Berat Kandili Karabaş-i Veli Tekkesi - 19 Nisan 2019
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 19 Nisan 2019 · 1:11:49
Selamün aleyküm. Allah gecenizi mübarek eylesin. Cenab-ı Hak kandilinizi mübarek eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, hayatınızı mübarek eylesin. Allah nice kandiller kutlamayı nasip ve müesser eylesin. Rabbim bütün İslam ülkelerinde, bütün ümmet-i Muhammed'i kandillerini barış içinde, mutluluk içinde, dinlerini hür bir şekilde yaşamayı nasip ve müesser eylesin inşallah.
Bugün, malum beraat kandili. Bir taraftan Ramazan'ın müjdecisi, bir taraftan üç ayların tam ortası, ne yaptıysanız yaptınız, Ramazan geliyor, Ramazan'a az bir zaman kaldı deyip, Ramazan'ı bu noktada müjdeleyen kandil. Aynı zamanda da, Kadir gecesinden önceki son kandil. Artık Kadir gecesi var bundan sonrasa. O yüzden Cenab-ı Hak beraatı tam anlamıyla idrak eden, Ramazan'a hazırlanan, Ramazan'da da Cenab-ı Hak'ın lütfuna, ikramına, ihsanına mazhar olan kullarından eylesin cümlemize.
Şimdi, beraat gecesiyle alakalı, Kur'an-ı Kerim'in ref-i mahfuzdan dünya semasına indirildiği gün olarak tarif ederler. Kadir gecesi de, Kur'an'ın yavaş yavaş dünya semasından, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya indirildiği zaman olarak bahsedilir. O yüzden beraat gecesi, Kur'an'ın ref-i mahfuzdan dünya semasına, Kadir gecesi de dünya semasından, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine vahiy olarak indirildiği zaman, indirildiği gün olarak tarif edilir.
O yüzden, bu noktada, ayet-i kerimede Duhan suresi, ayet 1'den 4'e kadar olan ayet-i kerimeyi, müfessirlerin büyük bir çoğunluğu, beraat kandilini işaret ettiğini buyrulur. Apaçık kitaba yemin olsun ki, biz Kur'an'ı mübarek bir gecede indirdik. Biz gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede her hikmetli iş, katımızdan bir emirle ayırt edilir. Buyurarak, Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'inde bu geceyi işaret etmiş. Tabi bu geceyi işaret ettiğine dair, müfessirlerin ortak bir düşüncesi, ortak bir iştahı var. Ümmetim yanlışta toplanmaz, hadis-i şerif mucibince, ümmet bu noktada toplanmış, Şaban'ın 15. gecesini, beraat gecesi olarak nitelendirmişler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Şaban ayınca çokça oruç tutar, geceleri çokça ibadet ederdi.
Beraat gecesi olduğunda, ibadetini daha da arttırırdı. O yüzden normalde ibadetini daha da arttırdığı için, Hz. Ayşe annemiz ona diyor ya, hani senin bu gecede neden bu kadar çok ibadet ediyorsun, neden bu kadar çok bu geceyi böyle yapıyorsun deyince, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hz. Ayşe annemize bu gecenin ehemmiyetini ve kıymetini anlatıyor.
Ya Ayşe, hani meşhur ya, şükredici bir kul olmayın mı? Hadis-i şerifi, o uzun bir hadis-i şerif biliyorsunuz, Şaban'ın 15. gecesi olduğu söyleniyor. Şükredici bir kul olmayın mı? Ey Ayşe, sen bu gecede ne olduğunu bilir misin? Ayşe validemiz tekrar sordu. Bu gecenin diğer gecelerden üstünlüğü nedir ya Resulallah? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle cevap verdi. Bu sene içinde doğacak her çocuk bu gece deftere geçirilir. Bu sene içinde öleceklerin isimleri bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip edilir. Bu gece herkesin ameli ve işleri Allah-u Teala'ya arz olunur. Bir kimse evinden ayrılıp yolculuğa çıkar. Halbuki onun adı yaşayanlar defterinden ölüler defterine geçirilmiştir der.
O yüzden bu gece 15. gecesi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ehemmiyet gösterdiği, kıymet verdiği bir gece. O yüzden işte mübarek gece manasında Leyli-i Mübareke, Beraat gecesi manasında Leyli-i Bera'a yine sanki böyle bir yerden kurtuluş vesikası alınmış gibi manasına gelen vesika gecesi Leyli-i Sak ve yine Rahmet gecesi adına Leyli-i Rahmet gibi isimler koymuşlar.
Bu isimlerle anılmış bu gece ama Anadolu'daki Müslümanlar Osmanlı'nın nüfusunda olan, Osmanlı'nın uzun seneler hakimiyetinde olan yerlerde Beraat gecesi olarak nitelendirilmiş. Yani Leyli-i Beraat olarak nitelendirilmiş ve şiirlerde, herhangi bir sohbetlerde, böyle manzum eserlerde Leyli-i Beraat dediklerinde bu Berat gecesidir. Bu noktada o yüzden öyle anılmış ve bütün Cenab-ı Hak'ın yıl içerisinde olacak olan olayları, hadiseleri, Lef-i Mahfuz'dan dünya semasına indirdiği gece olarak nitelendirilmiş, öyle inanılmış, öyle tespit edilmiş tarih boyunca. Ve İbni Mace'de, hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rivayet edilmiş ki, Şaban ayının 15. gecesi olduğu zaman gecesinde ibadete kalkın.
Yani bu gece ibadet edilmesi gerekiyor. Ve o gecenin gündüzünde oruç tutunuz. Gündüzünde de bugün oruçlu olanlar, normalde gündüzünü oruçlu geçirdiler. Gecesinde ne yapacağız? İbadetle geçireceğiz. Çünkü o gece güneş batınca Allah-u Teala o andan fecir oluncaya kadar, yani sabah oluncaya kadar, Benden mağfiret dileği yok mu? Onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu? Onu rızıklandırayım. Bir bela ile, belaya müptela olan yok mu? Onu kurtuluşa vereyim buyurur.
O yüzden Cenab-ı Hak bu gece sabah namazı vaktine kadar dünya semasına tecelli edip, yok mu rızık isteyen, rızkını genişleteyim, yok mu bir belaya, müsibete, hastalığa, sıkıntıya duçar olan, o belasını, müsibetini, sıkıntısını normalde ondan kaldırayım, kaldırayım, yok mu mağfiret isteyen, hani af isteyen, onu affedeyim diye dünya semasında tabiri caizse af edenlere, kendisinden rızık isteyenlere, kendisinin başında bir bela, bir musibet olup da onun altında inim inim inleyenlere Cenab-ı Hak böyle buyurur.
O yüzden başka bir hadis-i şerifte de şüphesiz Allah-u Teala Şaban ayının 15. gecesi dünyaya en yakın olan semaya iner ve kel kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok günahları veyahut da günah sahiplerini affeder. O yüzden Cenab-ı Hak bu gece tövbe eden, geri dönen, imanını tazelen her kim var ise, Allah'ın izniyle Cenab-ı Hak tövbe ederse, Rabbim onun tövbesini kabul edecek ve onu affı mağfiret edeceğini, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize müjdeliyor.
Ne mutlu ki böyle geceleri, böyle mübarek günlerini oruçla geçirip, gecesini ibadetle, zikirle, sohbette geçiren kimseler. Allah bizi onlardan eylesin. Rahmet kapıları dört gece açılır. Hadis-i şerif. O gecelerde yapılan dua tövbe red olunmaz. Bir fıtır bayramının gecesi, yani kurban bayramının arife gecesi. Ve kurban bayramının birinci gecesi, Şaban'ın on beşinci gecesi ve arife günleri.
Allah bizi bu dört geceyi ibadet eden, tövbe eden kullarından eylesin inşallah. Ben bu konuda daha birçok hadis-i şerif var. Ben çok fazla başka meselede vaktinizi alacağım. O yüzden o hazırladıklarımı es geçip, asıl sohbeti başka bir minval üzerine kurdum bu akşam. Oraya gelmek istiyorum. Tabi bu gecede af olmayan da insanlar var. Çünkü başka bir ad-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bu herkes affolurken, herkes tövbe edip, tövbesi kabul olunurken, beş zümre insanın ne yazık ki bu rahmetten mahrum bırakacağını söylüyor. Bunun birincisi, Allah'a ortak koşanlar.
İkincisi, kalpleri Müslümanlara karşı düşmanlık hissiyle dolu olup, insanlarla zıplaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler. Üç, Müslümanların arasına fitne sokanlar. Dört, akraba bağını koparanlar. Beş, gurur ve kibir sebebiyle elbiselerini yerde sürüyenler. Altı, anne ve babalarına isyanda devam edenler. Yedi, devamlı içki içenler. Bu yedi grup insan, bu gecenin rahmetinden, bereketinden, lütfundan, ikramından mahrum kalacaklar. Eğer bu yedi grup insanın üzerinde tecelli eden bu sıkıntılı haller var ise, onlar bu gecenin rahmetinden ne yazık ki nasiptar olmayacaklar. Bunu tekrar sıralamak istiyorum.
Hayatınızda böyle bir şey varsa bundan geri dönün, tövbe edin diye. Bir, Allah'a ortak koşanlar. İki, kalpleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıplaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler. Üç, Müslümanların arasına fitne sokanlar. Dört, akraba bağını koparanlar. Beş, gurur ve kibir içerisinde yüzen insanlar. Altı, anne ve babalarına isyana devam edenler. Yedi, devamlı içki içenler. Bu yedi grup insan bu gecenin rahmetinden, bereketinden ne yazık ki nasiptar olamayacaklar. Biz bu akşam birinci grup olan Allah'a ortak koşmayı işleyeceğiz. Çünkü günah-i keballerin en büyüğü Allah'a şirk koşmak. Birinci sırada.
Çünkü bir kimse Allah'a şirk koşarsa, ne namazı namaz, ne orucu oruç, ne imanı imanı hiçbir şeyse hiçbir şey değil. En önemli maddelerden birisi bu. Allah'a şirk koşmak. Tarih boyunca peygamberler kendi zamanlarında insanları Allah'ı şirk koşmaktan uzak tutmak için gönderilmişler. Ve Allah'ı bu noktada tevhid etme, birleme, Allah'ı tam manasıyla iman etmesi için insanların uğraşmışlar, çaba sarf etmişler.
Adem'den Muhammed-i Mustafa'ya kadar, sallallahu aleyhi ve selleme kadar bütün peygamberler tevhid dini üzerine gönderilmiş. Ve bütün peygamberler insanları tevhid dinine Allah'a davet etmişlerdir. Ve insanların ne yazık ki çok az bir kısmı gerçek tevhid dinine iman etmiş, onu kabul etmiş. İnsanların büyük bir çoğunluğu bu tevhid dinini kabul etmemiş ya da şirke düşmüş, şirk üzerinde yaşamış.
Ve şirk üzerinde hayatlarını devam ettirmişler. O yüzden en önemli mesele, en önemli hadise insanların şirk üzerinde yaşamaları. Ve şirk üzerinde yaşarlarken de kendilerini bir dine müntesip olarak görmeleri. Veyahut da kendilerini iman sahibi olarak görmeleri. Ebu Cehil de kendini din ehli olarak görüyordu. Utbe de, Şeybe de kendisini din olarak görüyordu. Veyahut da Firavun da kendisini dindar görüyordu. Nemrut da kendisini dindar görüyordu. Veyahut da Musa'nın karşısındaki inanmayanlar da kendilerini din adına dindar görüyorlardı. Ve kendi dinlerinden dolayı, kendi dini inanışlarından dolayı Musa'ya savaş açmışlardı. Veyahut da o günün İsa Aleyhisselam'ın peygamberlerine karşı çıkanlar da kendilerini dindar gören insanlardı.
Onlar da kendilerini dindar, onlar da kendilerini din ehli görüyorlardı. Ve diyorlardı ki sen bizim imanımızla, inancımızla alay ediyorsun. Burada bir din varken, burada bir din varken sen nereden yeni bir din getiriyorsun diyorlardı. Aynı şey Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da oldu. Kureyşler dediler ki sen atalarımızın dinini bırakıp nereye gidiyorsun? Bizim atalarımızın dini var. Bu atalarımızın dinine göre iman et. Atalarımızın dinine göre yaşa. Aynı şey Mekkeli müşrikler için de geçerliydi. Onların da kendilerine göre dinleri vardı. Onlar da kendilerine göre iman sahibiydiler. Onların da kendi ellerinde, kendi beyinlerinde, kendi kalplerinde bir inanışları vardı.
Mekke'de bir oturmuş sistemleri vardı. Bu sistemleri müşrikliğin üzerine, şirkin üzerine kuruluydu. Ve şirkin üzerine kurulu bir devlet sistemi, şirkin üzerine kurulu bir ahlaki sistem, şirkin üzerine kurulu bir ekonomik sistem, şirkin üzerine kurulu bir siyasi sistem, şirkin üzerine kurulu bir inanç ve inanca dayalı hukuk, o inanca dayalı ekonomi, o inanca dayalı siyasal bütün organizmalar müşrikliğin üzerineydi. Ve Hazreti Muhammed Mustafa'ya da diyorlardı ki, sen atalarının dinini bırakıp nereye gidiyorsun? Bizim mevcut bir dinimiz var. Ve Müslümanların, inananların tarih boyunca Adem'den beri çektikleri şeyler hep müşriklerdendir. Ne çekerse inananlar müşriklerden çekerler. Onlar çünkü bizle beraber otururlar, bizle beraber kalkarlar.
Evimizdedirler, sokağımızdadırlar, bahçemizdedirler, mahallemizdedirler, şehrimizdedirler. Bizim ülkemizdedir onlar. Burnumuzun ucundadır. Annemizdir, babamızdır, arkadaşımızdır, abimizdir, eşimizdir, çocuklarımızdır, akrabalarımızdır, etrafımızdadır. Ama şirk ehlidir. Sıkıntı bu zaten. Bir kimse inanmıyor. Ateist, ateisttir. Biz onunla oturur konuşuruz. Yemin ediyorum ateist, şirk ehlinden daha hayırlıdır. O ateisttir, inanmıyordur çünkü. Onunla oturur konuşursunuz. O sıfır inanç sahibidir. Yok. Asıl sıkıntı müşriktir. Asıl problem budur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden şirk, sözlükte ortak olmak, ortaklık.
Ortak koşmak anlamında şirk. Tabii şirk koşana da müşrik denir. Bir kimse bir şeye şirk koşuyorsa ona da ne denir? Müşrik denir. Ve bu noktada o şirki, şirki kendisine doğru kabul edenlerin hepsi de müşrik noktasındadır. Allah muhafaza eylesin. Rahat suresi ayet 36. Daha önce kendilerine kitap verdiğimiz kimseler sana indirilene sevinirler. Fakat gruplaşanlardan bir kısmı sana indirilenin bir bölümünü inkar ederler. Ey peygamber de ki, ben yalnız Allah'a ibadet etmek, ona hiçbir şeyi ortak koşmamakla emrolundum. Yalnız ona davet ederim.
Dönüşüm de ancak onadır. Hiçbir şeyi ortak koşmamakla emrolundum. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamakla emrolundum. Ve yalnız ona davet ederim. Yalnız ona davet ederim. Davetçinin neyi, nereye, neyi, nereye davet ettiği önemlidir.
Eğer davet eden kimse, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve diğer peygamberlerin peşindeyse, o seni sadece Allah'a davet eder. Allah'ın dinine davet eder. Allah'ın dini, Kur'an ve sünnettir. Eğer davetçi seni kendi yoluna davet ediyorsa, kendi siyasi görüşüne, kendi iktisadi görüşüne, kendi ahlaki görüşüne, kendi inanışına davet ediyorsa, o davetçi doğru davetçi değildir.
Davetçi, peygamberin izinden gitmeli ve davet ettiklerini sadece ve sadece Allah ve Resulüne davet etmelidir. Allah ve Resulüne davet edilmeyen bir kimsenin gittiği yol şirktir ve o kimse de müşrik olur. Davet eden kimse de Allah ve Resulünün yolunun haricinde başka bir yola davet ediyorsa, o kimse müşriktir. Onun peşine gidenler de müşrik olur gider. O yüzden davet, Kur'an ve sünnetedir. Kur'an ve sünnet, Ahmet'in, Mehmet'in, Ali'nin, Hasan'ın, Osman'ın, Ebu Bekir'in dini değildir. Davet edilen din, Allah'ın dinidir. Davet edilen din, hiç kimsenin dini değildir. O yüzden din, vahye dayalı olmalıdır.
Davet de vahye dayalı olmalıdır. Yaşadığımız din de vahye dayalı bir din olmalıdır. Eğer ki din vahye dayalı değil ise, insanların heva ve hevesi ise, insanların kuruntuları ise, insanların dolmatik, insanların kendi aklıyla, fikriyle, dizayn ettiği bir olgu ise, o Kur'an ve sünnetin dışındadır. Atıl ve batıldır. O düpedüz müşrikliktir. Davet edenler, davetlerini Kur'an ve sünnet çerçevesinde tutmalı. Davet edilen hedef de, Kur'an ve sünnet çerçevesinde olmalı. Hem davetçi Kur'an ve sünnet çerçevesinde olmalı, hem de davet edilen Kur'an ve sünnet çerçevesinde olmalıdır. Eğer davetçi Kur'an ve sünnet çerçevesinde değil ise, yalancıdır, atıldır, batıldır.
Davet edilen de, yer, merkez olarak, yol olarak, hedef olarak, Kur'an ve sünnet değil ise, o hedef de atıldır, batıldır, şeytanidir, müşrikliktir. Ve günah keballerinin en başında bulunan, Allah'a ortak koşulmasıdır. Allah'a ortak koşan bir kimsenin, bütün ibadetleri fasit olduğu gibi, nikahı da düşer. En büyük sıkıntılarından birisi bu. Bütün ibadetleri fasit olduğu gibi, o kimsenin evli ise, nikahı da düşer. Nikahı da fasit olur. Tuttuğu oruç, kıldığı namaz, verdiği zekat, yaptığı hac, bütün hayır ve hasenetleri onun, atıl olur, batıl olur. Eğer şirk ehli ise, eğer müşrik kafalı, derim ya ben, eğer o kimse, müşrik kafalı ise, tuttuğu orucun bir hükmü yok, müşrik kafalı ise, kıldığı namazın bir hükmü yok.
Çünkü Allah'a ortak koşanların, ibadetleri kabul edilmez. O yüzden tehlikelidir dedim. Rabbim bizi muhafaza eylesin. Ey Muhammed, de ki, ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Bana ilahınız ancak bir ilah olduğu vahye alınıyor. Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa, salih amel işlesin. Ve ibadette hiçbir şeyi, Rabbine ortak koşmasın. Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa, salih amel işlesin. ve ibadette hiçbir şeyi, Rabbine ortak koşmasın. Birincisi neydi? İnançtı söylediğim şey. Rabbine davet etmek.
İmanla alakalı, inançla alakalıydı. İkincisi ne? İbadetle alakalı. İbadette Allah'a şirk koşmak. İbadette Allah'a ortak koşmak. Ayet-i Kerime'de, ibadet ve itaatin sadece Allah'a, ve ibadette hiçbir şeyin, ona ortak koşulmaması emredilir. Hani birçok ayet-i kerime çok sefer, ben bunu zikrederim ya, Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Bakın, itaat direkt Allah'adır. İtaat direkt Resulüne'dir. İtaat edilecek bir şey var ise, Allah'adır. Allah'a olan itaat, birinci derecededir. İkinci derecede Resulüne itaat vardır.
Üçüncü derecede, sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz der. Eşler, kocalarına itaat ederler. Çocuklar, anne ve babalarına itaat ederler. Birinci derecede babalarına itaat ederler ki, babaya itaat farzdır. Bu maddelerin içerisinde işlenecek ama, bu geceye sığmayacak. O yüzden bu gece, Allah'a itaati konuşuyoruz. Allah'a itaat. Allah'a itaat. O yüzden, ibadetlerimizde, şirke düşmemek, yaptığımız bütün salih amelleri, Allah için yapmak, ve Allah'a yapmak. Allah için yapmak, ve Allah'a yapmak. Dinlenmek için, dinlenilmek için sohbet etmemek, Allah için etmek.
Alkışlanmak için sohbet etmemek. Allah için yapmak. Kırılırlar, üzülürler, gücenirler, ondan sonra buraya gelmezler. Korkusuyla, düşüncesiyle değil. Sırf Allah için sohbet etmek. Aman beni orada görsün, ben orada olduğum görünsün deyip de, sohbete gelmek değil. Allah için sohbete gelmek. Allah için Allah'ı zikretmek. Allah için alakada durmak. Allah için Allah yolunda durmak. Allah için Kur'an ve sünnet dairesinde, sımsıkı durmak. Ve bütün ibadetlerini yaparken, bütün ibadetlerini işlerken, sırf Allah için ibadet etmek. Namazın, abdestin, orucun, zikrin, haccın, zekatın, sadakan, tebessüm etmen, birine yardım etmen dahi, Allah için olmalı.
bir menfaat gözetmeksizin, bir ücret gözetmeksizin, bir karşılık gözetmeksizin, Allah için her şeyi yapmak. Hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir menfaat beklemeden, hiçbir beklenti olmadan, her amelini, her işini, Allah için yapmak. ve ona şirk kokusu bulaştırmamak, ona şirk bulaştırmamak, onun üzerine şirk lekesi koymamak. Müslüman, mümin, Allah için yaşayan insandır. Allah için. O yüzden ibadetlerini, işlerini yaparken, sırf Allah için yapmak. Sırf Allah için yaşamak. Allah muhafaza eylesin, Allah bizi onlardan eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyuruyor, Allah, geleceğinde şüphe olmayan, kıyamet gününde, insanları bir araya topladığı zaman, bir çoğuna şöyle seslenecektir, kıyamette, mahşerde, bir çoğuna.
Neden? Çünkü, hesaba çekilmeden, direkt, Arşalan'ın gölgesine gidecek olan kullar var. Onlara hesap kitap yoktur. Onlar hesaba çekilmezler. Onlar Arşalan'ın gölgesinde gölgelenirler, şahit olurlar, mahşere, şahit olurlar, hesabın var olduğuna. Şahit olurlar, cennetin var olduğuna. Onlar, evet, cehennemin var olduğuna şahit olurlar. Onlar cehennemi görürler, ama onlar cehennem, cehennem onlara dokunamaz. Onlar, hiçbir gölgenin bulunmadığı, Arşalan'ın gölgesinde gölgelenirler. Onlar hesaba çekilmeyenlerdir. Allah cümlemizi onlardan eylesin.
O yüzden bir çoğuna diyor, mahşer halkının bir çoğuna. Şöyle seslenecektir. Kim Allah için yaptığı bir amelde başkasını ona ortak koştuysa, sevabını Allah'tan başkasından istesin. Kim namazı başkası görsün diye kıldı. Aman ben şunun arkasında namaza durayım da, beni görür de işe alır. Aman ben şununla aynı camide görüneyim de, aşina olayım, selamun aleyküm aleyküm selam diyeyim. Aman ben aynı cemaattan görüneyim, aynı tarikattan görüneyim, ben aynı şeyhin peşinde gidenlerden görüneyim. Aman ben şu topluluğun içerisinde görüneyim de, benim bir işim düştüğünde işim hallolur. Ben ya evlenemedim, oradan evlenirim, bir kız alırım.
Evlenemedim, oradan bir adam bulurum, evlenirim. İşim bozuk, benim oraya giderim de, benim işim orada düzelir. Aman oradan buradan bana bir şey bulurlar ya. O yüzden o ibadeti ederken orada, o ibadet ederken, beyin gerisinde Allah'a şirk koşmak, ortak koşmak. Mahşerde diyor, mahşerde. Allah onlara seslenir. İbadetlerinizde kime ortak koştuysanız, hadi gidin sevabın da o varsın. Zira Allah'ın kendisine ortak koşulmaya, asla ihtiyacı yoktur, tirmizi. Demek ki, Allah'a ortak koşanlar, şirk üzerinde duranlar, ibadetlerini şirk üzerine yapanlar, neyi ortak koşarlarsa, ibadetlerinde gidip, karşılığını mahşerde, onlardan isteyecekler.
Allah onlara diyecek ki, gidin şimdi, karşılığını onlardan isteyin. Neye ortak koştuysa, Allah bizi muhafaza eylesin. Ahmet bin Hanbel'den, hadis-i şerif, kim gösteriş için namaz kılarsa, şirke düşer, kim gösteriş için oruç tutarsa, şirke düşmüş olur, kim gösteriş için sadaka verirse, şirke düşmüş olur. Demek ki, zekat verirken, gösteriş için vermemek, sadaka verirken, gösteriş için vermemek, yardım ederken, gösteriş için yardım etmemek, namaz kılarken, gösteriş için namaz kılmamak, oruç tutarken, gösteriş için oruç tutmamak, hacca giderken, gösteriş için hacca gitmemek, ömreye giderken, gösteriş için ömreye gitmemek, herhangi bir ibadeti yaparken, gösteriş için ibadeti yapmamak, gösteriş için ibadeti yapmamak.
şu yaşlı amcaya yer verin bakayım biriniz. Yaşlılara hürmet etmek, yaşlılara hürmet etmek, gençlere şefkatli ve merhametli davranmak, dinimizin gereğidir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Rady-i Şerif'in de diyor ki, yaşlılara hürmet etmeyen, gençlere merhametli ve şefkatli davranmayan, bizden değildir. Duydunuz mu gençler? Evet. O yüzden nerede olursanız olun, yaşlılara hürmet edin. Nerede olursanız olun, otobüste, trende, yolda, böyle var ya, yaşlıyı görünce telefonuna bakıyor, çok önemli, mesajlarını okuyacak arkadaş, şirket çalıştırıyor ya, veya uyuklayacak, yaşlıya yer vermemek için. Veya yani o otobüste değil, dışarı bakacak böyle, dışarıda.
Dönmeyecek o tarafa. Dönerse neden bir yaşlı var, bir bayan var, bir hamile var, bir ihtiyar var, ona yer vermeyecek. Ne hale geldik? Önceden otobüslerde, orada burada bir tane ayakta bayan olmazdı. Önce gençler yer verir, ardından orta yaşlı erkekler kalkar. Bayansa, yaşlı erkekler de kalkar, onlara yer verirdi. Bayansa. Biz bayanlara bu kadar hürmetli bir toplumduk. Bu batı kültürü, bizi yozlaştırdı. Bu batı terbiyesi, bizi yozlaştırmanın en dibine attı. Biz dinimizden koptuğumuz gibi, batılı dolamadık. Orta yerde soysuz, sopsuz, yolsuz bir topluluk olduk.
Ben bazen gözüm ilişiyor, görüyorum otobüslerde filan. Yap yaşlı kadınlar, o duraklarda görüyorum ben. Gençler de kafasını, pencereden dışarı çıkarmış. Başında yaşlı bir kadın, duruyor ayakta. Kalkıp oturtturmuyorlar onları. Sufiler güzel ahlak sahipleridir. Örnek olurlar. Sufi kardeşler, nerede olursanız olun, yaşlılara hürmet edin. Nerede olursanız olun, bayanlara hürmet edin. Nerede olursanız olun, kadınlara elinizi kaldırmayın. Nerede olursanız olun, kadınlara kaba konuşmayın. Kim olursa olsun, bu bizim ahlakımız, bizim kültürümüz değildir. Bu şeytani bir kültürdür. Bu şeytani bir ahlaktır.
Yaşlılara hürmet etmeyen, şeytani bir ahlaktır. Bayanlara hürmet etmeyen, şeytani bir ahlaktır. Annesine, babasına hürmet etmeyen, şeytani bir ahlak üzerinedir. Bunun başka bir lafı yoktur. Ne olursa olsun, Allah muhafaza eylesin. O yüzden, sufinin şiarıdır. Muhammedi bir ahlak sahip olmak. Sufilin şiarıdır. Müminliğin şiarıdır. Sufi ahlak üzerine durmak, güzel ahlak üzerine durmak, müminliğin şiarıdır. Allah bizi onlardan eylesin. Bir gün Şeddat bin Evs ağlamış. Onu seni ağlatan nedir diye sorulmuş. Şeddat da şöyle demiştir.
Resulullah'tan işittiğim ve şu anda hatırladığım bir şey beni ağlatmıştır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim. Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah'a ortak koşmaları ve gizlice şehvete düşmeleridir. Dedim ki ey Allah'ın Resulü, Ümmetin senden sonra Allah'a ortak koşacak mı? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, Evet, evet onlar ne güneşe ne aya ne aya ne taşa ne de puta tapacaklar. Fakat onlar yaptıkları amelleri gösteriş için yapacaklar. Onlar ata puta aya güneşe tapmayacaklar. Ya yapacakları ve yaptıkları amelleri gösteriş için yapacaklar. Gizlice şehvete düşmeleri ise ümmetimden biri oruçta olacak şehveti tahrik eden bir şey ona çatacak da o da orucunu bozacaktır.
Bu da neymiş? Gizlice şehvetmiş. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden ibadetleri gösteriş için yapmak. Bu da ne? Şirkin ayrı bir kolu. Neydi? Allah'a ortak koşmak. İman ederken. Allah'a eş tutmak. Hani bugün Hristiyanlarda baba, oğul, kutsal ruh gibi. Allah'a eş koşmak. Veyahut da putları Allah'a yaklaştırıcı vesile gibi görmek. Putları. Allah muhafaza eylesin. İmanına şirk karıştırmak. Allah'a ortak koşmak. Bunlar ne? Mesela Kur'an'da sabit olan bir şey var. Allah'a itaat edecek o kimse. Kur'an'ın hükmünü kabul edecek. Kur'an'ın hükmünü kabul etmezse herhangi bir hükmünü.
O kimse Allah'a iman noktasında şirk koşmuştur. Allah'a ortak koşmak budur. Bu zamanda faizsiz olmaz Allah'a şirk koştu. İman noktasında şirk koştu. Allah bir şeye hükmetmiş. Allah bir şeye hükmettiği halde o Allah'ın hükmünün dışına çıkıp başka hükümler aramak. Başka hükümler koymak. İman noktasında şirktir. İman noktasında şirktir. Kim Allah'ın hükmüyle hükmetmezse kafirin ta kendisidir. Ayet-i kerime. Allah'ın hükmüyle hükmetecek o kimse. Allah'ın hükmüyle hükmetmezse o kimse kafirin ta kendisi.
Maide suresinde geçer. Bu imanla alakalı meseleler. Geriye dönün. Hüküm koyucu Allah'tır diye bir sohbet etmiştik burada. Hatırlarsınız yine bir kandil sohbetiydi. Onun devamı gibi görün. Cin suresi ayet 21-23. Ben sadece Rabbime ibadet eder. Ey Muhammed de ki, ayet-i kerimin başı bu. Ben sadece Rabbime ibadet eder. Ve ona hiçbir şey ortak koşmam. De ki, ben size ne zarar verebilirim ne de fayda. Ben ancak Allah'ın emirlerini tebliğ etmeye ve peygamberlikle ilgili hususları bildirmeye kadirim. Kim Allah ve peygamberine karşı gelirse, onun içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır. Allah'a şirk koşmak, ortak koşmak yok.
Allah bizi onlardan eylemesin inşallah. Şimdi tabii sohbetimizin üçüncü kısmı, birinci kısmı beraatla alakalıydı. İkinci kısmı şirkle alakalıydı. Şimdi üçüncü kısmı, halkın içerisinde küfür olan, Allah'a şirk koşma noktasında sıkıntılı olan şeyler. Rabbim bunlardan bizleri uzak eylesin. Bu tespitler uzun. Ben inşallah vaktimiz yettiğince, gidebildiğim yere kadar gideceğim. Ondan sonra da sohbeti sonlandıracağım inşallah. Şirke düşürücü şeyler. Bir kimse şirke düşerse, küfre düşerse, ta söylediğim amelleri heba olduğu gibi nikahı da düşer.
Dinle alakalı ne hükmü ve hukuku varsa hepsi de fasit olur. Küfrün ve şirkin birçok çeşidi var yalnız. Birini es geçebiliriz. Veyahut da aklımıza gelmemiş olabilir, tespit edememiş olabiliriz. Bu, burada konuşulmadı. O yüzden yok hükmünde olmasın. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin küfre niyet etmesi. Yani ben on gün sonra küfür ehli olurum. Ben bir yıl sonra küfür ehli olurum. Ben şu işi işledim, işleyeceğim, işleyince küfür ehli olurum. Böyle söyleyen bir kimse, şirk ehledir, küfür ehledir. O yüzden bunu söylediği anda, bu niyeti yaptığı anda, otomatikmen namazı, abdesti, orucu, her şeyi fasit olduğu gibi, nikahı da düşer.
Veya, şu şöyle, bu böyle olursa, kafir olurum diyen bir kimse de, ne yapmış olur? Şirke düşmüş olur. Allah muhafaza eylesin. Niyet ederse. Küfrü gerektiren bir şeye inanmak. Küfrü gerektiren bir şey. Mesela işte, bir putun, kendisine yardımcı olacağını düşünmek. Bir cinlinin kendisine yardımcı olacağını düşünmek. Bir meleğin bu noktada ilahlaştırmak, onun kendisine yardımcı olacağını düşünmek. Veyahut da, bu noktada kendisini küfre götürecek. Bir itigadi bir meselede, bir iştahatta bulunmak, bir işin içerisinde bulunmak da, onu ne yapar? Küfre götürür. Helalı haram etmek. Haramı helal etmek. Küfre götürür.
Dinde olmayan bir şey varmış gibi kabul etmek. Küfre götürür. Dinde var olan bir şey inkar etmek. Küfre götürür insanı. Allah muhafaza eylesin. Kur'an'la sabit olan herhangi bir şeyi inkar etmek. Küfre götürür. Kur'an'la sabit olan bir şeyi kabul etmemek. Küfre götürür. Kur'an'la sabit. Mesela, Hz. Aişe annemizin masum olduğuna, temiz olduğuna Kur'an şahit. Hz. Aişe annemizi bu noktada, namusuna, iftirada bulunmak, bunu aklından geçirmek, küfre götürür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin, ahlakının üzerine şüphe etmek, küfre götürür. Onu zalim gibi göstermek, küfre götürür. Onunla alay etmek, küfre götürür. Din ve diyanetle alakalı herhangi bir şeyle alay etmek, küfre götürür.
Din ve diyanetle alakalı, kesin, sahih olan, Kur'an'la, sünnetle sabit olan bir şeyi, hafife almak, küfre götürür. Allah muhafaza eylesin. Allah'ın sıfatlarının üzerine mekan, Allah'ın sıfatlarının üzerine makam, Allah'ın sıfatlarının üzerine renk ihtaz etmek. İşte, nur şu renktedir. Ya nur her renktedir. Neden bir renge bağladın? Yok, ondan başka renk yoktur demek. Küfre götürür. Allah'ın kudreti budur. Bundan başka bir şey değildir. Küfre götürür. Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarını, sıfatlarını bir makama, bir mekana, bir zemine bağlamak, küfre götürür. Allah muhafaza eylesin. Allah-u Teala'ya, açıkça veya dolaylı olarak, bir noksanlık getirecek.
Çünkü Sübhan'dır. Noksanlık getirecek bir şey izaf etmek, onun üzerine koymak, küfre götürür. Allah muhafaza eylesin. Veya, bu son dönem çıktı. Allah'ı bir cisme benzetmek, Allah'ı bir cevhere benzetmek, Allah'ı bir cevher gibi görmek, bir cisim gibi görmek, veyahut da Allah'ı bu manada, maddeleştirmek, maddeleştirmek, yani maddi bir varlık gibi görmek, insanı küfre götürür.
Allah muhafaza eylesin. Son dönem işlerinden birisi. Kur'an-ı Kerim'den bir ayet, besmele veya bir melek, hatta bir peygamber ismi bulunan yazıyı bilerek ve kasıtlı olarak, necasete, tuvalete atmak, bunun gibi şeylerin üzerine sümkürmek, bunun gibi şeyleri ayağının altına ezip, atmak, ezmek, bunun gibi şeyleri işte, pis, necis suların içerisine atmak, insanları küfre götürür.
Veya peygamberliği kesinlikle bilinen peygamberlerin peygamberliğinden şüphe etmek, veyahut da Allah'ın indirmiş olduğu kitaplardan şüphe etmek, Allah'ın indirmiş olduğu herhangi bir kitabı reddetmek, kabul etmemek, mesela İncil'i reddetmek gibi, mesela Tevrat'ı reddetmek gibi, veyahut da geçmiş peygamberlere indirilmiş olan, ama bir sayfa, ama on emir, ama normalde on sayfa, ama otuz sayfa, ama elli sayfa, ne kadar indirildiyse, bu kitapları inkar etmek, o zaman okuma yazma yoktu, onlara kitap indirilmemiştir, nereden kitap indirilecek,
veyahut da onlar işte o peygamberler, ne peygamberi, insanlar kendi kafalarından peygamber uydurdular deyip, peygamberlik müessesesini, veyahut da Kur'an'la sabit, herhangi bir peygamberin peygamberliğini reddetmek, küfre götürür, Müslümanları sapıtmak için konuşan adamı, tekfir etmekte, sahabeyi tekfirde, şüphede, Kabe ve mescid-i aramda, haccın sıfat ve heyetinde, namaz ve orucun şeklinde şütbe etmekte, hüküm böyledir, yani insanı ne yapar, küfre götürür, bir kimse, Müslümanları sapkınlığa doğru götürüyor, Müslümanları sapıklığa doğru götürüyor,
ama Müslüman o kimse, onu tekfir edemeyiz, küfre götürür insanı, yanlış iştahat ediyor, sen kafirsin diyemeyiz, küfre götürür insanı, şimdi insanlar çok ucuz, herkesin küfrüne fetva veriyor ya, bir kimse, işte diyor ki ya, dinde mevcut olan bir şeyi, değiştirmeye çalışıyor, tebdil etmeye çalışıyor, siz ona kafirsiniz diyemezsiniz, sizi küfre götürür, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah diyen bir kimse, sen kafirsin diyemezsin, ne kadar yanlışlığı, eksikliği, noksanlı olursa olsun, ona kafir demek, küfre götürür,
sahabeden herhangi bir kimseyin, onun küfründe fetva vermek, küfre götürür, bunları kim yapıyor, Şia'nın bir kısmı, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman'ı ne yapıyorlar, küfürle itham ediyorlar, Hz. Ayşe annemiz ne yapıyorlar, küfürle itham ediyorlar, o yüzden dedim, küfre götürür bunlar diye, şimdi insanlar, bunları bilmiyorlar, bilmeyince, böyle değişik sapkınlıklara doğru gidiyorlar, veya, selefi, vahabilerin, bir kısmı, mesela işte, herhangi bir, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah diyen bir kimsenin, ismini kullanaraktan,
tekfir ediyor onu, sen kafirsin diyor, küfre götürüyor, mesela beni tekfir ediyorlar, küfürle, beni suçluyorlar, adam diyorum ki, ben La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah diyen bir kimseyim, ondan sonra, senin dediğini de kabul ediyorlar, edilmez diyor, diyorum tekfir ettin kimse, Müslüman ise, sen küfre düşersin, adam tekfir ediyor, diyorum tekfir ettin meseleyi söyle bana, kendimi düzelteyim, Kur'an ve sünnetin dışına çıktığım yeri söyle bana, kendimi düzelteyim, söyle, öyle, nasihat et, onu dahi söylemiyor,
bu kadar cahil oldu insanlar, adam beni tanamıyor, tekfir etmiş beni, gelmiş sonra hakkını helal et, ne oldu, ben seni küfür ehli dedim, Allah Allah, beni tanıyor musun, hayır, hiç dedim, sohbetlerimi dinledin mi, hayır, ne oldu, e senin hakkında konuşuyorlardı orada, ben de o kafirin teki dedim ya, dedi, he iyi, hesabını Allah'a verirsin dedim ben, adam, millet tanımadı, insanı küfre, küfürle, tekfir ediyor, bu hastalık Müslümanların içerisine yerleşti, tanısan dahi, adamın yüzüne sen kafirsin diyemezsin, ancak ona nasihat edersin,
kendini düzeltir, düzeltirse, şunu yapan küfre ehlidir diyebilirsin, şahıs yok burada, kim Kur'an'dan bir ayeti inkar ederse, küfre düşer, eyvallah, kim Besmele'yle alay ederse, küfre düşer, hani diyor, hay huyla bu işler olmaz, nereden çıkardınız böyle şeyleri, hay kelimesi Allah'ın sıfatı, hu kelimesi de Allah'ın sıfatı, bunlarla olmaz diyen kimse, küfre düşer, Allah'ın zikriyle alay eden, küfre düşer, Allah'ı zikredenlerle alay eden, küfre düşer, bakın bunlar farklı şeyler, ben bir şahsı demiyorum, sen küfür kafirsin,
Allah'ı zikredenlerle alay edersen, küfre düşersin, Allah muhafaza eylesin, dinde malum olup, üzerine ittifak edilmiş olan, sünnetlerin meşruiyetini inkar etmek, bütün ümmet, o sünnette sabit kalmış, o sünneti seneyi kabul etmiş, o sünneti seneyi işliyorlar, bunu inkar etmek, küfre düşer, sarık sarmak, hadiste sabit, bütün ümmet onda sabit kalmış, sarık sarmak, sarık saranla, sarık saranla, alay etmek, küfre düşer, sarıkla, sarı, alay alan, küçük gören, küfre düşer, hani, hoca gibi görünen bir adam da,
televizyonda çıkmış, beni eleştireceğim derken, sarığımı benim, sarık bağlama şeklimi ve sarığımla, alay ediyor ya, küçük görüyor ya, onun aynı televizyon programında, bundan geri dönmesi lazım, geri dönmezse, onunla, görüşecek öbür alem, diyecek ki, orada sarıkla alay ettim, Allah beni affetsin, özür diliyorum, diyecek, Allah muhafaza eylesin, haramı helal saymak, helalı haram saymak, küfre düşürür, abdestsiz namazın, caiz olduğunu iddia etmek, küfre düşürür, şimdi televizyonlarda bunu söylüyorlar, abdestsiz namaz olmaz,
kadın erkek, abdest alarak da namaz kılacak, işte din kolaylık dinimiş de, abdestsiz de namaz olurmuş, küfre düşer o kimse, insanların dinlerini ifsad etmesin kimse, abdestsiz namaz olmaz, gusülsüz namaz olmaz, gusül gerektiren halden, gusül gerektiren halden sonra, muhakkak gusül edilmesi farzdır, kim bunları söylerse küfre düşer, sabittir, Ramazan geliyor şimdi, kuvvetli sünnettir, üzerinde hiçbir şek şüphe yoktur, kadınlar muayyen zamanlarında, namaz kılmazlar ve oruç tutmazlar, kim bunun hilafına laf söylerse,
küfre düşer, bunun dışında konuşanlar küfre düşer, o yüzden Ramazan geliyor, ey kadınlar, muayyen günlerinizde, oruç tutmayacaksınız, muayyen günlerinizde, namaz kılmayacaksınız, muayyen günlerinizde, cuma kılınan mescitlere girmeyeceksiniz, yoksa, bunların hilafına konuşanlar, küfre düşerler, bütün Müslümanlara bu sözüm, beldenizde, bölgenizde, şehrinizde, köyünüzde, mahalleninizde, apartmanınızda,
gayrimüslim kimseleri, eziyet etmek, onlara zulmetmek, helaldir diyenler, küfre düşerler, bunlar sonradan çıkan, selefi vahabilerin uydurması, insanların barış ortamlarını, bozmak için uyduruyorlar bunları, senin üst katında bir örneğin Hristiyan var, bir İsevi var, bir Musevi var, sen ona zulmedemezsin, senin mahallende bir İsevi, bir Musevi yaşıyor, sen ona zulmedemezsin, onun parası sana helal değil, onun namusu sana helal değil, onun malı mülkü sana helal değil, sen ona eziyet eder, onun malına, canına, namusuna,
rahatına, huzuruna kast etmeyi, helal addedersen küfre düşersin, Allah muhafaza eylesin, bunlar Ümmet-i Muhammed'in içerisine, el bombası gibi atıyorlar, yani sen kalkacaksın, alt katında olan İsevi'ye zulmedeceksin, sen kalkacaksın, senin mahallendeki bir Musevi'ye zulmedeceksin, tüküreceksin ona, ters bakacaksın, ve bunu da helal addedeceksin, küfre düşersiniz, Allah muhafaza eylesin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini küçük düşürmek, onunla alay etmek, onun üzerinde bir noksanlık bulundurmak,
o da günah işledi demek, ona da şeytan vesvese verdi demek, onun da şeytanı vardı, onun da şeytanı onu yoldan sapıttı demek, küfürdür, kıymetli dostlar, şimdi bu imam hatiplerde konuşuluyor, şimdi bu ilahiyat fakültelerinde konuşuluyor, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde günah işlediği, onun da şeytanın vesvesesine kandığı söyleniyor, bunu söyleyenler küfür ehli, küfre düşerler, çocuklarınızı uyarın, çocuklarınız bu konuda evde bir şey söylerse, gidin diyanetten yazılı fetva alın, Hz. Muhammed'i Mustafa'a günah işlemiştir demek ne demektir diye yazılı fetva alın,
götürün okulunuzdaki o din dersi öğretmeninin önüne koyun bunu, hala da öyle derse gidin Cumhuriyet Savcılığına şikayet edin, çünkü bütün dünya üzerinde, dünya üzerinde, deccal sisteminin elinde tutanlar böyle bir oyun oynuyorlar, eğer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğine inanırsak, onun kafası, biz başlayacağız ondan şüphe etmeye, nerede ne günah işledi, o zaman bu ayet-i kerimeler gelirken şeytan işin içerisine girdi mi, bunlar böyle hain, bunlar böyle hain, inceden ince, alttan alttan oymaya çalışıyorlar,
kim Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günah işledi, der ise, kim onun da kalbinin kapısı şeytanın vesvesesine açıktı der ise, o kimse küfre düşer, o heva ve hevesinden bir şey yapmadı, ayet-i kerimesini inkar etmiş olur, o ne yaptıysa benim emrimle yaptı, ayet-i kerimesini inkar etmiş olur, Allah muhafaza eylesin, o yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkar görmek, onun şeytanın vesvesesine düçar olduğuna inanmak, onunla alay etmek, onun elbisesiyle alay etmek, sakalıyla alay etmek,
yürüyüşüyle alay etmek, sosyal hayatıyla alay etmek, sosyal hayatını küçük görmek, işte haşa, önüne geleni o kendine eş etti, alayvari konuşmak, küfre düşer, kendine harem kurmuş, küfre düşer, küfre düşer, biz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin üzerinde, şekimiz ve şüphemiz olmamalı yok, Allah muhafaza eylesin, kimisi de Hz. Muhammed Mustafa'yı farklı yönden, o insan değildi, bir de böyle söyleyenler var ya, küfre düşüyor, sözde meth ediyor yani, övüyor, o insan değildi, içinizden bir peygamber gönderdim dedi,
küfre düşer o kimse, Allah muhafaza eylesin, veya Hz. Muhammed Mustafa'yı Allah'la eş değerde tutmak, küfre düşürür insanı, Allah muhafaza eylesin, hani meth ediyorum derken de, haddi aşmak, insanı ne yapar, küfre götürür, Allah muhafaza eylesin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra, bir peygamber geleceğini, veya bir peygamber olduğunu düşünmek küfürdür, bir kimse Hz. Muhammed Mustafa son peygamberdir, son nebidir, son resuldür, ondan sonra da peygamberler gelecek demek küfürdür, veya bir kimse kendi peygamberliğini ilan etse,
ben de nebiyim, ben de resulüm, ben de peygamberim dese, o kimse küfür ehlidir, hani ben böyle söyleyince kızıyorlar ya, yazıyor sen nasıl son nebiye inanmazsın, o klevle silah şölleri var ya, yazıları var, kendileri yok, soysuz, sahte isimlerin arkasında saklanıp hakaret eden, soysuz, kimlik ve kişilik yoksunu, soysuz, ben bir peygamber gelmeyecek diyorum, küfürdür, haydi, ayağa kalkıyorlar, ya ne ayağa kalkıyorsunuz, ayetle sabit,
hadisle sabit, ümmet ittifak etmiş, yok evrenin su illaki peygamber edecekler, Allah muhafaza eylazı, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ittifak edilmiş, masumiyetine, bunu inkar etmek küfürdür, Allah muhafaza eylesin, ittifak edilmiş, onun vahiy, indiğine ona, ittifak, inkar etmek küfürdür, Allah muhafaza eylesin, evet, sufilerle alakalı, bir veliyi, bir peygamberden üstün görmek,
Allah muhafaza eylesin, velilere peygamberler gibi, vahyedildiğine inanmak, velinin ölmeden cennetik olduğuna inanmak, herhangi bir peygamberde kusur arayıp onu ayıplamak, herhangi bir peygamber veya meleği teylin edip sövmek, alay etmek, mesela peygamber efendimizin temiz olan mübarek elleriyle yemek yerken, yediği yemeği parmaklarıyla sıyırıp parmaklarını yalamasına gülmek, işinde ve dininde yermek maksadıyla kendisine noksanlık nispet etmek, onu küçültücü bir şeye benzetmek veya ondan yüz çevirip ona bir zarar gelmesini arzulamak,
yine yermek maksadıyla şerefine yakışmayan şeyleri ona nispet etmek, onu küçümsemek veya küçük düşürücü sözler söylemek ve ona uydurma bir takım kusurlar aramak, bunların hepsi de küfürdür. Allah muhafaza eylesin. Saat on buçuk, ben bu sohbeti burada bırakayım inşallah, Allah izin verirse, bir dahaki kandile mi olur, yoksa ne zaman olur, bu sohbete devam etmek isterim.
Cenab-ı Hak, hepinizi ve hepimizi af-ı mağfiret eylesin. Hepimizin ve hepinizin kandillerini mübarek eylesin. Allah nice kandillerde tekrar tekrar buluşmayı nasip eylesin. Cenab-ı Hak bu gecenin yüzü su hürmetine hepimizi affeylesin. Ümmeti Muhammed'i affeylesin. Çoluğumuzu, çocuğumuzu, eşlerimizi, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, geçmiş ve gelecek sürriyetlerimizi affeylesin. Cenab-ı Hak bu gecenin yüzü su hürmetine rızıklarımızı helallı, hayırlı ve bol eylesin. Cenab-ı Hak bu gecenin yüzü su hürmetine varsa, tüm ümmeti Muhammed'in ve kardeşlerimizin üzerindeki belayı, müsibeti, darlığı, sıkıntıyı affetsin. Kaldırsın inşallah. Cenab-ı Hak bütün ümmeti Muhammed'in ve kardeşlerimizi, hayırlı şifalarla hastalıklarına maddi manevi şifa versin.
Maddi manevi dertlerine derman olsun. Maddi manevi sıkıntılarına inşallah Cenab-ı Hak kolaylığa ve esenliğe çıkarsın inşallah. Rabbim bu gecenin yüzü su hürmetine imanlarımızı kaviye eylesin. Son nefeslerimizde de iman ile göçüp gitmeyi nasip ve müesser eylesin. Memleketimize yardım eylesin. İslam alemine yardım eylesin. Kur'an ve sünnet-i seniyeyi sımsıkı yapışmayı bizlere nasip eylesin. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Allah izin verirse inşallah. Yarın cumartesi yine buradayız. Allah'tan bir şey gelmezse, pazar günü malum Çanakkale'ye, cepheye, sema, mevlevi alayı yürüşü var. Herkes saat 9-9.30 gibi Mevlevi Hanede buluşacak.
Görevli kardeşlere, hem arabalarda hem diğer yerlerdeki görevli kardeşlere, bütün kardeşler itaat etsinler. Onlara uysunlar. Kafalarına göre, kendi nefislerine göre bir işin içerisine girmesinler. Düzgün bir şekilde gidelim, düzgün bir şekilde gelelim inşallah. Haklarınızı helal edin. Selamun aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.