Üstad Mustafa Özbağ

Gelibolu Mevlevihanesi Geleneksel İftar Programı - Sohbet - 12.05.2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Mayıs 2019 · 41:03

Programımıza başlamadan evvel, bizi bugün de yalnız bırakmayan, Gelibolu'nun ev sahibi, Gelibolu Kaymakamımız, Sayın Hakan Kılıçkaya'yı, günün anlama önemi için, hatırası için, hediye vermek için sahneye davet ediyorum. Buyurun Kaymakam Bey. Ve hediyelerini vermek üzere de, Üstadımız Mustafa Özbağ'ı davet ediyorum. Çanta. Hoş geldiniz.
Yok, estağfurullah. Kaymakam, siz bekletiyorsunuz. Bir şey söyleyeceksiniz mi? Sayın Kaymakamımızı sahnede bekletiyoruz. Yine gecemizin onur konuklarından, 2. Ordu Komutanımız, Kor General, Zekai Aksakallı Paşa'yı da, günün hatırası için, sahneye davet ediyorum. Buyurun Paşam. Buyurun.
Bir beraber fotoğraf alalım. Buyurun. Sayın Kaymakamımıza ve Paşamıza teşekkür ediyoruz. Hayırlı akşamlar. Selamun Aleyküm.
Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Hepiniz de hoş geldiniz. Ramazanınız mübarek olsun. Allah nece Ramazanlarda bir beraber olarak yaşamayı, bir ve beraber olarak bu ülkede, bu bayrağın altında, ebedi olarak evlatlarımıza iyi bir miras bırakmayı nasip eylesin. Bugün arkadaşlar burada çalışırlarken, bana bir fotoğraf attılar. Çok duygulandım o fotoğrafı görünce. Fotoğrafta böyle bahçeyi komple, masa düzenini çekmişler. Ama yukarıdan almışlar.
Orada da bayrağımız var böyle. Kendi içimden dedim ki, bu bayrağın gölgesinde Allah bu insanlara ebedi olarak yaşamayı nasip eylesin dedim. Bayraksız, vatansız, devletsiz, bizim çocuklarımızı ve ecdadımızı Cenab-ı Hak bırakmasın. Zürriyetimizi bunlarla haşır neşir etmesin.
Ebedi olarak bu ülkenin insanları vatansız, bayraksız, devletsiz kalmasın inşallah. Kıymetli dostlar, malum Ramazan ayı, Ramazan ayı denilince oruç, birlik, beraberlik, mutluluk, paylaşmak, kardeşliğin tesis edildiği bir ay. Ramazan ayı ayrıştıran, ötekileştiren, kısım kısım bölen, insanları birbirine düşman eden bir ay değil.
O yüzden Ramazan ayı, fakiriyle, zenginiyle, işçisiyle, patronuyla, memuruyla, müdürüyle, hepsinin bir potaya girip kaynaştığı bir ay. O yüzden Ramazan ayı, ümmeti Muhammed'in ve aslında tüm insanlığın birbirlerine kenetlendiği, birbirlerinin içine girdiği bir ay. Kıymetli dostlar, din, insanları barıştıran bir olgudur.
Din, insanları savaştıran, birbirine düşman eden, birbirine kin besleten, birbirlerine buğz ettiren bir olgu değildir. Allah, peygamberlerini ve peygamberlerinin üzerinden kitaplarını göndererekten, insanları bir beraberliğe, birlik ve beraberliğe, adalete, zulme ve zalimliğe karşı çıkmaya, bugünkü dille, emperyalizme karşı çıkmaya davet eder.
Ve din, insanların üzerinde bir baskı aracı, insanları ayrıştıran, insanları bölen, insanları birbirine düşman eden bir olgu değildir. Allah, insanların arasında adaletin, insanların arasında barışın, insanların arasında mutluluğun, insanların arasında hoş görünün, toleransın sahip olmasını ister. Allah, zalim değildir. Allah, asla zulmü ve zalimliği sevmez. Allah, ibadetleri emrederken dahi, hoşgörüyle, toleransla emreder. Ramazan ayını bize farz kılar. Geçmiş ümmetlere oruç farz kılındığı gibi, size de farz kılındı der. Ama, eğer o kimse yolcu ise, eğer o kimse rahatsız ise, hasta ise, oruç tutamayacak bir noktada ise, ondan orucu fasit eder, kaldırır.
Der ki, yolcular, hastalar, güç yetiremeyecek olan ihtiyarlar, hamileler, emzikliler, onların oruç tutmama ruhsatını verir. Ve der ki, Allah, zalim değildir. Allah, sizin kolaylığınızı ister, sizin kaldıramayacağınız bir yük ile yüklemez der. Böyle olmasına rağmen, Cenab-ı Hak kullarına karşı toleranslı, kullarına karşı müsehamakar, kullarına karşı adaletli dururken, ne yazık ki, insanlar, dini ve dini meseleleri, kendilerine rehber ediklerini söyleyip, dini, insanların üzerine bir tahakküm aracı, insanların üzerine bir ayrıştırıcı,
insanların üzerinde bölüp, pörçüleyen, insanları ötekileştiren bir şeymiş gibi sunarlar. Kıymetli dostlar, bu toprakların çimantolusu bellidir. Bu toprakların çimantosu, Allah sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ve insanların birbirlerine karşı olan muhabbetidir. Biz bu çimantoyu kaybetmemeye, bu çimantayı yok etmemeye çalışmalıyız. O yüzden böyle Ramazan ayı gibi kardeşliğin, muhabbetin, birlik ve beraberliğin daha da fazlalaşacağı zamanlarda bunu fırsat olarak görmeli, kardeşliklerimizi, dostluklarımızı, birbirlerimize olan yakınlıklarımızı arttırmalıyız. Bunu dini, Ramazan'ı, orucu ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir unsur olarak görmemeliyiz. Şimdi bu son dönemlerde artmaya başladı.
Sen neden oruç tutmuyorsun? O neden oruçlu değil? O oruçlu neden orucunu yedi? Kıymetli dostlar, biz Allah değiliz ki hesap soralım. Bunun hesabını Allah soracak. Şimdi Orta Asya'dan itibaren Türkler dini, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ehli beytinde ve aynı zamanda Hanefi maturidi ekolünde dini algılar, anlarlar ve yaşarlar.
Orta Asya'dan itibaren. Bu son dönem bizim içimize, ben böyle isimsiz konuşmayı çok sevmiyorum böyle şeylerde. Örtülü konuşmayı da sevmiyorum. İçimize husisi bir şekilde yetiştirilip, içimize serpiştirilen, selefi vahabi, İngilizlerin düzeneği olan, selefi vahabiler, bir kısım cemaatler, tarikatlar, Bunlar İngilizlerin düzeneğidir içimizde.
Onların içimize katıp, içimize katıp, oruçluyu oruçsuz'a, açığa kapalıya, dinini yaşamaya çalışan, az yaşamaya çalışanları düşman etme, birbirine düşürme, bu hızla devam ediyor. Kıymetli dostlar, dediğim maturidi çizgisi, hiçbir zaman emperyalistlerin işine gelmez. Maturidi çizgisi, bakın dikkat edin, hiçbir zaman emperyal güçlerin işine gelmez.
Çünkü maturidi çizgisi, akla, maturidici çizgisi, akla ve toleransa dayalıdır. Bir kimsenin namaz kılmamasını siz sorgulayamazsınız. Bir kimsenin oruç tutmamasını siz sorgulayamazsınız. Nasihat edersiniz, nasihat edersiniz, nasihat edersiniz. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimsenin dinini de sorgulayamazsınız. Nasihat edersiniz. Sen namaz kılmadın, küfür ehlisin. Sen oruç tutmadın, küfür ehlisin. Sen şunu yapmadın, küfür ehlisin. Sen bunu yapmadın, küfür ehlisin. Kim kaldı ya? Kim atasız? Bu maturidi, hanefi çizgisi değildir. Bu selefi, vahabi, İngilizlerin oyunudur. İnsanları birbirlerine düşürmek İngilizlerin işidir.
Amerika işin askeri, lojistik ve parasal destekçisidir. Bu kumpası kuran onlardır. Nasıl bu Suudi Arabistan'daki kral ve avanesini tanzim edip Osmanlı'nın bölünüp parçalanmasına sebep olup Osmanlı'ya arkadan vurulmasına sebep olduysa, aynı tezgahı şimdi Anadolu topraklarında. Bunlar, bunların son oyunları bunlar. Son tezgahları. Bu tezgahı, bu oyunu milletçe bozmalıyız biz. Din üzerinden oynanan oyunları milletçe bozmalıyız. Din üzerinden oynanan oyunları milletçe bozmalıyız. Ramazan'ı bahan edip, orucu bahan edip, namazı bahan edip, ibadetleri bahan edip, dinin içerisindeki olguları bahan edip, insanları birbirlerine düşüren, insanların birbirlerini ötekileştiren her şeye karşı çıkmalıyız.
Bizi dışarıdan yıkamıyorlar, bizi dışarıdan, içeriden yıkmaya çalışıyorlar. Bizi çünkü topuyla, tüfeğiyle gelse, bu millet bütün her şeyini bırakır, vatanını savunmak için, dün nasıl Antep'te, Maraş'ta, dün nasıl İnenü'de, dün nasıl İzmir'de, Ege'de, Denizli'de, Aydın'da, dün nasıl topyekün bu millet bu vatanı kurtarmak için, var gücüyle mücadele edip, şu heda şerbeti içmek için koşa koşa gittiyse, yine gideceğimizi biliyorlar.
Yine böyle gideceğimizi bildikleri için, içimizde en mahrem olan dinle giriyorlar. İki şeyle bizi birbirimize düşürüyorlar. Birincisi siyaset, ikincisi din. Bu iki şeyle biz birbirimize düşüyoruz. İki şeyle. Bu iki olguyla birbirimize düşmediğimiz müddetçe, bu millet Allah'ın izniyle ebediyen bu topraklarda yaşamaya devam eder. O yüzden Ramazan orucu birleştiricidir. Ramazan ayı birleştiricidir. Ramazan ayı ötekileştirici değildir. Ramazan ayı insanların toleranslarının arttığı, dualarının arttığı, ne bileyim tasaddukunun arttığı, ibadetlerinin arttığı, zikirlerinin arttığı bir aydır. Ramazan ayı insanların birbirlerini ötekileştirdiği, kardeşliklerini bozduğu, birbirlerine düşman olduğu, birbirlerinin ayağına çelme taktığı bir ay değildir.
O yüzden Ramazan'ı Ramazan gibi yaşamak, tevazu ile gösterişten uzak, şataattan uzak, şatafattan uzak, memleketin fakirini, fukarasını, dar gelirlisini düşünerekten yaşamak, eğer memlekette senin kapı karşındaki dar gelirliği, kapı karşındaki asgari ücretle geçinmeye çalışanı, kapı karşı sokağındaki, sokağındaki ekmeği bulamayan insanla, ekmeği bulamayan insanla, ötekileşmeden, bir ve beraber yaşama ayıdır.
Kıymetli dostlar, benim çocukluğumda bizim evimizin anahtarı yoktu. İlk tren girerdi kapıdan içeri. Ve biz, çok özür dilerim, şimdi kiler diyorlar ona, bizde dam vardı. Biz ona dam deriz. Ben İzmir'in Bayındır ilçesindenim. Millet girerdi, ihtiyacını oradan alır giderdi. Biz bugünlerimizi kaybettik. Şimdi, Ramazan ayı geldi. İnsanların sofrasında fukara olması lazım. Mahallesinde fukara olmayan insan, nereden sofrasına fukara oturtacak? Sokağında fukarası yok ki. Bizi get dolaştırdılar. İki trilyonluk eve sahip olanlar, bir bölgede yaşıyorlar. Beş trilyonluk eve sahip olanlar, bir bölgede yaşıyorlar.
Asgari ücretle yaşayanlar, bir bölgede yaşıyorlar. Belli bir ücret alanlar, bir bölgede yaşıyorlar. Birbirlerini görmüyorlar. Birbirleriyle selamlaşmıyorlar. Birbirleriyle merhabalaşmıyorlar. Birbirlerinin evlerinden habersiz, hallerinden habersiz bir hale geldik. Ve biz, belki de yıllar geçiyor, insanların evinde bir misafir yok.
Bu hale geldik. Biz şimdi Ramazan'ı yaşıyoruz. Ramazan'ı yaşarken, evinde bir fukarayı iftar ettiremiyoruz. Ramazan nasıl derinlemesine yaşayacağız? Ramazan'ı nasıl derinlemesine yaşayacağız? Yaşayamayız. Allah bizi affetsin. Ve o orucun maneviyatını tadamayız. O orucun derinliğine ulaşamayız. Oruç, direkt sevabının Allah'la kulu arasında olan bir ibadet. Ama o oruçlu, gözünde hep Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının tecelliyatını seyretmeli. Hep Cenab-ı Hakk'ın istediği hal ile hallenmeli.
Oruç, düşünebiliyor musunuz? Oruçla alakalı bütün her şeyde tasadduk da vardır. Oruç ayı, Ramazan ayı aynı zamanda tasadduk ayıdır. Zekatını verme ayı, sadakanı verme ayı. İnsanlara bir lokma dahi olsa yedirme ayı. Bu ülke çimontosu için çok önemlidir. Ülkenin çimontosu için çok önemlidir. Ülkenin birlik ve beraberliği için çok önemlidir. Senin devasa bir villan olabilir. Eğer o villanda fukaralara yemek yedirmiyorsan, o villanın hesabını Allah senden sorar. O villanın hesabını Allah senden burnundan fitil fitil getire getire sorar. Eğer sen iftarında bir fukarayı iftar ettirmiyorsan, Cenab-ı Hak senin o paranın hesabını burnundan fitil fitil getirerekten sorar.
Sen fukaralarla hayat yaşamıyorsan, onlarla beraber değilsen, Allah Resulü'nün yolunda değilsin. O dedi ki, El fahri fakri, el fahri fakri, el fahri fakri. Ben fakirlerle beraberim. Eğer Allah Resulü'yle beraber olmak istiyorsanız, fakirlerle beraber olacaksınız.
Allah Resulü'nün yolundan gitmek istiyorsanız, fakirlerin gönlünü alacaksınız. Allah Resulü'yle dost olmak istiyorsanız, fakirlere lokma yedireceksiniz. Hani Cenab-ı Hak Musa'ya dedi ya, Ey Musa, bir fakiri doyursaydın, beni doyurmuş olacaktın. Bir fakirin başını okşasaydın, bir yetimin başını okşasaydın, benim başımı okşamış olacaktın.
Bir hastaya ziyarete gitmiş olsaydın, Vallahi o hastanın yanında, önünde beni görmüş olacaktın. Beni ziyarete gelmiş olacaktın. Kıymetli dostlar, hiç olmazsa bu insanlarımız Ramazan ayında fakirlerle beraber olsunlar. Beş yıldızlı otellerde iftar edenler, Lüks salonlarda iftar edenler, Oralarda iftar programları düzenleyenler, Beş yıldızlı otellerin iftar programlarına katılanlar, Şöyle bir hayal etsinler, Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Zahirende sağ olsaydı, O zaten sağda, Zahirende sağ olsaydı,
O iftarlara gider miydi, gitmez miydi? Bir dönem beni Bursa'da bir siyasi partinin teşekkülü, İftara davet etti. İftara davet edenle tanıdık ağabeyimiz, kardeşimiz. Dedim, hay hay, davete icabet ederiz ağabey de dedim, İftar nerede? Dedi ki, hocam kervansarayda. Allah Allah! Dedim, ağabey, Dedim ne kadar? Dedi ki, kişi başına 60 lira. Ben husisi soruyorum. Ya sen dedi parasını düşünme, Sen bizim misafirmişsin. Dedim ki, Allah senin iyiliğini versin.
Parayı dedim, Mahsus sordum sana. Hz. Muhammed-i Mustafa, Zahirende ayakta olsaydı, Sizin bu iftarınıza icabet eder miydi, Etmez miydi dedim. Ses yok. Ağabey, Sorumu tekrar soruyorum dedim. Hz. Muhammed-i Mustafa, Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağa. Senin önünde yürüyor. Sen ona der miydin ki? Ya Resulallah! Kervansaray'da, Bu beş yıldızlı otelde, İftar var. İftara davet ediyorum. Bana dedi ki, Gelmezdi dedi. Onun gelmeyeceği yere, Beni neden davet ediyorsun dedim. Bu durdu.
Dedim, gelin, Bu iftar programını siz dedim, Şimdi, Bursa'nın Telefirik Mahallesi var. Varoş olarak geçer. Dedim, gelin, Bu iftarı siz dedim, Telefirik Mahallesi'nde verin. Masanızı, Sandalyenizi, Her şeyinizi dedim, Ben tanzim edeyim. Çalışacak olan arkadaşları da tanzim edeyim. Orada dedim, O fukara mahallede, Harika bir iftar verin siz. Ama dedi, Olmaz. Abi olmazsa, Ben gelemem, Hakkını helal et dedim ya. Kusura bakma dedim. Kaldı. Beş yıldızlı otellerde, İftar din değil. Akşam yemeği veriyorlar. Bu hale geldik. Geldiğimiz hal bu.
Onu, Önemli bir şeymiş gibi görüyoruz. Ramazanlar, Şatahat, Şatafat ayı oldu. Paylaşma ayı değil. Gösteriş ayı oluyor. Paylaşma ayı değil. Allah bizi affetsin. O yüzden, Ramazan'ı Ramazan gibi yaşayalım. Evlerde, İftarda fazlaca yemek yapmayın. Bir Müslüman ülkesi düşünün. Her Ramazan'da, Gıda fiyatları zamlanır mı? Az yenecek ya, Az yenilecek bir ayda, Gıda fiyatları, Et fiyatları artar mı? Artıyor bizde. Allah bizi affetsin. O yüzden, Ramazan ayını, Hz. Muhammed Mustafa'yı düşünerekten geçinin. Hani, Hendek Savaşı'nda aç kalmışlardı günlerde. Ebu Hureyre geldi, Bir tane taş gösterdi, Acım dedi.
Hz. Peygamber, Üç tane taş gösterdi ona. Dedi ki, Ben de üç gündür acım. Bunu düşünerekten oruç tutun. Oruç tutarken, Şehitlerimizi düşünün. Ben, Bu Gelibolu Mevlanesi'ndeki, Bizim, İftar programını, Allah biliyor içimdekini. Ben bütün şehitlere, Niyet ederekten yapıyorum bunu. Düşünebiliyor musunuz? Hayal edin. Atın, Açın Çanakkale Savaşı'nda, Asker nasıl oruç tutmuş, Nasıl iftar etmiş, Tarihi vesikalardan okuyun. Tarihi vesikalardan okuyaraktan, Burada iftara gelin. O şehitlerin, O vatan savunmasında duran, O Mehmed'in, Nasıl oruç tuttuğunu görün. Nasıl oruç tuttuğunu düşünün. İftar ederken de, Onu düşünerek gelin.
Bu Mevlevihaneye gelirken, Bütün şehitleri düşünerekten gelin. Bu Mevlevihane, Özel bir Mevlevihane. Burası özel bir yer. O yüzden, Bu topraklar, Özel bir toprak. Anadolu'nun her tarafı özel. Osmanlı'nın bıraktığı, Her toprak özel. Ama burasının, Ayrı bir özelliği var. Bu özelliği, Kalbinizde canlandırarak, Anlandırarak'tan yaşayın. Yoksa, Sema ise, Biz her yerde, Sema ederiz. Sohbet ise, Her yerde ederiz. Ama buranın, Ehemmiyetini ve özelliğini, Yaşayarak'tan gelin. Bunu tefekkür ederekten gelin. Şehitleri düşünün. Geçmişinizi düşünün. Geleceğinizi düşünün. Çocuklarınıza ne bırakacağınızı düşünün.
Vatanınızı, 50 yıl sonra, Kimler üzerinde dolaşacak? Bunu düşünün. Bunu düşünürken, Evlatlarınızı ona göre yetiştirin. Bunu düşünürken, Geleceğinizi ona göre kurgulayın. Hayat gelir geçer. Nefes gelir geçer. Nefes gelir geçer. Ama gelip geçmeyecek olan, Bir şeyler var. Gelip geçmemiş bakın. Bin yıldır gelip geçmemiş. Bu topraklardayız. Nice bin yıllar daha, Bu topraklarda olacağız. Dini yarın öğrenirsiniz. Dini 5 gün sonra öğrenirsiniz. Vatanınız olursa, Bayrağınız dalgalanırsa, Dini 10 yıl sonra da öğrenirsiniz. Vatanınız olmaz, Bayrağınız sallanmazsa, Dininizi asla öğrenebileceğiniz, Bir toprak parçanız olmaz.
Yaşayabileceğiniz bir toprak parçanız olmaz. Ben, Bu fakir 30 yıldan beri, Aynı şeyi söylüyor. Yaşayabileceğiniz bir toprağınız yoksa, Dininiz de yok olur gider. Dalgalanan bir bayrağınız yoksa, Yaşayabileceğiniz bir dininiz de yok olur gider. Bu, Vatansız din felsefesi, İngiliz soytarılarının işidir.
Vatansız din felsefesi, ABD bozması insanların işidir. Vatansız din felsefesi, İsrail güdümündeki, Südü bozuk insanların işidir. Vatansız din felsefesi, Kendisini, AB'ye, ABD'ye, İngiliz soytarısına, İsrail bozmasına, Satan kimselerin işidir.
Hamdolsun, Ne ABD'ye satarız kendimizi, Ne AB'ye satarız, Ne İngiliz soytarısına, Ne İsrail bozmasına. Bu vatan bizim hep beraber, Bu ülke bizim hep beraber, Bu bayrak bizim hep beraber, Öleceksek hep beraber öleceğiz, Aç kalacaksak hep beraber kalacağız, Mücadele edeceksek hep beraber mücadele edeceğiz, Yürüyeceksek hep beraber yürüyeceğiz, Mezhep, Meşrep, Tarikat, Şeh, İşte şu felsefe, bu felsefe bakmadan, Tek noktada birleşerekten yürüyeceğiz, Bütün Kürdümüz, Türkümüz, Lazımız, Çerkezimiz, Hiç önemli değil, Anadolu'nun rengi,
Anadolu'nun dokusu, Hanefisi, Şafisi, Maliki, Hanbelisi, Nakşibendisi, Kadirisi, Rufayisi, Anadolu'nun dokusu, Hepsi de bizim, Hepsi de biziz, Hepsi de bir vücut, Hepimiz bütün Anadolu olarak bir vücuduz, Hep beraberiz, Başımıza bir şey gelecekse, Hepimizin gelecek, Bir lütuf gelirse hepimize gelecek, Bir kahır gelirse, Hepimize gelecek, Bu komple teorisi değil, Yıllardan beri söylüyorum, Komple teorileri değil bunlar, Bunları hadislerden çıkarıyorum, Kendi kendime, Cenab-ı Hak lütfediyor, Yıllardır diyorum, Ülkemiz içeriden ve dışarıdan muhasara ediliyor,
Yıllardır söylüyorum bunu, Eski arkadaşlar bilirler, Son on yıllık bir sohbet etmiştim, Hadisler ışığında diye, Bakın, Elin gavuru, Geldi Kıbrıs'a 135 tane uçak indirdi, Bütün uçak gemilerini Akdeniz'e doldurdu, Dikkat edin, Çevremizi çepeçevre sarıyorlar, Bulgaristan'a üstler yapıyorlar, Yunanistan'a üstler yapıyorlar, Yunanistan'ı silahlandırıyorlar, Suriye'yi silahlandırıyorlar, Orta Doğu'yu silahlandırıyorlar, Etrafımızı çepeçepe çevreliyorlar, Diyeceksiniz ki, Ramazan gününde bu telaşın niye?
Üç yıldan beri, Beş yıldan beri telaşım var, Telaşım ülkem adına, Vatanım adına, Milletim adına, Bunu görün istiyorum, Biz dolara gözümüzü diktik, Dolar bugün kaç para oldu diye, Vatanın olmazsa dolar kaç para olursa olsun, Gözümüzü diktik patlıcanın kilosuna, Yemeyi ver ya, Annen baban kışın göbeğinde patlıcan mı, Onu gördü de sen şimdi patlıcanın otuz lira olduğunu düşünüyorsun, Yemeyi ver, İçmeyi ver, Geymeyi ver, Almayı ver, Evine bir fukara, Davet ettiğinde, Evindeki lüksü görünce, O kimse oturacak yer bulamaz,
Almayı ver, Vatanını düşün, Milletini düşün, Geleceğini düşün, Gör, Etrafın çepe çevre çevreleniyor, Gör, İçin çevreleniyor, Gör, Bak, Yezidiler kalkıştılar, Kan döktüler, Gör, Yezidiler kalkıştılar, Kan döktüler, Gör, Bir avuç vatan evladı, Kanını canını dişine takaraktan, Mücadele etti, Gör, Uyanık ol, Yarın bir daha olur, Bir sefer oldu, Bir daha olur, Bir sefer buna cesaret etti, Bir daha eder, Uyanık ol, Uyanık ol, Her daim, Bu noktada, Vatan sevgin,
Allah sevgin, Sana yol gösterir, Merak etme, Seni uyandırır, Allah bizi, Onlardan eylesin, Kendi kendime, Oruçla alakalı bir sürü, Ayet, Hadis hazırlamıştım, Cenab-ı Hak bu tarafa doğru yürüttü, Gelibolu'ya gelince, Damarlarım kabarıyor, Şuradan öteye gidiveresim geliyor, Allah ilahe, Allah Allah nidarlarıyla, Yürüyüveresim geliyor, Benim dedem rahmetli, Baba dedem, Her ağustos ayında, Böyle, Yunanistan'ı, Bulgaristan'ı, Hemen fetheder, Dönerdi, Hazırlık yapardı, Kendi kendine, O yüzden, Oradan mı kaldı, Nedendir,
Gelibolu'ya gelince, Şuradan ötesine ne kaldı, Diyorum, Allah Allah nidalarıyla, Gidiverelim diyorum, Kıymetli dostlar, Tabi bu, Gelibolu, İftar programlarımızda, Ayrı bir sevinç yaşıyorum, Tabi, Askeri, Bürokraside, Ve hukukta, Bu mesele, Nasıldır, Bilemem, O yüzden özür dilerim, Zat-ı halilerinden, Biz, Zekai paşamızı, Gıyaben çok sevmiştik, Allah biliyor, İçimizdekini, Komple hep dua ettik, Arkadaşlar bilirler, Şimdi, Bir yol hikayesidir, Ya her şey, Cenab-ı Hak, Burada bizim yollarımızı, Kesiştirdi, O yüzden, Bu yüzden de,
İçimde bir sevinç var, O sevinci de, Sizinle paylaşmak istedim, Allah kendilerinden razı olsun, Cenab-ı Hak gönüllerine ilham etsin, Doğruyu, İyiyi, Hakikati, Ve aynı zamanda da, Vatan ve millet sevgisini, Gönlünden eksik eylemesin inşallah, O yüzden, Bütün kardeşlerimizin, Ramazan ayını mübarekliyorum, Oruçlarını mübarekliyorum, Oruçlarımızı, Dilimizi tutaraktan, Tutmayı tavsiye ediyorum, Kardeşliğinizi pekiştirerekten, Ramazan ayını, Geçirmenizi istiyorum, Sofranızda, Fakir ve kufakaraların olduğu, Onlara da, Alçak gönüllüyle,
Tevazuyla davranıldığı, Bir Ramazan ayı, İnşallah, Cenab-ı Hak'tan, Niyaz ediyorum, Hepimiz adına, İnşallah, Vatanımızda, Memleketimizde, Nice Ramazanlar, Hür ve özgür bir şekilde, Yaşanır istiyorum, İnşallah, Biz, Birlik ve beraberliğimizi, Muhafaza ettiğimiz, Koruduğumuz müddetçe, Bunların olacağına inanıyorum, İnşallah, Cenab-ı Hak, İçeriden, Dışarıdan, Her türlü tehlikelerden, Vatanımızı, Milletimizi, Dinimizi, İmanımızı, Muhafaza eylesin, Korusun, İnşallah, Haklarınızı helal edin, Birazdan, Sema olacak, Semada,
Semada, Biz, Semayı zikirle, Yapıyoruz, Biz, Malum, Bunu böyle, Tekrar tekrar söylemem, Abes belki de ama, Bizim, Her şeyimiz, Bir ücret karşılığında değil, Ücretimiz yok, Sizden, Ücret isteyenlerin, Peşinden gitmeyiniz, Ayeti kerime, Sizden, Ücret, İstemeyenlerin, Peşinden gidiniz, Eğer bir kimse, Dini bir şey yaptığını söyleyip, Sizden ücret bekliyorsa, O din değildir, O ticarettir, O alışveriştir, Bunu böyle söylediğim için, Çok kızıyorlar bana, Hiç umurumda değil, Eğer birisi, Sizden din adına ücret alıyorsa, O din değildir,
Hiçbir peygamberler, Hiçbir peygamber, Ve bütün peygamberler, Karşılığında, Ücret almamışlardır, O yüzden, Semazen kardeşlerimiz de, Ücret alıp, Kaç para, Diye sema etmiyorlar, Allah, Diyerekten sema edecekler, Sizde oturduğunuz yerden, Allah, Deyin, Allah rızası için, Allah, Deyin, Toplu halde, İnsanlar Allah'ı zikrederlerse, Oradan af olmuş olarak, Kalkınız der, O yüzden, Af olmuş olarak kalkınız, Abdestli, Abdestsiz, Başı açıktı, Kapalıydı, Ocuydu, Bucuydu, Allah katında, Çok önemi yoktur, Allah, Zikredenle beraberdir,
Kim onu zikrederse, O da onu zikreder, Ayeti kerime, Hep beraber zikredelim, Hep beraber dağılalım, Dua edelim, Hakkınızı helal edin, Geceniz hayır olsun, Geceniz muharek olsun, Selamun Aleyküm, Sema'da buluşacağız inşallah, Alkış yok, Alkış yok, Allah razı olsun, Gerçekten alkış yok, Allah razı olsun,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi