şirke koşuyor. Ayakta kalan sufiler kaldı.
Böyle onlar da az. Kimisi kendisini İngiliz'e satmış. Kimisi kendisini Mossad'a satmış. Cemaat dediniz, tarikat dediniz ki yerler. Kimisi CIA'ya satmış kendini. Kimisi İngiliz'lere satmış. Kimisi Mossad'a satmış kendini. Evet. Bunu söylüyorum canları sıkılıyor. Mossad'ın kendisi açıklıyor. Müslüman dünyanın içerisinde diyor, 20.000'e yakın tarikat ve cemaatı destekliyoruz diyor. 20.000'e yakın. Türkiye'de de var bunlar. CIA'nin desteklediği, yönlendirdiği tarikatlar, cemaatler var bu ülkede. Mossad'ın yönlendirdiği cemaatlar, tarikatlar var bu ülkede. Bunlar devlet kademelerinde de var. Bunlar diyanet kademelerinde de var. Bunlar ilahiyet kademelerinde de var.
Bunları bu fakir söylediği için ilahiyatı da, cemaatı da, tarikatı da, hepsi de düşman bana. Umrumda değil. Umrumda değil. Bir gram dahi umrumda değil. Bağıracağım son nefesime kadar. Evet. Mossad'ın beslediği soysuzlar, CIA'nin beslediği soysuzlar, İngiliz M16'nın beslediği soysuzlar, KGB'nin beslediği soysuzlar, Bu Anadolu topraklarında yuvalanmışlar, Cemaatlerin içerisine, tarikatların içerisine yuvalanmışlar.
Bu ümmetin, bu ümmetin tertemiz imanıyla oynuyorlar. Ve ümmeti yanlış yönlendiriyorlar. Şimdi bir de İranlılar girdi devreye. Evet. Yetmiyormuş bir de İranlılar girdi uzun zamandan beri. Evet. Yönlendiriyorlar. Alın asın Mustafa Özbağ'ı asacaksanız. Allah bizi affetsin. O yüzden canım kardeşlerim, Evlerinizi zikrullah evine çevirin. Evlerinizde ders açın, zikrullah yaptırın. Kadınlar, erkekler. Toplanın. Çalışın araların. Mahallelerde toplanın. Şehirlerde, illerde, ilçelerde, köylerde. Üç kişi buldunuz. Hemen zikrullah yapın. Üç tevhid durun. Hiç önemli değil. Allah'ın nuru orada galebe çalsın.
Allah'ın nuru galebe çalsın. Hiçbir şey beklemeyin kimseden. Zaten eğer nefsinize bir şey isterseniz, Bizim adımızı kullanır bir şeyler, Dilenirsiniz insanlardan. Ben ta en baştan söyledim, Hakkım helal değil. Bizim adımızı kullanmayın. Karnınızı doyuracaksanız, Bizim adımızı kullanmayın. Gelin ben sizin karnınızı doyurayım. Evet. Gelin karnınızı doyurayım ben sizin. Hiç sıkıntı değil. Ama bizim vakfımızın, Topluluğumuzun adını lekelemeyin. 35 yıldır hiç kimseden, Hiçbir şey istemeden, Bu yolu yürüdüm. Ömrüm ne kadar vefa eder bilemem.
Benim sağlığım da böyle gidecek. Ben öldükten sonra ne yaparsınız? Bir şey diyemem. Allah yardımcınız olsun. Evet, zor bir şey bırakacağım arkaya. Evet, zor bir şey bırakacağım. Ama ben sağlığımda buna müsaade etmeyeceğim. Yapanı, Zakirdir, Çavuştur, Nakiptir, Nükabba'dır, Rüyamda, Halimde görürsem, Dersini de, Makamını da alırım. Bergahtan da kovarım. Zahiren bildiğim bir şey yok. Manen de gördüğüm bir şey yok. Bu konuda hassasım ve titizim. Kadın erkek herkes için geçerli. Bu yolu hiç kimse metaya çevirmeyecek. Eftali zekir fâlemen lehû La ilâh illallah El Fatiha mâ sallâhu aleyhi ve sellem.
Amin. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.