Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Aralık 2020 · 17:53
Cevizler kırıldı. İçi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve latih bir ruha malik oldu. Ancak ten nakşine ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir. Cevizler kırıldı. Yani cevizi kırarsınız, içinden ne çıkar? Cevizin içi çıkar. Kırılan meyve ne var başka? Muhtar ne var kırılan meyve? Ceviz var, fındık var. Fındığı kırdınız, kabuğunun ne çıktı? İçinden fındık çıktı. İnsanın da cesedi, vücudu ceviz hükmünde. Bu kırıldı ise, kırıldı, öldü, ölümle karşılaştı. İçi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve latif ruha malik oldu. Yani sen Allah'a dost olduysan, Allah'a iyi bir kul olduysan, cesetten kurtuldun, hür oldun. Bitti senin bu dünyayla olan işin.
Velat dalin amin. Ama yok, temiz değil isen, temiz değil. Örneğin dışarıdan baktın, işte ceviz sağlam duruyor. Kırdın, içi çürük. Ama dışarıdan sağlam. İçi çürük. Örnek, kim? Tam bir kimse ölecek. Tam öleceği zaman, savaş meydanında. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyorlar ki, filanca da şehit oldu. Olmadı dedi. O şehit olmadı. Koştular, yaralıların içinde buldular onu. Dediler ki, sen niçin savaştın? O dedi ki, bunlar gelirler, hurma bahçelerime dalarlar, hurma bahçelerimi konarlar diye savaştım dedi.
Tak öldü. Saddak ya Resulallah dediler. Evet. Bu hurma bahçeleri için savaşmış. İçi çürük. Dışı sağlam ama. Başka birisi. Yine savaş meydanında. Yine o şehit oldu dediler. Allah Resul olmadı dedi sallallahu aleyhi ve sellem. Koştular o adamın yanına. O kendisine bahadır desinler, kuvvetli desinler, savaşçı desinler diye savaşıyordu. Ne yaptı en sonunda? Kılıcının üzerine yüklendi. Yani intihar etti. Ceviz kırıldı. İçi çürük çıktı meydana. Demek ki imanı kemale erecek. Demek ki kalbi harekete geçecek. Bugün kalbi harekete geçmekten bahsettik ya. İmanı olgunlaştıysa temiz bir ruha sahip oldu.
Allah katına çıktı. Cennete hurilerin yanına gitti. Gılmanların yanına gitti. Canı cennete uçtu. Temiz bir ruha sahip değil. Kabz edildi. Nereye? Cehenneme doğru yol aldı. Bu ne zaman belli oldu? Ceviz kırıldığında belli oldu. Bir imtihanla karşılaştığında belli oldu. Bunu o kimse bilmiyorsa son nefesinde belli oldu. Hani dışı adamın yeşil türbe içi estağfurullah töbe. Dışı sağlam. Ama içi çürük adamın. Ne zaman belli olacak? Ceviz kırıldığında o beden işi bittiğinde belli olacak. Eğer o beden işi bitmediyse belli değil daha.
Sağlam duruyor. Ooo harika. Atıyor, coşuyor. On numara. Son nefes imtihanına çarptığında, bir hastalık onu bulduğunda, bir sıkıntı onu bulduğunda, bir problemle karşı karşıya kaldığında, bir zorlukla imtihan olduğunda, onun ne olduğunu o zaman göreceğiz. Ceviz kırıldığında, eğer içi sağlamsa, elhamdülillah, Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri gibi yakalayacak yakasından.
İçi sağlam değilse, yandı keten elva. Ancak ten nakşine ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir. Yani normalde ölmek ve öldürmek, bir elmayı kesmek gibidir. Bir narı kesmek gibidir. Sebep, çünkü bedenle alakalıdır bu. Vücutla alakalıdır. Ruhla alakalı değildir. Devam ediyor. Tatlı olan, nardan şerbet olur. Çürümüş olanın ise, bir sesten başka bir şey kalmaz. Eğer sen tatlısan, yani, senin olgunlaştıysan, sen kemale erdiysen, senden her şey yapılır. Sen tatlandıysan, kendini erdirdiysen, harika şeyler olur senden.
Ölünce de, senin tadın devam eder. Bak, Abdülkadir Geylani'den bahsediyoruz. Bak, işte filanca şey Efendimiz diyoruz. Bak, Bediüzzaman Said-i Nursi'den bahsettik. Bak, peygamberlerden bahsettik az önce. Demek ki, onlar, Hazreti Pir'in dediği gibi, nardan şerbeti olmuş. İçtikçe içecesi geliyor insanın. Ne yapmışlar? Nar suyuyla şekeri karıştırmışlar. Olmuş nardan şerbeti. Eğer yok, senin için çürükse, meyveler çürüdüyse, bu deccal kapitalist dünya, çürümüş meyveden meyve suyu yapar. Ama, sufiler çürümüş, kokuşmuş hiçbir şey yiyip içmezler. Sufilerin yediği, içtiği, helal olması yetmez.
Sufiler, helalın yanında temizlik ararlar. Helal olması yetmez. Sufiler için temiz olması gerekir bir de. Yiyeceğinizin, içeceğinizin, kullanacağınız her şey temiz olmalı. Temiz. Ya meyve suyu, temiz mi kardeş? İçinde çürük meyve kullandın mı, kullanmadın mı? Yazıyor musun orada, meyveler çürük değildir diye? Yazmıyorsun. Piyasada ne kadar döküntü, çürük varsa, nereye gidiyor? Meyve suyu üreticilerine gidiyor. Değil mi muhtar? Hep çürükler mi gidiyor? Ne yapıyor bu meyve suyu fabrikaları?
Hep çürük meyveler mi alıyorlar? Sağlam almazlar hiç. Bakın, ilan ediyorum buradan. Adam meyvacı. 650 yıllık Osmanlı köyünün muhtarı. İyidir köyü. Adres de veriyor muhtar, yancan baka. Gelecekler kapına dayanacaklar. Ne yapıyormuş meyve suyu fabrikaları? En çürük meyveleri alıyorlarmış. Meyve suyu helal. Kardeş, temiz olacak, temiz. Temiz. Ya, işte dana eti helal. Temiz olacak. Yediği temiz mi dananın? İçtiği temiz mi? Temiz yerde mi duruyor? Temiz olacak. Aldığın hayvan temiz mi yedi? Temiz mi beslendi? Temiz olacak.
Ekmek helal. Temiz mi kardeş? Buğdayı temiz mi? İçinde hangi katkı maddeleri var? O katkı maddelerinden ne var? Kimyasallarının içerisinde ne var? Temiz mi? Temiz olacak. Helal olması yetmez sufiler için. Yiyeceklerinizin, içeceklerinizin temiz olması lazım. Az yiyiverin. Çok çeşitli yemeği verin. Hazır gıda yemeği verin. Temiz. Temiz. Temizliğe özen gösterin. Temizliğe özen gösterin. Bir şey, rafa gidiyor mu? Gidiyor. Şüphe edin ondan. Rafta duruyor mu? O yiyecek duruyor. Şüphe edin ondan. Yeme.
Ahlakını bozar, fikrini bozar, düşünceni bozar, kalbini bozar, vücudunuzu bozar. Bozar. Yeme. Ah, buradan bir tane barbunya plaki, buradan bir tane türlü. Yeme kardeşim. Yok buradan bir tane tombalı, yok buradan bir tane sardalya. Yeme kardeşim ya, yeme ya. Hazır gıda yeme. Temiz. Temiz olacak, temiz. Günlük yiyeceksin. Günlük. Günlük, günlük, günlük. Kadınlar, kocaman bir tencere kuru fasulye yapıp bir hafta adama kuru fasulye eğdirme. Isıt ısıt koy adamın önüne. Isıt ısıt koy adamın önüne. Yok böyle bir şey.
Temiz. Günlük. Az pişir. Yetmesin hatta. Hamd edin. Şişiyor boyuna insanlar. Yiyor boyuna. Kadınlar yiyor, adamlar yiyor. Herkes paso yiyor. Orangutan gibi yiyor herkes. Yeme. Az ye. Çok yeme. Temiz ye. Temiz, temiz. Allah muhafaza eylesin. Çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şey kalmaz. Çürükse bir ses. Ah dedi gitti. Of dedi gitti. Gitti. Bir sesi kaldı. Çürümüş insanlardan olmayın. Ey ashabım. Ölü ile diri arasındaki farkı söyleyeyim mi?
Söyle ya Resulallah. Allah'ı zikredenler diri. Zikretmeyenler ölü gibidir. Ey ashabım. Size mamur bir ev ile mamur olmayan bir evin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. İçinde zikrullah yapılan evler mamur. İçinde zikrullah yapılmayan evler. Güzel olsa da viranedir. Vücudunu ev gibi düşün. Eğer içinde zikrullah var ise sen mamursun. Harikasın. Eğer senin kalbinde zikrullah yok ise batsın senin güzelliğinde, yakışıklılığında. Viranesin. Virane. Kalbinde zikrullah'tan nasibi olmayan bir kimse. Viranedir. Çürümüştür o. Kokuşmuştur o.
Onun nefesi kokar, gözü kokar, kulağı kokar, vücudu kokar. Necaset kokar o. Kalbinde Allah'ın zikrullahının olmayan bir kimse. Kalbinde Allah'ın zikri yok. Necistir o kimse. Ölse de necistir. Sağ kalsa da necistir. Kokar o kimse. Ama millet parfümleniyor ya, onunla kokmayacağını zannediyor. Hani diyor ya, senin burnun koku almıyorsa, burnun koku almayan kimse, onun parfüm kokusuna kanar. Ama sende manevi burun varsa, kalbin harekete geçtiyse, o parfüm kokusunun içerisinden necaset kokusunu alırsın. Hani Hazreti Pir diyor ya, senin diyor aynan neden haber vermez biliyor musun?
Tozlu da ondan. Senin aynan yani kalbin tozlanmış, kirlenmiş, paslanmış. Ey ashabım, kalplerin pasını silin. Neyle ya Resulallah? Allah'ın zikriyle. Ancak kalpler Allah'ı zikredince mutmayın olur. Kalbi harekete geçiren zikrullahtır. Sen zikrullahı yaparsan, kokuşmuşluktan kurtulursun. Eğer sen zikrullahı yapmazsan, sen koku fıçısına girsen, çıksan, sen de gene necis kokacak. O manevi bir koku. Allah muhafaza eylesin. İman etmeyenler domuza kokar. Domuza kokarlar.
Hatta bilmezsin domuz kokusunu. Dersin ya bu koku ne böyle? Kalbine güm iner. Bu domuz kokusu der. O zaman anlarsın domuz kokusu olduğunu. Haa. Beklersin. Ardından bir gümbürtü daha. Kafirler buna kokar der. Sen dıştan mümin görürsün onu. Kalbin harekete geçmezse aldanırsın. Kalbin harekete geçerse aldanmazsın. Kalbin harekete geçerse kokuyu alırsın. Kalbin harekete geçmezse kokuyu alamazsın. Kalbin harekete geçerse görürsün. Onun suretini. Kalbin harekete geçmezse suretini görmezsin. Esasen manası olan meydana çıkar. Çürümüş olan da rüsvay olur gider.
O beden, ruh ayrışımı olunca ne oluyormuş? Manası olanla olmayan meydana çıkıyor. Çürümüş olanla çürümeyen ne oluyor? Meydana çıkıyor. Çürümüş olanlar ne oluyor? Rüsvay olup gidiyor. Çürümeyenler de ne oluyor? Arşalanın gölgesinde toplanıyor. Sen Arşalanın gölgesinde toplanacak olanların yanından ayrılma. Onların yanından ayrılma ki onlardan sayılasın. İyilerin yanında dur da iyilerden sayılır. Kötülerin yanında duran nereden sayılır? Kötülerden sayılır. Sen iyilerin yanında durmayan ne yap? Devam et. Ne dedi peygamberine Cenab-ı Hak? O sabah akşam Allah'ın rızasını dileyip zikredenler var ya, evet.
Nefsini onlarla beraber oturtmaya rahatsız et. Zorla. Peygamberin öyle demiş. Bizler kim oluyoruz ki? Biz de ne yapacağız? İyilerden olmak için, nardan şerbeti olmak için Allah'ı zikredenlerle beraber olmaya gayret edeceğiz. El-Fatiha. Selamat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.