Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 19 Ağustos 2022 · 53:26
Euzubillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftan-ı Zikr-ı Fâlemennâhûn, Hak Muhammedun Resûlullah, Cemiyen-el-Miyyâh-i Vel-Mürselîn, Vel-hamdülillâhi Rabbil âlemîn, Huuu, Eyvallah, İllallah, Muhammedun Resûlullah, Destur Ya Hazret-i Allah, Huuu, Gönlüm sevda evi oldu, Gönlüm seni her tarafta aradı durdu,
Zühre yıldızı gibi parlak yana, Ay gibi nurlar saçan bir yüzü olan sevgiliyi bulmak için gönlüm, Gözünü göklere çevirmiş, göklere bakıyor, Ah bugün gönlüme neler oldu, Dün birisi gönlüme neler söyledi, Gündüz geldi, gecenin çadırını yırttı, Şimdi artık gönlüm neşelenecek, Perde yırtıldığı için güzellikleri seyrede alacak, Senin gönlünden benim gönlüme, Ne nükteli sözler, gizli işaretler gelmeden, Ah senin gönlünden benim gönlüme nasıl bir yol var, Artık benim zavallı gönlüme acımazsan, Benim halim ne olur, Vay bu gönlüme, Vay bu gönlüme,
İçin senden ayrıldıktan sonra, Sana kavuşunca, Yahut sana kavuştuktan sonra, Senden ayrılınca, Seni bileyim, seni tanıyayım, Seni başka türlü tanıyamaz mıyım, Ya sen benim derdime düş, Derdimle karış, Yahut ben derdime derman nedir, Onu senden öğreneyim, Bilgisiz, görgüsüz olduğum için, Benden kaçıyorsun, Ya benimle arkadaş ol, Yahut görgü, bilgi, Senden öğreneyim, Bundan önce, Senden ayrı bir şeyler, Öğrenmeye çalışıyordum, Ve sana kızıyordum, Madem ki, Gece gündüz hak, Bizimle beraberdir, Sen benden ayrı düştün için,
Bundan sonra öğreneceğimi, Hak'tan öğrenirim, Kuşluk vaktine yemin ederim ki, Ayetinin sırrını öğrenmek için, Güneşe zerre olmak istedim, Kehribarın samanı nasıl çektiğini öğrenmek için, Senin kehribarına bir saman çöpü olmak istiyorum, Ezelden beri diri olan, Her şeyi bilen, Her şeye gücü yeten, Daima tasarrufta bulunan Allah'a yemin ederim ki,
Şems'in nuru, Aşk mumlarını yaktı da, Binlerce ilahi sır, Malum oldu, Anlaşıldı, Onun bir hükmüyle, Dünya, Aşkla ve aşık ile hükmedenle, Hükmedilenle dolup taştı, Tebriz'de Şems'in tılsımlarında, Büyülerinde şaşılacak hazineler gizlendi, Onun ayrılık ateşiyle, Her gece mum gibi yanıyoruz, Baldan ayrı düşmüşüz ama, Onun aşk ateşinde yanan mum olmuşuz, Ondan ayrıldığımızdan beri, Bedenimiz yıkıldı, Harap oldu, Can da bu beden harabesine, Baykuşa döndü, Ey Şems, Sen olmadıkça, Sema haramdır, Mıtırıp, Şeytan işidir ve taşlanmıştır,
Sen yokken, Okunup anlaşılacak, Zevk alınacak, Bir tek gazel bile söylenmemiştir, Bazen felek gibi dönerim, Bazen melek gibi uçarım, Dönüşüm de, Oynayışım da hak içindir, Ben onunum, Onunla ortak olmuş değilim ama, O güzellik madeni, Beni gördü, Satın aldı, Ben de o yüzden böyle sevimliyim, Can ormanında, Gerçekten de bir iman arslanı var, Benim şüphe dağarcımı, Muhakkak o yırttı, Padişahım, Hükme razı olanı,
Bir gün kadı yapar, Bahar bülbülü gibi feryada başlayalım da, Bu feryatlarla bülbülleri avlayalım, Sevgilinin işi nazlanmak, Bizim işimizde yalvarmak, Yakarmak, Bu durumda feryat etmeyelim de ne yapalım, Sonra mest olarak çarşıyı, Pazarı dolaşalım, Herkesi mest edelim, Kararsız hale getirelim, Parayı, pulu, Güzel sevgiliyle beraber yiyelim, O mahmur gözlere hizmet edelim, Sevgiliyle sürdüğümüz sefayı, Ettiğimiz zevki,
Allah'tan başka kimse bilmez, Ben doğduğum günden beri, Gönlü de canı da senin gözünle gören, Gönlü de canı da sana veren, İhlaslı, samimi bir kulum, Gelin ey aşıklar gelin, Birbirinizden uzak durmayın, Buluşmaya, kavuşmaya alışın, Dolunay doğdu, Sevgi geldi, Nimetler bağışlandı,
Sana gönül veren kaybolmaz, Ben adı sana ne yapayım, Madem ki ben bir hazineye düştüm, Gümüş para benim ne işime yarar, Aşk parladı, alevlendi, Sırrın üstünü örttü, Onun parıltısıyla donulan bile görünmez oldu, Gönül de baş eğdi, Aşka teslim oldu, Neşem de sensin, Bayramım da sensin, Ben ne kadar talihliyim, Ne kadar mesudum, Gönlümü de sana verdim, Allah'a yemin ederim ki ben, Ben iyi yaratılışlı bir aşığım, Ne yırtarım, Ne dikerim, Ne yaparım, Ne yakarım, Ne gecenin, Ne de gündüzün esiriyim, Ne de elim daralmış,
Kesada uğramışım, İman güneşi doğdu, Etrafı aydınlattı, Ruha ulaştı, Nefsin karanlıkları dağıldı, Küfrün kalesi yıkıldı, Yerle bir oldu, Zahidin de, İbadet edenin de yolu, İsteksiz olmak, Dünyaya ait dileklerden vazgeçmektir, Söyle bakalım, Ben neyi bırakayım, Kimden vazgeçeyim, Benim bütün dileğim ve isteğim, Hep sensin, Hey aşk, Benim bütün varlığım sensin, Rükûm da sanadır, Secdem de, Nakesliğim de, Cömertliğim de, Senin içindir, Zaman, Seninle düzene girmiştir, Şeytan, Bana musallat oldu, Beni kaptığı zamanlarda,
Hep seni anarak, Kurtuluyor ve seviniyorum, Şimdi sen, Beni benden öyle kaptın ki, Hatırımdan anmak duygusu bile geçti, Zaman, Düşmanlarımla anlaştı, Onlarla dost oldu, Ayrılık yüreğimi yaraladı, Uyku beni rahatsız etti, Gözümden kaçtı gitti, Benim saadetimi, Mutluluğumu uyuttu, Dolunay'ın söndüğünü, Yıldızların karardığını, Denizin coşup kabardığını, Geminin dalgalar arasında sıkıştığını görüyorum, Senin denizine gelince, Ağabey hayat olurum, Fakat kıyıya düşersem, Taş kesilirim, Cansız kaya olurum, Rabbim bana doğru yolu buldurdu,
Aşka sımsıkı sarıldım, Aşk, Bana acıdı da, Derman etmek için, Ayağa kalktı, Beni iyileştirmeye, Çayılıştı, Aşk, Evime geldi, Elinde bir şarap kadehi var, O bana yücelere çıkmam, Ötelere gitmem için, Göklerin damına dayanmış, Bir merdiven oldu, Seninle düzene girince, Bayram gibiyim, Seninle yatınca, Öt ağacı olurum, Senin yüzünden ağlarım, Senin yüzünden gülerim, Senin yüzünden gamlara batarım, Senin yüzünden neşelenirim, Seninle derilirim, Seninle ölürüm, Her şeyi seninle elde ederim, Seninle kaybederim, Seninle susarım,
Gönlüm seninle konuşur, Dünyaya güneş gibi, Herkese can vermeye,
Ve böylece herkese, Yararlı bir işte bulunmaya gelmişiz, Kalpleri kırılmış, Gamlara düşmüş kişilere, Dost olalım, Onların gamlarını paylaşalım, Hor görülenleri, Toprağa düşenleri, Ayak altında ezilenleri, Gül bahçesi haline getirelim, Biz dünyaya, Bunun için gelmişiz, Biz altın gibi, Birkaç kişinin öz malı değiliz, Biz deniz gibiyiz, Maden gibiyiz, Biz herkesin malıyız, Şu alemin bedenine, Canın ne olduğunu gösterelim, Gaflet içinde kalan, Hakkın sanatını, Yaratma gücünü görmeyen, Gözleri aydınlatalım, Biz dünyaya,
Bunun için gelmişiz, Biz yeryüzü gibi, Yağma yurdu değiliz, Gökyüzü gibi eminiz, Hoşuz, Kendine gel, Sus, Biz bunlardan da üstünüz, Biz söze dile sığmayız, Biz de, Paha piçilmez bir hazine gizlenmiştir, Bana su verme, Su verme de sana susayım,
Seni, Su gibi içeyim, Beni kendine aşik et, Aşik et, Benim uykumu al götür, Ey hayali bana, Mihrap olan sevgili, Senin haberin yok, Ben, Gece gündüz, Namaz kılıp duruyorum, Ben, Senin güzel hayalini, Yoklukta bulursam, Hemen ölüme doğru koşar giderim, Sebepleri meydana getireni, Bulurum ümidiyle, Ben, Sebep kervanlarının, Yollarını kesmedeyim, Ben senin ayrılığına dayanamıyorum, Bir merhamet et, Padişahlıkta bulun, Bana bir görün, Ne olur, Yalvarırım sana, Abi hayata dolap olmuşum,
Onun için hep dönüp, Hem sızlanıyorum, Hem ağlıyorum, Güneşim de sensin, Ay ışığım da sen, Seni görmek için, Gözümü de gönlümü de açmışım, Senin adını duyduğum an, Benim adım da, Namım da, Mest oldu gitti, Kalk, Şarabı sürahiyle, Testiyle içelim, Bu meclis, Padişahlar, Padişahının meclisidir, Hiç bu mecliste,
Şarap içilmez olur mu? Padişah bir denizdir, Şarap da pek lezzetlidir, Ve içe sinen bir şaraptır, O, Lal renkli şarabı sun da, Bizim özümüzü, Bizde bulunan inciyi gör, Güneş, Yeryüzüne bir kadeh, Nur serpti, O nur kadehinden, Serpilen damlalardan içelim, Biz de zerreler gibi, Mest olarak, Güneşin nuru içinde, Yücelere çıkalım, Batmayan, Zevali olmayan güneş, Madem ki bize şarap sundu, Bizde gururumuzdan, Gökte dolaşan, Ve zamanı gelince, Batmayan güneşin, Kadehine artık bakmayız, Akılları yakıp yandıran,
Gönülleri nurlandıran, O mana şarabını, Önümüze getir de, Gönül gibi, Kendi varlığımızın, Balçığından kurtulalım, Sıçra da, Kandil konan yerde, Parıl parıl parlayan, Nurla bizi aydınlat, Nurlandır, Biz zaten, Onun nuruyla parlayıp duruyoruz, Sunduğun şarabın, Tesirinden, Beden bir tandır gibi, Pek ısındı ve soğudu, Sen bizi odun gibi, O tandıra yak ki, Hep yanıp yakılalım, Soğumayalım, Can, Gökyüzü, Fanusu gibi, Ateşlerle doludur, O bizi ateşinde yakarak, Bakır mıyız, Kalk mıyız, Yoksa halis, Altın mıyız, Bunu denemek istiyor,
Güzel güzel, Gel de, Meclise güzelliğini getir, Biz herkesle hoşuz, Ama seninle pek hoşuz, Hey, Mıtırıp, O taze nami, Bir kere daha söyle, Söyle de, Seyret ki, Sen de tazesin, Latifsin ama, Biz senden daha tazeyiz, Daha latifiz, Geliniz, Hepimiz toplanalım, Ey İsa ki,
Sen de durmadan şaraf ver, Bir an için olsun, Gölge varlığımızı ortadan kaldıralım, Ayrılıktan kurtulalım, Hep bir olalım, Kendimizi görmeyelim, Kendimizden vazgeçerek, Vahdet denizinde, Su ile aynı renge girelim, Zaten hepimiz, Bütün insanlar, Bir ağacın dalları gibiyiz, Bütün yaratıklar, Hepimiz aynı yaşayışın, Aynı yolun yolcularıyız, Bütün varlıklar, Hepimiz onun aşığıyız, Aşkın tabiatı gereği, Bizler hem gizliyiz, Hem meydandayız, Aşk şehrinde gizliyiz, Fakat aşkın üzerimizdeki tesiriyle, Aşk mahallesinde apaçık meydandayız,
Benlikten kurtulur da, Kendimizi manen ölü görürsek, Huzura kavuşuruz, Beden mezarlığında rahatça uyuruz, Benliğe kapılınca, Kendimizi diri görünce, Şikayete başlarız, Feryat ederiz, Yüzümüzü yırtarız, Gönül aynamızı akseden her suret, Her şekil, Hiçbir şeye bağlı değilmiş gibi görünmededir, Çünkü biz kendimiz aslında ondan başka, Hiçbir şeye bağlı değiliz, Bir sürü balıklar gibi suda yüzülüp duruyoruz, Fakat sudan haberimiz yok, Bitmez, tükenmez arzular peşinde koşan, Hevesten hevese düşen, Şu toprak bedeni, Yeryüzünün suratına atalım,
Aşıkı sadık, Muhibbi Mustafa derler bize, Derd ile gayret keş, Ali aba derler bize, Bir gürühü sorsalar, Ey kavim, Siz kimlersiniz, Canı baş terk eyleriz, Bizler imameyin aşkına, Bende-i şah-ı şedid, Kerbela derler bize, Aşk ile tığlar çekip, Münkir'e karşı durmuşuz, Ol sebepten, Kavmi süfyan, Eşkıya derler bize, Gerçi ben bir dertliyim, Derdimler, Yetimler derdidir, Çek elin bizden,
Tabibi bir deva derler bize, Her yolunda bu aleme gelenler, Cümlesi Ali'ye server dediler, Cümle evliyalar, Cümle erenler, Bin bir ismin birin, Haydar dediler, Sad-ı Hezar Esselam, O nesli pâke, Esrar-ı Mürteza, Sığmaz idrake, Bir kez müştesini vurunca hake, Erhan, Semallahu Ekber dediler, Aleviyim, Hüseyni'yim Hayder'i, Olsaydım kamberinin kamberi,
Şah, Ta ki, Ba, Naki, Mehdi askeri, Dertli yollarında, Kem ter dediler, Canıma evvel, Benim sözü Hüseyin'den düştü nar, Ateş-i hicranına sabretmeye taket mi var, El ne derse koy desin, Sevdim Hüseyin'i kâr zarar, Gitti elden çaresiz, İnan ki esbab-ı ihtiyar, Gerden-i mecruhumu kestim, Kızıl kaan eyledim, Kendimi aşkın yolunda, Dosta kurban eyledim, Bir haber alalım seher yılinden, Dinle ki ne söyler canan ilinden,
Ali Muhammed'i koyma dilinden, Bu aşk ile yana yana var yürü, Muhammed'in şavku rüz-ü cezadır, Alü bendesinde sahip atadır, Hasan-ı Hüseyin, Bedr-ü tüccadır, Ağlayarak o divana var yürü, Dertlen değildir, Dil-i naşadımız, Anın için dertli kıldı adımız, Kıyamet, Haşredek yok azadımız, Ali Muhammed'in gülahmıyız biz, Hak-ı Gevher'dir,
Ali evladına ikrar eden, Çünkü tahrir, Ayet-i hayr-ül beşer şanındadır, Feth-i ağda, Kılma çekti suyu faydarı, O sebepten, A renk oldu, Boyandı ka nafes, Biz, Bir askeriz, Hazret-i Şih, Şah-ı Miralıyımız, Candan geçmişiz, Uğruna yoksul bayayımız, Şöyle askeriz, Hasan-ı Kaim-i Makam bize, Cenge girince, Şah-ı Şehit, Ren-i Mayımız, Zülfikar resminde çekilmiş kaşlar, Ehli aşk halinden bilmeyen taşlar, Resm olmuş alnında çifte zülfikar, Yad eder gözlerin ismi hayderi, Saki-i Kevser dürür cennette şir-i kirdigar,
Rahm-i Mader'den olup dur Mustafa'ya yadigar, Oldu Seyfi'nden anın, Din-i Muhammed aşikar, Leşker-i Küffar-ı Teygin'den geçirdi bir şümar, Ya nice methedeyim dünya, Vü-ukba namı var, La fetâ illa âli, La seyfe illa zülfikar, Zevci-i Bint-i Muhammed, İbni âm-i Mustafa, Ta ezelden oldu, Ol sırr-ı nebî aşina, Varisi peygamber, Oldur vakıf sırr-ı hüda, Âl-ü evladına bin canım dahi olsun feda, Ya nice methedeyim dünya-yı ukba namı var, La fetâ illa âli,
La seyfe illa zülfikar, Şafii rüz-i kıyamet, Vali-i mülk-i veli, Keşfi genci hakikat, Evliyalar ekmeli, Ben Nuhib-i Mustafa'yım, Tabi taraf-ı Ali, Mesken etti kendine inkar edenler esferi, Ya nice methedeyim dünya-yı ukba namı var, La fetâ illa âli, La seyfe illa zülfikar, Hem Ali'dir, hem velidir, Hem velayet şahıdır, Hem nücumu, hem de şemsu, Hem de felaklar mahıdır, Zahir batında insi cinni padişahıdır, Kafirin küfrüdür,
Ol hem müminin penahıdır, Ya nice methedeyim dünya-yı ukba namı var, La fetâ illa âli, La seyfe illa zülfikar, Ateşe gül, Ateşe gül ol dese, Ateş gülistanlık eder, Güle baksa kahır ile güller haristanlık eder, Mühra kılsa iltifat, Mühürler süleymanlık eder, Taşa arslan ol dese, Taş elbet arslanlık eder, Ya nice methedeyim dünya-yı ukba namı var, La fetâ illa âli, La seyfe illa zülfikar, Bildiniz mi siz Yezid'in bağrının taş oldun, Zahiren İslamlığın batında kallaş oldun, Tağın kılman dertler ile gözlerim yaş oldun,
Ayıp görmen dertlinin siz kızılbaş oldun, Ya nice methedeyim dünya-yı ukba namı var, La fetâ illa âliye, Seyfe illa zülfikar, Cigari gül şifatıma dü çeşmi mürteza, Ol bağ-ı nübüvvette iki verdi dil güşa, Bir katredemi pâkine yetmez iken bâha, Kühül gibi çekti gözüne desti kerbela,
Zâlim, Nice kıydın sana netteydi Mustafa, İnsaf yolunu tutmadınız kavmi batılan, Bunca yetimi pâke cefa kıldınız hemen, Kimseye diyemez sizlere bunlar da müslüman, Kan ağladılar bu işe zemin-ü asuman, Zâlim, Nice kıydın sana netteydi Mustafa, Bu vakıadır gönlümü mahzun eden benim, Bu kazayadır derdimi efsun eden benim, Bu müsibettir cüüü, çeşmim, pür hüğün eden benim, Bu zikri hakiyet günümü gün eden benim, Zalim, nice kıydın sana, net deydi Mustafa.
Yarın mahşerlerine gelmez misin ey Yezid? Ceddi Muhammed açsa gerek, livay tamid. Tahtı livaya gelem, yüzün kara ey pelit. Nam-ı nişanın olsa gerek, anda nabedit. Kafir, nice kıydın sana, net deydi Mustafa. Lanet Yezid'in canına, yek anda set hezar.
Taştan taşa çalsın, başını bulmasın karar. Kelp suretine girdi, şimşir oldu zehr-i mar. Dertti, sana benzer muhib-i hanadın mı var? Zalim, nice kıydın, sana net deydi Mustafa. Fatıma, feryat figan manada ah Hüseyin'im der. Ali'den, benden sonra, seni nasıl kıydı zalimler?
Ehl-i beytin çocuklarına bile acımadı Yezidiler. Muhammed'in kevser havuzuna nasıl gelirler? Hüseyin atına binmiş, zırh zırh dimdik ayakta. Elinde kılıç, her yan kan revan savaşmakta. Ben Muhammed'in evladıyım diye haykırmakta. Fatıma annem, siyahlar bağlamış ağlamakta.
Ah Kerbela! Hüseyin'in kanına mezar mı olacaktın? Yiğitler gül yaprağı gibi düşerken seyre bir dalacaktın. Yezid'in askerlerine kucak dolusu kaç çiçeklerimi sulacaktın? Çöllerin ebediyen kan ve gözyaşına mı bulanacaktı? Gönlümce Hüseyin'iyim, ağlı abadır yolum.
Gözüm asla şaşmaz, kural sünnettir dinim. Severim Ebubekir'i, Ömer'i, Osman Ali'yi. Düşmanım Yezid, Yezidilere bilsinler beni. Aşık Mustafa'm, Ehl-i beyti sev onlara ram ol. Canlarına can, yollarına kurban ol.
Ali gibi, Hasan gibi, Hüseyin gibi cesur ol. Yezidilere düşman, Ehl-i beyti dost ol. Bismillahirrahmanirrahmanirrahim. Euzubillahimineşşeytanirracim.
Bismillahirrahmanirrahim. Allah'a emanet olun.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.