DİNİ MODERNİZE ETME ADI ALTINDA İBADETLERLE OYNAMAYI KABUL ETMİYORUM. 12.05.2022
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Mayıs 2022 · 19:53
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batıl, batıl bilip, batılla cihad eden kullarından eylesin. Sünnete uyuyayım kendimce, gene bir soru okuyayım, saat bugün geciktik, inşallah terse başlayayım.
Endüstri, sanat, sağlık vs. birçok alanda modernize edilerek gelişmeler sağlanıyor, zamandan tabi kaynaklardan tasarruf etmek gibi, soru dinde modernize yapılarak, dinin günümüzde daha yaşanabilir, daha da anlaşılabilir hale getirmek mümkün olur mu? Bu maturidini ve sizin modernistlere karşı bakış açınız nedir? Yani zamandan tasarruf etmek için namazı mı yok edeceksiniz? Allah bizi affetsin. Amin. Dinde normalde daha da anlaşılabilir kısmını kabul edebilirim. Evet, daha da yaşanabilir kısmı da kabul edebilirim. Modernize etmeyi kabul etmiyorum. Çünkü bunun arkasından başka şeyler çıkıyor. Yani, evet, yeniden iştahat edilmesi gereken konular var mı? El cevap var.
Tarih boyunca insanların içinde bu zaten olmuş. Adem'den itibaren dinle alakalı insanlar gün geçtikçe gelişen konuma, duruma göre yeni iştahatlar yapmışlar mı? El cevap yapmışlar. Böyle de tecdid etme, yenileme hep bu devam etmiş mi? Evet. Buna İslam dini açık mı? Evet. Bu konuda bir sıkıntı var mı? Yok. Varsa bu işin uzmanları otururlar. Kur'an sünnet tarihinde iştahat edilmesi gereken bir konu var ise iştahat ederler. Ama yaşanması için, hani dinin yaşanması için deyip de herhangi bir kuralı yok görmek veya kuralı kaldırmak, iptal etmek, bunu konuşuyorlar. Modernize deyince bunlar din üzerinde bu mümkün değil.
Bakın bir mesele vardır, o meselede sıkıntı vardır. O sıkıntıyı Kur'an sünnet tarihinde farklı bir iştahatta çözebilirsiniz. Çünkü bir meselede 3-4 tane Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadis-i şerifi var. O hadis-i şeriflerden bir tanesini uygulayamıyorsanız öbürkünden iştahat ederekten uygulanabilir. Zaman zaman bunun örneklerini veriyorum. Bunlar mümkün olması gereken şeyler bunlar. O yüzden hadis-i şerifleri çok önemserim. O yüzden kendi kafasından insanların hadislere böyle işte sahih değildi deyip hepsini de birden veya büyük bir kısmını haşa çöpe atmasına çok aşırı derecede karşı çıkarımın sebebi budur. Yani bir zayıf hadisle amel edebilirsiniz.
Bu zayıf hadistir ama amel edebilirsiniz. Hukuk olmadığı müddetçe. Hukukta zayıf hadis geçerli olmaz. Eğer yoksa başka gidecek kapı yine de hukukta zayıf hadis o zaman geçerli olur. Ama öbür türlü hukukta zayıf hadis geçerli olmaz. Böyle olunca amellerde veyahut da muamelatta bu hadislerden de faydalanmak mümkün mü? El cevap mümkün. Ama bunların amaçları o değil. Bunların amaçları ibadetle ve hukukla alakalı. İbadetle modernize etmek istiyorlar. İşte normal 3-5 vakit namazın vakitlerini geceye toplayacaklar. Yine 5 vakit kılmış olacaksınız namazı. Veyahut da 30 Ramazan oruç var. Ramazan ayı kameri takvime göre dizayn edilmiş. Yılın içerisinde 10 gün 10 gün dolaşıyor.
Onlar işte diyorlar ki kışın tutun sadece orucunuzu. Veyahut da haç var. Haç da oruçla beraber kameri olduğundan o da dolaşır. Dolaştığı için diyor ki hangi ülke kendince ne zaman buna müsaitse o zamana sıraya koyalım. Türkiye'ye ocağı koyalım. İşte şu zamanı bu zamana koyalım. Şu ülkeye bu zamana koyalım. Bunları konuşuyorlar. Modernizeden kastınız insanların kasıtları buysa yok. Dinin özüne dokunmadan Kur'an sünnet dairesinde bugün için yaşanılması zor olan bazı meselelere yine Kur'an sünnetten ölçü alarak yeniden iştahat edilebilir mi? Evet bunu zaten tarih boyunca hem Hanefiler yapmışlar, Şafiler yapmışlar, Malikiler yapmışlar, Hanbeliler yapmışlar ama Hanefiler bu meselede daha ileride olmuşlar.
Çünkü şehir hayatı yaşadıklarından dolayı genelde yukarı Mezopotamya Müslümanları Hanefilerden oluşur ve onlar bu konuda daha fazla iştahat etmişler. Daha fazla insanların önlerine çözüm koymuşlar. Bunu kabul edilebilir bu. Böyle olması lazım. Zaten şu anda Türkiye'deki 200-250 yıldan beri İslam dünyasının sıkıntıya düşmesi veyahut da bazı meselelerde açmaza düşmesinin sebebi bu. Yeni iştahatlar oluşmaması. Hem hakaid noktasında hem de günlük muamele noktasında bu yeni iştahatlar oluşmadığından dolayı sıkıntı. Öbürkü anlaşılmasıyla alakalı o bitmeyen hazine. Kur'an-ı Kerim bitmeyen hazinedir. Anlaşılması da bitmeyen hazinedir. Çünkü Kur'an'ı anlamak bir bütün olarak mümkün değil. Neden mümkün değil?
Buna müteşabihler var. Bu müteşabihler her zaman geçince veyahut da o kimsenin idraki değiştikçe, o kimsenin din algısı veya Ayet-i Kerime'ye bakış açısı değiştikçe müteşabihlere vermiş olduğu mana da değişecek. Ha bunu vasat Müslümanlar için bu önemli mi? Değil. Ama bir Müslüman örneğin kendince bu konuda güvendiği, inandığı bir mürşide, güvendiği, inandığı bir hocaefendiye, güvendiği, inandığı bir alime müteşabihlerle alakalı örneğin ona intisap edebilir mi?
Evet edebilir. Ya da kendisi bu konuda bir şeyler düşünebilir mi? Düşünebilir. Bunlar tamam. Modernizm deyince aklı başka şeyler çağrıştırdığı için karşı çıkıyoruz. Veyahut da dini yenilemek demiyorlar da ne diyorlar? Efendim? Reform. Dinde reform. Hani kalkıyorlar diyorlar ki dinde reform yapalım. Ne yapacaksınız? Ayet-i Kerimeleri mi iptal edeceksiniz? Ne yapacaksınız dinde reform yapıp da? Neyini yok edeceksiniz? Bir taraflarının bir şeyini mi yok edeceksiniz? Veyahut da siyasilerin çok sanki üzerlerine farzmış gibi, çok bu meseleden anlıyorlarmış gibi, çok bu meselenin içindelermiş gibi, kalkıp böyle işte zaman zaman, bütün siyasiler yapıyor bunu.
Dinde reform yapmak lazım. Bin dört yüz yıl önceki hukukla hukuklanmamak lazım. Ne yapacaksınız? Ne yapacaksınız? Bin dört yüz yıl önce fuhuş haramdı. Şimdi haramdan çıkaracak mısınız? Zaten yasayı çıkardınız. Yasak değil fuhuş. Yani ne yapacaksınız? Kur'an'dan ayeti kerimeyi mi kaldıracaksınız? Kur'an'ın yasakladıklarını ayeti kerimelerden mi çıkaracaksınız? Ne yapacaksınız reform edip de? Ne yapacaksınız? Namaz'a salat deyip bazıları böyle zırtabozlar çıkıyor ya, o zırtaboz diyorum onlara ben. Yani Kur'an'da namaz yok, salat var. Eee istediğin gibi salat edersin. Eee istersen işte birine beş kuruş da para vermek salattır. Evet. Salaklar böyle düşünüyorlar. Bunu koyuyorlar önümüze.
Ve bunlar gerçekten okumuş salaklar. Hakaret ediyorum ama hakkınızı helal edin. Artık bunlar böyle benim otuz beş yıl canıma tak etti bunlar. Bunları güzellikle söylüyorsun anlamıyor. Bunları anlatıyorsun yine anlamıyorlar. Bunların böyle bir de avaneleri var. Ya namazı nasıl iptal ederiz? Kılmıyor ya kendisi. Nasıl iptal ederiz? Yoluna bakıyor. Örtünmüyor ya kadın. O yüzden nasıl bunun ortadan kaldırırız diye bakıyor. Ya örtünmüyor, sen örtünmüyor, örtünme. Yani sen neden örtünmüyorsun deyip de senin kafasına kafana silah çeken yok. Hiç olmazsa deme. Örtüyle alakalı bu farz değil deme. Bu örtünmek şart değil deme. İyi örtünmek şart değilse herkes anadan üryan dolaşsın o zaman.
Örtünmek farz değil mi? Değil. Herkes anadan üryan dolaşsın o zaman. Sen örtünmeyi komple farz değil dediğinde, yok örtünmek dediğinde herkes anadan üryan dolaşma hakkı doğar. Eee? Hadi herkes yarın belediye otobüslerine anadan üryan dolaşsın. Örtünmek farz değil. Hadi herkes plaj kıyafetiyle bütün şehirlerde öyle dolaşsın. Memur, amiri, milletvekili, hakimi, savcısı. Madem örtünmek farz değil. Madem özgürlük var. Kur'an'da da yokmuş ya öyle diyorlar ya ayeti kerimede. Bunun gibi.
Ne yapacaksınız? İçki haram, kumar haram, fuhuş haram, falcılık haram, büyücülük haram, gıybet haram, dedikadu haram, faiz haram, çalmak haram, rüşvet haram. Bunları haramlıktan mı çıkaracaksınız? Bir şeyhin peşinden niye gideyim onun cehennemlik olduğu ne malum diyen birisine nasıl cevap vermeliyiz?
Kimse kimsenin peşinden gitmez. Herkes Kur'an ve sünneti din olarak kabul eder. Kur'an ve sünnetin peşinden gideriz. Bir üstad, bir şeyh bizim için Kur'an ve sünneti anlatıyorsa biz onun anlattıklarını kabul ederiz. Biz neden birilerinin peşinden gitmiş olalım ki? Yani bir şeyhin peşinden gitmiyor. Hiç kimsenin şeyhin peşinden gidilmez. Biz hiçbir zaman ne şeyhimizi, ne siyasi parti liderimizi, ne kabile liderimizi, ne sülale liderimizi kutsallaştırmayız ki. Neden gideyim onun peşinden? Ben üstadımı Allah için severim. Üstadımı Allah için sevdiğim için dini bilgilerimi, kalbi bilgileri ondan alırım.
Ben Kur'an sünnet dairesinde bana nasihat ettiği müddetçe ben ona bu konuda tabi olurum. Bu peşinden gitmek değildir ki. Yürüyün uçurumdan atlayacağız diyen bir şeyh mi gördünüz bugüne kadar? Hayra davet ediyor. Hayra davet edenler olacak. Ayetle sabit. Peki bu Fatiha-i Şerif'e de okuduğumuz o peygamberler, o veliler, o salih kimselerin neden onlarla beraber olmayalım?
Bizi onlardan eyle diye dua ediyoruz. Ve Cenab-ı Hak da diyor bilmediklerinizi zikir ehline sorunuz diyor. Neden gidip onlara öğrenmeyelim? O zaman bir tıp öğrencisi desin ki ben profesörün peşinden gitmiyorum, onu da dinlemiyorum. Tıpı kendi kendime mi öğreneceğim diyecek. Hangi ilmi bir kimse kendi kendine öğrenir ki? O zaman hiçbir ilme gerek yok, ilim ehline de gerek yok. Herkes kendi kendine öğrensin. Adem'e dahi Cenab-ı Hak ben öğrettim diyor isimleri. Adem kendi kendine mi öğrendin bütün ilimleri? Cenab-ı Hak Adem'e diyor ki ben öğrettim. Eee Adem doğan çocuklarını öğretti. Ne deseydi çocukları?
Sana tabi değiliz, senin ilmini de istemiyoruz. Biz kendi kendimize ilim ehlim olacağız diyecekti. Cahillerin söylediği bir söz bu. Neden bir şeyhin peşinden gideyim? Gitme. O zaman bir tamirci çırağı desin ki ben kendi kendime motor tamir ederim. Gitmesin bir motor ustasına. O zaman bir çırak kalfa ilişkisi olmasın? Bir o zaman usta çırak ilişkisi olmasın? O zaman bir mürid mürşid ilişkisi olmasın? O zaman bu insanlar nam-ı okula gidiyorlar ki. Cahil. İlla ki bir şeyhe laf söyleyecek ya, bir şeyhe laf söyleyince, böyle bir herhangi bir şey, ona hakaret etmek, ona laf söylemek insanların nefislerine tatlı eğiliyor, nefislerine alıyor. Birisi öyle söylüyor, doğru söylüyorsun dedim.
Ne iş yapıyorsun? İşte üniversitede öğrenciyim. Ne yapman gidiyorsun üniversiteye dedim, bu profesörlerin çantasını taşıyor. Böyle durdu. Dedim, asistanlar profesörlerin çantasını taşımıyor mu? Evet. Dedim, orada akademik bir kariyer yapacağım deyince dedim, profesörlerin etrafında dedim, pervane dönmüyorlar mı? Evet. Yemin ediyorum profesörlerin şeyhliği var ya, dışarıdaki şeyhlerin yanında, dışarıdakiler şeyh değil. O profesörlerin etrafında öyle pervane dönüyorlar. Sen öyle kolay mı o profesöre hayır demen veya onun bir şey söylemen? Mümkün değil. Hele bu sağlıkçılar var ya, tıpçılar, en fazla onları görüyorum ya ben. Sen nerede ya profesöre kalkacaksın bir laf söyleyecek?
Cahillik bunlar. Kim de Allah'a ve peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Nisa 14. Cehenneme koyar der. Ateşi nereden çıkardınız ki? Nisa 14. Sorunun arkası çünkü şey, hani siz cehennemde azap bir gün bitecek diyorsunuz diyor ya.
Onu soracak. Evet, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Bu da orada öyle çevirmiş. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Meallerde öyle diyebilir. Önemli değil, cehennem ateşi de desin. Onlar ateşten çıkmak isterler fakat oradan çıkamayacaklar. Onlar için sürekli bir azap vardır. Maide 37 ayetlerinde sürekli bir cehennem ateşi, sürekli bir azap var deniyor. Siz daha önceden cehennem ebedi, azap ebedi değil demiştiniz. Biz bunun iç boyutunu anlayamadık. Hadis-i şerif var, bir avuç toprağı alıyor, böyle yukarıdan aşağı doğru savutturuyor. Bir gün cehennem bu hale gelir diyor. Yine bir hadis-i şerif var, eline bir hurma dal alıyor.
Islak bir yer, çamur böyle karıştırıyor. Bir gün cehennem bu hale gelir diyor. Hadis-i şerif. Biz de onlara binaen dedik ki, cehennemin ateşi, bir gün azabı biter. Cehennem ebedi. Rabbim tüm hastalara şifa versin inşallah. Eftar-ı zikr fâle mennehu La ilahe illallah El Fatiha Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.