mustafaozbag.org

İMAM-I MATURİDİ EKOLÜ VE DEMOKRASİ ÜZERİNE. 02.04.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Nisan 2022 · 33:28

Üzübü'l-lâh'i müneşşeytanurre Bugü, Bismillahirrahmanirrahîm. ефatal zikr, fa'aleman entrance, kiemden Resûlulullah'ın personally en bilené veur selamdülillâh'i rap'il âlemîn. Üzübü'l-lâh'i müneşşeytanur SCOTTETBIDISM'si'l-Lâhi râhmînurra'îm.
Selâmünaleyküm. Geceniz hayırlı olsun inşallah. Gündüzleriniz hayırlı olsun. ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizin ve cümle ümmeti Muhammed'in Ramazan-ı Şerif'i mübarek olsun. Rabbim inşallah sonunda cemaline kavuşacak ameller işleyenlerden eylesin. Rabbim cemaliyle bayram edenlerden eylesin. Rabbim cümlemizi hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hakça yaşayan, batıl batıl bilip, batılla mücadele eden kullarından eylesin. Amin dillerimizi nar-ı cehennemden azat eylesin. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Hepinize hoş geldiniz. Bugün orucun ilk günüydü.
Cenab-ı Hak inşallah Ramazan'ın sonuna kadar orucunu bir tamam gidenlerden, tamamlayanlardan eylesin inşallah. Soru sahibini göremiyorum. Haa evet, hoş geldin. Nasılsın, iyisin? Allah da versin inşallah. 14. sayfadan devam ediyoruz.
İslami bakış açısından dinin düzeni dünyanın düzeni ile kaimdir. Dünyanın düzeni ise kendisine itaat edilecek bir yönetici ile sağlanır. sağlanır. Sünni anlayışta yöneticinin meşruiyeti halkın seçimine bağlıdır. Farabi ilimleri tasnif ederken kelamı siyaset felsefesi içerisinde saymıştır.
Farabi, Ebur, Nasır, Muhammed ilimlerin sayımı. Tabi bunları böyle konuşurken bunların yer değiştirmek de mümkündür. Yani dinin düzeni ile dünyanın düzeni aslında iki kanatlı kuş misalidir. Bir taraf dinin düzeni dizayn edilirken öbür tarafta da dünyanın düzeni dizayn edilmelidir.
biz İslam'ın ilk çıkış tarihinden veyahut da çıkış noktasından itibaren baktığımızda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gelen ayeti kelimeleri anında tecelli ettirerekten bunların da yaşanmasını ve yaşatılmasını sağlıyordu. Böylece dinin düzeni ile dünyanın düzeni birbirine paralel bir şekilde gidiyordu.
Önce dinin düzenini kuralım sonra dünyanın düzenini kuralım veyahut da önce dünyanın düzenini kuralım sonra dinin düzenini kuralım felsefesi o gün için mümkün değildi. Sebebi şuydu çünkü din henüz daha tamamlanmamıştı indirilmesi tamamlanmamıştı. indirilmesi tamamlanmadığından dolayı dine dayalı bir dünya düzeni kurulmamıştı. Peygamberi metot bu manada ayeti kerimelerin inmesiyle beraber yaşanabilir hale getirilip yani zaten yaşanacak şey hemen yaşanabilirliğinin tecelli ettirmek yaşanması ile alakalıydı. böyle olunca o hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dini yaşantısı ve dünya yaşantısı birbirine paleler bir şekilde gitti.
Şimdi dinin düzeni için dünya düzeni gerekmez. Din çünkü otomatik olarak dünyayı da dizayn eder. Din hem bireysel olarak bir kimsenin dinin üzerinde tecelli ederken otomatik olarak o kimsenin dünyasını da dizayn eder. Veya bir toplumda gerçek manada din oturmaya yerleşmeye başladıysa o toplumun dünya düzeni de otomatik olarak değişmeye ve düzelmeye başlar.
Şimdi bizim yanılgıya uğradığımız yer şurası. Biz İslam dünyası olarak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Kur'an ve sünnete dayalı kurgulamış olduğu dini ve dünyayı sistemi hadi ben Hazreti Ebubekür Ömer Osman Ali ve Hazreti Hasan Efendimiz de işin içerisine kataraktan beş halifeden sonra biz bu dengeyi kaybettik İslam dünyasında. Biz bu dengeyi kaybedince İslam dünyası değişik fikir akımlarının değişik dünyevi akımlarının etkisinde kalaraktan yeniden bir şeyler oluşturmaya çalıştılar. Hala da çalışıyorlar ama bir türlü İslam dünyası bu benim kendimce tespitim bunu başaramıyor. Bunu başarmaktan uzak çünkü ihlas ve samimi bir ihlas ve samimiyete dayanarak dayanarak o Hz.
Peygamber ve beş halife döneminin icraatlerini yapmaktan uzaklar. Böyle olunca değişik düşünceler çıkıyor. İşte din dünyayı düzelteceğine dünya dini düzeltiyor. Şimdi İslam dünyasındaki din dünyanın emrinde. Dünya dinin emrinde değil. yani dünya bizim dinimizi dizayn ediyor. Din dünyayı dizayn edeceğine din dünyayı dizayn edeceğine dünya dini dizayn ediyor. Dünya bakın dini dizayn ediyor diyorum. Çok ağır bir kelime bu. Dindarları değil. Bakın dindarları değil.
Dini dizayn ediyor. Yani sizin siz tabi dine bütün İslam dünyasını öyle bir hale getirdiler ki İslam dünyası sadece ibadete bakıyor. Bugün oruçlarımızı tuttuk. Allah kabul etsin. Öyle değil mi? Harika. Peki bugün kaç sefer aklımıza adalet aklımıza geldi? Kaç sefer sefalet aklımıza geldi? Kaç sefer zulüm aklımıza geldi? Kaç sefer zalimlikler aklımıza geldi? Bugün kaç sefer aklımıza İslam'ın adalet mekanizması aklımıza geldi. Bu acı bir şey.
İslam dünyası için bu acı bir şey. Üstüne demiş ya evet kelamı siyaset meşruiyeti halkın seçimine bağlıdır demiş yöneticinin. Tamam harika. Bana söyler misiniz dünya üzerindeki halkın seçimiyle doğru seçimiyle seçilen bir kimseyi? İslam dünyası dahil buna. Hristiyan dünyası dahil Yahudi dünyası dahil gerçekten halk mı seçiyor yoksa seçileni halk tasdik mi diyor? Faiz haram mı?
İçki haram mı? Kumar haram mı? Fuhuş haram mı? Adaletsizlik haram mı? Rüşvet haram mı? İhalelerde yolsuzluk haram mı? Peki. Bu haramda bir sürü haramlar var. Uyuşturucu haram mı? Evet. Adaletsiz davranmak haram mı? Peki. Bir parti çıksa Türkiye'de ben iktidar olursam bunların hepsini de yasaklayacağım derse parti kurabilir mi? Duyamadım. Kuramaz. Ya nerede demokrasi? Demek ki Müslümanlar farkında değil. Yani Müslümanlar aslında kendileri gerçek manada ya bir dinlerini bilmiyorlar dini bilmiyorlar o zaman.
Ya iki bütün İslam dünyası için söylüyorum bunu. Ya dinlerini bilmiyorlar ya da diyorlar ki tamam ya ne yapalım bu zaman da böyleymiş. Yani değişik herkes kendince aldatıyor. O zaman seçimle meşruiyetini kazanacaksa bir kimse hangi seçimle meşruiyetini kazanır?
Seçilmiş kimselerin seçimiyle mi meşruiyet kazanır? Atanmış kişilerin seçtiği kimsenin seçilmesiyle mi meşruiyet kazanılır? Nasıl seçilir bir kimse? Bunun ilk döneme döndüğümüzde ölçüsü ne? Aşere-i mübeşşere var. Aşere-i mübeşşere seçiyor. On kişi seçiyor içinden birisini. Halife seçiyor. Bunu ahsap geliştirmemiş. bir eksiklik noksanlık olarak görmüyorum. Hani bir on kişiden birisi vefat ettiğinde başka bir sahabeyi yanlarına almış olsalardı diyecektik ki bir kurul var. O bu on kişilik kurul devamını kendi içinden bir devlet başkanı seçiyor.
Ama böyle yapmamış daha. Böyle yapmayınca ne yapmışlar? Hep devam etmişler. Arkadaşlar içerideki kardeşlere oruçtan çıktılar su dağıtabilirsiniz bu konuda hiç olmazsa yani şey olmasın nal ne o orucun birinci günü su ihtiyaçları olabilir. Bunu geliştirmemişler. Ama buradaki hani sadece seçilmek yetmez seçimin kalitesi ve seçimin nasıl olacağı da önemli. benim nazarımda seçimlerin hür olması lazım. Her aday her şeye her kimse devlet başkanı için şu eğer ki belli bir eğitimi var ise bir hani ölçüsü olabilir bunun bir kriteri olabilir ama bu kimseler devlet başkanı seçilebilir.
Ama bugün dünya sistemi içerisinde doğru bir seçim olacağına inanmıyorum bir de seçilse de önemli değil. Yani dünya sistemine uymayan bir kimse devlet başkanı seçilirse dünya sistemi onu alaşağı etmeye çalışıyor. Ya diyor benim sisteme uyacaksın dini önemli değil o kimsenin. Ya diyor benim sisteme uyacaksınız ya da diyor ben onu deviririm aşağı diyor. Deviriyor. Bunun temel nedeni kelam ekolleri arasında İslam inanç ilkeleri açısından devlet başkanlığı meselesinin tartışılmasıdır. Çünkü Şia hariç diğer kelamı düşüncelerde siyaset iştihadi bir konudur. Evet yani Şia'da bu seçilmiş imamlar devlet başkanı olur.
Aslında şu anda Şia'da da bu yok. Yani Şia'da önceden bu böyle uygulanıyordu ama bugünkü Şia'da bu da öyle uygulanmıyor. ve o yüzden bu siyasetin iştihadi tartışmalarının içerisinde Şia'yı koymak mümkün. Kısa bir paragraf açalım. Daha önce değindik ama önemli. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Bakara 256. Bu ayet-i kerime İmam Maturidi çok önemser. İmam Azam da önemser. İmam Maturidi bunu o kadar çok önemser ki bu ayet-i kerimeyi ibadetten tutun siyasete varınca kadar bütün ayet-i kerimelerde bu tip meselelerde kendine ölçü olarak alır. Dinde zorlama yoktur.
Yani hatta hani Hanefilerde meşhurdur ya bir kimse iman etti etti. Hiç ibadet etmemiş olsa siz onu ibadete zorlayamazsınız. Siz ona imana da zorlayamazsınız. Hanefi ekolüne göre iştahadına göre bir kimse iman etmedi. Etmedi. Siz onu imana zorlayamazsınız. Bir kimse iman etti evet ibadet etmedi. Siz ona ibadete de zorlayamazsınız. Ama o kimse toplumun genel ahlaki kurallarına uymakla mükelleftir. eğer devletin ana hukukuna ve kurallarına uymakla mükelleftir. Ama ne devlet ne de toplum onun üzerinde ne inanma baskısı ne de ibadet baskısı kurabilir.
Asla ve asla devlet ona kesinlikle ve kesinlikle böyle bir baskı kurması mümkün değildir. Bu İmam Azam ve Hanefi ekoli için çok muhteşem bir haldir. Çünkü böylece insanlar kendilerince kendi dairelerinde belli bir hürriyet içerisinde yaşayabilirler. Bu ayetten hareketle maturidi nasıl ki bir kimse imana girip girmemekte zorlanmazsa imana girdikten sonra da ibadetleri yerine getirip getirmemekte de zorlanamaz demektedir. Evet bu kaide kesinlikle ve kesinlikle değişmeyen bir kaidedir. Ama burada da bir öz eleştiri yapmaya ihtiyacı duyuyorum. Yani son 300 yılda enteresan bir şey yaşanır İslam dünyasında.
İslam dünyasında Müslümanların üzerinde bir mahalle baskısı gibi bir baskı oluşur. Yani bu mahalle baskısı gibi olan bu baskıda değişik fetvalarla desteklenir. Bakın fetvalarla desteklenir. İnsanların üzerinde böyle bir baskı oluşturulur. Ve bu baskının ben hala da devam ettiğine inanıyorum. Bakın bu baskının hala da devam ettiğine inanıyorum. Ha gönül gönül arzu eder ki bu baskı unsuru ortadan kalksın. Ama ne yazık ki kendi dindaşları insanlara bu baskıyı yapar. Gönül arzu eder ki insanlar dini bilinçli olarak anlasınlar algılasınlar. Dini hür bir şekilde kabul etsinler.
Ve herhangi bir baskı unsuru olmadan dinlerini yaşasınlar. Ama bu baskıdan mesela sufiler de kendilerince paylarını almışlardır. Mesela belirli sufi grupları gönüllülük esasından çıkarmışlardır sufiliği. Ben o yüzden tarikat kelimesini kullanmam ve tarikat uygulanışını İslam dünyasındaki son 300 yıllık tarikat anlayışının uygulanmasını kabullenmem.
Sebebi şudur yani o insanı sen hür bırakmadın. Yeni daha dergahla dervişle şeyhle mürşitle tanışan bir kimseysen her namazdan sonra 15 dakika gözünü kapatacaksın şeyhini rabıta edeceksin de. 20 dakikade 30 dakikade tarikatların öğretisine göre. Ya bu adam daha şeyhi bilmiyor. Ya bu adam daha müritliği bilmiyor. Mürşitliği bilmiyor. Daha bu adam yolu bilmiyor. Yordamı bilmiyor. Bu adamı neden sen bu tarafa doğru itiyorsun? bu insana neden bunu zorla yaptırıyorsun? Bunu zorla yaptırdığında o kimsede duracak mı bu? Dönecek sonra intikam alacak. Yaptığından intikam alacak. Veya zorla ibadet ettiriyorsun. Dayakla namaz kıldırıyorsun.
Dayakla Kur'an-ı Kerim öğretiyorsun. Veyahut da işte baskıyla o kimseye dini bir dini bir recibeyi yerine getirtireceğim diye uğraşıyorsun. Baskıyla yapıyorsun. Bu ne Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin sünnetinde var ne Allah'ın adetullahında var ne de Hanefi iştahatlarında var. Ama ne yazık ki bu çizgiden çıkılmış. Bu çizgiden çıkılaraktan insanları zorla ibadet ettirilir hale getirilmiş. Ama bu cemaatlerin cemiyetlerin tarikatların içerisinde bu oluşmuş. Ama toplumun içerisinde oluşmuş. Bunun değişik tabi versiyonları var. Değişik tecelliyatları var. Allah bizi affetsin. Müslüman olmayan kimseler gerek kişisel ve gerekse siyasi güç yoluyla imana zorlanamayacakları gibi Müslüman olup da kendi iradesiyle sonradan İslam'dan çıkanlar da cezalandırılamazlar.
Maturidi Ebi Mansur Muhammed Tevhid-ül Kur'an şimdi bununla alakalı son kısmıyla alakalı İslam dünyasında tartışma var. Birinci kısmı ne? Müslüman olmayan kimselere hiçbir zaman hiçbir şekilde hiçbir zaman hiçbir şekilde onları İslam olmaları için siz zorlayamazsınız. Hiçbir zaman. Bunun en böyle orijinalliğine yakın örneği Osmanlı'da vardır. Osmanlı'da böyle bir zorlama söz konusu değildir. Bilhassa mesela İstanbul'da değildir örneğin. Yani merkezde böyle bir zorlama söz konusu değildir. Başşehir'de başkente böyle bir şey söz konusu değildir.
Görülmemiş hiç bu tip vakalar. Taşra'da böyle vakalar olduğu söylenir bilinir. ama genel olarak böyle bir şey yok. Aslında İslam'ın temel prensiplerinden birisi insanları dini noktada zorlamamaktır. Şimdi dinden irtidat edenler geri dönenlerle alakalı tartışmalar var. Hani bir kimse İslam ben Müslümandım ben Müslümanlıktan çıktım dediğinde siz onu katledebilir misiniz katledemez misiniz? Bununla alakalı tartışmalar var. Ben o tartışmaların içerisine girip de sığ bir meselede konuşmak istemiyorum. Benim bir tarafım şunu söylüyor. Bunu da saklayacak, gizleyecek değilim. Hür bırak insanları. Benim bir tarafım bunu söylüyor. Hür bırak. Nasıl biz arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, disturumuz, ders almak isteyen gelir, ders alır rüyasında görüyorsa, bırakmak isteyen de bırakır.
Nasıl bu serbestse bizde ve bırakırsa bir kimse nasıl biz onun arkasından kötü bir şey konuşmuyorsak, bu onun hakkıysa hem insani olarak, hem dini olarak, hem de sufilik olarak hakkıdır. Bir kimse gelir, imtisab eder, ders alır, bakar, der ki burası bana göre değil. Ben gidiyorum, selamünaleyküm, aleykümselam, Allah yolunu açık etsin. Bunda bir sıkıntı yok. Hür bir şekilde bir kimse, bir topluluğe intisap edebilir, o topluluktan intisabını bozabilir, ben ayrılıyorum diyebilir. Bunun aynı şekilde, dinin üzerinde de bunun böyle olabileceğine inananlardanım. Ama bunun iştadi olarak, bunun üzerinde tartışmalar var mı?
Var. Ben o tartışmalara girme noktasında değilim ama dünyanın geldiği bu noktada özgürlüklerin konuşulduğu, insanların özgür bir şekilde seçimlerinin yapılacağı, yapabileceği konuşulurken, yeniden bazı şeylerin Kur'an, sünnet sünnet distürü dairesinde iştahat edilmesinin gerektiğine inananlardanım. Maturidi, Hz. Ebubekir ve Hz. Ali uygulamalarını örnek gösterir. Hz. Ali, kendi yönetim döneminde Müslüman oldukları halde meşru imama başkaldıranlarla savaşmadığını belirtir. Evet, Hz. Ebubekir Efendimiz, vergi ve zekat biat vermeyenlere savaş açmıştır. Dini bir savaş değildir. Devletle alakalıdır.
Hz. Ali Efendimiz de kendisine biat etmeyenlere savaş açmamıştır. Hz. Ali Efendimiz kendisine savaş açanlarla savaşmıştır. O yüzden hatta Hz. Ebubekir Efendimiz'e Hz. Ömer Efendimiz der ki sen iman ettim diyenlere mi kılıç çekeceksin şimdi der. Yalancı peygambere karşı. O da Hz. Muhammed'i Mustafa'ya ne yaptılarsa bana da yapacaklar der. Yürür. Biz Hz. Ali Efendimiz'in uygulamalarına baktığımızda mesela Muaviye Hz. Ali Efendimiz'e biat etmemiştir. Muaviye Hz. Ali Efendimiz'e biat etmediği halde Hz. Ali Efendimiz Muaviye husisi bir ordu kurup üzerine gitmemiştir. Cemel vakası ayrı bir vakadır.
Ama mesela Hz. Ali Efendimiz asla ve asla iman etmiş kimselerle alakalı savaş yapmaz. Örneğin Hz. Ali Efendimiz Hz. Osman'ın katillerinin bulunmasıyla alakalı meselede biz topluluğu öldüremeyiz. Muaviye komple topluluğun kılıçtan geçirilmesini ister. der ki biz topluluğu kılıçtan geçiremeyiz. Suçluğu bulacağız suçluğu katleteceğiz. Onun cezasını vereceğiz der. Ve ayrı bir fıkıh penceresi iştahat penceresi açar. Buradan hareket ederekten Hz. Ali Efendimiz asla kalkıp da kendisine biat etmeyen Muaviye ve diğer başka kimseler de var. Onun yanında da sahabeler var. Onlara karşı bir savaş aşmamıştır. Rabbin eğer dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi kesinlikle inanırlardı.
Böyleyken sen mümin olsunlar diye insanları zorlayacak mısın? Yunus 99 Bu da İmam Maturidi'nin ve İmam Azam'ın bir önceki okuduğumuz Bakara suresindeki siz hani dinde zorlama yoktur ayeti kerimesini ne atfen veyahut onu perçinleyen ikinci ayeti kerimedir. Yani Allah dileseydi yeryüzünü komple İslam ederdi. Allah böyle bir şey dilemediği halde sen bir peygamber olarak bir Müslüman olarak bütün yeryüzünü İslam edeceğim diye zorla İslam edeceğim diye böyle bir çaban söz konusu olamaz. insanlar bu noktada zorlayıcı unsurlarla yürüyemezsin yürütemezsin bu mümkün değil. İs alimleri toplanmışlar hadisleri kriterliyorlar.
Bu onların işi mesela. Diğer Müslümanların bununla ilgilenmesi şart değil. Ben bazen derim ya yani adam çıkıyor televizyonda bu hadis sahihdi değildi. Kardeşim hadisçi misin sen? değilsin. Neysin? Sosyologsun. Yani sosyolog bir insanın hangi hadis sahih, hangi hadis sahih değil, hangisiyle amel edilir, hangisi amel edilmez. Senin benden bir farkı yok. Sen bu konuda ahkam kesme. Nasıl ben kalkıp da dişçilikte ahkam kesmeyeceksen, sen de bunda ahkam kesme. ama ne yazık ki dünya Müslümanlarının en büyük sıkıntısı bu. Siyasetçisi dinde ahkam kesiyor. Ekonomisti dinde ahkam kesiyor. Hiç alakası yok, adam başka bir konuda uzmanlaşmış, profesör olmuş, dinde ahkam kesiyor.
Çocuk 15 yaşında daha dinde ahkam kesiyor. Sokaktaki adam dinde ahkam kesiyor. Veyahut da namaz kılan bir kimse ahkam kesiyor. Ya canım kardeşim bu konuda kaç tane kitap okudun, kaç tane eser okudun, bu konuda senin ne uzmanlığın var? Veyahut da bir kimse kalkıyor sufilikte ahkam kesiyor. Canım kardeşim sen bir şeyhe vardın mı? Bir ona intisap ettin mi? Bir onun öğretimine eğitimine girdin mi? Bir oturdun onun dizin dibinde yıllarını geçirdin mi? Sen nereden ahkam kesiyorsun? Ama bizde bu hastalık var. Ama din bu hastalığı tedavi ediyor. Diyor ki konusunda uzmanlaşmış olan insanlar bu konuyla alakalı çalışıyorlarsa ve bunun tebliğini yapıyorlarsa diğer Müslümanların üzerinden bu zorunluluk kalkar.
Yani biz hepimiz diş doktoru olamayız. Şimdi herkes her şey ama internet var ya yani doktorlar nefret ediyorlar. İşte doktor internet dokudum bu ilaççı gelmiyormuş. E git internet tedavi etsin seni diyor. Haklı herkes her şeyde ahkam kesiyor şimdi. Ama din bakın bize bunu önermiyor. Din diyor ki konusunda uzmanlaşmış olan bir topluluk bununla alakalı çalışmalar yapsın sunsun topluma ve diğer toplumun üzerinden farz olan bu ibadet kaksın hani bir şehirde bir terzi varsa orada farzı kifayet oluyor yani terzi olmasına gerek yok.
Bunun gibi bir meslekten bir kimse var ise meselesi halloldu. Bunun gibi tarih boyunca iyiliği yaymak ve kötülüklerle mücadele etmek sadece Müslüman ferde vacip değil aynı zamanda siyasi iktidarın da en önemli görevlerinden birisi sayılmıştır. Ama ne yazık ki tarih boyunca iktidarlar bunu böyle yapmadılar ki genel olarak iktidarlar kendi iktidarlıklarını perşinlemek genel olarak kendi çevrelerindeki insanlara iktidar olmanın nimetlerini paylaşmakla geçirdiler. Acı olan şey bu. O yüzden halk iyilikle ve iyiliği öğretmekle alakalı zayıf kaldı.
E şimdi böyle bir siyasi iktidardan biz iyiliği öğret demiş olsak önce toplum ayağa kalkar ki bir de biz evrensel iyilikleri öğretemeyiz. Bizde böyle bir kısırlılık var. Allah bizi affetsin. Evet buradan devam edeceğiz. Saat 22.44 çünkü. Buraya devam yazıyorum inşallah. Kalemi açabilirsem. Allah gecenizi hayırlı eylesin. El Fatiha Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi