Üstad Mustafa Özbağ

Berat Kandili - Karabaş-i Veli Tekkesi - 4 Temmuz 2012

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 5 Temmuz 2012 · 55:36

Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hakk'ın gözünü de hayırlı eylesin, ayınızı iyi olanınızı, ömrünüzü de hayırlı eylesin, inşallah. Cenab-ı Hakk, kandilimizi mübarek eylesin, onların hiç de kandililer, o zamanın ıslak değil de hayırlı eylesin, şüphâdet eden, kulluk eden, kullarından engelli, inşallah.
Malum, bugün kandil, bu halka ki, önemli bir gece, muhakkak ki, anlamlı bir gece, muhakkak ki, derinlemesine bir gece. İnşallah Cenab-ı Hak yardım eder de, kandil sohbeti edebiliriz. Bundan önce biz soru sorup, çünkü sadece şuna da bir iki cüzeli değineceğiz. Bu, müslüman ve ahne ve babadan doğan bir insan ile, müslüman olmayan bir ailede doğan bir insanı, kıyaslayınca, müslüman olmayan, aileden doğan insanlara haksızlık olmayan bir şey. İnanç noktasında, inançların arasında çok bir fark yoktur. Bu, size tuhaf gelisidir sohbeti.
Bir müslüman inancıyla, bir hristiyan inancının arasında çok fazla bir fark yoktur. Bir müslüman inancıyla, bir kurperest inancı arasında çok bir fark yoktur. Bir müslüman inancıyla, bir müslüman inancıyla, bir müslüman inancı arasında çok fazla bir fark yoktur. İmanlarının arasında fark vardır da, inançlarının arasında çok bir fark yoktur.
Bugün bir hristiyana gitseniz, o da dindardır, o da inanç sahiptir. Museviye de gitseniz, o da inanç sahiptir, o da dindardır. Bunu küçümseyici olarak söylemeyeceğim, hakkınızı helal edin. Şuradaki, bu cemaatın içerisine, üç beş tane hristiyan, üç beş tane Musevi inancını da koymuş olsak, arada fark edecek mi? Kıyafetiniz mi fark edecek? Saç şekliniz mi? Sakalınız mı? Pantolonunuz mu? Gömleriniz mi? Bıyığınız mı? Üzerinizdeki marka olan elbiseler, veya aksesuarlar mı fark ettik? Bir müslümanım diyen kimseyle, Hristiyanım diyen kimseyi yan yana koymuş olsak, dışarıdan birisi onlara baksa, ne fark edecek?
Bir çıt daha ileriydi. Kıyafetleri, dışları, ve bu noktadaki hayat tarzları ve standartları, hayat, hayata bakışları, bir fark olmayıp, birbirlerine yakın olmasının yanında, inanışları da birbirine yakın. İmanı karıştırmıyor. İnanç, bütün toplumun kendince, kendince, kendi kendisine inandığı bir kavramdır. Herkes inanıyor bugün. Ve bugün herkes kandil özel olarak toplanmış. Herkes neyi toplardı bugün? Toplanmamızın sebebi ne?
Kur'an-ı Kerim, lev-i mahfuzdan, lev-i mahfuzdan, emir alemine indirildi. Bizim bugün toplanmamızın sebebi, toplanmamızın bugünkü alt zemini, Kur'an-ı Kerim'in lev-i mahfuzdan, emir alemine, yani varlık alemine indirdiniz. Öyle diyelim. Peki, Cenab-ı Hak, bu Kur'an-ı Kerim'in, emir alemine indirilmesinin yüzü suyu hürmetine, bu gece, Müslümanları affedecek. Bu gece mümin olanları affedecek.
İçlerinden kimleri affetmeyecek? Annesinin, babasının rızasını almayanları. Kimleri affetmeyecek? İçki içmeye devam ederler. Kimleri affetmeyecek? Şirk ehli olanları. Şirk. Kimleri affetmeyecek? İşte, devamlı bir şekilde zina ederler. Kimleri affetmeyecek? Büyücülük, rızkacılık, sihirçilik, kâinlik yaparlarlar. Yani, büyük günah kebairliğe devam edenlerin, Cenab-ı Hak günahlarını affetmeyecek. Geri kalan, müminlerin, hepsini affedecek.
affetmesinin sebebi ne? Affetmesinin sebebi, Kur'an'ın, semaya indirilmesi. Öyle bir Allah ki, kendi kitabını, semaya, semaya indirdim diye, Müslümanların hepsini affediyor. Müslümanım diyenler, Kur'an'ın neresini anladınız? Müslümanlar bu gece, af olmayı bekliyorlar. Ümit ediyorlar. Sizin zannınızın üzerinde. Ben inanıyorum ki, kim ümit ederse bugün af olmayı, Allah'ını affedecek.
inancı bu benim. Ben sadece kendime soruyorum. Diyorum ki, Mustafa Özbah, bu kitab-ı mukaddes için, Cenab-ı Hak bütün müminleri, bütün müslümanları affederken, sen bu kitab-ı mukaddesin neresini anladın? Şimdi o kardeşin sorusunun cevabı geldi. Bu noktada. O zaman, bir İsevi, İncil'i anlamıyorsa, ve uygulamıyorsa, onun İsevi'ni o kadarsa, Müslüman da Kur'an'ı anlamıyorsa, ve uygulamıyorsa, onun müslümanlığı da o kadar. O zaman o kimse, Müslüman anneden, babadan geldim diyerek, ben kendi kendisini müslümanlardan saydı, inanıyorum, yine de müslümanlardan sayarsa, o kimse illaki, cennete gidecek.
Ümit ediyorum. Biz kitabımızı, biz dinimizi ne kadar biliyoruz, onun peşindeyiz, ne kadar kulluk yapıyoruz, nereye kadar kulluk yapıyoruz? Kendi kendimize sorgulamamız lazım. Allah lütfetmiş, Allah ikram etmiş, Allah ihsan etmiş. Cenab-ı Hak fazlından, tereminden vermiş, Cenab-ı Hak katından vermiş, katından indirmiş. Demiş ki alın size, böyle bir din var, alın size böyle bir Kur'an var, katından lütfettiği, katından ikram ettiği şeylere, biz kullar, ne yazık ki inkar noktasında, nankörlük noktasındayız. insan eşittir, nankör demek, bir anlam.
Ve o Kur'an-ı Kerim'in, semaya indirilişinin yüzü sürmesine, Cenab-ı Hak, bütün müminleri hafedecek bugün. Ben kendi kendime, benim ezintim şu, kendi kendime, benim böyle, algılamamın sebebi şu, o böylesine, hediyekar, o böylesine mütükkar, o böylesine, etmek için sebep arayan, o böylesine, tabiri caizse, kullarının üzerine, bin bir tane, farklı nehri gibi akıtan, ve kullarının, parmağını oynatmasından, bir sebep çıkarıp, onları affetmek için, duran Allah'a, biz ne kadar kutluk ediyoruz, nereye kadar kutluk ediyoruz,
biz, bu atâ, bu mağfirete, bu yutufa, bu ikrama, bu ihsana, ne kadar layıkız, onu sorguluyoruz. O pasıl sahibi, o ikram sahibi, o ihsan sahibi, o cömert bir cömert, o cömertlerin en cömertliği, külfedicilerin en külfet çekmuli, inanıyorum, onun için affetmenin bir ağırlığı yok, affetmenin bir zorluğu yok, onun için affetmenin ona bir külfeti yok, bize külfet gelir, bize yanlışlık yapanı, bize eksiklik yapanı, bize noksanlık yapanı, affetmemiz bize külfet gelir, bizim nefsimize ağır gelir, bize birisi bir şey söylediyse,
biz onu bir ömür boyu götürmek isteriz, bize birisi eksiklik yaptıysa, biz ona ömür boyu küseriz, ömür boyu biz ona düşman oluruz, bize bir yanlışlık yaptıysa bir kimse, o yanlışlığını biz burnundan fitil fitil getiririz. Bize eşimiz bir yanlışlık yaparsa, bizim hazırdır, tak boşarız biz. Bize çocuğumuz bir yanlışlık yaparsa, hazırızdır, tak evlatlıktan atarız biz. bize kocamız, bize karımız, bize çocuğumuz, bize annemiz, babamız, dedemiz, dinemiz, torunlarımız, komşularımız, arkadaşlarımız, etrafımız, dostum dediğimiz, sevdiğimiz dediğimiz, sevgilimiz dediğimiz, bize bir yanlışlık yaparsa, biz onu affetmeyiz, atarız biz onu. İnsanız, bağır gelir bize. İnsanız, nefis taşıyoruz ya, biz affetmeyiz.
Öyle bir ihsan sahibi ki, diyor ki, sorgulamıyor, sorguladığı şey, şirk, şirk, şirk, …
başkasının bir bir şeyi yarattığına inanmak, şirk, kudret, kuvvet, hakim, bir güç alt etmek, şirk. Kendisini bu güçlerin içerisinde kurundurmak, şirk. ...ve bilmerek işlediği işlemiş olduğumuz şirklerden Allah'a sığınıyor. İçerimizde şirkin kokusu var ise, şirke düştüysek, şirkle hemhal olduysak, kurtulmak amacı ve maksadıyla, o şirke bir daha düşmemek için, buyurun.
Eşe zönden. Yoksa biz bu gecenin fazlından, tereminden, biz bu gecenin aklından, mağfiretinden, biz bu gecenin yağmur gibi akar rahmetinden ve bereketinden faydalanmamız mümkün değil. Günde kaç sefer düştüğümüz belli değil.
Ve Cenab-ı Hak bu gece onları affetmeyecek. Ve şirk üzerinde kulluk yapan bir kimsenin kulluğu da kabul olmayacak. Şimdi o kardeş, beni daha iyi anlayacak bu soruyu soran. Ve düşünebiliyor musunuz? Eğer şirk üzerinde yürüyorsa o kimse, Hristiyandan, Musevinden farkı mı olacak? Görüntüsü Müslüman. Eğer şirk üzerinde yürüyorsa onun ateisten farkı mı olacak? Yürüyorsa onun hindıdan farkı mı olacak? Eğer şirk üzerinde yürüyorsa onun kuştan, böcekten, hayvandan farkı mı olacak? Eğer şirk üzerinde yürüyorsa o hayvandan daha aşağı mahluk olmayacak mı? Hangi anneden babadan doğduğu önemli mi bu? Kudretin sahibi, Tanrı Kerim'ini semaya indirdiği için bu gece bütün Müslümanları affedecek.
Altında eziliyorum. O Kur'an'daki kulli sıfatların önünde taşıdım ki yanlışlık yapanları, eksiklik yapanları. Günasını aldım mı ki şimdi diyeceğim ki hamlesinin babasının kızasını almayanlar bu gece akve layık olmayacaklar. İki şey. Cenab-ı Hak ömürkleri üzerimize tesis ettirmedi elhamdülillah. Muhafaza eylesin. Bilerek bilmeyerek işlediğimiz varsa yine zinadır, hatadır, kusurdur, yanlışlıktır. Allah'ım affetsin inşallah. Bunu devam eden, bu hal üzerinde devam edenler, ilişki içerler. Bunu kumar oynayanlar.
Ve kumara devam ediyor. Ve bu zinaya devam ediyor. İçerinin feyzinden, bereketinden nasikleri olacak. Sorarım şimdi. İnanın arasında ne fark kaldı ki? İnanış noktasında.
İmanı karışık. Kılmamazlık etmez. İman eden oruç tutmamazlık etmez. İman eden anne. İman.
İman eden zina etmez. İman eden kaçtırmaz. İnanılmaz. Bir kimse iman üzerine kumar oynayamaz. Bir kimse iman üzerine haksız. İnanılmaz. Şimdi denize de girmeden olmuyor.
Malzuri çıkmak denize girelim diyemez. İnanılmaz. İçelim sarhoş olamayacağız. Ya şimdiden içelim. Ya üç aylar var. Ya ne yapalım? Bizim üç aylarımız zırağı başlıyor diyemez. O yüzden kıymetli dostlar, bu gece geçerli bu. Müslüman var ise, kirk ehli değilse Allah bu gece affedecek.
Bu gecenin affetmesinin sebebi, Müslümanların kıymetinden neyi? İnsanları affediyor. Bu gece affet Müslümanları, her Müslümanlar.
Bu gece Kur'an size insin. Bizi bu gece affetten bu gece gönlünüze insin. Temizledim, bir şekilde bu gece girirseniz, titreyip kendine gel. Geri dönmüyorsun, peşinden koşuyorsun.
Şeytanın peşinden koşuyorsun. Yapsızlığın peşinden koşuyorsun. Zinaya devam etmiyorsan, içkiye, kumara devam etmiyorsan. Ne olduysan, niçin?
Sema'sına teşkil edeceğim, teşkil edeceğim. Ben misafir olacağım. Bu gece bütün gönüllere misafir olayım deyip, hepsini de affediyor bu gece. Ama bunun affının sebebi, mağrı kerim.
Bunun sebebi, sizin yeryüzündeki kullarına tecelli etmesi. Yeryüzündeki kullarına, Cenab-ı Hak bu gece tecelli edecek. O yüzden onları affediyor. Derken, ciddiş kâbira da görüyorsa, bu gece o dünya semasına teveccül edecek. Tevazu gösterecek, Cenab-ı Hak.
Duyup kendinden görüp gülerim ben. Bir kimse tevazu gösterir. Ve derir ki, Allah ki bu zengin ki tevazu göstermiş. Bu alim ki tevazu göstermiş. Bu kendini bir şey zannetmiş ki tevazu göstermiş o. Asıl tevazu sahibi Allah'tır. Allah kullarına tevazu eder. Onları muhatap kabul eder. Ve karşılarına alır. Onun karşısına alması, onu muhatap kabul etmesi, Kulun bir adım ona gitmesidir. Kul Allah, Allah ona tevazu da bulundur. Bunu zikreder. Zenginler vardır ya, zenginlerken Allah'ın affetsin. Kendilerini zengin görürler ya. Kendilerini zengin görenler, Böyle başkalarının fakir gördüklerinde, Onlarla konuştuklarında onlara tevazu gösterdikleri zannederler.
Şirk, kendisini tevazu gösteriyormuş gibi gösteren ve tevazu sahibi gören insanlar, Gizli şirkin içerisinde dolaşıyorlar. Gizli şirkin içerisinde. O kimse kendini yücelerde gördü de, Bir başkasına tevazu gösteriyor. Allah muhafaza eylesin. İşte tevazu sahibi Cenab-ı Allah, Bu gece dünya semasına teveccüh edecek. Dünya semasına tabiri caizse sarpacak, eğilecek. Ve diyor ki, yok mu bu gece derdine derman isteyen, Derdine derman olayım. Yok mu borçlular? Bu gece yollarsınlar, dua etsinler. Sıkıntıdan, teve nişan olanlar. Size dua edin.
Dünya semasına tecelli edecek. Ve dünya semasına tecelli ettiğinde, Sizin duanızı kabul edecek. Sizi bu halden kurtaracak. Sizi bu sıkıntılı noktadan kurtaracak olan, Kudret ve kuvvet sahibi, Bu gece dünya semasına tecelli edecek. Ayrıca. Bu sizi bir tecelli. Bu sizi tecelliyete mazhar olalım. Ki, gündüzünü oruçlu geçirip, Gecesini zikirle, duayla, niyazla, ibadetle geçirenlere. Gündüzünü oruçlu, Gecesini niyazla, ibadetle geçirenler. Ayen günlerdeki kadınlar hariç, Kadınlar da bu gecenin orucunu, Ya önceden tutacaklar, Ya da sonradan tutacaklar. Diyecekler ki, Ya Rabbi, Biz o gece fıtri olarak bir orucu tutamamıştık.
O gecenin yerine, O gecenin karşılığı olarak oruçlu geçiriyoruz deyip, Öyle niyetlenecekler inşallah. Ve geri kalan muhakkak, Bizi oruçlu geçirecek. Bizi oruçlu geçiremeyen kardeşlerimiz varsa, Bilmeyenler, Bir dahaki kandili dört elde sarılsınlar. Hatta bilmeyenler, Yarın oruç tutsunlar. Bilmeyenler, Pazartesi oruç tutsunlar. Bilmiyorduk, Duymadık desinler. Bu gecenin, Bugünün, Karşılığı, Kendilerini bir güne oruca tabi etsinler. Kıymetli dostlar, Müslümanlar için kurtuluş günleridir. Kandillerin olup olmadığını tartışanlar var. Tartışmalara, Değiniyorum, Değinmeye de devam.
Müslümanların içerisine açılmış kitle tohumları. Bu tür tartışmasını yapanlar, Ve kandillerini red edenler, Müslümanların inançlarıyla oynayan insanlar. O yüzden, Nefesimiz olduğu müddetçe, Kandillerin var olduğunu, Kandillerin devam edeceğini, Ve kutlanacağını, Ve kandillerin de bir hak ve hakikat olduğunu, Savunanlardan olacağız. Sayın bizi onlardan etsin inşallah. Amin. Açıklamalarında, Meallerinde, Biz onların gözlerini kapatık. İsterlerse göremezler. İsteselerse göremezler derken, O kişilerin bu kaderi, On görmüş. Sonuçta onları engelleyen de Allah değildir. Allah zalim değildir. Allah'ın mühürlemesi, Kulun yapmış olduğu yanlışlıklardan dolayıdır.
Kul, kendi kendisinin gözünün önüne perde koyuyor. Kendi kendisine koyuyor. Neyle koyuyor? Yaptığıyla, inandığıyla, inancıyla koyuyor. Yapmış olduğu fiiliyatlarla kendini perdeliyor. İlmi perdeli değil, İnsanlar perdeli. İnsanlar kendi yapmış olduğu yanlışlıkları, Kendi yapmış olduğu eksiklikleri önlerinde görüyorlar. Eğer sen küfür yolunda yürüyorsan, Allah senin kalbini mühürleyecektir. Öyle bir noktaya geleceksin, Cenab-ı Hakk'ın o da senin kalbini mühürlerken, Sen kendi kendini mühre vuracaksın. Karşıda bir mühür var. Kafirlik yolunun sonunda bir mühür var.
Kafirlik yolunda sen gidersen, Sonunda olacaksın kendini. Elinle mühürlenecek, Hayri'sin diye kitaplar göndermiş. Alimler, veliler, mürşitler göndermiş. Yürüyülükte inat edersen, Sen bu masasına doğrusu İstanbul'a, Ayağının kendini mühür. Kimsenin önüne...
Alimler, alimlik yolunda. Alimler, müminlik yolunda. Kafirler, kafirlik yolunda. Demiş ki işte size hap açık kulağı. Demiş ki işte sizin içinizden, Sizin dilinizden, sizin gibi görünen. İşte yine sizin içinizden, Sizin dilinizden, sizin gibi giyip içen. Dinin direkleri. Onları görmezsen, Sen yürüyeceksin imansızlığa doğru. Sen onları hafife alırsan, Senin yürüyeceğin yer cehennem yolu. Senin kulağından tutup zorla içki içiren mi var? Senin kulağından tutup zorla zina ettiren mi var?
Senin kulağından tutup zorla kumar oynatan mı var? Senin kulağından tutup zorla namaz mı kıldıran mı var? Senin kulağından tutup zorla namaz kıldırmayan mı var? Sen namaz kılacaktın da Allah sana müsaade mi etmedin? Senin de Allah sana müsaade mi etmedin? Senin de kim seni durdurdu? Bu sevcenlerin de kimsenin sevmeni yasakladı? Daha koşcanlerin de kim tuttu seni? Bir kimse tutmadı ki. Senin kimse arkandan asılmadı ki namaz kılmadı ya. Arkandan asılan var kim? Nefsin.
Şeytanın, şeytana kul olmuş zavallı var. Çıkıyor ki kılmadı ya. Yanlış anlaşılmasın. Namaz vakti işte meyazan okunduktan sonra ben dükkardan gidiyorum camiye kadar.
Bütün esnaf görüyor mu benim namaza gittiğimi? Görüyor. Beni engelleyen var mı? Yok. Onlara engellerine. Gitme diye onu engelleyen var mı? Gitme diye engelleyen var mı? Yok. Kendi hevavesi. Kim kimin zor? Kendisi işliyor herkes. O kimse haramın içerisine dağacak, haramın yüzecek. Kar benim kalbim ümürlenilecek. Kişine bakacak mısın? Müminlere böyle geceler bahşetmiş.
Kadir gecesi gibiş. Cuma geceleri. E yıllık ibuz, ramazan, oruç bahşetmiş.
Kulu bahşetmiş. İlik bahşetmiş. Güzellik bahşetmiş. İyi ahlak bahşetmiş. İnsanlar onlara umusunlar da bana dost olsunlar. İyilikleri öğretemler. İyiliklerin sahibi. Kullarına zulmetmek istemez. O yüzden de hiçbir kulun gönlünü mühürlemez. Diler ki, Firavun dahi denizde boğulurken, sıra Cebrail aleyhisselam onun ağzını çabuk.
Ve Cenab-ı Hak Musa'ya hitap. Musa, ya Musa diye Musa aleyhisselam'ı çağırdı. Musa, Firavun aleyhisselam'ın elinde büyüydü. Abiri caizse çocuğu gibiydi. Musa aleyhisselam ona gidip tebliğ ettiğinde, Musa birisini öldürdü.
Bir tokatta o yüzden kaçar gider. Bunlar beni öldürecekler, zulmedecekler diye. Cenab-ı Hak, ya Musa, bir kez ya Allah deseydi ona imanı nasip edecek. Bir kez ya Allah deseydi, onu vahşedecektir. Kafur-u rahimdir. Kimsenin gönlünü mühürlemek istemez. Allah mühürlemekten dolayı bir kazanç yok. Cennete sokmasından dolayı da bir kazan diyor. Kulları cennete girsin. Allah iyiliği, güzelliği ister, doğruluğu ister. İstemez, eksikliği istemez.
Böyle olunca, der ki, bir şeyine bakma, sızın, onu zikretsin. Cennet diyor, uğraş o anda. Deyin ki, Allah imanı vahşetsin.
Ulaştıracaksının. İmanın gerçeğini bulacaksın. Bilmez ki, bilmez ki.
Bu işindedir, seni kendine dost ediverceksin. Bu işindedir, senin dertlerini de bir türü vereceksin. Hamge Allah, hızın kaymasında, anında dönüşünde, ne zaman al, senin gönlüne hitap geleceği bilmez ki.
Firavun dahil öleceğini bildiği halde, öleceğini bildiği için, yağ bulsa diyor. Tecelli edecek. Kafir yaşadır, mümin öldür. Yaşayıp, mümin ölecek. Allah değişidir, insanları mümin kılan, mümin eder. Bir de kıymetli dostlar, bu gecelere mahsus değil, saadete ibadetler. Üzülürüm ben. Ve muhakkak ki, kandil gecelerinde, insanların duyguları, dini duyguları ayağa kalkar.
Muhakkak ki, kandil günleri, cuma günleri, bayram günleri, arife günleri, millet günlerdir. Ve o gün, insanların dini duyguları ayakta olur. Gönül, iman ve inanç noktasında ayakta dursunlar. Semasına tecelli eder. Tevessül eder. Her gece, dünya semasında, dünya semasına tevazu ederekten, ayakta olan kullarına sorar. Yok mu benden isteyen? Yok mu beni zikreden? Az kılan. Şimdi gecenin yarısından sonra dua eden. Şimdi gecenin yarısından sonra uyanık olan. Dostum kapısı da açık.
Dostluğe giden yol açıp. Siz yatacaksan kal. Sen aklı satacaksın aşka. O belli. Aklı satçı. Her gece, dünya semasına tecelli edip, her gece, dünya semasına tevazu edip, derdine derman isteyen. Derdine derman olayım diyor. Ne et mi çekiyorsun? Gece yarısından sonra kal. Ne diyorsun? Gece yarısından sonra kal. Ne istiyorsan neyse derdi.
Yarısından sonra. derdine derman var. Tam ki hastalıkta kurtulmak istiyorsun. Sen gece yarısından sonra kal. Ne gibi tembel tembel uyursan, horul horul gecenin yarısını sen, asla senden hiçbir şey olmaz. Dost olamazsın. olamazsın. Sen dostluk yolunda da gidemezsin. Niyazi Mısır'ın dediği gibi, karınca gibi küçük küçük melekleri seyran etmek istersinler. Karınca gibi küçük küçük yürüp, dostluk perdesini aramaya kalkışıyor. Benim yaptığım o, ben kendim anlatıyorum. Onunla dost olamam. Kim beni zikreder, onu zikrederim.
Onu zikreder. Neyi çok haşif, dilinde o olacak. Önce sevdiği var. Neyi seviyorsan, seni çok seviyorum dediklerinin hepsine de yalan söylemiş oldun. Öyle değil mi?
Kıza, ama erkeğe seni çok seviyorum diyor. Yalancılardan oldun. Şimdi de Allah'ı çok seviyorum diyorsun. Bir şeye karar ver. Neyi çok seviyorsun? Bir şeye karar ver. Neyi seviyorsa, dilinde o vardır. Zikret ki, Allah da seni zikredecek. Allah'ı tesbih et. O da seni tesbih edecek. Allah'ı tenzih et. O da seni tenzih edecek. Büyütecek. Her işinizde Allahu Ekber deyip. Her işinizde, aranızın her alanı, işinizde, yolunuzda, arabanızda, otobüsle, trenle, sokakta, aranızda değil.
Fiilyatlarımızda değil. Her şeyinizde almış olsak, her şeyiniz değişir. Ticarete, çat çat çat çat hesapla. Hesablıyoruz. Dil. Konuşuyor mu herkese? Konuşuyoruz. Büyük diyar. Büyük diyar. İftiraya büyük diyar. Ram yemeyi haram et. Büyük diyar. Dokunmayı haram et. Senin bir beyin dokunma. Hırsızlığı haram et.
Hırsızlığı haram et. Hırsızlığının malına. Fiilyat Allah büyük. E o zaman Allah'ı zikretti. Allah'ını zikretti. Fiilyatlarıyla da, diliyle de, kalbiyle de, Allah'ı zikret. O zaman bak, Allah da seni zikretecek. İnecek semaya. Ve bu gece inecek. Akşam namazından sonra, akşam namazına yakın, semaya iniyor. Tecelli at. Hiç göğe kafanı kaldırıp baktın. Akşam namazından sonra, akşam namazından önce, tecelli et.
Göğün kapıları açılacak. Kur'an iniyor. Açılsın. Şu Kur'an benim. İlkiler dalsın. Bu mana denizinden, bu mana denizinden ırmaklar kaksın ya. Şu gecenin yüzü. Dedik mi ki? Nasip etsin inşallah. İnsan-ı Şerif'i nasip eylesin inşallah. Dostlar, hiç olmazsa, bu geceler, namaz kılalım.
Hakkak, avvet edelim. Oturalım, Allah'ı zikredelim. Babımıza, eşimize, dostumuza iyilik yapalım. Muhakkak, eşlerimize, çocuklarımıza iyilik yapalım. Annelerimize, babalarımıza iyilik yapalım. Muhakkak, komşularımıza iyilik yapalım. Ve kandilleri, mübarek günleri, bu mübarek günler gibi kutlayalım. Mübarek günler gibi geçirelim. Birbirlerimize, haklarımızı helal edelim. Birbirlerimize karşı varsa, kusurumuz, yanlışlığımız, eksikliğimiz, özür dileyelim. Ve birbirlerimizin kalbini kırdıysak, incittiysek, onları tamir ve tadilat edelim. Bu geceye, hiçbir kırıklık olmadan çıkalım. Ve bu gece, arp gecesi, bu gece merhamet gecesi, bu gece ihsan gecesi.
Kimde ne hakkım varsa, hepsine helalı, hoş var. Hiç kimsede bir hakkım yok, bana da haklarımızı helal edelim. İçerisindeki dersini aldığım kişilerin hepsinde derslerini iade ediyorum. Bu gece arp gecesi, bu manada harpsinin de derslerini iade ettim. Derslerini tekrar tekrar çekmek isteyenler, benimle yeniden bir yaklaşmalarına gerek yok.
Derslerini iade ettim. Allah mübarek etsin. Hikmetli dostlar, inşallah dergaptaki kardeşler de, ötelerden, ötelerden, ötelerden, elini, dilini, kalbini, gözünü, bizden esirgemeyenler de bizlere de haklarını helal etsinler inşallah.
İnan dolayı hiç kimse kalmasın, hiç kimse olmasın. Dokunuzsa bu gece hürmetine affedin. Allah, çünkü Kur'an'ın hürmetine bu gece müslümanları affedecek. İnşallah siz de affedin ki o kardeşimiz de affolsun. Biz kimlilik yapanlardan olmayalım. Biz bu noktada kendimizce, kendimizce kendisini daraltanlardan, olmayalım. O yüzden, kendinizi helal edin. Geceniz mübarek olsun. İnşallah nice kandiller, nice mübarek günlerde toplanmak, nice beraat gezinize, beraata bil olmak, duası ve temennisiyle Allah rızası için el-Fatiha.
Hema Selam.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi