mustafaozbag.org

HADİSLERLE TASAVVUF (72. HADİSİN AÇIKLAMASI) SORU /CEVAP

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 24 Temmuz 2020 · 3:00:49

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, dilinizi Cenab-ı Hak kendi zikrullahıyla ıslak eylesin, kalbinizi kendi muhabbetiyle doldursun, taşırsın, bütün âlemlerde muhabbetullah hakim olsun, varlığın her zerresinde kalbinizi muhabbetullahı, varlığın her zerresinde tecelli etsin. Cenab-ı Hakk'ın sevdiği kullardan olun, Cenab-ı Hakk'ın sevdirdiği kullardan olun, Cenab-ı Hakk'ı seven kullarından olun, inşallah. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, zilhiccayınız da mübarek olsun. Malum bugünler, ibadet günleri, zikir günleri, dua günleri, oruç günleri, Cenab-ı Hakk inşallah bugünlerde oruç tutanlardan, Allah'ı zikredenlerden, Allah'ı tesbih eden, tenzih eden, teşbih eden, hamd eden kullarından eylesin.
Tövbelerini kabul ettiği kullarından eylesin. Malum, Arafat günleri geliyor. Bu sene her ne kadar hac, farizası, Müslümanlar açısından sıkıntılı olsa da, İnşallah, Arafat günü, Arafat günüdür. Arafat gününe doğru, inşallah, günleri kendimizi hazırlayalım. Ve, Arefe günü, Allah'a dua eden, zikreden, hamd eden, şükreden kullarından olalım, inşallah. Bu, Ramazan arifesinde de, özür dilerim, kurban arifesinde de, oruç tutmayı ihmal etmeyelim. Kurban Arife günü, en önemli günlerinden bir gün. O yüzden o gün de, oruçlu geçirelim, inşallah. Cumartesi günü akşam da, kurbanla alakalı sohbet edeceğiz. Allah izin verirse, cumartesi gün, kurban ne, ne değil, nelerden olur, nelerden olmaz, kısa bir şekilde, kurbanla alakalı sohbet yapacağız.
İnşallah, kurban kesecek olan kardeşlerimiz de, hazırlıklarını ona göre yapsınlar, inşallah. Bu sene, bu kurban bayramında, bir engelleme, bir yasaklama olmazsa da, inşallah bayramlaşmayı yapacağız. Bayramlaşma için hazırlıklarımız oluyor. Bizim vakfın merkezinde olmayacak, orayı almaz diye düşünüyoruz. İnşallah, bir yer hazırladık gibi, ondan sonra bunun ön görüşmeleri oldu. İnşallah, bayramlaşmayı da, o yeni görüşme yaptığımız yerde yapacağız. İnşallah, Allah'tan bir şey gelmezse. Bir ilanımız var, bu Bursa'daki kardeşlerle ilgilendiren, Bursa'da LGS yerleştirme tercihleri için danışmanlık hizmeti almak isteyenler, tasavvuf vakfımızın merkezinde, binasında saat 10 ile 16 arasında hizmet verilecek.
O yüzden ilgililer, pazartesi ve salı günleri tasavvuf vakfının merkezinde bu hizmeti alabilirler. Orada görevli arkadaşlarımız olacak, kardeşlerimiz olacak, hem bayan hem erkek olarak. Hizmet almak isteyen kardeşler, pazartesi ve salı günleri 10 ile 16 arasında, lise yerleştirme ile alakalı hizmet alabilirler orada, bilgi alabilirler, nereye kaydolabilirler, nereye kaydolamazlar diye, oradan inşallah bilgi alacaklar, bunu da duyurmuş olalım.
Allah cümlenizden ve cümlemizden razı olsun inşallah. Bu akşam böyle kısa bir sohbet yapacağım, çünkü bir hayli soru var, geçen haftadan da kaldı, sorulara daha fazla zaman kalsın soruları Allah'ın izniyle bitirelim. Cumartesi günü akşam da kurbanla alakalı sohbet edip, ondan sonra malum biz her bayram günlerinde gelmezden önce, bir hafta önce sohbetleri, dersleri bitiririz. O yüzden arkadaşlarımız da, kardeşlerimiz de önümüzdeki hafta sohbet, ders yapmayacaklar inşallah. 72. hadis-i şerif, Nafi radiyallahu anh anlatıyor. Hz. Ömer radiyallahu anh'ın kölesi Esrem radiyallahu anh, İbni Ömer'in şöyle dediğini işitmiştir. Hz. Ömer, ihramlı iken, Hz. Talha'nın üzerinde boyalı bir elbise giydiğini gördü ve ona şöyle dedi.
Bu nedir Talha? O açık, kırmızı ve toprak boyasıdır dedi. Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri, Ey topluluk! İnsanların size uyduğu imamlarsınız. Şayet cahil bir kimse bunu görse, Talha bin Übeydullah, İhram da boyalı elbise giyiyor diyecek. Ey topluluk! Böyle boyalı elbise cinsinden bir şey giymeyeniz dedi. Bu hadis-i şerif, muvatta'dan. Hadis-i şeriften çıkarılacak olan sonuç, bunlardan birisi toplumun önünde olan, önder olan kimseler, kılık kıyafetlerine, söylediklerine, yaptıklarına, konuştuklarına daha fazla dikkat edecekler. Mübah olabilir yaptıkları, ama o mübah olarak yaptığı şey, onu gören, onu duyan kimselere ölçü olur korkusuyla, kendisini biraz daha takvaya, biraz daha takvanın daha üstünü olan, veraya doğru götürmesi lazım.
Hani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, gece eşiyle beraber giderken, sahabeler onu gördüler. Sahabeler onu görünce, işte yanında da bir kadın var, o eşi olduğuna dair, onlara, sahabelere bildirdi. İşte, örnekliyorum bunu, bu, Ebu Bekir'in kızıdır, veyahut da bu, Ömer'in kızıdır, gibisinden, bunu beyan etti. Hatta sahabeler dediler ki, işte, Ya Resulallah, hani, buna gerek yoktu, manasında, o da insanın kalbi şüphe götürür, kalbine şüphe, şeytan insanın kalbine şüphe verir, dedi. Demek ki, toplumun önünde olan insanlar, şey efendiler, hoca efendiler, alimler, işte, belediye başkanları, valiler, devlet başkanları, toplumun önünde olan kimseler, veyahut da, işte, Diyanet İşleri Başkanı, mühtü, gibi zatlar, hal ve hareketlerine, konuşmalarına, tavırlarına, kıyafetlerine, dikkat etmeleri gerekiyor.
sebep, işte, normalde, onların yaptıkları, onların ettikleri, onların söyledikleri, onların tavırları, bir başka insanlar açısından, ölçü kabul edilebilir. Ölçü kabul edilince de, Allah muhafaza eylesin, ama dinin, ama hukukun, ama insaniyetin, yörüngesi kaçabilir. insanlar eksikliği, yanlışlığı, doğruymuş gibi görebilir. O yüzden, hani böyle, işte, Müslümanlar bugün de, pırıl pırıl, böyle, ne bileyim, pırıl pırıl derken, hani böyle, yanarlı, sönerli elbiselerden, yaldızlı elbiselerden, işte, ne bileyim, yaldızlı kıyafetlerden, ne bileyim, işte böyle, insanları olduğundan fazla gösteren, hal ve hareketlerden, tavır ve davranışlardan, uzak durmaları gerekir.
Hani, Hz. Ömer, Radiyallahu Anh Hazretlerinin, söylediği, sözdür ya, işte, bir devlet başkanı, en fakirinin yediğinden, en fakirinin, giydiğinden, giymezse, yalancıdır, kazıptır, buyurmuş ya, hani gidiyor, bir valisini, kontrole gidiyor. Bir valisini, kontrole gidince, vali ona, bal şerbetiyle, buğday ekmeği koyuyor, yemek olarak, buğday, buğday ekmeği, ve bal şerbeti, çağırıyor, valiye, Hz. Ömer, Radiyallahu Anh Hazretleri, diyor ki, ey vali, gel bakayım buraya, geliyor o vali, diyor, buranın en fakiri, bu bal şerbetinden,
yiyebiliyor mu? Hayır ya, Emre'l Mü'minin. Bu diyor, buğday ekmeğinden, yiyebiliyor mu? Hayır ya, Emre'l Mü'minin. diyor ki, sen, en fakirinin yediği yemeği yemiyorsan, en fakirinin giydiği elbiseyi giymiyorsan, sen yalancısın diyor. Bakın, bu çok ince bir mesele. Demek ki, bir devletin valisi, oranın en fakirinin yediğinden yemeli, en fakirinin içtiğinden içmeli, en fakirinin giydiğinden giymeli. İslam'ın ölçüsü bu, dinin ölçüsü bu. Ya valilik yapmayacaksın, ya da valilik yapacaksan, oranın en fakirinin yediğinden yiyeceksin, en fakirinin giydiğinden giyeceksin. Hani yine, Hz. Ömer, raddallahu anh, hazretlerinden açılmışken, vera sahibi, bakın bunlar. Bunlar, takvanın üstünde artık bu, vera sahibi. Hani, sahabeden bir kimse geldi, Hz. Ömer, raddallahu anh, hazretleri çalışıyordu o esnada.
Devletin işlerini yapıyordu. Devletin işlerini yaptığı için, orada bir kandil yanıyordu. Ona hiç, böyle selamlaştılar, selamun aleyküm, aleyküm selam, hiç konuşmadılar. Öyle duruyor, o sahabede duruyor. Hz. Ömer, raddallahu anh, hazretleri, uzun zaman böyle geçti, işini bitirdi, işini bitirdikten sonra, mesaisi son buldu yani. Ondan sonra o kandili söndürdü, başka bir kandil yaktı. Dedi ki o sahabe, ya Emre'l-Müminin, bu nedir? Hani, niçin bu kandili söndürdün de, bunu yaktın? Dedi ki, az önce devletin işlerini yapıyordum. Devletin işlerini yaparken, yani mesai saatindeydim, devlet işi yapıyordum. Ve devletin işini yaparken, seninle görüşmedim, seninle konuşmadım, senin halini, hatırını sormadım.
Şimdi devletin işi bitti, devletin kandilini söndürdüm, kendi cebimden aldım, kendi cebimden harcadığım, kandili yaktım. Şimdi seninle oturur, konuşabiliriz. Şimdi seninle sohbet edebiliriz. Şimdi seninle iyi misin, hoş musun, boş musun, sohbet edebiliriz, dedi. Bakın, vera, öyle bir şeydir ki, takvada en ince noktadır. Artık siz, kendinizden geçersiniz, başkaları, başkaları bu meseleyi nasıl düşünürün, derdine düşersiniz. O yüzden incenin de incesini yaşamaya başlar, incenin de incesini düşünmeye başlarsınız. Aslında o caiz olabilir, veyahut da aslında onun fetvası verilebilir.
Hani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir hadis-i şerifte, mühtüler fetva verseler dahi, fetvacılar size fetva verseler dahi, siz kalbin mühtüsüne danışınız, kalbinize danışınız, kalbiniz ona fetva vermesi lazım, buyurdu ya, işte bu vera olmuş oluyor. Veyahut da, siz bir meselede ince eliyorsunuz, sık dokuyorsunuz, o vera sahip olmak oluyor. Hani, yine Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ya, senin için günah, kalbine sıkıntı veren bir şeydir. Sevap da dedi, iyilik de senin kalbine sürur veren, neşe veren bir şeydir. Sakın ha, bunu böyle, şimdi, bu bozuk kalpliler, bu, çok özür dilerim, pislenmiş, kirlenmiş, paslanmış, kalpliler, bunu kendine ölçe etmesin.
Bu, takvada ince düşünmeye çalışan, takvada ileri gidenlerin, düşüneceği bir ölçü. Onlar o yüzden bakacaklar, yediklerine bakacaklar, içtiklerine bakacaklar, kafalarını çevirdikleri yere bakacaklar, ince düşünecekler, ince yaşayacaklar. ve bunda en önemli davranış biçimi de sufilere düşer. Yani sufi mesleği ince ahlaktır. Sufilik, güzel ahlakın üzerinde ince ahlaktır. O ince ahlaklı olmak demek, haramları terk etmekle yerine gelmez. Muhakkak, şüphelilerden de vazgeçmeli. Hatta, şüphelilerden bir çıt ileri, kendisince, veyahut da dinin, müsaade ettiği, şeri atan, müsaade edilmiş şeylerden dahi, kendisini yasaklamak, kendisini onlardan uzak tutmaktır.
Sufiler, bu güzel örneklere, sahip olmalılar. Bir kısım sufi topluluklar, bir kısım sufi, meşrepli olduklarını söyleyenler, şeriatın, kaide ve kurallarına uyumanın, gerekli olmadığını, şeriatın avama ait olduğunu, kendilerinin has, veya hasül has olduklarını, o yüzden şeriattan, sorumlu olmadıkları gibi, böyle saçma sapan, sapkınca, düşüncelere sahip oluyorlar.
İşte asıl, aslında sufiler, dinin inceliklerini, yaşamalılar, dini ince anlamaya çalışıp, ince yaşama sanatını öğrenmeliler. O yüzden, şeriatı yaşamamak gibi, veya şeriatı küçük görmek gibi, veya şeriatı aşağı görmek gibi, sapkınlığa, böyle bir, heva hevese, şeytanın vesvesesine, düşmemeleri gerekir. ve sufiler asıl, Kur'an ve sünnete, Kur'an ve sünnete, sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünneti, ince bir şekilde yaşamalılar. İnce bir şekilde, davranmalılar. O yüzden, sufiler asıl, helal dairelerde, yaşarlarken, helalın, kendi içerisinde, incenin de incesini, yaşamaya, gayret etmeliler. Sufi topluluklar, dinin, böyle tabiri caizse, özünü yaşamaya çalışan, topluluklar olması lazım.
Sufi topluluklar, dinin özünden sapmış, dinin incelinden sapmış, dinin, güzelliklerinden sapmış, bir topluluk olmaması lazım. Sufiler, bir başkası küfürbaz olabilir, sufiler küfretmemeli, bir başkası harama, helala, riayet etmeyebilir tam olarak. Sufiler, helala, harama, tam olarak riayet etmeli. Bir başkası, bir meselenin takvasına, bakmayabilir. Sufiler, meselenin takvasına bakmalı. Ve takvayı yaşamaya, gayret etmeleri lazım. Ama bu takvayı yaşamak, böyle, hamsof olmadan, kaba olmadan olması lazım. Ne yazık ki, canım kardeşlerim, gün geçtikçe, insanlar, kabalaşıyor. Gün geçtikçe, insanlar vahşileşiyor. Gün geçtikçe, insanlar, Kur'an ve sünnetin, inceliklerinden uzaklaşıyorlar.
Heva ve heveslerine, Rab ediniyorlar. Şeytanın vesvesesini, Rab ediniyorlar. Ama farkındalar, ama farkında değiller. Biz şimdi, tabi, meselenin, hadisi şerif, bir kitabı, takip ettiğimizden dolayı, verayı anlatıyoruz. Ha diyeceksiniz ki, bu zamanda, böyle vera ehli, ne kadar, gerçekten ben kendi nefsim içinde söylüyorum bunu, biz vera ehli değiliz. Ben kendimi de vera ehli gördüğümü, gördüğümü zannetmeyin. Ben kendimi de vera ehli olarak görmüyorum. Ama, ilim olarak, biz bunu anlatıyoruz, insanlara. İlim olarak, ben anlatmaya gayret ediyorum. çünkü, böyle, haram veya günah olup olmadığında, haram bir şey, bir şey günah. Bunda bir sıkıntı yok. Ama böyle, hani, haramlar bellidir, helallar bellidir.
ortasında şüpheliler vardır. Takva da şüphelilerden uzak durmaktır. Hadis-i şerifini yaşamak, vera ehli olmak bu. Yani, o kimse, haramlar belli, helallar belli, şüphe ettiği şeylerden uzak duruyor. Bu böyle bir kimsenin, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, haramlardan uzak durup, helalları yaşarken, Allah'ı çok sevmesi, Allah'ı zikretmesiyle alakalı. Eğer Allah'ı zikrederse, ve Allah'ı çok severse, onun kalbinde zikri veledi oluşacak, zikri veledi oluşursa, o zaman, Allah alem, yer içerken, veya bakarken, veya bir şeyi kullanırken, onun, kendisine uygun olup olmadığını, kalbine ilham olarak gelecek, veyahut da bir şey, en önemli şey, yemede içmededir çünkü, en önemlisi, yer içerken, o yediği yemeğin içerisinde, işte domuz yağı mı var, yediği yemeğin içerisinde, domuz eti mi var, yediği yemek besmelesiz mi yapılmış, yediği yemek besmelesiz bir et mi kesilmiş içinde,
veya içmiş olduğu şeyin içerisinde, haram içecekler mi var, sağlığa faydalı olmayan, sağlığa zararlı, maddeler mi var, o içeceklerle, konuşmak, hatta, yiyeceklerin, içeceklerin, durumu, şüpheliyse, kalbine ilham olarak, gelmesi, bu, sufiler için, bu çok önemli, sufiler için, bu, kalbi veledi dedikleri, zikrullahın nurundan ulaşan, o veledin, çalışması lazım, yani, kalbe ilham gelmesi lazım, kalbin ilham kapısının açık olması lazım ki, insan kendisini muhafaza etsin, kendisini korusun, yoksa, çay çaydır, eyvallah, ama bu çay helal parayla mı alındı,
haram parayla mı alındı, bunu o kimse bilmiyorsa eğer, bunu bilemiyorsa, bilemiyorsa, şeriata, besmele çeker, içer, bunda bir sıkıntı yok, ama ve lakin, bu çay haram parayla alındıysa, sufinin kalbini bozar, veya bu içecek, haram parayla alındıysa, sufinin dengesini bozar, veyahut da o yiyecek yemek, besmelesiz piştiyse, besmelesiz olduysa, o sufinin dengesini bozar, veyahut da o yiyeceğin içerisinde, bir haram, söz konusuysa, o kimse sufinin dengesini bozar, nice sufiler vardır ki, yediğine içtiğine dikkat etmeden,
dergahtan yavaş yavaş ayrılırlar, ve onların yemesi, içmesi, o haramla iştigalleri, onların dergahtan ayrılmalarına sebep olur, ve bakar, kendisi haram işler, haram işlediği için, onun kalbi kararmaya başlar, kalbinde zikrullaha karşı soğuma, üstadına karşı soğuma, derviş kardeşlerine karşı soğuma başlar, onun haramlarla iştigaletindendir, ya haram yiyordur, ya haram içiyordur, ya da haram fiiliyatların içindedir, yani haram fiiliyatların içinde, içinde demesi, bugün için insanların en fazla, harama düştüğü yer, cinsel suçlar,
o cinsel suçların arasına girer, cinsel suçların arasına girince de, yavaş yavaş, o soğumaya başlar, önce derviş kardeşlerinden soğur, zikrullah halakasından soğur, ondan sonra üstadından soğur, ondan sonra bir bakmışsınız ki, üstadına muhalefet etmeye başlıyor, bir bakmış ki, o kimse, üstadına muhalefet eden, sufiliğe muhalefet eden, ehli tarikada muhalefet edenlerin, safında olmuş, bir bakmış ki, o kimse, sonra Müslümanların, Müslümanlara muhalefet eden, Müslümanların aleyhine olan, safa doğru geçmiş, bunlar adım adımdır,
bunlar böyle, milim milim belki de kaymalar başlar, adım adım kaymalar başlar, ve bir bakar ki, öyle bir ana gelir ki, o kimse, İslam'dan uzaklaşmış, imandan uzaklaşmış, diyebilirsiniz ki, ya bir küçücük, veradan uzaklaşmanın sonucu, buraya gider mi? Evet, o yüzden, Hz. Mevlana mesnevisinde der ki, sen seli baştan önle, Hz. Mevlana yine mesnevisinde der ki, sen, çubanı sivilceyken önle, sivilceyken tedavi et, kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, bir erkeğe bakmakla ne olur, diyebilirsiniz, bir kadına bakmaktan ne olur,
diyebilirsiniz, veyahut da ben, ya işte ne olmuş yani, ben onunla konuştuysam, bir sefer görüştüysem, ne olmuş, diyebilirsiniz, ama bu zaman içerisinde, sizi yol ayrımına götürür, siz eşinize bir laf söylersiniz, ertesine iki laf söylersiniz, ertesi gün, üç laf söylersiniz, ertesi gün, beş laf söylersiniz, ve eşinizle olan, diyaloğunuz, bozulmaya doğru gider, veyahut da siz erkek olarak, ilk önce eşinize kızarsınız, ardından elinizi kaldırırsınız, üçünde, üçüncüsünde onu vurursunuz, dördüncüsünde, öldüresiye döversiniz,
eşinizle olan ilişkiniz bozulur, bunlar böyle, verayı terk etme, edebi terk etme, takvayı terk etme, insanları adım adım, ne yazık ki, İslam'ın dışına çıkarır, ben böyle hep söylerim, siz ilk önce işte, erkekler olarak, siz böyle ilk önce işte biraz, pantolonlar, ya moda böyle dersiniz, hafiften daralır, ondan sonra o daha da daralır, sonra o daha da daralır, bir bakmışsınız, erkekler tayt giymiş, ortalıkta dolaşıyorlar, hatta öyle sıkı taytlar giymişler ki, kadınları geçmişler, ve dar giymede, kadınlar sınıfta kalmış,
bir bakmışsınız erkek, ilk önce bir düğümü açmış, sonra iki düğümü açmış, sonra üç düğümü açmış, önce göğüs kıllarını temizletmiş, ondan sonra pırıl pırıl etmiş, kendisini, bir bakmışsınız ki, erkek kadına benzemiş, bu böyle adım adım başlar, aynı şey kadınlar için de geçerli, önce normalde mantolarını çıkarırlar, ondan sonra mantolar kısılır, ondan sonra incelir, sonra manto atılır, ondan sonra net tunik başlar, sonra tunik de atılır, ondan sonra bir bakmışsınız ki, başında örtü, üzerinde daracık bir bliz, altında daracık bir pantolon,
kızımız örtülmüş bizim, bu hale gelir, bu başlangıçta böyle başlasa, söylenecek laf yok, sonra zamanla tamamlar dersiniz, ama normalde mantodan buraya geliş, işte bu sıkıntılı, bu normalde insanların, verasını ve takvasını, kaybettiğine işaret, bu normalde hani, bir kimsenin sünnet sakalı var, bir bakıyorsun ki, bir zaman sonra, sünnet sakalı, yavaş, yavaş kısalmaya başlamış, bir bakıyorsunuz ki, ondan sonra sakalı kısacık olmuş, bir bakıyorsunuz, ondan sonra sakal da kalmamış o kimse, veyahut da bir kimse böyle birden işte böyle,
kendince hidayete ermiş, İslam'a sımsıkı yapışmış, bir bakıyorsunuz ona, şalvar, cübbe, sarık, harika, aradan bir sene geçiyor, bir bakıyorsunuz, başladığı yerden çok çok geriye gitmiş, bunlar böyle hani, verayı, takvayı, kaybetme ile alakalı, veyahut da bir kimse, ben hep zaman içerisinde derim ya, siz önce dersi bir günlüğüne bırakırsınız, o gün işiniz yoktur, o gün sıkıntılarınız vardır, o gün bir türlü zamanınız olmamıştır, o gece o dersi tamamla, tamamlayamazsan, yarın sabah tamamla, tamamlayamadın, sen yarın da bırakırsın,
ondan sonra ertesi günde bırakırsın, ondan sonra ertesi günde bırakırsın, bir bakarsın ki dersi bırakmışsın, bu namaz için de geçerli, önce siz bir vakit namazı terk edersiniz, ardından iki vakiti terk edersiniz, ardından bir günlük namazınız gider, ardından iki, üç, dört bir bakmışsınız ki, namaz askıda, adamda sakal var, sünnet sakal, namaz askıda, adam imam hatip mezunu, namaz askıda, adam ilahiyat mezunu, namaz askıda, adam müftü, müftü, namaz askıda, adam camide imam, namaz askıda, görev yaptığında namazı kıldırıyor,
görev yaptığı, görevi yoksa, tatilse o gün namazda tatil olun, şimdi bunlar bizim aramızda dolaşıyor, ilahiyat mezunu namazsızlar, imam hatip mezunu namazsızlar, namazsız imamlar ve müezzinler, namazsız ilahiyet fakültesindeki profesörler, doçentler, öğretim üyeleri, artık aramızda dolaşıyor, namaz kılmayan, İslam dini ile alakalı ahkam kesen, televizyon, televizyon dolaşan, profesörler, artık aramızda dolaşıyor, namazsız, namazsız, ilahiyat fakültesi, öğretim üyeleri, artık aramızda dolaşıyor, aramızda dolaşıyor,
bakın bunlar, küfreden ilahiyat mezunları, bildiğiniz küfrediyor, ağzı sinkaflı, küfrediyor bildiğiniz, ilahiyatta öğretim üyesi, küfrediyor, müftü küfrediyor, evet bıraktık, sufileri, dervişleri, artık müftü, iftira ediyor, ilahiyatta öğretim üyesi, iftira ediyor, çok rahat iftira ediyorlar, bu neden kaynaklanıyor, zaman içerisinde, haram, helal duygusundan uzaklaşıyorlar, harama düşme korkusu kalkıyor, harama düşme korkusu, Allah'tan korkmadıklarından kaynaklanıyor, şimdi bir Allah'ı çok sevmekten dolayı, Allah'a çok sevmekten dolayı,
korkunun kalkması vardır, bir de küstahlıktan, küstahlıktan Allah'a korkmamak vardır, bu küfürdür, Allah muhafaza eylesin, Allah'tan korkmuyorlar artık, Allah'tan korkmamak ne, bırak takvayı, adam şeriatın dışına çıkıyor, Allah'tan korksa, namaza devam etmez mi, Allah'tan korksa, göz göre göre haram işler mi, şimdi artık, haramlar ayyuka çıktı, yani bir de işin bu tarafı var, bürokraside olanlar, bürokratik hayata adım atanlar, siyasetin içerisinde dolaşanlar, bir şeyin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, hukukuna uygun olması,
onun helal olmasını, getirmez yanında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hukuku, İslam hukuku değil çünkü, siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, hukukuna göre, suç işlememiş olabilirsiniz, ama o haramsa, bunu ortadan kaldırmaz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, hukukuna göre, fuhuş, yasak değil, ama İslam'a göre, fuhuş, yasak, siz o yüzden, devlet buna ceza vermiyor, deyip de, siz nasıl fuhuş, yapamazsanız, devletin, hukukuna uygun, deyip, insanlara ayırmacılık, kayırmacılık, yapamazsınız, bunlar haram, bunlar sizin, takva ehli olmadığınızı gösteriyor,
o yüzden, ey siyasetin içerisinde duran, bürokratın içerisinde duran, kaytan bıyıklı, kendine İslam süsü veren, haramzadeler, tövbe edip, geri dönün, ve, takvaya sımsıkı yapışın, ancak, takvada olanlar, kurtuluşa erecek çünkü, takvada olmayanlar, kurtuluşa ermeyecekler, Allah muhafaza eylesin, İslami kılık kıyafet altında, Müslüman görüntüsünün altında, haramlardan, haramların içerisinde yüzmeyin, haramları yaşamayın, haramları helallaştırmayın, haramlarla işli dışlı yaşamayın, Allah bu dünyada sizi rezil ve zebil eder,
Allah'ın rezil ve zebil etmesinden korkun, Allah mahşerde bunun hesabını görür, o yüzden haramlardan uzak durun, Allah görmüyor diye düşünmeyin, Allah bilmiyor diye düşünmeyin, haramlardan uzak olun, vera şüphelilerden uzak durmaktır, vera bu meselede insanın üzerinde tecelli etmesi gerekir, nedir mesela, dilde vera, dilde vera, o kimse boş konuşmalardan uzak durmalı, o kimse bırak, haram konuşmaları, dilin verasıdır, heva hevesten ve boş konuşmalardan uzak durması lazım, uzuvlardaki vera nedir, o kimse şüpheli şeylerin hepsini terk edip,
şüpheli şeylerle iştigal etmemesidir, bakışın, uzuvların verası, gözünü koru, gözün bırak harama bakmayı, şüpheliye diye bakmasın, sen elini koru, bırak harama el uzatmayı, şüpheliye de elini uzatmasın, ayağını koru, bırak harama yürümeyi, harama yürümeyi bırak, şüphelilerden dahi harama yürümesin, kalbin verası var bir de, kalbin verası ne, şüpheli şeyleri düşünmemek, aklın verası var, kalbin verasıyla, aklın verasının tecelliyatı ayrı, aklın verası ne, kötü şeyler düşünmemek, kötü şeyleri aklına getirmemek, haramı aklına getirmemek,
günah keballeri aklına getirmemek, işte ben bu kadınla konuşurum, ben bu kızla konuşurum, işte ben şunu şöyle yaparım, ben bunu böyle yaparım, ben buradan devşerim, buradan bunu aktarım, bunu şöyle derim, bunu böyle derim diye, düşünceyi kirletmek, düşüncenizi kirletmeyin, düşüncenizi kirletirseniz, kalbinizi kirletirsiniz, kalbinizi kirletirseniz, uzuvlarınızı kirletirsiniz, uzuvlarınızı kirletirseniz, sizin her şeyiniz kirlenir, ve siz Allah muhafaza eylesin, Allah'ın sevmediği bir kul olursunuz, o yüzden, düşünceyi temiz tutun,
kalbinizi temiz tutun, temiz tutun, sizde bir uzuv vardır ki, orası iyiyse, bütün vücut iyidir, bütün uzuvlar iyidir, o da kalptir, diye buyurdu, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, o yüzden, kıymetli kardeşler, eğer normalde, kalbiniz çalışmıyor, diyelim, o zaman, düşünce dediğimiz, aklı temiz tutun, bugünkü dünya, aklı temiz tutmayı, bilmiyor, aklı temiz tutmak istemiyor, aklın temiz tutulması için de, uzuvların, kirliliğe doğru kapatmanız lazım, gözünüzü haramdan uzak tutacaksınız, kulağınızı haramdan uzak tutacaksınız,
ellerinizi, ayaklarınızı haramdan uzak tutacaksınız, uzuvlarınızı haramdan uzak tutacaksınız, haramdan uzak tutun kendinizi, veya haramla iştigal ettiniz, oldu ki, bir şeye dokundunuz, hemen orada Allah'ı zikredeceksiniz, hemen orada Allah'ı tövbe edeceksiniz, bir daha yapmamaya için, uğraşacaksınız, neden? Hemen o lekeyi hemen temizleyeceksiniz, hani meşhur bir sufi hikayesi var ya, iki sufi yola çıkmışlar, ikisinin üzerinde de beyaz elbise varmış, ikisinin üzerinde de, birisinin üzerindeki bir çamur sıçradığında,
hemen onu çitiliyormuş, hemen onu temizliyormuş, öbürkü de yarın temizlerim, geceye temizlerim, yarın temizlerim, geceye temizlerim dediğinde, vardıkları, gidecek oldukları şehre varınca, bakmışlar ki, birisinin elbisesi temiz, öbürkünün elbisesi, çamurlu, tozlu, pisti, hayat, böyle bir yolculuktur, biz kabre varıncaya kadar, elbisemizi tertemiz tutalım, temizleyelim, bu nedir? günlük tövbeni bırakma, ahmaklardan olma, gafillerden olma, her gün Allah'a tövbe et, Hz. Muhammed Mustafa'dan daha mı büyüksün? bu ne kibir, bu ne küs sağlık, Hz. Muhammed Mustafa, ben günde yüz kez Allah'a tövbe ederim derken, sendeki bu tövbe etmeme, kibirliliği nereden geliyor? sendeki bu tövbe etmeme, tövbe etmeme, kibirliliği, şeytandan geliyor, şeytan senin kalbine oturmuş, şeytan senin içine oturmuş, sen günahları düşünmediğin gibi, tövbeyi de düşünmüyorsun, ondan sonra başıma şu geldi diyorsun, ondan sonra başıma bu geldi diyorsun,
ondan sonra ya, nasıl onlar rüyalarında, peygamberi görüyor, sallallahu aleyhi ve sellem'i, bu zamanda peygamberi görmek mümkün mü diyorsun, onlar nasıl zikrullahta hal görüyorlar, bu zamanda öyle gözünün kapanınca, hal mi görülür diyorsun, sen tövbe etmiyorsun ki, kibirin dağları delmiş senin, kibirin dağları aşmış senin, kibirin okyanusu dolaşmış senin, gönlünde zerrece kibir bulunan, asla cennete giremez dedi, hadisi şerif, hadisi kudsi, tövbe etmemek kibirliliktir, Allah'ı zikretmemek kibirliliktir, kibirlilerden olma,
günde yüz kez Allah'a tövbe eden, Hz. Muhammed Mustafa'nın yolunu seç, şeytanın yolunu seçme, Hz. Muhammed Mustafa, her haliyle Allah'ı zikrediyordu, sen de Allah'ı her haline zikretmenin yolunu seç, sen koronayı bahane bulma, sen işte yok şunu bunu bahane bulup da zikirden uzaklaşma, zikrullahı kur, halakayı kur, evinde kur, kurulan yerlere git, muhakkak halakayı zikrullahsız kalma, kibirlenme, onu bunu beğenmeme zik etme, ona buna tepeden bakma, onun bunun lafını yetiştirme, ahlaksızlık yapma, zikrullah halakasını otur,
nerede bir zikrullah halakası var, otur orada, Allah'ı zikret, Sufisin, bir üstade intisap ettin, kime intisap edersen et, sözünde dost doğru dur, dersini çek, Allah'ı zikret, sözünde dost doğru dur, Allah'a kulluk et, Allah'a kulluk et, ve takva sahibi olmanın yolunu orak, bir şeyhe intisap ettim diye kurtuluşa erdim zannetme, evet, bir şeyhe, bir üstade intisap etmek, kurtuluş kapısıdır, ama kurtuluşun kendisi değildir, öyle görme, o kapıdan içeri girer, o yolda yürürsen sen, kurtuluşa ereceksin, o kapıdan içeri girmez,
o yolda yürümezsen, senin o ham kafan, ham düşüncen, sen yolun sonunu bulamaz, göremezsin, Allah muhafaza eylesin, o yüzden, vera ne? Kalbin verası, şüphelilerden uzak dur, kalbin verası, Allah'ı zikirden uzaklaşma, kalbin verası, Allah'ın emirlerinden uzaklaşma, aklından bile geçirme, kalbin verası, bir şeyde günah kokusu aldıysan, ondan uzak dur, kalbin verası, bir şeyde günah düşüncesi var ise, irtibatını kes, kalbin verası, bir arkadaşın seni, dostun dediğin kimse, seni harama götürüyorsa, seni gevşekliğe götürüyorsa,
heva hevese götürüyorsa, onunla ilişkini kes, salihlerle beraber ol, Allah'ın emrini dinle, salihlerin halakasına otur, Allah'ın emrini dinle, o heva hevesine uymuş, o şeytana uymuş, o azmış, sapmış, kibir deryasında yüzenlerin, arkadaşı ve dostu olma, onların meclisinde oturma, o seni, şeytana kulluğa götürüyor, kibirlenmiş, böbürlenmiş, Allah'a ibadeti unutmuş, Allah'a ibadet etmiyor, Allah'a namaz kılmıyor, Allah'a oruç tutmuyor, Allah için kurban kesmiyor, Allah için zikretmiyor, Allah için müminleri sevmiyor,
Allah için müminlere düşman, olmuş, kimselerden uzak dur, o adam müminlere düşman ya, ne işin var senin onunla, ne işin var, Allah'ın dostlarına düşman olmuş kimse, ne işin var senin, ne işin var onlarla, Allah dostlarına laf söyleyen kimselerle, ne işin var canım kardeşim senin, salihlere dilini uzatmış, senin onunla ne işin var, adam tarikata düşman, şeyhlere düşman, adam dervişlere düşman, sufilere düşman, senin ne işin var onunla ya, ateş sana da orada bulaşır, ateş orada sana da dokunur, sen faizcilerle dost olursan,
fuhuşçularla dost olursan, yoldan sapmış olanlarla dost olursan, yolunu kaybetmiş olanlarla dost olur, sen de onlarla beraber sapar yolunu kaybedersen, sen nasıl Allah'a dostluk yapacaksın ki, mümkün değil, o yüzden kıymeti dostlar, kalbin verası, Allah'ın sevmediği her şeyden uzak durmaktır, bu kalbin verasıdır, Allah bizi onlardan eylesin, Allah katında değersiz, Allah katında kıymeti olmayan, Hz. Muhammed-i Mustafa katında değersiz, Hz. Muhammed-i Mustafa katında kıymeti olmayan kimseyle, senin ne işin olabilir?
Veya Allah ve Resulünün kıymet vermediği, bir fiiliyatla, senin ne işin olabilir? Allah ve Resulünün kıymet vermediği, bir düşünceyle, senin ne işin olabilir? Allah ve Resulünden geçmeyen bir yolla, senin ne işin olabilir? Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli kardeşler, vera bu manada, ama severekten, ama cezasından, Allah'tan korkmanın işidir.
Ya o kimse Allah'ı çok seviyordur, o zaman vera sahip olur, çünkü o seven en fazla korkandır, ya da o kimse gerçekten, böyle Allah'tan korkuyordur, o da vera sahip olur. O yüzden bu korku, o kimseye, Cenab-ı Hakk'a, marifete, yani arifliğe götürür onu, Allah'ı bilmeye götürür. Bakın bu korku, o kimseye marifetullah eli yapar, o kimseye arifi billah eder, o kimseyi, ariflik yolunu açar, ve o ariflik yolu, o kimseye, Allah'a yakinden de yakın olmaya, yakınlığın de yakınlığını, yakınlığın de yakınlığını getirir. Eğer, biz, Allah'a yakınlığı istiyorsak, Allah'a yakın olmayı düşünüyorsak, bizim vera kapısında durmamız gerekir.
Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Sözlerimizi Tirmizi'den ve İbn-i Mace'den bir hadisle kapatıyorum, sohbeti. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, hadis-i şeriflerinde buyurdu ki, kişinin, İslam'ın güzelliği, kendisini ilgilendirmeyen şeyi, terk etmesidir, buyurdu. O zaman biz ne yapacağız? Biz bu hadis-i şerife, riayet edeceğiz. Kişinin, İslam'ın güzelliği, kendisini ilgilendirmeyen şeyi, terk etmesidir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak cümle kardeşlerimizi vera ehli eylesin, marifet ehli eylesin, ve Arif-i Billah yaptığı kardeşlerden eylesin inşallah. Şimdi sorularınıza geçeceğim inşallah. Kaldığımız yerden, geçen haftadan sorulara devam edeceğiz inşallah izleyenler için.
Sohbeti kısa edeceğiz derken, yine kırk beş dakikayı buldurmuşuz. Ama inşallah soruları bitirmeye gayret edeceğiz inşallah. Hocam hayırlı akşamlar, ben tasavvuf yoluna yeni yönelmiş bir kulum. Bir kimsenin kendi yaşamına kastetmesi, affedilen günahlardan mıdır? Şimdi bir kimse bilinçli bir şekilde intihar ederse, o küfür üzerine ölmüştür. O yüzden affedilen günahlardan birisi değildir. Ama ve lakin o kimse eğer ki akil bir şekilde intihar etmediyse, yaşamına son vermediyse, o zaman o hani üç kimse vardır ki yaptıklarından sorumlu değildir.
Uykuda bir kimse yaptıklarından sorumlu değildir. İki, deli. Yani aklı gidip gelen kimseler yaptıklarından sorumlu değildir diye konumuzu ilgilendiren bu. Yani bir kimse mecnun, deliyse yaptıklarından sorumlu değil. Uykuda insanlar yaptıklarından sorumlu değil. Üçüncüsü neydi? Aklıma gelmedi. Salim aklına geldi mi? Salim'in aklı yerinde de yokmuş burada. O yüzden Salim de şey oldu, ne o? Sorumlu olanlardan değil, aklım yerinde değil dedi. Aklım yerinde değil, aklı yerinde değilse sorumluluktan uzak olmuş oldu. Uykuda, delilikte, bir de neydi ya? Bileniniz var mı, aklına gelenin var mı? Unuttuklarınızdan bir de. Evet, Ali Allah razı olsun ya. Semazen başı Ali yetişti, imdadımıza Allah razı olsun inşallah.
Unuttuklarınızdan uykuda ve mecnun, deli olursa o kimse sorumlu değil. Ben de normalde akıllı değilim ya, o yüzden sorumlu değilim. Neden aklıma gelmedi diye, unuttuğumdan sorumlu değilim. Böyle olunca bir kimse intihar ederken, mesela Hanefilerin böyle bir iştahı var, aklımda kaldığı kadarıyla. Hanefiler genelde intihar edenlerin cenaze namazlarını kılarlar, kılmalarının sebebi şudur. Hanefiler derler ki, belki de aklı gitti, aklı gittiği için canına kıydı derler. Çünkü normalde akil bir kimse canına kıymaz. Neden canına kıyar insan? Ümitsizlikten, ümitsizlik de şeytanın vesvesesidir. O yüzden akla kıymak caiz değildir, intihar caiz değildir. Ve bir kimse bile bile kasıtlı intihar ettiyse, o affedilecek bir günah işlememiştir.
Affedilecek bir günah değildir o. O yüzden affedilmez. Bir kadının evlenmeden evvel cinsel münasebette bulunması affedilir günahlardan mıdır? Nasıl tevbe etmelidir? Böyle bir insana neler tavsiye edersiniz? Kurtuluşu mümkün müdür? Bir kimse nefes alıp veriyorsa her daim affedilmesi mümkündür. Hiçbir günah yoktur ki o affedilmemiş olsun. Bir kimse şirk üzerine ölürse o kimsenin kurtuluşu mümkün değildir. O kimse nefes alıp veriyorsa ve o kimse tövbe eder, iman eder, tövbe eder, geri dönerse Cenab-ı Hak onu affeder. Hadis-i şerif biraz uzun ama benim çok hoşuma gider bu hadis-i şerif. Çok ümit var bir hadis-i şeriftir. Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun.
Hadis-i şerif bu. Yani şeyhti, alimdi, müftüydü. İşte şuydu, buydu ayırmamış. Hiç kimse yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun. Yani biz hepimiz için günah işlemek insani bir şeydir. Bir tek Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hiç günah işlememiştir. O hiç hata da yapmamıştır. Biz böyle iman eder, böyle inanırız. Bu son zaman zırtobozlar çıktı. Hazret-i Peygamber de günah işlemiştir diyen zırtobozlar. Biz onlara inanmıyoruz, onlara katılmıyoruz. Onları zırtoboz olarak nitelendiriyorum ben. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni günahkar görenler küfür ehlidir. Onlara inanmayın, onları dinlemeyin.
Ne yazık ki ilahiyatlarda öğretiliyor şimdi bunlar. Ne yazık ki. Bizim inancı, tertemiz çocuklarımızın akıllarını, kalplerini kirletiyorlar. Ne yazık ki. O yüzden Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hiç günah işlememiştir. Onda küçük zelleler dahi olmamıştır. Bizim imanımız budur. Geçmiş peygamberlerde küçük zelleler olmuştur. Hazret-i Muhammed Mustafa'da o küçük zelleler de olmamıştır sallallahu aleyhi ve sellemde. O yüzden Hazret-i Peygamber der ki, hiçbir kul yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun. Sahabe der ki, o ümmetin hali nicedir, bizim halimiz nicedir. Hazret-i Peygamber der ki, günah işleyenlerin en hayırlısı günahına tövbe edenlerdir.
Bakın hadis-i şerif devam ediyor. Günahına tövbe edenler, hiç günah işlememiş gibidir. Günahına tövbe eden. O yüzden bu kardeşimize tavsiyem benim. Kıymetli kardeşim, Allah'a tövbe et. Bir daha o hataları işlememeye Allah'a söz ver. Kim günde yüz sefer, subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahi'l-azim ve bihamdihi, estağfurullah el-azim der ise, deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder buyurdu Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri.
O yüzden İslam'a dön, Kur'an'a dön, Hazret-i Muhammed Mustafa'nın yoluna dön. O İslam dini, günahkarların tövbe ettiğinde temizleyeceğini vaat ettiği bir din. O yüzden yine bir hadis-i kudside, kulum günah işledi ama tövbe etti. Kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Allah onu affetti. Kulum yine günah işledi. Ama kulum yine tövbe etti. Allah da kulum kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Allah da onu affetti. Kulum yine günah işledi. Bakın kulum yine günah işledi. Yine tövbe etti. Allah onun günahını affedecek Rabbisini hatırladığı için onu yine affetti diyor. O yüzden kıymetli dostlar, ümitsizlik yolu şeytanın yoludur.
Ümitsiz olma. O yüzden günahım affolmaz diye düşünme. Hangi günahı işlediysen işledin. Hangi hatanın içerisine battıysan battın. Hangi necaset çukuruna düştüysen düştün. Seni bilerek veya bilmeyerek. Her kimler, kimler seni hangi necaset çukuruna düşürdüyse düşürdü. Gel Allah'ın ipine sımsıkı sarıl. Gel Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adımlarını takip et. Çık o necaset çukurundan. Allah'a tövbe et. Allah'ın ipine sımsıkı sarıl. Kur'an ve sünnete sımsıkı sarıl. O iman etmenin ve tövbe etmenin o maneviyatını, o inceliğini, o nuraniyetini, o rahmaniyetini, o lütfu, o ikramı kalbinin ılık damarlarında hisset. Ve Allah'a tövbe et. Göreceksin ki seni affeden bir Rab bulacaksın karşında.
Seni affeden bir Rab bulacaksın. Ve belki de Allah'la görüşeceksin. Rabbinle konuşacaksın. Onunla sohbet edeceksin. Onunla dertleşeceksin. Bakacaksın ki, diyeceksin ki, ben bu gaflette düşmüşüm. Benim Rabbimin böyle olduğunu, benim Rabbimin bu kadar yakın olduğunu, benim Rabbimin bu kadar benim kalbimden tutacağını, yüreğimden tutacağını fark edemezdim. Fark etmemişim, aldanmışım diyeceksin. Ve senin kalbinden tutacak buna emin ol. Senin gözünden tutacak buna emin ol. Senin elinden tutacak buna emin ol. Senin ayağından tutacak buna emin ol. Sen ya Rabbi dedikçe, o buyur kulum diyecek. Sen la ilahe illallah diyeceksin. O diyecek ki, evet alemlerin Rabbi benim. İşte ben senin karşındayım diyecek.
Sen subhanallah ve bi hamdihi diyeceksin. O cennette senin ağacını gösterecek. Senin ağacını gösterecek. İşte diyecek cennette senin meyve ağacın. Seni bekliyor. Sen her subhanallah deyişinde, cennette yiyeceğim meyveyi gösterecek sana. Her subhanallah ve bi hamdihi dediğinde, bunu yeminle söylüyorum. Bunu bütün kalbimle söylüyorum. Buna inan. Her subhanallah ve bi hamdihi dediğinde, cennetteki meyve diyecek ki, ben senin için yaratıldım. Ben seni bekliyorum burada. Hadi gel diyecek. Ve hatta sen gecenin yarısında, elini uzatacaksın onu yemek için. Ve elini uzattığında, elin onun kokusunu alacak. Elini uzattığında, elin onun tadını alacak. Ve dilinde onun tadını alacaksın.
Yeter ki tövbe et, dön. Yeter ki Allah'ı zikret, ona kulluk et. Kıymetli kardeşim, dön. Dön Rabbine. Rabbine döndüğünde, seni avuçlayan, seni saran, seni sarmalayan, senin her dediğini duyan, işiten ve cevap veren bir Rabb bulacaksın. Sen Allah'ın dinine dön. Hocaların dinine değil. Ve la ilahe illallah dedikçe, göreceksin ki, kalbinde ılık ılık o imanı, o İslam'ı yaşayacaksın. Allah seni onlardan eylesin inşallah. Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı için görüşlerinizi paylaşabilir misiniz? Hiç incelemedim, hiç okumadım. Hiç bu konuda fazla bir bilgim yok. Ama kalbime geleni söyleyeyim, uzak dur. Kalbime geleni söyleyeyim, uzak dur.
Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Hz. Mevlana'yı seviyorsan, Mesnevi meydanda. Mesnevi bir Kur'an tefsiridir. Kur'an değildir. Mesnevi içinde dört binin üzerine hadis barındıran bir hadis kitabıdır. Mesnevi altı binin üzerinde ayet-i kerimeyi içinde barındıran bir tefsir kitabıdır diyebiliriz. Hayatın tefsiridir. Mesnevi Kur'an'dan yukarıda değildir. Mesnevi Buhari'den, Müslim'den, Tirmizi'den, Ebu Davud'dan, hadis kitaplarından yukarı bir kitap değildir. Mesnevi Kur'an ve sünneti anlatan, bize günlük hayatımızda lazım olacak olan şeyleri söyleyen tasavvufi bir tefsir diyebiliriz. Okuyun Mesnevi, bunda bir sıkıntı yok. Ama işte Dünya Kardeşlik Birliği, Mevlana Yüce Vakfı, ben Kur'an ve sünnet tarihinde olduğuna inanmıyorum.
Öfkenin şeytandan olduğunu söylediniz, öfkeli insanlara ne tavsiye edersiniz? Öfke mümine ise şeytandan, öfke Allah'ın sevmediği şeylere ise bu öfke Rabbani öfke oldu. O yüzden, evet, öfke şeytandandır dediği müminin mümine olan öfkelenmesi. Öfkelenen insanlar, mümin kardeşlerine öfkeleniyorlarsa, evet, o kimseler o esnada şeytana uydular. Kelime-i şehadet getirsinler hızla, ayaktaysa otursunlar, oturuyorlarsa ayak aksınlar, ayaktalarsa yatsınlar ama öfkeden uzak dursunlar. Allah muhafaza eylesin inşallah. Enteresan bir soru. Kabirden çiçekleri, ağaçları kökleyip alanlara o kabrin hakkına girmiş oluyor mu? Kabride normalde bir kimse ağaç dikmiş, evet hakkına girmiş oluyor.
Babası için, nenesi için, dedesi için bir ağaç dikmiş. Onu kalkıp oradan sökmek caiz değil. Üstadım, Müslüman kardeşlerimizin bizdeki hakları nelerdir? Mesela yolda erkek tarafından şiddet gören bir kadın gördüğümüzde bir bayan olarak araya girmeli miyiz, ne yapmalıyız?
Şimdi araya girersiniz, siz de tekme tokat yiyebilirsiniz, bir bıçak, bir silah darbesi yiyebilirsiniz. Basın çığlığı. En güzeli bu. Bağıracaksınız, burada kadına şiddet var diye. Bağırın. Basın çığlığı. Otobüslerde kadınları taciz edenler, utanmayın, basın çığlığı. Otobüste kadınları sıkıştıran namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, insanlıktan uzak, insanlıktan uzak, hayvandan daha aşağı mahluklar var ya, cinsiyet önemli değil bunlar.
Böyle taciz ederlerse, otobüste, metroda, sokakta kadınlar basın çığlığı. Sesinizi duyurun. Sebep veya erkekler, siz böyle bir şeye maruz kalan bir bayan gördünüz. Basın çığlığı. Tükürün namussuzların, şerefsizlerin yüzüne. Namuslular, namussuzlar kadar cesaretli olmadığı müddetçe, ne yazık ki namussuzlar aramızda dolaşacak.
Biz hırsıza hırsız diye bağırmadıkça, hukuksuza hukuksuz diye bağırmadıkça, şerefsize şerefsiz diye bağırmadıkça, haysiyetsizlere haysiyetsiz diye bağırmadıkça, biz her türlü şerefsiz diye, hukuksuz diye, adaletsiz diye maruz kalacağız. Biz çünkü kendi hakkımızı istemekten korkar hale geldik. Ondan sonra bir kadın cinayeti oluyor, herkes yollara düşüyor, herkes telin ediyor. Öncesinde neredesiniz? Öncesinde neredeyiz? Bir adaletsizlik olduğunda tek yürek olmuyoruz ki. Bir hukuksuzluk olduğunda tek yürek olmuyoruz ki. Ne zaman bir günaha kebayre tek yürek olup karşı çıktık? Nerede bir adaletsizlik var? Nerede bir hukuksuzluk var? Nerede bir arsızlık var? Nerede bir hırsızlık var?
Nerede bir yolsuzluk var? Nerede bir fuhuş var? Nerede bir eşcinsellik var? Nerede bir haram var? O haramlara tek vücut halde biz hayır demez, sesimizi çıkarmazsak, biz bunlarla mücadele edemeyiz ki. Yani bu taciz eden bizim partiden, biz buna seslenmeyelim. Bu taciz eden, X partiden biz bunu çarmıha gerelim. Bizim adalet anlayışımız da bu. Bizim hizbimizden bu kim olursa olsun, hizb deyince parti girer, tarikat girer, cemaat girer, ondan sonra ırk toplulukları girer, her şey girer. O bizim hizbimizden deyip de onun yanlışlığına, eksikliğine, haramına, lanetlik yapmış olduğu işlere, adaletsizliğe, hukuksuzluğe biz hayır demiyorsak biz kurtuluşa eremeyiz.
Biz kurtuluşa eremeyiz. Biz parti, cemaat, tarikat, ırk ayırmaksızın, meşrep, mezhep, din ayırmaksızın, nerede yanlışlık varsa, nerede haram varsa, nerede insan hayatını ve toplumunu etkileyen evrensel yanlışlıklar var ise, onlara karşı çıkamıyorsak biz kurtuluşa eremeyiz. Bizim sıkıntımız bu. Bizim en büyük problemimiz bu. Eğer yanlışlık yapan bizim tarikat kardeşimizse susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim cemaat kardeşimizse susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim partidaşımızsa susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim akrabamızsa susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim kardeşimizse susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim ırktaşımızsa hani Laz'dır, Çerkez'dir gibi susuyoruz biz.
Biz nereye kadar böyle susarak bu işleri yürütebiliriz ki? Yürütemeyiz. Yanlışlık yapan bizim partinin belediyesiyse susuyoruz biz. Bu yanlışlık dediğimizde nifak çıkarıyorsunuz siz diyorlar. Kardeşim yanlış mı değil mi? Yanlış mı? Yanlış. Kalk özür dile. Yanlışını düzelt. Yanlışını düzeltmemekte ısrar ediyorsun. Yanlışı düzeltmemekte ısrar etmek küstahlık, kibirlilik, Allah'a isyan. Dini bir meseleyse Allah ve Resulüne isyan. Dini bir meselede ise bu millete gözünün içine baka baka millete ahmak yerine koymak. Dön geri dönmüyorsa biz ona muhalefet edeceğiz. Biz ona o yanlıştan dönünceye kadar nasihat edeceğiz. O yanlıştan dönünceye kadar biz onunla mücadele edeceğiz. Böyle böyle ülkemizi düze çıkaracağız.
Böyle böyle ülkemizi düzelteceğiz. Böyle böyle biz evimizi düzelteceğiz. Evde kadın kocasına yanlış yapıyorsa erkek ona nasihat edecek. Diyecek ki yanlış yapıyorsun, eksik davranıyorsun. Bu Kur'an ve sünnetin dışında eğer erkek karısına yanlış davranıyorsa kadın diyecek. Sen Kur'an ve sünnetin dışında davranıyorsun. Senin böyle yapmaya bunu Kur'an sünnet tarihine hakkın yok diyecek. Bunu söyleyecek. Eğer çocuklar anne ve babaları yanlış davranıyorsa anne babalarına nasihat edecek. Anne babalar çocukları yanlış davranıyorsa onlara nasihat edecek. Eğer o yanlışlıklara bir seslenmiyorsak, yanlışlıklara susuyorsak o yanlışlıklara ortak oluyoruz. Sorumlusunuz elinizin altındakilerde. O zaman sen hakkı ve sabrı tavsiye etmekle, hakkı ve sabrı konuşmakla mükellefsin.
Hakkı ve sabrı senin haykırmakla mükellefsin. Onu yapmıyorsan sen de o yanlışlığa ortak oldun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kadına şiddete hayır, erkeğe de şiddete hayır. Sadece kadına değil, şimdi erkekler de şiddet görüyor. Şimdi erkekler de şiddete maruz. Şimdi erkekler de haksızlığa duçar oluyorlar. Önceden de ise o sadece kadınların haksızlığa uğraması. Şimdi erkekler de haksızlığa uğruyor. Şimdi çocuklar da haksızlığa uğruyor. Şimdi anne babalar da çocukları tarafından haksızlığa uğratılıyor. O yüzden haksızlık sadece bir alanda değil. Her türlü şiddete hayır. Her türlü şiddete. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun Aleyküm.
Çevremdeki büyükler gençliğini dolu dolu yaşayan, ileride bugünleri çok ararsın diyorlar. Müslüman bir genç gençliğini dini açıdan nasıl dolu dolu yaşayabilir? Şimdi bunu yazan bayan mı, erkek mi bilmiyorum ama çok da bir fark yok. Dolu dolu yaşa. Nerede zikrullah var, geri otur. Nerede bir ibadet var, git otur. Nerede bir sohbet var, git dinle. Her gün böyle nuru nura ekle. Her gün zikrullaha zikrullaha ekle. Sohbete sohbete ekle. İyiliğe iyilik ekle. Koş koşa bildiğin yere kadar. İyi günler Mustafa Hoca'ya rüya sormak istiyorum. Rüyada evimizde küçük, kancalı bir sürü böcek vardı. Bu ne anlama geliyor?
Bir de başka bir rüyamda arkadaşımın yerine geçici olarak cezaevine girmek istiyorum. Lakin sonra vazgeçiyorum. Ama söyleyemiyorum. Elimde kelepçe falan da yok. Ve hapise girmiyorum da. Bu böcekler nasıldı bunu öğrenmemiz lazım. Rengini öğrenmemiz lazım. O yüzden rüyayı böyle anlatmışsınız. Tam net değil. Net anlatamadığınız için böceklerin türü neydi, şekli neydi. O yüzden rüyanın anlamını değiştir. Selamun Aleyküm. Sülük yaptırmak, caiz bir gözlerime yaptırmak istiyorum. Evet, sülük tedavisi bu noktada şey değil. Yasak değil. Alternatif tıp yasak değil. Yaptırabilirsiniz. Ehil bir kimseyi bulursanız, evet gözlerdeki bozukluklara iyi geldiğine dair şeyler var, tespitler var. Hatta zaman zaman şeker hastaları için bu göz arka damarlarında bombeler olur.
Şeker hastalarına iyi geldiğine dair. Benim eski bir şifa kitabı vardı. Onu da yazıyordu. Böyle bir şey olabilir. Ama bunu iyi bilen bir kimsenin göze yapması lazım. İnşallah iyi olur. Şey ne o? Sülük şifadır. İnşallah. Selamun Aleyküm.
İbn-i Abidin'de darül harpte kafirlerin mallarını faizle, kumarla, fasit beyle, yani fasit alışverişle almak helaldir. Bu yollarla Müslümanın zarar etmesi helal değildir, ibaresi mevcut. Bu fıkhi hükme bakarak, borsa üzerinden hisse senedi alarak, para kazanmak, diyanet işlerinin fetvasıyla helal iş yapan fabrika ve kurumlardan olmak şartıyla helal deniyor. Sormak istediğim şey şu, sizden dersli olan kimselerin borsa üzerinde para kazanmalarına siz nasıl bakarsınız? Sufiliğe engel mi? Benim için sufiliğe engel değil, karışmıyorum. Ben bunu birkaç sefer sordular. Benim bildiğim bir mesele değil. Ben o yüzden buna karışmam dedim ben. Borsa üzerinden para kazanılabilir mi? El cevap kazanılabilir.
Bu fabrikalar veyahut da bu işletmeler işte Müslüman mı değil mi? Biz onların dinini sorgulayacak noktada değiliz. Bir kurum var karşımızda çünkü. O yüzden yani diyanetin ben bu hani helal iş yapan fabrika ve kurumlar olmak şartıyla helal deniyor fetvası. Fetvası çok dar bir dairede bir fetva. Yani bugün darul İslam olmayan, yani İslam hukukunun geçerli olmayan hiçbir beldede helal bir kurum yoktur.
Çünkü muhakkak bir faize maize bulaşır. O yüzden bir kimse İslam hukukunun olmadığı bir yerde faize bulaşmaması çok zor. Allah bulaştırmasın inşallah. Hz. Ebu Bekir radiyallahu anh'ın iddiaya girdiği hadisten yola çıkarak belki o kadar kesin değil ancak yüksek bir oranda kar edeceği düşünülüyorsa, bu kazanılan parayı da ganimet hükmüne sokmak ve en helallilerden adetmek sizce ne kadar doğru veya ne kadar değil.
Eğer gayrimüslimden o para kazanılıyorsa helal neden helal olmasın? Sıkıntı yok. İbn-i Abidin'deki fetva fetvadır. İmam-ı Azam'ın fetvalarıdır. O yüzden ben o noktada o fetvanın hilafına bir şey söyleyecek noktada değilim. Allah ıslah etsin diye dua, selamünaleyküm Allah ıslah etsin diye dua ediyordum.
Beddua gibi bir dua olduğunu sizden öğrendim. Bu durumu telafi etmem gerekir mi? Evet. Allah birisine ıslah etsin demek ki o kimseye çünkü böyle hani ıslah, terbiye, böyle cezayla olur. Allah cezasız hidayet eylesin, Cenab-ı Hakk'a affı muğfiret eylesin, doğruyu göstersin insanlara. İki, beni inciten bazı kişilere affetmeyi kendime yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Bir tweetinizde insan vefayı da vefasızlığı da unutmamalı. Vefasızla vefalı gibi davranmak, vefaya ihanet, vefasız vefasızlığını bilmeli ve tövbe etmeli demiştiniz. O kişi üzerindeki halinizi değiştirmiyorsa siz nasıl affedeyim onu? Şimdi bir kimsenin kendisinden af dileyen bir kimseyi affetmesi erdemliliktir. Eyvallah.
Şimdi birisi vefalı, birisi vefasız. Vefasız vefasızlığına devam ediyorsa neden ona vefalı gibi davranalım? O vefalıya kıymetsizlik değil mi? Bu da ayrı bir mesele. O yüzden hani Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh hazretleriyle vahşi aynı olmadı. Eyvallah. Vahşiyi affetti mi Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem? Affetti. Vahşi Müslüman oldu. Müslüman olunca onu affetti. Eyvallah. Ama ve lakin Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh hazretlerini yerine koymadı onu. Bunu da unutmamalı. O yüzden bir kimse gelir tövbe eder, af dilerse bu büyüklerin şeyidir, adetidir, geleneğidir. Büyüklerin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sünneti uygulamada bir inceliğidir.
Onlar affederler, haklarını helal ederler, affederler. Bu ayrı bir mesele. Bunu herkes böyle yapacak diye bir kaydı yok. Örneğin ben diyorum ki bizim derviş kardeşlerimize olan hakkımız helal olsun. İster gelip bizden helallık istesinler, ister istemesinler. Kardeşlik hukuk açısından kim kardeşler bizden dersliyse bizim onlar hakkımız helal. Gönül olarak bizden dersli değil. Gönül olarak bizimle bağımızı koparmış. Bize söyleyip söylememesine gerek yok. Hakkımız helal değil. Bizle bağını koparmış. Hakkımız helal değil. Eğer aleyhimize bir şey söylediyse. Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Açıkça söylüyorum. Sebep? Ya bizde kardeşlik hukukunu gözetenle gözetmeyenin arasında fark olması lazım.
Selamun Aleyküm. İnşallah canlı yayında cevaplarsanız. Kur'an'da kölelere bazı haklar verilmiş ama kölelik neden tamamen yasaklanmamıştır? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri köleliği yasaklamıştır. Kölelik yani bir kimseyi çok özür dilerim hakkınızı helal edin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hür bir kimseyi köle etmeyi yasaklamış ve en büyük günah keballerden saymıştır.
İslam köleyi azat etmeyi de en büyük sevaplardan saymıştır. O yüzden İslam köleliği tedirici bir şekilde ortadan kaldırmıştır. İslam köleliği ve esirliği ve cariye hukukunu tabiri caizse elinde bulmuştur. Yani orada o toplumda esir olmak var. Yani bir kabile bir kabileyle savaşıyor. Savaşın da esir düşüyorlar. Esirleri de öldürüyorlar direkt. O günün savaş hukuku bu. Ya da esir alıyorlar. Esirleri köleleştiriyorlar. Köle olarak satıyorlar. İslam bir esirleri öldürmeyi kaldırdı. İki esirleri belli bir maddi veya belli bir işler açısından onları azat etmeye başladı. İki, yeni köleler edinmeyi yasakladı ve köleliği zaman içerisinde kaldırdı.
Selamun Aleyküm. Sizin dediğiniz gibi evliliklerin temeli sağlam kurulmadıysa, her gün kıyamet kopuyorsa, evin erkeği her şeyi yanlış anlıyorsa, küfür ediyorsa, boşanmıyorsa ne yapmamız lazım?
Gerçekten sıkıntılı bir durum. Ama normalde bu tip şeyler var ise, yine mevcut hukuk şeyleri ne o? Boşuyor kadınlar böyle bir şeyde muzdarip olduklarını söyler de, eğer boşanmayı talep ederlerse, mevcut hukuk onları boşuyor. O yüzden bunları ispatlarsanız, mevcut hukuka göre boşanabilirsiniz hızla. Rabbim öyle erkeklere de hidayet eylesin inşallah.
Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed'i korusun. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Ders yaptıran kişilerin şahsi işlerinde, dervişleri kullanmasına uygun bulmadığınızı, defaatle, sohbetlerinizde dile getirmenize rağmen, maalesef bu tarz şeylerle karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda nasıl bir tutum sergilemeyiz, sergilemeliyiz? Aleyküm selam. Bu normalde ben bizim bu soruyu soranın nereden olduğunu bilmiyorum. Çünkü bizim iç hukukumuzu söyleyeyim. Ders yaptıran kardeşler asla kendi işlerini etrafındaki derviş kardeşlere yaptırmaya kalkarlarsa, hakkımız helal değil diye ben bunu defalarca söyledim.
O yüzden o kardeşler de yapmayacaklar o arkadaşın özel işini. Kim olursa olsun bu. Bu Mustafa Özbağ olsa dahi, Mustafa Özbağ özel işini, dervişçik hukukunu kullanaraktan bir başkasına yaptırmayacak. Yaptırıyorsa, onun ücretini verecek. O ücreti vermekle mükellef. Bakın, bu hukuku da göz ardı etmeyin. İnsanların bazı kişilerle özel hukuku oluşabilir. Ders yaptırıyordur. Onun da arkadaşı, kardeşi, dostu olacak. O zaman onlar birbirlerinin de burada, hani böyle işte zakirlik, dervişlik, şeyhlik, dervişlik ölçüsü ortadan kalkar o zaman. Nasıl örnekliyim şimdi? Benim şimdi, örneğin bazı kardeşlerle olan hukukum vardır.
Böyle mürid-mürşid hukukunun dışındadır onlar. Dergahın içerisinde mürid-mürşid hukuku tecelli eder. Ama dergahın dışında öyle bir hukuk tecelli etmez. Bu öyle bir hukuk zaman içerisinde gelişmiştir. Gelişince, ben ona bir şey yaptırsam, ettirsem, normal gelir bu bana. Ben onu illaki işte, ya bu böyle oldu demem. insanların çünkü arkadaşlıkları, dostlukları, kardeşlikleri oluşacak. Bunu yok etmek, bunu böyle eksik görmek sıkıntılı. Ama ders yaptıran bir kimse, böyle hiyerarşisini kullanaraktan kendisine bir şey yaptırıyorsa, bu gerçekten bizim yolumuzun ölçüsüne uymayan bir şey. ve ihanet ediyor. Çok basitinden söyleyeyim. Bunda inceleyip sık dokucak.
Bu bizim kendi iç hukukumuz için söyleyeyim. İsim vererekten söyleyeyim ki, iyi anlaşılsın. İşte Cafer kalkıp da, kendi özel işini, birisine dergahın içerisindeki hiyerarşisini kullanarak yaptırıyorsa, yaptırıyorsa, bu büyük sıkıntı. Bakın, direkt söylüyorum bunu. Sebep, bunu yapmaya hakkı yok. Bunu yapıyorsa, o zaman bu ihanet ediyor. Doğru değil. Ha, bir işi vardır, bir şey yapıyordur, onun da etrafında can, gönülden, ciğerden, arkadaşları, kardeşleri vardır. Bu oluşur çünkü zaman içerisinde. Önemsizleşir bazı şeyler. Yani hiyerarşi kalkar orta yerden. Bunda bir problem yok. Ben onun etrafında mesela, öyle kimselerin olduğunu görüyorum örneğin.
Birisi onun bunun bu manada bir işini yapsa, bunda bir sıkıntı olmaz. Ama öbür türlü, dergahdaki hiyerarşisini kullanarak özel işini yaptırmak doğru değil. Veya benim kalkıp da şimdi, örneğin, ben şimdi Bursa'da, elektrikçi bir kardeş var mı, yok mu bilmiyorum. Yok galiba. Cafer var mı elektrik işlerinden yapan kardeşlerden birisi? Ha, Cafer, elektrik işi yapan elektrikçi var mı bizim kardeşlerden hiç? Bildiğim kadarıyla yok benim. Değil mi? Mesela yok, diyelim ki kardeşlerden birisinin var. Ben çağırdım, burada benim iş yerim, burası benim evim, burada elektrik işini yaptırdım diyelim ki. Onun ücretini vereceğim ben. O adamın sanatı çünkü o. Bu böyle bir şey değil.
Allah bizi affetsin. Evet. Bu konuda, bizim kardeşlerimiz titiz davranacaklar. Kendinden özel iş bekleyen kimseye de, abi varsa işi, diyecek ki, abi, abla, hakkını ilan et, yaptıramam. Geçmişten bir kıssa anlatayım size. Yaşadığımız bir şeyi. Bizim böyle benim zakirliğim döneminde, talebelerin kaldığı bir ev vardı. O talebelerin kaldığı eve, ben talimat vermiştim. İşte hepsi de bize emanet. Bir yere gidecekleri zaman, nereye gideceklerse gitsin, başlarında bir tane görevli var, ona haber verip de gidecekler. İyi. O gün bir arkadaş gitmiş bayanlardan. Ben de telefon açtım ona.
İşte bir şey vardı herhalde geçmiş gün. İşte gayri ihtiyar, Allah yaptığı meydana çıkartacak ya, filanca dedim, orada mı? Telefonda sessizlik. Yok abi dedi. Nerede dedim ben? Gitti dedi. Nereye gitti dedim ben? Dedi ki, dedi bir abla çağırdı. Önemli bir abla, oraya gitti. Ben ismini de söyleyemememiş. Ben aradım o kardeşi. O ablanın evinden aradım. O ablayı aradım. Selamun aleyküm, aleyküm selamun. Filanca orada mı dedim ben? Burada dedi. Verir misin telefonu dedim. Aldım telefonu.
Sen neden dedim, evdeki sorumluya, gidecek olduğu yere haber vermedin? Ne yapıyorsun sen orada dedim ben? Abla dedi, beni temizliğe çağırdı, yardıma çağırdı dedi. Ben size kim çağırırsa çağırsın, gitmeyeceksiniz demedim mi dedim. Siz bu dergahın hizmetçisi değilsiniz. Burada insanların hizmetçisi değilsiniz. Kim çağırırsa çağırsın, gitmeyeceksiniz demedim mi dedim ben. Öyle derken, abla telefonu aldı. Abi ben çağırmıştım dedi. O ablayla da o zaman için benim aram çok iyi. Onu buraya ben gelin olarak getir dedim. Abi ben çağırdım deyince, sen kimsin dedim ben de ona. Senin böyle bir şey yapmaya hakkın var mı ki dedim. Sen onu evine temizliğe çağırmışsın. Madem evinde temizlik olacaktı, bana söyleseydin, ben bir kadın gönderseydim sana dedim.
Evini temizleseydi dedim. Ver o telefonu bana dedim kıza. Verdi. Çabuk eve dön dedim ben. Gitti. Ben tabi ablayla olan irtibatı kestim. O da bunu Şeyh Efendi'ye söyledi. Şeyh Efendi dedi ki, abim ben özür diledim. Hadbuki özür dilememişti. Ama beni affetmiyor dedi. Şeyh Efendi, oğlum özür dilemiş senden affetmiyormuşsun dedi. Sustum. Bir daha geldiğinde yine söyledi. Yine sustum. Üçüncü geldiğinde yine söyleyince, efendim konuşabilir miyim dedim. söyle dedi. Bir, benden özür dilemedi dedim. İki, benim ona tavır koyduğum mesele dedim. Farklı bir şey efendim dedim. Başka bir şey söylüyor Şeyh Efendi. Ne dedi? Dedim efendim, böyle böyle böyle … yaptı.
Ben o yüzden ona tavır koydum dedim. Durdu. Bana böyle anlatmadı dedi. İsterseniz o bayanı da alırım, onu da alırım, yüzleşiriz efendim dedim. İnandım oğlum dedi. Şimdi, bu benim en çok ağrıma giden bir şeydir. Bir kimsenin dergâhtaki hiyerarsisini kullanaraktan derviş kardeşlerini kendi işinde çalıştırması. Ben şeyhler tanıdım, dervişlerini tarlasında çalıştıran, şeyhler tanıdım, dervişleri dükkanında çalıştıran, şeyhler tanıdım, dervişleri evini temizleten, şeyhler tanıdım, dervişlerini evde hizmetçi gibi kullanan.
Allah muhafaza eylesin. Ben onları gördüğüm için, zakirler tanıdım, kendi özel işlerinde insanları koşturtan, önceki dönemlerde. Çavuşlar tanıdım, dervişleri emir evi gibi kullanan. Arkadaşlar, bunların hiçbirisi de yolun adabına, erkanına uygun değil. Bunlar yollarına ihanet eden kimseler. Allah muhafaza eylesin inşallah.
Selamun aleyküm Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Gönül hoşluğu nimetlerdendir buyurmuş. Gönül hoşluğu tam olarak ne manaya gelir? Kötülük düşünmeyen, insanlara hoş gözle bakan, insanlarla iyi geçinen, işte misafirliği hafif olan, dostluğu hafif olan, yani ağırlık vermiyor hiç kimseye. Bu tip insanlar. Allah bizi onlardan eylesin. Kocam işten eve çoğu zaman geç geliyor. Ben de çok geç vakit yemek yemek istemediğimden, ondan izin alıp daha erken yiyorum. O gelince de onunla masaya oturuyorum. Eş eve gelmeden yemekte bir sakınca var mıdır? Ne kadar geç geliyor bilmiyorum. O yüzden bir şey diyemem. Ama ben öyle söyleyeyim. ben böyle aile ortamının oluşmasından yanayım.
Eş ve çocuklar toplanmalı, akşam yemeğini öğle yemeli. Bunu böyle insanlar, kendilerini zorlamalılar. Kendilerini zorlayarak bu ölçüyü oturtmalılar. aile bir arada olmalı. Muhakkak bir arada durmalı, bir arada yemek yemeli, onu paylaşmalı. Yani bir kimsenin işi ne zamana kadar geç bitiyor, onu bilmediğimden bu konuda bir şey diyemiyorum. Ama makul şartlarda oturmalı. Hatta adamın işi varsa, yemeği erken hazırla, yiyelim ben gideyim. Veya yemeği, ben geç kalacağım, bir saat, iki saat, o zaman yiyelim gibisinden, erkek yine de aile hukukunu korumaya gayret etmeli. Kadınlar da buna anlayış göstermeli, yardım etmeli. Kadınlar da aile hukukunun, dirliği, düzenli için, o da canhıraş, koşuşturmalı, koşturmalı.
Fedakarlık edilecekse, fedakarlık edilmeli. Beklenilecekse beklenilmeli. İnşallah. Selamun Aleyküm. İhlas Suresi okumayı çok seviyorum. Faziletleri nelerdir anlatır mısınız? Kim günde iki, üç sefer İhlas Suresini okursa, aklımda kaldığı kadar, hadis-i şerife göre, elli yıllık günahı affolur diye, böyle bir hadis-i şerif aklımda kalmıştı. Bu yeterli herhalde. Hayırlı geceler, ders almak istiyorum. Rabbim nasip ederse, ne yapmalıyım? İnşallah sana ders verelim, kardeşleriz.
Allah'tan bir şey gelmezse. Günde bir sefer, bu dersi çekeceksiniz. Bir şey olursa, herhangi bir şey, bununla irtibata geçeceksiniz. geçeceksiniz inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Geçmiş sorularınız var burada. Soruma cevap verilmediği dolayısıyla diye. Genelde sorularınıza cevap veriyoruz. ama velakinden gecikmiş oluyor. Hiçbir soru yok ki, biz onu cevaplandırmamış olalım.
Bildiğim kadarıyla. Bir teknik aksaklık olduysa, bu aksaklıktan sorunlu değiliz. Ama şuna emin olun, ben burada es geçtiğim hiçbir soru yok. Ama bazen kardeşler, sorularına anında cevap bekliyorlar. Biz sohbeti bitiriyoruz. Sohbeti bitirdikten sonra, kaldığımız yerden sorulara cevap vermeye gayret ediyoruz. Bazen kardeşlerimiz, herhalde yoruluyorlar veya uykuları geliyor. Kaçırıyorlar oradaki, onların sorularına cevap verdiğimi. sonra diyorlar ki, sorumuz cevaplanmadı. Öyle bir kasıtlı bir şey yok, öyle bir şey de yok. O yüzden sırayla bütün sorulara cevap vermeye gayret ediyorum. Selamun Aleyküm.
Ben senasiz bir sorumda, bana sağ tarafa yatmamı söylemiştiniz. Ama ben sağ tarafa doğru pek yatamıyorum. Sol tarafa veya sırt üstü yatıyorum. Önerebileceğiniz bir şey var mı? Sağ tarafa yatmaya gayret et. İnşallah öyle alıştır kendini. Sünnet olan yatış o çünkü. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretür yüzük oyunu hiç yatmadı. Yüz yukarı da hiç yatmadı. Soluna da yatmadı bildiğim kadarıyla. Sünnet olan sağa yatma. Selamun Aleyküm. Aynileşmekten nasıl kurtuluruz? Bu, bütün insanların en büyük sıkıntılarından birisi bu. insanlar kendilerini yenileyemiyorlar. İnsanlar kendilerini biraz daha ileriye doğru götüremiyorlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretürüz günü güne müsavi olan, denk olan zararlıdır dedi.
O yüzden aynilikten kurtaracaksınız kendinizi. Esnafsanız malların yerini değiştireceğiniz örneğin. İşte ne bileyim dervişlikse, sufilikse zikrinizi arttıracaksınız. Nafilelerinizi arttıracaksınız. Bakacaksınız ne tarafınız, nereniz eksik. eksikliğinizi tamamlayacaksınız. Ve böylece aynilikten kurtulacaksınız. İnşallah. Selamun Aleyküm. Hayırlı geceler. Üniversitede yatay geçiş yapacağım. Duanızı almak isterim. Allah yardımcınız olsun. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. İnşallah. Cenab-ı Hak hayır ve hayırlılarla karşılaştırsın. İnşallah. 19 yaş...
Selamun Aleyküm. 19 yaşındayım. Yemek üzerine kendimi göstermeden bir YouTube kanalı açmamla bir sakın. sakınca var mı? Olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir sakınca yok. Yani eğer yemek konusunda bir üstadsanız, oradan bir ücret, oradan bir para kazanmayı düşünüyorsanız, böyle bir şeyle iştikal edecekseniz, hani mesleğiniz aşçılıksa olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bu afla alakalı millet sıkıntı yaşıyor herhalde. Hayırlı geceler bazı insanları affedememek bizdeki eksikliği mi gösterir? Affetmek gerekir mi? Herkesi ya da affetmeyip Allah'a val etmek mi doğrusu? Affetmenin ölçüsü neler sizce? Bir de bize karşı kibirli davrandığını düşündüğümüz biri olursa nasıl davranmamız gerekir?
Ben onun ayıbı, ben onun ayıbı, ben kötü bir şey düşünmeyeyim ya da da demeyeyim diyorum. Ama biraz üzülüyorum da bu ne kadar doğru, buradaki ölçü ne sizce? Bunun belli bir ölçüsü yok, herkesi affedeceğiz diye bir kaydı yok. Böyle bir şey yok. Ama ve lakin bu sadece hani bir kimse geldi sizden özür diliyor, af diliyor. Varsa bir zararınız, telafi ettirin ona. Ama bir zararınız yoksa, zarar maddi olabilir, manevi olabilir. Affedebilirsiniz. Affetmek büyük erdemliliktir. Ben bunu böyle söylüyorum, benim de affetmediğim kimseler var mı? Ama benim bu derviş kardeşlerimden değil. Örneğin, ben derviş kardeşlerime karşı biraz hassasım.
Derviş kardeşlerinin dışında Müslümanlara ikinci hassasiyetlik var. Zaten diğer halakalar da bizi çok ilgilendirmiyor. O yüzden derviş kardeşlerinin hukuku bende ayırır. O yüzden birisini affedersiniz, affetmezsiniz. Bu sizin bir cenniniz iş. Ama affetmek güzel bir erdemlilik. Allah bizi erdemli kullarından eylesin. Uygun görmezseniz okumayın demiş bir kardeş.
Allah yesin inşallah. Osmanlı devletimizdeki kardeş katline Şehir İslamların cevaz vermesi doğru muydu? Aklımıza takılıyor. Acaba bu da sebep oldu mu yıkılmasına, şeriatın bozulmasına? Bir de padişahlarımızın gayrimüslim hanımlardan olması da zamanla bozulmaya yol açmış olabilir mi? Yanlış biliyorsak kusurumuza bakmayın. Osmanlı devleti tam bir İslam devleti değildi. O yüzden tartışılır devletin işleyişi, kendi içerisindeki mekanizması. Belki de kendi zamanlarında, kendilerince bu doğru da kabul edilmiş olabilir. Osmanlı devleti çünkü Türk geleneğiyle Osmanlı inancının karması olan bir devlet yapısı. O yüzden bazı yerlere tam böyle İslam'a moto moto uymamış olabilir.
Bunun tartışmasına da gerek yok. Olmuş, bitmiş, geçmiş, yaşanmış. Şimdi caizdir desek de boş değildir desek yine de boş. Selamun Aleyküm. Ben yeni ders sizden aldım. Rüyada ben peygamberlik ile ilgili bir şeyler anlatıyordum. Annem beni yalanladı ve ben annemin şeyhini gördüm. Ve bana anneme inanmamamı söyledi. Annemle ilgili kafir gibi şeyler söyledi. Neden öyle görmüş olabilirim? Annenin şeyhi kim? O yüzden annenin şeyhini bilmediğimden bir şey diyemem. Annen normalde bu rüyayı benim dinlemem lazım. Bir de akşam namazı kılarken gözlerimi kapatarak yaptıktan sonra, rükuda gözlerim açıktan sonra büyük bir mavi ışık gördüm.
Allah yardımcın olsun inşallah. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapış hayatına devam et. Selamun Aleyküm. Cin musallatından kurtulmak için ne yapmak gerekir? Bu işlerle meşgul olma hocalara gitmek doğru mudur? Yani gidenler var, bu işlerle uğraşanlar var. Gerçekten bu işi bilenlerden birisi değilim. Bu konu ilgilenen insanların ilgilenmeleri gerçekten doğru mu değil mi? Böyle bir tanıdığım kimse de yok. O yüzden bu konuda yardımcı olamayacağım kusura bakmayın. Öyle hani işte yok biliyordu da böyle söyledi. Hiç böyle bir şey aklınıza gelmesin. Gerçekten hani cinli bir musallattan nasıl kurtulunur?
Bunun yolunu bilenlerden değilim veya böyle bir şey uygulayabilenlerden de değilim. Bunu yapan bir kimseyi de tanımıyorum. Böyle yapanlar var, yapanların var olduğu söyleniyor. Ama ne kadar doğru yapıyorlar, ne kadar yapmıyorlar bunu da bilebilecek noktada değilim. Nurlu geceler ben İzmir Buca'dan selamlar size sorum olacaktı. Benim kayınvalidemin şeyhi vefat etmiş. Kimseye vefat etmiş, kimseye bağlı değilim. Kaç sene oldu diyor. Ne yapmalıyım diyor. Sevgiler, saygılar. Bir kimsenin şeyhi vefat ettiyse istihare yapacak, istişare yapacak. Yeni bir şeyhe intisap edecek. Yaşayan bir şeyhe intisap edecek. Bizim bildiğimiz doğru bu. Selamünaleyküm.
İmamların eşcinsel olması, hafızların sapkınlık yapması, ilahiyatlardan ahlaksız insanların çıkmasını dine atfedip bu konuda çelişkiye düşen insanlara nasıl cevap vermeliyiz? Her topluluktan bunlar çıkabilir. Hırsızlık yapan olmuştu sahabenin içerisinde. Sahabenin içerisinde zina edenler oldu. Sahabenin içerisinde kötülük yapanlar da oldu. O yüzden her topluluğun içerisinde herhangi bir sapkınlık, herhangi bir günah kebar işleyen olabilir. Bunda dinin suçu yok. Sonuçta herkes, insan. Geçmiş peygamberler dahi küçücükte olsa hatalar yaptılarsa insanlar hata yapabilirler, günah işleyebilirler. Bu tip sapkınlıklara düşebilirler.
Allah onlara hidayet eylesin. Onları da düzelsin. Bunda İslam'ın suçu yok. Yani örnekliyorum, bir devlet memuru rüşvet aldı diye bütün devlet memurları rüşvet alıyor diye nasıl diyemiyorsak, bir belediye başkanı bir gazeteciye, gazetecinin tarlasına turizm imarı çıkarıyor deyip nasıl bütün belediye başkanları aynı şeyi yaptı diyemiyorsak bu da aynı, aynı şeyi yaptı diyemeyiz. Herkes hata yapabilir. Selamun Aleyküm. Bir kimse hata yaptığında, onun hata yaptığını ve bundan dönmesi gerektiğini anlaması için ne yapabiliriz? Uzaklık, yakınlık derecesi söz konusu. Bir kimse böyle bir hata yaptıysa, o kimseyi normalde yakın dairemişse nasihat ederiz, bir daha nasihat ederiz, bir daha nasihat ederiz, anlatırız, dinliyorsa.
Ama yakın bir dairede değilse, nasihat etsek dahi, uzakta olduğundan o bizi dinlemeyecektir. Veyahut da sesimiz ona ulaşmayacaktır. Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Siz bir kötülük gördüğünüzde, elinizde, mümkün değilse, dilinizde, o da mümkün değilse, kalbim buğz ederken önlemeye çalışınız. Hadis-i şerifini distur olarak kendimize alabiliriz. Şeytan uğraştı, küçük bir hataya meylettim, sonrası büyüdü. Ama tövbe ettim, döndüm. Ben kimseye söyleyemem, senden başka, bundan sonrası size özel. Ben sizi baba bildim, her cuma namazı kılmadan gelirdiniz, görürdüm, halimde.
Gelmediniz bu cuma, hakkınızı helal edin. Ben tevhid çekerken sizi görmeye özledim. Affedin. Allah, Allah. Tövbe et, bir daha işlemem. Böyle hal görmek, dervişler için avantajı budur. Yani o kimse bir günah kebari işlediğinde, onun halinde bir eksilme olur. Hatta kapanır. O kimse de hata yaptığını anlar. Bu sefer helallik isteyip, tövbe edip, yeniden kendini toparlaması gerekir. Rabbim affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Annem abluma çok beddua ediyordu. Bütün bedduası hepsi de gerçekleşti.
Annem günah işlemiş oluyor mu? Ablam çok sıkıntı çekiyor. Dua eder misiniz? Ben hep derim, annenizin, babanızın duasını alın, bedduasını almayın diye. Eğer beddua şeyse, haklı ise, evet geçer. O yüzden, Allah muhafaza eylesin. Hiç kimseye Cenab-ı Hak, anne baba bedduasıyla karşı karşıya getirmesin. O yüzden, anne babanızın elini öpün, helallik isteyin. Onun duasını alın. Haklı, haksız, evlatsınız siz. Evlatlığınızı yerine getirin. Selamun aleyküm. Geçmişte işlediğim ve tövbe ettiğim şeyler ile ilgili bir ortamda konu, sohbet, muhabbet geçtiğinde rahatsız olduğumu fark ettim.
Kendimi sorgular ve üst üste tövbe eder oldum. Tövbemde problem mi var? Diyerek, çok da üzülüyorum. Bunun sebebi nedir? Normal bir durum mudur? Bu duygudan kurtulmalı mıyım? Allah tövbeni kabul etsin. Cenab-ı Hak inşallah, tövbesinde samimi olanlardan eylesin. Bunlar olur, yaşanır. Geçecek inşallah. Bir daha geri dönme Allah'ın izinden inşallah. Selamun aleyküm. Günlük virdimizi her gün çekeceğimize dair verdiğimiz sözle, virdimiz bize vacip olur mu? Evet. Söz veriliyor, akit oluyor. Söz verilince, akit olunca vacip oluyor. Çekemediğimiz gün olursa iadesini yapmalı mıyız? Evet. Geceniz hayır olsun. İzmir'den selamlar, sevgiler. Ve aleyküm. Selam İzmir'e selamlar, sevgiler inşallah.
Selamun aleyküm. İç alemimle öğretisini aldığım bu yol arasında çok büyük farklar oluşmaya başladı. Özellikle bu son karantinada her şeyden çok fazla uzaklaştığımı fark ettim. Size karşı duygumu bir türlü toparlayamıyorum. İbadetlerimi yapmak istemiyorum. Zorlanarak yaparken de kendimi çok iki yüzlü gibi hissediyorum. Ve kendime karşı da, etrafıma karşı da çok hırslı bir hale geldim. Hazreti Ali'de birilerinin yanında hevesin artmasını riya olarak tanımlamış. Kendimi riyakar iki yüzlü gibi görmeye başladım. Bu tarz düşüncelere kızıyorsunuz ama içimdeki o öfkenin korkusuna kendimi uzak tutmak istiyorum. Bu noktada kendimi doğru analiz ettiğimi nasıl anlayabilirim?
Bu koronadan gerçekten etkilendi. İnsanların büyük bir çoğunluğu. Bunun içerisinde sufi kardeşler de etkilendiler. Kardeşlerimiz de etkilendi. Derlenip toparlayacağız. Küçük de olsa dersler yapmaya gayret edeceğiz. Derslere gideceğiz. Kendimizi toparlayacağız. Ve Allah muhafaza eylesin. Bu böyle savrukluk. Biz de diğer savruklukları getirir. Cenab-ı Hak korusu muhafaza etsin. Tövbe edelim inşallah. Selamun Aleyküm.
Bir konuda tevekkül ettik. Ve bunun bir sonucu oldu. Bu sonuç nasip mi değil mi? Ya da hayır mı şer mi? Nasıl ayırabiliriz? Nasibimiz nasıl anlayabiliriz? Bu gibi şeyleri ayırt edemiyorum tam olarak. Neyin ne olduğunu bilmediğimden mi? Bu öyle bir cevap vermem mümkün değil. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Ben 28 yaşındayım. Bir sene 3 aylık evliyim. Eşimin annesini ve kendini, annemi hava almaları için tatile götürdüm. Eşim ile beraber. Ve eşime özellikle annesinin de gelmesini rica ettim. Ve tüm ihtiyacı olan her şeyi karşıladım. Ancak bir hafta süresince sözlü olarak beni taciz etti ve geceleri odamızı kapıdan izledi.
En son dönerken eşimi benden kıskanıp beni öldürmek için boynumu kırmak üzere beni dövdü. Anneanneme bakmak zorunda olduğum için ona Covid bulaşır diye jandarmaya şikayetçi olamadım. Ancak eşim benim tarafımda. Ancak ben kayınvalidemi bir daha görmek istemiyorum. Ve doğacak çocuğuma nasıl göstereceğim? Onu nasıl tanıtacağım? Bilmiyorum. Eşim ve ben ona nasıl davranmalıyız? Lütfen bize bir fikir verir misiniz? Bir Müslüman böyle bir durumda nasıl davranır? Bu ne için vahşet ya? Allah Allah! Kayınvalide değil. Sanki ya. Bu ne ya? Allah muhafaza eylesin ya. Resmen boynunu kırmaya kalkmış kadıncağızın ya.
Bir erkeğin annesinin veyahut da kim olursa olsun bir karı koca bir insanın yatak odasının gözlenmesi büyük günahı kebair. Erden birisi. Haram. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin, yabancı bir kimsenin bir evini gözlemek de haram. Gözetlemek de haram. Bir evin içerisinde bir annenin, bu ister oğlanın annesi ister kızın annesi olsun. İşte çocuklarının yani evdeki evli karı koca'nın yatak odasını gözetlemesi de haram. Bunlar büyük günahı kebairlerden. Şimdi bunun haricinde böyle işte kıskanarak ondan sonra öldürmek için, boynunu kırmak için dövmesi bu da günahı kebair. Burada bir can tehlikesi var.
Can tehlikesi olduğu için kadının kayınvalideyle görüşmeme hakkı var. Çünkü canı tehlikede. Ama erkeğin annesidir. Erkek annesine gidip gelebilir. Bu konuda bir sıkıntı yok. Ama o kadın can tehlikesi yaşadığından dolayı can emniyeti var. O yüzden kayınvalidesine gitmemesi onun hakkı. Allah Allah ne hale gelmiş insanlar. Selamun Aleyküm. Günde yüz tane ihlas okuyup, suya üfleyip içmek uygun olur mu? Şifa ki şifa olur. Selamun Aleyküm. Bir konu hakkında yoğunlaşıp cevap aradığımızda bir şekilde cevabın geldiğini, lakım bu cevabın Allah'tan mı başka şeyden mi olduğuna eminlik getiremiyorum. Bu soruya da yoğunlaştığımda şimdi gençler cadılığa merak salmışlar.
Ben de araştırayım diye video izlerken orada bir genç kişi kime enerji gönderirsen cevap da oradan gelir dedi. Yani cinlilere sorarsan cevap oradan meleğe sorarsan melekten gibi. Ben bunu yine Allah'tan gördüm. Bu konuyu biraz açarsanız çok sevinirim. Bir kitaptan bir video aldığımız işaretle hareket etmek ne derece doğru? Nasıl eminlik sağlanır? Allah'a sorduğumuz, araştırdığımız sorunun cevabını Allah'tan nasıl alırız? Hakkınızı helal edin. Sizden dinlemek, öğrenmek istiyorum. Çok teşekkür ederim. Canım kardeşim ya. Siz ne yapıyorsunuz ya? Siz ne yapıyorsunuz? Sizin elinizde dini bir mesele ise cevap alacağınız Kur'an ve sünnet var. Fıkihi bir mesele ise sizin elinizde hanefi fıkhına dair bir sürü kitap var.
Eğer sizin elinizde tafifi bir konuysa cevap alabileceğiniz bir sürü tasavvuf kitabı var. Eğer siz bir üstada intisaplıysanız cevap alabileceğiniz üstadınız var. Bazı hani cemaatler var, topluluklar var, üstadlarına ulaşamıyorlar. Eğer öyle bir topluluğun içindesiniz o zaman üstadınıza ulaşın yine. Deyin ki ben ulaşmam lazım. Bu nasıl mürid-mürşid ilişkisi? Deyin, ulaşın. O yüzden böyle işte soruyu kimden istersen ondan cevap alırsın. Bunlar saçma sapan şeyler. Çok özür dilerim ama bunlar saçmalık, başka bir şey değil. Yani bir kimsenin, yani siz gözünüz ağrıdığında kendinizce işte gözünün ağrısının cevabını almak için kime gideceksiniz? Bu işin ilmini öğrenen bir göz doktoruna gideceksiniz.
Ben bugün göz doktoruna gittim. Benim gözümde ne var diye kendi kendime cevap aramaya kalkmadım. Bunun sünnet seneyesi bu çünkü. Siz, benim gözlerimde rahatsızlık var. Ben bugün göz doktorundan işte randevu aldık. Göz doktoruna gittik. İşte göz doktorundan muayene olduk. Gözlerde ne var ne yok. Baktı doktor. İşte şurasında şu var, burasında bu var. Veya şu değişecek, bu değişmeyecek. Söyledi, konuştu. Altı aksiyon tekrar şeye geleceksiniz. Ne o? Kontrole geleceksiniz dedi. Yani böyle işte bunun cevabını böyle evrene salalım. Evrenden cevap gelir. O zaman ne Kur'an'a ihtiyaç var, ne peygambere ihtiyaç var. Ne sahabeye ihtiyaç var. Ne fıkıha ihtiyaç var. Ne alimlere ihtiyaç var.
Bilmediklerinizi zikir ehline sorun. Ayet-i kerimesi ne diye ihtiyaç yok. Böyle bir şey var mı? Allah bizi affetsin. Lütfen. Öğrenmek istediğiniz konunun ilmine müracaat edin. Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Olmaz. Siz bir bilene gidip soracaksınız onu. İşi ehline soracaksınız. Allah sizin işi ehline vermeniz Allah'ın hoşuna gider. Ehline gideceksin. Ehline müracaat edeceksin. Böyle saçma sapan şeyler çıkarıyorlar. Ama neden kaynaklanıyor bu? Yani bir sosyolog kalkıyor. İslam dininden bahsediyor. Bir örneğin gazeteci tasavvuftan bahsediyor. Geçen gün Habertürk'te tartışma var. Tarikatları konuşuyorlar.
Cemaatleri konuşuyorlar. İçinde bir tane ehli tarikat kimse yok. Bir tane cemaat ehli kimse yok. Bakın bir tane yok. Bir tane araştırmacı. Kamuoyu araştırmacısı. Birisi güvenlikçi. Ne o ne bir şey güvenlikçi o Habertürk'te devamlı konuşan adam var. Ondan sonra. Neydi onun adı ya? Mete Yarar Mete Yarar. Evet. Mete Yarar maşallah zaten alkışlamak lazım ayakta. Yani güvenliğin haricinde her şeyden bilgisi var. Bir tane orada şey var. Yine veis miydi neydi onun programına çıkan o kamuoyu yoklamacısı var. Ondan sonra. Adamın her şeyden haberi var. Bakın her şeyden. Bir tane gazetecisi gazeteci var birkaç tane. Ya adamlar her şeyi biliyorlar.
Yani bir ehli tasavvuf tarikat yapılanması nasıl? Hepsi de biliyor her şeyi ya. Kendi kendime baktım. Yani dedim ki Habertürk'te veis ateş tarikatları konuşuyor. Bir tane ehli tarikat kimse yok. Bir tane şeyh efendi yok orada. Bir tane üstad yok. Bir tane ilahiyatçı tasavvuf kürsüsünden bir kimse yok. Bir tane müftü yok. Cemaatleri konuşuyorlar orada. Bir tane mesela Risale-i Nur'un bir temsilcisi yok. Örneğin Süleyman Hilmi Tunağan efendinin cemaatinden, Süleymancıların cemaatinden bir kimse yok. Bildiğim cemaatler bunlar var. Risalenin okuyucusu var, yazıcısı var. Ondan sonra Risale'nin işte başka nesi var Türkiye'de bir sürü kolu var.
Hepsi de cemaat hükmünde. Bir tane temsilcisi yok. Süleymancılar var cemaat hükmünde. Bir tane temsilcisi yok. Tarikat konuşsalar, işte menzil grubu var birkaç gruba ayrıldılar. İşte Mahmud Efendi'nin nakşibendi dergahı var veya diğer nakşibendi dergahları var. Bir sürü tarikat toplulukları var. Kendilerini tarikat olarak nitelendiren. Bir tane temsilcisi yok. Ama hepsi de tarikat üzerinde ahkam kesiyor. Bakın hepsi de. Bu onun gibi bir şey. Şeyh efendiler korkuyorlar mı oraya çıkmaya? Veya onlar böyle bir şeye tevessül etmiyorlar. Yani ya ne konuşuyorsun sen? Gözden konuşacaksın.
Gözün tıbbıyla alakalı. Kardeşim sen oraya gözün tıbbıyla konuşuyorken iktisatçı çıkarıyor musun? Çıkarmıyorsun. Ya bir tane göz doktoru çıkaracaksın. Hatta en etkilini profesör. Profesör çıkaracaksın. Ya koronayı konuşurken kimden konuşturuyorsun? Profesörleri konuşturuyorsun. Tıpla alakalı. Koronayla konuşurken kalkıp da sen iktisatçıyla konuşuyor musun koronayı? Hayır. E siz Türkiye Libya'da ne yapıyor, ne yapmıyor? Yani gidip onu askeri ve siyasi stratejik araştırmalar yapan kimselerle konuşmanız lazım. Türkiye'nin Libya'daki profili, duruşu, yapması, yapmaması neyi doğru yaptı, neyi yanlış yaptı? Siyasi stratejik ve askeri stratejik konuyla ilimlenenler konuşacak. Ben şimdi kalkacağım televizyonda, Türkiye Libya'da şöyle yapmalı, Türkiye Libya'da böyle yapmalı desem, ya ben siyasi stratejik bir ilim dalına sahip bir kimse değilim ki.
Haddi aşmış olurum. Ne yazık ki Türkiye'de hiç kimse haddi aştığını da düşünmüyor. Herkes her şeyde üstad. Herkes her şeyde alim. Yeter ki televizyona çıksın. Benim işim ne? Tasavvuf. Benim işim sufilik. Tasavvuf ve sufilik konuşurum. Benim işim örneğin ekonomistlik değil. Ekonomiyle alakalı bildiğim 3-5 hadisi söylerim en fazla. Benim bildiğim bu. Yani böyle bir şey mi var? Hangi konuyu öğrenmek istiyorsan, kendince cinli tayfesine enerji gönder sen boyuna. Her şeyin bir ilmi var. O ilmi bilen de bir alim var. Bir şey öğrenmek istiyorsanız, o ilmi bilen gidip alime oturup önünde oturacaksınız, diş çökeceksiniz, ondan öğreneceksiniz. Bunun başka yolu yok.
Öyle doğaya enerji gönder. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. O zaman peygamberlere de ihtiyaç yoktu. İlahi kitaplara da ihtiyaç yoktu. Peygamberlerden sonra da Allah'ın dinini ayakta tutacak alimlere, velilere de ihtiyaç yoktu. Öyle bir şey var mı? Allah muhafaza eylesin. Hamburg'dan sevgiler ve selamlar. Ve aleyküm selam. Karıncalar salatalık kabuğunu sevmezler. Levanta çiçeğin kokusunu sevmezler. Giderler. Duadaki belirli bitkisel önleyici imkanlar vardır. İnşallah öldürmeden giderler. Hayırlı geceler. Eyvallah. Evinde karınca olanlar. Bak, karıncalar salatalığın kabuğunu sevmiyorlarmış. Bir de lavanta çiçeğinin kokusunu sevmiyorlarmış.
O zaman böyle kurutulmuş lavanta çiçekleri var. Böyle lavanta kokusu. Evinizde karınca olan yerlerde serpiştirin. İnşallah salatalık kabuğunu serpiştirin. Bak, doğada her şeyin ilacı varmış. Selamun aleyküm.
Ben sizden dersiyim ama babamın tasavvufla alakası yok. Bugün akşam ezanından önce biraz sohbet ettik. Sizle alakalı yanlış cümle kurmasına neden oldum. İkimizle de hakkınızı helal edin. Helal olsun. Diğer sorum. Geçen hafta rüyamda erkek kardeşimi gördüm. Bana sizi sevdiğini söyledi. Kardeşimin adı Eşref. İnşallah o da derviş olur. Bir de ders kağıdımızdaki bağışlama yaptığımız isimlerin hayatlarını anlatan sohbet yapabilir misiniz? Uygun olursa örneğin. Seyyid İbrahim Tulsik'e kimdir? Ben kendi adımı bilmiyorum. Benim gibi bilmeyen kardeşler için faydalı olacağını düşünüyorum. Avarif-ül marif var. Bütün hemen hemen velilerin hayatlarını anlatayan.
Onları edinin. Ondan velilerin kitaplarını okuyun. Kuşeyri Risalesi var. Onda velilerin hayatları var. Onlardan da böyle şeyler okuyabilirsiniz. Bilgi edinebilirsiniz. Hocam selamun aleyküm. Ben rüyamda peygamberimizi sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm. Boğazıma ipi geçirdi. Bir an öldüm. Sonra canlandım. Bu ne anlamı geliyor? O ip Kur'an ve sünnettir. Kur'an ve sünneti yaşamaya gayret et. Kur'an ve sünnete sımsıkı sarıl. Kur'an ve sünnetten ayrılma. Allah muhafaza eylesin inşallah. Ve günah keballerden uzak dur canım kardeşim. Selamun aleyküm.
Geceniz hayır olsun. Malatya'dan Hamza Kaya. Dualarınızı bekliyorum. Allah muinin olsun. Ellerinizden öper. İki buçuk yaşında bir kızım var. Son birkaç aydır çok huzursuz. Devamlı alıyor. Kendisi için dua eder misiniz? Belki duanız ayrılır. Ben ve alem huzur buluruz. Allah muinin olsun. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin. Çocuğunun üzerine yedi tane Fatiha-i Şerif'i oku. Hem suya üfle. Hem de çocuğunun üzerine üfle. O sudan da çocuğunu içir. Rabbim şifa versin inşallah. Selamlar. Bekar, evlenemeyecek nitelikte bir kişiyim.
Sorumsuz, tembel gibi. Velhasız şişme, sorumsuz, tembel gibi. Velhasız şişme bayan almamız uygun olur mu? Zina'ya kıyasla günahımız ne olur? Zina yapacak maddi imkan da var. Bu tür cinsel ürün alabilir miyiz? Oruç tutamıyorum. Yani gönül arzu der ki bunlardan uzak dur. Paran da varmış. Normalde maddi imkanın varmış. Evlenmeye gayret et, evlen. O yüzden evlenmeyi kendine ölç edin. Bu tip şeylerden uzak dur. Parası olan, evlenmeye muhtedir olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz. Ticarette satılan ürün söylenilen zamanda değil de daha geç teslim edilirse kul hakkı olur mu? Evet.
O yüzden hatta bir kimse teslim etmede, gününde teslim edemezse karşıdaki kimseden helallık alması lazım. Karşıdaki kimsenin ondan vazgeçme hakkı doğar. Mesela bu genelde şeyde, tekstilde olurdu bu. Mesela tekstilde onun termin denir ona genelde. İşte boyane kaç günde teslim edecek? 10 günde. 10 günde o boyane malı teslim etmek zorunda. Veya konfeksiyon kaç günde teslim edecek? 15 günde. 15 günde o malı teslim etmek zorunda. Şimdi eğer teslim etmezse, mesela bugünkü ticaret hukukunda bunların belli bir cezaları da oluyor. O yüzden bunlar önemli şeyler. Selamun Aleyküm.
Ayasofya'da ilk cuma davetiye ile gidilecek. Büyük ihtimalle herkes dışarıda kılacak. Protokol yüzünden Ayasofya açılışına gidip gitmeme konusunda kararsız kaldık. Sizin tavsiyeniz ne olurdu? Gidilebilir de, gidilmez de. Evet, önceden böyle ben hani protokol olacağını ilan etmemişlerdi. O yüzden ben de kardeşler gitmek istiyorlarsa, gitmek istiyorlarsa muhakkak gitmeye galet etsinler.
Gidebilirlerse iyi olur demiştim. Ama böyle protokol girince bir de cuma'yı orada kıldırmayacaklarmış herhalde. Sultanahmet'e yönlendireceklermiş. Ne yapacaklarını tam öğrenmiş de değilim. Ama bir arkadaşlar bu konuda hani gitmezlerse gitmeyebilirler. Karar kendilerine ait. Merhaba, iyi akşamlar. Sizi ilk defa dinliyorum. Soru mu olacaktı? Bazı şeyleri bir saat önceden, bir gün, iki gün önceden hissediyorum. İçime ansızın bir his geliyor ve oluyor. Bu neye bağlı? Çok yaşıyorum bunu. Harika. Bu gerçekten bazılarında böyle bir sufilerde bu olur. Sufilerde bu yaşanır. Ama sufilerin belli bir berhalesinden sonra insanlar bu tip şeyleri yaşarlar.
Ama bunu böyle kendiliğinden yaşamak bu ayrı bir ayrıcalıklılık. Bu böyle uzun bir muhabbet, uzun bir sohbet olur. Bunun neden kaynaklandığını söylemek. Şu kadar söyleyeyim. Bazıların böyle perdenin gerisine dair olan şeyleri görmede kendi perdeleri inç oluyor. O yüzden olacak olan hadiseleri hissetme, olacak olan hadiseleri görmede onlar böyle daha rahat oluyorlar. Böyle bir şey olabilir. Bu uzun bir mesele. Bunun böyle eğer şey olursa, müsait olursa daha geniş bir zamanda anlatmak isterim inşallah. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Üç sorum olacak inşallah. İnşallah.
Kırk günde gelene amma da geciktin. Kırk senede gelene de gelene ne tez geldin? Bu söz ne demek anlamı nedir? Nereden bileyim kardeşim? Meydan, loruz muyuz? Hani birisi bir söz atıyor ortadan. Ortaya bu söz ne anlama gelir diye bana soruyorsunuz. Allah iyi etsin inşallah. İkinci sorum da bir erkek saçları nasıl kestirmeli? Bir keresinde şöyle bir şey okumuştum. Müslüman saçlarının bir tarafını kesip bir tarafını uzun bırakmamalı. Her yerini eşit kestirmeli diye de eşit uzatmalı. Bu ölçü doğru olabilir mi? Şu an genel olarak yanları kestirip üstleri uzun bırakıyoruz. Yani normalde böyle bir yerini kazıyıp bir tarafını bırakmak uygun görülmemiş.
Ama öbür türlü hani din her şeyini bırakıp insanın saçıyla da uğraşacak değil. Üçüncü sorum. Bir arkadaşımla buluştum, konuştuk, oturduk ama bir şey fark ettim. Sürekli bir şeyleri bir şeye bağlıyor. Mesela bir köpek geliyor yanımıza. Bu köpek boşuna mı geldi diyor. Bir böcek gördük, aynısını dedi. Önümüze bir baykuş yavrusu çıktı. Kötü bir şey başımıza gelecek falan diyor. Arkadaşın vesvese hastalığına mı düşmüş? Ne tavsiye ederseniz. Aynen öyle olmuş. Allah kurtarsın inşallah. Nefes kitabınızdan bana da gönderebilirsiniz. Çok sevinir ve memnun olurum. Teşekkür ediyorum. Ben size bir şey attım.
Buraya adresinizi atarsanız arkadaşlar size gönderebilir inşallah. Bize adres atın inşallah. Selamun aleyküm. Biz iki kardeş bir de babam çalıştık.
Abimizi evlendirdik. Sıra bana gelince herkes ben kazandım dedi. Kız çocuğuyum diye hiçbir hakkım olmadı. Oysa ki ben maaşımın tümünü babamla abime veriyordum. Bu hak mıdır? Değil. Bir kimse babasına ne verirse ayrı bir meseledir. Ama babası yani çocuğunun parasını el koyabilir, çocuğunun parasını alabilir. Ama çocuk parasını abisine verdiyse bu hak değil. Yine de çocukların arasında ayrım yapmadan bir babanın çocuklarına adaletli davranması lazım. Selamun aleyküm. Komşum tekel bayisi yıllardır.
Son bir yıldır da evinin alt bodrum katına kasalarını da koyuyor. Depo olarak. Komşu olarak misafirperber ve çok cömert insanlar. Komşuluk gelişkimiz nasıl olmalı ve ikramlar oluyor nasıl davranmalıyız? Allah hidayet eylesin. Cenab-ı Hak inşallah onu muhafaza eylesin. Onu korusun. İnşallah tövbe edip geri denenlerden eylesin. İnşallah onu. Siz onun nasihat etmeye, ona bu noktada dini olarak tebliğ etmeye devam edin. Komşuluk hukukunuzu bozmayın. Selamun aleyküm. Kardeşlerden sordular. Annesi Nazım Kıbrıs'ı dinliyormuş. Bu kişi hakkında fikrinizi öğrenmek istedi. Allah razı olsun. Yunak'tan selamlar.
Aleyküm selam. Nazım Kıbrıs'ı çok iyi tanımıyorum. Ama şununla biliyorum. Prens Çağrısı ve işte şeyi ne o? İngiliz Kıbrıs'ı da müslüman edeceğiz falan diyordu. Ben o kadar biliyorum. Yani onunla alakalı çok derinlemesine bir bilgi sahibi değilim. Selamun aleyküm. İş yerimizdeki ve günlük hayattaki fesatlara karşı nasıl bir tavır almalıyız? Hayatınızla devam edin. Etrafınızdaki insanlarla uğraşınca hayatınızı düzgün yaşayamaksınız. Siz Kur'an ve sünnete harfiyen uyup hayatınızla devam edin. İnşallah.
Selamun aleyküm hocam. Allah razı olsun. Sizin sohbetlerinizi dinliyorum. Bana huzur veriyor. Sizden vefat etmiş bir kişinin arkasından yapılan yedisi, kırkı ve elli ikinci yapılır mı? Hepimiz yapıyoruz. Yoksa ihtiyacı olan bir kardeşimize yardım mı etmeliyiz? Saygılar. Bunları yapıyorlar ama hadis-i şeriflerde hiç böyle bir şey duymadım ben. Ölen kimsenin arkasından hayır, hasenat edilir mi? Evet. Ona dua edilir mi? Evet. Onun hakkında iyilikler ona sevabı ona olsun diye iyilik yapılır mı? Evet. Ama böyle yedisi, kırkı, elli ikisi bunlar şey olarak hani hadis-i şeriflerde ve ilmi hal kitaplarında hiç okumadım. O yüzden katıldığım bir şey değil. Selamun aleyküm.
17 Temmuz sizin doğum gününüzdü. Allah size uzun, sağlıklı, bereketli bir ömür versin. Doğum gününüz kutlu olsun. Kıymetli kardeşler, ben tam doğum günüm ne gün bilmiyorum. Ondan sonra böyle acındırmak için de söylemiyorum bunu. Ben böyle biraz ailede istenmeyen bir çocukmuşum herhalde. O yüzden benim tam bir doğum günüm yoktu. Bilinmeyen ben bilmiyorum. Benim bir tane aynı haftada doğmuş bir alt mahallede bir adışım vardı. İşte o çarşamba mı ne doğum, o pazartesi, salı mı ne doğmuş? Ben perşembe gecesi, cumaya bağlayan gece doğmuşum. İşte normalde gün olarak da böyle bir şey vardı. Karışık bir şeydi. İşte böyle yani işte 17'si mi yok, işte perşembeyi cumaya bağlayan artık 1961'in Temmuz'u neyse.
Temmuz'unda bakmak lazım birinci hafta mı, ikinci hafta mı ne veya üçüncü hafta mı. Böyle annem de tam toparlayamıyordu onu. O yüzden bir, benim net bir doğum günüm perşembeyi cumaya bağlayan gece. Hangi hafta olduğunu bilmiyoruz. O yüzden hangi hafta olduğunu bilmediğimizden dolayı net bir doğum günüm yok. İkincisi, ben böyle doğum günü kutlanılmasına çok taraftar değilim. Ne birisinin doğum gününü kutlarım Hz. Muhammed Mustafa hariç, ne de bir kimsenin ölüm gününü kutlarım. Hz. Ölüm günü aklıma gelir. Hz. Muhammed Mustafa hariç. O yüzden ben bu tip şeylere çok takılmam. Eski arkadaşlar da bunu bilirler. O yüzden doğum günü kutlama gibi bir adetim, geleneğim yok. Bu zaten bize batı adeti olarak gelmiş.
O yüzden hakkınızı helal edin. Bu tip şeylere uzağın. Çok seviniyoruz. 86 yıldır açılmayan Ayasofya Camii açıldı. Ama bizim dergah hala açılmadı. Buna da çok üzülüyoruz, sabrediyoruz. Sizi ve kardeşlerimizi çok özledik. En kısa zamanda Allah bizleri kavuştursun. İnşallah. Cenab-ı Hak onu da açar inşallah. Bu korona algısı, belası biter. İnşallah her şey yerli yerine oturur. İnşallah. Ben bu yazıları geçen hafta yazmıştım. Size sıra gelmeyince okuyamadınız. Biraz geç kutlama oldu. Hakkınız helal edin demiş. Helal olsun. Sıkıntı yok. Ama müjdeyi verdik. Bayramda inşallah bayramlaşacağız. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Sosyal mesafeye ve maskeye ondan sonra.
Bir de neydi üçüncüsü? Hijyen kurallarına uyaraktan bir bayramlaşma yapacağız inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. İddet mükteledi 3 hayız mı yoksa 3 temizlik dönemi mi? 3 hayız, 3 temizlik, 3 hayız normalde bildiğim kadarıyla. 3 kere hayız gördüğünde, 3 hayızdan sonra temizlenir temizlenmez. Kadın başka bir kimseyle nikahlanabilir. Kadın bugün boşandı, hayızlı değil ama yarın hayız oldu. Birinci hayız. Sayılır mı? Evet. Bir talaktan sonra, iddet müddeti bittikten sonra nikah devam eder mi? Bir talak verdi, ikinci talak vermedi. Bir talak oldu, duruyor.
İkinci talak vermediği için o nikah da duruyor. Normalde iddet dönemi, hani birinci, ilk hayız gördü, bir talak verdi. İkinci hayız verdi, bir talak daha verdi. Üçüncü hayız gördü, bir talak daha verdi, boşama bitti. Böyle olması gerekiyor normal boşamada. Ama bir talak verdi, öyle duruyor. İkinci talak vermedi. Hayızlı gördü, yine vermedi. Kadının bu noktada boşanma hakkı doğuyor. Hani sen geri dönmüyorsun, rücu etmiyorsun, beni boşa deme hakkı doğuyor. Aslında kadına zulüm oluyor bu. Yani eğer talakları vermezse, adam boşamayı düşünüyorsa, bir talak, iki talak, üç talak boşayacak. Boşamayı düşünmüyorsa geri dönecek. O zaman kadına zulüm olmuş oluyor. Ama kadın derse ki, çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretten eşlerinden biri söyle dedi.
Beni boşama, ben de geceleme dedi, yeter ki boşama dedi. Ben de geceleme dedi, ben geceleme hakkımı da Ayşe'ye veriyorum dedi. Öyle olunca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretti, onu boşamadı ama onunla cinsel ilişkiye de girmedi. Gecelemedi de. Böyle de durabilir mi? Kadın bunu kabul ederse, bu özel nikaha giriyor. O zaman olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir talaktan sonra, iddet müddeti bittikten sonra nikah devam eder mi? Evet. İkinci talak daha vermesi gerekiyor mu? Gerekiyor. Bir talak verdikten sonra başkasıyla evlense, geçerli nikah oluyor mu iddetten sonra? Hayır. Olmuyor. Zina hükmüne düşüyor. Çünkü üç talada vermesi gerekiyor erkeğin.
Dini nikahda boşanırken şahit olması gerekli mi? Hayır. Şahitsiz talak da geçersiz mi? Hayır. Şahitsiz talak geçerli. Nasıl şahitsiz nikah geçerliyse, şahitsiz boşama da geçerli. Şahitsiz nikah geçersiz diye bir kaydı yok. Şahitsiz nikah, nikahtır ama şahitlendirilmesi gerekir. Bu ayrı bir şey. Ama nikah, nikahtır. O yüzden şahitsiz boşama da boşamadır. Selamun aleyküm. Van ve ilçelerde tasavvuf vakı toplumunuz var mı? Orada vakfın temsilciliği yok. Ama orada kardeşlerimiz var.
Gerekirse bağlantı kurdururuz. Kabe'ye beyaz örtü örtülmesi manası nedir? Haç dönemi girdiğince Beytullah'ı da ihrama katarlar. O yüzden beyaz örtü o. Yarın Ayasofya'da kılınacak cuma namazına katılmayı düşünüyorum. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan VIP cuma namazı davetiyem yok. Katılma planımı iptal etmiş olmam sizce doğru mu? Olabilir. Bizim de VIP davetiyemiz yok. Hiç olmadı zaten. O yüzden katılmak zorunda değilsiniz. Ama hani şöyle söyleyeyim. Ayasofya açılıyor. Dosta güven, düşmana korku salmak için biz Ayasofya'nın açılışını hepimiz orada bulunmak için gayret ediyoruz diye bir kimse düşüncede bulunabilir mi? Evet.
Hafta içinde karşılaştığım her soruyu unutmadan yazacağım inşallah demiş bir kimse. Dokuz tane soru sormuş. Soru bir. Melekler de aşık olur mu yoksa sadece göreve odaklı mı var olurlar? Meleklere aşık olmazlar. Sadece göreve odaklı olurlar. İki, meditasyon yapmaya başlayan arkadaşlar var. Algıları açıldığında farklı güçlerin etkilerine girmemelerini için ne gibi tedbirler alınabilir? Meditasyon İslami bir disiplin değil. İslami bir kural, kaide, kültür değil. O yüzden o kardeşler meditasyon yaparlarken şeytani ve kafir cinlilerin tasallut altına girebilirler.
Normalde onlar için nasıl tedbir alabilirler? Yani meditasyon sonuçta doğu kültürü, daha doğrusu Budist bir kültüre ait bir ibadet. O yüzden Budist kültürü olan ibadeti nasıl İslamileştireceğiz bu mümkün değil. İslam'da meditasyon diye bir ibadet yok. Onları hak olan tarafa nasıl odaklayabiliriz? Allah'la bağ kurmalarının vesile olunabilir mi? Onlar Allah'ı zikretmeyi tavsiye edebilirsiniz. Allah'ı zikretmek için onlara nasihat edebilirsiniz. Doğum günü yemek davetlerine artık katılmıyorum. Bunun yerine hediyeleşmek, sünneti diye ufak hediyeler alıyorum. Sünnet olduğunu niyet ederekten hediye almamda bir sakınca var mı? Kutlama bir dadına yine de girer mi? Girer.
Normal zamanda alsana hediye. Neden doğum günü dalıyorsun ki? Bir arkadaşım soru dört. Bir arkadaşım uzun zamandır evlenmek istiyor. Hali vakti yerinde ayakları üstünde duran biri. Ama yaşadığı hayat tarzında insanlar sevgililikten evliliğe geçmek istemiyor. Evlilik yük olarak görülüyor. O da cinsel anlamda bazı hassasiyetler taşıyor. Fakat hiçbir ilişkisi evliliğe dönüşmeyince artık bu hassasiyetlerden vazgeçme noktasına geldiğini söyledi. Ben de eğer biriyle birlikte olacaksa en azından Allah rızası olması adına dini olarak nikah anlamasını tavsiye ettim. Büyük sıkıntılar çıkarsa ve karşı taraf nikahı bitirmeyip kendisini esir ederse endişesi vardı.
Kendisinin de telah hakkı alabileceğini söyledim. Bunlar arkadaşıma mantıklı geldi. Fakat ben doğru bir tavsiye vermiş oldum mu? Hayır. Bilerek insanların harama itildiğini, yaşam standartlarında kişi kendisine harama düşmemek için bu tip yollar açsa dinen bir sıkıntısı olur mu? Evet. Yani insanlar burada, bunu çok açık bir şekilde söyleyeyim. İslami bilhassa kesimde bunu ben böyle bu nikahın tam bir doğru dairede tecelli ettirilmiyor. Yani nikah, nikah mı? Evet. Bazen bayanlara soruyorum, işte nikahlanmış. Nerede yaşıyorsun? Babasının evinde.
Eee kime nikahlasın? Filancaya. Yani var mı ailenin haberi? Yok. Sıkıntılı. Hiç evlenmemiş bir kız çocuğu. Şimdi bir erkekle nikahlandı. Nikahı nikah mı? Nikah. Ama ailesinin denklik dairesinde nikahı bozma hakkı var mı? Var. Sıkıntı. Daha ileri şeyler söyleyeyim. Yani ilahiyatlarda okuyanlar, imam hatiplerde okuyanlar, dinin bu nikah meselesini hafife alıyorlar. Sıkıntı var. Kız çocukları zarar görüyor bunlardan.
Şimdi Hanefi'ye göre evlenmiş, ayrılmış bir kadın istediğimle tekrar nikahlanabilir, evlenebilir. Ona söylenecek bir sözüm yok o parantez içinde. İslam onu hür bırakmış. Onu kimseye yasaklayacak değil. Ailesine de haber vermek zorunda değil. Kimseye haber vermek zorunda değil. Hür. Çünkü hadis-i şerifte evlenmiş, ayrılmış bir kadının istediğiyle evlenme hakkı doğuyor. Hür. Kimse ona bir şey diyemez. İstediği gibi özel anlaşmalı nikah kıyabilir kendisi. Bizim ona Allah'ın helaletini haram edecek değiliz. Ama hiç evlenmemiş bir kızın ailesinden habersiz böyle bir şey olduğunda heder oluyor o kızı orta yerde.
Adam delikanlı, yiğit adam çıkmıyor. Kızı heder ediyor, orta yerde bırakıyor. Bir şeyden bir problem çıkarıyor, kızı bırakıyor ortada. Ya nasıl ortada bıraktın bunu? Hiç mi vicdanın sızlamadı? Hem onun kızlığına zarar verdin, öyle söyleyeyim. Hem de onu ottan çöpten bir bahaneyle bıraktın.
E sen şerefsizlik yaptın. Sen namussuzluk yaptın. Sen dinin açmış olduğu kapıyı kirlettin. Sonra o kızlar çocukların peşinde koşuyorlar, ailelerin peşinde koşuyorlar, öyle ya. Yani işte böyle daha açık konuşmak gerekirse. Yani onlar eşi gibi görmüş, kızlığını ona teslim etmiş. Ondan sonra beraber cinsellik yaşamışlar. Yani bekliyor artık o kız çocuğu. Yani erkeğin keyfi olacak da, erkeğin ailesinin keyfi olacak da, gelecek de onu isteyecek de, işte yol yürüyecekler. O erkekler de, yani bu meselede gevşekler, aileleri gevşek. Yani o anne baba, o oğlunun annesi babası ya onu biliyor ya da bilmiyor.
Biliyorsa gevşeklik yapıyor. Düpedüz şerefsizlik ve namussuzluk yaşanıyor. İslam örtüsü altında yaşanıyor bu. İslam örtüsü altında yaşanıyor. Acı olan da bu. Kızlığına zarar vermişsin. Kızlığını almışsın o kızın. Ve haysiyetsiz adam. Ve namussuz adam. Ve terbiyesiz adam. Ve şerefsiz adam. Madem sonunu getiremeyeceksin. Ne amma yaptın bunu? Senin kız kardeşine yapsalar ne yaparsın? Senin kızına yapsalar ne yaparsın? Senin kızına yapsalar ne yaparsın? Senin kız kardeşine yapsalar ne yaparsın? Gider vururum dersin değil mi?
E siz yapıyorsunuz şimdi. Dolu böyle insanlar. Ve bu erkekler de adamız diye, delikanlıyız diye, herifiz diye, yiğitiz diye orta yerde geziyorlar. Çakma delikanlılar, bozuk, südü bozuk insanlar. O kızları ne hale getirdiğinizin farkında mısınız? Allah'a hesap veremeyeceksiniz. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden burada genç kızlara sesleniyorum. Ailelerinizden habersiz bir şey yapmayın. Ailelerinizden habersiz hiç kimseyle ilişkiye girmeyin. Hiç kimseyle nikahlanmayın. Çünkü ortalık çakma delikanlılarla dolu. Ortalık çakma yiğitlerle dolu.
Ortalıkta dolu böyle namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz insanlar. Dolu. İnsanların namussuzlarını kirletip, orta yerde bırakıp, ortadan kaybolanlar dolu. O yüzden genç kızlar aldanmayın. Kendinizi heder etmeyin. Öyle ailelerden habersiz, ailelerden izinsiz gidip de hiçbir iş yapmayın. Daha 18 yaşında, 19 yaşında, 20 yaşında bir kız. Aklı basmıyor, kafası basmıyor. Kendinde değil daha. Ne istediğini bilmiyor. Ne yaptığının farkında değil. Nereye koştuğunun farkında değil. Bir gençlik heyecanı. Ondan sonra bir ömür boyu onun acısını yaşıyorlar. Yapmayın, yapmayın, yapmayın. Bir kimse sizi çok mu seviyor bir erkek? Gelsin sizi annenizden, babanızdan istesin.
Kız anneleri, babaları. Kızların istedikleriyle de evlendirin. Hata yapıyorsunuz. Bu kim olursa olsun. Benim kardeşim olacak, kardeşim için de söylüyorum. Hata yapıyorsunuz. Hata yapıyorsunuz. Hacı Amat'la ilgili hadislerde tavsiye edilen günler, pazartesi, salı, perşembe ve hicri ayın 17-19-21 günleri. Sakıncalı diye geçen günler, çarşamba, cuma, cumartesi, pazar peki hicri ayın 17-19-21 günleri bu sakıncalı günlere denk gelirsen yine de yaptırılabilir mi?
Evet. Gençken bir yerim ağrıdığında hayalen içimde nur topu gibi bir ışık dolaştırıp ağrıyan yerini geçirdiğimi hatırlıyorum. Bu konuda bilgim de yoktu, içgüdüsel bir şeydi. Bu konuda istidadım olabilir mi? Bunu geliştirmem gerekebilir mi? Olabilir. 7- Oturup kelimelerle dua etmek konusunda yetenekli değilim ama Allah'a olan yakınlığımla, peygamberime, üstadime olan yakınlığımla ilgili çok hayal kurarım. Bunlar da dua niyetine geçer mi? İnşallah. Birini zikir alakasında hayal etmek, namaz kıldığını ya da Allah'ı sevdiğini hayal etmek, dua niyetine geçer mi? İnşallah. İnsanlar üzerinde hayal kurmanın Allah katında hükmü var mıdır? İyiler için evet. Bugün kitapçıda rafları karıştırırken mesleminin bir baskısını buldum. Bende 1-2-3 diye birinci cil vardı.
Raftaki 4-5-6 olan ikinci cildiydi. Onu almaya karar verdim. Koltuğumun altına alır olmaz Hz. Pirimi sağımda ellerini arkasına bağlamış, benimle birlikte yürürken gördüm. Bir perdede. Benim de kitapçının önünde yürüyor, etrafı izliyordu. Hatta Mesnevi'den önce aldığım Ahmet Haşim'in şiir kitabını, buna ihtiyacın yok sana Mesnevi yeter diye kalben söyledi. Ve ben de diğer kitabı geriye bıraktım. Sadece Mesnevi aldım çıktım. Hz. Pirim yanımdayken onun ağzından konuşmasını istedim ama konuşmadı. Kalben his olarak konuştu. Zatların manen sadece görünülmesi ama ağzıyla konuşmaması veya konuşması neye göredir? Gelip gidişleri keyfiyet midir yoksa benim algımızın açık olmasıyla mı ilgilidir?
Her şeyle ilgilidir. 9- Sanıyor musun yoksa velilerin yüzü bizim gördüğümüz gibidir? Müminler nasıl yüzümü görmüyor diye peygamber kalmış tarihler içinde. Sena ay, halka bulut görünür. Maksat kafirin senin yüzünde bedavayı görmemesidir. Hastanın şarabını avam içmesin diye. Sana tane olan tuzak gönderir halkın gözünde. Mesnevi. Allah dostlarının kıymetini bilinmemesinin nedeni bu mudur? Evet. Biz nasıl üstadımızın maneviyatına layık olabilir? Gönül gözümüzü hakikaten daha da açabiliriz. Her şey için teşekkür ederim. Allah muinin olsun inşallah. Ben İstanbul'dan Özlem ve Tolga Dala'nın kızı Eyşan. Sizin dersinizden istiyorum. Yaşını söyle kaç yaşındasın ona göre ders vereyim inşallah.
Selamun Aleyküm. Bir sorum olacak. Her sene kurbanı aile içinde 5 kişi olarak kesiyoruz. Bu sene aramızda biri katılmayacağını söyledi. Biz de 2 kişi birleşip 1,5 hisse miktarı ödeyerek o bir hisseyi vefat etmiş bir yakınımıza keselim dedik. Uygun olur mu? Olur. Bir hisse için bir kişiye emniyetlenmemiz gerekir. Evet. Vefat eden yakın için nasıl kurban ibadeti yapılır? Allah razı olsun. Kurban alırken 4 hissesiniz. Bir hissede işte babamın niyetine girdik hisse edeceksiniz. Böyle 5 hisse olmuş olacak. Evet. Kur'an ile insan ikiz kardeştir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş. Niye olamıyoruz? Yanlışımız, hatamız, idrakımız, algımız, bakışımız mı bizi engelliyor?
Yani denilebilir öyle engelliyor diye. Çünkü Kur'an insan fıtratına en uygun kitaptır. O yüzden ikiz kardeş gibidir buyurulmasının sebebi o. Biz Kur'an'ı tam yaşayamıyoruz. Ondan kaynaklanıyor. Selamun aleyküm. Ben Recep Reçber'in kızı Zümra Reçber. Bugün 7 yaşıma girdim. Sizden ders almak istiyorum. İnşallah, maşallah ya. 7 yaşına girmiş. Recep'in mi de 7 yaşında çocuğu olmuş ya. Bak. Evet. Sen de şimdi 7 yaşındasın, 7-7 çekeceksin.
8 yaşına gelince 8-8 çekeceksin. 9 yaşına gelince 9-9 çekeceksin. 10 yaşına gelince 10 tane 10 tane çekeceksin. Tevhid serbest. Selamun aleyküm. Benim odaklanma problemim var. Nasıl aşacağımı bilmiyorum. Örneğin derse gidiyorum. Derste arkadaş bir konu anlatıyor. Dinliyorum ama kafam başka düşüncelere gidiyor. Buna çok üzülüyorum. Kendime çok kızıyorum. Neden sohbeti dinliyorsun da anlamıyorsun diye. Harama bakma. Haram yerlere bakma. Allah'ı çok zikret. İnşallah o dağını toparlarsın. Selamun aleyküm.
Bir erkeğin eşine sürekli şunu yaparsan 3 talakla bozsun. Bunu yaparsan 3 talakla bozsun. Şeklinde konuşması o kişinin evliliğini bayalaştırmaz mı? Ve erkeğin acizini göstermez mi? Yani bunlar hani bunun şakası da gerçeği de ağırdır diyor. O yüzden bir erkeğin böyle yapması çok hoş değil. Allah muhafaza eylesin. Yani şunu yapma deyip kadının da onun yapmaması gerekir. Adam onu yapma diyor da kadın da onu yapma dediğini yapıyorsa belki de bu sefer erkek kendine yol olarak onu seçiyordur. O yüzden bu erkek neden bunu böyle yapıyor deyip kadının da kendi kendine bunu düşünmesi lazım. Kadın bunu kendi kendine düşünmüyorsa o zaman bu da sıkıntıla. Allah muhafaza eylesin. Soru 2.
Bir bayan evlatlarını süt kardeş yaparken eşine danışmak zorunda mıdır? Evet. O yüzden çünkü evlat süt kardeş yaparken muhakkak yani kendi evlatlarının bir başkasıyla süt kardeş yapacağında eşinin haberi olması gerekir. Dinen bayramlık kıyafet diye bir şey söz konusu mudur? Dinen böyle bayramlık kıyafet diye söz konusu değil ama bayramda iyi ve temiz giyinmek sünnet. O yüzden İslam dünyası böyle bayramlık kıyafet bir algısı oluşmuş. Ama bu sünneti işlemekle alakalı doğru. Ve bir beyin hanımına asla eşine sana bayramlık lazım mı ya da alalım mı şeklinde hiç sormaması ancak kendisine her yıl illaki bir şekilde bayramlık alması nasıl yorumlanır? Doğru değil yani erkekler eşlerinin bakımlarından sorumlular bayram sevindirmek lazım.
O yüzden erkeklerin de ya belli bir haline göre ücret, para, harçlık eşine veriyorsa, eşine diyorsa sen ihtiyaçlarını al bundan evet adamın kalkıp da bayramlık aldığını almadın mı diye sormasına gerek yok. Veya lazım mı diyeyim diye sormasına gerek yok. Çünkü belli bir para onu vermiş. O yüzden ona kalkıp da başka bir şey sormaya gerek yok. Ama öbür türlü yani onun da ihtiyaçlarını görmesi lazım. Bir erkek eşinden gizli mal varlığı edinebilinir mi dinen? Evet. Yani bunu başkaları ile rahatça paylaşırken eşini saf yerine koymanın dinde yeri nedir? Söylemek zorunda değil, saf yerine koymak değil. Ama söylemek zorunda da değil. Soru 5. Bir kimsenin borcu varken mal varlığı edilmesi, borcunu beklediği belli bir başka paradan ödeyeceğini sürekli dile getirmesi ne kadar doğrudur dinen?
Bir kimsenin birinci derecede mal varlığı edilmeden borcunu ödemesi gerekir. Evla olan budur. Soru 6. Bir erkeğin derviş olup Facebook hesabından evli olduğu halde evli ibaresini kaldırması, numarasını da yine Facebook üzerinden herkese açık hale getirmesi, eşi ile resimlerini paylaşmaması, eşinin hesabından eşinin fotoğraflarını beğenmemesi, çocukları ile resim paylaşmaması, başka kadın profillerine girerek o profillerdeki açık saçık resimlere bakması ve başka kadınların resimlerini beğenmesi, dışarıda sürekli başka kadınlara bakması ve onlarla konuşmaya çalışması, evlileri öğrenmeye kalkması ve onlar hakkında bilgi edinmeye çalışması ve özellikle de evli başka kadınlar hakkında evde sürekli konuşup onları met etmesi,
bu adamı, bu kadın cidden nasıl işten sevebilir? Ya bu kadın, bu soruları soran kadın bütün gecesini, gündüzünü bu adama takipemi ayırmış ya, hiç mi çoluğuna çocuğuna evine zaman ayırmamış bu komple her şeyini adama ayırmış? Allah muhafaza eylesin ya, bir erkeğin derviş olup Facebook hesabından evli olduğu halde evli ibaresini kaldırması yapabilir, bu normalde günah değil, suç değil, neden bu çok büyütülecek bir mesele?
Numarasını yine Facebook üzerinden herkese açık hale getirmesi, getirebilir, esnaftır, sanatkardır, bir iş yapıyordur, numarasını açık edebilir, bunda bir beis yok. Yani benim Twitter'da daha önce numaram açık duruyordu, yani bu böyle bir şey, ayrı bir anlam mı olacak, ayrı bir sıkıntı mı olacak? Yani her ne kadar benim adıma bir kendi ilgilendiğim Facebook hesabım olmasa da, yani olsa aynı şeyleri bir yapsam, yani bunda ne bir şey aranacak ki?
Eşiyle resimlerini paylaşmaması, güzel bir şey. Ya neden insanlar eşleriyle olan resimlerini Facebook sayfalarında paylaşırlar ki? Bir anlam veremiyorum ben. Benim çok tanıdığım var, Facebook sayfaları bile yok. Bırak eşiyle paylaşmayı. Cevdet, seninle Facebook yok değil mi? Yok. Allah Allah. Sen de benim gibi geri kalmışsın bak ya. Eşinin hesabından eşinin fotoğraflarını beğenmemesi. Susuyorum. Susuyorum.
Yeni yeni kültürler oluşuyor, Facebook kültür oluşuyor demek ki. Yani eşi bir fotoğraf koyacak, eşi bir fotoğraf koyunca, ondan sonra erkek o fotoğrafı beğenecek. Beğenmezse olay olacak. Yani bu adam eşinin Facebook sayfasını en iyisi kapattırsın. Desin yani kapat Facebook sayfanı. Ben senin kendi fotoğraflarını orada beğendik, paylaşmanı istemiyorum desin. Peki bir kadının kendi fotoğraflarını Facebook, evli bir kadının kendi fotoğraflarını Facebook sayfasında yayınlaması doğru mu? Bunu düşündünüz mü? Ben eşimin ve çocuklarımın Facebook sayfalarında kendi fotoğraflarını paylaşmalarına ben kendim karşıyım. Örnek.
Bu da benim kendi ölçüm. Neden benim eşim fotoğraflarını paylaşsın herkese açık bir şekilde? Yani komple bir Facebook kültürü giriyor. Bu Facebook kültürü İslam kültürü değil. Dini bir paylaşım yaparsın. Dini bir sohbet yayınlarsın. Dini bir paylaşımla alakalı bir şeyler yaparsın. Ben bunu kabul ederim. Derim ki sosyal medyayı Kur'an sünnet dairesinde kullanılıyor. Eyvallah. Bunu normalde söyleyecek bir sözüm olmaz. Neden kadınlar çocuklarının kendilerinin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlama ihtiyacı duyarlar ki?
Neden erkekler eşlerinin ve çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada yayınlama ihtiyacı duyarlar? Ben bunu anlayamıyorum. Ben kendim de bunu anlayamıyorum. Bu benim kendi şahsi duruşum. Ben buna karşıyım. Örnek. O yüzden yani işte eşinin fotoğrafını beğenmedi. Ne bileyim? Sıkıntı. Başka kadın profillerine girerek o profillerdeki açık saçık resimlere bakması. Ya bu kadar takip ediyorsun demek adamı maşallah subhanallah. Allah'ı gözetsen evliya olursun ya. Ciddim Allah'ı gözetlesen bu kadar. Bu kardeşe söyleyeyim ben. Allah'ı gözetlesen Allah dost olacaksın ya. Başka kadınların resimlerini beğenmesi, dışarıda sürekli başka kadınlara bakması caiz değil.
Açık resim seçimlere bakması da caiz değil. Onlarla konuşmaya çalışmak da caiz değil. Evlerini öğrenmeye kalkması da caiz değil. Onlar hakkında bilgi edinmeye çalışması da caiz değil. Özellikle de evli başka kadınlar hakkında evde sürekli konuşup onları met etmesi de caiz değil. Bu adamı bu kadın cidden nasıl işten sevebilir? Bilmiyorum ki kadın sevebilirse sevebilir. Seviyorsa da zaten bunları şikayet konusu etmemesi lazım. Sevmiyor ki şikayet konusu etmiş. Soru 7. Evde hanımına karşı bir beyin devamlı su gibi aralıksız şakır şakır yalanlar söylemesi. İlişkide güven ortamı açısından bu evliliği nasıl deri tutabiliriz? Hep yiyor numarası mı yapalım?
Yalanla yüzüne vuralım mı? Vurmayalım mı? Resmen nasıl davranacağımızı şaşırır olduk. Yalan olduğunuza dair elinizde bir delil varsa söyle burada yalan söylüyorsun de. Yalan olduğuna dair elinde bir delil yoksa yapacak bir şey yok. Soru 8. Bir babanın eve sürekli çocukları uyuduktan sonra gelmeye çalışması, Çocuklarını dışarı çıkarmamak için aşırı bir çaba göstermesi, Hiçbir çocuk sorumluluğu almamak için, Bu gamsızlık düzeyini bir eşle babaya nasıl kavga çıkarmadan kalabilir?
Gönül arzu eder ki tüm babalar çocuklarıyla ilgilensin, Çocuklarıyla zaman ayırsın. Ama normalde örnekliyorum bunu. Yani mesela bazı bayanlar var. Benim yanımda da bunu birkaç sefer şikayet ettiler. Çocuklar 5-6 aylık, 7-8 aylık bir yaşında. Ya adam onunla nasıl zaman ayırsın? Gıdı gıdı gıdı yapıp onunla oynayacak mı? Yani çocuklarını da nereye gezmeye çıkartacak ya? Ya kadına dedim ki bu çocuk 1 yaşında, adam ne yapsın bunun kucağını alıp parka mı götürecek dedim. Şimdi ikisi de birbirine baktılar böyle. Yani kadın şikayet ettiğine de pişman oldu. Ya bu çocuk hadi oyun zamanı gelir de, İşte hadi alır baba onları çocukları oynatır zamanı varsa, İşte şuyu buyu varsa.
Ya çocuk 1 yaşına gelmemiş daha, Kadın kucağında çocuğu böyle sımsıkı sarmış, Diyor ki onunla zaman geçirmiyor. Onu diyor gezmeye götürmüyor. Onu oyuna götürmüyor. Ben ilk önce başka bir çocuk zannettim, Böyle bakındım, edindim, başka bir kimse var mı dedim. Bu mu? Evet dedi. Ya bu çocuk daha dedim kucakta, 6-7 aylık bir çocuk. Kaç aylık bu dedim, 6 aylık mı, 7 aylık mı? Ya dedim bir adam bunu ne yapsın, Altını mı temizlesin dedim, Süt mü emzirecek buna dedim. Ya ne yapacak bu çocuk, Parka mı götürecek dedim. Sonra birbirlerine baktılar, Sonra kadın pişman oldu. Evet, iyice gerilmişsiniz siz evde. Birbirinize karşı peşin hükümlü olmuşsunuz. Siz karı koca hükmünü böyle karşı düşman ülkeler hükmüne getirmişsiniz.
Soru 9. Eve gelirken hiç haber vermeme. Bu sünnete aykırı, Yani normal şartlarda ben eve geliyorum demesi lazım adamın. Haber veriniz diyor çünkü. Bir şey lazım mı diye sormama, Bunu sorması lazım. Ben eve geliyorum bir şey lazım mı, Eksik yedik bir şey var mı diye. Erkeğin sorması lazım. Kapıyı da çalmadan eve lap diye girme. Bu da hadis-i şerifte var. Evlerinizde hırsız gibi girmeyiniz, Habersiz girmeyiniz diye. Bunları uyardığım halde, Çoğu zaman düzeltemediğimiz, Yanlış ahlaki davranışları, Eşlerimize nasıl anlatılın? Bununla alakalı hadisler var. O hadisleri okuyabilirsiniz. Söyleyince kızıyorlar, Söylemesek olmuyor gibi, Ne yapacağımızı bilmez bir haldeyiz.
Artık eşim sohbetleri değil, Tenazül edip de dinlemiyor bile. Sen soru soruyorsun diye dinlemiyor olabilir. Adamı sohbetleri dinlemekten uzaklaştırdım bak. Hazreti Cabir anlatıyor, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, Gece karanlığı bastığı yahut gecelediğiniz vakit, Çocuklarınızın dışarı çıkmalarına izin vermeyin. Çünkü şeytanlar o zaman dağılır. Gecenin bir kısmı gittikten sonra, Onları serbest bırakın. Artık dışarı gidebilirler. Kapıları kapayın, besmele çekin. Çünkü şeytan kapalı kapıyı açamaz. Tulumlarınızı bağlayın, besmele çekin Buhari. Ben 14 yaşında bir erkek çocuğuyum. Arkadaşlarım akşamdan dışarı çıkınca, Ben de çıkmak istiyorum.
Ailem de bu hadis-i şerifi söyleyip izin vermiyorlar. Gecenin bir kısmı gittikten sonra, Onları serbest bırakın. Artık dışarı gidebilirler. Ben bu kısmı tam olarak anlayamadım. Ben ve arkadaşlarım saat 10'a kadar falan dışarıda olmam uygun mu? Olabilir saat 10'a kadar. Uygun olur. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Efendim kurban pay edildiği zaman 7 tane pay ediliyormuş. Öyle deniliyor. Hem erkek hem kadın aynı evden kurban keserse, O zaman ayrı ayrı 7 şer tane mi vermek lazım? Yoksa lazım yoksa demiş. Büyükbaş kesiyorlarsa 7 pay girilebilir. 5 pay ise 5 paya bölünür. 7 pay ise 7 paya bölünür. Karı koca bir evde 2 pay verecekler ona.
Geçecekler. Bunda bir sıkıntı yok. Saat 0.49 1'e 10 var. Sorular da 43 tane bitecek gibi değil. İnşallah kaldığımız yerden cumartesi devam edelim. Cumartesi gün kurbanla alakalı bir kısa bilgilendirme. Ondan sonra da sorulara geçeceğiz. İnşallah böylece sohbeti bitireceğiz. Önümüzdeki haftaya da sohbet koymadık. Zaten cuma günü mü bayram? Bayram cuma günüymüş. O yüzden önümüzdeki hafta sohbet yok. İnşallah bayramlaşma yeri hazırlıyoruz. Bayramlaşma olacak. Bayramın ikincisi günü. Cumartesi inşallah görüşmek üzere. Hakkınızı helal edin. Hoşçakalın. Biz yine bir 3 tehdit çekeceğiz. Ondan sonra geceyi tamamlayacağız.
Geceniz hayırlı olsun. Hakkınızı helal edin. Eftali zikir fâlemennâhû La ilahe illallah La ilahe illallah El Fatiha mâ selavet Amin Allah gecenizi mübarek eylesin.
Rabbim bizleri cümlemize af ve muafirat eylesin. Bütün ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışanlardan eylesin. Selamun aleyküm. Geceniz hayır olsun inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi