mustafaozbag.org

DİVAN-I KEBİR OKUMALARI - 22.02.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Şubat 2022 · 40:13

Özdübillâhi minne's, şeytânurracîm, Bismillâhirrahmanurrahim, eftâl-i zikrfâlemen yahû, lah îlâmi lâhûh-i, ây don словâ, mum limâhi, gel'lâh alâhû, el-Hâmdû l lackâhi, râbbil âlemî âlâhînî, Hû, eyvallah, illallah, Muhammedun Resûlullah, Destur'ya Hz. Allahû, L micëlâhûh.
Bir şey ile canı bile alsa değer. Büyülü bakışlarıyla imanı bile alıp götürse bir şey söylemez. Dev ve peri orduları onun fermanına boyun eğerler. Bu üstünlükle bu güçle Süleyman'ın saltanatını bile ele geçirse yerindedir. Onda Kenan ilinin Yusuf'una yaraşan öyle bir şeref, öyle bir üstünlük var ki yüz binlerce mahzun gönülleri onunla canlanır.
Neşelidir. İsa vasıflı dudağı nefesi ile ölüyü diriltir. Eğer can kanatlarını açıp uçarsa Zuhal yıldızına ulaşır. O zamanın Nuh'udur. Ebedi aşk onun gemisidir. Tufan bütün cihanı kaplasa bile o aşıkları kurtarır. Bu maddi varlığımızın, bu vücudumuzun eserleri fanidir.
Fakat bu varlığımızın ötesinde bulunan ruhumuz, manevi varlığımız tamamıyla ondan ibarettir. Ezelde onun aşkıyla içinen ilk kadehle iş tamamlandı. Benim aşk yolunda harap olmuş bir gönlüm var. Aşk meyhanesine çok bağlı oluşu, onu birden yıktı. Harabın harabı etti. Aşka dedi ki sana gönül vermiş, sevginle yıkılmış, harap olmuş birini istiyorsan.
İstediğin aşık düşmüş yerlere serilmiştir. Gel elinden tut kaldır. Senin aşkınla yıkılmış bu zavallıya sakın pek yakın gelme. Onu uzaktan seyret. Çünkü korkuyorum ki içindeki ateşin alevleri seni de yakmasın. Eğer onun ateşi seni tutuşturursa o zaman sen gözlerimin önüne gel. İnciler saçan gözlerimden seller gibi yaşlar akmaktadır.
Gözyaşlarım senin ateşini söndürebilir. Seslen. Onun hasta gözleri şifalar veriyor. Nerede bir hasta varsa gelsin sıhhat sağlık zamanı geldi diye bağırır. Dağlara çık ve nerede gönlü uyumuş kalmış birisini görürsen aşkın uyanık bahtının gönlü uykuda olan herkese görüş, biliş lütfedeceğine haber ver. Onlara gelin gelin diye sesler. Allah'ın göğsünü İslam'a açtığı kimse Rabbinden bir nur almadı mı? Ayetinin nuru öyle bir mumdan gelir ki o mumun nurlarının parıltısı iki dünyada da sığmaz. Şu suratını asmış, yüzünü ekşitmiş dostu bir tarafa çekin de şu güler yüzü şaraptan ona bir kadeh sunun.
Belli ki o şaraptan içmemiş de onun için suratını asmış, yüzünü ekşitmiş. Soğuk durumda kalmış ne olursa olsun siz yine de ona bu şaraptan bir kadeh sunun da pişsin, olgunlaşsın. Bilir misiniz o neden sirkeleşiyor, koruklaşıyor? Hepiniz onun ne olduğunu, mahiyetini bilesiniz diye etrafa soğukluklar, zehirler yağdırıyor. Üzüm şarabı gönül gözündeki körlüğü arttırmaktan başka bir şey yapmaz. Allah aşkına böyle bir şarabın yanına gitmeyin, böyle bir şarabı yapmayın, ortaya koymayın. O bu haliyle mezarda da durgun kalır, öyle olması için onun ağzına bir avuç abu hayat dökünüz. Sevgililerin sevgililer de manevi aydınlıkları da gönüllerinin dışında değildir.
Onlar üzüm suyundan yapılmış şarabı içmezler. Onlar mana şarabını kendi damarlarında dolaşan kanda bulurlar. Dünyada herkes bir Leyla'ya mezun olmuştur. Ariflerin her an Leyla'ları da kendileridir, mezunları da. Sen eğer benlik firavununu beden mısırından dışarı atabilirsen, gönül evinde Musa'nı da görürsün, Harun'unu da. Şarabı gamlılar, kederliler içer. Bizim gönlümüzse insana neşe veren şaraptan daha neşeli, daha hoş. Ey saki sen git de o sarhoşluk veren nesneni gam mahpuslarında sun. Bizim kanımız gama haramdır. Yani gam bize diş geçiremez, kanımızı dökemez. Fakat gamın kanını dökmek bize helaldir.
Biz aşkımızla gamı yok ederiz. Bu sebepledir ki çevremizde dönüp dolaşan gam bize bir şey yapamaz da kendi kanına girer. Ben ölüler gibi dirilip kalkmak için surun üfürülmesini beklemiyorum. Aşk bana her an üfürüp yeni bir can bağışlamadadır. Can denizinde olan, canlar bağışlayan o saçları dağıtın.
Çünkü o saçların arasında ruhlara sefa veren miskler gizlenmiştir. O saçları çözün dağıtın. Onun siyah saçlarının gerisinde yüzlerce sabah vardır. O saçları her an her lahza yüzlere çözün. Dünyaya devlet ve cennet olan saçları dağıtın. Dağıtın ki onların kokusuyla canlarda gül bahçeleri açılsın. O saçlar dağılınca şarap gibi kaynar, coşar, durur ve onun pek güzel olan yüzünü halktan gizler. O saçları çözün dağıtın. Dağıtın da o saçların hoş kokusuyla sarhoş olsun. Sarhoşça neşelensin, parlasın. Zavallı gönül onun saçlarının kürumları arasında kayboldu. Kaybolan gönlü bulabilmek için o saçları dağıtın, perişan edin.
Bugün gönlün hali pek hoş. Çünkü sen dün benim gönlümün kanını içmiştin.
Dün ay yüzünü göstermiştin. Bugünse binlerce şekle bürünüyor, gönlünü binlerce örtülerle örtüyorsun. Gönül o gözün önünde secdeler ediyor. Canım sonun güzel kulağına bir halkı olmuş, asılmış. Her an aklını başına al diye işaret ediyorsun. Aklı fikri olmayandan akıl fikir mi istiyorsun? Ben senin zurnanım, benden söyle, ben sensin. Senin zurnaya üfürdüğün nefesi ben vermedeyim. Coşmayacaksan coşma. Senin korkundan arslan bile kedi gibi olmuş.
Sabır ise fare gibi tuzağa düşmüş, gizlenmiş. Senin aşkınla oynayan her zerre şevke gelseydi de kucağını açsaydı. Güneş zerrelerin kucaklarına sığmazdı. Ey zerre, madem ki güneş seni almak istiyor. Veresiye para ile olsa da kendini ona sat gitsin. Senin o iki güzel gözün, Ay'a yakın olan iki merih yıldızıdır. Senin Harut'un, Marut'un olan iki gözünle canımı tut, Babil kuyusuna çek.
Bütün dünya güzellerinin güzelliği sende. Ey Süleyman, sen bu güzellik yüzüğüyle bütün devleri, perileri, zincirlere vur. İhsan hazinesini cinlere de insanlara da açmışsın. Mahrum dilenciye, biz sana verdik emrini yerine getir, ver. Can ile bedeni parlat, aydınlat. Cesedi kökünden sök, at. Gözünü doğrulara çevir, aklı sorgula. Dudak, alemlerin Rabbi Allah'a hamd ayetini okuyunca. Ona dudağa manevi şaraplar, mezeler ver. Sapıkların yoluna değil deyince ona delil göster. Can sana doğru koşunca yol bulması için ona bir mum ver. Senin güneşini aramaya başlayınca onu ay gibi konaklara çek.
Lütfunla, inayetinle canı kendine çek, ona kabiliyet ver. Kabil'e benzeyen nefse de hediyeler ver, elbiseler ihsan et. Çalgıcımız da güzel, çengi de.
Gönül onun sesini duyunca dünya yaşayışını unutuyor, harap olup gidiyor. Çenk, çalınırken güzel sesler çıkararak ağlarken onu seyret. Güzelliği ne hal alıyor, beti benzi ne renge giriyor. Yaşayışa doymuşsan, hayatın acılıklarını doyuyorsan. İçin daralmışsa, gözlerin yaşarmışsa. Kalk, çenge teşekkür et. Onu öp, onu kucakla, kollarının arasına al. Bak, neyzen başı ayrı coştu, kudümzen başı ayrı coştu. Bu coşkunluğa hayhu gerek.
Akıl geldi. Ey aşık, gizlen. Akıldan, fikirden vay bize, eyvah bize. Ey kusur gören göz. Ey düşünen akıl. Bizim topluluğumuzdan, topluluğumuzdan çık git. Yahut da utancımdan yaptıklarını görmemek için, gözsüz söylediklerini işitmemek için sağır olayım. Ey akıl, sen suya benziyorsun. Ateşimizden uzak dur.
Yahut da bizim aramıza karış. Kazanımıza gir. Bizimle beraber kayna. Bizimle beraber köpür coş. Aklının seni kırıp dökmesini, perişan etmesini istemiyorsan. Akıl deryasında ölü gibi ol. Onun dalgaları ile uğraşma. Ben aşığım diyorsan. Bil ki senin için birçok imtihanlar vardır.
Başını eğme. Aşıkların kadehinden iç. Benim coşkunluğum aşk mesli olduğumdandır. Çenk gibi. Coşup köpürüyorsan da benim bu halden haberim bile yok. Ey Tebrizli Şems. Beni harap ettin. Sen hem sakisin, hem şarapsın, hem de şarapsatan. Gel ki sen cansın. Sema'nın canının canısın.
Gel ki sen sema bahçesinin yürüyen selvisisin. Yüz binlerce yıldızın gönlü senin yüzünden aydınlanmıştır. Gel ki sen sema göğüne doğan bir aysın. Gel ki can da cihanda güzel yüzüne hayrandır. Gel ki sen sema aleminde sen şaşılacak bir güzelsin. Eşi benzeri görülmemiş aziz bir varlıksın.
Sen semaya girince iki dünyadan da dışarı çıkarsın. Zaten bu sema alemi iki alemden de dışarıdadır. Yedinci kat göğün damı ötelerde pek yücelerdedir. Fakat bizi Hakk'a yükselten merdiveni göğün damını da aşar geçer. Bundan da yücedir. Ondan başka ne varsa ayağınızın altına alın. Ayağınızı vurun, ezin. Sema sizindir. Sema da sizsiniz. Zerrelerin kucakları güneş ışığı ile dolunca hepsi de sessiz sedasız semaya başlarlar. Gel ki Şems-i Tebriz'e aşkın suretidir, şeklidir. Zira onun aşkından semanın ağzı dudağı açıkta kaldı.
Yarın mahşerde. Başımı onun sevda yakasından çıkarmama imkan yoksa.
Gönlüm onun perişan saçları gibi darmadağın olsun. Ey güzellik polisi. Benim canım senin lalinden çok cevherler çaldı. Onu hırpala, onu hırpala. Yüzünü gizledikçe saçları perişan olsun, darmadağın olsun. Yüzünün gizli kalışı yalnız beni perişan edecek değil ya. Benim gibi niceleri perişan olmakta. Aşka düştüm, her şeyimi kaybettim. Onun aşk gül bahçesinin sevdasıyla gül gibi elbisemi yırtacağım. Bir gün gönül onun yanağının gülleri arasında yuvarlanıp duruyordu. Bu nedir, bu ne haldir dedim.
Dedi ki onun ihsanına düştüm de böyle yuvarlanıp duruyorum. Onun yanağının üstüne perişan, zavallı halimi bildiren bir yazı yazacağım. Yanağı onu okusun. Zaten o yanak böyle yazıları okumakta pek ustadır. Fakat onun siyah renkli saçlarından korkuyorum. Çünkü nice gönülleri o siyah Hintli kahrederek bağlamıştır. Ey gönül! Onun çehresinin çukuruna hayranlıkla bak. Oraya düşmekten korkma. Çünkü o saçlar ipini gören her gönlün zindanı. İşte o böyle bir kuttur. Aşkınla öleyim Dostum az olsun varsın
Aşkınla öleyim Düşmanım çok olsun varsın Aşkınla öleyim Sevenim az olsun varsın Aşkınla öleyim Nefret edenim çok olsun varsın Aşkınla öleyim Malım mülküm olmasın Aşkınla öleyim Adım sanım olmasın Aşkınla öleyim Aşkınla öleyim Şanım şöhretim olmasın Aşkınla öleyim Son nefesim Allah olsun Aşkınla öleyim Son gördüğüm senin gözlerin olsun
Aşkınla öleyim Son tuttuğum el senin elin olsun Aşkınla öleyim Mezarım varsın olmasın Aşkınla öleyim Kefenim olmasın varsın Mezarımda yeşil ot bitmesin Ağaçlar dikilmesin Aşkınla öleyim Mezarımda kırmızı güller de bitmesin Aşkınla öleyim Münker ne kir ne soracaksa sorsun
Aşkınla öleyim Mahşerim kurulsun Aşkınla öleyim Minden nurdan minberler kurulsun Aşkınla öleyim Aşkınla öleyim Nurdan elbiseler dikilsin Aşkınla öleyim Nurdan taçlar getirilsin Sevgilinin gölgesinde gölgeleneyim ebedi Aşkınla öleyim Ebedi sevgilinin cemalinde olayım Mustafa sözü kısa kes uzatma Zikriyle süsle Onun aşkıyla yücel
Onun aşkıyla Onun aşkıyla yan tutuş Onun aşkıyla son nefesini ver Bu dünyadan göç git Baki kalan Hammedun Resulullah Destur ya Hazreti Allah
Destur Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Bilayı Allah'ın Allah'a emanet olun.
Amin. Allah'a emanet olun. Allah'a emanet olun. Amin. Allah'a emanet olun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi