Üstad Mustafa Özbağ

Gelibolu Mevlevihanesi Soru-Cevap - 22 Eylül 2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Eylül 2019 · 1:29:44

Allah gününüzü, gecenizi, ömrünüzü hayırlı eylesin. Destur Bismillah. Sayın Üstadım, Şemsi Tebrizi'ye ait makalat sayfa 137. Bir bölüm okuyacağım. Sayfa 187, Şemsi Tebrizi'ye ait. Her insanoğlunda bir benlik vardır. İnsan sonunun neye varacağını önceden görseydi hiç benlik davası eder miydi?
Muhakkak ki sakınırdı ama önceden sonunu göremedi. İşte peygamberlerin sultanı ve sonuncusu olan Hazreti Muhammed'in salliyallâhu ve sellem üstünlüğü buradadır. Aşık, benliğini sevmek sevdasından kendini kurtarırsa, sevilen ve istenilen sevgili de benlik sevdasından vazgeçer. Şiir, makalatta yine, her ne derlerse onun iç yüzü budur. Ululuk artık ölmüştür, dirlikte budur.
Aşık, benliğini sevmek sevdasından kendini kurtarırsa, bu cümleyi tasavvufi ıstılahta anlayabiliyoruz öğretilerinizden. Aşığın, kendisinden fazla varlığı sevmesi, hadisi şerifin üzerinde tecelli edip kişinin mümin kardeşini en az kendisi kadar sevmesi. Burayı anlayabiliyoruz. Aşık, benliğini sevme sevdasından kendini kurtarırsa.
Ama sevilen ve istenilen sevgili, benlik sevdasından vazgeçer diyor Şems-i Tebrizi. Burada sevgili olarak kastettiği Allah-u Teala, hak olarak biz bunu okusak, bu sevgilinin bir benlik sevdası mı var? Eğer böyle bir benlik sevdası varsa, bu sevgilinin benlik sevdası bizim benlik sevdamızdan vazgeçmemize mi bağlı? Bu kısım hususunda bir bilgiye ve bir anlayışa ulaşamadık.
Bizi bu hususta aydınlatır mısınız? Uluhiyet, uluhiyet Allah'ın bir sıfatı. Uluhiyet, zati sıfatlardan bir sıfattır. Kendi içerisinde baktığımızda, hani bu uluhiyet, Allah uluhiyetliğinden de hiçbir zaman vazgeçmez. Çünkü Cenab-ı Hak, hani bizim dilimizde uludur. Ama uluhiyet kavramı, uluhiyet düşüncesi sadece uludur demekle kalması mümkün değil.
Allah uluhiyetliğini de herhangi bir şeyle paylaşmaz. Mesela Allah hiçbir sıfatını bir şeyle paylaşmaz ama sıfatlarının tecelliyatı vardır. O sıfatların göründüğü yer, sıfatların tecelli ettiği yerlerde, o sıfat tecelli ettiği noktada görünür. Veya kulun üzerinde tecelli eder. Kulun üzerinde tecelli edince kul o sıfatla sıfatlanır, o sıfatla bürünür. Bu uluhiyet, kendisine ait bir tecelli. Fakat Cenab-ı Hak'ın üzerinde sıfatsal olarak her ne var ise, Adem'in üzerinde de var. Adem'in üzerine bütün isimleri ezberletti, bütün isimleri söyledi. Bütün sıfatlar onun üzerinde tecelli etti. O zaman uluhiyet sıfatı da insanın üzerinde tecelli etti. Varlığın üzerine baktığımızda, diğer varlıkların üzerinde insanın bir uluhiyet sıfatının tecelliyatı vardır.
Şimdi, aşık, Cenab-ı Hakk'ın bütün sıfatlarının üzerinde tecelli ettiği varlıktır. Fakat aşığın üzerindeki tecelliyat, akli değildir. O yüzden aşıktır. Akli olursa, seven olur. Veyahut da daha aşağıda olur. Aşk hali, o kimsenin üzerinde hiçbir şeyi, akli mekanizma üzerinden tecelli ettirmez. Bu aşığın üzerinde uluhiyetten vazgeçme, maşukla alakalıdır.
Maşuk onun üzerinde uluhiyetsiz tecelli ettiği için, aşık onun o uluhiyetten vazgeçer. Maşuk onun üzerinde uluhiyetle tecelli etmiş olsaydı, aşık bu sefer onu o uluhiyetten vazgeçmesi mümkün değildi. Burada normalde meseleye biraz da farklı açıdan bakmak lazım. Normalde aşık sevme davasından aşar da, sadece sevmeye doğru koşarsa, sevme davasından vazgeçti. Aşığın hiçbir davası kalmadı. O sadece o aşkın kendi deryasında, kendi dalgalarının arasında, perdeden perdeye geçiyor. Kendi deryasında, kendi perdede, onun perdesinden perdesine geçerken, aşığın hiçbir sıfatı kendisine ait değildir. Hiçbir sıfat kendisine ait olmadığından dolayı, aşığın üzerinde uluhiyet tecelli etmez.
Uluhiyet onun üzerinde tecelli etmediği için, Cenab-ı Hak da ona uluhiyet noktasından tecelli etmez. Uluhiyet noktasından tecelli ederse ne olur? Maşuk eğer onun üzerinde uluhiyet noktasından tecelli ederse, aşık da öyle bir muhteşem bir uluhiyetlik tecelli eder, zuhur eder ki, bu aşığı görenler açısından şirk olur. Aşığın kendi açısından şirk olmaz, aşığı görenler açısından şirk olur. Çünkü aşığın üzerindeki o uluhiyet, aşıktaki mahviyeti kaldırır. Oysa Cenab-ı Hak uluhiyeti olarak onun üzerinde tecelli etmeyerekten, onu normalde mahviyet noktasında tutar. Kendisini de aşığın seviyesine indirir, o da mahviyet noktasında durur. Ve iki mahviyet noktasında duran, sevenle sevilen olmuş olur. O yüzden orada ince bir perdedir.
Cenab-ı Hak'ın uluhiyetinden vazgeçmesi olarak görünse de, aşığın üzerinde herhangi bir şeyden vazgeçtiği değil, aşığın üzerinde husisi bir şekilde tecelli etmeyi işindendir. Uluhiyet sıfatını bu noktada tabiri caizse örtümesidir. Yoksa o uluhiyet sıfatını ortadan kaldırmaz, örter. Şimdi aşığın öyle halleri vardır ki, Cenab-ı Hak bazı sıfatlarını aşığın üzerinden örter. Zamanı geldiğinde, lazım olduğunda, o sıfatı yine çalışır hale getirir. Ama aşık bu noktada, akli melekeleri yerinde olmadığından, kendisinin üzerinde hangi sıfatın tecelli ettiğini, hangi sıfatın tecelli etmediğini, o esnada kendisinin hangi sıfattan örtüldüğünü, hangi sıfattan örtülmediğinin farkında değildir. Mesela aşığın üzerinde kahar ismi şerefi tecelli etmiş olsa, aşık o esnada sıfatsal boyut olarak, bütün insanlığı veya gayrimüslimleri veya Allah'ın düşmanlarını kahretmek ister.
Bu normalde o istek onun kendi içerisinde sıfatsal tecelliyet olarak da, kendisi de sorumlu olmaz bundan. Öyle olunca, Cenab-ı Hak aşığın üzerinde, lazım olduğu zaman kahariyet sıfatını tecelli ettirir. Lazım değilse, onun üzerinde sıfatını tecelli ettirmez. Ve Cenab-ı Hak, aşıkların üzerinden aleme nizam verir zaman zaman. Aşıkların üzerinden. Zaman zaman aşıkların üzerinden, bir şeyde nizamat bulur. Bir şeyi tecelli ettirir. Mesela bunu örnekleriz ya, çocuğunu Fırat Nehri'nde kaybetmiş olan anne, kendince Yetiş Abdülkadir Geylan Hazretleri der. Yetiş Abdülkadir Geylan Hazretleri deyince, bir el Fırat'tan çocuğu alır, işte kadının evine koyar veya eline koyar.
Kadın Fırat'ın kenarındadır. Çocuğunu Fırat almış, Yetiş Abdülkadir Geylan'ı deyince, çocuk normal. Bunun için dışarıda konuşsan şirktir. Ama orada normalde Cenab-ı Hak, Abdülkadir Geylan Hazretleri'nin üzerinden tecelli etmiştir. Geylan Hazretleri orada köşesinde oturuyor. Ama o esnada Geylan Hazretleri'nin sıfatsal tecelliyeti olarak, onun üzerinden tecelli ediyor. Onun üzerinden tecelli edince, bir el getiriyor çocuğu, Fırat'tan dışarı çıkarıyor, kadının önüne koyuyor. Kadın o esnada Allah'ı görmüyor. Sıfatsal tecelliyat olarak, Geylan Hazretleri'ne görüyor, diyor ki, Abdülkadir Geylan Hazretleri çocuğumu kurtulmasına vesile oldu. O esnada, Geylan Hazretleri'nin üzerindeki sıfatsal tecelliyatla alakalı.
O yüzden aşıkların üzerinde her sıfat zaman zaman bazen saklanır, bazen normalde çalışmaya başlar. O sıfat saklandığında sanki o sıfat onun üzerinde yokmuş gibi görünür. Halbuki vardır. O esnada perdelenmiştir. Uluhiye sıfatı da bunun gibi. Bir kimse büyüklüğünden ve ululuğundan vazgeçmiş olsa, Allah da büyüklüğünden ve ululuğundan vazgeçip onunla arkadaş mı oluyor? Burada normalde o aşığın akli melekesi yerinde olmadığından dolayı, aşığın uluhiyetlikten vazgeçmesi de sıfatsal tecelliyat onunla alakalı. Yani o aşığın kendi aklıyla alakalı değil. O yüzden hani öyle bir noktaya gelir ki aşık maşığın elinde bir alet gibi olur. Aşığın kendi ihtiyar olmadığından neden vazgeçip neden vazgeçmediğini bilmez.
Neden aslında onu vazgeçiren de, o elbiseyi diken de, yırtan da, o elbiseyi onun üzerine koyan da odur. Burada söz konusu tırnak içerisinde aşıklık halini konuşuyoruz. Yani normalde aşıklık halini konuştuğumuzda aşık, aklı yok, aşık, ihtiyarı yok, aşık, bu noktada iradesi yok. Aşık, iradesi yok. İradesi olmayan bir kimsenin ben bu sıfat üzerinde tecelli edecek veya bu tecelli etmeyecek deme noktası yok. Zaman zaman mesela işte, hani bir sufinin birisi bir şey sorar ya, o der ki üstadı, bunu böyle yapacaksın, böyle yapacaksın deyince orada dervişin iradesi kalmaz. Örnek, işte ilahiyatı kazandı değil mi, baban göndermiyordu değil mi, babası göndermiyordu. Şimdi nafızın iradesi yok, dedim yok gidecek. Şimdi burada normalde onun iradesi kalmadı.
O iradesi kalmayınca şimdi o kimsenin sorumluluğu da kalmadı. Bak iradesi yok, bu bunun daha geniş tarafı. İradesi yok ki, aşık, iradesi olmayan kimsedir. O tecelli ettiği anda şimdi bu şeydir, bazen bunu tarif ederken bir kimsenin birden böyle hani sıcak bir odaya girer ya, birden ısınır, ısınması geçicidir. Odadan dışarı çıkınca eski haline gelir. Ama ısındı o esnada. Ama o geçici bir şey. Aşk hali de öyle bir şeydir. Korku gibi. Birden korktu, korku geçince geçti. Aşk hali de öyle bir şeydir. Aşk o üzerinde, tecelli ettiğinde o esnada o kimsenin akli değildir davranışları. Ve o maaşıya teslim olmuş. Maaşıya teslim olduğu için onun üzerindeki istediği sıfatsal boyutu tecelli eder.
Buna aşık, ben şunu yaptım, bunu yaptım, böyle düşündüm, böyle hareket ettim demin lüksü yok diyemez zaten. Peki, bu bahsettiğimiz hukuk aşıkla maaşık arasında bir sır mı? Bu ikisinin arasında Cenab-ı Hak bu aşığın böyle bir şeyde bir ihtiyarı görmediğinden, kendi benliğini de görmediğinden onun işi, o ishar ederse edecek, o ishar etmezse etmeyecek.
Maaşığın elinde o. Aşık onu ishar etmez ki zaten. Şimdi bu böyle müstehcem bir şeymiş gibi algılanabilir. Mesela karı koca arasındaki, kadın erkek arasındaki bir ilişkinin dışarı söylenilmesi büyük günahı kebar olur. Ve çok böyle ağır konuşulmuş. Bir kimsenin oradan bir şey konuşması, oradan bir şey söylemesi, kadın da erkek için de şey olmuş, yasaklanmış. Aşıkla maaşının arasında tecelliyet bu yasakların içerisindedir. Hatta ona deseler ki, ya dün gece böyle böyle gördük seni, haberim yok der. Öyle demesi lazım. Yalan olmaz mı?
Kendisinin normalde bir ihtiyarı yok ki, neden yalan olsun? Şimdi normalde kim bilir gece kaç kişi rüyasında gördü, kaç kişi halinde gördü, kaç kişi, onun üzerinden kaç tane olay oldu. O kimse sabaha kadar bunları mı takip edecek? Aşık sadece onu zikredecek. O hatta diyecek ki, peygamberin izinden gidiyor, hakkıyla sana kulluk edemedim diyecek. Ver yansın, çek uzansın yapacak. Onun işi o. Ama o onun üzerinden örneğin işte herhangi bir beldede, herhangi bir yerde başka bir iş görülecek onun üzerinden. Beş ay sonra gelecek diyecek ki, ya ben seni rüyamda gördüm, şöyle oldu, böyle oldu.
O diyecek, haberim yok. Ne diyecek? Yalan değil. Tabi normalde karşıdaki kimse der ki, ya haberi vardı da o yüzden haberim yok diyor der. Baya da işte, ya tevazu ediyor, saklıyor kendini. Yok. Haberi yok insanın. Nereden haberi olsun ki? Haber olması için aklının yerinde olması lazım. Aklı yerinde değilse o esnada, ondan nasıl haberdar olacak ki? Şimdi böyle zaman zaman bu tip şeyler yaşanır mesela, sufilerin içerisinde. O kimse der ki, ya gözümün içine baktı da bir selam vermedi. Eee aklı yerinde miydi ki? Dışarıdaki kimse, ne küstah ya, büyüdü tabi canım, böyle oldu, şöyle oldu. Aklı yerinde miydi ki? Ya nasıl ya?
E tamam sen anlamayacaksın bu halden, ne diyeceksin ki? Ne diyeceksin? Diyecek bir şey yok. Zaman zaman anlatıyorum ya, adam geldi, seni dedi kadınlara bakarken gördüm dün dedi. Ben hiç nerede bile demedim, görmüşsündür dedi. Çünkü dedi, Emur Sultan'ın önünden geçiyordum dedi. Sen dedi, Emur Sultan'ın önünden geçen dedi, kadınlara bakıyordun dedi. Ben doğrudur dedi, ne diyeyim sana şimdi dedi. Halbuki dert büyük, ben de karşı çay ocağına oturdum, işte şöyle mi olacaktı, böyle mi olacaktı diye ben de ver yansın yapıyorum. Başına gittim, baktım sünnet çocukları, evlenenler, mevlenenler gelmişler, şimdi moda ya. Evleneceği zaman oraya geliyor, sünnet çocuğunu oraya getiriyor.
Sanki bir şey varmış gibi. Bir sürü kalabalık bahçe. Dedim, buraya da tiyatroya benzetmişler dedim. Gittim karşıya, Çay Hoca'nın oraya ucuna oturdum. Öyle karşıdan karşıya bakışıyoruz, konuşuyoruz öyle. Benim işim o, o da oradan kadınlar geçiyormuş. Görmedim kadınları. O da diyor ki, kadınları bakarken yakaladım seni. Dedim, yakalamışsın da, ne diyeyim dedim. Ölüyorsan, işte şöyle zakir değil misin dedi dedim, ya boş ver sen. Sen gelme derslere, sıkıntı değil dedim, ya boş ver sen, ne yapacaksın sen. Bu gözle bakıyorsan, ne yapacaksın dedim, boş ver. Abisi geliyordu, abisine kızıyordu o. Şimdi, o esnada, o onun farkında değil ki. Farkında olmadığından, o senin başka türlü, yani o ayrı bir kanal, ayrı bir perde.
Karşıdaki kimse onun farkına varmaz. Adam yolda giderken önüne şeyhi geldi, şeyhinden gidiyor, onunla konuşuyor. O der ki ya, kendi kendine sayıklıyordu, deli miydi neydi. Şimdi bir bayan, bir derviş vardı, pazarcıya diyormuş. Yavrum gördün mü, şeyhim buradaydı. Ondan sonra, burada yanı başımdaydı benim. Pazarcı, kızı anlatıyor bana. Pazarcı diyormuş, teyze bak işine ya, ne şeyhi ya diyormuş ondan sonra. Diyormuş, şurada iki kilo soğan satacağız, iki kilo patates satacağız. Kızı aradı beni. Ne yapacaksanız yapın dedi, annem bu hale geldi dedi. Dedim kızım, elleme, karışma sen annene, bir şey deme. Hasta, ben onu doktora götüreceğim diyor.
Kızım ne hastası, ne doktora, bırak. Ondan sonra, yemin ediyormuş, buradaydı diye kızına. Kızı diyormuş, görmedin mi kızını, sen görmedin mi, buradaydı. Anne diyormuş, vallahi billahi sen hastasın. Şimdi insanlar bunu kitaplarda okuyor, işte evliyame inkabelerinde okuyor. Kendince diyor ki, bu zamanda yoktur böyleleri. Şimdi o esnada onun normalde aklı yerinde diyebilir miyiz, diyemeyiz. Bir kızıyla beraber bir yere gideceklermiş. Adres yok, ellerinde telefon var bir tek. İşte o semte gitmişler, telefon açıyorlarmış, açıyorlarmış. Telefondan ulaşamıyorlarmış. İşte kızına demiş, sen gel. Ne oldu? Üstadım demiş, götürüyor bizi. Anne, vallahi kafayı kırdın, sen billahi kafayı kırdın.
Sen gel buraya, oradan dön, buradan dön, şuradan dön, şuradan çık. Kapının önüne, bas zile. Ondan sonra çıkmış. Gidecek oldukları kimse. Ondan sonra o kadın koşa koşa diyormuş ki, telefonum bozuldu. Bir türlü ulaşılmıyor telefonuma. Ben kendi kendime diyordum, hani nasıl gelecekler buraya diye. Demiş, merak etme. Şeyhim geldi benim önüme. O demiş, buradan geleceğim, buradan geleceğim, buradan gideceğim, buradan gideceğim, buradan gideceğim dedi. Bizi demiş, getirdi. Kız diyormuş ki kadına. Kız yine telefon açtı bana. Kız da böyle, Cenab-ı Hak Hikmet, hodul mu hodul? Hodul. Ehli tasavvuf onlara hodul diyor. Yani gözünün önünde tecelli ettiği halde, kör.
Anlamak istemiyor, idrak etmek istemiyor. Ona hala daha diyor ki, annem diyor, hasta olduğunu kabul etmiyor. Siz diyor, sizi dinler, söyleyin, hastaneye gitsin. Bir doktora görüyorsun. Kızım sana ne? Sen diyorum, neden ilgileniyorsun? Bak işine sen. O yolunu bulur, gerek yok diyorum. Yok, dinlemiyor. Gitti, babasına söyledi. Babası dedi ki, bundan sonra dergaha gitmeyeceksin. Ondan sonra işte bir sürü yasaklar. Ardından hastaneye götürdüler. Hastaneye gitmiş, doktora. Doktor psikiyatri uzmanı ya, işte ne görüyorsun, ne ediyorsun diye söyleyecek. Doktora dönmüş. Şeyhim diyor ki demiş, önce kendi evde hanımını tedavi etsin, çok iyi doktorsa.
Hanımını tedavi edemeyen, burada kimi tedavi edecek? Diyor demiş, doktor kalmış. Kim diyor bunu demiş, benim şeyhim diyor demiş. Ondan sonra, bunu mu diyor, bunu diyor. Sen hasta değilsin, yürü git demiş, bak işine sen. Benim demiş, evdeki hanımın hastalığını söylüyorsan demiş, sen hasta değilsin, tamam bu demiş. Tıp bunu çözemiyor ama demiş, bu var demiş. Şimdi, o esnada o ama aklı yerinde değil. Ona desen ki, böyle böyle söyledin, o der ki ya ben böyle mi dedim? Ben demedim böyle bir şey diyebilir, aklı yerinde değil. Yarın öbür gün gelse ona da bir tane hasta böyle, ilacı da yiyecek normalde. Değil mi? Siz öyle öğretiyorlar, değil mi? Ne veriyorsunuz öyle birisi dese?
Uygun ilaçları diyorsunuz, görsel halisasyon. Ben gitsem kesin raporu alırım mesela. Aklı yerinde değil o esnada. Alet gibi, maşa gibi. Eskiler öyle demişler, elinde maşa gibidir. Evet. Peki, bunlar aşıkla maşığın arasındaki özel bir durum ise, bunlar bize nasıl ulaşıyor bu bilgiler? Dışarıdan görenler ulaştırıyor bunu. Normalde o kimse dışarıdan görüyor onu, dışarıdan görünce böyle, böyle, böyle, böyle oluyor diyor. Veyahut da makul şeye geçince, hale geçince, yine konuşması için kalbine ilham geliyor. Tanımsın, bilinsin. Sen bunu, sana bir şey sorduklarında bunu söyleyeceksin diyor. Veyahut da artık onun kalbine geliyor, aklına yerleşiyor.
Kalbine, aklına yerleşince, bir müddet sonra, onunla alakalı bir soru sorduğunda, o oradan takır takır takır takır konuşuyor. Ama bunu ben yaşadım demez. Diyemez. Yine ilim, ilimdir. Bir kimse rüya gördüğü, rüyayı gördüğünde, rüya, akla tecelli ediyor. Aklın hafızasına geliyor rüya. Rüyaya baktığımızda, aslında metafizik bir şey. Ama o akla tecelli ediyor. Mesela, akla tecelli etmezse, o kimse şöyle diyor. Rüya gördüm ama hatırlamıyorum. Çok güzel bir rüya gördüm. Çok güzeldi. Görürken harikaydı. Ama hatırlamıyorum diyor. Neden? Görmüş olduğu rüya, metafizikte kaldı. Akla tecelli etmedi.
Akla tecelli etmeyince kaldı. Aradan yıllar geçti. Veya bir müddet geçti. O rüya, orada askıda durur gibi durdu. Veya o hal, yaşanan bir şey. O yaşadı onu, askıda durdu. Hatta bazen yaşarken, rüyada mı yaşadım, gerçekte mi yaşadım diye, ikilen bile yaşar ilk zamanlarda. O yaşadığını biliyor. Yaşadığı şey, askıda duruyor. Ama o esnada hatırlayamıyor onu. Akla tecelli etmedi çünkü. Aradan iki yıl geçti, üç yıl geçti. O rüyasında gördüğü şeyin başlangıç noktasını yakaladı. Ah, ben bunu hatırladım dedi. Ben bunu rüyamda gördüğümü zannettiydim. Veya gerçekte yaşadıydım. Çat çat çat … resmi tamamladı. O esnada o sonunu da gördü. Rüya var ya, sonunda böyle.
Hani az önce sonunu görmemekten, bilmemekten kastetti ya. O kimse eğer belli bir kesitse, belli bir boyuttaysa, onun sonunu gördü. Şimdi şu olacak, bu olacak, bu olacak, bu olacak, bu olacak, sonu belli. Sonunda da bu olacak. Bu bir olayla alakalı, bir kesit bu. O sonunu gördü. Bu Muhammed-i Mustafa'nın ümmeti için geçerli. Bir şeyin sonunu görmek. Hani Hazreti Mevlana'da der ya, sonunu gören kimse akıllıdır der. Asıl akıllı odur der, mesnevi der. O sonunu görüyor çünkü. İşin sonunu görüyorsa akıllı. Yani o kemale ermiş. İşin sonunu görmüyorsa o akıllı değil. Şimdi o kimse normalde metafizik olarak onu yaşadı, yaşadığı şeyin sonunu görüyor.
Eğer kendi hayatıysa, kendi hayatında metafizik olarak yaşadığını gördüyse, onun da sonunu görüyor. Şimdi olay başladı, olay başlayınca tık tık tık … devam edecek. Resmi tamamlayacak. O esnada ama resmi tamamlayacak. Halbuki onu daha önce gördü mü gördü veya yaşadı mı yaşadı. Yaşamış gibi gördü mü gördü. Bu mümkün. Evet. Ben bir soru sorabilirim miyim? Kimse yoksa sen sor. Bir kavram var. Siyasal İslam denilen. Geçen bu ay, geçen ayki programda herhalde maturidilikle alakalı işte batı buna siyasal İslam diyor demiştiniz. Şimdi şöyle bir şey var. Bu siyasal İslam denilen, bunu bir soracağım bu kavramı. Bir de mesela Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyorlar ki, eğer ki sen istiyorsan bizim başımıza geçmek, gel emir ol.
Veyahut da istiyorsan para pul, al hazinenin anahtarı senin. Kadın istiyorsan bütün kadınlar senin. O bunu kabul etmiyor. Diyor ki yani sağ elime güneşi, sol elime ayı verseniz yine ben davamdan vazgeçmem. Şimdi bu siyasal İslam denilen, bu son dönemdeki işte olaylara baktığımızda, mesela şöyle bir anlayış var. Amaca giden her yol mübahtır. Bunu siyasal İslamcılar denilen işte kişiler de kullanıyor. Ne o? Takiye yapıyorlar, şey yapıyorlar. Bu mesela Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlere, ona emirlik teklif ettiklerinde deseydi ki, tamam ben emiriniz olayım, isteseydi İslam'ı orada daha rahat yayamaz mıydı emir olsaydı? O zaman burada amaca giden bütün yollar mübahtır, bütün araçlar kullanılabilir.
Yani takiye bu noktada o zaman nebevi bir ilim olmuyor. Bu sizin bahsettiğiniz siyasal İslam'la bu son dönemdeki anlaşılan siyasal İslam arasındaki bu nebevi anlayışı öğrenebilir miyim? Şimdi bir yerli yerine oturtturalım önce. Mesela Mekkeli müşrikler toplanıyorlar. Mekkeli müşriklerin büyükleri diyorlar ki, sen gel bu atalarımızın dininde devam et. Bizi atalarımızın diniyle karşı karşıya getirme. Bu davandan vazgeç. Eğer kral olmak istiyorsan kral ol. Para istiyorsan hazinenin başına geç. Kadın istiyorsan Mekke'deki herhangi bir kadını göster. Evli bekar önemli değil. Biz onu sana verelim. Evlendirelim seni. Arap toplumunda şöyle bir şey vardır.
Kadın değersizdir. Kadın değersiz olduğundan hediye bile edilir. Mal gibi satılır. Hiç sıkıntı değil. Hani bu bizim Orta Asya'dan itibaren gelen mesela Türk kültüründe böyle bir şey yoktur. Bakın böyle bir şey yoktur. Türklerde bir Türk'ün bin tane hanımı olsa birisini gözden çıkarmaz. Birisine ona göz dikenin gözünü çıkarır. Biz bu böyle bir kültüre sahibiz biz. Ama Arap toplumunda böyle bir kültür yok. Arap toplumunda Orta'da 300 tane, 200 tane, 150 tane, 80 tane, 40 tane, 10 tane, 20 tane eşi olanlar var. Onlar çok rahat şunu derler. Hani sen beğendiğin birisi varsa söyle bunu ben boşayım sen al. Bakın bu kültürel bir şeydir. Bu dini bir şey değildir.
Bu kültürle alakalıdır. Şimdi o zaman da Kureyş müşrikleri diyorlar ki derdin hani paraysa önemli değil hazineyi sana verelim. Kadınsa istedin kadını söyle boşayalım sana nikahlayalım. Yok sen bizim devlet başkanımız olmak istiyorsan gel buyur devlet başkanımız ol. Ama bu davadan vazgeç. Yani biz atalarımızın dininde devam edelim. O zaman diyor ki bir elime ayı verseniz bir elime de güneşi verseniz ben asla la ilahe illallah demekten vazgeçmem. Şimdi bunu buraya bir yerleştirelim. Şimdi gelelim siyasal İslam'a. İslam İslam'dır. İslam'ın siyasalı veya siyasal olmayanı yoktur. İslam İslam'dır.
Siyasalı veya siyasal olmayanı yoktur. Herkes Müslümandır. Müslüman mümin kimse 6666 ayete iman eder. Yanında Kur'an'ın yanında da size kitap ve yanında hikmet verdik dedi. Hadis-i şerifleri de kabul eder. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sünnetini de kabul eder. Ama İslam kendince siyasal mıdır? Evet. Kültürel midir? Evet. Hukuksal mıdır? Evet. Bak şimdi. Nasıl yani? Basma ya. İslam hayatın bütün alanına karışır. İslam evin içine karışır. Sokağa karışır. Şehre karışır. Savaşmana karışır. Barışmana karışır. Devlet sistemine karışır. Devlet başkanına karışır. Memuruna da karışır. Babaya da karışır. Anneye de karışır.
Çocuğa da karışır. Her şeye karışır. Doğaya da karışır. Denize de karışır. Dağa da karışır. Ota da karışır. Çöpe de karışır. O yüzden problem çok. Bakın o yüzden problem çok. İslam her yere karışıyor çünkü. Din bu. Şimdi böyle olunca yani kıl beşi bitir işi kalmıyor. Şimdi Hristiyanlara baktığınızda onlar ne derler? Tanrı'nın hakkı Tanrı Sezar'ın hakkı Sezar'a derler. Bizde öyle değil. Bizde Tanrı'nın hakkı Tanrı Sezar'ın hakkı Sezar'a değil. Böyle bir şey yok bizde. İslam'da yok böyle bir şey. Bütün her şeye karışınca batı bir söylem geliştiriyor. Şimdi Müslümanların Osmanlı döneminde hukukla alakalı bir problemleri yoktu. Şimdi var.
Şimdi var. Tarih boyunca Müslümanların ben Müslümanım. La ila illa Muhammeden Resulullah dedim. Evet döndüm de hukukla alakalı bir problemim yoktu. Neden? Ben İslam hukukunun içerisinde yaşıyordum. İslam hukukuyla hukuklanıyordum. Cezam ona aitti. Ödülüm ona aitti. Evlenmem ona aitti. Boşanmam ona aitti. Ticaretim ona aitti. Her şey İslam hukuku içerisindeydi. Yüz yıl geçti değil. Problem var. Bakın tırnak içerisinde problem var. Bu problem İslam'da değil. ya bu problem İslam'ın dışındaki oluşumlarda. Bu sefer bir kısım Müslümanlar diyorlar ki bir yerde yanlışlık var. Bu yanlışlıkları neyle düzeltebiliriz? Hadi toplandık bir vakıf kurduk.
Vakıf büyüdü. Bu vakfın bir söyleme olması lazım. Hadi parti kuruldu. Çünkü başka türlü sesimizi duyuramıyoruz. Batı dedi ki aha siyasal İslamcı bunlar. Nereden geldi bize siyasal İslam tırnak içerisindeki şeyi? Batı'dan geldi. Batı koydu adını. Biz Batı'nın koyduğu isimlerle birbirimize hitap ediyoruz. Yani Müslüman terörist Allah Müslüman terörist olur mu ya? Tırnak içerisinde Müslüman terörist hiç siz Yahudi terörist biliyor musunuz? Hristiyan terörist diye bir kelime var mı dünya üzerinde? Yok Müslüman terörist var ama. Normalde Filistin'de her gün kana katılıyor her gün yıkılıyor. Televizyonlarda şöyle bir haber alıyor musunuz?
İsrail'de Yahudi teröristler tarafından cami basıldı. Mescid-i Aksa Yahudi teröristler tarafından basıldı. Böyle bir söz var mı? Yok. Basıyorlar mı? Evet. Öldürüyorlar mı? Evet. Katlediyorlar mı? Evet. Yıkıyorlar mı? Evet. bu tabi hiç siz siyasal Yahudilik diye bir şey duydunuz mu? Yok. Ama siyasal İslam var. Yani eğer siz İslam'ın herhangi bir hukukunu herhangi bir hükmünü öne koyup da ben bunu yaşamak istiyorum. Ben bununla yaşamak istiyorum. Benim dinimin imanımın mecburiyeti bu. Farz bu. Dediğinizde ona diyor ki sen siyasal İslamcısın. Ya siyasal İslamcı ne oluyor? Ben soruyorum şimdi. Ne oluyor siyasal İslamcı diye soruyorum.
Kime soruyorum? İşte solcu bir arkadaşa soruyorum. Arkadaşım benim. Bana söylesene diyorum. Siyasal İslam ne demek? Söyle bana. Bu duruyor şimdi. Ya sen değilsin. Ya ben siyasal İslamcıyım diyor. Ne demek sen değilsin? Batı bana bunu koymuş. Batı bunu bana koymuş. Demiş ki sen siyasal İslamcısın. Bakın eğer siz İslam'ın tam anlamıyla yaşamak istiyorsanız İslam'ın eve sokağı devlete ekonomiye yani siz deseniz ki faiz aram ben faizin olmasını istemiyorum.
Sen diyor siyasal İslamcısın. Sen diyorsun ki birbirini katlediyor. Neden öldürüldüğü belli değil. Öldüren öldürdüğünü bilmiyor. Hadis-i Şerif öldürülen neden öldürüldüğünü bilmiyor. Kardeşim öldürmüş benim babam ölmüş çocuğumu öldürmüş eşimi öldürmüş. Ben onun ölümle cezalandırılmasını istiyorum. Sen siyasal İslamcısın diyor. Öyle diyen diyorum ya iyi bir solcu kızı da var Allah bağışlasın. Diyorum kızına birisi tecavüz etti ardından öldürdü. Ne yaparsın o adama? Öldürürüm diyor. Ya İslam diyor ki dedim ben böylesine sen öldürüp katil olma sistem olarak ben öldüreyim diyor dedim ben ben bunu istedim de siyasal İslamcı oldu doyuyorum diyor.
Ama sen bunu ben öldürürüm diyorsun. Sen katil olmak istiyorsun. Ben de diyorum ki bunu hukuk öldürsün. Şimdi burada bayanlara desem ki burada herkese desem ki hangi kim kızının başına böyle bir şey gelmesini ister? Kimse istemez. Başına geldi onu çiçekle mi karşılar öldürmek mi ister? Öldürür demek ister onu. Neden? Ciğer paresine hem tecavüz etmiş hem öldürmüş. Ne istedin ondan? Veya gencecik oğlan erkek çocuk 9 yaşında 8 yaşında almış götürmüş inşaata tecavüz etmiş ardından öldürmüş. Ne yaparsın onu? Söyleyin ne yaparsınız?
Verseler insanların eline burada anneler var babalar var bir kimse der mi ben onu çiçekle karşılarım diye? İslam diyor ki bir öldürülmesini istemek senin hakkın iki fidye istemek senin hakkın bağışlarsanız harika bir şey yaparsınız. Ama Müslüman bir delikten iki sefer ısırılmaz bir yaptı bir daha yaptı adam ne yaparsın? Bunun adı siyasal İslam oluyor şimdi. Arkadaş ben ben hür yaşamak istiyorum ben bu topraklarda hür bir şekilde dinimi yaşamak istiyorum ben akıl emniyeti istiyorum uyuşturucu serbest olmasın içki serbest olmasın ben akıl emniyeti istiyorum ben namus emniyeti istiyorum hiç kimse kimsenin karısına kızına çoluğuna çocuğuna saldırmasın taciz tecavüzde bulunmasın ben namus emniyeti istiyorum ben din emniyeti istiyorum dinime kimse saldırmasın benim inancıma saldırmasın ben gidip bir kiliseyi bombalıyor muyum bir hıristiyanı
ben ikinci sınıf vatandaşı görüyor muyum hayır beni de görmeyin kardeşim ben müslümanım yani siz yolda giden hıristiyana pis sakallı diyor musunuz demiyorsunuz bana neden deniliyor ya bu ülke benim ben buna karşı çıkınca siyasal İslamcı terörist oluyorum ve orada duruyor onun hali ahvalini tasvip ederseniz etmezsiniz siz ona kıyafetinden dolayı bir kimseye hakaret etme hakkınız var mı yok o kendince İslam dinini şalvar sarık takke öyle dolaşmak olarak algılamış tamam sizin ona hakaret etme hakkınız var mı yok onu siz
korudunuzda işte siyasal İslamcı diyor ya kardeşim neresi bunu İslam zaten kendisi siyasi devleti nasıl yöneteceğinizi hükmediyor hukukunuzun nasıl olacağını hükmediyor adaleti nasıl sağlayacağınıza hükmediyor sokağınıza hükmediyor diyor ki sokağın düzeni böyle olacak şehrinize hükmediyor diyor ki şehrin düzeni böyle olacak sizin ticaretinize hükmediyor diyor ölçüde tartıda eksiklik yapmayacaksınız insanları aldatmayacaksınız soktu buğday çuvalına elini baktı altı ıslak üstü kuru aldatan bizden değil dedi siz insanları
ticareten aldatmayacaksınız faizle iştigal etmeyeceksiniz Kur'an-ı Kerim diyor ki faizle iştigal edenler mezarlarına şeytan çarpmış gibi kalkarlar İslam ticaretime de karışıyor benim benim ticaretime karışıyor ben bilmiyorum faizle polyester iplik satmayı ağırlık bıraktık çıktık neden İslam karışıyor diyor ki faiz mümin müminden faiz alırsa annesiyle Kabe duvarının dibinde nikah kıymış zina etmiş gibi olur diyor İslam karışıyor senin ticaretine sen oturup da şimdi bunu görmemezlikten gelemezsin ki bunu gördüğünde söylediğinde
işte siyasal İslamcı diyor canım kardeşim İslam buna karışıyor İslam senin eşine karışıyor çocuğuna karışıyor sana karışıyor bunları biz derleyip toparladığımızda İslam'ı bir bütün olarak aldığımızda bir bütün olarak anlatmaya başladığımızda adam diyor ki ya sen siyasal İslamcısın ya kardeşim dinin hükmü bu sen öğrenmedin sen okumadın sen araştırmadın sen dinini sadece namaz kılmak olarak gördün veya öbürki dinini örtünmek olarak gördü sadece öbürki dinini sakal bırakmak olarak gördü sadece öbürki dinini bir hacca
gittin geldin kurtuldun olarak gördü öbürki her sene ömreye gittin beş yıldızlı otelde ömre yaptın işte elli milyar lira gittin ramazan ömresi yaptın geldin kurtuldun bitti gözlüğünü kafana takacaksın örtünün üzerine gucci ondan sonra örtünü gucci takacaksın üzerine de gucci'den bir tane pardüs alacaksın bayan yürürken örneğin işte otuz milyarla kırk milyarla yürüyecek o da dini böyle algıladı ben ona neden böyle algılıyorsun diyor muyum demiyorum beni ilgilendirmez ben de onu ilgilendirmeyeyim neden bana siyasal islam
desin ama bu bana dese ki ya bu adam kendince dini işte daha dar dairede algılıyor iyi ben dar dairede algılayım sen geniş dairede al neden batının söylemiyle bana konuştun taklit ettin islam bir devlet başkanının nasıl olacağını da beyan ediyor ben şimdi burada bir devlet başkanının islamın devlet başkanının nasıl olacağını tarif etsem bütün müslümanlar yani bugüne kadar gelmiş olan bütün devlet başkanlarını alaşağı eder son iki yüz yılda bu devleti idare edenlerin hepsini de alaşağı eder bana son iki yüz yılda devlet
başkanı olduktan sonra fakirleşen bir tane başbakan veya cumhurbaşkanı gösterir müslüman olursa fakirleşir hazreti ömer efendimizin dördüncü beşinci kuşak şey kabri şerifini ziyaret ettim neydi abdullah'ın torunu abdülaziz miydi öyle bir şeydi hazreti ömer efendimizin oğlu abdullah'ın torunu üçüncü dördüncü kuşak Suriye'de kabri şerifi bunu zorla devlet başkanı yapıyorlar devlet başkanı olacağı zaman bunun işte şimdi hatırımda kaldığı kadarını söyleyeyim işte iki bin dinar parası var devlet başkanı yapıyor başkanını yapıyor
bir müddet sonra o iki bin dinar parası gittikten sonra bilmem kaç dinardı borçlanıyor devlet başkanlığını bırakıyor siz bana bir tane son iki yüz yıl devlet başkanını yapan bakanlık yapan ama devlet başkanı ve bakanlık yaptıktan sonra fakirleşen birini göster bana kim olursa olsun siyasi görüşü ne olursa olsun yok yok bakın son iki yüz yıl birisini getiremezsiniz bana islam karışıyor devlet başkanına da karışıyor bakana da karışıyor valiye de karışıyor belediye başkanına da karışıyor islam karışıyor Mısır'a vali tayin etmiş
Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretleri Mısır'da vali tayin ettiği kimse valilik kapısının önüne bir tane sekreterye kurmuş gelen oraya danışacak oradan izin aldıktan sonra içeri girecek Hazreti Ömer Efendimiz haber gönderiyor duydum ki diyor oraya bir sekreterye kurmuşum bir de kapı koymuşum önüne bir de bir kimse koymuşum eğer diyor bu mektubum sana geldiğinde yıktın yıktın oraya yıkmadın diyor ben gelir yıkarım Mısır valisinin koruması yok önünde sekreteryesi yok o zaman böyleydi ya Hazreti Ömer Efendimiz zamanında
İtalya'dan Mısır'a pardon İran'dan Mısır'a Mısır'dan Yemen'e Yemen'den taa Kızıldeniz'in yukarısına kadar her taraf fethedilmiş koca imparatorluk kurulmuş Mısır'da bir tane vali var koca Mısır valisi ya kapısında nöbetçi yok karışıyor öldürülür öldürülürse şehit olur zalim sen öldürülmezsin ya da zalim değilsin öldürüldün şehit olursun Hazreti Osman'ı şehit ediyor camide kim köle kim şehit ediyor köle nerede camide camide Zumnureyn Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin iki kızını nikahlamış mal varlığını
mal varlığı halife olunca sıfıra inmiş Hazreti Ebu Bekir Radyallahu'na Hazretleri siz bilir misiniz onun çok zengin olduğunu çok zengindir tekstil tüccarıdır elbise ve kumaş işi yapar Mekke'de Medine'ye icriyet eder Medine'ye icriyet ettiğinde de ticaretine devam eder her savaşta da bütün mal varlığını getirir Hazreti Peygamber Efendimiz'e verir savaşta kullan diye zengindir hiç kimse Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in çok zengin olduğunu bilmez çok zengindir kendisi ticaret zekası muhteşemdir kervanlarla tekstil işi yapar
bereketlidir tekstil işi halife olduğunda bütün mal varlığını kaybeder ve devletten devletin tayin ettiği bir maaş var devlet başkanı bir not benden sonra kalifeye testin içine koyar vasiyet eder Hazreti Ömer Efendimiz açar testi kırılır bakar yazar devletin bana vermiş olduğu maaştan ihtiyacım kadarını harcadım fazlasını buraya koydum ben öldükten sonra tekrar bu paranın Beytülmale iadesine der koca Ömer oturur hüngür hüngür ağlar der ki senden sonra gelecek olanların işleyemeyeceği yapamayacağı bir miras bıraktın
İslam devlet başkanına da karışır siz devlet başkanısınız mesela örnekliyim İslam devlet başkanına karışır Yavuz Sultan Selim padişahlı boyunca devletten iki kat elbise alır iki kat üç kat yok baş vezir ikide bir de derviş efendim size bir elbise daha yaptırsak bütün işte gelen şeyleri ne o devletle alakalı şeyleri bununla dar geliyormuş artık o o baş vezir dediğini şey yapacak ya hani delillendirecek bugün Almanya Macaristan sefiri gelmiş işte güven mektubunu sunmuş baş vezir sormuş sefire haşmetlümüzün demiş kıyafetini
elbisesini nasıl buldunuz şey demiş ki konsolos o kadar heybetli o kadar azametliydi ki demiş ben demiş kafamı kaldırıp elbisesine değil eteğine bile bakamadım demiş iki elbisesi olmuş Yavuz Sultan Selim'in herkesin Kızıl Sultan dedikleri Abdülhamid'in devletten aldığı iki elbisesi olmuş sarayda her şey soğan dahi sayılır kayıt altına alır soğan bildiğiniz soğan bildiğiniz soğan kayıt altındadır topkapı sayılarına girerken kaç tane soğan kaç tane yemeğe kullanıldığı kayıt altındadır bildiğiniz soğan ya gidin bakın
Osmanlı arşivlerine Abdülhamid Han Kızıl Sultan dedikleri Abdülhamid Han iki kat albisi alır devletten siz gelin gerisini devlet başkanına karışıyor mu karışmıyor mu bakın şimdi o yüzden valisine karışır kaymakamına karışır belediye başkanına karışır karışır aile reisi babaya karışır anneye karışır çocuğa karışır mahalleye karışır İslam karışır İslam tırnak içerisinde din hayatın her alanına karışır şimdi layıklığı getiriyorlar ya bize layıklığı getirince layık sistem şunu diyor bu onlar diyorlar ki Sezar'ın hakkı
Sezar'a Tanrı'nın hakkı Tanrı'ya o sonra da ne diyorlar Tanrı'nın hakkı da Sezar'ın diyorlar Tanrı'nın hakkı da Sezar'ın şimdi Tanrı'nın hakkı da Sezar'ın oldu yani layıklık adı altında onlar dini derlediler topladılar attılar çöpe din diye bir şey bırakmadılar bir tek İslam dini kaldı ayakta o da hani hukukuyla felsefesiyle ayakta kaldı Müslümanlarıyla değil inananlarıyla değil biraz böyle insanlar dinimizi yaşamaya çalışalım öğrenelim deyince fundamentalist İslam siyasal İslamcı veya fundamentalist fundamentalist ne demek
bilen var mı hadi bakalım İngilizce okuyanlar üniversite okuyanlar fundamentalist ne demek gerekli olanlar normalde o manada mı kullanılıyor ne kullanılıyor fundamentalist İslam deyince terörist bakın bakalım Hz. Google'a fundamentalistin kelime manasını efendim kökten deyince fundamentalist olarak mikrofonu verir misin onu anlayamadık
yanlış da lafız ediyorsunuz fundamentalist olacak fundamentalist evet kökten dinci demek kökten dinci demek evet teşekkür ederim evet kökten dinci demekmiş ne demek kökten dinci karşılığı ne ben şimdi kökten dinci miyim şimdi bir kimse sen kökten dincisin gitti adam ben nereden benlerle illallah Muhammed'e Resulullah dedim İslam'ın bütün hükümlerini kabul ettim iman ettim ve yaşamaya çalışıyorum ben kökten dinci oldu hepiniz kökten dincisiniz sebep e ben bildiğim Kur'an ve Sünnet
anlatıyorum burada bu tanım nereden geldi bize bundan yüz yıl önce böyle bir tanım yok birisi dedi ki bize siz kökten dincisiniz Allah Allah baktık ya bir suçluluk psikolojisi birine diyorsun sen kökten dincisin Allah Allah kökten olmayan ne oluyor bana kökten olmayan din ne siyasal İslam'dan çıktı ya mesela kökten olmayan dini tarif edin bana kim tarif edecek sohbet ediyoruz ılımlı İslam diyorlar kökten olmayan din buyurun kökten olmayan din mikrofonu verdiğiniz için teşekkür ederim estağfurullah kökten olmayan dinlilik
laikliktir buradaki oturan toplum şu görünen toplum bugün burada böyle oturuyorsa karışık laikliğin sayısındandır bu kökten dinlilik değildir ve insanca yaşam biçimidir peki normalde kökten mikrofonla kardeşte yok yok başka bir şey soracağım kökten dinlilik sadece dini öne çıkaran kadınları dışlayan cinsiyet ayrımı yapanlara kökten dincilik bunlara normalde kökten dinci olmayan bir kimse dinin herhangi bir hükmünü kabul etmiyor mu?
belli mi? şu anda ülkemizin birçok bölümünde burada söylenmeyecek oluşumları duyuyoruz görüyoruz onları söylemeye ben bunu toplumun içinde kendime yediremem İslam dinini konuşuyoruz tamam İslam dininin insanları İslamiyet'in adını kullanarak insanları ayrıştırması mezhebini inancını rengini ayıranlara kökten dinci denir yani şu anda ülkemizde maalesef bunlar mevcut yani Müslüman La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedi Kur'an'ın bütün hükümlerini kabul etti mi?
Kur'an'ın bütün hükümlerini kabul etti mi? şimdi Kur'an'ı Kerim Peygamber Efendimiz son Peygamberimiz o gelmeden önce kız çocuklarını diri diri kuma yörüp öldürüyorlardı çünkü o çocuklar satılıyordu o kız çocuklar o aile çocukların annesi babası bu çocuklarımızın satılmasını bizim vicdanımız kabul etmiyor küçük yaştan biz bunları en iyisi öldürelim diye bunları yaşıyorlardı önceden ama İslam'dan önceydi buna benzer yine olaylar var İslam'dan önce olanları söylüyorsunuz İslam'dan önce İslam'dan sonra peygamber efendim
gelmeden önce gelmezden önce layıklığı yetiren Mustafa Kemal Atatürk de bu oluşumu oluşturdu bu oturumun oluşumunu bu da bize yeter şimdi normalde ben sadece burada layıklığı tartışmıyorum kökten dinciliğin ne olduğunu tartışıyorum diyorum ki bana diyorlar ki sen la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedin Kur'an'ın bütün hükümlerini kabul edince diyorlar ki sen kökten dincisin onu ben demem ben demem ama diyenin kendisi düşünmesi lazım onun sorunudur ben bunu anlatmaya çalışıyorum diyorum ki bir Müslümana kökten
dinci nasıl diyebiliriz Müslüman şimdi Müslümanlığın adı altında katliamlar yapıyorlar biraz önce sizde bunu buyurdunuz kendi Müslüman Müslümanı kesiyor boğazlıyor hatta bir dönem bir dönem ülkemizde diri diri insanları kuyu kazıyıp evlerin altında mezar yapıp buraya gömenler oldu bunlar İslamiyet'in adı altında normalde şimdi bakın katil her yerde katildir kavram olarak söylüyorum kavram burada bir kavram var bir kimse la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedi dinini yaşamaya başladığında biz ona nasıl kökten dinci diyeceğiz
yani kökten dinci mi diyeceğiz ona şimdi ben yine açıkladım muhtemelen ama işte ben mesela aşırı fanatilikten ne kastediyorsunuz kabul etmez sadece dini kabul eder ve bunları fanatik olarak yaşar dediği gibi küçük kızların zamanında olan şeyleri aynı şekilde yaşatmaya tolayansları olmaz onların yani kökten dincilik böyle bir şey ama sen Kur'an'ı hepimiz kabul ediyoruz hepimiz bu şekildeyiz ama biz şeyimizi biliyoruz semeyemizi biliyoruz çünkü Allah'ın indirdiği şeyleri biliriz biz onlara inanırız ama onlar onları ekleyerek
ticarete dökerler Kur'an faizi haram etmiş kabul edeceğiz mi etmeyeceğiz mi Kur'an'daki bazı şeyler o zamana göre yapılmış ben buna inanıyorum Kur'an Kur'an-ı Kerim faizi haram etmiş biz onun haram olduğunu iman et ben neye inanıyorum biliyor musunuz ben kul hakkı yememeye inanıyorum Allah'a inanıyorum insanlara iyi davranmaya inanıyorum ben buna inanıyorum ben Kur'an-ı Kerim'in on dışında ben faizin haram olmasına bu hayat devamlı ilerliyor yani yüzyıllar geçiyor modern bir hayat geliyor her şey eklenecek buna biz bunu haramdı helaldi diyemeyiz artık evet işte işte benim bahsetmek istediğim şey bu yani ben hanımefendiyi kullanmak istemiyorum burada burada benim bahsetmek istediğim şey şu yani Kur'an'ın bir yerde hükmü var iken Kur'an'ın hükmü var bakın Kur'an'ın hükmü var Lüt Aleyhisselam'ın zamanında yaşanmış bir olay ne?
eşcinseller Cenab-ı Hak hepsinde bunların helak etmiş mi? etmiş şimdi zaman değişti hüküm değişti eşcinselliği kabul edelim ben eşcinselliği kabul etmezsem fundamentalist oldum işte şimdi buradaki sıkıntı bu herkesi olduğu gibi kabul edeceğiz öyle değil mi? sıkıntımız bu problemimiz bu peki yani o zaman bütün sapkınlıkları kabul mü edeceğiz? yok yok ben yok ben sadece peki yani bir kimse bir kimse kendince kendi sapkınlığını Allah'ın yaratması olarak mı görecek? ben sadece öğrenmek için söylüyorum ben ben şimdi kendimce diyorum ki bir estağfurullah şimdi bir kimse eğer biz bütün sapkınlıkları Allah bunu böyle istedi dersek hangi sapkınlığın önüne geçeriz?
peki ne yapabiliriz? bir şey söyleyin o zaman eğitmemiz lazım o zaman ne yapacağız? efendim bir şey söyleyebilir miyim? bu bakın evet var arayış içinde olan insanlar var yani bunları böyle değerlendirmemek lazım isim koyarak bence sapkınlık evet bunlardır normal yola gelmiyor ve görüyoruz dışarıda da bir sürü tecavüz olayları oluyor küçücük çocuklara ve adam hikaye yatıyor çıkıyor bu sapkınlık bence Amerika'da değil ama efendim Amerika'da değil nasıl değil?
ben Amerika'da yaşıyorum Amerika'da ama yasak state'e fark ediyor ama kesinlikle o insan bir kişinin tecavüzüne hele küçük çocuk çocuk Amerika'da çok önemlidir ben orada yaşamış bir insan olarak konuşuyorum hala orada yaşıyorum 20 yıldır hayır Amerika'da bir insan bir insanı öldürdü mü 50 yılın altından dışarı çıkamaz burada bir insan bir insanı öldürüyor iki ayda dışarı çıkıyor ben inanamıyorum böyle bir şey ben de bundan şikayetçiyim zaten evet ve ben böyle bir adalet olamaz iki ayda adam dışarı çıkıyor karısını öldürüyor veya bir küçücük bir çocuğa tecavüz ediyor 15 gün yatıyor çıkıyor çocuk çok önemlidir Amerika'da yani çocuğun en önemli şeyi çocuktur çocuğa öyle bir tecavüz edeceksin zaten sonunuz ölüm orada böyle bir şey yok çok önemli çocuk çok önemli yani sapkınlık derken bu ama tabii ki eşcinseller içinde üzülüyoruz yapılabilecek bir şey yok ama küçücükken daha öyleyse onların da o şekilde bir tedavi görmesi lazım yani onları hor görme değil ha hor görme değil ama bir kısmı için evet evet bir kısmı için bence geri gelmesi lazım
ben buna kesinlikle inanıyorum bir kısmı için geri gelmesi lazım bakın Amerika'da state'den state'e fark eder Amerika'da 52 state vardı state'den state'e fark eder evet bazı state'lerde idam yok bazı state'lerde var ama idam olmayan state'lerde bile eğer böyle bir sapkınlık olayları olmuşsa o insan kesinlikle 50 yıldan aşağı dışarı çıkamaz ve o içeride öyle bir işkence görüyor ki zaten kendini intihar ediyor adam kendini öldürüyor zaten böyle hikaye sonra çıkma gibi bir şey yok yani o zaman şöyle mi yani şeriatın belli hukukları belli hükmü geri gelsin bu şartlarda geri gelsin yani küçük tecavüzlere küçük çocuklara tecavüz ediyorsa geri gelsin gelsin yani geri gelsin küçücük çocuklara tecavüz ediliyorsa gelsin yani affedersiniz bir şey söylemek istiyorum üç yaşındaki bir çocuğa tecavüz ediliyorsa bunların arkasından analar babalar ağlıyorsa evet o insanı idam edilmeli ben zaten idam edilsin diyorum gelsin gelsin bu şartlarda gelsin evet ama bir atıyorum bir insan Allah onu öyle yaratmış eşcinsel olmuş kimseye bir zararı yok böyle bir insana ben bir şey diyemem ya tedavi yoluna gidilir
başka yollara gidilir onun da bir suçu yok belki küçüklüğünden öyle geldi yani onu öyle hor görmek dışlamak mesela Amerika'da eşcinselleri yüzde on yüzde yirmi oranında iş alma zorunluluğu var onlar çalışmadıkça tabii ki böyle mecbur olmadıkları istemedikleri işlere doğru yöneltiliyorlar bu da iyi bir şey değil bu sefer diyorlar ki eşcinseller kötü işlerde çalışıyor eşcinsel kendini satıyor ne yapacak bu yani parası ekmek parası için bir şeyler yapmaya çalışıyor ofise gidiyor bankaya başvuruyor iş almıyorlar hiçbir şey mesela Amerika'da böyle bir şey yok benim ben de bankacıyım iki üç tane bizim var öyle eşcinsel biliyoruz biz onları tanıyoruz ama adam görevini iyi yapıyor kimseye de sapkınlık yılışıklık yapmıyor parasını da kazanıyor yani aynen aynen yani böyle eğer kimsenin bir etrafa karşı bir zararı yoksa veya kimseye kötü örnek olmuyorsa bence dışlanmaması hoş görülmesi gerekir diye düşünüyorum ben yanlış da olabilirim ama benim şeyim ya asıl sapkınlık derken bu küçücük çocuklara tedaviz eden insanlar zorla karısını kaçırıp
alıkoyup hor gören insanlar sen el bebek gül bebek alıyorsun karını ondan sonra çok kötü davranıyorsun dövüyorsun sövüyorsun kadın senden ayrılmak istiyor ayrılıyor bu sefer öldürüyorsun madem bu kadar seviyordun niye bu kadar kötü davranıyorsun bakın şikayet ettiklerinizin hepsi de İslam'da haram olan şeyler evet evet doğru ben katılıyorum buna ben katılıyorum buna ve ben inanın namaz kılan da bir insanım bakın doğru bakın şikayet ettiğiniz her ne var ise hepsi de İslam'da haram olan şeyler evet evet mesela normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri eşlerine karşı çok iyiydi elini kaldırmamış doğru ve aynı zamanda yani Hazreti Muhammed'in eşi olmak ne demek adam söküğünü kendi dikiyormuş Hazreti Muhammed evet bakın kendi bakın burada normalde durduğumuz nokta şu bizim sizin şikayet ettiğiniz meselelerin hepsi de İslam'da haram olan şeyler ben de bunu anlatmaya çalışıyorum işte benim de anlamadığım nokta bu Türkiye bir İslam ülkesiyse niye bu ülkede böyle şeyleri İslam ülkesi değil İslam ülkesi yani İslam herkes Müslüman sakın
nüfus kendine bakın içeri girersiniz efendim savcılık tarafından içeri atılırsanız Türkiye İslam ülkesi diyemezsiniz değil mi ne peki Türkiye layık demokratik bir hukuk siz esemidir Türkiye İslam ülkesi değil sakın öyle söylemeyin layık de yani herkesin nüfus kendine Müslüman yazmıyor yazmıyor mu yok şimdi bakın buradaki sıkıntı bu zaten herkes Türkiye Müslüman bir ülke olarak görüyor Türkiye Müslüman bir ülke değil devlet sistemi o hayır tamam şeriat kurallarına göre yok yani bakın Türkiye'de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda
ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarında İslam'a dayalı İslam'a dayalı hiçbir kanun yoktur bir tane kanun göstermesiniz ama bu çok kötü bir şey böyleyse bu çok kötü bir şey neden ama şey Türkiye Cumhuriyeti Devleti layık bir ülke ama ama layık derken bakın bir tane diyorum size bir tane temelini dinden almış kuruldu bir dakika bir dakika bakın burada söylemek istediğim şey şu özür dilerim burada söylemek istediğim şey şu bir ceza hukukumuz var mı var içinde İslam içinde İslam'la alakalı hiçbir şey yok ticaret hukukumuz var mı
var içinde İslam'a hüküm olarak hiçbir hüküm yok evlilik hukuku olarak içinde evlilik hukukunun içerisinde İslam'la alakalı hiçbir hukuk yok şimdi bir ülke düşünün ceza hukuku ekonomik ticari hukuk evlilik sosyal ayak hukuku veyahut da çarşı hukuku sokak hukuku hiçbirisini din ve dinle alakalı bir kaynaktan alınmamış evet neresi İslam ülkesi bunun hayır yani herkes kime sorsanız ben sorabilirim buyurun anlamı ne sizce din ne anlamı ne dinin anlamı bana göre iyi insan olmak başka bir insana zarar vermek mükemmel mükemmel
peki bunun layıklık ve dinin biz layık yükü olmamızın ne mahsuru var ben layıklık tartışmıyorum bakın onunla alakası yok din insanın kendi aklında ve beyninde olan bakın hiçbir sıkıntım yok benim ben Allah dediğim zaman aracı istemiyorum ben de istemiyorum ben Allah diyorum ve kendisiyle ben eğer benim inancım iyiyse onunla konuşacağım ama hiçbir sıkıntı yok başka bir şey evet devlet idaresi dinle olmaz devlet idaresinin hukukları var onlara da insanlar oymak zorunda ve ben buraya Mevlevi Hane'ye ilk defa geliyorum
ve hep Mevla'nın şeylerini dinlemek şu anda kalkıp biliyorum ne zaman dinle dinirse o zaman oturacağım siyasi konuşmaların böyle bir grupta olmaması lazım yok var ben deminden ne bitti buyurun şimdi deminden beri el kaldırıyorum hanımefendi hukuk alanına geldi Türkiye'de şu an bir takım sapkınlıklar var bunların önünde cezayı hiçbir engel yok yok çok ağır kanunlarımız var sorun devlette yani yargı mekanizması çalışmıyor yargı uygulamıyor cezalar çok ağır örneğin hakimlerine çıkıyorsunuz ceza davalarına 3 sene 5 sene
6 sene artık çocuğu mezara giden insanlar bıkıyor usanıyor artık ben bir ceza davasında bir şey gördüm çok yıldan önce idamın olduğu zaman eşimin hukuk stajı vardı adam artık her şey belirlenmiş yani sapık 60 çok eskilerde oldu bu olay kömürlükte bulunan bir 3 yaşında ceset kirletilmiş ve hakim idam dedi inanır mısın bakın ben bir şey söyleyeceğim ve kalem kırıldı kalem yere düştü buz gibi bir hava mahkeme salonunda arkadan ses ya adam da çok gençmiş ya böyle bir toplumun içinde adalet yürümez bakar mısınız yani hakim
incelemiş 11 yıl yargılamış ve kalemi kırıyor arkadan konuşulana bakın hakikaten katil genç sapık ee ne yapacağız şimdi bu adamı salacağız mı ve idam edildi bu adam şimdi bakın bugüne kadar niye geldik işte batının bize dayattığı bir şey var yani ee hukukun birçok maddeleri şer hükümlerden kaynaklanmıştır roma hukuku falan da girse bile yani şeriatın olması şart değil bence sorun beyefendi hocamız bir şey söyledi ee kökten dincilik zaten ben bir müslümana dinci filan diyemem dinci inci dediğiniz vakit bu iş raydan çıkıyor
bu satış veyahut da ne bileyim bu işi bir şeye alet etmek müslüman vardı bizim kitabımız ee şimdi tabi siyasi boydu ve hanıme din demin dediği gibi bu din bizleri yani bir de ee ben kökten dinci tanımını şöyle yapacağım çevremde ben Allah'tan korkmuyorum Allah'ı çok seviyorum bana diyorlar ki sen de Allah yok tabi dedim ya ya Allah öyle bir şey yaratmış ki ben kustoyu çok inceledim diyor ki adam elinizi şöyle bir kadraj yapın doğaya yatın bir karenin içinde 10-16 çeşit böcek göreceksiniz yaratan ki bu adam bir bilim adamı
müslüman olmadı ama Kur'an'ı hatbetmiş bu ve Allah'a da inanıyor yani hepimizin Allah'ı Kur'an'a da inanıyor tanımlamış yani bizim kitabımız o kadar ileri derecede şeyler var ki tanımlar ee burada diyor bu böceğin bir tanesinin neslini yok ettiğiniz vakit açız adam bunu yazmış kitabında kaptan kustu biliyorsunuz yani Google'da da bakın ben bundan çok etkilendim ve tabiata girdikçe inancım daha da arttı ve bilahire Kur'an'ı incelemeye başladım bakın önce okumadım Kur'an'ı bizim önümüze çıkan engel halbuki ayette diyor ki ben size beni anlayasınız diyor indirdim kitabı diyor bizim önümüzde bir engel var geçen gün ne derece doğru diyanet bir sürü dile çeviriyor ya bu Kur'an'ı Türkçe'ye çevirmekten biz kaçıyoruz anlaşılmasın benim Musevi arkadaşlarım var bir itirafta bulunan ya bunların içine bizim parmağımız var diyor ya biz istiyoruz bunu diyor böyle istiyoruz biz diyor çünkü İslam birliğe gelmesin kardeşim bizim en büyük diyor bizim İsrail'de en büyük korkumuz şu Arapların bir araya gelmesi yani İslam'ın bir araya gelmesi kabus gibi
bakın yan yana gelen iki tane İslam devleti yok Türkiye'yi tanıyan bir tane Müslüman ülke yok şu Kabe'ye gidip yüz sürdüğümüz Suudi Arabistan Suudi devleti biz hakkımızı arıyoruz Kıbrıs'ta bizi tuttu orada işgalci dedi yani bizde burada arkadaşa verelim mikrofonu dünyada 64-65 tane İslam ülkesi var bakın biz İslam'ı önümüze yani anlamayalım istiyorlar 64-65 İslam ülkesinde farklı algılanıyor ben yabancılarla çok çalışıyorum bana ne diyorlar biliyor musunuz İslam'ı en iyi yorumlayan Türkiye'yi maalesef ve Mustafa Kemal'den sonra oldu
yani şimdi beyefendi bir şeyler anlattı soğanın sayı bu doğru Osmanlı hakikaten eskiden ben bir Sırp'la konuştum bir Macar arkadaşım oldu hakikaten Osmanlı kıl kırk yaran bir tek lokumun bir vardak suyun hesabını tutar e bugün böyle mi olduk biz yani yetim hakkı yeniyor helal olsun ya adam işi bitirmiş adam akıllı zeki raydan çıktık bunun önünde hakikaten yani dinimizi yani şimdi gençlere bir Allah korkusun Allah'tan korkulmaz ben ne zaman korkarım biliyor musunuz önüme bir imkan çıkar bu haram mı değil mi ben kamu da çalışıp
çıktı da işte o ürperim içinde orada içime geliyor bu dokunma buna bunda bir iş var bu bir korku değildir uyarıdır bu da vicdanlı insanlığı eğer bir insanda vicdan olmazsa ne Allah'ı sever ne Allah'tan korkar ne kanundan korkar ne de Müslüman olur Müslüman ilk önce vicdan sahibi olacak ben böyle biliyorum işte bu çevreyle verilen eğitimde verilen Türkiye'de şu anda yayınlanmış yayınlanmış 25 tane Türkçe meal var Arkadaş sorsun buyurun buyurun
estağfurullah buyurun Hocam kökten dinci demiştiniz Türek sözlükte onun bir alt karşılığında yobaz da yazıyor tabi kavram karmaşası var layıklıkla ilgili bir şey söyleyeceğim ben devletler layık olabilir normalde çünkü devletler bütün dinlere eşit mesafede durmak zorunda ama ben insanlar layık olamaz çünkü ben bir Müslümanım ben kendi dinimle Hristiyanla aynı mesafede duramam ben en yakın kendi dinime duracağım bundan doğal bir şey olamaz tabi ki diğer dinden olan insanları da öldürmeyeceğiz hor görmeyeceğiz zaten insan bunu emretmiyor
öyle bir kavram karmaşası yaşamayalım evet hoşgörüyle yaklaşıyoruz ama maalesef Avrupa'da böyle bir hoşgörü yok Müslümanlara karşı bunları da kabul etmek lazım Avrupa'nın göbeğinde Vatikan diye bir din devleti var bunun başında Papa var layıklık kavramı sadece iki ülke anayasasında olan devlet var biri Fransa biri Bizis yani layıklığı bu kadar çok abartmaya gerek yok zaten herkes herkesin dinine saygılı kimse kimseye bir şey söylemiyor bir layıklığı da layıklık kavramında bir İslam karşılığı olarak algılamayalım İslam'ın da bir layıklık karşılığı olarak
algılamamakta fayda olduğunu görüyorum evet işte sıkıntı bu Türkiye'nin handikapı bu yani normalde Türkiye'de herkes Türkiye'nin İslam devleti olduğunu veya Türkiye'nin İslam olduğunu söylüyor ben de İslam olmadığını söylüyorum diyorum ki Türkiye bir İslam devleti değil buyurun Türkiye bir İslam devleti değil çünkü tekrar söyleyeceğim hukuk sisteminde hiçbir şekilde dine dayalı bir hukuku yok bunu iddia eden var diyen veyahut da bunu böyle oluşturmaya çalışan bir kimse için ceza kanunları var ceza alır buyurun Hocam biz
İslam'ı yalnız namaz kılma oruç tutma zekat verme haçla gitme olarak veriyoruz hiçbir zaman bir Müslüman bir Avrupalıya örnek olamayır misal insanlar caddede giderken yere tükürüyor onu gören diyor ki Müslüman mı bu çöpleri yerlere atıyorlar burada geri dönüşüm kutusu var burada çöp kutusu inanır mısınız elindeki o geri dönüşüm malzemesini geri dönüşüme atmıyor çöpe atıyor kullandığı atık yağları denize döküyor yani bu insanlar çağımız muhasıl medeniyet seviyesine ulaşmadıktan sonra insanlara dini biraz zor sevdiriyor
evet çünkü çağdaş yaşamıyoruz Allah razı olsun işte sıkıntı bu yani normalde biz şimdi karşımızdaki kimseden karşımızdaki kimse Müslüman ben Müslümanım diyor ama dinin ne ahlaki boyutunu biliyor ne de hukuki boyutunu biliyor ne de sosyal yaşam boyutunu biliyor adı ne Müslüman eğitilmemiş eğitilmediği için biz onu yapmış olduğu hataları dine atfediyoruz diyoruz ki en büyük handikap bu o kimse eğitilmemiş mesela debitten beri herkesi dinliyorum ben diyorum ki yani bakıyorum onların profillerine dinle alakalı bir eğitimleri var mı
yok benim de yoktu hiçbirimizin yoktu bakın hiçbirimizin yoktu hala daha yok bakın hala daha yok biz o zaman normalde şimdi bunu yargılarken birisi bir hata yaptı sakallının birisi hata yaptı biz diyoruz ki işte İslam bu Müslümanlar böyle veyahut da örtülünün birisi bir hata yaptı işte Müslüman bu işte Müslümanlar böyle veyahut da beyefendinin dediği gibi Avrupa'da birisi bir şey yapıyor Avrupa'da birisi bir şey yapınca bu Müslüman mı diyorlar bakın derdimiz şu benim derdim şu bu topraklarda iki yüz yıldan beri din öğretilmiyor
bu topraklarda iki yüz yıldan beri din öğretilmediğinden biz kağıdın üzerinde kendimizce kendi kendimize Müslümanız diyoruz bu topraklarda din öğretilmediği müddetçe de bu problem devam edecek hala daha ya biz her yapılan yanlışlığı eksikliği diyeceğiz ki bu Müslümanlardan veya bu hacılardan bu hocalardan kaynaklanıyor ya normalde mesela az önce hanımefendi bana diyor ki siz beni kastediyor yani ben tacizci tecavüzcü değilim ben hoca da değilim ya normalde ama biz şimdi normalde mesela o kendince şimdi hani bir kimse
taciz etti taciz ettiği için Allah belasını versin kim taciz ettiyse benim bu noktada bir sıkıntım yok yani onu normalde lanetlemek hoş bir şey olmadığından dolayı lanetlemek istemiyorum yoksa normalde gerçekten lanetlenecek şeyler ama gelin İslam ahlakının dışındaki her şeyi lanetleyelim bakın İslam ahlakının dışındaki her şeyi lanetleyelim İslam uyuşturucuyu haram etmiş içkiyi haram etmiş eşcinselliği haram etmiş fuhuşu haram etmiş haram bunlar erkek erkeğe hırsızlığı haram etmiş rüşveti haram etmiş ayırmacılığı
kayırmacılığı haram etmiş haram etmiş bakın tekrar az önce ne dedim iki yüz yıldan beri hangi bakan zayıf fakirleşmiş iki yüz yıldan beri hangi başbakan fakirleşmiş iki yüz yıldan beri hangi siyasetçi fakirleşmiş haram etmiş rüşvet ayırmacılık kayırmacılık hepsi de haram gelin bu haramlarda birleşelim bakın haramlarda birleşelim ama nasıl birleşeceğiz söyler misiniz bana harikasınız ben parantez içindesini söyleyeyim harikasınız Türkiye'de yirmi benim tespit ettiğim yirmi altı tane Türkçe yirmi altı tane Türkçe meal var
yirmi altı tane siz şimdi şunu söyleyeceğim dinin kendine ait bir dili var özür dilerim dinin kendine ait bir dili var şimdi biz şunu diyebilir miyiz duyamadım ki ben hanımefendiye bir cevap vereyim size de cevap vereyim hanımefendi şimdi normalde bir yahudi dinine biz dönsek desek ki ben yahudi olmak istiyorum bir dakika peki ben hristiyan olmak istiyorum sebep peki ona peki ben ona diyebilir miyim siz şu incili Türkçe'ye çevirin hayır diye diyebilir miyim diyorum bakın hanımefendi şu
gökçada'da şey var ya kilise gökçada'daki kilise'ye gittim orada arka tarafta bir iki tane kapı var birisi cebrel kapısı birisi mikal kapısı gitmişsinizdir belki de ben arka tarafa geçtim baktım orta yerde incil var masanın üstünde burası Türkiye Cumhuriyeti devletinin olduğu yer öyle değil mi girdim içeri baktım latince oradan bir elimi parmağımı bir ayetin üzerine koydum dedim kim var bunu okuyacak burada papazın birisi dedi ki biz hepimiz de okuruz okudu latincesini bana Türkçesini söyledi dedim bana Türkçesini
söyledi harika şimdi bakın hanımefendi bir müslümanı eleştirmek farklı bir şey müslümanı eleştirmek bir hocayı bir hacıyı eleştirmek farklı bir şey dinin kendi özünü eleştirmek farklı bir şey ben burada birazdan saat sekizde bakın burada en büyük problem bu biz bir müslümanın hatasını kusurunu görüp biz dini eleştiriyoruz yanlışlığımız bu bir müslüman hata yapar hristiyan hata yapar gayrimüslim
hata yapar bunu eleştirmek farklı bir şey dini eleştirmek farklı bir şey yaptığımız en büyük hatalardan birisi bu biz dini eleştiriyoruz ya normalde dini eleştirdiğimizden dolayı sıkıntı çıkıyor birisi hata yapar herkes yapar bakın hiroşime bombayı ben mi attım hayır kim attı hristiyan attı bunun hristiyan diniyle ne alakası var şimdi desem ki hristiyan dini kötü doğru olur mu olmaz ığra kim bombaladı hristiyanlar bombaladı desem ki ığra yerle bir etti bu hristiyanlar bu hristiyan dini kötü desem doğru olur mu suriye'yi şu anda
kim bombalıyor yahudiler ve hristiyanlar desem ki bu yahudiler bu yahudilik dini de hristiyan dini de kötü kaka doğru mu değil anlatmaya çalıştığım söylemeye çalıştığım şey bu bir din müntesibi bir hata yapabilir bir eksiklik yapabilir o dini bağlamaz bakın o dini bağlamaz ama Türkiye'de dini bağlıyor herhangi bir yerde bir hocanın birisi hacının birisi birisi bir hata yapıyor bu hatayı biz İslam'a atfediyoruz veyahut da birisi bir kimse bir yanlışlık yapıyor o yanlışlığı biz İslam'a atfediyoruz en büyük sıkıntımız
bu ve dinin hukukunu hükmünü öğrenmiyoruz da öğrenmek de istemiyoruz sebebi yaşamak istemiyoruz çünkü yaşamak istesek mesele hallolacak saat 8'de buradayız hem mesnevi okuması olacak hem de sema olacak gününüz hayır olsun inşallah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi