Üstad Mustafa Özbağ

BAYINDIR ÇİÇEK FESTİVALİ (açılış konuşması ve üstadımızın sohbeti) - 05.05.2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Mayıs 2019 · 31:41

Vatan sevgisi, Efe Yürekler'in işidir derler. Sahnedeki Efe Yürekler'e ve meydanı dolduran tüm Efe Yürekler'e selam olsun. Festivalimizin ve gecenin ev sahibi, Bayındır Belediye Başkanımız, Sayın Uğur Demirezen'i selamlama konuşmaları için davet ediyorum. Buyurun başkanım. Değerli protokol, sevgili hemşerilerim, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Allah'a çok şükür, 22.sini düzenlediğimiz çiçek şenliğini bu gece bu programdan sonra hep beraber noktalamış olacağız. İnşallah hemşerilerim, esnafımız, çiçeklerimiz için şu üç gün kıymetli ve güzel geçmiştir inşallah. Hep beraber 23.sini yapmak üzere, daha iyisini yapmak üzere Cenab-ı Allah bizi seneye inşallah nasip eder.
Tabi Allah'a çok şükürler olsun bu gece nasip olursa hepimiz sahura kalkacağız ve Ramazan'ın ilk gününe Bismillah diyeceğiz inşallah. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan ayımız hem ilçemize hem ülkemize hem dünyaya hayırlı uğurlu olsun inşallah. Cenab-ı Allah hem tuttuğumuz oruçlarımızı hem yaptığımız ibadetlerimizi kabul buyursun inşallah.
Ben bu dileklerle hepinizin Ramazan'ını tebrik ediyorum. İnşallah hep beraber Ramazan bayramında da beraber oluruz diyorum nasip olursa. Az önce oyundan da etkilenerek dün şehitlerimiz vardı. Allah rahmet eylesin, Allah'ım sabırlar ihsan eylesin. Şehitler ölmez, vatan bölünmez diyorum. Sizlere saygılarımı sunuyorum. Çok teşekkür ediyorum. Hayırlı geceler diliyorum. Başkanımı bırakmıyoruz. Günün hatırına, günün anlamı ve önemi için, hatırası için bir hediye takdimimiz olacak. Bursa'dan bizleri kırmadan gelen üstadımız Mustafa Özva sahneye davet ediyorum. Buyurun efendim. Mustafa Hocam'da belki bilmeyeniniz vardır, hemşerimizdir, bayındırlıdır kendisi.
Selamun aleyküm. Ben bayındırlılımı hiç kaybetmedim. Allah razı olsun. Allah mübarek etsin inşallah. Allah razı olsun. Çok teşekkür ederiz, Allah razı olsun. Ohohooo. Maşallah, Allah razı olsun. Allah razı olsun. Cenab-ı Hak teşekkür ederim. Allah başarı ihsan eylesin. Allah razı olsun başkanım. Teşekkür ederim, Allah razı olsun. Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bir kısa bir aradan sonra tekrar beraberiz, tekrar buradayız. Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum. Kendi memleketimde, kendi yerimde, buranın çiçek şenliğinde veya herhangi bir etkinliğinde bir tuzumuz olursa, hasbelkader dervişhane Allah'a hamd ederiz.
Bu topraklar bizi büyüttü, bu topraklar yeşertti. Biz bu topraklarda inşallah Cenab-ı Hak son nefesimizle vermeyi nasip eylesin. Kıymetli dostlar, malum ülkemiz İslam dünyası, dünya ne yazık ki karanlık bir dehlizden geçiyor. Bu karanlık dehlizden geçerken biz Müslümanlar olarak, biz müminler olarak birbirlerimize dua eden, birbirlerimize destek çıkan, birbirlerimize yardımcı olan noktada olmak zorundayız.
Ülke olarak da biz karanlık bir dehlizden geçmekteyiz. Bu karanlık dehliz yeni değil. Üç yıllık, beş yıllık değil, on yıllık değil. Biz bu topraklarda iki yüz yıldan beri karanlık dehlizin içerisinde yürüyoruz. İki yüz yıldan beri varlık mücadelesi veriyoruz. İki yüz yıldan beri bu topraklarda tutunup, bu topraklarda çoluğumuza, çocuğumuza, torunlarımıza ebedi bir hayat bahşetmenin yollarını arıyoruz.
O yüzden gün geçtikçe zaman daralıyor. Gün geçtikçe bu topraklara tutunmak zorlaşıyor. Ve bu zorluklara katlanmak, bu zorlukları aşmak, bu zorluklara göğüs germek hepimizin boynunun borcu. Gönül arzu ederdi ki biz bu geceki sohbetimizde farklı şeyler konuşalım. Ama bu fakir kendince felsefe olarak Kur'an sünnet, vatan millet doğrultusunda yol almaya çalıştığından ne yazık ki size ahenkli, sizi neşelendirecek, sizin gönüllerinizi farklı bir noktaya götürecek sohbet yapamıyorum.
O yüzden geceleri gördüklerim, gündüzleri yaşadıklarım beni böyle konuşmaktan uzak tutuyor. İşimiz bu noktada kolay değil. Bütün ülke insanlar olarak birliğimizi, beraberliğimizi, uyanıklığımızı, diriliğimizi her daim taze tutmakla yükümlüyüz ve mükellefiz. Birliğimizi ve beraberliğimizi her daim kenetleyerekten ayakta durmakla mükellefiz.
Kıymetli dostlar, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Ey insanlar, hepiniz bir tarağın dişleri gibisiniz. Birbirlerinizden üstünlüğünüz yok. Arabın aceme, acemin araba üstünlüğü yok. Kardeş olun buyurdu. Kıymetli dostlar, biz hiçbir şey gözetmeksizin bu topraklarda yaşayan insanlar kardeş olmak zorunda ve kardeşliğini derinleştirmek zorunda. Kardeşliğimizi derinleştirmeliyiz. Gelecek nesiller için kardeşliğimizi sağlam temeller üzerinde oturtmalıyız. Nasıl ki dedelerimizin, dedelerinin, dedeleri bu toprakları bizlere miras bıraktıysa, biz de gelecek nesillerimize miras bırakmalıyız. Ben malum tanıyanlar bilir, tanımayanlar tanısınlar inşallah. Çocukluğundan belli bir yaşa kadar Kuyucu Mehmet Efe'nin Yunan işgalinde nasıl mücadele edildiğini dinleye dinleye büyüdüm.
Malum Ülfet Onart Lisesi eski ismiyle ortaokullara, liselilere ders verilirdi. Yunan işgalinde yerelde nasıl mücadele edildi diye. Son ayakta duran benim anne dedem Kuyucu Mehmet'ti. Herkes ona gelir, onda Yunanlılarla nasıl mücadele edildiğini ona sorar, o da onlara anlatırdı. Ben bunları dinleyerekten büyüdüm. Ve benim anne dedem Kuyucu Mehmet Efe, ayağında körüklü çizmelerle öldü. Altını çiziyorum. Ayağında körüklü çizmelerle öldü. Yaşlandığından dolayı körüklü çizmeyle dışarıda dolaşamaz hale geldi. Körüklü çizmenin topuklarını çıkardılar. Körüklü çizmeyi kara lastiğin içine giyip onunla çarşıya kahveye gidip gelmeye başladı.
Çarşıya çıkamaz hale geldiğinde de bunu ciddi ciddi söylüyorum. Gözlerimle görmemiş olsaydım inanmazdım. Abartma değil, evinin içerisinde. Evinin içerisinde bir küçük odası vardı. Küçük odasında körüklü çizmeyi giyer, sabahtan abdestini alır, körüklü çizmesini giyer. Evin içerisinde, odanın içerisinde körüklü çizmeyle dolaşırdı. Ve altı, yeniler bilmezler onu, eski çirişli, gıcırt, gıcırt, gıcırt sesle yürürdü. Kıymetli dostlar, belki de onun o zaman için çocuklarına bunu anlatırken biz aşı almışız vatan sevgisinin, biz aşı almışız millet sevgisinin, Biz aşı almışız o zaman için Kur'an sevgisinin, biz aşı almışız o zaman için şu mübarek okunan ezan sevgisinin.
Onunla büyümüşüz. Benim bu noktadaki tedirginliğimi oradaki çocukluğumda dinlediğim kuyucu dedemden olan sohbetlere bağlayın. Deyin ki, o gün kafeyi çizdirmiş vatan uğruna, o gün kafeyi çizdirmiş millet uğruna, o gün kafeyi çizdirmiş Kur'an uğruna, o gün kafeyi çizdirmiş sünnet uğruna deyin. Böyle deyin. Ama ben onunla büyüdüğüm için mutluyum. Ve vatanını sevmekten, milletini sevmekten, ümmeti sevmekten, Kur'an'ı sevmekten, sünneti seneyi sevmekten ve bu değerlere hizmet etmekten mutluyum. Bununla kendimi yoğurmaktan, bununla insanları bu noktaya toplamaya çalışmaktan mutluyum. Kıymetli dostlar, biz bu uyanıklığımızı, bu diriliğimizi azlığımıza, çokluğumuza bakmadan devam ettirmek zorundayız.
Devam ettirmek zorundayız. O yüzden bütün seslenişim, bütün toprakların üzerinde yaşayan insanlara, gelin kardeşliğimizi tesis edelim. Gelin siyasi fikrimiz neyse, düşüncemiz neyse, felsefemiz neyse ne, inancımız neyse, bizim örneğin kendimizce yolumuz neyse, hepimiz tek bir çatı altında toplanalım. Bu çatımız birinci derecede vatan sevgisi olsun. Tek bir çatı altında toplanalım. Bu vatan sevgisinin peşinde koşalım. Bu topraklarda kendisini, bu topraklara ait hisseden kimseler, bu vatan sevgisiyle, bu millet sevgisiyle kendilerini konuşlandırsınlar. Kıymetli dostlar, bu konuda sizi korkutmak değil derdim. Bu konuda derdim, sizi her daim uyanık tutmak. Korkaklığın şerrinden Allah'a sığınırım dedi Hazreti Muhammed Mustafa.
O yüzden biz korkaklık yayıcı, insanları korkaklığa götürücü bir kimse olmaktan uzak duracağız. Biz bu noktada korkaklığın vesvesesinden, korkaklığın desisesinden, korkaklığın bize getirecek olduğu her türlü zarardan kendimizi korumalıyız. İnşallah. İkinci sohbetim, malum Ramazan. Hepinizin de Ramazan ayı mübarek olsun. İnşallah Ramazan ayının sonunda Cenab-ı Hakk'ın cemaline kavuşan, onun cemaliyle cemalleşen kullarından ve müminlerinden eylesin. Kıymetli dostlar, orucun karşılığını yoktur. Karşılık beklenmeksizin yapılacak olan bir ibadettir. Biz sufiler hiçbir ibadetin karşılığını beklemeyiz.
Yaptığımız hiçbir eylemin, Allah için olan eylemin karşılığını beklemeyiz. Bunu beklemezken elimizdeki ölçü odur. Bütün ibadetlerin karşı, sevap derecesi ve sevacı sevabı bellidir. Ama Allah orucu belirlememiştir. Hadis-i Kudsi'de der ki, orucun karşılığı Allah'a aittir. Allah bunu ne kadar beyan eder, buna ne kadar verir, onun işidir.
Sufi öğretisinde biz bunu genelleştiririz. Namazın karşılığı yoktur. Orucun karşılığı yoktur. Zekatın karşılığı yoktur. Hayır, sanatın karşılığı yoktur. İyi misin? Ben seni gördüm, daha da iyi oldum. Bugün herkes beni tanıdın mı diye soruyor bana. Ben uzak kaldıysam kabahat benim mi? Nerede Veysel Hoca? Aha, Veysel Hoca'da kabahat. Siz davet ettiniz de ben gelmeyeceğim mi dedim. Miting yapaydınız Mustafa Özbağ buraya diye gelirdim yine. Sen gel benim yanıma. Bugün Allah razı olsun, gören kardeş de o gören arkadaş. Beni tanıdın mı? Tanıdım diyorum ben. Bakıyor şimdi bana. Ya beni tanıdın mı? Ya tanıdım.
İnanmıyor kimse. Değil mi? Bizim mahalle komşumuz var da, Meral Hanım. Az önce buradaydık şimdi. Beni tanıdın mı dedi? Tanıdım dedim. Baktı öyle şimdi. Hani tanımadın da tanıdım diyorsun gibisinler. Sonra eşi geldi yanıma. Dedi tanıdınız mı? O memuriyete burada başlamamıştı dedim. Yani tanıdığımı böyle iyice dik de edeyim dedim. Yani ne zamandan beri tanıdığımı bilsin diye. Annesi annemle çok samimiydi. Allah razı olsun hepinizden de inşallah. Ben dedelere girersem burada herkes onları dinler şimdi. Orucun karşılığı, tabii Nevzat da geliyor orada. Nevzat seni tanıdım merak etme. Seni hiç unutmadım ki.
Beş yıldır özlediniz sanki ben suçluyum ya. İneğim var aşağıya. Evet Bursa'da ben de kendimle görüşemiyorum. O yüzden burada hep beraber buluşacağız. Allah razı olsun teşekkür ederim. Hakkınızı helal edin. Böyle samimi bir diyalog içerisinde oluyor. Hepsi de kardeşimiz, arkadaşımız. Peki şey nerede? Eyüp'ü öldüğünü biliyorum. Az önce geleceğim dedi. Neydi bizim ne o? Hayvan işi yapan besici. Alaaddin nerede? Gelmedi mi Alaaddin? Alaaddin on tane inek kessen gene cezanı ödeyemezsin. Haber verin. Eğer normalde böyle giderse cezayı arttıracak deyin.
Tamam. Gelmezse herhalde şürüye gireriz biz. Ona göre kendisine söyledim geleceğim dedim inşallah. Valla bak başkan durumu çok vahim. Ben normal değilim. Benim normal olmadığımı o bilir. Benim normal olmadığımı eskilerin hepsi de bilir. Hepsi de sopasını saklar benden. Eskilerin hepsi de bilir. Değil mi Nevzat? Normal miyim? Değilim değil mi? İstersen normalsin de. Bir anormallik yapayım burada gör. Gel konuş. Herkes beni tanıyor zaten. Ne yaptığımı da biliyor onlar. Hakkınızı helal edin. Kıymetli dostlar. Ben konuya gireyim dağılacak yoksa. Oruç.
Orucumuzu tutarken ne yapacağız? Bakın hepimiz oruç tutuyoruz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki, oruç tutan ahlakını yüksek tutsun. Mana bu. Biz orucu tutarken çok özür dilerim. Aç kalaraktan değil. Sadece aç olmayacağız. Ya orucumuzu yüksek ahlakla tutacağız. Yüksek ahlak senin elinden, dilinden, gözünden, kulağından, ayağından, vücudunun her zerresinden etrafına zarar vermemektir.
Hiç senden zarar çıkmayacak. Yüksek ahlak o. Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindir. Mümin odur ki bütün varlıklar onun canından emindir. Dünya üzerinde, İslam dünyasının en büyük problemi bu. Yanımızdaki, etrafımızdaki kimseler bizim elimizden, dilimizden ve can emniyetlerinden emin değiller. Müslüman topluluk odur ki orada böcekler dahi canlarından emindir.
Böcekler dahi. Eğer bir yerde İslam var ise orada böcekler özgür bir şekilde insanları ısırır. Orada böcekler özgür bir şekilde insanların kanını emer. Böcekler. Eğer böcek sizin kanınızı emerken siz ona bir tokat vuruyorsanız bir cana kıydınız. Cennet istersen öldür yılanı çıyanı, cemalullah istersen sakın ha kıyma bir canı.
Bu sufi terbiyesidir. Sufi terbiyesi hiçbir canı kıymaz. Ancak devlet ona vazife verir. Vatan nöbeti tutar. Vatanına gözünü dikenin gözünü çıkarır. Devlet ona vazife verir. Milleti muhafaza etçenler, millete gözünü dikenin gözünü ters çevirir. Devlet ona görev verir, gider yüz bin kişiyi öldürür. Yüz bin kişiyi öldürür. Gözünü kırpmadan. Ama o devlet görev vermezse bir sineği dahi öldüremez. Bir sineği dahi. Oruçlarımızı tutarken çok vaktimizi almayacağım. Allah rızası için sizden şunu istiyorum. Dilinizden eşleriniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız, kardeşleriniz, anne babalarınız, elinizin altında bulundurduklarınız emin olsunlar. Sizin dilinizden emin olsunlar.
Bu dil insanların dedikodusunu yapmasın, gıybetini yapmasın, insanlara iftira atmasın, insanları çekip çevirmesin, orta yerde fitne çıkartmasın. Dilini koruyan, dinini korur. Dinini koruyamayan neyini korur ki? O zaman biz dilimizi koruyalım. O zaman biz ahlakımızı yüksek noktada tutalım. O zaman dilimizden bizim herkes emin olmalı. Etrafımızdaki insanlar, etrafımızdaki konu, komşu, akraba, herkes bizim dilimizden emin olmalı. O zaman orucun tadını çıkarırız. Bizim her Ramazan, ben klasik arkadaşlara derim ki, arkadaşlar Ramazan, oruç, yeme içme günleri değildir. Oruç, yememe içmeme günleridir. Yeme içme günleri, bayram günleridir.
Oruç ise yememe içmeme günleridir. Ne kadar az yersek, o kadar Allah'a yaklaşmış oluruz. Allah'ı zikrederiz. Oruç tutarken dilimiz kurumalı. Oruç tutarken açlığımızı hissetmeliyiz. Oruç tutarken böyle bir güzel baygınlık geçirmeliyiz. Eğer orucu yemeğe ve uykuya tutturursak, o zaman oruç oruç olmalı. İftarlarımız, iftarlarımız firavun sofraları gibi olmasın.
Hazreti Mevlana Celaletin, Ruma Hazretlerinin önüne hanımı iki çeşit yemek çıkarmış. Demiş hanım, bugün soframız firavun sofrası gibi oldu. Sofralarımız firavun sofrası gibi olmasın. Erkekler, eşlerinize sabahtan akşama şu yemeği de yap, şu yemeği de yap, şu yemeği de yap diye talimat vermeyin. Bırakın. Onlar da oruç tutuyorlar. Bir çorba pişirsin, yeter. Bir çorba ile iftar et. Bir çorba ile iftar et. Bununla mı iftar edeceğiz? Deme. Kadınların işlerini kolaylaştır. İyi erkek, eşinin işini kolaylaştırandır. İyi erkek, laf aramızda. İyi bir kılıbık olmalı. Bakıyorum kimler alkışlıyor diye, erkekler alkışlamıyor.
Hayır, hoşunuza gitmedi demek. Kadınlar alkışlıyor. Bizden yanadığı. Değil. Bu bir sufi öğretisi. Bu bir sufi öğretisi. Hazreti Muhammed Mustafa bir tokat dahi vurmadı. Hazreti Muhammed Mustafa hiç hakaret etmedi. Hazreti Muhammed Mustafa eşlerini hiç kırmadı. Hiç incitmedi. Hiç. Hiç incitmedi. En iyi koca, eşini hiç incitmeyen koca. En iyi baba, çocuklarını hiç incitmeyen baba. En iyi baba. O yüzden bunları gururla söylüyorum. Kimse diyemez incittim bizi diye. En iyi baba odur. En iyi arkadaş, etrafına en toleranslı olan arkadaştır.
O yüzden oruçlarımızı oruç gibi tutacağız. Az yiyeceğiz. Kimseyi kırmayacağız. Kimseyi incitmeyeceğiz. Zikrimizi, tövbemizi arttıracağız. Ramazan ayında. Şöyle Ramazan ayı cennet bahçesi gibi geçmeli. Evleriniz cennet bahçesi olsun. Sokaklarınız cennet bahçesi olsun. Yuvalarınız cennet bahçesi olsun. İnşallah bayram sabahı yeme içme günleri. Bayram sabahı olunca bir Ramazan boyu oruç tuttunuz. Yiyin, için, eğlenin. Misafirlerinizi davul zurnayla karşılayın. Misafirlerinizi kapıda davul zurnayla karşılayın. Bu İslam kültürüdür. Bir Ramazan günündü, bayram günüydü. Eğleniyordu sahabeler.
Hazreti Ömer Efendimiz yasaklayacak oldu onları. Dedi ki dur ya Ömer. Onlar otuz Ramazan oruç tuttular. Bugün eğlenmek, bayram yapmak onların hakkıdır. Biz Selefi Vahabi etkisinde kalaraktan bayram eğlencesini unuttuk. Biz Selefi Vahabi düşüncesinin etkisinde kalaraktan biz evlilik eğlencesini unuttuk. Biz Selefi Vahabi etkisinde kalaraktan bir Müslümanın Müslümanca eğlenmesini unuttuk.
Kıymetli dostlar, sema malum birazdan başlayacak. Bizim sema eden kardeşlerimiz Allah için sema ederler. Allah'ı zikrederler. Bizim semazen kardeşlerimiz benim meşhur replimdir. Kaç para, kaç para, kaç para diye dönmezler. Biz hiçbir programımızdan hiçbir ücret almayız. Allah için geliriz, Allah için gideriz. Bunu da bir çıt söyleyeyim başkanım müsaade var mı? Ben biraz üzüldüm. Üzülmemin sebebi de şuydu. Daha önceki buradaki çiçek şenliklerine geldik. Ondan sonra biz davet edildik. Geldik, kim davet ederse biz hiçbir şey gözetmeksizin Allah rızası için gidiyoruz. Bunda bir sıkıntımız yok. Bayındır'a da geldik. Hizmet ediyoruz. Kendi memleketimiz, kendi insanlarımız. Elimizden bir şey gelirse, Başımızın gözümüzün üstünde yeri var.
Hiç tereddütsüz geliriz zamanımız varsa. Öylece geldik zaten. Ama belli bir şeyden sonra bizim arkamızdan bunlar belediyeden para aldılar mı, almadılar mı diye inceleme, araştırma, soruşturma. Sanki belediyeden biz para almışız gibi, belediyeden ücret almışız gibi, böyle şeylerin olması beni kendi içimde, beni üzdü. Hatta Nuri, Oktay, Harun böyle arkadaşlarla toplandığımda dedim ya, beni bu üzdü, başka bir şey üzmedi dedim.
Ben memleketime Allah için bir hizmetim olacaksa geldim. Çok affedersiniz, bizim burada meşhur laftır ya, ekmeğin yanında zeytin sülttük. Unuttunuz mu bayındır deyimlerini? Öyle değil mi? Öyle demez miyiz? Ekmeğin yanında zeytin sülttük demez miyiz? Bak en eski bayındırlımız burada. Amcan amcan. Şimdi biz de Allah için öyle geldik. Arkamızdan böyle bir şeyin olması gerçekten beni üzdü. O yüzden kıymetli kardeşler, biz kaç para kaç para diyenlerden değiliz. Sohbetimizi, bir gecelik sohbeti, biz 7 lira yaparız, 10 lira yaparız diyenlerden, biz Allah için geliriz. Cenab-ı Hak gönlümüze ne düşürdüyse onu sohbet eder gideriz.
Sema ederiz, semamızda da Allah'ı zikrederiz. O yüzden bir zikir törenidir bu. Şimdi çikçaklar Allah'ı zikredecekler. Bir dönüş bir çarptır. Her çarpta Allah diyecekler. Sizden istirhamım şu, sizler de oturduğunuz yerde Allah deyin. Ve buradan affolmuş olarak kalkalım. Hadis-i Kudsi, bir topluluk Allah için toplanır. Hadis-i Kudsi, onlar akraba değillerdir. Birbirleriyle alışverişleri yoktur. Menfaatleri yoktur. Aynı kavimden değillerdir. Onlar sırf Allah için toplanmışlardır. Toplandıklarında Allah'ı zikrederler. Hadis-i Kudsi bu. Ve oradan affolmuş olarak kalkınızda. Başka bir Hadis-i Kudsi'de, peygamberler mahşer yerine geldiklerinde, gıpta ile baktıkları bir topluluk vardır.
Sorarlar, bunlar peygamber mi? Değil. Bunlar şehit mi? Değil. Ya bunlar kimlerdir? Bunlar dünyadayken birbirlerini Allah için sevip, toplandıklarında Allah'ı zikredenler, Allah onları nurdan minberlerin ve nurdan elbiselerle, nurdan taçlarla süslendirir. Benim gönlüm arzu ediyor ki, hepimiz Arşaca'nın gölgesinde, nurdan minberlerin altında toplanalım. Hep beraber zikredelim, tövbe edelim, dua edelim. Buradan affolmuş olarak kalkalım. Geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak cümlemize hayırda buluştursun, hayırda koşturtursun. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı oruçlar. İnşallah Cenab-ı Hak en yakın zamanda tekrar bizi bir ve beraber eder. Selamun Aleyküm. Allah razı olsun. Geceniz hayır olsun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi