mustafaozbag.org

FAiZ İLE İLGİLİ SORU VE CEVAPLAR -05.01.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Ocak 2023 · 1:17:58

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp hem yaşayanlardan hem de yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Sözler dedik, bu faizle alakalı bir kardeşin soruları vardı. Onunla alakalı inşallah bu akşam onu da derleyelim, toparlayalım dedik Allah'ın izinden inşallah.
Bir rivayette şöyle gelmiştir. Hz. Bilal radiyallahu anh Resulullah aleyhissalatü vesselam'a iyi cins bir hurma olan berni hurması getirmişti. Bu nereden diye sorduk. Bilal radiyallahu anh bizde adi hurma vardı Resulullah aleyhissalatü vesselam'ın yemesi için ondan iki ölçek vererek bundan bir ölçek satın aldık dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam eyvah bu ribanın ta kendisi eyvah bu ribanın ta kendisi sakın öyle yapma.
Şayet iyi hurma satın almak istersen elindekini ayrıca sat sonra onun parasıyla iyi hurmayı satın al dedi. Buhari Müslüm ne sahi? Kötüb-ü Siddeden. Yine başka bir hadis-i şerif. Müslüm'ün bir diğer rivayeti şöyledir. Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla, baş başa misliyle peşin olarak satılır.
Kim artırır ve artırılmasını talep ederse ribaya girmiştir. Bu işte alan da veren de birdir. Yine Müslüm'den Ebu Hürer'e'den rivayetinde cinsleri farklı ise müstesna denir. Müslüm, Musakkat, sayfa 82, 1584. hadis. Burada açıklamalar var. Bu açıklamaları... Nerede kardeş burada? Bu açıklamaları okumama gerek yok. Kötüb-ü Siddedeki açıklamalar bunlar herhalde değil mi? Evet. Ben böyle buradan direkt soruya geçeceğim. İki hadis okuduktan sonra. Anladım. Yine bir hadis-i şerif daha var. Bu konumuzla alakalı. İbn-i Ömer radallahu anh anlatıyor.
Ben dinarla deve satıyor. Dinar yerine gümüş alıyordum. Bazen de gümüşle satıyor. Onun yerine dinar alıyordum. Bu durumu Resulullah aleyhissalatü vesselam'a arz ederek hükmünü sordum. O andaki yani aynı meclisteki kıymetiyle olunca bunda bir beis yok buyurdu. Buradan kardeşimiz el-hidayeden fetvalar olmuş. Bir kimse gümüşü gümüşse veya altın altınla satarsa bunlar ayar ve işçilikte farklı olsalar bile aynı miktarda olmadıkça satış caiz değildir.
Yani diyelim ki bilezikle kolyeyi değiştirecekse bilezin gramıyla kolyenin gramının aynı olması gerekiyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yine el-hidayeden peşin olmaları durumu dışında altını gümüş ile satmada riba vardır. Peşinse riba değil. Yani peşin altınla gümüşü alabilirsin, gümüşse altını alabilirsin. Ama vahde giriyorsa işin içerisine faiz giriyor. Evet, yukarıdaki alıntıları istinaden aşağıda örneklendiren senaryolar için durum nasıldır? Takas edilen mallarda faiz hükmü nasıldır demiş. Kardeş soruyor. Örneğin aynı marka, model ve kilometrede iki araba arasında takas olacak olsa, sadece araçlardan birinin rengi diğerinden farklı olsa ve takas yapanlardan birisi bunun için ek ücret istese faize girer mi?
Ne kadar enteresan soru değil mi? Evet. Şimdi, Hanefiler malın ikiye ayırmışlar. Burayı iyi dinleyin. Bir, misli mallar. İki, kıyame mallar. Misli mal ne? Mesela işte, Cafer kereste işi yapıyor. Beşon çam üretiyor. Bu mal misli mal oluyor. Ama o beşon keresteyi kullandı, mal kıyame mal hükmüne geçiyor. Yani onun normalde kıymeti takdir edilecek.
Çünkü kullanıldı. Kullanılmasaydı fabrika üretimiydi, misli maldı. Yani bir şey, mesela burada marka model demiş ya, ne marka? Örneğin sıfır bir araba. Tofaş. Tofaş sıfır araba. Misli mal hükmünde. Çünkü henüz daha kullanılmadı. Araba komple üretimde, araba komple üretimde olunca, sıradan, fabrikadan, banttan çıkıyor.
O mal, misli mal oluyor. Eğer o misli malla, yani sıfır arabayla sıfır arabayı takas ederken, üzerine ücret almak, fazlalık almak faiz oldu. Misli mal çünkü. Hatta misli mal olduğu için, bunu ayriyeten hanefiler şerh düşmüşler. Eğer o malın başına bir şey gelirse, kaybolmak gibi, telef olmak gibi, ne bileyim, bir şey geldi değil mi? Misli var, fabrika üretiyor çünkü. Misliyle ödemek gerekiyor onu. Hani eğer adamın malı telef oldu, o zaman onu misliyle. Çünkü fabrikada var, fabrikadan sıfırını alıp, o kimseye vereceksiniz. Şimdi, aynı marka, aynı model, hatta aynı renk, ama kullanılmış. Şimdi iş buraya geldi.
Bunun takasında, kıyame mal oldu bu. Kullanıldı çünkü. Üzerine, tabiri caizse, araba piyasası diliyle, plaka takıldı. Plaka takılır takılmaz, kıyame mal oldu. Yani, kullanılmış mal oldu. Kullanılmış mal olunca, iki kullanılmış mal, ve hatta, misli mal, yani hiç kullanılmamış malla, kullanılmış malı, takas etmekte, fazlalık almak, faiz olmadı.
Çünkü, kullanılmış mal, kıymet düşürdü. Ya da, kullanılmış mal, kıymetlendi. Önemli değil bu. Mal kullanıldığı anda, malın, hanefi fıkıhındaki dili, kıyame mal oldu. Bakın, kıyame mal oldu. O zaman, malı, kıyame mal olduğu için, kullanıldığı için, onun kıymeti, piyasa belirliyor zaten. onu normalde, o belli bir şey değil. Ama, misli mal da, fabrika üretimi gibi. Fabrika üretiyor. O zaman, bu takasta, normalde, misli mal da, bir şey isteyemiyorsun. Model değişirse, aksesuarı değişirse, o zaman, hiç değişti, misli mal da olsa. Yani, birisi, ikisi de sıfır araba, birisi klimalı, birisi klimasız.
E, klimalı olanın, bir farkı var. Klimasız olanın, farkı yok. O zaman, o farkı, klimasından dolayı, üzerine fark almak, caiz. Ama, ikisi de klimasız. O zaman, üzerinden bir şey almak, mümkün değil. Takasta bu. Arabacılar, Serdar da oradan, iyi dinliyor, sen de dinliyorsun. Evet, arabadan laf açıldığı için. Bu, farklı bir mal da olabilir. Farklı bir mal, genelde ama, kullanıldığı anda, mal kullanılmış. Mal kullanıldığı anda, misli mal olmaktan çıktı. Kıyame mal hükmüne geçti, fıkıh dilinde. O yüzden, onun normalde, takasında bir problem, yok. Orada mı sıkıntı var?
Benim bilgisayarda, bir sıkıntı vardır. Evet, sorunun birisi budur. Ya da, farklı mallar, takas edilecek olsa, durum nasıldır? Takasın, o an, hemen gerçekleştirilmesi mi, gerekir? Yoksa, taraflardan birisi, vereceğini sonra, verse de olur mu? Eğer bu, nakit değil ise, takas edilecek şey, para değil ise, o zaman, birisi, malı sonra vermeyi, normalde, bu kabul edilebilir. Bunda bir beyiş yok. Ama, takas edilecek olan şeyler, yani, paraysa, nakdi ise, bunun, sonrası, faiz olmuş olduğu. bazen firmalar, kampanya yapıyorlar.
Örneğin, eski halını getir, yeni halıyı, 10 lira fazla vererek, al şeklinde. Bu tarz, alışveriş, faize girer mi? Girmez. Neden? Bir mal kullanıldı, bir mal kullanıldığı için, kıyame mal oldu, öbür mal kullanılmadı. O, misli mal, ama ve lakin, o kıyame mal olduğundan, kıyame mala bir takdir biçti, 10 lira, 20 lira, 30 lira, veyahut da hiç takdir biçmedi. Dedi ki, eski halını getir, yeni halın 5 lira dedi ona. O da eski bir halı getirdi, ne getirdiyse getirdi. Öbür halıyı 5 liradan aldı. Faiz oldu mu? Olmadı. Birisi, arsasını iki daire karşılığında, müteahhite verse, faiz var mıdır? Yoktur. Yani normalde malların cinsleri ayrı, her şey ayrı. Bir kimsenin normalde bir tane arsası var, müteahhite gitti anlaştı, dedi ki, ben buna iki tane daire istiyorum, dairenin özellikleri bu, bu da faiz olmadı.
Müteahhit 6 ayda yapıp teslim edeceğini söylese, ve 6'yı geciktirerek yapıp teslim etse, durum nasıl olur? O zaman, müteahhit 6 ayda teslim edemediği için, bir tazmin isteniyorsa, her geçen gün için, o tazmini ödemek zorunda. Ama tazmin konuşulmadıysa, oradaki yerel hukuk geçerli olur. yerel hukuka göre tazmin edilecek bir şeyse, orada yine yerel hukuk, İslam hukukuna göre, onun normalde neyse, cezası onu keser.
Müteahhit kötü olan 3 daire karşılığında, mal sahibine iyi olan bir daire verse, faize girer mi? yine girmez. Çünkü mal kıyame oldu. 3 tane daire var, kullanılmış. Kullanıldığı için, bir kıymet takdiri edilecek. O yüzden o kıymet takdirini, kendi kafasından etti. 3 daire yerine, yerine, yerine bir tane daire verdi. O yüzden faiz olmadı. Buradan yine el hidayeden bir iştahat, bir fetva okuyacağım inşallah. Bu konuları hemen hemen açıklayan, kapsayan bir şey. Tartı veya ölçüyle alınıp satılmayan ve taneleri arasında farklılıklar bulunan diğer malların takasında ise, eşitlik şartı aranmazmış. Tartı ve ölçüyle alınıp satılmayan.
Yani tartı dediğine şeker. Yani o kimse, bir kilo şeker olunca, bir kilo şekere sen, bir buçuk kilo şeker veremezsin. Faiz olur. Veya ölçüyle, neyle? Metreyle ölçüyor. Metreyle ölçünce, sen bin metre kumaşa, bin beş yüz metre kumaş veremezsin. Öyle olursa, bu faiz oldu. Ve taneler arasında farklılıklar bulunan diğer malların takasında ise, eşitlik şartı aranmaz. Bu nedenle, farklı model ya da değerlerdeki mal ve ürünler değiştirilirken, değer farkından dolayı ödenen fazlalık faize girmez. Mesele anlaşıldı değil mi? Evet. Diğer bir ifadeyle, aynı cins olan, kıyami malların, yani kullanılmış malların, aradaki fiyat farkı ödenerek, peşin olması şartıyla değiştirilmeleri, dinen caizdir.
Anlaşıldı. Mesele anlaşıldı mı arkadaşlar? Biraz böyle, ilmi bir durum var burada, dilim döndüğünce inşallah, Rabbimizleri affetsin inşallah, hata yapmaktan yansın. Darül harp hukuku konusunda ise, ticaret yapan, mevcut bulunduğu ülkenin yasalarına tabi olan, bir kurum, kuruluş, işletme çalıştıran bir Müslüman ile, müşteri arasındaki faiz hukuku nasıl olmalıdır? Burada normalde biz müşterileri, bir işletme çalıştıran, müşterinin dinini bilmiyor. Müşterinin dinini bilmediği için, orada bir de, hani İslam hukukunun olmadığı bir yerde ticaret yaptığı için, o kimse oranın yerel hukuku neyse, o hukuk üzerinde ticaretine devam edecek. Ha, oradaki normalde bir Müslümansı o kimse, o Müslümanın olduğunu biliyorsa, ondan faiz alması caiz değil.
Bu ayrı. Ama gayrimüslim bir unsursa, ondan faiz alabilir mi? Eğer gayrimüslim ona müsaade ediyor ya, faiz almaya, oranın hukukuna uygun, o zaman alabilir. Yukarıda bahsedilen, 325 nolu hadisi açıklayabilirmişsiniz. 325 en son okuduğumuz hadisti, yani ben dinarla deve satıyor, dinar yerine gümüş alıyorum. Yani bir kimse dinarla deve sattı. Dedi ki, kaç para? 100 dinar dedi, deve. Sattı, o da 100 dinar ödeyecek ya, onun karşılığında aynı anda ne kadar gümüş yaptı? 50 gram gümüş yaptı. 50 gram gümüş alması caiz. Anladınız mı meseleyi? Peşin. Bu genelde kumaşçılarda olur. Kumaşçılar şimdi hemen anında, kumaşı sattı.
Kumaşı adam dolar üzerinden satıyorlar. Gene devam ediyoruz değil mi? Dolar üzerinden. Dolar üzerinden satıyor ama adam TL getirdi o esnada. TL getirdiğinde, hemen o günkü kur üzerinden, adamın yanında, TL'yi aldı, dolara çevirdi. Dedi ki, şu kadar dolar yaptı, bana bu kadar borcum var, veyahut da al sana bu kadar alacağını oldu dedi. Adama, ona göre hesabı orada bitirdi. Bu caiz. Bu faiz olmadı. Bitsin, soruları alacağım. Bu adişin açıklaması bu. Yani normalde, işte ya TL sattıydı, o esnada dolar ben gittim, az önce İsmail'i gördüm lastikçi. Nerede başını kaldır. Evet, mesela ben gittim. Siz genelde şeyi de, ne o? Lastiği dolarla alıyorsunuz değil mi?
Yurt dışından gelenler dolarla, içeride TL ile. Ben gittim İsmail'e, İsmail'e dedim ki, dört tane lastik, dört tane lastik, on bin lira dedi. Örnek. Ben on bin lira yerine, ona beş yüz dolar verdim. Öyle ya. Beş yüz doları, anında şimdi o orada, TL'ye çevirecek. Çünkü, TL'ye aldım ben, on bin doları, ama ben ona, on bin liraya aldım, ama ben ona, şimdi az öncekinin tersini söylüyorum.
Ona ben dolar verdim. Hemen kaldıracak telefonu, on bin dolar ne yaptı diyecek, işte dokuz milyar yaptı. Ama ben beş yüz dolar verdim. Onun alacağı ne kadar? On bin liraydı. Bin lira arttı. Ben mi vereceğim bin lira? Ben vereceğim. Bin lira daha vereceğim ona. Ama diyelim ki, altı yüz dolar verdim ben ona, o zaman o bana verecek. TL'yi. Doları kabul edebiliyor mu, benim yanımdakken? Edebiliyor. Hemen anında, çünkü takas etmiş oluyor. Dolarla TL'yi. Bakın, dolarla TL'yi anında, alıcı ve satıcı, aynı anda takas ederse, yani orada, alışveriş olmuş oluyor. Yani, parayı çenç etmiş oluyor. Değiştirmiş oluyor. Bu caiz mi? Bu hadis-i şerife göre caiz.
Hanefilere göre de caiz. Evet. Bir veli çocuğunu özel okula yerleştirse, veli bin liralık taksitle ödemesini yapsa, ve taksitlerden birisini bin liraya denk gelen, örneğin yüz dolar ile yapsa, faiz hükmü nasıl olur? Soru bu. Orada anında, o dolar TL kuru ayarlandı, orada parayı ödeyenle, alan arasında, bir anlaşmazlık çıkmadı, kur neyse, o kur üzerinden ödendi, faiz olmadı yine.
Bu meselede anlaşıldı mı? Evet. Şimdi bunların soruları bitti. Şimdi sorularınızı alabilirim. Efendim, birinci sorum, kuyumcuya gittim, işte altın bozacağım, altını verdim, adam parası yok kuyumcunun, toptancıdan fiyat alıyor. İşte abi, toptancıdan alıp getireceğim paranı diyor, ben kuyumcudayım o sıra. Bu caiz olur mu? Olmaz. Kuyumcuyla beraber toptancıya gideceksin. Altını orada bekletip, kendi gidip parayı alsa? Altın senin evinde olduğun müddetçe, bir sıkıntı yok. Yok, benim cebimde değil, tezgahta duruyor. Tezgahta durmayacak, cebinde duracak.
Altın senin mülkünde kalacak yani. Tezgahta da değil. Ben bir gideyim, parasını alayım geleyim, altını alacaksın, cebine koyacaksın. Parayı alacak gelecek, vereceksin altına. İkinci sorum, az önceki misli mallarla alakalı, sıfır bir malı aldım ben, parasını verdim ama malı daha almadım, teslim almadım. Mal zayi oldu yolda giderken, ama misli yok, aynı mal bir daha üretilmemiş. Misli mal, üretilen maldır. sürekli üretilmesi. Evet. Veyahut da örneğin işte, el işçiliği yapılmış bir el halısı, dokuma halısı. Devamlı üretilmiyor. Ama kullanılmamış. Ne kadar diyelim ki, şu kadar para, zayi oldu değil mi? O normalde kullanılmadığı için, misli mal o yine.
O kaçaydı? Diyelim ki, üç bin liraydı değil mi? O kimse üç bin lirayı, sana şey yapacak, iade edecek. Hayır. Eğer normalde, varsa zayi olduğu için, aynı malı. Yoksa paranı iade edecek sana. Yok işte yani, o mal üretilmiyor. Üretilmiyorsa, o zaman, paranı ödeyeceksin. Peki orada mesela, paranın zaman değeri, faize mi girer? O anında olacak olan bir şey. Yok mesela atıyorum, bugün TL ile aldın, bir sene sonra alacağım. Bir sene sonra olmadı. O zaman, şey oldu, ne o? Alışverişin hükmü, fasit oldu. Olmaz. Yok şey mesela, vadeli satışta mesela, bir sene sonra. Ama bak, alışveriş bitmiş, malı sana teslim etmesi gereken kimse, teslim etmemiş.
O teslim etmediği için, o zayi olan malın, senin zararını tazmin edecek. Bir sorumda, az önce İsmail abiden, örnek vermiştiniz ya, örneğin, o an, dolar, 19 lira, 20 lira, ben 15 liradan bozarım, öyle alırım, deme hakkı olur mu, o satıcının? Olur. Benim nazarımda, dolar 15 lira der, sen git başka yerde, 20 liraya sat, getir parayı. Teşekkür ederim. Efendim, benim sorum da, tazminle alakalı, mesela, evi takas ettik, ben evi verdim ama, o bana evi, bir ay sonra verdi ve, dedi ki, o bir aylık kirayı, biz yerel kanunlarla, dediler ki, işte bir aylık kirayı, tazmin edecek. O kişi bana bugün vermedi, 10 yıl sonra verdiğinde, olmadı, verecek. Dolarla satılan, ürünlerin karşılığında, TL olarak, ödeme yapılabilir, nakitte.
Evraklı işlerde. Yani, bana dedi ki, ben bunu dolarla alırım, örneğin, 4 dolar. ama, şu kadar günlük, evrak, vermek kaydıyla, bunu da, kendi taahhütüyle, bizim talebimizle değil, kendi taahhütüyle, dedi ki, çekin gününde, dolar ne kadarsa, o kadar düşer. O kadardan ödeyeceğim, ya da, dolar, çeki aldığım gün, yani, vadesini beklemeden, iki şekilde soruyorum, bir vadesini beklemeden, evrağı aldığımız gün, dolar kaç paraysa, düşülüyor hesaptan, ya da, onun taahhütü, noktasında, evrağın, ödenmiş tarihi, yani, valör dediğimiz,
tarihindeki, kur, baz alınarak, bu ikisindeki, vadeli satışa giriyor, yani, bir kimse, bugün, senden kumaşı aldı, bin metre, kaç dolar, 4 dolar, 4 dolar da ne yaptı, 4 bin dolar yaptı, dedi ki, bu çeki al, 6. ayın çeki, 6. ayda, 4 bin dolar olarak, benim hesabımdan düş, orada normalde, o kimse, dolar olarak borçlandı sana, o yüzden, vadesi geldiğinde, çeki aldın, 6 bin lirayı, tahsil ettin, adama telefon açacaksın, tahsil ettiğinde, senin, tahsil ettim, bu kadar dolar yapıyor, senin parana göre, tamam mı?
tamam, bitti mesele, eksik kaldıysa, o adam ödeyecek, karşıdaki, o normal, eksik kalanı, dolar olarak ödeyecek, o, o da, peşin almış oldu, yani, dedin ki, sen, adam, bugün, evrağı aldım, dolar, 20 lira, sen, benden, kaç para borcun vardı, 4 bin dolar, ilk kere, 4, 8, sen, 8 milyarlık, 80 milyarlık, veya 8 milyarlık, çeki aldın, sen, o esnada, doları TL'ye çevirdin, o da kabul etti onu.
Peki, burada, o, vadeli olarak, anlaşmanın, hükmüyle soruyorum, ben, bu şartlarla satarım, diyebiliyor muyuz? Diyebilirsin. Yoksa, karşı tarafın bunu, Yok, diyebilirsin, o, önemli değil, ben böyle satıyorum, dediğinde, o da onu kabul ettiğinde, ben 6 aylık, vaadeyle, 4 dolar karşılığı, ben bu malı, sana satıyorum, valör günü, kaç parayasa dolar, çevirmek kaydıyla. Bunda bir sıkıntı yok. Yok. Allah razı olsun. Açtığımız icra davalarında, devlet tarafından, lehimize tahakkuk ettirilen, faiz oranları ne yapacağız? Faiz miktarı. Devlet ne kadar, tahakkuk ettirdiyse, o kadar. Alabiliriz yani. Alabilirsin. Teşekkür ederim. Dolar üzerinden yine, anlaşmaya bağlı.
Anlaşmaya bağlı. Evet, mikrofona soruyu sor. Birisi emekli oldu, 50 bin lira para geçti eline, parayı çeviremiyor, ticareti bilmiyor. Ticaret yapan birisine, dedi ki, 50 bin liramı al benim, bana aylık, ama 500 lira, ama bin lira diyebilir mi, yoksa, araba satımından, kar payımı alır? Aylık 500 lira, bin lira derse, faiz olur. Faiz olur. Evet. Aylık 500 bin lira, bin lira derse, faiz olur. Bu parayla, araba alıp, satıp, üzerinden sana, yüzde beş diyebilir mi? Olabilir. Kar payı verebilir. Olabilir. Teşekkür ederim babacığım. Orada çünkü, belli bir miktar yok. Sabitleyemiyor, öyle mi babacığım? Evet, sabitleyince faiz olur. Teşekkür ederim. Ticaret erbabı çok olunca, soru da çok, evet.
Bazen bir malı satıyoruz, müşteriye, peşin veya vadeli. Müşteri diyor ki, malımı ben üç ay sonra, beş ay sonra teslim alacağım. Evet. Bunda bir sıkıntı yok, ama mal zayi olursa, şey senin, sorumluluk senin. Evet Ahmet, evet olur.
Evet Murtaza, caiz değil, faiz oldu. Hayır. Evet. Kendi satış yaptığımız için, müşterilere, müşteriye ürünleri satıyoruz, ve müşteriler bir aylık, on beş günlük, günler sonra ürünlerini alıyorlar.
Geldiklerinde, nakit fiyatına sattığımız oluyor, ve vadeli sattığımız oluyor. Nakit sattıklarımızda, müşteri bir ay sonra geldikten sonra, karttan çekmek istiyorlar. Ondan sonra biz nakit istiyoruz paramızı. Onlar diyor ki, kart verelim. Tamam karttan çekelim diyorlar, ama sizin, bu alışverişten dolayı, zararı içi emizi söylüyorlar. Bize kalkıp para vermek istiyorlar. Bazıları hatta kalkıp, parayı atıp gidiyor, gidenler dahi oluyor. Normalde bir ay, aslında alışverişi yaparken, bir ay sonra ben bunun parasını ödeyeceğim dese, bu uygun olur. Ama alışverişi yaptı, parayı ödemedi. Bir ay sonra geldi, kredi kartından çekmeye çalıştı. sen zarar ediyorsun burada, müşteri kendiliğinden, örneğin bir milyonluk alışverişte, yüz lira sana veriyor.
Bu kendiliğinden verdiği için caiz. Alabiliriz yani. Alabilirsin. Biz genelde mesela, o parayı genelde almıyoruz, dükkana koymuyoruz, veriyoruz birilerine. E getir yerim ben. Recep, senin paran yenir ya. Evet. Çantalar. Evet.
Bin liraya ürünü sattık, ama baştan kart mı, nakit mi konuşulmadı. Tam ödeme zamanı geldiği zaman, müşteri diyor ki, ben kartla ödemek yapmak istiyorum. Kartla ödeme yaparsan diyorum ben, bin iki yüz lira olur örnek veriyorum. Bu aradaki iki yüz lira problemle mi? Alışveriş bitmemiş daha. Alışveriş bitmemiş tabii. O yüzden caiz. Evet. Çek kırdırman hükmünü sormak istiyorum. Çek kırdırmak, kırdırmak zaten belli. Yani şahıssa işte yüz bin liralık çek verip, seksen lira almak. Faiz. Peki faktörün firmalarında gene Daliharp koku konuşur mu? Faktörün firmalarının biz dinlerini bilmiyoruz. O yüzden normalde, burada ama Müslümanın zararı var.
Ama buna normalde Müslümanın zararı var. Fakat yine de bu konuda cevaz verilebilinir yani. O bankalara veya faktörünççilere. Parasını kurtarmak adına veyahut da ihtiyacı var kullanmak adına. Yok parası kurtulmaz ki. Faktörünçte adamın parası kurtulmaz. Yani o zaman çekin sahibi gitsin faktörünke. O yapsın onu. Efendim şimdi dolar kuru üzerinden ham madde alıyorum. Evet. O günkü dolar kuru üzerinden hesaplanıyor. Ben mesela beş aylık TL çekiveriyorum. Fakat yerim olmadığı için aylık ben sevkiyatlarımı yapıyorum. Malımı aylık depoma çekiyorum. Her aldığım gün o günün kuru üzerinden hesaplanıp öyle fatura edilip artı öyle sevkiyat yapıyorum.
Bunda bir sıkıntı var. Burada düştüğünde mesela düşme olmuyor. Ama fiyat belli değil. Fiyat belli değil. Efendim? Fiyat belli değil. Fiyat belli olmadığından alışveriş fahsit oldu. Miktar ve fiyat belli olması lazım. Miktar ve fiyat belli olmazsa alışveriş fahsit oldu. Bir kere de bilezik. O kendi defter tutuyor.
Aylığımızı alınca gidiyoruz. On gram bana işte yirmi iki ayar bilezik yaz diyoruz. On gramın parasını ona ödüyoruz. O deftere tutuyor. On gram. Fahrettin Atılgan mesela. On gram burada senin paran duruyor diyor. Bir dahaki ay bir on gram daha alıyoruz. Veriyoruz. Bilezimizi alıyoruz. Bu caizine. Emanet kalıyor orada. Emanet bırakıyoruz. Sıkıntı yok. O an aldıktan sonra hemen kurunu hesaplayıp borcundan düştüm. Bu faiz olmuş oldu mu? Yok. Teşekkür ederim. Efendim aynı cins ev her şeye aynı metrekare aynı ama muhitler farklı.
Mesela örnek vereyim biri balatta biri yıldırımda. Bunların değer farkı var normalde. Bu aradaki takasta üstte alınan para faiz olur mu? Olmaz. Efendim dolar alıp para üstünü TL olarak vermek. O esnanda peşi ise bir sıkıntı yok.
Efendim. X bir alışverişte yani kuyumcu örneğinden gidersek orada ödemeyi yaptık. Fatura kesildi. Bu sefer o firma olduğu için Darül Harp hükmü içerisinde bir alışveriş mi oluyor? Oradaki faiz yoktur kısmına mı geçiyor? Yoksa şahsı. Bir daha bir daha söyle. Kuyumcu örneğinden gidersek. Evet. O anda alışverişi yaptık fatura kesildi. Orası da firma olduğu için Darül Harp hükmüne bağlı. Yok o önemli değil. Oradaki biz ilk önce alışverişin fasit olup olmadığına bakıyoruz. İster Darül Harp olsun ister Darül İslam olsun. Ben gittim bir kuyumcuya bir tane bilezik aldım. Kaç para? İşte o bilezik diyelim ki yüz bin lira tuttu. Ben yüz bin lirayı verdim. Faturasını da kesti.
Alışveriş fasit değil. Caiz. Bu sefer altın yok getireyim kısmı oluşursa? Ha altın yok o zaman olmayan altını satamaz kuyumcu. Yani ben parayı vermem o zaman. Ben sadece orada Darül Harp hükmünden çıkıyorum. Yok orada değişmez bir şey. Önce İslam alışverişin fasit olup olmadığına bakar. Sonra fasit alışveriş değilse sonra alışverişte faiz var mı yok mu diye bakar. Şimdi ben gittim kuyumcudan altın almaya on tane bilezik alacağım. On bilezik yüz milyar tutacak. Dedim ki kuyumcuya on tane on dört ayar onar gramlık bilezik alacağım. Kuyumcu dedi ki yok bana. Yoksa ya getirecek bekleyeceğim ben orada parayı vermiyorum ona. Getirecek ya da ben gideceğim başka yerden alacağım. Değişen bir şey yok.
Yani nakit olmuş oluyor bu alışverişler. Nakit olunca o zaman iş farklı oluyor. Babacığım şimdi bu bütün konuştuğumuz nakit işlerde hep iki kişi karşılıklı. Şimdi adam uzakta işte bin kilometre uzakta. Araya zaman mekan giriyor ama teknoloji var şey var işte banka hesapları var. Ödemesi var veya borcu var işte üç bin dolar borcu var atıyorum veya ödemesi var. İşte o gün atacak. Kura baktı o sıra attı ama işte atıyorum EFT düşmesi bir yarım saat kadar sürdü. Yan yanına da değiller. Bununla bir sıkıntı var mı? Bu normalde karşıdaki o TL atan kimse oradaki kurun neyse o esnada kur geçerli. Onun attığı zaman da geçerli değil. Mesela bana senin üç bin dolar borcun var Almanya'dasın.
Üç bin dolar ne yaptı? Altmış milyar etti. Sen bana altmış milyar parayı benim hesabıma attın. O esnada dolar yükseldi oldu altmış bin beş yüz lira. Sen beş yüz lira daha atacaksın bana. Öyle mi? Evet. Para benim elime ulaşınca mı o zaman borç tamamlanmış oluyor? Benim elime geçince benim o zaman benim dediğim kur kuru kabullenmiş oluyorsun sen. Ben diyorum ki şu anda kur örneğin buradaki benim gözümün önündeki tabelada şu kadar oldu borcun altmış bin beş yüz. Borçlusun çünkü sen. Sen o zaman ya bir vekil tayin edeceksin birisinin parayı ona göndereceksin. O getirecek parayı doları bana ya da sen benim dediğim o kur farkını kabul edeceksin. Beş yüz bir daha attı bir daha yükseldi bir daha mı göndereceksin?
Bu normalde attığım beş yüz liraya o esnada o altmış beş yüz liralık dolar tekrar yükselirse gene ödeyeceksin. Düşerse? Düşerse o zaman o karşı taraf ödeyecek. Yine ama ödemesi lazım değil mi? Evet. Mesela atıyorum attı benim hesabıma gelene kadar. Altmış bin lira tutuyordu. Elli sekize düştü. Evet altmış bin lira tutuyordu. Ama benim hesabıma geldiğinde elli sekiz lira tutuyor. İki lirasını geri versek o. Tamam. Düşerse. Ama istemeye de bilir değil mi babacığım? İstemeye de bilir. Altmış lira ondan sonra üç bin dolar aldın mı? Aldın. Var mı benden bir alacağın? Yok. Allah yoluna çık etsin. Teşekkür ederim. İnternet üzerinde alışverişlerde peşin, havale, EFT gibi alışverişler ne kadar uygun?
Hiçbir sıkıntısı yok. Yani internet üzerinden alışverişlerde peşindir, EFT'si. Malı görmüyoruz ya. Malı görmüyoruz sıkıntı değil. Malın normalde o kimse İslam hukukuna göre zaten üç gün içerisinde cayma hakkı var ya. Şimdi internette olan alışverişlerde bir ay mı cayma hakkı? On dört gün mü? On dört gün cayma hakkı var. Çünkü bunda bir sıkıntı yok. On dört gün içinde iade ettin ettin etmedin malı almış oldun. Sıkıntı yok onunla. Satıyorum size geldim, dedim ki efendim havlu almak istiyorum birebir. Siz diyorsunuz ki ya senin bu getirdiğin havlu üçüncü kalite, benim sattığım havlu birinci kalite. Değer farkı var.
İşte üstüne şu kadar para ödeyeceksin bana. Bu kısım ödediğin fark faiz mi oluyor? O normalde havlu üretilen bir mal ondan sonra ama kıyame mala giriyor. Üzerindeki nakışa göre, atkısına, çözküsüne göre değişiyor değeri. Öyle olunca kıyame mal hükmünde ben diyorum ki senin getirdiğin havlunun düzenesi 10 lira, benim sattığım bu senin istediğin havlunun düzenesi 15 lira. Çünkü kıyame mal, kıymeti piyasa tarafından belirleniyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faiz olmuyor. Ev trampalarında da aynı mı? Aynı, evet. Kıyame mal hükmüne giriyor. Evet Yusuf. Yedek parça alıyoruz.
Parçayı bırakıp gidiyor. Hafta sonu kredi kartı veriyoruz ama hiç konuşmamız yok. Hiç konuşmamız yok. Şunu şöyle deniriz yok. Hafta sonu geliyor, hesabını alıyor, gidiyor. Borcumuz oluyor, alacaklı oluyoruz. Peki orada normalde parçayı alırken bu parça kaç para diye sormuyorsunuz mu? Soruyoruz, bize yolluyor parçayı. Yolluktan sonra bırakıyor, gidiyor. Hafta sonu geliyor, hesabını alıyor. Biz kart çekiyoruz, çek veriyoruz. Hiçbir konuşma yok. Benden ne fark istiyor, ne fark veriyor. Tamam, bunda bir sıkıntı yok. Bir sıkıntı yok. Hiçbir sıkıntı yok. Oho, o zaten normalde, o açtığı her şey o. Kredi kartı, normalde bir kimse kredi kartı kullanabilir. Bunda sıkıntı yok, darül harp olduğu için.
Ama biz tavsiye etmiyoruz hiç kimseye. Biz diyoruz ki bankalardan uzak durabildiğiniz yere kadar uzak durun. Kredi kartından da uzak durabildiğiniz yere kadar uzak durun. Uzak durabildiğiniz yere kadar uzak durun. Hatta ben kendimden örnekliyorum, benim kredi kartım yok diyorum. Yaşanabiliyor kredi kartsız da. Cebinde varsa yiyorsun, cebinde yoksa yemiyorsun.
Puanları bana getir. Şimdi meşhur ya, mektup yazmışlar, zamanı şeyli İslam'ına. Demişler ki, kuyumuza bizim bir fare düştü. Bu kuyudan su içilebilir mi, abdest alınabilir mi, tahir hükmünde midir, değil midir diye soru yazmışlar. Neyse o zamanın kadısı da o bölgeden geçerken o soruyu soran meşhur bu kısa, soruyu soran köye gitmiş.
Ondan sonra demiş, bu kuyu hangi kuyu? Demişler ki, bu kuyu, bakmış kuyunun derinliğine, suyun yüksekliğine, oradan demiş, bir tas getirin bana, bir tas getirmişler. Ondan sonra daldırmış tası, ondan sonra Bismillahirrahmanirrahim demiş, sudan içmiş, yürümüş gitmiş. Etraf demişler ki, ya biz koca alim, mektup yazdık, o kadar bekledik. Bu kuyunun suyu içilir mi, içilmez mi diye, bize hiçbir şeyden çekilmiş, hiçbir şey demeden, bir tas su içti, çekti gitti. Biz demişler, ne yapacağız? Oradan arif bir zat, derviş bir zat, demiş ki ya, size kuyunun içilebilir, tahir olduğunu gösterdi. Fetvayı verdi demiş, fiiliyat olarak demiş ki, kuyunun suyunun temiz olduğunu gösterdi.
Kendisi içti, ondan sonra, demek ki içiliyorsa, kullanılabilinir de su diye, oradaki o derviş ona öyle fetvayı vermiş. O yüzden diyorum, kullanmadığını bana getir diye. Kullanmak caiz çünkü. Allah bizi iyi etsin inşallah. Evet. Selamun aleyküm babacım. Aleyküm selam. Babacım mesela, internet alışverişlerinde ben dolar alsam mesela, birine borç olarak verirken dolar gönderemiyorum mesela, TL olarak gönderiyorum, karşıdaki bana diyor ki, işte bana dolar olarak öde mesela. Eee ben dolar olarak ödeyeceğim diyor. Ben mesela beş yüz lira bozduruyorum, o da bana beş yüz lirayı sonra dolar olarak ödese caiz olur mu? Ama ben TL gönderdim ona yani. Doları bozup. Sen şimdi birisine dolar borcun var. Evet. Yok, borcum yok efendim. Borç veriyorum. Borç vereceksin. Dolar olarak veriyorum diyorum ben ama şey öyle demiyorum aslında.
Ben de dolar var hesabımda, dolar gönderemediğim için TL gönderiyorum. O da diyor ki bana beş yüz doları ben işte dolar olarak şey, dolara karşı neyse ödeyeceğim diyor bana. Ama TL olarak ödüyor tabii. O da mı TL ödüyor? O da TL ödüyor. O normalde dolar dolarla, TL TL ile diyor ama karşılıklı o esnadaki kurla karşılıklı anlaşılırsa, peşin alınıp veriyormuş gibi sıkıntı olmaz. Babacığım bir daha bir şey var. Mesela altın alınsa bir yıl sonra ya da belli bir zaman sonra euro olarak ödenebilir mi? Mesela anlaşarak. İşte bunlar da böyle karşılıklı oturulduğu zaman şunu denmesi lazım. Benim ne kadar altın borcum var? Bir kilo. Ondan sonra bir kilo altın verecek bana. Ben de diyeceğim ki ona bana euro lazım örneğin.
Ya bir kilo altının karşılığı euro ne kadar? Şu kadar euro. Bana bu kadar euro verebilirsin desem. Yani normalde burada az önce koduklarımıza göre olabilir. Ama beni söylemem doğru olmaz o zaman. Boş olarak değil mi efendim? Tamam. Şimdi Allah razı olsun. Bu tarafa. Efendim şimdi biz Amerika'da satış yapıyoruz. Amerikalılar da şöyle bir hastalık var. Ürünü alıyor. 12 gün sonra, 10 gün sonra iade ediyor. Kullanıyor ürünü. Bu ürünü sattığımız site, ürünün durumuna bakıyor. Herhangi bir sıkıntı yoksa bunu sıfır mal olarak tekrar satışa koyuyor. Yani biz burada bütün operasyonu onlar yönetiyor. Bizim hiçbir dahlimiz yok. Ama ürün bizim ürünümüz.
Bu satışta sonuçta ikinci el bir ürün gibi oluyor. Normalde o satış firmasıyla anlaştın, satış firmasıyla anlaştın, anlaşmanın içerisinde firmayı ilgilendiren şey senin değil. Teşekkür ederim. Arkaya, Aliye. Efendim, birisi bize dedi ki, bende biraz Türk parası var. Ben bu parayı elimde dursa yerim. Abi sende dursun bu para. Biraz da dolar... Var mı böyle öyle insanlar? Var var, bende var bir iki kişi. Seni buluyor demek ya. Nesilleri tükenmedi de. Evet. O parayı bana verdi. Mesela elli milyarı verdi sana. Elli milyarı verdi. O sıra dolar düşüyor mu, çıkıyor mu belli olmadı. Bu arkadaş Çanakkale'li değil değil mi?
Değil değil. O kadar ölmedik daha ya. Öyle bir hamle oldu ama olmadı yani. Dursun ne? Yok, elli lira adam normalde sana verdi. Evet. Dedi ki, bu para eğer dolar çıkar mı, iner mi belli değil. Sen de dursun. Bir miktarda doları var, onu da bana verdi. O bir miktar Türk parası da dursun, Türk parası dursun dedi. O dolar da Türk parası dursun dedi. Hayır hayır, dolar biraz da Türk parası. Dolar kalıyor, Türk parası, Türk parası kalıyor. Sana emanet verdim. Eman ettin. Bir sene sonra dolar fırladı iki katına çıktı. Ben de o parayı kullandım mesela ama sonra yine vereceğim o çocuğa. Bu sefer benim içim el vermiyor yani. Çünkü dolar alsaydın, bana bıraktı. Sen ne yaparsan yap dedi bana, işin açığı.
Dolar olarak ödeyeceksin. Niye Türk parası dursun dedi. Hayır, bir kısmını dolar vermiş, bir kısmını Türk parası vermiş. Ama o Türk parası olan kısım da problem. Yani ben ona o Türk parasını vereceğim ama içim rahat etmez. Verirsem de ben perişan olurum. Dolar olarak verirsem yani. Onda bir beis var mı? Yani Türk parası olarak vermem de bir sıkıntı var mı? Soruyu doğru anlamak için ben sana tekrar soruyorum. Ben sana şimdi diyelim ki iki bin dolar verdim bir de elli milyar verdim. İki bin doları, iki bin dolar ödeyeceğim bana. Elli milyarı da elli milyar olarak ödeyeceğim. Tamam o iki bin dolar duruyor bende. Onu sana veriyorum, bunda bir sıkıntı yok. Tamam. O elli milyar dururken bir yıl sonra veya beş ay sonra iki katına, üç katına dolar çıktı, fırladı.
Para perişan oldu yani o para. Düştü. Ama o normalde o kimse sana verirken onu elli milyar olarak vermiş. Yine elli milyar olarak ödeyeceğim. Vicdan sıkıntısı olmaz değil mi yani? Ha vicdanın rahat el vermediyse senin kendince. Yok el veriyor. Sıkıntı yok. Yani şu andan itibaren el veriyor. Bak Hüseyin Aga ne diyor? Kayserililerin adı çıkmış diyor.
Şimdi normalde elli milyarı elli milyar olarak vereceğim bu dinen hükmü bu. Ama sen diyorsan ki ya vicdanım rahat değil benim. Yani bu adamın buradan işte dolar fırladı, her şey fırladı. Buradan zarar ediyor kendince hesaplayıp. Ya on milyar ben buradan bir hediye vereyim dersen ala olur. Eyvallah. Hiç verecek gibi durmuyorsun Ali. Valla aynen öyle. Teşekkür ederim. Senin yok adamı elli bin lira vermiş öyle saflar çok. Veyahut da gerçekten yardım ediyor adam.
Ya bu normalde TL, TL, dolar, dolar, altın, altın karşılığında. Emaneti kullandın mı kullandın? Sıkıntı yok. Zaten parası olanlar soruyor. Söyle. Havluya değer biçtik ama.
Kıyame mal dedik. Evet. Onu da çünkü işleme farkı giriyor. Gramaj farkı giriyor. Hepsi de giriyor. Havada uçuşuyor. Tabii ama biz yakalayamıyoruz uçuşurken. Tabii internette böyle bir soru da dolaşıyor. İnternette böyle bir şey dolar versek, dolar yükseldikçe sevabımız artar mı? Satmasın adam.
Karşılıklı rıza var çünkü. Adam geliyorsa o da malını satıyor. Diyor ki ne zaman eline geçerse o zaman öde. Veya beş aylık öde. Veya üç aylık öde dedi. Alış yırış bitti. Tamam. Tamam. Sıkıntı değil. Problem yok. On sekiz liradan fazla alamazsın.
İcra'yı verdin. O normalde zaten senedi vermek demek. Veya senet almak demek. Mevcut ülkenin ticaret yasalarına uymak demek. Onda bir sıkıntı yok. Mesela adam çek verdi değil mi? Çeki verdi. Şimdi bunu ben kendim bizatihi birkaç sefer yaşadım. Ben müşteri çeki vermişim adama. Adam almış müşteri çekini. O bankadan krediye kullanmış onu. Bankadan krediye kullanmış. Bankaya da ödeyememiş. Benim çek orada kalmış. O çek de ödenmemiş. Benim verdiğim müşteri çeki. Adam almış gelmiş. Sonradan ödemiş bankaya o şeyleri. Kendi parasını. Almış gelmiş diyor ki senin borcun var. Nereden borcun var? İşte bu çekten müşteri çekinden. Baktım günü bitmiş. Dedim altı ay kağıt hükmüne düşmüş.
Bunu benden alamazsın. Çekin sahibine gideceksin dedim. O da çekin sahibine değil senden alırım. Dedim benden alamazsın. Çünkü bu sen bu çeki aldığın anda çekin hukukunu kabul etmiş oldun. Anlatabildim mi? Seneti aldığın anda senedin hukukunu kabul etmiş oldun. Veya senet verdin bir yere onun hukukunu kabul ettin. Veya senedin arkasına imza attın. Onun hukukunu kabul ettin. Veya çekin arkasına imza attın. Onun hukukunu kabul ettin. Oradaki mevcut devletin yasası neyse o yasa geçerli. O yasaya göre altı ay sona çek kağıt hükmünde hiçbir kaydı değeri yok. Kaydı değeri yok. Hatta o kimsenin şahsına ait olsa dahi çek adam ödemeyebilir. Der ki gününde ödeseydin kardeşim gününde çeki alsaydın gününde banka hesabında para var mı?
Var. Alsaydın diyebilir. Bunu devletin yasasına göre söylüyorum. Ama İslam hukukuna göre o borç senin sen bir yıl sonra da gelse öde onu. Alışveriş caiz olmaz. Fasit olur. Yani sen birisine halı sattın. Ücreti belli değil. Fasit alışveriş oldu. Miktarı ve ücreti belli olacak. Vadeliyse vadesi belli olacak. Bak vadeli alışveriş değil mi? Miktarı belli olacak. Yani sattığın ürünün miktarı alacak olduğun alacağın miktarı ve vadesi. Bu üçü bir normalde sabitlenecek. O zaman alışveriş caiz oldu. Eğer miktar belli değilse tutarı belli değilse vadesi belli değilse alışveriş fasit oldu.
vadeli alışverişlerde bunun bir tanesi hani belli olması yine fasit oldu. Peşin alışverişte o kimsenin bir miktarı belli olacak iki tutarı belli olacak. Karşı taraf kabul etse dahi Hanefi'ye göre fasit alışveriş oluyor. Evet. Yani fasit alışverişi herkes kabul etse dahi Hanefi'ye göre fasit alışveriş. Onda alışveriş yerli yerine olmadı yani. Caiz değil. Olmaz. O gene bin euro olarak verecek ona.
Caiz değil. Yani o dört bin beş yüz lira da verse o faiz yemiş oluyor. Bak illaki artması şart değil. Anlatabildim mi? Yine faiz oluyor. Evet. Olmaz.
Yok. Bankaya vermiş. Sen kendin verdin bankaya. Vermeyebilirdin. Verdiğin parayı alacaksın. Olmaz. O zaman dolar vereceksin. Diyeceksin ki iki kira parası on milyar ne yaptı? Beş yüz dolar yaptı. Beş yüz dolar deposite veriyorum diyeceğim. Beş yüz dolar alacaksın tekrar. Normal sistemin hukuku o. Onda bir sıkıntı yok.
O günkü daha motorunu verirken fiyatını tespit edeceksin onu. Evet. Motorunu verdin bugün diyelim ki bin litre motorunu verdin. Kaç para bugün motorun? Örneğin otuz lira diyelim ki bin litresi otuz milyar lira. Otuz milyar bir ay sonra ondan otuz milyar alacaksın. Kırk bin lira bile isteyebilirsin.
Peki rafta otuz beş lira para ödedim alt mış lira raf ödüyorum otuz beş lira kaseye gittim alt mış lira otuz beş lira rakabını görüyorum kasadan alt mış lira çıkış oldu. Hal ise olacak o zaman raftaki geçerli. Hemen diyeceksin ki olmaz rafta otuz beş lira diyeceksin şeyi alışverişi bozacaksın. Evet. Bunda bir sıkıntı yok.
Normalde hani o karşılıklı açık hesap çalışmak o. Normalde o karşıdaki kimse diyor ki sen en kısa zamanda parayı getir bana. Sen de en kısa zamanda götürüyorsun. Sıkıntı yok. olmaz. Evet yani altın mı aldı? Altın. Altın. Geldi elli liralık altın aldı. Kaç gram? Örneğin yirmi gram. Yirmi gram altın ödeyecek onu. TL ödemeyecek yani. Çünkü altın aldı o. Altın aldı altını verdi değil mi ona? Borcu kaldı gene. Altın gramajı önemli orada. Parası değil. Yani elli TL'lik diyelim ki yirmi gram altın aldı verdi ona.
O yine yirmi gram altın alacak ona. E işte normalde sen onu vekil tayin ettin. Al üç yüz kırk liralık normalde üç yüz dolar al dedin sen ona. Vekil tayin ettin sen onu. O zaman yok o cebinden koy diyorsa koydu. Onu kabul etti vekalet olarak on lira vereceksin ona. Şimdi vereceksin on TL ona. Sen onu vekil tayin etmişsin çünkü.
Nasıl ne kadar rahat kiracıların var. Sen karşıdaki kimseye hediye etmiş oluyorsun. iyi bir şey yapıyorsun. Normalde
o sigorta şirketi arabayı motoru isterken üzerinde far ve aküsünün olmadığını gördü mü? Yok sigorta şirketi gördü mü? O esnada istedi mi senden onu? Aküyü vereceksin ona. Kim o be? maşallah kaptın yine kapacağını. Merhaba hoş geldin. Ay maşallah tamam valla kalk otur oturuyor Ali'nin emrine girmiş.
Amin. Kaça verdin? Fazladır o da kontrat bir yıllıksa bir beis yok.
Devlet sınır koydu yüzde yirmi beş ama sen bir yıllık kontrat yaptın. Kontrat yenilemiyorum. Bir yıl sonra sen evimi boşalt deme hakkın var. söyle bizde ona çok teşekkür ederiz. Elhamdülillah. Uyruk neresi? Çin Pekin Çinli mi yoksa maşallah uluslararası sın ya. Elhamdülillah. Evet tamam var mı ticaretle alakalı başka faizle alakalı? O normalde
şimdi o yeri veren kimse baştan seninle benim yerim şu kadar demediği için ve oradaki yerel adet gelenek görenek bu olduğu için diğerlerine ne veriyorsan onu kabul edecek. Ama bir dahaki seneye sen onu evet onu yapacak. Ama şimdi o sene normalde oradaki mutat neyse onu kabul edecek.
Adam alacak olan adam ekspertise götürsün ustasına götürsün kime götürüyorsa götürsün. Senin için kusur onun için kusur değildir. Kıyame mal. Anlatabildim mi? Sen senin için kusur. Ama onun için kusur değil. Kıyame mal. Gösterdi baktı etti gördü görmedi önemli değil. Önemli değil. O kontrol ediyor mu? Ediyor. Üç günlükte muhayyerliği var mı? Var. Adam kendisi bakacak. O sorunu görülse görecek. Kendisi bakıyorsa ama normalde sen gizlemedin ki meydanda çünkü. Biz gittik İzmir'den araba aldık. Bizim Lütf usta ile Cevdet usta altına üstüne girdiler çıktılar baktılar ettiler ondan sonra eksiklerini tespit ettiler.
Ondan sonra oturdular adamla bir pazarlık yaptılar. Adam herhalde dedim semazen oldu galiba bir döndü fabrikanın bahçesinde ondan sonra anlaştılar mesela dediler ki bu fiyat tamam tamam anlaşıldı eksiklerini gediğini onlar gördüler. Arabayı alan benim dolayısıyla ben de onları vekil etmişim biz gördük yani sonra arabadan şu çıkmıktı bizim ondan ona bir şey söylemeye hakkımız yok arabayı alan biziz çünkü bakan da biziz adam arabayı saklamadı meydanda araba bu dedi bunda bir sıkıntı yok ister ekspertize götür ister ustaya
götür ister kendini bak bunda sıkıntı yok o ayrı mesele o da baksın etsin çapsın kıyame mal hani babam bir tane merkep almış ya anlatayım mı muhabbeti he ama adam burada mı merkep burada yok bak et çat üç günde vazgeç hakkın var biz şimdi bizim orada ovaya çayır diyoruz biz böyle Mehmetlerin oradayız dayım da bir tane merkep almış treden almış değil mi onu treden almış merkebi büyük de şey değil mi Kıbrıs merkebi gibiydi Kıbrıs merkebi iğrilerden almış gelmiş onu Mehmetlerin o böyle çayırda
dam diyoruz biz orada yaşanılan yere aslında böyle bir şimdi ne diyorlar hobi bahçesinde bir ev var orada normal biz de oradayız o gün misafiriz biz dayım aldı getirdi merkebi bunların kapının önünden bir su geçiyor küçük bir dere yata merkebi özür kes geçmiyor iktiriyon olmuyor kaktiriyon olmuyor dayım dövüyor olmuyor vuruyor olmuyor biz de annemle bakıyoruz öyle annem dedi şimdi ısıracak onu o dedim ne ısırması ya bizde dedi bir tane beygir vardı dedi kırda dedi o meşhur anam hala daha üzülüyor o kıra satmış dedem
ya onu beygir öbür dayımlar binince gitmiyormuş hareket bile etmiyormuş ama Mehmet dayım bindi mi annemin tabiriyle kulaklarını dikiyormuş nasıl gidip geliyormuş dayım beygir ısırmış ensesinden beygir ensesinden ısırınca beygir bunu görünce geldi ısıran geldi kulaklarını dikiyormuş nasıl gidip geliyormuş ama diyor ki ahmet dayım biniyordu diyor ondan gidip geliyordu diyor iki saatte bayındıra gidip geliyor Mehmet dayım biniyordu diyor on dakikada tırıs gidip tırıs geliyordu diyor beygir onu görünce kendinden geçiyor
demek velhasıl annem dedim ne ısırması ya ben şimdi anneme bak görürsün dedi biz karşıda seyrediyoruz uğraştı kamter içinde kaldı bütün yengem zehra abla orada fadime vardı ondan sonra onun büyükleri böyle çok severler bizi Allah razı olsun ondan sonra çok böyle iyi günlerimiz geçti zehra fadimeyle de fadimeyle de ondan sonra kuyucunun büyükleri bizim de büyüğümüz tabi ne gitmiyor merkep yani o sudan geçmiyor halbuki şey böyle basit bir su yani orta böyle ama akıyor en son en son dayımı gördüğümde esyan ensesinden
ısırıyordu nasıl atladı böyle can havliyle hayvancağız karşıya dereden atladı yani geçti biz kaldık tabi ondan sonra sonra baya kullandı dayım onu tabi problem çözüldü sonra o böyle o eşek öyle akıllandı ki dayımın elinde ondan sonra böyle çilbirini bırakıyorlardı kendisi bayındır evine geliyordu tabi eşek ezberledi yolları bir handikaf vardı bunların yolunda ikinci bir arabanın geçmesi mümkün değil habire ıslık çalıyorlar bağırıyorsun yolda hani kuyucu Mehmet geliyor kuyucu Mehmet'in eşek arabası geliyor daha doğrusu
geri gitmiyor çünkü yani kuyucularda hiç re yoktur geri fites yoktur yani o yüzden geri gitmiyor çünkü bağırıyorsun böyle yolda biz de bağırıyorduk ondan gidip gelirken yani çünkü geriye gitme şansı yok hayvan geriye gitmiyor onu da alıştırmadı zaten öyle dayım Allah rahmet eylesin bir tane de pancar motoru vardı freni yoktu trafik çevirmeye kalkmış buna lan nereye kimi çeviriyor trafikçilere bağırıyor kaçın kaçın çarpılacağınız çiğnenceniz diyor yani kaçın çiğnenceniz çarpılacağınız diye gayri ihtiyarı ben de orada
sehrediyorum onu ben gözümle şahidim hem bir de gazı da kesmiyor çat çat çat çat gidiyor gerçekten hepsi de açıldı adamlar neyle karşılaştıklarını biliyorlar çünkü yani karşılaştıkları kuyucu Mehmet tabi ne okuma var ne yazma var ondan sonra ne ruhsat var ne ehliyet var öyle bir şey de lazım değil zaten ona yani onun etiketi yetiyor sesi yetiyor Bayındır'a hiç kimse ona ne o ehliyet ruhsat sormadan göçte gitti değil mi kimlik de sormadılar hiç ona evet o adamın oğlu işte bu yani siz denklemi kurun diye söylüyorum denklem bu
yani o o dayımdan çok iyidir Mehmet yani dayım burada olmuş olsa hepinizde din tartışır hiçbirinizde bilmiyorsunuzdur öyleydi değil mi müftüler cebinde alimler iş cebinde onlar saklıyor bilmem kaç tane müftüyü cebinden çıkarır Allah rahmet eylesin öyle enteresan bir adamdı eftali zikr fâle mennehu la ilahe illallah el el fâtiha
mâ salâvata amin ecvain destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi