mustafaozbag.org

HADİSLERLE TASAVVUF (70. HADİSİN AÇIKLAMASI) SORU /CEVAP

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Temmuz 2020 · 2:07:27

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayır etsin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneyi yaşamayı, yaşatmayı nasip eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eylesin. Dirilişinin, yeniden yükselişinin, ümmet-i Muhammed'in yeniden kendisini derleyip toplayışını cümlemize göstersin inşâAllah. Rabbim ümmet-i Muhammed'i bu dağınıklıktan, bu sıkıntılardan, bu problemlerden kurtarsın. Şehitlerimiz var bugün, yine bir patlama oldu. O patlamadan askerlerimiz şehit oldu. Daha önce de fabrikada, yine orada ölenlerimiz oldu. Rabbim bütün ülkemizi ve ümmet-i Muhammed'i her türlü felaketlerden muhafaza eylesin. Ahir zaman elameti, tabiat olayları çok hırçınlaştı, ölümler çoğaldı, zinalar çoğaldı.
Tam ahir zaman haksızlıklar, insanların birbirlerine karşı acımasızlıkları çoğaldı. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i ahir zaman fitnelerinden korusun, ahir zaman fitnelerine düşenlerden eylemesin inşâAllah. Yine bu akşam Allah'a izin verirse inşâAllah 70. hadis-i şerifi okuyacağız. Malum bu okuduğumuz eser, hadislerle tasavvuf Ali Tanevi'nin, oradan okumaya gayret ediyoruz.
O yüzden inşâAllah-u Rahman her perşembe mutat bir şekilde buna devam edeceğiz. Ebu Umame'den radıyallahu anh hazretlerinden naklediyorlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Kim haksız olması sebebiyle tartışmayı terk ederse, ona cennetin köşesinde bir ev bina edilir. Kim haklı olduğu halde tartışmayı terk ederse, ona da cennetin ortasında bir ev bina edilir.
Her kim güzel ahlakını güzelleştirirse, ona da cennette en üst yerinde bir ev bina edilir. Kıymetli dostlar, zaman zaman işte kardeşlerin arasında, arkadaşların arasında, aile içerisinde veya küçük topluluklarda zaman zaman tartışmalar çıkar. Ve nefis bu tartışmalarda hep herkesi haklı göstermeye gayret eder. O nefis insanda böyle haklılığını ispat edecek, haklılığını beyan edecek, haklılığını cümle aleme duyurmak için yakın dairedeki insanların gönüllerini kırdırabilir.
Yakın dairedeki insanların ne yazık ki canlarını acıtabilir, aralarında problem çıkabilir. Din, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin distorunca der ki, eğer bir kimse haksız ise tartışmayı terk ederse, ona cennetin bir köşesinde bir ev bina eder. Yani o kimse haksız olduğunu anladı, haksız olduğunu anlayınca tartışmayı terk etti, inatlaşmadı, karşıdaki kimseyle illaki cedelleşmedi, karşıdaki kimseyle haksız olduğu konuda ısrarcı olmadı.
ve öğrendi ki, haksız, haksız olduğu için haksızlığını kabul edip geri döndü, tartışmayı terk etti. Terk edince Cenab-ı Hak ona cennetin köşesinde bir ev bina etti. İkincisi, haklı. Haklı olduğu halde tartışmayı terk ederse, ona da ne yapıyor? Cennetin ortasında bir ev bina ediyor. O kimse haklı ama karşısındaki kimse tabiri caizse o konunun cahili. Haklı ama karşıdaki kimse bilmiyor. İlla ki inatla, ısrarla kendince mücadele ediyor, cedelleşiyor. Kendince mücadele edip, cedelleşince, bakıyor ki o kimsede böyle bir cahilane, bir inadı var. Cahilane inadını görünce, haklı olduğu halde kardeşlerinin arasındaki hukuku bozulmasın, veyahut da annesiyle babasıyla alakalı hukuku bozulmasın, veyahut da dostlarıyla, arkadaşlarıyla hukuku bozulmasın diye tartışmadan geri çıktı.
Yani tartışmayı kesti. Dedi ki, ben tartışmak istemiyorum. Ben haklıyım ama tartışmak istemiyorum. O yüzden de tartışmayı kestim dedi. Geri çekildi, ona da diyor, cennetin ortasında bir ev bina edilir. Bunlar sufilik, malum güzel ahlak sahibi olmaktır. Farkındaysanız, bu hadis-i şerifler, perşembe günler okuduğumuz hadis-i şerifler, bir sufi ahlakının nasıl olması gerektiğiyle alakalıdır. Sufi ahlakı, çünkü diğer Müslümanların ahlakından daha ince bir ahlak olmalı. Sufi ahlakı, toplumun ahlakından daha üst seviyede bir ahlak olmalı. Bu, haklı olduğu halde tartışmadan geri çekilmek, korkmak değil, çekinmek değil. Hakkı ve hakikati söylememek demek değil. O kardeşimiz, o arkadaşımız, henüz daha muhatabımız bizim doğruları algılayabilecek ahlaka sahip değil.
Doğruları algılayabilecek akla sahip değil. Doğruları algılayabilecek dengeli bir anlayışa sahip değil. Bunu taraflardan birisi olan, haklı olan, bunu analiz ettiğinde karşıdaki kimsenin hakkı, hakikati, doğruyu anlayabilecek kapasitede olmadığını görünce tartışmadan geri çekilecek. Bakın bu bir zalime hakkı, hakikati tebliğ etmek değil bu. Veyahut da zulmeden bir kimseye hakkı ve hakikati tebliğ etmek değil. Bu kardeşlerin arasında, bu arkadaşların arasında, bu ailenin arasında uygulanması gereken bir ahlaki incelik. Veyahut da bir topluma gittiniz, orada dini tebliğ etmeye çalışıyorsunuz. Orada dini tebliğ etmeye çalışırken, orada cahilane bir kimse, cahilane sözler sarf ediyor.
Ve sizinle inatlaşıyor, sizinle tabiri caizse cedelleşecek yer arıyor. Veyahut da cedelleşiyor. Bu zaman zaman benim sohbete gittiğim yerlerde böyle birisi denk gelir. O birisi de herhangi bir kimse, orada illaki kendince işte annesinin dinini, babasının dinini, sokakta öğrendiği dini, veyahut da filancanın, fişmancasının, feşmekancasından öğrenmiş olduğu dini, orada dayatmaya çalışır. Siz ona Kur'an'dan, sünnetten, hadis-i şeriflerden, imamların iştahatlarından örnekler getirirsiniz, doğruları getirirsiniz. Ama o kabullenmek istemez. İllaki tartışır. Böyle bir durumda tartışmadan geri çekilmek. Yani böyle bir durumda onunla cedelleşmemek. Çünkü bazen öyle zaman oluyor, o kimse küfre düşecek hale geliyor.
Yani biraz daha ilerlesen, yani desen ki bunun doğrusu bu, ben böyle bir dini kabul etmiyorum diyecek. Veyahut da işte inkar edecek, inkar edince de o kimse dinden çıkacak. Allah muhafaza eylesin. Zaman zaman bu tip meselelerle karşılaşırız. Öyle olduğunda susmak, yani tartışmadan geri çıkmak, tartışmamak selametli yoldur. O kimsenin çünkü o esnada, Allah muhafaza eylesin, imanına sebep olacaksınız. O kimsenin veyahut da işte hasta olmasına sebep olacaksınız. Ve o karşımızdaki kimse belki de rahatsız, sinirsel olarak biz onunla tartışmaya devam etmiş olsak, bu sefer iş daha da büyüyecek. Belki de farklı noktalara gidecek. Allah muhafaza eylesin.
O zaman bir Müslüman için, bir mümin için, bir sufi için güzel bir ahlaki örnek. Bir tartışmaya girdiğinizde haksızlığınızı görürseniz derhal tartışmadan çıkın. Haksız olmanız hesabıyla tartışmadan geri döndüğünüzde, çıktığınızda Cenab-ı Hak size cennetin köşesinden bir ev bina edecek. Siz haklısınız. İnat eder, diretirseniz haklılığınızı ispat etmek ve haklılığınızı illaki o kimsenin üzerinde baskıcı bir şekilde kabul ettirmeye çalışırsanız, bu sizin için doğru sonuçlar doğurmayabilir. O zaman karşınızdaki kimse o doğruyu, o haklılığı, o iyiliği, o güzelliği, o hikmeti anlayabilecek noktada değilse tartışmayı bırakıp haklı olduğunuz halde tartışmadan çıkmak gerekir.
Çünkü insanlar dinin inceliklerini bilmeyebilir. İnsanlar Kur'an ve sünneti tam olarak bilmeyebilir. Bizim toplumumuz, hep ben sohbetlilerde söylerim, 250 yıldan beri din cahili. Yani nasıl din cahili? Biz iman ettiğimiz dinin ne yazık ki doğrularını öğrenmekten uzağız. Acı şeyler bunlar. Bu doğruları öğrenmek de istemiyoruz, doğruları öğretmek de istemiyorlar. Yani çünkü Kur'an ve sünnet tam manasıyla, doğrularıyla öğrenirse, ne yazık ki Müslümanların yaşamış olduğu sistemlerde sistemsel, felsefi olarak ve sistem olarak problemler çıkacak. Veyahut da fiilyatta problemler çıkacak.
Çünkü insanlar Kur'an ve sünneti isteyecekler, Kur'an ve sünneti yaşamak isteyecekler, Kur'an ve sünneti tam anlamıyla anlayıp hayatlarına geçirmek isteyecekler. Bu sefer bütün İslam dünyasının üzerinde deccalist sistemler olduğu için büyük bir problem, büyük bir sıkıntı yaşanacak. Böyle olunca deccalist sistemler kendi toplumlarının kendi inançsal değerlerine sahip olmalarını istemezler. Bu hangi din olursa olsun, bugün Hristiyan dünyası da Hristiyanlık inancını tam olarak öğrenebilme, tam olarak yaşayabilme özgürlüğüne sahip değil. Aynı şekilde Musevi dünyası da dinlerini tam olarak öğrenip, dinlerini tam olarak yaşama özgürlüğüne sahip değil. Bu Müslümanlar için de geçerli. Müslümanlar da dünya üzerinde nerede yaşarlarsa yaşasınlar, dinlerini tam olarak öğrenip, algılayıp, onları yaşama geçirme özgürlüğüne tam sahip değiller.
Tırnak içerisinde bunu söylüyorum. Sakın namaz kılmakla dini tam olarak yaşadığımızı zannetmeyelim. Veyahut da Ramazan'da 30 gün orucu tutmakla dini tam olarak yaşadığımızı zannetmeyelim. Böyle bir aldatmaca var çünkü. İslam dünyasındaki en büyük aldatmacalardan birisi bu. Camiler açık değil mi? Açık. Ondan sonra senin ibadetine karışan var mı? Yok. Aslında karışan da var. Ama yok. Öyle söylem bu. O yüzden sen daha ne istiyorsun? Yani senin geri kalan istediğin şeyler senin hakkın değil. Ben faizin yasaklanmasını istiyorum. Bunu istemeyeceksin. Ben içkinin yasaklanmasını istiyorum. Bunu istemeyeceksin. Ben kumarın yasaklanmasını istiyorum. Bunu istemeyeceksin.
Ben eşcinselliğin yasaklanmasını istiyorum. Bunu istemeyeceksin. Ben haramların yasaklanmasını istiyorum. Ben haramların devlet tarafından üretilip, devlet tarafından finanse edilip, devlet tarafından kendi tebaasına sunulmasını istemiyorum. Bunları dile getirmeyeceksin. Veyahut da Allah'ın haram kıldığı ve bütün toplumlarda da evrensel olarak yasak olan hırsızlık gibi, rüşvet gibi, adam kayırma, insan kayırma, partidaş kayırma, kavimcilik yapma, kendi kavimdaşının kayırma gibi liyakatsız işlerin olduğu, liyakatsizliğin had safhaya ulaştığı bu haramları da dile getirdiğinizde
insanlar bunlardan rahatsız oluyorlar. Yani çünkü din konuşulduğunda sadece namaz, oruç konuşulmalı, abdest konuşulmalı. Muhakkak ki namaz, dinin direği, muhakkak ki oruç çok önemli ibadet, muhakkak ki abdest çok önemli ibadet ve hiçbir hemen hemen ibadet abdestsiz yapılması mümkün değil. Çok zor. Öyle olunca biz muhakkak ki gusülü öğreneceğiz. Gusülün farzı kaç? İki, ağzı burnuna su vermek, bütün vücudu yıkamak örneğin. Sünnetlerinle niyet etmek, işte ağzını hilallemek, burnunu temizlemek, kulaklarını temizlemek ve ondan sonra bütün vücudunda hiçbir yer kalmadan suyla temas ettirmek gibi. Bunlar muhakkak önemli, işte abdestin farzı kaç?
Dört, işte kollarını yıkamak, yüzlerini yıkamak, başını mest etmek, ayaklarını yıkamak. Abdestin sünnetleri de var, ellerini güzelce yıkamak, hilallemek, işte kulaklarını mest etmek, enseni mest etmek gibi. Şimdi insanlar muhakkak bunları da öğrenecekler. Ama o namazın, dinin dileği olan namazı koruyan diğer amellerdir. Yani siz bütün haramları serbest bırakır, bütün haramları destekler, bütün haramları teşvik ederseniz namaz direği yıkılır. O gençler namaza karşı soğuk, namaza karşı istekli ve şevkli olmazlar. Ve siz bütün haramları serbest eder, bunu teşvik ederseniz insanlar oruca karşı şevk duymazlar. Oruç tutmak için gayret göstermezler.
Dinlerinin emirlerini yerine getirmek için gayret sarf etmezler. O zaman dinin yaşanması, dinin yaşatılması, hem ahlakın güzelleştirilmesi, hem de dini bir bütün olarak öğrenip bir bütün olarak yaşamaya gayret etmekten geçer. İşte dünya üzerinde ilahi din dediğimiz, Müslümanlık, Yahudilik, Hristiyanlık veyahut da İbrahimilik olarak nitelendireceğimiz bu dinlerin özgür bir şekilde öğrenilmesi ve özgür bir şekilde yaşanılması ne yazık ki şu anda mümkün değil.
Bu dünya üzerindeki kapitalist, emperyalist veya komünist, emperyalist sistem insanların dinlerini öğrenmelerini, dinlerin dinlerini yaşamalarını, dinlerini her platformda hayata geçirmelerini istemiyorlar. Bakın Çin'de, Doğu Türkistan'da o Müslüman Türklere yapılan eziyet dünya gündeminde değil. Çünkü orada bir komünist emperyalizm var. O komünist emperyalist, oradaki Müslümanlara ne yazık ki acı çektiriyor.
Öbür tarafta bir Hindi emperyalizmi var. O Hindi emperyalizmi ne yapıyor? Hindistan'daki Müslümanlara acı çektiriyor. O Müslümanlara kan kusturuyor ve o Müslümanların dinlerini öğrenip yaşamalarına müsaade etmiyor. Orta Doğu'da bir İsrail emperyalizmi var. Bu İsrail emperyalizmi sadece Orta Doğu'yu sömürmüyor. Aynı zamanda da dünya ülkelerine de sömürü araçları koymuş, sömürüyor. İsrail'de bir emperyalist ülke aslında ve İsrail'de kendi emperyalist fikriyatını ve fiiliyatını gerçekleştirdiği ülkelerin üzerinde Müslümanların veyahut da Hristiyanların kendi dinlerini öğrenip kendi dinlerini özgür bir şekilde yaşamasına müsaade etmiyor. Batı dediğimiz o kapitalist, emperyalist, o deccalist sistemler de kendi emperyal güçlerinin altında inim inim inlettiği, ezdiği Müslümanların da Kur'an ve sünneti öğrenip yaşamalarına müsaade etmiyor.
Öyle olunca 250 yıllık bir din cehaleti var. 250 yıllık bir din cehaleti olunca siz din adına insanlarla tartışmaktan uzak durmaya çalışıyorsunuz. Çünkü ona doğruyu anlatırken, doğruyu anlatacağım derken ona düşman olunuyor veya o kimse size düşman oluyor. O kimse size düşman olunca sizi artık dinlemiyor. Siz onunla bağınızı koparıyorsunuz. Siz onun olan frekansınız tutmuyor artık. Çünkü inatlaştınız, doğruyu ona anlatacağım derken onunla inatlaştınız, onunla cedelleştiniz artık o doğruyu kabul etmez hale geliyor. Ve böylece biz bir kardeşimize, bir arkadaşımıza doğruyu, hakkı, hakikati anlatalım derken onu karşı cephemize aldık. Karşı cephemize alınca da o bize artık düşman oldu. Aynı şey ailelerin içerisinde de geçerli.
İki eş, karı koca birbirlerine kendi doğrularını dayatmaya çalışıyorlar. Birbirlerine kendi doğrularını dayatmaya çalışınca iki eşin arası bozuluyor. Birbirlerine karşı acımasız, birbirlerine karşı fitursuz davranmaya başlıyorlar. Ve bu konuda ne yazık ki erkekler zulmediyorlar. Ne yapıyorlar? Kendi görüş ve düşüncesini kabul etmeyen kadını kendince ders verir niteliğinde ne yazık ki dövüyor. Vuruyor, çarpıyor, kırıyor, döküyor. Ve ona kendince kendi doğrusunu böyle kabul ettireceğine inanıyor. İşin en acısı da şu, bunu yapan dervişim diyen, derviş hırkası giyen ama dervişlikle alakası olmayan ne yazık ki zavallılar da var. Ben onları zavallı olarak nitelendiriyorum. Çünkü bir erkek bir kadını dövüyorsa, vuruyorsa, onu yumrukluyorsa o zavallıdan başka bir şey değildir.
Onun dervişliği falan da yoktur. Ben bunu daha önce de birkaç sefer söyledim. Bunu tekrar söylüyorum. Bir, bizim kardeşlerimizden herhangi bir kimse eşini dövüyorsa, ona vuruyorsa, ona gözünü kaşını patlatıyorsa, onun elini kolunu ayağını kırıyorsa, onun bizimle dervişlik bağı yoktur. Onun bizimle kardeşlik bağı yoktur. Ben bunu özellikle altını çizerekten söylüyorum. Ben hiçbir kardeşimizin böyle yapmasını tasvip etmiyorum. Ve onu kardeşlik hukukunun dışında tutuyorum. Çünkü bu ne yazık ki erkeğin zalim olduğunu, aslında erkek olmadığını gösteriyor. O çünkü erkek olmuş olsa, adam olmuş olsa asla böyle bir şey yapmaz. Allah muhafaza eylesin.
Onu geçenlerde, derste de söylemiştim. Böyle gece yarısı eşini sokağa atanlar, böyle işte ne kıyafeti var, ne üzerinde bir şey var. O gün demiştim derste, bu gece milat olsun, bundan sonra kim yaparsa bizim kardeşlik hukukumuz bozulmuştur demiştim. Yine milat olsun, kim böyle eşini haince, hunharca, zalimce dövüp çarpıyorsa, gözünü kaşını patlatıyorsa, bizimle kardeşlik hukuku yoktur. Allah onu ıslah eylesin. Çünkü sözümüzü dinlemeyen, nasihatimizi dinlemeyen, bizim bu konudaki sözümüz, bizim sözümüz değil. Hz. Muhammed Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözü ve nasihatı. Kadınlara zulmetmeyin, kadınlar Allah'tan size birer emanettir. Bir kimse eşine zulmediyorsa zalimdir. Zalimler de Allah'ın lanetlediği kimselerdir.
Ya o kimse o halinden tövbe eder, bir daha sözleri yapmayacağına geri döner ya da onunla bizim hukukumuz biter. Çünkü sufilik yaşanacaksa o kimse nefsini terbiye etmeli. Sufilik yaşanacaksa o kimse güzel ahlak sahibi olmalı. Sufilik yaşanacaksa o kimse dilini tutmalısını bilmeli. Sufilik yaşanacaksa o kimse elini tutmasını bilmeli. Sufilik yaşanacaksa o kimse gözünün tutmasını bilmeli. Sufilik yaşanacaksa o ayağını tutmasını bilmeli. Sufilik yaşanacaksa o kimse kalbini tutmasını bilmeli. Sufilik yaşanacaksa o kimse fikriyatını temiz tutmasını bilmeli. bunları bilmek istemiyorsa işte Yunus'un dediği gibi ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın demiş ya sen eşine karşı ele gelen ne varsa döveceksin eşine karşı sen dile gelene ne varsa söveceksin ondan sonra da dervişim ben diyeceksin olmaz olsun öyle dervişlik
öyle dervişlik yok öyle sufilik yok, öyle müminlik yok olmaz olsun diyorum öyle müminlik yok tembel tembel evde yatacak o sufilik kastedecek öyle bir şey yok, bütün herkes harıl harıl çalışıyor işi var, işi yok, işi olmayan kimseye iş bulalım diyoruz saat on ikiye, bire kadar, ikiye kadar evde yatacaklar koronayı bahane edip ondan sonra da diyecekler ki iş yok, ondan sonra bir de sufilik taslayacaklar, böyle bir şey yok ben korona süreci işince saat onda iş yerine geldiğimi hatırlamıyorum korona sürecindi ben her harikada
sekiz sekiz buçukta gelip biromu açıyorum sekiz sekiz buçukta biromu açıyorum ben dokuzda biromu açıyorum iş olsun olmasın bu sufiliğin disiplinidir bir kimse sufiliğini disipline edecek, kendini disipline edecek gevşetmeyecek kendini biz memur değiliz ki biz devlet işçisi de değiliz memurlar, devlet tatil eder yatar evinde, ben ona da karşıyım ben ona da karşıyım belediye işçisi tatil eder, yatar evinde ben ona da karşıyım sen o esnada kendine iş yapacak bir alan bul kendin böyle çalışacak kendini meşgul edecek bir alan bul
dedenin, nenenin tarlası, bahçesi varsa git oraya iki bağ maydanoz ek bir bahçen varsa git oraya iki tane erik dik bir bahçen varsa git oraya iki tane marul dik git onlara bak onları yeşertmeye çalış onları büyütmeye çalış bu illaki geçinmek için değil meşgale edinmek için hiçbir şey yoksa balkona iki tane saksı koy balkona iki saksı da mı koyamadın kendini meşgul et o yüzden kıymetli kardeşler dervişlik ince ahlakın yaşanmasıdır sufilik ince ahlakın yaşanmasıdır öyle döven, söven, hakaret eden yalan söyleyen gıybet eden, dedikot eden
eşine zulmeden çocuklarına zulmeden bir kimse sufilikten uzak insandır evet bunları yapan kardeşlerimiz muhakkak olacak içimizde ve bunlar kendilerini terbiye etmek için gayret edecekler ama bir gayreti yoksa yani üçten ikiye inmiyorsa ve hala da küfredip dövüp sövmeye, hakaret etmeye devam ediyorsa onun bağlılığı da sufili de tartışılır hale gelir o yüzden bakın bugün ülkemizde haramlar ve insanlık dışı olaylar o kadar çoğalıyor ki gün geçtikçe biz sufi tabanlı olan kimseler güzel ahlakın güzel numunelerini insanlara göstermemiz lazım
ve biz güzel ahlak sahibi olmamız lazım o yüzden kardeşlerimizle arkadaşlarımızla bir aramızda anlaşmazlık bir tartışma var ise biz ondan geri çekilmeliyiz yeter ki onun gönlü kırılmasın yeter ki o incinmesin biz haklılığımızı sonra müsait bir zamanda müsait bir zeminde tatlı tatlı doğruyu, iyiyi, güzeli ona tekrar nasihat edelim tebliğ edelim bu az önce okuduğum Ebu Umame'dendi bu buna benzer yine aynı minvalde hadis-i şerif bunu İbn-i Mace nakletmiş öbürkü ilk okuduğum Tirmizi'dendi Enes bin Malik radıyallahu anh hazretlerinin
rivayetine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuştur Geçersiz ve boş olan yalan söylemeyi kim terk ederse cennetin etrafında bir köşk yaptırılır kim de haklı olduğu halde münakaşeyi ve tartışmayı terk ederse cennetin ortasında bir köşk yaptırılır kim de ahlakını güzelleştirirse ona da cennetin en yüksek bölgesinde bir köşk yaptırılır buyurmuş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri burada küçük bir farklılık var bu farklılık ne geçersiz ve boş yalan söylemeyi kim terk ederse
bugünkü toplum içerisinde en büyük hastalıklardan birisi de bu insanlar insanların gözünün içine baka baka geçersiz ve boş yalanlar söylüyorlar olmayan bir şey olmuş gibi gösteren söylenmemiş bir şey söylenmiş gibi gösteren yapılmamış bir şey yapılmış gibi gösteren insanların birbirlerine karşı aldatması birbirlerine karşı kandırması had safhaya çıkıyor ve öyle bir hal oldu ki artık böyle yalan söylemek böyle geçersiz boş sözler kullanmak boş kelimeler kullanmak boş muhabbetler yapmak insanların içerisinde ne yazık ki
iyice yaygınlaştı bu insanın bir heva ve hevesine uymasından iki yani şeytanın destesine uymasından kaynaklanıyor insanlar heva ve heveslerine uyunca yani sanki o otelde örneğin tatil yapmış gibi filanca oteldeydik diyor veya işte bizim çocuğumuz şu okulu kazandı göndermedik diyor veyahut da işte biz şöyle para kazandık gibisinden veyahut da biz şöyle bir noktadayız böyle bir noktadayız toplum içerisindeki boş ve yalan muhabbetler sufilerin içerisinde ne var hal görmediği halde hal görüyormuş gibi konuşmak rüya görmediği halde
rüya görüyormuş gibi konuşmak veyahut da işte böyle bir yakaza hali olmadığı halde yakaza hali olmuş gibi konuşmak veyahut da kendinde o süsü o havayı vermek çünkü insanlar kendi içlerinde kendi kendilerine kendi konumlarına göre kendi seviyelerine göre kendi hayat standartlarına göre onların da böyle boş ve yalan sözler söylemesi kendi standartlarına göre değişkenlik arz eder bir ticaret adamı farklı yalan söyler işte bir örneğin işçi farklı bir yalan söyler bir memur farklı bir yalan söyleyebilir bir amir farklı bir yalan söyleyebilir
yalan kategorileri hepsinin de aynı olmaz bu insanların hayat standartları eğitimleri yapmış olduğu vazifelere göre değişebilir o yüzden bunu kategorize etmek bunu böyle bu böyle olur demek biraz güç ama burada bizim anlamamız gereken şey şu geçersiz ve boş yalan söylemek Allah muhafaza eylesin bunu böyle yapan kardeşler varsa bununla alakalı tövbe edip bir daha yalan söylememe bununla alakalı tövbe edip bir daha boş konuşmalar yapmamak için inşallah gayret edelim Allah izin verirse inşallah yine aynı konuyla alakalı
Tirmizi'de geçen başka bir hadis-i şerif daha var Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize buyuruyor ki kardeşinle tartışmaya girme onunla kırıcı şekilde şakalaşma ve yerine getiremeyeceğin sözü ona verme bakın üç temel mesele bir kardeşinle tartışmaya girme yani senin sufi kardeşin senin anne baba kardeşin senin dostun arkadaşın komşun senin kardeşim dediğin kimseyle sen tartışmaya girme bu konuda asla ve asla nefsine uyma kardeşlerinle tartışma aynı şekilde bugün eşler birbirleriyle çok tartışıyorlar
kıymetli dostlar erkeklere de söylüyorum kadınlara da söylüyorum eşlerinizle tartışmaya girmeyin bunu anne babalara söylüyorum ve aynı zamanda çocuklarına söylüyorum anne babalar çocuklarınızla tartışmaktan uzak durun çocuklar sevgili gençler anne babalarınızla tartışmaktan uzak durun onlar sizin anne babalarınız onlara saygılı davranın onlara karşı saygıda kusur etmeyin anne babalar çocuklarınıza karşı şefkat ve merhametli ve sevgili davranın onlara kırıcı davranmayın onları ezmeye çalışmayın o yüzden ailenin içerisinde
ailenin sağlıklı bir şekilde yürümesi sağlıklı bir aile olup çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesi gerekir bunun birinci derecede sorumluluğu anne babaya aittir birinci derecede de anne babaya ait olmuş olsa daim çocuklar ilk terbiyelerini anneden aldıkları için iyi bir anneye ihtiyaç var bakın toplumun en önemli unsuru toplumun en önemli ayakta tutan ögesi annedir eğer anne dolu ahlaklı faziletli mütefekkir nerede nerede ne yapacağını bilen nerede nasıl davranacağını bilen nerede nasıl konuşacağını bilen bir anne ise
o muhteşem çocuklar yetiştirecektir dünyanın en güzel en büyük en kıymetli en muhteşem sanatı ve işi anneliktir o yüzden sevgili anneler çocuklarınızı doğru yolda iyi bir şekilde eğitmeye çalışın ve çocuklarınızla boş tartışmalara girmeyin onlar henüz çocuk daha onlara doğrular anlatın doğru dille anlatın tartışaraktan anlatmaya çalışmayın sevdiriniz nefret ettirmeyiniz disturunu hiçbir zaman unutmayalım kolaylaştırınız zorlaştırmayınız disturunu hiç unutmayalım bu iki disturda biliyorsunuz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerinin disturu o yüzden çocuklarınızı namaza alıştırırken kız çocuklarınızı örtünmeye alıştırırken erkek çocuklarınızı namaza alıştırırken erkek çocuklarınızı güzel ahlaklı kız çocuklarınızı güzel ahlaklı yetiştirmeye çalışırken düzgün dil kullanalım iyi bir dil latif bir dil yumuşak bir dil kullanalım ve bilelim ki o geleceğin annesi bilelim ki o geleceğin babası bir nesil iki nesil üç nesil dört nesil kaybedilmiş nesil zaten geriye doğru gittiğimiz zaman belki de benim neslim ben 61 doğumluyum belki de kaybedilmiş
bir nesil benden önceki kaybedilmiş kaybedilmiş bir nesil olarak kabul ediyorum onlardan önceki nesli de ben kaybedilmiş bir nesil olarak düşünüyorum düşünebiliyor musunuz Osmanlı'nın son dönemleri devlet fakirleşmiş zayıflaşmış ve her tarafta iç kargaşalar dış kargaşalar ve her taraf kaynıyor her yerde Müslümanlar zulme uğruyorlar kanlar akıtılıyor ve Osmanlı parçalanıyor ben bunları hor hakir görmüyorum ben neden böyle dini bir cehalet içerisinde kaldılar diye hor hakir görmüyorum vatan savunmak için Yemen'den Bosna'ya
kadar işte şeyden Pakistan'dan Hindistan'dan tutun Türkiye Cumhuriyetlerine kadar orlara kadar bütün İslam dünyası kaos ve kargaşanın altında inim inim inliyor o kaos ve kargaşada insanların dinlerini öğrenmeleri ve dinlerini öğretmeleri gerçekten çok zor o yüzden bu meseleyi biz 1900'lerden hatta 1850'lerden itibaren ele alsak belki de 1800'lerden hatta ele alabiliriz 1800'lerden itibaren ele aldığımızda bir 220 yıllık bir kaybedilmiş seneler var bu da normalde nereden baksanız 3 nesil 4 nesil kaybedilmiş nesil bunlar
kaybedilmiş derken bunlar maya sağlam maya sağlam olunca gelenek var kültür var bunlar çok fark edilmemiş bazı şeylerin kaybedildiği ne zaman son 100 yıla girerken son 120 130 yıla girerken bir şeylerin kaybedildiği fark edilmiş hatta son 50 yıl 60 yıl 70 yıl iyice her şeyin kaybedildiği İslam'la alakalı her şeyin yerle yeksan olduğu bir zaman şimdi tam öğreniyoruz tam öğreteceğiz derken İslam dünyasının içerisindeki kırılmalar hem felsefik kırılmalar hem inançsal kırılmalar hem yaşamsal kırılmalar ne yazık ki İslam dünyasını
yeniden bir kaosa sürüklüyor mesela ilahiyat fakültelerindeki işte mezhep karşılıklığı ilahiyat fakültelerinde Kur'an'ın tarihselliği tartışılması ve Kur'an'daki hukuki meselelerin hemen tarihsel sürece atılıp bunlar tarihseldir bugünkü geçerliliği yoktur tartışması veyahut da işte kaderin imani bir mesele olup olmadığının tartışılması reddedilmesi yine ilahiyat ilahiyat fakültelerinde hadis-i şerif inkarcılığı ve hadis-i şeriflerinin inkar edilmesi hadis-i şeriflerinin yok sayılması enteresan mütelizevari bir anlayışın
mütelizevari bir anlayışın ilahiyat fakültelerine hakim olmaya çalışması ve ne yazık ki ilahiyat fakültelerinden diyanet işlerinin teşkilatına sıçraması ve diyanet işleri teşkilatında da artık hadisleri kale almayan hadisleri inkar eden hadisleri yokmuş gibi gören veyahut da aynı şekilde Kur'an-ı Kerim'in hukukla alakalı ayet-i kerimeli tarihsel sürece bakıp tarihsel süreçte ele alınmalı tarihte bunlar yaşanmış şimdi bunların yaşanması mümkün değil yani örneğin faizin işte haram olması mümkün değil diyen kimselerin
bu kırılmaları orta yerlere dökmesi bunlar tabi derinlemesine tartışmalar ama ne yazık ki bunlar da bu kırılmalara sebep oluyorlar ve yeniden İslam dünyası belli kırılmalar yaşıyor İslam dünyası belli kırılmalar yaşarken biz çocuklarımıza doğru İslam'ı doğru Kur'an ve sünneti aktarmanın yolunu aramalıyız yani düşünebiliyor musunuz siz çocuklarınızı büyüttünüz orta okula gönderdiniz orta okuldaki çocuğun din dersi öğretmeni hadis inkarcısı veya siz çocuğu okula gönderdiniz okula gönderdiniz meslek dersi hocaları örneğin
işte mezhep inkarcısı veyahut da işte biz sadece ayetlere bakarız başka bir şeye bakmayız deyip hem hadisleri hem fıkıhı komple çöpe atan bir anlayışa sahip ve çocuğunuz aslında orada din adı altında zehirlendi din adı altında sapıklaştı aynı şekilde o çocuğu biz dinini öğrensin diye imam hatibe gönderiyoruz bir bakıyoruz ki imam hatipten çocuk hadis inkarcısı olarak çıkmış gelmiş veyahut da o çocuğu imam hatipten mezhep inkarcısı olarak çıkmış gelmiş veya o çocuk biz gönderiyoruz ilahiyat fakültesine bir bakmışsınız
ilahiyat fakültesinden bütün çarşı her şeye karşı bir hal almış gelmiş bir bakıyorsunuz hadisleri inkar etmiş bir bakıyorsunuz işte fıkıhı inkar etmiş mezhepten inkar etmiş bir bakıyorsunuz ayet-i kerimelileri tarihsel süreçte almış almış yürümüş gitmiş tabi öyle olunca ondan sonra fetva vermek kolay enflasyon miktarı kadar faiz alabilirsiniz bir fetva patlat yürü git veyahut da bir kadın bir erkekle hem dini olarak hem resmi olarak evlenmiş nikah kıymış kadın adam orada başında dururken gezebildiği kadar adamlarla gezmiş
dolaşmış cinsel ilişkiye girmiş fuhuş yapmış diyanetin fetvası şu senin nikahın duruyor devam et şimdi böyle absürt böyle kargacık burgacık şeylerle karşılaşıyoruz böyle olunca gençlerimizi korumak gençlerimizi muhafaza etmek onlara doğru din anlatmak gerçekten zor bir sanat anne babalara tavsiyem çocuklarınızla tartışmayın evlerinize riya-ü salihin alın evlerinize fıkıh kitap alın evlerinize tefsir kitap alın çocuklarınıza tatlı tatlı anlatın tebliğ edin ve şu youtuberlardan çocuklarınızı uzak tutun bu eşcinsel youtuberlar
çocukların akıllarını bozuyor bu eşcinseller bu video kanallarında sahiplenmişler yolda giden çocuklar dahi onları taklit ederken ne yazık ki eşcinselliği taklit ediyor onu sevimli hale getiriyor onu masum hale getiriyor düşünebiliyor musunuz artık bu ülkede eşcinsellik masumlaştı kötüler kötülükler masumlaştı ya bu haram diyorsun Allah'ın lanetlediği bir şey ve nice kavimler o yapmış olduğu lanetlik işlerden dolayı helak edilmiş biz onları masumiyet karinesi altına alıp biz onları masumlaştırıyoruz artık rüşvet yemek
masumiyetin altına girdi haram yemek masumiyetin altına girdi normalleşti yani fuhuş yapmak normalleşti eşcinsel olmak normalleşti kumar oynamak normalleşti uyuşturucu kullanmak normalleşti çıplaklıkta sınır tanımamak normalleşti zalimlikte sınır tanımamak normalleşti bürokratların siyasetçilerin yakın etraflarına devletin kamunun mallarını peşkeş çekmeleri normalleşti bakın bunları hep normalleştiriyoruz artık biz o kadar çok haramlar normalleşti o kadar çok zalimlikler normalleşti ki bu normalleşen haramların ve zalimliklerin
içerisinde çocuklarımızı nasıl kurtarabiliriz derdine derdine düştük artık o yüzden kıymetli anneler babalar kıymetli kardeşler lütfen tartışmayın boş tartışmalara girip de cepheleşmeyin boş tartışmalara girip de birbirlerinizle mücadele gelecek gelecek nesillere temiz bırakacağımız bir aile hayatı gelecek nesillere temiz bırakacağımız bir din gelecek nesillere temiz bir anlayış temiz bir fikriyat bırakalım Allah'ınızı severseniz bugünün en büyük cihatlarından birisi bu çocuklarınıza doğru dini anlatmak çocuklarınızı
haramdan uzak tutmaya çalışmak ailelerinizi haramdan uzak tutmaya çalışmak bugünün en büyük cihadı bu siz bunu ihmal ederseniz ne yazık ki gelecek neslimizde kaybedilmiş bir nesil olarak yollarına devam edecekler ikinci ana unsur ne onunla kırıcı şekilde şakalaşma kardeşler birbirleriyle kırıcı şekilde şakalaşmayacaklar yani o kimseyi kale almamak o kimseyi ötelemek o kimsenin namusuyla şerefiyle şanıyla şakalaşmamak onu kırmamak onu incitmemek ağır şakalar yapmamak kötü şakalar yapmamak toplum içerisinde rencidecidi
edici toplum içerisinde incitici şakalardan uzak durmak onun haysiyetini şerefini namusunu hem beraberken hem de beraber olmadığı zamanda da onu korumak onu muhafaza etmek bu çok önemli üçüncüsü ne getiremeyeceğin sözü ona verme kardeşine bir söz verme yerine getiremeyeceksin ona söz verme eşler birbirlerinize karşı yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyin anne babalar çocuklarınıza yerine getiremeyeceğiniz sözleri vermeyin kardeşler birbirlerinize karşı yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyin yerine getiremeyeceksin
bir bak kendi kendine tart ölç biç ben bunu yapabilir miyim yapamam canım kardeşim ben bunu yapamam ben bunu yaparım deyip seni aldatamam sevgili eşim ben bunu yapamam bunu yaparım deyip de seni aldatamam veyahut da sevgili evladım sevgili yavrum ben bu senin isteğini yerine getiremem ben bunu yapamam buna güç getiremem bu ayıp değil bu günah değil bu eksik değil yani yerine getiremeyeceğim bir sözü vermektense yapamayacağını söylemek baştan o konuyu kapatmak baştan o meselede insanların ümitlerini boş yere hayallerini
yıkmadan söylemek daha hayırlı Allah bizi öyle olanlardan eylesin inşallah ben kendimce perşembe sohbetlerini 45 dakika 40-45 dakika olarak ayarlamaya çalışıyorum daha fazla sohbet etmek istemiyorum yani sizi konudan saptırmadan konudan uzaklaştırmadan sizin de uykunuz gelmeden böyle bir karar aldım kendimce her zamanki gibi normalde namazgahtaki vakfın merkezinde de 45 dakika öyle bir sohbet ederdim burada da inşallah 45 dakika sohbet edelim diye düşündüm şimdi Allah izin verse inşallah sorularınıza geçeceğim cumartesi
günde yine inşallah meslevi sohbetine devam edeceğiz Allah'tan bir şey gelmezse inşallah hayırlı geceler özledik sizi sohbeti dervişiniz değilim ama sizi hem ramazanın başında hem de kadir gecesinde rüyamda sizi gördüm bunun hikmeti nedir derviş olursun inşallah bunu üstadımın zamanında olmuş olsaydı derdim ki senin dersi alman lazım Allah iyi etsin inşallah selamun aleyküm ve rahmetullahu berekatuhu
ecmain inşallah amin artı 33 neresiyse bir bakın bakalım artı 33 neresi Mustafa Özbağ hoca efendime bir soru olacaktı rüyamda kıyameti gördüm çocuklarım korumak için evime doğru koşarken uyandım çok korktum uyandım ilk defa böyle bir rüya görünce bir de sabah namazından önce olunca çok merak ettim affedin lütfen rahatsız ettim hakkınızı helal edin helal olsun bu rüya nedir
ne gibi bir mesajdır barakallah hüküm inşallah inşallah canım kardeşim kıyametten bir estantene görmüşsün o kıyameti hazırlaman lazım hazırlanman lazım en önemlisi de çocuğunu hazırlaman lazım çocuklarını hazırlaman lazım o yüzden muhakkak hem kendin hem ailen hem çocukların Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma gayreti içerisinde gidin bu dünya geçici sonuçta buradan öteye iyi amellerimiz geçecek Allah bizi iyi amellerle amellenen kullarından eylesin inşallah selamun aleyküm ücretli
hacamat yapmak ve yaptırmak caiz midir hacamatçının ücret alması caizdir yani hacamat yapan bir kimse hacamatına karşılık bir ücret talep edebilir mi el cevap evet ve o kimse de aslında hacamat yaptıran kimse de ona bir ücret vermeli onun da bir el emeği var bilgisi var o yüzden bunda bir sıkıntı yok bazen bizim kardeşlerimiz işte bazı kardeşler evlerine hacamat yapıyorlar işte onlar bildiğim kadarıyla ne kadar yapıyorlar ne kadar ediyorlar bilmiyorum kimisi alıyor kimisi almıyor onu da bilmiyorum tam ama işte bununla alakalı
birkaç böyle soru sordular dedim evini açmış evde acamat yapıyor ücret alması onun hakkıdır bunda bir sıkıntı yok dedim ben biz normalde genel olarak dergahlarda yapılan bu tip işlemlerden ücret almayı tercih etmiyoruz evlere karışamayız hiç kimsenin evine karışamayız kıymetli kardeşler selamün aleyküm Allah'ın rahmeti bereketi merhameti size sevdikleriniz ve sevenlerinizin üzerine olsun inşallah amin efendim size zahiri ve manevi yakın olmak yakın daireniz içinde olmak için nasıl yaşamak ve ne yapmak gerekir nelere dikkat etmek
gerekir asgari ölçüsü nedir iki toplumun dilinde en çokça firmalarda kullanılan yaratıcı olmak çok yaratıcı olmuş gibi ifadeler kullanılır bunun bir sakıncası var mıdır yaratmak Allah'a mahsus bir sıfat eylemdir ancak kullananlara bu konuda küçük tepki gösterildiğinde o anlamda söylemedim de denir ben bir üstada yakınliğin ne olduğunu nasıl yakin olması gerekir bir kimsenin dendiğinde bunu kategorize etmek çok zor yani bir kimse bir kimseyle yakın olmak istiyorsa gayreti gösterir mücadele eder onun gittiği yere gider
onun aynı yolda olur aynı nefeste olur aynı yörüngede olur aynı çizgide olmaya gayret eder aynı kalp ateşinde olmaya gayret eder bunun bir kategorisinin olduğunu kabul etmiyorum ben yani işte bazıları bir kategori yapıyorlar veyahut da bir sınır çiziyorlar ben o kategori ve sınırı kabul edenlerden değilim bir kimsenin yakınliği duyguyla alakalı o kimsenin kalbi hisleriyle alakalı sevmesiyle alakalı muhabbet beslemesiyle alakalı fedakarlığıyla alakalı çünkü cimri bir kimse ise sevemez fedakarlık edemez yakın olmaya çalışsan
olacak ki cimri insanların parası kıymetlidir nefesi kıymetlidir kendilerince zamanı kıymetlidir her şey kıymetlidir o kimse böyle onu harcamak istemez öyle olunca cimri insanlar mesela bir sufi dünyada zor yaşarlar onun cimriliğini terk etmesi lazım çünkü sufilik fedakarlıktır sufilik fedakarlık olunca o kimse cimri bir insan fedakar olamaz fedakar olamayınca da sufiliği yaşayamaz bu sakın ha buradan şu anlaşılmasın bazen zaman zaman öyle anlaşılıyor sizden cömertlik isteyip kendime bir şey isteyenlerden değilim öyle bir şey değil
bu cimrik illa ki herkes için aynı kategoride de değil birisi için zaman harcamaktır birisi için para harcamaktır birisi için örneğin işte ilbini ortaya dökmektir bilgisini ortaya dökmektir o yüzden cimriliğin değişik boyutları var mesela bir kimse sanat öğretiyor o sanatkar bir kimse yanındaki kalfe sanat öğretmezse o kimse cimridir onu usta haline getirmesi lazım veyahut da işte bir kimse hali vakti yerinde o kimse böyle parayı tutacağım da işte lafla işi bitireceğim diye uğraşıyor o da gereğini yerine getirmiyor
o da para harcayacak örneğin veya bir başkası zamanını harcayacak bir başkası nefesini harcayacak gibi gibi cimri insanlar benim bildiğim bu böyle sert ahlaklı olanlar cimri olanlar bir üstadın yakın dairesinde bulunması çok zordur etrafına zulmeden diliyle etrafındaki insanları iğneleyen işte böyle etraflı olan ilişkisini düzeltemeyen bir kimsenin üstadın yanında uzun müddet durması çok zor bunlar böyle kategorisel değil benim kendim tecrübemle alakalı o yüzden muhabbetli olun hizmet ehli olun insanlara yardım ehli olun
inşallah Allah'ın izninden Allah dostlarına yakın olursunuz iki toplumun dilinde en çok da firmalarda kullanılan yaratıcı olmak buradaki o kimse hani yaratıcı olmaktan kasıt üretici olmaktır bunu böyle üretmek olarak konuşsalar dil daha hoş olacak yaratmak olarak konuşunca dil hoş olmuyor yaratma fiili Allah'a ait çünkü la faile illallah fail olan Allah'tır külli şeyi yaratan da Allah'tır öyle olunca senin yaratıcı demektense üretici demek bence daha hoş bir şey olur selamun aleyküm ve rahmetullah hocam ben Mersin'in
Tarsus ilçesinden Dündar Önal hocam yazar Ahmet Hulusi hakkında ne buyurursunuz Allah dualarımızı kabul etsin inşallah herhangi bir eserini okumadım herhangi bir kitabını incelemedim herhangi bir eserini ve kitabını incelemedim den dolayı onunla alakalı olumlu veya olumsuz bir şey konuşma yetkisine sahip olduğumu düşünmüyorum genel olarak bireylerin üzerinde çok konuşmak istemiyorum şahısların ama Ahmet Hulusi hakkında da bir bilgim yok yani bir kitap okumadım bildiğim kadarıyla Amerika'da yaşıyor ondan sonra Amerika'dan
değişik eserler yazıyor Amerika'dan bildiğim kadarıyla bu herhalde sohbetleri var onun da o kadar bilgim bu kadar başka bir bilgim yok o yüzden olumlu veya olumsuz bir şey söyleme dairesinde değilim hakkınızı helal edin sizden birine yemeği getirildiğinde ayaklarında ayakkabı varsa çıkarsın zira bu hal ayaklar için rahatlık ve sünnettir sünnettendir Ramunuz eh hadis hadis ile ne anlatılmak istenmiştir ayakkabılarla genelde yemek yememişler ben böyle
eski sufileri belki de görenlerin sonuncusuyum mesela o eski sufileri ben gördüğümde bir lokantada filan yemek yerlerken ayakkabılarını çıkarırlardı ayakkabıyla zaten sofraya oturmazlardı da ama bir lokantada mesela yemek yiyecek olsalar ayakkabılarını çıkarırlardı bu hadis-i şerif'ten dolayı o yüzden ayakkabılarla mümkün olduğunca sofraya oturmamaya gayret edin bir rahatsızlığınız yoksa mesela belfutu olanlar var yaşlı olanlar var onlar belki de yer sofrasında oturmakta zorluk çekiyorlar ayakları ağrıyanlar var işte
onların zorlanıyorlar genel olarak yer sofrasında oturmaya gayret edin bunlar bakın terk edilmiş sünnetler artık yer sofrasında oturmak terk edilmiş bir sünnet haline geldi şimdi herkes mutfaklarda masalarda yemek yiyor hadi yaşlılar vardır sofraya indirmek kaldırmak evde genç bir kimse yoktur zordur çünkü o yer sofrası kurmak onu kaldırmak gerçekten biraz zor meşaket isteyen bir şey veyahut da yerde oturamıyordur bel fıltığı vardır ayaklarında romantizme vardır bir şey vardır bunu kabul ederim ama öbür türlü mesela
yer sofrasında oturma sünnetini biz yer sofrasında yemek yeme sünnetini hemen hemen yok ettik kaldırdık kim ahir zamanda terk edilmiş bir sünnetimi yerine getirirse yüz şehit sevabı vardır biz bunları yavaş yavaş terk ediyoruz mesela ayakkabıyla yemek yenmez düsturunu da terk ettik biz şimdi siz şimdi bir restorana gittiğinizde bir lokantaya gittiğinizde ayakkabılarınızı çıkarıp yemek yiyebilir misiniz yiyemezsiniz terk edilmiş sünnetler sınıfına girdi selamun aleyküm bir bir arkadaşım tanıdığı bir erkek çocuğunun
çok küçük yaşlardan beri kız çocuğu gibi davrandığını fakat aile ne yaptıysa çocuğun düzelmediğini ve çocuğun büyüdüğünde ailesinden uzak yaşayan biri olduğunu söylemişti bunun gibi neredeyse doğumdan itibaren kendilerini eşcinsel hisseden birçok insanı duyuyoruz bunlarla ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim bunlar kendilerini böyle tanımlıyor olabilirler mesela işte aile çocuğunu erkek çocuğunu erkek gibi yetiştirmeli belli bir yaşa gelinceye kadar ve onun üzerinde böyle erkekliğini algılar erkekliğini iyice anlar hale
geldiğinde mesele bitmiştir veya kız çocuğuna kız çocuğu olduğunu algılayıncaya kadar kız çocuğu gibi yetiştirmeli ona dikkat etmeli şimdi bazı böyle örnekler var bir traktör kasası düşünün bir traktör kasasının içerisinde içi kurtlu bir tane elma çıktı o traktör kasasından içinden bir tane kurtlu elma çıktı diye bütün elmaları kurtlu görmemiz mümkün mü değil bazı çocuklarda belki de hormonal bir dengesizlik olabilir aile çocuk yaşta onu gördüyse bunun normalde tıbben hormonal bir tedaviye gidip o çocuğun hormonal
olarak bir bozukluğu varsa bir sıkıntısı varsa buna dikkat etmesi lazım anne babalar burası da önemli anne baba yani baba hep erkeksi olmalı evlilik hayatı boyunca kadınlar erkeklerin erkeksiliğini kabullenmeli bu erkeksi olma belki de kadına zormuş gibi gelebilir ama erkeksi durma bunu tabiri caizse bunu böyle fıtratına uygun durma mesela farkında değil aileler mesela bir aile düşünün kadın hep kocasını ısrarla itiraz ediyor ve kocasının her sözünü reddediyor ve evin içerisinde ve evinin dışında kadın hakimiyet kurmuş oluyor
bu çocukların üzerinde sirayet ediyor çocuk kadını güçlü bir aktör olarak görüyor ve erkeği güçsüz bir aktör olarak görüyor böyle olunca bu sefer erkek çocuk güçlü aktör ne anne anneye benzemeye çalışıyor anneye benzemeye uğraşıyor ve anne gibi davranmaya başlıyor yani kadınsı davranmaya başlıyor burası çok sıkıntılı bir şey mesela kantarın topuzu kaçtı baba çok fazla erkekçi oldu erkeksi oldu kantarın topuzu kaçtı kız gördü çok ağır böyle erkeksi olursan her şey elinin altında bu sefer de kız çocuğu da erkekleşmeye
çalıştı burada ölçüyü tutturmalı herkes fıtrata uygun davranmalı fıtratına uygun davranmalı kadın muhakkak evin içerisinde eşine karşı bir kocasına karşı bir eş bir kadın çocuklarına karşı bir anne olmalı eğer kadın eşine karşı olan yani kocasına karşı olan eşliğini unutursa sırf anneliğe geçiş yaparsa o çocuklarda da sıkıntı doğacaktır ve evlilikte de sıkıntı olacaktır o zaman kadına düşen vazife annesine karşı çocuklarına karşı anne kocasına karşı eşlik yapma kadınlık yapma o fıtratta yaşamaya çalışması lazım erkekler de
çocuklarına karşı bir baba kadına karşı da bir koca olması lazım ve bu fıtratı bozmaması gerekir böylece sağlıklı bir aile kurulmuş olur sağlıklı bir toplum oluşmuş olur ama bunun içerisinden hani böyle hormonal dengesizlikler söz konusu olacak mı evet bunların tedavisi mümkün mü evet o yüzden işte küçüklüğünden beri kendisini kız gibi görüyordu daha daha başlangıçta o da bir iki yaşlarında çocuk böyle bir şey tecelli ettiğinde hemen onun hormonlarına baktırıp tıbbi tedavilerine devam etmeleri gerekirdi kimi insanlar
eşcinselliğin kişiyi ilgilendiren bir tercih meselesi olduğunu ülkede onlarca adaletsizlik tecavüz kadın cinayetleri gibi düzeltilmesi gereken daha büyük problemler varken bunun konuşulacak bir konu olmadığını savunuyorlar onlara verecek bir cevabımın olmadığını fark ettim siz bu konuyla ilgili neler söylersiniz eğer toplum gerçekten ben kendimi bundan beri tutuyorum sebep adaletsizlikleri dile getiren bir bireyse tecavüzleri kadın cinayetlerini dile getiren bir bireyse Allah'ın lanetlediği eşcinselliği de lanetleme
kötüleme noktasında mücadele etmesi onun hakkıdır ve bu bir savunma değildir toplumda o kadar adaletsizlik var yani sıra eşcinselliğe mi geldi evet yani toplumdaki adaletsizlikleri de toplumdaki adaletsizliklerden dolayı eşcinsellik artıyor toplumdaki hukuksuzluktan dolayı eşcinsellik artıyor toplumdaki Kur'an ve sünnete dayalı bir sistem olmadığı için eşcinsellik artıyor bakın eşcinselliğin artma sebeplerinden birileri bunlar mesela bir erkek çocuk düşünün o erkek 17-18 yaşında evlenmiş olsa yani o çocuk başka erkeklere
başka kızlara bakma ihtiyacı hissetmez ki bir kız çocuğu düşünün evlenme çağı geldiğinde evlenmek istediğinde evleniyorsa o kız çocuğu neden fuhuşa meylesin meyletmez ama ne yazık ki toplumun algısı toplumun kendince doğru olarak kabul ettiği şey batı standları oldu batı değerleri toplumun içerisinde gerçek değermiş doğru değermiş gibi algılanınca komple toplum bozuldu ve hızla da bozulmaya devam ediyor o zaman adaletsizlik orada var olduğu müddetçe herkes eşcinsel mi olacak veya kadın tecavüzleri kadına tecavüzler
var diye ülke komple eşcinsel mi olacak veyahut da işte kadın ölümleri var kadın cinayetleri var ee o zaman ülke tamamiyetle eşcinsel mi olacak eşcinsel bir ülke mi olacağız adaleti halledemezsek kadın cinayetlerini halledemezsek tecavüzleri halledemezsek o zaman eşcinsel bir dünya eşcinsel bir ülke mi olacağız bana hangi eşcinsel diyebilir ki yüzde kaçtır ben göğsümü gere gere bile bile bilinçli bir şekilde eşcinsel oldum kimse diyemez kaç tane eşcinsel dinlediysem hayatlarını ve onların hayatlarına baktığımda onları
dinlediğimde ilk cinsel ilişkileri esnasında kimisinin uyuşturucu kullandığını uyuşturucunun neticesinde cinsel ilişkiye girdiğini kimisinin aşırı derecede alkol aldığını aşırı derecede alkol alarak başka bir erkekle beraber olduklarını bana anlatılanlar bunlardı bir tane vaka dinlemedim ki ya ben işte kendimi çocukluğumdan beri eşcinsel hissediyordum ee göğsümü gere gere bile bile gittim bir erkekle eşcinsel ilişki yaşadım yok böyle bir şey ben Allah affetsin yalana girmek istemiyorum şimdi sayısını bilmiyorum konuştuğum
eşcinsellerin ve bir vaka olarak meseleye bakıp en ince ayrıntısına kadar öğrenip ona hani ne yapabilirim nasıl yardımda bulunabilirim derdiyle onları dinledim ve büyük bir çoğunluğu ya tecavüze uğramıştır çocuk yaşta anne baba 6-7 yaşlarındayken 8-9 yaşlarındayken çocuğunu korumamıştır kız da erkek de ve çocuğunu korumadığından dolayı yakın dairede bir de uzakta değil amca dayı enişte ondan sonra teyze oğlu halı oğlu amca oğlu komşu mahalledeki bakkal mahalledeki sütçü mahalledeki yoğurtçu mahalledeki kasap mahalledeki oyuncakçı
dinlediğim vakaları söylüyorum öğretmen evet öğretmen bildiğiniz erkek öğretmen yani bunları mesleki olarak sınırlan mesleki olarak konuştuğumda bir meslek bilmiyorum ki böyle bir şeye tevessül etmemiş olsun ben o yüzden derslerde bangır bangır bağırırım çocuklarınız kendisini koruyabilecek yaşa gelinceye kadar anne babalar çocuklarınızı koruyun kız erkek hiç önemli değil toplum o hale geldi toplum öyle bir hale geldi ki sapkınlıkta azgınlıkta artık had hudut tanımıyorlar zalim Allah korkusu yok peygamber korkusu yok
e cezalar da caydırıcı değil zaten ve o eşcinsel olan çocukların büyük bir çoğunluğunun büyük bir çoğunluğunun temelinde küçük yaşta cinsel taciz var yani tabiri caizse alıştırılmış yani önce korkutulmuş önce ne bileyim işte tehdit edilmiş ondan sonra o çocuk onu artık susmak zorunda kalmış bir müddet sonra o artık bunu kanıksamış hani bir kadını her gün döversiniz ya her gün dövdükten sonra kadın onu kanıksar dayak yemeği normalleştirir o bakın normalleşir kadının dayak yemesi eğer bir gün kadın o normaliteden çıkar da
kafası dönerse adam katili olur sebep normallikten çıktı çünkü o şimdi bir kimse küçük küçük haram işlemeye başlar bir müddet sonra haramı helallaştırır normalleştirir bunu normale girer bu yani bilinçli bir şekilde haram işlemez artık haramın da bilinçlisi vardır nedir o haram olduğunu biliyordur haram olduğunu bildiği zaman ciğeri yana yana bazen işler işler ama ciğeri yanar bu ayrı bir meseledir bir de haramı helallaştırır o kimse haramı helallaştırmak ne haram olduğunu biliyor ya bu haram bu da haram olmaz diyor artık
Allah muhafaza eylesin şimdi bu eşcinsel vakalar çok geniş perspektifte konuşulması lazım ben bu konuda hani belli bir eğitim almış belli bir ilmi kariyeri olan bir kimse değilim benimkisi tecrübeyle alakalı çok dinledim onunla alakalı kurtulmak isteyenleri dinledim bundan vazgeçmek isteyenleri dinledim işte Allah affetsin kurtulmasına sebep olduklarımız var sebep olamadıklarımız var onlar benimle görüşüyor diye diğer eşcinsel kimseler tarafından tehdit edildiler zaman zaman tehdit edildim ben onlar tarafından da enteresan bir
lobidir eşcinsel lobisi bakın denilebilinir ki Türkiye'de en kuvvetli lobi eşcinsel lobisidir enteresan gelir bu size sebep çünkü o eşcinsellerin muhakkak bürokratlardan siyasetçilerden toplumun böyle önemli kademelerinde vazife yapan müşterileri vardır onların ya acı şeyler bunlar ve o müşteri olan onlarla ne yazık ki eşcinsel ilişkiye giren bu kimseler bunlarla mücadele edemezler toplumun içerisinde iş adamları vardır belli bir iş kariyerinde olan belli bir meslek kariyerinde olan belli bir bürokrat kariyerinde olan
eşcinsel eğilimli ama fail ama mefhul yani ama yapan ama yaptıran hani onlar şimdi aktif pasif diyorlar ya kendilerince yani aktif ne demek yani bir erkeğe bir eşcinsel erkeğe erkeklik yapan pasif de bir erkeğe kadınlık yapan erkek dilleri onların farklı farklı şimdi toplumun içerisinde böyle saklı gizli kendini orta yere koymuş koymamış o kadar kimse var ki ve lobileri o kadar kuvvetli ki mesela bizim şu anda internet yayınımızı dahi kesmek internet yayınımızı dahi sobote etmek isteyebilirler mesela onların büyük bir kısmı
beni sevmez ben Allah'ın lanetlediği bir iş olduğunu böyle ayan beyan cesaretle söylüyorum diye bakın bunu cesaretle şeyh efendiler alimler bunları cesaretle söyleyemezler söylediklerinde onların her türlü iftiraya onlara her türlü mekanizmayı çalıştırırlar sen zannedersin ki ya ben buna işte tavuğuna hış demedim bu adam neden bana ters yapıyor dersin oysa bilmezsin bir yerde sen sohbette eşcinsel Allah'ın lanetine uğramıştır dersin hiç ummadın kendi partidaşın kendi yoldaşın kendindenmiş gibi görünen kimse sana cephe alır
sebep çünkü onda eşcinsel eğilim var eşcinsel eğilimlere karşı sen lanet hadisini okuyunca onun zoruna gider bu zoruna gidince başka yerden senden intikam almaya çalışır ben bazen böyle zaman zaman ya buna ne oluyor bu neden bizde uğraşıyor diye ben çok affedersiniz tefekkür ettim de onu analiz ettim de biraz işin derinlemesine indiğimde eşcinsel eğilimleri bulurum enteresan bir şeydir bu sefer ben daha da şeditleştirim bu konuda yani derim ki yani eşcinsel eğilimini örtmek için Mustafa Özbağ düşmanlığı yapıyorsun derim
kendi içimden ve Mustafa Özbağ düşmanlarının bir kısmı eşcinsel eğilimlidir bu böyle enteresan bir şeydir ha ve o lobi o kadar kuvvetlidir ki cumhurbaşkanına bile hata yaptırır o lobi o kadar kuvvetlidir ki bir bakana dahi hata yaptırır o lobi o kadar kuvvetlidir ki valiyi belediye başkanını o tarafa doğru çeker o lobi kuvvetlidir çünkü mesela yeni yakın bir mesele bizim Nigara arkadaşımız bu konuyla alakalı şeyde instagramda bir yayın yapacaktı sayfasını kapattırdılar ve biz işte gece görüştük salimle görüştürdüm
nasıl yapılabilir diye ve biz bu konuda ne yazık ki yetersiz kaldık ve sayfasını bakın kapattırdılar bu lobi o kadar kuvvetlidir ve kendi kendimize düşündük yani bu meseleyi nasıl tekrar yayına alabiliriz diye salimle filan konuştuk dedik ya olmadı yani bir haftanın bir günü biz şeyi ne o youtube'dan yayın yapalım dedik yani sebep çünkü o lobi o kadar çok acımasız o kadar çok çirkef o kadar çok böyle zalim ki her yerde kolları kanatları var ve acı bir şey toplum onlardan korkuyor bir kısmı da onları masumlaştırmış
yani onlarla kafa yaparken onlarla dalga geçeceğim derken işte kakara kukara yapacağım derken masumlaştırmış ne olmuş canım onların da böyle bir şeye hakkı olsun işte geçenlerde bir kimse dedi onların yaşam hakkı yok mu bizim yaşam hakkımız yok mu yani her türlü sapkınlığın biz kalkıp da onların yaşam hakkı yok mu deyip de sapkınlıklara müsaade mi edeceğiz o zaman bir tecavüz edenin de yaşam hakkı var kadın cinayeti yapanın da yaşam hakkı var o zaman o cinayeti neden işledi o bunlar doğru söylemler değil o yüzden evet
adaletsizlikler var hepimiz kabul ediyoruz hukuksuzluklar var hepimiz kabul ediyoruz ve bunlarla mücadele ediyoruz gönül arzu eder ki bu ülke Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri gibi adalet misali insanlar tarafından yönetilsin gönül arzu eder ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hz. Öbubekir'in Ömer'in Osman'ın Ali'nin adaletle yönettiği bir ülke gibi olsun gönül bunu arzu eder gönül arzu eder ki Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve Hz. Ebubekir Ömer Osman ve Ali radiyallahu anh
hazretlerinin zamanındaki gibi adaletsizliğe hukuksuzluğe haksız ölümlere zalimleklere zulümlere her türlü tacize ve tecavüze geçit verilmesin ama aynı zamanda da eşcinselliğe de geçit verilmesin Allah Allah bizi bu dairede yani adaletin tesis olması hukukun tesis olması Kur'an ve sünnetin tesis olması yolunda çalışanlardan eylesin inşallah amin bu yıl sağlık meslek lisesinden yardımcı
hemşire olarak mezun oldum fakat hemşirelikte mutlu olmadığımı çalışma şartlarının bana uygun olmadığını düşünüyorum bana en uygun mesleğin sınıf öğretmenliği olduğunu düşündüm ama bu meslekte de sorunlu öğrencilerim olabilir onlarla başa çıkabilir miyim ya da onlara her açıdan yetebilir miyim diye düşünüyorum siz bu konuda ne tavsiye edersiniz biz kardeşlerin arkadaşların meslek seçimleriyle alakalı çok fazla müdahil olmak istemiyoruz arkadaşlar kardeşler hangi meslekte Kur'an Sünnet tarihisinde olmak şartı kaydıyla
hangi meslekte mutlu oluyorlarsa o mesleklerini icra edebilirler o mesleklerini yapabilirler bu noktada biz kardeşlerimize meslekle alakalı herhangi bir öneride bulunmamız zor Allah bizi affetsin inşallah sizleri de affetsin ama bu kardeşimiz için bir şey söyleyeyim hem o mesela bu meslekte mutlu değilim sınıf öğretmenini yapabilirim ama orada da sorunlu öğrenciler olabilir tavsiyem şu sorunsuz hiçbir iş ve meslek yok ev hanımlığı yapsan dahi sorunu var yemeği yakabilirsin tüpü patlatabilirsin evi yakabilirsin
her şey olabilir selamun aleyküm hayırlı akşamlar bir insan bir insan işlediği bir günahtan sonra islam hukukuna göre cezalandırılırsa bu işlemiş olduğu günahtan dolayı ahirette sorgulanır sorgulanmaz çünkü bütün evrensel hukuklarda bu vardır bir suçtan iki ceza olmaz diye ama yani evrensel ilahi hukuklardadır Türkiye'de bazı suçlardan iki veya üç ceza bile yaşayabilirsiniz canım kardeşlerim buradan malum rüya dinlemiyorum hakkınızı helal edin inşallah hocam selamun aleyküm
geceniz hayır olsun amin istenmeyen gebeliklerde yani tecavüz olayları sonrası gelişen gebeliklerde dini hüküm nedir şimdi bir Hanefi'ye göre bir kız çocuğu tecavüz edildiyse o kız hükmündedir yine onun hukuku öyledir ama o böyle bir tecavüzden dolayı hamile kaldıysa yine Hanefiler dört aya kadar ruh üflenmediğinden dolayı gebeliğin sonlandırılabileceğine dair hükmederler o yılda 18 yaşlarında hastalarım geliyor ki bebek olduğu için aileler genelde zorla evlendirme çabasına giriyorlar ben ne kadar bu durumu uygun görmesem de
psikolojik destek alıyorlar fakat bebeği istemiyorlar bu konuda kişiye nasıl yaklaşım olmalı dini hükmü nedir yani bunun aklıma gelen kadarıyla dört aya kadar çocuklar gebeliğin sonlandırılabileceğine dair Hanefi'de hüküm var evlendirmeye çalışmaları da çok doğru değil selamun aleyküm dedektörle altın arama yapacağım bunda bir sakınca var mı bir de yer altındaki altınlar cinler sahipleniyormuş bu söylentiler doğru mu acaba yani ben kendimce bu tip şeylere çok tevessül etmem ama bazen insanlar bunlara kanıyorlar ondan sonra
kendilerince dedektör alıyorlar bir sürü alet takım taklavat edinip yer altından işte böyle daha önce sahipsiz olan altınları arayıp bunları işte almaya çalışıyorlar bunda çok sakınca görmüyorum eğer tarlalar sahipli değil ise ama tarla sahibi var tarlanın sen onun tarla sahibi olunca sen onun tarlasında altın arayamazsın bu da ayrı bir mesela selamun aleyküm annemin test değerleri pozitif çıktı beni kardeşlerim ve akrabalarım karantinaya aldılar annem için ve bizler için dua eder misiniz Allah yardımcınız olsun Cenab-ı Hak muhininiz olsun
inşallah karantinaya riayet edin o yüzden karantinanın hukukunu da koruyun bu konuda böyle işte aman ne olacak filan demeyin muhakkak ki karantinayı uygulayın Cenab-ı Hak'a hamdolsun gerçekten bu konuda Sağlık Bakanlığı hükümet çok iyi bir iş çıkardı yani hemen hemen delilebilir ki dünya üzerinde karantinayı en fazla tedavi eden ülke Türkiye o yüzden bu hem mutluluk ve hem gurur verici bir şey hamdolsun selamun aleyküm Mustafa hocam siz misiniz benim adım Mustafa ama ben hoca değilim bazen öyle diyorlar işte hocam
filan diyorlar ben de diyorum ki ben hoca değilim bana hoca demeyin diyorum ben bunu ciddi ciddi söylüyorum kıymetli kardeşler ben hoca değilim yani hoca denilince işte o kimsenin böyle medreseden eğitim alması lazım dini bir hoca diyeceksek işte o medrese eğitimi alacak dini bir eğitimi alacak biz ona hoca diyeceğiz ben öyle bir medrese eğitimi almış bir kimse değilim ben bir üstadın yanında 18 yıl kendimce sufilik yapmaya çalıştım benim dairem durduğum nokta bu hayırlı geceler insanın kendi kendine konuşması kötü bir şey mi
çok yaparım ben ama içimden konuşurum bunu kötü diyemeyeceğim bunu çünkü ben kendi içimden kendi kendime konuşurum mesela işte şahısları konuştururum kendimi konuştururum hatta kendimden bir kaç tane daha böyle olur onları da birbirinden konuştururum böyle psikolojik bir sendrom bu ben sıkça kendi kendime konuşuyorum ben şimdi böyle bir şey kötü diyemem kötü desem kendimi tedavi ettirmem lazım o zaman bir de rüyayı anlatmak gerekir mutlaka anlatmak zorunda değil insanlar üzerinden zaman geçmiş olsa bile anlatılmalı mı
yok illaki şart değil üzerinden zaman geçse de anlatılacak diye bir kaide yok Allah hayırlısını versin inşallah hele kimisi böyle 3 yıllık 4 yıllık 5 yıllık 10 yıllık 20 yıllık 30 yıllık rüya anlatanlar var ben onlara böyle hayretle bakıyorum maşallah diyorum ya 30 yıl olmuş rüyayı göreli hiç unutmamış hayırlı geceler sizin telefonunuza mesaj olarak rüya yazarken öncesinde müsaade isteyip de yazmamız daha mı uygun olur birisine siz mektup yazarken müsaade ederseniz size mektup yazacağım o da müsaade ettim mektup yaz diyeceksiniz
sonra bir daha mı mektup yazacaksınız yok kimse bir mesaj yazacaksa bir haber ulaştıracaksa bir şey söyleyecekse telefon belli mesajı yazar annelerin erkek çocuklarının yanında tesettürü nasıl olmalı anne babanın hiç önemli değil erkek veya kız çocuğun tesettürü aile bireylerinin birbirlerine olan tesettürleri diz kapağı ile göbek deliğinin arasıdır mahrem açısından mahremiyeti budur ama bizim bir de toplumsal mahremlerimiz vardır ya toplumsal mahrem nedir işte anne diz kapağı ile göğüslerinin üstüne kadar örterse
hem kız hem erkek çocuklarının yanında bu toplumsal mahremdir bakın bu bir toplum kuralı ahlakı gibidir dinin buradaki bize en alt seviyede kuralı göbek deliği ile diz kapağının arasında bütün aile halkının birbirine mahremiyeti vardır bakın bütün aile halkının ama normalde bir bir kadının evin içerisinde çocuklarının yanında erkek çocuğu kız çocuğu hiç önemli değil bu diz kapağı ile göğüslerini örtecek noktaya kadar daireye kadar böyle bir tesettüre riayet etmesi hoş olur aslında kız çocuklarının da evlerinin içerisinde
annelerinin yanında babalarının yanında diz kapağı ile göğüslerinin üstüne kadar örtünmeleri hoş olur bunu şunu diyebilir bir kimse kardeşim şeriatın dairesi bu göbek deliği ile diz kapağı olsa kadın kadının yanında da işte açabilir mi açabilir anne kız olarak veyahut da bir anne erkek çocuğunun yanında diz kapağı ile göbek deliğinin arasını kapattığında öyle dolaşabilir mi el cevap dolaşabilir bu fıkıhın ölçüsü eyvallah ya bu böyle biraz daha hoş olmaz mıydı işte anne oğlunun yanında diz kapağından göğüslerinin üstüne kadar
örtsün harika olur öyle değil mi bence veyahut da bir anne kız çocuğuna şey olsun bir yerle bir distor olsun bir ders olsun işte diz kapağı ile göğüslerini de örtecek şekilde böyle tesettürüne dikkat etsin hoş olur selamun aleyküm saidi nursi hazretleri bir talebesine yaptığı hizmetlerinin önemini yazarken diyor ki bu şehre bir kutup bir gavsa azam gelse dese seni on gün velayet derecesine on günde velayet derecesine çıkaracağım sen risale-i nuru bırakıp onun yanına gitsen isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın lillâ-il hamd
bu zamanda sünnet-i seniye dairesindeki kemali imani imanı kazanan risale-i nur şakitleri evliyaların mürşitlerin nazar dikkatini celbedecek vaziyeti aldığından her zamanda bulunan hakiki mürşitler herhalde bu zamanda risale-i nur şakitlerine müşteri olurlar birisini elde etseler 20 mürid kadar kıymet verirler Said-i Nursi Hazretleri'nin bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz her yine Said-i Nursi'den cevap verelim bir kimsenin benim yolum haktır demesi onun hakkıdır ama sadece benim yolum haktır demesi onun hakkı
değildir o yüzden Said-i Nursi Hazretleri risalelerin ehemmiyet açısından böyle bir söz söylemesi onun hakkıdır bakın onun hakkıdır ama sadece risale-i nur haktır demesi onun da hakkı değildir o yüzden risalecilerin de hakkı değildir selamun aleyküm imam-i şafi hukuk meselelerinde mürsel hadisleri delil olarak almayıp kendi reyine önem vermesinin sebebi hikmeti nedir yani o mürsel hadis diyor malum bilmeyen kardeşler için söyleyeyim böyle tek ravisi var tek ravisi olunca o tek ravi o hadislerinde bazılarında imam-i şafi'nin
böyle davrandığı ama bu öğretide imam-i azamdan kalma imam-i azamın da kalsın çayı ben soğuk içeyim imam-i azamdan da bu var yani bu mesela ama böyle bir yol tercih etmeleri Kur'an ve sünnetin dışında bir şey değil İslami kimliği olan birisi liberal bir siyasi görüşü desteklese İslami olmayan bir ülkede problem olur mu çünkü şimdiye kadar İslami söylemi olanların İslam hukuku anlamında bir şey yaptığına şahit olmadım belki kişisel hak ve özgürlükleri savunduğu için liberal potada
daha çok özgürlüğe sahip olup yaşayabilirim diye düşünmeye başladım bu tarz düşünmek sakıncalığımı teşekkür ederim söz konusu olan Kur'an ve sünnet ise Kur'an ve sünnetin ilacı Kur'an ve sünnetin kendi içindedir yine o yüzden Kur'an ve sünnetten ayrılmayalım Kur'an ve sünnet düşüncesine sahip olalım biz birinci derecede kendimizden sorumluyuz evet biz ne kadar Kur'an ve sünnet düşüncesine sahibiz ne kadar bunun mücadelesini veriyoruz yani siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz hadis-i şerifini unutmayalım o yüzden biz neyiz ki
bizim yöneticilerimiz ne olsun biz Kur'an ve sünneti sımsıkı yapıştık mı ki bizim yöneticilerimiz de Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışsın şimdi Kur'an ve sünnetin içindeyiz diyen insanlar kendi işlerini gördürmek için Kur'an ve sünnetten kendileri sapıyorlarsa yöneticilerini de saptırırlar yöneticiler sapıyorsa halk da sapar bu sebepte biz ilk önce sağlam duralım biz ilk önce Kur'an ve sünnet tarihinde dosdoğru duralım bizde şöyle bir hizipçilik anlayışı var hizipçilik anlayışı şu yanlışlık bizim partiden olursa biz onu
örtbas edelim kol kırılır yen içinde diyoruz kol kırılıyor yen içinde tedavi edilmezse sonra yanlış kaynıyor o kol yamuk oluyor veyahut da kaynamıyor o kol çürüyor sonra kökten kesmek gerekiyor biz kol kırılır yen içinde anlayışı doğru bir anlayış değil bir yerde hak ve hukuk çiğneniyorsa bir yerde adalet tarafa kaldırılıyorsa o kol yen içinde kırılmıyor o çünkü yen içinde kırılmadığı için o kol vücudu zehirliyor biz islam dünyasında böyle bir handikaf var biz bu hani bir kimsenin oğlu içki içiyor oğluna müdahale etmiyor
yeğene içki içiyor yeğenine müdahale edeceğim diye uğraşıyor canım kardeşim sen oğluna neden müdahale etmiyorsun önce oğluna müdahale etsene veyahut da bir kimsenin kendi çocuğu namaz kılmıyor bir başkasının çocuğuna müdahale edeceğim diye uğraşıyor ya sen kendi çocuğunun namazını tamam ettirmeye çalıştın mı ki sen bir başkasının namazsızlığına bakıyorsun bizde böyle bir sıkıntı var yani örneğin biz bir topluluğuz bu topluluğun içerisinde bir sıkıntı olduğunda aman biz kol kırılır yen içinde bu sıkıntıyı konuşmayalım konuşalım kardeşim burada bir sıkıntı varsa o sıkıntıyı konuşalım o sıkıntıyı tedavi edelim o sıkıntıyı biz tebdil edilmesi gerekiyorsa tebdil edelim tadilat edilmesi gerekiyorsa tadilat edelim yok yeniden kesilip yeniden yapılması gerekiyorsa biz yeniden keselim yeniden yapalım sebep hani hazreti mevlana cerahat ruma hazretleri mesnevi de geçtiği gibi sen seli baştan önle sen orada bir sıkıntı var o sıkıntıyı baştan önle sen bu bizim partiden bu bizim bölükten bu bizim cemaatten bu bizim anlayışımızdan bu bizim felsefemizden
der de onun yapmış olduk adaletsizliği yapmış olduk hukuksuzluğu yapmış olduk arsızlığı hırsızlığı ursuzluğa göz yumarsan çürüyecek toplum ve bugün gelinen nokta o biz bu bizim partiden göz yumduk bu öbürkü bizim partiden dedi göz yumdu birisi bankaları soydu bu ülkede göz yumuldu bizim partiden diye birisi milleti soydu bu ülkede göz yumuldu bizim partiden diye birisi hamuduyla götürdü göz yumuldu bizim partiden diye birisi belediyeleri soydu göz yumuldu bizim partiden diye sonra başkaları geldi aa onlar da bozuldu
biz onlara da bir şey diyemedik sebep onlar da bizim partiden onlar ayrı bir partiden ama bizim partiden sonra bir başkası geldi aynı şeyleri onlarda da gördük biz yine sustuk sebep o da bizim partiden ama haksızlıklar karşısında susan dilsin şeytandır hadis-i şerifini unuttuk biz bir zalimin bir zulmüne karşı susmak zalimliktir hadis-i şerifini unuttuk biz öyle zalim yöneticiler olacak ki onlara susanlar da zalimlerden olacak hadis-i şerifini unuttuk biz bunları orta yere koymadık veyahut da içeri atılırız bizim de
başımıza bir çorap örerler biz de cezaevine gireriz aman bu adaletsizliği biz dile getirmeyelim dedik sustuk biz veyahut da adaletsizlikleri hukuksuzları hukuksuzlukları arsızlıkları hırsızlıkları dile getiren bir topluluk olduğunda o arsızlığı o hırsızlığı o hırsızlığı yapanlar onları polis güçlerine veyahut da işte sizi de takip ediyorlar bak sizi de dinliyorlar emniyet deyip korku yaymaya çalıştık buradayız burada öyle korku yaymayın buradayız evet öyle ona bundan kalkıp da tehdit ettirmeye kalkmayın buradayız bunu şataat
için söylemiyorum korkumuz olsaydı 30 yıldır sufi hareketin içerisinde durmayız durmazdık biz yapmayacaksınız haksızlık hırsızlık ursuzluk arsızlık yapmayacaksınız yaptığınız zaman söyleyeceğiz konuşacağız abı altından da sopa göstermeyeceksiniz bizim onlara karnımız tok biz onları yedik içtik bitirdik sardık sarmaladık attık toprağın içine bizim onlarla işimiz yok o yüzden arsızlık hırsızlık ursuzluk kayırmacılık kimden gelirse gelsin biz ona hayır demesini bilmeliyiz biz ona karşı cephe oluşturmasını bilmeliyiz bu ülke bizim
bu topraklar bizim bu gelecek bizim bu insanlar bizim bu millet bizim yeter artık ya nereye kadar arsızlığa hırsızlığa ursuzlığa suessiz kalacağız nereye kadar adaletsizliğe hukuksuzluğe sessiz kalacağız nereye kadar haramlara nereye kadar Allah'ın lanet ettiği şeylere sessiz kalacağız yeterin yapmayın o yüzden çareyi de başka yerlerde aramayın kurtuluşu başka yerlerde aramayın çare Kur'an ve sünnette kurtuluş Kur'an ve sünnette ne tarafa dönerseniz dönün Kur'an ve sünnete döneceksiniz ne yaparsanız yapın Kur'an ve
sünnet içerisinde kalacaksınız siz iftira atmayacaksınız siz yalan söylemeyeceksiniz siz suizan yanmayacaksınız siz gözünüzde görmediğiniz bir şeyin şahitliğini yapmayacaksınız ama bu delillenmiş ispatlanmış bunları konuşacaksınız bunları söyleyeceksiniz bunları anlatacaksınız bunlara hayır diyeceksiniz nerede bir yolsuzluk varsa hayır diyeceksiniz adam yolsuz yol açıyor yolsuzluğuna bakmıyor hayır diyeceksiniz nerede bir hırsızlık var hayır diyeceksiniz nerede bir kayırma var hayır diyeceksiniz bu hangi partiden olursa olsun
bu kimden yana olursa olsun arsız hırsız adaletsiz namussuz şerefsiz insan şeytandan yanadır bizde ona karşı savaş açarız hiç sıkıntı değil evet konusu geçti bayanlarda mahrem ölçü diz kapığı ve göğüs üstü kapatılması hoş olur dediniz artık bayan şortlarında diz kapağına kadar inen şort bulmak zor havalarda çok sıcak hanbeli mezhebine uyabilir miyiz uyma uyma ölçü olarak evde erkek yok kadın var yok kendinizi alıştırın o yüzden gidin diktirin veyahut da gidin diken firmalara müracaat edin söyleyin diz kapağıyla göbek deliği
arasında şortlar şortlar yapsınlar selamun aleyküm benim adım Zeynep 11 yaşındayım sizden ders almak istiyorum bana ders verebilir miyiz verebilir misiniz 12-12 çekeceksin Zeynep maşallah Allah mübarek eylesin inşallah sen annenin babanı yazsaydın diyecektim annenin baban sana bir ders versin ama yazmamışsın ben de inşallah sana şimdi bir ders kağıdı göndereceğim Zeynep ders kağıdını bulayım bugün bilgisayarı
bir tadilattan geçirdiler de o yüzden bulmakta güçlük çekiyorum masa üstünü neden bulamam gönderdim Zeynep Allah'ım Zeynep 12-12 çekeceksin dersini selamun aleyküm rüya görüp de tam hatırlayamamak nedendir hatırlayamaz insan olabilir bunların üzerine çok durmanıza gerek yok selamun aleyküm sebebini kendi kendime bulamadım utancımdan soramadım lakin bir çözüme ulaşamadım kendim de bezdim bir ayı geçkin süredir
dersimi ve farz ibadetlerimi yapmıyorum hiçbir şey düşünmek istemiyorum diye üstünü örtüyorum algımı ve düşüncemi kullanmıyorum ya da kullanmak istemiyorum bu durum düzelse bile bir müddet sonra tekrar ediyor hatam kusurum afola duanızı beklerim tavsiyeniz olursa sevinirim soruyu sorarken bile başımın içinde basınç hissediyorum hiçbir şey düşünmek istemiyorum diyorum yardımcı olur musunuz Allah muaynin olsun inşallah sen böyle bir çık temiz hava al biraz böyle asosyallikten sosyalliğe geç Allah'ı zikret olumlu bak
her şeye inşallah selamünaleyküm diliyle iğneli konuşanlar üstadın yanında fazla duramazlar dediniz az önce böyle bir şey varsa kişide özellikle aile içi oluyorsa kendini nasıl terbiye eder ben de bu hal var sizden helallik ve duanızı istiyorum hani o ayet-i kerimede de var ya diliyle iğneleyenler diye hadis-i şerif ne olması lazım ayet-i kerime müne bu diliyle iğnelemek doğru bir davranış değil
bir de bunu üstadın yakın dairesinde olan bir kimse üstadın yakın dairesini diliyle iğnelemeye başlarsa bu sefer sıkıntı olur o yüzden hani üstadın yakın dairesinde duran bir kimse üstadın yanına geldiğinde hiç olmayı bilecek orada hiçsin yani ben biliyordum ben bilmiyordum böyleydin böyleydin yok öyle bir şey bunu yapabilirse o zaman yanında durur ama orada kendinde bir daha varlık görürse o zaman sıkıntılı diliyle iğnelemek kendinde varlık görmek çünkü işimiz hiç rast gitmiyor ne zaman niye niyetlensem hiç olmuyor
ne yapmalıyım Allah yardımcınız olsun Cenab-ı Hak muhininiz olsun yani ben böyle şeyleri çok kabul etmem bizim işimiz rast gitmiyor bizim işimiz doğru gitmiyor diye bir yerde bir hata yapmışızdır bir yerde bir sıkıntı yapmışızdır birinin gönlünü kırmışızdır birini incitmişizdir birini üzmüşüzdür ben her şeyde bakın her sıkıntıda her problemde bunları düşünürüm ben birinin gönlünü birinin gönlünü kırmışımdır birini incitmiş olabilirim böyle kendi kendime bunları düşünüyorum elallaşmaya çalışırım yapmamaya çalışırım ondan sonra çalışırım gayret ederim tövbe ederim mücadele ederim yani Allah muhafaza söylesin bu inanıyorlar yenilleyen bu manada yenilgiyi kabul etmeyeceksiniz inşallah selamünün Selamünürnükü Mevlevilik Hz. Mevlana Rumiden önce var mıydı akşamınız hayırlara vesile olsun İzmir Gazemir'den Dergahı kardeşlerim adına özlem'le ellerinizden öperim Derya salkım hayırlı akşamlar Derya Allah razı olsun teşekkür ederim Mevlevilik Hz. Mevlana Celaleti Rum Hazretleri'nden sonra Mevlevilik olarak anılmaya başladı. Daha öncesinde Mevlevilik
olarak anılan bir tarikat yoktu. Selamun Aleyküm. Aleyküm Selam. Reenkarnasyon gerçekten olan bir şey mi? Ve telakinazi yapmak mümkün müdür? Şimdiden teşekkür ederim. Reenkarnasyon diye bir şey yok. Reenkarnasyon boş bir muhabbet. Allah affetsin. Hiç asla astar olmayan bir şey. Selamun Aleyküm. Yaklaşık 4 senedir dersi ve en büyük problemim zinaya düşmek. Küçükken uğramış olduğum tacizler şiddet sonucunda bir erkeğin sevmesine, sahip çıkmasına hep meylediyorum.
Bir erkekle birlikte olmak sevildiğimi, güvende olduğumu hissettiriyor. Evlenme konusunda eş seçiminde sağlıklı karar veremediğimi düşünüyorum. Tavsiyeniz ne olur? Sürekli zina yapan birisi için. Bu küçük yaşlarda tacize, tecavüze uğrayanlar ve bu problemi çözemeyenler yakın dairede bunlar böyle hep genelde yakın dairede olurlar. Bu tip şeyler. Küçük yaşta bir kız çocuğunun tacize ve tecavüze uğraması en yakın dairede olur. En yakın dairede olunca o kız çocukları genelde yakın dairedeki kimselere güvenmezler. Onlardan uzak dururlar. kendilerince mutluluğu, kendilerince böyle çıkış yolunu dışarıdaki erkeklerde ararlar. Ve dışarıdaki erkeklere ne yazık ki kanarlar.
Bu kanma devam eder. Onlarda böyle bir bu tip bayan kardeşlerde bir sevilme boşluğu vardır. Sevme değil. sevilmeyi isterler hep. Çünkü o tacize uğramışlar, tecavüze uğramışlar, böyle bir sıkıntı olmuş. O hep böyle kendince değer verilen, kıymet verilen bir kıymet veren bir erkek arzu ederler. Ama ne yazık ki onu bir türlü bulmazlar. çünkü zalim bir dünyada yaşıyoruz. Erkekler de bu konuda çok böyle masum değiller. Ve böyle bir kadını, böyle bir kızı yine o kötü emellerini kurban ederler. Yani onu koruyayım, onu muhafaza edeyim. Onu böyle kendime eş edeyim. Onu böyle işte seveyim, ona muhabbet besleyeyim.
böyle bir şey yapmazlar. Ve bu tip kardeşler aldanmaya devam ederler. Bakın burası acı bir durum. Onlar ha bire aldanmaya devam ederler. Aldanmaya devam ettikleri müddetçe de bu problem çözülmez. Bu bir. İkincisi, şimdi bir işin bir bu tarafı var. Bir işin bir de farklı bir pencere daha açayım ona. Bu tip bayanlar önlerine bu tacizi ve tecavüzü koyup arkada heva ve heves ve nefis ve şeytan taciz ve tecavüzü farklı bir perdede gösterip fuhuşlarına açık söylüyorum.
Fuhuşlarını masum hale getirir. Asıl tehlike budur. Bakın. Farkında değildir bunlar. Kendi yapmış oldukları fuhuşu, haramı masum bir elbise giydirirler. Masum elbisenin dışında da puttan helvası taciz ve tecavüz vardır. Bazen tacize ve tecavüze uğramak o kimsenin helvadan putu olur. Ben taciz edildim, ben tecavüz edildim, ben sevilmedim. O yüzden bu dünya yaşanacak bir dünya değil. Nasıl olsa ben tacize ve tecavüze uğramışım. Devam eder. Veyahut da artık o taciz, tecavüze uğramıştır ama cinsel ilişkiden tat almaya başlar. Cinsel ilişkiden tat alınca tat aldığını öne çıkarmaz. Taciz ve tecavüze öne çıkartıktan arka dairede fuhuşa devam eder.
Bunların daha farklı farklı pencereler açabiliriz. Bu tip kardeşlerle çok konuştum bayanlarla. O yüzden farklı farklı saplantılar var bu kardeşlerde. Bunu normalde yüzeysel olarak baktığınızda şöyle düşünebilirsiniz. Aa tacize, tecavüze uğramış. Vah vah vah. İşte ben tecavüze uğradığımdan böyle buna devam ediyorum. Canım kardeşim tecavüze uğradıysan bir sefer uğradın. Arkası ne? Arkası fuhuş oldu. E tecavüze uğradın diye fuhuş yapmak zorunda mısın? Tacize uğradın diye fuhuş yapmak zorunda mısın? yani bu kaçıncı erkek arkadaşın senin? Aldandım. Hepsi mi aldanıyorsun sen? Bu haram sonuçta. Haram olunca kes haramı bir yerde. Diyeceksin ki bu haram.
Evet tacize uğramış olabilirsin. Tecavüze de uğramış olabilirsin. Yanlış mı? Yanlış. Allah lanet etsin yapanlara. Ama bunun sende bu ayrı bir sendrom açmasın. Yani senin fuhuşuna sebep olmasın. Hani ticaret erbabı vardır. İşte bir iflas etmiştir. Ben iflas ettim. Her şey mübahsank ona. Canım kardeşim sen iflas ettiysen ettin. Çalış. Gayret et. Koştur. Yani bizim etrafımızda bir sürü kardeşimiz var. İflas edip çalışmaya gayret edip borçlarını ödemeye çalışan insan. Adam kafasına sıktı gitti. Bir tanesi kendi kafasına sıkmadı. Bizim Cafer'in kafasına sıktı. Adam ödeyeceğim diye gayret ediyor. Ne yapsın adam?
Ben iflas ettim. Adam kafasına sıktı gitti diye ödemeyeceğim. Çalışmayacağım mı desin? Bu doğru değil. Ben iki üç sefer iflas ettim. Ne yapayım? İflas ettim diye çalışmayayım mı? Gayret etmeyeyim mi? Veyahut da insanların hakkına hukukuna mı tecavüz edeceğiz? Bu doğru değil. Bunlar saplantı. Psikolojik saplantı. O yüzden böyle tacize uğrayan tecavüze uğrayan kardeşler gelip görüşebilirler. Onlardaki o saplantıyı ortadan kaldırmakta yardımcı olmaya çalışırız. Allah rızası için hiç olmazsa yani bu kar topu gibi büyümez. Allah muhafaza eylesin inşallah. Müslüman bir karı koca komşuları olan Müslüman eşleri yemeğe davet edip dört kişi aynı masada yemek yemeleri caiz midir?
Bununla alakalı sonradan gelen ulemanın büyük bir kısmı caiz olmadığını söylemiş. Bu olabilir mi? Makul dairede, tesettür dairesinde el cevap olabilir. Ama bu böyle sıkıntılı bir mecraya doğru gidiyor sonra. yani ben bunun gençler arasında bunun uygulanmasını istemem. Ama ben gelmişim elli sekiz altmış yaşına benim masamda mesela bir kimse kim otursa hemen hemen üç aşağı beş yukarı hepsinde babası hükmündeyim. O zaman bir sıkıntı olmaz hani böyle çünkü Hanefiler demişler ya bir kadın annen yaşındaysa onun elini öpebilirsin. Bir kadın için de demişler ya Hanefiler baban yaşındaysa bir erkek onun elini öpebilirsin gibisinden böyle olabilir. İslam hukukuna göre cezalandırılan biri ahirette o suçtan cezalandırılmaz dediniz.
O halde dinden dönüp mürtet olan ve bu yüzden öldürülen birinin durma ahirette nasıl olacak? O zaten dinden dönmüş kafir olarak gitti kafir olarak ölecek. O Müslüman değil ki. İslam'a göre kadın kocasından tiksinirse dini olarak onu boşama hakkına sahip midir? Evet. kim kimden tiksinirse olabilir. Zaman içerisinde bunlar yaşanabilir. Boşama hakkına sahip olur. İslam'a göre kadın iktidarsız kocasını dini olarak boşayabilir mi? Kadın boşanmayı ister. Boşama hakkı yok ise erkek iktidarsızsa hastalığın tedavi etmesi mümkünse tedavi ederler. Mümkün değilse o zaman kadının boşanma hakkı doğar. Yalana düşme selamün aleyküm yalana düşmeden ilmi siyaset nasıl yapılmalıdır?
Bu normalde yalana düşmeden ilmi siyasetin konulara, duruma, hale, ahvale göre değişir. O yüzden o ilmi siyaset yapacak olan bir kimsenin iyi bir dini bilgisi olması lazım. İyi bir hayat tecrübesi olması lazım. Hayırlı akşamlar. Birinci soru. Bir kadın kurban kesebilir mi? Her Müslüman kestiği kurban kabul olur mu ve eti yenir mi? Eğer kurbanını kesecek hiç kimse bulamazsa kadın kurban kesebilir. Her Müslümanın kestiği kurban kabul olur mu? Onu bilemeyiz. Kurban Allah için kesilirse kabul olunur. Kimin kabul olunur, kimi kabul olmadı bir şey diyemeyiz. Selamün aleyküm izin verirseniz sakal bırakmak istiyorum.
Ders alın. Bizim sakal bizim iznimize tabi değil. Sakal Adem aleyhisselamla Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selam hazretlerine kadar gelen bütün peygamberlerin sünneti erkeğin süsü bu bir kimsenin iznine bağlı değil. O yüzden ama Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin böyle işte rüyasında sakalı görenler bıraksın diye bir ibare söylerdi. Çünkü sakal bırakan bir kimsenin sakalı artık onun kimliğidir. sakal bıraktığı zaman yalan söylemeyecek yemin etmeyecek gıybet etmeyecek dedikodur etmeyecek iftira etmeyecek diline sahip çıkacak gözüne sahip çıkacak ahlakını kemalleştirmeye çalışacak. Hani bizim toplumumuzda meşhur bir söz var ya sakalından utan diyorlar Allah muhafaza eylesin.
Evliyollaha tuzak olan o hayaller ise Hüda bahçesinin ay yüzlerinin cemallerinin yansımasından ibarettir. Mevlana Cahit Rumi 1. Cilt 26 anlayamadım açıklayabilir misiniz? Hayaller farklı farklıdır. Bunun sohbetini yapmıştık bu kardeşimiz derviş kardeşlerimizden o yüzden onu 1. Cilt 26 beyiten o sohbetlerden bakabilirler. selamun aleyküm geçenlerde İstanbul'da meydana gelen hortumun yapay bir şekilde insan katkısıyla yapıldığı ve yakın zamanlarda harp teknolojisiyle depremler yapılacağı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Çocukların küçük eşimin ve çocuklarımın yanında kısa şort giymem uygun olur mu? Canım kardeşlerim söyledim ölçü diz kapağıyla göbek deliğinin arası dedim. Biz kadınlarda erkeklerde diz kapağıyla göbek deliğinin arasını örtecekler. Şimdi çocukların küçükse bunda bir sıkıntı olmaz. Çocuklar anlamıyor diyeceğiz. Ama çocuklar görecek onu. Bir kadının eşinin yanında istediği gibi giyinmeye hakkı olur. Bunda bir sıkıntı yok. Eşi mahrem değil çünkü. İstediği gibi giyinir. İsterse hiç giyinmez. Bu ayrı bir mesele. Ama çocuklar var. Çocuklar onu görecek anne. O yüzden sıkıntı efendim ben üç senedir evliyim.
Eşimle aramız bozuk. Eşim babası ne derse onu yapar. Maaşını görmem hiç. Borçları hep eşim öder. Şu an babamın evindeyim. Bana iki gün içinde gel eşyalarını topla dedi. Nikahımız düştü mü? Şimdi babam artık bu işin bitmesini istiyor. Çünkü olacağını görmüyor. Aynı şeyleri yaşadığım için ne yapmam gerekiyor? Bana yardımcı olur musunuz? teşekkür ederim. Ben konuyu komple etraflıca dinlemem lazım ki bu meseleyi hükmedeyim. O yüzden bu sizin yazdıklarınız hüküm vermem için yeterli değil. Hakkınızı helal edin. eşimin çalıştığı firmada daha önce bizim iş diktiğimiz firma var.
Patronu işleri sürekli yanlış kesiyor ve malı zarar veriyor diye bize dönmek istiyor. Makinaları alın size geri vereyim diyor. Fakat biz de kişi işinden olmasın diye bir şey diyemiyoruz. Sizce ne yapmalıyım? Ticaret bu. Adam istediğiyle çalışır. Siz de istediğiyle çalışırsınız. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm ben Tekirdağ'dan Aslı'nın ablasıyım.
Adım Sevim. Hamdolsun sizi rüyalarında görüyorum. Bana ders verir misiniz? Veririz inşallah. Neden vermeyelim? Size dersi attım. Allah muharek eylesin. Cenab-ı Hak daim eylesin inşallah. Ebedi eylesin. Evet kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar. Saat 23.55 oldu. Sorular bitti. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun inşallah. Biz yine mutat bir şekilde Allah'ı zikredip inşallah geceyi sonlandıracağız. Cumartesi günü akşam yine aynı saatte Mesnevi'den beyitlere devam edeceğiz.
Haklarınızı helal edin inşallah. eftar-ı zikir fâle mennâhû la ilâh la ilâh el-fâtiha mâ salâvatâ amîn ecmîn Allah hepinizden de razı olsun.
Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi