mustafaozbag.org

FAİZ VE KUR FARKI İLE İLGİLİ MESELELER.

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 8 Ocak 2022 · 1:04:32

Evet kıymetli arkadaşlar, kıymetli dostlar, benim meşhur bir kendimce tezim var ya, ben insanlara din öğretirim, bildiğim kadarıyla, araştırabildiğim yere kadar, yapabildiğim yere kadar, ben kendimce derim ki, ben arkadaşlara doğru dini anlatayım, Kur'ân ve Sünnet tarihesinde, arkadaşlar kendilerince bir yol bulurlar kendilerine, o yüzden bu akşamki sohbeti de ribâye, faize ayırdım. Bilhassa böyle, milletin şimdi kafasında istihvamlar oluşacak, hani cübbeli böyle dedi, yok filanca profesör şöyle dedi, yok diyanet böyle dedi, yok işte devlet başkanı şöyle dedi, yok şunlar şunu dedi, yok bunlar bunu dedi, bir sürü yaygara söylenti, biz faizi, Kur'ân, Sünnet, İmamların iştahatı dairesinde, kısa bir şekilde, öz bir şekilde, Bugün Twitter'da da paylaştım maddeler halinde, ben anlatayım inşallah, siz sonra, kim ne diyor, dediklerinin karşılığı ne, dinde yeri var mı yok mu, bunların kararını verecek olan sizsiniz.
Bakara ayet 275, çok faizle alakalı 4-5 tane ayet-i kerime var, ben böyle hani, boğmak istemedim konuyu, böyle lazım olan bir ayet-i kerime, lazım olan bir hadis-i şerif alarak da yoluma devam edeceğim. Faiz yiyenler, ancak şeytan çarpan kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, zaten alışveriş faiz gibidir demelerinden dolayıdır.
Halbuki Allah, alışverişe helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de, faizcilikten vazgeçerse, geçmiş olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm Allah'a aittir. Kim de dönerse, onlar cehennemin yaranıdırlar. Orada temelli kalacaklar. Yani, eğer bir faiz neymiş, haram ve kim iştigal ederse, kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkacaklar.
Geri dönerler, tövbe ederlerse, bu işleri Allah'a kalmış. Burada geri dönüp tövbe etmekle alakalı, almış oldukları faizi dağıtmaları. Bunlar, sonraki meseleler. Genel kaide İslam dininde, eğer İslam dininde Kur'an bir şeye hükmettiyse, bakın Kur'an bir şeye hükmettiyse, Kur'an bir şeye haram dediyse, onun üzerinde iştihat çalışmaz.
Kur'an bir şeye helal dediyse, onun üzerinde iştihat çalışmaz. Yani siz, Kur'an'ın haram kıldığını helallaştıramazsınız. Helal kıldığını da haramlaştıramazsınız. Özel istisnai haller vardır. Bunlar konumuzun dışında, istisnai haller. Kur'an domuzu haram demiş, açlıktan ölüm söz konusuysa, işte bir kısmından yiyebilirsin. İstisnai hal. Bunlar da zaten ilim kitaplarında, hadis kitaplarında, fıkıh kitaplarında vardır, mevcuttur. Bulabilirsiniz bunları. Veya zaman zaman gitmiş olduğunuz sohbetlerde, Sohbetlerde, eğer orası Kur'an ve sünnet dairesinde, imamların iştihatı dairesinde sohbet ediyorlarsa, Bunları açıklarlar.
O yüzden bir şey, tekrar söylüyorum. Ayetle sabitse, sizin ona iştihat etme hakkınız yoktur. Oradaki haramı helalı çevirme, helalı harama çevirme, Beyhude bir davranıştır, şirktir, küfürdür. Bakın tekrar söylüyorum. Şirktir, küfürdür. Asla ve asla, hiç kimse, Kur'an'ın haram ettiği bir şeyi helallaştıramaz. Kur'an'ın haram etmediği bir şeyi de haramlaştıramaz.
Bu kesin, bu kaide, bir kafanızı oturtturun. İkinci bizim ölçümüz nedir? Sünnet-i seniyedir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir konuda, Hadisi, sünneti mevcut ise, Bizim içinde o nedir? Delil niteliğindedir. Öyle uygular, öyle bakarız. Bu bizim temel esaslarımızdır. Bakın temel esasımız. Evet, o yüzden, Kur'an-ı Kerim açıkça hüküm koymuş. Faiz haramdır demiş. Hüküm açık. Bu konuda hükmü eğip bükçek veyahut da değiştirecek, Sağından, solundan dalıp yontacak bir noktası yok. Faiz haramdır. Azı da çoğu da haramdır. Bunu değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmez.
Yok şunun şu kadarı, bu kadarı da caiz olur da, bunun bu kadarı da caiz olur da, Geç canım kardeşim, külahıma bile anlatma, külahım tirlenmesin. Çünkü sen külahımı anlatırsan, külahım tirlenir benim. Kimse faize cevazlık yolu aramasın. Bu kim olursa olsun, hangi alim, hangi teşkilatın başı, hangi şeyhin başı, hangi tarikatmış, hangi cemaatmiş, hangi toplulukmuş, diyanetmiş, ilahiyatmış, İşte din işleri yüksek kuruluymuş, alçak kuruluymuş, geç canım kardeşim.
Faiz haram. Bunu bir kere bir yerleştirelim, hiç kimsenin bunu, böyle zerresini dahi helallaştırma lüksü yok. Devam ediyoruz şimdi. Riba, lügatta mutlak fazlalık manasıdır. Riba neymiş? Fazlalık. Bir şeyde fazlalık. Şerri istilahta ise herhangi bir muhafaza akdinde olan ve alan ve satanlardan biri için, Şerri ölçülerde fazla olan ve karşılığı olmayan fazlalıktır. Hatta bu fazlalık hükmende olsa böyledir. O zaman bir alışverişte bir şeyde fazlalık var ise, ne olmuş oldu? Bu riba oldu. Yani ben bu kağıdı, bu kağıtla aynı renk, ben bunu böyle ortasından böleyim şimdi.
Bu birisi yazılama, iki tarafı da yazılsız. Bu iki yazılsız kağıdı ben birbiriyle değiştirirsem bu riba değil. Ölçüsü kilogramı, gramı, gramıcı, metrekaresi aynı ama bunun birbirisi alan veya satan bir şeyi fazlalaştırıyor veya eksiltiyorsa, Çünkü birisi eksiltiyorsa, söpürkü fazlalaşacak, bu riba oldu, faiz oldu Türkçesi. Yani bunu ben bununla bunu değiştireceğim, aldım, buraya bir parça daha koydum ben buradan alıyorum. Bu fazlalık ne olmuş oldu? Faiz oldu. On dirhem gümüşü, bunu böyle direkt böyle şey aldım, reddül muhtardan aldım bu sözü. On dirhem gümüşü, yine on dirhem gümüşe satın alan ve bunu bir danik arttıran kimse arttırdığı miktarı karşı tarafa hibe ederse, riba ortadan kalkmış olur, akit fasit olmaz.
Bakın, normalde on dirhem gümüşü yine on dirhem gümüşe satın alıyor, bu satın alan kimse, satın alan kimse, bunu arttırıyor kendiliğinden, hibe etti, anladınız mı? Hibe etti, arttırdı. On dirhemi, on dirhemi ve danik karşılığı satın alsa, bu danik fazlalığı satın şart koşulacak olsa, fazla olan danikin iade edilmesi gerekir.
Satış fasit olmadı, bakın faiz yine bu satışı fasit etmedi ama bir dirhemi ne yapacak ona? İade edecek. O fazlalığı iade edecek. İyi anlaşıldı mı mesele? On dirhem, on dirhem ama bir danik adam fazlalaştırdı, o kimse onu verdi, satış fasit olmadı ama o fazlalık ne oldu? Ne oldu? Faiz oldu. Satışın fasit olmasıyla faiz olması ayrı şey. Yani bu fincan ne kadar? İşte bu fincanla bu fincanı aynı fincansa değiştiriyoruz. Ama o karşıdaki kimse dedi ki bir tabak daha koydu, istiyorum dedi. Bir tabak daha koydu, bir tabak daha koyunca bu fazlalık var ya fazlalık riba oldu. Satış fasit oldu mu? Hayır. O fazlalığı iade edecek geriye. Şimdi bankaya ne kadar yatırdın? Yüz milyar lira. Yüz milyarı yatırdın TL olarak. Gittin tekrar TL olarak yüz milyar alacaksın. O sana yüz on milyar verdi.
Yüz on milyar verince sen on milyarı oraya ne yapacaksın? Fazlalık bırakacaksın, hibe edeceksin. Böyle hibe. Anladınız mı? Hibeden kastı bu, devletin hibesi değil şimdi bu. Hibeden kastı bu. O zaman onu ne yapacaksın? On liraya ona bırakacaksın, akit bozulmamış oldu. Bırakırsan, bırakmazsan o zaman o on lira ne oldu? Faiz oldu. Fazlalığın akit esnasında şart koşulmaması şartı gereklidir. Yani ben sana on dirhem vereceğim, sen de bana on dirhem vereceksin, fazlalık konuşulmadı. Birisi fazla verdi. Konuşulup konuşulmaması önemli değil, o da faiz. Evet. Riba akdinde şart koşulmasa da fazlalık ribadır. Yani bu normalde akit konulmadı, konuşulmadı. Hiç önemli değil.
Ama fazlalık ne olmuş oldu gene? Yine riba, yine faiz oldu. Devam ediyoruz. Asıl şimdi bizim konumuza geldi. Altın, gümüş, döviz, para cinsinden olan şeylerin birbirleriyle değiştirilmesine sarf denir. Sarf akdinde bedellerin peşin olması gerekir. Aksi takdirde, yani bedellerin birinin veresi olması halinde yapılan işlem, faize, nesai ribasına dönüşür.
Buna göre altının, dövizin vade farkı uygulanmasa bile veresi olarak alınıp satılması faiz olacağından caiz değildir. Siz vadeli dolar alamazsınız, vadeli dolar satamazsınız, vadeli altın alıp satamazsınız. Bakın, vadeli dolar, vadeli euro, vadeli TL, vadeli ne olursa olsun altın. Siz bunu vadeli olarak alıp satamazsınız, vadeli olarak bu nakitlerin hangisini alır satarsanız, hangisini alır satarsanız faiz olur.
Bakın siz asla, ya işte Hz. Ömer radiyallahu anh hazretlerinden naklediliyor bu, yani iki tane sahabe para alışveriş yapıyorlar. Yani birisi dinarla gümüş alıyor, işte o dinarı, gümüşü verecek olan diyor ki, birazdan ben sana getiririm. Hz. Ömer Efendimiz diyor ki, yanından ayrılma. O nereye giderse diyor, sen de git, Hz. Peygamber'den duydum diyor, sallallahu aleyhi ve sellemden.
Diyor ki, yanından ayrılmayacak, yanından ayrılırsa faiz olur dedi diyor. Hatta bir hadis-i şerifte, o diyor duvardan atlasa, sen de duvardan atla. Bakın, dolar alacaksınız, öyle değil mi? Ondan sonra dolarcaya kaldırdınız telefon, parayı göndermediniz daha. Bana on dolar gönder oradan dediniz, aldım dediniz, para gitmedi daha ona. Faiz oldu, para gidecek. Fiyata anlaşabilirsiniz, sıkıntı değil. Fiyata anlaştınız. Abdülhatif, dolar kaç paraydı bugün? On üç bin beş yüz lira, satış mı? On üç bin beş yüz satış. Ben Abdülhatif'e dedim ki, Abdülhatif, bana on bin dolar alıver. O oradan konuştu, dedi, on üç bin beş yüz, hesabı bağladın, bağladın, tamam.
Daha bakın, dolar daha benim cebime girmedi. Ben Abdülhatif'e on bin dolar karşılığında parayı vereceğim. Abdülhatif gidecek, oradan benim adıma parayı verecek, doları alacak. Aynı anda. Derse ki, bir saat sonra dolar olacakmış, al parayı geriye Abdülhatif. Bir saat sonra sen git parayı al. Neden? O bir saatlik, beş dakikalık, on dakikalık dahi ayrılmayacak. Girecek dolarcıya, parayı verecek, doları alacak, çıkacak. Eğer öyle olmazsa, faiz. Artık eksilmesi önemli değil, faiz. O zaman ne yapacak? Bu para üzerinde olan alışverişlerin hepsi de peşin peşin olacak. Göz göre göre olacak. Konuyla alakalı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. şöyle buyurdu. Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz, cinsi cinsine birbirine eşit ve peşin olarak satılır.
Altın. Yirmi dört ayar, yirmi dört ayar. Ya bu bilezikti. Yok canım kardeşim. Kaç gram bu bilezik? On gram. Al sana on gram altın. Ya bu bilezikti. Bunun işçiliği vardı. İşçiliği ayrı konuş o zaman. Sen çünkü o esnada ne yapıyorsun? Altına karşılık altın alıyorsun. Gümüşe karşılık gümüş alıyorsun. Fark olmayacak. Şimdi bundan kurtuluşun yolu ne? Bundan kurtuluşun yolu şu. On gram altın satacaksın, paraya çevir. On gram altın sekiz yüzü olsa ne yaptı? Sekiz bin lira yaptı. Sekiz bin liralık git, on gramlık veyahut da yedi gramlık, sekiz gramlık işlenmiş altın al. Bu caiz mi? Evet. Ama ben Abdül Latif'e gönderdim yirmi gram altın. Abdül Latif yirmi gram bana oradan bilezik gönder dedim.
Bu olmadı. Ya böyle oldu. Bunda bir sıkıntı yok. Ama dedi ki bana bileziği gönderirim ama üzerinde şu kadar daha fark var. O zaman faiz oldu. O zaman nakit hükmünde olur. Veya hurma. Hurma. Hep hurma olarak geçer çünkü hadis-i şeriflerde. Bakın hurma yiyecek. Altın ise sarf. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Arpayı da hurmayı da altını da gümüşü de tuzu da konuşuyor. Hurma iyi kötü ayrı mesele. Bir kilo hurma gönderdin bir kilo hurma alırsın. Ya bu hurma sukkariydi e bu sukkari değildi. Mal burundu. Bir kilo hurma bir kilo hurma.
Eğer yok bir hurmanın değeri düşük öbür hurma daha değerliyse sen birbirini kim yapacaksa bunu paraya çevirecek gidecek öyle alacak hurmayı. Öbür türlü bir kilo hurmaya bir kilo hurma. Bir kilo arpaya bir kilo arpa. Bir kilo buğdaya bir kilo buğday. Fazlalık olursa o zaman o fark faiz oldu. Şimdi Fatih'i görünce aklıma şey geldi ne o? Armut geldi. Şimdi Fatih'ler armudu neyle satıyor? Külayla satıyor. Eğer taneye döndü, taneye döndü diyelim. Beş tane armuda beş tane armut. Fatih diyecek ki ya bizim armutlar deveci armudu çocuk kafası gibi. Bir tanesi yedi yüz elli sekiz yüz gram geliyor. Elmayla elma değişecekse böyle olacak. Ama yok.
O elmayı aldı sattı. Beş tane elma beş lira. E bendeki beş elma eğer öyle değilse üç lira. Gelecek benden beş elmayı üç liradan alacak. Eğer benim armudum iyi armut, ben beş armudumun yerine sekiz armut alırım derse faiz oldu. Anlayamadığınız yerde elinizi kaldırın.
Başkasının sözü değil. Bu konuyla alakalı. Faiz. Faiz. Bu normalde Hanefi'ye göre faiz. Bunu hamdi döndüren de iddia ediyor. Bu faiz. Bak bu direk faiz. O zaman o kimse hiç zararı göze almayacak. Ticaretin helallığı nereden kaldı ki? Yok. Bu direk faiz. Yok.
Var. Buğdayı buğdayla takas et. Bunlar da arabalar aynı cins değil. Elma ile armudu değiştirebilirsin. Diyemezsin. Aynı olmuyor. Sıfır olursa aynı olur. Değiştirdi. TL olarak ödeyemezsin.
Ne borçlandıysan onunla ödeyeceksin. Hanefi'ye göre yok. Hanefi'ye göre yok. Ne ile borçlandıysan onunla ödeyeceksin. Dövizle borçlanan dövizle. TL ile borçlanan TL ile. Bununla alakalı da hadis-i şerif var. O hani borçlu olan dediniz ya. Bununla alakalı hadis-i şerif var. Altınla borçlanan altınla ödeyecek. İşte kağıt parayla borçlanan kağıt parayla gümüşle borçlanan gümüşle ödeyecek. Bu konuda kesin sahih hadis var. O yüzden bir kimse ticaret yapmış. 20 yıl önce evet doğru. Bende bir sürü alacak var öyle şimdi. Hepsi de kuş oldu. Hepsi de. Adam şimdi 8 milyar adamın çeki varmış.
Aradan geçmiş 20 yıl. Hatta bir tane imam geldiydi öyle. İmam malı almış bizden. Aradan geçmiş 5 yıl. Ondan sonra bir de geliyor kızıyor bana. Ne faizi alacağım ben senden dedim. Ya faizle benim ne işim var dedim. Avukat istiyor. Avukat kendisi ister beni ilgilendirmez. Benim 5 lira senden alacağım var. Ben 5 liramı bilirim dedim. Kaldırdım telefon onun yanında. Dedim ben senden faiz alıyor muyum? Hayır dedi. Dedim git onunla görüşeceğim. Ben avukat parası vermek istiyorum. İstersen hiç ödeme dedim. Üzerinden 5-6 yıl geçmiş dedim ya. İmamsın dedim. Mahşeri var dedim ya. Allah'tan kork dedim. İster öde ister ödeme dedim.
Ben sana 5 lira vereyim. Avukatı komple sildir dedi. Sildirmem dedim. Ne yapıyorsan yap dedi. TL ile borçlanan TL ödeyecek. TL ile ödeyen TL ile ödeyecek. Hadis var bu konuda. Evet. Vadeli olarak parayı parayla satmak da faizdir. Riba yani faiz, satış aktinde şart koşulan bedelin dışında değiş tokuşta taraflardan birine sağlanan fazlalıktır.
Ben özere bu kağıdı sattım. Kaç para? 10 liraya sattım. 10 liraya sattıktan sonra ben özerden kalkıyorum. 11 lira para istiyorum. Bu faiz oldu. Fazlalık. Bakın bu fazlalık faiz oldu. O zaman satış aktinde konuşulup konuşulmamasına gerek yok. Her fazlalık faiz, para değiş tokuşu akti nakitlerde gerçekleşir.
Bu akitte her iki bedelin de akit meclisinde teslim alınması gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz gümüşü gümüşle değiştirdiğinizde bunları peşin olarak teslim alın buyurdu. Demek ki bütün nakit alışverişleri peşin olacak. Peşin. Bu akite konulursa, bu akite konulursa akit fasit olur. Sen bin lira hediye ettin, hibe ettin.
Bu ayrı. Bu hibeye giriyor. O faize giriyor. Banka sana diyor ki şu kadar vereceğim senin yüz bin lirana. Ben sana on lira verdim. Ben senin on bir lira beklemiyorum. Evet yok. Evet. Veren kişi kendisi hediye etmiş. Onu da şüpheli görenler var. Sebep? Ya neden daha önce hediye etmedi ki sana hiçbir şey? Eyvallah. Bunu caiz görmüşler Hanefiler. Evet. Altını görecek alan da veren de. Beş yüz liraya satın. Hanefi'ye göre.
Sıkıntı yok. Bunda sıkıntı yok. Yani kağıt her yerde on lira. Sen dedin ki yirmi lira. Almasın adam. Aldatmıyorsun, açık konuşuyorsun. İslam'da aldatmak yasak. Günün geldiğinde kurdan bakmam lazım. Burada da fark oluşuyor.
Evet. Burada da fark oluşuyor. Olmuyor. Doları almadı çünkü o esnada. Yani çünkü orada dolar hesabından düşecek. Doları almış olması lazım. Doları almadı. Olmadı. Yirmi beş bin lira diyebilir. Şimdi alırsan on bin lira. Beş ay sonra ödersen yirmi beş bin lira. Bir yıl sonra ödersen otuz beş bin lira. Beş yıl sonra ödersen yüz beş bin lira. Akit bitmedi daha. Alışveriş bitmedi daha. Ben aldım gönder. Öyle yok olmadı. Fasit alışveriş oldu. Vadesi belli olacak. Miktarı belli olacak. Parayı ödediyse o kotu gönderecek yine beş bin liradan.
İstersen yüz otuz lira olsun. Onda para peşin mal veresi oldu. Sıkıntı yok. Yani o derse ki bana para olarak getir gene olmadı. İşin doğrusu o. Altın borçlanmışsın altın vereceksin. Gene olmadı. Yani oradaki konuşulanın cinsi değiştiği anda iş faize girdi.
Pazarlık bitmedi daha. Alışveriş bitmedi. Akit bitmedi. Fiyatı da belli değil. Ucu açık. Fasit alışveriş. Evet. Riba. Olsun yine faiz. Yine riba. Olmadı. Akit bitmemiş çünkü sizin senin.
Akit bitmemiş. Adama yüz yirmi lira, yüz on sekiz lira malzemeyi sattın. Yüz liradan geri alıyorsun. O kabul ediyor mu? Sen iade mi alıyorsun, geri mi satın alıyorsun? İade ise sen yüz on sekiz ödeyeceksin. İade faturası keseceksin ya zaten on sekiz gene ödemeyeceksin. Ha o kesmiyor. O kesmiyorsa o zaman evet o zaman o zararı çekecek. Faiz oluyor aradaki fark. Cinsleri aynıysa faiz oluyor.
Babanın yaptığı doğru. Helal adammış baban.
Ama bak mesela o şimdi ödeyecek olan var ya. Ödeyecek olan kendiliğinden. Baban istemiyor orada. Kendiliğinden dese ki. Kendiliğinden. Baban istemiyor. Altı yüz elli liranın. Diyecek ki ben o gün için senden on bin koli aldıydım. Bugün on bin koli kaç para? Hani az önce vardı ya hediye gibi konuşulan. Bugün on bin koli on milyar lira. Ama daha önce altı yüz elli liraydı. Bugün on milyar lira. Bir adam dese ki şimdi. Borçlu olan kimse. Al kardeşim bu on milyar lirayı. Hibe ettim ben dese. Karşıdaki kabul etse caiz olur. Mert adammış o da. Hepsi de faize giriyor.
Daha oralara geleceğim şimdi. Kurtuluş yolunu göstereceğim size. Zeytin verip yağ alabilirsin. Hiç önemli değil. Zeytin verip yağ alabilirsin. Zeytin verip zeytin alamazsın. Anlaşıldı? Hani az önce. Bizim molla dedi ya. Üç numara zeytin verelim. Bir numara zeytin alalım. Bunu yapamazsın. Ama zeytin verip yağ alabilirsin. Zeytin verip buğday alabilirsin. Zeytin verip pirinç alabilirsin. Bunda bir beys yok. Sözün başında söyledim. Türkiye Cumhuriyeti devleti layık demokratik bir ülkedir. Dini bir kurum yoktur dedim. Hiç bir hükmü yok.
Normalde varsa ödemiyorsa günaha kebayere giriyor. Ödemeye geldiğinde neyle borçlandıysa öyle ödeyecek. Evet değişmiyor bir şey. Sesini yükselt. O normalde eğer ki cayen oysa orta yerde bir zarar varsa mal satan cayen kimse mal satanın zararını karşılamakla mükellef. Sen 95 model arabayı kaça sattıysan parasını isteyebilirsin bir tek.
Böyle işte sıkıntılar burada. O zaman kaç para isen o parayı isteyeceksin ondan. Tamam yapacak bir şey yok onun da vicdan. Ama vicdanın o adam rahat olacaksa olacak. Ama durum bu. Yok parayı alacaksın TL'ye satmışsın. Ahmet gidecek vuracak adam. Evet. Bin liraya altı ay sonra almak üzere bin beş yüz lirayla değiştirmek para üzerinden nesiye faizidir. Yani siz nereye olursa olsun bir yere bir para yatırdınız bin lira.
Oradan bin yüz lira alsanız dahi o yüz lira ne olmuş oldu? Faiz olmuş oldu. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda kur farkı üzerinden faiz bu benim sözüm katmerli faizdir. Kur farkı üzerinden faiz katmerlisidir. Hani başka bir ayette kerimede kat kat faiz yemeyiniz diyor ya. Bu kur farkı üzerinden kat kat olmuş oluyor. Çünkü öbürkünün şeyi belli miktarı belli adam yüzde yirmi ödecekti bir yıllık. Bunun miktarı belli değil yüzde yirmi alacak bir de kur farkını alacak. Hem kur farkını alacağından dolayı kur farkı alacak faiz. Öbür türlü normal fark alacak faiz. Bir de hani doları TL'ye çeviriyor. Parayı da görmüyor. Anında alışveriş olmuyor.
Oradan da faiz. O yüzden katmerli faiz. Evet. Şimdi geldik bu bankalar arasında transferlere ondan sonra işte yapılan işlemlere öyle ya. Şimdi biz şimdi bunları böyle ben size anlattım anlattım dediniz ki hepimizde faize gömüldük. Doğru mu? Hadis-i şerif. Ayrı zamanda öyle bir zaman gelecek ki faizle iştigal etmeyen hiç kimse kalmayacak. Dağdaki çoban dahil. Ya Resulallah dağdaki çobanın işi ne? Faizle. O da diyor faizle iştigal edenin yemeğine davetine katılacak. Onun da kursağına faiz girecek. Şimdi ister şeyh ol ister alim ol ister zalim ol. Ne iş yaparsan yap.
Türkiye Cumhuriyeti devletinde de yaşasan. Almanya'da da Fransa'da da yaşasan. Bütün işlemler faiz de mi? Evet. Ve bundan hepimizde kursağımıza giriyor mu? Evet. Önce bir rahatlayın hep beraber faizciyiz. Şimdi faize faiz değil demek küfür. Sakın ha! Özellikle bunları böyle beyan ediyorum ki sakın faiz değil demeyin. Çünkü faize faiz değil demek küfür. Şimdi Hanefileri kurtaran bir fetva var. Hani bunu söylüyorum çok eleştiriyorlar ya beni. Ben bunu söylerken, ben bunu anlatırken insanları bu faiz girdabından ben kurtarmıyorum. Bir hadis-i şerif var.
O hadis-i şerif kurtarıyor insanları. Ne? Hz. Mekhul hadis-i şerifi. Hz. Mekhul kim? Tabiinden fakih bir zat. Tabiinden fakih bir zat. O bir hadis-i şerifi naklediyor. Diyor ki harbiyle Müslümanın arasında faiz yoktur. Yani ben gayrimüslim bir kimseye bir lira verip bin iki yüz lira alırsam faiz olmadı.
Ben gayrimüslim bir kimseye bin lira verdim üç bin lira aldım yine faiz olmadı. Ben gayrimüslim bir kimseye bin lira verdim beş bin lira aldım. Cihad ettim neredeyse. Bin lira verip bin beş yüz lira da aldım gene cihad ettim. Neden? Harbimi ekonomik olarak çökertiyorum. Buradaki mantık bu. Çünkü Hz. Abbas radiyallahu anh hazretlerinin Mekke'deki işi para satmaktı. Müşriklere faiz, para satıyordu. Ahir zamanla alakalı hadis-i şeriflerde der ki, Beni Abbas'ın çarkı yeniden döndüğünde, Beni Abbas'ın çarkı yeniden döndüğünde hani kıyameti bekleyin manasında, Beni Abbas'ın çarkı nedir?
Faizdir. Faiz ümmetin içerisinde yeniden dönmeye başladığında ahir zaman alameti. Siz kıyameti bekleyiniz. Çünkü hem Bedir zamanı hem de Uhud zamanı. Hz. Abbas Müslüman. Hz. Abbas Müslüman olmasına rağmen faizcilik yapıyor. Faizle alakalı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Ona herhangi bir kısıtlama getirmiyor.
Müşriklere para satıyor Hz. Abbas. Zengin. Hz. Abbas ticareti çok iyi bilen, Tabiri caizse paraya hakim ve parayı seven bir kimse. Bunu küçümseyici olarak söylemiyorum. Ticareti çok iyi biliyor. Para işlerini çok iyi biliyor. Ne zaman Hz. Abbas'ın faizleri kaldırıldı? Mekke fethedildiğinde. Mekke fethedilince kadar Hz. Abbas radiyallahu anh hazretlerinin, Mekke'deki müşriklere faizle olan alışverişleri devam etti. Şimdi, bir bu ölçü. İkincisi Hz. Mekul hadis-i şerifi, Darül harpte harbiyle müminin arasında faiz yoktur diye. Şimdi, Müslümanların yönetimde olmadığı, gayri İslami hukukun icra edildiği her yer Darül harptir.
Müslümanların tekrar yönetime hakim olmadığı ve gayri İslami hukukun uygulandığı her yer Darül harptir. Şimdi aynı zamanda da şeye cevap oldu. Bizim Mehmet Emin'e cevap oldu. Hani dedi ya, Hâkim faizle alakalı dava veriliyor. Normalde çünkü gayri İslami bir hukuk. Gayri İslami bir hukukta müminle kafirin arasında faiz kalmadı. E şimdi, Ama şunun altını çiziyorum. Hani az önce Darül harpte borç alışverişi nasıl olacak dedi. Nerede olursanız olun, Müslümanın Müslümandan faiz alması, vermesi caiz değildir. Nerede olursanız olun, ister Darül harpte ister Darül İslam'da. Nerede yaşarsanız yaşayın.
Müslüman bir kimseden siz faiz alamazsınız. Mümkünse de vermeyin, veremezsiniz de. O yüzden Müslüman, Borç alışverişlerine dikkat etmekle yükümlüdür. Bakın dikkat etmekle yükümlüdür. Kimden mal alır, kime mal satar? Hani tacir bu konuda işini bilen insanın hükmündedir. Ben bilmiyordum, tiyansın demek yoktur. Bileceksin, öğreneceksin. Böylece Müslüman bir kimseden faiz almayacağını da bileceksin. Şimdi sıra geldi, devletin açıkladığı bu kur artı faize. Şimdi devlet İslam mı? Devlet kendisi diyor ki ben İslam değilim. Benim hukukum da İslam değil diyor.
O zaman alınabilir mi? Alınabilir. Buradan hareket ederekten alınabilir. Anlaşıldı değil mi mesela? Bak buradan hareket ederekten alınabilir. Şimdi elektrik parası, su parası, doğalgaz, telefon ödeyemediniz, faiz ödediniz. İşte vergi dairesi, faiz ödediniz. Bakın bunların hepsi de giriyor mu işin içerisine? Giriyor. Darül harp hukuku olunca buradan kurtuluyorsun. Yoksa, Annenle Kabe duvarın dibinde zina etmiş gibi günaha gireceksin. Bu hadis-i şerifi de kabullenmek istemiyorlar. Ne dedi birisi böyle hadis mi olurmuş ya dedi. Okudun mu dedim hiçbir hadis kitabı? Okumamadım ama böyle bir hadis olmaz dedi. Sen faizcisin o zaman dedim.
Ama mü'min, mü'minden asla alamaz. Evet. Şimdi, Darül harp'te hadler düşer. Had, ceza uygulayamazsınız. O yüzden normalde İslam'ın temel yönetimi, temel hükümleri uygulanması mümkün değildir. İslam'ın vermiş olduğu cezalar da düşer. Bakın buraları tehlikeli sözler. Ama fıkıh kitaplarında vardır. Harbinden bir şeyi çalsan, Bir şeyi gasp etsen, Harbinden. Bu caiz olur. Bunlar Darül harp hukukunun içinde. Bunları konuşmazlar. Bunları konuştuklarında anarşi çıkar ortalığa çünkü. Mesela siz İngiliz, Hesbici miydi?
Neyse, İngiliz bankasını dolandırabilirsiniz Darül harp'ta. Örnek, Gidip milyon dolarlar kredi çekip üstüne yatabilirsiniz. Darül harp hukukunda. Bunun gibi şeyler var. Mesela işte, Darül harp'te üteceğin belliyse kumar oynayabilirsin harbinden. Sakın o milli piyango şunlar bunlar bunlara bakmayın ha. O milli piyangoların hepsi de ayarlanık, düzenleniktir.
Oradan böyle göstermelik birisine bir para kazandırırlar. Hep üterler oradan. Öyle o milli piyangoyu da kalkıp da o demir ürünü yedirmezler öyle. Öyle sakın zannetmeyin demir ürünün o parayı yiyor diye. Öyle yedirmezler onlara öyle paraları. Allah bizi affetsin. Tamam millet Allah affetsin. Gidecek böyle işte oraya milli piyangı alacak. Besleyecek öyle. Ondan sonra da o parayı birileri çöküyordur muhakkak. Ha kim çöküyordur, kim çökmüyordur? Elimde bir delil var mı? Yok. Kendimce düşünüyorum. Ulan bu kadar para diyorum bunu serbest bırakırlar mı? Birileri mutlaka çöküyordur. Ondan sonra da işte birisi kazanıyordur muhakkak.
Kazanan kim acaba? Göstermelik birisini gösteriyorlardır. Hani şu kadar milyon. Şey çok güzel. Milli piyangı birine tam bilet çıktı. İşte kaç trilyon aldı? 100 trilyon oldu. Ama şahsın kimliği belli değil. O zaman gülüyorum ben. Aha diyorum paraya kondu gene birisi diyorum. İçimden. Şimdi dışından söylüyorum. Ulan adama 100 trilyon çıkacak. Kimliği açıklanmasın. Ulan borç dağıt ne olacak? Hayden gelmiş huye gitsin. O zaman bende bir şüphe oluşuyor. Diyorum ki bu paraya kondu gene birileri diyorum. Öyle ya kimliği açıklanmayan bir kimseye çıktı para. Millet gazeteciler harıl harıl adamı arıyorlar. Yok ulan adam.
Yer yarıldı yerin dibine girdi sanki. Böyle son zamanlardı bu 5-10 yıldan beri kendi kendime düşünüyorum. Diyorum bu parayı birileri çöküyor. Ha kim çöküyor? Nerede çöküyor? Nasıl çöküyor? Hangi karanlık odada çöküyorlar? Var böyle tahminlerim benim. Ama susuyorum. Çünkü elimde bir delil yok. Yani çökeni tanıcam ama. Yani tanıyorum çökeni. Ama elimde delil yok. Bunun gibi Darül Harp'te mesela bir kimse Almanya'da milli piyango oynatıyor. Almanya milli piyango idaresini aldatabilir mi? Evet. Orayı çökebilir mi? Evet. O para caiz olur mu? Evet. Veyahut da gitti Almanya milli piyango idaresine ondan sonra bastı çöktü aldı parayı. Caiz.
Darül Harp'te müminin malı, canı, aklı, dini, namusu emniyette olmadığı gibi fetva böyle der çünkü harbininde yoktur der. Bunlar İslam dünyasında bilhassa Türkiye'de konuşulmaz. Allah muhafaza eyle seni. O yüzden tabi Hanefilerden İmam Yusuf'la İmam-ı Şafi bunu kabullenmemiş.
Bunun da altını çizelim. Yani İmam Yusuf burada İmam Muhammed de İmam-ı Azam'dan ayrılmış. Demiş ki faiz faizdir. Nerede olursa olsun caiz değildir demiş. İmam-ı Şafi de aynı şekilde demiş. Faiz faizdir demiş. Yalnız İmam-ı Şafi'nin bir fetvası daha var. Orada İslam hukuku uygulanmıyorsa son Müslüman şehit oluncaya kadar Müslümanların orada İslam hukukunu icra etmesi için cihad etmesi farz ayındır der. İmam-ı Şafi'de böyle bir sıkıntılı fetva var. Yani Şafi'ler o yüzden örneğin kıl beşi bitirişi yapamazlar. Sıkıntılı fetvalar var Şafi'lerde. O yüzden bir hızla Hanefe'ye geçmeleri lazım. Saat da geçti. Hakkınızı helal edin. Hakkınızı helal edin. Burada küçük küçük hadis-i serifler var. Hani kısa kısa onları da okuyayım.
Hazırlık yapmışken hakkınızı helal edin. Kim bir kardeşinin işini yapmak için aracı olur. O da buna karşılık bir hediye verirse hediyeyi kabul ettiği takdirde faiz kapılarından büyük bir kapıya girmiş olur. Anladınız mı? Ben şimdi Hüseyin Aga'ya bir şey yardımcı oldum. Bir şey de yardım ettim. Hüseyin Aga'yı belediyeye kattım. İşe girdi. Hüseyin Aga da kalktı. Dedi ki ya beni belediyeye işe kattı dedi. İşte ben dedi ona örneğin işte ne? Bin lira hediye vereyim dedi. Faiz oldu. Anladınız? Ben olursam. Biriniz kardeşine ödünç para verir de ödünç alan kimse ona bir şey hediye ederse kabul etmesin.
Bu da sana cevap. Veya bineğini bindirmek isterse ona binmesin. Ancak daha evvel aralarında hediyeleşme ve yardımlaşma cari ise bu müstesna. Anlaşıldı. Bu işin takva noktası. Daha önce birbirlerine hediyeleşiyorlarmış. Bunda bir sıkıntı yok. Ama borç para verince hediyeleşme oldu. Bunda sıkıntı var. Caiz.
Darül harpte rüşvet vermek caizdir işini görmek için. Daha açık fetva. Darül harpte bir kimse hakkı olan bir şey alamıyorsa, hakkı olan bir şey alamıyorsa rüşvet vermesi caizdir. Bazen insanın beline beline vurmak isterler. Ben beli vurmak isteyenlerin kafasına vururum. Tamam. Sabahtan beri anladıklarımdan bir şey anlamadın o zaman. Mübarek insan. Sohbeti dinlemedin mi baştan sona? Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Layık demokratik bir devlet. Burada dini bir kurum var mı dedim. Yok dedim. Faiz olur dedim. Faiz olur dedim.
Yine dinlememişim bak konuştukça dinlemedin hiçbir yere çıkıyor meydana. Evet. Muhakkak ki faizin en şiddetlisi haksız yere bir müslümanın şerefine dil uzatmaktır. Bakın faizin en şiddetlisi neymiş? Bir müslümanın şerefine, haysiyetine dil uzatmakmış. Bu da ayrı bir faiz. Allah muhafaza eylesin. Haklarınızı helal edin. Bu sohbet biraz böyle dikkat isteyen bir sohbetti. O yüzden özellikle dinlemenizi tavsiye ettim. Ve özellikle anlamadığınız yeri arada sorun dedim. Yine de bu sohbeti inşallah geriye sarar dinlersiniz. Ben faizin ne olduğunu, nelerde faiz olup olmadığını söyledim.
O yüzden sonuçta biz bu devletin sınırları içerisinde yaşıyoruz. Bu devletin hukuku ile yaşıyoruz. Bu hukuk İslami değil, İslami olmadığı için biz mecburiyetten bu faiz girdabının içindeyiz. Devletle ve kurumlarla olan ilişkilerimizin hepsi de bu manada faizle yönetiliyor ve yönlendiriliyor. Bizim bireysel birbirlerimizden bundan sorumluyuz.
Biz bireysel birbirlerimizle olan alışverişlerimizde mümkün olduğunca ama direk ama en direk faizlerden uzak durmaya gayret edeceğiz. Bu işin takva noktası, bankalardan faiz almak için uğraşmayacağız. Bakın bu işin takva noktası diyorum. Bankaların verecek olduğu faizlerden uzak duracağız. Biz bu tip işlere girmeyeceğiz. Mecbur kaldık. Adamın başını sokacak bir ev alması asli ihtiyacındandır. Hanefilere göre. Bir bineğinin olması asli ihtiyacındandır. Bunun gibi bir asli ihtiyacı karşılamak için bankalardan böyle alışveriş yapılabilir mi? El cevap yapılabilir.
Mümkünse bundan da uzak durun. Bakın mümkünse bundan da uzak durun. Mümkün olduğunuz noktada dairede bankalardan uzak durmaya gayret edin. Bakın gayret edin. Bankaların faizlerinden uzak durmaya gayret edin. Kredi almamaya gayret edin. Onlara borçlanmamaya gayret edin. Mümkün ise haliniz kadar yaşayın. Mümkün ise. Ama bazı aileler vardır. Bazı insanlar vardır. Yapacak bir şey yoktur. Yani bir birikimde bulunayım. Bir ev sahibi olayım. Veya bir araba sahibi olayım. İşte 20 ay vadeli, 30 ay vadeli bir araba alayım. Asli ihtiyacı veya bir kimsenin işi var. O işini yürütmesi için bir tan arabaya ihtiyacı var. Bir makineye ihtiyacı var.
Çünkü işini yürütecek o kimse. Bu tip mecburiyet söz konusu olursa buna söyleyecek bir sözümüz yok. Ama bir mecburiyet yok ise uzak durmaya gayret edin. İşin takva tarafı bu. Ha birisi diyorsa ki. Ya bu fazlalık faiz değil. Faiz canım kardeşim. Her türlü fazlalık faiz. Bakın tekrar altını çiziyorum. Kim ne anlatırsa anlatsın. Kim ne söylerse söylesin. Kim ne fetvası veriyorsa versin. Her fazlalık faizdir. Her fazlalık. Mümin müminden bu fazlalık almamaya gayret edecek. Almayacak, istemeyecek. Bundan uzak duracak. Ama bireysel olarak. Ama öbür türlü kurumlar arası bankalardır, devlettir.
Bunlardan kaçması biraz zor. Hakkınızı helal edin. Sürçülisan ettiysem affola. Tekrar tekrar söylüyorum. Sohbeti dinlemek isteyenler geriye dönüp yayınlandığında dinlesinler. Anlamadıkları yer var ise önümüzdeki haftaya yine soru halinde buraya getirsinler. Ama sohbeti dinleyin. Yani böyle dinlemeden boş soru sormayın. Dinleyin. Anlamadığınız yeri sorun. Biz bir daha anlatalım. Sıkıntı değil. O yüzden şimdi arkadaş belki de canı sıkıldı. Bele vurmak diye. Ben genel olarak ibareleri sıralarım. Bu ibareler fıkıh kitaplarından aldığım ibarelerdir. Bunu böyle geniş ölçekli sohbet eden belki de yegane tek kişiyim Türkiye'de. Ben Don Kişot değilim.
Yel değirmenleriyle savaşacak kadar ahmak değilim. Husisi de buraya El Hidaye'yi getirdim. Burada kitap. Darül Harp ile alakalı bahsi de burada. 111. sayfa. Açın okuyun El Hidaye'den. 111. sayfa. İbare şu. Savaş ülkesinde Müslüman ile harbi Müslümanlara karşı çarpışan gayrimüslim arasında riba yoktur. Demek ki normalde gayrimüslimlerle Müslümanların arasında faiz yok. İbare burada açıp okuyabilirsiniz. Siz herhangi bir bankayı Müslüman görür müsünüz?
Sana cevap oldu bu da. Evet. O yüzden bu normalde bununla alakalı daha başka yerlerde bu konuda açıklamalar var, fetvalar var. O yüzden mesela işte İbn-i Abidin'de var, Fetevay-i Hindiyye'de var, Dürelgürer'de var, Dört mezhep Ceziri'de var. Bunları arzu edenler buralara bakıp öğrenebilirler.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi