"Dünya'nın Ortak Dili Hz. Mevlana" Açılış-Armin Muzaferija İlahiler - Sohbet - Sema - Dua
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 28 Aralık 2021 · 1:50:51
Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. İbarettir, âşık perde, diri olansa sevgilidir, âşık mürde, mesnevî ile âşkı insana yâr eden müstesna bir şahsiyet, tasavvuf rüzgârını ve irfan ruhunu Anadolu'ya taşıyan bir gönül sultanı, düğün gecesi gören ve hakkı vuslat diye karşılayan bir âşık, Hazreti Mevlânâ'yı vuslatının 748. yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Sayın valim, sayın milletvekillerim, sayın rektörüm, coğrafyasının güzüde protokol üyeleri, milletvekilleri, çok kıymetli STK temsilcilerimiz, yazılı ve görsel basın medya temsilcilerimiz, Ekranları başında bizleri şu an canlı izleyen sevgili izleyicilerimiz, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler. Şebi Arus törenleri kapsamında dünyanın ortak dili Hazreti Mevlânâ temalı, onuncu uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinlikleri kapsamında, dünyanın en büyük mevlevihanesi olan Gelipolu Mevlevihanesi'nde sizleri kahraman bir milletin torunları olarak saygıyla selamlıyor.
Hoş geldiniz diyoruz efendim. Aziz misafirlerimiz, Şebi Arus program akışını arz ediyorum. Konuşmalarımız olacak, ardından Bosnalı ünlü ses sanatçısı Sayın Armin Muzafferica'nın konseri olacak, Boşnakça ve Türkçe ilahilerini seslendirecek Armin Muzafferica, ardından sema zikri şerifi ve dua olacak, ardından kapanış. Doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayan çok kıymetli Hazreti Mevlânâ dostları, kıymetli konuklar, bu güzel akşamı yüksek müsaadelerinizle mevlevilerin selamlamasıyla başlatmak istiyoruz.
Vakti şerifler hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola, demler sefalar bol ola. Bereketli bir program bizimle ola diyoruz efendim ve Mevlânâ'nın çağlara aşan sesine kulak vereceğimiz bu hakiki akşamda bu sese siz kıymetli misafirlerimizle hak aşıklarıyla kulak vermek için Hazreti Mevlânâ'nın yedi yüz kırk sekizinci vuslat yıl dönümünde açılış konuşmalarını yapmak üzere hemen söylüyorum efendim. O sınav Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Sayın Kazım, Sayın Kazım Hocamız buradalar. Kazım Hacı Meyliç Hocamız, evet. Sayın Kazım Hacı Meyliç Hocamız konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geliyorlar. Buyurunuz Sayın Hocam. Çok değerli dostlarım, hayırlı akşamlar, selamun aleyküm. Sizinle tekrar burada beraber bulunmak benim için en mutlu günlerden birisi.
Bosna Hersek'ten kucak dolu selamlarınızı getirdim. Ve Bosna Hersek'i bağlayan iki şey var. Buradaki Mevlevi Hane, bir de Çanakkale şehitleri ve Bosna'daki şehitleri. Bosna'da 1462'de yapılmış Gazi Husrev Bey Mevlevi Hanesi, Misafir Hanesi, aynı dönemde, aynı senede Çanakkale'de 1462'de Fatih Camisi yapılır.
Hepinize aşkla, niyazla selamlıyorum. Hoşçakalınız. Evet, yine güzel günün anlam ve önemine uygun konuşmalarıyla, şimdi Sayın Vedat Ahmet gelecek, Bulgaristan Yüksek İslam Şurası Başkanı.
Sayın Başkanım, buyurunuz efendim. Evet, Sayın Vedat Ahmet, Bulgaristan Yüksek İslam Şurası Başkanı. Hoş geldiniz Sayın Başkanım. Muhterem Hazirun, öncelikle hepinizi Allah'ın selamıyla selamlamak istiyorum. Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatür.
Bu mübarek ve güzel mekanda bizleri bir araya getiren Cenab-ı Allah'a hamd olsun. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'ya salatü selam olsun ve Peygamber Efendimizin yolundan giden bütün erenlere selam olsun. Mübarek bir mekanda, Balkanlara, Rumeli'ye açılan Osmanlı kapısında, Gelibol'da, Çanakkale'mizin topraklarında, şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklarda, bizleri davet ederek bizlerin de bu güzel ve anlamlı günde burada bulunmasına vesile olan bütün organizatörlere, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Bizler Bulgaristan Müslüman Türk topluluğu olarak bugünlerde, dün, bugün ve bugün bu birkaç gün içerisinde Bulgaristan Türklerinin 1984 yılında vermiş olduğu şehitleri anıyoruz. İsimlerimizi, dinimizi ve dilimizi korumak üzere için vermiş olduğumuz şehitlerimizi anıyor, yad ediyoruz. Dün böyle bir etkinlikten bugün Çanakkale'mizde, Gelibol'umuzda bulunmak bizim için apayrı bir anlam taşıyor.
Ana vatanımız, Türkiye'miz bizim canımızdır. Ana vatanımız var olduğu sürece, Bulgaristan'daki Müslüman Türk topluluğu da var olacaktır. Ana vatanımız güçlü olduğu sürece, bizler kendilerimizi güçlü hissediyoruz. Onun için hem ana vatanımız Türkiye'mize, hem devletin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başında bulunan Reisi Cumhur Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Çünkü bizler, ana vatanımızın bir parçasıyız. Hz. Mevlana'nın yolundan giden erenlerin, dervişlerin, önce insanların kalplerini fethettiği, daha sonra da Osmanlı askerlerinin gelerek topraklarını fethettiği, o topraklarda yaşıyoruz. Ve Hz. Mevlana'nın sesini, Hz. Mevlana'nın öğretilerini duymaya ve duyurmaya çalışıyoruz.
Gelibolu Mevlevi Hanesi'nde bu akşam, bu kıymetli hazırlığımla düzenlenen, etkinliğin bir benzerini de inşallah gelecek senelerde, Filime'deki Mevlana'nın evliliği hanede gerçekleşmesini diliyoruz. Allah'a emanet olun, hoşçakalın. Evet, Vedat Ahmet, Sayın Vedat Ahmet Bulgaristan Yüksek İslam Şurası Başkanı'na saygılarını sunuyoruz efendim. Ve yine günün anlamına uygun konuşmaları için, Rıfat Feyziç birazdan burada olacaklar. Karadağ Diyanet İşleri Başkanı kendileri. Sayın Başkanım, konuşmalarınız için buyurunuz efendim. Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatu ve selamu ala seydina ve nebina Muhammedin ve aleyhi ve sahibi ecmeyin. Sayın Valim, Sayın Milletvekil, Sayın Rektör, çok kıymetli kardeşlerim, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Ben Karadağ'dan geliyorum. Karadağ, Balkanların ortasında küçük bir devlet. Biz Müslümanlar olarak da orada azınlıkta yaşıyoruz. Birkaç mesaj size göndermek istiyorum bu akşam. Ben dini liderlerin, siyasetçilerin, iktisatçilerin, hukukçuların nasıl konuştuğunu bilmiyorum. Ben burada gönülden ve kalpten konuşmak istiyorum. Biz Çanakkale zaferinden sonra, kurtuluş savaşından sonra, belli bir aradan sonra Balkanlarda yalnız kaldık.
Yetim olarak Müslümanlar neredeyse yüz yıldır Balkanlarda yaşıyordu. Ama son zamanlardaki Türkiye, eskisi gibi eski bir Türkiye değildir. Değerli kardeşlerim, güçlü Türkiye, kuvvetli Türkiye sadece sizin için değil, Balkanlardaki Müslümanlar için ve bütün dünyadaki mazlum ve iyi insanlar için çok önemlidir.
Balkanlarda olu bitenleri duymuşsunuz, biliyorsunuz. Bizim orada bir atasözümüz var. Kedinin olmadığı yerde fareler halay çekiyor. Güçlü Türkiye'nin olmadığı bir yerde Hristiyanlar, düşmanlar vs. hayal çekiyor. Halay çekiyor. Daha 30 yıldır önce Azerbaycan'ın toprakları işgal eden Ermenistan'ı biliyorsunuz. Balkanlardaki savaşlar, Bosna Ersek, Kosova vs. zulümler. Biraz önce Bulgaristan'dan gelen dostum, iyi ki söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gelince artık bu fareler halay çekemiyor. Çekmiyor.
Ben önünüzde bir kardeşiniz olarak, ben Boşnağım, Karadağ'dan bir Boşnak. Ama Türkiye'yi kendimden çok daha seven bir insanım. Ve Boşnaklar ve Arnavutlar ve Balkanlardaki Müslümanlar da öyle duygular var, bunu bilmenizi gerekiyor. Siz Türk olarak büyük bir milletsiniz. Siz aslanlarsınız. Aslanların başında aslan olması lazım. Aslanların başında köpek veya küçük bir hayvan olursa bir şey yapamaz. Sultan Süleyman büyük bir aslandı. Sultan Mehmet Fatih büyük bir aslandı. Mustafa Kemal Atatürk büyük bir aslandı. Ve Recep Tayyip Erdoğan büyük bir aslan.
Arslanların başında mutlaka aslan olması gerekiyor. Bu Türkiye'yi koruyun, muhafaza edin. Siz onu koruyun ki Allah da onu koruyacak inşallah. Çanakkale'deki bu destanı yazan insanlar, Mehmeşikler her gün kuru baksaydı bugün dolar ne kadar, euro ne kadar o destanı yazmazdı. İslam uğrunda, ruh uğrunda, vatan uğrunda hayatını hiç de saymadılar.
Türkiye her zaman mücadele içerisinde fazla dostunuz yok, düşmanınız çok ama inşallah çok çalışıp Allah size bize de yeter. Allah'a emanet olun, sağ olun, var olun. Katıldığı her televizyon programında ve Türkiye'ye ziyaretinde Türkiye ile Karadağ'ın, Balkan ülkelerinin dostluğunu ifade eden Sayın Rıfat Fezic, Karadağ Diyanet İşleri Başkanı'na bu güzel konuşmalar için saygılarımı sunuyoruz efendim. Evet, yine günün anlamına uygun konuşmalar için Çanakkale Milletvekilimiz, Sayın Jüride İskenderoğlu aramızdalar. Hoş geldiniz Sayın Vekilim. Konuşmalarınızı yapmak üzere, saygılarımla sizi mikrofona davet ediyorum efendim. Selamların en güzeliyle, Allah'ın selamıyla sözlerime başlamak istiyorum.
Selamun Aleyküm. Öncelikle Sayın Valim, çok kıymetli Rektör Hocam, değerli Gelibolu Belediye Başkanım, İl Genel Meclis Başkanım, çok kıymetli hocalarımız, Balkanların dört bir köşesinden gelen milletvekilinden hocalarımıza, çok kıymetli misafirlerimiz, ben bugün 10. Balkan buluşmalarımızda Mevle-i Meyhanemize hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ve aslında şunu söylemek istiyorum, çok kıymetli Mevlana dostlarımıza, Evet, onlara hoş geldin diyoruz ama aslında onlar bizler kadar ev sahibi. Çanakkale demek, Cumhuriyet'in ön sözünün yazıldığı topraklar demek. Çanakkale'de dünden bugüne ecdadımızın emaneti aslında bizlerle birlikte. Onların ecdadın emanetleri de, yani bu toprakların gerçek sahipleri de bizlere emanet.
Biz her sabah dualarımızla aslında şehitlerimize ev sahipliği yapıyoruz. Evet, özellikle söze başlarken bunu dile getirmek istedim. Akova'dan Galistan'a, Dramo'dan Debre'ye, Dizor'dan Girit'e, Kosova'dan Manastır'a, Breşova'dan Pritzen'e, tüm gönül coğrafyamızdaki dostlarımıza bir kez daha hoş geldiniz demek istiyoruz. Adını sayamadığım nice ecdadımız aslında Çanakkale'yi, bu toprakları bizlere emaneti. Dönemlerde buluşuyoruz, hep birlikte oluyoruz. Ancak birlik beraberliğimiz, gönül birlikteliğimiz asla bitmiyor. Çanakkale ortak geçmişimiz, Çanakkale kültürümüz, Çanakkale'de acılarımız ortak. Allah'a şükür ki geleceğimizde birlikte.
Çanakkale'yi anlamak, aslında bu coğrafyayı da anlamak demek. Birlikte başarmanın en güzel örneği bizim için Çanakkale. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman şunu dile getiriyor. Fiziki bir coğrafyamız var, ancak bir de gönül coğrafyamız var. Tayland'dan Meksika'ya, İspanya'dan Etiyopya'ya, Balkanlardan Güney Afrika'ya. Nerede bir mazlum varsa, nerede bir gönül coğrafyamız varsa, biz her zaman oradayız. Ve asla da sorunlara kayıtsız kalmayacağız. Bunun bir kez daha örneğini göstereceğiz. Dünyanın en güçlü ordusu yüzyıllardır bu coğrafyada bizlere ait. Dünyanın en büyük devletleri yüzyıllardır bu coğrafyada bizlere ait. Ve elhamdülillah barışın sancaktarı bu bölgede bizler olacağız.
Biz sizi asla yalnız bırakmayacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bizlere bu kıymetli toprakları bırakırken şiarımızı barış gördüler. Ve ortak değerlerimizden asla feragat etmeyeceğiz. Bunun sözünü biz sizlere her zaman verebiliriz. Ortak değerlerimiz bir tanesi de çok kıymetli şehitliğimiz. Hemen ilerimizde duran aslında hepimizin ortak değeri ve barışın, hoşgörünün örneği Mevlana Hazretleri.
Bugün hepimizi burada buluşturan aslında vuslata erişinin 748. yılında, yıl dönümünde her şeyden önce barışı ve hoşgörüyü bizlere öğreten Hazreti Mevlana'yı dualarla ve her şeyden önce gönlümüzle selamlıyoruz, minnetlerimizi sunuyoruz. Biz bunu anladığımızda, bir ve beraber olduğumuzda, biri beraber gördüğümüzde, ahlakı, ilmi, varoluşu kabul eden Hazreti Mevlana'yı algılayabildiğimizde inşallah gerçekten bu dünyaya bence barış gelecek.
Konya'da başlayan hikaye aslında bu bölgede dünyanın en büyük Mevlevihanesiyle Rumeli topraklarıyla buluştu. Bu hikayeyi hepimiz biliyoruz ama hiçbir zaman bizim için hikaye olarak kalmadı, kalmayacak. Eğer son yaşadığımız dönemde görüyoruz ki aslında barışı, hoşgörüyü birbirimize tahammül etmeyi Mevlana Hazretleri'nin felsefesini yaşayabilirsek bence bu dünyada hiç sorun da kalmayacak. Elhamdülillah birbirimizi anlamamış insan da barış ve hoşgörü dünyaya gelecek. Çünkü gördük ki bir mikrop hepimizi birbirimize bağladı. Ne zengini vardı ne fakiri ve inşallah hep birlikte maske, mesafe ve temizlik kuralına uyarak aşılarımızı yaparak bu mikroptan da kurtulacağız. Ben özellikle Mevlana Hazretleri'nin bir sözünü çok seviyorum.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Evet artık yeni şeyler söylemek lazım. Barışı hayatımıza sadece sözlerimize değil hayatımıza getirebilmek lazım. Birbirimize farklılıklarımızla tahammül etmeyi öğrenmek lazım. Ve dünya malını değil, eşyaya değil aslında insanı yüceltmek lazım. Öyle bir Mevlana ki çok korktuğumuz ölüm onun için aşka, sevgiliye, gerçek sevgiliye kavuşmak.
Öyle bir Mevlana ki vuslat onun için dünya sürgünününden kurtulmak. İnşallah hepimize, kalplerimize ve hayat felsefemize bunu yaşamayı nasip olmasını diliyorum. Ve bir sözünü daha dile getirmek istiyorum. Günümüzdeki aslında yokluk ve sefaletin bence son bulmasının en güzel örneklerinden biri. Yaşadığın dünyaya bak, yüce tanrı hangi ellerini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere tekme ve tokatla girmeyi tercih edersin? Mevlana Hazretleri o yüzden buradaki Mevlevi Hane ile beraber aslında Rumeli'ye açılmış. O yüce kalbindeki sevgiyle ve anlayışla. Kostluk ve hoşgörülün hayatınızda var olmasını diliyorum. Her yerde olmak gibi bir duanız varsa inşallah onun gibi gönüllere gireriz.
Çünkü sevenler sevdiklerini gönüllerinde taşır. Ben hepinizi salgıyla sevgiyle selamlıyorum. Üzerimde iki selam var izniniz olursa. Yoğun programları dolayısıyla bugün bizlerle çok birlikte olmak isteyen ama katılamayan Öncelikle kıymetli grup başkan vekilim Bülent Turan'ın sizlere hepinize sevgileri ve selamları var. Bugün bizlerle olmayı çok arz etti ama başka bir görev dolayısıyla yanımızda değil. Bir kıymetli ve çok çok büyük aslında benim için taşımak ayrıca bir onur. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sevgi ve selamlarını diliyorum. İnşallah onları getirdim. Gönlünüzdeki hoşgörüyü, sevgiyi, barışı ve Mevlana sevgisini sadece sosyal medya hesaplarımızda bir söz olarak değil, yaşam felsefesi olarak algılamak, yaşamak ve bir ve birlikte olmak dileğiyle sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.
Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Jülide İskenderoğlu'na saygılarımı sunuyoruz. Bu sevgiyle anlattığı Hazreti Mevlana'nın konuşmaları için, Mevlana'yı anlatan bu konuşmalar için kendilerine teşekkür ediyor, saygılarımızı sunuyoruz efendim. Dünyanın ortak dili Hazreti Mevlana dedik. Ve 10. Uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinliklerine. Her zaman desteklerini esirgemeyen Çanakkale Valisi Sayın İlhami Aktaş'ın teşriflerine saygılarımla arz ediyorum efendim. Sayın Milletvekilim, Balkan coğrafyasına gönül coğrafyamızdan programa teşrif eden çok kıymetli konutlar, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler, ben de sizi dünyanın en büyük Mevlana'yı olan atalarımızın Rumeli'ye ilk ayak bastığı bu Gelibolu ilçemizden tarihiyle, coğrafyasıyla, tabiatıyla ender bir yer olan gönlümüzün müstesnalarından Gelibolu'da bir arada bulunmaktan, böyle bir etkinlikle aranızda olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyor.
Kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Bu programın yapılmasında emeği geçen, başta dernek başkanımız Halit Kuşko hocamız ve kıymetli arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Etkinlikte görev alacak olan semazenlerimize, meslebi okuması yapacak arkadaşlarımıza da şimdiden teşekkür ediyorum. Hazreti Mevlana'yı da Yuslat'a kavuşunduğun 748. yıl dönümünde rahmetle anıyor. Hepimizin onun söylemlerini, onun nasihatlerini, onun bize öğrettiklerini, okuduklarımızı hayatımızın en kılcan noktalarına kadar uygulamamız, hayatımıza tatbik edebilmemizi Allah'ın bize nasip etmesinin temennisiyle tekrar hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hayırlı akşamlar diliyorum. Çanakkale Valimi Sayın İlhami Aktaş'a konuşmaları için saygılarımı sunuyoruz efendim.
Konuşmaların akabinde bu güzel gece için, Şebu Ağuz töreni için, bugün buraya gelmek isteyip de gelemeyen ama bizlere bilgi notu gönderen, Sayın AK Parti Grup Başkan Vekiliye, Çanakkale Milletvekiliye Avukat Bülentura'nın paylaşımını aktarıyorum efendim. Hemeniyet temelimizin ve topraklarımızın kadim değeridir. Vuslat, aşktır, sevdiğine kavuşmaktır, özüne dönmektir. Hazreti Mevran Ağa'yı vuslatının 748. yıl dönümünde rahmetle, hürmetle ve duayla yad ediyoruz. Dünyanın en büyük mevlevihanesi, Gelibolu Mevlevihanesi'nde düzenlenen Şebi Ağuz törenimizin hayırlara vesile olmasını diliyor. Şehitler Diyarı şehrimizde bulunan tüm değerli konuklarımızı saygıyla ve muhabbetle selamlıyoruz.
AK Parti Grup Başkan Vekili, Çanakkale Milletvekili Avukat Sayın Bülentura. Evet, bir diğer bilgi notumuz. Bizlerle paylaşmışlar kendileri. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy derler ki, 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinliklerine. Nazik davetiniz için teşekkür ediyor. Değerli katılımcılarınıza ve konuklarınıza sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı. Bir diğer bilgi notu ve paylaşım. Derya Yanık'tan gelmiş Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız. Şöyle diyor kendileri, daha önce belirlenmiş programım nedeniyle düzenlemiş olduğunuz 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinliklerine. Katılamadığım için üzgünüm.
Nazik davetiniz için teşekkür eden tüm katılımcılara selam ve sevgilerimi sunarım. Derya Yanık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı. Evet, daha sonraki kısmı performans etkinlikleriyle, tasavvuf müzikleriyle devam edecektir. Bir milleti millet yapan 3 değer vardır. Bunlardan bir tanesi dildir. İkincisi dindir. Üçüncüsü ise tarihtir. Dil, din ve tarih bir milletin saç ayaklarıdır. Dünyanın ortak dili Hazreti Mevlana dedik ve 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinlikleri kapsamında. Kardeşlik ve ebedi dostluğumuzun köprüleri olan, Türkçe boşnakça seslendireceği ilahiler ile Bosna'nın ünlü ses sanatçısı Sayın Armin Muzafferica aramızdalar.
Evet, şimdi Sayın Armin Muzafferica'yı alkışlarla davet etmek istiyorum. Hoş geldiniz, davet ediyorum efendim. Var olsun. Ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir.
Kültürümüzdeki mevlevilik ve semazenlik kavramları çok önemlidir. Zira sema, emek demektir. Estetiği ve görselliğinin yanında apayrı bir anlamı olan semada, semazenler bedeniyle dönerken, kalbi ve diliyle de Allah'ı zikrediyor. Efendim o zaman sema zikri şerifi diyelim, o sese kulak verelim. Ardından dua ile bu güzel geceyi sonlandıralım. Sema zikri şerifi arz ediyorum. Muhammedur Resulullah, destur ya Hazreti Allah, hu. İllallah, Muhammedur Resulullah, destur ya Hazreti Allah, hu.
Hu. Eyvallah, illallah, Muhammedur Resulullah, destur ya Hazreti Allah, hu. Destur. Selamun Aleyküm. Cenab-ı Hak gecenizi, ömrünüzü, ayınızı, yılınızı hayırlı ve bereketli eylesin. Allah bizi sevdiklerinden eylesin. Sevdikleriyle bir ve beraber eylesin. Sevdiklerinin haliyle hallenmeyi nasip eylesin. İlk günden son güne, ilk başladığımız yerden son nefesimize ve ötesine kadar Her ne yapıyorsak, her ne yaptıysak hepsini de kendi rızası için, kendisi için amel eden kullarından eylesin. Bizim zerre nefesimizi dahi dışarıya bırakmasın.
Biz her şeyimizle Allah'ın rızasına talibiz. Allah bize sahip çıksın, bizi sevsin ve muhafaza eylesin. Bir Şeb-i Arus törenlerinde beraberiz. Malum, Şeb-i Arus düğün gecesi demek. Düğün gecesi ise, Hazreti Mevlana öğretisine göre vefat günü demektir. Yahudiler, Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine dediler ki, Muhammed, ben yine sallallahu ve sellem diyeyim.
Onlar öyle dediler. Muhammed, biz Allah'ı senden daha çok seviyoruz ve ona daha layığız. Cenab-ı Allah, Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin dilinden onlara şöyle nakletti. Ölümü arzu etseler ya, seni Allah'ı sevdiğini söyleyenler, ölümü arzu etseler ya, Şimdi kalbimizdeki ölüm arzusuna bir bakalım.
Allah'a olan vuslatımızla, sevgimizle doğru orantılıdır. Ölüm, sevgiliye kavuşma günüdür. Hazreti Mevlana şöyle buyurur, Kabrümde ağlayıp üzülmeyin, defvurun, sevinin, mutlu olun. Çünkü mezar, aşıkların, perdesinin açıldığı yerdir. Sizin perdenizle aranız nasıl, ölümle aranız nasıl dostlar, Hazreti Mevlana'yı anlayabilmek için ölüm gününüzü düğün gecesi olarak idrak edebilir misiniz?
İşte dünya mümine zindandır. Biz Cenab-ı Allah'ın yolunda adım adım, dakika dakika, vakit vakit ona kavuşacağımız günü bekleriz. Ve hep içimizde bir korku vardır. Allah'ım bizi daim imanlılardan eyle, hayırlılardan eyle ve bize aşk ver. Aşk nedir? Sonsuzluğa bilettir, ebediyete bilettir. Ebedi yurttan, öte alemden gelen, bu dünyada zindana düşen müminin öte aleme kavuşması demektir. Hocam bunu biraz açar mısın bize derseniz? Hani bazı kimseleri görürsünüz, onların yüzüne baktığınızda dersiniz ki, ya bunlar, sanki bunu yıllardır tanıyor gibiyim.
Ama hiç görmemişsinizdir. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyurur, ruhlar grup grup askerlerdir. Evvel ve öte alemden tanışanlar, burada da görüp kaynaşıp anlaşırlar. Değil mi Mamuşa Belediye Başkanım? İlk görüşte değil mi birbirimize, muhabbetimiz oldu dün akşam. İlk gördüm gönlüme geldi. Onlar hiç tanışmamışlardır, ama bir görüşte derler ki, sanki yıllardır ahbabız, sanki yıllardır dostuz, sanki işte onlar, öte alemden de arkadaşlardır.
Hazreti Peygamber Efendimiz buyurur ki, Adem peygamber olmadan önce ben peygamberdim. Hazreti Mevlana o alemi, o evvel alemi, can bahçesi der. Ey canım, biz seninle o alemden beraberdik. Hazreti Mevlana'nın matematiksel yolu, dindeki matematiksel yolu, Şems-i Tebrizi'den sonra sevginin üstüne evrilir. Nedir sevmek? Sevmek şudur, her şeyinle ona fedakarlık etmek. Örnek, A kişisini sevdiniz, ona daim dua etmek. Sabah namazlarında, öğle namazlarında, aklınıza her geldiğinde, secdelerde, böyle bir kimseyi sevseniz, onun sorunlarıyla ve problemleriyle ilgilenseniz, zahir hayatta, onun hiç yüzüne bakmasanız, inanın yanınızdan ayrılamaz.
İnsanların gözlerinde, ruhlarında sevgiyi anlayan yapı vardır. Onlar bir görüşte anlaşılır. Hazreti Mevlana'nın öğretisi sevmeye dayanır. Hazreti Mevlana seni bir kere görse, o gördüğünde bir kere sevse, çok özür dilerim, yandın, kaçamazsın. Eğer ruhun sağlamsa, er kişiysen kaçamazsın. Neden? Adam sana kalkıp, geceleri dua ediyor. Sana sabah namazlarında, senin için secdelerde ağlıyor. Allah'ım Halid'in yardımcısı ol diye. Sen nasıl dönebilirsin? Kurtulmak istesen de, kurtulamazsın. Çünkü, güreşte bir boyunduruk vardır. Bir de kurt kapanı. Yağlı güreşçiler bilir. Sevmek, bir kimseye künde atıp, kurt kapanını almaktır.
Kımıldatmazsınız. Ama önemli olan sevmektir. Önemli olan sevebilmektir. Halid Hocam, bunu nasıl tanımlarsın? Sevgi, biraz, farklı bir anlayış olacak ama, bunu konuştuk. Sevmek, sana öğretilir. Sufi olanların, derviş olanların, ve sizlerin, buraya toplananların, ekonomik ortak bir yanı yok. Yaş olarak ortak bir yanı yok. Statü, sınıf, konum, hiçbir ortak yanınız yok. Kiminiz rektör, kiminiz vali, kiminiz garip gureba, kiminiz öğretim üyesi, kiminiz doktor, kiminiz işçi. Hiçbir şeyimiz bağdaşmıyor. Kimimiz günahkar. Bağdaşan tek bir yönümüz var. Hepimizin. Bu aleme, dünyaya geldiğimizde, bizi bir kişi, her şeyden fazla sevmiş.
Aklınıza ilk anneniz mi geldi? Bir kişi, sizi, her şeyden fazla seviyorsa, sevebiliyorsa, siz o sevgiyi, kemal noktasında öğrenirsiniz. Ama, o sevgiyi size bir kişi sunmamışsa, vah, vah, vah size. Düşünsenize, bu alemde, sizi her şeyden ve herkesten çok seven, bir kişi bile yok. O yüzden Yunus dedi ki, kardeş, hoca, varsam bin kere hacca, hepsinden iyisi, bir gönüle girmektir. Dostum, sırdaşım, canım, bir gönülde yer tuttun mu? Senin için geceleri ağlayan, bir kişi var mı? Allah, Kur'an-ı Kerim'de, dua edin, kabul edeyim diyor. Bunda, şek yok, şüphe yok.
Suriye'de savaş oldu. Yemin ediyorum, Allah hakkı için söylüyorum. Bir kişi, bir gece gözyaşları içinde, bütün secdelerde, Allah'ım Suriye'deki savaşı durdur, deseydi, o savaş dururdu. Etmedi. Silahını kimse kullanmadı. Çünkü herkesin, hayatta bir işi vardı. O yüzden, size dua edebilecek, sizi her şeyden ve herkesten çok sevebilecek, bir kişi varsa, siz Hazreti Mevlana'yı anlayabilirsiniz. Şems-i Tebriz'i geldi, her şeyden ve herkesten çok, Hazreti Mevlana'yı sevdi. Ona sevgiyi öğretti. En son dersi de, sevginin uluyeti olan, sevginin sahibi olan, Allah'a kavuşmaktı.
Ve Hazreti Mevlana'ya, şunu gösterdi, sevgi uğruna, diğer sevdiklerinden vazgeçmeyi. Dünyaya olan bağları vardı, yemek yerdi. Sevgisiyle, o yemek yemedin, çoğundan vazgeçti, düzene getirdi. Ve, dünyaya olan bütün bağlarını, sevgisiyle düzene getirdi. En son bir ders vardı. Şems-i Tebriz'i en son dersi, şöyle verdi. İşte aşkın, sevginin, sevgilinin uğruna, bak nasıl can verilir. Gör. Bunu gören, Hazreti Mevlana'nın, aşkla aklı başından gitti. Şimdi, bu kırmızı post, unutmayın, bu can fedasının postudur. Ben bu posta bir kere, müsaadeyle, emanetçi olarak oturdum. Ama, en sonunda, benim de canımı isteyecek aşk.
Sizlerden dua istiyorum. O aşk, o Allah uğruna, canımı verebilmemi, Cenab-ı Hak, bana, ve gönülden, beni de dese, diyenlere, nasip eylesin. Bugün 30. Beyt'ten kısa bir ders yapacağım. Her şey sevgiliden ibaret. Mesnevi, 1. sayfa, 1. bölüm, 30. Beyt. Her şey sevgiliden ibaret. Aşıksa bir perdedir. Sevgili daima diridir. Aşıksa ölüdür. Bir kimse kimi ve neyi severse ona benzer. Ona yönelir. Onunla hemhal olur. Onun gibi konuşur, onun gibi gülmeye başlar. Bu hepinizde kısım kısım olmuştur. Seven, sevdiğinin aynasıdır. Bir kimse hakkı sevmişse, hakkın aynasıdır.
Sokakta bir köpeğin bacağına, bir darbe gelse, köpek topallasa, Allah gökten elini indirmeye, kadirdir her şeye. Fakat, Allah'ın fiiliyatı sıfatlar üstünden olduğundan, orada bir ayna gerekir. İşte orada, aşık gelir, o köpeğin ayağını düzeltir. Aşık düzelticidir, bütünleştiricidir, birleştiricidir. Baş düşmanı şeytandır. Şeytan ayırır, böler. Çevrenizde ayırıcı ve bölücü kimse, Allah'ın ve Adem'in en büyük düşmanı şeytandır. Birleştirici ve bütünleştirici kim varsa, o Muhammed Aleyhisselam'ın, Hz. Mevlana'nın ordusundandır. Kardeşler, işte, aşık, Allah'ın elidir.
Aşık, Allah'ın aynasıdır. Bütün bu aleme, aşıklar zuhreder. bir yerde kötülük hakimse, oradaki kafirlerin, fasıkların, münafıkların, dualarının, yani isteklerinin, fazlalığından kötülük hakim olur. Aşık, sen duanla mücadele edeceksin. Gayretinle, terinle, nereye kadar giderse, nereye kadar giderse, mücadele edeceksin. İyiliğin hakim olmasını istiyorsan, Balkanlar'da, ülkemizde mücadele edeceksin. Gayret edeceksin. Devlet büyüklerin, mücadele ediyorlar, onlara dua edeceksin. Başındaki amirin, dua edeceksin. Gidip de şunu söylemeyeceksin, ben sana dua ediyorum. Yok, o bilmeyecek ona dua ettiğini. Yatacaksın, gözyaşlarının içinde diyeceksin ki, Allah'ım ona yardım et.
Bazıları, yolumuzda keramet yaşarlar. Bir şey gösterilir, bir farklı hal yaşar. Gider der ki, kardeşim, bak ben ne yaşadım. Kardeşim, onu sana Allah yaşattı. Onu sana Allah ikram etti. Sen Allah'la olan dostluğunu, bir insanın ilgisi çekmek için, pazara çıkardın. Eyvah! Senin aydan karardı. Dostum, senin en yakın dostun Allah'tır. Kur'an-ı Kerim'de der ki, Allah'ı zikir en büyük iştir. İnsanlar, Mevlevilerin kıyafetlerine, şekillerine, musikilerine, görselliklerine ve güzelliklerine aldanıyorlar. Ama Mevleviliğin ve Hazreti Mevlana'nın, özü zikirdir.
Kardeşim, her bir semada ne dersiniz, söyler misin? Allah deriz dedi. Her bir çarkta Allah deriz. Biz oturup, normal kıyafetlerle böyle oturmuş olsaydık, Allah, Allah deseydik, sizleri buraya nasıl toplardık? Bizim bir sevdamız var. Bosna'dan, Kosova'dan, Karadağ'dan, Bulgaristan'dan, Yunanistan'dan, Romanya'dan, dünyanın öte ucundan, kızıl elmanın ucu Londra'ya kadar. Bizim bir sevdamız var. Allah demek, Allah dedirtmek. Bunun için şekle büründük, mavilere büründük, beyazlara büründük, pembelere büründük. Bu Allah'ın aşıklarının zikir törenidir, zikir alemidir. Ve şunu isteriz, hepiniz için, hepiniz için şunu isteriz dostlar, şu duvarın içinde veya şu geniş bahçenin içinde, hadisi kutsi de, Allah, zikrullah yapıldığında, melaikeler Cenab-ı Hakk'a koşar.
Der ki, Ya Rabbi, şurada seni toplanmışlar, yalnızca seni zikrediyorlar. Allah bildiği halde sorar, cehennemi mi görmüşler mi? Görmemişler Ya Rabbi. Görseler daha kuvvetli zikrederler. Cennetimi görmüşler mi? Görmemişler Ya Rabbi. Görseler, aşkla zikrederler. Beni görmeden, beni zikreden kullarımın, hepsini affettim. Allah'ım der, meleklerden biri, orada izlemeye gelen biri vardı. Orada o kadar güzel insanlar vardır ki der Cenab-ı Hak. Onların yüzü suyür metine, Allah hiçbirini ayırmaz. Hepsini tertemiz eder. Affettim onları der. Şu kabıdan hepiniz, bu hissiyatı yaşayarak çıkacaksınız. Tarif edemediğiniz bir şey olacak içininizde.
Tarif edemeyeceksiniz. Ben de hala tarif edemiyorum. Ama müptelası olduk. Aşkın, Allah'ı zikretmenin. Hani, adamın biri vardı, ibadetleriyle, hayırlarıyla öne çıktı. Cenab-ı Hakk da mahşerde huzura geldi. Neyle yargılayayım? Adaletinle deyince, adam cehennemlik oldu. Cehenneme götürürken, adam döndü bir baktı Cenab-ı Hakk'a. Allah bildiği halde sordu. Dedi ki, neden baktın? Seni affedici bilmiştim. Seni bağışlayıcı bilmiştim ya Rabbi dedi. Cenab-ı Hakk dedi ki, Allah kulunun zanlı gibidir. Seni bağışladım, affettim. Bakın bir umuttur bu. Hazreti Mevlana öğretisine bakarsanız, camilerde, medreselerde göremezsiniz.
Viranelerde, meyhanelerde, kahvehanelerde, çilehanelerde, toplumun en diplerinde Hazreti Mevlana'a ulaşır. Her yöne ulaşır, her aşka ulaşır, her sevdaya ulaşır. Yanlış anlamayın, bugün Budistler bile Hazreti Mevlana'dan konuşur. Amerika'da, Avrupa'da, dünyanın her yerinde, Rumiye enstitüleri kurulmuştur. Mevlana öğretisi verilir. Dünya Eğitim Araştırmaları Birliği Başkanı burada. Sorabiliriz, Profesör Doktor Mu Yunus Eryaman hocamıza. Dünya, Hazreti Mevlana'nın öğretisiyle şu anda yoğruluyor. aşkla yoğruluyor. Bir süre sonra, nasıl büyük bir plan kurduğunu, Hazreti Mevlana'nın, 800 sene önceden, bir süre sonra anlayacaksınız. Allah nurunu tamamlayacak.
Bizse, işte bu dünyanın en büyük Mevlevihanesinde, aşk kubbesinin altında, Allah demek için bir araya geldik. Her kim bu işe bir, bir gıdam faydası dokunmuşsa, veya gönlü buradaysa, duası buradaysa, Allah ona rahmet etsin. Allah onun yedi ceddini affetsin. Allah onun kabrini nur eylesin. Buradan vefat ettiyse, anasının, babasının kabir azabı varsa kaldırsın. Sevdiklerinin varsa sıkıntısı kabirde kaldırsın. Kendisinin varsa da kaldırsın. Cenab-ı Hak yardımcısı olsun. İnşallah. Ölümü özledik. Bir gün, böyle toplandığımız gibi, mahşerde de toplanırız. Ne güzel yapmıştık. Ne güzel Allah'ı zikretmiştik.
Ne güzel işler yapmıştık, deyip birbirimizle sarılırız. O gün, bir şey kazanamayacağız belki ama, bugünlerde kazandırdığımızı, cömertçe ve rahatça harcarız. Cenab-ı Allah, bu dünyada, iyi ve güzel iş yapanlardan eylesin. Hz. Mevlana'nın aşkını, ruhunu, kalbini, daima ileriye taşıyanlardan eylesin. Şöyle söyleyeyim, aşk sevgi derken, hümanistler de Mevlana Hazretlerine sahip çıkıyor. Fakat şunu bilin, Hz. Mevlana'nın bir sözü vardır. Ben yaşadıkça, Kur'an'ın kulu ve kölesiyim. Seçilmiş Muhammed-i Mustafa'nın ayağının tozuyum. Bir kimse, benim için bundan başka bir şey naklederse, söyleyenden de, sözden de, mahşerde şikayetçiyim. O yüzden, bütün alemlerin kapısı, Hakk'a giden açık olan tek kapı, Sultanlar Sultanı Muhammed-i Mustafa'nın kapısıdır.
O yüzden, Hz. Mevlana, onun, Şemsi Tebrizi'nin diliyle, Muhammed Aleyhisselam'ın ardından, en güzel söz söyleyendir. İşte, Budistler, işte, hangi istler ve izimler, hepsi, Hz. Mevlana'dan konuşurlar. Sevdiğinize güzel bir mesaj atmak isteseniz, Hz. Mevlana'nın kelamını yazarsınız. Çünkü, o öyle bir sevmiştir ki, hepimizi, tabiri caizse, kitlemiştir. Bütün alemi, bütün alemin düşünce ve fikrini, hepimiz onun aşkından, sevdasından kaçamadık. Sıfır gibiydi matematikte, yutan elemandı. Öyle bir aşıktı ki, hepimizin aşkını yuttu. Bizi buraya topladı, 750 sene sonra, senin ölümünden, 50 sene sonra, seni hatırlayan olur mu acaba? Hz. Mevlana'nın kurduğu hayale ve projeye bak.
800 sene sonra, bizi burada topluyor. Allah'ı zikrettiriyor, aşıklara neşv-ü nevha bulduruyor. Annem beni sevdi, anneannem beni sevdi, o sevgiyi öğretti yoğurdu. Üstadım beni sevdi, yoğurdu, eğitti. Kardeşlerim, semazen kardeşlerim, beni sevdi. Yoğurdu, beraber yoğurduk sevgimizi. Bugün burada, 250 kişi gönüllü çalışıyor. Bir lira alan yok. Aşktır bu. Başka bir yerde bulabilirsek, daha iyisini, daha güzeline bulabilirsek, gidip o aşkın dibinde, diz çökeriz. Allah, bizimle öldüğümüz günü, şeberuz, düğün gecesi eylesin. Tüm emeği geçenlerden, Sayın Malim, arıyorum Sayın Malim'i, sabah erken, çok rahatsız etmeyeyim Sayın Malim diyorum.
Halit Hocam anlat derdini, kapama diyor. Anlat derdini, söyle diyor. Kapama diyor. Ben rahatsız ederim diye söylüyorum. Sayın Vekilim, Jülide Hanım, ablamız, senelerdir, ne olursa olsun, her zaman, Sayın Rektörümüz, Halitçiyim der, Halitçiyim. denilecek hiçbir şey yok. Sayın Kaymakamımız, ve Sayın Protokol, Balkanlardan gelen konuklar, bakın bunların hepsi sevgiyle oldu. Bize bir yerden bir aşk vurdu, biz de anlamadık. ama bütün aşıklar, kokusunu alanlar, buradalar. Hazeten, ben buradan, başta bütün programımızı icra eden, Tasavvuf Vakfı'mıza, ekibimize, semazen kardeşlerimize, bizleri yetiştiren üstadımıza, Sayın Vekilimize, Sayın Rektörümüze, Valimize, Kaymakamımıza, İl Meclis Başkanımıza, Genel Sekreterimize, Rektör Yardımcılarımıza, bizleri yalnız bırakmayan bütün protokole, Eğitim Fakültesi Dekanımız, Rektör Yardımcımız, Eğitim Araştırmaları Birliği Başkanımız, ve şu Balkanlardan gelen,
gözyaşları içinde bugün şehitlikleri gezdiğimiz, ağlaya ağlaya şehitlikleri gezdiğimiz, bütün dostlarımıza, canımla, kanımla teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Cenab-ı Hak, alkış yok, sufilerde alkış yok. Sema sırasında olmaz. Hakkınızı helal edin. Şebi aruzumuz mübarek olsun. Gecemiz mübarek olsun. Bütün emeği geçenlerden Allah razı olsun. En küçük kardeşlerimizden, 6-7 yaşındaki semazenlerimizden, onları yetiştirenlerden Allah razı olsun. Bu zamanda buraya gelenlerden Allah razı olsun. Çok duygulandım. Hepinize haseten ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şebi aruzumuz mübarek olsun. Allah devletimizi, milletimizi, bizleri, sizleri, darda bırakmasın.
Balkanlarla tekrar bizi bir bütün etsin inşallah. Destur ya Hazreti Allah. Ve tevâdak Allah.
Rabbike Rabbil izzeti amma yasıfuhu. Ve selamun alel mürseli. Subhanel Rabbi al-Aleyhle al-Vehhâf. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Amin. Esselatu vesselamu aleyke ya Resulallah. Amin. Esselatu vesselamu aleyke ya Habiballah. Amin. Esselatu vesselamu aleyke ya Nebiyallah. Amin. Esselatu vesselamu aleyke ya Seyyiden evelin vel ahireyn. Amin. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Amin. Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle. Amin.
Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle. Amin. Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle. Amin. Allah'ım bizlere yardım eyle. Amin. Allah'ım bizleri sevdiklerinden eyle. Amin. Allah'ım bizi sevdiklerinle bir ve beraber eyle. Amin. Allah'ım bizi sevdiklerinin haliyle hallenmemizi nasip eyle. Amin. İlahi Ya Rabbi her yapmış olduğumuz ameli senin uğrunda ve senin yolunda olmasını nasip eyle. Amin. Bize nefsimizden amel ettirme. Amin. Bize şeytanın pençesinde amel ettirme. Amin. Bize her ne olursa olsun senden ayrı ve gayrı amel ettirme. Amin. Allah'ım bütün niyetimiz sensin. Semamız sensin, duamız sensin. Burada toplanmamızın niyeti sensin.
Sırrımız sensin, canımız sensin. Senden sana sığınırız. Gadabından, azabından, ağır sıfatlarından, lütfuna, ihsana, ihsanına, ikramına sığınırız. Bizleri muhafaza eyle. Amin. Bizleri affeyle. Amin. Bizlere afiyet nasip eyle. Amin. Bizlere iman nasip eyle. Amin. Bizlere istikamet nasip eyle. Amin. Gönlünde olanların gönüllerindeki dualarını bu gece kabul eyle. Amin. Bu gecenin yüzü su yürümetine kabul eyle. Amin. Ölmüşlerimize rahmet eyle. Amin. Hastalarımıza şifa eyle. Amin. Dertlilerimize deva eyle. Amin. Bizden isteyenlerden lütfedip, ikramınla, ihsanınla vesile edip isteyenlerden her isteklerini onların kabul eyle. Amin. Allah'ım bizlere yardım eyle. Amin.
Senin kılıcın olarak gördüğümüz Türk milletine yardım eyle. Amin. Türkiye Cumhuriyeti devletine yardım eyle. Amin. Onu sevenlere yardım eyle. Amin. Allah'ım bizler de gidersek senin ihsanını, ikramını, lütfunu yaşatacak bir millet kalmayacak. Bu millete yardım eyle. Amin. Devletimize, milletimize yardım eyle. Amin. Devletimizin ve milletimizin içinde hayırla görev yapan devlet adamlarımıza yardım eyle. Amin. İçerideki, dışarıdaki hainlere fırsat verme. Amin. İçerideki, dışarıdaki fesatçılara, bozuculara fırsat verme. Amin. Maddi ve manevi bu topraklardan bizleri dirilt ya Rabbi. Amin. Son nefesimize kadar Allah, Allah, Allah deyip son ölüm günümüzü de şebi aruz ettiğin, düğün günü ettiğin, seni göre göre, seni zikrede ede, seni kavuşarak son nefesini veren kullarından eyle.
Amin. Allah'ım senden seni isteriz, kabul ile makbul eyle. Amin. Senden seni isteriz, kabul ile makbul eyle. Amin. Senden seni isteriz, kabul ile makbul eyle. Amin. Allah'ım yardım eyle. Amin. Allah'ım yardım eyle. Amin. Allah'ım yardım eyle. Amin. Akdi şerifler hayrola.
El Fatiha ma salavat. Salavat İllallah Muhammedur Resulullah Destur Ya Hazreti Allah Hu Eyvallah İllallah Muhammedur Resulullah Destur Ya Hazreti Allah Hu Eyvallah İllallah Muhammedur Resulullah Destur Ya Hazreti Allah Hu Şebi Ağruz Törenleri kapsamında dünyanın ortak dili Hazreti Mevlana temalı
10. Uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale'de buluşuyor etkinlikleri kapsamında Dünyanın en büyük mevlevihanesinde siz kıymetli konuklarınızla muhteşem bir etkinliğe ev sahipliği yaptık Katılımlarınız bizleri onurlandırmıştır
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.