Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Şubat 2025 · 1:13:00
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, önzübülâhimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, eftâli zikr fâlemennehu, amin, hafıza söyleyin, Duhan Suresi 3 ve 4. ayetleri hazırlasın, yeniden selamun Aleyküm, tabi tevhid okuduk ya, bugün beraat gecesiyle alakalı, Ram-ı Eh Hadis'te bir hadis-i şerife denk geldim, bunu daha önce gözümden kaçmış, görmemişim demek ki, enteresan, ben sohbetin sonuna koyduydum o hadis-i şerifi, ama tevhid okuyunca aklıma geldi şimdi,
Beraat gecesi bir kimsenin ağzından çıkan, La ilahe illallah zikrinin, Allah'ın huzuruna kadar yükselmesine ve varmasına hiçbir şey mani olamaz ve perde olmaz. Beraat gecesi, kim La ilahe illallah zikrini yaparsa, Cenab-ı Hakk'ın katına huzuruna kadar bu zikurla gidiyor. Cenab-ı Hak onlardan eylesin. Hafız nerede? Geldi mi? Hazırlanmadı mı daha? Onun kabahati yok, kabahat bende. Geç mi kalacakmış? Evet, peki.
Duhan suresi, ayet 3 ve 4. Biz onu, yani Kur'an'ı mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz insanları uyarmaktayız. O gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir. Malum, bugünkü toplanma sebebimiz Beraat kandili ile alakalı. Tabi Beraat kandili, sadece Beraat kandili değil, ülkemizde ne yazık ki son dönem İslam dünyasında bu dış güçlerin yetiştirmiş olduğu, ne yazık ki alim hükmündeymiş gibi duran, ilahiyatçı hükmündeymiş gibi duran, araştırmacı yazarmış gibi duran bir kısım zevat, bizim kandillerimize göz dikmiş vaziyette.
İşte kandil yok, Kur'an'da geçmiyor. Yok işte geçen hadis-i şerifler sahih değil. Hadisleri de inkar ediyorlar zaten. Ve böylece Ümmet-i Muhammed'in kendi içerisinde var olan bu gecelerini kendi kendilerine yok etmeye çalışıyorlar. Aslında dertleri, amaçları Kur'an ve sünnet-i seni yani İslam dininin inancını bozup ve bu manada bütün Ümmet-i Muhammed'i bölüp parçaladıkları yetmiyormuş gibi, onun yer altı kaynaklarını, yer üstü kaynaklarını sömürdükleri yetmiyormuş gibi, daha da dağıtmak, daha da köleleştirmek, yer altı ve yer üstü zenginliklerini paylaşmak istiyorlar.
Ve bu İslam topraklarını bir ve beraber eden en önemli yegane unsur din, dini bu noktada ifsad ederlerse, dini inancı dağıtırlarsa ve Müslümanları da dağıtacaklarına inanıyorlar. Ki doğru, bunun büyük bir çoğunluğunu başardılar. Bosna'da katliam oldu, soykırım oldu. İslam dünyası müdahale edemedi, sessiz kaldı. Seslerini yükseltemediler. Ve ne yazık ki böyle tabiri caizse el yordamıyla insanlar gittiler, orada cihada katıldılar. Ama Bosna'daki soykırımı engelleyemediler. Ve Sibreniska'da, işte Bosna'nın her yerinde Müslümanları katlettiler. Kadınlarına, kızlarına tecavüz ettiler. Erkek çocuklarına tecavüz ettiler.
Ve Medeni gördüğümüz Avrupa seyretti. Bundan cesaret aldı gavurcuklar. Ondan sonra Afganistan'ı işgal ettiler. Ve Afganistan'da uzun yıllar bombalandı. Uzun yıllar orada katliam oldu. Ve sonuçta Afganistan'da da aynı katliamı yaptılar. Yetmedi, yetmedi. Irak'ı bombaladılar. Irak'ı yerle bir ettiler. Suriye'yi bombaladılar. Libya'yı bombaladılar. Ve Müslümanlar hala da sessiz, sakin. Yüz yıldan beri Filistin'de zulüm devam ediyor. İsrail Yahudileri, oradaki Siyonist Yahudiler, Filistinlileri her gün, her gün, mutat bir şekilde Filistinli Müslümanları katlediyorlar. Tecavüz ediyorlar.
Yerlerinden, yurtlarından ediyorlar. Bildiğiniz sizin bir eviniz var. Akşama geliyorsunuz. Yahudiler oturmuşlar oraya. Bu ev bizim diyorlar. Ve siz hiçbir şey yapamıyorsunuz. Ve acı bir şey. Ne kadar tutuklu Filistinli var bilinmiyor. Ne kadar öldürdükleri, şehit ettikleri bilinmiyor. Ne kadar tecavüz ettikleri bilinmiyor. Ve çünkü bir de İslam dünyası buna suskun, İslam dünyası buna sessiz, İslam dünyası buna hayır diyebilecek gücü yok. Ve iki yıldan beri taş taş üstüne bırakmadılar. Ve bugüne kadar yeryüzünde, İkinci Dünya Savaşı'nda toplam atılan bombadan fazla Gazze'ye attılar, Filistin'e attılar. Ve Filistin'de, Gazze'de taş taş üstüne kalmadı.
Ve İslam dünyası yine suskun. Ve İslam dünyası bu noktada söyleyebileceği herhangi bir şey yok. En acısı da şu, Osmanlı İmparatorluğu yıkılıp, dağıtılıp, parçalandıktan sonra İngilizler bütün Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına kendi elemanlarını yerleştirip çekilmişler. Ve şu anda İslam dünyasının üzerine kurulmuş olan devlet veya benim nazarımda devletçiklerin hepsi de ama İngiliz soytarısı, ama CIA beslemesi, ama Mossad yosması.
Çünkü başlarındaki kimseler ne yazık ki dur diyebilecek ferasete, dur diyebilecek dirayete, dur diyebilecek cesarete, dur diyebilecek imana sahip değiller. Biz Müslüman gibi görünen halklar da ne yazık ki sessiziz, sakiniz. Bu konuda bize dokunmuyor ya, bize dokunmadıktan sonra da biz bunlara sesimizi yükseltecek noktada değiliz. Hepimizin parası, makamı, mevkisi, eş ve çocukları, torunları, sıcak yuvaları, sıcak sobaları, lüks arabaları, yazlığımız, kışlığımız, ondan sonra beş yıldızlı, beş boynuzlu otellerde tatilimiz önemli. Böyle olunca da adamın elini gavuru, biz ona istediğimiz kadar yok deli diyelim, yok akılsız diyelim, hepimizden fazla akıllı, hepimizden fazla zalim, adam geldi, Gazze benim dedi.
Ve herkes de sustu. Hiç kimse de burası da senin değil diyemedi. Bir tek oradaki o Hamas veyahut da şimdi herkes onları da terör örgütü diyor ya, yani normalde bir tek onlardan ses çıktı. Dediler ki hayır burası satılık bir yer değil, buranın halkı biziz dediler. Ve acı tarafı, acı tarafı, yani biz o Orta Doğu ülkelerinin, devlet başkanlarının kimlerle oyunda oynaşta olduğunu biliyoruz.
Onlar da zaten bu konuda Trump efendilerine boyunlarını büktüler. Efendileri o çünkü, ona boyun büktüler. Ve İslam dünyasının acı hali bu. Ve hala da tecavüz devam ediyor orada. Hala da işgal devam ediyor. Hala da bombalanma devam ediyor. Hala da buldukları, yakaladıkları kadınları, kızlara tecavüz ediyorlar. Hala da erkek çocuklarına tecavüz ediyorlar. Hala da küçük çocukları alıyorlar, kaçırıyorlar. Ve Avrupa'da, Amerika'da zenginlere kanlarını satıyorlar. Ve organlarını satıyorlar. İsrail denilen o vahşi devlet, vahşetine devam ediyor. Ve Batılılar da ona destek çıkıyor. Çünkü Batılı devlet başkanları da o İsrail'in oyuncağı haline gelmiş. Çünkü hepsini de çok özür dilerim ama seks tuzağına düşürmüş.
Seks tuzağına düşürünce hepsinin de filmleri, hepsinin de videoları ellerinde var. İstediğimiz anda yayınlarız. Sizin altınızı üstünüze getiririz deyip onları da ne yapıyorlar? Sindiriyorlar. Herhalde bütün dünya devletlerinin böyle bir açığı var. Devlet başkanlarının. Herkes bu konuda susuyor. Ve İngilizlerin dahi bu konuda suskunluğu devam ediyorsa, o zaman İngiliz kraliyet ailesinin dahi, Bunlar da filmleri var, dizileri var.
Ve malum bizim içerideki siyasetçilerin de filmleri, dizileri var ki, istedikleri anda istedikleri partinin genel başkanını da bir video görüntüsüyle değiştirebiliyorlar. O zaman biz gerçekten ve gerçekten, biz gerçekleri görmekten uzağız ve gerçekleri de göremiyoruz. Çünkü şeytan gözümüzü perdelemiş. Şeytan gözümüzü perdelediğinden biz hakikati de göremez hale gelmişiz. Diyeceksiniz ki bugün beraat gecesi, böyle bir gizirgaha neden gerek vardı? Dert insana söyletirmiş. Benim aklımdan hiç çıkmıyor çünkü. Ben sabah kalkıyorum, Gazze, Müslümanların çileleri, akşam yatıyorum, bununla yatıyorum, kalkıyorum ve içim bu konuda hüzün dolu. Bir bakıyorum, Doğu Türkistan ona keza, Afganistan ona keza, Irak, Suriye ona keza, Yemen ona keza, bakıyorum Sudan ona keza, Afrika ülkeleri ona keza ve içeri bakıyorum, Türkiye'ye bakıyorum, Türkiye'de de ona keza.
Hiç kimsenin uyanası yok, depremler devam ediyor, yangınlar devam ediyor, bereketsizlik devam ediyor, pahalılık devam ediyor, faizler devam ediyor, kumar devam ediyor, içki devam ediyor, çıplaklık devam ediyor, eşcinsellik devam ediyor ve bütün her şey, bütün şeytaniyet devam ediyor. Kur'an ve sünnet-i seniyeye saldırı devam ediyor, ehli tarikata saldırı devam ediyor, Müslümanlara saldırı devam ediyor, başörtülülere saldırı devam ediyor, sakallılara saldırı devam ediyor, ehli sünnet tarikat ve cemaatlere saldırı devam ediyor,
ne kadar İslam düşmanı var ise İslam'a saldırmaya devam ediyor ve İslami olarak bütün her şeye, her şeye saldırı devam ediyor ve biz ne yazık ki üzerimizde bir ölü toprağı var, biz o ölü toprağından silkelenip kalkamıyoruz, kendimizce, kendimizce, kendi kendimizi mi avutuyoruz, yoksa bizim önümüzdekiler bizim avunmamız için bize değişik bir şeyler mi önümüze koyuyorlar, bakıyorum, diyorum ki ya, yani ümidini kesme Mustafa Özbağ, sen devam et diyorum, kendimi yeniden böyle derleyip, toparlayıp, güne öyle devam etmek istiyorum.
Böyle bir gündüz, geçen hastayım, rahatsızım, böyle gözümü açamıyorum, o bu gündüz programlarına bir şey bakarken, birkaç tane ardı ardına, işte isim veremeyeceğim şimdi ama Kanal D, Show, Star, hepsi de aynıydı. Böyle bayan programları var, bakıyorum, o onunla evliymiş, oradan oraya gitmiş, ondan oradan oraya gitmiş, buradan buraya gitmiş, baktım birkaç program böyle bir üçer, beşer dakikalık, başım döndü, dedim ki ya bunlar nasıl bir necaset olmuşlar ortalıkta dedim. ve bu beni daha da üzdü, daha da üzdü, daha da üzdü. Dedim ki ya buna bir dur diyecek hiç kimse yok bu ülkede. Bozuldukça bozuluyor, bozuldukça bozuluyor, bozuldukça bozuluyor. Bu bozulmanın önüne geçebilecek bir güç yok. Bu bozulmanın önüne geçecek bir mekanizme yok. Diyanet, ilahiyat, camiler, imamlar, tarikatlar, cemaatler, hepsi de kendilerince çalıştıklarını iddia ediyorlar.
Ama ve lakin bu bozulmanın önüne geçebilecek bir mekanizma yok. Ve o mekanizma öylesine çalışıyor ki yutuyor. Ben kendimize de bakıyorum. Diyorum ki ne kadar gencimiz var. Kimin oğlu kızı kendisiyle beraber geliyor diye analiz ediyorum kendi kendime. Hani annesi derviş tamam kızı derviş mi, babası derviş ama oğlu derviş mi? Bu kopukluğu da görüyorum. Ve gençlik ve gençlerimiz hızla o bozulmanın önünde yıkılıp gidiyor. Kadınlarımız ona keza, erkeklerimiz ona keza, genci yaşlısı Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışacağına günden güne o yapışmayı ne yazık ki gevşetiyor. Günden güne azı dişiyle Kur'an ve sünnete bağlı kalacağına günden güne biz bundan ne yazık ki serfinaz ediyoruz.
Ve bu bir öz eleştiri biz kendimiz de kendimizi toparlayamıyoruz. ve bu halet-i ruhiye içerisinde Allah'a hamd ediyorum, Allah'a şükrediyorum. Küçük de olsa böyle bir topluluğun içerisinde bulunmaktan dolayı Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum. Ve böyle bir gecede de toplandığımız için ayrıca Cenab-ı Hak'a müteşekkirim. Sizlere de teşekkür ediyorum. Hepiniz de hoş geldiniz. Çünkü bu nefis ve şeytan ve şeytaniyet ve deccaliyet öyle sardı sarmaladı insanları gerçekten insanlar Kur'an sünnet dairesinde adım atacağı zaman en büyük cihadı yapıyorlar şu anda. Ve evet gerçekten Kur'an sünnet dairesinde bir hareketin içerisinde bulunmak o harekete bir nebze de olsa nefes vermek o harekete bir nebze de olsa katılmakla, oraya gitmekle dahi katılmak büyük cihat olsa gerek.
Evet, bugün beraat kandili. İnşallah beraat kandilini yakışacağı şekilde kutlayanlardan oluruz. İnşallah bu konuyla alakalı biraz bir çalışma yaptım. Cenab-ı Hak inşallah hem sizleri hem bizleri hepimiz de bu çalışmaya uygun yaşamaya uygun yaşayacak bu çalışmaya uygun olacak bir gece yaşatırız inşallah. Duhan Suresi Ayet 3-4 İzmir Bir Hayat DgunO Ortak bir söylem vardı.
Bu söylem hepinizin de bildiği bir şeydir. Kur'an, sünnet, imamların iştahı ve ümmetin toplandığı noktalar. Öğreti buydu. Biz Kur'an'a, dinimizi ve sünnete ve imamların iştahı bu konuda bizim için ölçüydü. Biz bu ölçüyü öğrendik. Ben bu ölçüyü öğrendim. Hatta böyle bizi, beni eleştirmek isteyenler de işte Kur'an, sünnet, imamların iştahı veya Kur'an, sünnet, icma-i ümmet diye böyle bir tekerlemede bulunurlardı. Tabii bu beraat gecesiyle de alakalı, bu Duhan suresinin bu geceye işaret ettiğine dair böyle bir ümmetin içerisinde bir görüş var. Bu sure, beraat gecesiyle alakalı indirildi diyenler var.
Tabii bununla alakalı şimdi son dönem işte kandiller var mıydı, yok muydu tartışmaları olurken ben de yaptığımız fiiliyatları, yaptığımız ibadetleri, Kur'an ve sünnet-i seniye uygun olduğuna dair deliller getirme ihtiyacını duyuyorum son zamanlarda. Bu benim için de iyi oluyor, sizler için de iyi oluyor.
Gelecek nesillerimiz için de iyi oluyor. Farkındaysanız uzun zamandan beri zikrullahla alakalı ayet ve hadisler paylaşıyorum. Aynı şekilde ben İslam olduğumdan beri kendi kendime de vermiş olduğum bir söz var. Ben Kur'an'a, sünnete, imamların iştah adına, icma-i ümmete bağlı kalacağımı, aynı zamanda da ilk sufilerin yolunu takip edeceğimi dair kendime vermiş olduğum bir söz var. Ben o yüzden o kendime vermiş olduğum sözü de tutmak istiyorum. Ben bir yol yürüyorum, o yolda bana inanan arkadaşlar, kardeşler de belki de sorgulamadan, belki de araştırmadan benim ta yıllardan beri, 86-87'den beri peşime düştüler. Ama ne ben kendimi kandırmış olayım, ne de benimle beraber yol yürüyen arkadaşlarımı, kardeşlerimi kandırmış olayım.
Din adına ve sufilik adına söyleyeceğim veya yapacak olduğum her şey, delil olarak Kur'an'a, sünnete, imamların iştah adına, icma-i ümmete ve aynı zamanda da ilk sufilerin yoluna uygun olsun istedim. Ve bu Duhan suresiyle alakalı da malum iki tane tefsir kitabından alıntılar yaptım. Bu ilk alıntı ruhul beyandan.
Bu gece Allah'ın kullarına rahmetiyle tecelli ettiği, bağışlanmak isteyenlere affettiği bir fırsat olarak kabul edilir. Kaderin yazıldığı gece de denir. İslam alimlerine göre bu gecede bir yıl boyunca olacak olaylar lehf-i mahfuzda yazılmaya başlanır. Bu yüzden bu geceye kader gecesi de denir. Ruhul beyan tefsiri devam ediyor. Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'i mübarek bir gecede indirdiğini haber veriyor ki, o gece kader gecesidir. Allah-u Teala başka bir ayet-i kerimede de şüphesiz biz onu kader gecesinde indirdik buyurmuştur. Bu gece de Ramazan ayındadır. Nitekim bu Ramazan ayı öyle bir aydır ki Kur'an o ayda indirilmiştir. Bakara 185 ayet-i kerimesinde de belirtilmektedir.
Yine ruhul beyan tefsirinde bu geceden gelecek senedeki aynı geceye kadar bedbahtlık ve saadet dışında kulların rızıkları, ecelleri, bütün işleri sağlam ve muhkem bir şekilde ayrıntılı olarak yazılır. Denildi ki bu işlerin yazılmasında lehf-i mahfuzda beraat gecesinde başlanır ve Kadir gecesinde bitirilir. Sonra rızıkların yazıldığı dosya Hz. Mikail aleyhisselama savaşlar, depremler, yıldırımlar yere batırıp gark etmelerle ilgili dosya Hz. Cebrail aleyhisselama müsibetlerle ilgili dosyada ölüm meleğine teslim edilir.
Öyle bir adamın birisi çarşıda gezer, diğeri evlenir, çocuğu olur ama ismi ölecek kimseler arasında alınmıştır. O ise başına geleceklerden habersizdir. Bu ruhul beyanda, bu Duhan suresi ayet ve 3 ve 4'ün tefsiri. Bunun içerisinde hiçbir kelime dahi değiştirmiştim yok. Huzesi oturdum, ruhul beyan tefsirinden bunu buraya yazdım. Şimdi okuyacağım metin, Ebu'l-Leysemerkandinin tefsir-ül Kur'an'ında. Bu ayetin tefsirinde buyuruyor ki, Bir rivayete göre Kur'an-ı Kerim Kadir gecesi veya Şaban ayının 15. gecesi olan beraat gecesinde Lef-i Mavvuz'dan dünya semasına toptan indirilmiştir. Sonra oradan da Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme ayet ayet sure sure zaman zaman kısım kısım 23 yılda Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir.
O gecenin mübarek olması bundandır. Yahut bu mübareklik, o gece meleklerin dünyaya inmesinden, ilahi rahmetin insanlar üzerine inmesinden, Duaların kabul ve icabet bulmasından, nimetlerin taksim ve kazalarının tefrik olmasındandır. Halik-i Zülcelal Kadir suresinde Kur'an-ı Kerim'in Kadir gecesinde bu ayette de mübarek bir gecede indirildiğini beyan ediyor. Bakara suresinin 185. ayetinde de Kur'an-ı Kerim'in Ramazan ayı içinde indirildiği ifade ediliyor. İbni Abbas radiyallahu anh rivayetinde göre Allah-u Teala Şaban ayının 15. gecesi bir yıllık bütün işleri görevli meleklere teslim eder. Ölümler, kazalar, afatlar, doğumlar, yağmur, güneş, bolluk, kıtlık, rızık, rahmet her şey o gece görevli meleklere teslim edilir.
Zamanı geldikçe onlar uygulamaya koyarlar. Beraat gecesine has beş özellik vardır. Aynı daha devam ediyor tefsirden. Bir, her mühim iş o gece ayrılır. İki, o gece yapılan ibadetin fazileti büyüktür. Üç, o gece ilahi rahmet coşar, feyazan eder. Dört, o gece müminlerin mağfiret gecesidir. Beş, o gece peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Zira peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Şaban ayının 13. gecesi ümmet hakkında şefaat istemiş. Şefaatin üçte biri verilmiştir. 14. gece yine şefaat hakkı istemiş. Üçte biri daha verilmiştir. 15. gece yine şefaat hakkı istemiş. Bu gece şefaatinin tamamı kendisine verilmiştir. Allah'ın lütfu olarak bu gece zemzem kuyusunun suyu artar.
Bundan dolayıdır ki o mübarek su hiçbir zaman bitmez, tükenmez. Bu geceye mübarek beraat, beraat, ferman ve rahmet gibi isimler verilmiştir. Allah-u Teala ayet-i celilesinde şöyle buyuruyor. O gece her hikmetli iş ayrılır. Eğer bu konuda benim ruhul beyan tefsirinin derdeyip toplayıp yazan İsmail Hakkı Bursevi kadar ilmim yok.
Aynı zamanda da Ebu Ley Semerkandi kadar da ilmim yok. Ama madem ki din, Kur'an, sünnet, imamların iştahı ve ilklerin yolu ise bu konuda Duhan suresine verilmiş olan mana bu. Tabi sadece bu mu değil, beraat gecesiyle alakalı Şaban'ın 15. gecesiyle alakalı mutaber hadis kitapları olarak nitelendirileceğimiz Tirmizi'de, Nesai'de, Beyhaki'de değişik hadis-i şerifler var.
Ve bu hadis-i şerifler Kütüb-ü Siddede de geçiyor, Rudani'de de geçiyor. Veyahut da Tirmizi'ye baktığımızda Tirmizi'de de geçiyor, hadis kitaplarında da geçiyor. Şaban ayının faziletiyle alakalı bu konuda birçok hadis-i şerif var. Ve aynı zamanda da Şaban ayının özellikle 15. gecesi, beraat gecesiyle alakalı mütevatir derecede hadis-i şerif var. Ama bu hadis-i şerifleri benim gibi cahil bir kimse bulabiliyorsa, bunları hepsi de herkes çok rahat bulabilir. E bulabildikleri halde neden acaba bu gecelere karşı bir saldırı, neden acaba sünnet-i seniyeyle sabit olan bir şeyi böyle inkar derecesine götüren bu saldırılara anlam vermek çok zor değil. Amaçları dine saldırmak, amaçları dinin olmazsa olmaz sinir uçlarına saldırarak gençlerimizi de yaşlılarımızı da bu konuda ne yazık ki o kendi bozuk düzenlerine, bozuk çarklarına köle etmek istiyorlar.
Bakın bu normalde Şaban ayının faziletiyle alakalı birkaç tane hadis-i şerif. Monoton bir sohbet olacak belki de ama bence bu gelecek kuşaklara lazım olacak olan, gelecek kuşaklara gerekli olan bir derleme, bilgi olmuş olacak ki inşallah bu sohbetlerden gelecek kuşaklar da faydalanırlar, gelecek kuşaklar da bunları inşallah öğrenirler. Ebu Davud'da ve Nesai'de geçiyor hadis-i şerif. Ümmü Selem'e radıyallahu anhlar rivayetine göre şöyle demiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peş peşe iki ay oruç tuttuğunu görmedim. Ancak Şaban ve Ramazan'ı tutardı. Demek ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri devamlı oruç tutan bir peygamber değil.
Çünkü her gün, yıl 365 gün oruç tutmak sünnet-i seniyede yok. En uzun oruç, en böyle sıkı oruç bir gün boş bir gün dolu. O da diyor Davud kardeşimin orucudur. Bunu ısrar eden sahabe yaşlandığında diyor ki keşke bu konuda ısrar etmeseydim. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Şaban, Recep'te, Şaban'da oruç günlerini arttırırdı. Bu konuda çok rivayet var. Ümmü Selem'e, Medine-i Münevvere'de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin nikahına girmiş olan annelerimizden, Bahadır cihatçı bir annemiz, tabiri caizse kılıcı boynunda olan bir annemiz, kılıcı boynunda hatta Cebrail aleyhisselamla görüşme söz konusu olacağında Ümmü Selem annemize diyor ki, sen kapıda nöbet tut, içeri hiç kimse katma.
Ümmü Selem annemiz kuşanıyor, elinde kılıç, kapıda bekliyor. Kime söz geçiremiyor? Hasan ile Hüseyin Efendimiz'e. Onlar henüz daha çocuk, onlar paldır küldür giriyorlar. Hasan ile Hüseyin Efendimiz de Cebrail aleyhisselamı çocuk yaştarken Hazreti Peygamber'in huzurunda sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda görüyorlar. Onlar da görüyor. İçeride bir diyalog var, bu gecenin konusu değil. İşte Ümmü Selem'e böyle bir Ümmü Selem'e. O rivayet ediyor. Yakın dairede Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin orucunu en yakın kim bilir? Eşleri bilir. O da eşlerinden birisi. O diyor ki Şaban'da orucu arttırırdı. Ramazan'da zaten oruçtu.
Yine Ebu Seleme yoluyla, yani Seleme'nin oğlu bu sefer. O da Hazreti Ayşe'den naklediyor. Dikkat edin, annesinden değil. O da Ayşe'den naklediyor. Diyor ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin Hazreti Ayşe annemiz diyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin hiçbir ayda Şaban'da tuttuğu oruçtan daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Çoğunlukla oruçla geçirirdi veya Şaban'ın tümünde oruç tutardı. Bu hadis-i şerifte termiziden. Demek ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Şaban'ın büyük bir çoğunluğunda oruçlu geçirirdi. Hatta Hazreti Ayşe annemizden bir nakil daha var böyle. Biz diyor, hani Ramazan'da tutamadığımız, malum bayan sebeplerinden dolayı tutamadığımız oruçlarımızı Şaban'da tutardık.
Şaban'da iade ederdik ki, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Çünkü Şaban'da genelde oruçlu olurdu diyor. Yine Tirmizi'de geçen bir rivayet, Enes radiyallahu anh'dan rivayete göre şöyle demiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan orucundan sonra hangi oruç daha değerli ve kıymetlidir diye soruldu. Buyurdular ki Ramazan'ın büyüklüğü için tutulan Şaban ayındaki oruç. Sonra hangi sadaka değerli ve kıymetlidir dendi, buyurdular ki Ramazan'da verilen sadakadır, Tirmizi. İşte kıymetli dostlar, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Şaban ayını husisi manada oruçla geçirirdi. Yani Şaban ayını çokça oruç tutardı.
Yalnız burada dikkat edilmesi gereken konu şu, Ramazan orucuna birkaç gün kala Şaban orucunu terk etmekte sünnet. Çünkü halk Ramazan'la Şaban'ın arasını ayırt etmeli. Bilhassa üstad seviyesindeki, zakir seviyesindeki kimseler Ramazan'a birkaç gün kala oruç tutmamaları gerekiyor ki yanlış ölçü olmasın. Yani şu denmesin, bunu duydum çünkü ben.
Bizim üstadımız işte Şaban'ı da Ramazan'ı da birbirine cem eder, tutardı. Ben de böyle durduğu yerde duramayan bir insanım ya. Dedim sünnete aykırı böyle kaldı. Allah Resulü böyle yapmamış sallallahu aleyhi ve sellem. Ayırt etmiş dedim birkaç gün Şaban ayının sonunda tutmamış. Ramazan anlaşılsın ve hilal izlenirsin diye dedim. O yüzden Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Şaban ayında çokça oruç tutardı. Ama ve lakin Ramazan'a iki üç gün kala Şaban orucunu keserdi. Sonra Ramazan orucu başlardı. Şimdi de geldi sıra Şaban'ın on beşinci gecesinin faziletiyle alakalı. Yani beraat kandiliyle alakalı hadisi şeriflere. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Şaban ayına ve özellikle on üç, on dört, on beş gecesine çok önem vermiştir.
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre Allah Şaban'ın on beşinci gecesi rahmetiyle dünya semasına iner ve kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları affeder. Tirmizi. Yani Cenab-ı Hak bu konuda artık nasıl tecelli edecekse onun tecellisi ona ait. Biz kalkıp da Cenab-ı Hak şöyle tecelli etti, böyle tecelli etti diye buna bir hüküm yürütmemiz mümkün değil. Çünkü Allah her şeyden münezzehtir, Allah'ın tecellisi de nasıl olacağı onu da münezzehtir. Ama biz kendi kendimize şöyle düşünürüz. Çünkü ayet-i kerim, hadisi şerifin devamında kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanı affeder deyince demek ki Cenab-ı Hak beraat gecesi denilen bu gece rahmetiyle tecelli etti.
Bereketiyle, lütfuyla, ikramıyla tecelli ediyor ki burada oradaki şey affeder kelimesi var. Demek ki beraat gecesi Cenab-ı Hak dünya semasına, dünya semasına affıyla, lütfıyla, ikramıyla, ihsanıyla tecelli ediyor. Yine Hazreti Ayşe annemiz anlatıyor. Bu İbni Mace'de, Nesai'de, Tirmizi'de geçiyor. Böyle hafif hafif birkaç kelime değişiklikleri var ama mana olarak aynı. Şimdi böyle sohbetleri dinleyip benden eksik kusur bekleyenler var. O yüzden onları eksik kusur deyip de kendilerine bir pas atmış olmayayım. Sevmem böyle pas atmayı. Evet bu İbni Mace'de, Nesai'de, Tirmizi'de üç tane hadis kitabında kelime farklılıkları var ama ben onları burayı cem ettim. Mana olarak birbirinden farklı değil çünkü.
Hazreti Ayşe annemiz, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine bir bakıyor yanında yok. Hani elini attı yok yanında. Ayşe annemiz kıskanç. Hızla çıkıyor evden. Önce bir evleri dolaşıyor o. Acaba öbür evlere mi gitti diye. Yok. Bu sefer Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine cennetül bakide buluyor. Yani mezarlıkta. Şu garipliğe bakar mısınız? Kendi kendime böyle düşünüyorum bunu. Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım dediği peygamber. İlk yarattığı, sevgilim dediği peygamber. Gecenin yarısında cennetül bakide mezarlıkta ve duada. Mezarlıkta duada.
Biz şimdi gece olunca mezarlığın kenarından geçemiyoruz. Mezarlıkta duada. Hazreti Ayşe annemiz anlatıyor bunu. Diyor bir baktım ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri cennetül bakide diyor. Duada başını göğe kaldırmış, ellerini açmış dua ediyor. Ve Hazreti Ayşe annemize dönüyor. Orada bir diyalektik var da. Ben meselenin özüne dönmek istedim. Diyor ki Allah-u Teala Şaban'ın 15. gecesinde dünya semasına iner ve Kelp kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları affeder. Beraat gecesi bu gece. Yine İbn-i Mace'de geçiyor bu hadis-i şerif. Şaban'ın 15. gecesi olduğu zaman geceyi ibadetle geçirin. Gündüzünüzü de oruçla geçirin.
Çünkü Allah o gece güneş batınca dünya semasına tecelli eder. Ve fecir oluncaya kadar şöyle buyurur. Benden bağışlama dileyen yok mu onu bağışlayayım? Rızık isteyen yok mu rızık vereyim? Dert ve müsibete uğrayan yok mu ona afiyet vereyim diye buyurur. Demek ki Cenab-ı Hak bu gece tecelli ediyor. Ve diyor ki yok mu benden af isteyen onu affedeyim. Evet ya Rabbi senin affını umarak toplandık. Cümlemizi affeyle. Cümlemizin annelerini babalarını affeyle. Cümlemizin eş ve çocuklarını affeyle. Gelecek zürriyetlerimizi affeyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Biz seni merhametli bir Allah olarak tanıdık. Sen tövbe edenlerin tövbelerini kabul edensin. Biz tövbe ettik, rücu ettik.
Bir daha o günahlara dönmemeye azmettik. Bizim günahlarımızı hayra çevirdiklerinden eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Biliyoruz biz günahkarız, biz hatalıyız, biz kusurluyuz. Biz eksiğiz, biz noksanız. Ama sen bizim eksik ve noksanlıklarımıza bakmadan şu gecenin yüzü sürmetine, şu karanlık dünyanın, şu necis dünyanın içerisinde pisliklerden arınmak için bizim çabamızı, azımızı çok gör de bizleri affeyle.
Ve bu gece yok mu rızık isteyen, rızkını vereyim diyen Allah. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Bizim rızıklarımızı hayırlı, helal, bol ve güzel eyle. Bizim rızıklarımızı hayırlı, helal, bol ve kolay eyle. Bizim rızıklarımızı hayırlı, helal, bol ve kolay eyle. Rızıklarımızı hayırlı, bol, helal ve kolay eyle. Bizlere harama düşmeden, faize düşmeden, yanlışlığa düşmeden, rızıklarımızı helal yoldan kazananlardan eyle. Bizlerin işlerini kolay eyle, rızık kazanma kapılarımızı kolay eyle, katından lütf eyle, katından ikram eyle, katından ihsan eyle, katından bol bol verdiklerinden eyle, katından zorluklarımızı kolaylaştırdıklarından eyle, katından sıkıntılarımızı genişlettirdiklerinden eyle.
Katından dertlerimize derman verdiklerinden eyle, katından hasta olan kardeşlerimize maddi manevi şifalar nasip eyle, hastanelerde şifa bekleyen derviş kardeşlerimize şifa nasip eyle, Ümmet-i Muhammed'in dertlerine derman eyle, ümmet-i Muhammed'in sıkıntılarına def eyle, ümmet-i Muhammed'in müşkülatlarını hal eyle, ümmet-i Muhammed'e kudret ve kuvvet nasip eyle, Ümmet-i Muhammed'e birlik nasip eyle, ümmet-i Muhammed'in kafirlere karşı galip nasip eyle, ümmet-i Muhammed'in kafirlerin elinde oyuncak olmaktan kurtar ya Rabbi,
Kafirlerin bombalarının altında inim inim inlemekten kurtar ya Rabbi. Nerede ezilen Müslümanlar var ise, nerede Müslümanların hakkına, hukukuna tecavüz ediliyorsa, nerede Müslümanlara haksızlık, hukuksuzluk yapılıyorsa, sen onları kurtar ya Rabbi. Sen o haksızlığa, hukuksuzluğa sebebiyet veren, o haksız, hukuksuz davrananların akıllarını al ya Rabbi. Onları helak eyle ya Rabbi. Onların güçlerini helak eyle ya Rabbi. Onların güçlerini dağıt ya Rabbi. Onları parakende eyle ya Rabbi. Onları birbirlerine düşür ya Rabbi.
İçimizde kafirlerle, münafıklarla, mürtedlerle iş birliği yapanlar varsa, onları da helak eyle ya Rabbi. Onları da başımızdan attır ya Rabbi. Onları da Müslümanların başından attır ya Rabbi. Nerede kafirlerle beraber hareket eden devlet başkanı, hükümet başkanı, bakkan, bürokrat, her ne var ise, hepsinin de makamlarını yerle eksan eyle ya Rabbi. Bu gecenin yüzü su hürmetine yerle eksan eyle ya Rabbi. Onlara bir daha makam yüzü gösterme ya Rabbi. Onlara bir daha mevki yüzü gösterme ya Rabbi. Onlara bir daha güç gösterme ya Rabbi. Onları güçsüzleştir ya Rabbi. Onları kahru perişan eyle ya Rabbi. Kahar isminle kahru perişan eyle ya Rabbi. Cebbar isminle intikamlarımız al ya Rabbi. Cebbar isminle Gazze'nin intikamını aldır ya Rabbi.
Nerede ezilen Müslümanlar varsa Cebbar ve Kahar ismini şerifinle intikamlarımız al ya Rabbi. Dert ve müsibete uğrayan yok mu? Ona afiyet vereyim. Evet derdimiz büyük ya Rabbi. Dertlerimize derman ol ya Rabbi. Derdimiz Kur'an ve Sünnet. Derdimiz Allah sevgisi. Resulullah sevgisi. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Asıl derdimiz bu. Senin o lafını, senin lafzını, senin kelimeni, senin Kur'an'ını, senin ismini daha taşa yazdırmak ya Rabbi. Derdimiz senin dinini yaşamak ve yaşatmak. Derdimiz senin dinini bütün dünya arzına tebliğ etmek ve arz la ilahe illallah deyinceye kadar, son nefesimize kadar bu mücadeleyi vermek.
Derdimiz bu. Bizi bu dertle dertlendirdiğin için sana hamd ediyoruz ya Rabbi. Dünya hastalıkları gelip geçicidir. Dünyanın varlığı, yokluğu geçicidir. Dünyanın sıcaklığı, soğukluğu geçicidir. Dünyanın makamı, mevkisi geçicidir. Dünyanın heva, hevesi geçicidir. Dünyanın zevkleri gelip geçicidir. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Malikül mülk olan sensin. Kalıcı olan sensin. Kudret senin, kuvvet senin, mülk senin, ebediyet senin.
Biz bu dünyanın zevkinden, sefasından, dünyanın derdinden, gamından, kederinden, dünyanın hüznünden bıkmış değiliz. Bizim asıl derdimiz sensin ya Rabbi. Bizim asıl kederimiz sensin ya Rabbi. Senin ismini kalbimize nakşetmek, senin ismini yollara nakşetmek, dağlara nakşetmek, senin ismini insanların gönlüne nakşetmek derdimiz bu. Ya Rabbi bu yolda bizleri istihdam eyle. Bu yolda bizleri daim eyle. Bu yolda bizleri ayaklarının üzerinde geri dönenlerden eyleme. Heva ve hevesine uyup, nefsinin oyunlarına kanıp, bu yoldan geri dönenlerden eyleme. Nefsini ilahlaştırıp, oraya buraya suç bahane bulup, yoldan geri dönenlerden eyleme ya Rabbi. Evet, musibete uğrayan yok mu? Evet.
Ümmet-i Muhammed musibetin içerisinde, ümmet-i Muhammed'in üzerinde öyle büyük musibetler var ki, kendi üzerimizdeki dertleri unutturan musibetler var. Ümmet-i Muhammed kumar belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed içki belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed faiz belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed rüşvet belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed uyuşturucu belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed fuhuş belasına düşmüş. Ümmet-i Muhammed haksızlıkların, hukuksuzlukların içerisinde debelenip gider. Ümmet-i Muhammed'in üzerinde önüne gelen güç, kudret, kuvvet sahibi olan zalimler, her türlü gücü, kuvveti, kudreti kullanaraktan, Ümmet-i Muhammed'e inimini minnetmekte. Ya Rabbi, bu musibetleri başımıza açan, bu zalim insanları başımızdan def eyle.
Bu insanlardan Ümmet-i Muhammed'in intikamını al Ya Rabbi. Başımıza içkiyi, kumarı, faizi, fuhuşu, eşcinselli ve bütün haramları başımıza saran, bunlara müsaade eden, bunlara göz yuman, bunlara karşı savaş açmayan, ne kadar siyasetçi, bürokrat, şeyh, alim, her ne var ise hepsini de kahriperişan eyle Ya Rabbi.
Bizleri de bu musibetlerden kurtar Ya Rabbi. Ecmain. Yine Aişe Radiyallahu Anh Hazretlerinden rivayet. Allah Şaban ayının yarısında dünya semasını iner ve kelp kabilesinin koyunları, kılları sayısından daha çok, burası çok önemli, günahları ve günah işleyenleri bağışlar. Nesai ve tirmizi, günahları ve günah işleyenleri.
Ya Rabbi, günahlar da bizde mevcut, günahkarız da, biz de raffeyle. Biz nefsini temize çıkaranlardan değiliz. Biz kendisini günahsız görenlerden de değiliz. Biz günahkar bir topluluğuz. Ya Rabbi, senin rahmetini umduk. Senin merhametini umduk. Senin affını umduk. Senden af bekleriz. Senden merhamet bekleriz. Senden ikram bekleriz. Lütuf bekleriz. İhsan bekleriz. Biz senden seni umar, seni bekleriz. Sen kullarının zanlı üzerinesin. Biz senin bizi affedeceğini umduk. Ve toplandık. Bizleri affeyle. Senin bize lütfedeceğine inandık. Ve toplandık. Bu geceyi lütuf gecesi yap. Bizlere lütfeyle.
Anne ve babalarımıza da lütfeyle. Onları da affeyle. Eş ve çocuklarımızı da affeyle. Gelecek zürriyetlerimizi de affeyle. Bütün derviş kardeşlerimizi affeyle. Bütün ümmeti Muhammed'i affeyle. Ya Rabbi bu dualarımızı geri çevirme. Biz ümit ediyoruz ki sen dua edenlerin dualarını kabul edensin. Dualarımızı kabul eyle. Ve buradan dağılırken hep beraber günahları hayra çevirilmiş olarak dağılanlardan eyle. Kıymetli dostlar. Burayı sohbet edip etmemekte tereddüt etmiştim. Ama bu sohbet burada bulunan kardeşlerime değil. Bu sohbet hala daha kendilerince heva ve hevesin içerisinde dolaşan ümmeti Muhammed'in çocuklarına.
Bu gece de af olmayacak olanlar var çünkü. O yüzden bu sohbet buradaki kardeşleri bağlamıyor. Ben kardeşlerimin üzerinde hüsnü zammet istiyorum. O yüzden buradaki cemaatın cemaate ait bir sohbet değil bu. Kendimce o yüzden tereddüt ettim. Yani dedim ki bizi bağlayan bir şey yok burada. Ama malum sohbet canlı yayında herkese yayınlanıyor.
Millaki derviş olmaları şart değil. Herkes dinliyor. Onlar da kimlerin affolmayacağını görsünler. Evet beraat gecesi. İslam'da büyük bir öneme sahip. Bağışlanma ve rahmet kapılarının açıldığı bir gece. Ama bu gece Allah'ın rahmetinin geniş olduğu ve çok günahkarların affedildiği rivayet edilmiştir. Ancak bazı hadislerde belli kişilerin affamaslar olamayacağı belirtilmiştir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurur. İbn-i Mace'de geçiyor bu hadis-i şerif. Şaban'ın ortasında yani on beşinci gecesinde Allah-u Teala tecelli eder. Bütün günahları bağışlar. Ancak Allah'a ortak koşan, şirk koşan ve kalbinde kin taşıyan müstesnadır. Allah'a şirk koşmak malum bir kimse Müslüman ama ve lakin işte ata puta Allah'a yaklaştırıcı olarak görüyor. Bir kimse Müslümanım diyor. Ya bu ayet-i kerime böyle olamaz diyor. Bir kimse Müslümanım diyor. Kadere iman şart değildir diyor. Bir kimse Müslümanım diyor. Herhangi bir ayet-i kerimeyi inkar ediyor. Bir kimse ben Müslümanım diyor. Hadislerin komdesini inkar ediyor. Bir kimse ben Müslümanım diyor. Ben Müslümanım diyor.
Dinden olan bir şeyi inkar ediyor. İşte bunlar dinden çıkmış oluyor. Şirk ehli olmuş oluyor. Bunlar bu gecenin affından faydalanamayacaklar. İkincisi kalbinde kin taşıyan. Kalbinde kin var. İşte annesi babası çocuklarına fazla, birisine fazla mal bırakmış. Annesine babasına kinli. Kadın kocasına kinli. Adam karısına kinli. Evli hem bunlar. Kin besliyorlar birbirlerine. Anne baba çocuğuna kin besliyor. Veya kardeş kardeşe kin besliyor. Veya arkadaş arkadaşa kin besliyor. Kalbinde kin varsa o kimse de bu gecenin faziletinden, affından, mağfiretinden faydalanamıyor. Müslüman, Müslüman kardeşine kinlenmemeli.
Müslüman, Müslüman annesine babasına kinlenmemeli. Müslüman kendi çocuğuna kinlenmemeli. Müslüman kendi kardeşine kinlenmemeli. Müslüman eşine kinlenmemeli. Kin, Müslüman için geçerli değil. Birisine karşı kin besliyorsanız, tövbe edin ve rücu edin. O kini gönlünüzden atın. Yoksa bu gecenin affından, bereketinden siz de faydalanamayacağınız. Yine İbn-i Maced'e geçiyor. Allah, Şaban'ın 15. gecesi dünya semasına iner ve müşrikler ile kin tutanlar hariç herkesi bağışlar. Demek ki müşrikler ile kin tutanlar bu gecenin bağışlamasından nasibini almayacaklar. Yine Şaban'ın 15. gecesi olduğunda Allah, dünya semasına iner ve kalp kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanı bağışlar.
Ancak şu kimseler bağışlanmaz. Allah'a şirk koşan, kin ve düşmanlık besleyen, yani kalbi nefret ve kinle dolu olan, akrabalarıyla ilişkisini kesen, anne babasına asi olan, burayı gençler iyi dinlesin. Ey gençler topluluğu, anne ve babalarınıza asi olmayın, anne ve babalarınıza üf bile demeyin.
Ayet-i kerime bu. Kim anne ve babasını üzer, kırar, incitirse o bu gecenin affı namazlar olmayacak. Hani meşhur bir hadis-i şerif var ya, bir rivayette burnu sürtülsün, bir rivayette lanet olsun diyor. Üç kişi bir adım attı Allah Resulü, amin dedi, hutbeye çıkıyor. İkinci adım attı, amin dedi. Üçüncü adım attı, amin dedi. Sahabe sordu, ne oldu ya Resulallah? Cebrail kardeşim geldi dedi. Kim Ramazan ayına denk gelirse, affolmazsa burnu sürtülsün. Ben de amin dedim dedi. Ramazana on beş gün kaldı. Gücü, kuvveti yerinde olanlar oruçlarınızı tutun. İnşallah. İkincisi, anne ve babasının yaşlılığına denk gelir de cenneti kazanmazsa, Allah ona lanet etsin veya burnu sürtülsün dedi.
Yaşlılığına denk gelirse. Şimdi insanlar anne ve babalarını, ne yazık ki, bu İslam toplumunda görülmeyecek bir şey, bakım merkezlerine bırakıyorlar. Bakım merkezlerine bırakıyorlar. Annesini, babasını bakmaktan uzak bir Müslüman düşünülemez. Erkek evlatlar anne ve babalarını bakmakla mükelleftir. Kız evladın böyle bir mükellefiyeti yoktur, evlenir, kocasına tabi olur çünkü. Ancak kocası müsaade ederse bakacak. Böyle kayınvalidesi, kayınpederi hasta olan kızlara da kocaları müsaade etmesi gerekir. Bir sahabe müsaade etmedi, öldü sahabe kadının babası. Ölünce geldi dedi ki, ya Resulallah babam öldü ama kocam yine izin vermiyor.
Cehenneme yetmiş yıllık taş yuvarlandı dedi. O yüzden anne babaya hürmet etmek, anne babaya hizmet etmek, anne babaya üh bile dememek dinin şiarındandır. Anne babaya asi olanlar bu gecenin feyzinden, bereketinden nasiptar olamayacaklar. Bu gece bitince anne ve babasıyla alakalı problemi olanlar, anne babalarının gönüllerini alıp onlardan helallık alsınlar. İçki içmeye devam eder. İçki içmeye devam ediyor. Hiç bırakmıyor. Tabiri caizse alkolik. Onlar da bu gecenin bereketinden, lütfundan nasiptar olamayacaklar. Zinaya devam edenler. Yani bir kimse zinaya devam ediyor. Bu konuda hiç şeyi yok, yavaşı yok. Zinaya devam edenler de bu gecenin affından, lütfundan nasibi olmayacak.
Fal ve sihirle uğraşan. Bu toplumda o kadar çok bu iş büyüdü ki artık bu konunun altından üstünden çıkılacak gibi değil. Allah sizi inandırsın. Yani selam veriyorum. Böyle selam verdiğim bir kimse vardı. Geçen yolda gidiyorum. Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Hocam ben seni arıyordum. Hayırdır? Hemen bir tane büyü tutuşturdu elime. Dedi ki ya ben bunu buldum dedi evimde dedi. İşim rast gitmiyor şöyle böyle. Ya dedim canım kardeşim benim bu tip işlerle işim yok. Ama dedim gerçekten bu dedim çok ileri derecede. Dedim hadi selamımız var seninle. Senin hatırına okuyayım ben bunu dedim. Dün karşılaştık gene. Dedi hocam nasıl oldu dedi. Sen nasıl oldun dedim.
Ben çok rahatladım dedi. E dedim rahatladın sen devam et işte dedim. Dedi ne oldu? E ben dedim daha okumaya devam ediyorum dedim. Sen rahatladın ama dedim. Olan bize oldu. Biz okuyoruz dedim. Bakın o kadar çok bu konuda insanlar çığırından çıktı. Bu fala büyüye devam edenler bu geceden nasibi olmayacak. Olmasın da zaten. Çünkü Ümmet-i Muhammed'in başını yakıyorlar. Ümmet-i Muhammed'in üzerine kirli oyunlar çeviriyorlar. Yani düşünsenize bana dahi kanla büyü yapmışlar ya. Yani ben onu böyle görünce yani hiç yavaşları yok. Yani kendimi böyle bir yere koymak için değil. Ulan sen kime yapıyorsun?
Ahmak insan. Tabi Cenab-ı Hak buldurursa bulduracağız biz de. Cenab-ı Hak buldurmazsa nereden bulacağız? Yani düşünebiliyor musunuz? İnsanlar bu kadar zalim olmuşlar. Zulmü bu kadar arttırmışlar. Yani biz Allah'a iman ettik. Cenab-ı Hak'ın kaderine kazasına iman ettik. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Hz. Muhammed'i Mustafa'ya da yaptılar. Peygamber'e yaptılar. O yüzden insanlar bu konuda artık böyle bir şeyleri yok. İş arttı. Harut'la Marut. Bu büyü ve büyücülüğün bu noktaya geleceğini bilmiş olsalardı vallahi öğretmezdi insanlara. Artık öyle bir noktaya geldi. Ve şu anda Türkiye'de en kazançlı iş büyücülük. Sermayesi yok.
Çalışması yok. Hele bir de bana getiriyorlar bazen. Yani böyle elleri titriyorum milletin verirken. Gidiyorum ben şimdi okuyorum, açıyorum. İçinden ne olduğu belli değil. Bir bakıyorum. Hani bazen latife olarak. Kargacı burgacık B yazmış mesela. Bildiğimiz B. Karalamış bildiğiniz B. İşte kimi üç tane S. Ya oturmuş kafasına göre bir şey yazmış. Para alacak ya şimdi. Onu helallaştırmaya çalışıyor. Para alacak çünkü onda. Hani diyor ki ben sana bir şey yazdım. Emek sarf ettim. Bana çünkü telefon açıyor. Diyor ki emek var hocam onun parası alınmaz mı? Ne yapıyorsun dedim. B mi yazıyorsun sen de? Durdu. Bana geliyor dedim bazıları B yazıyor sadece dedim. Buysa dedim.
Yani bu. Ne yapayım hocam? Ulan dedim hiç olmazsa Fatiha-i Şerife'yi yaz oraya. Bir işe yarasın dedim. Fatiha yaz işe yarar bari dedim. Tamam. Bir de söylediğime de pişman oldum. Tamam hocam bundan sonra Fatiha yazayım dedi. Vay dedim edepsize ya. Yüzüne dedim ya sen edepsiz insansın dedim ya. Bir de dedim bunu mu kullanacaksın şimdi? Hocam dedi sen dedi mürşidi kamilsin. Senden çıkan söz hikmettir dedi. Dedim pes ya. İyi dedim hiç olmazsa Fatiha-i bari yazın dedim. Bunu dedim öbür günlere de söyle. Fatiha-i bari yazın. Bir emek sarf ettim. E Fatiha gerçekten şifadır. Evet bunu da kenara yazın. Ağrınız var.
Koy elini Fatiha'yı oku. Neren ağrıyorsa. Sızınız var. Nereni sızıyorsa. Koy elini Fatiha-i Şerife'ye oku. Birisi hasta. Çocuğun, eşin, kimse. Koy elini onun üzerine Fatiha-i Şerife'yi oku. Ama buna iman et. Buna iman et. Her sabah bir bardak su koy önüne. Otur yedi tane Fatiha'yı, bir tane Ayet-el Kursu, üç ihlas, üç felak, üç nas. Oku, maddi, manevi şifa niyetine iç bunu. Evet, şifa, maddi, manevi. Gidip bu üfürüksüylele millet soyuluyor. Allah bizi affetsin. Ama bu falla, sihirle uğraşanlar.
Evet, zaten falla sihire inandıysa dinden çıkıyor. Yapan da yaptıran da. İnandıysa. E böyle olunca, Allah muhafaza eylesin. Bunlar da bu gecenin affolmayacaklarının sırasında. Rabbim bizi affetsin inşallah. Beş gece vardır ki onlarda dua reddolunmaz. Bunlar da Recep'in ilk gecesi, Şaban'ın yarı gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi Ve kurban bayramı gecesidir. Deylemi, beyhaki. Bu affedilmeyenlerle alakalı Adi Şerif, İdn-i Mace'de geçiyor, Beyhaki'de geçiyor. Bunu da not olarak düşelim. Rabbim bizi af olanlardan eylesin inşallah. Kıymetli dostlar, Daha fazla vaktinizi de almak istemiyorum. Biraz da malum, Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum. Şikayet gibi olmasın.
Güzel bir rahatsızlık geçiriyordum. Allah'a yalvardım dedim. Ya Rabbi beni beraat gecesine Sağ salim çıkar. Sağlıklı bir şekilde sohbetimizi yapalım. Semamızı yapalım. Zikrimizi yapalım. Duamızı yapalım diye. Cenab-ı Hak'a dua ettim. Elhamdülillah. Rabbim dualarımızı kabul eyledi. Hamdolsun. Sağlıklı bir şekilde içinizdeyim. Cenab-ı Hak'a çok hamd ediyorum. Yani öylesine ağır geçiyor bende çünkü bu ara. Ama Cenab-ı Hak bir karışım ilham etti. Bazı hocalarım bu konuda şerh düşebilirler bana. Doktor hocalarım. Böyle işte bir kaşık yeni dövülmüş karabiber, bir kaşık kimyon ne alakası varsa.
Bir kaşık ondan sonra bir bildiğiniz çorba kaşığı. Kimyon, karabiber, zerdeçal, ondan sonra zencefil, tarçın, ondan sonra bir kaşık böyle taze kesilmiş. Kastamonu sarımsa, ondan sonra aldığı kadar bal, şekerim iyi. Ölçtüm ertesi gün sabah hemen böyle gözlerini dikersin şimdi şeker ne oldu diye. Gayet iyiydi. Bunu böyle bir güzel karıştırdım. Ha bir kaşık da tahin içinde. Tahini unutmayalım. Allah ne verdiyse karıştırdım. Sabaha kadar ikişer kaşık, ikişer kaşık, ikişer saat arayla bunu bir güzel yedim. Dedim, ya Rabbi oruç şifadır. Orucu bozmadım. Ertesi günde devam edeceğim dedim. Oruç şifadır, unutmayın. Hastayım diye orucu terk etmeyin.
Bu da size bir ölçü olsun. Ne kadar hasta olursanız olun, grip altında inim inim inliyorsanız da sürünerek gidin bir bardak su için orucunuza devam edin. Tıpçılar buraya duymasın. Onları da arada bir sataşayım yani. O kadar hakkım var değil mi hocam? Var. Sonra sorarım sana gibi böyle kafasını salladı. Oruca devam edin. Cenab-ı Hak Allah'ın izniyle şifalandırdı. Hepinize de bunu tavsiye ediyorum. O yüzden antibiyotik manyağı olmayın. Çünkü doktorların da yapacak fazla bir şey kalmıyor. Habire antibiyotik değiştiriyorlar. Habire de onlar da antibiyotik üretiyorlar. Millete habire antibiyotiği boğdular. Rabbim cümlemizin hem akıl sağlığını hem vücut sağlığını muhafaza eylesin.
O yüzden sohbeti daha uzun tutmak istemiyorum. Bu konuda da hakkınızı helal edin. Bu akşam biz semamızı tevhidle yapacağız. Bütün herkes ama içinden ama dışından tevhidle la ilahe illallah çekeceğiz. İnşallah semayı da tevhid çeke çeke, duayı da tevhid çeke çeke bitireceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. İnşallah Kadir gecesine de buradayız. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Kadir gecesi ne güne geliyor? Çarşamba. Ayın kaçı? 26 Mart çarşamba Kadir gecesi. İnşallah yine burada olacağız. Geceniz hayır olsun. Haklarınızı helal edin. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.