mustafaozbag.org

Gazali'den Sorular 1 - Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 13.12.2025 ✔

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Aralık 2025 · 1:12:05

Uzbülillâhümüneşşeytanurracîm, Bismillahirrahmanirrahîm, Eftali zikrfâlemennâhu, La ilâh, ilâh, selamun eküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip, hakkı yaşayan ve söyleyen ve haykıran, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin,
nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti ayaklar altına alınıyorsa, nerede insanlara zulmediliyorsa, nerede insanların hakkı, hukuku çiğneniyorsa, bunları yapanların hepsinden Allah intikamımızı alsın, İsrail'i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin, bütün ümmet-i Muhammed'e özgürlük nasip eylesin. Amin. Bizim Hakan kardeş, neydi konu? İştahat mıydı? Imam Gazali, eyvallah.
Konu İmam Gazali'ymiş. daha önce iştahatla alakalı bir çalışma yapacağım dediydin. O devam ediyor o zaman. Evet. Malum nefes 1, 2, 3, 4 o nefes serisinin soruları Hakan Kardeş'e aitti. Ardından İslam'da siyasetle alakalı bir soru malzumesi daha oldu. Onu da Hakan Kardeş'le alakalıydı. Şimdi de konu Gazali'ymiş. İnşallah Gazali'yi konuşacağız. Kardeş sayfa? Yaklaşık 6, 7, 8, 9 sayfa var. 8 sayfa. İnşallah. Bu akşam o yüzden meslemi sohbeti yok. Gündüz bana mesaj çekmişti biraz gecikeceğim diye. Ben de beklerim dedim.
İnşallah biz şimdi Gazali'yi ucundan başlayalım. Şüphe duymayan hakikati bulamaz. İmam Gazali. Konu hemen belli oldu. Gazali. Bu defa soruyu uzun tutmayıp hemen konuya geçelim. Şüphe duymayan hakikati bulamaz. Önce şüpheden başlamamız lazım. Şüpheye baktığımızda çok kısım kısımdır da şüphe. Ama bir kimse hakikat arayıcısıysa o kimse muhakkak şüphe üzerinde yürümese gerekir. bir ilmi şüphe vardır. İlmi şüphe insanı araştırmaya ve insanı hakikate doğru yönlendirir.
Siz her bulduğunuz bu gerçek dediniz, bu hakikat dediniz şeyin üzerinde şüphe edersiniz. Onun dahadasına bakarsınız. Dahadasına bakarsınız. Biz buna ilmi şüphe diyoruz. Bir kimse örneğin herhangi bir konuda şüpheye düşebilir. O şüphesini izale etmek için araştırmaya başlar. Kesin o konuda kalbi mutmain oluncaya kadar araştırır. Kalbi mutmain olsa dahi ilmi şüphe sahibi yine der ki bunun bir de gerçeği başka türlü olabilir. Tekrar araştırmaya devam eder. Bir de şüphe vardır. Mesela işte dini termoloji olarak baktığımızda Allah'ın varlığıyla alakalı şüpheye düşer.
Mesela bununla alakalı araştırmaya girer. Mesela hadislerle alakalı şüpheye düşer. Bununla alakalı araştırmaya başlar. Bu tırnak içerisinde dini şüphecilik. Bu da normalde o kimsenin kendince hakikati bulmaya gerçeği bulmaya fayda sağlar. Her şüphe her şüphe psikolojik bir takıntı değil ise insanı doğruya doğrunun doğrusuna onun da doğrusuna götürebilir. O yüzden şüpheciliğe şüpheyle yaklaşmamak lazım. Veya şüpheciliğe kötü gözle bakmamak lazım. Aslında her düşünen insan biraz biraz şüpheci olması gerekir. O şüphesini izale etmek için bu seferde çalışması, gayret etmesi, mücadele etmesi, o konuda araştırması gerekir.
O yüzden hemen hemen ben böyle tanımlayabilirim bunu. Her şüphe insanı hakikate götüren bir binek gibidir. Eğer şüphe senin bineğin olursa sen onun kölesi olursun, o seni yönlendirir. Yok şüphe bu noktada senin bineğin olmaz da sen onu binek gibi kullanırsan seni hakikate götürür. Bizim toplumumuzda genel olarak insanlar şüphenin kölesidir. Yani şüphe ne yazık ki onun bineğidir. Bu insanı helaka götürür. Mesela adam oturduğu yerden eşinden şüphe duyar. Oturduğu yerden çoluğundan çocuğundan şüphe duyar. Oturduğu yerden yanındaki çalışandan şüphe duyar.
Bu o insanın psikolojisini bozar. Bu sefer o yanaşın biraz daha gel böyle daha buraya bu kadar da insan gelir kapının ağzı açılsın çünkü bayanlar geliyor gel gel yaklaş böyle yaklaş yanaş gel yanaş kımılda bakalım kımılda gel yanaş bir kalkın aya bismillah bayanlar değil yanaşın böyle şimdi boşaltın kapının ağzını iyice yanaşın sıkıştırın bakayım bir şimdi herkes bulunduğu yerde otursun kapının ağzı açık olsun her daim cuma cemaat olmayın ön taraf boş o daim dışarıda
kılcak yiyecek öyle olmayan inşallah şimdi o zaman şüpheye bakarken yani bir şüphe meselesine bakarken eğer şüphe nefistense o zaman o senin tepene bindi istediği yere seni götürüyor şüphe sen şüphenin askeri oldun yok şüphe senin askerinse o zaman seni hakikate götürdü iki şüpheye bakarken iki veçeden bakacağız şüphe o zaman normalde bizim askerimizse biz onun tepesine binelim bizi hakikate götürsün yok şüphe bizim tepemize binerse bu nefsane oluyor bu ilmi olmuyor o zaman o bizi nereye sürüklüyorsa oraya gideceğiz
onun da sonu Allah muhafaza eylesin helaktır evet şüphe duymayan hakikati bulamaz yani bunu zaten her ilim ehli her hakikat arayıcısı bunu kabul eder ancak kör cahiller bunu kabul etmez Allah bizi iyi eylesin İmam Gazali'yi nasıl biliriz Gazali'nin üzerinde çok araştırma yapılmıştır altında altında maddeler var ben böyle direkt gireyim konuya Gazali'nin üzerinde çok araştırmalar yapılmıştır birçok tezler yapılmıştır üniversitelerde işte böyle doçentlik tezi bitirme tezi şu tezi bu tezi Gazali'de şu Gazali'de bu Gazali'de şu
diye çok tezler yapılmıştır bir kimseyi değerlendirirken kendi zamanına göre değerlendirmemiz gerekir bir şahsı değerlendireceğiz ya kendi zamanına göre kendi zamandaşlarına göre değerlendirmemiz lazım şimdi biz buradan bakınca Gazali'yi değerlendirmemiz farklı olur mesela işte Mustafa Özbağ yaşadı öldü Mustafa Özbağ'ın zamanında Mustafa Özbağ'ı değerlendirmek lazım neler yaşadı neler gördü neler yaptı hangi ortamda büyüdü hangi ortamda İslami çalışmalar yaptı o zamanda değerlendirmek lazım bundan 50 yıl sonra Mustafa Özbağ'ı
değerlendirmek boş kendi zamanında ne oldu ne yaşadı ne gibi hallerden geçti hangi cenderelerden geçti buna bakmak lazım bir de çağdaşlarına bakmak lazım birileri trilyonları paylaşırken o ne yaptı birileri işte makam arabalarında dolaşırken o nerede dolaştı birileri değişik devlet kurumlarına belediyelere onlara bunlara yamalık yapıp kendisine nasıl bir hayat kurdu bunlara bakmak lazım dini geçim kaynağı mı yaptı kendi zamandaşları geçim kaynağı yaparken o ne yaptı kendi zamandaşları ayet ve hadisleri kaydırırken
hoplatırken zıplatırken o ne yaptı böyle değerlendirmek lazım gazali'yi de değerlendireceksek gazali'nin zamanını bilmemiz lazım mesela gazali'nin zamanda en büyük tartışmalardan birisi kuran mahluk mudur değil midir örnek en büyük tartışma budur gazali'nin zamanda gazali'nin zamandaki büyük tartışmalardan birisi o zaman için normalde islam dünyası yeni kapılarını dış dünyaya açmıştır örnekliyorum aristo'nun sokrat'ın eflat'un bütün kitapları çevrilip islam dünyasında okutulmaya öğretilmeye başlamıştır gazali o zaman
sokrat'ın eflat'un aristo'nun bu noktadaki kendi felsefesine cevap verme noktasındadır örnek gazali'ye nereden bakacağız o zaman felsefi açıdan mı bakacağız gazali'ye gazali'ye kelam açısından mı bakacağız gazali'ye hadis açısından mı bakacağız çünkü gazali'nin zamanında da normalde hadis gibi algılanan sözler ortalıkta dolaşmaktadır mesela gazali'nin zamanda tabiri caizse bir üniversite seviyesinde bir çalışma yoktur hemen hemen gazali o zaman için devlet onu bir üniversite kurulmasını ve başına da geçirilmesini ister
neye karşı devlet ona bir üniversite kurup onun başına geçirtirdi yani o zaman gazali'ye baktığımızda o zaman siyasi olarak baktığımızda devletin bir yamığı mevcut devletin mevcut devleti tartışmamız lazım o zaman onun bağlı bulunduğu devleti tartışmamız lazım bağlı bulunduğu devlet ne kadar İslam ne kadar değil İslam'ın hangi noktasında duruyor fıkıhı kelamı fıkıh ve kelam olarak siyaset olarak nerede duruyor buna da bakmamız lazım ama normalde şimdi halk olarak biz gazali'ye bakarken mesela Anadolu insanı gazali'nin
en meşhur ihyasına bakar ihya-i ölüm üttine bakar ihya-i ölüm üttine bakaraktan gazali'yi yorumlar peki ama gazali bir önceki gazali kendisini inkar eder nasıl inkar eder emevi camisinin minaresinin içerisinde kendisini kapatır iki yıl orada inziva eder iki yıllık inzivadan sonra bugüne kadar yazdığım bütün kitapları inkar ediyorum reddediyorum der ihya-i ondan sonra yazar şimdi o zaman ihya-i yazdığı zamanki gazali ile ihya-i dan önceki gazali'nin arasında fark var yani bu ama insan insanın normalde doğasına aykırı
bir şey değil bu aynı şeyi imam-ı azam der imam-ı azam der ki son iki yılım olmasaydı numanelak olmuştu o zaman imam-ı azamın önceki hayatıyla son iki yıllık hayatı demek ki bir fark var insan bu değişkenlik gösterir insan bu değişim gösterir insan bu kemale ermeye muktedirdir insan buna uygun yaratılmıştır bugün için kemal noktası farklı 20 yıl sonra kemal noktası farklıdır o kimsenin eğer ki o sünnet-i seniye üzerine gidiyorsa çünkü günü gününü müsavi olan zarardadır hadis-i şerif mucibince insan kemalata doğru yol yürürse
o kimse olgunlaştıkça olgunlaşır insanın fıtratı buna uygun bunun için yaratılmış çünkü o kemal noktasında yürüme olgunlaşma noktasında yürüme o yaratılışı fıtratı bu o yüzden gazali dediğimizde çok yönlü bir gazali çıkar önümüze bu biraz da hani arabinin kör ve fil metaforuna benzer hani getir bir tane köre körü filin bacağından tuttur fil neye benzer deyince sütuna benzer der hani işte hortumundan tutturursan hortuma benzer der ondan sonra kulağını tutturursan kepçeye benzer der göğsünden tutturursan der ki tepsiye
benzer arabi bunu normalde Allah'ı bilmede körlükle alakalı bu metaforu koyar o zaman bir kimseye bakarken biz de herhangi bir kimseye bakıyoruz onu bakarken biz kendimizce kendi algımızla onu biz değerlendiririz kendi algımızla kendi bilgimizle biz onu değerlendiririz algımız ve bilgimiz o kimsenin üzerine aslında bizim tanrımız olur ilahımız olur Allah bizi affetsin İmam Gazali'yi nasıl biliriz soru işareti devam etmiş soruyu soran kardeş İslam'da aklın üzerine beton döken özgür düşünceyi bitiren felsefeye neredeyse
düşman olan nakilciliği hediye eden biri mi yoksa sünni İslam dünyasının düşüncesinin en büyük mimarlarını İslam'a dair tüm kitaplar yok olsa geriye bir ihya kalsa yeterlidir dedirtecek kadar alim biri mi hepsine de evet hepsine de hayır hepsine de evet hepsine de hayır İslam'da aklın üzerine beton döken yani normalde Gazali aslında akılperestliği akılperestliğe karşıdır Gazali veya bir İslam alimi bir Sufi bir İslam alimi akla karşı gelmesi mümkün değildir akla karşı olmak insanın fıtratına karşı olmaktır akla karşı
olmak dinin özüne karşı olmaktır dinin fıtratına karşı olmaktır bu mümkün değildir mesela bir kısım Sufilerin aklı nakilden nakilden aşağı tutması aklı öldürmek değildir çünkü inanç söz konusuysa nakil öndedir akıl önde değildir akıl nakli anlamak için vardır akıl nakli yaşamak için vardır akıl nakli analiz etmek için vardır akıl nakilden iştahat çıkarmak için vardır akılsız iştahat iştahat değildir o nakli anlayacak olan yani vahiyi anlayacak olan çünkü vahiy
akıl sahiplerinedir düşünen idrak eden araştıranadır vahiy vahiy mesela düz akıl sahibi vahiyi anlamakta zorluk çeker ve bütün inanç sahiplerinin yüzde doksan dokuzu düz akıl sahibidir yani taklitçidir tahkidçi değildir ademden beri inanç sahiplerinin büyük bir çoğunluğu büyük bir çoğunluğu vahiyi analiz etmekten uzaktırlar vahiyiden iştahat çıkarmaktan uzaktırlar vahiyin gerçek manasını anlamaktan uzaktırlar bu ademden
itibaren bütün inanç sahiplerinin en büyük handikapıdır ve o yüzden insanların büyük bir çoğunluğu da imanın hakikatine ulaşmamış olurlar dikkat edin iman etmemişlerdir demiyorum imanın hakikatine ulaşmamışlardır çünkü insanlar vahyi kalbi akıl ve mevcut akıl süzgecinden geçirmemişlerdir ve peygamberlerin en büyük savaşları din sahipleri iledir bakın din sahipleri çünkü din Allah'ındır din Allah'ındır ama din insanları
kolay yönetmek için zalimlerin bir payandası haline gelir akletmeyen vahyi vahyi akıl süzgecinde akıl süzgecinde algılamayan zaten kalpleri çalışmamış körleşmiş insanların akılları da çalışmazsa bu sefer vahyi anlamaktan vahyi analiz etmekten vahyi yaşamaktan uzak kalırlar bu sefer o insanların önüne dini istismar eden değişik görüntüde insanlar çıkar ve o insanların akıl emniyetini ortadan kaldırır ve o insanlar doğru düşünemez doğru akledemez hale gelirler şimdi gazaliye baktığımızda gazali aklın üzerine beton
dökmez gazali mevcut kendi zamanındaki insanların ilerisinde konuşmalar yapar tirmizi gibi arabi gibi bu size şimdi tuhaf gelebilir siz gazaliye arabi cihetinden bakmazsınız mesela arabinin manevi silsilesine baktığınızda arabide gazalinin çok büyük etkisi vardır bu bütün herkese tuhaf gelir şimdi bu bu soruyu sorana da tuhaf geliyor şimdi mesela arabinin füsusunda fütuhatında bilhassa fütuhatında gazaliden çok alıntı vardır o çizgi hani arabi ondan sonra gazali gazaliden önce kendi onu bir silsiledir o
mesela o böyle bir zincirin halkaları gibidir o zincirin halkalarına baktığınızda siz arabiye gittiğinizde arkasında gazali gazaliye gittiğinizde arkasında kindiyi kindiye gittiğinizde kindiye gittiğinizde selefi görürsünüz ama selefin en büyük imamı kimdir imam-ı azamdır mevcut devlet sistemi onu şehit etmiştir şehit eden devlet kendisini islam olarak gösterir dikkat edin şimdi gazaliye baktığımızda islamda aklın üzerine beton örten döken bir kimse olarak görmüyorum ama normalde bunu böyle gören insanlar var mı islam dünyasında
evet bunu biraz kıskançlık olarak görüyorum gazaliyi anlayamamak olarak görüyorum mesela evet bütün islam uleması hemfikirdir bu konuda vahyi aklın önünde tutarlar dikkat edin vahyi aklın önünde tutarlar yani bu noktada siz hangi islam alimine sufisine giderseniz gidin vahyi önde tutacaktır yalnız bu vahyi önde tutmak bir kısmında çok özür dilerim bunu parantez içerisinde bunu başka türlü kelime bulamıyorum bağnazca vahyi önde tutar bağnazca vahyi önde tutanlara örnek Allah'ın insan gibi eli olduğunu düşünenler vardır
örnek bu bağnazca vahyi önde tutmaktır bunun gibi bu o yüzden ben normalde vahyi her zaman için aklın önündedir o esnada senin aklın vahyi anlamakta analiz etmekte onu böyle çözümlemekte onun normalde ne manaya geldiğini anlamakta zorluk çekebilirsin çünkü vahyi yani Kur'an sizin bildiğiniz noktada değildir hiçbir zaman yani Kur'an'ın çünkü bir görünen ayetlerin bir görünen yüzü vardır hadiste sabittir bu bir de görünmeyen batini yüzü vardır o yüzden bir kimse Kur'an ayetlerinin batini yüzünü göremez ise batini tefsirini
bilmiyor ise o kimse Kur'an ayetlerine bakarken zahirde kalır zahirde de kalınca tabirimi tekrar hoş görün bağnazca kalır orada bir bağnazlık görürsünüz orada bunda hemfikirim ama Kur'an'ın bir zahiri bir batın olduğunu Kur'an ayetlerinin farklı farklı cihetlerinin farklı farklı derinliklerinin farklı farklı yüksekliklerinin bakın farklı farklı yüksekliklerinin bir kelimenin çok farklı manalar içeride içeride bilmeyen bir kimse bilmeyen bir kimse evet Kur'an ayetlerine sadece zahiri noktadan bakar bu bazı noktalarda
bağnazlık çıkar orta yere ve o bağnazlığı gören akıl sahibi der ki işte bunlar der işte böyleler haklılar mı haklılar ama ama hiçbir zaman gerçek Kur'an ehli gerçek Kur'an ehli aklın üzerine beton dökmez bu mümkün değil çünkü siz herhangi bir ayet-i kerimenin batini veçesine baksanız o yine onun üzerinde bu derinleşmek ister artık bu şüphecilikten çıkar derinleştikçe derinleşmek yükseltikçe yükseltmek ister o zaman o derinleşmeyi o yükselmeyi o genişlemeyi algılacak olan idrak edecek olan kalbi akıldan sonra mevcut akıldır
çünkü kalbi akıl almış olduğu bütün bilgiyi bütün bilgiyi ilham da dahil buna mevcut akla hıfzettirir ve mevcut akla onu talim ettirir öyle olunca bir kimsenin normalde bu aklı reddetmesi mümkün değildir hatta o akıl o süzgeçleri toplar o vahyin tecelliyatlarını toplar ilhamın tecelliyatlarını toplar kocaman bir resim çizer o resmi çizerken de aklıyla çizer analiz eder analiz ettikten sonra tekrar bir soru işareti koyar acaba mı der acaba acaba dedikçe yeni bilgiler gelir çünkü o kimse bu sufi aklıdır bunu da kenara
not edeyim bu sufi aklıdır çünkü bütün hal geçicidir halin de içinde derinliği vardır sen o halde takılı kalamazsın bütün ilhamlar geçicidir ilhamın da bir derinliği vardır gelen her ilhamı sen alır kabul edersin ama seni o başka bir perdeye götürür sen onu başka bir perdede başka bir şekilde tekrar tecelliyatına ram olursun bu sufi aklıdır bu sufi kalbidir o zaman sufi kalbi ve sufi aklı her daim çalışmadadır her daim o işlemektedir her daim çalışmada işlemekte olduğu için birbirlerini de yani kalbi akıl normal aklı
beslediği için her daim çalışırlar her daim yeni resimler çizerler bozarlar böyle olunca normalde islamda yani sufice bu meseleye bakıldığında islamda aklın üzerine dökülmüş bir beton veya beton döken bir kimse olarak göremiyorum gazaliye ikincisi özgür düşünceyi bitiren özgür düşünceden anlayacağımız şey nedir biz özgür düşünce olarak anlayacağımız şeye bakmamız lazım özgür düşünceden ne anlamalıyız mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah'ın zatını tefekkür olarak görürüm yani bizim sınırımız Allah'ın
zatını tefekkür etmekte kalır öbür öbür türlü biz normalde özgür düşünce noktasında kendimce başka bir sınır tanımam ben istediğim gibi düşüncemi çalıştırabilirim bilgim dairesinde ama gazaliye baktığımızda gazaliye baktığımızda yani normalde ben oturup ihya'yı komple okumuş bir kimse değilim yani ihya'nın içerisinde baktıysam üç beş meseleye bakmışımdır ama hani diyeceksiniz ki sen bir gazali uzmanı mısın değilim ama ve lakin ben bildiğim kadarıyla gazalinin özgür düşünceye kilit vurduğuna dair bir ibare rastlamadım
belki de gelecek sayfalarda onunla alakalı böyle bir şeye tespit edildiyse onu da üzerinde analiz edeceğiz felsefeye neredeyse düşman olan ben gazali'yi felsefe düşmanı olarak da görmüyorum neden görmüyorum yani felsefeye düşman olmuş olsa oturup da tehafetül felasifeyi yazmaz felsefecilere cevap olarak gazalinin meşhur tehafetül felasifesi vardır yani Türkiye'deki felsefecilerin dahi zor anlayacağını zannediyorum onu benim diyen felsefeci tehafetül felasifenin içerisinden çıkması zordur hani felsefecilere cevap
diye sonradan bir eser daha duydum geçenlerde bir kardeş yazmış bana felsefecilere cevaba cevap diye bir eser bakmadım ona hiç ama gün o günlerde yani gazalinin zamanında sonuç olarak eski eski yunan adistokrasisinin felsefesini çöpe atmıştır gazali belki de gazali belki de dedim buna normalde o zaman için yunan felsefecilerine cevap verirken çok sert üslupler kullandı felsefe düşmanı olarak görülebilir ama düşman olmuş olsa kökten reddederdi cevap yazmazdı cevap yazmış aslında bakarsan o da selefini takip etmiş selefi kim
kendi sonuç itibariyle bir kimse bir şeye cevap verecekse onu düşman hissiyle yaklaşıp kinle ona cevap veremez yani onunla iletişim kurması lazım iletişim kuraraktan anlayıp ona öyle cevap vermesi lazım nakilciliği hediye eden birimi ona bakacak olursanız bütün dinler naklin üzerine kuruludur nakli reddetmeniz mümkün değildir nakli reddederseniz dinin özü mözü kalmaz hepsini reddetmeniz gerekir çünkü bütün dinler nakilden ibarettir yani ilahi kitap olarak nitelendirdiğimiz kuran incil tevrat zebur veya diğer peygamberlere gelen
sahifelerin hepsi de nakilden ibarettir nakilden yani Allah gökyüzünden bir kitap indirmemiştir veya filanca mağaraya bir kitap koydum gidin oradan alın ona tabi olun dememiştir peygamberlerin kalbine vahiy gelmiştir Cebrail Aleyhisselam tarafından ve peygamberler de gelen vahiy nakletmişlerdir inananlara o yüzden bütün dinlerin özüdür nakilcilik siz kuran dahi bir nakildir bakın kuran dahi nakildir siz o yüzden söz konusu olan din ise nakli inkar edemezsiniz hatta söz konusu olan felsefe ise siz yine nakli inkar edemezsiniz
bakın felsefe ise yine nakli inkar edemezsiniz ve geriye doğru döndüğümüzde yazının ne zaman bulunduğunu bilmiyoruz hani tarihsel olarak çünkü Adem Aleyhisselam yeryüzüne indirildiğinde yazmayı okumayı biliyordu cahil değildi ve elinde on emirle indirildi sayfayla indirildi o yüzden Adem Aleyhisselam okuması yazması olmayan cahil bir insan değildi eşyanın hakikatine vakıftı varlığın hakikatine vakıftı öyle olunca o da nakilden ibarettir bütün dinler nakilden ibarettir nakli inkar etmemiz mümkün değil yoksa Sunni İslam
dünyasının düşüncesinin en büyük mimarları mimarları mı öyle değil mi mimarları mı normalde şimdi evet İslam dünyasında bu tip hani yüksek kapasiteli insanlar zaman zaman çıkmıştır aslında bu açıdan bakarsan bu da hadis-i şerifte mevcuttur her yüzyılda bir ne gelir efendim müceddit gelir müceddit nedir dini anlayışı yenileyen bu İslam'ın fıtratında doğasında var olan bir şeydir o yüzden gaza bazı dönem dönem böyle daha yüksek kapasiteli insanlar çıkar alimler çıkar üstadlar çıkar bunlar dinin yeniden anlaşılması veya
yeniden idrak edilmesi veyahut da kendi zamanlarındaki hastalıklara hastalıklara cevap verme açısından önemli bir şeydir gazali de bu şahsiyetlerden birisidir o yüzden en büyük mimarlarından birisi olarak tanımlayabiliriz ama en büyük mimarı dersek o öyle değil çünkü her şahıs kendi zamanında değerlidir kendi zamanında sebep çünkü insanların algısı değişir insanların kemal derecesi değişir insanların bilgi derecesi değişir böyle olunca geçmişteki bir kimsenin bilgisi bugünün insanına göre köhneleşmiş değerini yitirmiş
olarak görebiliriz çünkü İslam'da değişmeyen bir tek hukuktur hukuk İslam'da hukuk değişmez diğer müteşabih ayetlerde algı anlayış hepsi de değişmeye hazırdır aslında da değişmesi gerekir mesela iştahatların da değişmesi gerekir iştahatların da yeniden iştahada ihtiyacı vardır bunun altını çizerekten söylüyorum ama hani müteşabih algıların da değişmesi gerekir ki İslam bu konuda kendisini yenileyen bir dindir neyle yeniler işte yüksek kapasiteli alimlerle sufilerle ne yapar İslami düşünce kendisini yeniler İslam'a dair
tüm kitaplar yok olsa geriye bir ihya kalsa yeterlidir dedirtecek kadar alim birimi bu da normalde zaman zaman evet bu ibare değişik yerlerde okuyorum bunu hani böyle bir gazaliciler takımı vardır İslam dünyasında bunlar böyle zaman zaman bunu söylerler hani bütün kitaplar yok olsa ihya bütün kitap bütün her şeye yeter diye böyle ihya statüsünde İslam dünyasında çok kitap vardır bakın çok kitap vardır o yüzden bunu sadece hani gazalinin üzerine oturtturmak diğer alim diğer fazıl diğer kemalermiş insanlara haksızlık
yapılmış olur o yüzden İslam dünyasında zaman zaman böyle parlak insanlar çıkmış kalbi parlak aklı parlak fikri parlak zikri parlak bunlar günün hastalıklarına deva sunmuşlar eyvallah İmam Gazali öğretisinin İslam toplumlarındaki egemen sınıf ve güçlerin elinde nasıl bir ideolojik yönetim aygıtı haline geldiği ve bir üst yapı kurumu olarak ideolojinin Doğu İslam toplumlarında devletin toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır şimdi bu sohbetin başında dediydim ya hani Gazali sonuç olarak devletin
atadığı bir profesör gibidir hani bugün normalde mesela devlet bir şeye bir rektör atıyor ya bir üniversiteye Gazali de Selçuklu tarafından atanmış bir rektördür Selçuklu zamanına baktığımızda Selçuklu'nun dönem dönem hem içsel problemleri vardır hem de dışsal problemleri vardır mesela değişik isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştır ve isyanla uğraştığı kesimlerin bir kısmı kendisini dinde otorite görendir mesela kim vardır esrarı içip İslam devleti kurmaya çalışan kimdi haşhaşile şimdi Selçuklu
haşhaşilerle uğraşır Selçuklu bu tabirime hoş gelin İslam dünyasının Hz. Ali Efendimiz'den beri uğraştığı bir klik vardır kim? hariciler Gazali haricilerle de uğraşır Gazali haşhaşilerle de uğraşır Gazali o günkü İslam dünyasının kendi içerisindeki İslam akaidine uymayan topluluklarla da uğraşır hurufçular vardır bir tarafta batiniciler vardır bir tarafta Şia'nın kendi içerisinde değişik kolları vardır Fatımacılar vardır bir tarafta bir tarafta kendisini saklamış İslam'ın içindeymiş gibi görülen Yahudi klikler vardır
bildiğiniz Yahudi klik yani bugünkü sebataycılar gibi böyle Yahudi klikler vardır mesela Şia'nın içerisinde Şia'nın içerisinde bakın Şia'nın içerisinde yani gerçek Şia'yla sonradan hani deforme olmuş Şia'cılığı ayırırım ben mesela İmam-ı Cafer'e söyleyecek hiçbir sözüm yoktur İmam-ı Cafer'yle Şia'cıları ayırırım çünkü bunlar çok geniş meseleler tarihi bir meseleler ben kendimce ayırırım yani ben Arabi'yle Arabicilere ayırdığım gibi Hz. Mevlana'yla Mevlana'cılara ayırdığım gibi ayırırım İmam-ı Azam'la Hanefeleri
ayırdığım gibi bazen derslerde diyorum ya herkes İmam-ı Azam'a ben mezheptekim İmam-ı Azam değilsin Hanefi değilsin sen diyorum o şaşırıyor sen Hanefi'ysen zulme boyun eğemezsin sen Hanefi'ysen zalimlere boyun eğemezsin sen Hanefi'ysen sen mümkün değil senin duruşun bu noktada olmaz İmam-ı Azam Emevilerin Emevilerin yıkılmasına fetva veren insandır siz bugün Cuma namazını Emevilerin tarif ettiği gibi kılıyorsunuz Peygamberin tarif ettiği gibi değil bakın bugün Cuma'nın kılınış sıralaması Emevilere aittir sen Hanefi'yim
dediğinde önce Cuma'dan başlayacaksın diyeceksin ki Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin Cuma'yı kılınış kılma sıralaması bu değil ya önce namazı kılacaksın sonra hutbeyi okuyacaksın sen önce namazı kılıp sonradan hutbeyi okumuyorsan sen Emevilerin kıldırdığı Cuma'yı kıldırıyorsun bana Hanefi misin evet gel önce Cuma'dan başla gel önce Cuma'dan başla Hanefi misin evet sen hutbeden para dilenemezsin Hanefi misin evet sen namaz kıldırmaktan dolayı maaş alamazsın Hanefi'yim deyip de çıkmak yok öyle bir şey
şimdi bunun gibi yani Gazali'ye baktığımızda Gazali siyasi çalkantıların fikri çalkantıların ilmi çalkantıların akidevi çalkantıların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse şimdi Gazali'ye baktığımızda Gazali'de siz şimdi o günün çerçevesindeki Kur'an sünnet çizgisinin dışında ne var ise Selçuklu'nun hem içerisinde hem dışarısında bunlar cirit atmaktadır Selçuklu hiç olmasa iç organizasyonu elinde tutabilmek ve bu dış şimdi mihrak deniliyor ya bu dışarıdaki bu operasyonların içeride ilmi noktada kol gezmesin
diye medreseyi kurar medresenin başını medresenin başını da Gazali'yi getirir ve Gazali'nin işine karışmaz der ki sen burada Kur'an sünnet mücadelesi ver akideyi sağlam tut maaşı da neredendir Selçuklu'dandır bunun da altını çizeriz akçe neredendir Selçuklu'dandır yani devlet akçesi iledir şimdi bunun normalde Hanefi değişti adı var mıdır evet çünkü devlet tebaasının dinini korumakla mükelleftir devlet tebaasının aklını korumakla mükelleftir devlet tebaasının namusunu korumakla mükelleftir devlet tebaasının canını
korumakla mükelleftir devlet tebaasının malını korumakla mükelleftir şimdi bu açıdan baktığımızda devlet şunu yapıyor Selçuklu Devleti diyor ki tebaanın dinini korumam lazım kime karşı hurufçulara karşı batıncılara karşı kime karşı fatımacılara karşı kime karşı zerdüşlere karşı kime karşı bu yukarı mezopotamya yahudileri vardır bu yukarı mezopotamya yahudileri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar toplumun içerisinde kendilerini göstermezler bu toplumun içerisinde mesela normalde dünya üzerinde devlet olarak en fazla
yahudiye sahip olan devlet kimdir şimdi diyebilirsiniz rusya öyle değil mi diyebilirsiniz türkiye diyebilirsiniz neresi iran diyebilirsiniz neresi azarbeycan diyebilirsiniz neresi dağistan mesela hazer yahudileri vardır hazer yahudileri fıratla dicre'nin arasında bağdat'tan tutun bağdat'tan tutun daha aşağıdan hatta yukarı türki cumhuriyetlerinin içerisine kazakistan'a türkmenistan'a türkistan'a kadar gider onlar bunlar hazer yahudisidir bu hazer yahudileri asla kendilerini meydana çıkarmazlar bununla profesör veli var ya
neydi yalçın küçük özür dilerim yalçın küçüğün muhteşem araştırmaları var doğrudur yanlıştır eksiktir fazladır işin orasına girmiyorum yalçın küçüğün hazer yahudileriyle alakalı araştırması vardır bunlar da kendilerini kendilerini türk olarak görürler böyle bir alt çizgi olarak daha önce de size söylemiştim mosat'ın böyle bir çalışması var türklerin yahudi olduğuna dair kapattık parantezi şimdi gazalinin dönemi böyle bir çalkantılı bir dönem hem içeride hem dışarıda hem siyasi çalkantılar var hem askeri çalkantılar var
fikri çalkantılar var akidevi çalkantılar var felsefik çalkantıları var bunların içerisindedir gazali gazalinin bunlardan etkilenmemesi mümkün mü mümkün değil etkilenmiştir de sonuçta bunlara cevap yazarken de kendince bunlara inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır ve o yüzden normalde şimdi doğu islam düşüncesinde burada toplumlarında devletin toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde evet gazali insan ve devlet ilişkisinde devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir bu benim kendi
tespitim bunu eksik yanlış görebilir bir kimse çünkü benim en büyük bu konuda çok titizlikle durduğum bir şey vardır sen kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın ya Ebu Zerif Gifari gibi kılıcın boynundadır kılıcın boynundadır kimsenin ekmeğini yemiyorsan o zaman tabirimi hoş görün bütün eee Hazreti Osman Efendimiz'den tutun da sahabe de tabirimi hoş görsün kılıcın boynundaysa Hazreti Osman'a da gider yaparsın kılıcın boynundaysa Muaviye'ye de gider yaparsın kılıcın boynundaysa yaparsın kılıcın boynunda değil de
seni birisi gırtlağından tuttuysa o zaman seni gırtlağından tutanın kılıcını sallarsın bunu bir kenara koyun bir analiz Gazali sonuçta devletten maaş alan bir alimdir Gazali yalnız İhyay yazdığında devletle olan ilişkisi bittiği zaman yazmıştır bunu da kenara bir not olarak alın böyle olunca evet Gazali'nin veya Gazali'den önceki Abbasilerin ve Emeviler zamanında da insan devlet ilişkisinde bir kısım alimlerin hatta sahabelerin bunları da koyalım içerisinde bir kısım sahabelerin devletin yanında saf tuttuğu görülmüş
bir şeydir mesela işte Muaviye'nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz bakın Muaviye'nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz Yezid'in yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz Hz. Hüseyin Efendimiz'i orta yerde bırakan sahabeler görebilirsiniz canımızı acıtan şeylerdir bunlar canımızı acıtan şeylerdir ama ashabım yıldızlar gibidir sözünden dolayı dilimizi uzatamayız bir şey de diyemeyiz açık açık konuşuyorum ama zaman içerisinde zaman içerisinde bütün devlet erkanının ve devletlerin kendilerine meşrutiyet
sağlaması için bazı din adamlarını din alimlerini etraflarında tuttukları bir vakadır Firavun'un yanında din adamları vardı Nemrut'un yanında din adamları vardı bildiğiniz din adamları vardı yani İsa'nın peygamberliğine karşı çıkan din adamları idi bir kısım Beni İsrail peygamberlerin öldürülmesine fetva veren ve öldüren grupların içerisinde bulunan din adamları vardı Bunlar mevcut devletlerin yanında saf tutmuş kimselerdir Yahya Aleyhisselam'ın öldürülmesine fetva veren din adamları idi Bunlar farklı şeyler değildi
Şimdi Gazali de o gün için devletin maaşıyla tabiri caizse rektörlük yapan bir kimse O yüzden ama genel olarak mesela Gazali de Türktür kendisi Şimdi burada toplumların kavimlerin karakteristik özellikleri çıkar meydana Mesela biz İngilizlerin deyimiyle konuşacağız Orta Asya dediğimiz bu İngilizlerin deyimidir Orta Asya Onlara göre Orta Asya'dır çünkü Onlara göre Uzak Doğu'dur İngilizler bu isimleri koymuşlar Biz de o isimler üzerinden yürüyoruz Biz şunu diyemiyoruz Türkiye milletler Türkiye topraklar Türkiye toprakları
Bunu diyemiyoruz biz İngilizler Orta Asya demiş Orta Asya diyoruz İngilizler Orta Doğu demiş Orta Doğu diyoruz İngilizler Uzak Doğu demiş Uzak Doğu diyoruz Kime göre uzak İngilizlere göre uzak Bize göre yakın Ama bizde İngiliz lisanı İngiliz sömürgeciliğini kabul etmişiz ya Onların terimlerini kullanıyoruz Şimdi Biz 5000 yıllık değil 20.000 yıllık değil Nuh'tan itibaren Nuh'un oğlundan itibaren Biz Türk milletine baktığımızda O coğrafyada Kim kendini Türk hissediyorsa o Türktür Bakın o Türktür O coğrafyada zaten Türkler vardır
Araplar vardır Yahudiler vardır Türkler Araplar ve Yahudiler vardır Normalde başka bir ırk yoktur orada Sonradan bölünmüş parçalanmıştır bir sürü ırklar çıkarmışlar ortaya Neyse Biz o topraklara baktığımızda o topraklardaki öğreti devlettir birinci derecede olan Desen ki insan mı devlet mi devlet derler Çünkü devlet dağılırsa toplum dağılır her şey dağılır Türkler'deki genel yapı budur Ha Şimdi o günkü Türkler'deki devlet yapısı insana zulmetmeyen devlet yapısıdır Kadınlara çocuklara hayvanlara ağaca yeşile insanların kazançlarına
zulmetmeyen bir devlet vardır ve o devlet yapısı insanı önde tutar fakat insanın önde olması için devletin sağlam temeller üzerine kurulması gerekir geleneksel Türk düşüncesi budur devlet öndedir ama devlet tapınılacak bir şey değildir devlet ilah değildir tanrı değildir hiçbir zaman devlet insanlarına din din dayatamaz normalde Türkiye devlet sisteminde devlet kendi tabasına din dayatmaz hukuk koyar orta yere aslında Türk demek hukuk demektir biraz milliyetçilik damarım kabardı öyle görebilirsiniz hiç önemli değil
ben milliyetçi bir insanımdır bunu da ben inkar etmem evet ben milletimi severim ben en üstün ırk türkün ırkı diyenlerden değilim yok Türk demek hukuk demektir adalet demektir Türk demek insanlık demektir Türk demek zalime kafa kaldıran baş kaldıran demektir Türk demek haksızın değil haklının yanında durmaktır Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir dine sahip değillerdir Türkler tek tanrılı dine sahiplerdir ve Türkler ta Nuh'un oğlundan itibaren Müslümandırlar evet yarın sosyal medyada beni taşıyacaklar
hiç umurumda değil evet Türkler hiçbir zaman çok tanrılı inanışa sahip değildir tek tanrılı ve Türkler olduğundan itibaren Müslümandır o yüzden İslam'ı çok rahat kabul ederler çok rahat kabul ederler çok rahat mesela Boşnaklar Pomaklar Türktür Bulgarlar Türktür Macarlar Türktür onlar Hazer'in üstünden gidenlerdir Hazer denizin üzerinden gidenler Avrupa'ya gider altından gelenler Anadolu'ya gelir ama bunlar normalde çok eski tarihlerde yürümüşlerdir dünya tarihi Türk medeniyetiyle kurulmuştur Müslüman demek Türk demektir
Türk demektir Müslüman demektir kısacası han derler ya peygamber neden Araplara gönderdi en çirkef millet Araplardı o zaman için en cahil varlık onlardı o yüzden Cenab-ı Hak peygamberi Araplara gönderdi hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kendi kızını diri diri gömen Araplar diri diri gömer hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kadın doğuracağı zaman çöle sürülen Araplar kadınları doğuracağı zaman çöle sürerler hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kadın ay hali olduğu zaman çadırdan dışarı atılan Araplar çadırdan dışarı atar hiçbir
Türk kavmi göremezsiniz kadını pazarda satan kendi eşini pazarlayan hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kim pazarlar Araplar pazarlar İngilizler pazarlar 1800'lere kadar 1900'lere kadar İngilizler kendi eşlerini pazarda satarlardı hiçbir Türk kavminde bunu göremezsiniz siz şimdi batıcı siz derken sizleri kastetmiyorum batıcı deyip İngilizlerin kuyruğu oldu insanlar kim bu İngilizler kendi eşlerini pazara çıkarıp kendi eşlerini satanlar kendi eşini satan insandır İngilizler seni beni haydi haydi satar zaten hiç hiçbir Türk
kavmini göremezsiniz böyle eşini pazarda satacak mevzuyu dağıttım kalayana geldim hakkınızı helal edin şimdi o yüzden gazali tipik bir türktür gazali aynı zamanda da bu kronik kronik hastalık olarak değil genetik gelen bir devletçidir aslında hepinizin damarlarında devletçilik vardır benim de vardır devlet bizim ensemizde boza piştirse dahi biz devlet düşmanlığı yapmayız yapmayız biz bir şey olsak yalın ayak başı kabak baldırı çıplak en önde yürüyecek olan biziz gene biziz başkası değil
bunun örnekleri de görüldü ben bu toplulukla mutluyum gururluyum yani sonuçta bir kargaşa çıktı biz cumhurbaşkanının sözüne bile bakmadık herkesten önce biz toplandık biz de darbeye karşı geldik o yüzden de darbelere maruz kaldık bunun da altını çizin biz meydandarken bazı AK Parti milletvekilleri gözlerini oyuştura oyuştura biz meydanı terk ederken yeni geliyorlardı beklediler darbe ne tarafa evrilecek diye beklediler neyse o yüzden bizim damarlarımızda devletçilik vardır biz devlete ihanet etmeyiz bu bizim genetiğimiz
bu bizim biz bunu reddedemeyiz bununla da ben savaşmam zaten bakın bununla da savaşmam ben devletçi bir insanımdır devletin bozuk çarkları vardır bozuk yanları vardır yönetimsel problemler vardır vardır da vardır ama ben yine de devletçi bir insanımdır Allah bizi affetsin selçuklu devletinde siyasal ideolojik ve toplumsal bakımından dirlik ve düzeni sağlamaya çalışan nizamül mülk başta Bağdat olmak üzere ülkenin belli başlı bütün kentlerine medreseler kurar nizamiye medreseleri adı verilen bu okullar islam dünyasında
devlet eliyle yapılan altı çizili buranın devlet bütçesiyle eğitim veren müfredatı devlet tarafından belirlenen ilk eğitim kurumlarıdır evet doğrudur bu normalde nizamiye medreseleri ilk defa islam dünyasında devlet eliyle kurulan medreselerdir veya üniversitelerdir bunların normalde akçeleri devlettendir müfredatları da devlettendir hepsine de katılıyorum ve normalde selçuklu şimdi devlet yönetmek çok özür dilerim kümes yönetmek gibi değildir o gün için devleti yönetenler insanların normalde böyle sapkın düşüncelere
ve fikirlere batıp gitmesin sapkınlıklara kendini feda etmesin diye devlet bu çalışmaları yapmıştır ben karşı değilim bunlara bunlara karşı değilim çünkü devlet tebasının dinini ve aklını korumakla mükellef o yüzden eğitim vermekle mükellef ha içerikleri tartışılabilir bu da ayrı bir mesele inşallah önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz bir kalem getirirseniz şuraya bir devam diye yazayım sorulara ilave bir şey edecek misin sorular kalacak mı kalsın yok bugünkü
konuşmalarımın üzerinde bir soru malzemesi yaparsan yani tekrar önümüzdeki hafta o soru malzemelerinin üzerinden gidebiliriz illaki benim analizim doğru diye bir derdimiz yok ben yeniden Hakan kardeşe teşekkür ediyorum baya uzun zaman oldu böyle soru hazırlamıyordu hatta ben biraz böyle ona dedim ki bu ara hiç soru gelmiyor dedim bizi hiç bu konuda dedim heyecanlandırmıyorsun hatta dedim ki ümidini kestin mi o bana diyordu ki öyle bir sorular hazırlıyorum koltuktan başın tavana vuracak diyordu henüz daha başımız tavana
vurmadı ama bir hani hayra vesile oldu Allah razı olsun kendisinden e bizim nefes bir iki üç dördü çıkıyor mu yoksa üçte mi kaldık nefeste dördü iştahatla mı yapacağız tamam inşallah nefes bir iki üç tabi Hakan kardeşin sorularıyla vücut buldu bir de İslam'da siyaset o da Hakan kardeşin sorularıyla vücut buldu e kitapları da bastırdık bir tek herhalde mesnevi kaldı galiba değil mi mesnevi de basıldı mı basında inşallah o da bitince başlayacağız yavaş yavaş kardeşlere sunmaya onun da bitmesini bekliyoruz
Allah'tan bir şey gelmezse inşallah Cenab-ı Hak bütün kardeşleri okumayı nasip eylesin inşallah faydalı olur inşallah faydalanırlar El-Fatiha Amin Nizamiye medreseleri sonra önümüzdeki hafta konuşacağım da Nizamiye medreseleri başlangıç olarak amaç olarak çok yerinde ama ne yazık ki sonradan işlevlerini yitirmişler başka şeyler
girmiş işin içerisine başka şeyler işin içerisine girince yani bunu önümüzdeki hafta giriş yapacağım Nizamiye medreseleriyle alakalı yani başlangıcı çok şey iyi niyetli bir başlangıç iyi niyetli yola çıkılırken iyi niyetli yola çıkılmış ama ne yazık ki hani İslam dünyasındaki iyi niyetli yola çıkıp sonra yolda bozulma yolda bozulma hastalığı onlara da bulaşmış bunu önümüzdeki haftaya sakladım şimdi oradaki Nizamiye medreselerine girdim bunu önümüzdeki hafta biraz böyle analiz edeceğim ki günümüze ışık tutsun diye analiz edeceğim
çünkü yola çıkarken herkes Kur'an sünnet vatan millet diye yola çıkıyor başlangıcı olarak çok güzel hani benim tabirimle mücahit olarak yola çıkıyor yolda sonra müteahhit oluyor sonra it oluyor sonra dinsiz olup çıkıyor bu İslam dünyasında kronik hastalık bu hani makamı mevkiyi parayı görünce değişiyorlar Nizamiye medreselerinin böyle bir sonradan ama bu sonradan böyle bir hani yörüngesinden çıkıp fayda sağlaması gereken şey olgu fayda sağlaması gereken bir hareket iken sonra senin dediğin noktaya geliyor yani burası
açılıma değişime açık bir topluluk olmaktan çıkıyor o zaman işte İslam dünyasına zarar veriyorlar İslam düşünce sistemine İslam fıkıh sistemine bunlar zarar veriyor yani normalde selamun aleyküm normalde yani işlevsel olarak kendilerini geliştirip değiştirip derinleştirip yükseltmeleri gerekirken bağnaz bir şekilde kalıyorlar kalınca da o zaman işte her şey körleşiyor işte bu normalde devlet anlayışından da çıkıyor devlet ayrı başındaki hükümdar ayrı devlet ayrı devleti şey yapanlar hani idare edenler ayrı bu sefer iş
hani devletin kendi içerisindeki doğru çizgisini de aşıyor bunu devleti yönetenler yapıyor devleti yönetenler bu sefer medreseleri kendi şeylerinin altına alıyorlar ne o hegemonyalarını alıyorlar siyasal o siyasal İslam öncesinden var siyasal İslam'ın başladığı yer Muaviye Muaviye'den başlıyor selamun aleyküm

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi