İMAM-I MATURİDİ'YE GÖRE ENFLASYON HIRSIZLIKTIR. 16.04.2022
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Nisan 2022 · 1:03:57
Eftâh-ı zikr fâle men lâhû, lâ lâ lâ … Ramazan malum bizim gibi ihtiyarlara biraz zorluyor herhalde.
O yüzden gecikiyoruz. Rabbim inşallah tüm neye sağlık, afiyet versin. Depresyon ve ruhsal hastalıklar müminler için güzel imtihan mıdır? Bu halde olanlar ne yapmalıdır? Ruhsal hastalık olduğuna inanmam ruh hasta olmaz çünkü. Hasta olan insanın kendisidir. Kendi kendine evet psikolojiktir ama ruhun ne olduğunu bilmiyoruz ki hasta olduğunu bilelim.
Ama bunu tabir ederken, bunu söylerken insanlar ruhsal hastalık olarak nitelendiriyorlar. Yani dini kabul etmeyen bir anlayış ruhun varlığını kabul ediyor. Yani aslında din tanımazlar, ruhu da kabul etmemeleri lazım. Ruhun çünkü varlığına iman etmek kalbi bir şey, maddi bir şey değil. Maddi olarak ruhu ispat etmeniz de mümkün değil.
Bu maddeselciler, akılcılar bunun içinden çıkamıyorlar ama ve lakin oraya yazıyorlar. Ruh ve sinir hastalıkları diye. Böylece ruhu kabullenmiş oluyorlar. Bir öbür taraftan ateist, öbür taraftan ruhu kabul ediyor. Böyle bir tenakuz var. Ben hani böyle genelde böyle söylüyorlar. İşte ruhi bunalım geçirdi, ruhi hastalık geçirdi. Biz ruhun tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Bilmediğimizden dolayı bunun üzerinde hasta olduğuna dair fikir yürütmemiz biraz abes. Hatta daha ileri söyleyeyim. Cenab-ı Hak Adem'i yarattı. Adem'i yarattıktan sonra kendi ruhundan üfledi ona. Öyle olunca Adem'deki ruh ne ise Cenab-ı Hak'ın üflemesiyle oluşan bir şey. Böyle olunca bir de sana ruhtan sorarlar.
Sen onlara de ki bununla alakalı size, bize az bir bilgi verilmiştir. Onu Rabbim bilir de diyor. Böyle olunca onu Rabbim bilir. Onun o zaman hastalığının olduğunu söylemek çok mantıklı, akıllıca bir şey değil. Depresyonlar ise akılla alakalıdır. O insanın kendi fiziğiyle alakalıdır. O kimsenin bu Müslümanlar için geçerli, müminler için geçerli. Allah'la olan ilişkisine bağlıdır. Çok aşırı derecede ağır bir sınavdan geçen bir kimse depresyondan geçiriyor. Yani aşırı derecede sinirleniyor, aşırı derecede üzülüyor, aşırı derecede korkuyor, aşırı derecede çok böyle bir baskı altında kalıyor. Bu sefer onun altından kalkamayınca akıl iflas ediyor orada. Bu o kimsenin manevi olarak Allah'a çok yaslanmadığı, Allah'a dayanmadığını gösteriyor.
Allah'ı tanımadığını, Allah'ı bilmediğini gösteriyor. Çünkü başımıza gelen her şey, başımıza gelen her şey ya bizim nefsimizdendir direkt ya da o kimseyi Cenab-ı Hak özel sınava imtihanı almıştır. Bu peygamberlere aittir. Bakın bu direkt peygamberlere aittir. Diğer bizim başımıza gelenler bizim kendi nefsimizdendir. Biz kendimiz hata yapmışızdır. Ticaret yapıyoruzdur, yanlış insana mal veririz, paramız batar. İkili ilişkilerde yanlışlık yaparız, aramız bozulur. Ne bileyim işte başka bir yerde başka bir hata yaparız. O hatanın neticesinde başımıza bir şey gelir. Bu bizim kendi elimizle alakalıdır. Bizim kendi hayat yolumuzda, kendi yaptıklarımızla alakalıdır.
Bunun neticesinde bir olumsuzlukla karşılaşabiliriz. O zaman ona bizim kalkıp bu konuda depresyona girecek halde olmamamız lazım. Veyahut da umumi afatlar vardır. Umumi afatlar. Bunda kulların payı olduğu kadar Cenab-ı Hakk'ın takdiri de vardır. Kulların payı nedir? İşte sen gidersin deniz kenarına yurt edinmeyiniz diye hadis-i şerif var. Deniz kenarına yurt edinirsin. İşte deniz bir kabarır, bir coşar, bir tusunem olur. Evin barkın kalmaz. Bu bizim kendi elimizin ürünüdür. Veyahut da bazılarının ellerinin ürünüdür. Ovalara yerleşmeyin, yurt edinmeyin der hadis-i şerifte. Ama siyasetçiler kalkarlar, güzelim ovaları, güzelim bahçeleri imara açarlar. Bursa Ovası gibi birçok ovayı talan ederler.
İçlerine devasa apartmanları, fabrikaları kurarlar. Ondan sonra tarım yapacak alan bulamazlar. Ve kıtlık olacak, yok şu olacak, yok bu olacak derler. Bu da veyahut da oralara yerleşme açtıklarından dolayı oraya da ne yapar? Kendi elimizle biz belayı, musibeti çağırmış oluruz. Veyahut da şehrin ortasına hiçbir hesap kitap yapılmadan devasa yüksek binalar yaparsınız. Devasa yüksek binalar yaptıktan sonra bütün şehri oraya toplamış olursunuz. Bir deprem olur, bir şey olur. Komple o devasa binalar yıkılır. Şehir yıkılır. Herkes onun altında kalır. Yine birilerinin elinin ürünüdür o. Birilerinin para hırsıdır. Birilerinin rüşvet hırsıdır. Birilerinin bir şeyler hırsıdır. Yine onların ellerinin ürünüdür.
Allah kullarına zulmetmez. Böyle olunca o zaman bu depresyonlar da hani bunlar umumi bir yağmur yağar, sel olur. Ne hayalan olur. Ne bileyim işte deprem olur. Ne bileyim başka bir tabi afetler olur. O zaman insanlar bunlara karşı sabrını gösterip, tahammül gösterip, Allah'tan geliyor deyip bunları depresyona uğramadan Allah'a imanla, ihlasla bunu atlatması lazım. Örneğin işte Cenab-ı Hak vermiş, evlatlarımızı severiz ama gözümüzün içinde, gözümüzün önünde, gözümüzün içine baka baka Cenab-ı Hak emanetini yanına alır. Sevdiğimiz annemizdir, eşimizdir, babamızdır, şeyhimizdir, gözümüzün önünde erir, biter, vefat eder. E bunlar Allah'tan gelmiş, herkes ölüp gidecek. Bunlara bakaraktan depresyona düşer insan.
Bu sefer Allah'a olan imanı ile alakalıdır. Allah'a olan teslimiyeti ile alakalıdır. Hepimizin zorlukları, sıkıntıları, hepimizin başına bela, sıkıntı, musibet olur. Ama bunlar bizim elimizin ürünleridir. Ama takdiri ilahidir. Ne bileyim herkesin başına gelen bir şeydir. O zaman da biz ne yapacağız? Biz bunları Allah'a teslimiyetle karşılayacağız. Öyle depresyona düşmeyeceğiz. Allah'tan geldik, Allah'a gidiyoruz. Her şey Allah'a dönecek diyeceğiz. Kendimizi bu noktada teskin edeceğiz. Ve antidepresanlara, ne o kafa haplarına, psikiyatri haplarına başvurmayacağız. Bu da insanoğlunun en büyük, başında en büyük sıkıntılarından birisi. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah.
Maturidi konuşmaya. Bu geçen hafta emanetle alakalı, Hakan geldi mi burada mı? Gelmedi mi? Emanetle alakalı meseleyi biraz açalım demişti. Ondan sonra inşallah onun geldiği bir zaman, meseleyi geri dönersek açalım inşallah. Kur'an-ı Kerim'de Müslümanlara kendilerini yönetecek olanların aynı inanca mensup olmaları gerektiğini belirtir.
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulul emre idarecilere itaat edin. Nisa 59 Maturidi, ayette geçen ulul emir tabirini yöneticiler, ordu komutanları şeklinde yorumlar. Böylece şiirlerin masum imam yorumuna karşı çıkar. Maturidi tevillatil Kur'an. Bu mesele, İslam tarihi boyunca sizden olan ulul emirlere, idarecilere itaat edin ayeti kerimesi çok tartışılmıştır.
Mesela bir hadis-i şerifte imamlar Kureyş'tendir, hadis-i şerifini ele alıp, mesela Emeviler biz Kureyş'teniz deyip başka dışarıdan bir devlet başkanını kabullenmek istememişlerdir. Çünkü o Emeviler, idareciler Kureyş'tendir, hadis-i şerifini kendilerine ölçü almışlardır. Böylece zaman zaman Abbasiler döneminde de, sonra zaman içerisinde değişik İslam beldelerinde bu hadis-i şerifi ölçü alıp, biz Kureyş'teniz, hatta bir kısmı, biz Ehl-i Beytiz deyip kendilerine biat edilmesi gerektiğini ve onların herhangi bir seçime girmelerini veya seçilmelerinin söz konusu olmadığını beyan edenler olmuş.
Bu konuda siyasi kargaşalara sebebiyet vermiş bu mesele. Ama İmam-ı Azam ve onun yolundan giden İmam-ı Aturidi, ben İmam-ı Aturidi'ye bakarken fark ettiyseniz hep İmam-ı Azam'ın penceresinden bakmaya çalışırım. Çünkü bu meselelerin hemen hemen büyük bir çoğunluğunu İmam-ı Azam fetvalarını vermiş zaten. Hem hakayetle alakalı hem siyasetle alakalı İmam-ı Azam'ın bu konudaki yelpazesi geniş. Aslında bir kısmı da bilinmiyor bunların. Bilinmiyor derken Türkçe'ye çevrilmiyor. Yani İmam-ı Azam'ın siyasetle ve devletle alakalı fetvaları var. Bu fetvalar gün yüzüne çıkmış olsa, yeryüzünde ben devletim diye dolaşacak bir devlet kalmaz. O yüzden bu fetvalar normalde sıkıntılı fetvalardır. Çünkü İmam-ı Azam örneğin Abbasilerin bile sonradan yıkılmasına fetva veren bir kimsedir.
Emevilerden sonra Emevilere fetvayı vermiştir. Sonradan Abbasiler geçince, Abbasilerin de bozukluklarını, bozulduklarını görünce onlara da fetvayı verir. Yani İmam-ı Azam böyle çok enteresan bir kişiliğe sahiptir. Yani böyle tavizsizdir. Kur'an sünnet tarihinde dimdik durur. Hiçbir zaman taviz vermez. Ve devletle olan ilişkilerinde bir çizgisi vardır. O çizgiyi aşmaz hiçbir zaman. İmam Muhammed de onun yolundadır. İmam Muhammed'den sonra İmam Serahsi de onun yolundadır. Mesela İmam Yusuf bu manada onun yolunda değildir. İmam Yusuf ne yazık ki İmam-ı Azam'dan sonra devrin Şehir-i İslamlığını kabul eder. Veya bugünkü tabirle Diyanet İşleri Başkanlığını kabul eder. Ama İmam Muhammed kabul etmez. Serahsi de kabul etmez.
Yani kolay değildir. Bunlar böyle bir Serahsi'nin hiçbir suçu yoktur. Şehir-i İslamlığı kabul etmedi diye 15 yıl kuyunun içerisinde kalır. 15 yıl. 15 yıl kuyuda. Yani bunu düşünebiliyor musunuz? Bir koca imam 15 yıl kuyuda kalıyor ve 15 ciltlik eserini oradan yazdırıyor. Hıfzından. Her neyse. Evet. Şimdi bu Ulul Emir meselesi İslam dünyasında tartışılmış. Ama burada yöneticiler, ordu komutanları veyahut da işte yönetici devlet başkanlarının belli bir akil insanlar topluluğunun seçimle getirmesi gerektirdiğine dair İmam Maturidin'in de iştahı vardır. Tabi bu aynı zamanda İmam-ı Azam'ın iştahıdır.
Aynı zamanda İmam Muhammed'in iştahıdır. Devlet başkanını belli bir seçiciler kurulu vardır. O seçiciler kurulu devlet başkanını seçer. Ama İmam Maturidi, İmam-ı Azam İmam Maturidi çizgisi yöneticiler Kureyş'tendir hadis-i şerifini der ki kendi zamanına bağlar. Ve bir de bunu gelecek olan ta Mehdi ala Resul'de böyle olacağını söyler. Orada çizgiyi farklı yere oturtturur. O yüzden buradaki yöneticilerden kastı da İmam Maturidi'nin asıl devlet başkanıdır ve aynı zamanda da ordu komutanıdır. Bu devlet başkanı ve ordu komutanının önemli altını çizer ve der ki bu muhakkak müminlerden olması gerektiğine inanır. O ordu komutanı, o savaşın başındaki komutan Müslüman olmalıdır.
Ki kaldı ki işte sonradan Osmanlı'nın Almanya'lı olan ittifakından doğan bir askeri meselelerde Alman paşalar gelmişler. Hepsi de çuvallamışlar ve askerlere zayiat verdirmişler. Ve Ümmet-i Muhammed'in başına veya Ümmet-i Muhammed'in askerlerinin başına bir ordu komutanı olacaksa o kimse kendisinden olmalıdır. Çünkü kendinizden olan ul emre itaat ediniz der. Kendinizden olan. Kendinizden olunca bu nedir? O kimse Kur'an ve sünnet dairesindeki bir imanı kabul etmesi gerekir. Tekrar söylüyorum Kur'an sünnet dairesinde. Yani birisi bana Kur'an yeter derse onun imamlığına, onun devlet başkanlığı yetmez. Veyahut da bir kimse işte 1400 yıl önceki hukukla hukuklanamazsınız. Bunu hukukun güncellenmesi lazım diyorsa o müminlerin emiri olamaz.
Veya Kur'an'dan herhangi bir ayeti değiştirmeye kalktıysa o müminlerin emiri olamaz. Veya hadis-i şeriflerin büyük bir çoğunluğu sahih değildir dediğinde o müminlerin emiri olamaz. Müminlerin emiri demek Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışmış, her hal ve hareketinde Kur'an ve sünneti gözeten kimsedir. Müminlerin emiri Kur'an ve sünnetin dışındaki bir şey kabullenen kimse değildir. Burada Ümmet-i Muhammed'in bile bile sessizliği var. Yani Ümmet-i Muhammed bu konuda sessiz mücadele etmiyor, gayret etmiyor ve başındaki devlet başkanlarının kendilerinden olup olmadığına bakmıyor. Oy atarken de bakmıyor. Zaten bu meseleler o kadar karman çorman bir vaziyette ki hiçbir Müslümanların yaşadığı ülkelerde hiçbir şey Kur'an ve sünnete uygun bir şekilde tecelli etmiyor.
Yani müminlerin emiri genele fetva verir mi? Faize fetva verir mi? Fuhuşa verir mi? Uyuşturucuya verir mi? Kumara verir mi? Müminlerin yaşadığı bir yerde haramlara fetva verilir mi? Eşşinselliğe fetva verilebilir mi? Müminlerin bir yerinde haram olan, insan fıtratına aykırı olan herhangi bir şeye müsaade edilir mi? Edilmez.
Şimdi dinin iki penceresi vardır. Bir penceresi şahsın kendisine aittir. Bir penceresi evrenseldir. Hukuk açısından. Evrensel hukuk vardır Kur'an'ın içinde. Bütün insanların uyması gereken bir hukuktur o. Şimdi bugün Hristiyanlığa da gitseniz, Yahudiliğe de gitseniz, İbrahimiliğe de gitseniz, ayakta duran bizim kutsal olarak kabul ettiğimiz üç din.
İslam'la beraber, Muhammed'likle beraber dört din. Siz şimdi eski üç tane dine gitseniz, eski üç dinin kitaplarında, faizin de, kumarın da, huşun da, uyuşturucunun da, eşcinselliğin de, toplumun içerisindeki adaletsizliğin de haram olduğunu, yasak olduğunu görürsünüz. Bugün biz Museviliğe gitsek, haksız yere öldürülenin öldürüleceği hükmünü buluruz oradan.
Hatta der ki, dişe diş, kulağa kulak. Kısas ayetini orada görebilirsiniz. Ve onlar da domuz eti yemezler, onlar da kan yemezler, onlar da leş yemezler. Onların da yedikleri ve içtikleri ve kestikleri bu manada İslam'a uygundur. Şimdi böyle olunca, dinin bir evrensel yüzü vardır. Bu evrensel hukuku da vardır. Siz hangi hukuka giderseniz gidin, hırsızlık yasaktır. Hangi hukuka giderseniz gidin, rüşvet yasaktır, kayırmacılık yasaktır. Bu Kur'an'ın evrensel adalet mekanizmasıdır. Bu evrenseldir. Bunu değiştirmek, bunu herhangi bir şekilde tebdil etmek, bu mümkün değildir. O yüzden Kur'an bu manada bütün dinlere hükmeder.
Bugün gitseniz hangi bir insanı tutsanız deseniz ki, hırsızlık uygun olur mu olmazlar. Ama Hristiyan'ı, Yahudisi hırsızlık yapar, hiçbir şey yapmazsa enflasyonla yapar. Enflasyon bir hırsızlıktır. Göz göre göre bir hırsızlıktır enflasyon. Bunu normalde böyle dillendiremez hiç kimse. Kapitalist sistem, deccalist sistem sizi enflasyonla yutar. Sizi faizle yutar, sizi kur farkıyla yutar, sizi beyaz kağıtlarla yutar. Yutar sizi. Bakın bu evrenseldir, faiz evrenseldir. İslam'ın faiz kararı evrenseldir.
Bütün insanlığın kurtuluşuna mütaliktir faizle alakalı. Bu dinin evrensel hukukudur. Bunu nereye giderseniz gidin bu hukuku uygular İslam. Yani ben Hristiyan'ım, ben faizle iştigal edeceğim diyemez. Çünkü faizle iştigal ederse orada izlenenler vardır, faizin altında inim inim inleyenler vardır. İslam bundan kendisini sorumlu tutar. Ve onları faizden kurtarma mücadelesi verir. Siz dünya üzerine nereye giderseniz gidin. Siz bir kadının üzerinden veya bir erkeğin üzerinden onun tenini sataraktan para kazanamazsınız. Onun tenini para satarak kazanmak insanlık suçudur. Fuhuş insanlık suçudur.
Bakın fuhuş insanlık suçudur. O yüzden İslam evrensel yüzünü gösterir, bu insanlık suçunu yasaklar, bunu yapacak olanı da cezalandırır. Mesela kölelik insanlık suçudur. Köleliğin ortadan kaldırılma hukuku evrensel bir hukuktur. Siz yeryüzünde bir insanı köleleştiremezsiniz, maddi manevi. Bu dinin evrensel hukukudur ve evrensel yüzüdür. Siz o yüzden zavallı bir kimseyi köleleştiremezsiniz. Zorla çalıştıramazsınız. Zorla onu ne bileyim herhangi bir noktada, herhangi bir dairede, herhangi bir işte zorla siz ona hükmedemezsiniz. İslam köleliği ortadan kaldırmıştır. Eğer ki İslam devletinin sınırlarının dışında dair bir kölelik var ise, İslam onunla cihad eder, mücadele eder, köleliği kaldırır.
Bakın bunlar İslam'ın evrensel hukukları hep. Yani siz İslam'ın dışında bir devlette adaletsizlik yapamazsınız. Orada adaletsizlik varsa, o devletin tebaasında ezilme varsa, o devletin tebaasındaki insanlar adaletsizliğe duçar kalıyorsa, Müslüman buna sessiz kalamaz. Müslüman oraya müdahale etmek zorunda kalır. Çünkü Kur'an'ın evrensel hukukudur bu. Siz bunları göz ardı edemezsiniz. Böyle olunca, yani bunları göz ardı etmeyecek olan bir yönetici, emir-el müminin hükmünde olur. Ve emir-el müminin hükmünde olan bir yönetici, İslam'ın evrensel hukukunu uygulamakla mükelleftir. Bir, İslam'ın bir de içsel hukuku vardır, o içiyle alakalıdır. Devletin sınırların içindedir, o da devletin kendi devletinin içiyle alakalıdır.
Bir de bireyin veya ailenin kendi içsel hukuku vardır. O da dışarı, Kur'an ve sünnetin dışında aksetmediği müddetçe bir şey denmez. O yüzden emir-el müminin hükmü denilince, sadece namaz kılan, Kur'an okuyan kimse emir-el müminin olur diyemeyiz biz. Bu geniş bir yelpaze, geniş bir daire. Bu geniş bir yelpaze, bunu siyaseten bakıyoruz bir de. O yüzden geniş bir daire, geniş bir yelpaze. Yani bir kimseyi emir-el müminin görmek, halife görmek o kolay bir şey değil. Böyle olunca İmam Maturidi, İmam-ı Azam'dan itibaren, yani devlet başkanının illaki Kureyş'ten olması gerektiğine hükmetmemişler. Yani devlet başkanının özelliklerini sıralamışlar. Bu özelliklere sahip olan bir kimse devlet başkanı olabilir demişler.
İslam'da siyaset veya neydi kitabın adı? Siyasal İslam mıydı? Kitabı çevirenler de yukarıda mıydı? Siyasal İslam. Siyasal İslam sohbetine dönüp, oradan devlet başkanının, emir-el müminin özelliklerine bakabilir. Yayınlandı mı o sayfada? Yayınlamadınız. Baskıya gidecekti, gitmedi. Tamam. O yüzden dönün, oradan bakın diyemiyorum. Sufilik açısından olabilir. Bununla da alakalı, Kur'an-ı Kerim'de ayeti kerime var çünkü.
Yani emir-el müminliğin bir siyasal yönü vardır, bir dini yönü vardır. Yani bir kimseye din öğreten, din anlatan kimse yönü vardır. O ayrıdır. İki ayeti kerimenin İmam Maturidi onu da ayırır çünkü. Bu konumuzun dışında diye girmedim oraya. Yani bir Sufi'nin emir-el mümini siyasi manada değil, dini manada üstadıdır zaten. O doğru. Nitekim Maturidi Nisa 59 ayetinde geçen ulul emir kavramını ümera, emirler, beyler, yani işte dediğim mesele bu. Nisa 83 ayetinde geçen emirel, ulul emir tabirinde fakihler, fıkıh bilgini olarak yorulur. Evet. Dediğim şey buydu. Şiiler ise her iki ayette geçen ulul emir tabirini masum imam olarak almışlardır.
Evet. Şiilerle burada bu meselede bir ayrışma var. Ama dediğim gibi İmam Maturidi bu üç ulul emir ayeti kerimesini üç ayrı şekilde yorumlar. Bunun bir siyasi kısmı vardır. Siyasi kısmı dediğim devlet başkanıdır. Bir de ümera denilen hakimler, savcılar, kadılar bunlar vardır. Bir de ulema kısmı vardır. Yani fıkıhçılar, hadisciler, tefsirciler, üstadlar, şeyhler insanlara dini öğretmeye çalışan kimseler. Bunlar da İmam Maturidi'ye göre ulul emir kavramının içindedir. Ama dayandırıldığı ayetlerin üçü de ayrı ayrıdır. Bunu tabii İslam toplumu ne kadar okuyor, ne kadar biliyor bu da ayrı bir tartışma konusu.
Hazreti Peygamber'den gelen bir rivayette ümmetimin ihtilafı rahmettir buyurulur. Ajduni. Evet. Bu rivayete göre ihtilaftan maksat hedeflerin bir yol ve yöntemlerin farklılığıdır. Evet. Bu ihtilafı kavga unsuru değildir ihtilaf. İslami terbiyede. İslami terbiyede ihtilaf bir şeyin hakikatinin meydana çıkması için oluşan bir olgudur. O ihtilafın neticesinde hakikatin değişik perdeleri ve boyutları tecelli eder. İhtilaf bu manada rahmettir. Ama ihtilafı insanlar heva heveslerine uyup şeytana uyup kavga unsuru birbirlerini katletme öldürme unsuru oluşursa o zaman zulmet oluyor.
O zaman zalimlik oluyor. Ama ümmet ne yazık ki bunu tam olarak hele son zaman uygulayamıyor. Yani ne yazık ki bu ihtilaflar ayrılık sebebi oluyor. Düşmanlık sebebi oluyor. oysa ihtilaflar hakikatin merkezini bulma hakikatin en saf dairesini bulma olması gerekir. En doğruyu bulma en iyiyi bulma yolu olması gerekirken ne yazık ki heva heveslerine uyanlar şeytana uyanlar bu manada durmuyorlar. Bu rivayette geçen evet maturidiye göre Allah'ın indirdiği hükümleri hak olarak görmeyen kimse kafirdir. Bu hükümlere inanmadığı halde amel etmeyen kimse de günahkar mümindir.
Hani normalde hep söyleriz ya Kur'an'ın bir bütün halinde iman etti ama amel etmiyor. Biz iman etti amel etmeyen bir kimseyi günahkar görürüz. İmam-ı Azam'dan itibaren. Ama bir kimse ufak tefek ameller ediyor ama bazı şeyleri reddediyor. Kabul etmiyor Kur'an'ın hükmünü. Kabul etmeyince reddedince o kimse namaz kılsa da kafir olur. Kur'an'dan bir hükmü reddeden bir kimse 30 Ramazan oruç tutsa da kafir olur. 30 Ramazan oruç tutsa her gece teravihe gitse 5 vakit namazını kılsa zekatını verse fidyesini fitresini verse böyle hayır hasenet işlese ama Kur'an'dan bir ayeti inkar etse kafir olur. Bütün ibadetleri boşa gider.
Kusura bakmayın boğazımı ıslatıyorum. Malum böyle kendimi acındırmak için söylemiyorum. Şeker hastası konuştukça ağzı dili kurur. Yapışır birbirine. O yüzden birbirinden açılsın diye uğraşıyorum. Allah bizi affetsin inşallah. şimdi zaten Ümmet-i Muhammed'in içerisinde anlaşılmayan bu. Yani herkes kendince diyor ben de Müslüman'ın işte herkesin vurulduğu yerler. Yani faiz böyle olmaması lazım. Bu hukuk böyle olmaması lazım. Yani şimdi insanı mı öldüreceksiniz? Ya canım kardeşim Allah'ın emri bu. Yani gelmiş senin kızına tecavüz etmiş ardından da öldürmüş. Senin canın yanmaz mı?
Sen ne yaparsın bunun karşılığında? İşte devlet diyor ki vurma ben senin yerine ben vuracağım diyor. Vurulmasını istiyorsan diyor devlet ben vuracağım diyor. Böylece ne yapıyor? Devlet seni katil olmaktan dışarı çıkarıyor. İster diyor fidye alırsın. İstersen bunu vurulmasını istiyorsan ben vururum. İstersen affedersin diyor. Ama bunu kime diyor? O kızın babasına diyor. O çocuğun babasına diyor. Onun başkasına demiyor. O suç şahsla istenmiş. Onu affedecekse şahıs affedecek. Devletin onu affetme hakkı yok. Böylece şimdi ne diyor bize batılılar?
İslam'ın hukuku uygulanmaz. Bizim için çıkan yöneticiler ne diyor? Evet bu uygulanması lazım. o öldürülen bir gazeteci vardı. Neydi o? Uğur Mumcu'nun güzel bir sözü vardı. Yani Fransız bilmem ne hukukuna uymuş İsviçre'den medeni hukukunu almış İtalya'dan şu hukukunu almış Almanya'dan bu hukukunu almış olan kimseye Türk denir. Aldığımız hukukun hiçbirisi de bu toprakların hukuku değil. İtalya Fransa Almanya İsviçre dört ülkenin kendince hukuklarını almışız kendimize hukuk etmişiz. Biz hala da Avrupa Birliği'ne gireceğiz diye uğraşıyoruz ve Avrupa'ya benzeyeceğiz diye uğraşıyoruz. Ve Avrupa'ya benzemek yaklaşık 15 yıldan beri insanların cinsel olarak ameliyat olmalarını kendilerini değiştirmelerini göz yummak olarak algılıyoruz biz.
Yani eşcinselliğe karşı karşı duruyormuşuz gibi gösteriyoruz kendimizi öyle zannetsinler diye bakıyoruz ama bu ülke 15 yıldan beri cinsiyet değiştirme ameliyatlarını bedava yapıyor devlet. Vatandaşın önüne çıktıkları zaman evet yani biz ırkımızı bozamayız şunu bozamayız bunu bozamayız Allah'ın lanet dediği işi yapamayız. Ya 15 yıldır sen SSK'dan bedavadan cinsiyet değişikliği ameliyatını yapıyorsun kaç tane cinsiyet değişikliği ameliyatı yapıldığını bilen var mı? Yok evet yani birisi kalkıyor ben kadın olacağım diyor senin verginden kadın oluyor sen de burada oturuyorsun eşcinselliğe lanet olsun hayır diyorsun senin verginden ameliyat oluyor kimse siz yürüyüş yapın eşcinselliğe hayır deyin vergilerinizden ameliyat oluyorlar eşcinsel oluyorlar cinsiyet değişikliği oluyor SSK ödüyor parayı hem tam mükemmel bir şekilde ödüyor psikiyatrisini
ödüyor psikoloğuna ödüyor hormon tedavisini ödüyor hormon ilaçlarını ödüyor tabi o adam göğüslerini büyütecek hormon tedavisi onları ödüyor poposunu düzeltecek onu ödüyor evet ödüyor sizin görmediğiniz bilmediğiniz yerler bunlar bunlar gösterilmeyen şeytanın sakladığı yerler bunlar şey asıl ilim şeytanın sakladığı yeri görmektir asıl uyanıklık şeytanın sakladığı yeri görmektir yoksa meydanda olanı herkes görüyor zaten evet şimdi bir kimse kalkıp da işte eşcinselliği bir hak olarak görürse bunu normal görürse
bunu helal görürse o kimse dinden çıktı ama biz eşcinselin birisi çıkıyor çıplak bağrını vuruyor Allah'ım diyor biz onu tamam ya bu da müslüman diyoruz sonra genç bir delikanlı bana soruyor diyor ki bunlar öldüğünde er kişi niyetine mi okunacak namazı hatun kişi niyetine mi ben de dedim bakmadım ki er midir hatun mudur görüntüsü ne hatun ama önceden neydi erkekti diyanet ne yapacak kıldıracak namazını işin bir de bu tarafı var yani Allah'ın lanetliğine uğramış bir kimse geldi musallat taşına kondu imam ona okucak onu kıldıracak
namazını yani sizin sizin paranızla cinsiyet değişikliği olduğu yetmedi yine sizin paranızla olan imam bir de onun cenaze namazını kıldıracak götürecek bir de gömecek onu yapacak bir şey yok devlet layık şimdi bizim İbrahim Usta'ya da cevap olsun layık bir devletin emirel mümini olamaz anladın layık bir devletin başındaki başkan emirel müminin olmaz olur derseniz Putin de emirel müminin o zaman bakın siz olur dediğiniz anda o zaman Putin de emirel müminin Putin'in de elin devletinin
altında müslümanlar var mı var o zaman ne oldu o da emirel müminin oldu o zaman Ukrayna'ya savaş açtı yürü hürü bütün o neydi o Çeçen devlet başkanı olan Kadirov satılmışı ne oldu o zaman o zaman o da zaten o da Putin'i emirel müminin görüyor zaten adam ne oldu kor general mi tuğ general mi ne oldu ne oldu kor general oldu bakın denklem oturmuyor siz Kur'an ve sünnete dayalı bir devletin başında ancak bir emirel müminin olabilirsiniz layık bir devletin başındaki bir başkana siz emirel müminin diyemezsiniz onun çünkü
Allah'ın hükmüyle hükmetmesi gerekir Allah'ın hükmüyle hükmetmeyen bir kimse asla emirel müminin olamaz böyle olunca Osmanlı'dan itibaren emirel müminin yoktur birileri de kalkıp da benim için bu emirel müminindir demesi saf cahilliğindendir onun cahildir o kimse bir kimse şunu diyebilir İmam-ı Azam benim için fıkıhta emirel müminindir eyvallah İmam-ı Muhammed benim için fıkıhta emirel müminindir eyvallah Serasi benim için dinde fıkıhta emirel müminindir eyvallah ben bunu çok yıllar önce söylediydim benim için üstadım
emirel müminindir sufilik içinde dini öğrenme noktasında benim için emirel müminindir o sufilik de alakalı bak bu benim için bir kimse kabul etmeyebilir eyvallah nasıl İmam-ı Şafi'i o emirel müminin görüyor İmam-ı Azam'ı görmüyor tamam ben de Abdullah Efendi'yi kendimi emirel müminin görmüşüm sağlığında eyvallah hatta sağlığı diye de bunu şey yapmayayım sınırlandırmayayım ben Erzaman için söylerim bu bedende bu can durduğu müddetçe ben şeyhimi rüyamda halimde hang halimde görsem bana bir şey dese ben yerine getiririm
şeyhsiz şüphesiz beni hiç ilgilendirmez benim şeyim ne o bu benim kendimle alakalı bu bir başkasını da bağlamaz benim böyle bağlılığım devam ettiği için zaten ben onun şeyhliğine laf söyleyenlere karşı mücadele ediyorum herkesin kendince bir manevi bağı vardır benim de kendimce onunla bir manevi bağım var benim o manevi bağım ondan hiç kopmadı kendimce o yüzden Cenab-ı Hak hamdolsun bana bu konuda ilham ediyor Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum ve mutluyum da hala da üstadımı savunabildiğim için üstadımın
arkasında durabildiğim için üstadıma laf söyleyenlere karşı kendimi siper edebildiğim için ettiğim için mutluyum da Cenab-ı Hak'a da hamd ediyorum Rabbim benim bu manada manevi olarak önüme getiriyor Cenab-ı Hak'a da hamd ediyorum bu konuda da sonsuz hamdü sena ediyorum benim için emirel müminindir o ha herkese sağ olan bir mürşid lazım mı? evet bu da işin başka bir boyutudur sen sağ olan bir mürşide gidip intisap edeceksin o da senin emirel müminin olacak ama bir mürşide bir mürşid bulacaksın şeyh değil burada ayırt ettiğim şey bu bir mürşidi kamil bulacaksın şeyh çok şeyhten bol bu işe yok sabah erken kalkan şeyh oluyor bir kuş uçtu bir dala kondu bu rüyayı gördü adam şeyh oldu şeyh çok ve adam ölüm hastası 106 yaşına gelmiş gözünü görmüyor gözü görmüyor kulağı işitmiyor ona icazeti mühürü bastır hiç kimsenin haberi yok ondan sonra bana icazet verdi de
orta yere çık şeyhlik yap sonunda bunu nasıl saklayacağım diye uğraş Allah gösterince ne yapacaksın neyi saklayacaksın saklayamıyorsun işte bir Mustafa geliyor ne kadar kirli çamaşırın varsa döküyor atıyor kenara Cenab-ı Hak gösterince ne yapacaksın Cenab-ı Hak bildirince ne yapacaksın şunu unutmayın şunu hiçbir zaman unutmayın Allah doğrunun yanındadır siz böyle çatılmayacak yerlere çatarsanız Allah sizin gizlediklerinizi orta yere çıkarır bakın bunları orta yere çıkaran Allah'tır hadisle sabit çünkü bunlar hadisle sabit
sen diyor çatılmayacak yerlere çatarsan senin sakladıklarını orta yere çıkarırız diyor Allah senin sakladığını orta yere çıkarır senin gizlediğini orta yere çıkarır sen böyle kimse görmez dersin uydur kaydır bir şey yaparsın Allah senin çamaşırını orta yere çıkarır bu konularda bir başkasının hakkına hukukuna riayet etmeye gayret edin bırakın adam birisi çıkmış bir şeyh olmuş benden hiç isim duyar mısınız?
duymazsınız ben ölçüyü koyarım isim konuşmam sebep bilemem kimin ne olduğunu Allah bildirirse bilirim ama kör bir kimse kalkar isim söyler Allah onun gizli defterlerini açar kimi açar bir de senin hiç sevmediğin kimseyi açar evet bir kimse sufilik yolunda gidiyorsa üstadı vefat etti gidecek bir mürşidi kamil bulacak şeyh demiyorum o yüzden altını çizerim ben şeyh çok çünkü sen bir mürşid bulacaksın bir mürşidi kamil bulacaksın şeyhten bol bir şey yok şeyh efendinin bu dergahatta beş tane nakibinin gabbası vardı beşi de şeyhlik yapardı
beşi de şeyhlik yapardı hiç sıkıntı yok bunda ve o beş nakibini gabbasın şeyhli bugünkü ben şeyhim diyen dolaşan zırtabozlardan iyidir evet şeyh efendinin maşallah insan yetiştirmiş bunu zaman geçtikçe anlıyor insan mübarek dergahından üç tane şeyh çıktı ikisini kendisi ilan etti e bir de adil ilan etti şimdi adil sonuçta dergahın nakibini gabbası benim ödemişte ilk ders verdiğim adam benim çavuş ettim zakir ettim adam yani siz buna bakıyorsunuz bir şeye benzetemiyorsunuz ama bizim ders verdiğimiz kimse
şeyh şu anda ben mutluluk duyuyorum ha sakın ha öyle bir şey algılanmasın gerçekten mutluluk duyuyorum ben şeyh efendi adına da da mutluluk duyuyorum şeyh efendi ben olmuşumdur olmamışımdır ayrı tartışma ilan ettirdi şeyhliğini ilan etti sonra başkasını ilan ettirdi ahmet duran ağabeyi de ilan ettirdi ilan ettirdi millet şimdi şeyh efendi laf söylüyor ama dergahından üç tane şeyh çıkmış hadi senin dergahından çıksın ben 18 yıl hizmet ettim ona 18 yıllık şeyhlik zamanında bak yetiştirmiş bir sürü insan hamdolsun demek ki
ulul emirmiş bakın ulul emirmiş yetiştirmiş ulul emirliğine ne bu delil tabi 8 Mayıs'a alacağız bu sohbetleri 8 Mayıs güzel bir gün olacak inşallah ortalık bir kaynayacak 15 Mayıs'ta ilan ettirdik ama 15 Mayıs'ta Erdoğan'ın düğünü varmış bu bana mesaj attı böyle böyle ondan sonra düğünün tarihini değiştireyim dedi yok değiştirme biz sohbetin tarihini değiştirelim dedik o yüzden 15 Mayıs'ta 8'ine çektik inşallah Ahmet dayanamadı gene ya söylediğimiz olmasın mı Ahmet şimdi ya olmasın mı Ahmet ya
olsun inşallah ya yok söyle sohbetler şüphe doğmasın kılınmaz
etmezler evet Allah'ın sıfat Allah'ın sıfat Allah sıfatlarıyla tanınır ve bilinir ve sıfatlarıyla görülür eğer bir kimse Allah'ın sıfatlarıyla tanınmasını görünmesini bilinmesini inkar ederse küfre düşer onun arkasında namaz kılınmaz imamsa Allah muhafaza eylesin evet onun iman yani maturidinin iman amel anlayışına göre büyük günah işleyen kimse dinden çıkmaz kaldı ki kozmik egemenlik Allah'a aittir
yeryüzünde bu hakimiyet insanların eliyle tecelli ettirilecektir yani normalde yine iman maturidiye göre bir kimse ne kadar büyük günah işlerse işlesin o günahı küçük de olsa büyük de olsa o günahı günah olarak görmezse dinden çıkar ama onu günah olarak gördüğü müddetçe o kimseye biz kafir diyemeyiz eşcinsellik yapar onun günah olduğunu biliyordur Allah'ın lanetlemiş olduğu bir fiil olduğunu biliyordur bunu inkar etmez inkar etmezse büyük günahı kebari işlemiş Allah'ın lanetlik bir işini işlemiş olur veya mümin kardeşine faiz yapar mümin kardeşine faiz yapınca işte o büyük günahı kebari işlemiş olur
ama bu faiz caizdir helaldir derse o zaman küfre düşmüş olur ve hatta bir kişinin arkasından laf dolaştırır nemmamlık yapar o nemmamlık yapması büyük günahtır ama onu büyük günah olarak veya küçük günah olarak görmez ise küfre düşmüş olur Allah muhafaza eylesin kozmik egemenlik dediği külli yaratılanların her şeyin egemeni üzerinde hüküm sahibi Allah'tır ve Cenab-ı Hak bütün varlığın üzerinde tek hakim ve tek hüküm sahibidir bunu da bir kimse üzerinde tereddüt ederse üzerinde şüphe düşer onun üzerinde böyle değil der ise o da küfre düşer
bunu neden böyle söyledim mesela bir profesör neydi o Süleymaniye Vakfı'nın başındaki profesör Abdülaziz Bay'ındır mesela dedi ki Allah bunu kulağımla işittim televizyonda Allah dedi kulunun ne yapacağını bilmez dedi kaderi bilmez dedi dinlediniz mi bunu evet Cenab-ı Hak yarattığı varlığın hepsinin üzerine hakimdir ve hepsinin ne yapacağını ne yapmayacağını bilir birisi kalksa Allah bunu bilmez dese o küfür sahibidir küfür ehlidir onun arkasında namaz kılınmaz onun kestiği yenmez buradan tövbe etmediği müddetçe şimdi o kimse kendi kendisine tövbe etse biz bilmiyoruz yine
onun buradan geri döndüğüne dair yine halka bir açıklaması yapması gerekir çünkü hani kalp ile tasdik dil ile ikrar iman dil ile ikrar edecek halkın önüne çıkacak diyecek ki ey filanca ümmet filanca insanlar ben filan tarihte televizyon programında böyle böyle de dedim ama dilim sürtmüş ama bilememişim Allah yarattığı her şeyin üzerinde hakim bilicidir hakim bilicidir iman ettim deyip o haline tövbe etmesi gerekir eğer o haline tövbe etmezse iman ettiğini beyan etmezse biz onun üzerinde bu sözü söyleyen her kim ise deriz ki bu söz küfür onun arkasında namaz kılınmaz
bunun gibi bir kimse ben burada canlı yayında bir şey konuşuyorum canlı yayında konuştuklarımda eğer ki Kur'an ve sünnetin dışında bir şey var ise ve bu bana tebliğ edilir bana bu konuda nasihat edilir bu konuda söylenirse ben burada yine canlı yayında çıkıp arkadaşlar böyle bir hata yapmışım böyle bir yanlış yapmışım buradan geri döndüm tövbe ettim bunun doğrusu buymuş diye benim buradan yayınlamam gerekir eğer yayınlanmazsa o kimse beni öyle tanımlayabilir bakın beni öyle tanımlayabilir bu dinle alakalı bunun gibi Allah bizi affetsin insanların kendilerine ait eksiklikleri noksanlıkları vardır
Allah affetsin cümlemizi bu ayrı bir meseledir ama bizim gibi insanların topluma anlattıklarında sorumlu insanlar ben o yüzden derim yani bu bizimki cahil cesareti gibi Allah bizi affetsin çıkıyorsun burada konuşuyorsun onun sorumluluğu var insanlar onunla amel edecekler insanlar onun peşine düşecekler bu kolay bir şey değil o yüzden dile hakim olmak lazım Rabbim muhafaza eylesin Evet 21. sayfadan devam edeceğiz arkadaşlar gecikiyorum Ramazan'da o yüzden özellikle sizlerden hak talep ediyorum hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun el fatih hemen selat amin bu normalde bir şey ilan edeyim açta bu 15 Mayıs'la alakalı arkadaşlar çalışmalar yapmışlardı bununla alakalı 8 Mayıs olarak
bunları değiştireceğiz bayan kardeşlerde erkek kardeşlerde bu yapmış oldukları çalışmaları bizim Salih'in hesabını açsın Salih'e ben söyledim işlerinden onları dedim ona göre beraber bir çalışma yapalım Hangisini kullanacaksak onu kullanalım dedim benim kendime bana atılanlar var benim fazla vaktim olmadığından tam hepsini inceleyemedim o bana atanlar inşallah Salim'in adresine atsınlar o çalışmaları düzeltilecek olan yerleri düzeltelim inşallah öyle bir şey ilan edelim önceden de ilan ettik onu şimdiden bayramdan sonra diye daha önce cevabı bir sohbet edeceğim demiştim ama normalde işte bayram sonu oluyor yine ayın sekizi bayram sonu Şeyh Efendi bu sadece Şeyh Efendi ile alakalı kendimle alakalı konuşmak istemiyorum
Ben Allah'a teslim olmuşum ama vefat edeli 20 kusur yıl olmuş bir kimsenin arkasından ileri geri konuşmak hiç kimsenin haddine değil O yüzden benim canımı acıttığı gibi maneviyatın da canı acımış bu konuda bu sadece benim kendi kafamdan yaptığım bir şey değil bu işin manevi boyutu da var o yüzden o gün onu da anlatacağım orada lafımı yani yutmayacağım daha doğrusu gördüklerimi yutmayacağım o yüzden gördüklerimi de orada anlatacağım kırılan kırılacak eziren ezilecek gücenen gücenecek Ama yapacak bir şey yok Allah'ım hayır versin bu hiç kimsenin haddine değil ölmüş vefat etmiş 20 kusur yıl geçmiş üzerinden bir o kadar yıl Kur'an ve sünnete şeyhlik olarak hizmet etmiş ondan öncesinde de hayatını Kur'an'a sünnete sufilya adamış bir kimsenin
ve binlerce müridi olan ve Anadolu'da ayak basmadık bir yer bırakmayan bir kimsenin arkasından onun şehrine konuşmak onun arkasından nemlamlık yapmak dedikodu etmek gıybet etmek laf dolaştırmak kimsenin haddine değil Kendime için susuyorum seslenmiyorum bu benim de hakkımda bir sürü laf söylüyor aynı zat ve avanesi ben kendimi savunma noktasında değilim Rabbim alsın intikamıma ben kendimle alakalı durumum yok ama üstadımla alakalı bir manevi hal tecelli etti o gün o yüzden konuştum konuşmamın sebebi de perde arkasında o vardı o yüzden o devam etti daha hani perşembe zikirlerinde filan özel zikirlerde devam ediyor bazı şeyler o yüzden hemen tarihi belirleyeyim dedim biraz da onlara şey ne o lütuf aslında hani yapmış oldukları hatalardan geri dönsünler dönmezlerse bizden sorumluluk gidiyor Allah bizi affetsin
İnşallah Haklarınızı helal edin Selamünaleyküm Şeyh Efendi vefat edip gitti arkasında kimse yok zannediyorlar unutuyorlar bazı şeyleri insan kör olunca edepten de uzak olunca ahlakı da bozuk olunca görmüyor Allah'ın hesabı geniş hesabı dar değil rahmeti geniş olduğu gibi hesap görmesi de geniş adamın adamın defterini durar da adam ne olduğunu anlayamaz evet
ramazanlarınız oruçlarınız makbul olsun dualarınız kabul olsun zikirleriniz kabul olsun selamünaleyküm ne sikirleriniz zikirleriniz
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.