Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Eylül 2021 · 1:09:13
Hu, eyvallah, illallah, Muhammedun Resûlullah, destur ya Hazreti Allah, hu. Gönüllerle gönüller kazanıcı olmak, benliğe kapılmamak, gönülsüz olmak, bizim insanlık sırlarımızdır. Hak, dostumuz oldukça bizim işimiz iştir.
Eski mallar satanların, yani eskiden gelmiş bilginlerin, aşk hakkındaki görüşlerinin nöbeti geçti. Biz, aşk hakkında yeni görüşlere sahibiz. Bu aşk pazarı, şimdi bizim pazarımızdır. Çürümüş çimenleri, kurumuş dalları atarak, yemyeşil, çiçekli yeni bir dünya meydana getiren, ilkbahar gül bahçesinin canıdır. Fakat bizi, bizim gönüller kazanmadaki başarımızı, aşkımızı görünce, kendi zavallılığını anladı da, feryada figana başladı.
Akıl, bu iklimin padişahıdır. Ama aşk yolunu kestiği, aşk kervanını yame ettiği için, bir hırsız gibi bizim dar ağacımıza asılmıştır. Eflatunlar, kalinoslar, aşkı anlatmak için, akla dayandıklarından, bize karşı yokluğa düşmüşler. İlletlere uğramışlar, hasta olup gitmişlerdir. Biz, aşkı bulmak için, kendimizi de terk edelim. Yakınlarımızı da, zaten bize yakın olanlar, bildiklerimiz, tanıdıklarımız, şimdi bize hep yabancı oldular. Egoist olmak, kendine tapmak, kötü bir huydur. Hoşa gitmez bir haldir. Bu hale düşünce, insanlığımızı kaybeder de, imanımız bile inkar kesilir. Kendimde olmaksızın söylediğim her gazel, her şiir, hoştur, güzeldir.
Çünkü bu ses benim gönül çengimden, gönül sazından çıkan seslerdir. Bizim ders gördüğümüz yer, aşktır. Bize manen ders veren de, celal-i sahibi Allah'tır. Bizler öğrenciyiz, onun aşkı da, tekrarlayıp durduğumuz bilgidir. Aşıkların dostu aramaları kendilerinden, kendiliklerinden değildir.
Dünyada onu arayan yine odur. Çünkü ondan başkası yoktur. Aşk, bir bahanedir. Sanki o kendi kendini aramaktadır. Bu dünya da, öteki dünya da bir mayadır. Hakikat aleminde küfür de yoktur, din de yoktur, mezhep de yoktur. Hey İsa nefesli kişi, sen uzaklıktan bahsetme. Ben uzağı düşünmeyenin kuluyum, kölesiyim. Sonra giderim dersen, hayır gecikme derim. Eğer öne giderim dersen, hayır önünde yol yoktur derim. Kayıtlardan kurtul, onu gönlünde bul. Elini aç, kendi eteğini tut. Bu yaranın merhemi, yine bu yaradan başka değil. Bütün iyi kötü, dervişin cüzüdür.
Böyle olmayan zaten derviş değildir. Bizi bırakıp ötelere giden, sevdiklerimizle beraber göz önünden kalkıp giden her şey gönüldedir. Dünyada onların gönüllü gibi bir yerleri yoktur. Olmadıkça bizler geceleri karanlıklar içinde kalacağız. Çünkü sensiz gökyüzünde tek bir yıldız bile yok.
Güzel hayalin ayağını vurarak, oynayarak, gülerek gelmedikçe Bizim derdimize derman yoktur, çare yoktur. Senin güzel hayalin dağı aksetse, dağın üstüne düşse Oradan kaynaklar fışkırır, tatlı sular akmaya başlar. Bizim gönlümüzde bir dağdır, bir kayadır. Ne olur o tatlı güzel hayalini, bizim gönlümüze de düşür. Düşür de bizim gönlümüzden de güzel duygular, hoş hayaller, ümitler, neşeler de olsun. Senin lütfundan ayrı kalmayan, senin ihsanına nail olan bir taştan Sert çakmak taşından kıvılcımlar sıçrar. Ateşler çıkar, öbür taştan su akar. Öteki taş da dilberlerin dudakları renginde, lal olur. Ey güzel varlık, senin lütfunu nice defalar denedim.
Hem de bir kere değil, birçok kereler. Benim gibi bir ölüyü dirilttin, yeniden hayat bağışladın. Rahmet bulutu, her seher vakti yağmur yağdırıyorsa, Bu da sendendir, senin içindir. Sana karşı dayanamayan, ağlayan şu gönlüm, Beşikteki bir çocuktan başka bir şey değildir. Şu zavallı gönlüm, kader icabı, Acı tecelliden, gamdan, kederden, Tur dağı gibi yüz parça oldu. Fakat o parçalardan bir tanesi bile elimde değil. Aşıklar, aşıkı az, Fakat maşiku, yani sevilenleri çok olan, Bu insanlar şehrini kim gördü?
O şehri bir gören var mı? Gerçekten erkekleri az, kadınları çok olan bir şehir varsa, Biz hemen oraya gidelim. Az olduğumuz için kendimizi zora çekelim, naz edelim. Sonra o güzel kadınlarla sevgi alışverişinde bulunalım. Bu kaçınılmaz bir fırsattır. Çünkü aşıkların gönülleri pek yanıktır. Onlar sevgililere kavuşmakla, Güzelleri sevmekle pek mutlu olurlar. Böyle bir şehir olamaz. Aşıkları mutlu edecek, Güzelleri çok, Böyle bir şehir olmasa bile, Hiç değilse orada adalet ve insaf sahibi. Aşıkın acıyam, Kendisini ona teslim eden bir sevgili bulursun. Aşıklar bu tarafta kuru öt ağacı gibi yanarken, Öt tarafta, Sevgili de az bir zaman dahi olsa ondan ateşlensin.
Allah'ım ihsanının hürmetine, Parlak nurun hakkı için, Nimetlerle, güzelliklerle dolu olan bu dünya şehrinde, Kusuruma bakma, Manasız şeyler söyledim, Çılgınca laflar ettim. Ben yalnız seni seviyorum, Yalnız sana ibadet ediyorum, Gönlüm sensiz perişandır, Mest ve perişan olanların kusuruna bakmazsın.
Senin tuttuğun, Değer verdiğin kişi ne mutlu kişidir. Canım, Senin sevdiğin kişinin mest olmuştur. Ey hak aşığı, Sus, Hayat gibi mest ol, Allah aşkıyla mest olmuş, Bir kamil insanın aynı olmasalardı, Böyle dönüp, Nezzeh olan şey, Eşi ve benzeri olmayan,
İnsanı halden hale sokan, İnsana hayret veren, Kimini leyla eden, Kimini mecnun kılan Rabbim, Ey alete ihtiyacı olmayan, Büyük sanatkar, Büyük yaratıcı, Leyla ile mecnuna yüzlerce ihtiyaçlar veren, Sonra, Ey hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, Verici, Lütfedici Allah'ım diye, Onları huzurunda feryat ettiren Rabbim, Senin lütfunla dikenim gül oldu, Cüzlerin de gül haline geldi, Bizim önümüzde rahmet var, Sonumuzda da rahmet var, Görüş sahibi ol da, Dikende gül gör, Dikensiz gülü herkes görür, Başına gelen belanın, İlahi bir lütuf olduğunu anla,
Cüzde de küllü gör, Zaten ehliyet, Seziş de budur, Üzüm, Daha koruk halindeyken, Onun şarap olacağını düşün, Yoklukta varı gör, Ey Yusuf, Padişahlar padişahlığını, Saltanatı sen kuyuda seyret, El çırp da, Anla ki, Her sesin aslı sensin, Her ses senden çıkıyor, Ayrılık ve buluşma olmasaydı, Şu iki avucunu birbirine vuramazdın, Sus, Bahar geldi, Gül geldi, Diken geldi, Bu bahar mevsiminde, Birçok güller, Çeşit çeşit güller, Çiçekler, Çimenler, Topraktan baş kaldırdılar, Gayb aleminden, Sıçrayarak geldiler de, Bizi geldikleri yere,
Ötelere davet ediyorlar, Tutup seni çeke çeke kendime getireyim, Seni aşık edeyim, Seni kendinden geçireyim, Seni canımın içine, Gönlüme alayım, Ey gül fidanı, Hoş bir bahar rüzgarı gibi yanına geldim, Seni okşayacağım,
Kucaklayacağım, Güllerin etrafa saçacağım, Geldim ki, Seni üzüntülerle, Gamlarla dolu bu dünyada, Neşelendireyim, Cilvelendireyim, Aşıkların duaları gibi, Seni alıp ötelere, Gökyüzünün ta üstüne çıkarayım, Duydum ki, Güzellerin birisinden, Bir öpücük almışsın, O öpücüyü, Güzellikle bana geri ver, Yoksa öpücük yerine, Ben de seni alırım, Gül de ne oluyor, Sen gül değil, Külsün, Ben de sensin, Aşkıları seni bilmesin, Ben seni bilirim, Bensin, Benden ibaretsin, Sen benim canımsın, Ruhumsun, Fatiha okuyorsun ama, Baştan Fatih,
Seni gönlüme çağırayım, İçime alayım, Benim evim, Her ne kadar tuzaktan kaçmışsan da, Yine benim evimsin, Tuzağa geri dön, Dönmezsen, Ben seni alır, Tuzağa korum, Bana dedi ki, Sen acayip ceylansın, Ben arslan olduğum halde sen, Arkamda neden koşup duruyorsun, Defol, Git, Yoksa seni parçalarım, Seni, Ceylan kılığına girmiş, Yani ceylan şekline bürünüp gizlenmiş, Aslan yavrusu değil misin, Ben de ceylan suretine bakıyorum da, Onun için seni bırakıyorum, Sen benim bir topumsun, Çomağımın önünde koşup durmadasın, Seni yuvarlayıp koşturan benim ama,
Sen de benim arkamdan koşup duruyorsun, Kendinde olman sevgiliyi bulamazsın, Sevgili diken gibi senin gözüne batar, Fakat kendinde olmadığın, Kendini beğenmediğin zaman,
Sevgili sana çok yakın olur, Sen kendinde olduğun zaman, Bir sivrisineğe bile av olursun, Fakat kendinden geçince, Öyle güçlü olursun ki, Fil bile sana av olur, Kendinde olursan, Gam ve keder bulutları seni kaplar, Karanlıklar içinde kalırsın, Kendinden geçersen, Senin kucağına ay doğar da, Her taraf aydınlatır, Kendinde iken sevgili senden kaçar, Yanına gelmez, Kendinden geçince, Sana sevgilinin aşk şarabı sunulur, Kendinde olduğun zaman, Sonbahardaymışsın gibi düşürsün,
Fakat kendinden geçince, Kış mevsimi bile, Sana çiçekli ilkbaharı olur, Aklına başına al, Kendini sevmeyi, Kendine aşık olmayı bırak da, Sevgilinin sevgisine değil, Cefasına aşık ol, Öyle ol da, Sana nazlanan, Yüz vermeyen gül, Sana ağlayıp inleyen bir aşık, Sırt kesirsin, Gösterişe,
Hükümdarlık bayrağına, Hevesi olmayan, O padişahın yüzünden, Deli divane oldum, Deli, Aklını kaybetmiş bir kişi olduğu için, Adetten de, Suçlardan da sorunlu değildir, Artık onun işlediği suçlar, Amel defterine yazılmaz, Ben o padişahın yüzünden, Yalnız aklımı kaybetmedim, Kendimi de kaybettim, Bu sebep nedir ki, Sen uzaktan, Beni gezen, Yürüyen, Giden, Normal bir kişi olarak görüyorsun, Ama, Hakikatte senin gördüğün ben, Ben değilim, Ben bir hayalden, Bir gölge varlıktan ibaretim, Daha doğrusu, Ben yoğun, Yokluktan başka bir şey değilim,
Aşık, Aklını başına al da, Beri gel, Yok ol, Çünkü yokluk can madenidir, Fakat senin bildiğin, Gutsadan başka bir şey olmayan, Şu dünya hayatındaki, Hangi bir can değil, Türlü bir candır, Kaşık, Bel de ben, Ben siz, Sen de sensiz olarak, Şu aşk kırma, Yok olalım, Üçüne ulaşalım, Başka bir şey yoktur, Kucaklarına basar, İncesin ki,
Kimsenin avucunda, Senin değerini karşılayacak, Ödeyecek bir şey yoktur, Bulunamaz, Zaten dünyada yaşayan, Her insanın, Her varlığın avucunda, Senin lütfun, İhsanın olmayan ne vardır? Her an lütfunun, İhsanının karşılığı olarak, Gönlümü, Canımı bastığın, Topraklara saçmak isterim, Senin ayağının, Toprağı olmayan cana, Yazıklar olsun, Dünyada görülen, Çeşitli hadiselerin, Olayların, Dalgaları arasında, Çırpınıp duran kimse, Sana bildik, Dost değilse, Başka hiçbir bildikle, O olayların etkisinden, Kurtulamaz, Allah'ım,
Kader gereği, Bana verdiğin ızdıraplardan, Yaralardan kaçmam, Onlardan şikayet etmem, Çünkü, Seni seviyorum, Ateşinle yanmayan gönül, Soğuktur, Hamdır, Yok olmayan bir gönlün, Yüzü mekana, Fane dünyaya dönmüştür, Bu yüzdendir ki, Sen, Böyle bir gönüle, Mekansızlık, Aleminden gir, Burası senin yerin, Değildir diyerek, O makamdan, Güzel vasıflarının da, Senin vasıflarını, Öğenlerin de, Hesabı yoktur, Şu inatta bir zerre var mıdır ki, Senin güzel vasıflarının hayranı olmasın, Senden başkasını ümit edersem,
Ümitsizliğe düşeyim, Eğer varlığım, Senin için değilse, O varlık yıkılsın, Harap olsun, Eğer senin yolundan başka bir yol bulursam, O yal bana cehennem yolu olsun, Eğer senin elinden başka bir el tutarsa, El bana haram olsun, Eğer senin gözünden başka bir göze gözümde, İki gözüm ebediyen kör olsun, Başkasını anlatır, Ebediyen olim lal olsun, İşte o da, Bu çırpınıp duran gönül,
Yorulmadı, O için olsun, İşe kalkan kişi, İşini bitirir, O yerine gelmeyen kişinin işidir, Noksan sıfatlardan münezzeh olan, Dalgalandığını gören kişinin, Karışık düşünceler, Ebedi olarak yatışmaz,
Ya da gülen, Güzel dudaklarının, Hayalini gören kişinin, Uykusu kaçar ama, Gülen dudaklarının hayali, Kıyamete kadar aklından çıkmaz, Gül bahçesinin kokusu gelirse, Oynaya gül, Bahçesine gidinceye kadar, Dinlenmek bilmez, Oturamaz, Anlık gecede, Eline fener almadan,
Işıksız yola düşmek, Uygun olmaz, Padişahlık saltanatı, Gördükten sonra, Dilencilik etmeye, Kalkışmak doğru olmaz, Sizi, Sissiz çağırıyor, Bu sebeple size, Sizle beraber olmak, Uygun düşmez, Bensiz, Bizsiz, Sissiz olmak, Üstün bir merhaledir, Madem ki Allah lütfetti, Dünyaya gök sofrası geldi, Bundan sonra gıdasız kalmak, Yoksulluğa düşmek olmaz, Kurban edildi bu mutfakta, Şerefsiz insanlar gibi ekmek çalmak, Acınacak bir haldir, O yol kesen,
Hırsa ve tabaha söyle, Hile yapmaya kalkışmak, Bütün görünüşe bürünmek doğru değil, Ayağın olmasa, Kanat verir, Havalanıp, Uçmak mümkün değildir, Bulursan, Çünkü onun tuzağından, Kurtuluş, Akıl kârı değildir, Yoksa, Onun üstüne bir bulut çek, Çünkü o, Aya düşmandır,
Bül aydınlığından kaçar, Bahçesinde yetişmeyen ağaç, Bir ağaçtır, Ne yaprağı vardır, Ne de meyvesi, Fakat aşk bahçesinde yetişen, Meyvalı, Yapraklı ağacın gölgesinde bulunmayan, Değerli bir kişi de, Değerini kaybeder, Hor ve hakir bir kişi olur, Bir kişi çok değerli, Eşsiz bir inci gibi olsa, Aşktan haberi yoksa, Bundan uzaklaş, Çünkü dünyada, İnsana aşktan başka, Ne akraba vardır, Ne de baba, Aşıkların mezhebinde, Her gün aşk derdinden, Daha beter bir hale gelmeyen kişi, Ölüm hastalığına tutulmuştur, Yüzünde aşktan bir eser,
Bir nur görürsen, Gerçek olarak şunu bil ki, Bildiğin Tanrı cinsinden değildir, Kıyamete kadar, Benim sevgilim budur, Benim işim, Gücüm de, Mest olmaktır, Ve harap olmaktır, Bende ne akıl kaldı, Ne fikir kaldı, Ne de gönül, Bunların hepsi de elden çıktı, Ben ne yapabilirim, Hiç, O güzel yüzün işi, Onun tesiri,
Gül, Sevgilinin yüzünü gördü de, Bülbül dedi, Ne ötüp duruyorsun, Neyi arıyorsun, Galiba sen bir hayale kapıldın, Ben de yoğun, Gül bahçesi de yok, Onun güzel yüz, Güzeller, Bülgeleri oldukları için, Ben de gayb alemine git, İşte kuş buradadır, Gül, Dudağını açınca, Güzel güzel konuşunca, Bütün canlar, Her hastanın canına, Şifa derdine, Dediler, Pastaları, Aşkın elinden bir kadeh,
Can şarabı içtiler de, Sizi de çok iyi anladılar ki, Asıl meyhaneci açtır, Başkası değil, Yusuf'u, Kardeşleri, Pazarda satıyorlar diye, Bir haber geldi, Pazar buradaysa, Yusuf nerede, Ülküne bir çarem var, Onları elde edebilirim, Ne bulamıyorum, Nefsinle dost olma da, Kiminle dost olursan ol, Kadına başına al da, Senin nefsinden kaç kurtuldun, Senin asıl korkunç düşmanın onlardır, Çok güzelsin, Güzelliğine diyecek yok,
Güzelliğin anlatılmaz, Ben de aşığınım, Hastalığım da, Senin güzel yüzünden başka bir yüze aşık, Olmak, Fani, Başka birisi var mı diye, Oğuşturup bakıyorum, Başka kim var, Bir örtü nereden,
Bir haklı istiyorum, Ey Güzük Güneş'im,
Bundan çık, Görüle gelen can, Dolaşacak,
Ne olmayacak, Başka bir şey değil, Dünyada senin aşkınla, Mahmur olmayan kimdir, Bu sözü yanlış söyledim, Canlı ağrı canını isterken,
Bakına gel denir mi, Sen uzakta değilsin, Sen benim canımda, Canımın içindesin, Yakına gel demek, Büyükle şu veya bu şekilde, Düşünceyi bırak, Zaten o gizli değil ki, Senin, Güzel olan yüzümde iken, Güzünü göremedin, Kişinin, Ölüden başka bir şey değildir, İhtiyar olsun,
Kişiye ölüm meşru, Millere destan olan sevgili, Ne haldedir, Yüzünün güzelliğinden,
Gül bahçelerine, Renk ve koku veren varlık, Nasıldır, Kıslara bürünmüştür, Nerede lütfetti de bana, Böylece söze son yok ama,
Nasıl olurmuş, Görmek istedim, Şu gönlüme yine derim ki, Ben de sevmem,
Canımı sana feda edemezsem, Dertsiz kalmasın, Kurtulmasın, Başından bela eksik olmasın, Senin için ağlamıyor, Sarsın, Hiçbir şey göremez olsun, Başkasına ümit bağlarsam, Kutleşmesin, Ben hayal kırıklığının, Kurtulmaya değilse, Kırıklığı istemiyorum, Işığının vuruşundan, İbaret olmasın, Padişah, Emir vardır ki, Senin dilencin, Yoksulun olmasın,
Düşmanlara karşı, Düşmanlara ait, Bir dilek bulunmasın, Senin rızanı kazanmaktan, Başka bir dilek yoktur, Densiz geçen, Bir anı bile kaza edemem, Ne çare ki, Başa gelen, Senin takdirinden, Başka bir şey değildir, Gönül, Sevgili uğrunda, Canınla oyna, Canını ver, Çok seviyorsun, Üstünde titriyorsun, Titreme, Feda et gitsin, Allah sana kâfi değil mi, Titreme de, Başkaları, Senin üstünde titresinler, Bunun üstüne, Yemin ederim ki, Başka bir düşman yok, Senin gibi,
Bir güzel, Bunu sanıyorsun, Aldanıyorsun, Gibi güzel yoktur, Kötü işler için, Dönüp duruyor diye, Düşünme, Hazifesi var mı, Geldi geçti de, Bunun dışında, Bir halka gibi, Asılı kaldık, Şeyleri gözleyip, Anlayan gönlüm,
Selahaddin'den başka, Gönüllerindekini bilen, Yoktur, Aşka tutulmamış, O sevgi, Kendine dünyada ne varsa, Aşktan ibarettir,
Meşgul olmaktan başka, Dosta layık bir iş güç yok, Destur ya Hazreti Allah, Hu,
Euzü billahi mineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Vel asri innel insana lafî khusru, İlla al-lazîn âmenû ve amilu s-salihâti, Ve tevâsâvı, Ve tevâsâvı bil-haq,
Amin, Ve âlâ âlhi ve ashabihi şâribînâ râhîk-el-hakîkâti min cemî'e la ilâhe illâllâh, Amin, Allahümme eğrisi fi kalbi secereti la ilâhe illâllâh, Amin, Ve edhir alâ lisâni yenâm-ı hikmeti la ilâhe illâllâh, Amin, Ve eğruh-i fi bâhri marifetin la ilâhe illâllâh, Amin, Venşûr alâ veçî berkanûri la ilâhe illâllâh, Amin, Vahfâznâ ya Rab, Amin, Min küllü şekkin, Amin, Ve küfrîn, Amin, Ve riyâin, Amin, Ve min makfil makirîne, Amin, Ve asadîl hasadîne, Amin, Ve âdâvetîl muadîne, Amin, Ve min şer-i nefsîn, Amin, Ve şeytânin,
Amin, Ve dünyâin, Amin, Ve hevâin, Amin, Binâyeti, Amin, Ve rigâyeti, Amin, Ve hıfzî, Amin, La ilâhe illâllâh, Muhammedun Resûlullah, Amin, Ol meclisi zâkiran ve matlubu aşkan olan Cenab-ı Rahman, Amin, Bu meclisin şerifi cümlemiz hakkında bayisi, kesreti, aşk, Amin, Ve muhabbet, Amin, Ve estirak, Amin, Ve hayrât eyleyeh, Amin, Allahümme Rabbena âtina fid dünyâ haseneten ve fil âhirete haseneten ve gınazâven nâr, Amin, Bir rahmetke ya erhamerrahimin, Amin, Bir rahmetke ya erhamerrahimin, Amin, Bir rahmetke ya erhamerrahimin,
Amin, Rabbana fil veli valideyye ve il mü'minîne yevme yekûmin hisâb, Amin, Sadakallâhul azîm, Amin, Subhâne rabbike rabbil izzeti amma yusifûn, Amin, Ve selâmun alel-mürselîn, Amin, Ve âlihim, Elhamdülillâhi rabbil âlemîn, Amin, Eyvallah, illallah, Muhammedun Resulullah, destur Ya Hazreti Allah hu, destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.