mustafaozbag.org

DÂRÜLHARP-DÂRÜLİSLÂM nedir? Sorular ve Cevaplar. 08.12.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Aralık 2022 · 58:02

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, gayret eden, koşturan, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden, mücadele eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsık yapışanlardan eylesin, Kur'an ve sünnet-i seneye yaşanması ve yaşatılması için mücadele edenlerden eylesin, Allah hepinizden de razı olsun,
Rabbim cümlemizin günahlarını affı-mağfiret eylesin, cümlemizi buradan tertemiz, temizlenmiş bir şekilde çıkan kullarından eylesin, her daim dilimizi zikriyle, kalbimizi de kendi muhabbeti ve sevgisiyle daim olarak doldursun, temiz eylesin. Şimdi geçen hafta Darül Harp'ı, Darül İslam'ı anlattıydık. Sorunun ikincisiydi bu Konya'daki soru, Darül Harp için ticaretimiz nasıl olmalıdır diye. Bu sadece bu konu, sonra da sorulara geçeceğim.
Bu konuyu böyle birkaç hafta içerisinde derleyip toparlayacağız. Şimdi Darül Harp ve Darül İslam'da normalde ticaretin kendi içerisindeki kendi hukuklarında bazı değişimler var. Mesela bir Müslüman, Darül Harp'te harbinden faiz alması caiz görülmüş. Yani bir kimse harbinden faiz alabilir. Aslında Hz. Mekul hadisinde harbiyle arasında faiz yoktur diye direkt hüküm var.
Ama ve lakin bunu genelde iştahat eden ulema faiz almasında bir sakınca yoktur diye söylemişler. Bazıları da demiş hiç bu konuya girmemişler. Direkt hadis-i şerifin metnine bakıp demişler ki Darül Harp'te harbiyle müminin arasında faiz yoktur demişler. Almak vermek olarak bunu ayırt etmemişler. Bazıları bunu ayırt etmişler. Darül Harp'te hani ticaret nasıl olacak diyor ya, gayrimüslime içki ve domuz eti satılması caiz olmuş. Yani bir Müslüman, bir gayrimüslime içki satabilir. Bir Müslüman, bir gayrimüslime domuz eti satabilir. Böyle olunca işte diğer o Müslümanların caiz olmadığı, yemediği, içmediği şeyleri Darül Harp'te harbine gayrimüslimlere bunları ne yapabilir?
Satabilir, taşıyabilir. Bunlarla ticaret yapabilir. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yok. Hatta kazanacağı kesin ise, kazanacağı kesin ise kumar oynayabilir. Kazanacağı kesin ise kumar da oynayabilir. Ama burada kazanacağının kesin olması lazım. Yani kazanacağı kesin değil ise bu konuda kumar oynaması caiz değil. Aslında buradaki genel mantık şu. Harbini ütebiliyorsa Darül Harp'te bir Müslüman, harbini üteceği kesin ise harbini ütebilir. Ama bunu genelde hep imamlar böyle şerh düşmüşler. Bu konuda işte gayrimüslim hukuk, kanun neyse onun içinde kalarak da bunu yapabilir hükmü çıkarmışlar. Yani siz buradan atıyorum Almanya'ya gittiniz.
Almanya'nın hukuku neyse orada uyuyorsunuz. Almanya'nın hukukuna göre kumar oynamak serbest mi? Serbest. O zaman orada kazanacağınız kesin ise kumar oynayabiliyorsunuz. Almanya hukukunda faiz serbest mi? Serbest. Kazanacağınızı biliyorsanız orada faizcilik yapabiliyorsunuz. Kazanacağınız kesin. Veya Almanya'ya gittiniz, Almanya'da içki serbest mi hukuken serbestse siz orada içki alıp satabiliyorsunuz. Almanya'ya gittiniz, Almanya'da domuz serbest mi? Serbest. Orada domuz eti alıp satabiliyorsanız. Veya da domuzun derisini alıp satabiliyorsunuz. Veya domuzun derisini işleyip, deri ceket yapıp satabiliyorsunuz.
Veya domuzun derisini işleyip, orada gayrimüslimlere ayakkabı, domuz derisinden, deri diyerekten ayakkabıyı satabiliyorsunuz. Ama bakın bunu, Darül İslam'da bunların hiçbirisini yapamıyorsunuz. Bakın Darül İslam'da bunları yapamıyorsunuz. Normalde Darül İslam'da Müslümanların Müslümanlarıyla olan ticaretlerinde helallar belli, haramlar belli. Siz o helallar ve haramlar dairesinde ticaretini yapıyorsunuz. Darül İslam'da. Darül Harpte ise normalde orada harbinin hukuku geçerli. Harbinin hukuku geçerli olunca, harbinin hukuku dairesinde orada ticaretinizi yapıyorsunuz. Orada İslam hukuku yok çünkü. İslam hukukunun olduğu yerde domuz etinin normalde alınıp satılması caiz değil.
Bir Müslüman bunu yapamaz. Ama gayrimüslim unsurlar kendi işlerine domuz etini alıp satabilirler Darül İslam'da. Ama Darül Harpte bir Müslüman da domuz etini alıp satabilir. Veyahut da Hanefilerin bir kısmı örneğin işte at etini yemezler. Ama at eti ile alakalı işte bilhassa bu Türkiye Cumhuriyetlerinde at eti caizdir. Hanefilerin içerisinde de buna fetva veren vardır. Ama normalde mesela at etini genel çoğunluk alıp satmaz, yemez, içmez. Ama bu Darül Harpte yenilir, içilir, alınır, satılır. Ama bu yine hani bir Müslüman onu alacaksa ona bu at eti diye söylemekle mükellefsiniz Darül Harpte. Darül Harpte siz domuz etini Müslümanlara satamazsınız örneğin.
Bakın Darül Harpte siz bir Müslümana domuz eti satamazsınız Darül İslam'da. Darül Harpte de Müslüman Müslümana domuz eti satamaz. Bu hani onu tekrar yeri gelince söyleriz. Hani bir de bazen işte ülkede birisi kimdoğu Canan Kaftancıoğlu muydu onun kocası mıydı? Domuz eti yediydi ortalık ayağa kalktı. Yani nasıl domuz eti yer diye. Ne varmış domuz eti yiyince? O hangi dine müntesip olduğunu biliyor musunuz? Burası demokratik hukuk devleti. İsteyen domuz eti yer, isteyen inek eti yer, isteyen eşek eti yer, isteyen at eti yer, isteyen istedi eti yer. Ne ama bunu millet gündeme getirdiniz?
Bu ülkenin her yerinde içki serbest mi? Serbest. Fuhuş serbest mi? Serbest. Eşcinsellik serbest mi? Yani biz ona ben ona İbnilik diyorum da serbest mi? Serbest. Ya bu memlekete haram olan her şey serbest. Hiç kimse bunu ay yıka çıkarmıyor. Yani kadının birisi dininin ne olduğunu da bilmiyoruz. Onun kocası hatta. Yani domuz eti yemiş. Bir de çok lezzetliydi demiş. Yani ortalığa ayağa kaldırıyorlar. Ya nesini ortalığa ayağa kaldırıyorlar? Bu ülkede her şey serbest. Yani biz eşcinselleri, İbneleri bıraktık. Domuz eti yiyen değil mi gözümüze çok görendi? Her yerde içki harıl harıl, uyuşturucu harıl harıl.
Kumar harıl harıl. Bu ülkede devlet genel evi çalıştırıyor. Vergi alıyor oradan. Önüne de bir tane bekçi dikiyor. Bir yaramazlık olmasın diye. Yani ona bakmıyor insanlar da. Birisi bir domuz eti yemiş. Ortalık ayağa kalkıyor. Veyahut da işte ülkedeki domuz çiftlikleri neredeyse büyükbaş inek çiftliklerine eş değere gelecek.
O kadar yakına gelecek. O kadar çok domuz üretiliyor ülkede. Ya bu domuz eti nereye gidiyor? Serbest domuz yetiştirmek, kesmek de serbest, etini satmak da serbest. Yani o domuz etleri olmamış olsa siz ucuz et yiyebilir misiniz?
Domuz etleri olmamış olsa o bilmem kaç boynuzda otellerde. Yani sırf et böyle açık büfe yiyebilir misiniz? Domuz etlerini çeken, en fazla çeken oteller. Siz nereye yiyeceksiniz o eti öyle ucuza? Veyahut da ne bileyim sucuğu, salamı ucuza yiyeceksiniz. Yani etin kilosu, Said ne kadar etin kilosu?
Kıyma 160 lira. Yani kuşbaşı 170 lira. Kıyma 160 lira. Adam 130 liraya sucuk satıyor. 110 liraya, 100 liraya sucuk satıyor. Kıyma 160 lira, 100 lira sucuğu nereden alıyorsun sen? Bu mümkün değil. Yani sen bir lokantaya gideceksin. Normalde kıyma 160 lira. Onun yemek yapmaya kalktığında %30 firesi var zaten. Kıyma oldu 200 kusur bin lira. Yemeğe başlayınca. E kaç gram koyuyorlar porsiyona? Pişmiş 100 gram, 110 gram. Zaten otomatikman et 25 liraya geldi. Firesi ile beraber.
E dükkan kirası, osu busu, ıvrını zıvrını koyduğunda bir et yemeği 100 liradan aşağı değil. 100 liradan aşağı yiyorsan sen o et yemeyeni, onu da sen başka bir şey ara. Velhasıl kelam darül harpte domuz etinin beslenmesi, kesilmesi, gayrimüslimlere satılması caiz bunda bir sıkıntı yok. Ve gayrimüslimlerce meşru olan, gayrimüslimlerce meşru, gayet normal, rahat olan bu konuda gayrimüslim unsurlar, yani gayrimüslim hukuk, onu yasaklamamış.
Onu serbest bırakmış. Bunlarla alakalı normalden Müslümanların faydalanması da, hani serbest olan bu gayrimüslim unsurların serbest ettiği şeyleri, Müslümanların da bundan faydalanması, İmam Muhammed'e ve İmam-ı Azam'a göre caiz. Gayrimüslim unsurlar demişler ki, faiz alabilirsiniz, satabilirsiniz, verebilirsiniz, gayrimüslim unsurlara caizse, sen de bundan faydalanabiliyorsun.
Bunu alıp satabiliyorsun. Gayrimüslimlere caiz olan her türlü alışverişi, bu manada yapabiliyorsun. Ama bunu yine Müslüman Müslümana yapamıyorsun. Bazıları orada Müslüman da ayırt etmemiş. Bir kısım ulema. Onları almadım, ben onlara katılmıyorum çünkü. Onlara katılmadığımdan dolayı ben bu manada katılmadığım şeyleri çok burada sohbet etmek istemiyorum. Ama bu manada Müslüman Müslümandır. Nereye giderse gitsin, Müslümanlığını koruması gerekir. O yüzden bir Müslümana domuz etinin satılması veyahut da bir Müslümana faizle para satılması veya bir Müslümanın olan ticarette faiz çalıştırılması darül harpte de olsa, darül islamda da olsa caiz değil. Buna caiz diyenler var, şimdi cemaat ismi de vereceğim belki de oradan geri döndüler mi, dönmediler mi bilmiyorum.
Mesela Süleymancılar darül harpte Müslümanlardan da faiz alınabileceğine dair fetva veriyorlar. Ben bu konuda birkaç kişiyle görüştüm, onlar bu konuda kendilerince fetva veriyorlar. Doğru, yanlış bilmiyorum ama birkaç kişiyle bunu konuştum da onların imamları, hocaları caiz olduğunu söylemiş. Bir de böyle bir durum var, ben onu normalde kendi imamlarının ağzından duymadımdan dolayı bir şey diyemem.
Allah'ım yiyesin inşallah. O yüzden imamların da büyük çoğunluğu, bakın büyük çoğunluğu darül harpte de olsa, darül islamda da olsa Müslümanlar, Müslümanlarla alışveriş ederken İslami kural ve yöntemlere uyuması gerektiğine dair hükmetmişler. Çoğunluk bu. Ben de o çoğunluğa tabi olanlardanım. Darül harpte de olsa, kafir de olsa onların haklarına girmek bu benim o dediğim çoğunluğa göre caiz değil.
O yüzden İslam dini hak konusunda kafirdi, mümini, münafıktı onun olsa hiç ayırt etmemiş. Kul hakkı kul hakkıdır, biz hiç kimsenin hakkına, hukukuna giremeyiz. Bu konuda, hiç kimseye bu konuda kimsenin malını, mülkünü talan edemeyiz. Zarar veremeyiz. Buna fetva verenler var, tekrar altını çiziyorum bunun. Ben onlara katılanlardan değilim. Çünkü çoğunlukla buna katılmamış. Bu ancak böyle, nasıl söyleyeyim, karşılıklı gerçekten bir savaş çıkar. Siz o zaman o savaşta, gayrimüslim unsurlarının, işte savaş aletlerini, edevatlarını, ekonomisini çökertmek için mücadele edebilirsiniz. Bu tamam. Ama öbür türlü, örneğin, siz bir darül harp olan bir ülkeye, o ülkenin izniyle girmişsiniz.
Veya o ülkenin vatandaşı olmuşsunuz, orada kalkıp da bir gayrimüslim unsurunun hakkına, hukukuna girmeniz doğru değil. İbn-i Abidin'de geçiyor fetva. Gayrimüslim ülkelerde onların kanunlarına itaat etmek, karşı gelmemek zarureti vardır. Mallarına, canlarına, ırzlarına saldırmak asla caiz değildir der İbn-i Abidin. O yüzden Reddül Muhtar'da geçer bu. Onu kesinlikle kafir de olsalar, biz gayrimüslim ülkelerde onların haklarına, hukuklarına tecavüz edemeyiz. Bunun hilafına tekrar fetva verenler var, ben onlara katılanlardan değilim. O yüzden de bunun hilafına olan fetvayı size aktarmıyorum. Öyle bir yerlerden korktuğum için değil.
Bunun yıllardan beri beni tanıyanlar bilirler. Ben bunlar bu tip şeyleri, İslam hukuku neyse ona riayet ederim. Çoğunluk bunlara zarar verilmesini öngörmemiş. O yüzden ben de o imamlara tabi olurum. Sakalı bir tutam uzatmak sünnettir. Ama Darül Harp'te zulüm görmemek için, nafakadan olmamak, emr-i maruf yapabilmek, Müslümanlara ve İslamiyet'e hizmet edebilmek, dinini namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz, hatta lazım olur.
Özürsüz olarak kısaltmak ve kazımak mekruhtur. Sakal sünnetine önem vermeyen kafir olur. Berikada geçiyor bu daha. Demek ki böyle bazen hani bazı cemaatler, bazı insanları veya yerleri eleştiriyorlar. Hani neden sizin sakalınız bir tutam değil diye, beni de eleştirirler. Hani sen dervişlere böyle bir tutam sakal bıraktırmıyorsun, bunu emretmiyorsun, bu konuda sünnet-i seneye de gevşeklik gösteriyorsun gibisinden, beni de eleştirirler. Ben kendim bu eleştiriden kurtulmak için bu fetvayı almadım. Ben bunu yıllardan beri, çok öncesinden, bu çünkü fetvayı Hindiyede de geçer, buna benzer fetva.
İbni Abidinde de geçer, buna benzer fetva. Yani üç aşağı beş yukarı birbirlerine benzer kelimeler değişir ancak, veyahut da yerleri değişir. Normalde şimdi Darül Harp'te yaşıyorsanız, işiniz sakal bırakmayı mümkün görmüyorsa, örneğin önceden devlet tarihlerinde sakal yasaktı, şimdi bilmiyorum durum nasıl, yasak mı yine? Değil. Önceden devlet tarihlerinde sakal bırakmak yasaktı. Mesela bir kimse o sakalını bu manada kesmek zorunda mıydı? Evet. Veyahut da siz böyle değişik bir yerde çalışıyorsunuz, orada başınızdaki amir, memur, müdür neyse, din sizin teki. Sakallı bir kimseyi mimliyor, mimleyince onun memuriyetine son vereceğim, işine son vereceğim diye, var gücüyle orada sıkıntı çıkarıyor.
Orada o kimsenin sakalını kesmesinde bir beis yok, kısaltmasında bir beis yok. Burada kesme, kısaltma, Darül Harbin hukukuyla alakalı. Orada eğer senin işine, aşına, eşine, namusuna, şerefine, haysiyetine bir zarar gelecekse, evet sen sakalını kesebilir, veyahut da sen sakalını kısaltabilir, ne bileyim böyle işte sakalını, öyle diyorlar ya şimdi, kirli sakal diyorlar ya, işte böyle üç numara, beş numara yapabilirsin, veyahut da bankalarda, resmi darilerde, orada burada işin çok oluyor, yani bakıyorsun, sen sakallısın diye,
senin işini yapmıyorlar, ne bileyim işte sana ters davranıyorlar, o zaman böyle bir şey olduğunda sakalını kısaltabilirsin. tabi biraz daha şimdi bu, hani rahatladı şimdi ortam biraz daha bu konuda, ondan sonra başörtüsü konusu, sakal konusu, rahatladı şimdi Allah için, bu konularda bir rahatlık sağlandı, e bu rahatlık sağlanınca da bir sıkıntı yok, ama böyle bir kimse, kafirlere benzemek için sakalını keserse, bir kimse kadınlara benzemek için sakalını keserse, evet bu ağır küfür oluyor, Allah muhafaza eylesin.
Darül Harp'te, kafirlerin mal, can ve ırzlarına saldırmak, haramdır. Yani bir Müslümanın, Darül Harp'te de olsa, kafirlerin malına, canına, ırzına saldırması, haramdır. Tekrar söylüyorum, buna böyle fetva verenler var, biz o fetva verenlere katılmıyoruz. O fetva verenler ne yaptı mesela? Irak'ta, Suriye'de, Daesh denen o kimseler çıktı, orada La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen kadınların ırzına da dokundular, canlarına da dokundular, mallarına da dokundular, onlar normalde her şeylerini talan ettiler. Allah muhafaza eylesin. Bu Darül Harp'te de olsa, ister kafir olsun, ister mümin olsun, bir Müslümanın, karşısındaki kadının, ırzına, namusuna, şerefine dokunması, veyahut karşıdaki kimsenin, malına, canına dokunması, caiz değil.
Kafir kadınların, başlarına, kollarına, bacaklarına bakmak, haramdır. Bakın, Darül Harp'te de olsa, bir Müslüman, kafir bir kadının, işte, vücuduna bakması, kollarına, bacaklarına, orasına, burasına bakması, caiz değildir. O mümin erkeklere, de ki, gözlerini haramdan, sakınsınlar. O iman eden mümin kadınlara, de ki, gözlerini haramdan, sakındırsınlar. ayet-i kerime, mümindi, münafıktı, ayırt etmiyor. O yüzden, Darül Harp'te de olsa, bir kadının, mahremiyetine bakmak. Açmış olabilir kendisi. Kendisi gayrimüslim, kendisi normalde, veya müslüm, önemli değil. Erkek, ona bakmamaya gayret edecek.
Kendini, ondan uzaklaştıracak. Mecbur kalmış. Bankada, ne bileyim, vergi dairesinde, devlet dairesinde, mecbur kalmış. Gözünün kaçırması, mümkün değil. O zaman da, yapacak bir şey yok. Allah cümlemizi affetsin. Kafirin malını almak, kalbini kırmak, Müslümanın malını almaktan, daha büyük günahtır. Yani, siz bir kafirin, malını, gasp edemezsiniz. Bir kafirin malını, haksız yere alamazsınız. Haksız yere ütemezsiniz. Kafirlerin haklarına dokunmak ve kafir bir kimseyi dolandırmak caiz değildir. Müslümanlar bundan uzak duracaklar. Ve kafirlerden de gasp, hırsızlık gibi, gayr-i meşru, yol ile alınan her şey, habistir, pisliktir yani, caiz değildir.
Kullanılması da haramdır. Sahibi bulunmazsa, fakirlere sadaka olarak, vermek lazımdır. Evet, bu da hadikada geçiyor. Önümüzdeki hafta, İslam hukuku, Darül İslam için, ticaret hukuku, nasıl olmalıdır? İnşallah, buradan, devam edeceğiz. Bu konuyla alakalı. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Tabii, burada da, sorulara da bir, bakalım inşallah.
İhtiyacı olmadığı halde, ve parası olduğu halde, sırf yatırım için, kredi çekmek, Darül Harp'te de olsa, Sufi adayı için, tavsiyeniz nelerdir? Bu, herkesin kendisine göre değişebilir. Kendi ticari durumuna göre değişebilir. Bir kimse böyle bir şeyde kar edeceğini düşünüyorsa, o zaman o kar edeceğini düşündüğünden dolayı, böyle bir şey yapabilir. Bir eşin aylar geçmesine rağmen, bir akşam dahi evinde çocuklarıyla, yemeğini yememesi normal mi? Zikir ve aileye önem verilmeden, maddi olarak çok güçlü olmak, ne denemli, ne denli önemlidir? Yani bazılarının işleri, müsait olmayabilir, gerçekten ticarette uğraşanlar, bunu daha iyi bilirler. Yani normalde, gönül arzu eder ki, bütün erkekler, akşam olduğunda, evlerinde, eşleriyle, çocuklarıyla beraber, yemeğe otursunlar, akşam yemeğinde, aile toplansın.
Bu güzel bir şey. Ama bazen ticareten, öyle ticaretler vardır, yani bir kimse, asla bu konuda, böyle bir şeyde, uzun zaman, veya belli bir zaman, buna uygun olmayabilir. Kadınların bu konuda, anlayışlı davranmaları lazım, eğer gerçekten, adamın işiyle alakalıysa. Şimdi, bir memur kızı, bunu anlamakta güçlük çekebilir. Bir işte, fabrikada işçi kızı, bunu anlamakta güçlük çekebilir. Çünkü akşam olduğunda, onun babası, saatinde eve gelmiş, saatinde evden gitmiş, mesai bitmiş, eve gelmiş, çekmiş pijamalarını, roptu şambırını, oturmuş kahvesini içmiş, çayını içmiş, normal, tipik bir memur hayatı yaşamışlar. Harika, bir sıkıntı yok. Yani böyle bir ailede yetişmiş olan, bir kız çocuğu, yani bütün evliliklere, bu gözle bakacak.
Ama öbür türlü, normalde örnekliyorum, bir ailede kız çocuğu, işte babası ticaret yapıyor, ticaret yapınca, bir de aktif bir ticaretse, ne zaman geleceğin, ne zaman gideceğin belli değil. Yani bir atelye çalıştırdığını düşün, tezgahlarının olduğunu düşün, ne zaman hangi tezgahtan, ne bir patlaklık çıkacak, ne bir arıza çıkacak, ne zaman hangi işçi gelmeyecek, hangi problem yaşanacak, ne zaman hangi mal yetişecek, hangi mal yetişmeyecek, adam dünya sarhoş olur. O zaman o kız da, memur kızıysa, başlar, ben kocamı ne zaman göreceğim, nasıl olacak, nasıl gidecek, biraz hani, yeni yetişen nesildeki kadınlarda da, şöyle bir şey var, adam onun, ona tabi olsun, onun çizgisinde yürüsün, onun istediği gibi yürüsün, yani bugün teyzemler gelecek, erken gel, adam erken gelsin, ertesi gün dayımların, işte, dünürlerinin, kız kardeşlerinin, ondan sonra dünürleri gelecek, erken gel, adam buna uyması mümkün değil, bu sefer sigorta yanıyor, yani, günün kadınları, biraz adamları, kendi yollarında,
çizgilerinde yürütmek istiyorlar, bu tabi, aldıkları, youtuber, eğitiminden kaynaklanıyor, İslam eğitiminden kaynaklanmıyor, yani, İslam eğitimi yok, işte, bak, millet nasıl dışarılarda yemek yiyor, sen beni bir dışarı yemeğe götürmüyorsun, bir hafta sonu biz dışarıda yemek yiyemiyoruz, bak, herkes dışarılarda yemek yiyor, biz tatile gidemiyoruz, bunlar, şimdi, popüler kültürün, getirmiş şeyleri, getirdikleri, işte, bir hafta sonu biz kahvaltıya gitmeyelim mi, e, gidelim, e, baktık kahvaltıya, ne var, peynir, ulan evde de var,
e, orada üç çeşit var, gözün kör olmasın, evde de bir çeşit var, veya iki çeşit var, ne var, ulan, sucuk var, işte, üstüne iki tane yumurta kırmış, yumurtalı sucuk yapmış, ulan gözün kapalı yap, yumurtalı sucuğu, yiyeceğin o değil mi, eninde sonunda, en son biz, bir misafir vardı, Cafer'le beraber gittik, misafiri de götürdük, bakıyorum ben, kahvaltı masasına, hani kahvaltıya, mecbur götürdük, misafirimiz var, baktım, hani dedim, evde olmayan ne var ki burada, dedim, yani değişik bir şey var mı, yok, bak değişik bir şey var mı,
yok, ama kahvaltıya gitti, pazar sabahı, yani kuş kondurdu, ben de bazen kenayesine soruyorum, gidiyorum mesela, kelle paça var mı diyorum ben, bakıyor adam yüzüme yüzüme, ya evde olmayan bir şeyi yapın orada, evde kelle paça kaynatmaları çok zor şu anda, ayak kaynatmaları çok zor, aslında gideceğiniz kahvaltı yerlerine, ne, hani nerede burada ayak paça, e yok, asıl ya, evde millet onun kokusundan dolayı pişirmez, kaynatmaz, hani uzun ve şakkatli bir iş, ulan adam gitti adam, ben kahvaltıya gideceksem, ben ayak kelle paça karışık içmeliyim,
ulan ne yapayım, ne o tahin, ulan nerede istesen var, ne o bal, ulan istemediğin kadar var, ne o peynir, tahin, peynir, pekmez, ondan sonra, ne var başka, yumurtalı sucuk var, öbür türlü ne o menemen yapmış, ulan ayaklarıma yaptırırım o kahvaltıya, ama yok, kahvaltıya gitti, popüler kültürün getirtmiş olduğu şeyler, yani sen öyle yapacaksın, çoluğunla çocuğunla evinde otur, kahvaltını yap, şimdi bunlar da var, kadınlar, eşlerini, kocalarını, kendilerince, kendi çizgilerinde götürmeye çalışıyorlar, bununla alakalı mücadele ediyorlar,
bakın, bununla alakalı mücadele ediyorlar, evet, eşler de, erkekler de, eşlerinin, makul, malum isteklerine cevap vermeli, ama bazılarının işleri var, gerçekten, yani ben o dönemlerden geçmiş bir kimse olarak söylüyorum, biz iflas ettik, borçlandık, nereye ev göreceksin, eş göreceksin, çocuk göreceksin, borç kapatmak için, ne gecemizi gördük, ne gündüzümüzü gördük, arabada da yattık, bankta da yattık, iş yapacağız diye, iki gün, üç gün, dört gün mal peşinde koşturup, eve gelmediğimiz de oldu, ee, borç ödenecek, iş yapılacak,
bunların hepsi de, karşılıklı eşlerin, anlayışına bağlı, o yüzden, kadınlar, biraz daha bu konuda, toleranslı davransınlar, işle alakalı, eşlerine, benim meşhur tezim vardır, işin düzgün olmazsa, bu benim kendimedir, dergahın da, evin de düzgün olmaz, bu benim kendime, işin düzgün olmazsa, dergahın da, evin de düzgün olmaz, işi nereye koydum, birinci sıraya koydum, birinci sıra, işine sahip çıkmazsan,
kendi nefsim için söylüyorum, dergahına da, evine de sahip çıkamazsın, çocuklarına da sahip çıkamazsın, işine sahip çık, ya dergah'tan da mı önemli, evet önemli, sebep, o dergahta koşturabilmen için, ekonomiye ihtiyacım var, buraya yürüyerek gelenler, elini kaldırsın, kaç kişi var, 2, 4, 6, 8, 10, 12, 14, 15, 16, 19, 20, 21, 30 kişi, bilemedin 35 kişi, bunların büyük bir çoğunluğu, burada yakın yerde oturuyor, öyle değil mi, parasızlıktan yürüyerek gelen var mı, içinizde, yok,
bu arkadaşlar, yakın yerde oturdukları için, yürüyerek geldiler, geri kalan, ya toplu taşıma araçlarını kullandılar, ya da özel araçlarıyla geldiler, hepsi de para mı, para, hepsi de para, o yüzden işiniz önemli, Allah muhafaza eylesin, bir erkeğin karısını, gün boyu hiç aramaması, bir mesaj dahi atmaması, normal mi, vay bizim aile saadetimizi bozacak, bu sorular, beni anlatıyor çünkü, gittim, yoksa gizliden mi geldi bu sorular, tamam tamam,
yandı, Mustafa Özba, pılıyı pırtıyı bıraksın, kalksın buradan, Allah'ım yarabbim, ya Resulullah, Murtaza bay bay et, sen mendensin, hiç yok değil mi, atmak, tamam, ben kendimden bir tane buldum, Murtaza kontur garanti, benden yana, ben şimdi bunu normal desem, ortalık ayak kalkacak, normal değil desem, ondan sonra, ben o zaman, kendi nefsime demem lazım, ya sen ne yapmıyorsun diye, o yüzden, bu konuda, pas geçiyorum ben, eyvah ki eyvah ya, evet,
belki de normal değildir, yeni jenerasyona göre ama, bizim jenerasyona göre, gayet normal, hem de çok normal, bizim jenerasyona göre, ondan sonra, hele bunu bizim mayındırlı, çete hiç duymasın, onlar diyecekler ki, tamam, biz pılıyı pırtıyı bıraktık, her şeyden pas geçiyoruz diyecekler, çünkü bize, hiç normal değil bu, biz, ne öyle, yani normalde, öyle ne o, bir mesaj dahi atmaması normal mi, normal, bunu bana sorarsanız, günlerce, aylarca bile atmaması, gayet normal, ama siz bunu ölçe etmeyin, siz beni ölçe etmeyin,
ben ayrıyım, beni ölçe etmeyin, Allah muhafaza eylesin, ama normalde herhalde, yeni jenerasyon, böyle şeyler istiyor, değil mi, günde bir mesaj atacak, değil mi, normalde işte, nasılsın, iyi misin, veya ne yapıyorsun, bu konuda, mücdarip olan erkek var mı, içinizde yani, eşim, devamlı, benden bunu ister, herkes de diyor, helal olun lan Ahmet, istiyor mu senden, eyvah ya, yanmış adam ya, hem de nasıl diyor ya, atmayınca sıkıntı çıkıyor mu, akşam evde problem büyük, sen o zaman, aklına geldik çatıyorsun ha, seninki de,
tam menfaat üzerine kurulu, işi varsa arıyor, akşama güzel, işi yoksa hiç aramıyor, problem büyük, ha senin işin müsaitse, ha anladım şimdi, eyvah ki eyvah ya, biz bunu cevap veremiyorum, ben normal olarak görüyorum kendim, ama bu demek ki, normal görünmüyor, yeni jenerasyonun içerisinde, bunu dile getirdiğimde, nerede olacaksın ki, ya zikirde, ya da dergahtan bir arkadaşlarınla sındırdır, diyor, Allah Allah, yani bu cevap da, böyle çok uygun değil ya, adam yani kadının, ağzını kapatmak için, nerede olacaksın ki, ya dergahtayım,
ya da dergahtaki arkadaşlarla, deyince, kadının ağzını kapattı, yani bu da hoş değil, yani bunu böyle cevap vermeyecek, madem böyle bir şey yaptı, ona diyecek, vay aşkım, sevgilim, kusura bakma, hayatım, yani bugün işlerim çok yoğundu, arayamadım, bir merhaba diyemedim, o yüzden bak, beynimin damarları tıkandı, ben sana merhaba diyemedim için, bak gözlerim görmez oldu, Allah beni kahretmesin, iki gözüm dövü, benim yanağıma akmasın, ama Seymen ne kafanı eğdin, Allah iyiliğini ver size, yol çiziyorum size işte, Allah senden de razı olsun,
ben anlattıkça, Seymen çöküyor, Gürcan gel, kurtar bunu, gelmedi mi Gürcan, daha giriş yapmadı mı, Gürcan da gelmemiş seni, kim kurtaracak ya, tabii siz, yani bu bizim arkadaşlar, biraz bu işin de, şeyine baksınlar ya, siyasetine, yani böyle neredeyim, ya dergahdayım, dur ya arkadaşlarımla, olur mu öyle demeyeceksin, yanlış kelime, bu doğru değil, ona diyeceksin, ay sevgilim, aşkım, canım, bir tanem, ya sorma, adamın birisi geldi, bir müşteri, ne kadar kılmış, ne kadar tüymüş, ona baktıkça, onun kıllını, tüylünü görünce,
sen bana bir rahmetmişin, bunu anladım, bu kadar, Allah Allah, bunları da biz öğreteceğiz ya, yok İzmirlilik yok ya, bunlar da ondan kaynaklanıyor, dilinizi değiştireceğiniz ya, sakın sen böyle mi söylüyorsun, demeyin yok bende bir şey, Allah affetsin inşallah, benim dergahtan önce, Allah affetsin, çok hareketli bir hayatım vardı, eşim böyle yapınca, nefsimin çok ağırına gidiyor, kıskanması, merak etmesi, araması için, illa düzen dışı bir şeyim yapmak lazım diye, nefsim vuruyor, bizlere nasihat eder misiniz?
Evet, nasihat edeyim, aramayanı aramak sünnet, sormayanı sormak sünnet, gelmeyene gitmek sünnet, selam vermeyene selam vermek sünnet, şimdi kim şikayet etti bunu, kadın şikayet etti, aramıyorsun da sormuyorsun da, tamam, sünneti işte sen ara, sor, bir mesaj da yazmıyorsun, iyi, sünneti işte sen yaz, veya erkek bunu söylüyor, Gürcan yetiş, gitti amcaoğlu Semih Seymen, çöktü ben burada anlattıkça, böyle koca adam, devasa adam böyle eğildi gitti, ondan sonra çöktü, ne dedim biliyor musun, hani eşler, deli birisi aramam,
kadınlar genelde şikayetçi ya, kocalarından aramıyorlar, sormuyorlar, mesaj çekmiyorlar diye, ondan sonra cevap olarak da, adam diyormuş ki, ya dergahdayım, ya dervişlerle, ben de dedim ki, böyle demeyin, bu yanlış, deyin ki dedim ben, aşkım, canım, güzelim, bir tanem, vaktim olmadı, zamanım olmadı, bir türlü arayamadım, deyin diyorum, Semih çöküyor boyuna orada, gözümün ucundan, Semih'e bakıyorum, bu koca, normalde bir doksanlık adam, o iyi çöküyor dedim, Semih, ne çöküyorsun dedim ben, çok iyi söylüyorsun dedi, dedim,
Gürcan neredesin, kurtar adamı, çöktü dedim, kurtulacak durumdayım onu, kurtaramayız diyorsun, sen ona nasıl konuşacağını, hiç söylemedin mi, böyle aşkım, canım, cicim, güzelim, bir tanem, biz de sen kurtarırsın, deyiz, seni arıyorduk ya, Gürcan'ın özlerini anlatmayayım şimdi, Gürcan yine, bir yere gideceğiz, her zaman, valizini topluyormuş, ben gidiyorum diyormuş, nasıl diyorsun dedim böyle, başka ne diyeceğim dedi, ben gidiyorum dedim dedi, gider, giderim dedi, dedim, hani sormuyorlar mı nereye dedi, kimse bana nereye diyor,
sormaz dedi, aslında biz de ondan medet bekliyoruz, ama Semih neden kızardı, onu merak ettim, örnek alacak diyorsun, efendim böyle dedi, sen gün içerisinde, sen demek ki kapalısın, non stop, durum iyi değil, evet, bugün enteresan sorular var, sosyal medyanın tehlikeli olduğunu, cinni taifesinin bu tarz şeylerle, çok vakit harcayanlarla, irtibat kurduğuna dair, sohbet etmişsiniz, evet hatırlıyorum, eşimin izlemediği video kalmamıştır, her an elinde, demek ki kültürünü arttırıyor,
bu şimdi yeni popüler kültür, videolarda çünkü, bu yeni videolarda, o kimse popüler kültürünü arttırıyor, öğreniyor demek ki, Semih de kafasını sallıyor, demek ki o da popüler kültürü öğreniyor, kafasını salladığına göre, mesela öbür seymenden hiçbir şey yok senden, sen böyle bir şeyin yok demek ki, gündemi takip ediyorsunuz, evet, tuvalete girdiğinde, yemin ederim çoğu zaman kırk dakika çıkmıyor, bu ne ya, erkekse ben bunun dersini alayım göndereyim, yok bu kadar da değil, eyvah eyvah eyvah, yatarken elinde, arka arkaya gelen,
otomatik videolara bakarken uyuyor, araba kullanırken bile bakıyor, bu bağımlılıktan nasıl kurtulacak, onun elinden telefonu almak lazım, evet, burası sıkıntılı, bir arkadaş yolda 200 TL bulmuş, buna ihtiyacı olan birine vermiş, ihtiyacı olan kişi de kabul edip, tekrar kendisine hediye etmiş, en sonunda yarı yarıya paylaşıp, anlaşım, anlaşım, mola, tamam ver onu, al bunu,
al bunu, sonra paylaşalım hadi, kıyamamışlar, kıyamamışlar, o kıymış, önce vermiş, bulduğuna ihtiyacı olan ama, herhalde gözünden, verdi ama, elimi titredi artık, yani bak, sana veriyorum, o ihtiyacı olan da baktı, onun eli, hayal titriyor, aman dedi, ben sana vereyim, yoksa ona paylaşalım, güzelmiş bu ya, Allah bizi affetsin diyor, yok buluntumal, altı ay beklenecek, oraya asılacak, sahibi gelirse diye, altı ay içerisine, sahibi gelmezse, onun adına hayır olarak verilecek ama, bunlar, o ona vermiş, ona vermiş, parayı ortadan yok etmişler,
Semit de soruyor, aklanlı mı diyor, Allah bizi affetsin ya, böyle sorular heyecan oluyor, önümüzdeki hafta, bu sorunun devamı gelir, Darül Harp'te nasıl yapılması lazım, ortadan kaldıracağız ya, iki yüz lirayı, Müslüman topluluğunun, topluluğunun nizami, İslam değilse, o beldede, İslam yok diyebilir miyiz, sistem olarak yok diyebiliriz, yeryüzünde İslam yok demek, doğru bir ifade şekli midir, ben bazen onu, benim bildiğim yok diyordum, geçenlerde bir haber okudum,
neydi, küçük bir krallık var, burunemiydi, neydi, orada İslam, hukukuna göre, icra edilecek diye, bir şey olduk, ne o, bir açıklama olduk, ne olduğunu bilmiyorum, sorular kısa, kısa olacak, kısa, evet, vahded-i vücut felsefesi, iblisin İslam'a tuzağı mıdır, kabala felsefesiyle ilişkisi var mıdır, vahded-i vücut bir felsefe değildir, yani,
vahded-i vücudu felsefe olarak bakmak uygun değil, çünkü bu konuda, bu konuda ismi vahded-i vücut olarak konulmasa da, İslam ulemasının görüşleri söz konusu, o yüzden bunu böyle felsefe demek çok uygun değil, zaten vahded-i vücut kelimesini ne kindi kullanmış, ne gazali kullanmış, ne muhiddini arabi kullanmış, vahded-i vücut olarak, ne Hz. Mevlana kullanmış, Celalettin Rumi, bunu sonradan, son 150-200 yıldan beri, vahded-i vücut olarak, bunu dillendirmeye başlamışlar asıl, o yüzden eskilerde vahded-i vücut diye bir söz yok,
eserlerinde yok, ama bir kimse, kin diye, gazaliye, arabiye, Hz. Mevlana'ya saldıracaksa, bunlar vahded-i vücutçü diye saldıracaklar, saldırıyorlar, halbuki onların eserlerinde, vahded-i vücut diye, hiçbir kelime geçmiyor, ya da ben rastlamadım, karşılaşmadım, bunu da zaten, önemli arabi araştırmacıları, veya önemli kindi gazali araştırmacıları, bunu özellikle dile getiriyorlar, yani, arabinin, kendinin, gazalinin, Hz. Mevlana'nın, bu gibi zatların, vahded-i vücut kelimesini, kullanmadığına dair, bunu böyle kalkıp da,
iblisin, İslam'a tuzağı, denildiğinde, bu, kasıtlı bir saldırı, Allah muhafaza eylesin, bunu genelde, Vahabiler söylerler, bu son dönem, İbni Teymiyeciler söylerler bunu, bunları böyle söyleyen onlardır, o yüzden, onların sözlerine de bu konuda, şey yapmıyorum, çok, itibar etmiyorum, araba fabrikasında çalışıyorum, fabrika bize vergisini verdikten sonra, hisse senedi veriyor, altı adet, iki tane parasını verip alırsan, toplam on iki adet, hediye, hisse senedi veriyor, beş sene satmamak şartıyla, borsanın caiz olmadığını söylemiştiniz,
hediyeleri almalı mıyız, almamalı mıyız, hediyeleri alın, ben borsa, caiz değil demedim, borsada, oynanan oyun çok fazla, o yüzden dikkatli olun dedim, yoksa, bankanın, olduğu bir yerde, borsa caiz değil demek, hoş değil, bütün, bakın şunu unutmayın, dünya üzerindeki, banka, borsa, her türlü para, girdi çıktıklarında, parayla alakalı meselelerde, dünya üzeri, üç kağıdın üzerine kurulu, üç kağıt, para, borsa, kağıt zaten onlarda, tahvil, kağıt onlarda, bak, para, borsa, tahvil, üçü de kağıt, kağıdın üzerinde dönüyor,
üç kağıt hepsi de, yani bunların, hiçbirisi de, güvenli liman değil, kağıttan oluşan, hiçbir şey, güvenli değildir, kağıt bu, yanar, yıkanır, bozulur, kağıt, tedavülden kalkar, kağıt sonuçta, ama altın, tedavülden kalkmaz, yıkansa da bir şey olmaz, pantolonun cebinde, bir küçük altın unutmuşsun, bir şey olmaz, yangın çıksa, yine bir şey olmaz, yanmaz, durur orada, deprem olsa, kaybolmaz, battığı yerden, çıkarırsın, bir şey olmaz, biz, bireysel emeklilik sistemi hakkında, ne yapmalıyız, yapın, sıkıntı yok, Allah bizi affetsin,
eftali zikr faalemennehu, la ila illa, la ila, el fatiha ma selavata, ecmeyin,
geç dur,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi