Çorumlu Hacı Mustafa Efendi sağlığında hiç kimseye ŞEYHLİK icazeti vermemiştir.
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 25 Mart 2022 · 1:01:48
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim bizleri ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak bilenlerden eylesin. Amin. Batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, koşanlardan eylesin. Amin. Batılı batıl bilip batılla mücadele edenlerden eylesin. Amin. Rabbim cümlemize Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Amin. Haramlardan uzak durup helal dairede yaşayanlardan eylesin. Amin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i Allah'a aşık eylesin. Amin. Habibine aşık eylesin. Amin. Velilerine aşık eylesin.
Amin. Müminlerine aşık eylesin. Amin. Rabbim cümlemize aşkı ulaşanlardan eylesin. Amin. Günahlarımızı affı mağfiret eylesin. Amin. Sıkıntılarımızı def eylesin. Amin. Müşkülatlarımızı hal eylesin. Amin. Rabbim maddi manevi cümlemize ve cümle ümmet-i Muhammed'e afiyet versin. Selamun Aleyküm. Torun'da Zakir Kümbül isimli zat kendisinin Mustafa Anaç Efendi'nin devamı olduğunu söylüyormuş.
Siz ise bize Mustafa Anaç Hazretleri'nin sağlığında icazet vermediğini söylemiştiniz. Bir sohbette de Zakir Kümbül gelip icazetini size gösterecekti geldiğimi gördünüz mü? Evet. Bu mevzu daha önce konuşulmuştu ama yine de demek ki soruyorlar. Allah razı olsun herkesten. Böyle bir evet bizim Fehim Hacıoğlu kardeş bu zatla görüşmüş herhalde. Herhalde diyorum. Yani o çünkü daha önce böyle bir soru o sormuştu. Şimdi biz hemen hemen Abdullah Efendi Hazretleri'nin ben kendi şeyhliğinin ilk zakiriyim. Onun kendi şeyhliğinin ilk nakibiyim.
Onun kendi şeyhliğinin ilk nükabasıyım. Nakibi nükabasıyım. Bunu böyle söylemek istemezdim ama yani mecburiyetten bu söyleniyor. Tabi bu manada da işte bir arkadaşa bir kardeşe benim kendime tebliğ ettiği bu gece arkadaşlara söyle şeyhliğini ilan ettirdi. Ben de ilan edemem dedim. Sonra başka bir arkadaşa ilan ettirdi. Böyle söylenince işte onun da kendisini şeyhliğini ilan ettirdiği kimseyi. Biz şimdi tabi ben dergaha girdim de ben şeyh efendiyi intisap ettim de ben onun şeyhi kimdi şeyhinin şeyhi kimdi bilmiyordum. Yani biz bunu zaman zaman anlatıyorum.
İşte bizim Allah rahmet eylesi Mehmet vardı. Kuşçu. Kuşçu sen onunla okudun mu? Okul arkadaşın var mı senin onunla? O senden senden bir yaş ufaktı ruba gide. Evet. Benden de ufaktı çünkü o. Evet. Tabi o bir Mehmet Kuşçu diye bir arkadaşımız vardı. Allah rahmet eylesin. O normalde imam-ı tip okuduydu o. Biz meslek lisesi okuduk. Bizim yol sıkıntılı biraz hani o zaman için. Sıkıntılı derken işte dinle alakamız yok. O zamanlar bir ülkücü ne kadar din darsa o kadar din darsa açıkçası bu. Cuma'ya Muhsin Yazıcıoğlu'nun biz fermanıyla gittik. Önretim kurulundaki bütün herkes Cuma kılacak diye bir ferman yayınlandı.
Allah rahmet eylesin. Bugün de onun şehit olduğunun yıldönümü. Cenab-ı Hak gani gani rahmet eylesin. Bu bir siyaset değil. Gerçekten vatanını seven, milletini seven dosdoğru bir adamdı. Bizim tanıdığımız öyleydi. Bugünkü liderim diye ortalıkta dolaşanlar eline su dökemezdi. Öyleydi. Allah rahmet eylesin. Şimdi onun fermanıyla biz Cuma'yı kılanlardımız. İlk Cuma'yı. E böyle olunca biz o zaman dini savunuyoruz, yaşamıyoruz. Yani bizim yanımızda kimse dine, dindara hakaret edemez. Çaylarınız için öyle bir şey söyleyemez. Yani bizim böyle şimdi de biraz benim üzerimdeki böyle sertliğin çıkış noktası orası. Yani biz böyle Allah'a, dine, kitaba, vatana, millete laf söylenince bizim damarımız kaçıyor.
O zaman bizde şey, senkronizasyon bozuluyor. Biz Allah ne verdiyse düz gidiyoruz. Biraz ayrıyız yani başka dini cemaatlerden, cemiyetlerden, tarikatlardan, partilerden. Biz biraz ayrıyız. Yani damar kaçık bizde bu manada. Ben bunu derviş olunca öğrendim. Yani normalde bizim yanımızda birisi Allah'a sövecek. O adam zaten binbir dereden su getirmesi lazım onun o. Mümkün değil yani o. Yani en solcusu, en komünisti dahi yanımızda Allah'a, dine, peygambere laf söyleyemez. Öyleydik. Hala da hamdolsun öyleyim ben de. Ama tabi böyle olunca toplumun alışılagelmiş bir sufi profili yok bende. Çünkü toplumun alışılagelmiş sufi profiline göre yani birisi Allah'a, peygambere laf söyleyecek.
Ona sessiz kalacaksın, sabredeceksin. İşte böyle kendince, kendine böyle Allah'a havale edelim diyeceksin. E benim okuduğum din öyle değil. Bu da ayrı bir mesele. Velhasıl kelam biz böyle bende o sene böyle yeni kendiliğimden tövbe ettim. Her şeyi bıraktım. Namaza başladım. İzmir'den geri geldim. Öyle bir dönüş yaptım ki ben. Böyle dönüşüm muhteşem oldu. Yani İzmir'de işi de bıraktım dedim. Kadının kızının arasında da çalışmayacağım. Ondan sonra o zaman şeyde şadırvanın orada bir gelinlik, nişanlık, abiye işi yapın. Yer'in müdürü. Defileler oluyor. Yok işte modeller beğeniliyor. Böyle o zaman Hatay'da kalıyor. Patronun evi var.
Daha doğrusu Patronun kıyım pederinin evi. Biz filmlerde görüyorduk öyle filmi. Hatay o zaman için o nokta durağına kadar en lüks zamana. Yıl 85-86. Sen kaç doğumlusun? Oh sen o zaman. Biz o zaman İzmir'in altını üstüne getiriyorduk kardeş. O zaman İzmir bizden soruluyordu yani. Sayanura'dan tut. Kordon'a kadar. Her neyse. Gözüm yok ha arkada. Öyle bir derdim yok. Biz tabii böyle kendi kendimize geri dönüş yaptık. Tamam o Ramazan'da ben ilk defa oruç tutuyorum. Ben kendi kendime zikirler yapıyorum. Böyle kendi kendime bir şeyler yapıyorum. Ama nasıl zikirler yapıyorum? Abimin de evde geldi mi?
Arkada mı? Getirdin yani emaneti. Tamam. Evde onların alemi var. Ahmet Er Rıfay Hazretleri'nin. Ondan sonra hak yolcusunun disturları var. Yine Ahmet Er Rıfay Hazretleri'nin. Bir de milli eğitim kültür bakanlığı bastırmış. Hala da duruyor o bende. Gölpınarlı'nın mesnevi şerhi var. Dini kitap olarak bu üç tane abimden dini kitap var. Ayrıyeten babam böyle Mevlüt günlerinde, kandillerde Mevlüt okur. Şeyh-i Kerbala'ya okur. Onun kitapları var evde. Babamın kitapları da onlar. Biz tabii o onların alemini okuyoruz. Onların alemini çarpıyor. Valla normal değil. Okudukça biz böyle değişik bir dünyaya dalıyoruz. Orada hani hadisler var.
Hadisleri şerh etmiş ama hepsi de sufilik üzerine hadisleri şerh etmiş. Hadise bakıyorsun, kendince başka bir şey var. Altında şerhine bakıyorsun. Başka bir dünya var. Tabii böyle en son bizi vurduğu yer öyle. Evlat oğlum sen bu yollu mürşitsiz gidilecek mi zannettin? Ortalık ayağa kalktı. Bana bir mürşid lazım. Ama bende de tuhaf haller var. Yani işte köşeden şu çıkacak diyorum çıkıyor. Bu dönecek bakacak diyorum dönüp bakıyor. İşte ertesi gün olacak olanları görüyorum. Kafa gidiyor. Normal değil. Ben kesin kendi kendime karar verdim. Dedim sana bir tane şeyh lazım, mürşid lazım. Tamam ama nereden aranılır, nereden bulunulur onu da bilmiyoruz.
Ama ben diyorum her neredeyse benim nasibim göster bana. Bir de şey böyle agalıkta var ya daha ileri şeyler. Öyle normal değil yani. Dualar bile normal değil. Öyle hani dua eder insan şüklüm püklüm. Bizde şüklüm püklümlük yok. Velhasıl kelam bizim o İstanbul Pazarı'nın mallarını satıyordu. Sakallı Furnu Köyü'nden şey vardı.
Hasan abi. İsmail'in büyüğü Hasan. Pazarları ile sakal bırakmış. O önce şeyin yanında yok o terzi şeyin yanında kalfalık yapıyordu daha önce. Neydi o ya? İmam Hatipli'ydi oğlu ya. Sonradan ayakkabıcı dükkan açtı ya. Değil. Belediye pasajının tam karşısında Agora'nın yanında bir terzi vardı. Sonradan ayakkabıcı dükkan açtı. Oğlu kaymakamda şoförlük yaptı. İmam Hatipli. Oho bayındırlı olacak bu da ya. Şimdi valla Oktay'a söyleseydim Oktay şimdiye cevap verirdi. Veya Nuri. Oktay Nuri birisine mesaj çekti. Neydi o terzi'nin adı ya?
Sonunda şeyde Nevzat'ın babasının yanı başına köşeye ayakkabıcı dükkan açtı ya. Tam İstanbul Pazarının karşısına. Furnu'dan Hasan abi var. Eski Risaleci'dir o da. Risaleciler sakal bırakmaz bizim zamanımızda. Hiçbirisi de. Bu sakal bırakmış. Sakallı gördüm ben onu. Bizim Mehmet Kuşçu'yu şeye çağırdı. Mehmet Kuşçu'ya dedi bir saniye geleceğim mi? Mehmet Kuşçu gitti bizim pıs pıs pıs … bir şey söyledi ona. Mehmet Kuşçu geldi. Kuşçu'ydu o zaman Recep'in Muşko'nun yanına. Ben kattıydım ya. Nereye çağırdı lan o seni dedim ben. Bilader sana göre değil ya dedi. Ben de o köyde kaldım. O köyde de bizim İlkocakları Başkanı Mesut Mocu var. Onun köyü. Köyün hepsini tanıyorum ben.
Köyde beni tanıyor zaten. Ben orada fatalı kahve çalıştırıyordu o zaman orada. Ben yazın gidiyorum orada çalışıyorum. İşte yazın karpuz kırmak diyoruz biz. Karpuz toplamak var. Günde en az 2-3 yirmiye yapıyorum ben. Kahvede yatıyorum. Masaların üzerinde. Ben orada hazır ameleyim. Lazım olan beni oradan götürüyor. Akşam olunca ben kahvede çalışıyorum. Gece de kahveyi süpürüyorum. Temizliyorum. Orada yatıyorum. Çünkü sabah namazında bir daha karpuz toplanıyor. Sabah kırımı. 2 kırımı var günlük. Birinin burnu kısarsa gündüz bile karpuz kırdırıyor adam. O zaman geliyor. Onun yövmesi daha fazla sıcakta kırıyorsun çünkü. Bazen 3 kırım yapıyoruz biz. Tabi bel sırt kalmıyor.
Karpuzları çekiyorsun. Bir kamyon karpuz. Mesela işte 10 tonluk fortlar geliyor. 5-6 kişi. Hüseyin Tan'ın yanında terzilik yapıyordu daha önce Hasan abi. Sonradan şeye çıkmaya başladı. Ne o? Pazarlara çıkmaya başladı. Hüseyin Tan'ı tanıdın değil mi şimdi? Hüseyin Tan'ı tanın yani. Tarık da oğlu. Tamam. Tarık tanırsın sen. İmam Hatipli'ydi o da. Sizin gruptan yani. Evet. İmam Hatipliler ayrı grup ya. Velhasıl tabi biz fırınlık yoğun basacağım dedim bu gece ben onun evini dedim köyde. Yani birinin evini basmak benim için çok öyle büyütülecek bir şey değil. Evini biliyorum basacağım bu gece ben oraya dedim.
Bleder yapma etme sana göre değil. Ben hiç seslenmedim. Dedim bu gece ben oraya basacağım ya beni götürürsün ya da basarım oraya ben dedim. Yani gene gideceğim yani ben. Tamam götüreceğim dedi. O bana diyor sana göre bir yer değil. Ne asıl ben gittim. Biz beraber gittik onunla. Dakika bir gol bir içeri girdim ben bir tane uzun boylu eski dev genççi bir çocuk vardı Bilal diye. Ondan sonra içeride ulan dedim nereye dalgaya geldik biz ben böyle hemen kırık kanat. Ondan sonra dedim ulan nereye geldik biz bu hani dev genç işte o çocuk böyle. O bana yalvarıyor. Bile de ne olur diyor. Hani bir şey yapma. Biz tabi kafa gitti bir anda. Hani bunun ne işi var orada diye. Neyse oturduk tabi orada. O zaman tabi sonradan tanıştık trenin zakiri Abdurrahman var yaşlılar filan var zikrullah başladı tabi gayri ihtiyari ben böyle nalkaya böyle Mehmet de yanımda biz ama hiç öyle şeyimiz yok böyle zikralakaya geldik biz zikrullah başladı.
Tevhid başladı. Tevhid başladı ben tık perde değişti benim ben orada değilim kocaman statyum gibi bir yer benim kafamda sarık takke cübbe ben statyum gibi bir yerde orta yerdeyim. Bak gözünün aldığı yer şey ne o sarıklı cübbeli sakallı hepsi de gözünün alabildiği yer orada zikrullahı ben yaptırıyormuşum ben böyle onlara zikrullah yaptırıyormuşum ama kopuyor gidiyor ortalık.
Allah Allah nasıl zikrullah nasıl zikrullah ben gözümü açıyorum buradayım gözümü kapatıyorum oradayım. Orası bana daha şey aşklı daha heyecanlı daha cezbedici bunlar tevhidi bitirmişler zakir eşhedü enle ilahe illallah demiş beni sustıramamış ben duymadım hiç dokunacak olmuşlar demişler ki dokunmayın başınıza bela alırsınız kimse dokunmasın. Orada zikrullah bitti ben gözümü açtım böyle tuhaf tuhaf bakıyorum ben hani onlar da susuyorlar ben orada susturdum bunlar da mı burada sustu orada mı susuldu burada mı susuldu dedim sal len yakasını bu gece dedim ya ne düşünüyorsun dedim ardından Allah'a isması gene aynı ardından Hay'a isması gene aynı zikrullah bitti ben bir babam öldüğünde ağladım o zamana kadar.
Kendi kendime de ahd ettim dedim bundan sonra sana gözyaşı yok dedim asla hiçbir şekilde dedim hiçbir şeye ağlamayacaksın bu saatten sonra kendime söz verdim öyle ağla ben orada gözümden akıyor yaş delikanlılık raconuna ters Biz böyle kendimi tutmaya çalışıyorum tutamıyorum akıyor boyuna böyle bir koltuk tekli böyle oranın evi salon salomeji gibi eski evlerden böyle koltuğa oturtturdular beni ondan sonra Ondan sonra e tabi oradakiler filan o Hasan abi beni tanıyor işte o Bilal beni tanıyor onlar herhalde artık böyle fısıldadılar bana dokunmayın normal değil gibisinden ben oraya oturdum ben ama kendimde değilim böyle Hasan abi de ortalıkta dolaşıyor dedim gel buraya tavır bu ama koştu geldi buyur Mustafa kardeş dedi buraya girmek için nereye neye imzalanacaksa getir dedim
diye kayıt olur diye kayıt olur gibi kayıt olacağız biz öyle biliyoruz dedim neye evrak getirdiğin lazımsa dedim getir imzalayayım hepsini Hani ben buraya gireceğim böyle girer misin girmez misin alır mısın almaz mısın ne demek öyle bir şey var mı sen ben bir yere gireceğim diyeceğim de beni katmayacak bir kimse mümkün mü dedim getir imzalayayım ben Ama o zaman o süreç içerisinde beni Fethullah Gülen'in cemaatinden götürüyorlar sohbetlere ondan sonra milli görüşçüler götürüyor sohbetlere Risale-i Nur'un okuyucuları var o çantacı Necm abi var onlar götürüyorlar beni sohbetlere ben bir şeye takılıyorum orada ben takılıyorum yok olmuyor içim ısınmıyor
Hele bir de bir iki seferde şey götürdü kız kardeşimin ilk evlendiği o adam götürdü beni hele artık onu da sevmiyorum ya böyle komple ip kopuk bizim ben hiçbir yere yar değilim yani orası bitti ben o şeyleri görünce hali görünce orada ben hal olduğunu da bilmiyorum bana normal geliyor o Yani daha önce de bir sürü şeyler dervişlikten önce de namaza başlamazdan önce de bazı şeyler oluyordu öyle bana normal geliyor o Yani daha öncesinden de adama ben böyle bakıyorum yalan söylediğini anlıyordum ben yani kalbimden bir ses bağırıyor bu yalan söylüyor diyor
Ve hatta işte bu senden şu lafı almaya kalktı diyor ben bekliyorum gerçekten o lafı almaya kalkıyor dayağı yiyor benden bazı şeyler vardır bunu ilk defa söyleyeceğim bazı şeyler vardır senin elinde değildir Yani bunlar böyle tuhaf gelir size şimdi ben meyhanede içiyorum adam geliyor masaya başkasının masasındayım adamın ne söyleyeceğini ben neyi taşıyacağını biliyorum içime geliyor böyle Öyle değildir diyorum ben bir duble daha getir bir duble daha getiriyor kalbim patlayacak aynı yerde duruyor yine bizim Mişko Recep'e gönder şu bu adamın dedim döveceğim şimdi bunu dedim ben
Bunun amacı başka ben bir de duysun diye söylüyorum bunun amacı başka dedim gönder bunu döveceğim şimdi bunu dedim ben O zaman Erdoğan çalıştırıyor oraya ya Efe ne alakası var ya var aha burada diyorum adam bak bu şimdi birazdan bozacak kendini bu sefer ben bozacağım bunu diyorum Ben halbuki akşam yemeğe yemeğe gittim ben bir duble içeceğim gideceğim ben gündüzden başka bir şey içtim çünkü yani üstüne fazla içersen bozacak çünkü Onu da söyledim Recep'e dedim ben gelmeyeyim böyle böyle ben o zaman yemek yedi tamam yemek yiyelim arkadaşlık etti iyi adam sonradan geldi
E dediğim gibi oldu adam böyle bir tarafa dem vurdu dem vurunca ben tuttum dışarı çıkardım aa neren istiyor Allah ne verdiyse Erdoğan da akraba ya hanımın tarafından biliyor musun sen akraba olduğunu Yani bilhasıl kelam böyle bir hayattaken dahi böyle bende bazı şeyler var tuhaf içimden gelen sesler var Yani buraya gitme burada şimdi şöyle bir şey olacak ben gidiyorum gene oluyor ama o oluyor böyle şeyler yaşıyorum neyse zikrullah böyle bir şey yaşayınca dedim tamam yani Bütün kendimce taşlar oturdu ben ders alıyorum iyi Abdurrahman'ı hiç unutmam o yüzden ben arkadaşlara derim mimiklerinizi hareketlerinizi dikkatli yapın sufilik ince bir şey
Böyle Abdurrahman bir bakış fırladı hani bakarız gibisinden böyle kafam döndü benim birden nasıl böyle davranır filan taktım onu çengele böyle hiç böyle şey yok tabi ben dersi aldım sonra şey efendi şey gelmiş Tire'ye Abdurrahman'a demiş bayındırlı o genci çağır gelsin ben o zaman orman işletmesinde çalışıyorum telefon çaldı fısıldıyla Bir dedemiz misafir geldi Kim şeyh efendimi ben aman öyle konuşma böyle öyle konuşma tabi ben yürüdüm gittim kulakları çınlasın Alistan'ın evindeymiş o o gün neyse Alistan'ın evine gittik girdi şeyh efendinin akşam namazından sonra birisi baktım o tamam
Kendi kendime diyorum ki rüyada daha mı boylu postuydu acaba diyorum Cahillik gençlik Tabi sarmaşıyor herkes ne Tam bana geldi Bayındırlı hoş geldin dedi Küyt küyt Ciğerim dökülüyor zannettim Ulan bu ne dedim ya Hani biz normal delikanlıyız ya böyle hani birisi böyle ciğerimizi nereye dökecek bizi Ulan dedim bu ne ciğerim döküldü sanki dedim ya Ulan dedim bu ne ciğerim döküldü sanki dedim ya Neyse Herkes de sarmaştı gitti Oturdu Biz de oturduk Mustafa Efendi sen buraya gel dedi Abdurrahman da yanında Mustafa Efendi sen buraya gel dedi
Ben hani kalkacağım genç adamım böyle zıpkın gibi Ulan kalkamadım Yandakiler Mustafa Efendi yardımcı olun dedi Ulan bir böyle şeyime gitti Ulan bana yardımcı oluyorlar ben zıpkın gibiyim Ondan sonra Ben uçana kaçana değil Uçup uçmuyorsa uçuruyorum gene ateş ediyorum Öyleyim o zaman Vay de bakalım gittik yana başına oturduk Sohbet sohbet ardından zikrullah Zikrullah da gene aynı Perde değişti gene Tabi biz kaldık Ders aldık Neyse muhabbet şey Şimdi ilk başlangıçtan aldım ki Bu soruya Böyle Bir geniş cevap vereyim diye
Velhasıl ders aldık sonra Ders aldıktan sonra Tabi böyle hemen Şeyh Efendi Birkaç ay sonra beni Bayındırın zakiri yaptı Bu arada da Abim geldi Mehmet Özba O tabi geldiğinde bir baktı Biz mescitte zikrullah yapıyoruz Arkadaşlar var filan Bana dedi Yakup Efendi var Ankara'da Sena dedi haber gönderdi İllaki Ahmet Bey Kardeşine biz ders verelim O daha önce de söylemiş ama Beledim yok İşte o daha önce rüya görmüş O Çorum Nacı Mustafa Efendi'ye intisap etmiş Çorum Nacı Mustafa'ya intisap etmiş İşte onun anlattığı şimdi Eksik fazla olabilir
Olabilir Kendisi de burada düzeltsin İşte bir seferinde bu oraya gitmek istemişler Arkadaşları filan gideceklermiş Bu gidememiş parasızlıktan Bu gidemeyince o gece rüyasında görüyor Tabi rüyasında bir bakıyor Ben Çorum Nacı Mustafa Efendi'nin yanındayım Benim saç sakal beyazlamış Tabi o ara biz Ayrı bir Perdedeyiz O tabi konduramıyor normal olarak Ardından gene böyle bir rüya görmüş Gene rüyasında Çorum Nacı Mustafa Efendi bu sefer halakada Karşıdan benim kalbime Bir tane şiş atmış Bir sefer daha görmüş herhalde Öyleydi değil mi Hacı abi
Yanlışlığım varsa Bir ordu kurulmuş Orduda ben komutan mıydım neydim Anlattıydın bana Evet Sonradan anlattı bana rüyalarını Biz tabi Yakup Efendi'yi Den değil Dedim ben Hacı abi bir Abime dedim Abi ben bir ders aldım Tamam bitti benim işim Ben dedim Bir yere kımıldamak istemiyorum Tamam bitti Biz böyle abimle bizim tuhaf bir İlişkimiz vardır O bir şeye karar verdiyse Ben seslenmem Ben seslenirim de Ama o bana çok seslenmez Benim biraz öyle Yardırmam vardır hani O ama hiç demez bana Bunu neden böyle yaptın Bunu neden şöyle ettin
Hiç bana şey yapmaz Allah muhafaza eylesin Aramızda da daha hiçbir tartışma çıkmadı Böyle bunu söylerim böyle Allah ondan razı olsun Gerçekten hiç bana bir Senin gözünün üstünde kaşın var demez İçinden der dışından demez Bu ara demiyor ama içinden de demiyor bu ara Velhasıl Tabi bu arada da biz dergan içerisinde Eskisi yenisi tanışmaya başladık Şeyh efendinin bize anlattığı Aktardıkları vardı Çorum Nacı Mustafa Efendi Hiç kimseye bırakmadı diye Aynı şeyi abim de söyledi Çünkü Yakup Efendi ile alakalı Şeyh efendinin Allah rahmet eylesin
Girişimleri oldu Hani Yakup Efendi'ye bir heyet gönderdi Nevşehir'den Nevşehirlilerden Hani biat etsin İntisap etsin diye Yakup Efendi'yi çok istedi Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin Hani gelsin biat etsin Oğlum halifeliğini vereceğim ona dedi Hani Yakup Efendi bir halife Noktasında Halifeliği dedi bizden hani gelse Halife Halifelik vereceğim dedi Ben de istiyorum Yakup Efendi gelsin diye ama Ben ne zaman ki Nevşehirlilerden böyle bir Arabalık bir heyet Ben heyeti gördüm Dedim asla olmaz Sebebim de şunu söyledim Bunlar dedim kibirlilik yapacak şimdi dedim
Bu yolda Asla yapılmayacak olan şey Kibirliliktir Tabi gittiler Oradan geri döndüler Yakup Efendi Bunlara Abdullah Efendi'ye bağlanmadı Yakup Efendi'nin Bir ufağı var O da Karabük'te O da Mustafa Efendi O da bağlanmadı Bunlar Mustafa Efendi'nin Çorumlacı Mustafa Efendi'nin Nakipleri Bir nakibi daha var İstanbul'da Ali Efendi O bağlanmadı O şeyhliğini ilan etti Zeytinburnu'nda Hacı abi Sen bu tarafa gel Ara sıra sana da sorayım Cafer al getir onu oradan Cafer al getir onu oradan O çünkü Eskiyi biliyor ya İyice Şimdi bazen eskilerle alakalı bir şey olunca
Ben yıllardan beri Döner abime sorarım Bunu tanıyor musun Bunu tanıyor musun Bu böyle miydi Şöyle miydi diye Şuraya gel şuraya İkiniz beraber gelin Buraya Cafer gel seninle Geç Aleyküm selam Biz Zeytinburnu'ndaki Ali'ydi değil mi adı Ali Efendi Ali Efendi evet Zeytinburnu'ndaki Ali Efendi'yi de tanıyorum Ali Efendi'ye Şeyh Efendi beni gönderdi Çünkü Ben o zaman Bursa'dayım Bir nakibi Nükabba daha var Şeyde Erzurum'da Alabi Erzurum'daki Alabi Normalde Şeyh Efendi'ye Ben yeni İntisap etmezden Az önce Az bir zaman önce
Bir hafta İki hafta önce Zaten Şeyh Efendi Şeyhliğini ilan ettikten sonra Ben böyle Hemen hemen Bir hafta sonra mı İki hafta sonra mı Ne ders alanım ben Sivaslı Ali Efendi Sivaslı Ali Efendi de Mustafa Efendi'nin Nâkibi Nükabba'sı Onda Şiş buhranı da var Yani Neden biliyorum Çünkü o Sonra Ödemiş'e geldi Ödemiş de Şiş buhranı yaptı Hatta bana diyordu Hani sen Ben seni Çok iyi bir zâkiri yetiştireceğim Sana buhran vereceğim Diyordu Ben de diyordum ki Allah razı olsun Benim buhranla İşim yok Fişman Onu da İyi tanıyorum
Sonra Yakup Efendi ile ben Ömrede bizatihi görüştüm Bir daha öyle söyleyeyim Onun da son ömresiydi Biz ömrede Ben onu hiç zahiren görmediydim Ondan sonra O Medine-i Münevvere'de Bizim iftar ettiğimiz Arkadaşlar bilir orayı Hemen onun sol tarafında Böyle baktım Dedim Bu Yakup Efendi İçimden Gittim Selamünaleyküm Dedim Yanında birisi var Böyle baktı Ve aleykümselam Dedi Durdu Usta Efendi Dedi Evet efendim Dedim Dedim Bursa'dan Dedim Ahmet Özbağ'ın kardeşi Mustafa Özbağ Maşallah Dedi Böyle bir Çok narin Çok nazik konuşan bir kimse
Biz böyle Sohbet ettik O dedi Abdullah Efendi de buradaymış Dedi Burada dedim ben Ondan sonra mübarek olsun Şöyleydi Böyleydi Allah rahmet eylesin Bana çok dua etti İleriki zamanlarda da Beni unutma Dedi Bana Şimdi bana söylediklerini Kendi mühmet ediyormuşum Gibi olacağım Orlarını es geçeyim ben Ondan sonra İşte Tavsiye etti Yoluna devam etti Mustafa Efendi'nin devamı Sen olacaksın İşte şöyleydi Böyleydi O tabi abim ona Rüyaları anlatmış Bir de Yakup Efendi'nin Gerçekten Hali açık bir kimseydi Öyle söyleyeyim Onlar tabi
Şeye intisap ettiler Mekke'de Maliki Muhammed Maliki'ye İmtisap ettiler O da Şeyde Kardeşi Mustafa Efendi de Sonra Muhammed Malik de Zaten Karabikli Mustafa Efendi'ye Türkiye'nin Şeyhliğini verdi Doğru değil mi? Türkiye'nin Şeyhliğini verdi Ama topluyorum şimdi Bunların hiç birisi de Çorumlacı Mustafa Efendi Hazretlerinin Bir başkasına Şeyhlik İcazeti Verdiğini Duymadık hiç Ne ben Abdullah Efendi'den duydum Ne Yakup Efendi'den Duyuldu Ne Mustafa Efendi'den Duyuldu Zaten Sivas'ta Ali abi Zaten Şeyh Efendi'ye İntisap etti
İstanbul'daki Ali Efendi de Zeytinburnu'ndaki de Kendisi Kendi Şeyhliğini ilan etti Ama bunların hiç birisi de Çorumlu Hacı Mustafa Efendi'nin Galip Kuşçu Haric onayı vermiş mi İcazeti Ona da vermemiş Sadece kızımı verdim demiş Sadece kızımı verdim demiş Yani Galip Kuşçu oğlu vardı ya O Galip Efendi Şeydeki Antalya'daki Ona Ankara siteler Ankara siteler Antalya'da dergahları var da Büyük bir yer Esas merkezi Ankara Ankara siteler Evet Hiçbir kimseden ben Ondan sonra Çorumlu Hacı Mustafa Efendi'nin Bir başkasına İcazet verdiğine dair
Bir haber yok Biz de bunu Yıllardır Dergah'ta Hep konuştuk Dedik ki Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hiç kimseye vermeden Vefat etti Gitti Şeyh Efendi de Aynı şeyi söyledi Hatta Şeyh Efendi Bana Şeyhliğini ilan et Dediğinde Oğlum dedi Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Sağlığını da ilan etmedi Dergah dedi Bu hale geldi O yüzden Ben sağlığımda Dedi Söylüyorum Bu akşam Şeyhliğini ilan et Ahmet Duran'a da Söyleyeceğim Dedi Ahmet Duran da ilan etsin Dedi Ben de Şeyh Efendi'ye Dedim ki Efendim hakkınızı helal edin Ben böyle bir şey ilan edemem
Dedi Ben ilan ettiririm Dedi Hayırlısı olsun Dedi Sonra Şeyh Efendi Başka bir arkadaşa Söyledi O arkadaştı Zaten eskiler biliyor Bir şeyh Birisine Birşey vermiş Birşey söylemiş Onu reddetmekte Edepsizlik Biz de dedik Arkadaşlar Allah razı olsun Şeyh Efendi Vefat edince kadar Biz bu dergahate Hizmet etmeye Devam edeceğiz Aldık Arkadaşlar biriler Raf'a koyduk Dedim Çünkü inkar edemezsin Reddedemezsin Bu edepsizlik olur Bir şeyh Birisine Sen zakirsin Sen nakipsin Sen nükabbasın Sen halifesin Veya sen şeyhsin Dediğinde
Buna itiraz edilmez Öğrendiğimiz edep buydu Asla Hiçbir şey denmez Veya bir şeyh efendi Birisine dese ki Sen burada dersi yaptır Ben yaptıramam Demek dahi edepsizliktir Böyle bir şey yok Bizim aldığımız eğitim bu Öğretim bu Velhasıl Kelam Biz bunu öğrendik E o günde Sohbetler soruldu Biz de bunu söyledik Dedik ki Sağlığında Hiç kimseye vermemiş Sonra bu Zakir Efendi Haber göndermiş Ondan sonra Böyle konuşuyorlar Ama Mustafa Efendi İşte Sağlığında Tığlı oğluydu Neydi onun adı Mehmet Tığlıoğlu'na icazet vermiş Böyle diye
Dedim biz duymadık Bilmiyoruz İcazeti de görmedik zaten Bir Kemal Efendi'yi biliyoruz Onun normalde Ona da icazetin vermediğine dair Biliyoruz Doğru mu? Vermiş mi Kemal Efendi'ye Şeydeki Ankara'dan ileride Kırklareli'ndeki Kemal Efendi vardı ya Kırıkkale mi? Kırıkkale'deki Ona icazet vermiş mi? Hiç kimseye vermiş Ona da vermemiş Evet Nakip Nükabba icazeti Evet Onları biliyorsun Çavuş var Çavuş var Nakip var Nükabba icazeti Evet Ona da vermemiş Benim bildiğim vermemiş Tabi Erzurum'da Mehmet Efendi vardı Şey verin Mikrofon Erzurum'da Ben 1985'te Askerken Orada adres verdiler Gittim Mehmet abiyle tanıştım Mehmet Aslanoğlu Mehmet Aslanoğlu Çavuş Çavuşluk verilmiş Kendisi Bayburtlu Erzurum'da Dergahı açmış Evinin altında Orada tanıştık Mehmet abiyle Mehmet abi
Hacı Mustafa efendi Vefat ederken Baş yücünde duranlardan Baş yücünde duranlardan Tabi Yakup efendi Hacı Mustafa efendi Mehmet Erzurum'lu Erzurum'daki Bayburtlu Mehmet Aslanoğlu Ondan sonra Şeyde var Gelip giden Abdullah Baba'da var Şeyh Efendi'de var Evet Şeyh Efendi Sağda Herkes Başında Yakup efendi cesaretini Toplayıp soruyor Yakup efendi En büyükleri Yaş olarak En eski Herkes Yakup abi diyor Çünkü ona Evet tabi Yakup efendi Efendim diyor Bu kadar toplandık Hani bir işaret var mı diye soruyor O da Aleyhissalatu vesselam
Efendimizden Kimseye bir işaret çıkmadı Ben kafamdan nasıl bir şey diyebilirim oğlum diyor Evet İfade bu İfade bu Bu Bunu bana Hem Yakup efendi anlattı Yakup efendi Bu Bursalı Ankara'da Gölbaşı'nda Eee Hasan efendi Yakışıklı Hasan efendi var Nakşibendi Evet O Tanıştık onunla biz Evet O Yakup efendiye Dergaha geldi Biz de oradayız Özdemir'le birlikte Yıl 1984 Eee Çok yakışıklı Ve o zaman da Eee Ne meclisi vardı Türkiye'de İhtilalden sonra Kurulan ilk meclis Kurucu meclis Kurucu meclis Veya başka bir adı vardı onun Çanakkale milletvekili
Mehmet Pamuk muydu? Onlar bile Çanakkale milletvekili Adını hatırlayamadım Milletvekilleri İş adamları Herkes zengin Bu Hasan Burkayın Hasan Burkayın Yanında Dergaha geldiler Yakup efendinin Böyle bir koltuğu var Onu oraya oturtturdu Kendisi de Mehmet'in yanına Mehmet'in o tarafa Yani böyle sağ tarafına Oturdu Ondan sonra Uzattı lafı Yani bana intisap edine getirdi Ondan sonra Yakup efendi İşte orada bu Hatırayı anlattı Tekrar Yani Hacı Mustafa Efendi'nin Söylediklerini Hacı Mustafa Efendi diyor ki Arkadaşlar diyor
Herkes olduğu yerde devam etsin Herkes istişaresini ve istiharesini yapsın Hepinizin ortak bulduğu birisine gidip intisap edin diyor Benden şeyhlik yok diyor yani Evet Bunu Burasını net olarak anlatıyorum ki Bu konu kapansın diye Bu konu kapansın diye ben de net olarak anlatıyorum bugün Velhasıl Çorum Naci Mustafa Efendi Hazretleri'nin Mehmet Tığlıoğlu'na icazet verdiğine dair bizde bir bilgi yok Çorum Naci Mustafa Efendi'nin de sözleri böyle Bizde bunu böyle söyledik Yine aynı noktadayım ben Ya ben yine vermediğini biliyorum
Çünkü verdiğini bilmem için icazeti görmem lazım Görsem ne olacak görmesem ne olacak Bir de hani yıllar geçmiş Çünkü bir de şu var Çorum Naci Mustafa Efendi'nin de vefat ettikten sonra mührü ve icazetleri Hacı Anne'den almışlar Bunu da Hacı Anne'den bizatihi kendim dinledim Bakın Hacı Anne'den de bizatihi kendim dinledim Nasıl kendim dinledim biz böyle Şeyh Efendi ile seyahate gittik Sivas'a gittik Sivas'tan tokat yaptık Şeyh Efendi dedi ki Bir de Hacı Anne'yı ziyaret edelim Hem ne o Kabristanlıyı ziyaret edelim Gittik Kabristanlıyı
Çorum Naci Mustafa Efendi'nin Ondan sonra öbür Şeyh Efendi'ler hepsi de orada Kabristan'da zikrullah yaptık İki kişiyiz biz Şeyh Efendi ile beraber Oradan eve geçtik Ben Hacı Anne ile tanıştım yani Mustafa Efendi'nin eşiyle Gittik orada tabi Hacı Anne dert yandı Şeyh Efendi'ye Ondan sonra Allah Efendi biz sen geldin dedi Kimse gelip gitmiyor dedi Arayıp sormuyor dedi Ondan sonra Babanın dedi Ondan sonra İcazetleri ne dedi Mühürleri ne dedi Buradan almışlar götürmüşler dedi Kimin götürdüğü belli değil dedi Ben Hacı Anne'nin söylediklerini söylüyorum
İcazetleri buradan alıp götürmüşler dedi Ondan sonra Kim bilir kimlerin elinde şimdi dedi Kim kime ne yazacak mührü basacak belli değil dedi Ben dondum kaldım Allah'ım Hatta çıktımda Dedim efendim Ya bu icazetler dedim Mühürler birinin eline geçse dedim Bir şey yazılsa Yazılır mı Mustafa Efendi dedi Ne yapacaksın oğlum dedi Yazsa ne olacak dedi Allah vermedikten sonra birisine dedi Eyvallah Şimdi bunu da Bizatihi ben duydum ya Hacı Anne'den Hacı Anne'den Ben Benim için kendime delil bu E Şeyh Efendi de yanımda Ben bunu duydum
E şimdi ben bunu duyduktan sonra Birisi dese ki Bana Mustafa Efendi'nin hani İcazeti var Ben hemen kafamda soru işareti oluyor bende Yani bu icazet nereden çıktı Çünkü bütün nakibini gaballar kimseye vermedi diyor E Çorum'la Cumhur Efendi'nin bizatihi ağzından duyanlar var Kimseye verilmedi diye E Şeyhim de aynı şeyi söylüyor Oğlum kimseye vermedi diyor E şimdi bir de İcazetler mühürler çalınmış veya alınmış evden Kimin aldığı belli değil Ben bunların hepsini toparlayınca Diyorum ki Arkadaşlar bizim bildiğimiz bir kimse yok
İcazet verilen İşte Tığlıoğlu'na verilmiş Ya Tığlıoğlu'na verilse Yakup Efendi'ye söyler Mustafa Efendi'ye söyler E Çorumlu Aliye Efendi Ben kendi kendime denklem kuruyorum şimdi Çorumlu E Şey Sivaslı Alabiye söyler İşte nakibini gaballarını birisine söylemez mi İşte ben filancaya böyle bir icazet verdim Çünkü şeyhlik icazeti demek Tören yapmak demek Tarikat ağadabında Ya muhakkak törenle vereceksin Nakibini gabayı törenle vereceksin Nakipliği çavuşluğu tören gerekmez Ama nakibini gaballıyı törenle vereceksin Sebep ilan edeceksin
Bu benim nakibini gabamdır İcazetini vereceksin Halifeliği de törenle vereceksin İlan edeceksin Şeyhliği de ilan edeceksin Diyeceksin ki Ben filancaya kimseye şeyhlik verdim Eyvallah Bir de çünkü şeyhlik verince de geri alınmaz Bir adama desen ki Sen sana şeyhlik verdim Üç gün sonra senin şeyhliğini aldım diyemezsin Çünkü eş değerin artık senin o O da şeyh sen de şeyhsin O senin şeyhliğini aldım diyemez Bu mümkün değil Bu böyle olunca Yani Çorum Naci Mustafa Efendi Birisine şeyhlik verecek E geri alamıyor Geri alamadığına göre
Onun şeyhliğini de ilan etmesi lazım zaten Bütün dergamın bilmesi lazım Demesi lazım ki Filancaya kimseye şeyhlik verdim Ben vefat ettikten sonra Gidin ona intisap edin Veya şuraya intisap edin Bir şey demesi lazım Bunların da hiç birisi de yok E tabi Ben bizatihi bir de Hani kulağımla duydum Hacı Anne'den icazetlerin Evden alındığını Boş icazet Yani yazılı bir tek isim yaz Oraya da şeyh yaz İsim yaz Vormuyoru Çorum Naci Mustafa Efendi'den bir icazet oldu Kime istiyorsan yaz Hatta şimdi gıybet olacak Vefat etti gitti Nakib-i Nugabba'lardan birisi Yazdı bunu kendine Bu eski olayların hepsini Bende var Dosya halinde Birisi yazdı Sen biliyorsun yazını Birisi yazdı Tabi bu Çorumlu'nun dergahında Bu mesele böyle çok şey oldu Hani dalga dalga yayıldı Nasıl böyle bir şey yazılabilir diye Hatta Malatya'da da birisi vardı O da böyle bir şeyin içerisine girdi O Malatya'dakini da biliyorum Velhasıl kelam bunların hepsini toplayınca Ben Ben haklı olarak Kendimce haklı olarak Diyorum ki Çorumlu Mustafa Efendi Hazretleri Hiç kimseye icazet vermedi
Onlar da Hani onlar da haber göndermişler İşte Tığlıoğlu'na verdi diye Ben görmedim dedim Ben görmedim bir şeye verilmiş Diyemem Sonra onlar da Fehim'in üzerinden demişler ki Geleceğiz ziyaret edeceğiz İcazetleri de göstereceğiz demişler Çünkü sormuşlar Geldiler mi Gördünüz mü diye Gelmediler Görmedik Yani Tığlıoğlu'na verilen icazeti Zakir efendi Bizim Fehim Hacıoğlu'na gelip İcazetleri de Mustafa Efendi'ye ziyaret edeceğiz Göstereceğiz demiş E gelmediler Göstermediler de O yüzden Biz de bu konuda Aynı dairede Aynı noktada
Duruyoruz Yani Biz Çorum'un acı Mustafa Efendi Hazretleri'nin Herhangi bir kimseye Şeyhlik icazetinin Verdiğini Bilmiyoruz Buna şahit değiliz Bütün Benim bu konuştuklarım Kimseye Verilmediğine dair Vermediğine dair O yüzden de böyle Bu konuyu daha En başından aldım Böyle bir Anlattım Bir daha Bir daha Bu mevzuda da artık Konuşulacak bir şeyin Kaldığını zannetmiyorum O yüzden de Birisi de Dese ki şimdi bana Bu öyle bir icazet var Allah mübarek etsin derim ben Beni ilgilendirmez çünkü Bizleri de ilgilendirmiyor Allah nerde varsa
Kim icaz etti Kim icaz etsin Allah hepsine de Yardım etsin Hepsine de Kur'an ve sünnet tarihinde Koşmayı nasip eylesin Ama bu böyle Dergahlar açısından Hoş bir şey değil Bir kimse Gitmiş olduğu yolun Üzerinde Şüphesinin Olmaması lazım O yüzden Şüphesiz Yürümesi lazım Ama ben Hacı anneden Direk Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin Hanımından Kendim Duydum İcazetlerin Ve mühürlerin Evden Kaybolduğunu Alındığını Ve onları Bulamadığını Kimin aldığını Abdullah Efendi Şeyh Efendi dedi ki Oğlum Abdullah Efendi Gerçekten
Kimin aldığını Bilmiyorum Almışlar Evden Mühürleri de Almışlar İcazetleri de Almışlar Şimdi örneğin İcazetler Bende duruyor Bizim yazdırdığımız icazetler E mühürler de bende Hepsi de bende İşte bir kargaşa olmuş olsa Bir şey olmuş olsa Birinin eline geçse Yani mühürlese Bende de icazeti var dese Oraya da kendince bir imzalasa Benim imzamı Taklit etse Olur mu El cevap olur Ki Birisi yaptı Onu da söyleyeyim de Artık bu iş İyice Damarı patlasın İstanbul'daki Ali Efendi Bunu Yazmış Kendime Malatya'da da birisi vardı İsmini hatırlamıyorum
O da yazmış Demek ki İcazetler Ve mühürler Değişik Ellerde dolaşmış Böyle bir sıkıntı var O yüzden Bir şeyi ben ilan ediyorum Bu sıkıntıları Öncesinden Bildiğimden Dergaha ilan ediyorum Zakirini de ben ilan ederim Her şeyini ilan ederim İcazetini de ilan ederim Kimsenin kafasında Şehk şüphe kalmasın Bu konuyu da böyle Allah razı olsun Soruyorlar Bir iki muhabbet daha var Ortalıkta dönen O yüzden onlara da cevap olmuş oldu Hakkınızı helal edin inşallah Sorular da kaldı Bu gece de bununla geçti Artık Allah izin verirse
Bu soruları Bir Kenara koyalım Önümüzdeki hafta Allah nasip ederse bunlara Devam edelim inşallah Güzelmiş Kız erkek ayrı oturttuğu için Açıya alınan Bursa'daki okul müdürü Gündem Bir ay olmasına rağmen Rusya'ya kafa tutamayan Batı ABD ABD O yüzden tutuyorlar İşte Ürdün'de Şey ne o Ukrayna'da Kafa tutuyorlar İşte Ukraynalıları Savaştırıyorlar Adamlar barış istiyor Onlar diyorlar ki Barışmayacaksın Biz seni her türlü silahla destekleyeceğiz Rusya'yı burada gömeceksin Senin üzerinden diyorlar Savaştırıyorlar İşte Şeyde
Ne o Türkiye'de Barıştıracağım diye uğraşıyor Hem Türkiye'ye alkışlıyorlar Sen barıştıracağım diye uğraşıyorlar Öbür taraftan da Ukrayna'ya veriyorlar gazı Savaşın Allah Allah Nidalarıyla diye Savaştırıyorlar Astronomik şekilde artan hayat pahalılığı Et şeker vesaire E bunları 3-4 yıl önce söyledim Bunlar iyi günleriniz dedim Ekin dikin artacak dedim Daha da artacak 3-4 yıldan beri özellikle Hep söylüyorum Bugünler böyle geçmeyecek Hayatınızı ona göre dizayn edin Fars'ta borçlanmayın Lükse kaçmayın Pandemiden önce başladım
Hala da devam ediyorum Lükse kaçmayın Israf etmeyin Öyle hemen alıverelim Yiyiverelim Gidiverelim Yapmayın Sadece Türkiye'ye değil Dünyayı zor günler bekliyor Çünkü bütün dünya 375 trilyon dolar borçlu 2 bin tane şirkete Bütün dünya Sadece Türkiye'ye değil Bütün dünya Dünya üzerinde 2 bin tane şirket var Hatta 2 bin bile yok da 1 bin tane şirket var 375 trilyon dolar 375 bin trilyon dolar 375 bin trilyon dolar Borçlu dünya Türkiye'de borçlu Zaten borçlanmayan Hükümetleri
Deviriyorlar Türkiye'nin mi O görüneni Türkiye'nin 450 milyar dolar Diyordu görüneni o diyor Türkiye'nin yaklaşık 1 trilyon dolara yakın Resmi gayri resmi Sivil ve devlet borcu var Borçlanıyor Bu bütün dünya borçlanıyor En fazla borcu olan Amerika Borçlanıyorlar O yüzden Dünya insanlığını Sıkıntılar bekliyor İşinize sahip çıkın Ailenize sahip çıkın İsraf etmeyin Savurganlık yapmayın 5 harcıyorsanız 2 harcayın
Böyle Abuk sabuk şeyler için Borçlanmayın Öyle Kıyafet almak için Yok işte Don falini almak için Yok ayakkabı almak için Borçlanmayın Yok eve Hallı alacaksın Yok eve mobilya alacaksın Yok hanıma Ne o mantı alacaksın Borçlanma Ticaret yapanlar Ticaretlerine göre Zaten onlar O döngünün içindeler zaten Ticaret yapanlar da Dikkatli davranacaklar Öyle har vurup Parmağı savurmayacaklar İşlerine bakacaklar Dikkatli davranacaklar İş yapmaya devam edecekler Öyle pılıyı pırtıyı Toplayıp kenara çekilmek yok İş yapmaya devam edecekler
Ama Sıkı tutacaklar işlerini O yüzden Çünkü bütün dünya insanlığı Haramın içerisinde dolaşıyor Bütün dünya insanlığı Bütün dünya Zevkü sefanın içerisinde Heva hevesinin içerisinde Böyle olunca da O heva hevesi de Zaten körüklüyor Bu iki bin tane şirket Bir giriyor adam Şeye Ne o AVM'ye Bütün AVM onun Cebinde de plastik Boyuna geçer Cırt cırt Bütün yemek Yiyiciler Bütün yemek yapıcılar onun Alıştı herkes Kaldır telefonu eve Kebap gelsin Kaldır telefonu eve Hamburger gelsin Kaldır telefonu şu gelsin Tarhana çorbasını unuttu bütün herkes
Unuttu Tarhana çorbasını yapmasını bilen kadın kalmadı zaten Tarhanayı yapacak yani Tarhanayı yapacak kadın kalmadı Makarnayı Makarnayı kesecek kadın kalmadı Makarna yapacak erişte yapacak erişte diyorlar Bursalılar Biz bayındırda makarna deriz Makarnayı yapacak kadın kalmadı Hazır her şey Yarın öbür gün fırınlar çalışmasa Ekmek yapacak durumda değil insanlar Ekmek yapacak durumda değil Ekmek yapacak durumda değil Alın size kaos Ya düşünebiliyor musunuz
Bir şaiye çıkıyor Çiçek yağı kalmayacak diye Raflarda çiçek yağı anında tükeniyor ya Bir şaiye şeker kalmayacakmış diye Raflarda şeker kalmıyor Ya bizim normalde Amerika'dan farkımız kalmadı yani Allah bizi affetsin Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin Sorular burada önümüzdeki hafta İnşallah geri kalanını hallederiz Eftar zikir fâlemennâhu La ilâhe illâhe illâh El Fâtiha mâ selâfetâ
Amin Şunu da bir cümleyle ilave edivereyim mesele bitsin Kimse yanlış anlaşılmasın Kimsenin şeyhliyle, mürşitliyle, zâkirliyle, icazetiyle Veya icazetsizliğiyle Beni ilgilendiren bir şey yok Bana sorarlarsa Ben bildiklerimi aktarıyorum Bu kadar Ha Birisi üzerine alınıyormuş Alınmıyormuş Yok işte rahatsız oluyormuş Bu da beni ilgilendirmiyor Ben çünkü Bildiğimi, duyduğumu Sizlere aktarıyorum Hakkınızı helal edin Teştos
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.