Üstad Mustafa Özbağ

Beraat Kandili - Karabaş-i Veli Tekkesi - 1 Haziran 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Haziran 2015 · 1:17:55

Destur Bismillah. Destur. Tahta gelmiş mi gene ya? Sağa sol belli değil ha. Selamun aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü mübarek eylesin. Cenab-ı Hak beraat gecenizi de mübarek eylesin. Nice gecelerde toplanmayı Cenab-ı Hak cümlemize nasip eylesin.
Toplumlar vardır. Toplumların birbirleriyle, aidiyetlerini birbirleriyle kaynaşmalarını sağlayan değişik ritüeller vardır. Bu ritüeller toplumu birbirine kaynaştırır, bir arada bulundurur, bir noktada da aidiyet kespettirir.
Şöyle gelin üçünüzden. Bu aidiyet kespetmesi toplumun birbiriyle kenetlenip daha ileriye doğru yürümesini sağlar. Toplumu bir yerde tutar. Mesela bir milli bayram.
Türklerin Orta Asya'dan itibaren işte bahar bayramını kutlamaları, düğünler, kendi içlerinde, düğünde bütün hısım akraba tanıdıkların toplanması, bunlar böyle daha noktasal. İşte birisinin evlenirken söz kesilmesi, nişan yapılması, bunlar daha noktasal. Bunun daha büyüğü bir kentin herhangi bir etkinliği, daha büyüğü bir kavmin etkinliği, daha büyüğü inançla alakalı. Bir inançta toplananların büyük etkinlikleri, Ramazan bayramı, kurban bayramı, bunlar bütün inananları, bunda çünkü kavim söz konusu değil.
Bütün inananların kendi içerisinde çimantosu gibi, kendi içerisinde birbirini kenetleyen, birbiriyle bağlayan, birbirini bu noktada üzmeden, kırmadan götürecek olan şeyler. Buna ilave edilecek noktalardan birisi, mübarek kandil geceleri. Bütün insanların bir yerde, bir merkezde toplanıp, cumalar mesela, aklıma geleni söylüyorum hemen, insanların bir merkezde, bir yerde toplanıp, birbirleriyle kenetlendiği, birbirleriyle bir yere aidiyet kesbettikleri, bir yere ait olduklarını gösterdiği işaretler.
Mesela işte ezan-ı şerif okunuyor, ezan-ı şerif okunurken o kimsenin ezana karşı kendi içinden bir muhabbet beslemesi, oraya bir bağlılık göstermesi, kendisini Muhammedi hissetmesi, İslam hissetmesi, aidiyet kesbediyor. O kimsenin mümin olduğuna, Müslüman olduğuna, o kimsenin Muhammedi olduğuna bir şahitlik etmiş oluyor, bir şehadet etmiş oluyor. Bunun gibi kandiller de bu manada. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolundan gidenlerin, gidenlerin bir arada toplanıp, bunu kendilerinin Muhammedi oldumaktan daha ileri, daha merkezi, kendilerini daha takva, daha ilgili, daha alakalı gösterdiklerine işaret. Ve bunların içerisinde, belki de Allah alem, Kadir gecesinden sonra en önemli gecelerden birisi, bu gece yaşanacak olan, yaşayacak olduğumuz beraat gecesi.
Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin değişik adış şeriflerinde geceyi işaret ettiği, işte Kur'an-ı Kerim'de bir ayet-i kerimenin bu geceyi işaret ettiğine dair ittifak var. Ve en önemlisi, bu tip gecelerin sebep edilerekten insanların kendilerine aidiyet kesbettikleri, dine mensup oldukları ve o mensubiyetinin getirmiş olduğu bir incelikle, bir tatlılıkla, üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmeleri, oruçlar tutmaları, o günün birbirlerine kandillik kutlamaları yapmaları, hatırlatmaları, annelerini, babalarını ziyaret etmeleri,
büyüklerini ziyaret etmeleri, telefonla dahi olsa onlara hal hatır sormaları ve geceyi ibadetle geçirmeleri, gündüzünü oruçla, gecesini ibadetle geçirmeleri, bu önemsenmeyecek bir mesele değil. Bu azımsanacak bir mesele de değil. Her ne kadar son dönemlerde kandil gecelerine karşı bir kısım, Ümmet-i Muhammed'den bazıları, bunların bidat olduğunu, şirk olduğunu, bunların olmadığını söyleyip, Ümmet'in birlik ve beraberliğine, Ümmet'in bu noktada aidiyet kesbetmesine, bir kesintiye uğratmaya, altına sanki bir bombalama çalışması yapar gibi,
altına bomba koymaya çalışsa dahi, Ümmet bu konuda bilhassa, Türkiye'de bu konuda ince bir hassasiyetle devam etmekte. Bu ince hassasiyetin bir sebebi, ecdadımız Osmanlı'nın kandil gecelerine çok ehemmiyet verip, kandil gecelerinde özel muameleler yapması, özel hizmetler etmesi, onu kandil gecelerini özelleştirmesi, özellikli haline getirmesi, ve toplumun bunu birbirlerine anlataraktan, birbirlerine söyleyerekten devam ettirmesi, ve dinin yasaklandığı en önemli nokta, dinin yasaklandığı, dindarlığın yasaklandığı, Kur'an'ın, sünnetin,
dinin, araç ve gereçlerinin, her şeyinin yasaklanıp rafa kaldırıldığı, yaşatılmadığı, yaşanmadığı zamanlarda, insanlar camilere doluşup, kandil bugün deyip, huşu içerisinde, Müslüman olduklarını, mümin olduklarını unutmamamaları, bu noktada her ne kadar unutturmaya çalışılsa dahi, böyle işte kurban bayramı, Ramazan bayramı, Ramazan orucu, kandil günleri, tabi önceden bunlara cumalar da ilaveliydi, cuma günleri gibi, günleri insanların, özellik atfedip, o günlerde, husisi bir şekilde ibadet etmeleri, ve o ibadetlerinden dolayı,
Müslümanlıklarını, dindarlıklarını devam ettirmeleri, önemli bir şey. Tabi bu topraklarda yaşamamış, bu toprakların sıkıntısını, çilesini, derdini bilmeyen, bu topraklarda, İslam'ın veya Müslümanların, geçirmiş olduğu devreleri bilmeyen, dışarıdaki bir kısım, Müslüman kardeşler, bu topraklardaki, bu tip ritüellerin, bu topraklarda neye, mal olduğunu, niye, sebep olduğunu, faydasını, bu noktada, onun, bu topraklardaki Müslümanlara, vermiş olduğu nefesi görmediklerinden, bidat deyip atıyorlar kenara, işin en sıkıntılı tarafı burası.
Mesela, bir ara öyleydi, Mevlüt, bidat diyorlardı, Mevlüt okumayı, yani Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, metü sena etmeyi, bidat kabul ediyorlar. Ve Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, hayatlarından kesitler anlatılan, Mevlütü, bidat kabul ediyorlar. Oysa bu topraklardaki Müslümanlar, dinin yasaklandığı, Kur'an'ın yasaklandığı, insanların samanlıklarda, Kur'an öğrenmeye çalışırken, bir kısım, muhbirler tarafından, haber verilip, samanlıklarda basıldığı, Kur'an-ı Kerimlerin samanlıklarda,
Kur'an-ı Kerim'i bulamadıklarından dolayı, samanlıkla beraber yakıldığı günleri bilmediklerinden, ve insanların böyle bu baskının altında, bu baskının altında, kendilerini Mevlüt okuyoruz, Mevlüt okuyacağız deyip, toplanıp, en azından Müslüman olduklarını, Mümin olduklarını hatırlamaya çalışmalarını, görmüyorlar. Ve bunu görmekten uzaklar. Onlardan başka din bilen yok, onlardan başka din bilgini de yok, onlardan başka alim, hoca, hafız da yok. Böyle olunca, bu geleneksel devam eden, bu tip ritüelleri, kendilerince, yok hükmünde görüp, insanları şirk ve bidat ehlisiniz deyip, ne yazık ki ötekeleştiriyorlar. Yani, bir gelin damat evleniyor, evlenirken, işte bir Emir Sultan Hazretleri'ne gidip, dua edeyim diyor.
Yıllardan beri süre gelen bir gelenek, ona hemen bidat deyip, oturtuyor onu. Ya ne yapsın, herkes, zilzuruna sarhoş olup, evlenirken, onlar gitmişler, orada bir dua edecekler. bunu illaki bidat deyip de, bunu reddetmenin anlamı ne? Onu görmüyor. Ya Emir Sultan, Emir Sultan öyle mi olmalıymış? Ya bırak, insanlar mutlu bir yola çıkarırlarken, o mutlu yola çıkarırlarken, gidip bir büyün huzurunda dua ederekten, Cenab-ı Hak'a yalvararakten çıkıyorlar.
Nesi kötü bunun? Ama, o ritüeli, illaki ortadan kaldırttıracaklar. Oysa, o kimse, Emir Sultan Hazretleri'nin, kabri şerifinin başına giderken, ben sendenim diyor. Ben senin yolundanım. Ben seninle beraberim. Her ne kadar ben senin gibi yaşayamasam dahi, ben seni bir din büyüğü olarak, kabul ettim, takdir ettim, diyerekten, o kimse, kendisinin nereye ait, olduğunu gösteriyor.
Meşhurdur hadis-i şerif. Tabi, bu zatlar, şefaata da, inanmıyorlar. Şefaati de yok görüyorlar. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin şefaatini da, bu noktada reddediyorlar bunlar. Oysa, Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin hadis-i şerifte buyurdu ki, öyle bir zaman gelecek ki, insanlar, diyecekler ki, biz, benim dedem, dedemin dedesi, Muhammed ümmetindenmiş. Benim şefaatim ona vacip olacak diyor, sallallahu aleyhi ve sellem. E şimdi, bir kimse, 150 yıldan beri, dinden, diyanetten, haberi yok, bir eğitim almamış bu topluluk. kendince, emir sultan hazretlerinin başına gitmeyi, bir velinin mezar-ı şerifine gidip, onun başında dua etmeyi, ki ibadettir, ibadetten görüp, kendisinin, kendisinin nereye ait olduğunu gösteriyor.
ama, bu çok bilenler, insanların, bu ritüellerine karşı çıkarak, insanların, geçmişte, tarihle, olan bağını kesmek istiyorlar. Tarihle, bağımızı kesecekler bizim. Geçmişte, bağımızı kesecekler. İşte, bu bağ kesicilere inat, bugün, bahçeyi, sokağa, içerisini, dışarısını dolduran, bugün, beraat gecesi deyip, hep beraber, birlik ve beraberliğimizi, burada tesis eden, tüm, kardeşlerimize, huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Allah, hepinizden de razı olsun. Cenab-ı Hak, nice kandillerde, nice mübarek günlerde, nice cumalarda, cumartesilerde, sohbetlerde, bir ve beraber eylesin cümlemizi. bu manada, değil mi ki, biz, bu geceyi, beraat gecesi olarak, görüp toplandık, hep beraber iftar ettik. Hiçbir ötekileştirme, yaşamadan, hiçbir ötekileştirmeye, meydan bırakmadan, hiç kimsenin, ırkını, dilini, mezhebini, meşrebini, hangi klikten, hangi siyasi partiden olursa olsun, hiçbirisini, ötekileştirmeden, ve kendimizi öteki görmeden, burada toplandık, hep beraber iftar ettik, hep beraber, az da olsa, hep beraber, aynı pilava bir kaşık çaldık, hep beraber, aynı yerdeyiz, aynı nefesteyiz, aynı soluktayız, aynı düşüncedeyiz, aynı kıblemiz var, bu mutluluk, bu tatlılık, bu hoşluk, bu lezzetlik, inşallah, ilelebet devam etsin.
Ve kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, inan olun, her kandilde, içim pırpır ediyor. İçimin pırpır etmesi şu, burası, 450 yıllık bir mekan, kimler gelmiş, kimler geçmiş, kimler yemiş, kimler içmiş, kimler neler demişler, neler söylemişler, neler yapmışlar. 450 yıl sonra, burası tekrar, gül bahçesi gibi açmış, burası tekrar, bahar bahçesi olmuş. Bütün kokular, bütün renkler, Cenab-ı Hak buraya serpiştirmiş, ve burada cem etmiş. bu mutluluk, bu haz, bu tat, dünyada herhalde başka bir şeye değinçilecek bir şey değil.
Hele, beraber yol yürüdüm kardeşler, Tekirdağ'dan, İzmit'ten, Çanakkale'den, Gelibolu'dan, İzmir'den, işte Ankara'dan, Erzincan'dan, bugün gelen mesajlar, telefonlardan çıkarıyorum, çıkarıyorum, işte Çorlu'dan, okuyor orada, Keşan'dan, her yerden, arkadaşlar, kardeşler, geliyorlar, toplanıyorlar, tabii ayrıyeten, Bursa'nın içerisinden, diğer ilçelerden, diğer illerden, bir şekilde, duyan bilen, toplanıp geliyor, gerçekten, inanın buna, kalbim o kadar, mesut, kalbim o kadar mesrur, kalbim o kadar tatlı oluyor ki, heyecandan ne diyeceğimi bilmiyorum,
ben çok, çabuk heyecanlanabilen, bir kimse değilim, öyle bir şey beni, çok kolay heyecanlandırmaz, ama, böyle, insanların gözlerindeki, o mutluluğu, o muhabbeti, o aşkı görünce, dilim peltekleşiyor, desem, yalan söylememiş olurum, ve lütfedip, ikram edip, bu noktada, çaba gösterip, kardeşler, değişik illerden, ilçelerden, toparlanıp gelince, daha da, ayaklarım yerden, kesiliyor, Allah hepinizden de razı olsun, gönlüm arzu eder ki, buradaki bu, muhabbet, buradaki bu hizmet, buradaki bu tatlılık, nasıl bu mekan, 450 yıldan beri,
ayakta durduysa, sizlerle, hepinizle, ve bundan sonra, sizlerin açacak olduğu, yolla, sizlerin tebliğ edeceği, kardeşlerle, bu ülke var oldukça, dünya var oldukça, inşallah, devam eder, ve Allah, Rabbim inşallah, devam ettirsin, ecdadımızın, bize bırakmış olduğu, bu mirası, Cenab-ı Hak, cümlemize, cümlenize, cümle evladı, iyi halimize, gelecek zürriyetlerimize, bu mekanların, bu tip mekanların, ayakta durmasına, sebep olacak, çalışmalar, yapanlardan eylesin, inşallah, hepinize, bu noktada, kardeşlere, bütün arkadaşlara,
ayrıyetten, teşekkür ediyorum, bu teşekkürün içerisinde, tabi muhakkak, resmi kurum, kuruluşlar da var, Çanakkale Valiliği, Gelibolu, bu noktada, Büyükşehir Belediyesi, Osman Gazi Belediyesi, gibi, resmi kurumların yanında, kardeşlerimiz de, kaç ay oldu, 79 aydan beri, Gelibolu Mevlanesi'ne, gidip gelmekteyiz, ayda bir sefer, bunu da ayrıyetten, bütün kardeşlere, bütün resmi kurum, kuruluş, belediyelere, huzurlarınızda, teşekkür ediyorum, kendi kendime, bugün düşündüm, dedim ki, yani yaklaşık, doğru hesaplamışım, 7 yıldan beri dedim,
Gelibolu'ya gidip geliyoruz, 7 yıldan beri, Gelibolu'ya gidip geliyoruz, 7 yıldan beri, kardeşler, arkadaşlar, benimle beraber taşınıyorlar, küçücük, 5 yaşında, 6 yaşından, tutun da, 55-60 yaşına kadar, bütün bay bayan, kardeşler, soğuk demeden, kış demeden, kar demeden, yaz demeden, malum lodosu var, onların, lodos demeden, vay ya, hava nasıl olacaktı, bugün nasıl gidecekti, demeden, hasbelkader, orada bir, 79-80 aylık bir, hizmet var, bu noktada, hepinize de ayrı ayrı, teşekkür ediyorum, tabi bu arada, orada da Halit Hoca,
ve arkadaşlar, hep beraber bu konuda, canla başla çalışıyorlar, Allah onlardan da razı olsun, ayrı etten orada, her ne kadar, üniversiteye bağlı ise de, eski Ermeni kilisesinde, sema edilmesi, dua edilmesi, orada her cuma, semanın devam etmesi, orada ayda bir, konferansların düzenlenmesi, ve orada, Çanakkale'de, üniversitede ve mahallede, kardeşlerin sema, bendir, Kur'an-ı Kerim, namaz, abdest, oruç gibi, eğitimlerinin alınması, ve o mekanın, bilhassa, o mekanın, böyle bir şeye, hizmet etmesinden, büyük mutluluk duyuyorum,
inşallah Cenab-ı Hak, cümlemizi, nefsimize uydurmadan, şeytana kandırmadan, bu yolda devam edenlerden eyler, inşallah Cenab-ı Hak, gelecek zürriyetlerimizi, bu yolda, koşuşturmakta, istihdam eder, inşallah, Cenab-ı Hak, gelecek zürriyetlerimizi, Allah'ı zikreden, Allah'ı zikrettirmeye, sebep olan, nesillerden eyler, evet, bu gece, beraat gecesi, beraat etmek, yani kurtulmak, kurtuluşa ermek, beraat etmek, af olmak, af olmak, veya beraatını almak derler ya, bir davadan, beraat etmek, suçsuz, hükmünü almak, beraat etmek,
rivayet edilir ki, bu gece, Kur'an-ı Kerim, Cenab-ı Hakk'ın, lef-i mahfuzundan, yedinci kat semaya, göğe indirildiği söylenir. Kadir gecesinde de, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin, kalbine indirildiği, rivayet edilir. Bu gece, Kur'an-ı Kerim'in, bu manada, lef-i mahfuzdan, bir şekilde, misal alemine doğru, yolculuğa çıkması olarak, nitelendirilir. O yüzden, bu geceyi, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, çok önemsemiş. Şaban ayını, özellikle önemsemiş, bir hadis-i şerifte, özür dilerim, böyle bir şeyler içerken, aklıma geldi, birkaç arkadaş, internetten bana gönderdiler, böyle işte, içtiklerime, burada laf söylemişler bir de, laf söyleyenimiz çok ya, o yüzden, birkaç arkadaş da gönderdi, onunla sonra, hakkınızı helal edin,
ben şeker hastasıyım, şu böyle, kendim, otlardan karıştırdığım, bir şeker ilacım, geri kalan da su, ve çay. Herhalde, başka şeylerle, karıştırıyorlar galiba, hakkınızı helal edin, yeniden. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, Şaban ayında, öylesine oruç tutar, öylesine, oruç tutarmış ki, Hz. Ayşe annemiz diyor ki, sanki diyor, Şaban ayında, hiç iftar etmeyecek zannederdik, öylesine çok oruç tutardı, ve, Hz. Ayşe annemiz de, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, Şaban ayında, çok oruç tuttuğundan,
kadınlık, sebebiyle, tutamadığı oruçlarını, o da, Şaban ayında, iade edermiş. Çünkü, Hz. Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri oruçtu, hani, kadın, nafile oruç tutmak için, beyinden, müsaade almak, zorunluluğu var ya, o yüzden, beyinden, habersiz, izinsiz, oruç tutsa dahi, beynin, onun orucunu bozma, veya bozdurma hakkı, var ya, bu sebepten dolayıdır, olsa gerek, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, Şaban ayında, çok oruç tuttuğundan, Hz. Ayşe annemiz de, Şaban ayında, o tutamadığı,
muayyen zamanlarında, tutamadığı oruçlarını, Şaban'da, iade edermiş. Çünkü, kendisinin sözü, ben, ben diyor, tutamadığım oruçlarımı, Şaban ayında, iade ederdim. Çünkü, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ayşe annemiz de, Hz. Ayşe annemiz de, Şaban ayını, önemli, özellikle, oruçlu geçirmeye, gayret ederdi. Yalnız, bunun altını çizelim, Şaban'ın son, 29'unda ve 30'unda, oruç tutmak, caiz değildir. En az, Şaban'la, Ramazan'ın arasında, bir günlük, iki günlük, boşluk, bırakmak gerekir. O yüzden, normalde, eğer ki, bir kimse, kaza, veyahut da, ceza tutacaksa, ona göre tutmalı, son iki gününü, boş bırakmalı. Bunun da, altını çizelim. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ayşe annem, Şaban ayını, Recep ayını, ve Ramazan ayı, Ramazan malum zaten, 30 gün, ama Recep'te ve Şaban'da, net, 30'ar gün, oruç tutmadı hiç.
Ama bir kimsenin kazası varsa, bir kimsenin cezası varsa, o tutabilir, o zaman 3 aylar girmezden önce, yani Recep girmezden 2 gün önce, 3 gün önce, oruca başlayıp, Şaban'la, Ramazan'ın arasını, ayırt etmesi gerekir. Şaban'la, Ramazan'ın arasını, oruçla, ayırt etmek de, sünnet. Eğer bu noktada, birleştirirsek, insanlar, Ramazan'ın, Ramazan orucunun, başladı zannedip, bir gün öncesinden, oruç tutmaya başlayabilirler.
Allah muhafaza eylesin. İşte, bu Ramazan'ın içerisinde, bu Şaban ayının içerisinde, öyle bir gece var ki, bu Şaban'ın içerisindeki, bu gece, Şaban'ın, 15. gecesi. Yani, bu gece, gündüzünü oruçlu geçirip, gecesini ibadetle geçirilecek olan gece, bu gece. İşte, bu gece, beraat gecesi olarak nitelendirilmiş. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretlerinin, bir hadis-i şerifinde, bu gece diyor, bu beraat gecesi. Cenab-ı Hak, dünya semasına, tecelli eder. Tevessül eder. Yok mu, bana dua eden, duasını kabul edeyim? Yok mu, derdi olan, derdine derman olayım? Yok mu, borcu olan, borcuna eda olayım?
Yok mu, hasta olan, hastalığına şifa olayım? Yok mu, bir sıkıntısı olan, sıkıntısını def edeyim? Diye, diye, diye, ne varsa, tan yeri ağırıncaya kadar, tan yeri ağırıncaya kadar, yani sabah namazının vakti gelinceye kadar, yani, dörde yirmi kala mı? Gibi, şehirlere göre değişir. Dörde yirmi kala, imsak vaktine gelinceye kadar, Cenab-ı Hak, Cenab-ı Hak, dünya semasına tevessül eder. Ve, ümmetin duasını kabul eder. Dertlilerin, sıkıntılıların, problemlilerin, dualarını kabul eder. Af olmak isteyenlerin, dualarını kabul eder. Bu gece, tam, üç ayların, dik ortasıdır.
Dik ortası. Artık, yarından itibaren, üç aylar, el sallıyor. Gün geçtikçe, ne yapıyor? Gidiyor. Elveda başladı. Elveda başladı. Ama, tam ortasında, Allah, bütün, ümmeti Muhammed'i, Ramazan'a tertemiz çıkarmak istiyor. Ümmeti Muhammed'in, takva ehlini, ümmeti Muhammed'in, ince düşünenlerini, Ramazan'a tertemiz çıkarmak istiyor. Çünkü, Ramazan, ümmet için, ümmet için, Ramazan, bir visal olması gerekir. Ramazan, ümmet için, kurtuluşu geçip, Allah'a yaklaşma, Allah'a uruç olması gerekir. Miraç olması gerekir Ramazan. Ramazan'ın başı, hani, malumdur, af, ortası, rahmet, işte, sonunda kurtuluş denir ya, bu, ehli şeriat içindir.
Ehli takva, Ramazan'a geldiğinde, günahları affolmuştur. Ehli takva, Ramazan'a geldiğinde, tertemiz olmuştur. O, tertemiz bir ağızla, Ramazan'da, oruç tutmaya başlar. Ve Ramazan, onun için, adım adım, miraç olur. Ramazan, onun için, adım adım, sevgiliye yaklaşma olur. Ramazan, onun için, adım adım, adım adım, nefis terbiyesinden, geçmiş olan, o kimsenin, adım adım, mutmaineden, sonraya doğru, yürümesi olur. Artık, o, manevi yolculuğa, girmesi gerekir. Ramazan bir, onun, manevi yolculuğu, başlamıştır.
Ve, Ramazan'ın sonunda, bayramı, bayram olmalı. ve o bayramını, ötelerde yapmalı. Onun, Ramazan'ın sonunda, bayramı, bayram olmalı, ve onun bayramı, ötelerde olmalı. Onun bayramı, peygamberlerle beraber olmalı. Onun bayramı, sahabelerle beraber olmalı. Onun bayramı, velilerle beraber olmalı. Zahiren, etrafındaki, akrabalarıyla, eşiyle, dostuyla bayram yaparken, manen, ait olduğu, yerdeki, kadim dostlarıyla, bayramı, bayram olmalı. Onun için, Sufi, bu geceyi, boş ve bedava geçirmez.
Bir hadis-i şerif, her kim, samimi bir şekilde, o güne kadar, işlemiş olduğu, günahlarından, kurtulmak, o güne kadar, işlemiş olduğu, günahlardan, affolmayı isterse, temiz bir abdest alıp, Allah için, iki rekat namaz kılıp, Allah'a tövbe etmeli. Ve kim, bunu böyle yapar ise, Cenab-ı Hak, onun bütün günahlarını affeder. İşte bu gece, bu namazın, kılınacağı gece, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, böyle yapan bir kimsenin, günahlarının, af olmayacağını, düşünmesini, makul görmüyor. Bir kimse, iki rekat namaz kılıp, günahlarından, tövbe ettiğini, Allah'a beyan eder, yalvarır, ağlar, gözyaşı dökerse, Cenab-ı Hak, o kimsenin, geçmiş günahlarını affeder.
Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, bütün insanlar, günah işlerler. Ama günah işleyenlerin, içerisinde en iyisi, günahlarına tövbe edenler, buyuraraktan, bizi, tövbeye, Allah'tan, af dilemeye yönlendirir. İşte kıymetli dostlar, kardeşler, biz bu gece, öylesine tövbe edelim, öylesine yalvaralım ki, Cenab-ı Hak, geçmiş günahlarımızı affetsin. Ve, birazdan semada, yanımızdakiyle, konuşmayı terk edip, etrafımızda olan ilgi ve alakayı kesip, nerede olursak olalım, oturduğumuz yerde, Allah'ı zikredelim ki, kim cemaatle Allah'ı zikrederse, bir münadi görevlendirilir. O münadi, insanlara, oradaki insanlara seslenir.
Sema, gök halkına seslenir. Aleme, kainata seslenir. Der ki, beni görün, beni duyun, beni dinleyin. burada Allah'ı zikredenler var ya, Allah, hepsini de affetti. Devam eder. Der ki, burada halakayı zikrullahta oturanlar, beraber Allah'ı zikredenler var ya, evet, onların, geçmiş günahlarını Allah, hayra çevirdi.
Geçmiş günahlarını, hayra çevirdi. O yüzden, sufilere akıl artıremezler. O yüzden, bir mürşidi kamile intisap etmiş, bir rüsriada intisap etmiş, orada Allah'ı zikreden, yol yürüyen insanların, bu noktada hesap edemezler. Hayret ederler. Hafzaları almaz, beyinleri almaz, akılları almaz. Bunlar nasıl Hazreti Peygamber'i görürler? Bunlar nasıl, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile konuşurlar? Bunlar nasıl olur da, kabri şeriflerdekilerle görüşürler? Bunlar nasıl olur da, zikrullahta, gelen maneviyatta görüşürler, konuşurlar diye, akılları ve hafzaları almaz. Oysa, halak-i zikrullah'a katılan, halak-i zikrullah'a devam eden, halak-i zikrullah'ta, fîsebilillah, Allah için Allah'ı zikredenin, günahları aff olduğu gibi, geçmiş günahları da, hayra çevrilir.
Yeter ki o kimse, Allah için, Allah'ı zikretsin. Kıymetli dostlar, kim Allah için, küçücük bir amel etse, Cenab-ı Hak, keyfiyetiyle onu büyütür. Keyfiyet ona aittir. O yüzden Allah için, Allah için bir sefer, cemaatle Allah deseniz, Cenab-ı Hak onun keyfiyetiyle, sayısız ve sonsuz yapar.
O yüzden Allah derken, Allah için Allah deyin. Oruç tutarken, Allah için oruç tutun. Namaz kılarken, Allah için namaz kılın. Örtünenler, Allah için örtünün. Sakal bırakan, Allah için sakal bırak. Bir sufilik yoluna giren, Allah için o yola girsin. Allah için yaşayın. Allah için nefes alın. Allah için bir şey okuyun. Allah için. Karşılığı hiçbir şey olsun. Bu dünyada neyi görüyorsanız, karşılığına koymayın onu. Çünkü Allah için yapmak, ötelere kanat çarpmaktır. Allah için yapmak, herkesin bir adım, bin adımda gittiğini, senin bir adımda gitmendir.
Allah için yapmak, herkesin binlerce dakikada, binlerce günde yaptığını, göz açıp kapatıncaya kadar, yapmayı bahşeder Cenab-ı Hak. O yüzden hayatımızı, Allah için yaşayalım. Bütün ibadetlerimizi, Allah için yapalım. Allah için. Her ne yapacaksanız, her ne yaşayacaksınız, hayatınızı Allah için idam ettirin. Allah için. Ne öyle bir hal alsın ki, nefesiniz dahi Allah için, alınıp verilmeye başlasın. İşte o zaman, Hz. Mevlana'nın mesnevi de, bahsettiği hal ile hallenir. Nice inşallah demeyenler vardır ama, onların canları inşallahın, ta kendisi olmuştur. İşte Allah için olursa o kimse, Cenab-ı Hak onu, ihsan eder, lütfeder, ikram eder.
Allah için zikretmek, Allah için toplanmak, Allah için dağılmak, bu, dinin özü hükmündedir. Dinin özüdür bu. Dinin özü. Namazı Allah için kılmadıktan sonra, sen, jimnastik yaptın. Namazı Allah için kıl. Orucu Allah için tutmadıktan sonra, sen aç kaldın. Çok affedersiniz, bağlarsanız eşek de aç kalır. Bağlarsanız kuş da aç kalır. Önemli olan, Allah için oruç tutmak. Toplandığınızda, Allah için toplanın. Bir yerde sohbete gittiğinizde, Allah için sohbete gidin. Bir yerde sohbet edecekseniz, Allah için sohbet edin. Benim sohbetimi beğensinler diye, sohbet etmeyin.
Benim zikrimi beğensinler diye, zikrullah etmeyin. Benim namazımı beğensinler diye, namaz kılmayın. Benim örtümü beğensinler diye, örtü takmayın. Benim sakalımı beğensinler diye, sakal bırakmayın. Hepsi de Allah için olsun. Hepsi de Allah için olsun. Bu sizi Allah'a yaklaştıracak. Kendi yemeğinizi yerken dahi, Allah için yemek yiyin. Allah için. deyin ki senin rızana uygun yemek istiyorum. Senin için yemek istiyorum. Yediğim şey senin yoluna feda olsun. Su içerken, Allah için su için. Allah için. Bir şey konuşurken birisine, Allah için konuşun. Kelimelerinizi düzeltmeye çalışmayın. Kalbinizi düzeltin.
Cümleleri dilinizde sıralamaya çalışmayın. Kalbinizi pak etmeye çalışın. Eğer kalp düzgün olursa, merak etmeyin. Kelimeleri karıştırsanız, dahi Allah yolda düzeltir. Merak etmeyin. Kalbinizde ihlas, samimiyet var ise, dilinize kuvveti verecek olan Allah'tır. Kalbinizde ihlas ve samimiyet var ise, gözünüze feraseti koyacak olan Allah'tır. Kalbinizde ihlas ve samimiyet var ise, kalbinizi kendi nurunu bahşedecek olan Allah'tır. Dilinizi çözecek olan da Allah'tır. Dilinizi bağlayacak olan da Allah'tır. Gözünüzden perdeyi kaldıracak olan Allah, gözünüzden perdeyi bir başkası kaldıramaz.
Kalbinizdeki perdeyi kaldıracak olan Allah, kalbinizdeki perdeyi başka bir şeyin kaldırması mümkün değil. O yüzden amel ve ibadetlerinizi Allah için yapın. Hareket, tavır ve davranışlarınızı Allah için yapın. Allah için. Ve ihlaslı olun. Ve samimi olun. Hani meşhurdur ya, adamın birisi geldi, kuyunun başına bir kazık çaktı. Dedi ki, gelen giden hayvanını bağlasın buraya. Ertesi gün birisi geldi. Dedi ki ya, bu kazıya birisinin ayağı takılırsa, cumburlop düşecek kuyunun içerisine. Burada yaban ellerde kurtaracak kimse de yok dedi. O da kazığı söktü. Hadisi kutsu bu.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri naklettiriyor. Naklediyor. Geçmiş ümmetlerden yapanlar bunlar. Ve diyor ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Allah her ikisine de onar sevap verdi. Onar derece verdi. Onar da günahlarını sildi. Çünkü niyetleri Allah içindi. Niyetleri Allah için olduğu için, birisi kazı çaktı, sevap aldı. Birisi kazı söktü, sevap aldı. Allah için bir şey yapmak, bizim şiarımız olmalı. Ve kıymetli dostlar, işte bu gece. İçeridekinler, dışarıdakinler. Sema başladığında oturduğumuz yerden Allah diyelim. Allah için Allah diyelim. Yanımızdaki bize bir şey sormaya kalkarsa, hafiften sesimizi ritme uyduraraktan Allah, Allah diyelim.
Onu da bu şekilde, zikirle uyandıralım. Zikirle onu uyaralım. Bak, Allah'ı zikrediyoruz. Allah'ı zikredelim ki, Allah, geçmiş günahlarımızı af ettiği gibi, günahlarımızı hayra çevirsin. Bu müjde, bu müjde, hiçbir ibadette yoktur. Cenab-ı Hak, hacca gidenin günahlarını anasından doğduğu gün gibi temizler.
Bir kimse, haç farizasını yerine getirdiğinde, Cenab-ı Hak, kul hakkı hariç, bütün günahlarını affeder. Beytullah şeyden, Arafet vakfesinden sonra. Müzdelife vakfesini yapan bir kimsenin, kul hakkı da dahil. Bütün günahları affolur. Sakın çalaraktan, çırparaktan, faizcilik yaparaktan, hırgür yaparaktan, hacca gidip temizleneceğim diye uğraşmayın. Ya bu hadis-i şerifler var deyip de, adam faizciliğe devam ediyor, gidiyor, haç yaptı, geldi, adı hacı oldu. Be adam, tövbe et, geri dön be. Yapma. Müzdelife vakfesine muhakkak gidin, hacıya gidenler. Tutturmuşlar şimdi, sanki koyunları var, davarları var.
Milletin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, çobanlar geliyorlar, diyorlar ki, Ya Resulallah, bizim koyunlarımız var, davarlarımız var. Millet ertesi gün kurban kesecek. Kurbanlıklar. Söz konusu olan kurbanlıklar. Önceden herkes kurbanlığının yanında götürüyor. Kaç kişilik, kaç kafilesi, 50 kişilik. Yolda telef olanlar da olur diyor, 60-70 tane kurbanlığını kendi götürüyor. Veya Türkiye'den haç kafilesi gidiyor. Kaç kişi gitti? 500 kişi, 1000 kişi, 2000 kişi, 3000 kişi. Geçmiş dönem. Bunların hepsi de ülkenin içerisinde toplanıyor. Başına müfreze konuluyor, yol emniyeti sağlanıyor. Böyle gidiyor o, haç kervanı. Aynı zamanda da malum, Osmanlı hediyeler koyuyor.
Hem hediyeler korunuyor, hem Osmanlı'nın hacıları korunuyor. Bunlar giderlerken, yanlarında koyunlarını da götürüyorlar. Çünkü o zamanlar bu kadar teknik yok, bu kadar taşıma yok. Orada zaten onca koyunu besleyecek, ot çöp de yok. Her taraf kupkuru. Bu sefer millet, kurbanlıklarını da yanında götürüyor. Kurbanlığını yanında götürmek sünnet o yüzden. Peki bu kurbanlıklar nerede? Sahrada duruyor. Başında da çobanlar var. Başında bekçileri var. Neden? Aslandı, kaplandı, sırtlandı, kurttu, köpekti, kurbanlıklara zarar vermesin. Çobanlar geliyorlar, diyorlar ki, Ya Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem. Biz diyorlar, hayvanların başında durmamız lazım.
Şeytanı erken taşlayabilir miyiz? Evet siz gidin taşlayın diyor. Onlar gece şeytanı taşlıyorlar. Gece şeytanı taşlayıp, koyunların başına gidiyorlar. Şimdi buradan bir hüküm çıkarmış, fetva çıkarmışlar bütün herkes. Bu tabi o haç işini yapan şirketlerin de hoşuna gidiyor. Onların canına comcom zaten. Onlar birisi Müzdelife'de kalacağım derse, zaten düşman görmüş gibi bakıyorlar. Ya sen nereden çıktın gibisinden. Müzdelife'de hacıları hiç sabaha kadar yatırmadan hızla millet gidiyor, yangından mal kaçırır gibi gece şeytan taşlayıp Mekke'ye gidiyor. Oteline gidiyor. Müzdelife vakvesini terk ediyor.
Hanefi'ye göre Müzdelife vakvesini terk eden bir kimseye bir kurban gerekli. Müzdelife vakvesi vacip. Hanefi'ye göre haccın vaciplerinden birisi Müzdelife'de vakveye durmak. sabah namazından sonra onun da vakti sabah namazının vakti girdiğinde ya biz vacibi yerine getiriyoruz dua ediyoruz o zaman cumayı da perşembeden kıl böyle bir şey yok nasıl öğlen namazının vakti gelmeden öğlen namazını kılamıyorsan he biz vacibi yaptırıyoruz söyle dedi hocam vacibi yaptırıyoruz dedi biz dua ettiriyoruz o zaman namazları da baştan
kıldırıverin siz dedim sabahleyin kaldır milleti beş vaktin namazını kıl hepsinin namazını kıldık kardeş bugününde kaldı ya biz böyle hiç düşünmedik dedi düşünmediğinizden böyle yapıyorsunuz zaten dedim müzdelife vakfesi orada bir kimse bilerek bilmeyerek hata yapmıştır kusur işlemiştir aklına gelmemiştir bilmiyordur bir kul hakkı olduğunu üzerinde evet müzdelife vakfesinde kul hakkı da affolunur ben daha ileri düşünüyorum bunda da konuşmayayım şimdi hadis açık kul hakkı da orada affolunur diyor bitti üzerinde fazla şek şüphe etmeye gerek yok
konuşmaya da gerek yok kul hakkı müzdelife vakfesinde affolur bakın geçmiş günahlar hayra çevrilmedi yine affoldu zikrullah alakasında ise geçmiş günahlar hayra çevrildi bir kimsenin geçmişte işlemiş olduğu günahları var eğer Allah rızası için Allah için orada zikrederse onun geçmiş günahları da ne oldu afolmuş oldu evet Duhan suresi ayet birden dörde kadar Kur'an-ı Kerim'de apacık kitaba yemin olsun ki biz Kur'an'ı mübarek bir gecede indirdik biz gerçekten de uyarıcıyız o mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir
diyerekten ayette geçen bu gecenin bütün bu noktada ulemanın ittifakı var bu gecenin beraat gecesi olduğu Şaban'ın 15. gecesi olduğu ve bu gecenin bu noktada müjdelendiği söylenmiş ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu noktada beraat gecesini ümmetine tebliğ etmiş ben böyle kısa kısa hadis-i şeriflerden size naklederekten inşallah daha fazla vaktinizi almayayım rahmet kapıları 4 gece açılır o gecelerde yapılan dua tevbe reddolunmaz fıtır bayramının ve kurban bayramının 1. geceleri Şaban'ın 15. gecesi
ve arefe arafe geceleri beraat gecesini ganimet fırsat biliniz Şaban'ın 15. gecesidir Kadir gecesi de çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir bu gece yani beraat gecesinde çok ibadet ediniz yoksa kıyamet günü pişman olursunuz demiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yine başka bir hadis-i şerifte Şaban'ın 15. gecesinde Allah-u Teala'nın kulları üzerine rahmeti zuhur edip müminleri mağfiret eder bağışlar kafirlere ise mühlet verir kin ve haset sahibi olanları bu sıfatları terk edince kadar
kendi hallerinde bırakır bu gece af olmayacak olanlar ne yazık ki haksız yere müslüman bir kimseye veya müslümanlara düşmanlık besleyenler ve Allah'a şirk koşanlar bu hadis-i şerif özellikle aldım bu siyasetten dolayı müslümanların içerisine ne yazık ki fitne galebe geliyor bu siyasetten dolayı müslümanlar birbirlerine kin ve nefretle bakmaya başladılar önceden başlarında bir dert bir sıkıntı vardı bir baskı vardı üzerlerinde önceden o dertten o sıkıntıdan baskıdan
dolayı birbirleriyle uğraşacak zaman bulamıyorlardı müslümanlar nefislerine uydular müslümanlar şeytanın vesvesesine ve desisesine kandılar ne yazık ki müslümanlar birbirlerine kılıç çeker hale geldiler ha orta doğuda millet birbirini topla tüfekle mermiyle kanla öldürmüş ha memleketimizde millet birbirini lafla öldürmüş ne yazık ki bir müslümanın ağzına yakışmayacak kelimelerle lafızlarla birbirlerine itham etmeler birbirlerine bu sözleri söylemeler ne yazık ki müslümanlar açısından çok acı verici bir şey mümin dilinden
emin olunan insandı bizim dilimizden emin olmaları gerekirdi bunları bizlere öğretenler ne yazık ki dillerine sahip çıkamıyorlar kuran ve sünnet yolunda yürüdüğünü söyleyen insanlar ne acıdır ki dillerine sahip değiller acımasız bir şekilde ne yazık ki dillerinin vavı kaçmış gözüyle görüp görmediği kulağıyla duyup duymadığı bir şeyin üzerine hükmediyorlar iftira diz boy olmuş desem anlatmaya yetmez bizde meşhurdur ya diz boy oldu diye anlatmaya yetmez diz boyunu çoktan geçti
bu gece bir müslüman kardeşine karşı bir müslüman topluluğuna karşı içinde kin kin ve nefret var ise bu gece af olmayanlar sınıfından olacaksın o yüzden ister bireysel olarak ister topluluk olarak bir topluluğa kin ve nefretle bakma la ilahe illallah muhammedun resulullah diyen bir topluluğa kin ve nefretle bakma ne yazık ki ne yazık ki ümmet-i muhammedin içerisinde bilhassa memleketimizde bu hastalık hızla yayılıyor hızla yayılıyor iyi olduğunu iddia eden kimse tartışmadan geri çekilmesi lazım iki müslüman tartışır da
haklı olan haklı olan tartışmayı kavgayı bırakırsa iki cennet vardır haksız olan kavgayı bırakırsa bir cennet vardır ya bu hadis-i şerife inanmıyorlar ya da şeytan ve nefislerine dur diyemiyorlar bunu islami terbiye almamış bir kimseden beklemek hakkımız değil ama bunu islami terbiye aldığını söyleyenlerden beklemek hakkımız bu memlekette ümmetin içerisine bir ateş topu attılar bu mübarek gecede Allah'a niyaz ediyorum dua ediyorum Cenab-ı Hak bu ateş
topunu söndürsün memleketimize yeniden dirlik birlik beraberlik ihsan eylesin memleketimize yeniden neşv-i neva eylesin Kur'an'ı yeniden Cenab-ı Hak inşallah Kur'an ve sünnet yolunda memleketimizin insanlarını hizmet etmeyi nasip eylesin kıymetli dostlar bu büyük bir ateş ve bu ateşten bir taraf yanmaz bu ateşten bütün memleket zarar görür bütün memleket bundan zarar görür fayda görmez ama bir kimsenin şeytani bakışı şeytani düşüncesi heva ve hevesi Rab olursa bu ateşi görmez bu ateşi görecek olan önce
kendisini insanı kamil olarak görenlerdir bu ateşi görecek olan mümin gönüllülerdir önce onlar görmüyorlarsa ne yazık ki ümmet-i Muhammed'in ortasına kocaman bir ateş top attılar Cenab-ı Hak bu gecenin hürmetine o ateş topunu çıktığı yere döndürsün inşallah Rabbim o ateş topunu yakanların elinde patlatsın o topu Cenab-ı Hak yeniden yeniden şu memleketimize dirlik birlik beraberlik ihsan eylesin yoksa başımıza bir zalim kılıç Allah gönderir hani kim zulmederse hadisi kutsu
böyledir kim zulmederse Allah onun başına bir zalim tayin eder o zalim ne o zulmedenden intikamını alır o zalimin başına da bir kılıç tayin eder o kılıç da zalimden intikamını alır sonra döner kılıçtan intikamını kendisi alır şu memlekette bu manada bir fitne ateşi yandı o fitne ateşi müslümanları birbirine düşürüyor bu fitne ateşi müslümanları ötekileştiriyor bu fitne ateşi ne yazık ki iki kardeşi birbirinden ayırıyor bu fitne ateşi ne yazık ki ne yazık ki bizim
insanımızın içerisinde insanımızın içerisinde buğzun süizanın nefretin tohumlarını ekiyor şunu diyebilirler herkes onu der zaten ya biz haklıyız kardeş sen haklı ol geri çekil bir müslümana karşı dil uzatma sen haklı ol geri çekil madem dinini biliyorsun sen geri çekil madem sen diyanetini biliyorsun sen geri çekil hayır devam ediyorlar Allah bu gecenin hürmetine o fitne ateşini çıktığı yere devşirsin inşallah o yüzden bu gece af olmayacaklar sınıfından bir tanesi müslümanlara karşı düşmanlık besleyen
müslümanları ötekeleştiren mezhebinden meşrebinden tarikatından cemaatinden partisinden pürtisinden klinden kimliğinden renginden sesinden nefesinden her neden olursa olsun bir müslümana ve bir müslüman topluluğa kin ve nefretle bakıyorsanız bu geceki haftan ne yazık ki siz nasibiniz olmayacak içki içmeye devam edenler içki içmeye devam edenler tövbe etmeyenler bu gecenin affından ne yazık ki nasiptar olamayacaklar zina etmeye devam edenler fuhuşa devam edenler bu gecenin affından ne yazık ki faydalanamayacaklar
bunlar tövbe ederlerse geri dönerlerse ya Rabbi ben bu gece tövbe ettim bu geceden sonra artık zina işlemeyeceğim ben bu gece tövbe ettim bu geceden sonra inşallah ya Rabbi ben içki içmeyeceğim ben bu gece tövbe ettim ya Rabbi bu geceden sonra ben müslüman kardeşlerimden faiz almayacağım bu gece tövbe ettim ya Rabbi ben bundan sonra namuslu insanların namuslarına dil uzatmayacağım bu gece tövbe ettim ya Rabbi bundan sonra Kur'an ve sünnet mücadelesinden ve vatan sevdiksinden ve vatan savunmasından ben geri dönmeyeceğim
geri dönmeyeceğim ya Rabbi bu gece tövbe ettim bundan sonra bilerek ben Allah'a şirk koşmayacağım şirkin her türlüsünden sana sığındım ya Rabbi deyip tövbe ederlerse onlar da bu gecenin feyzinden bereketinden lütfundan ikramından inşallah nasiptar olacaklar ama eğer bunlara devam ediyorlarsa tövbe etmiyorlarsa ne yazık ki onlar bu gecenin feyzinden faydalanamayacaklar bu gece öyle bir gece tabi birkaç yerden bana telefon açıp mail ile mesajla soru soranlar oldu bu geceye has namaz var mı işte şöyle
namaz kılın böyle namaz kılın diyenler var diye böyle normalde biraz ben inceledim böyle bir namaz ihyada geçiyor böyle bir namazın olduğuna dair tabi ben ihyayı önemseyen bir insanım tabi bazı hadis kritercileri ihyadaki bazı hadislerin sahih olmadığına dair kendilerince söylemleri var ama namaz kılmak bidat değildir sahihliğinden şüphe edeceğiniz bir hadis şerifle ibadet etmek amel işlemek hukuk değil insana bir zarar vermez onunla fıkıhçılar
bir hukuk çıkaracaklarsa çıkartmasınlar işte bu geceyle alakalı ihya'da böyle bir namaz tespiti var bunda yüz rekat namaz kılınması bu yüz rekat namazı da işte değişik şekilde rivayet edenler var bunun üzerine söylüyorlar ama buna şerh düşmüş imam-ı nebevi de böyle bir namaz yok burada bir sıkıntı var diye ama bir kimse hani illa ki bu geceyi sonuçta hayırla yad edip hayırla geçirmesi lazım ibadette geçirmesi lazım ne yapabilir kaza namazı kılabilir tövbe için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin hadis-i şerifte
nakledildi iki rekatlık namaz kılıp ardından gece namazı kılabilir teheccüh namazı kılabilir kaza borcu varsa kaza namazı kılabilir namaz kılsın oturup evde Allah'ı zikretsin la ilahe illallah desin tövbe etsin subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahi lazim ve bi hamdihi estağfurullah lazim desin muhakkak ama bu geceyi namazla ibadetle geçirmeye gayret etsin bu noktada malum itikaf programlarımız var kardeşler biliyorlar itikaf programlarına katılsınlar itikaf programlarında sabaha karşı itikaf edebilirler ve hatta
evlerinize gittiğinizde döndüğünüzde sabah evden çıkıncaya kadar veya ne zaman çıkıyorsanız evden çıkıncaya kadar diye itikafa niyet edip itikafa niyet edip evinizde ibadet edebilirsiniz evinizde tevhid çekebilirsiniz Allah'ı zikredebilirsiniz namaz kılabilirsiniz böylece bu geceyi ihya etme noktasında namazla zikirle tövbeyle bu geceyi geçirebilirsiniz tabi bu noktada en önemli şey dua etmek dua bu noktada ümmet-i muhammedin en büyük silahı bizim elimizde benim meşhur sözümdür tankımız yok tüfeğimiz yok bizim elimizde
silahımız yok biz anarşist değiliz biz terörist değiliz silahla bir şeyi düzeltelim müslümanlar hiçbir zaman anarşiye karışmamışlar anarşi üretmez islam bir yerde anarşi var ise orada hak ve adalet yoktur orada islam da yoktur mümin ancak devletleşirse silahlanır Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de silahlanmadı Mekke'de silahlı mücadele de yapmadı Medine-i Münevvere'ye hicret etti
Medine-i Münevvere'de hicret ettikten sonra devleti orada yavaş yavaş kurmaya başladı henüz daha devlet tam kurulmadan müşrikler savaşmaya gelince silahlandılar ve şehirlerini korumak için dinlerini korumak için savaşmak zorunda kaldılar o yüzden mümin önce fikirle mücadele eder önce imanıyla mücadele eder eline silah almaz bu gördüğünüz fakir 12 Eylül'den önce eline silah almış olanlardan bunun çözüm olmadığını 12 Eylül'de görmüş bir kimse
ve kim eline silah alırsa ve o silahı yine La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah diyen bir kimseye doğrulttuysa bilsin ki o şeytanın emrine girdi bilsin ki o deccaliyetin emrine girdi bilsin ki o bilsin ki o şeytanlaşmış deccallaşmış insanların emrine girdi yine aynı şekilde bir mümin kardeşinizi dilinizde dilinizde hor hakir görüyorsanız dilinizde ona iftira atıyorsanız dilinizde onu rahatsız ediyorsanız bir mümin kardeşinizi dilinizde
zarar veriyorsanız bilin ki kalbinize şeytan oturdu ve siz hevai hevesinizden konuşuyorsunuz anarşi çıkarıyorsunuz siz bir anarşistsiniz siz bir teröristsiniz böyle ölürseniz Hanefi'ye göre iman üzerinde ölemezsiniz Allah muhafaza eylesin işte bu gece İslam alemi için dua edelim bu gece memleketimiz için dua edelim doğacak çocuklar için dua edelim ailelerimiz için dua edelim eşlerimiz çocuklarımız gelecek
hürriyetlerimiz için dua edelim hastalarımıza dua edelim borçlularımıza dua edelim sıkıntıda olanlara dua edelim bermurat olanlara dua edelim bu geceyi biz inşallah duayla zikirle namazla geçirelim ki Cenab-ı Hak bize kurtulaşından kurtuluş nasip eylesin inşallah o yüzden bu noktada eğer bir kimse namaz kılabiliyorsa da işte kazalarına benim var ya ben herkes o yüzden kaza namazı varmış gibi görüyorum benim vardır çünkü muhakkak Allah bizi affetsin namazlar kılalım zikirler yapalım dualar edelim Cenab-ı Hak cümle ümmet-i Muhammed'i
kurtarsın inşallah kıymetli kardeşler bu mübarek Şaban'ın 15. gecesi beraat gecesi hepimize mübarek olsun Cenab-ı Hak hepimize de beraatını eline alanlardan ihsan eylesin Cenab-ı Hak cümle ümmet-i Muhammed'i affı mağfiret eylesin memleketimize de dirlik birlik beraberlik ihsan eylesin seçimler olacak malum Cenab-ı Hak bütün insanlarımızı hayra yönlendirsin hayırda buluştursun gönüllerine hayrı vererekten hakkımızda hayırlı ne olacaksa o tarafa Cenab-ı Hak cümlesini döndürsün inşallah El-Fatiha ma selamat Amin Soruya da bakalım
inşallah Bahçedeki sükunet için uyarıda bulunabilir misiniz demişler geçti hakkınızı helal edin inşallah Ne yazık ki bahçedeki sükuneti sağlayamıyoruz Sonuçta sufilik açısından birilerine bizim böyle cebrem bir şey yaptırmamız mümkün değil ama hep böyle işte bunu da sohbetin başında hatırımıza gelse dahi söylemeye utanıyoruz böyle koskoca insanlara işte konuşmayın gürültü yapmayın demek ağrımıza gidiyor inşallah biz bu hali de Cenab-ı Hak aşıttıracak inşallah bahçede oturan kardeşler de hayırla burada sohbet ve sema izlemeyi
inşallah öğrenecekler diyelim o yüzden semada buluşacağız inşallah ona göre gardınızı yenileyin tazeleyin ona göre rabıtanızı tazeleyin yenileyin hep beraber oturduğumuz yerde Allah'ı zikredeceğiz semazenler her çarkta Allah diyorlar biz de oturduğumuz yerde ayakta yürürken hizmet edenler için söylüyorum bunu herkes Allah diyecek inşallah hadi bakalım Allah'ta buluşalım inşallah Allah'ı

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi