Üstad Mustafa Özbağ

Gelibolu Mevlevihanesi Soru-Cevap - 21 Temmuz 2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Temmuz 2019 · 2:36:44

Ya Allah, selamün aleyküm. Evet, serbest siz, haydi. Efendim, İzmir Ödemiş'te, bir lisede, okul müdürünün iki öğrencisi tarafından öldürüldükten sonra, mariz müfettişi tarafından hazırlanan bir rapor var. Raporu iki bölümde incelemek mümkün, teşhis ve tedavi diye. İzniniz olsa kısa bir rapor efendim. Hayatın gerçeklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkaların çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenmedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar. Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların istediklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar. Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor. Atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.
Vatan onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz. Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 20 yıl sonra bu nesil nasıl anne baba olacak? Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek? Evlerini nasıl idare edebilecek? Ülkeyi nasıl yönetecek? Vatanı nasıl savunup can verecek? Bütün bundan neden izah olur deyip şimdi tedaviye geçmiş efendim. Altın kafesede çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bir haber. Açlık nedir bilmiyorlar. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında. Acıkmalarına bile fırsat vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar. Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç sus kalmamışlar.
Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha susadım demeden ağzına suyu dayıyoruz. Çocuklar hiç üşünmüyorlar. Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı. Hiç çitiremiyorlar. Çocuklar hiç ıslanmıyorlar. Evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafete şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçlana bir tek yağmur damlası düşünmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar. Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz. Onları yorulmasınlar diye. Birazcık parta koşsalar hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatlere tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar. Yokluk nedir bilmiyorlar.
Daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar. Onlar bir yanı veya bıçak kesiğin acısını bilmiyorlar. Elleri yanmasın, kesilmesin. Sakın kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutuyor ne ocak yaktırıyoruz. Çocuklar hissetmiyor yaşamı. Açlığı bilmediği için açlılara acımıyor. Üşünmek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyorlar. Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor. Haber kalabalığı olarak görüyor. Gülüp geçiriyorlar. Sıcak odalarını yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor. Savaşları, kurşunların ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar. Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın.
Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize diye bitirmiş efendim. Hasbel Beşer görev yaptığım üniversite olduğu için bu yaş aralılık çocuklarla daha çok muhatap oluyorum. Ve aslında an be anda görüyorum çocukların bu haleti ruhiyelerini. Bu konuda efendim görüşleriniz, teşhis, tedavi, biz nasıl davranmalıyız kendi çocuğumuza eğer bizi emanet edilmiş çocuklar varsa. Teşekkür ederim efendim. Şu anda benim nazarımda normalde 30 yaşına kadar olan nesili kaybettik. Bunu biz kendi topluluğumuz, kendi grubumuz için de bunu konuşmuyorum. Bizde bunun etkisi %20-25'tir örneğin. Ama dışarıda bunun etkisi %75, %80. Şimdi biz ülke olarak, Müslümanlar olarak oraya doğru koştuk 200 yıldan beri.
Şimdi bu biraz hani ya bu adam mocisist mi? Veyahut da bu adam nereye koşuyor diyebilirsiniz. Osmanlı'nın batış sebeplerinden birisi insanların, yani devletin ve aynı zamanda ülke insanlarının cihat şuurunu bırakıp organizasyonlarını cihat şuurunun dışında dizayn etmeseydi. Eğitimin felsefesi, askeriyesi, devlet felsefesi, devletin oluşumu bunun üzerine odaklandı.
Bunun üzerine odaklanınca savaşmayan, gelişmeyen, didişmeyen, mücadele etmeyen bir toplum oluştu. Rahatına düşkün, keyfine düşkün, nefsine düşkün, heva ve hevesine düşkün bir topluluk oluştu. Bu topluluk, Balkanlardan yavaş yavaş tehlike geldiğinde savaşmadı, mücadele etmedi. Ve Ruslar Edirne'ye kadar geldiler, Edirne'yi de aldılar.
Veyahut da Ruslar Doğu'da Ankara'ya kadar geldiler. Veyahut da Kavalalı Mehmet Paşa İngilizlerin yardımıyla, desteğiyle Mısır'dan Konya'ya kadar geldi. Şimdi bir toplum düşün, bu toplum kendi dini ve milli değerlerini kaybedince ondan beklenilen performansı gösteremiyor. Bu şuna benziyor.
Biz Anadolu'daki Müslümanlar Anadolu halkı olarak aslan gibiyken, biz o tırnaklarımız sökülünce, yani keyfe düşünce kedileştik. Bu uyuşukluk, bu uyuşturma daha devam ediyor. Bizim çünkü o döküntümüz, bizim o kalıntılarımız dahi tehlike olarak görülüyor. Biz mesela dergah olarak tehlikeliyiz. Tehlike olarak görülüyoruz örneğin. Kime karşı tehlikeliyiz? Biz milli olmayan her şey için tehlikeliyiz. Bizim duruşumuz, bizim olmamamız lazım. Biz şu mekanda bu sohbeti yapmamamız lazım. Bizim bu mekanda biz sema etmememiz lazım. Bu mekanı biz turistik amaçlı kullanmamız lazım. Gelmeli buraya turistler, turistlere bir sema gösterisi yapıp göndermeliyiz.
Biz onların 10 eurolarını, 20 eurolarını alıp biz de matah bir iş yaptık deyip bu paranın zevkini çıkarmalıyız. Şimdi bu 30 yaşına kadar olan nesil, bak burada bunlar da var şimdi hepsi de. Bunları normalde bunun dışına çıkarıyorum dememin sebebi bizde çile var çünkü. Bizde yok değil. Biz sıkıntıyla yürüyoruz. Biz neden sıkıntıyla yürüyoruz? Ya bir kendini esir edeceksin, bir yerden para talep edeceksin, ücret talep edeceksin. O parayla, ücretle insanları mutlu, mesut edeceksin. Verecen parayı, sema ettireceksin. Verecen parayı, işte ilahi söyleteceksin. Ya da yoklukla, sıkıntıyla cebinden para vererekten sema kursuna gelecek. Cebinden para vererekten orada bir lok mu bir şey yiyecek.
Kendisi gayret edecek. Böyle olunca o yoklukla, sıkıntıyla yüzleşip onunla büyüyecek, büyürse. Bizim dergah olarak bizim hormonal bir büyüme göstermeyişimizin sebeplerinden birisi bu. Bu dergah hormonal bir büyümeyle hızla büyür mü? Hızla büyür. Hızla büyümesi için para lazım. Mesela örneğin biz Tekirdağ'da program yapamıyoruz, paramız yok çünkü. Biz Tekirdağ'da program yapmak bizim için 30 milyar, 40 milyar. Edirne'de program yapmak 50 milyar. Bizim bunu kaldıracak bütçemiz yok, paramız yok. Biz para da isteyemiyoruz. Biz Tekirdağ'a, Erdoğan'a deyip, Erdoğan git orada işte ticaret ve sanayi odasıyla konuş, valiyle konuş, milliyetin müdürlüğüyle konuş, bize bir ücret, bir para çıkarsınlar.
Biz gelelim orada sema edelim, bu işi yapalım. Bunu da yapamıyoruz. Şimdi öyle olmayınca dergahlar da bu noktada hormonal büyüme veya büyümeme noktasında duruyor. Ama biz bir nesli kaybettik. Bu normalde biz kendi zamanımızdaki nesli kaybettik. Kendi içimizdeki nesli kaybettik. Mesela size tuhaf geliyor şimdi. Ben diyorum ki biz kan sattık, dernek parası ödedik. Dernek kirasının parasını ödedik diyorum. İnanmak istemiyor nesil. Ne yaptınız ki böyle bir şey yapmakla? Veyahut da biz diyorum ki alçıdan kalıp yaptık, üç ilal bozkurt döktük. Onları bir güzel çakıyla, bıçakla düzelttik. Bunu sattık, dernek parası ödedik, kira ödedik. Şimdi bunu yapabilecek olan hiç kimse yok. Nesil gün geçtikçe aymazlaşıyor.
Gün geçtikçe aslında kültürsüzleşiyor. Gün geçtikçe aslında bağsızlaşıyor. Yani aidiyet kesbetmiyor hiçbir şeye. Bağsızlaştırmam demek bu. O kimsenin milli duyguları kalmıyor. Aile duyguları kalmıyor. Anne baba duyguları kalmıyor. Anne baba onun telefonunu değiştirdiği müddetçe anne baba. Onun tabletini değiştirdiği müddetçe anne baba. Veya ona iyi bir yaşam sürdürdüğü müddetçe anne baba. Eğer anne babanın iyi bir yaşam sürdürmüyorsa böyle anne baba mı olur? Ne ama beni yaptınız ki? Böyle yaşatacaktınız, neden doğurdunuz ki? Böyle yaşatacaksınız, neden ya? Baba olmanız bir anlamı mı var senin için? Hiçbir anlamı yok. Bu gün geçtikçe de ağırlaşıyor. Mesela biz şu anda 10 ve 25 yaşındaki aralığa dini eğitim veremiyoruz örneğin.
Buna dini eğitim vermeye kalktığında ters tepiyor. Yani o dini eğitimi kabul etmek istemiyor. Dini bir şey konuşmak istemiyor. Dini bir şey dinlemek istemiyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Kadınlar dinle bağlarını koparmak istiyorlar. Yani o dini dinle bağını kopararak kendilerini özgürleştireceklerini zannediyorlar. Genç erkekler dinle bağını koparmak istiyor. Genç erkekler dinle bağını kopararak özgürleşeceğini düşünüyor. Biz şimdi bu cemaatı ayıralım dışarı gitsek normalde işte 100 tane alsak genç kızla bir röportaj etmiş olsak yani 100 tane genç kızın isteklerini döksek ne istiyorsunuz desek bu 100 tane genç kızın %90'ı dini ve dinsel hiçbir şey istemeyecektir bizden.
Çok basit mesela adlelerinizde veya kendi kendinize bunu uygulayabilirsiniz. Örneğin ben bazen sohbetlerde derim ya istediklerinizi baştan aşağı doğru yazın o sizin resminizdir. Ne istiyorsun baştan aşağı yaz. O senin resmindir. Yani artık öyle bir noktaya gidiyor ki insanlar. Bu normalde bir de işin şu tarafı var. Şimdi bu hani 10-25 yaş 30 yaş aralığı dedim ya bunu yükseltmek mümkün. Yoğunluk burada olduğundan dolayı söylüyorum. Yoksa onunla 60 yaş arası gitmiş vaziyette şu anda. Bakın ben 58 yaşındayım 60 yaş arası diyorum. Yani 60 yaş arası gitmiş yani onun aidiyet kesmedeceği bir yeri yok. Mesela zaman zaman böyle arkadaşların arasında da söylüyorum.
Yani bizim arkadaşlarımız mesela ailesinden fazla buraya aidiyet kesbetmiştir. Bu ama normalde hani buranın özel olarak yaptığı bir şey değildir. Ben bütün arkadaşlara kardeşlere derim ki aileyle bağınızı kesmeyin. Aileyle bağınızı koparmayın. Baba babadır, anne annedir, aile ailedir. Muhakkak bağlarınızı güçlendirin. Muhakkak bu bağı güçlü tutmaya gayret edin. Mesela evlenecek olan bir kimse ben derim ki aileni ezerekten, aileni iterekten evlenme. Yani ailenin görüşünü al, duasını al. Evet ben bununla evlenmek istiyorum diye ısrar et zorla ama aileye es geçme. Neden? Sen aile bağını koparma. Dönüp dolaşacağın yer yine senin ailen.
Kız veya erkek önemli değil. Çok güçlü bir karakter olursun. O çok güçlü bir karakterle ailene, eşine, ona buna hiç kimseye muhtaç olmayabilirsin. Bu olabilir. O dikelebilirsin. Bu olabilir. Ama bu seni köksüz değiştirir. Sen sanki kökü olmayan bir kimseymiş gibi olursun. Bunun yolu ne? Sen yeniden bir kök salacaksın o zaman. Bir kök oluşturacaksın. Bunun yolu da o. Ama bu aralık, hani 10-60 yaş aralığı benim nazarımda kaybolmuş bir nesil. Ve bu neslin bu noktada insani duyguları yok. Ama bu global bir problem. Ama global bir problem olurken bunun en büyük sancısını bizim gibi eğitimde az gelişmiş, hukukta az gelişmiş, adalette az gelişmiş, ekonomide az gelişmiş, her şeyde az gelişmiş bir toplumun içerisinde bu daha sıkıntılı.
Şimdi bazen zaman zaman söylüyorum ya, yani kırmızı ışıkta biz daha da gaza basan bir kültüre sahibiz. Avrupa'da o çocuk normalde 3 yaşından itibaren kırmızı ışıkta durulması gerektiğini bırak. Bir yaya kapı normalde yola adımını attıysa durma kültürünü almış. Kırmızı ışık yok. Türkiye'de çok fazla var kırmızı ışık. Türkiye'de o kadar her yerde kırmızı ışık var ki araba kullanamıyorsun. Ama sebebi ne bunun? Normalde insanların ölçülere uymaması, eğitimli olmaması. Biz bu 10-60 yaş grubu eğitimsiziz bu noktada. Ve biz 10-60 yaş grubu her türlü yönlendirmeye, her türlü yönetilmeye, bakın her türlü yönlendirmeye ve her türlü yönetilmeye alışmışız. Biz böyleyiz.
Bizi yönlendiriyorlar. Mesela şimdi mesaj atıyorsunuz. Mesaj atarken güldüğünüzü bir imoji ile bildiriyorsunuz. Öyle değil mi? İmojiyi atıyorsunuz karşıya kimse. O kimse sizin güldüğünüzü anlıyor. Veya ağladığınızı imoji ile anlatıyorsunuz. Öyle değil mi? Aslında ağladınız mı o esnada? Hayır. Ağlamış olsanız ağlama imojisi size çok zayıf gelir. Onunla kendinizi ifade edemezsiniz. Bir insanın gözyaşı imoji ile ifade edilebilir mi? Edilmez. Mümkün değil. O birebir o senin kucağında ağlasın, seni ancak o zaman etkiler o. Ama biz bunu bıraktık. Biz sevgimizi mesela kelimelere dökemiyoruz şimdi. Konuşamıyoruz biz. Konuşma özürlüyüz. Bakın konuşma özürlüyüz.
Ve gün geçtikçe konuşma özürlülüğümüz artıyor bizim. Biz kelime ezberlemiyoruz. Yok kelimemiz bizim. Biz günlük 300 kelime ile işimizi görüyoruz. 300 kelime ile. 300 kelime bile fazla. Biz günlük meramımızı anlatabilmemiz için 300 kelime bile fazla bize. Biz aynı kelimeleri emme basma tulumba gibi aynı şeyleri tekrar ediyoruz. Bizim fazlaca bir kelime haznemiz yok. Bizim günlük hayatta kullandığımız 300 kelime ile biz hayatımızı döndürüyoruz. 300 kelime konuşan bir kimsenin beyni çalışmıyor demektir. Bakın 300 kelime ile günlük hayatını devam ettiren beyni çalışmıyor demektir. Beni ne ile eleştiriyorlar biliyor musunuz? Sohbetleriniz çok ağır ağdalı diye.
Ben kendi kendime diyorum ki hani bu kadar hafif konuşuyorum diyorum içimden. Onlar diyorlar ki sohbetleriniz ağır anlayamıyoruz. Sebebi ne biliyor musunuz? İnsanların kelime hazneleri az. Kelime hazneleri az olmasının sebebi kitap okumayışı. Okumuyor. Şiir okumayışı. Hikaye okumaması. Roman okumaması. Roman okumaması. Victor Hugo'yu kimse bilmiyor. 5-6 tane üniversiteli ile konuşuyorum. La Fontaine'den bahsettim. Baktım gözlerine anlamadılar. Gece saat 3. Birine dedim La Fontaine. Yani yaptı. Kaça gidiyorsun dedim ben. İşte 3'e gidiyorum dedi üniversite.
La Fontaine'i hiç duymadın mı dedim. Hiç duymadım dedi. Dedim sıkıntı değil. Bu senin problemin değil. Bu eğitim sisteminin problemi dedim. Üniversitede 3'e giden öğretmen olacak olan bir bayan La Fontaine'i bilmiyor. Okumuyor çünkü. Bakın okumuyor. Bursa Uludağ Üniversitesi'nde edebiyat fakültesinde 4. sınıf öğrencisi. O kimse bir edebiyat öğretmeni olacak. Sohbet ederken amak-ı hayalden bahsettik. Biliyor musunuz onu dedi bana biraz dedim. Siz nereden biliyorsunuz dedim. Bize dedi baştan bir sayfa iki sayfa yani ödev vermişlerdi de oradan dedi. Oradan biliyorum dedi. Hiç okudun mu sonuna kadar dedim. Hayır dedi.
Oysa amak-ı hayal'in İngilizcesi, Almancası, Fransızcası, Japoncası var. Üniversitelerde okutuluyor. Felsefe bölümünde. Biz onu okuyamıyoruz ama. İsmail Fenli Ertuğrul dediğimde herkes duruyor. Yurt dışında üniversitelerde okutuluyor. Bizim üniversite öğrencilerimiz bunu bilmiyor. Biz Hazreti Mevlana'yı Nicholson'dan öğrendikten sonra, Mesnevi'yi Nicholson'ın çevirisinden aldıktan sonra, Divan-ı Kebir'i Nicholson'ın çevirisinden aldıktan sonra, bizim neyimiz kalır ki? Yunus derlemelerini Nicholson'dan aldıktan sonra, Yunus derlemesi neyimiz kalır ki bizim?
Şimdi, bu topluluktan biz erdemlilik bekleyeceğiz. Hayır. Bu 10-60 yaş arası kaybolmuş vaka. Ve bu acı bir şey, bu acı bir şey yönlendirilen, yönetilen, yönlendirilen, yönetilen bir topluluk. Yani, çok çok çok çok özür dilerim. Hayvanlar gibi, karnımız doyduğu müddetçe isyan etmeyiz.
Karnımız doyuyorsa, isyan etmeyiz. Bu hayvani bir duygudur. Hayvanlar için iki şey önemlidir. Bir, karınlarının doyması, iki cinsel ilişkileri. Hayvanlar bununla idare olunur. Hayvanın karnını doyuruyorsanız, sizi ısırmaya kalkmaz, sizi parçalamaya kalkmaz, size zarar vermez. Sebep, karnı doymuş çünkü. Hayvanın ikinci isteği cinsel ilişkidir, ürümesidir. Ürediğiniz müddetçe, ürediği müddetçe hayvanın bir sıkıntısı yoktur. Bugün dünya toplumu, komple dünya, bu sadece Türkiye değil. Komple dünya, bu iki şeyin üzerine döner insanlar. Bir, insanların karnıları doyuyorsa. İki, cinsel ihtiyaçlarını görüyorlarsa, hiçbir yerde hiçbir sıkıntı çıkmaz.
Bunun için bir, insanlar ölmeyecek kadar doyurursunuz. Siz Türkiye'de açlık var diyene inanmayın. Türkiye'de açlık yok, herkes ölmeyecek kadar yiyor. Sizi aç bırakmazlar. Sebebi ne? Aç kalırsanız isyan edersiniz, sorgularsınız. Aç insanın kafası daha fazla çalışır. O yüzden sizin aç kalmamanız lazım. Hani az yiyin emri var ya, bunu sizin üzerinize uygulamazlar. Çok yiyin. Yiyebildiğiniz kadar yiyin. Bugün günlerden pazar, orangutanlar gibi, nerede güzel kahvaltı var, sertme kahvaltı, köy kahvaltı, işte şöyle kahvaltı, böyle kahvaltı, açık büfe, istediğin kadar ye. Ye, ye, ye, ye. Bugün pazar, bugün yemek günü. Ya akşam olduğunda, çolun çocuğun hakkı yok mu ya, bir yere gidip yemek yenmemesi mi lazım?
Akşam olduğunda da bir restorana git, ye. Sakın aç kalma. Aç kalırsanız kafanız çalışır. Aç kalırsanız sorgularsınız. Aç kalırsanız irdelersiniz. Aç kalırsanız, neden aç kaldık dersiniz? Çünkü hayvani duygu budur. Bakın, hayvani duygu budur. İkincisi, cinsel ihtiyaçtır. Serbesttir. Haram helal diye bir şey yoktur. İsteyen istediği gibi cinsel ihtiyacını görür. Örtülü örtüsüz. Hiç problem yoktur. Bir sürü evler ne güne duruyor, neden kapatılmaz hiçbirisi? Neden kapatılmaz? Daha bunun artı destekleriz biz.
Sebep, sokaklara çıkarız, pankartlar yazarız, bilmem ne bizim istediğimizi yaparız. Kadınlar, LGBT artı. Biz deriz ki, bu fuhuş yapanlar, işte, yani, bunu açık bir şekilde yapmalılar. Zaten açık bir şekilde yaparlar. Yasak değildir. Bir kadın istediği erkekle cinsel ilişkiye girer. Yasak değil. Zina suç değildir. Bir erkek, istediği kadınla istediği kadar cinsel ilişkiye girer. Suç değildir, yasak değildir. O zaman siz, aç değilsiniz. Cinsel ilişkili, cinsel ihtiyacınızı istediğiniz gibi de kullanabilirsiniz. Hürsünüz ya zaten. Hürriyet budur. Bakın, hürriyet anlayışı budur.
Batının bize sunduğu, batılılaşma dediğimiz şey budur bizim. Hürriyet, insanın vücudunu istediği gibi, istediği yerde tasarruf edip, istediği gibi kullanmasıdır. Bunun yasaklayıcı hiçbir şey olmadığı müddetçe, hiçbir sıkıntı yoktur. İnsanlar mutlu, rahat, huzurlu bir şekilde yaşarlar ve sömürülürler. Siz, canlı para kullanmazsınız. Canlı para kullanmak, abes bir şeydir, bayığıdır. Hala da para mı kullanıyorsunuz? Kredi kartınız olması lazım. Plastik, cırt cırt çekmeniz lazım. Bir de onun havasını da atmanız lazım. Kredi kartı, post makinesi, tabağın içerisine gelmeli. Bir de, şey, ne o, eleman bir de bakmamalı. Yani, olur mu, şifreniz, belli olmasın.
çıt çıt çıt … o şifreden girip, cırt vermelisiniz. Para, para, bayığı bir şey, para taşınır mı? Taşınmaz. Hepinizin cebinde, üç beş tane kredi kartı olmalısınız. Ve devlet de ona bakar zaten. Senin kredi kartın varsa, sen birinci sınıf vatandaşsındır. Kredi kartı olmayan benim gibiler, sıfır vatandaş. Sınıfımız yok bizim. Sınıfsız. Kredi kartı yok çünkü. Girse Mustafa Özbağ olarak, ne kredi almış, ne kredi kartı almış, ne bir yere kefil olmuş, ne bir yere imza atmış. Tertemiz. Devlet beni şey, Halk Bankası'na dedim, bazen lazım oluyor dedim, bir tane kredi kartı, müracaat ettim. Hiçbir yerde, hiçbir kaydım olmadığından dolayı, güvensiz bulundum.
Güvensizim. Sebep, hiçbir yerde kredi kartım yok çünkü. Hiçbir yerde, hiçbir şeyim yok. O yüzden, bankalar nezdinde güvensizim. Güldüm kendi kendime, saatlerce. Hatta bizim Ahmet Acar aradım. Dedim, ben ne güvensiz adammışım, Hacı Ahmet dedim ya. Böyle böyle yaptım dedim, internetten dedim, müracaat ettim, kredi kartı diye dedim. Ondan sonra bana cevap geldi dedim ben. Hiç bugüne kadar kredi kartı kullanmadığınızdan, işte kredi kullanmadığınızdan, şu bu kullanmadığınızdan, güvenli bulunmadınız, şubeye gidin müracaat edin dedi bana. Gelen yazıda. Ben de hiçbir yere gitmedim. sonradan sordum, o emekli kartından, gerekirse ödenebiliyormuş, öyle bir şey ödenmek isterse.
Şimdi neden? Siz parayı görmeyin. Parayı görürseniz, sıcak gelir size, harcamazsınız. Kenarda tutarsınız. Sizin parayı harcamanız lazım. Bir güzel örtü bulmanız lazım. Örtüyü almanız lazım sizin. Her birinizin kırkar ellişer tane örtü üsü olması lazım. Yetmez hatta. Erkeklerin kırkar ellişer altmışer tane gömleği olması lazım. 15-20 tane takım elbisesi, 40-50 tane ayakkabısı olması lazım. Ancak o zaman ruhu sükun bulacak. Öbür türlü sükun bulmaz. Yani siz parayı da görmeyeceksiniz, parayı da biriktirmeyeceksiniz. Ha bire tüketeceksiniz. Tükettiğiniz müddetçe de ülkenizde, dünyanın herhangi bir yerini huzur içerisinde yaşarsınız. Kredi kartlarınız çoğaldığında bakarlar sizi idare edenler.
Bunların kredi kartları çoğaldı, borçları da çoğaldı. Bunları sık boğaz etmeyelim. Bir kredi kartı af yasası çıkarırlar. Bir taksit yaptırırlar size. Siz bir taksit daha yaparsınız. Uzun müddet size devlet, müşrik, 50 ay, 20 ay, 30 ay eski borçlarınızı bir taksit yapar size. Yeniden kredi kartı verir. Yeniden kimliğe bürünürsünüz. Artık siz yeniden harcayabiliyorsunuz. Harcayın harcadığınız kadar. Şimdi bu toplum, böyle bir toplum, yemenin üzerine, cinsel arzularının üzerine, alışveriş üzerine kurulu bir toplumdan hiçbir şey beklemeyin. Hiçbir şey beklemeyin. Neden İslam dininin üzerine bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyorlar?
Mesela oruç ayı geliyor. Öyle değil mi? Sulandırıyorlar. Sakız orucu bozar mıdan başlıyoruz biz? Neredeyse ya bir kaşık yemek yiyince de oruç bozulmaz noktasına geleceğiz. Neden, sebep? Siz açlıkla tanışmayın. Siz açlıkla tanışırsanız, yemeğe ihtiyaç duymazsınız. Siz yemeğe ihtiyaç duymalısınız. İçmeye ihtiyaç duymalısınız. Geyinmeye ihtiyaç duymalısınız. Yeni ayakkabıya ihtiyaç duymalısınız. Yeni arabaya ihtiyaç duymalısınız. Bunlara ihtiyaç duyduğunuz müddetçe yönetilir ve yönlendirilirsiniz. Bu varlığa ihtiyaç duyduğunuz müddetçe yönetilir ve yönlendirirsiniz. Hiç önemli değil.
O yüzden toplum bu noktada evet kendince hatası var mı? Var. Yönlendirme, yönetilme, oku, bak, incele, araştır, sorgula. Bunlar uzak ama bizde. Üniversitelerimiz de aynı ki. Liselerimiz de aynı. Ortaokullarımız da aynı. Üniversitede bir profesörü sorgulayın. Başınıza neler gelecek görün. Doğru mu? Profesör yürüyor. Hocam uluslararası bir şey var mı? Kalıyor. Bizim Orhan Hoca soruyor. 9 Eylül tasavvuf ana bilim dalı başkanı Mehmet neydi soy ismi bilmiyorum. Emekli oldu şimdi. Ona soruyor.
Tasavvuf kürsüsü başkanı. Hocam itikaf yaptınız mı hiç? Cevap şu. Ben bilirim. Yaptınız mı dedi. Yapmadım dedi. Hocam ben yaptım dedi. Tasavvuf ana bilim dalı başkanı. Tasavvuf'un olmazsa olmazı olan itikaf hiç yapmamış. Yapanı da görmemiş. Ama kitapları var. Yazıyor. Kitapları var. Yazıyor. Biz bu noktadayız. O yüzden bu şimdi kıyamet elametlerinden birisi hadis-i şerfler var. Bu konuda o hadis-i şerfleri yaşıyoruz. Normal. Ümitsiz miyim? Değilim.
Şimdi bir de bu tarafına bakalım. Ümitsiz miyim? Değilim. bir pazar günü bu arkadaşlar buralarda toplanıyorlarsa ümitsiz olmam için bir şey gerektirmiyor. Ümitsiz değilim. Bunlara bakaraktan yenilgiyi kabul edip bir kimse kenara çekilebilir mi? Çekilebilir. Ben yenilgiyi kabul edenlerden değilim. Kelaynak kuşi bir mücadele devam edeceğiz. O olmazsa olmaz kendi değerlerimizi olmazsa olmaz kendi köklerimizi yok etmemek için gayret sarf edeceğiz. İnşallah. efendim fazla tevazu kibirdendir hadis-i şerif bunu açıklayabilir misiniz?
Nasıl olur? Bir kimse böyle yani normalde insanlar veda hutbesinden notbesinden ey insanlar hepiniz Adem'in çocuklarısınız bir tarığın dişleri gibisiniz Arap'ın acebe acebin araba üstünlüğü yoktur üstünlük takvadadır kardeş olunuzlar bu müthiş bir ölçüdür birbirimizden üstünlüğümüz alçaklığımız yok eş değerliyiz eş değerli olunca bana emredilen sana kibirli davranmamamdır sana kibirli davranmamam beni tevazulu eder ben kendimi senden aşağı göstermeye kalkarsam bu da ayrı bir kibirdir biz bu kapının köpeğiyiz ne alakası var ya
Allah seni köpek mi yarattı senin kapandı biz için oluruz ne alakası var ya Allah seni it mi yarattı tevazu öyle bir noktaya götürür insanı Allah muhafaza eylesin yani ayrı bir kibirlilik getirir yok insanız eş değeriz birbirlerimize zarar vermemekle yükümlüyüz ben kendimi senden üstün görmemekle yükümlüyüm ben sana zarar vermemekle yükümlüyüm sen de bana zarar vermemekle yükümlüsün sen de kendini senden üstün görmemekle yükümlüsün bu ortak nokta bunun haricindeki her şey Kur'an ve sünnetin dışında yerlere kadar
eğilmek tevazu değil eş değerde olmak tevazu birbirimizi kibirlenmemek tevazu bakın burada bir kimse yanlış bir davranışı terk ederse doğru davranıştadır kibirliliği terk ederse bir kimse doğru davranıştadır onun adetten özel bir davranış yapmasına gerek yoktur ben kibirlendim mi hayır tamam bitti mesele bu noktada durursa insanlar bir sıkıntı yok o yüzden ölçün ifrat ve tefrit deriz ya İslam'da biz ifrat ve tefritten uzak duracağız tevazuyu da sünnet ölçüsünde yapacağız sünneti aşmayacağız harika olur bir de galiba
fazla tevazu vasat insandan öğüt almana sebep olur gibi bir söz vardı fazla tevazu vasat insandan öğüt almana sebep olur bu bizim tarihimizdeki felsefecilerden evet yok doğru yani normalde bütün herkesi alim görürsene sen sen doğru bilgiyi almazsın yani bu doğru bir davranış değildir ben örneğin Zeynep'ten bir bilgi alacaksam kimya üzerine bir bilgi alacağım diyeceğim ki kimya ile alakalı bir bilgi lazımsa Zeynep'ten alayım Zeynep'ten alacağım benim kendimce yani başka bir bilgi yok ilahiyatla alacaksam önüne arkalı
oturmuşsunuz döneceğim sizden alacağım sizden kimya bilgisi de alırım diye düşünüyorsam bu doğru bir bilgilenme olmaz ki Allah emanetleri ehline vermenizden hoşlanır o zaman ben nereden ne bilgi alacağımı bilmem gerekir o bilgiyle benim hareket etmem gerekir örneğin benim buradan tasavvuf bilgisi alacağım hiç kimse yok benim ondan tasavvuf bilgisi almam demek benim doğru olmayan bilgilerle bilgilenmem demektir doğru değil bir kimsenin her şeyden bir şeylerden haberdar olması ayrı bir şeydir onun
üzerinde kat'i bilgi sahibi olması ayrı bir şeydir kimya üzerinde okudun mu o zaman kimya bilgisi satmaya kalkarsan birisi de senden kimya almaya kalkarsa abesi işleyi ilgileniyor ama Türkiye'de böyle bir olgu vardır ya hele bu din ise herkes dinden anlar hele bu devlet idaresi ise herkes devlet idaresinden anlar adam iki zeytini budacak noktada değil oturmuş bayındırın köyünde hükümet idare ediyor biz buyuz ama veyahut da fi zilalil kur'anın yazarı seyit kutup edebiyatçıdır sosyologtur
kendisi edebiyatçıdır sosyologtur ama tefsir yazar ondan sonra tefsirini bizde Türkiye çevirir Türkçe'ye çevirir Türkiye'de dağıtırız ama bizim kendi değerlerimiz olan tefsircilerimizi bırakırız okutuyorlar mı seyit kutubu evet efendim ya bakacaksın geriye doğru ilmine bakacaksın bir kimsenin tefsir yazabilmesi için kimyadan matematikten astrofizikten arapçadan kelamdan fıkıhtan hadisten icazeti olması lazım biz o kimsenin tefsirini kabul etmemesi ilmi
kariyeri bu bir kimse matematikten icazeti yoksa tefsir yazamaz kimyadan icazeti yoksa tefsir yazamaz fizikten icazeti yoksa tefsir yazamaz arapça dilden icazeti yoksa tefsir yazamaz kelam bilmiyorsa tefsir yazamaz fıkıh bilmiyorsa tefsir yazamaz hadis bilmiyorsa tefsir yazamaz yazamaz ilmi otorite olarak yazdıysa bir kimse o tefsir okunmaz okunması ve okutulması sakıncalıdır okuruz okuturuz bir de ilahiyat fakültesinde okuturuz ilahiyat fakültesinde okuttuktan sonra
bu müslümanlar terörist oluyor deriz sonra bu müslümanlar nerede yetişti diye sorarız bakın ilahiyatta ilahiyatta yetişiyor ilahiyatta yetişiyor başka bir yerde değil ama örneğin Bursa'daki İsmail Hakkı Hazretlerinin ruhul beyanını anlayamayız çünkü Mısır'daki Fizzaleli'yi çevirinceye kadar Bursa'daki İsmail Hakkı Hazretlerinin tefsirini çevirmeyi gözümüze alamayız sebep dilimiz ve
anlayışımız yetmez ona İsmail Hakkı Bursevi'nin ruhul beyanını anlamak için aklımız anlayabilmemiz için dil bilgimiz yetmez bize ondan sonra biz üniversitelerden ilahiyatçılardan ilahiyattan bir şey bekleriz bulamayız ki bulamayız Hasan el Benna'nın Risalelerini oldu gibi çevirir Türkiye'ye göndeririz ve bir mücadele metodu olarak koyarız ona ve o mücadele metoduna bakaraktan Türkiye'deki Müslümanlar mücadele edecekler Hasan el Benna'nın mücadele ettiği devlet sistemi ile
ve devlet algısı ile milli şuuru ile Anadolu'nun bağrında yetişmiş bir kimsenin devlet şuuru milli şuuru dini şuuru aynı değildir ama biz onu çevirir Türkiye'de okuturuz bizim kendi topraklarımızı Yunus'u okumayız Hazreti Mevlana'yı okumayız Hacı Bektaş Veli'yi okumayız İsmail Hakkı Bursevi'yi okumayız okumayız bunları bunları okutmazlar da bize bunları okuyan kimse milli düşünür çünkü bunları okuyan kimse gerçekten Kur'an Sünnet daresinde bir din düşünür bunları düşünen kimse İmam Maturidi ekolünden düşünür İmam Maturidi
ekolü pozitif akılcılıktır pozitif akılcılık dediğinizde siz sorgularsınız pozitif akılcılık derseniz siz irdelersiniz pozitif akılcılık derseniz siz onun matematiğine inmek zorunda kalırsınız pozitif akılcılık derseniz ya bunda da bir hikmet varmış bu da böyle olacakmış diyemezsiniz pozitif akılcılık deyince Maturidi ekolünün olunca eşari ekolinden farklıdır kimi okuturlar bize eşari okulundan kim işte seyyid kutuptur odur budur neden eşari okulun ekolinden okuturlar senin başındaki sen yanlışlıkları ve eksiklikleri
Rabbinin bir hikmeti vardır Rabbaniyet cilvesi vardır deyip sorgulamazsın onu eşari zihniyetli olursan hafif kaderiye kaçar hafif kaderciliğe kaçar evlenirken sorgulamazsın işinde sorgulamazsın aşında sorgulamazsın çocuğunda sorgulamazsın rüzgar esmiş bir yerden o tarafa doğru dönersin eşari budur buraya doğru gider ve siz içeride de İngilizlerin veya Fransızların veya Mossad'ın veya CIA'nin kurduğu bir sufi ekolüne gittiyseniz orada da aslında kendi kendinizi tanımlarken maturide olduğunuzu söylersiniz eşari davranırsınız
bunun farkına varmazsınız ilahiyatlar bunun farkına varmaz ilahiyatlar kendilerince maturide olduklarını söyleyip eşari davranırlar ehli tasavvuf kendince maturide olduğunu söyler eşari davranır ilk defada böyle bir analiz duymuşsundur sen şimdi ilahiyat dokuduğun halde değil mi evet efendim bana maturiden bir kitap söyle Fıkhul Ekber Fıkhul Ekber maturidinin değil İmam-ı Azam'ın İmam-ı Maturidi tevhid kitabı tevhid normalde kaç cilt var mı Türkçesi bir cilt tevhid olarak var okuldan mı verdiler ders kitabı sen kendin
elde ettin evet maturidi okumuyorsunuz ben bütün tarikatları isim isim sayarım şimdi hiçbirisi de maturidi değil nakşibendilerin hiçbirisi de maturidi değildir aşağı mezopotamya tarikat ve cemaat oluşumları hiçbirisi maturidi değildir aşağı mezopotamya buradan gir böyle ondan sonra Irak Suriye Ürdün Suudi Arabistan ileri doğru Mısır Tunus Fas Cezayir şeye kadar cebal-i tarihe kadar git hiçbirisi de maturidi değildir Türkler de maturidi Türkler de normalde
eşari değildi maturidi imam maturidi Türktür imam-ı Azam Türktür ama siz eğer maturidiliğe ve imam-ı Azamcılığa devam ederseniz batının ve sizi yönetecek ve yönetmeye iştahı kabaran kimseler için tehlikeli olursunuz tehlikeli olursunuz imam-ı Maturidi demek batının siyasal İslam'ı demektir biz şimdi siyasal İslam'a karşıyız deriz karşı olduğumuz şey imam-ı Maturidi'nin mesela tehditle alakalı hukukla alakalı devletle alakalı toplumla alakalı sosyolojiyle alakalı olan hükümlerdir imam-ı Maturidi konuşmazlar bile Türkiye'de
konuşmazlar enteresan bir şey söylerim size şimdi tuhaf gelir Atatürk imam-ı Maturidi ekolinde bir kimsedir şimdi gene bir bomba patlatacaklar Atatürkçü şeyh diyecekler İsmet İnon'ı eşari zihniyetindendir Atatürk Maturidir Kazim Karabakir Maturidir bu devletin çekirdeği kuruluş noktasına kadar gider bu mesele İngilizler bütün dünya üzerinde eşari zihniyetini destekler şu anda dünya emperyalizminin
en büyük düşmanı Hanefi Maturidi çizgisidir ama size Seyyid Kutubu okuturlar eşaridir Hasan el-Benna'yı okuturlar eşaridir Kimi methederler Ali Şeriatı değil mi Şia'dır üniversitelerde Ali Şeriatı'ciler vardır hadisleri inkar ettiği için Ali Şeriatı'ciler Şia'dır aslında şu anda dünya üzerindeki Şia'yı destekleyen İngiltere'dir bakmayın siz Şia'yı destekleyen Rusya Çin ikilisinin olduğunu İngilizler Şia'yı
destekler Sünniler'i korkutmak için ve Sünniler de giderler İngiliz ve Amerikalıların önünde el pençe dururlar şu Şia'dan bizi kurtar diye büyük oyundur o biz hepimiz de deriz ya İngiltere'nin İran'ın arkasında Rusya Çin var deriz öyle değil mi görüntüde de öyledir İsrail'i unuturuz İsrail İran'la en iyi dost olan İran'la İsrail'dir hatta İsrail'in canı sıkılınca İran'a iki tane füze gönder bana der söyle der oradaki ellerinde tenekeden borudan füze olan Hizbullah'a iki tane füze atsın böyle boş sahraya ben de şunları
bir bombalayım der vardır orada onun örgütleri nereden örgüt yaparsın Eşari zihniyetinden nereden örgüt yaparsın onları Seyyid Kutub Hasan Benna zihniyetinden ona dersin ki mücadele edeceksin cihad edeceksin hadi yürü silahlan koştur o da der ki cihad edeceğim mücadele edeceğim silahlanacağım hemen orada bir örgütü kurarsın eline de üç tane çakar alma silahı verirsin oldu bir örgüt örgütün liderine bir telefon gelir bugün sana iki tane bazıka geliyor fırlat oraya cihad et o da Allahu Ekber bir bazıka atar ardına da
F-35'leri kaldırır bir mahalleyi bombalar neden onun topraklarına roket atışı olmuştur şia lazım mı şimdi çok lazım Suudi Arabistan'a dersin ki bak bu şia var ya ee valla seni yerli bir eder ee 500 milyon doları aktar hesabıma kuzu kuzu aktarır neden şia gelirse beni perişan eder diye onunca hırgır çıkıyor bir tane bomba düşüyor mu İran'a hiç düşmüyor o yüzden şianın en büyük destekçisi batıdır İmam Hümeyni nereden geldi efendim hatırlamıyorum
Fransa'dan daha önce neredeydi Bursa'daydı Bursa'da nereye gitti Fransa'ya gitti Fransa'da kim yedirdi kim içirdi evine kim baktı hani var ya şimdi Amerika'da bir tane Pansilvalya'da kim yediriyor kim içiriyor kim masraflarını karşılıyor kim örgütlüyor kim müsaade ediyor efendim bizim okuldaki hocaların da bu yabancı bağlantıları çok oluyor bazen oraya gidiyorlar okuldaki hocalar yabancı bağlantıları olmazsa olur mu kim verecek hacı rahı kim verecek paraları kitaplarını kim bastıracak uluslararası entelektüel
kim olacak neden ilahiyatla ki bütün tefsirciler toplanıp bir tefsir yazmazlar ortak neden ilahiyattaki fıkıhçılar toplanıp bir fıkıh derlemezler bu memlekette eksiklik var efendim genellikle birbirleriyle araları çok bozuk problemleri var galiba biliyorum öyle olması lazım ama din ve dindarlar parçalı bulutlu olması lazım ama hepsi de birlikten yana konuşması lazım hepsi birleşmekten yana konuşması nutuk atması lazım ama hiç birleşmemeleri lazım bu psikopatça bir şey bu
senin beni sevmeni istiyorum ama yarın nefret etmeni istiyorum nefret ederken acı bir şekilde beni sevmeni severken beni öldürmeni istiyorum bu böyle bir psikopatça bir şey ben seninle beraber yürümek istiyorum ama sana dokunmak istemiyorum ben seninle beraber koşmak istiyorum ama koşarken senin ayağına ağırda bir çelme tartmak istiyorum böyle bir psikopatça duygu bu ama ben sana acı çektirirken ne kadar mutlu olduğumuzu da senin söylemeni istiyorum bu böyle psikopatça bir şey bütün hepsinde söylemleri o değil mi
müslümanlar paramparça doğru söylüyorsun hadi birleşin ya siz büyükler olarak birleşin biz de küçükler olarak sizin arkanıza takılalım siz ilim ehli olarak ilahiyatçiler olarak birleşin siz ilim ohlar olarak diyanetçiler olarak birleşin bizler kimiz ki ya biz küçük insanlarız küçük gruplarız siz devasa bir birleşip oluşturduğunuzda biz arkanızdan gelmediysek dönün bize deyin ki lanet olsun sizin gibi topluluklara sizin yüzünüzden böyle oluyor desin eşmezler birleşemezler birleştirmezler de kıymetli müslümanlar Anadolu'da
bütün müslümanların ortak noktada buluşabileceği bir kelam ortak noktada buluşabileceği bir fıkıh ortak noktada bulaşabileceği bir tefsir harika olmaz mı çok güzel olur değil mi ya namazda eller kulaklara değdi mi değmedi mi ne kadar değecek kulakların ucuna mı değecek tepesine mi değecek buradan mı olacak buradan mı olacak namazda eller göğüs hizasında mı olacak göğsünün altında mı olacak kaç santim yukarıda olacak kaç santim aşağıda olacak haydi ramazan geldi hadi bakalım sakız orucu bozar mı bozmaz mı haydi saç boyası
abdesti tutar mı tutmaz mı örtüyü yandan çarptan mı bağlayalım düzden çarptan mı bağlayalım dış kıyafetimizin metre karesi ne kadar olmalı vücut kütle hesabında vücut kütle hesabını yaparaktan mı biz dış kıyafetimizin metresini belirleyeceğiz neyle belirleyeceğiz hadi bakalım bunlarla uğraşalım ya ne işimiz varmış bizim imam maturidiymiş yok siyasal islammış yok imam eşyariymiş yok kaderiyecilikmiş yok cebriyecilikmiş yok dayişmiş yok işte Hasan el-Benna'ymış Seyyid Kutup'muş yok hangi tefsirmiş hangi fıkıhmış bunlarla ne uğraşalım ya
gelin hep beraber biz bunları konuşalım siz de deyin ki hocam parmağımı oje sürdüm bu ojeyle abdestim olur mu olmaz mı hocam dudağıma ruj sürdüm bu rujda ben gusül abdesti alır mıyım alamaz mıyım hocam gözümde bir arpacık çıktı yumurta sarısı koydum olmadı yumurtanın akılını sürdüm geçmedi birisi bana dedi ki biraz tarana lapası koy acaba tarana lapası mı koysam bu gözümdeki it dirseğini geçirmek için yoksa hocam senin mi öpmen lazım din bu bir bizim komşumuzun teyzesinin kızının bir tane kardeşi var ya evet geceleri titreyerekten
uyanıyor hocam bunu okuyacak bir dua var mı ben getirsem size okutsam valla hocam 28 yaşında bir de evlenemedi siz bir şeyler yapsanız ona geçenlerde yaşadığım bir şeyi söylüyorum arıyor birisi bizim derviçlerden değil sana yapabileceğim şey diyorum doktor fatih'i görünce şimdi aklıma yok sana yapabileceğim şey diyorum bizim diyorum dahileci bir fatih bey var tanışıyoruz size diyorum onu yönlendireyim telefon açayım gidin o bir muayene etsin telefonda konuşuyoruz göğsü daralıyormuş
hanımefendinin benim okuyup genişletmem nazımmış din bu sen biliyor musun göğüs genişleten bir dua fatih kızım onları herkes biliyor ona öyle bir dua bulacaksın hiç kimse bilmeyecek onu öyle bir üfleceksin ankara'daki hocadan fazla üfleceksin din bu ben de kabak gibi fatih hoca var diyorum ona yönlendireyim sizi diyorum sonradan iyi ki yönlendirmemişim dedim bir de gider adamın evini barkını bozar açar göğsünü genişletir dersin ne diyeceksin güleriz ağlanacak
halimize haklı diyorlar ki çocuklar ateist oluyor ya bir 15 yaşındaki bir çocuk düşünün internetten baktı şimdi imam-ı azama göre abdestin farzı 4 imam-ı şafiye göre 5 imam-ı malikeye göre 6 imam-ı hambeleye göre 8 miydi neydi herhalde öyle bir şey olacak 4 tane mezhep imamı 4'ünde abdestin farzıyla alakalı değişik fetvaları var 15 yaşındaki çocuk şimdi internetten okudu imam-ı azama göre abdestin farzı 4 imam-ı şafiye göre 5 imam-ı malikeye göre 6 mi 7 mi ne hanbeleye göre 8 mi ne 7 mi 8 mi ne aklımda kalan tam net değil
bu çocuk hangisine uyacak onun önüne bir tane küçük bir kitapçık koysak ilahiyet diyanet bütün ilim adamları toplandı bir tane yeni bir iştahat kitabı fıkıh kitabı oluşturdular bu bizim topraklarımızda yaşayacak olan müslümanlara bir din yaşama yol haritası herkesin ittifak ettiği bir nokta hakkında ayetleri de hadisleri de altına koydular bildi çocuk herkes ittifak halinde o kitaba göre amel ediyor cuması bayram namazı kurban namazı ne bileyim işte kurban kesme oruç tutma orucu bozan bozmayan aile hayatı sosyal hayatı
sokak hayatı biz oraya yazsak kırmızı ışıkta beklemekle bir dini vecibedir insanların geçiş üstünlüğü olmalı hastaların yaşların ihtiyarların üstünlüğü olmalı bizim onlara yardım etmeliyiz biz çocuklarımızı bu erdemliliği öğretsek ve çocuklarımız bu erdemlilik insani erdemlilikle büyüse yapamıyoruz efendim peki böyle bir eğitim sisteminde büyüyen gençler olarak hem kültürel anlamda hem de bilimsel anlamda bu kadar eksikken bu eksikleri tamamlarken nasıl bir yolu izlemeliyiz mesela hani kültürel anlamda eksiğiz bilimsel anlamda
şu anda içerisinde bulunduğum alanda mesela geçen öğrendiğim bir konu molekülleri böyle nano boyutta tasarlayıp arabalar oluşturuyorlar ve nano boyutta araba yarışları düzenliyorlar buradan sinir hücrelerinin yapımına geçecekler yapay olarak şimdi onları gördüğünüz zaman bir de kendinizin uğraştığı bilimsel anlamdaki şeylere bakıyorsunuz ve bu ister istemez demoralize ediyor insanı bakıyorsunuz kültürel anlamda da yetişmeden bu yaşa gelmiş noktadayım kendi adıma bu sefer hangi alanı tamamlayacağım nereyi dolduracağım
diye böyle bir telaş oluyor nasıl bir yol izlemeli dünyevi olarak insanlar kendi mesleklerinde uzmanlaşacaklar kendi mesleklerinde uzmanlaşarak uzmanlaşırken bir insanlıklarını iki dindarlılıklarını kaybetmeyecekler birinci derecede insanlığını ikinci derecede dindarlığını kaybetmeyecek uzmanlaşacak derinleşecek mesleğinde ama hep bir insan yönü olacak iki o insan yönünün içerisinde dindar yönü de olacak dindarlığını kaybetmeyecek bir toplum insanlığını kaybederken dindarlığını da kaybediyor bizim toplumumuzda ama mesela
Avrupa bunu farklı çözmüş Avrupa dindarlığını kaybederken insanlığını kaybettirmiyor direkt pozitif akılcı noktada duruyor yani bir kimsenin orada dindarlığını kaybetmesi insani değerlerin veya sosyal hayatın bozulmasına sebep olmuyor onların dini algıları anlayışları kendilerince kendi dairelerinde oturmuş yerleşmiş bizde öyle olmuyor biz batılılaşacağız derken mesela biz ne insani değerlerimizi koruyabiliyoruz ne de dini değerlerimizi koruyabiliyoruz bizde ikisi de perişan oluyor yani bir bakıyorsun bir kimsenin her
dini değerleri kalmadıysa vahşileşiyor o kimse onu ayakta tutan onu belli bir dizaynde belli bir düzende tutan onu normalde o kimsenin dini mesela biz şimdi aylık geliri 30 bin doların üzerinde olan bir ailenin çocuğu eğitilmiş bir aile oluyor o çocuğundan biz vahşet görmüyoruz ki bu sıkıntı değil o çocuk normalde hatta az önce hocamın beyan ettiği umursamaz bir çocuk yetiştirmiyor o neden ailenin bir mali durumu var geliri var ailenin geleceği sağlam ellerde olması lazım onlar çocuklarını çok iyi yetiştiriyorlar yani
özel hocalarından tut özel üniversitelere kadar örneğin ülkenin diyelim ki bin tane şirketi var ise o bin şirket sahibinin çocukları çok güzel yetişiyor insani yetişiyor dini tarafı yok ama insani tarafı var o kimseden tecavüzü beklemiyorsun o kimseden kırmızı ışıkta iyice gaza basmak beklemiyorsun o kimseden insanca davranışın dışında bir şey beklemiyorsun gayet nezaketli gayet letafetli gayet konuşması düzgün hitabeti düzgün eğitmiş kendisini Avrupa'da eğitmiş Amerika'da eğitmiş önemli değil bir iki üniversite bitirmiş
kendisini donandırmış o kimseden bir problem yaşamıyorsun ki siz koçun torunundan problem yaşamazsınız siz Sabancı'nın torunundan problem yaşamazsınız insani boyutu olarak bu toplumun çocukları o ekonomik noktada değil ki ben şimdi burada okuyan öğrencilere baktığımda hepsi de devletten burs alıyordur ve ucu ucuna gidiyordur onlar onların nerede kendilerini dışarıda eğitecekler özel hoca alacaklar özel eğitime tabi tutulacaklar bu mümkün değil bu insanların dinini alırsanız insanlığını dalıyorsunuz handikap bu o insanları
insan noktasında tutan dini duyguları düşünceleri ve öğretileri siz hiç o bin tane şirket sahibinin herhangi bir kızının veya karısının sokakta fuhuş yaptığını gördünüz mü mümkün değil onun randevunda çalıştığını düşünebilir misiniz hayır onunki aşktır o sevgilisiyle çıkıyordur seviyeli birliktelikler yaşıyordur başka bir şey olmaz neden o çünkü kendince belli bir eğitim alıyor insani eğitim alıyor ve o kadın isterse beş tane sevgili değiştirsin sıkıntı yok altıncısıyla evlenir bizim kızlarımız ikinci sevgiliden sonra
sokağa düşer tabiri caizse adı farklı olur onun aynı zamanda eğitimsizdir de çünkü kendisini de pazarlayamaz onun dinini alırsanız orta yerde bir vahşet kalır sıkıntı bu Avrupa'nın dinini alırken onun insanca büyümesini ve yetişmesini sağlıyor eğitimiyle bizde öyle değil ki bizim okula giden çocuklar yarasız beresiz gelmiyorlar okuldan orada en kuvvetli olan en iyi en fazla döven en iyi öğretmenine bıçak çeken sınıfı geçiyor öğretmen diyor ki lanet olsun bu bir an önce gitsin de başıma dert olmasın onun sınıfını geçiriyor
ben mekanik dersinden adam beni bıraktı husisi bıraktı beni ben biliyorum evine gireceği zaman çıktım yola yoluna seni vururum dedim öyle kaldı yolda baş başayız seni vururum dedim tamam yarın gel halledeceğiz dedi ben gittim sınav kağıtlarını kendisi yazdı çizdi geçirmiyor beni ben ülkücüyüm diye böyle geçirdi sonradan ben derviş oldum ona dedi ben vuracağım seni eninde sonunda diye beni gördüğünde böyle çok hızlı konuşuyordu Mustafa ne yapıyorsun Mustafa ne yapıyorsun dedi
iyi mi hocam sen ne yapıyorsun iyi misin dedim iyi Mustafa iyi Mustafa sen ne yapıyorsun dedim derviş oldum azat oldun dedim duydum dedi geçenlerde Şenol söyledi dedi Şenol'u da azat ettim çünkü dedim ona da söyledim dedim Şenol'u hoca da beden eğitimi öğretmeniydi müdür yardımcısıydı bir güzel beni dövdüydü sınıfta silah aradı silahı bulamadı sen silah taşıyormuşsun dedi dövdü beni sınıfta ben yüzüne de söyledim büyük yemin ettim vuracağım seni dedim beni her gördüğü yerde yol değiştiriyordu hatta bir gün ilk ocaklarında
biz toplantıdaydık benim orada olduğumu bilmiyormuş bastı herkes dedi ki Şenol hoca geliyor herkes girsin içeri dedim ben girdi herkes ben kapıya çıktım beni bir gördü rengi meng attı gel lan buraya dedim gel buraya ben dedim tam zamanı şimdi ben seni evir evi çevireyim güldür güldür güldür merdivenlerden aşağı kaçarken bir de düşmüş yaralamış berelemiş orasını burasını ertesi gün işte kafasında bir şey var kolunda bacağında bir şeyler var herkes de biliyormuş söyle normalde diyormuş ki faşistleri basmaya gittim orada
düştüm diye korku tam benim ama ben de bütün okula yaydım dün benim elimden zor kurtuldu dün benim elimden zor kurtuldu diye bütün okul öğrendi yani şimdi o derviş olduktan sonra da o hala da kaçıyor yıllar geçti üzerinden dedim Şenol hoca azad oldum dedim derviş oldum çünkü dedim rahat ol dedim İlham Bey'e de söyle İlham Bey'e de söyle dedim o da azad oldu dedim iyi ki derviş oldum azad ettim sizi vuracak mı dedim dedim valla da billa da tilla da vuracaktım şimdi dedim yeminimden dolayı oruç tutacağım dedim bir sürü yeminim var dedim
sonra ha bire oruç tuttum zaten yeminlerden dolayı şimdi bizdeki eğitim sistemi kabaküvete dayalı insan yetiştirmeye dayalı değil yani çocuklar geçsin diye bakıyorlar o çocuğa biz insani bir duygu insani bir eğitim veremiyoruz evlerimizde de veremiyoruz evlerimizde de anneler babalar da vermiyorlar ver ellerine birer tane bilgisayar birer tane tablet birer tane telefon herkese gitsin bir köşede otursun sen de kendi telefonundan tabletinden bir şeyler mi yapacaksın twitter'a erdemli sözler mi yazacaksın facebook'ta
çok önemli vatanımı kurtaracaksın onlarla ilgilenmen lazım senin çocuklarla ne işin var senin bu durumumuz veya çocuk soracak ya baba Allah nerede her yerde oğlum baba ben neden görmüyorum sen görmüyorsun oğlum baba sen Allah mısın nereden çıktı bu ama herkes senin önünde saygılı duruyor sen Allah mısın çocuk bunu diyecek ona cevap vereceksin ya ona cevap vermek zor iş zaman kaybı emanet ve ehliyet kitabında kişi ölmeden önce boynunda biat olmazsa cahil ölümüyle ölür ölmeden önce ölmeden önce biat olmazsa boynunda
cahil ölümüyle ölür bunu açıklayabilir misiniz İslam hukukunun olması lazım yani kişi ölmezden önce bir İslam hukukunun şartlarına uygun bir devlet başkanına veya bir devlete biat etmemiş olursa cahiliye ölümü gibi olur yani o kimse sanki iman etmemiş gibi ölmüş olur ağır şeydir ben bunu bir şeye intisap etmemekle alakalı değerlendirmiştim yanlış mı bunu ehli sufi kendince böyle değerlendirmeye çalışır meseleyi hafifletir doğru değil bu doğru değil bu hadis nettir kesindir bir kimse mesela bir biat etmeden ölürse cahiliye ölümü
gibidir der hadis-i şeritte o yüzden imam matur idi ve dolayısıyla imam-ı azam bunu şart koşar müslümanların darül islamda darül islamda kendi emirlerine yani bu devlet başkanlarına darül harpte de bir darül harp imamı seçip ona biat etmelerinin gerektiğini söyler mesela emanet ve ehliyettim okudum bunu emanet ve ehliyettim normalde cuma faslında bu vardır mesela cuma faslında cuma'nın edat şartlarıyla sıhhat şartlarını anlattığım fasılda müslümanların muhakkak bir hani emir-el mümine mümine biat etmeleri gerektiğini
emir-el müminin özelliklerinde de sıralar orada ayet-i kerimeye yan başa koyar sizden olan emir sahipleri der çünkü sizden olan emir sahiplerini orada emir-el mümininde olması gereken özellikleri de anlatır örnek şimdi öyle olunca da o kimsenin mesela cuma ile alakalı mesele çıkar örneğin işte cuma ile alakalı meselede de bütün halifelik ilgâ edilince cuma ne olacak denilir Atatürk bir genelge yayınlar bütün camilerde cuma kılınabilir der şimdi biz hala da Atatürk'ün o genelgesiyle cumayı kılarız Atatürk ne kadar emir-el müminindir
ne kadar değildir o ayrı bir tartışma konusudur ama yani Atatürk emir-el müminin midir değil midir bunun tartışması lazım şimdi insanların dini olarak neden bir ülkede cuma'nın kılınabilmesi için bir ya caminin yapılırken emir-el müminin tarafından müsaade edilmesi gerekir ya da iki eğer o cami temelden yapılmadıysa başka bir yapıdan döndürüldüyse orada cuma'nın kılınabilmesi için emir-el mümininin müsaade etmesi gerekir şimdi Türkiye'de yeni cami yapıldı nerede yapıldı ne o Üsküdar'da ne o yukarıda yapılan Çamlıca'da
Çamlıca'da cami yapıldı caminin açılışı oldu caminin yapılımına emir-el müminin mi müsaade etti caminin açılışına emir-el müminin mi kararı verdi ve cumayı ilk kıldıran ve kıldıran emir-el müminin hükmündeki bir kimse miydi mi değil miydi bunun tartışmasını Türkiye'de yapabilmek mümkün değil mi işte o zaman İmam Maturidi'nin siyasi siyasi dedim parti siyaseti değil İmam Maturidi'nin devlet ekoli çıkıyor bu sefer ortaya devlet ekoli devlet nasıl olmalı devlet nasıl olursa Müslümanlar ona biat ederler o zaman İslam hukuku
dairesinde devlet başkanının seçimi devletin oluşumu devletin hukuku ayrıca bir tartışma bunu Türkiye'de konuşmak mümkün değil ki mesela anlaşıldı değil mi o yüzden normalde mesela biz Cuma'nın sıhhat şartlarını konuşuruz eda şartlarını konuşmayız hiç küçük bu ilmi hallerde sıhhat şartları vardır Müslüman olması hür olması yani bunlar Cuma'nın sıhhat şartlarıdır eda şartlarını konuşamazlar hiç kimse eda şartları olunca bir Cuma'yı emirel mümininin veya onun tayin ettiği kimsenin kıldırması gerekir o zaman şimdi bakacağız
Bursa emirel mümininin tayin ettiği bir kimse kıldıracak Cuma'yı kim kıldırıyor her camideki hoca kıldırıyor onun Cuma'ya kıldırmaya yetkinliği var mı yok mu bu tartışma çıkar ortaya iki Cuma'nın şehir hükmünde olan yerlerde kılınması bu eda şartlarından birisidir bir yerin şehir hükmünde olabilmesi için orada kısasların uygulanması gerekir der bütün hanefi ekoli komple bir yerde kısas uygulanmıyorsa orası şehir hükmünde değildir Türkiye'de şehir hükmünde olan hiçbir yer yok şu anda şehir hükmünde kalabalığa bakmaz
mesela siz Paris'te Cuma kılamazsınız siz Almanya'da Cuma kılamazsınız Fransa'da Cuma kılamazsınız ama oradaki Müslümanları oradaki Müslümanları emperyalizm olarak ütecekler oradaki Müslümanları bu noktada sömürecekler oradaki Müslümanları kötü işçi pozisyonda tutacaklar o yüzden oradaki Müslümanların böyle bir şey olmaması lazım çevirelim dört duvar duvar oraya al sana bir tane cami kıl burada Cuma'yı kılamazsın kardeşim orada Cuma sen neden orası senin memleketin deri orası senin ülken değil sen orada misafir hükmündesin
senin orası asli vatanın değil asli vatanın olduğu zaman senin durumun değişti o zaman asli vatan hükmüne geçirmen için senin orada hukuku uygulaman gerekir Müslümanlar İstanbul'u fethetmek için gelirler işte fethedemezler ama geride çekilmezler muasara devam eder bu sefer Bizans yani ne fethediyorsunuz ne geri çekiliyorsunuz hiçbir şey olmuyor gelin barışalım derler her seferinde Müslümanlar barış yaparlar Müslümanlar barış yaparken sınırın dışında mesela İstanbul'da Arap Camii vardır ya adı nedir Arap Camii adı nedir
Arap Tekkesidir Müslümanlar oradan geri çekilirken şart koşarlar bir bu mahalle burada Müslüman mahallesi olarak olacak bizim burada bir tane valimiz bir tane kadımız olacak bunların hukuku İslam hukuku olacak bunlar iç işlerinde hür olacaklar kendi hukuklarında kendi uygulamalarında kendi hayatlarını yaşayacaklar anlaşma sağlanır protokol imzalanır camiler yapılır medreseler yapılır orada mahkemeler yapılır Müslüman ordu çekilir oradan aslında orada kalanlar ilk kılıçtan geçirilecek olanlardır yine Bizans'ın kanı
kaynadığında nefsine uydu şeytana uyduğunda ilk kılıçtan geçirdiği Müslümanlar onlardır onlar çıkar ordu çıkarken ilk önce onları kılıçtan geçirir haçlı seferlerinde onlar da orada kalanlar da bahadır yiğit kılıç ustası ok ustası olanlardır ve şehit olmaya hazırdır onlar onlar surların yanında mahalleye otururlar yerleşirler oraya ama kendi hukukunu da orada uygular orada Bizans hukuk yoktur Müslümanlar kendi aralarında kendi hukuklarını uygularlar bu nedir İslam'dır ve oranın başına geçen o kimseye de o zamanın emirel müminini
fetva verir sen burada cumayı kıldırabilirsin sen burada hukuku uygulayabilirsin orası küçük bir İslam devletçi olur nerede sınırların dışında çünkü İslam hukuksuz yaşaması mümkün değildir şimdi yaşayamıyoruz işte peki efendim bu hukuk davul İslam'a göre mi geçerli darul İslam'a görevi mi geçerli o zaman tabi orayı normalde bir darul harp orası ama orada bir harp emiri tayin edildiğinden dolayı orada yaşayanlar darul İslam'da yaşamış oluyorlar bu şeyle alakalı yani o kimsenin oradaki hukukla alakalı şimdi mesela cuma faslına
girdiğimizde mümkün değil çıkılmaz işin içinden ben peki bir şeyhe intizap etmekle alakalı bunu daraltmış mı oldum efendim bu normalde yok bu daraltmak değil bu böyle kendi maksadından uzaklaştırılmış oluyor buna ehli tasavvuf veya bir kısım hani böyle tarikat toplulukları yani böyle de olunca bu da bunun yerine geçer diyor geçmez kardeşim neden geçsin yerine neden hafifletiyorsunuz korkmayın dinin hükmünü söyleyin dinin hükmü bu uygulanır uygulanmaz ayrı bir mesele ama dinin hükmü bu öbür türlü o zayıflatmış oluyoruz
biz onu müslümanların bir siyasi lidere farz intisap etmeleri peki öyle bir lider vasfı yok şimdi bu tartışılır mesela bununla alakalı yani bu böyle şimdi kızacak şimdi bazı kimseler bana da mesela işte her seçim zamanı müslümanlara siyasi bir lider koyarlar bu önceden kimdi işte necmetin erbakan hoca herkes ona biat etmesi lazım ona biat etmeyenler işte küfür üzerine ölür neden ya yani nereden çıktı bu birine dedim ben ben şimdi gitsem dedim necmetin erbakan hocaya hocam ben zina ettim bana rejim et dese rejim etcek mi
ben dedim ben e kaldı deme böyle bir şey dedim dini bilmeyen bir insana bunu yutturursunuz Türkiye'de de dini bilmediğinden insanlar bunu yutuyorlar e zaman zaman çıkarıyorlar ya her seçim üstünde bir müslüman lider geliyor bizim başımıza herkesin ona biat etmesi isteniyor mesela şimdi de yeniden insanlardan biat mektup alınıyor şu anda yeni bir parti kuruluyor yeni bir parti kurulunca normalde işte Yusuf Hoca'ya diyorlar ki kayıtsız şartsız biat ettiğine dair bunun altına imzanı at Yusuf Hoca da biat ettiğine dair
kayıtsız şartsız imzasını atıyor o parti liderini kendisini lider olarak görüyor böyle saçmalıklar var ülkede bunu bir de din adını yapıyorlar bu acı mesela bir kimsenin İslam hukuku içerisinde siyasi lider hükmünde olabilmesi için o kimsenin örneğin işte haddi uygulaması lazım kim uygulayabilir Türkiye'de haddi anarşi o onu yapabilecek hiç kimse yok bunlar konuşulmaz da zaten bunlar konuşulması sıkıntılı bir durum konuşulmaz derken ben korkumdan dolayı değil toplum konuşamaz bunları ben konuşuyorum bana bir soru sorularsa
dini hukuk hüküm neyse ben söylerim değilsin şeytan olmaktansa efendim ben gen nedir diye merak ediyorum biraz mikrofonu uzak tutar mısın gen nedir gen bu gen aktarımı veya gen evet ilk gen nasıldı bozukluk şu anda ne durumda böyle bir merak ettim bunu veya geçmişe dönük her insanın kendine ait bir gen aktarımı mı vardır yoksa ortak olan bir gen vardı onun dağılımını mı yaşıyoruz bunun üzerinde şimdi bugüne kadar bilinenler çok azdı ama şu bu 3-5 yıldan beri bunun üzerinde insanların bilgileri daha da arttı bu 3-5 yıla kadar
bunun bilgileri daha da artacak insanların üzerinde hani biz bilmediğimiz bir safhaya açılıyoruz yani gen dediğimiz şey insan anatomisiyle alakalı ve bunun üzerinde daha da ince çalışmalar var daha derin çalışmalar var önceden bunlarla alakalı çalışmalar çok azdı teknoloji bu kadar buna yetişmiyordu şimdi teknoloji arttıkça insanın üzerinde daha da fazlalaşıyor hani nefsini bilen Rabbini bildi hadisi kutsisi de bunun üzerinde normalde tecelli ediyor insan geni dediğimizde muazzam bir şey çıkıyor önümüze Cenab-ı Hak'ın
sanatı çıkıyor ve bu gen aslında hiç değişmiyor arızalanıyor ama değişmiyor tedavi ediliyor yenileniyor mesela geni arızalandıran yiyecekler içecekler hayat tarzımız bizim genlerimizin üzerinde deformasyon oluşturuyor ama uyku ve temiz yiyecek temiz beslenme o dejenerasyonu ve deformasyonu tekrar tamir ediyor mesela örneğin sigara insan genini en fazla dejeneri ve deformasyona uğratan mesela içki mesela uyuşturucu sarhoç edici şeyler insan genini olduğu gibi komple dejeneri ve deformasyon ediyor ve insanlar o normalde
kendi üzerinde o genlerinin dejeneri ve deformasyon olmasından dolayı makul insan vazifelerini ve görevlerini yerine getiremiyor mesela doğurganlığını kaybediyor doğurtkanlığını kaybediyor bu o kimsenin genlerinin üzerinde normalde dejeneri olması deformasyon olması şimdi insan geninin üzerinde değiştirmeye çalışıyorlar hani insan genini değiştirmeye çalışıyorlar başarılı olamıyorlar yani karşılarında normal bir insan olmuyor üremiyor genini değiştirdiklerinde hayvanların üzerinde deniyorlar hayvanların üzerinde denemelerde
hayvanlarda farklı genleri karıştırarak veya DNA'larıyla oynayarak farklı hayvanlar çıkarıyorlar hani normalde işte bir kısmı kurt bir kısmı aslan gibi bir kısmı köpek bir kısmı örneğin işte ceylan gibi bu tip böyle manyakça çok uçuk deneyler yapıyorlar bunların üzerinden ondan sonra insanların üzerinde bunları deniyorlar insanların üzerinde deneyince o insanlar çok uzun uzun müddet yaşamıyorlar yaşatamıyorlar onları çünkü yaşasalar yaşatabilseler mesela örneğin işte uzay çalışmalarında kullanacaklar yaşasalar yaşatsalar
okyanusun derinliklerinde diplerindeki askeri amaçlarda kullanacaklar yaşasalar yaşatabilseler insanları normalde bin metre bin iki yüz metre bin üç yüz metre aşağıdaki maden yataklarında kullanacaklar işçi gibi şimdi o yüzden bunların üzerinde oynanıyor ve bunların üzerinde bizim şu anda piyasada tespit ettiğimiz bilginin yüz katı bin katı onların ellerinde var ama bunları paylaşmıyorlar ekonomik ve askeri amaçlar için kullanmak noktasında o yüzden bütün arkadaşlara diyorum ki hadis-i şerifin emrine uyun helal ve
temiz yiyip için çünkü yiyeceklerin üzerinde de genlerle oynanmış DNA'larıyla oynanmış yiyecekler ve içeceklerle de bizleri yönlendirmeye ve yönetmeye çalışıyorlar bu bütün dünya insanlarının üzerinde en büyük handikaplardan birisi bu yani bir kimse onların yönlendirdiği ve yönettiği şekilde düşünüyor onun dini dili ırkı milliyeti hangi devlette çalışırsa çalışsın hiç önemli değil bütün herkes iPhone telefon almak için koşuyor bu onun DNA'larıyla onun DNA'larıyla oynanan bir şey onun aklıyla onun fikriyle ona normalde
manyetik bir şekilde aldığı sinyallerle alakalı yanındaki bir kimsede iPhone varsa onun sinyalini beyin alıyor kendisi de iPhone almak istiyor yanındaki kimse mesela elektronik bir sayfaya girdiyse o kimsenin beynini o sinyal alıyor o kimse sanki evet ya ben de işte X firmanın şeyine girecektim o da giriyor yanındaki kimsenin cep telefonundan sen etkileniyorsun bunun farkında değilsin ama sen o cep telefondan alınan sinyalle geliyor sana ve sen o sinyalle senin hafızanı senin normalde uyandırıyor sen daha önce o sayfayı gördü
sen tekrar oraya bir daha giriyorsun sen böylece yönlendiriliyorsun farkında değilsin sen çok masum bir film izliyorsun ama senin cinsel dürtülerini avurta yere kaldırıyor sen örneğin kadınsan muhakkak bir erkek bulmam lazım benim diyorsun cinsel dürtü seni o noktaya götürüyor yanında kocan varsa sıkıntı yok yoksa sıkıntı var sen muhakkak böyle bir şey yapman lazım senin dinin dilin ırkın ne önemli değil burada seni tutan ne haram diyorsun tutuyorsun ya işte diyor ki sana sen bu dinin haram denilen ölçülerini kaldır
sen haram denilen ölçüleri kaldırırsan bunu kim haram etmiş sana ne alakası var özgürsün beden senin her şey senin çık istediğini yap diyor bu algıyla alakalı bunu sen kendinde durduramıyorsun bu normalde şimdi bu mesele sadece gen meselesinde durmuyor mesela hepimizin beyinlerini istedikleri anda istedikleri gibi kullanmaya çalışıyorlar beyinlerimize frekans gönderecekler bizim bizim beyinlerimize frekans göndererekten böyle sanki farklı bir sohbet oldu tasavvuf sohbeti olmadı ya böyle bir ne diyorlar kaosik bir sohbet oldu
bütün hepsini göndererekten bizleri tek yönde tek yöne yönelme onların istediklerini yönelmeye çevirecekler onlar için dağdaki bir adam normal değil o dağda yaşamamı insanlar köylerde yaşamamalı köylerde yaşarsanız bu tip elektronik manyetiklerden ve DNA'sı bozuk ürünlerden uzak durursunuz bu sefer onlar gibi düşünmezsiniz sizin bankalardan bankala koşmanız lazım devamlı internetinizin açık olması lazım devamlı telefonunuzun açık olması lazım devamlı televizyon izler devamlı sizin bilgisayarın başında internet açık
olarak durmanız gerekiyor bu sefer sizin normalde çünkü bir kimsenin genetiğiyle oynayınca insanın üzerinde henüz daha beceremediler başaramadılar ölüyor neden öldü diye bu oyuna uğraşıyorlar daha ölmesini istemiyorlar maymunların üzerinde oynuyorlar mesela maymunların DNA'larını değiştiriyorlar genetiklerini değiştiriyorlar maymunlar 3-4 yıl dayanabiliyor 5 yıl dayanabiliyor ölüyor yaşatamıyorlar ve işin ilginç noktası çıldırıyor maymunlar çıldırınca öldürmek zorunda kalıyorlar saldırıyor her tarafa fare saldırıyor
canavarlaşıyor fare bu sefer bakıyorlar beceremiyorlar öldürmek zorunda kalıyorlar ama uğraşıyorlar hala da yani normalde mesela maymunların üzerinde canlı bomba yapmak istiyorlar maymunları böyle vahşici düşünüyorlar yani siz normalde askeri bir noktadasınız orada maymun var siz o maymunu normalde öldürür müsünüz öldürmezsiniz ama maymun canlı bomba şeklinde senin yanına geldiğinde basacak düğmeye patlatacak orada yapıyorlar bunları deniyorlar ve şu anda genetiğin üzerinde müthiş oynuyorlar müthiş oynuyorlar yiyeceklerde
içeceklerde hayvanlarda 38 kilo süt veren inek var ya 45 kilo süt veren inek var sadece süt veriyor inek artık hayvan yemekten bıkmış hayvanın midesine bir tane delik açmışlar o deliği normalde hayvan ağzıyla yemiyor o delikten yem atıyorlar hayvana hayvanı kendi kendine çalıştırıyor hayvan yemekten bıkmış yemek yemek istemiyor hayvan yemek yemek istemeyen bir hayvanın buradan karnına delik açılır da oradan yem verilir de onun illaki sütünü alacağız diye uğraşılır mı evet oradan suyunu oradan veriyor yemini oradan
veriyor hayvan çünkü ağzını oynatmak istemiyor artık bıkmış hayvan hayvan ölümlerden ölüm bekliyor ölemiyor da hayvancası 45 kilo süt alıyor ondan 48 kilo süt alıyor denyaları ile oynuyorlar genetiği ile oynuyorlar rengi dahi süt renginde değil suya yakın bir pastörize yapıyor içiyorsunuz siz o sütleri hepiniz de hazır süt içiyorsunuz çok hoşunuz iyi diyor ama kaç para hazır süt işte örneğin diyelim ki 3000 lira 4000 lira siz o süte 4000 lira 5000 lira veriyorsunuz ama mesela köylünün elindeki süte 7000 lira vermiyorsunuz
köylünün yumurtasına 2 lira vermiyorsunuz herkes için geçerli köylünün önünde evinin önünde maydanoz ekmiş domates ekmiş biber ekmiş pazara çıkarmış sen diyorsun ki domates 1000 lira seninki neden 1000 lira seninki daha ucuz olması lazım ya onun daha pahalı olması lazım sen oradan 1000 lira alıyorsan ondan 2000 lira al ondan 2000 lir almıyorsunuz siz adam bal reklamı yapıyor 5 kilo bal alını bir tane arsa bedava veriyor o bal alıyorsunuz çok basit bir şey yani bütün hazır ne kadar paketlenmiş gıda varsa hepsi de sizin
DNA'larınızı ve genetiğinizi bozuyor hepsi de istisnasız ama temel kaideyi bozamıyor ama dejenere ediyor deformasyon ediyor mesela sigara içenin DNA'sında sıkıntı var içki içenin DNA'ların da genetiğinde sıkıntı var vücut onu tekrar yerine getirebilmesi için üstüne efor sarf ediyor çabuk yaşlanıyor o yüzden dejenere oluyor içki içen bir kimseyle içmeyen bir kimseyi yan yana koyduğunuzda içki içmeyen kimse ondan daha genç daha diri daha içlevsel oluyor öbürkü içki içmiş dejenere olmuş deformasyon olmuş öbürkü sigara içmiş
bu haram helaldan daha farklı bir şey o haram eyvallah ama bunun normalde insani olarak insan vücudundaki zararları var genetiği bozuluyor o kimsenin normalde düşünün yani şu anda 27-28 yaşına gelmiş olan genç kızların doğurganlığı %40'larda doğurganlık olarak hepsinin tedavi görmesi gerekiyor tedavi görmeyen bir kimse doğuramıyor genetiğinde sıkıntı var çünkü DNA'larında sıkıntı var şu anda 30 yaşına 35 yaşına gelen erkeklerin doğurganlığında problem var sebep yediklerinden içtiklerinden genetikleri sıkıntılı bunu başardılar
biz hepimiz şimdi ne bana usta bana bir tane Adana kebap at söz bu ben bir Adana kebap yiyeyim yanında bir kola alayım ulan nerede görüldü Adana'nın yanında kola içildi Adana'nın yanında yiyeceksen ayran içeceksin başka bir şey içmeyeceksin onun yanında bir de diyeceksin ki kardeş kendini çalkaladın kendi yoğurdunu kendin yaptığın ayran var mı yok baba sen nasıl kebapçısın ya kebapçı dediğin kimse kendi ayranını kendi gider sütten yoğurdu yapar o sütten o yoğurttan da ne yapar ayranı yapar sen o ayranı içersin kebapın yanında
o ayranı kebapın içerisinde içersen o kebap sana ağır gelmez hafifçecik olur hiç zarar vermez sana sen o lahmacunu ye yanında o ayranı hiç bir şey yemiş içmiş gibi olmazsın ama sen o lahmacunu o kebapı ye yanında da bir tane kolayı götür göbek senden 10 santim önde gitsin kadına erkeğ bozuk DNA'ları efendim bir soru daha sorabilir miyim hadis-i şerifte diyor ki cinsel ilişkiden önce şeytandan Allah'a sığının ola ki o birliktelikten çocuk doğarsa çocuğa şeytan bulaşmasın şimdi buna benzer birkaç hadis daha var işte az konuşmakla
ilgili veya işte cinsel uzuvlara bakmamakla ilgili burada şeyi merak ediyorum bir insanın yaptığı bir şeyin o çocuğa anında geçiyor olmasının nasıl bir şey bu nasıl oluyor geçiyor manevi çünkü genini de etkileyebiliyor mu etkiliyor manevi etkiliyor şuradaydı efendim geçenlerde bir belgeselde ülkemizde daha doğrusu dünyada neredeyse en fazla 50 yıl sonra ve kuraklık yaşanacağından bahsediyordu en fazla 50 yıla kadar kuraklık yaşanacak ve susuz kalacağımızdan bahsediyordu ve bunun profesör en büyük nedenini ise dünyadaki
herkesin yani kadınların hızlı bir şekilde üremesine bağladı ürediğimiz için bu şekilde susuz kalacağımızı hatta böyle devam edersek bu sürenin bu zamanın daha da aza ineceğini söylemişti yani bunu büyük bir tehdit olarak görmüştü sizde su olarak bilemem ama ya da insanların üremesini bu kadar tehdit olarak görülebilecek bir sebebi var mıdır dünya üzerindeki Darwinistler bu tezi savunuyorlar Darwinistler diyorlar ki Darwinci teorisyenler bilim adamları hepsi de dünya nüfusunun hızla çoğaldığını dünyanın normalde bu insanlara
yetemeyeceğini o yüzden hastalıkların veyahut da savaşların olması gerektiğini bu hastalıklarda da savaşlarda da insan ırkının aşağı tabakasında olanların ölmesi gerektiğini yukarı tabakı olan entelektüel tabakanın canlı kalması gerektiğini o yüzden dünyanın böyle bir temizlenme yolundan geçmesini istiyorlar Türkiye'de de bunu savunan profesörlerimiz var bu dünya üzerindeki hegemonist Darwinist düşünce onlara göre 50 yıl sonra büyük bir susuzluk yani 30 yıl sonra büyük bir sıkıntı gıda ile alakalı ve dünyanın bu noktada
gıdasını ve suyunun mevcut insanlara yetemeyeceğini o zaman muhakkak 3. Dünya Savaşı'nın çıkarılması gerektiğini ve 3. Dünya Savaşı'nın çıktığında da burada önemli değil hangi dinden oldukları onların belli bir entelektörlüklerine yakalanmamış olan avam olarak gördükleri insanların bu 3. Dünya Savaşı esnasında hepsinde ortadan katledilmeli yok edilmeleri veyahut da değişik hastalıklar üretilip mesela bir hastalık üretilip Türkiye'nin 70 milyon nüfusu var Türkiye'ye o hastalığı yayaraktan Türkiye'nin nüfusunu 30 bine indirmek
30 bine indirirken de o hastalıktan kurtulmanın ilaçlarının çok yüksek parada olması belli bir yerlerde dağıtılması belli bir aşı olmasaydı o aşıya sahip olanların ancak yaşayabilmesi böylece de Türkiye'deki nüfusun örneğin 70 milyon nüfusun 30 milyona inmesi bu tip çalışmalar var dünya üzerinde bunu Darwinistler çalışıyorlar bunların denemelerini yapıyorlar mesela bize diyorlar ki bu sene şu grip meşhur olacak bu grip aşısını yaptıranlar bu grip türüne işte bulaşmayacaklar o grip aşısını bizim gibi 3. Dünya ülkelerine
satıyorlar bizde aman çocuklarımız ölmesin biz ölmeyelim bu aşıdan muhakkak faydalanmamız lazım deyip sır sıraya giriyoruz bütün hepimizde o aşıdan aşılanıyoruz onlar geliyorlar ölçüm yapıyorlar bu aşıları yapanlardaki durum ne DNA'ları ne kadar değişti genetikleri ne kadar değişti algıları ne kadar değişti diye gelip onlar yeniden arkadan 100 kişide 1000 kişide incelemeler araştırmalar yapıyorlar geri dönüşleri alıyorlar bunların denemelerini yapıyorlar biz mesela bu sene örneğin Türkiye bugüne kadar hiçbir sene yaşamadığı
kadar antibiyotik ve soğuk algınlı ilaçları sattı yok sattı depolar ve nüfus oranına göre yıllara göre en yüksek noktadaydı mesela bu ülke ekonomisini derinden yaralıyor hiç kimse bunun ülke ekonomisine ne zarar verip ne zarar vermediğini düşünmüyor insanlar hasta sağlıkla alakalı devlet politikaları sosyalleşmiş istediği ilacı yazdırıyorlar herkes hastanelerde kuyruk herkes de ilaç yazdırıyor habire herkes habire ekmek yer gibi ilaç tüketiyor herkes ama bunun sonuçlarını hiç kimse düşünmüyor veyahut da 18 yaşa kadar
çocukların doktor ve ilaç masrafları bedava ve bu olduğundan beri büyüyen çocukların hepsi de hormonlu çocukların hiçbir hastalığa hiçbir sıkıntıya karşı direnişleri yok direnmiyor çocuk küçücük bir soğuk algınıyla upuzun yatıyor şimdi koca koca insanlar ilaç kullananlar küçücük bir soğuk algınlığından upuzun yatıyorlar öyle değil mi hocam tam dahi tedavi edemediniz değil mi bu sene hastalıkları bu sene özellikle viral enfeksiyonlar çok fazla oldu onlarda zaten spesif tedavisi yok ona özel aşı geliştirirsen tedavisi
var o yüzden hiçbir tedavinin faydası olmuyor semptomatik yani o anki şikayetin örnek tedavi işte ağrısı varsa ağrısı kesmek ateşi varsa ateş düşürmek bekle ve gör yani yapacağımız çok fazla bir şey yok ondan sonra gelişen ikinci bir bakteri enfeksiyon varsa ona ancak spesifik tedavi verebiliyoruz onlar da tabi maliyeti çok arttırıyor hem virüse yönelik gereksiz antimetrik sonrasında da uygulanan daha yüksek dozda ve daha farklı kombinasyonla daha pahalı ilaçlar tabi ülke ekonomisini bayağı zorluyor tedavi başarıyı da düşürüyor eministten baskılıyor tedavi başarısı çok düşüyor çok düşüyor habire ilaç veriyoruz maalesef maalesef evet Allah razı olsun hocam geldiğimiz nokta bu ve poşetler dolusu ilaç içiyoruz ama tedavi olmuyoruz yine poşetler dolusu tedavi olmuyoruz bir şey daha sormak istiyorum özür dilerim küçük bir örnek vereceğim 2002'den itibaren antibiyotik olarak 5 tane adet olarak 5 tane antibiyotik içtiysem içtim 2002'den beri onu da o ameliyattan sonra bir antibiyotik verdiler ya bir antibiyotik verdiler ameliyattan sonra
evet işte ondan bir kutu verdiler 10 tane onun 5 tanesini içtim doktora da söylemedim içmedim diye antibiyotik sıfır bende şu anda hiç kullanmıyorum bakın hiç kullanmıyorum diyorum ağrı kesici hiç kullanmıyorum kullandım 2 tane ilaç kaldı onu da Fatih Hoca müsaade etmiyor bırakıyorum böyle zaman zaman bana illaki diyor ki işeceksin bunları Abdullah'la beraber ortak benim üzerimde baskı yapıyorlar bir diyoformin içiyorum bir de geçen o bir tane daha haf ilave ettiniz ya evet bir de onu içiyorum akşamdan akşama şimdi
bu kadar kesinlikle ve kesinlikle içmiyorum diş doktoru dişimi çekmek için antibiyotik verdi almadım dedi ki antibiyotik bitireceksin geleceksin ben hiç seslenmedim 4. 5. gündü antibiyotiği de almadım gittim dedim dişimi çek ilacını bitir dedi bugün çekiyorsan çek dedim ben hosesi geldim buraya sen dedim tedavi ve teşhis sende eğer sen çekmezsen başkasına çektireceğim dedim biz Hacı Tepeli'yiz de aldığımız eğitim bu değil hocam da biz ben çekemem de valla çek çeksen dedim çekmeyeceksen ben dedim başka yerde gideceğim
çektireceğim dişimi dedim uzun uzun kağıt yazmış bütün sorumluluk bütün şu bende diye ben imzaladım oturdum dedim çek dişimi morfini vurdu çekti benim dişimi dedim ya kendim çekeceğim ya gideceğim çektireceğim dedim ben böyle baktı komşu bizim yukarı dükkandan ya bu kadar mı hocam dedi valla bu kadar dedim bir şey çekilecekse çekilsin bitsin benim dedim canım darlanıyor çekti arkadan biten daha diş geliyormuş da o diş onun öndekini rahatsız etmiş arkadan bir tane daha diş geldi şimdi 58'den sonra kullanmayın ilaç ciddi ciddi söylüyorum
ilaç kullanmayın hastalıktan ölmez insan başını aradı at bir tane apranax öksürdün at bir tane agumentin kullanmayın ilaç sıfır son günlerde bu lgbt mevzusu gündemde bir şey durumunda insanlar onlara artık çok acıyarak bakıyorlar yani onların hormonlarının Allah tarafından öyle olduğunu düşünmeye başladılar ve bu birçok olduğum ortamda çok tartışma konusu oluyor geçenlerde de Nigara Hanım'ın bir paylaşımında hatta okumuştum böyle bir gen yoktur diye evet böyle bir gen yok bunu onlar da kabul ediyor ama şey diyor bu sefer de
hormon ama var böyle bir hormon var ve bu hormon Allah tarafından sonuçta onlara verildi enjekte edildi gibi görüyorlar şimdi bu acıtasyon içerisinde onlara acıyarak baktıkları için bu durumu savunmuş oluyorlar ve biz bunu şey yapamıyoruz doğru olmadığını Allah'ın lanetlediği bir şeye bizim yumuşak duygusal acıyarak yaklaşmamız mümkün değil kesinlikle değil ama bunu Ehli İslam bu şekilde ifade ediyor yani normalde kadın olsun onların sapkın olmalarını Allah emretmedi sapkın olun demedi Fuş Haram Hürriyet Gazetesi'nde
Ayşe Armağan o bilmem ne ciğerci var ya onunla röportaj etmiş kendisi söylüyor ben Taksim'de Fuş'a çıkıyordum diye çok zengin tekstilcinin çocuğu olursan çok zengin tekstilcinin çocuğu olursan selin ciğerci oluyorsun çok zengin tekstilcinin çocuğu olmazsan pavyonlarda çalışıyorsun sokaklarda çalışıyorsun niye acıtasyon olacak bunun o insanların bu hormonla doğduğunda tedavi olmaları gerektiğini söylediğinizde şey diyorlar mesela ya imkanı yoksa böyle bir şey yok hepimizde bu hormonlar var hepimizde de kadın hormonu da var
erkek hormonu da var erkeğin erkek hormonunu güçleniyor kadının kadın hormonunu güçleniyor fıtrayı bu neden diyoruz erkek çocuklarınızı erkek gibi yetiştirin kız çocuklarınızı kız çocuk gibi yetiştirin erkek erkek gibi yetişecek kıracak dökecek kırılacak dökülecek dövüşecek erkek çocuk erkek gibi yetişecek sen erkek çocuğun normalde üzerine kız kıyafeti giydirsen hadi ablasının bu ya giyiversin hadi bu büyük ablasının bunu böyle yapıversin dersen erkek gibi yetiştiremezsin ama biz çocuklarımızı evden dışarı çıkarmıyoruz ki
az önce hocam diyor ya güneş görmüyor yağmur görmüyor yürümek görmüyor birisi ona bir tokat vurmuyor onun hakkı yenmiyor hakkını nasıl savunacağını bilmiyor birisi topunu alırsa ağlaya ağlaya geliyor baba benim topumu aldılar kim aldı dedim topunu buradakınlar ben çıkardım silahı verdim ağzına git dedim ayağına sık da gel dedim bugün oynadığı topunum aldıran kimse yarın parasını aldırır ertesi gün karısını aldırır dedim ağlayıp durma dedim al şunu dedim 5 yaşındaydı bu aldı gitti roman çocuğu onların hepsi de mahallede
topumu verin demiş ben arkasından gittim bakıyorum hocam baba bir top için vurduracak mı be bizi sizden eşim yok dedim ondan eşim dedim yamalına sahip çıkmasını öğrenir dedim ya da ömür boyu baba benim topumu aldılar der dedim bulun gelin çocuğun topunu dedim vuracak mı baba bizi ya vuracak dedim biz oturduk dükkanın önünde bekliyoruz çocuklar topu dedim gördün mü gördüm ha böyle olacaksın dedim bu öğreti böyle sufi yok biz çocuklarımızı öyle yetiştirmezsek
şimdi daha iyi gördüm şimdi daha iyi birisi daha iyi laf attı iyi bayanlığını bozmadı yürüdü arkasından geliyor çak sustalıya çıkardı gel hadi bir adım dağıt dedi hadi bir adım dağıtsın namusu olmazsa hadi atsın bir adım daha geldi çak çizdi tabii namusu bir insanın namusunu koruması için ölürse şehit olur namusunu koruması için ölürse
şehit olur geldi bir adam dedi ki ben seninle evleneceğim seni şöyle yapacağım böyle yapacağım şöyle edeceğim böyle edeceğim dedi bir sürü sözler verdi ondan sonra olmuyor dedi ne olmuyor e olmuyor ben oldururum de ne oluyor bak bizim bayındırda normalde çocuğun birisi kadına demiş ki işte ben seni alacağım da şöyle yapacağım da böyle yapacağım da kadının halbuki bir iki evlilik geçti başından normal bir kimse bayındırda
onu gidip almaz kimse bayındırın öyle bir kötü ahlakı var ona bir sürü sözler vermiş ben seni alacağım diye iyi bir ay iki ay üç ay dört ay bekliyor kadın kendisini alacak diye bir duysan adam başkasıyla nişanlanıyor tabii gece geliyor yine arkadaş gece kuşu kadın yatırıyor yere benim namusum diyor seni vurur eğer yarın bana yıldırım nikahı kıymazsan seni vururum diyor sen böyle söz verdiğin için ben anneme söyledim enişteme söyledim şunu söyledim buna söyledim bir sürü söylemiş seni demiş vur o demiş ki valla billah
ben yarın yapacağım yarın oluyor ertesi gün oluyor iki gün oluyor üç gün oluyor arkadaş gelip gitmiyor ya ona bir hafta sonra üç tane kahve var böyle meydan üç tane kahvenin önüne geliyor şu diyor içerideki bilmem kimi çağırın bana o içeriden dışarı çıkmak istemiyor bağırıyor çık dışarı diye çıkıyor daha çıkarken daha güm vuramıyor kurşun denk gelmiyor ama patlatıyor ona doğru herkes duruyor ne oluyor o burada diye diyor ki böyle böyle böyle böyle yaptı bana diyor bir tanesi şikayet etmedi kadını bir tanesi şikayet etmedi
mahalleden demişler ki helal olsun bacı sana senin hakkın bu buna bir tekme tokat orada mahalleli sen bu kadını böyle kandırdın diye bir tekme tokat nişanlısına gidiyor haber bir başkasına gidiyor kaldı adam bayındırı terk etmek zorunda kaldı bak şunu hiç kimse unutmaz bir kimse kendi değerlerine kendisi sahip çıkacak koruyacak o zaman korumazsa kaybeder biz çocuklarımızı böyle yetiştirmiyoruz yoldan kadınlar geçiyor millet laf atıyor oğlum ne laf atıyorsun susuyor o kadının hoşuna gidiyor
ya da edebinden ona bir şey diyemiyor ya hoşuna gidiyor ya edebinden bir şey diyemiyor dönse ucundan değdirse bir düzen düzen kurulur öyleydi gençliğimizde değil miydi Erdoğan sen benden baya ufaksın kaçtısın 10 yılda neler değişti Türkiye'de efendim bir önceki konferanslarımızda mutlak kaderin insanın göz rengi annesi babası ölümü doğumu bunları söylemiştiniz bu noktada bir hadis-i şerifte peygamber efendimize Ebu Zer Gıfari Hazretleri geliyor diyor ki bana memuriyetlik istiyor diyor ki ya Ebu Zer sen iki kişiye dahi
baş olma diyor bu noktada benim de aklıma şu geliyor yani şu hadisi kutsu binaen diyor ki o ne söylediyse heva ve hevesinden söylememiştir Ebu Zer İki Fari'ye bağlıyor ümmeti bağlamaz yani bağlamaz yani yok kişi özel mi evet hadis-i şeriflerde bu çok önemlidir hadis-i şeriflerde bir kişiye özel kişiye münhasır olan şeyler vardır bir de topluma bütün müslümanları ilgilendiren hadis-i şerifler vardır bunu ayırt edemezsek biz o zaman sıkıntı yaşarız bu Ebu Zer'i Gifari'nin kendi husisi şahsi kimliği kişiliğiyle alakalı
Ebu Zer'i Gifari Hazretleri fervi hareket eden tez canlı toleransı olmayan hoşgörüsü olmayan ama böyle sert tabiatlı bir kimse tavizsiz 10 kişiyi idare ediyorsan toleransın olacak 10 kişiyi idare ediyorsan tavizin olacak 10 kişiyi idare ediyorsan hoşgörün olacak 10 kişiyi idare ediyorsan arkandakileri düşünmek zorundasın hani namaz kıldırana diyor ya arkanızda ihtiyarları yaşlıları emzikli kadınları çocukları olanları düşünün uzun ayet okumayın İslam'ın böyle bir şeysi vardır bütün kadınları ilgilendiren konular vardır
bir de bir tek kadını ilgilendiren bir konu vardır mesela hani kadının birisi kızın birisi geldi evlilik hukukunu sordu o evlilik hukukunda ona dedi ki ona dedi işte kocana itaat edeceksin hatta dedi yani bir cinsel itaat söyledi bir de dedi ki o bir tarafından irin çıksa o dese ki dedi em sen onu emsen dedi tükürsen onun hakkını yerine getirmiş olmazsın deyince kız dedi ki vallahi de evlenmem billahi de evlenmem dedi o zaman dedi ki bu kız dedi bu kız bu kızı dedi ailesine söyleyin bunu zorla evlendirmeye kalkmayın
bak onu geçerli bu anlatabildim mi yani onu zorla evlendirmeye kalkmayın diye o kız için geçerli yoksa başkaları için değil anlaşıldı o Ebu Zer'i gifareyi bağlıyor mesela sahabelerin içerisinde mesela Hz. Ebu Bekir Efendimiz'e demiş ya Ebu Bekir hiç kimseden hiçbir şey isteme demiş emredersiniz ya Resulallah demiş hatta demiş deveninin elindeki kırbacını da emredersiniz ya Resulallah demiş bir gün elinden Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in kırbacı düşmüş devesini ıhıldatmış inmiş kırbacını almış demişler ki ya Emir el-Mümin'im
bize söyleseydiniz o da demiş ki ben hem arkadaşım hem peygamberim hem sevgilim olan Muhammed'i Mustafa'ya biat ettim söz verdim hiç kimseden hiçbir şey istememeye diye demiş bunun kendisine bağlayan bir şey bu başka bir sahabeye demiş ki ayakkabının bağı düşse dahi demiş onun da ayakkabının bağı düşmüş demişler ki bir şey söyleseydim bana demiş özel husisi biat aldı benden hiç kimseden hiçbir şey istememeye diye demiş bu onunla alakalı aynı şey Ebu Zerri Gifariye'de demiş hiç kimseden hiçbir şey istememeye bana söz ver
ben de sana cenneti söz veriyorum Ebu Zerri Gifariye o da demiş ki söz veriyorum ya Resulallah bunlar şimdi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadretinin bir bireylerle bireysel olarak biatlaşmaları var bir de bir grup bir toplumla olan biatlaşması ve sözleri var bireyle alakalı olan şeyler bireyi ilgilendiriyor hani sahabeden bir kimse oruçla alakalı gelip söylüyor ya diyor ya sahabeye fazlasına gücüm yeter sen diyor ayın ortasında başında ve sonunda oruç tut fazlasına gücüm yeter pazartesi perşembe tut fazlasına
gücüm yeter o zaman bir gün boş bir gün dolu tut bu da Davut'un orucudur bundan fazla oruç yoktur diyor ona ama o sahabe ne diyor sonra diyor ki keşke peygambere biat etseydim kabul etseydim şimdi yaşım geçti bir gün boş bir gün dolu oruç tutmak diyor ağır geliyor bu o sahabeyi ilgilendiren onunla alakalı bir şey bütün ümmet bir gün boş bir gün dolu oruç tutacak diye bir kaydı yok o şahsah zaten normalde o hadis-i şeriflerdeki esbab-i nüzülün bilinmemesinin bir sebebi de bu mesela biz normalde hadis okurken esbab-i nüzülüne
bakmıyoruz bizde öyle kitap da yok şimdi mealcilik başladı ya mealcilik başlayınca şu olaydan bunu söyledi böyle bir hadiseden dolayı bu oldu biz onun o hadis-i şerifin geldiğini bilmiyoruz o hadis-i şerifi kes kopyala yapıştırıp biz onu namal etmeye çalışıyoruz sıkıntı bu efendim bu Ebu Bekir Efendimizin Peygamber Efendimizin söylediği bu sözü ölçü edinsek bize sıkıntı yaratır mı? bize sıkıntı? evde eşinden bir bardak su istemeyecek misin? yani sıkıntı hadi ya yemek hazır değil mi ya sofra hazır değil mi demeyecek misin? ya gömleğimi ben ya hazır gömlek var ben bunu giyecektim bunu ütüler misin demeyecek misin? bitti bağ çözüldü ya bizim nefsimiz biz orta Müslümanlarız ortadan da aşağıyız biz din kolaylıktır biz kolaylığı tercih edeceğiz kolaylığı anlatacağız insanlara bu Hazreti Ebu Bekir Efendimizin özel hali hani kendisi gün geçer üç gün geçer yemek yemez diyor biz üç gün açlığa dayanamayız
efendim yanlış noktada durmuşum efendim estağfurullah ben bir soru daha sorabilirim sor bu eşyanın hakikati manasında efendim yani bir soru soracağım inşallah da yanlış yerlere gitmez cahiliye devrininde müşrikler cahiliye devrindeki müşrikler lat menna uzatı hakiki manada sevebilselerdi Allah ulaşabilirler miydi onların ilah olmadığını onların değersiz olduğunu bilebilirler miydi efendim bu çok uçuk bir felsefi yaklaşım olur ben hayır demem ama çok buçuk bir felsefi yaklaşım olur bu şuna benziyor hani bir kısım ehli tasavvuf ve
müslümanlar kadınlar kendisini züleyha gibi görmek istiyor bu sefer işte züleyha ne yaptı öylesine sevdi öylesine sevdi sonunda yusufla evlendi ve dedi ki yusufun yatağını da yatmamaya başladı sonra yusuf onu davet edince dedi ki ey yusuf ben seninle Allah'ın emri olduğu için yatıyorum yoksa sen beni öyle bir sevgiliye buluşturdun ki artık senin güzelliğin beni cezbetmiyor bir bakıyorsun bütün kadınlar züleyha olmuş ve bir bakıyorsun bütün kadınlar işte bir mecnud arıyor leyla olmuş hani işte ben öylesine çok bir adamı
severekten Allah'ı bulamaz mıyım Allah Allah veyahut da işte bir erkek çıkıyor ki ya ben öyle bir leyla bulsam onu sevsem leyla leyla derken buldu mevlayı mevlanın aşkına yandı gidiyor ya yapamazsın sen neden bilinen dosdoğru bir yol varken mecnunluğe doğru gidiyorsun veya işte meşhur sorulardır ya bizim toplumumuzda hocam Hallâc-ı Mansûr Enel Hak derken neyi kastetti Allah Allah Hallâc-ı Mansûr Enel Hak derken gecede yüz rekat namaz kılardı sen gecede yüz rekat namaz kıl onun sırrına erişirsin diyorum ben Enel Hak
diyen kimse gecede yüz rekat nafile namaz kılardı virdiydi günlük virdi onu görmüyor kimse Enel Hak dediğini görüyor yani ama yüz rekat namazı görmüyor veyahut da bir kimsenin sufi hayatı var 20 yıllık 30 yıllık 40 yıllık hemen perdesi açılacak ona gözünü yemecek gördüm gidecek öyle yok kardeşim öyle ya teşekkür ederim eyvallah neydi dün akşamki soru la mekan'a nasıl ulaşılabilir Allah'ım ne kadar güzel dün akşamki soruydu la mekan'a nasıl ulaşılabilir yok neydi yok la mekan nedir nasıl ulaşılabilir nasıldı soruyu hatırlayan var mı
söyle dün akşamki soru aklımda kalan la mekan nedir nasıl ulaşılır efendim şimdi bugünkü sorularla alakalı aklıma birkaç soru takıldı da müsaadeniz olursa mikrofonu uzaklaştır biraz bugün konuşulan konularla alakalı birincisi eşcinsellik mesela normalde Hz. Ali'nin hükmüyle eşcinsellik uygulandığı zaman cinsel manada onların yakılmasına fetva vermiş günümüzde eşcinseller şimdi benim gördüğüm bir örnek üniversitede evet eşcinseldi ama cuma namazlarına gidiyordu mesela normalde dinen hükmü hani ölü hükmünde fakat cumalara katılıyor
şimdi bu kimsenin ibadet nezdinde herhangi bir Allah katında tam lanetlik bir iş yapıyor ama bir taraftan ibadet yapıyor bir değeri veya nasıl ifade edilir bir anlamı olur mu birinci soru her gün içki içenler çok cömerttirler çok büyük günah kebalileri olanlar bir taraftan böyle vicdanlarını tatmin etmek için bir ibadet ederler gösterirler bir de o ibadetlerini bu psikolojik bir saplantıdır mesela en fazla Allah'ı seven Bülent Ersoy'dur vurur Allah'ım benim diye çıplak göğsüne Allah'ı en çok seviyordur yani mesela işte
o insanlar günah bataklığına batar bütün Müslümanlar üçkağıtçıdır o namaz kılmıyor ama üçkağıtçı değil o içki içiyor ama bütün Müslümanlar rüşvetçi namussuz şerefsiz haysiyetsiz ama o çok doğru şimdi bu bizim yetişmiş olduğumuz ortamın ve hatta yaşadığımız ülkenin ne kadar fikirsel olarak aşağılarda olduğumuzu gösteriyor en dindarımız eşcinsel en muhafaza karımız eşcinsel nasıl kızabilirsin ona ya cuma kılıyor ya durduğumuz nokta bu yani çok affedersiniz
bilmem nerede fuhuş yapıyor mesle o ama zikir ehli nasıl zikir ehli basbayağı devamlı zikir yapıyor Allah Allah buna masumane bakacağız yani bu normalde bizim içimize öyle bir yerleştiriliyor ki örnek kim birisi öyle diyor bana ama bütün kapalıların sevgilisi var iyi diyorum senin bu haramı işlemene sebep mi yani bu bütün kapalılar dünyanın en aşağılık insanı olabilir sen de mi öyle olacaksın ben sana kapalılar böyle demiyorum ki kalıyor yani bu bir şey psikolojik bir dengeleme yani o eşcinsel ama cumaya gidiyor o eşcinsel
ama Kur'an'ı bir dinler bir dinler o o eşcinsel ama çok dua ediyor o ya nasıl kadar çok dua ediyor ama ne eşcinsel bizde bunu yerleştiriyorlar şimdi ama onun kalbi temiz ama namaz kılmıyor ama kalbi temiz ya bu bütün sakallılar var ya lanet adamların hepsi de ya benim sakalım yok ama ben temiz insanım sakallılar onların hepsi de gerili bu normalde buraya taşındı şimdi yani bir kimse ya kardeşim hırsız hırsızdır hırsızın kapalısı açığı sakallısı sakalsız olmaz hırsız hırsızdır fuhuş yapan fuhuş yapıyordur kapalısı açığı
dervişli derviş olmayan olmaz bitti haram haram işliyor haram haramdır birilerinin yapması senin haram işlemeni makulleştirmez haram mı bu haram bitti ne islam dinine göre bu haram mı haram kardeşim bütün herkese haram bu sen islam değilsen yapma e bütün sakallılar faiz yapıyor ben yapmıyorum dedim böyle baktı ver benim dedim alacağımı ben senden faiz mi istiyorum dedim kaldı bu neden onu söylüyor hani sana da ben faiz vereyim benim borcumu uzat ben faizci değildim dedim ver benim paramı ses yok faizci olsaydım öderdin zaten
dedim hala daha alacağım var üzerinden on yıldan fazla geçmiş bu adam bir de yani şeyde imam hatipte bursanın en iyi imam hatip hocalarından birisi arada arıyorum senede bir sefer senedi yırtmadım yırtmayacağım diyorum mahşere götüreceğim işte ödeyeceğiz de şöyle de böyle duyuyorum diyorum şurada şunu yapmışım burada bunu yapmışım burada bunu yapmışım benim parama sıra gelmedi mi diyorum yine aynı noktadayım diyorum ben namuslu şerefsiz haysiyetsiz sana küfreden sana zulmeden bir kimse olsaydım benim paramı öderdin
diyorum ama onun nazarında ben onun nazarında ne o bana kendisi söyledi bütün sakallılar faiz alıyor dedi kendisinin sakalı yok aha dedim bir tane almaya var sırf o lafından dolayı ben onu her sene arıyorum mesela getir benim paramı faiz istemiyorum senden diyorum benim paramı getir herkese helal ediyorum sana helal etmiyorum diyor şimdi bir kimse bir günah kebar işleyince herkes bu günahı işliyor canım veyahut da o günahı kebar çok büyük ya onun o gidip bir cuma kılaraktan onun örtümeye çalışıyor veyahut da adam gerçekten faizci
önüne gelene kol çeviriyor önüne gelen kol çeviren bir kimse camide en önünde duruyor evet oğlum benim terliklerimi getir oğlum benim şeyimi getir ne o havlımı getir abdest alacak adam bir abdest alıyor her tarafı ıslak bakıyorum ulan adam az önce kol çevirdi diyorum ya Allah'ım bu nasıl bir şey diyorum ya imam hatip mezunu o da bir de bana diyor ki hoca sen faiz almazsan batarsın diyor bir iki daha böyle bir şey yok gittim ben dedim mümin müminden faiz alırsa annesini kabe duvarın dibinde nikahlamış gibi olur hadisini okumadın mı
sen dedim imam hatip de okutmadılar bırak o hadisleri sen ya dedi aa tamam o zaman ama cumaya gidiyor böyle terlikler ayağında paçalar sıvalı cumada da böyle duruyor namazda tabi bahadır böyle hani böyle böyle duruyorlar ya yani böyle birisi bacaklarını böyle açıyorsa ya vahhabidir ya da iştir namazda erkekler böyle bacaklarını açıyorsa o böyle onun psikolojik bir problemlidir o böyle o hanefi değildir o o kendini aykırı gösteriyor bir daha eller böyle dövüşüyor namazda sanki Allah'a karşı kabadayılık yapıyor böyle
yok böyle ayakların açılması öyledir bizim toplumumuzda bir kimse bir günahı kebari işliyorsa o günahı kebari örtecek bir ibadet yapar gösterir kadınları toplar mevlüt okutur mesela normalde kasten orucu terk ediyordur millete iftar veririz biz evet teşekkür ederim efendim diğer sorum genlerle alakalı şimdi Amerikalı bir yazar bir kitap yazmış sadece içeriğine bakabildim ey dünya insanları hepiniz Türksünüz diye aslında da Meksikalı şimdi bu genler araştırılırken biz gen değişmez dediniz ya Hz. Adem'in ırkına bulabilir mi
insanlar neden diyoruz biz Adem Türktü diye evet şu an bilimsel olarak kanıtlanamadı ya ama ciddi çalışmalar varmış ben ciddiyim bu konuda yok ben size inanıyorum işte aldım yani diğer insanlara delil olması açısından Hz. Muhammed'i Mustafa İbrahim'in soyundan soyundan değil mi evet e İbrahim'in babası kim Hazar Türk o zaman İbrahim'de Türk İbrahim'in soyu nereye gidiyor Adem'e gidiyor biz bunu öğrendiğimizde 14 yaşındaydık daha şimdi yaş 58 millet bizim normalde 14 yaşındaki öğrendiğimiz şey insanlar yeni geliyorlar da
aramızda yaklaşık 34 sene var ama böyle ırkçı duruş yaptım bu en üstün ırk Türk'ün ırkıdır diyenlerden değilim ben ama sonuçta insanlar gelecekler diyecekler ki evet ya Türkler ayrı bir ırkmış gerçekten soyları ta Nuh'a Nuh'tan Adem'e dayanıyor diyecekler başka yapacakları bir şey yok mesela şu anda İsrail'ler araştırma yapıyorlar bunu ciddi olarak söylüyorum İsrail'ler normalde kendi araştırmalarında kendi kendilerini araştırıyorlar ve Yahudiler kendi kendilerini araştırdıklarını kendilerinin Türk olduklarını buldular
Yahudiler bizimle savaşırlarsa kendi ırktaşlarıyla savaşacaklar bunu buldular İsrail'ler bize dayatmaya kalkıyorlar ince ince siz Yahudisiniz diye biz diyoruz ki biz Türk'üz biz Yahudi değiliz sizler bizden ayrılıp sonradan Yahudileşen Türk ırkısınız ama Yahudileştiler Yahudiliği terk edip gelirlerse kabul ederiz sıkıntı yok ama gerçekten onlar Türk ve soyları onların ta orta Asya'ya dayanıyor batılıların orta Asya dedikleri bizim Türkmenistan Türk illeri dediğimiz yere dayanıyor o yüzden İsrail'ler hiçbir zaman Türklerle
savaşmazlar mağlubiyetlere haktır hiç kimse Türklerle savaşmayı göze almaz bizi içimizden birbirimize düşürler o ayrı mesele ama bizimle savaşmazlar biz çünkü benle savaşsınlar diye uğraşıyorum aslında bizim ülkemizin bir savaşa girmesi lazım ben savaşçı bir insanım derlenip toparlanması kendisinin ne olduğunu görmesi lazım şöyle bir güldür güldür bir taraflara gitmemiz lazım benim de kanım durmuyor durduğu yerde olması lazım değil mi hocam tabi biz böyle bir meydan meydan olmalı biz çıkmalıyız o yüzden normalde o araştırmaların
sonunda bak normalde onlar gelecekler gerçekten ilk defa burada söylüyorum size israel denilen o yahudi ırkı türklerden ayrılma ama sonradan onlar yahudileşmişler bakın yahudileşmişler ahlak olarak kültür olarak eğitim olarak yahudileşmişler bu enteresan bir şey teşekkür mesela türk ellerinde türk illerinde soy normalde kadından gelirdi önceler israel yahudi inancına göre soy şu anda kadından geliyor onlar da bizim türkillerinde bundan iki bin yıl önce üç bin yıl önce soy kadından geliyordu mesela bizde anne çok önemlidir
yani düşün devlet başkanı bir yere giderse yerine hanımı bakar bizim normalde islam öncesi kültürümüz budur anne önemlidir bizde islamda da anne önemlidir islamda der ki cennet analarının ayağının altındadır orta asya'daki aldığımız kültür ile aldığımız eğitimle islamın arasında çarpıklık yok ki neden türkler hızla kendiliklerinden müslüman oldular kılıçla müslüman olmayan tek ırk vardır türklerdir kılıçla müslüman olmamışlardır korkuyla olmamışlardır neden kimse bizimle savaşmayı göze alamaz çünkü bugün yendi gibi
görünür yarın biz onu yeneriz bugün dövmüş gibi görünebilir biz o biz onu döveriz evet efendim siyasal islamla alakalı da son bir sorun var bir yerde Mehmet Şevket Eygin'in ölümüyle alakalı bir tazi gibi bir şey yazmıştı sesini mikrofonu uzaktan tut bir sosyal mecrada Mehmet Şevket Eygin'in ölümüyle alakalı bir şeyler yazmıştım olumlu şeyler yazmıştım birisi okuyup çok uzun zehir zemberek bir mesaj yazmıştı bu gibi şahsiyetlerin MIT tarafından tutulduğu ve MIT'in siyasal islamla alakalı planlarının olduğunu evet yani böyle
iddialar olduğunu söyledi akabinde oy vermekle alakalı filan avamın islamda oy veremeyeceğini belli bir zümrenin vereceğini gibi detayları indi MIT'in böyle bir planı var mı hani bu halifelik Türkler'de denen konu mu bu MIT milli istihbarat teşkilatıdır bir planı varsa da biz onun planına uyarız evet bundan rahatsız şekilde hayır yani siyaya'ya mı uymamız lazımdı hayır tabii ki mosra'da mı uymamız lazım bizde böyle bir algı var yani MIT'e uymayalım kime uyalım kardeşim bana kime uyacağımızı söyle mosra'da mı uyalım
siyaya'ya mı uyalım m16'ya mı uyalım kgb'ye mi uyalım iran gizli servisine mi uyalım kime uyacağız biz ya bizde böyle bir algı oluşturmuşlar o MIT'ci aa iyi gayet güzel ya siyaya'yı olmasın MIT'ci olsun bırak ya MIT'e çalışıyor iyi mosra'da çalışmasın MIT'e çalışsın ne var bunda bunu böyle söylediğinde beni de MIT'ci yapıyorlar diyorlar ki o da MIT'ci iyi mosra'da değilim ya siyaya'yı değilim ya kimseyle görüştüm konuştum yok da beni kim sayacak da gelecek konuşacak ben neden ya normalde şimdi bizde böyle bir algı var
cenazeye gittim cenazede ondan sonra yani birisi için diyor ki o arkadaş MIT'e çalışıyor dedi böyle baktım sen mosra'da mı çalışıyorsun dedim böyle durdu şimdi bana döndü onun MIT'e çalıştığını ya mosra bilir dedim ya kgb bilir ya siyaya bilir onun MIT'e çalıştığını sen dedim mosat mısın kgb misin siyaya misin nesin sen yani ben öyle demek istemedim ama dedi ya ne demek istedin dedim ya ya MIT'e çalışan kimseye aşağıladın MIT'e çalışıyor diyerekten aşağıladın ya devletin memuru polis devletin memuru değil mi asker devletin
memuru değil mi maliyeci devletin memuru değil mi savcısı hakimi devletin memuru değil mi hocam devletin memuru değil mi devletin memuru hangi kurumda çalışıyorsa çalışsın ilahiyat takınlar diyanette çalışanlar çok böyle manevi de yani polis şeyde ne ol polis teşkilatında çalışan kimse manevi hiç manevi değil mi böyle bir algı mı var efendim siyasal islam konusunda da sıkıntıları var mesela islamın da sanki siyasi tarafında olmayacağı var islam komple siyasal islamın namazı bilen siyasi siyasetsiz dünya yok teşekkür ederim
saat 8 hakkınızı helal edin 9'da buluşacağız inşallah ederim

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi