Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Mart 2022 · 50:57
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikr fâlemennâhu, La ilâhe illâh, Muhammedun Resûlullah, Cemiyen, Enmiyâin, Vel Murselin, Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn, Hu, Eyvallah, İllâllah, Muhammedun Resûlullah, Destur Ya Hazret-i Allah, Hu, Destur.
Her günün başlangıcında sana yüzlerce selam, Sevgilim söylerken de, susarken de sana esenlikler selamlar olsun, Can bakımından baştan başa tertemizsin ama, Beden bakımından tamamıyla gösterişten, hileden ibaretsin, Sen gülsün, dertlere devasın, Dikenden sana esenlikler selamlar olsun, Ben bir Türk'üm, sarhoşum, Türk gibi silah kuşandım, köye girdim, Köy ağasına dedim ki, Sana esenlikler selamlar olsun, O elime bir kadeh şaraf verdi ve dedi ki,
Bu tanınmış, sevilmiş emaneti iyi tut, Aklına başını al, bunun kıymetini bil, Sana esenlikler selamlar olsun, Ben deliyim, divaneyim, Halil İbrahim gibi ateşler içinde yandığım halde, Durumdan şikayetçi değilim, Cehennemin kapıcısı Malik'e, Sana esenlikler selamlar olsun derim, Dışarıdayken herkese selamlar ediyorum, Alem selamımla doldu, Sevgili ile mağaraya girince de, Sana esenlikler selamlar olsun derim, Dünyada görünen bütün şekillerde, Suretlerde büyük sanatkarlar tarafından ortaya konmuş, Bütün şaheserlerde onun sanatı var, Her şey onun ilhamıyla yapılmıştır, Dolayısıyla onun eseridir,
Ey yuvasında istirahata çekilmiş çalışkan karınca, Gecen hayırlı olsun, hoş geçsin, Ey yılan, Sana da esenlikler selamlar olsun, Bütün yarattıklarını sevdiğin, Onlara çeşitli ihsanlarda, Lütuflarda bulunduğun gibi, Yarattıkların bütün varlıklar seni sevmede ve tesbih etmektedirler, Davut'un tahtı üstünde, Canım sana feda olsun der, Hallâc-ı Mansûr Hazretleri de dar ağacında, Sana esenlikler olsun, selamlar olsun Rabbim diye seslenir, Sana müştak olan, Seni çok özleyen, Senden hiçbir şey istemeksizin, Hiçbir şeyi arzu etmeksizin, Sana candan selam verir,
İhtiyacı olan da, Çaresizlik içinde sana selamlar olsun der, Padişahlar, merasimler tertip ederler, Davullarla, bayraklarla sana selam verirler, Hastalar ızdıraplar içinde, Ateşler içinde kurumuş ağızlarında, Dillerini zorluklarla oynatarak seni hatırlarlar, Sana selamlar yollarlar, Can şarabını içince, Meyhaneciye elbisemi rehin olarak verdim, Senin aşkınla mest olmuş biri beni görüp, Sana selamlar olsun demesi üzerine, Ben bütün varımdan, yoğumdan soyundum, Bu sene senin ay yüzünden öyle hoş, öyle mutlu ki, Gurura kapılmış da, Geçen seneye yüzünü döndürüp, Sana selamlar olsun diyemiyor,
Senin mızrabının vuruşundan duyduğu zevkten ötürü, Feleğin çengi öyle kendisinden geçmiş ki, Her an başını çengin üstüne eğiyor da, Ey tel diyor, Sana esenlikler, sana selamlar olsun, Şu yalancı beye bak, Süslü eğerini vurmuş, Ata kurulmuş, gösteriş peşinde, Başına da altınlarla süslenmiş, Bir sarık sarmış, O kendini öyle güçlü görüyor ki, Ölümü bile inkar ediyor da, Ecel neredeymiş, Gelsin bakalım diye, Söylenip duruyor, Ölüm ise, İşte ben buradayım diyor, Ve altı yönden ona koşup geliyor,
Ecel ona der ki, Ey eşek, Nerede o debdebe, Nerede o şatafat, Nerede o ihtişamlı yürüyüşün, Nerede o büyük burun, O kendini büyük görüşün, Nerede o kinin, nefretin, Nerede o etrafını alan güzeller, Nerede zevk-ü sefa, O cümbüşler, O kuş düğünden yatak, Halıyı, kilimi kimlere verdin, Şimdi yastığında da, Toprak döşeğinde, Aşırı derecede yemeği, içmeyi bırak, Uyuyup rahat etmeyi azalt, Gerçek dini arada, Depdebeden, ihtişamdan, Gösterişli merasimlerden uzak, Ebediliğe eriş, Ey ilahi, İnci gübre içine düşürmüş zavallı,
Şu canı cansız bırakma, Bedenindeki canı bilmemezlikten gelip, Hayvanlar gibi cansız yaşama, Allah'ın verdiği şu ekmeği, Gübre haline sokma, Biz inci aramak için, Şu gübreliğe girmişiz, Kapanmışız, Ey kendini gören, Kendini beğenen, Ey baş çekip gururlanan gafil, Sen de başını, Belini bük de, İnci ara, Allah erini görünce, İnsanlıkta bulun, Ona yardım et, Eziyete, sıkıntıya, Belalara uğrayınca, Sabret, Yüzünü ekşitme, Ey beden, Benim bu sözlerim, Kendimi kınamam içindir, Şiirin başında geçen, Bey de benim, Bilmiyorum ki ben,
Ne zamana kadar şundan, Bundan, İyiden, Kötüden bahsedip duracağım, Bir gece gönlün selamını, Almak arzusuyla,
Kapısını çaldım, İçerden, Kimdir o sesi geldi, Kapıyı çalan, Senin gönlünün kölesidir dedim, O içerideki, Ay yüzünün, Nurunun şulesi, Kapının aralığından, Yol üstüne, Gönüle, Göze düştü, Gönül mahallesi, Gönlün yüzünün, Dalga dalga, Nuri ile doldu, Her taraf nurlandı, Güneş ile ay, Gönlün değersiz birer, Kadehi oldular, Gönülden bir haber gelince, Gökyüzüne bir gürültü düştü, Varlık, Kainat, Eline bir meşale aldı, Halk, Duygularının zincirinden kurtuldu, Her tarafı göz kamaştıran, Şaşılacak bir nur kapladı, Kürsü de,
Arş da, Gönlün nuru ile aydınlandı, Ruh, Gönlün selamını almak için, Kapısının önüne oturmuş, Gönül damını gözlüyordu, Kalender insan değildir, İşte sana kısa özlü bir söz, O, Baştan başa bakıştır, Görüştür, Gönül, Susarak konuşur, Bütün kainat, Varlıklar, Gönlün sarhoşu, Dokuz göğün konakları, Gönle ancak iki adımlık yoldur, Ben o tertemiz yüze, O güzel yüze bakınca,
Kendimden geçtim, Ona dedim ki, Ne kadar da güzelsin, Sende ilahi bir güzellik var, Binlerce güneş, Binlerce göz, Binlerce çerağı, Senin kulundur, Kölendir, Ey Gönül, Canlar senin parıltından, Meydana gelmiş gölgelerdir, Ey Gönül, Güzellik zamanla gelir geçer, Sonu yoktur, Halbuki senin güzelliğinin, Zamanı da aştı, Sonu da aştı, Ey Gönül, Periler, Cinler önüne geldiler, Sana hizmet etmek istediler, Melek de, Yıldız da, Gökyüzü de, Sana secde ediyorlar, Hangi gönülde, Senin kulun ve kölen olduğuna dair, Bir damga,
Bir işaret yok, Hangi dert, Hangi gam vardır ki, Sen ona derman olmayasın, Ey Gönül, Zevali olmayan hazineler, Senin emrinde, Yokluk aleminde, Hangi hazine var ki, Senin olmasın, Ey Gönül, Senin aşkınla yanıp yakılanlara bak, Onlardan yüz çevirme, Çünkü bakışlarında yanıp yakılmaya giderken, Gideren, Ne gözler, Ne devalar vardır, Bihanın zarif, Kibar,
Nazik, Güzel varlığı, Sana selamlar olsun, Esenlikler olsun, Senin hastalığın da, Sendendir, Sağlığın da, Sendendir, Bundan şüphe etme, Derde düşmüş kulunun devası nedir, Söyle, Lütfedip, Dudaklarından bir öpücük bağışlamak, Senden harfsiz, Sözsüz bir ses, Seda çıkmıyorsa da, Dünya nasıl oluyor da, Lebbeyk sedaları ile dolu, Bedenimle yanında değilim, Sana hizmette bulunamıyorum, Ama ruhum ile gönlüm senin yanındadır, Sendedirler, Tövbe, Topal ayakla sefere çıktı, Sabur da dar bir kuyunun içine,
Baş aşağı düştü, Çenk, Sesler çıkarmaya başlayınca, Ben ve sakiden başka kimse kalmadı, Akıl, Divane gönlü kendisiyle savaşta görünce, Dışarı fırlayıp gitti, Aşk meyhanesinin sadrı, En yüksek yeri, Yüksek makam hırsından, Namdan, Şöhretten, Kendisini kurtaranlar içindir, Gönlünü dünya hırsından, Düşünceden kurtarıp da, Onu rahata kavuşturan kimse, Timsahın sırtını, Kendisine gemi yapar, Ey güzel varlık,
Durmadan, Dinlenmeden, Şarap kadehini döndür, Bizlere sun, Meclis kurulmuş, Çenk çalmada, Sazlar namelenmede, İnlemede, Fakat bu meclis, Üzüm şarafı içenlerin meclisi değildir, Bu meclis, Ruhların meclisi, Sakimizde gayb aleminin sakisi, Meclistekiler, Gayb aleminin kokusunu almada, Fakat bir renk görmemedeler, Sen bu meclise gel de, Bir katre kandı, Gönül sahrasını seyret, O daracak yerde, Uçsuz bucaksız bir sahra, Hakkın aşkıyla, Mest olmuş kişilere, Durmadan şarapsun, Çünkü orada kavga yoktur, Sevgi vardır, Ezel meclisinde,
Elest gününde, Allah onlara, Öyle bir sevgi kadehi, Göstermiş ki, Onlar bu dünya güneşinin, Kadehini, Yani üzüm suyu, Şarabının kadehini, Ellerini almayı, Ayıp bilirler, Günah sayarlar, Sen diyorsun ki, Elsiz, Şişesiz sunulan, Şarabı kim görmüştür, Böyle şarap olur mu, Sen, Şu gece yarısında, Düşün, Seyret de gör, Karanlık gecenin, Zenci sakisinin, Sunduğu, Uyku kadehiyle, İnsanlar sarhoş olmuşlar, Kendilerinden geçmişler, Yataklara serilmişler, Gönül, Ay yüzlü güzelim,
Lütuf üstüne, Lütuflarda bulunuyor, Bu yüzden, Bir yerde duramıyorum, Kararsızım, Gönlüm, Ağabı hayat kaynağında, Bedenim, Lale bahçesinde, Ey gönül, Gel de gör, O bahçede, Her ağacın gölgesi altında, Gönülleri çeken, Ay yüzlü bir güzel, Gül yanaklı, Sevimli bir dilber oturmuş, Padişahın yüzünü, Görmek için bekliyorlar, Ey gönül, O öyle bir padişah ki, Ruh güzellerinin de, Beden güzellerinin de, Kendi güzelliğinin aşkından, Sevda kıvılcımları düşürmüş, Ey gönül, O büyük yaratıcı, Narının içindeki tanelere gibi, Kulların gönüllerine neşeler,
Ümitler doldurmuş, Ey gönül, Padişahın güzellere, Kendi öz kadehiyle, Şarap sunduğu, O halvette, Ruhul emin bekçidir, Hızır da perdecidir, Ey gönül, Onun en değersiz kulu, O meclisten mest olarak, Çıkınca, Artık o dünya malına, Zenginliğe, Mevkiye, Şöhrete, Yukarıdan bakar, Onlara hiç önem vermez, Ey gönül, Sen bu cihanı, Onun bahçesinde olarak bil, Herkes, Her varlık, Bu bahçede rızkını, Nasibini bulmaktadır, Bu alemi de, Onun pek büyük bir mağarası say, Onun lütfu, İhsanı geldiği zaman, Seni o karanlık mağaradan,
Dışarı çıkarır, Çıkarır da, Toprak, Su, Hava, Ateş, Birleşiği, Birleşiği içinde, Sana ne gül bahçeleri, Reyhanları, Türlü türlü şakayet çiçekleri, Menekşeler, Laleler hazırlar, Şu kara topraktan biten, Başkaldıran çiçekler de, Onun güzelliğinin nakisleri vardır, Onların hepsi de, Onun lütfi ile bitmedeler, Sen burada topraktan çıkan, Mahsulleri yemekle meşgulsün, Sanki toprak yiyorsun, Halbuki senin rızkın göklerdedir, Ey gönül, Senin burada ne işin, Ey gönül, O padişahlar padişahının, Aşkıyla el çırp, Oyna, Onun bir öpücüğüne nail olabilirsen,
Dünyanın bütün belaları, Bütün felaketleri, Defolur gider, Ey gönül, Şimdi ayağımda, Ayrılık ateşinden, Bir bağ var, Çok da zayıf düştüm, Ama sevgiliyi andığım zaman, Onun ile, Onun aşkı ile mest olurum, Ey gönül, Onun aşk koparan şivesi ile, Ağlayıp inlemeye başlar, Çenk gibi, Binlerce name çıkarırım, Gönlü ihsan eden aziz varlık, Sen lütuflar sahibisin,
İhsanlar sahibisin, Gönüller avlıyorsun, Benim gönlüm, Senin yarattığım, Güzellikler ile huzura kavuşuyor, Ey iki alemin de, Kendisine kul köle olduğu, Üstün varlık, Biz senin ikramınla diriyiz, Ey adının verdiği hayatla, Gönlün adına can olan, Onu dirilten aziz varlık, Gönül bedenin etrafında, Bir halka oldu, Onu sardı, Gönlüm bedenimin hırkasını giydi, Sonunda her ikisi de sende gark oldu, Ey gönle lütuflarda bulunan güzel, Ey gönül deryasının incisi, Senin karşında, Canın da, Gönlün de ne önemi var, Gönül geceleri seninle aydınlıktır,
Gönlün gündüzleri de seninle mutludur, Aklı külün dergahından davul sesleri geliyor, Şimdi gönlün fermanı, Hüküm sürmededir deniliyor, Ötelerden gökyüzü, Ordusu gelmede, O ordunun kılıç vuruşundan, Padişahın, düşmanların öldürüşünden ötürü, Ovalar kanla doldu, Yollarda kan akıyor, Gök ordusunun saflar yaran saldırısı yüzünden, Beden şeytanlarının başları ezildi, Padişahın namına hutbe okunmaya başlandı, Divan gönlün fermanları ile doldu, Kimin gönlünde bu aşktan eser yoksa, O Allah'ın nazarında çer çöptür,
Taştır topraktır, Aşk taşın gönlünden su fışkırtır, Aşk gönül aynasındaki tozu toprağı giderir, Şafirlik hakkın celal isminin tecellisi gereği savaşmaya, İnsanları birbirine kırdırmaya geldi, İman ise hakkın cemal isminin tecellisi gereği barışmaya, İnsanları birbirine sevdirmeye geldi, Fakat aşk savaşı da barışı da ateşe vermek için geldi, Aşk gönül denizinden baş kaldırır, Ağzını açarsa, Timsah gibi iki dünyayı da yutuverir, Aşk arslan gibidir, Ne hiledir ne de kurnazlıktır, O bazen tilkileşip bazen kaplanlaşmaz,
Aşktan yardım üstüne yardım gelince, Can kapkaranlık daptaracık bedenden kurtulur, Aşk daha başlangıçta bile baştan başa şaşkınlıktır, Hayran olmaktır, Akıl aşka karşı şaşırır kalır, Can ise abdallaşır, Ey seher rüzgarı, Benim gönlüm bende değil Tebriz'dedir, Daima eserek Şems Hazretlerine bizim hizmetimizi bildir, Uykudan uyan kalk,
Çengi düzene koy, O ay yüzü gül renkli fitneyi yürüt, Aşk ne uyku bıraktı ne sabır, Aşk ne nam bıraktı ne de ağır, Akıl binlerce hırkayı yırttı, Edep binlerce fersah uzaklara kaçtı, Düşünce ile gönül öfkeli oldukları halde beden şehrinde beraber kalıyorlar, Halbuki ay ve yıldızlar kıskançlıktan ötürü birbirleriyle savaşa girdiler, Yıldız savaşa girmiş, Ayrılığı yüzünden bu alem ona dar gelmeye başlamış, Ay diyor ki onun güneşi olmadıktan sonra, Ben neden boşu boşuna gökyüzünde solgun, Hüzünlü ışıklar yayarak gezip duracağım,
Varlık pazarı onun hakiki olmadıktan sonra, Varsın harap olsun, Taş üstüne taş kalmasın, Ey binlerce ada, sana sahip, Ey kadehi güzel aşk, Binlerce fikir sahibine, Hünerli kişilere fikir bağışlayan, Hüner ihsan eden aşk, Bütün dünya sanatkarları senden ilham almada, Senin tesirinle eserler ortaya koymaktadırlar, Bütün güzel şaheserlerin ortaya konulmasına, Sebep olan sensin, aşk, Bu gönül evinde bulunan kimdir diye gece yarısı bağırdım,
Bir ses, İşte benim dedi, Sen kimsin dedim, Ayın da güneşin de yüzümü görüp, Utandıkları güzel benim dedi, Bana, Neden bu gönül evi böyle çeşitli şekillerle, Hayallerle dolu dedi, Ey ay yüzüne dünya güzelliğinin bile hayran kaldığı, Hasret ettiği dilber dedim, O gördüğün şekillerin, hayallerin hepsi de oraya, Senden aksetmiş, Peki dedi, Şu benim ciğerimin kanına bulanmış olan şekil de nedir, Bu dedim, Benim şeklim, Gönlü yaralı, Ayağı beden balçığına saplanmış, Bu değersiz kulunun şekli, Ben, Canın boynunu bağladım,
Sevgilinin kapısına götürdüm de, Bu, Aşk suçlusudur, Sakın bunun suçunu bağışlama dedim, Sevgili bana bir ipucu verdi, Bu aşk ipidir, Ucu fitnelerle, Hilallerle doludur, Bunu tut, Çek, Ben de çekeyim, Hem çek, Hem de koparma dedi, Hem çek, Hem koparma, Sevgili hiç beklenmedik bir zamanda,
Ansızın çıkar gelirse, Ne mutluluktur, O güzelliğiyle, Kendisini çekemeyen güzelleri, Haset ateşlerine atık yakarsa, Ne devlettir, Dün, Sevgili tövbe eden, Binlerce kişinin, Tövbelerini, Güzelliğinin etkisiyle, Bozdurmuştu, Bugün de aynı şey olursa, Ne mutluluktur, Ona gönül verenler, Onu görmek ümidiyle, Grup grup kapısının önünde, Oturmuşlar, Bekleşiyorlar, Lütfeder de onlara, Şöyle bir görünürse, Ne mutluluktur, O kılıçlar kuşanmış, Savaşı hazırlanmış, Ayrılık ordusunun, İçine dalsa da, Vuslat ordusunu, Zafere kavuştursa,
Ne mutluluk olur, Binlerce güller açılır, Onların güzelliğinden, Dikenler sarhoş olur, Bu durum karşısında, Gam bile güler, Kahkahalar atmaya başlarsa, Bu ne saadettir, Aşk, Harekete geçince, Beden çivikleşir, Acele hemen, Elsiz ayaksız, Gökyüzünün etrafında, Koşmaya başlar, Bu ne saadettir, Şu gönül, Bugün dünden de,
Daha beter bir halde, Bugün gönlüm, Yeni bir sevda ile, Başka bir renge boyandı, Dün gönlüm, Gül fidanın altına oturmuş, Durmadan şarap içiyordu, O yüzden olacak, Bugün bambaşka bir halde, Senin aşk neyin, Bu perdesinde, Bir hayli bekledin, Gönlüm aşk neyinin, Zevkiyle tatlılaştığı, Şekere döndü, Ey ipek kaftanlar, Giyinen sevgili, Ben senin beline, Kemer gibi sarıldım, Ey tatlılıklar, Lezzetler denizi, Senin aşkından, Bu beden, Sedef'e dönmüştür, Şu gönülde, O Sedef'in içindeki inci, Her müminin benlik evi, Madem ki senin aşkınla,
Harap oldu, Yıkıldı, Bu kargaşadan ötürü, Bu gönülde, Her an benlik kapısından, Çıkıp, Varlık damına yükseldi, Tebrizli Şems, Hak güneşi gibi parıldıyor, Onun güneşinin parıltısından, Şu gönül, Seher vakti gibi olmuştur, Gönül sevdası ile geçti gitti, Benim gönül gamından,
Bir korkum yok, Gönül benim canıma, Saldırmak için kalkmış gelmiş, Cansa, Bakalım gönlün meramı nedir, Ne yapacak diye, Oturmuş kalmış, Gönül, Din halkasından kaçıyor da, Güzellerin saçlarının, Büklümü halkasında yer ediniyor, Gönlümle oynayanın, Gönlümü perişan edenin, Etrafında dönüyorum, Onu terk edemiyorum, Çünkü gönül kavgasında, Benim yardımıma koşacak, Ancak odur, Başkası değil, Sabah olsun da, Gönlün yüzünü, Bir defa olsun, Göreyim diye, Geceleri uykuyu, Gözlerime harap ettim, Gönlüm boyunu, Posunu göreyim diye,
Eğilmekten boynum yay gibi oldu, Öteki dünya, Gönül güneşinin, Parıltısından bir parıltı, Bu dünya ise, Gönül denizinden bir damla, Ağzını kapa, Dudaklarını yum, Çünkü gönül feryatları, Dilsiz dudaksız olarak, Göklere yükselmede, Muhammeden Resulullah, Destur ya Hazreti Allah,
Huuu, Destur. Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Vel az, İnnel insana lefî khus, İllâllezîn âmenû ve Sâlihâti, Wetevâsâbil haq, Wetevâsâbil haq,
Wetevâsâbil sâb, Sadakallâhul âmî, Sübhâne Rabbíke, Rabbil izzetî ammâ yâsifû, ve selamun ala murseli velhamdülillahi rabbil alemî subchuck stesso alaliyelal vahhab amin elhamdülillahi alhamdülillah elhamdülillahi azalilemen a-meen
salatu vaccines Amin. Amin. Amin. Amin.
Allah Celle Celle Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.