Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 12 Ocak 2022 · 52:37
Huuu, eyvallah, illallah, Muhammedun Resûlullah, Destur Ya Hazreti Allah, Huuu, o güzel elime bir süpürge verdi, haydi dedi, bununla denizden toz kopar, sonra o süpürgeyi ateşe attı, yaktı, haydi dedi, ateşten bir süpürge getir, hayretler içinde kaldım da ona secde ettim, Bu halimi görünce dedi ki, bana öyle hoş, öyle candan secde et ki, secde eden olmasın, ben ona secde eden olmadan nasıl secde edilir dedim, secde, neliksiz, niteliksiz, senliksiz, benliksiz olur dedi,
Ben boynumu önüne uzattım ve secde edenin başını kılıçla kes dedim, o kılıcını çekti, başımı kesti, başım onun önüne düşünce, kesilmiş boynumdan yüz binlerce baş çıktı, Ben bir çerağı oldum, kandil oldum, her başımda birer fitil halini aldı, o zaman her taraf kıvılcımlarla doldu, başımın her birinden mumlu kandiller çıkmaya başladı, Bu mumlar, katar katar, doğudan batıya kadar her tarafı kapladı, her tarafı nurlandırdı, La mekanda, mekansızlık aleminde, doğu, batı nedir?
Karanlık bir külhan ile işe yarar bir hamamdan başka bir şey değil, Ey soğuk mizahçlı kişi, senin yıkanmak için hamamda kullanılan gönül tasın nerede? Manevi kirlerini ne ile temizleyeceksin? Zavallı, temizlenemeden bu hamamın yıkanma yerinde ne zamana kadar oturup kalacaksın? Haydi, hamamın yıkanma yerinden çık, ama büsbütün kirlenmeden, kirlenmemen için külhan tarafına gitme, Çamaşırların bulunduğu soyunma yerine gel, elbiselerini giyinirken orada bulunan resimleri seyret, O resimlerdeki gönül alan güzellerin, güzelliklerini, lale bahçelerindeki lalelerin renklerini doya doya seyret,
Onları seyrettikten sonra bir de pencereye bak, Çünkü hamamın soyunma yerinde gördüğün o renkler, o güzellikler, pencereden gelen güneşin nuru ile, Aksi ile büsbütün güzelleşti, Pencereden ışık gelmeseydi, karanlıklar içinde kalsaydın, o güzel resimleri göremezdin, Aslını ararsan, şu dünyadaki altı cihet, altı yön hamamdır, Hamamınsa sonudur, pencere ise mekansızlık alemidir, Padişahın o güzel yüzü pencereden görünmektedir, Toprak ve su, balçıktan yaratılan insan, o cemali naks eden nurundan güzelleşti, Türk iline, zengibara hayat yağdıran o yüzün nurudur,
Gün geçti gitti ama sözüm bitmedi, Ey gece ve gündüz, O güzeller güzeli'nin sözü bitmeden geçip gitmekten utanın, yazıklar olsun size, Mana padişahı Tebriz'i Şems, Beni sarhoşluk içinde sarhoşlukla mesledip bıraktı, İstemediğimiz halde ayrılık atına eğer vurdun,
Bir tatlı ömür gibi gitmek istiyorsun, Ama bizi unutma, bizi hatırla, Yeryüzünde de gökyüzünde de sana çok temiz dostlar, iyi dostlar bulunur, Fakat eski dostla ettiğin ahdi yemini unutma, hatırla, Sana karşı kusurlar etmiştim, Belki bu yüzden bana darıldın, kin gütmeye başladın, Fakat ey kin gütmeyen dost, Beraber geçirdiğimiz geceleri unutma, Sen her gece yollarda ay değirmisini başına yastık edince, Dizimizi yastık ettiğin geceleri unutma, hatırla, Senin sevdana kapılmıştım, Ferhat gibi ayrılık dağını delmeye uğraşmıştım,
Ey yüzlerce hüsrev, yüzlerce şirin gibi nice güzeli kendine kul köle eden güzel, Beni hatırla, Bir deniz halini alan gözlerimin kıyısında, Safran dalları ile, Ağustos gülleri ile, Top dolu bir ağaç kovası seyretmiştik, Onu hatırla, Ateşli dileklerim göklere yükselmede, Cebrail arşa çıkmış, Arştan amin, Amin demede, Bunu hatırla, Ey Tebriz-i Şems, Senin yüzünü gördüğümden beri benim dinim aşktır, Benim dinim senin yüzünle avunur, Bunları unutma, Hatırla, Kutaya koy, Gizleme,
Kulunu her an yüceltme, Sen her şeyin nereden geldiğini, Neden olduğunu daha iyi bilirsin, Yanlışlar olduysa, Yapılmayacak işler yapıldıysa, Onları bizden gizleme, Köylü bile olsam senin köylünüm, Köylünü kaba bulma, Hor görme, Beni aşktı usta ettin ama yine de usta sayma, Çırak olarak bil, Feryat etmem, Oradan tutma diye bağırmam için, Zenk de benim boğazıma sarılıyorsun, Ben senin çör çöpünüm, Beni denize dolduruz sürükle, Ama beni rastgele denize layık görme, Beni denizine dök, Selahattin tamamıyla, El Esmecisi'nden gelmiştir,
Sakın onu bugünden, Yarından sanma, Güzel varlık, Herkes kendi cinsiyle uzlaşmış,
Kendi cinsiyle kaynaşmıştır, Herkes kendi tabiatına, Layık birisini dost edinmiştir, Fakat gönlünde, Senin açtığın yara bulunan, Hiç kimseyi seçmez, Senin avın olan, Nasıl olur da başkasına av olabilir, Madem ki lütfun, İhsanın bizi bizden aldı, Kendimizden geçtik, Lütfunu esirgeme, Bizi sensiz bırakma, Cins cins, Herkes her şey, Kendi cinsiyle kaynaşır, Herkes her şey, Kendi cinsinden birisini seçer alır, Kendi cinsinden olmayanla, Düşüp kalkan münafık sayılır, Su ile yağ, Katran ile kar, Bir arada bulunabilir mi?
Cinsinden olmayan ayrılıp, Kendi cinsinden olana, Kavuşuncaya kadar, Bulunduğu yerde, Susadıkça susar, Susuzluğu arttıkça artar, Kim senden kaçar da, Başkasından hoşlanırsa, Kim seni bırakır, Başkasıyla karar ederse, Kim senin yanında suratını ekşiterek, Bulut gibi somurtarak oturur, Başkasının yanında ilkbahar gibi, Gönlü açılır gülerse, O zaman anla ki, Gayb alemindeki aydan benim nasibim yok, Can şarabı, Can kadehi, Ancak başımıza sersemlik veriyor demek ister, O neysesi, O mana şarabı, Hatırına gelmiyor mu ki,
Şeytanın elinden, Hoş bir halde üzüm şarabı içiyorsun, Ey zavallı, Sen şeytanın elinden, Yüzlerce kadeh şarap içiyorsun, Ne fena hale düşeceğini, Yakında görürsün, Burada başın düşük, Yüzün asık, Halinden memnun değilsin, Fakat bil ki, Burada bir de dağ gibi, Kapkara bir nefis ejderhası var, Kendi cinsin ile olunca, Süsen gibi dil kesilirsin, Neşeli neşeli konuşursun, Kendi cinsinden gayrısının yanında ise, Dilsiz olursun, Hiç konuşmazsın, Kendi cinsin olunca, Gül gibi açılırsın, Kendi cinsinden gayrısıyla, Diken olursun,
Yol başında gördüm, Geceleyin ay gökyüzünde,
Nasıl hızlı giderse, O da öyle hızlı hızlı gidiyordu, Allah aşkına biraz yavaşla, Bir an için olsun yavaş git dedim, Ey aya benzeyen güzel dedim, Ne olur bir an için olsun, Atının dizginini çek yavaşla, Ey güneşe güne benzeyen dilber, Çabucak geçerek gölgenden bizi mahrum etme, Dedi ki, Ben bir güneşim, Senin gözlerin kamaşır, Beni görmeye gücün yetmez, Eğer sen bir an için, Beni görebilsen mahvolursun, Işığım seni senden alır, Senden eser bile kalmaz, Çünkü sen bu tatsız, Bu soğuk hayat yolculuğunda, Devamsız olan mal,
Mülk sevdasına kapıldın, Nereden geldiğini, Nereye gittiğini, Aklına bile getirmedin, Kendini lüzumsuz yere harcadın, Dünya nimetlerine olan, Susuzluğundan ötürü, Dudakların kurudu, Gözlerin yaşardı, Benim asıl burcum, Benim asıl nimetlerim, Bu dünyada değildir, Ötelerdedir, O pek acayip bir incidir, Coşkunluklarla, Hünerlerle doludur, Bu kadar çok çeşitli, Gaflet perdelerinin arkasında, Yeğenini, Yakanı yırtmışsın, Dünya sevgisi uğruna, Kendini kaybetmişsin, Benim avcılar beyim, Sen beni avladın,
Şimdi sensiz ne zevkim, Ve neşem var, Ne uykum, Ne de kararım, Gönlümün sahibi sensin, Alışverişimin aslı, Esası sensin, Bu kadar cevri, Bu zavallıya reva görme, Ey aşk dünyasında, Bir sevgilisi bile olmayan kişi, Bir de bana bak, Cihanı dolaşıyorum, Ey sevgili, Ey sevgili, Ey sevgili diye bağırıp, Seni arıyorum, Seni çağırıyorum, Daha önce sunduğun, O şaraptan sun, Sonra bakışınla, O mes gözlerinden sunacağın, Şarapla mahmurluğumu gider, Bize üzümden yapılmış,
Yeryüzü şarabı değil, Sevgiyle hazırlanmış, Gökyüzü şarabı gönder, Gönder de, Yeryüzünde, Aklı başında, Ayık bir kimse kalmasın, Bir günde, Bir bakışla, Binlerce iş başarırsın, Bir de bana bak da, Benim bu işimi de, Başlar gitsin, Ben şarapla, Afyonla mest olmadım,
Senin güzelliğinle, Mest oldum, Gel, Kucaklaşma zamanı, Geldi, Kucaklaşma nerede, Haydi bahar mevsimi geldi, Mestane bir eda ile, Ağaç gibi, Rüzgar gibi sıçra, Sen de bir yer tut, Taze dal, Rüzgar yüzünden, Bir yere tutundu, Bir kucak buldu da, Benim gibi kararsız, Bir halde oynamaya başladı, Bu haber, Gayb alemi güzellerine, Ulaştı da, Gayb aleminden, Eşi görülmemiş, Yüzlerce güzel çıktılar, Bahçeye geldiler, Lale, Yüzünün yanaklarını, Kızartarak dağdan indi, Sümbül, Ayağı balçıklı olarak, Çimenlikten koştu, Geldi,
Süsen, Kılıçla, Yasemin, Kalkanla, Yeşillik, Yaya, Terü taze, Gül atlı olarak, Geldiler, Fındık ağacı, Haşhaş ovaya gelip, Kondular, Nane ile, Tere, Irmak kıyısını, Seçtiler, Dostun, Dosttan, Bir yardım bulması için, Bunların hepsinin, Artları ayrı ayrıdır, Bahar kutlamak arzusu ile, Şehirdeki bütün, Helvacılar geldiler, Şekerlerle, Fıstıklarla dolu, Dükkanlar açtılar, Meyve satanlar da, Tablaları, Meyvelarla dolu olarak, Geldiler, Etrafa, Meyvelar saçtılar, Herkesi, Meyve ile doyurdular, Sen, Onu bunu bırak da, Gülden bahset,
Çünkü, Gül sevgilinin, Eteğindedir, Sevgilinin, Kokusundandır, Durmadan, Onun güzel kokusunu, Anlat, Çünkü, Onun kokusu, Perilerin, Yağıdır, Çünkü, Periler, Gül kokusu ile, Beslenirler, Bülbül, Kumru, Daha yüzlerce, Kuşbaharı, Kutlamak için, Bağ bahçeye, Geldiler, Ey, Nergis, Ben, Senin, Küçük gözün gibi, Ağzımı kapadım, Sustum, Artık, Çayırlıktaki, Çimenlikteki, Kuşların, Ötüşlerinin, Güzelliğini, Sen anlat, O, Hoş, Ötüşlere, Sen kulak ver, Hz. Peygamberin, Sözünden duy,
Mümin, Yani, Allah'a inanan, Kişi hakkında, Peygamberimiz, Buyurmuştur ki, Mümin, Kopuz'a benzer, O, Peygamber, En büyük, Mana padişahıdır, İşte, O geldi, O ne güzel padişahtır, O ne güzel görüşlüdür, Onun teşrifi, Onun gelişiyle, Dünya mis kokusuyla, Anber kokusu, İle doldu, Madem ki, Mümin, Feryat edip, Ağlamada, Bir kopuzdur, Kopuz, Birisi, Kendisine, Mızraf vurmadıkça, Feryat eder mi, Ağlar mı, Büyükler, Büyü, Ferah geldi, Eksilmeyen, Her an, Devam eden, Kerem geldi, Ayların, Ayı geldi, Kopuz, Kendisine, Mızraf vurulmasını,
Huy edilmiştir, Mızrap, Yemedikçe, Yerinde duramaz, Bu yüzden, Kendisine, Mızraf vurarak, Çalsın diye, Çalgıcının, Ayaklarına, Yüzünü sürer, Başını kor, Yalvarır, Ruh da, Dünyada, Dünyanın, Süsleri de, Yeşillikleri de, Kırmızılıkları da, Hakkın, Mana şarabından, Mest olmuşlardır, Sen de sus, Mahrem ol da, Her an, Rabbani mecliste, Can şarabını, Ağızsız, Dudaksız, Ve kadehsiz olarak, Gizlice, İç, İç, Her seher vakti, Hayali gönlüme gelen,
Ve ay gibi, Baştan başa, Nur olarak, Hayal halinde, Gönlüme dolaşan, Sevgili, Senin güzelliğin, Bizim canımıza, Nakış olmuştur, O güzellik, İçimize bir karışık, Nur, Bir ateş düşürür, Bizi yakar, Yandırır, Beni ateşlere atıyorsun, Yakıp, Yandırıyorsun, Sonra bana, Sabret diyorsun, Bilmiyorum, İnsan ateşlerle, Dolu, Tandırın içine atılırsa, Yanarken nasıl sabreder, Hatırladın mı, Dün gece, Mesut olarak gelmiştin, Öyle güzeldin ki, Şaşırıp kaldım, Gelen ay mıdır, Peri midir, Yoksa, Huru mu diye düşündüm, Söylediğin o tatlı sözler,
O tatlı diller, O uzaktan yaptığın işaretler, Elini dudağına götürüyor, Bana hatırım için, Coşma demek istiyordun, Elini ağzına götürüyor, Sabret demek istiyordun, Hatırım için, Coşma, Köpürme, Fakat o lal dudaklara, Sabredebilecek kişi, Nerede, Yüzünü göğe doğru, Kaldırıyor, Allah'ım, Bana göz değdirme, Kötü göz, Benim güzelliğimden, Uzak olsun, Demek istiyordun, Ey şekillerden, Nakışlardan, Pak olan güzelim, Senin yüzünden, Her an, Gönül kapılarıma, Bir yusuf atılmaktadır, Gönül,
Senin yüzünü, Seyrettiği halde, Yine de yüzünün, Hasretini çekiyor, Yine de seni, Görmeyi bekliyor, Can, Senin gül bahçende, Mest olmuş, Güller arasında, Olduğu halde, Dikenlere dalmış, Gülü bekliyor, Ne tuhaf şey, Gönül her an, Gönle bakmada, Onun bakışının, Işığından, Sağda bir huri, Solda da, Çok güzel bir dil ver, Biz, Biz her seher vaktinde, Gece ile gündüzünün, Tuzağını yırtınca, Sevgiliden, Bir öpücük alırız, Ona yüz binlerce, Defa secde ederiz, Aşkla geçen, Ömür geri gelmezse de, Ne çıkar, Biz, Bu yıl, Aşıkların,
Sevdalarından, Meydana gelmiş, Bir halkadayız, Aşk, Aşk çengini, Muvakkat sürecek, Namelerle değil, Ebedi olarak, Devam edecek, Namelerle çal, Can, Aşk çenginin, Nameleriyle, Tel tel olmuş, Tel nasıl durup, Dinlenmeden de, Ta denize kadar, Akıp giderse, Can da, El est vahdetinin, Birliğinin, Manevi zevkini, Hatırlayınca, Mest olur, Bedenden çıkar gider, Cüz, Kül yanından, Bir ok gibi, Fırlar uçar gider, Gider, Ama onun, Külden başka, Gidecek bir yeri yoktur, Böylece, Cüz, Külden gider, Yine küle gelir, Gerdikların,
Gerçek aşıkların, Canları, Onamlı, Şanlı, Cana kavuşmak, Ondan, Murada ermek için, Hep ona sarılmışlardır, Hep onun eteğini tutmuşlardır, Padişahı,
Tan, Elinde bir şarap, Kadehiyle, Bir elçi geliyor, Elçi, Padişahın, Kadehini sununca, Biz içimizde, Padişah kavuşma, Ferahlığı duyuyoruz, O zaman, Aklı kül, El çırpıyor, Cüzler oynamaya başlıyor, Bahçelerdeki, Selviler, Gül fidanları, Neşeden, Secdeye, Kapanıyorlar, O anda, Deniz çırpınıyor, Köpürüyor, Dağ bu yüzden, Lale elbiseler giyiyor, Nuh, Bu halden, Coşuyor, Ruh da, Utanıyor, Ey uzakları gören akıl, Şu huri gibi, Güzel olan, Sakiye bak, Ey kararsız, Bir hale gelen, Can ve gönül, Siz de, Mansur şarabını, İçenlerin,
Ne hale geldiklerini, Seyrediniz, Sağdan soldan gelen, Saadet müjdesini duy, Sen seni seçtikçe, Sen seni sevdikçe, Sen seni buldukça, Bahtın safalar içinde, Safalara dalar, Gök kubbesi perdesini yırt, Hesapsız cennet nimetlerini ye, Kevser suları iç rahatla, Hurileri kucakla, O kucağa gelince, Ermişlere, Hay sahiplerine, O geceden hayal gibi görünen her şey, Sonunda gerçekleşir, Elde edilir, Günde biten Goncagüle minnet eylemem, Arabi, Farisi bilmem,
Dile minnet eylemem, Sırat-ı müzre müstakim gözetirim rahimi, Zalimin talim ettiği yola minnet eylemem, Şeytanın talim ettiği yola minnet eylemem, Acayip derde düştüm, Herkes gider karına, Buldum, Bugün yerim, Hakk'a kerimdir yarına, Derece tamahım yoktur şu dünyanın varına, Rızkımı veren hüdadır, Kula minnet eylemem, Rızkımı veren hüdadır, Kula minnet eylemem, Nesimi, Can Nesimi ol,
Gani mihman iken, Yarın şefaatlerim, Ahmet-i muhtar iken, Rızkını veren ol, Gani serdar iken, Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem, Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem, Bunlar parça parça, Alev sardı bütün her yanımı,
Dudaklarım kurudu, Ötesi sanki kısıl kıyamet, Bir rüzgar esti ötelerden, Belli cehennemden sıcak mı sıcak, Gecenin tam ortasında, Gidişin hep dert bana, Sanki avuçlarından uçup gittin, Bir daha gelmeyecekmişsin gibi, Arkana bakmadan fitursuzca, Yüzüm ayaklarının önündeyken, Gözyaşımı aldırmadan bırakıp gittin, Ben sensizlikten yanarken, Gecenin tam ortasında, Yüreğimde kaldı ağıtların hepsi, Bir inilti sanki Yusuf'un sesi, Kimseler duymadı, anlamadı, Bir kuyuya düşer gibi düştü, Şiirlerim, feryatlarım, düşlerim, Alem ağladı sanki yüreğimde,
Koynuma göndüm yine yokluğunu, Gecenin tam ortasında, Diyorum seni sevgilim, Bağrıma bahar kokularını sürdüm, Menekşeler, laleler açtım yüreğimde, Sen yine ansızın gelirsin diye, Dualar mırıldandım inlercesine, Yüzümü yollarına koydum, Aşıklarım bassın diye, Gecenin tam ortasında, İllallah, Destur ya Hazreti Allah,