mustafaozbag.org

DİVAN-I KEBİR OKUMALARI - 04.01.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 5 Ocak 2022 · 55:45

Eftan-ı zikr fâleminnehu, lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ Garip bir misafir olarak kabul buyur.
Beni bir emir, bir başbuğ olarak görme de, Senin kapında hizmetçi olan birisi say. Susuzluk hastalığına tutulmuş gibi, Senin aşkına susamış olan ben zavallıyı, Sen susamış bir hasta yerine koyma da, Ayırt etmeden herkese sunduğun rahmetinin, merhametinin, Şifa ilacından bana da sun. Sen beni güzel yüzüne aşık olmuş, Onun nurunun özlemini çeken biri sanma da, Her taşın güneşten bir nasibi, bir payı olduğu, Işığını bana da düşür. Sen beni suçlarının bağışlanması için tövbe etmiş biri sanma, Ama sen affedicisin, senin lütfun, ihsanın, Suçluların suçlarını yakmaz mı?
Madem ki senin yardımın olmadıkça, İki yüz kanatla da olsa uçulamıyor. Sen beni böyle bir tuzağa düşmüş sanma, Sen uyuyanları rüya alemine götürmedin mi? Onlara gizli bir temaşa, gizli bir seyir seyran bağışlamadın mı? Ne olur senin sevdana kapıldığı için uyuyamayan ben zavallıyı, Uyanık değil de uyur say, Beni de gizli aleme götür, Hiç olmazsa hayalinle beni sevindir.
Mecnun, senin yüzünden aklını kaybedip, Bağ bahçe bulmadı mı? Delilikten hoşlanıp, Sakın akıl aramayın, Akıl yoluna düşmeyin demedi mi? Madem ki senin mest gözlerin herkesin aklını alıyor, Gönlünü harap ediyor, Sen benim Mecnun gibi aklımı alıp, Beni mutlu etmen için ne olur? Ay gibi nurlu olan yüzünü, Nar gibi olan yanağını benden gizleme. Coşup köpüren, dalgalanan, Uçsuz bucaksız bir denize benzeyen aşkı, Şekilsiz sayma, Şu resimler, şu şekiller, Zaten hep aşkın resimleri, aşkın şekilleridir. Sen beni şu dönüp duran gök kubbesine eş sanma, Onunla beni bir tutma, Ben Bağçık'tan yaratılmış, Öyle bir toprak harmanıyım ki, Ay bile bana hayran olmuş da etrafımda dönüp duruyor, Senin yanında ben hoş bir haldeyim, Evimi yık gitsin, Ben Tatar ülkesinin miskiyle değil, Senin kokundan mest olmuşum, Putçuya söyle, Artık put yontmasın, Benim gönlüm putane oldu,
Başımda şaraphane, Şarap yapılan yer oldu, Meyhaneye gitme, Sevgilim, Yeni baştan cefaya başladın, Dediğini yapmadın,
Sözünde durmadın, Bunu hatırla, Karanlık gecelerde beni yapayalnız, Uyanık bıraktın da gittin, Yatağında hiçbir şey olmamış gibi, Rahatça uyudun, Bunu hatırla, Düşmanın kulağına bir şeyler söylüyordun da, Beni görünce gizledin, Bunu hatırla, Düşmana karşı diken olacağım dememiş miydin, Gittin ona karşı gül oldun, Açıldın, Saçıldın, Eteğine sıkıca sarıldım, Yalvardım yakardım, Sen eteğini sertçe çektin, Beni bırakıp gittin, Bunu hatırla, Sana yumuşaklıkla sitemler ediyordum, Sen ise bana ağır sözler söylüyordun, Bunu hatırla,
Birçok defalar düştün, Seni elinden tutup ben kaldırdım, Bundan sonra dikkatli ol, Bir defa daha düşebilirsin, Bunu hatırla, Gerçekten de biz senin gönül gözlerini açtık, Siz şimdi gizli şeyleri görmeye bakın, Gerçekten biz şimdi sizin aranızda bulunmadayız, Yardıma gelenden müjdeyi bekleyin,
Ey seher vakti esen, Ötelerden gelen, Ey hoş haberler getiren rüzgar, Müjdeyi ver de gönlümü al, Ey müjdeci, Elimde bir canım kaldı, O da sana feda olsun, Onu da al, Senden manevi bir bakışa nail olunca, Bizi öldürmek için çekilen kılıçlar, Bize kalkan olur, Zırh olur, Yıkık yerler gül bahçesine döner, Dünyanın gözü aydın olur, Ey ısıracak dişleri kalmayan kahır, Ey kötürüm olduğu için yanımıza gelemeyen gam, Ey yüzlerce defa güldükçe gülen lütuf, Canlar zafere kavuştuğu için can da gülme de cihanda, Zevkim, sefam göçüp gittiyse de,
Aklım uykusuzluktan dağıldıysa da, Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki, Yine de ruhum ondan vazgeçmedi, Allah'a yemin ederim ki, Yine de canım onun lütfunu inkar etmedi, Sanki ben onun bulutuyum, O da benim ayım, Sanki o benim gündüzüm oldu da, Ben ona geceyim, O benim canım, Ben de o canım bedeniyim, Velhasıl o güzelliğe, O parlaklığa ben hayranım, Canım daima hayranın olayım senin diye yalvarıp duruyorum, İşiteni duyanı olmayan, Kabul edilmeyen duadan, Şefaatçi bulunmayan günahtan, İlacı, hekimi ele geçmeyen dertten,
O gümüş rengi bedenli sevgili olmadığı için, Yüzün sararıp solmasına, Ah olsun, Yazıklar olsun, Gümüş rengi bastı, Gece oldu,
Oldu ama bu gece benim için değil, Yabancılar içindir, Çünkü sevgilimin yüzünün, Nuri ile benim gecelerim, Gündüz olarak geçmektedir, Bütün dünyayı dikenler kaplasa, Bütün dünya bahçeleri, Çiçekler yerine dikenlerle de olsa, Fakat sevgilimin sayesinde, Biz dikenler arasında değil, Gül bahçelerine dalmış oluruz, Dünya zelzelelerle harap olsa, Yahut da baştan başa mamur ve abadan olsa, Bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmez, Çünkü biz, Kendimiz sevgilinin aşkıyla mest olmuş, Harap olmuş yerlere serilmişiz, Onun hiçbir şeyden haberi yoktur,
Çünkü insanın bir şeyden haberi olması, Onun büsbütün mellül olmasına, Bıkmasına, usanmasına sebep olur, Ama haberlerin aslı şu ki, İnsan ilahi aşkla öyle mest olmalı ki, Hiçbir şeyden haberi olmamalıdır, Ölümsüz can, Ölümsüz can, Ey muradına ermiş padişah,
Ey her talihi ölmüş kişilere ruh bağışlayan, Ey bütün dünyaya güneş olan güzel, Bu dünyada, öteki dünyada, Her ikisi de senin emrinin kulu, Kölesi olmuşlar, Sana boyun eğmişler, Eğer istemiyorsan, Onları birbirine vur, İkisi de dağılsın gitsin, İstiyorsan onları koru, Mamur et, Varlık alemine, Yokluk güneşinin nurunu düşür de, Herkesi cennet nimetlerini istemez, Ve cehennem ateşinden korkmaz, Bir hale getir, Yoksulluk ile övünenleri, Can korkusundan kurtar, Şu dünyada görünen bütün, Fani güzellikleri, Resimleri, Nakışları,
Onları yapanın uğruna feda et, Allah'ım, Lütuflarındaki, İhsanlarındaki bu sırları, Herkes anlamaz, Onları ancak yoklukta mahvolan, Varlıktan tamamıyla kurtulan, Kişiler anlar, Kaderin o kıvılcımlı belalar ateşinde, Gönlün kırmızı altın gibi, Güldüğünü gören kişi, Çekinmeden, Teksinmeden, Canını feda eder, Sen kendin, Asıl altın ve inci madenindensin, Artık dünyada, Kimyalara başvurarak, Bakırları altın haline getirerek, Zengin olmaya uğraşmak, Senin için ayıptır, Ta ki,
Şarap kadehini, Bir kere daha doldur, Dünyada da, Ahirette de, Senin gibi sadık bir dost, Yoktur, Sen, Meclisimize geldin, Yüzünü gösterdin de, Aklı da, Fikri de aldın, Artık, Can Mansur'una, Her taraf, Bir başka dar ağacı oldu, Can, Senin yüzünden, Deli divane oldu, Gönül de, Deniz halini aldı, Artık, Gönül nasıl olur da, Başka bir sevgiliye döner bakar, Aşıklar meyhanesinde, Can, Sakilik etmektedir, Bu yüzdendir ki, Aşıklar gibi mest olmuş, Kendinden geçmiş kişiler bulunmaz, Aşk yolunda yürür, Yol alırsan, Bilirsin,
Anlarsın ki, Bu dünyada, Gördüğünüz bu bağlardan, Bu gül bahçelerinden, Başka bağlar, Başka gül bahçeleri de vardır, Gönül ansızın beni aldı, O tanınmış aşk otağına götürdü, Ben aşk otağındaki, Sultanın yüzünü görünce, Kendimden geçtim, Gönül de bir başka şekilde, Kendinden geçti, Dünyayı güzel eserlerle, Süsleyen eşsiz sanatkarın, Aşkıyla geçmeyen ömrü, Sen ömür sayma, O kaybolup gitmiştir, Hak yolunda, Hakikate varmak, Sözde olmaz, İnandığını yaşamakla olur, Hak yolunda yürüyen aşık, İlahi sevgiyi, Gönlünde hissedince,
Onun için, Baht da budur, Devlet de budur, Zevk de budur, Yaşayış da budur, Onun için, Bu aşktan, Bu sevdadan, Başka bir alışveriş, Başka bir kar yoktur, Deniz, Aşk yüzünden coşar, Köpürür, Kuş, Bu yüzden öter, Onların hepsinin de dileği, Bu aşk tuzağına, Her an yeni bir avın düşmesidir, Allah, Dünyayı gizli bir hazine gibi, Meydana çıkarınca, Sevdalarla dolu olan, Her baş, Boş durmadı, Onu bulmak için, Dünyada başka şeyi, Meydana getirdi, Şu dünyada, Nerede olursa olsun, Bir güzel varsa, Bir güzel varsa, O gece gündüz,
Kararsızdır, Kendi güzelliğine, Bir alıcı arar durur, Nerede bir ay yüzdü, Nerede bir mis kokulu varsa, Kendine ağlayıp, İnleyen bir aşığı, Müşteri gibi beklemektedir, Şu anda, Şu nefeste ben, Onun mesliğim, Başka bir gün, Şu terü taze perdeden, Sırlarla dolu, Başka gazeller söylerim, Aşk sırrından haberin varsa, Canını ver de sevgiliye,
Öyle bak, Aşk kıyısı, Dibi bulunmayan, Büyük bir denizdir, O denizin suyu, Baştan başa ateştir, Dalgası da incidir, Onun incileri sırlardır, O sırların her biri de, Hak yolunda yürüyen, Yolcuya, Manalar alemine götüren, Bir kılavuzdur, Dün gece, Mest olarak uyumuştum, Gece yarısı, O ay yüzlü sevgili, Yanıma geldi, Ay ışığında, Sapsarı yüzümü gördü de, Acıdı ve sapsarı yüzümü, Gözyaşları ile ıslattı, Merhameti de bana, Vuslat şerbeti sundu, Bedenimde bulunan, Kılların her biri, Ayrı ayrı can buldu, Bizim şiir okumamıza,
Gazel okumamıza, Laf atan, Heva hevesine, Düşmüş olan Zahid, Biz Zahid'li, İki güzel kirpi nuruna, Feda ettik de geldik, Ey bizim şaraptan, Meyhaneden bahsettiğimize, Kötü söz söyleyen Zahid, Biz, Mansur küpüne düşüp, Meyhanenin kendisi olduk, Senin takvanı, İki damla gözyaşına, Attık gittik, Oturduğun yerde, Bize fetva veren, Boş Zahid, O yolda, Yaralı gönlümüzün, Yarasına tuz bastık da,
Sevgiliye doğru, Kulaç attık, Sen şimdi oturmuşsun kenarda, Bizim şiirimize, Gazelimize, Laf söylemektesin, Biz, Her şehirde, Gazelde, Sevgiliye'ye, Derdimizi anlatmaktayız, Senin, Yaptığın ibadetleri, Tuttun oruçları, Kıldığın namazları, Biz, Hiçe saldık, Yürüdük, Sen kendini var görmektesin, İbadetini var görmektesin, Kendince mezhebini karıştırmışsın, Meşrebini karıştırmışsın, Biz, Meşrebide, Meşrebide, Sevgilinin önüne koyduk, Kendimizden geçtik, İmanın kemalini bulduk, Sana bu kadar söz yeter,
Aşıklıkta bir başka kapı açıldı, Şimdi, Yusuf'un güzelliğinde, Bir başka parlaklık, Bir başka güzellik var, Aşk yolunda, Gözü kapalı, Olmayan uyanık, Onlara müjdeler olsun, Ben, Dün gece, Bambaşka bir rüya gördüm, Hak yolunda, Yürüyenlere, Şu sebeplerden başka, Sebepler hazırladı, Bulutlardan, Şarap yağmasa bile, Yaşayış, Başka bir, Abi hayat elde etti, Dostlar, Huylarını değiştirdiler, Asabi, Serkeş oldular da, Allah, Bize huysal, Başka dostlar, İhsan etti, Aşıklara, Başka mümbit bir ova, Bir başka su dolabı verdi de,
Onlar aşk yeşilliklerini, Yeniden yeşerttiler, Eğer aşk senin adını, Kötüye çıkarırsa, Gam yeme, Aşkın başka adları, Başka şanları da var, Sufi söz, Harf bilmese de bilmesin, Aşk derdini anlatan, Başka bir bab, Başka bir bölüm var, Geçtik sözden de, Heceden de, Cümleden de, Geçtik şiirden de, Gazel'den de, Sevgiliyi gören, Göz gerek, Sevgiliyi görmeyen, Göze ne gerek, Sevgiliyi demeyen, Dile ne gerek, Sevgiliye koşmayan, Aya ne gerek,
Sevgilinin elinden, Tutmayan ele ne gerek, Sevgilinin dudaklarından, Şekerin haberi var mı, Yüzünün nurundan, Güneşin, Ayın haberi var mı, Onun nefesine karşı, Gül bahçelerinde esip duran, İlkbahar rüzgarı, Ne söz edebilir, Ya onun yüzünden, Alt üst olmuş, Ayrılık acı vardır da, Başka kavimlerin,
Biz doluşumuzdan, Ne haberi var mı, Söylenir dururlar, Söylenir dururlar, Söylenir diye sordu, Anmışın gönlümden, Beni sevme, Seni sevdim, Ben istersen bana, Sevgili ol, Başka eşik de yok,
Başka gidecek mi, Çok kurnazsın, seni seven de kurnaz. Sakın şu işi vuslat rüzgarına bırak, onu ısmarla.
Yaşatmanın tadı, zevki, neşesi yoktur. Sen neredeyse biz de oradayız. Bir damarımın bile aklı başındaysa, can damarım kopsun. Bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği beni mesdetti. Yemi dikenlere attım, ayağımı dikenlere bastım. Ey güzel varlık, sensiz yaşayış bana haramdır. Sensiz bahç uyanmaz. Bahçenin hayatı sensin. Hazardan incinmeden başka bir şey değildir. Seni gönlünden çıkaralım. Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah.
Elhamdülillah, elhamdülillah. Amin.
Assalamu Alaikum. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi