mustafaozbag.org

98. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 54:26

Allah gecenizi hayır etsin, inşâAllah. Cenab-ı Hak, mübarek Recep'i hayırla geçirenlerden de gönülü, inşâAllah. Arkadaşların hâli, gören için devin midir? Yoksa bu rüyâlarla ifşa olma yolu var? Belge adım, kendi içinde bu bütün müdür? Ya da görenin kendisine mi bağlı? Bu, ikinci sıraya aldım soruyu, soraklar kim bilmiyor. Aynı yazı karakteri de sorularda ama bunu çok önemsedikten birinci sıraya aldım bu soruyu. Bizim tipimizdeki dergahlarda, tarikatlarda, cehri-i zikir evlamıza rüya önemli bir yer teşkil eder.
Hadî şerifte buyurulduğu gibi, peygamberlerin 46. cümlesinden mümcündür. Yine hadî şerifte buyurulduğu gibi, ahir zamanda ümmetin mübeşşirat kapısıdır. Salih insanların gördüğü salih rüyalar müjdedir. Salih olmasa dair bir kimse, gördüğü salih rüya onun için bir istikamettir, bir istişaredir, bir delildir. Bu noktada o kimseye bir kabul edilir. Bunların hepsi de hadiste sahibidir.
Rüya Kur'an'la da sahibidir. Yusuf Aleyhisselam'ın rüyası ile alakalı kıssa, İbrahim Aleyhisselam'ın kendi İsmail ile gördüğü rüya bu noktada kıssa, Kur'an'la geçer. Şimdi, dervişlerin arasında çok önemli bir meseledir. Bir dervişin rüyasında başka bir dervişin halini görmesi. Bu görülebilir mi? El cevap görülebilir. Bu yalnız çok yönlü bir bıçak gibidir bu rüyada.
Çok yönlü. Baştan bir ilacını söyleyin, bir noktaya koyayım, ondan sonra açılımını yapayım. Bu noktada rüyayı gören kimse, bir başkasının iyi halini görürse de, kötü halini görürse de, onu dua edecek. İyi halini görürse, Allah'ı muhafaza etsin, Cenab-ı Hak bizi de o iyilerden eylesin diye dua edecek. Kötü halini görürse, benim nefsimden olabilir.
Ben nefsimi görmüş olabilirim diyecek, nefsini o kimsenin üzerinde gördüğü için, hem o kimseye hem de kendine dua edecek. Bunun ilacı bu, bunu kapattım, koydum kenara. Şimdi bir derviş, bir dervişin rüyasında görürse, genelde iyi gördüğünde de imtihan vardır, kötü gördüğünde de imtihan vardır. İyi gördüğünde imtihan vardır. O dünyayı onun hakkında iyi gördü ya, o gören kimse, iyi gördüğü kimseye istikametini döndürürse, üstadıyla olan istikametinde var ki olur. Öbür derviş kardeşleriyle olan muhabbetinde de var ki olur. Onu iyi görebilir, ona dua edecek ama o kimseye yönünü döndürmeyecek. Himmetini o kimseye çevirmeyecek. Muhabbetini, sevgisini bu noktada dağıtmayacak.
Üstadından başka bir kimseye dağıtmayacak. Etrafında olan sevgisini genelleştirecek. Bütün kardeşlerimi sevmeye çalışacak. Diyecek ki, ben bütün kardeşlerimi seveyim, bütün kardeşlerime muhabbet vereyim. Übürü, bütün kardeşlerimi de ben bir yanımda iyi olarak göreyim. Eğer ki bu kimse, hani dervişlerin arasında, dergahların içerisinde, dergahların içerisinde şöyle bir şey vardır. Birisi hal anlatır. Hali anlatan kimseye herkesin veçesi döner. İmtihan vardır bu. İnsanlar veçelerini ona döndürmeyecekler. Neden? Hal geçer. Hal geçer. Burada Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem adetini görür, konuşur adam, onun hali geçer. Onun hali kalıcı değildir.
Kalıcı olur, istikametini pişirirse, yolda yürürse, o onda kalıcı olur. Etraftan gelen muhabbete, etraftan gelen sevgi serine karşı kendisini aldatmaması, kandırmaması lazım. Aynı şey çavuşlar için, zahirler için, nakipler için, nükapallar için, halifeler için de geçer. Bir kimse zahir olur, meğer çavuşluk yapıyordur, nakiplik yapıyordur, bir yeri zahirin yapıyordur, nükapallık yapıyordur, halifelik yapıyordur. İnsanların sevgileri ona yönelir. Ona yöneldiğinde o kimse kendi kendisine ne olduğu noktasına gelmezse yol yürür. Ama kendisinin ne olduğu noktasına gelir de, etrafını dinlemez, etrafına bakmaz, çibirlenir, gömürlenir, yükseklik hastalığına tutulursa, o çabuk düşer. Allah muhafaza eyleseydi.
Aynı rüya noktası da aynı. Birisi mesela iyi rüyalar görür, bunu anlatır etrafına. Bunu anlatmaya, etrafını anlatmaya başlaması kendisine özellik istediğindendir. O kendisine ayrıcalık istediğindendir. Veya birisini iyi veya kötü olarak rüyasında görür, ona der ki seni rüyanında görüyor. Kendisine ayrıcalık tanınıyor o. Kendisine yeni bir hiyerarşi oluşturuyor. Nefsin aldatması var. Hadi çalış, biz bunları duyduk çünkü daha önce. Hadi çalış biraz daha, rüyanda seni görüyorum, iyi olacak. Nefsine ayrıcalık koyuyor. O kimse ister ister istemez o kimseye veçesini döner. Sevgisini ona döndürmeye başlar. Bu sevgi aldatmasıdır. Bu kandırmaktır.
Bu yol kesmektir. Dervişin yolunu kesiyor. Dervişin muhabbetini kendisine celbettirmeye çalışıyor. Dervişin kendi içerisindeki istikametini o kimse kendisine döndürmeye çalışıyor. Büyük bir hastalık var bunda. Hani bu şeye mevda. Hani birisi geliyor ya, Peygamber Sadullah ve Selam Hazretleri'nde diyor. Hani ya Resulallah, insanlar beni sevsin diye ben bunlara yardım ediyor. Hiçbir şey kazanmadan diyor. Ya birisi onu sevsin diye birine yardım etmek vardır ya. Adamın cibine harçlık koyar, kendisini sevsin diye. Adama yardım eder, kendisini sevsin diye. Kadınlar kendi aralarında hediyeleşirler. Birisi böyle fazla hediye dağıtır. Kendisine sevgi yapmak için. Sevgi oluşturacak kendine. Etrafına sevgi seviyor oluşturacak.
Herkes kendisini sevsin ister. Erkeklerin içerisinde vardır. Herkes kendisini sevsin ister. Veyahut da biraz böyle palazlandı, parası bulunuldu mu? İnsanlara bir şeyler dağıtmaya başlar. Orada dağıtmaya başlamışsın kendisini sevsin diye. Hani bir de şey vardır ya, hani sen biz hayırı veya bir sadakayı, bir zekatı, hani gideceksin kendi elinle vereceksin meselesi var ya, aslında o kendi elinle vereceksin meselesi biraz böyle şeydir. Bir taraftan da hastalıklıdır. Nasıl hastalıklıdır? Veren kimse belli olacak. Veren kimse belli olursa, verilen kimse ona temanla edecek. Onlar kendisine temanla edilmesini ister, veren kimse. Bak, veren kimse, kendisine temanla edilmesini istediği anda ve yapmış olduğu bütün her şey silindi gitti. Rüyayı gören kimse, rüyayı kendim görmedin sen.
Rüyayı sana Allah gösterdi. Ve sen o rüyayla kendine temanla edilmesini isterekten birisine bir şey söyledin, kaybettin. Bir gösteren Allah, sen o Allah'ın gösterdiği halde birileri bana temanla etsin diye söyledin, kaybettin. Tekkelerin içerisinde, tekkelerin içerisinde büyük hastalıktır bu. O rüyayı gören, o hali gören kendi kendine hiyerarşik olarak belli bir noktaya oturtturur. Belli bir daireye oturtturur, belli bir makam oturtturur. Kendisini onlardan, öbür günlerden üstün görür. Öbür ki oldu, öteki oldu öbür günler. Öteki olan kim? Kardeşleri. Öbür ki olan kim? Derviş kardeşleri. Yani ötekileştirdiği veya öbür ki olduğu veya hiyerarşik olarak kendisini üstün gördüğü kim? Derviş kardeşleri, arkadaşları.
Kardeşlerinden kendisini üstün görüyor. Kıymetli kardeşler, bunlar ince hastalık. Ve tahrikatların içerisinde dolaşan var kalan. Dolaşır tahrikatın içerisinde. Bir toplulun içerisinde dolaşır. Ve o topluluk gördüğü rüyalarla birbirlerine hava atmaya başlar. Gördükleri hal ile birbirlerine üstünlük sağlamaya başlarlar. Birisi birisinin rüyasında kötü bir halini görür. Hımm yapar. Rüyada gördüm seni böyle böyle yapıyorsun. Eyvah! Allah'ın da derinlemesi. Allah'ın da usul ve kaide böyle değil. Kimse bir rüya görürse müştadını anlatır.
Dergahın içerisinde başka anlatabileceği bir kimse yoktur. Geçmişte Allah'ın da denesini. Şeyh Efendi'nin zamanında şeyh Efendi geçmiş öbür dergahın içerisindeki zakirlere sadece dinleme selaheti verdi. Dinleme, yorma yoktu hiç kimsede. İlk bu fakire yorma selaheti verdi. Oğlum sen istediğin gibi yoran dedi bana. Geri kalan hiçbirisinde rüyayı yorma selaheti yoktur. Bu ayrı bir kalbi ilimdir çünkü. Bu okumakla elde edilecek bir şey değildir. O kimse rüyayı tevhid eder. Eğer verilmediyse, sen dinlersin derse onu dinler.
Tevhid edemez. Ama insan nefsi hep tevhid etmiyor. İnsan nefsi bir de rüyasını yanındakini anlatmaya kalkıyor. İlla da anlattıracak yanındakine. Niçin biliyor musunuz? Bir, kimse kendisine yeni bir hiyerarşi veriyor. Bir kardeşin bana ulaşamama gibi bir problemi yok.
Yılından beri Mursa değil, 90 yılından beri bir perşembe ders bayram hariç. Bir perşembe ders bayram hariç. Evde oturdum mu hatırlamıyorum ben. Siz hatırlıyorsanız eski arkadaşlar. Yap. O kardeş kendisine hiyerarşik olarak ayrı bir ortam oluşturdu. Ben iyi dermişim bak. Seni böyle rüyamda gördüm. Ben iyi dermişim bak ha. Senin hatanı da gördüm. Ben iyi dermişim ha. Senin iyiliğini de gördüm. O kendi iyiliğini tasdik ettirmek için rüyayı başkasına anlatıyor. Veya kendi iyiliğini göstermek için görmüş olduğu rüyayı kendi kendisine tevhid edip, kendi kendisine tevhid edip etrafa hiyerarşik olarak emirler yağdırıyor.
Allah muhafaza edilir. İnce ve tehlikeli bir hastalık. Bu şeytanın vesvesesi. Şeytanın aldatması var burada. Şeytanın kandırması var. Sakın ha. Bir hadise olduğunda bunu ben rüyamda gördüydüm demeyin. Bunlar dermişlik adam açısından. Aykırı şeyler. Aykırı. Rüyamda görürsün. Aynen rüyamda gördüğü gibi tecelli ediyordur. Sus. Sus. O hikmet artsın senden. Ağır o. Kalbin nurlansın. İzle. İzle. İzle ki arkası gelsin. Heyecan yapma. Her şey vakti saatinde tecelli eder.
Mükevanatın sahibi var. O zerresinden körüye her şeyi yerli yerine oluşturmuş. Ve bu mafaza yazmış onu. Vakti saati gelen hücre nereye gideceğini ne yapacağını biliyor. Senden iyi biliyor. Dakikası da olan, saniyesi de olan, saniyesi de olan nereye gideceğini, nereye sevk olacağını biliyor. Ona akı vermiş Cenab-ı Hak. Onun üzerine hikmeti vermiş. Onun üzerine emri vermiş. O hikre gidecek. Orada parçalanacak, parçalanacak. O yazılmış o. Sen sadece izle. Bu senin dışında bir şey çünkü. Bu senin aklının dışında, bu senin ilminin dışında, bu senin fikrinin dışında. Bu senin dışında cereyan eden bir şey. Sadece izleyeceksin. Sakın müdahale etme.
Rüyamda gördürdüm dışarı çıkma. Rüyamda gördürdüm arabaya binme. Rüyamda gördürdüm sen iflas edeceksin buraya mal verme. Rüyamda gördürdüm bu kadın seninle boşanacaktı. Rüyamda gördürdüm senin oğlun ölecekti. Rüyamda gördürdüm senin kızın ölecekti. Rüyamda gördürdüm emi. Rüyamda gördürdüm başına şöyle olacaktı. Demen imtihanı kaybetmendir senin. Sırrını açığa vuramazsın. Sen dostun sırrını açıklayamazsın. Senin kalbin darmış. Senin damarın bozukmuş. Senin damarın darmış. Senin aklın darmış. Senin kalbin darmış. Sen imtihanı kaybettin. Sen dostun sırrını açıkladın. Dostun sırrı açıklanmazsın. Dost sana bir sır verdi.
Sen o sırrı açıkladın. E başka sır bekle artık. Kardeş sen bu sırrı saklayamadın ki. Sana nasıl sır versin? Bir adama bir sefer sır verilir. Biz insanken. Yanınızda bir kardeşiniz olsa, bir arkadaşınız olsa, bir dostunuz olsa. Ona bir sır verseniz, duysanız, ona bir daha sır verir misiniz? Sen insan kövermezsin. Yücesi nasıl sana sır versin? İhanet ettin sen. İhanet ettin. İhanet etmedi ona bir sıra çıkarmış. Sen onu tekbir alma.
Hadi Allah'a, hadi kazanet et, hadi iman et dedin ya öyle. Senden gelen her şeye razı bir kimse, kul, kul başına gelene der. Bahçıvanı, istediği, otur, istediği, istediği ağacı söker, yeniden bir daha ağaç diker.
Yeniden diktiği ağacı söker derdik her. Yeniden söker, yeniden, terzi ol. Geğersin, ertesi gün dar geydirin. Ertesi gün her bir şey de bırakma senin üzerinden. Terzi ol. Allah herkes, bütün her şeyi, evlen çeviren yader.
Teslim ol. Sen günlük hayatını görmüşsün. Yarabbi nemişimdir, nefsim aldatmıştır beni. Beni de ilerleyin. Derim ki, üstadlık yapıyor kimse, şeyhlik yapıyor farkında değil.
Neden rüya yoruyor? İçerisinde, içlerinde vardır bu arada. İçlerinde vardır, kutukluk yapar. En iyi tarikat onlar bile, en iyi rüya yoruyorlar. Ondan başka oturur kenarda. Din avcısı onlar. Filancelerde ders var, filancelerde zeki işi vardır.
Ders var, var ama herte şu gün dükkana gelir, bir çay içecek, yemek yiyecek, orada bir iki rüya anlatacak, bir iki dervişlik gösterisi yapacak, günlük kazancını sağlayacak. İllaki para değil günlük kazanç. Hürmet, hizmet. Derviş babamız gelmiş ya. Derviş adam var, sandalye var, çay getir, yemek getir, çorba getir, derviş adam. Bu dua eder dükkana girdiğimde. Bu tiplerle karşılaşan insanımız var, onları anlatıyorum size. Geliyor dükkana dua edecek sana, bir yemek söylerler. Hadi dua edeceğim, bir çay söylerler. Hadi dua edeceğim, ne satıyorsun, şunu satıyorsun. Bir iki tane ver de, fakirlere götüreyim der. Kim fakir belli değil. Evlenecekleri bitmez, onların fakirleri bitmez, onların açları bitmez, onların yetimleri bitmez, onların düğünleri bitmez, bitmez.
Esnaflar bilir onu. Kıramaz onlar. Hep böyle tevessimli gelirler. Hep böyle, ele uçtırlar. Bizim insanımız da o derviş değil, hep böyle bir tipleme gelir aklına. Böyle şey, yanaklar, bir torbaya, bir çaya, böyle bir sandalye versin, bir hürmet. Derviş böyle değildir. Derviş vakaralı olur. Derviş elini açmaz. Derviş istemez. Acım demez, tokum demez, yatacağım demez, uyuyacağım demez. Nerede yatacağım, nerede uyuyacağım, nerede yemek yiyeceğim, nereye gideceğim, nereye gideceğim, nereye geleceğim, ben burada mı yiyeceğim, ben burada mı yatacağım, ben burada mı kalkacağım, ben bu arabayla mı yiyeceğim, beni bununla mı götüreceğim, belediye otobüsüne mi gideceğim, yaya mı gideceğim, derviş bunların konuşmaz.
Dervişliğinizi kullanarak da, zıkkımdır o. Bir bardak su, eğer tat etti, bir tabak yemek yiyiyse, zehir zıkkımdır. İnan et.
Kardeşliğinizi kullanarak da, Allah bizi muhafaza etsin. Rüyanın halini, Allah muhafaza etsin. Allah bizi affetsin. O yüzden kıymetli kardeşler, hiçbirimizin birbirimizden farkımız yok. Üstün olan, takvaca üstün olan. O da Allah kadında. Sizin takvaca üstün olduğuna Allah hükmetecek. İnsanların arasında hükmü yoksunuz. İnsanların arasında hükmü yoksunuz. Ancak gördüğünüz sahih rüyalar vardır. Sahih rüyalar size yol gösterir. Sahih rüyalar, evet, size istikamet verirler. Siz onlara bakın.
Siz Peygamber Efendimiz Sallallahu ve Selam Hazretleri'ni görmeye çalışın. Ashabını görmeye çalışın. Siz bir efendilerimizi görmeye çalışın. İnşallah o uğurda yürüyor. İnşallah. Müşerif olduktan sonra içimizde Müslümanlara, salihlere, cömert bazı arkadaşlara ve ustarda sonra da Resulullah'a karşı kişiye muhabbet besleniyor.
Ve bu Allah'a varmıyor. Bu eksiklik mi yoksa Allah'ı görememen yanılamasıdır. Bu normaldir ama bu sevgilerin hepsi de doğru sevgidir. Bir kimse, mülminleri sever, peygamberi sever, cömert insanları sever, sahabeyi sever. Bu sevgi yanlış bir sevgi değildir. Ve bunları severken Allah için sever. Allah için, sevgi için yanlış bir sevgi değildir. Allah sevgisi bunların cemidir. Allah'ı seven, peygamberi de sever. Peygamberi seven, Allah'ı da sever. Allah'ı seven, müminleri sever. Müminleri seven de Allah'ı seviyordur. Ha bunun evet tık tık üstte çıkıp Allah sevgisinde zirveye ulaşması lazım. Bu demek değildir ki müminleri sevmeyecek. Ve şunu unutmayın. Müminleri doğru noktada, doğru yerde sevmek Allah sevgisiyle eşdeğerlerdir.
Salih insanları doğru noktada, doğru yerde sevmek Allah sevgisiyle eşdeğerlerdir. Muhakkak ki Allah şedid bir, kuvvetli bir sevgiyle sevinir. Bu aşkın en üst zirvesidir. Sevginin en üst zirvesidir. Gönül arzu eder ki bütün kardeşler o noktaya ulaşsınlar. En şedid bir şekilde Allah'ı sevsinler. Ama bu birden olacak olan bir şey değildir. O yüzden yolda giderken bütün büyükler bu sevgilerin aşama aşama oluşabileceğini bunları normal ve makul karşılamışlar. Ama bu şekilde çıt bir çıt bir çıt bir çıt yukarı doğru çıkmalı. Yolun başlangıcında bir kimsenin yanı başındaki derviş kardeşini şeyhinden fazla sevmesi makuldür.
Çünkü şeyhin üstadını tanımıyor mu daha o? Bir müddet sonra şeyhinin üstadını tanıdıktan sonra hala da yoldaki derviş kardeşini üstadından fazla seviyorsa bu sevgi onun için vardadır. Üstadı tanıdı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmesi lazım. Ve o muhabbet noktasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmek üstadı sevmenin üstünde olmasın gerekir. Ve hala da burada takılıyorsa üstadın sevgisi vardadır. Nübüvvet yolunda olan için vardadır değildir. Sohbetin bu kısmına ayrı dedi. Nübüvvette olmayan üstadı nasıl ne kadar çok severlerse sevsinler onlar için vardadır değildir burası. Onda gidenler üstadı sonsuz noktada sevme noktasında değillerdir. Üstadın bir çıdıştığı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmettir.
Yoksa buradaki üstad sevdiği için nübüvvet var da olur. Bakın bunlar ince perdeler. Neden yok? Çünkü normalde sevilecek olan bu noktada, zirve noktada kimsenin üstadıdır. O zaman dört sevginin men çıkar nübüvvette. Dört haliyesi çıkar. Dört içselliği çıkar. Birincisi derviş kardeşlerini sevmektir. İçeri girdi, onu sevmek, ona muhabbet beslemek, ona yardımcı olmak, ona hizmet etmek, ona hürmet etmek. Kapıdan kim içeri girerse girdi? Onun farklılığı görmemek, onu ötekilerin, onu öbürsüsü, buradaki ölçü, onu ötekilerin, o bizden, o senin ise düşmanın olsun.
O zaman içeri girdi, başını tacir. Sevginin, üstadın felsefesine ihanet ettin. Neden?
Fakir ayırmıyor. Bir kardeşine çekil öte deme hakkı yok. Git biraz öte deme hakkı yok.
Sen buraya oturmayan, onu üzmeyen, bak bu senin hakkın değil, bu senin işin değil, bu bizim yolumuz değil. Sevginin üstadın sevmektir. Bir kimse üstadın annesinden, babasından, gözünü gördüğünden, gözünü gördüğünden, eyvallah.
Sevmek, sevmek itaati getirir. Sevmek peşine düşmeye getirir. Sevmek hizmeti getirir. Sevmek razı etmeyi getirir. Öyle kuru kuru gitse, ben üstadın sevmiyorum, ben sevmiyorum. Bazen kardeşler böyle, benim tabirimle patinaj çekerler, üstad sevimsin der. Ya neden? Yani Allah affetsin, o yoldan geçmişiz, ben üstadı nasıl sevdiğimi biliyorum. Yani Allah rahmet eylesin, usta abim, oğlum nasıl sevebiliyorsun böyle derler. Ben arkadaşlardan böyle bir şey beklemiyorum, ha istemiyor. Böyle bir şey, yanlış anlaşılmasın. Böyle bir derdim yok.
Biz birbirlerinizi çok sevip, beni aradan kaldırın, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hiç bir derdim yok. Hiç derdim yok. Sakın ha, böyle bir şey yanlış anlaşılmasın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, gözünü gördüğü görmedi. Herkesten fazlasa. Ben bakardım, bazı tasavvuf sohbetlerinde, bazı kardeşlerin üzerinde, üstadından fazla, üstadından fazla, işte vefat etmiş bir pir efendiye, veyahut da işte vefat etmiş bir şeyhe, veyahut da başka bir kimseye karşı muhabbet var. Bir kimse üstadından fazla bir şeyi sevecekse, bu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler.
Direkt, ben üstadından fazla birini seveceksem, bu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler. Eğer sevecekse, üstaddan fazla birisi, bu peygamber efendimizdir. Bu artık, sevginin kemale ermene olur. Sevgi artık kemale er. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, nurunu her yerde görür. Onun ruhaniyetiyle her an, hemhal olur. O, zahiri ve batiri, bütün sünnetleri üzerine yedir, üzerinde, nurdurmaya gayret eder. Zahiri ve batiri, siz sünnet olarak sadece namazın sünnetlerini bilirseniz. Geçen bir yerde sohbet oldu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerim, hiç tatil yapmadı. Sen nasıl tatil yapacaksın, bu nasıl sünnete bağlı?
Dedim, kaldı, söyledi kimse. Dedim, hiç tatil yapmadı. Nereye gideceksin bütün, tatile gideceksin. Nereye? Yaylaya. Nereye? Denize. Nereye? Villaya. Nereye? Deniz kenarına. Oh, ne kadar güzel. Senin peygamberin yaptı mı? Hayır. Senin peygamberin kaldı mı? Beş yıldızlı otelde. Vay, Kayseri'de ayrı bir otelde kaldım zannetmesin.
Birkaç kişi daha güzel otelde kalmıştır diye bir söz söylenmiş. Yani bunu böyle, onun acısını çıkarmak için söylediğimi zannetmeyin. Yani böyle muhabbet yerine geldi diye söylüyorum. Bizim kardeşlerin kaldığı otel, benim kaldığım otelden daha iyiydi. Onların daha iyi bir otelde kalacaklarını da tahmin ediyordum zaten. Özellikle bizim Ahmet kardeşe dedim ki Ahmet, öyle dedim çok lüks bir otel olmasın, normal bir otel olsun dedim ben. Sanayinin içerisinde elhamdülü de normal bir otel var. Sallallahu aleyhi ve sellem maddelerinin sınırı sınırı belli. Sünnete bağlılık, sünnete bağlılık. Onun bütün sünnetlerine bağlı kalmalı.
Bu sevginin üstündeki sevgiler, Allah sevgisi. Aşkın, aşkın zirvesi. Sevginin zirvesi. Allah bizi onlardan eylersin. İnşallah. Peygamberler vahiy ile aydınlanıyor. Mahamette duruyorlar. Peki biz gözümüze geleni ya da anlayamadığımız durumlar karşısında ne yapacağız ki? Fataya meyyat etmiyoruz. Evet, peygamberlere vahiy gelir. Allah'ın velilerine, evliyalarına da ilham gelir. Kavişlere de ilham gelir. Zannet değil ki sadece velilere gelir ilham. İlham yolu kim Allah ve Resulüne iman ettiyse, o uğurda mücadele ediyorsa, onun kalbi de ilhamı açıktır. İlla ki bir kimsenin veli zirvesine geçip de ona ilham gerçek diye müteahide yok.
Burada bulunan bütün kardeşler, ilhamı açık kardeşlerdir. Gönlünüz ilhamı açıktır. Gönlünüzde o pencere, o kapı var. Gönlünüzde o kapı var. Allah'ı zikredin, Allah'ı sevin, Allah'a muhabbet besleyin. Sünnet ve sünnet ve sünnet ha sımsıkı tutunun. Dilinize sahip çıkın, dilinize. Dilinize de ilham eder.
İlhamdır, ilham. İnsana mı vahiyer? İnsana mı vahiyer? Ota vahiyeder. İnsana mı vahiyer? Sizinle de konuşun, ihanet eder. Gözümüzü kapatıyoruz o sesler.
Kulağımızı kapatıyoruz. Ve biliyoruz. Yanlış bir... Cenab-ı Hak onları gökten sofraya indirdi gene yaptılar yapacaklarını.
Dinleyin. Dinlemiş ya, dinle. Dinle kardeş. Duy demiş, dinle demiş. Dinle. Kalbini dinle. Kedini dinle. Rüyanı yok. O dur rüyanı. Dinle rüyanı. O rüyanı sana gelmiş sana. Tekrar tekrar... Evde televizyon sahnetsin. Git kenarda dinle. Yolda gider ki kardeş.
Konuşan o. Dinle. O konuşur. Dinle. Dinle. Çiçeği dinle. Çiçeğe bakma. Çiçeği dinle. Dinle çiçeği. Korklama dinle. Ortalığı dinle. Göğe bak dinle. Dinle yaz bak öyle dinle. Bakarken dinle. Dinle sana ne diyor? Sana ilham ediyor. Gözlerin dahi kulak oldu. Dinle. Kendini dahi. Kalbinin atışını dinle. Ciğerinin ötüşünü dinle.
Dinle. İçindeki top sesi dinle. Gümür gümür işar var vücudunun içinde. Bir haraldı büyümüş hata yapmış. Dinle. O bir hiç dünyanın sesini duydunuz mu dışarı nasıl ses çıkarıyor? Hiç ayın sesini duydunuz mu dışarı nasıl ses çıkarıyor? Hiç güneşin sesini duydunuz mu? Hep duymuş. Buranın üstün sesini duydunuz mu? Dinle. Dinle kardeş. Kainatın dinle. Her neyi dinliyorsan dinle. Burada dahi dinle. İlham ediyor. Din açılsın iyice. Dinle ve uy. Allah bize affetsin. Üç İmdat.
Ufatiha şesri. Allah'ımız selamlasın ulan. Üç eyleme ya Rabbi.
Azrı Şahı Müşrem. Şahı Mevlânü. Ufatiha. Üfatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi