mustafaozbag.org

DİVAN-I KEBİR OKUMALARI - 14.09.2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 15 Eylül 2021 · 1:04:16

Kâmil insanlar, görünmez oldular. Dünyada akan mana ırmağının suyu kesildi. İlkbahar, göklerden, ötelerden su gönder de şu değirmen dönsün. Yani insanlar yeniden manevi hayatı yaşasınlar. Yeryüzü ile gökyüzü, kova ile testiye benzerler. Fakat insanların ruhlarının susuzluğunu, kovadaki, testideki su gidermez. Çünkü onların işine yarayacak su, yeryüzünden de dışarıdadır, gökyüzünden de. O su, ötelerdedir.
Ey insanoğlu, günahlara, cinayetlerle dolu şu dünyadan kurtulmak için acele, yeryüzünden de, gökyüzünden de dışarı çık. Çık da, ötelerde, mekansızlık alemindeki suyu gör. Senin, can balığın kirlenmiş olan şu havuzdan kurtulur da, ucu bucağı bulunmayan berrak, tatlı, mekansızlık denizine kendini atar. Kana kana su içer, susuzluktan kurtulur.
Mekansızlık aleminde öyle bir denize dalarsın ki, oradaki balıklar hızır kesilmişlerdir. Orada balık da ölümsüzdür, su da, gözlere nur kuluklarından akan su da, o denizdendir. Dünyada gördüğün güzellerin, gül gibi olan yanaklarındaki renkler de, kokular da o bahçedendir. Bütün gül bahçeleri de, o dolaptan akan su ile sulanır.
Dem ki aşkın yok, aşık değilsin, sana uyumak yaraşır. Git, bol bol aşkı ve gamı bizim nasibimizdir.
Biz, sevgilimizin gam güneşinin tesiriyle zerre zerre olduk. Çünkü biz ondan gelen gamı da seviyoruz. Madem ki senin gönlünde böyle bir duyguyla bir heves uyanmamıştır. Git, ona kavuşmak ümidiyle köpürerek, ağlayarak, başını taştan taşa çalan, dağlardan denize doğru koşan sular gibi. Biz de koşup duruyoruz, bunu arıyoruz. Sende ise, sevgili nerede, onu nasıl bulurum? Arayışı, üzüntüsü yok. Sen git, bol bol uyu. 22 milletin inancının dışındadır. Madem ki senin aşkın, inancın taklitten, gösterişten ibarettir. Sen git, uyu.
Bizler aşkın eline düştük. Kendimizden kurtulduk. Bakalım aşk bize ne yapacak? Sen ise kendindesin, kendi elindesin, kendine tapıyorsun. Senin için uyumak gerekir. Git, bol bol uyu. Ben bu gece senin misafirine yalvarırım sana. Sakın uyuma.
Ve gönlümün misafiri olan güzel. Sen de sakın bu gece uyuma. Senin ayın 14'ü gibi nurlu, bize Kadir gecesi oldu. Bütün dünya güzellerinin padişahı, yüzlerce bahçenin servisi, mest olanların gönüllerinin huzuru. Sensiz benim için iki dünya da zindan gibidir.
Her şey senindir. Sen çok üstün bir güzelsin. Sırların, gizli şeylerin gözünden uykuyu def et gitsin. Gitsin de bu gece bütün gizlilikler ortaya çıksın.
Yılık yüzünden par. Gökyüzünün pasını gideresin. Cilal gayasın diye al. Şu anda herkes uykuda. Ben ise uyanığım. Bu ne şereftir, ne uyanık bahtır ki. Bu gece hak bizler de uyanığız.
Hiçbir geceye benzemeyen bu gece. Gözlerim seher vaktine kadar uyanık kalmaz da uykuya dalarsa. Ben bu gözlerden bir izar olurum, usanırım. Sustum, dudaklarımı kapadım. Ama bu gece ben sözsüz, sessiz, sedasız konuşuyorum. Senin canın hakkı için hayırlı işler yapmaktan vazgeçme. Uyuma, gaflete dalma.
Bir geceyi ömründen azalmış bil. Eksik say, uyanık kal, uyuma. Kendi heva ve hevesine uydun. Rahatını düşündün. Binlerce gece uyudun. Ne olur bir gececikte sevgilinin hatırı için. Uyuma, eşi benzeri olmayan, geceleri hiç uyumayan. O lütuf sahibi, o güzeller güzeli sevgiliye uy.
Gönlünü ona ver. Onu kendi gönlünde bul da sen de uyanık kal. Uyuma. Sabaha kadar uyanık kaldın. Ne feryat ettin. Gecesini hatırla. Bu geceden de kullanarak utandınsa, işitmişsindir. Allah dostları isteklerine, muratlarına geceleyin kavuşurlar.
Dostlarının muratlarını veren padişahlar, padişahlar. Sen de bu gece uyuma. Sus dedim. Fayda yok. Birini getir ki binine bedel olsun. Uyuma. Benim gönlümü yıktı, harap ettiği için.
Bu gönül harabesine güneşin rahatça engelsiz vurması gerek. Padişah bana dua etmiş. Kendi duasını da kendisi kabul etmiş. Bu haberi duyunca utandım. Ayakta duramadım. Yerlere yıkıldım. Beni huzura kavuşturmak için çok defalar yüzünü gösterdi. Ben onun yüzünü gördüm. Dedim ama aslında o gördüğüm yüz değildi. Yüzünün gül bir örtüsüydü. Onun yüzündeki örtünün nuru bile bütün alemi yakıp yandırıyor. Ya Rabbi. O padişah yüzündeki örtüyü kaldırsa da, Yüzünü örtüsüz olarak gösterse, Alemin hali nice olur. Güzel yüzünü seyrederek, Tatlı sözlerini dinleyerek, Lütuflara nail oldum.
Her ne kadar gönlüm pervane gibi Senin güzelliğinin mumunda yandı, Yakıldıysa da, Ben bütün gece, Güzel yüzünün mumu etrafında pervane gibi uçup durdum. Gece, Kıskançlığından ötürü, Aya benzeyen yüzünü bana göstermemek için, Karanlığı ile bir çadır kurdu. Fakat ben, Ayın bulutları yırttığı gibi, Gecenin karanlık çadırını yırttım. Güzel yüzünü seyredaldım. Gönlüm arı kovanı gibi, Uğurtlarla dolu idi. Ben de, Ey bal madeni, Bütün gece senden bal aldım. Gece tuzağı olan uyku geldi. Bütün insanları kaptı, Uyuttu. Ama ben uyumadım. Kuşun küçük yüreği gibi, Bütün gece, Uykunun tuzağında çırpındım durdum.
Bütün canlar, Güvercinler gibi onun hükmündedir. İşte ben de bu gece, Hükmünün tuzağında, Onu aradım, Onu istedim. Ben de onun ardına düştüm, Koşmaya başladım.
Geri döndü, Beni görünce kızdı. Kartal gibi üstüme saldırdı. Beni bir lokma edip, Yutuverdi. O beni yutunca, Ben, Zamaneden de geçtim. Dünyadan da kurtuldum. Artık, Bir emelin, Arzum kalmadı. Sanki çok tatlı bir denize daldım. Azaptan da kurtuldum. Elemden de. Dünyada başa gelen bela lokmalarını yiyip sindirmeyen, İlahi aşk şarabının lezzetini tatmamış kişidir. Bu gerçeği bildikleri, Bu gerçeğe güvendikleri için, Peygamberler, Başlarına gelen belalardan şikayet şöyle dursun. Onları şerbet gibi içtiler.
Çünkü, Su, Hiçbir zaman ateşten korkmaz. Sadece Rebap. Tek nerede, Hazinlere gönül verenlere,
Açtan pek ile biçtiler. Rebap yaptılar.
Fakat biz halden hale, Şekilden şekile girerek, Döne dolaşa, Yine ona gidiyoruz.
Misafir, Onları ise bu gece kördür. Ülgi sırrının aşkını bana layık gördü.
Ve lütfettiğini, Şarabın lezzetinden, Bunu işittikleri için, Ağzından çıkan harfler, Başladılar.
Kınanmaktan başka bir şey olamaz. Yolunda yürüyenlerin hepsi de padişahtır. Burada kullara yer yoktur.
Allah'ı seven herhangi bir insana kul olamaz. Mutlu bir kişiyim diye övünüyor. Seni naza çekiyorsun. Şunu iyi bil ki, Senin bu bahtın, Bizim büyüklüğümüze karşı bir ayıptır, Utanmazlıktır. Yamalı hırkayı giy de, Padişahımızın huzuruna öyle çık. Bizim padişahımızın nazarında gösterişli, Değerli elbiseler, Keşişlerin kuşağı gibi değersizdir. Bizim şu aşk yolumuzda, Doğru bir kişi ol. Hileyi, eğrili bir tarafa bırak. Ki meydanımız, Hilakarların at oynatacağı meydan değildir. Aşıkların içlerinde bir başka dünya vardır.
Ama bizim sevgilimizin aşkı bir başka zevktir, Bir başka candır. Gönül gözleri açık olanlar, Pek çok gizli şeyler bilirler. Ama aşıkların gönülleri başka bir gizli şey bilir. Fakat hakikat aleminde hakka ulaşmak için, Bambaşka bir merdiven vardır.
Ana yolunun bir gönülle uğraşmaktan şaşırdılar. Aciz kaldılar da, Onlara bambaşka bir sevgilisi var diye. Bir sevdaya kaybetmiş, Gönlü kınamaya, Ayıplamaya açılan diller. Dudaklarınızı yumun. Çünkü gönlünde bir başka dili var. Gizli Şems mum'a benzer. Fakat bütün mumlar onun pervanesi olmuşlardır. Bunun içinde bir alem vardır. Dedi ki, kapımı çalan kimdir?
Dedim ki, ben değersiz köleniz. Dedi ki, burada senin ne işin var? Sana selam etmek, Hatırınızı sormak isterim. Dedi ki, ne zamana kadar kapımın önünde duracaksın? Dedim ki, sen içeri çağırıncaya kadar. Dedi ki, daha ne kadar, ne vakte kadar coşacaksın? Söylenip duracaksın. Kıyamet kopuncaya kadar. Ben ona karşı duydum, sevgiden bahsettim. İçim yanarak, aşk davasına giriştim de, Yeminler ettim. Malımı kaybettim. Kötüye çıktı diye sızlandım. Dedim ki, benim şahidim gözyaşlarım.
Dedi ki, senin şahidin uygun bir şey. O yaşları döken göz edepli, terbiyeli olsalardı. Güzel bakarlardı. Kötü bakıp da kirlenmezdi. Adaletiniz üstüne yemin ederim ki, Gözlerim seni kim benim evime getiriyor musun?
Aşık olduğun, bakıp göresin. Gök duvarın, şu gök kubbenin ötesinde Çok güzel, çok güçlü bir yaratıcı yoksa başladılar.
Gizlilik perdelerini yaktı. Yandırdı. Sen ise perde arkasına oturmuş. Gönül dün gece geldi de, Canın kulağına dedi ki, Ey adını söyleyemeyeceğim biz varlık.
Ey adını açıkça söyleyeni parçalayan, Gizlice söyleyeni yakıp yandıran güzel. Bilinemeyeni, tarif edilemeyeni anlatmaya kalkışan, Ne özür getirebilir, ne bahane bulabilir. Gül bahçesinde geçen sırrı, Gizli şey bir gül bilir, Bir de zin ağzını ağlayan, Feryat eden bülbüllerin seslerine dalıp, O seslerin güzelliğinden bahseden kişi, Seste kalır.
Ötesine geçerek aşkın sırrını sezemez, Eşsiz varlığı anlamaya çalışan, Sezmeye uğraşan, Göklere aşık olan kişi, Merdivenden bahsedip duran Arif'le dost ol, İyi geçin, Gizlice bahseder durur, Gizlice nerede bulunabilir, Yaz günü sıcakta bir ağacın gölgesine sığınan, Herkes gölgeden bahseder ama, Gizlice'yi düşürten güneşten, Güneş'in nurundan kimse bahsetmez.
Zorlukları bilmekle beraber, Dilin ona dair, Onun hakkında söylediği birkaç söz de, Bütün kulaklar da mest oldu, Akıllar da, Kallı dil, Bir iki kırıntı buldu da, Ona daldı, Asıl kaynağı madeni bıraktı, Aşığın canı bıraktı gitti, Kulağıma eğildi de, Yeter artık, Susayım dedi, Dünko bana böyle söyledi, Böyle ilham etti, Gitmek istiyorsun ama,
Allah'a yemin ederim ki, Ben seni kolay kolay bırakmam, Çünkü senin gibi güzel bir varlığın gidişi, Benim için felaket olur, Kıyamet kopmuş gibi olur, Aşk ordusu geldi, Küfür ülkesini ele geçirdi, Ey kalender dost, Sen şimdi melamet davulunun, Yani kafirliği kınama davulunun, Sesine kulak ver, Dolu olan gönlünü, Canını, Askerlerinin önüne at, Kesmeden ona de ki, Dümse,
Başına geldi, Kendini tamamıyla ona, Topluluğun imam, Padişaharımız,
Pek canlıdır, Pek parlaktır, En büyük insanı, Bir şehre gelirse, O şehir gülmez mi, Bayram etmez mi, O güzellik güneşi, Yeryüzünde parlayınca, Yeryüzüne nurunu yayınca, Kapısını çalınca, O daha içeri girmeden, Onun boş kokusundan, Gelenin kim olur, Şunu iyi bil ki, Sıkıntılı olduğun zaman, Tutup çeken, Seni yaratandır, Sana can yoldaşı olan, O büyük padişahtır, Bir güneştir, O insana,
Sersemlik vermeyen, Bir şaraptır, Sen sus da, Dilsiz o söylesin, Dil olunca, Değeri kalır, Karanlıkta yol yürürken,
Önüme aydınlıklarını sererdin, Büyü attırıp, Korkma derdin, Korku nedir bilmedim, Yolum hiç karanlık olmadı, En garibanım, Gecenin yarısında, Mezarlıkta yaslanmış, Otururken, Bakıp da başımı okşamıştın ya, Başımı okşayan olmadı, O sıcaklığı hissettim, Geldin de başımı kaldırmıştın, Düştün ki,
Ben varım, Başka hiç kimsem olmadı, Hangi çaresizliğe düştüysem, Anında geldin, Dedin ki ben buradayım, Ümidini kesme, Kesmedim, Başka kimsemiz olmadı, Senimiz olmadı,
Bizim senden başka, Merhamet edenimiz olmadı, Lütfedenimiz olmadı, Düştüysek, Sen elimizde, Ne zaman çaresiz, Dertlere düştüysek, Bacağımız yok, Dökeceğim, Cenne şanuhu,
Bismillahirrahmanirrahim, Alhamdülillahi Rabbil Alemin,
Bu meclisi şerifi cümlemiz hakkında bağışsı kesreti aşk, sebebi refref ve istigrak ve muhabbet ve hayrat eyleye. Ya Rabbi içimizi dışımızı nur eyle. Ya Rabbi elimizi yüzümüzü gönlümüzü nur eyle. Ya Rabbi dilimizi nefesimizi dişimizi tenimizi Tirmizî kanımızı nur eyle. Ya Rabbi kalplerimizi nur eyle. Ya Rabbi önümüzü ardımızı nur eyle. Sağımızı solumuzu nur eyle. Altımızı üstümüzü nur eyle. Geçmişimizi nur eyle. Geleceğimizi nur eyle. Son nefesimizi nur eyle. Kabrimizi nur eyle. Mahşerimizi nur eyle. Nurdan minberleri oturtturduğun kullarından eyle. Nurdan elbiseler giydirdiğin kullarından eyle. Ey nurların nuru bizlere nur ver. Ey merhametlilerin en merhametlisi bizlere merhamet eyle.
Subhane rabbike rabbil izzetemma yesufun. Ve selamun alel murselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Allah Allah Allah … Vakti şerifler hayrola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Allahu azimu şani ismiyle kalplerimiz tahir. Müthahir. Pak ola. Demler sefalar müjdat ola. Kulübü aşıkan bakuşa duhandan ola. Demi Hazreti Mevlana. Sırrı Cenab-ı Şemsettin-i Tebrizi. Kerem İmam Ali. Şefaat Muhammedun Resulullah-i Nebi. El Fatiha ma selavat. Allah salli ala seyyidina Muhammedin ve ala.
Eyvallah. İllallah. Muhammedun Resulullah. Destur ya Hazreti Allahu. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi