mustafaozbag.org

DİVAN-I KEBİR OKUMALARI - 15.02.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Şubat 2022 · 57:32

Önzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikr-ı fâlemennâhû, La ilâhe, Resûlullah cemiyyen enbiyyâyi vel mürselîn, velhamdülillâhi rabbil âlemîn, Önzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Hu, Eyvallah, İllallah, Muhammedun Resûlullah, Destur Ya Hazreti Allahu, Zevki ve Sefâsı meclisine varalım, Bir an için olsun bedensiz can gibi zevk ve sefanın kucağına kavuşalım, Ben kendi ölümümden ebedi zevke, ebedi ömre ulaşacağımı haber aldım, O ne kudretli, ne büyük bir yaratıcıdır ki,
Ölümü ebedi ömür peygamberi yapmış da, Onunla bizlere sonsuz hayatı müjdeliyor, Biz fâni varlıklar değiliz, Bizim varlığımızın göbeğini sonsuz yaşayış adıyla kestiler, Biz manevi zevk ve sefa anasından bayram günü doğduk, Mâna zevk ve sefâsı nedir diye, Sen bize sor, İnsanların peşinde koştukları unutmak için her şeyi göze aldıkları maddi ve cismâni zevkler, Bu şekle bürünmüş zevk ve sefa, Gerçek sefanın ve zevkin kapısının dış halkasıdır, Mâna zevkini terk etmenin ne büyük bir kayıp olduğunu hesap et, Şu dünya zevkleri dediğimiz şeyler, Gerçek zevklerin, Mânevi safaların, Canlarının perdeye vurmuş gölgeleri gibidir,
Birer hayal olan zevk ve perdesindeki şekiller, O yüzden görünmededirler, Altın gibi çok değerli olan varlığını, Şu manevi zevk ve sefâya ver, Gama kedere verme, Zevke ve sefâya layık olmayan altının toprak başına, Gökyüzü neden dönüp duruyor, Nedenini sana söyleyeyim, Onu zevk ve sefâya yıldızının parıltısı döndürmektedir, Deniz neden dalgalanıyor, Neden köpürüp duruyor, Neden hırçınlaşıyor, Sebebini sana söyleyeyim, Onu zevk ve sefâya incisinin parıltısı oynatıyor, coşturuyor, Toprak, şu yeryüzü neden huriler kılmanlar doğurdu,
Sana söyleyeyim, Onu zevk ve sefâya anberinden kopup gelen rüzgâr, Cennet kokuları verdi de ondan, Rüzgâr neden eser eser gelip geçer, Sana söyleyeyim, Zevk ve sefâya defterine yaprak yaprak, Fakat çabucak gelmeni isterdi ondan, Gönlün hali, iyiliği, kötülüğü, Padişaha gizli değildir, Nefis başkaldırır, isyan ederse, Kulağını tutar da onu sürüye sürüye çeker, Gönlün onun derdinden ne zevklere dalmıştır, ne hoşluklar elde etmiştir,
Onun keremini, onun sayısız lütuflarını, bağışlarını hiç sayıp dökmeye kalkma, Allah aşkının gamı, Hangi kervanın yolunu vurdu ise, O kervan iki dünyanın da kârını öylesine elde etmiştir ki, Dile gelmez, söz de anlatılmaz, Susam çiçeği onun lütfundan dillendi, Dile geldi de, Onu övmeye, onun ihsanlarını anlatmaya başladı, Selvi azatlığı, boy göstermeyi ondan elde etti, Çünkü ona boyu posu o bağışladı, Bülbül durmadan hep onu över durur, Çünkü bülbüle dili o öğretti, Gül de o yaratıcının yüzünden, Onun aşığı olduğu için elbisesini yırtar,
Zaten gülün yanağını da o parlattı, Ona o güzel rengi o verdi, Güneş her akşam ona secde eder, Bu secde yüzünden o padişahtan ne ziyan görür, Ziyan görmek şöyle dursun, Onun maddi varlığı, Bu secde bu batış yüzünden can bulur, Ertesi gün yine dünyaya nurlar saçmaya başlar, Güneş her akşam secdeler ederek gider, Fakat seher vaktinde Allah ona öyle güzel, Öyle latif bir yüz bağışlar ki, Gökyüzü hasedinden ölür, Kim azgınlık etmez de, Bugün nefsani duygusunu, Şehvet arzusunu mezara gömerse, O duygu mezarında ona bir huri olur, O karanlıkta lahitte ona eş dost kesilir,
Yolda yürüyen dost, Benden bir öğüt duy, Dervişin işi, Gönül kanıyla başa çıkar, Gönül kanıyla elde edilir, Bunu iyi bil ve inan ki, Allah gönlü yaralı, Dervişin duasını duyar ve kabul eder, Ne olduğu bir türlü bilinmeyen o padişahı,
Gönlünde bulunca zenginleştin, Azdan çoktan kurtuldun demektir, Bu aşk yolunda İsmail gibi kurban ol, Sen koyun değilsen bir ermişe bağlan, ona gönül ver, Sen Tebriz'de Şems'in havasında yetiştiğin için, Boş yere şu hamları düşünme, Kendi hallerine bırak, Bizim Süleyman ile aramız pek hoş, Devler, periler, varsın olmasın, Güzelliğin haddi aştı, Edan, cilven olmasa ne olur,
Ey ömrümün hasılı, Ey benim varım yoğum, Senin sevgin gönlümün sağlığıdır, Altın gibi değerli olan canım bana yeter, Altın mühürüm varsın olmasın ne çıkar, Herkesin gönlüne gelen aşk nasıl bir ateştir, Ona kul köle olmak ne kadar da güzeldir, Ne kadar da hoştur, Mülküm, saltanatım yokmuş olmasın ne çıkar, Sen istersen elini birdenbire işten çek, Sözden vazgeç, Dudağını istersen kuru bırak, Varsın ıslaklığı hiç olmasın, Ben sana minnet etmek istemiyorum, Benim canım aşkın, Canının yüzünden baştan başa aşk madeni kesildi,
Aşk yolunda yürüyenlere yol arkadaşı olan erkek de dişi de olmasa da ne çıkar, Gölgen önümde arkamda, Canımda yardımcıdır, Fidanın gölgesi yeter, Meyvesi yokmuş, Olmayı versin, Düştü bu sevdaya, Gel gör beni aşk neyledi,
Başımı verdim kavgaya, Gel gör beni aşk neyledi, Ben yürürüm yana yana, Aşk boyadı beni kane, Ne aklım ne divane, Gel gör beni aşk neyledi, Mecnun olu ben yürürüm, Kostu dişimde görürüm, Uyanır meylül olurum, Gel gör beni aşk neyledi, Aşkın beni mest eyledi, Aldı gönlüm hast eyledi, Öldürme kast eyledi, Gel gör beni aşk neyledi, Gah eserim yerler gibi, Gah tozarım yollar gibi, Gah akarım seller gibi,
Gel gör beni aşk neyledi, Akan sulayın çağlarım, Dertli yüreğim dağlarım, Yârim için bedalarım, Gel gör beni aşk neyledi, Benzim sarı, Gözlerim yaş, Bağrım pare, Ciğerim baş, Haldem bilen dertli kardeş, Gel gör beni aşk neyledi, Miskin Yunus biçareyim, Baştan aşağıya ağrıyım, Dost elinden ağrıyım, Gel gör beni aşk neyledi, Gel gör beni aşk neyledi, Ne var ki yüzü parılı parılı parlıyor, İçindeki yüzünden görünüyor,
Ne içmiş ki dergis gözleri, Süzülüp kapanıyor, Böyle denizde dile gelen, Söyleyen inciden başka ne olabilir, Gökyüzü incilerle dolu olan, Bu maddi denizi aksetmişti, O yüzden rengi güzelleşmiş, Parlamış, Kendi dervişliğimle yola düşmüş, İşime gidiyorum, Ansızın o hoca karşıma çıktı, Onun sarığının büklümünü gördüm, Ben usta bir kuşum, Ama o hocanın güzelliğinin tuzağına düştüm, Gönlümü gözümü ona verdim, Onun bir esiri, Bir düşkünü oldum, Onun kaşları tekbir getirmeye başladı, Gözleri gönlüme ok attı, Böylece takdir oku ile beni yaraladı,
Bir anda ona tutuldum, Onun kulu kölesi oldum, Şu perişan aşığın, Dün gece gördüğü rüya gerçekleşti, İşte bugün uyanık iken onu gördüm, Şu zifiri karanlık gece, Benim gördüğüm rüyayı görseydi aydınlanır, Öyle parlak bir hale gelirdi ki, Gecelikten çıkar gündüz olurdu, Maşallah, Maşallah ne de güzel bir hoca, Binlerce hoca onun yüzünün meftunu olmaya, Onun aşk tuzağına tutularak, Onun esiri olmaya değer, Can kaydına düşen kişi, Nasıl olur da dünya hocası olur, Dünyaya gönül veren kişinin, Hocalık, efendilik hakkı olmaz,
Çünkü o hür değildir, Dünyanın kuludur, kölesidir, Yanımdan almayın, Onu benden almayın,
O benim suyumdur, O benim ekmeğimdir, Onun ümit başı eşsizdir, Onun gül bahçeleri, Onun cennetleri, Onun akarsuları, Onun elmalarının kırmızılığı, Onun söğüt ağaçlarının yeşilliği, Nerede vardır? O ayrı değildir, bitişiktir, O mutedildir, O gönlün ışığıdır, Onu bağrınıza basınız, Kavgasından, Sevdasından ötürü o burada, Ona baş çekenin, Ondan yüz çevirenin, Başını kesiniz, Kırmızı şaraptan, Zevk almayanın önüne, Köpeğin yemek çanağını koyunuz, Avandan, Bilgisiz kişilerden birisi, Onu bilgili ve aydın kişi yapsın, Ham adam gelirse,
Onu pişkinleştirsin, İşte o hidayet şahı, O şah tarafından, Sevinç tarafından, Müjdesini verdi, Ağabı hayattan zekat verdi, Ansınlar diye, Şeker kamışından, Bir dal uzattı, Örtüsünü, Ayın köle gibi taşıdı,
O güzel sevgili, Belki bizim himmetimiz, Bahçeye doğru çeker getirir, Canda o güç kuvvet yoktur, Onda o cüret olamaz, Ama belki de bu işi, Sevgilinin yardımı sayesinde yapabilir, Ermiş kişiler, Varlarını yoklarını, Yokluk diyarına çekerler de, Varlık da lütfeder, Onları kendine doğru çeker, Nice canlar, Yakup gibi daima, Zehirler tadarlar da, Sonunda can Yusuf'u onları tutar, Şeker diyarına, Tatlılıklar, Hoşluklar yurduna çeker götürür, Kim aşıkların gözlerinde, Göz bebeği olursa, O bakış onu alır, İnsanın özüne doğru çeker götürür,
Hekim hastasının kapısından içeri girdi, Eline kendisinden ayrılmış, Aşığının başına koydu,
Yine o sevgili, Bir defa daha o garibin yanına geldi de, Onun ciğeri bol bol deva şerbeti içti, O şerbeti dostun elinden kapıp, İçinde varlığından geçti, Bakan da, Bakılan da, Vahdet sakisi de, Hepsi bir oldu, Onun tatlı şerbetinde acılık yoktur, Olsa bile ben razıyım, Bal yiyenin arının iğnesine katlanması gerek, Bu ayrılık gecesi neden uzundur, Sana söyleyeyim, O güneş örtünmekle, Kendi örtülü yüzünü sıkıntı oldu da ondan, Her güzelin kendi yüzünden, Gözünden, Kendi güzelliğinden, Gafleti haberi olmayışı bir rahmettir,
Yoksa ortada görünüp duran, Yüzünün himmeti örtü altında gizlerdi, Sen kendi güzelliğine aşıksın, Fakat kendinden de gizlisin, Şu çıplak bedenine buluşma elbisesi giyiver, Ey saki, Bu şiiri tamamlamamı istiyorsan, Mahmur dudağıma bir söyletici şarapsun, Bugünkü sarhoşluğun dünküne benzemiyor, Bana inanmıyorsa, Şarap kasesini al iç, Ben şarap içmedim, Sanki şaraba battım, Gark oldum, Aklımı sel aldı gitti, Kıl bana elveda,
Allah'a ısmarladık dedi, Ben bir daha kendime gelemedim, Akıllanamadım, Akıl da fikir de delirdi, Dünyalara sığmaz oldu, Dünyadan dışarı çıktı, Üzerinde yaşadı, Dünyayı da bıraktı gitti, Tencere kaynadı, Baştan çıktı, Coşkunluk haddi aştı, Şu divane sarhoş gönül, Delilik bağını koparıp fırladı, Ey gönül, Sarhoşların dolaşıp durma, Yürü, Sus, Hiçbir şey de söyleme, Çünkü bu hal anlatılmaz,
Dama çıkan gece bekçisi, Seher vakti merdivenden bana şöyle seslendi, Dün gece ben yedinci kat gökten, Aşıkların feryatlarını, Coşkunluklarını duydum, Gözünü aç da her tarafa, Altı yönden de parılı parlayan, Nuru gör, Ey gözü kulağı keskin kişi, Gökyüzüne kulak ver, Ötelerden gelen coşkunluk seslerini duy, An'ın selamlarını duy da artık sözden kurtul, Kelamının manasına bak da, Şekillere kapılıp kalmaktan, Kendini kurtar, Benim sen de bensin, Kendini bırakıp da kendinden gitme,
Kendini başkası sanarak kapına geleni kapıdan kovma, Gölge gibi senden hiç ayrılmayan biri varsa o da benim, Kostum, Kendi hançerini kendi gölgene çekme, Ey mana ağacı, Her yana binlerce gölgen serilmiş, Gölgeni okşa, Aslından onları ayırma, İlahi nurunda gölgelerin hepsini gizle, Onları yok et, Parlak güneşe benzeyen yüzünü aç, Göster, Gönül ülkesi senin iki gönüllülüğün yüzünden perişan olmuş, Çık tahtına kendi minbarinden ayak çekme, Akıl taştır,
Ali temsil yoluyla böyle buyurmuştur, Sen de kendi için ile kendi özün ile taca bir başka güzellik ver, Yeni bir parlaklık bağışla, Padişahımızın kapısına geldik, Yine can kolunu, can kanadını bir hoşça açtık, Yine mutluluk geldi, eteğimizi çekti, Biz yine çadırımızı gökyüzüne kurduk,
Evin de perinin de yüzü gözü sayemizde yüceldi, şereflendi, Can hüdüdü döndü, Süleyman'a kavuştu, Sarhoşlarımızın sakisi bizim şeker yurdumuz oldu, Can Yusuf'u dağınık saçlarını açtı, salıverdi, Dün sevgili bana dedi ki, Dünyayla aran nasıl, Gülen bahtını gören kişi dünyada nasıl olursa biz de öyleyiz dedim, Mısır'ın bile göremediği o şekeri, Şükürler olsun ki ben dişimin dibinde buldum, Biz altınsız, ihtişamsız, ölü bir kişiyiz, Ordusuz, ihtişamsız, büyük bir varlığız, Şekeri, şekerin özünü, şeker kamışlığından değil,
Kendi şeker alemimizden yiyip duruyoruz, Sen eşi bulunmaz nadir bir altınsın, Kimse cesaret edip de sana müşteri olamaz, Sen ancak o kuyumcunun işine yararsın, O kuyumcunun güzel eserisin, Senin bu dünya pazarında ne işin var, Yürü, aslına, madenine git, Onu tutabilmek için başka bir tuzak kurdum,
Evinden kaçanı tekrar yakalayacağım, Ben gönülden esiri olduğuma canımı da gönlümü de veririm, Ömrüm geçti gitti ise de gam yemem, Çünkü ben onun sevgisiyle ömrümü yeni baştan elde ederim, Yeni baştan yaşamaya başlarım, Gönlüm şeker gibi eridi, Ciğer soğudu, buz kesildi, Gözümde ona yer vermiştim, O gözümden kaçtı gitti, Yine onu gözümle yakalayacağım, Ben geceleri onun yüzünü nuruyla yol bulur, Ona doğru giderim, Mahallesine gidince de onun kapısının halkasına yapışırım, Gönlümün derdi arttıkça arttı, Yüzüm sarardı altına döndü,
Yüzümden altın toplamaya koyulursa belki o zaman onu yakalarım, Kemer oldumsa ne oldu, Beter oldumsa ne çıkar, Altı üst oldumsa ne var, Altı üst olurken onu yakalarım, Her vaktine kadar elbette onu tutarım, Tutunca da onu şeker gibi emerim, Kemerinden yakalarım elbisesinin düğmelerini çözerim, Nergis gözleri uyku bürümüş, Ben de acele arkasından gideyim de daldığı uykudan yararlanarak onu yakalayayım, Ah garip Mustafa bu gece söylenmemiş sözleri söylemek gerek, Söylenmiş sözleri söylemek yok,
Aşk teri taze tecelli etmişken, Bütün şatafatı ve şataatıyla kasıp kavururken, Yüreğimizi, vücudumuzu, hayatımızı harabata çevirip durmuşken, Gönlümüzü kan gölü yapıp kana bulamışken, Gözlerimi gözlerine muh gibi dikmişken, Aşk her anımızı nefessiz sarmışken, Öğleneni söylemek, Papağanlık yapmak, Edeb'e mugayir bu gece, Ey dostlar, kardeşler, dervişler, Harabatız,
İsterseniz kilometrelerce uzak durun, Öte alemlere kadar gidin, Bizden kaçtıkça kaçın, Pılınızı, partınızı, Dünyalıklarınızı alın, Paralarınızı, pullarınızı, makamlarınızı alın da, Gittikçe gidin, Artık eden sevmelere, Sahteden gülücüklere, Sahteden geliş gidişlere karnımız tok, Siyaset, mal, mülk, şan, şöhret sizin olsun, Gösteriş, şatahat, şatafat, lüks sizin olsun, Bizi bizle, bizi harabatlara karıştıranla bırakın,
Umurumuz, gönül tönümüz olsun, Babamız, hüznümüzü arttırsın, Coştursun, Derinleştirsin, Kanat çırp, Hirete geçirsin, Perdeleri yaksın, yıksın, yok etsin, O sevgiliyle ta ötelerden beri baş başayız, Yeni değil, Deryasına kanmışız, Ta ötelerden,
Yeni değil, Ötelerden aşinayız, Gelmiş, Cemalleşmişiz, Dudak dudağa, Muhabbetleşmişiz, Yeni değil, Kurmuşuz, Salkanat'ı, Biz, Gölüne, Otağmışız,
Ötelerde, Yeni değil, Dudağını, Ötelerde vermişiz, Yeni değil, Kısa kez, Anlayana bir cümle yeter, Anlamayana, Ciltler dolusu söylesen, Bir haber, Bir haber,
As-salatu ve selat, Aleyke ya,
As-salat, Aleyke ya, As-salat,
As-salat, Muhammedun Resulullah, Destur ya Hazreti Allah,
Huuu, Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, La ilahe illallah Muhammedun Resulullah
Amin Ol meclisi zakiran ve matlubu aşkan olan Cenab-ı Rahman Amin Bu meclisi şerifi cümlemiz hakkında bağışı kesreti aş Amin Ve muhabbet Amin Ve istirat Amin Ve hayrat eyle Amin Allahümme Rabbena etina fid dünya hasıneten ve fil ahirete hasıneten ve gına azabetine Amin Bir rahmetke ya elhamen rahim Amin Fatiha ma salavat
Allah Salli Ala Seyyidine Muhammedin Ve Ala Ali Muhammed Eyvallah İllallah Muhammedin Resulullah Destur Ya Look Condi Esselam Aleyküm
Esselam Aleyküm Amin Esselam Aleyküm Amin Amin

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi