mustafaozbag.org

ÇOCUK EĞİTİMİNDE HİÇBİR ZAMAN KORKUYU REHBER EDİNMEYİN.16.06.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Haziran 2022 · 33:22

Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'e hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, cihad eden, hakkı yaşayanlardan eylesin. Batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Cenab-ı Hak bütün üniversiteye girecek olanlara yardım eylesin. Kur'an'a, sünnet'e ve vatan'a, millete hayırlı olacak olanların kazanmalarını nasip eylesin. Selamünaleyküm. Sohbetinizde korku perdesinden bahsetmiştiniz. Bir kişinin korku perdesi yırtıldıysa bu durum nasıl düzelebilir? Yani bu Allah'tan korkma perdesi yırtıldıysa onun çok tövbe etmesi lazım. Allah muhafaza eylesin.
Korku Allah'tan korkmak iyi bir şeydir. Bir tek Allah'tan korkmak iyidir zaten. Yoksa diğer korkuların hepsinin şerrinden Allah'a sığınırım diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve sellem hazretleri dua etmiş. O yüzden korkmaktan, korkaklıktan Allah'a sığınırız bu manada. Ama öbür türlü Allah'tan korkmak met edilmiş. Bir kimse Allah'tan korkarsa âlâ. Başka bir şeyden korkmasına gerek yok. Ama eğer Allah'ın haricinde işte karanlıktandı, şundandı, bundandı korku perdesi yırtılırsa o sıkıntılı. Onda bir müddet sonra vesvese olmaya başlar. Bir müddet sonra artık o adım atmaktan bile korkmaya başlar. O sıkıntılı. Bunun tedavisi ne? Beninki agresifçe. Yani o korktuğu neyse onun üzerine gitmek. Yani neyden korkuyorsan onun üzerinden gitmek. Şunu unutmayın.
İnsanlar korktukları yerlerden imtihan olurlar. Neyden korkuyorsan onun üzerine yürürsen ancak o zaman onunla yüzleşir. Ancak onun galip gelir veyahut onunla barışırsın. İkisinden biri. Ya galip gelirsin ya da bir müddet sonra o hâlle barışırsın. Ama bu barışmak ne demek? Korkmaya devam etmek demek değil. Yani o korkaklığı yenersin. Barışarak da bir kimse yenebilir. O yüzden bana böyle şeylerin tedavisini sorduğunuzda ben hep diyeceğim ki size yani onun üzerine git. Çünkü onun üzerine gidersen ancak ona galip gelebilirsin. Yoksa galip gelmezsen böyle işte ben bu tip mevzularda anlaşma yolunu seçenlerden değilim. Belki de kavgacı bir zihniyete sahip olduğumdandır veya mücadeleci bir zihniyete sahip olduğumdandır.
Ben çok böyle bu mevzularda bu tip meselelerde böyle ya bunu anlaşaraktan halledelim. Böyle anlaşaraktan bitsin diyemiyorum. Ben o yüzden neyse benim önümdeki benim o hastanada ben yapmam gerekeni yapıyorum. Ben onun üzerine doğru gidiyorum. Bu uykusuzluk olur, bu yorgunluk olur, bu bıkkınlık olur, bu ümitsizlik olur. Bu normalde işte şeytani meselelerden korku olur, kafir cinnilerden korku olur. Veyahut da işte sana zulüm ederler, seni rahatsız ederler. Ne bileyim işte senin başına bir çorap örerler gibi bir sürü korku var. Bu korkulardan dolayı normalde bir insan geri adım atarsa hep geri adım atar. Bunu unutmayın. Bu benim kendi şahsi duruşum.
Geri adım atmaya alıştınız mı her şeyden geri adım atarsınız. Eleştirilmekten korkarsınız, beğenilmemekten korkarsınız, hakkı konuşmaktan korkarsınız, batılı zem etmekten korkarsınız, Kur'an ve sünnetin dışındaki bir şeye karşı gelmekten korkarsınız. Korkarsınız da korkarsınız. Aç kalmaktan korkarsınız, işsiz kalmaktan korkarsınız, insanların sizi terk edeceğinden korkarsınız, eşim terk ederse, kocam terk ederse, karım terk ederse, çocuklarım terk ederse, gelinlerim terk ederse, damatlarım terk ederse, arkadaşlarım terk ederse,
hep terk eder. Normalde o korku devam eder. Hayatı yaşanmaz hale getirir. Bir müddet sonra evden dışarı çıkamazsın, araba kullanamazsın, dükkana gidemezsin, ticaret yapamazsın, insanlarla dostluk kuramazsın, arkadaşlık kuramazsın. Sende korku hakim olur. Bunların hepsi de kendinde varlık görmektir. Hepsini attın, kendinde bir varlık görmedin, korkun da bitti. Korkun filan kalmadı. Makamın var dersen, mevkim var dersen, param var dersen, sağlığın var dersen, eşim var, çocuklarım var, akrabalarım var, dostlarım var, arkadaşlarım var. Şuyu kaybedemem, bunu kaybedemem, bu yanlış olur, bu eksik olur. Bu sefer sen korkudan hiçbir şey yapamazsın. Hava sıcak hasta olurum, hava soğuk hasta olurum, hava normal hasta olurum, bugün poyraz hasta olurum, bugün lodos hasta olurum, bu yolu gidemem hasta olurum, bu yolu gidemem yorulurum, bu yolu gidemem uykum gelir, bu yolu gidemem karnıma cıkır,
bu yolu gidemem nasıl gideceğim? Hayat çekilmez olur. Bakın hayat çekilmez olur. Yok, korkunun hepsini de toplayın, bir çuvala kenara koyun, seninle işim yok deyin. Bu en ideali bu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin duası muhteşem, korkaklıktan sana sığınırım. Bu muhteşem. Yani insanlar bugün hak ve hakikati yaşayamıyorsa, yapması gerekeni yapamıyorsa, korkaklığındandır, başka bir şeyden değil. Bakın direkt, korkaklığındandır. Başka bir şeyden değil. Korkarız biz. Bizi korkutmuşlar çünkü. Biz çocuklarımızı eğitirken de korkutarak da eğitiyoruz çünkü.
Çocuk doğuyor, annesinden korkuyor. Annesi bir öcü belirliyor, öcülerden korkuyor. Canavarlardan korkuyor. Bir müddet sonra, babana söylerim diyor, babadan korkuyor. Dededen korkuyor, nineden korkuyor. Bir cavz oluşuyor ailenin içerisinde. Korkunç bir tipleme oluşuyor. Ondan korkuyor. Anne çocuğunu babasıyla korkutuyor. Sonra o çocuktan çocuk, babasını sevecek, öyle mi? Akşama baban gelsin, ben ona söyleyeceğim. Geliyor, baba söylüyor. Adam dönüyor çocuğuna. Gitti. Kadının gazına geldi.
Sen korkulacak bir baba oldun. Cahil anne. Cahil kadın almayın. Çocuğunu korkuyla büyüten bir anne, düzgün anne değildir. Çocuğunu korkuyla büyüten baba da düzgün baba değildir. Eşini korkuyla idare etmeye çalışan da düzgün adam değildir. Kocasını korkutaraktan yola getirmek. Giderim ha, terk ederim seni ha, bir gün seni bıraktığımı göreceksin, diyen kadın da doğru kadın değildir. Giderim, şimdi git. Bırakırım, şimdi bırak.
Veyahut da adam, şunu böyle yaptı, ben seni boşarım. Şimdi boşalan adamsan. Ne boşarım deyip de korkutuyorsun. Şimdi boşa. Bir tek Allah korkutur insana. Allah korkusunu aşılayalım. Eyvallah. Buna söyleyecek bir laf yok. Yavrum bu haram. Bu haramı işleme. Tövbe edip geri dönmezsen, Allah seni cehennemle azablandırır. Bunu da anlayacak yaştaki çocuğa, beş yaşındaki çocuğa değil. Beş yaşındaki çocuğa değil. Beş yaşındaki çocuğa, üç yaşında, beş yaşında, yedi yaşında, sekiz yaşında, on yaşındaki çocuğa Allah korkutucu olarak gösterilmez.
Ona Allah sevdirilir. Çocuk akıl bali olur artık da onu Allah'la korkutursun. Akıl bali olmadıkça sonra çocuk da Allah'la korkutulmaz. Evet, biz toplum olarak korkuyla büyüyen bir topluluğuz. Yani anne karnından doğduktan itibaren çocuk korkutuyoruz biz. Çocuk korkuyla büyüyor. Sokakta korkuyor. Okula gidiyor, okulda öğretmenden korkuyor. Öğretmen korkutaraktan susturuyor onları. Ya da dayak atarak susturuyor. Veya sert davranarak susturuyor. İlerliyor çocuk, ortaokula gidiyor, ortaokulda da korkuyor. Her yerde korku var bizde. Sonra lisede de korku var. Sonra üniversiteye gidiyor zaten. Bizim zamanımızda işte ülkücü, solcu, sağcı, terör, ardından devlet.
E korku devam ediyor. Sonra ben kendi hayatımla örnek vereyim. E sonra İslam oluyorsun. Yine korku devam ediyor. Hadis okuyacağım, polis basıyor. Polis korkusu var. Yazıklılar yapacağım, polis korkusu var gene. Olmadı, mahalle baskısı, toplum. Kafeye yiyecek bunlar. Bunlar gidecek kafası. Delirecek. Paranı yiyecekler, pulunu yiyecekler. Hanımını alacaklar, çocuğunu alacaklar senin. Düzenini bozacaklar. Aman bu dindarlardan uzak dur. Hep korku. E memur oluyor işten atılma korkusu. İşçi oluyor fabrikadan atılma korkusu. E ticaret yapıyor, dikkat açıyor, iflas etme korkusu. E yolda yürüyor, korku var. Her an polis çevirebilir, her an böyle bir adaletsizliğe duçar olabilirsin.
Korku. Her yerde radarlar, kameralar. Korku. Adı ne? Demokrasiymiş. Laf. Hiçbir şey yapamazsın. Korku. Bir aşure dahi dağıtamazsın. Seksan tane polis gelir, çevirir etrafını. Korku. Tabii. Asla kendi hakkını dahi savunamazsın. Korku. Birisi derse bunu, senin hakkın mı? Daha fazla korku. Mahkemede kendini savunamazsın. Korku. Hakimden korkarsın, savcıdan korkarsın. Geçen Emin burada mı? Emin'in kardeşi Engin'le şeye girdik.
Biz şikayetçiyiz, davacı biziz. Neredeyiz? Bizi suçlu çıkartacaksınız. Ne ama dava açtınız diye. Tırsak, korksak. Tamam, vazgeçtik ya. Şikayet etmekten diyeceğiz. Hatta Engin dedi ki, vallahi neredeyse suçlu çıkacaktık buradan dedi. Evet, korku. Yani o korkutuyor seni. Sen korkmazsan da zaten sıkıntı değil. Bu sefer neden korkmadın diye ceza veriyor. Sen diyorsun, bu senin hakkın değil, bu doğru değil. O seni gene korkutacağım diye uğraşıyor. Korku ona tutulmaya gör. Bir delik açmasın sen de o. Bir delik açarsa sen de o, hayatı korkunun üzerine kurarsın. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e tekrar oraya geleceğim. Korkaklığın şerrinden sana sığınırım demiş. Kolay değil. Kabrin fitnesinden, ahir zaman fitnesinden, ölümün fitnesinden, saptıracak zenginlikten sana sığınırım demiş. İsyan ettirecek, küfre düşürecek fakirlikten sana sığınırım demiş. Allah muhafaza eylesin bizler inşallah. Kamuda çalışıyorum. Gazi kadrosundan atanan bir kişiyle görevdeyim. Mesaisi 08'de başlıyor. Bu kişi 10 ile 10.30 civarı işe geliyor. İdareciler defalarca görüştüğü halde ve ben de uyardım. En son tartıştık. Ne yapabilirim? Yapacak bir şey yok. Bakın, kamuda çalışanlar, fabrikalarda çalışanlar, bir özel iş yerinde çalışanlar, bir yerde maaşlı çalışanlar, hepiniz burayı iyi dinleyin.
Bir yerde maaşlı çalışıyorsunuz. Kamuda çalışıyorsunuz. Hiç önemli değil. Bilhassa belediyelerde çalışıyorsunuz. Devlet dairelerinde çalışıyorsunuz. Özel şirketlerde çalışıyorsunuz. Veyahut da birisinin yanında çalışıyorsunuz. Hiç önemli değil. Mesai saatiniz kaç? 08'de başlıyor örneğin. İşte kaçta bitiyor? 5.5'de bitiyor. Öğle arası ne kadar? 12 ile 1 arası. Eğer ki bu saatlere riayet etmiyorsanız, hırsızsınız. Mesai saatlerine dikkat etmeyen bir çalışan, hırsızdır.
Çalıyor. Kazandığı para haramdır. Bunun daril harp, daril islamı yok. Evet. Tekrar altını çizerekten söyleyeyim. Kamuda çalışanlar, ama devlette, ama belediyelerde, ama özel şirketlerde, ama birisinin yanında çalışıyor. Bir yerde çalışıyor. Bir yerde çalışıyor. Maaşlı eleman, haftalık veya günlük alıyor, aylık alıyor. Önemli değil. Çalışıyor. Çalışmaz. Saatlerine riayet etmezse, hırsız o kimse. Bunun sufisi, Müslümanı, gayrimüslimi yok bunun. Mesai saatlerine riayet etmiyorsa, hırsız.
Eğer işveren, böyle küçük esnafsa, işte bir yanında, üç beş kişi çalışıyor, onunla helallaşsın. Helallaşmazsa, kazandığı para haram. Büyük şirket, helallaşsın patronuyla. Belediyede çalışıyor. Helallaşacak hiç kimse yok. Hırsızlık yaftasıyla, yürüyecek mahşere onunla gidecek. Devlet dairesinde çalışıyor. Hırsızlık yaftasıyla, yürüyecek mahşere onunla, çıkacak. Evet. Ve iki yakalarının, bir araya gelmemelerinin, bir sebebi de bu. Hırsız çünkü. Kazandığı para haram. Hele belediyelerde, bu o kadar çok gevşek ki.
Belediyelerde o kadar çok, bu iş gevşemiş vaziyette ki. Hangi partiden olursa olsun, değişmiyor bir şey. Çalışanların büyük bir kısmı, hırsız bu manada. Mesai saatlerine, dikkat etmiyorlar çünkü. belediyenin araçlarını, devletin araçlarını, kendi, bakın, kamunun araçlarını, kendi özel işlerine kullananlar, hırsızın ta kendisi. Hırsızın ta kendisi hem böyle. Katıksız hırsız. Bakın, katıksız hırsız. kendi özel işlerini, kamuda çalışan insanlara yaptıranlar. Hırsızın ta kendisi. Evet. Yani müdür ya, oradan çalışana, hadi yavrum, şunu bizim eve bırak.
Hırsızsın. Oradaki çalışana, kendi evinde çalıştırmak, kendi işinde çalıştırmak, kendi özel işlerine göndermek. Hırsızın ta kendileri. Milletvekili. Milletvekili. Mecliste olması gerekirken, dolaşıyor mu dolaşıyor? Hırsızsın. Hırsız hırsız. Hırsızsın. Sebep, sen milletvekili seçilmişsin, ne kadar orada mecliste bulunman gerekiyorsan, mecliste bulunacaksın. Mecliste bulunmuyorsan, orada burada dolaşıyorsan, valla hırsızsın, billahi hırsızsın. Düşünün artık siz hırsızlığı. Ne o bakanmış. Bakan olduğundan neye baktığı belli değil. Mesai saatlerine riayet etmiyorsa, hırsız.
Diyanettekiler, mesai saatlerine riayet etmiyorlarsa, hırsızlar. Hangi kurumu söyleyelim ki? Bir kurum söylememize gerek yok. Allah bizi affetsin. O yüzden bir de bu devlette çalışanların, bu kamuda çalışanların, helallaşacağı yerde yok. Şimdi adam benim yanımda çalışsa, gelir helallaşır. İsmail kaç kişi var yanında çalışan? On kişisin. Şimdi birisi, bir saat geç gelse, gelir İsmail'e der ki, ya İsmail abi hakkını helal et. Uyudum kaldım, yan yattı, çamura battı. Kimisinin hiç çocuğu iyileşmez. Öylesi yoktur İsmail dedi inşallah. Öyle ya, hep bir çocuğu hastadır, bir şeydir. Hani muhakkak. Kiminin hanımıdır.
Tabii hep hanım rahatsız olur. Rolum mariz bu. Nereden aldın bunu? Boşa olmazsa diyorum ben, bakıyor gözümün içine. Lan her gün insanın hanımı hasta mı olur diyorum ben. Ya bir kadın düşünün, her gün hasta ya. Var mı böyle bir şey? Hanefiler bile altı aylık müddet koymuş. Altı ay içinde iyileşti, iyileşti, iyileşmedi, boşa demiş. Her gün hasta kadın. Ömrünce hasta. Adam hasta. Adamın hastalığı altı ay. Altı ay da hala da hastalığını bahane edip, işe gitmiyorsa, evine bakmıyorsa, etrafına bakmıyorsa, boşa gitsin. Ömür boyu böyle muharize adamla mı yaşayacaksın? Adam işe gitmiyor. Ne? Hasta. Evlenmeseydin o zaman. Milletin başını yakmasaydın.
Şimdi, bunun gibi, yani bir diyelim ki İsmail'in yanında çalışıyor. İsmail'den göründüm ya bu gece şimdi. İsmail'in yanında çalışıyor. İsmail de helallaşır. Meseleyi bitirir. Ama belediyede çalışıyor. Nasıl işi bitirecek? Oranın sahibi belediye başkanı değil. Oranın sahibi bu müdür değil. İşletme müdürü değil. Nerede? Maliye'de çalışıyor. Maliye'nin o başındaki müdür oranın sahibi değil ki. Resmi dairenin sahibi o müdür değil. O amir değil. Cumhurbaşkanı bile değil. Nereye helallaşacak? Nereye helallaşacak? Helallaşacağı hiç kimse yok. O yüzden kamuda çalışanlar daha titiz davranacak. Allah muhafaza eylesin. Bayramı arefesi, cuma gününe denk geliyor.
Arafat'ta cuma namazı nasıl kılınır? Hacı ekber olacak. Hacı ekber olacak ha? Ay maşallah ya. Eğer uyarsa suud tabii. Ama yok uyarlar. Böyle oluyorsa. Hacı ekber yaparlar. Güzel. Böyle bir şey olursa Cuma'yı kıldıracak. Arafat'ta imam ardından ikindiyi kıldıracak. Cumartesi günü sohbete binaen bir hadiste Peygamber Efendimiz mahşerde şefaat için secdeye kapanacağı orada Allah'ın bilmediği bazı isimleri ona ilham olacağı geçiyor.
Miraç'ta bir yay mesafesi kadar yaklaştı. Sorum şu. Bizim ve Peygamber Efendimizin yakınlaşması da artacak mı? Yoksa Allah'ı bilmemiz ilim olarak mı artacak? Sen bu dünyada yaklaşmaya çalışıyorsan yaklaşman devam edecek. Ayet-i kerimelerde amin lafzı geçmediği halde niçin dualardan sonra amin diyoruz? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dediği için Üniversite bu hafta sonu Allah yardım etsin herkese inşallah. Kayısıdan sirk olur mu? Nasıl yapılır? Mübarek insanlar kayısıdan sirk olur da nasıl yapıldığını bilmiyorum. o kadar çok bilgili değilim.
Yanımızda birisi sirke düşse biz de görüp duyup sessiz kalırsak biz de şirke düş... Ha şirkeymiş ya. Allah iyiliğinizi versin ya. Şeyin noktasını görmemişim. Sirkeden gidince ara sıra tarif vereyim ben şunu şöyle yapın bunu böyle yapın diye. Kayısıdan da sirke olur olmaz değil ha. Kayısı sirkesi de olur. Biraz tatlı olur ama olur. Yani çok sirke deyince böyle ekşi olması lazım. Keskin olması lazım. Ama kayısıdan da sirke olur olmaz değil. Yanımızda birisi şirke düşse biz de görüp duyup sessiz kalırsak biz de şirke düşmüş olur muyuz? Eğer nasihat etmemiz gereken bir kimse ise nasihat edelim. Ona söyleyelim.
Ona diyelim tecdid imanteci nikah gerekli diye. Vel asri inel insani lefiu hüsrin illel lezine aminu ve aminu salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav biz sağılır sadakallahu lazim iman eden salih amel işleyenler bütün herkes hüsranda iman edenler salih amel işleyenler hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna dört müstesna insan var iman edecek dörtte sağlam kazıya bağlayacak kendini iman edecek salih amel işleyecek hakkı ve sabrı tavsiye edecek kurtuluş reçetesi dinin kemale ermesi ve imanın kemale ermesi nedir?
dinin kemale ermesi bugün dininizi tamam ettim dedi. Bütünlük açısından tamam oldu. Ama adi şerifte yaşantıyla alakalı benden önce İslam yüzde ellisi yaşandı benim zamanımda yüzde yirmi beşi yaşanıyor ahir zamanda yüzde yirmi beşi daha yaşanacak dedi. O zaman yaşantı olarak İslam'ın yaşantısı olarak tam bir tekamül söz konusu olmadı. Bu ahir zamanda olacak. Bunun mehdiyetle alakalı mehdiye bağlanıyor. Uzun muhabbet. Ama din tamam mı? Evet. Yaşantısı tamam değil. Bir insanda da iman etti mi? Etti. İmanı tam mı? Evet. Olgunlaşması, kemale ermesi. Bu zaman alır veyahut da aniden kemale erer. Bu ayrı mesele.
Bakın o kimse de iman etti mi? Etti. Biz ehli sünnetin içerisinde iman maturidi ve hanefi ekolünde bir kimsenin imanında eksiklik göremeyiz. Bir elma, bir bütün elma gibi iman. Bir kimse eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü dedi. İman etti. Elma bir bütün. Ama daha ham. Olgunlaşmadı. Bunu olgunlaştıran ne? Farzları yerine getirme. Haramlardan uzak durma. Farzları yerine getirme. Olgunlaştırıyor. Nafilelerle Allah'a yaklaşma. Erdiriyor. Eriyor o. Ve Allah'ı sevmek. O kimse artık olgunlaştı. Kemale erdi. O yüzden dinin tamamlanması, dinin bu manada tamamlanması, din tamam.
Ama kemale ermesi yaşantı olarak yüzde yirmi beşi ahire zamana kaldı. Birey olarak bir kimse iman etti imanı tam. İmanının kemale ermesi, olgunlaşması bu zamanla alakalı. Veyahut da aniden. İnşallah. Rabbim cümlemizin imanını kemale erdirsin. Cümlemize aff ve mağfiret eylesin. Cümlemizin Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Cümlemize maddi manevi afiyet nasip eylesin. Üniversiteye girecek olan çocuklarımıza Allah yardım etsin. Kur'an'a, sünnete, vatana, millete faydalı olacak olanları üniversitede başarı ihsan eylesin. Kur'an'a, sünnete, vatana, millete faydalı olacak olan herkese Cenab-ı Hak başarı ihsan eylesin. Rabbim rızıklarımızı helal ve hayırlı eylesin.
Kazançlarımızı hayırlı ve helal eylesin. Maddi manevi her şeyimize bereket ihsan eylesin. Vücutlarımıza bereket ihsan eylesin. Akıllarımıza, dimağımıza bereket ihsan eylesin. Kalplerimize maddi manevi bereket ihsan eylesin. Rabbim gönlümüze doğrularını hak ve hakikati ilham eylesin. Gözümüze ilham eylesin. Kulaklarımıza ilham eylesin. Dillerimize ilham eylesin. El ve ayaklarımıza ilham eylesin. Rabbim gönlümüze her daim taht kurup o kendi tahtında kendisi otursun. Ve gönlümüze misafir olsun. Gönlümüzün ev sahibi olsun. Gönlümüzden hiç çıkmasın. Her daim zikrullahıyla, muhabbetiyle, sırrıyla daim olsun. Rabbim cümle kardeşlerimizin kalplerine ilham eylesin.
Onları maddi manevi sırlarına ortak eylesin. Maddi manevi sırrını onlara açsın. Maddi manevi onlara sırlarını açsın. Maddi manevi onlara sırlarını açsın. Eşyaya vukufiyet ihsan eylesin. Olaylara vukufiyet ihsan eylesin. Gönüllerine feraset nuruyla nurlandırsın. Ferasetiyle gösterdiklerinden eylesin. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Annelerimize, babalarımıza, eş ve çocuklarımıza, geçmiş zürriyetlerimize, gelecek zürriyetlerimize merhamet eyle. Merhamet ettiğin kullarından eyle. Bizleri cennetinle, cemalullahınla, muhabbetullahınla şeref yab eyle. Bizleri cemalullahınla şeref yab eyle. Bizleri cemalullahınla şeref yab eyle.
Ey merhametlilerin en merhametlisi. Bizlere yardım eyle. Adem ile Muhammed Mustafa'ya kadar nice peygamberlere yardım ettiğin gibi bizlere yardım eyle. Hızrın ilminden bizlere de nasip eyle. Hepimizin gönüllerine ilmin ledünü ilham eyle. İlmin ledünü ilham eyle. İlmin ledünü ilham eyle. Eftali zikr fâlemen nevhû lâ eyle.
El Fâtiha mâh sâlamatâ. Amin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi