Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Mayıs 2022 · 1:03:44
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftan-ı Zikr-ı Fâlemenlehu, La ilâhî, Allah cemiyyen el-mürselîn, Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn, Hu, Eyvallah, İllallah, Muhammedun Resulullah, Destur Ya Hazret-i Allah, Hu. Dün gece can gökyüzüne diyordu ki, Ey sonsuz, ey pek büyük gökyüzü, Ne de çok dönmede, taklatmadasın, Karnında sayısız yıldızların ışıkları parlıyor, Suçsuz, günahsız olduğun halde, Sonu gelmez bir dönüşe mahkum edilmişsin, Haklı olarak sızlanıyorsun, şikayet ediyorsun, Feryat ediyor, gürlüyorsun,
Mavi renkte matem elbiselerine bürünmüşsün, Görünüşte korkunçsun, bazen insanlara yıldırım okları atmadasın, Fakat iç yüzünden de dertlisin, Değirmen gibi dönersin, Alaca yılan gibi kıvranır durursun, Mukaddes gökyüzü cevap verdi, Dedi ki, Ben insanoğlundan nasıl olur da korkmam, Yeryüzüne sürgün edildiğinden beri, O dünya cennetini cehenneme çevirmiştir, Halbuki Cenab-ı Hak insanı insan şeklinde, Hayvan olarak değil de insan olarak, Kendisine ibadet etsin, İyilikler yapsın diye yaratmıştır, O büyük yaratıcının avucunda toprak muma döner, O toprağı zenci şekline kor, Yine o topraktan Rum ülkesi halkı gibi, Güzel birini yaratır,
O doğan kuşu yapar, Baykuş yapar, O topraktan hem zehirli, Hem şekerli bitkiler bitirir, Ey dost, O gizlidir de kendisi gizli kalsın diye, Bizi böyle apaçık ortaya atmıştır, Senin topraktan yaratılmış olan şu bedenin, Suya benzeyen canının üstünde perdedir, Can, düğünde, Neşeli gününde, Gamlı, Kederli olduğu zaman da, Bedeni perde olarak, Duvak olarak kullanır, Duvak altında sert huylu, Ters yeni bir gelin var, Dünyanın iyisi ile de, Kötüsü ile de alay edip duruyor, Toprak onun yüzünden yeşermiş, Çayır çimen olmuş,
Gökler onun yüzünden kararsız hale gelmiş, Her tarafta onun yüzünden bütün kötülüklerden kurtulmuş bir talihli var, Akıl ondan tam bir inanç istemede, Sabır ondan yardım beklemede, Aşk onun yüzünden gizli şeyleri bilmede, Toprak onun yüzünden insan şekline girmede, Neşeden de bahsetsek, Gamdan da dem vursak, Hep bir arada oturalım, birbirimizle dertleşelim, Sevgilimiz ileri giderse biz de ileri gidelim, Sevgilimiz az konuşursa biz de az konuşalım,
Gerçi biz yiğit kişileriz ama, Yalnız başımıza yola düşünce kadınlar gibi güçsüz, kuvvetsiz oluruz, Acılara dayanamayız, feryada başlarız, Hiç yoluna yapayalnız düştün mü, Yolda çok tehlikeler vardır, Yalnız başımıza zemzem kuyusuna ulaşacağımızı sanma, Tek başına insan bir hiçten ibarettir, Hepimiz bir araya gelince insan olurmuşuz, Haydi tekrar bir araya gelelim de insan olalım, Yaradılıştaki nüktenin üstü örtülür, Pek anlaşılamaz, İnsan bir vasıtadır, Haydi gidelim o pek büyük uçsuz bucaksız olan Vahdet denizinin kıyısına,
Çadırımızı kuralım, birlik olalım, bir olalım, Ben bu derde dertle derman edeceğim, Bu işi sabırla kolaylaştıracağım, Ya canın ayağını bu balçık bedenden kurtaracağım, Yahut da canımı da gönlümü de güzellere vakfedeceğim, Ben el es mumunu atılmış, canını dağlamış, kanatlarını yakmış bir pervaneyim, Şimdi de padişahım mumuna hizmet etmedeyim,
Aşk ötelerden kalktı geldi, Bu yanmış, yakılmış aşıya misafir oldu, Çok mutluyum, benim bir tek gönlüm var, Onu da misafirim olan Hz. Aşk'ın şerefine kurban etmem gerekir, Nefis, gönül evine gelen bu mübarek konuktan hoşlanmaz, Kedi gibi miyavlar da aşka gelme derse, Nefsi tutayım, kedi gibi dar ağacını atıvereyim, Melal, kimin başını döndürürse, Onu semaya çekeyim, fırıl fırıl döndüreyim, Oğlum elimi tut, ben hoş değilim,
Ey fidan boylum, ben hoş değilim, Hayır hayır, elimi bırak, Benim hastalığım başka türlü bir hastalık, Benim gönlüm hasta, Ey gönül derdimin devası, Ben hoş değilim, Sen beni bırakıp gittiğinden beri, Gücüm, kuvvetim, sabrım, takatım gitti, Sen gittin gidelim, Ben hoş değilim, Kollarını aç, kemer gibi bana sarıl, Dikkat et, bu kemer olmadıkça, Ben hoş değilim, Hey doktor, benim kuvvetim yok, Elini nabzıma koy da anla, Ben hastayım, hoş değilim, Sen gönül hastası değil misin diye ne soruyorsun,
Dudağının kadehi olmadıkça, İster haberim olsun, ister olmasın, Ben hoş değilim, Her an gözlerimi kapıyorum, Çünkü sen olmayınca bir şey görmek istemiyorum, Sensiz görüşten, bakıştan hoşlanmıyorum, Zaten ben gönül hastasıyım, Hoş değilim, Hoş değilim, Bugün yağmurlu bir gün,
Rahmet yağıyor, Biz de susuz kalan aşk vahçesine ar kaçıyoruz, Ve rahmetine kavuşma ümidiyle el çırpıyoruz, Rahmet yağdıran bulutlar, Aşk denizinden gebe kalmışlardır, Biz de aşk bulutundan gebeyiz, Sen kendini inkar ederek, Ben mutrip, Yani çalgıcı değilim deme, Gel bizim aramıza katıl da seni mutrip yapalım, Şu ev aydınlıktır, Sen kimin evi diye soruyorsun, Kimin evi olursa olsun, Biz ilahi nurla aydınlanmış eve kuluz, köleyiz, Biz kendimizden habersiz yaşıyoruz, Kendi abu hayatımıza kendimiz perdeyiz, O abu hayatın üstüne dökülmüş yağ gibi,
Abu hayata ört oluyoruz, Hak yoluna düşenlere mahrem oldum, Herkesin madde peşinde koştukları bir zamanda, Manaya önem verenlere hemdem oldum, Arkadaş oldum, Altı yönden de dışarıda manevi bir kubbe gördüm,
Ben o kubbeye toprak oldum, Döşeme oldum, kan oldum, Aşkın damarlarında coşarak dolaşmaya başladım, Göz yaşı oldum, Hak aşıklarının gözlerinden aktım, Bazen beşiğinde konuşan İsa gibi baştan başa dil kesildim, Bazen de Meryem gibi susan bir gönül oldum, İsa'nın, Meryem'in kaybettikleri bir şey vardı ya, Eğer bana inanırsan bil ki o kaybedilen şey ben oldum, Zevalsiz aşk neşlerine karşı yüzlerce defa yara oldum, merhem oldum, Her adımda Azrail benim yol arkadaşım olmuştu, Ondan korktum, Perişan oldumsa canım çıksın,
Ölümle yüz yüze savaşa giriştim, Korkmak şöyle dursun, Karşıma çıktığı için ölümün kendisinden neşeler aldım, Sevinçler elde ettim, Varlık yükünü tamamıyla sırtımdan attım, Ölümsüzlük üzengesine ayak bastım, Ölümsüz atına bindim, Gerçi belim çenk gibi büküldüyse de, Yine de sen ölümsüzlük neyinin sesini benden duy, Benden işit, Benim için Şems-i Tebriz'i bayramların en büyüğü olan, İdi Ekber idi, İşte ben o bayrama büyük bir kurban oldum, Can harman yerine yine geldik, Doğan kuşu gibi padişaha doğru yine uçtuk geldik,
Gariplikten ayrılıktan bıktık, Aslımızın başlangıcımızın yanına geldik, Dilencilikten niyazdan yalvarmadan kurtulduk, Oynayarak nazlanmanın yanına geldik, Sırra mahrem olanların sofrasında can besleyelim, Çünkü bizler sır perdelerinin arkasına geçtik, Takdir ezel kemende attı, Bizi kendine çekti, Böylece biz de sebepleri hazırlayanın yanına geldik, Sebeplere ihtiyacımız kalmadı, Ecel beden evini yıkmadan, Biz beden evini yapana kavuştuk, Allah'a hamd olsun, Biz ölümden evvel ölünüz sırrı namazlar olduk, Somunumuz pişti, kokusu burnumuza geliyor,
Biz o kokuyu aldık da ekmekçinin yanına geldik, Artık sen sus da can duygularımıza tercümanlık etsin, Kötülüklerden, kirlilikten, Bayağılıklardan kurtulduk, Yücelikten yüceliklere ulaştık desin, Ben ne biçim bir insanım, Ne renkteyim, ne haldeyim,
Ne olduğum belirsiz, Acaba ne zaman kendimi olduğum gibi göreceğim, Sen bana dedin ki, Gönlündeki sırları gizleme, ortaya dök, Benim içinde bulunduğum orta nerede göster bana, Hem hareketsizim hem de koşup duruyorum, Şu ruhum ne zaman suikuta kavuşacak, Ben kıyısı bulunmayan öyle şaşılacak bir denizim ki, Denizim de kendinde gark oldu gitti, Beni bu dünyada da arama öte dünyada da, Benim bulunduğum alemde her iki dünya da kayboldu, Ben yokluk gibi kardan da ziyandan da kurtulmuşum, Ben kardan da ziyandan da haber olmayan acayip bir kişiyim,
Ona dedim ki, Ey can, sen bizim ta kendimizsin, Dedi ki, Şu görünen maddi varlığımda ben kendimi göremiyorum, Kendim neyim ki siz olayım, Şu halde sen olsun dedim, Haydi sus, öyle söyleme dedi, Ben öyle bir şeyim ki, Dile gelemem, Dedim ki dile gelemiyorsun, Söze sığmıyorsun ama, İşte ben şimdi, Seni dilsiz dudaksız, Sözsüz söylemedim, Ben yokluklardan ay gibi doğdum, Dünyaya geldim, Parlamaya başladım, İşte gökyüzünde ayaksız olarak koşup duruyoruz, Ne koşuyorsun, Dur da bak, Ben apaçık ortadayım, Ama aynı zamanda gizliyim diye bir ses geldi,
Ben Şemsi Tebriz'i görünce eşsiz bir deniz oldum, Görülmemiş bir inciyim, Emsali bulunmayan bir hazineyim, Bir an beni gül bahçesi gibi hoş bir hale sokar, Bir anda kış mevsimi gibi soğuk bir hale getirir,
Bir an beni faziletli bir insan, Üstad bir kişi yapar, Bir anda beni okula yeni başlamış bir çocuk eder, Bir an olur taş atar beni kırar, Bir an olur beni gerçekler padişahı eder, Bir an olur beni güneş kaynağı yapar, Bir an olur baştan başa karanlık bir gece haline sokar, İki elimle eteğimi tuttum, Bakalım beni ne hale sokacak, O beni mest olmuş kişilere saki yapar, Ama ben onun tortulu şaraba benzeyen derdine kadeh olurum, Bana şeker kamışlığı lakabını verir diye, Gece gündüz onun şekerini satın alır dururum, Bir saki neredesin,
Biz aşıklara şarap verdiğin için, Ben candan senin kölenin kölesiyim, Haydi bana şarapsun, Senin neyin var, Nasıl şarabın var, Benim elim boş, Bana şarapsun, Çünkü ben çok tertliyim, Kadehim ciğerimin kanı ile dolu, Benim durumumdan utanıyorlar da, Kimse benim adımı bile anmıyor, Zaten benim gibi perişan bir adamın, At kaygısı olur mu, Madem ki aşkının kılıcını canıma vurdun, Şu işi tamamla, Bedenime de vur, Çünkü yarı ölüyüm, Yarı diri, Bana bazen zahit diyorlar, Bazen de rint, Ben zavallı, Bilmiyorum ki hangisiyim,
Ben de mum gibi bir zerle varlık kalsa, Gideceğim yer ateştir, Ateşi bağrıma basacağım, Benim için yanmaktan başka çare kalmadı, Gel de hoşça yanıp yakılayım, Çünkü ben çok hamım, Sevgilim nazlandı da bana, Ben sana ateşim dedi, Ben de evet dedim,
Sen beni yakan bir ateş oldun, Ama sevgin de gönlümde, Senin sevgin olmadan, Bir gül koklasam, Acımadan dikenmişim gibi, Hemen, Balık gibi sessiz sedasız, Ama dalgalar gibi, Deniz gibi çırpınıp duruyorum, Kararım, huzurum yok, Deve gibi senin gamını geviş getirmedeyim, Sarhoş deve gibi ağzım köpürmede, Her ne kadar gizlesem, Söylemesem de, Aşkın huzurunda apaçık, Meydandayım, Tohum gibi toprak altındayım, Topraktan baş kaldırmam için, Baharın işaretini bekliyorum, Varlığı ateşe attık, yaktık, Yeni baştan yokluğa gittik,
Ey kardeş, Şunu bil ki, İyi de kötü de, Varlık dünyasındadır, Yokluğa gittiğimizden ötürü, Biz ne iyiyiz, Ne de kötüyüz, Hayırsız felek, Neyimizi çaldı götürdüyse, Bir gece bekçisi gibi gittik, Çalınanların hepsini ondan geri aldık, Yüzlerce ben ve biz arasında, Biz bir kişiydik, O tekten arpa kadarı bile kalmadı, Biz şimdi yüzlerceyiz, İnsanın kendinden geçmedikçe, Kendine gelmesine imkan yoktur, Bu yüzden biz de kendimizden geçtik de, Sonra kendimize geldik, Aşkın boyuna, posuna göre, Bizim boyumuz kısaldı, Bizim boyumuz, posumuz kısaldıktan sonra,
Biz yüce bir boya, posa sahip olduk, İnsanlığı kemal mertebesini, Hak'tan öğrendik, Biz, Aşk pehlivanıyız, Bu yüzden Ahmet, Ahmet'in de dostuyuz, Varlık levhinde 29 harf vardır, Biz bu harfleri sildik, Ebced içine daldık da, Elif gibi tek kaldık, İlkbahara benzeyen yüzünü gördüm, Şunu fark ettim ki,
Gül senin güzelliğini görmüş de, Kendi güzelliğinden utanmış, Geldin gönlüme yerleştin, Karar ettin de, Ben gönlümü senin yüzünden, Kararsız bir hale gelmiş gördüm, O mahmur, Nergis gözlerini gördüğümden beri, Baştan başa, Nergis gibi göz haline geldim, Ben aşkı, İnsanı bütün belalardan, Felaketlerden koruyan, Muhafaza eden bir kale olarak gördüm de, Bu yüzden aşka gidiyorum, Aşka sığınıyorum, Ben bütün dünya mülkünden, Dünya zevkinden vazgeçtim de, Yalnız senin aşkını seçtim, Hâlemin canı sensin, Kainatta görülen binlerce varlık,
Mal, mülk, her şey, Hepsi, hepsi senin yarattığın şeyler, Ben onları çokluk halinde, Ayrı ayrı görmüştüm, Meğer onların hepsi de birmiş, Senin eserinmiş, Şehrimizden niçin sevgili arayayım, Ben padişahlar padişahının, Dostluğuna ulaştım, Biz senin rüzgarının önünde toz gibiyiz,
Sürüp götürdüğün yere nasıl olur da gitmeyiz, Biz senin ilkbaharının nuriyle yeşiliz, Hararetliyiz, Sonbaharının tesiriyle de sapsarıyız, Soğuyuz, Senin hilminin aksiyle baş eğmişiz, Teslim olmuşuz, Öfkenizin aksiyle de savaştayız, Onunla bununla çekişir dururuz, Bizi yokluğa gönderirsen yok olur gideriz, Keremini çoğaltırsan hepimiz adam oluruz, Dünyadan da üstün ve ileri olanı görünce, İki dünyayı da kırar geçiririz, Aşıkların gözlerinde hem canız hem de cihan, Kötülerin gözlerindeyse ölümüz derdiz, Madem ki sen bize yeter dedin,
Biz gülün ve gül bahçesinin bülbülü olduğumuz halde emrine uyarız, Susarız, Gel, Biz bugün padişaha av olduk,
Ne başımızı ne de alemi düşünürüz, Cüssemizin sivrisinek gibi inceliğine bakma, Biz himmetimizle gururun kanını dökeriz, O mana arslanının elinde ağlıyoruz, Sızlanıyoruz, Ama arslanlara da fillere de üstünüz, Develer gibi eğri büğrü yaratılmışız ama, Deve gibi Kabe yoluna düşmüş gidiyoruz, İki günlük devlete gönül bağlamadık, Ölümsüz devlete erdik, O sayede muradımıza kavuştuk, Güneşle ay gibi hem birbirimize yakınız hem de uzağız, Aşk ve gönül gibi hem gizliyiz hem de açığız meydandayız, Kanlar içinde, Zalim aşkın köpeklerine azık olmak için,
Dağ harcındayız, Dudaklarımdan içimin yanık kokusu geliyor, Ya Rabbi, Ya Rabbi derken ağzımdan duman tutuyor, Gökler bile ağımdan ağlamaya başladı, Her an can vermek benim adetim yolum oldu, Senin uyku ile geçirdiğin gecenin, Benim uykusuz ve feryatlarla geçen gecemden haberi olsaydı, Benim halimi birazcık olsun anlardın, Aşıkların okuyup bilgi elde ettikleri mektep ateştir,
Ateşlerle doludur, İşte ben gece gündüz böyle bir mektebin içindeyim, Yüzünü sapsarı yüzüme koy, Elini göğsüme dayan, Ateşler içinde tir tir titriyorum, Sevgiliye, Kulağına bir şey söylemek istiyorum dedim, Çekindi, Yanağımın yanmasından korkarım dedi, Yeni bir yük çekmedeyim, Bütün bu yükü, bu belayı bir iş için çekiyorum,
Kış mevsiminin dondurucu soğuğuna, Karına, tipisine, ilkbahara kavuşma ümidiyle katlanıyorum, Beni iki yüz şehirden de sürüp çıkarsalar, Ben onun padişahın aşkıyla bu sürgüne katlanırım, Allah'ın aşkı pek sağlam bir kaledir, Ben can yükümü o kaleye çekerim, Onun Nergis'e benzeyen iki mahmur gözü için mahmurluk çekmedeyim, Gönül bir mağara, Temriz-i Şems bir dost, Bir dost için bu mağaranın rahmetine katlanmaya mecburum, Bana nasılsın diyorsun, Nasıl oldu mu ben ne bileyim,
Nerelisin, kimlerdensin diye soruyorsun, Nereli oldu mu kimlerden oldu mu ben ne bileyim, Bana niçin böyle mest olmuşsun kendinden geçmişsin, Hangi büyük kadehten içtin de bu hale geldin diye, Ben ne bileyim, O dudakta ne var ki o dudak yüzünden böyle tatlı dillisin diyorsun, Böyle olduğunu ben ne bileyim, Bana şu dünya hayatında sağlıklı yaşamaktan, Gençlikten daha hoş, Daha iyi ne gördün diye soruyorsun, Ben ne bileyim, Onun yanağında abi hayat gibi parlak bir ateş gördüm, Fakat o nasıl bir şeydi bilemem,
Eğer ben sensen peki sen kimsin, Sen bu musun yoksa o musun, Ben ne bileyim, Ben kim oluyorum da böyle düşüncelere dalıyorum, Sen gönlü merhametle sevgiyle dolu bir can mısın, Ben ne bileyim, Üzüm şarabı istiyorum, Sarhoş,
Mahmur bir arkadaş bulmak arzusundayım, Fakat bana hallaştan bir korku geldi de, Bu yüzden sakiden üzüm şarabı değil de, Mansur şarabı istiyorum, Ey saki yanıma gel, Bana yaklaş, Bugün ben kendimden kendimi uzaklaştırmak istiyorum, Eğer beni mazur gör desem, Evet diyor, Ben seni mazur görmek istiyorum, Benim gözüme bir yol ver de senin gözüne gireyim, Ben başkalarının gözlerine görünmek istemiyorum, Bir an için olsun, Elini yüzünden çek, Ben dünyadayken cennet görmek istiyorum, Huri görmek istiyorum,
Gözüm, gönlüm senden başkasını görürse, Ben o anda gözlerimin kör olmasını istiyorum, Gözüm, gönlüm senden başkasını görürse, Ben o anda gözlerimin kör olmasını istiyorum, Gözüm, gönlüm senden başkasını görürse, Ben o anda gözlerimin kör olmasını istiyorum, Sen gönül hastalığının hekimi olduğu için, Hasta olmayı arzu edersem, Haklıyım, Madem ki sen ölülere can veriyorsun, Mezara girmemi istersem,
Yeridir, Mezarlara girmek istiyorum, Alı var, Her gün ağlasam da yeri var,
Bugün benim efkarım var, Ah bu gönül arz eder seni, Yar seni, Kırmızı gülün pürçeyi aman, Yarınında oynar köşeyi, Neyleyim yarsız döşeyi, Ah bu gönül arz eder seni, Yar seni, Herkes gider, Ve her şey biter,
Senin sevgin, Asla ne gider, Ne de biter, Giden acımasız kaldırımlar, Biten gecelerdir, Her gidenin yerini bir şeyler alır, Her bitenin yeri, Bir şeyle dolar, Senin sevginin yerini ne doldurur, Yerini ne alır, Senin sevgin ölümsüzdür, Sonsuzdur, Uçsuz bucaksızdır, Ah bu gece ne yazmak, Ne de söylemek istiyorum, Bugün, Ben, Ben de değilim, Kendim de değilim, Bu kaçıncı yıkılışım, Bu kaçıncı vuruluşum, Bu kaçıncı düşüşüm,
Bu kaçıncı dirilişim, Bu kaçıncı direnişim, Bu kaçıncı direnişim, Bu da geçer yahu deyip, Bu beklemek, Bu kaçıncı beklemek, Her acıyı çektim, Her derdi gördüm derken, Şimdi başka acılardayım, Bilmedim, Tatmadım, Başka acılarda, Ne gözümün yaşı bitti, Ne gönlümün kanı dindi, Emir taşlar, Gözüm de kendimde değil, Gönlüm de kendimde değil, Hiçbir hakkım yoktu, Sevmelere ve sevdalara,
Hiçbir hakkım yoktu, Hiçbir gözlerin derinliğine, Hiçbir hakkım yoktu, Senin narin ellerini tutmaya, Hiçbir hakkım yoktu, Senin dudaklarından çıkan, Kelamı dinlemeye, Hakkım yoktu sufiliğe, Hakkım yoktu dervişliğe, Mustafa'ya, Suçlu aranıyorsa, Suçlu sensin, Asacaklarsa seni sevdanın uğruna, Varsınlar, Assınlar, Şehrin, Her kapısında, Bir Mustafa daracı kursunlar, Ve her daracıya,
Bin bir Mustafa'yı assınlar, Sen yine umarsızca, Gözlerin dahi değmediği yerlere gideceksin, Kim bilir kimler senin elini tutacak, Kim bilir kimler senin gözlerine bakacak, Kim bilir kimler senin dudaklarından dökülen nameleri dinleyecek, Sen kim bilir kimlerle neşelenecek, Şevk bulacak kılsın, Onlara kim bilir ne kadar mansur şerapları içineceksin, Var şu hayattan, Yıkasın var dünyayı da ahireti daha,
Hayatın durduğu yerdeyim, Ölümün başladığı yerdeyim, Bütün felsefelerin yıkıldığı tam ortasında yerdeyim, Bütün dinlerin buluştuğu yerdeyim, Bütün dinlerin buluştuğu yerdeyim, Bütün inançların kaynadığı, Oynadığı yerdeyim, Şimdi ta ötelerden göklerden bir el beklemekteyim, El beklemekteyim, Dünyaya darım değil ki şehre dar gelmeyeyim, Hayata bolum değil ki ölüme dar gelmeyeyim,
Mustafa ahını dünya çekmemiş gökler mi çekecek, Ahını varlık çekmemiş mahşer mi çekecek, Ahı mı çekecek ne cehenneme, Ne de cennete, Ne darım, Ne bolum. Subhane Rabbiyel Aliyyel Alel Vahhab.
Amin. Salavat salli ala
seyyidine Muhammeden ve ala Muhammed Eyvallah İllallah Muhammedun Resulullah Destur ya Hazreti Allahu Estağfirullah
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.