Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Nisan 2022 · 1:04:08
Enzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahîm, Eftali zikr fâlemennehu, La ilâh illâh, Hak Muhammedun Resûlullah, Cemiyen el-Miyyâi vel-Mürselîn, Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn, Hu, Eyvallah, İllallah, Muhammedun Resûlullah, Destur ya Hazret-i Allah, Huu, Güzelin esiri ve aşiği olduğum günden beri, Ona karşı duyduğum sevgi can gibi gönlümde gizlendi, Ben şeytan da değilim, peri de değilim, Nasıl oldu da sevgim herkesten gizli kaldı, Sanki ben kar idim, eridim, Yer beni yedi, içine çekti, Baştan başa gönül dumanı kesildim, Göklere doğru yüceldim, yükseldim,
Benim bedenim var, ben ruhlardan değilim, Canlardan da çekinirim, Can, candan çekinmez, Ben de cana döndüm, Öyle olduğu halde neden canlardan çekiniyorum, Beni bir şey sanmayana benim sanışım gitti, Sonunda onun başında bir vehim oldum, Ben kendimde olmadığımdan ötürü gönlüm ona şahitlik etti, Bu gönlüm elden gitti de o ne söylediyse o oldum, Benim bütün feryatlarım, İniltilerim benden değildir, Hep ondandır, Dudağının şarabı yardım etti de, Gönülsüz, dilsiz bir hale geldim, Sevgilim bana, Madem ki aşıksın, Niçin aşkını gizliyorsun dedi,
İşte bu sözden ötürü aşıklar arasında tanındım, Meşhur oldum, Ey cihanın canı, Senin aşkın yüzünden cihan işime yaramaz oldu, Ben bu cihanı ne yapayım, Çünkü ben öteki cihandan oldum, Ben de güzellikten anlamayan bir gönül yok ki, Sevgiliden kaçayım,
Elimde hançer, Savaşta işe yaramayacak bir hançer değildir, Ben marangozun elinde bulunan tahta gibiyim, Bu yüzden ne keserden korkarım, Ne de çividen kaçarım, Tahta gibi kendimde değilim, Tahtalıya aykırı düşüncem de yok, Marangozun elinden kaçarsam, Ateşten başka bir şeye layık olmam, Taş gibi katı, Sert bir hale gelirsem, Lal olmaya yol bulamam, Sadık mağara dostundan kaçarsam, Mağara gibi dar ve karanlık kalırım, Yapraksız kalmaktan kaçarsam, Şeftali'yi öpemem,
Tatardan kaçarsam, Tatar miskini koklayamam, Kendimden şu yüzden incinip durmadayım, Ben kabıma sığamıyorum, Bir yerdeyim ki oraya baş bile sığmıyor, Sarıktan kaçarsam haklıyım, Bulunduğum hale bu devlete ulaşamıyorum, İçin binlerce yıl gerek, Kıymetini bilmez de bu sefer kaçarsam, Bu devleti bir daha nerede elde edebilirim, Hasta değilim, namert de değilim, Nice güzellerden çekineyim, Mide fesadına uğramadım ki meyhaneden kaçayım, Ey aşıklar, ey aşıklar,
Ben toprağı cevher haline getirdim, Ey çalgıcılar, ey çalgıcılar, deflerinizi altın doldururum, Ey susuzlar, ey susuzlar, Ben bugün sakinlik ederim, Bu çorak toprağı cennete çeviririm, Kevser irmağı akıtırım, Ey kimsesizler, ey kimsesizler, Kurtuluş vakti geldi, Ben çok dertler çekmiş, Çok belaları uğramış, Gam hastalarına padişah yaparım, Ey kimya, ey kimya, Sen bana bak, Çünkü ben yüzlerce kiliseyi mescit yaparım, Yüzlerce dar ağacını minbere çeviririm, Ey kafirler, ey kafirler, Ben sizin kilitlerinizi açarım,
Çünkü ben mutlak hakimim, Dilediğimi mümin ederim, Dilediğimi kafir, Sen bir damla meniğidin, kan oldun, Sonra çeşitli merhalelerden geçtin, Uzun boylu bir güzel insan haline geldin, Ey insan, Bana yaklaş da seni bundan daha güzel bir hale getireyim, Kamil bir insan haline getireyim, Ben gussayı, derdi neşe haline getiririm, Yolunu şaşırmışları doğru yola götürürüm, Ben kurdu Yusuf yaparım, Zehiri şeker haline sokarım, Ey gül bahçesi, Ey gül bahçesi, Reyhanları nülüferlere arkadaş ederim, Gel benim bahçeme de benden gül al,
Dünyaya ait bağlarımızı koparmamız, Herkese yabancı kalmamız, Ve senin zincirinle bağlanıp, Deli divane olmamızın vakti geldi, Can feda edelim, Artık böyle bir canın ayıbını çekmeyelim, Varlık ve benlik evini yakalım da,
Ateş gibi meyhaneye koşalım, Coşup köpürmedikçe, Şu dünya küpünden dışarı çıkamayız, Küpün içinde mahpus kaldıkça, Coşup küpten dışarı çıkmadıkça, Nasıl olur da biz o sürahinin, O kadehin dudaklarını öperiz, Doğru sözü deliden duy, Varlığımızdan ölmedikçe sakın, Bizim erkek olduğumuzu, İnsan olduğumuzu sanma, Şu yokluk yolunda tohum gibi yerlere dökülüp saçılırsak, Bağda bahçede ağaç gibi topraktan baş kaldırıp, Boy atar, kol kanat açarız, Biz taş gibi sert isek de, Senin mühürü nuruna yumuşar mum oluruz, Mum olunca da senin güzelliğinin nuruna pervane kesiliriz,
Aşk aynasının yüzünü varlık, benlik nefesiyle, Bulandırmayalım, kirletmeyelim, Madem ki gönlümüz bir harabeye döndü, Hiç olmazsa biz, Gizli defineye mahrem olalım, Gönül masalı gibi elsiz, ayaksız kalalım da, Aşıkların gönüllerinde masal gibi yer edinelim, Konaklarda konaklayalım, Mustafa gönlümüzü yol etmez, Gönlümüzde olmaz, Gözlümüz gözlümüzle dayanmazsa, Bu ayrılıktan feryat etsek, Ağlasak, inlesek, Hannane direğine dönsek yeridir, Ben vuslattan ayrılığa nasıl giderim,
Bağlık bahçelik yerleri bırakır da, Dikenlerle dolu çöllere nasıl düşerim, Hiç ben kendim isteyerek gider miyim, Beni o çekiyor, o sürüklüyor, Bağı bahçeyi bırakıp gittiğim için, Nergis'in gözü şaşırdı, Bana şaşkın şaşkın bakıyor, Ben canımı gül bahçesinde bıraktım, Cansız gidiyorum, Akıl da durumu gördü şaşırdı, Parmağını dişlemeye başladı, Gizli görünmez bir el yakıma yapışmış, Beni çekip sürüklüyor, Ben de ona uymuşum gidiyorum, Böylece kendisi görünmeyen, Fakat çekişi meydanda olan el, Kimin elidir, Kimin eli ki,
Ben onun çekişiyle hem açık, Hem gizli gitmedeyim, Anladım ki, El önce beni derlemiş toplamıştı, Şimdi de perişan bir halde gidiyorum, Ben böyle şaşılacak bir eli seyre daldım da, Kendimi kaybettim, Elden çıktım, Hayran oldum, Şaşkın şaşkın gidiyorum, Ben aslında ucu bucağı bulunmayan, Bir deryanın katresiyim, Damlasıyım, Damla damla o denize doğru gitmedeyim, Ben manalar madeninin, Arpa büyüklüğünde bir zerresiyim, O madene doğru gidiyorum, Bu söz bitmez, tükenmez, Fakat ben o başlangıçtan geldim, Ona doğru gidiyorum,
Her nefis ona döndürülecek, Ben kapımın önünde düşüp, Yıkılan sarhoşu hor görmem, Kapımdan sürüp kovmam, Evimde şaraf varsa önüne korum, Onunla beraber ben de içmeye başlarım, Misafirim olan sarhoş, Benim canımdır, Başımın tacıdır, Benim sultanımdır, O bana o kadar azizdir ki, Yerde oturmasın, Kalksın, Benim başımın üstünde otursun, Ey sarhoş dostum, Ey bana çok yakın olan aziz varlık, Bana çok içir,
Beni çok sarhoş et, Çünkü ben az sarhoş olduğum günü ömür saymam, Ömrümü altın gibi şaraba vakfettiğimden, Sakiden başkasının yüzüne bakmam, Sakinin emrinden dışarı çıkmam, Ben kendimi ne zamana kadar deneyeceğim, Ne zamana kadar şu aklı sorguya çekeceğim, Ben sarhoş olduğum gün, Kendini düşüncelere kaptırmış, Canımın gemisi olurum da, Gezer dururum, Halbuki aklım başında olduğu gün, Demir atmış bir gemi gibi, Olduğum yerde kalırım, Beden şarabı nerede, Can şarabı nerede, Beden şarabı üzümden yapılır, Can şarabı ise ötelerden gelir,
Gök nerede, İp nerede, Sen sonu baş ağrısı olan, Hayırsız bir kadehle sarhoşsun, Bense ötelerden gelen, Kevser havuzunun şarabıyla sarhoşum, Aşk, Beni put gibi kırıp döktün, Senden şikayetim var, Seni kadıya götüreceğim, Hiç kimse benden şahit isteyemez,
Ben şahit getirmeye mecbur değilim, Çünkü ben kendim şahidim, Hüküm verilen de sensin, Hüküm veren de sen, Gelecek zaman da sensin, Geçmiş zaman da sen, Öfkelenen de sensin, Razı olan da sensin, Andan ana çeşit çeşit görünüyorsun, Aslında her şey senindir, Her şeyi sen yarattın, Ey güzel aşk, Ben senim, Sen de bensin, Hem sensin, Hem de harman, Hem neşesin, Hem de gam, Şunlar da senden ibaret, Bunlar da, Bundan da münezzehsin, Ondan da, O geniş ova da sensin, Şu dağ da,
Kerem ovası da sensin, Çünkü her şeyi sen yarattın, Her şey senin emrinle var oldu, Söz söyleme aşkı da sensin, Susma sevdası da sen, Anlayış da sensin, Kendinden geçiş de sen, Kafirlik de, Hidayet de senden, Adalet de, Sitem de sendendir, Ey padişahlar padişahını, Padişah olan, Ey akıl, Ey can ülkesine tah kuran, Ey yüzlerce eseri, Nişanesi olduğu halde, Kendini göstermeyen, Ey yokluk denizi olan, Aziz varlık, Sana karşı güzellerle çirkinler, İğnenin ucunda resme benzerler, Dilersen kağıda, O iğne ile güzel resim yaparsın,
Dilersen çirkin yaparsın, Sonra onları ölümle, Hastalıkla yırtar atarsın, Resimler aynı kalemden, Çıktıklarını bilselerdi, Her resim ile, Süt ile, Bal ile kaynaşır, Birleşirdi, Senin civarından, Can vermek için, Sana doğru gelenlere, Gayretin git der, Lütfun, İhsanın beri gel diye çağırır, Fakat lütfun aşındır, Aşıkı kendine çektikçe çeker, Aydınlık nasıl karanlıktan üstünse, Lütfun da kahrından fazladır üstündür, Herkes bir vehim, Bir hayal peşine takılmıştır, Yerden yere çeker durur, Fakat o hayal ordularını çeker de sensin,
Ey mülk sahibi, Ey devlet sahibi, Sonunda bir hayal getirirsin, Üstünlüğü, Büyüklüğü, Bir önce gelen hayalden kapar alırsın, Onu, Bunun esiri yaparsın, Hikmetinden sual olunmaz, Her an, Can diyarından bedene bir hayal gelir de, Kısmetleri dağıtandan habersiz olarak çocuklar gibi, Kale bizimdir der, Susayım, Dudaklarımı yumayım da, Şu dünya benim bu sözlerimden karışmasın, Darmadağın olmasın, Zaten sen söze sığmıyorsun, Artık fazla eksik, Ne söyleyeyim, Senden sana gelir her şey,
Yine sana döner, Bana defol git deme, Beni başından savma, Ben şarap içmedikçe bir yerlere gidemem, Arlanma, İşveler etme, Bu davranışlarınla beni kandıramazsın, Ben mest olanların işvelerine aldanmam, Vaatlerde bulunma, Vaatlerle beni oyalama, Ben vaat müşterisi değilim, Ya istediğimi verirsin, Yahut seni dükkanından rehin alırım, Ey gönlümün de, Canımın da kulu olduğu aziz varlık, Senin tatlı gülüşüne bağlanıp kalmışız, Senin gülüşün nedir, Söyle, Kerem deryasının coşması değil midir, Bu davranışınızdan hayrete düşen,
Gönlün başı döner, Gerçi ben maddi varlığımla, Bedenimle küçük, Ufak tefek yürünüyorsam da, Gökten de daha büyüğüm, Onun birkaç misliyim, Ben laf ederim, Ulu orta söz söylerim ama korkmam, Çünkü sözlerimi sen düzeltirsin, Ben naz ederim, Nazım sana dokunmaz, Çünkü senin nazarında benim itibarım vardır, Bütün gece, Herkesin üzerine zehir yağsa, Ben yine şekerden daha tatlıyım, Çünkü ben şekerler içinde şekerim, Dünyada herkesin bir kimsesi vardır, Her gönlün de bir hevesi vardır, Fakat bu nerede, O nerede, Ben bambaşka havadayım,
Dünyanın bütün kalkanları savaşta bozulur, İşe yaramaz olur, Ama ben senin zahmete, Gönülde açtığın yaralara kalkan olduğum zaman, Bozulmam, Şu avare gönlüm, Seferden dönerse, Evi boş bulacak, Benden hiçbir haber alamayacak, Senin aşkına kurban olduğum gün, Benim bayramımdır, Sana kurban olduğum gün, Bayram sayılmazsa, Ben insan değilim, Belki pek aşağı varlığım, Aşıklar, Ey aşıklar,
Ben kadehi kaybettim de, Kadehlerle verilmeyen, Kadehlere sığmayan başka bir türlü şarap içtim, Ben ledün şarabından içmişim, Mest olmuşum, Harabım, Kendimde değilim, Sen git, Su başına beni çekiştir, İçtiğim şaraptan da, Sana da, Su başına da tattırmak istiyorum, Ey sadıklar padişahı, Benim gibi uysal bir kişi gördünüz mü, Ben senin diriliğinle diriyim, Ölülüğünle ölüyüm, Güzellerle, gül yüzülerle, Gül bahçesi gibi açılırım, Kış gibi soğuk minkirlere karşı da, Kış mevsimi gibi donar kalırım, Ey ekmek peşinde koşan zavallı,
Allah aşkına bana dikkatle bak, Ben mestim ve kendimden haberim yok, Fakat ben ne şarap küpünün etrafında dolaştım, Ne de üzüm cibresi sıktım, Ben mestim, Ama onun yüzünden mestim, Batmışım ama onun ırmağına batmışım, Onun şekerine karışmışım, Onun gül bahçesinde gül ve şeker olmuşum, Şarap kadehine sarıldım, Düşüncenin kanını döktüm, Sevgilimle buluştum, Perdenin arkasında olduğum için, Sen beni göremiyorsun, Düşünceleri dar ağacına astım, Çünkü düşünce ayrılık veriyor, Ben düşünceden hoşlanmıyorum, Ondan bezdim usandım,
Zaten ben hep akıl yüzünden, Düşünce yüzünden perişan oldum, Benim bedenimde başka bir can var, Canımda başka bir canan var, Benim zamanımda da başka bir zaman vardır, Çünkü ben, Benden kurtuldum, Ona kavuştum, Dünyada yaşayan insanlar, Hep ben ve biz deyip duruyorlar,
Şu yüz binlerce ben ve biz içinde, Acaba ben nasıl bir benim, İnsan kalabalığından gelen gürültüye kulak ver, Beni konuşturmamak için, Elini ağzıma koyma, Çünkü ben bende değilim, Ben elden gittim, Yoluma kadehleri koyma, Eğer korsan, Üstüne ayağımı basar, Hepsini kırar geçiririm, Gönlüm her nefeste, Senin hayalinin rengine boyanır, Eğer siz sevinçliyseniz, Ben de sevinirim, Mahzunsanız, Ben de mahzun olurum, Acılık ederseniz, Ben de acı olurum, Lütuflarda, İhsanlarda bulunursanız, Ben de lütuflarda, Ve ihsanlarda bulunurum,
Ey güzel yüzlü sevgili, Seninle her şey, Hoştur, Güzeldir, Asıl olan sensin, Ben kimim, Ben senin elinde bir aynayım, Sen her ne gösterirsen, Ben oyum, Sen güzel endamınla, Uzun boyunla, Çimenler arasında, Selvi ağacı gibisin, Ben gülün gölgesi oldum, Gideyim de gülün yanına, Çadır kurayım, Sensiz bir gül koparırsam, O gül avucumda diken olur, Ben kendim baştan başa diken olsam, Senin yanında gül olurum, Yasemin olurum, Yanığımı tırmalaması, Gömleğimi yırtması için, Ben her nefeste, Bir güzelin yakasına yapışırım,
Gönül ve din salahının, Lütfu gönlümde parladı, Zaten kuyumca, Selahattin cihana, Bir gönül mumu olmuştur, Ben neyim, O mumun şamdanı, Devleti geldi, Ben ebedi devlet oldum,
Benim tok gözüm vardır, Cesaretle canım vardır, Arslan yüreği gibi, Yüreğim var, Ben parlak zühre yıldız oldum, Dedi ki, Sen divane değilsin, Bu eve layık değilsin, Ben de gittim divane olup, Zinciriyle bağlandım, Dedi ki, Sen serbest değilsin, Git, Ben de gittim, Serbest olup, Neşeyle doldum, Dedi ki, Sen öldürülmemişsin, Neşe ve müzik ilgin yok, Can bağışlayan, Yüzüne karşı şehit oldum, Dedi ki,
Sen zeki bir kişisin, Hayal ve şüphenin sarhoşusun, Ben hemen abdallaştım, Hayal ve şüpheden sıyrıldım, Dedi ki, Sen mum oldun, Meclisin kıblesi oldun, Ben mum değilim dedim, Yandım, Yakıldım, Duman oldum, Dedi ki, Sen şeyhsin, Önde gidenlerdensin, Yol gösterensin, Hayır, Ben şeyh değilim dedim, Önde gidenlerden de değilim, Kimseye de yol gösterdiğim yok, Ben senin emrine kul olmuş bir zavallıyım, Sen güneşin kaynağısın, Ben söğüt ağacının gölgesine düşeni yerim, Sen başucuma gelince,
Alçalır erir, Yok olur giderim, Gönlüm canın parıltısını buldu, Dünyanın nuruna nail oldu, Gönlüm yeni bir atlas buldu da, Bu hurkaya düşman kesildi, Hak arifi, Ben her şeyden hikmet dersi aldım, Yedi kat göğün üstüne parıldayan, Yıldız oldum diye şükreden, Hikana canlar katan, Dayanamadım,
Gittim, Kızıp gittim ama, Sensiz yaşamaya da dayanamıyorum, Ayrılığa alışayım dedim, Fakat doğrusunu söyleyeyim, Ayrılığa dayanamıyorum, Bir saman çöpü, Kehribarın çekişine nasıl dayanır, Ben bir saman çöpüyüm, Kehribara karşı koyamıyorum, Dayanamıyorum, Her cefa çeken vefa ümidine kapılır, Vefa gönlünü bekler, Bense öyle cefa çeken bir aşığım ki, Sevgilimin cefası bana çok tatlı gelir de, Vefa beklemem, Vefa gelirse vefaya dayanamam, Yumuşak yumuşak, Yine geldin der, Ona derim ki, Ey canan, Sana dayanamıyorum, Başıma vuruyordu da,
Sen buna layıksın diyordu, Layık değilim, Layık değilim, Dayanamıyorum, Ölümü de denedim, Yaşamayı da denedim, Öyle bir haldeyim ki, Yokluğa da dayanamıyorum, Varlığa da, Ey mutrim, Allah aşkına, Sen çalkınla şu perdeyi çal, Allah'ım, Allah'ım, Ayrılığa dayanamıyorum, Sevgilim, Ben bu gece senin misafirinim,
Yalnız gece mi misafir olacağım, Ben gece gündüz seninim, Yarattığın bütün varlıklar, Hepimiz nerede olursak olalım, Nereye gidersek gidelim, Senin kasenin başındayız, Senin sofrandayız, Bizler bütün varlıklar, Senin sanatkar elinden çıkan resimleriz, Çünkü her şeyi sen yarattın, Bizler senin çeşitli nimetlerinle yetiştik, Bu hale geldik, Senin ekmeğinle beslendik, Nerede olursanız olun, O tarafa dönün, Ayetine uyarak, Gönül şişesiyle, Ben de senin, Perini çağırıyorum, Her zaman beynimize bir resim yaparsın, Bizi bir hayale düşürürsün,
Sanki biz senin adının, Senin yazının yazıldığı bir sayfeyiz, Musa gibi, Biz de tadıdan pek az süt emiyoruz, Çünkü biz senin sütünle mest olmuşuz, Ey aşk, Sen bize arka oluyor, Bizden yana çıkıyorsun, Çünkü bizim yüzümüz, Senin bağından, Senin bahçenden gülümsemededir, Yüzlerce soğuk namlu, Üzerime çevrildi,
Yüzlerce demir tetik, Aynı anda gerildi, Anne, Beni söğüdün gölgesinde vurdular, Öpmeye kıyamadığın, Dal gibi oğlun yere serildi, Üşüştü birer birer çakallar üzerime, Üşüştü dört bir yandan göğsüme ciğerime, Anne, Beni bir leş gibi yiyip talan ettiler, Teşhis edilmem için, Parçamı koydular önüne, Ben bu acılar ülkesinin, İnsana reva görülen, Bütün acılarını tattım, Aç yattım, Ekmeğime, Sabır kattım, Beni milyon kere dövdüler üst üste, Ben bu yolu kendim seçtim anne, Ben ömrümü kendim kanattım, Geceler tanır beni,
Konarım, göçerim ben, Geceler tanır, Kan damlar içerim ben, Anne, Sen beni unut karanlığın bağrında, Kırmızılar ekerim, Siyahlar biçerim ben, Suçüstü yakalandım, Bölüşürlerken kalbimi, Suçüstü kelepçeyleyle yardılar bileğimi, Anne, Ben diyar diyar umudun savaşçısı, Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi, Prometüstüm zincirlere vurulurken dağlarda, Ciğerimi kartallara yedirdim, Spartı küstüm köleliğin çığlığında, Arslanlara yem oldum, Tükendim, Kör kuyuların dibinde Yusuftum, Kerbela çölünde Hüseyin,
Zindanlarda Cem Sultan, Sehpalarda Pir Sultan, Ve Madımak'ta 37 can, Kaçıncı yok oluşum, Kaçıncı var oluşum bu, Tanrılardan ateş çaldım, Yüzyıllarca tutuştum, Üst üste yandım, Bir anka kuşu gibi anne, Bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım, Şimdi oturup başımda ağlama anne, İşte geldi cesedim önünde, İşte babam yine baksın ötelerden mahzun ve mahcup, Sen yine benim besledimin üzerinde su taşıma anne, Ben kendi kanımı kendi kanımla yudum yıkadım, Kendi yaramı kendi gözyaşımla ben merhemimi ettim, Kendi kırığımı kendim düzelttim,
Kendi çıkığımı kendim taktım, Benim başımda şimdi ağlamanı, Ben kanımla kan yığmasını öğrendim, Ben gözyaşıyla dert karmasını öğrendim, Dilsiz, dudaksız, sözsüz, kelimesiz anlaşmayı öğrendim, İşte yine cesedimi senin önüne koydular, İşte yine sen benim başımda ağlıyorsun, Anlamsız, anlamsız, Ağlama, Geçti, bitti, Ben kanımı kanla yığmayı öğrendim, Celle Celaluhu, Cenne Şanuhu,
Destur. Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Yalan dünya değil misin?
Yalan dünya değil misin? Yunus Emre M.K. Tek defayı Çek defayı Geceğine sağlıklısın.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.