FAİZ-RİBA 22.10.2022 MUSTAFA ÖZBAĞ EFENDİ SOHBETLER
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 24 Ekim 2022 · 1:12:57
Rezbillahimineşşeytanuracîm, Bismillahirrahmanirrahîm, Eftali zikr, fa'alevenlehu, la ilâhe hilâk, Muhammeden Resûlullah, cemiyenel miyâyi ve'l-mürselin, velhamdülillâhi rabbil âlemin, selâmünaleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin, Rabbim hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Allah hepinizden de razı olsun.
Geciktik biraz, gecikmemizin sebebi geçen haftanın kritiğini Hakan'la yapamadıydık, o erken gitmiş soruları hazırlayan arkadaş da, o yüzden kısacık bir kritik yaptık tekrar geçen haftanın ve genel olarak faizle alakalı meselede, o yüzden hakkınızı helal edin. Kaldığımız yerden devam edeceğiz, devam edelim demiş oradan, biz de oraya da devam koymuşuz yedinci sayfadan.
Klasik kaynaklarda yer alan faize yönelik değerlendirmelerin temeli, altı eşya hadisi şeklinde meşhur olan hadise dayanıyor. Bu hadiste birbiriyle peşin fazlalıklı veya veresiye olarak eşit ve fazlalıklı alınıp, satılan ve bu şekilde faizi, satım gerçekleşmiş olan altın, gümüş, hurma, buğday, arpa, tuz şeklinde altı mal çeşidinden bahsedilmiştir.
Hadiste geçen altı mal da faizin gerçekleşeceği konusu üzerinde icma meydana gelmiştir. Ebu Bekir Muhammed el-Icma. Şimdi o gün için ticari mekanizma Hicaz bölgesinde bu altı maddenin üzerinde fazlaca dönüyor. Oradaki ticari mekanizma nakitte altın, gümüş nakitte malda da hurma, buğday, tuz bunlar ticaret mallarının içerisinde hızlı bir şekilde devir daim yapıyor.
O yüzden özellikle mesela altın ve gümüşle alakalı daha birçok hadis bulabilirsiniz. Fazlalıklarla alakalı, hurmayla alakalı, buğdayla alakalı, tuzla alakalı, fazlalıklarla alakalı normalde hadisler bulabilirsiniz. Ama genel itibariyle evet bu altı madde üzerinde faizler konuşulmuş. Fakat hadiste bu altı malın diğer mallar için ölçü olabilecek özellikler taşıdığından mı yoksa yalnızca bu mallarda faiz gerçekleşeceğini belirtmek üzere mi bahsedildiği konusunda farklı görüşler var.
Şimdi İslam'ın genel bir felsefesi vardır. İslam'ın genel felsefesi bakın. Hem Kur'an'ın hem sünnetin bu genel felsefesidir. Bunlarda fazlaca ayrıntı bulamazsınız. Herkesin arkasına saklandığı yer burası şimdi. Yani Deccalist sistem böyle ayrıntı arıyor. Kutsal kitaplarda, Kur'an'da ve daha öncekilerde ayrıntı arayamazsınız. Ayetlerin ayrıntısı Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine yansımıştır. Hatta bir kısmı hadislerden kıyas ederekten imamların iştahı adında bulabilirsiniz. Hadislerden kıyas ederekten. Şimdi bugünün böyle akılperestleri, hani her şeyde bir ayet arıyor ya, yani bunun hakkında ayet var mı?
Canım kardeşim, bu Allah'ın sünnetullahı değil, senin hayatının her karesine bir ayeti indirecek değil. Genel kaideler, anayasa gibi, genel kaideler Kur'an-ı Kerim'de mevcuttur. O genel kaidelerin yaşantıya iz düşümü, yaşantının üzerindeki tecelliyatı hadis-i şeriflerde vardır. Sen bu ayette var mı dediğinde, o ayet, onu ayet olarak bulamayabilirsin.
Ama bunu kalkıp da, hani en ince ayrıntısına kadar ayeti kerimelerde aramak, bunda ayrı bir kasıt var. Bakın bunda ayrı bir kasıt var. Sırf kimisi dini yaşamamak için onu arıyor. Mesela birisi çıkıyor, sosyal medyada çok meşhur ya şimdi, bana Kur'an-ı Kerim'den namazı getirin diyor. Namaz kelimesi Kur'an-ı Kerim'de var mı? Yok, kılma o zaman sen. Namaz kelimesi yok Kur'an-ı Kerim'de. İstediğin yere kadar ara. Salat var. Ben salattan o zaman tasadduk olarak anladım. Ve sen onu anladın, sen öyle yap. Seninle tartışacak değiliz. Ama, hani namaz kılmayan bir kimse, Kur'an-ı Kerim'de namaz kelimesi geçmiyor diye, Kur'an'da geçmiyor diyor. Hastalık bunlar.
Bunlar direkt böyle dinle örtülü savaşanlar. Bunlar dinle örtülü savaşıyorlar. Bizdenmiş gibi görünüyorlar. Veya o zaman zaman, onun ben programlarını izliyordum daha önce. O Namık Kemal Zeybek var. Mesela onun böyle çıkışları var. Yani o bizdenmiş gibi görünüyor. O eski ülkücüdür. Bizdenmiş gibi görünüyor. Bir şey söylüyorlar, yani herhangi bir şey. Beş vakit namazı bana bu göster Kur'an-ı Kerim'den. Yok diyor. Bunu sonradan çıkardınız. Emevi dini bu diyor. Çıkıyor işin içinden. Bu kasıtlı. Bunlar o kocaman deccalist sistemin çocukları bunlar. Şeytanın çocukları bunlar.
Şimdi o yüzden, hani bu altı madde var hadislerde, bunun dışındaki fazlalıklar faiz değil mi diyeceğiz o zaman? Yani tuzda fazlalık yoksa, geri kalın tuzda, hurmada, altında, gümüşte, arpada fazlalık yok ise, tamam geri kalında hepsinde fazlalık olabilir mi diyeceğiz. Evet. Fakat hadislerde bu altı malın diğer mallar için ölçü olabilecek özellikler taşıdığından mı? Yoksa yalnızca bu mallarda faiz gerçekleşeceğini belirtmek üzere mi bahsedildiği konusunda farklı görüşler vardır. Bu altı malın ve bunlara kıyasen diğer mallardan da faizin cereyan etmesine sebep teşkil edecek özelliğin ne olduğu konusundaki ihtilaf, faizde illet meselesini ortaya çıkarmıştır. Şimdi, burada bir fazlalık var.
Ben bu fazlalığı yemek istiyorum. Veya ben bu fazlalığı ödemek istiyorum. Bakın, ya yemek istiyorum onu, ya da birilerine onu ödemek istiyorum. İşime öyle geliyor. Veya birilerinden onu almak istiyorum. İşime öyle geliyor. Ve bununla alakalı ben ha bire kendime yol arıyorum. Veyahut da birilerine yol aratıyorum. Diyorum ki, ben bunu yiyeceğim. Buna bir yol bulun. Toplanıyorlar, yol bulmaya çalışıyorlar. Veyahut da ben bunu ödeyeceğim. Öyle bir deccalist sistemle karşı karşıyayım.
Ben onların karşısında yenildim. Ben bunu ödeyeceğim. bana bir yol arayın. Bana bir yol bulun. Ben ona ne yapıyorum? Topluyorum. Alimmiş gibi görünen kimseleri, onlardan yol araştırıyorum. Onlar da böyle pıncık pıncık arıyorlar. Ama hakikati meydana çıkarmak için değil. Deccaliyete ve şeytaniyete yol açmak için yollar yollar. Yoksa çok belli hadis veyahut da ayet-i kerime veyahut da hadisin mantığı belli. Bir verdin, ne alırken, birinin üzerinde ne aldıysan borç alışverişinden faiz. Ben gittim İsa'dan mal aldım.
Kaç para borcun var benim? Beş lira. Ödeyemedim. Bir ay sonra gittim İsa'ya ben parayı ödemeye. İsa sana beş lira borcun vardı. Bir ay geciktirdin, altı lira ödeyeceğim. Faiz. Bunu İsa, bunu alacak ya, buna yol arıyor. Gidiyor. Nerede çürük, çarık bir alim var, onu buluyor. Diyor ki, ben bunu almam lazım. Evet. Bankalar da alması lazım. Evet. Devletin de alması lazım. Evet. Yabancı şirketlerin de alması lazım. Evet. Yabancı devletlerin de alması lazım. Evet. Merkez bankalarının da alması lazım. Evet. Bir yol lazım bana o zaman. Bu bireyde bitmedi çünkü.
Bakın, uluslararası bir sistem var. Para sistemi. İMEV'si, işte Dünya Bankası, uluslararası finans kuruluşları var. Adı ne kadar güzel değil mi? Uluslararası finans kuruluşları. Ne yapıyorlar bunlar? Finansör. Finans dağıtıyorlar. Senin kara kaşına kara gözüne vermiyor. Adı finans. Bunlar faizci. Zaten Hristiyan, İslam dünyasının dışında bunun bir problemi yok. Aslında İsevilik'te de haram. Aslında Musevilik'te de haram. Ama bunun İslam dünyasının dışında bir problemi yok. Nerede problem var? İslam dünyasında problem var. İslam dünyasının ütümeleri lazım. Alıştırmaları lazım. O zaman yol bulmak lazım.
Ne yolu bulacağız? Bunun caiz olduğunu söylememiz lazım. Peki, ne buldular yol olarak? Enflasyon miktarı kadar faiz alabilirsiniz dediler. Bunu şu anda Türkiye piyasasına, buna alıştırdılar. Türkiye'de ticaret yapan kimseler artık buna alıştı. Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir. Diyanet de bunun fetvasını veriyor. Diyanete bağlı Hamdi Döndüren de bunun fetvasını veriyor. O neydi onun hocası? Hayrettin Karaman da bunun fetvasını veriyor. Bakın ben ikisinin bunun fetvasını verdiğini çok iyi biliyorum. Hamdi Döndüren'i kulağımla duydum. Telefonda söyledi. Bizatihi kendim, Hayrettin Karaman'ın yazılarından biliyorum.
Bakın bu artık, bunun bu ticaret yapanların bu hoşuna gidiyor. Bilhassa büyük şirketlerin, büyük tüccarların hoşuna gidiyor. Yani malı satıyor, ödemesi önemli değil. Enflasyon miktarı kadar faiz caiz. Peki, şu anda zaten baş başa gidiyor. Enflasyon yüzde kaç ülkede? TÜİK'in hesapladığına göre yüzde sekseni geçti mi? Geçti. Faiz de yüzde sekseni geçti mi ülkede? Geçti. Kim kazanıyor bu parayı? Soru bu. Başka bir soru yok. Döviz de endeksli neydi o faiz? Kur korumalı faiz.
Kim kazanıyor bu parayı? Bu paralar nereye gidiyor? Bu paraların son durağının kılıcını sallıyor bu alimiz diye müsveddeler. Faizcilerin kılıcını sallıyor. Asıl faizciler kim? Bunu hiçbir zaman unutmayın. Dünyayı parayla, parayla idare eden finansçılar. İki bin tane bile değil bunlar. Ama iki bin şirket diyelim. Dört ailedir, beş ailedir bunların anaları. Asıl merkezleri. Dünya üzerinde alınan bütün kirli paralar, faiz, fuhuş, terör, uyuşturucu, bakın bunların bütün bu kirli paralar bu iki bin şirkete gider.
Bütün devletler onlara faiz öder. Devletler senin devletin de dahil. Türkiye Cumhuriyeti devleti de dahil buna. Amerikan devleti dahil buna. İngiliz devleti dahil, Avrupa Birliği dahil, Çin, Japonya, Rusya dahil buna. O zaman buraya yol arayan, buraya kapı arayan, dini olarak İslam dünyasında yol ve kapı arayan o iki bin faizci Mendebur şirketi müsveddeleri bunlar.
Onların köleleri. Dertleri ilim değil. Faiz yasağının yumuşatmaya yönelik olarak dinen yasaklanmış olan faizin, günümüzdeki faizden farklı olduğu şeklinde görüşler ilk defa Hristiyan batıda ortaya çıkmıştır. Avrupa'da da sanayinin gelişmesi ve buna bağlı olarak ticaret hacminin genişlemesinin sonucu olarak ödünç sermaye ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Evet, yani normalde bu Avrupa Hristiyan dünyasında bu çıkmış ve Hristiyan dünyasında ilk fabrikalara, işletmelere faizle para veren Yahudi şirketlerdir. Yahudilerin kadim felsefesidir. Yahudiler bir ülkede fabrika kurmazlar.
Kurulacak olan fabrikalara finans verirler. Yahudi şirketlerin felsefesidir. Gidip de o McDonald's'ı kurmaz. McDonald's'a kuracak olanan finans verir. Yahudi iş adamları iplik fabrikası kurmaz. Gelir buradaki, Bursa'daki iplik fabrikalarının komple üretimlerini keş para, peşin para alır, o satar ipi. Fabrika kurmaz. O fabrika kuranlar Yahudilerin kafaları çalışmayanlardır. Sermayesi az olanlardır. Ve Avrupa'da da ilk banka sistemini kuran Yahudilerdir. İlk faiz sistemini kuran da Yahudilerdir Avrupa'da. İlk onlardır. Onlardan başka hiç kimse değildir.
Ve şu anda da dünyayı sömüren iki bin şirketin hemen hemen büyük bir çoğunluğu Yahudidir. Büyük bir çoğunluğu Yahudidir. Hristiyan dünyayı da sömüren Yahudilerdir. Her yere adamlarını koyarla. Onlar kadar silsileyi tutan yoktur. Şimdi sizin Müslüman gördüklerinizin silsilesi dahi onlarda tutulmuş vaziyettedir. Onlar nerenin Yahudisliğinden gelme olduğunu bilirler onlar. Ama o Müslümandır şu anda. Sonra lazım olduğunda gidip kulağına hatırlatırlar sen bizdensin diye. onlar kadar titiz bir şekilde nereden gelmiş, nereye gitmiş, kimin çocuğu, dedesinin dedesi kim, kayıtlı olan başka hiçbir yer yoktur.
Ve bütün havralarda bu kayıtlar vardır. Bütün kiliselerde de bu kayıtlar vardır. Ve bu kayıtların hepsi de ana merkezde, Mossad'da topludur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kiliselerde ve havralarda tutulan kayıtları inceleyemez. Onlar yedi göbek sülaleyi sayarlar orada.
Ve bilirler. Evet. Bu sadece Türkiye'ye ait bir şey değildir. Mısır'ı, Tunus'u, Fas'ı, Cezayir'i, Almanya'sı, Polonya'sı, Macaristan'ı, Amerikan'ı. Hepsinin de tutanakları vardır. Ve bunların hepsinin de komple şu anda Mossad'da olduğu gibi bu 2000 şirketin hafızalarında da vardır. Siz bütün dünya ülkeleri hiçbirisi de özgür bir şekilde kendi Cumhurbaşkanı'nı ve Başbakan'ını seçemez.
Yalandır bunlar. Seçerlerse devirirler. Bu 2000 şirket bunu tayin eder. Bunlar ama Davos'ta tayin edilir. Ama gizli toplantılarda tayin edilir. Ama çağırırlar sizi. Orada tayin edilir. Bunlar tayin edilir. Boris Yeltsin'i siz seçimle geldiği zannedersiniz. Seçimle gelmez. Tayinle gelir. Siz Angela Merkel seçimle geldiği zannedersiniz. Seçimle gelmez. Tayinle gelir. Angela Merkel'den sonra kim olacak? Ondan sonra kim olacak? Seçimle gelmez. Tayinle gelir. Mısır devlet başkanı tayinle gelir. İstedikleri gelmezse ihtilal yaparlar. İstediklerini getirirler gene.
Mısır'la Türkiye arasında bir fark yoktur. Tayinle gelir. Siz demokrasi denilen aldatmacanın peşine düşersiniz. Ülkede demokrasi var dersiniz. Ülkede demokrasi yoktur. Yalandır o. Siz ülkede seçim var dersiniz. Ülkede seçim yoktur. Yalandır o. Siz ülkede insan hakları var dersiniz. Yalandır o. Siz ülkede özgürlük var dersiniz. Kocaman yalandır o. Bunlar üçlü üçlüdür. Üçlü tesis inancının söylemleridir. Nereye giderseniz gidin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti layık, demokratik, insan haklarına saygılı bir devlettir. Üçlü tesis inancıdır.
Bakın hep üçlüdür onlar. Senin ürettiğin bir şey değildir çünkü o. Üretilir gelir sana. O yüzden bu faizle alakalı, meseleyi toparlayayım, faizle alakalı faiz yasağını yumuşatmaya çalışanların hepsi de bu iki bin şirketin müsveddeleridir. Faiz, fuhuş, içki, kumar.
Bakın faiz, içki, kumar, uyuşturucu, terör. Bu, bu iki bin şirketin elindedir. Bu iki bin şirket, dünya üzerinde faizden, terörden, fuhuştan, uyuşturucudan ve kumardan seni üter. Ütülürsünüz.
Ve dünya üzerinde faizin, fuhuşun, uyuşturucunun, kumarın ve terörün olmadığı İslam dünyası bulamazsınız. Bununla sömürülürsünüz. Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşı, İslam değil mi? Değil mi?
Konuşurlarken ne diyorlar? Biz Müslüman bir ülkeyiz. Değiliz. Biz Müslüman bir ülke değiliz. Biz Hristiyan da değiliz. Biz Yahudi de değiliz. Bizim ne olduğumuz beni değil. Ne idüğü belirsiziz biz. Bakın ne idüğü belirsiziz. Size yutturlar ama Müslüman bir ülkesiniz siz. Bunu hocası, alimi, şeyhi de söyler. Biz Müslüman bir ülkeyiz. Allah Allah. İyi, güzel. İslam dünyasında fuhuş serbest olur mu? Müslüman dünyada içki serbest olur mu? Devlet eliyle bir de. Müslüman dünyada kumar devlet eliyle oynatılır mı? Devlet eliyle. Bir devlet kendi bayan vatandaşının tenininden satılmasından vergi alır mı? Bir devlet kendi bayan vatandaşının teninin satışından vergi alır mı?
Müslüman bir devlet, Müslüman bir ülke. Sen bundan sonra fuhuş yapabilirsin. Sen gücünün yettiğince gece gündüz erkeklerle sen bedenini satabilirsin. Devlet buna müsaade edebilir mi? Bir İslam devleti, bir Müslüman ülke devleti. Ne acı bir şey öyle değil mi? Yani bunu empati yapın. Kız kardeşiniz olabilir, teyzesiniz olabilir. Empati yapın. Kızınız olabilir. Empati yapın. Müslüman bir devlet gençlerin içki içmesine müsaade edebilir mi? Yaşların içki içmesine müsaade edebilir mi? Hristiyanlar dinlerinde var olan faiz yasağını aşamalı olarak gevşeterek nihayetinde dine meşhur olduğu noktasına gelmişlerdir.
Evet, o Pavlos dinine sahip olanlar, Pavlosuari bir Hristiyanlığa sahip olanlar bu noktaya geldi. Bizim ülkemizde de resmi olarak din, Pavlosuari Müslümanlıktır. Bu çok iddialı sözler bunlar, Pavlosuari dediğim, nasıl yani? İslam dünyası da mı Pavlosuari oldu? Evet, Türkiye'deki resmi Müslümanlık, Pavlosuari'dir. Bunlar iddialı sözler, bunu kabul ediyorum. İstenilen platformda tartışabilirim. Zaman versinler, hangi konularda hangi hale gelmişiz, Pavlosuari bir şekilde söyleyeyim. Pavlos Hristiyanlığında fuhuş yasak değildir, ülkede de yasak değil.
Pavlos Hristiyanlığında içki yasak değildir, ülkede de yasak değil. Pavlos Hristiyanlığında uyuşturucu serbesttir, ülkede de serbest. Pavlos Hristiyanlığında içki serbesttir, ülkede de serbest. Pavlos Hristiyanlığında gücü yeteni ezer, ülkede de serbest. Biz farkında değiliz. Biz farkında değiliz. Biz aslında köleyiz. Ama bize bir uyuşturucu vermişler, biz köleliğimizin de farkında değiliz. Ve birisi bize, sen kölesin, bu kölelikten kurtul dediğinde, biz ona da düşmanız. Biz onu da sevmiyoruz.
Biz ona da karşıyız. Birisi, bu senin yaşadığın özgürlük değil, bu hürriyet değil, bu doğru değil dediğinde, biz ona da karşıyız. Biz ona fundamentalist İslam deriz, biz ona radikal İslam deriz, biz ona terörist İslam deriz, biz ona terörist deriz, biz onu tuğ kaka ilan ederiz, biz onun başına bir çorap öreriz. Sebep, o bize gerçek dini anlattı diye.
O bizi uyandırmaya çalıştı diye. Hani şey, Lenin, Karl Marx demiştir bunlar. Karl Marx der ya, din afyondur diye. Evet, dini, eğer ki doğru merkezden doğru dini öğrenmezseniz, din afyon olur. Uyuşturulursunuz, uyutulursunuz.
Zikir, uyanıklığa çağırır ama genel olarak bütün tarikatlar uyur. Genel olarak tarikatların hepsinde zikrullah uyutma ibadetidir. Uyandırma değil, zikir uyandırır insanı. Yaptığın zikrullah seni uyandırmıyorsa, sen zikretmiyorsun ve sana doğru zikir verilmemiş.
Sen doğru yerde değilsin. Tarikat senin için afyon olmuş. Seni uyutuyor, hakikate götürmüyorsa, sen hakikatin hakikatine koşamıyorsan, sen yanlış bir tarikattasın, yalnız bir şeyhe intisap etmişsin. Dünya üzerindeki dinlerin en büyük handikapı budur. Dünya üzerindeki dindarlar uyurlar.
Uyursunuz. Hristiyan dünyasında faizin meşrulaştırılmasında tüketim amaçlı verilen ödünç ile, ticari amaçlı verilen ödüncü farklı olarak görüp, birbirinden ayrı kavramlar olarak değerlendirme etkili bir yol olmuştur. Tüketim ödüncü, riba olarak isimlendirilerek reddedilirken, ticari ödünç ise faiz olarak isimlendirilerekten meşru görülmüştür.
İsmail Özsoy, İslam iktisadında faiz ve çağımızda ortaya çıkan problemler. Evet, Hristiyan dünyasında böyle yaptılar. Şimdi aynı şekilde de ülkede uygulamaya çalışmıyorlar bizim. Hristiyan dünyasında bunu, hani böyle Hristiyan dünyasını biraz daha böyle rahat aldatamamışlar. O yüzden böyle yapmışlar. İslam dünyasında ve ülkemizde böyle yapma ihtiyacı duymuyorlar. Bakın, İslam dünyasında ve ülkemizde böyle yapma ihtiyacı duymuyorlar. Bunu çok rahat bir şekilde yapıyorlar çünkü. Bu konuda bir tepki yok. Hiçbir şeyde tepki olmadığı gibi.
Yani çok rahat bir şekilde aldatabiliyorlar Müslümanları. Mesela ne yaptılar? Yani biz böyle, ya işte faiz ya şöyleydi, böyleydi. Aa tamam siz çok takvasınız. Çarşaflı, sakallı, şalvarlısınız. Böyle işte faiz şöyledir, böyledir diyorsunuz. Çok basit. Alın size finans bankaları. Aa kar payı dağıtıyor. Faiz değil, ya kar payı. Allah Allah. Ne aldı sattı? Bizim adımızı alıp satıyor. Bunların yönetim kurulunda kim var? Hayrettin Karaman. Birisi bana öyle dedi.
Bizim dedi fetva kurulumuz var. Fetva kurulunun başında dedi Hayrettin Karaman var. Tamam dedim, bitmiş mesele. Tek bir şey soruyorum ben. Siz finans kurumu olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti icra ve iflas hukukuna tabi misiniz diyorum ben. Evet diyor. Siz diyorum finans kurumu olarak Türkiye'de BDK'ye tabi misiniz diyorum ben. Evet diyor. Siz diyorum finans kurumu olarak Türkiye Cumhuriyeti anayasa ve kanunlarına bağlı mısınız diyorum ben. Evet diyor. Bakın bunu direkt müdüre soruyorum. Ne fark kaldı ki diyor. Benim bir tane evim var satacak mısın? Yani satacağız. İslam'a göre satamazsın.
Benim bir tane arabam var. İsterse iki trilyonluk olsun. Benim ihtiyacım, temel ihtiyacım. Benim bineğimi satamazsın diyorum. Satacak mısın? Satacağım diyor. İslam hukukuna göre satamazsın diyor. Benim bir tane makinem var. Ben onunla iş yapıyorum. İslam hukukuna göre satamazsın. Sen satacak mısın diyorum ben. Evet diyor. E ne kaldı diyorum fark olarak? Arasındaki fark ne? Bana onu söyle. Ben üç aşağı beş yukarı İslam hukukunu bilen bir insanım. İslam borçlar hukukunu da bilen insanım. Bana bunu söyle. Benim çocuklarıma ekmek götürdüğüm tezgahımı satacak mısın satmayacak mısın? Satacağım.
Bir farkın kalmadı. Ama fark şu. Gözümün önünde yaşadığımı anlatıyorum size. Ümre parası yatırmaya gittim. Nereye gittim? Kuveyt Türk'e gittim. Şu belediyenin altında ne o Kuveyt Türk vardı değil mi önceden? Bu eski belediye binasının altında. Senin o eski yerinin olduğu kuvvetli değil mi orası? Evet. Oraya ömre parası yatırmaya gittim. Alelace paraları yatırmam lazım. Koşa koşa gittim. Hesapta orada. Onların o Kuveyt Türk'üne yatıracağım. Bekliyorum orada. Gözümün önünde olan bir şey. Bir çarşaflı hanımefendi. Yanında sakallı, şalvarlı, sarıklı, cübbeli bir beyefendi. Tezgahta bir böyle İslami bıyığı böyle hani var ya incecik bıyık bırakıyorlar ya böyle.
Şirin mi şirin. Hacı teyzeciğim hoş geldin. Hacı teyzemi bir hılamır yapın. Ben seyrediyorum böyle. Hacı amcacığım hoş geldin. Nasılsın? İyi misin? İyiyiz hamdolsun. Yeni ömreden geldik. Vay mübarek olsun. Hacı amcacığım. Ay biz bir gidemedik. Bir gitsek. Allah bize de nasip etsin. Hacı amcacığım bir daha gittiğinizde beni de aklınıza getirir misiniz? Çağrılınca gidiliyormuş da. Hacı amcacığım ılamur mu söyleyeyim? Olur bir ılamur alalım. Bir ılamur da ona. Dedi hacı amca dayanamadı. Evladım bir bakar mısın benim kar paylarım ne kadar oldu? Tabii hacı amcacığım baktı.
Hacı teyzeciğim sizinkine de bakayım. Evladım benimkine de bakıver. Benim kar paylarım ne kadar oldu? Ona da bakıverdi. Hacı amcacığım kay paylarınızı yine aktarayım mı ana hesaba? Aktarıver yavrum. Hacı teyzeciğim kar paylarınızı aktarayım mı ana hesaba? Tekrar onu karlı bir şekilde 3 aylık 5 aylık döndüreyim mi? Ben böyle şey ne seyrediyorum dedim ya. Ulan dedim şu dedim mekanizmaya bak. Hacı amcacığım, hacı teyzeciğim şunu şuraya aktarayım mı bunu buraya aktarayım mı? Yüzde kaç olmuş evladım? Yüzde kaç olmuş? Yüzde şu kadar olmuş hacı teyzeciğim. Mustafa Özbağ dedim derslerde bugüne kadar böyle konuşuyordun. Ulan az konuşuyormuşsun sen dedim.
Az konuşuyormuşsun. Bana baktı böyle yandaki kimse verin hocam dedi. Dedim şu dolarları ben dedim şu hesaba yatırmak istiyorum. Lütfen bir de not yazın. İşte bilmem kaç kişinin ümre ücretidir diye dedim ondan sonra. Yok durun dedim isimleri ben sıralayayım. Başladım isim yazdırmaya. Olur mu olur dedim yarın öbür gün bir şey olur isim isim yazdırayım. İsim isim isim … yazdırdım. İşte elimde yazdırdım verdim neyse parayı yatırdım oraya. Ondan sonra çıktım dışarı dedim yok böyle bir şey ya. Şimdi sizi aldatmanın bir yolu ne? Kar payı. Neydi ortaksın sen?
İşte ortak mısın mal alımında? Evet malı gördün mü? Hayır. Satılanı gördün mü? Hayır. Alanını gördün mü? Hayır. Ben böyle konuşuyorum ya canlı örnek. Kendisi sahada. Benim annemin dayısının torunu var. Biz onunla kardeş çocuklarının çocuklarıyız. İstanbul'da hala da gelirler kontroller baş müfettişliğinden ayrılma maliyeden.
Bir İslami finans kuruluşunun devrini yapıyor o ara İstanbul'da. Böyle şeye ne o Haliç'e bakan bir büro bir sürü sekreterler emrinde. Ben oraya gittim de illaki uğra Mustafa'cığım bana abi uğrayayım sana uğradım. Abi hayırdır burada dedim. Dedi o bir finans kurumu vardı. o Jet Fadıl'dan satın alın diyor. Jet Fadıl'ın neydi o finans kurumunun adı ne? Yok değil. Jet Fadıl. Onun bir finans kurumu vardı. Onun finans kurumunun satın alıyor başka bir grup. Bu satın alma işlemlerini komple bu devralmış ekibiyle beraber onu yapıyor. Bir de o satın alacak olan firma onu yönetim kuruluna tayin etmiş bir de.
Bu resmi işlemler bitiyor. Dedim abi bunlar bu topladıkları parayı nereye satmışlar dedim ya. Jet Fadıl'dan için. Bunu ilk defa konuşuyorum. Şimdi onun mesleğinle alakalı bir şey olmasın diye. Ya Hacı bir şey söyleyeyim mi sana dedi. Söyle dedim ben. Ya bak bu aramızda kalsın dedi. Tamam abi dedim ben aramızda kalsın. Ya dedi parayı toplamışlar dedi Müslümanlardan dedi. Gitmişler dedi. Yahudi bilmem hangi şirkete dedi. Bak yani Yahudi bilmem hangi şirkete o zaman için aylık faiz yüzde yediyse üçten vermişler. Ben böyle kaldım. İşte evrağı dedi koydu benim önüme. Kaldım ben.
Abi bu nasıl bir şey dedim ya. Şimdi o böyle o da eski ülkücülerden. Ama böyle şeydir enteresan bir kimliği var. Arkadaşlar tanırlar bir kısmını. Ya böyle işte ya dedi. Bunlar dedi bunun başka söylenecek lafı var mı dedi. Müslümanlardan kar payı diye topla dedi. Git dedi Yahudi bir şirkete dedi parayı sat. Bir de upucuza sat dedi. Peşkeş çekmişler parayı dedi. Bu yetti herhalde size değil mi? Siz yine kaytan bıyıklı o bankalara gidin ütülün. Faizin bize de Hristiyanlığa böyle hani o ayırt ederekten girdiler. Bizi ayırt etmediler. Bizde bodozlamasına girdiler. Faiz girdi.
Bitti. Yok üretimdi yok tüketimdi yok. Direkt bodozlamasına girdi bitti. Bizde çünkü üretimdi tüketimdi ayırt edecek. Bizde mantık yok zaten o kadar. Biz onu ayırt edemeyiz zaten. İyice kaos çıkar bizde. İyice kavga çıkar. Ortalık dumanı çıkar ortalığın. Bizim şeyimiz bu usülümüz bu bodozlamasına yerleştirdiler bizim içimize.
Ticaret yapacaksan faizsiz ticaret olmaz. Piyasa bunu böyle söyler. Ticaret yapanlar ellerini kaldırsa. Bunu duyuyor musunuz duymuyor musunuz? Değil mi? Ne diyorlar? Faizsiz olmaz. Faizsiz olmaz diyor. İmam Etip mezunları da ilahiyatçılar da diyor bunu. Faizin Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te haram sayılması yüzyıllarca ekonomik ve ticari faaliyetlerin büyük ölçüde Yahudilerin tek eline geçmesine yol açmıştır.
Evet. Burada duralım. Evet bu faizin yasaklanmasından dolayı değil bu Müslümanların cihadı bırakmasından kaynaklanıyor. Bu Müslümanların ticari hayattan geri çekilmesinden kaynaklanıyor. Bu Müslümanların tembelliklerinden kaynaklanıyor. Bu Müslümanların uyanmadıklarından kaynaklanıyor. Bu Müslümanların kendi içlerinde, kendi içlerinde bu meselelere kafa yormadıklarından kaynaklanıyor. Bu başka bir şeyden kaynaklanmıyor. Bu faizin yasaklanmasından kaynaklanmıyor. Biz Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılmayıp Kur'an ve sünnetin emirlerini yerine getirmediğimizden kaynaklanıyor. Bize dini yaşamak ve yaşatmak nefsimize zor geliyor.
Nefsimize zor gelince biz taviz veriyoruz. Biz taviz vere vere biz bu hale geliyoruz. Biz işimize sahip çıkmıyoruz. Biz ticaretimize sahip çıkmıyoruz. Biz dinimize sahip çıkmıyoruz. Biz sabahleyen erkenden dükkan açmak bize ağır geliyor, zul geliyor. Bizim ticaret yapmamız bize zul geliyor, ağır geliyor. Biz üç kuruşu, beş kuruşu gördük mü gidiyoruz biz deniz kenarına yatırım yapıyoruz. Yılda bir ay, iki ay yaşayacak olduğu yere milyon dolar yatırıyoruz biz. Biz onun yerine gidip biz bir fabrika büyütmüyoruz. Onun yerine gidip bir tezgah almıyoruz biz. O yetmiyor. Ondan sonra bir de biz kışlık tatil evi yapıyoruz. O yetmiyor.
Bizim köyümüz dağın tebdingil tepesinde. Araba çıkmaz. Biz oraya devasa bir ev yapıyoruz. Devasa bir ev yapıyoruz. Biz yılda yirmi gün yaşayacak olduğumuz, bir ay yaşayacak olduğumuz yerlere milyon dolarlar yatırıyoruz. Bir de onun bakımına paralar yatırıyoruz. Biz Müslüman dünya olarak rahata alıştık, refaha alıştık, tembelliğe alıştık, çalışmamaya alıştık Müslüman dünya olarak.
Biz Müslüman dünya olarak göze alamıyoruz deccalistlerle mücadele etmeyi. Biz göze alamıyoruz fuhuşla, içkiyle, kumarla, faizle savaşmayı göze alamıyoruz. Biz haramlarla savaşmayı göze alamıyoruz. Göze alamayışımızın sebebi bir gözümüz bizim haramlarda. Biz göze alamıyoruz. Sen nasıl rüşvet alırsın? Bunu bağırarak söyleyemiyoruz. İşimiz olmaz diye düşünüyoruz. Veyahut da biz zulümle karşı karşıya kaldığımızda biz onu bağıramıyoruz. Sen bize zulmediyorsun diyemiyoruz biz. Diyemiyoruz. Biz zulme sessiz kalıyoruz. Biz haksızlığa, hırsızlığa, ursuzluya, zalimliğe sessiz kalıyoruz.
Birisi konuşursa da o bize radikal geliyor. Birisi bunları da konuşursa o bize sivri geliyor. Evet. Biz sonra da İslam dünyası olarak suçu, dış güçler, iç güçler, içeride satılmışlar, dışarıda satılmışlar, işte şunlar, bunlar, biz yapacağız ama Yahudiler bize fırsat vermiyor. Biz yapacağız ama Mossad bize fırsat vermiyor. Biz yapacağız ama Avrupa bize fırsat vermiyor. Biz yapacağız ama Amerika bize fırsat vermiyor. Biz yapacağız ama içimizdeki satılmışlar fırsat vermiyor. Ya içindeki satılmamışları da susturuyorsun ki sen. Kaçacak yer çok. Birisi de böyle çıkıyor İslami kıyafetle, ondan sonra diyor ki, doları indiren de çıkaran da Allah'tır diyor.
Çıkıyor işin içinden. Bu, din anlayışımız da bu. İyi, doları indiren çıkaran da Allah, fuhuşu yaptıran, yaptıran da mı Allah diyeceğiz? Faizi indiren çıkaran da mı Allah diyeceğiz? Ne söylediğinin farkında değil. Adam şeyh. Ama tabii, şimdi bunu böyle Yahudilerin eline geçmesini sağlamıştır diyeceğiz ki, biz de faize bulaşalım. Yahudilerin eline geçmesin sakın ha. Eee ne yapalım? Biz de faize girelim.
Biz de ticarette söz sahibi olalım. Faize girelim. Faizle daha büyük işler yapalım. Verdiğin faiz nereye gitti? Kimin cebine girdi? Bana kimin cebine girdiğini söyle. Yahudilerin eline geçmesin, biz de faiz alalım, biz de ticaret yapalım. Faiz aldın, kurum neresi? Yahudi. Faiz aldın, kurum da Yahudi. Ne güzel bir pompalama sistem ama değil mi? Yahudilerin eline geçmesin. Faizle ticaret yapın. Siz de büyüğün. Kime çalıştın faiz doları?
Hangi bankaya çalıştın? Ekonomik faaliyetlerin çok geliştiği 20. yüzyılda dünyanın her tarafındaki liberal iktisadi sistem. Hayır yok, liberal iktisadi sistem değil. Bu sistemin adı. Bu aldatmaca. Hayır yok. Vahşi, kapitalist, deccalist sistem bu. Hayır, bunu yumuşatmasın hiç kimse. Liberal ekonomiymiş. Yalancı seni. Ne liberal ekonomisi? Dünya üzerinde tek ekonomik sistem var. Vahşi, deccalist, kapitalist sistem. Vahşi, kapitalist, deccalist sistem. Vahşi hem.
Hem o kadar vahşi, o kadar vahşi ki. Bütün dünya insanlığını ve devletlerini köleleştiren bir sistem. Bütün dünya insanlığını ve devletlerini köleleştiren bir sistem. Devletler ve devletlerin tebaları köle. Maske tak, emredersin. Tak maskeye. Aşı ol, emredersin. Aşı ol. Şunu yiyeceksiniz, emredersiniz, onu yeriz. Bunu tüketeceksiniz, emredersiniz, onu tüketiriz. Bunu ekmeyeceksiniz topraklarınıza, emredersiniz, ekmeyeceğiz. Ne liberal sistem mi? Neredeymiş liberal sistem? Sen Türkiye olarak bunu üreteceksin.
Senin kalkınman bunun üzerine. Ne? Tekstilin en kirlisini, en pisini sen yapacaksın. Bütün derelerin kirlenecek. Bütün temel alt suların kalmayacak. Bütün üst suların kirlenecek. Sen tekstilin en kirlisini, en pisini yapacaksın. Evet. Sana o rolü biçtim. Sen otomotivin yedek sanayisisin. Evet. Sen başka bir şey yapamazsın. Sen toprağına buğday ekemezsin. Buğdayını ithal edeceksin. Toprağına buğday ekersen vatan hainesin sen. Sen inek besleyemezsin. Neden? İneklerin çıkardığı gazdan sen dünyayı kirletiyor. Bak, bak, bak, … aklımızda oynuyor bizim. Buna ben her gün gülüyorum kendi kendime.
Yakında inek besleyenlere vergi çıkarabilirler. Derler ki, ineklerin çıkardığı gazlardan dolayı size vergi vereceğiz. Vergi alacağız inek başına. Sebep? İnek gaz çıkarıyor. O yüzden dünyayı kirletiyor. Pıh! Allah sizin cezanızı versin. Ya buna inanıyor bu insanlar. O kadar nükleer santraller var. Dünyayı kirletmiyor. O kadar uçak, o kadar gemi, o kadar araba, o kadar fabrika. Dünyanın ekolojik sistemini kirletmiyor. Senin damında iki tane inek var. O kirletiyor. Onun da nesi kirletiyor? Çok affedersiniz. İnek osurunca kirletiyor. Allah senin bin türlü belanı versin. Ya böyle bir mantık var mı ya?
Ya gülünce, ya ağlıyoruz halimize. Ağlanacak halimize güleceğiz. Herkes de dinliyor bunu. Bizim Tarım ve Hayvancılık Bakanı da bunu söylüyor bize. Evet. Ne? Liberal ekonomi ha? Aha! Oturacağım, ağlayacağım şimdi. Amerika bir yasak koydu, sen afyon ekemedin. Kalktı mı yasak? Kalkmadı. Ne zaman kondu yasak? 74'te. Hadi kaldırın. Kaldıramazsınız. Sebep?
Çünkü kimyasal uyuşturucunun önüne geçersiniz öyle olursa. Kaldıramazsınız. Sokaklarda Drakula gibi gezen uyuşturucu almış olan insanlar var. Onları gözlü görmez hiç kimsenin. Ama esrar içemezsiniz. Esrar sizi Drakula gibi yapmaz çünkü. Sanki esrarı methediyormuşum gibi algılanmasın. Sigara içersiniz. 85 tane zehir var sigarada. 85 tane. Tohumundan sigara oluncaya kadar 85 tane zehir uygulanıyor sigaranın üzerinde. 85 tane. Bir duman aldı.
Yaptı. 85 tane zehiri içine aldı. O serbest. O serbest. Akciğer rahatsızlıklarının yüzde 85'i, yüzde 85'i. Sigaradan. O serbest. Çünkü arkasında o 2000 şirket var.
O yüzden bu dünya üzerinde liberal ekonomik sistem yok. Kanmayın. Serbest müteşebbismiş ekonomik. Değil. Yalan bunların hepsi de. Yalan. Sen Bayındır Ovası'nda pamuk ykemezsin şimdi. Yasak. Yasak bildiğiniz yasak. Bildiğiniz yasak. Ne ben pamuk yiyeceğim ekemezsin. Ne? Hür teşebbüsmüş. Hayır. Öyle bir şey yok. Yok. Yapamazsınız.
Size bir elbise biçerler. Devlet olarak. O elbiseyi kabul edersiniz. Kabul etmezseniz daha kuruluşa götürürüm sizi. Sizi tanımazlar. Sen devlet kuramazsın. Kurdun. Yıkıverirler. Irak gibi. Suriye gibi. Libya gibi. Öyle yaparlar. Sen öyle bundan sonra ben petrolü dolarla satmayacağım dersen ertesi gün iç karışıklık. Başlar seni devirirler. Daha da olmadı. Bombalarlar seni ki. Sen öyle canın istediği gibi silah alamazsın. Ne oldu Osmanlı İmparatorluğu'nun ne oldu savaş gemileri? İngiltere el koydu.
Sonra savaş tazminatına saydı. Göndermedi gemileri. Sonra aynı gemileri Çanakkale'den geldi İstanbul'u işgal etti aynı gemilerle. Senin gözüne batıra batıra. Senin gözüne soka soka. Çanakkale geçilmez dediğin yer geçildi. Hem de böyle elini kolunu sallaya sallaya geçti. Geldi İstanbul'u bir güzel işgal etti. İşgal ettikten sonra padişahı ve sarıyı ve oradaki hükümeti işlemez hale getirdi. Ondan sonra onları oradan gönderdi. Bir tane İngiliz askeri. Bir tane İngiliz askeri. Gripten dahi ölmeden gitti. Gripten ölseydi ne olurdu bilmiyoruz. Senin devletini yıktı, gitti. Gitti gitti. Kendiliğinden gitti sonra. Öyle değil o işler.
O yüzden öyle kimse liberal ekonomi diye bize yutturmasın. Evet. Ekonomik faaliyetlerin çok liberal iktisadi sistem taraftarları, faizin zorunu ve faydalı. Hatta yardımı anonimleştirerek, yani bir kişiden değil de bir şirketten elde edilen borç alanı, minnet yükünden kurtardığı için ahlaki ve sosyal bir müessese olduğunu savunurlarken, sermaye düşmanı, sol eğilimli iktisadi sistem taraftarları şiddetle faize karşıdırlar.
Neşet Çağatay. Ben de solcum oldum şimdi şiddetle karşı olduğum için. Evet. Şimdi normalde hani, artık dünya üzerinde solcu da kalmadı. Onlar da kelenek kuşu gibi. Bir tane içimizde var bizim işte. Türünün son örneği. Ama seviyoruz kendisini. İyi bir solcu. Solculuktan vazgeçmedin değil mi? Hala daha solcusun yani. Evet. Aman Allah rızası için. Burada kal yani. Senin solculuğundan rahatsız değiliz. Şimdi, dünya üzerinde bu deccalist, vahşi kapitalist sisteminin karşısında, bir karma haksın ekonomik sistemi çıktı. Şimdi onlara girersem iş karman çorman olur. Karma haksın da bir Yahudi çocuğudur. Şimdi oraya da girdiğimde, diyeceksiniz ki, lan burayı da batırdın ya.
O da mı Yahudi'ydi? Evet o da Yahudi'ydi. Şimdi, o da bu dünya üzerindeki bu vahşi kapitalist sistemi gördüğünden, kendince böyle bir ekonomik model üretmiş. Kendince. Ve bu ekonomik modelin eksileri vardır, doğruları vardır, yanlışları vardır. Ama bir ekonomik modeldir. Neye karşı? Vahşi deccalist kapitalist sisteme karşı, bir ekonomik model uygulamış. Bakın, bunu yerme veya övme noktasında değilim. Alkışladığım yer şurası. Bu vahşi deccalist kapitalist sisteme boyun eğmemiş. Burası hoşuma gidiyor. Bakın, burası hoşuma gidiyor. Sonradan gelenler, boyu neydi, bu ayrı mesele de, ama, dünya üzerinde, şu anda var olan, üç tane ekonomik sistem kaldı.
Bir tanesi vahşi ekonomik kapitalist sistem. Artık kapitalist bile diyemeyiz biz onu. Vahşi deccalist bir ekonomik sistem var orada. Kapitalizm de değil onlarınki çünkü. Vahşi deccalist, şeytani bir sistem bu. Bir tane var, şu anda bunun başını, Çin ve Rusya çekiyordu. Hani böyle, komünizme dayalı bir, ekonomik sistem. Her ikisi de komünist değil artık. Her ikisi de aslında solcu da değiller. Her ikisi de ne Marx'ın peşindeler, ne Mao'nun peşindeler. Bunlar bitti. Bunlar şimdi böyle bir, nostalji gibi kaldı. Ama, kitaplarda var mı? Er cevap var. Uygulandı mı? Hayır. Uygulanabildi mi? Hayır. Uygulanamamasının sebebi, onun da, tutarsız olması kendi içerisinde.
Her neyse, üçüncü olan ne? İslam'ın ekonomik sistemi. Şu anda dünya üzerinde var mı? Yok. Ama sadece, hani, kitabi olarak, Kur'an, sünnet tarihinde, ayet ve hadisle, bu, o ayakta duruyor mu? Evet. Bundan rahatsızlar şu anda. Bu normalde, Kur'an orada olduğu müddetçe, sünnet-i seniyye orada olduğu müddetçe, bundan rahatsızlar. Bunu dönüştürmeyi, bunu devirmeye çalışıyorlar, dönüştürüp deviremiyorlar. abdühler, abdühler, ne bileyim, Afganiler, işte Hayrettin Karamanlar, Hamdi döndürenler, yeni nesil, ilahiyatçılar filan, nefesleri yetmiyor buna. Yani, bu klasik, din algısı ve din anlayışını, onların diliyle söylüyorum.
Benim din anlayışım, din inanışım, klasik filan değil. Benim din anlayışım, din algılışım, Kur'an, sünnet. Onlar klasik diye nitelendiriyor. Hani siz klasik eskide kaldınız. Biz asıl yeni olan biziz. Her gün tazeyiz biz. Çünkü çok genç sevgilimiz var. O yüzden hep tazeyiz. Her sabah yenileniyoruz. Onlar bunun farkında değil. Onlar diyorlar ki, siz eskidiniz. Bu eski bir, ondan sonra klasik sistem diyorsunuz. Değil. Dimdik havada daha. Dimdik yerinde. Kur'an orada duruyor. Sünnet-i Sen'i orada duruyor. İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf, Serahsi, Taftazani, Kastalani, Gazali, hepsi de dimdik duruyor.
Ve o yolda dimdik duruyor. Zaman zaman böyle hani sanki böyle bitiyormuş gibi görünse de yeniden diriliyor, yeniden uyanıyor. Bunlar rahatsızlar. Bakın bunlar rahatsızlar. O yüzden bunları savunan ne kadar cemaat, tarikat, meşrep, mezhep varsa hepsine karşılan. Hepsine de. Ama yenemeyecekler. Allah'ın vaadi haktır. Allah nurunu tamamlayacak. Evet. 10. sayfaya geldik. Ondan devam edeceğiz. Hindistan'da İngiliz işgali sonrası oluşan iktisadi yapı içerisindeki Seyit Ahmet Han ribayı tefecilik olarak tercüme etmiştir.
Dedik. Burada İngilizler Hindistan'ı ne yapmışlar? İyi. İstanbul'u ne yaptılar? Efendim? İyi. Eşgal ettiğiniz yerden siz elinizi kolunuzu sallaya sallaya çıkar mısınız?
Onca kilometreden gelmişsiniz. Onca askeri tesisat, onca masraf, onca para, onca silah, gemi, tankı, topu, tüfeği gelmişsiniz. Üç kıtaya hükmeden, üç kıtaya hükmeden dağıldıktan sonra kendi uhdesinden otuz üç tane devlet çıkan, otuz üç tane devlet çıkan bir imparatorluğun bahşehrini işgal ettikten sonra bir askeriniz dahi ölmeden, bir askerinizin dahi bacağı kırılmadan.
Çeker gider misiniz ya? Bir ara neydi böyle bir kayalıklar vardı bir yerde yok yok İngiltere'nin Folkland İngiltere gibi devlet Folkland kayalıkları için savaş ilan etti ya.
Kayalıkları bırakmayan devlet kayalık. İstanbul'u nasıl bıraktı gitti acaba ya? Bırakıp gittim yoksa delice sorular Mustafa Özbağ'dan geceniz hayır olsun El-Fatiha Selamat Amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.