mustafaozbag.org

98. Mesnevi Şerhi (703-705 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Aralık 2020 · 47:17

O vezirin ektiği fitne tohumları, onların başlarına afet kesilmişti. Cevizler kırıldı, içi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve latif ruha malik oldu. Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir. Tatlı olan, nardenk şerbeti olur.
Çörümüş olanın ise, bir sesten başka bir şey kalmaz. Esasen, manası olan, meydana çıkar. Çörümüş olan, rüsvâ-i olur gider. Hani o meşhur vezir vardı ya, o vezir bütün o topluluğun içerisine fitne tohumları ekmişti. Hatırlayalım, bir topluluğa örneğin cömert olun dedi.
Öbür topluluğa dedi ki, sizle beraber mi kazandılar? Sakın ha, yarınını düşün, harcama dedi. Bir topluluğa dedi ki, aman, oruçtan daha kıymetli bir şey yoktur. Öbür topluluğa dedi ki, Allah sana bir sürü nimet vermiş, ye içi, keyfine bak. Bu nimetleri sana niçin verdi ki dedi. Bir topluluğa dedi ki, başınızdaki köle bir kimse de olsa itaat edin. Öbür topluluğa dedi ki, yani başındaki kimseye neden itaat edesin? O senden daha mı değerli dedi. Bir topluluğa dedi ki, aman ha, dinin olmazsa olmazlarına tabi ol. Öbür topluluğa dedi ki, ya din dediğin şey ne ki? Akıllı bir kimse gelmiş, işte bak böyle bir din üretmiş. Senin dinin sana, senin kalbinden ne çıkıyor?
Sen o dine bak dedi. Bir topluluğa dedi ki, aman ha, dinin haramlarına, helallarına dikkat et. Öbür topluluğa dedi ki, ya haram işler sen de tövbe dersin, o da affeder. Onun tevvab ism-i şerîfi kimin üzerinde tecelli edecek? Sen günah işleyicilerden ol dedi. Bir topluluğa dedi ki, başörtüsü farzdır, bütün kadınların örtünmesi lazım. Öbür topluluğa dedi ki, ne alakası var örtünmek? Olsa da olur, olmasa da olur. Bir topluluğa dedi ki, sizin bir yere gelmeniz için her şey mübahtır. İçki de içebilirsiniz, kumar da oynayabilirsiniz. Öbür topluluğa dedi ki, sakın ha böyle şeyler yapmayın. Ben bunları söylüyorum ama, aslında böyle değil.
Bir topluluğa dedi ki, kendince, Hristiyanları da, Yahudiler de kendinizi dost edin. Başka türlü dünya üzerinde sesiniz soluğunuz çıkmaz dedi. Öbür topluluğa dedi ki, ya ben dedi, onlara öyle söylüyorum ama, hiç öyle şey olur mu, kendi aramızda böyle demeyiz dedi. Gibi, bu tip bu tip, her topluluğa farklı bir din algısı anlattı. Her topluluğa. Akça Kavak Yaprağı gibi, esen rüzgara konuştu. Siyasetçilere ayrı din anlattı. Bürokratlara ayrı din anlattı. Köylülere ayrı din anlattı. Esnaflara ayrı din anlattı. Öğretmenlere ayrı din anlattı. Doktorlara ayrı din anlattı. Çok paralı olanlara ayrı din anlattı. Az paralı olanlara ayrı din anlattı. Herkese farklı farklı farklı farklı din anlattı.
Ve fitne tohumlarını ekti. Birine dedi ki, bütün hadisleri inkar et. Öbürküne dedi ki, hadisleri inkar eden kafirdir, onu vur. O hadisleri inkar eden dedi ki, sen muhakkak hadisleri inkar et. Sana karşı gelecekler. Sana karşı gelen o hadislere bağlı olanlar da sen onları küfürle itham et dedi. Bir taraftan dedi ki, yani bu Kur'an'ı kendi kafana göre tevil etme. Öbür topluluğa dedi ki, bu akıllı neden verdi Cenab-ı Hak sana? Kur'an'ı kendi kafana göre tevil et. Öbürküne dedi ki, sakın ha Kur'an'ı kendi kafandan heva hevesinden yorma. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin izinden git dedi. Öbürkü topluluğa dedi ki, Kur'an apaçık meydanda, bunu anlamak için Peygamber'e ihtiyaç yok.
Sen kendi kafana göre tevil et dedi. Anlıyorsunuz değil mi? Herkes, bu vezir, önüne gelen her topluluğun nabzına göre şerbet verdi. Birisi bir şeyden korkuyordu, o korkana korkusunun üzerinden gitti. Birisi bir şeyi ümit ediyordu, ümit edene ümit ettiği şeyin üzerinden gitti. Birisine bir şey hoş geliyordu, hoş gelenin üzerinden gitti. Dedi ki, sen namaz kılmasan da olur. Birisi dedi ki, ya Muhammedun Resulullah dememiz şart mı? Değil dedi ya, gerek yok senin Muhammedun Resulullah demene. Öbürkü dedi ki, ya bu mezheplere uymamız lazım mı? Ne alakası var dedi ya, mezhep neymiş ki? Mezhep mi varmış önceden dedi?
Sen Kur'an'a bak dedi. Öbürkü dedi ki, ya bu hadislerden dedi, bazıları Kur'an'a aykırı, sanki Kur'an hafızı, sanki Kur'an'ı tam anlamış, tam bilmiş gibi geldi, bilgiçlik tasladı ona. Doğru söylüyorsun dedi. Sen dedi bu Kur'an'a aykırı olan hadislere at içinden dedi. Ve bu vezir, her topluluğa bir fitne tohumu attı da gitti.
Her topluluğun din anlayışı farklı oldu. Oysa bütün dinler Adem'den itibaren İslam idi. Bütün peygamberler Cenab-ı Hakk'ın peygamberiydi. Hiçbir peygamberi, insanlar peygamber tayin etmemişti. Hiçbir veliyi insanlar veli olarak tayin etmez. Hiçbir peygamberi insanlar peygamber olarak tayin etmez.
Hiçbir kitabı insanlar tayin etmez. Yani kitabın şurası şöyle olsun, burasının da böyle olsun. Ya bu ayeti kerime fazla ya. Hiçbir insanlık tarihi boyunca böyle bir din olgusu olmaz. Bir kimse peygamberlerin sözlerinin üzerinden oynuyorsa, bir kimse Allah'ın kitabının üzerinden oynuyorsa, kafirdir, cahildir. Bu mesnevide beyan edilen vezir gibidir.
Fitne tohumu dikiyor. Bu vezir sadece İseviler zamanında yaşamış değil, bu vezirler hep var ve hadisler var bu konuda. Ahir zamanda öyle kimseler gelir ki, onlar sizin dilinizden konuşurlar. Sizin gibi konuşurlar. Ama onların arkasına takılıp gidenler cehenneme gider. Vezir gibi, bizim gibi, bizim dilimizden konuşuyor. Biz dinlerken onu, aa evet ya, Kur'an'dan bahsetti ya. Ne kadar güzel bahsetti. Ne kadar güzel bir söz, öyle değil mi? Kur'an'a tabi olun, geri kalanına karışmayın, atın kenara.
Hadisleri koyun kenara. Aa söz gayet hak gibi görünüyor, değil mi? Ya bundan daha güzel bir söz olur mu? Tabii ya. E bak, ayeti kerimede var, Kur'an'ı ben size apaçık gönderdim anlayasınız diye. Kur'an'la naşılsın diye gönderildi. Sen anlamıyor musun? Aklın mı kız senin? Bak Kur'an meydanda. Ha olur. Tamam. E peygamber hadislerini bırak. O hadislerin hangisi sahih zaten? Hepsi de mi sahih değil? Hepsi de sahih değil. Olur. Kur'an'ı nasıl anlayacağız? Herkes kendi kafasına göre anlayacak. Ya da taslamamın kafasına göre oynayacak. Ya taslamamın kafasına göre anlayacaksın ya kendi kafana göre anlayacaksın. Kendi kafana güvenmiyorsan taslamamın kafasına güven.
He televizyonlarda da çıkıyor adam. Kimse de dur demiyor. Diyanet kalkıp da bu adamın konuştukları kardeşim doğru şeyler değil. Hadisler olmadan dini yaşamak mümkün değil diye bir açıklama da yapmıyor. Eee demek ki taslamam doğru. Vezirden farkı var mı? Yok. Şu vezir muhabbeti böyle bir yıl boyunca gitse iyi olacak. Yani bitirmesek şu vezirin hikayesini uyuyor böyle cık diye oturuyor böyle.
Dönüp dönüp temcid pilavı gibi veziri anlatmak lazım aslında. Nasıl olsa TCK'ya da çarpmıyoruz. Neden? Veziri anlatıyoruz ya. Bize ne? İsim de kullanmıyoruz. İşte bu vezir her yere fitne tohumu attı. Öldü gitti. Ölüp gidince o fitne tohumları o toplulukların başına afet kesildi. Bela oldu.
İnsanları ne yaptı? Birbirlerinin kanını dökmesine sebep oldu. Cevizler kırıldı diyor. İçi sağlam olan kırıldıktan sonra temiz ve latif ruha malik oldu. İnsanlar birbirlerini öldürmeye başladılar. Ama öldürmeye başlamazdan önce biraz fitneden bahsedelim. Öyle değil mi? Hep fitne, fitne, fitne, fitne. Fitne çıkarma. Bu fitne kardeşim. Bu fitne, bu fitne, şu fitne, fitne. Hadi bakalım. Fitneden bahsedelim. Fitne, imtihan demek. Anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha çok manalara geliyor. Genel itibari olarak kullanılmış olan cümlenin içerisinde cümlenin manasına göre kendisi de cümlenin konumuna göre mana ifade ediyor.
Bununla alakalı aslında geniş bir şekilde şeyde İzmit'te bir sohbet etmiştik. Ama biz bunu tabi burada da tekrarını söyleyeceğiz şimdi. Anlatacağız. Fitnenin bir manası var. Şirk ve küfür. Fitne tamamen yok olunca kadar kafirlerle savaşın. Harika bir ayet-i kerime. Bu hadisleri inkar edenlere de cevap şimdi. Ey hadisleri inkar edenler. Biz Kur'an'ın yüzüne bakarız, ona göre amel ederiz diyenler. Kur'an size emretti, bize de emretti. Fitne tamamen yok olunca kadar kafirlerle savaşın dedi. Haydin.
Bütün televizyonunuzla, basınınızla, medyanızla, bütün ümmet-i Muhammed ve bunu duyanlar topyekun halinde kafirlerle savaşa girsinler. Çünkü bunu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hangi manada anladı? Bu ayet-i kerime niçin inzal edildi, niçin indi? Sebebi nüzülü neydi? Bu ayet-i kerime inince, bu ayet-i kerime inince peygamber ve ashabı bunu nasıl anladı? Ama bunların hiçbirisinde bir anlamı yok. Sebep bunların hiçbirisi de sahih değil çünkü. Hiçbirisi de sahih değilse, biz Kur'an'la sadece amel edeceksek, Yani hadislere bakmayacaksak hiç, Ayet-i kerime çıplak, meydanda fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın.
Gelin, haydi şu hadisleri inkar edenler, Ashab-ı Resulullah'ın ayet-i kerimeleri nasıl anlayıp yaşadığını inkar edenler, Mezheplerin bir meselenin nasıl olması gerektiğini, iştahatlarını reddedenler, Bu ayet-i kerime hepimize yeter. Fitne tamamen yok olunca kadar kafirlerle savaşın. Bizim işimizi, gücümüzü, her şeyimizi bırakıp, Kafirlerle savaş için yola çıkmamız lazım.
Başka bir şey yapmamamız lazım. Öyle namazdan kaçmak için, oruçtan kaçmak için, tesettürden kaçmak için, Ne bileyim, belli ibadetlerde gevşemek için, Ayet-i kerimeleri anlamaya çalışmayalım. Eee, tiyer kardeşim, Fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın. Emir sigası var hem bir de. Çok basit. Taslamama sormak lazım. Bu ayet-i kerimeyle nasıl hareket edeceğiz? Veya hadisleri inkar edenlere sormak lazım. Böyle bir ayet-i kerime var ya, Hepimize farz değil mi bu? Farz. Yürüyelim, Çekelim kılıçları, tabancaları, tüfekleri, tankımızı, Kafirlerle savaşa yola koyalım.
Taslamama da önden bir tane sancak verelim. En önde o gitsin. Hadisleri inkar edenler, Biz de ardından gideriz. Demek ki fitne kullanıldığı yere göre, Şirk ve küfür manasına geldi. İkinci, Günah manasında, Bizi fitneye düşürme diyenlerin, Kendileri fitneye düşmüştür. Tevbe 49. Demek ki, Aynı zamanda da fitne, Günah manasına denk geldi. Günah manası aldı. Bozgunculuk, kavga, ihtilal, Bağiyilik, isyan, anarşi, kargaşa, bölücülük, Fesat manasında, Fitne, Ayet-i kerime, Fitne çıkarmak, Adam öldürmekten daha kötüdür. Bakara ayet 191, Yine Enfal ayet 73, Kafirler birbirlerinin dostları yardımcılarıdır.
Eğer Allah-u Teala'nın emirlerini yerine getirmez, Kendi aranızda dost olmazsanız, Yeryüzünde kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar. Enfal 73, Kafirler birbirlerinin dostları. Kafirler birbirlerinin dostları. Sen diyorsan ki Allah bilmiyor, Allah yoluna açık etsin. Ne tarafa doğru gidiyorsan o tarafa doğru git. Kafirler birbirinin dostları. Sana dost olmazlar. Senin devletine dost olmazlar. Ya senin devletin de kafirdir, O zaman devletine dost olurlar. Ya senin yaşadığın ülkede kafirdir, O zaman sana dost olurlar. E sen başka bir ayet-i kerimede de peygamberine diyor ya, Sen sallallahu aleyhi ve selleme, Sen onların dinine dönmedikçe, Onlar seninle savaşmayı bırakmazlar.
Siz Hristiyan veya Yahudi olmadığınız müddetçe, Yahudi demeyelim, Musevi diyelim. Yahudi olamazsınız çünkü. Yahudi olabilmeniz için, Yahudi ırkına sahip olmanız lazım. Aslında Musevi de olamazsınız. Musevi olabilmeniz için de Yahudi ırkına sahip olmanız lazım. Ben Musevi olacağım diyorsanız, Senin bütün secereni dökmeleri lazım. Gideceksin bir havraya, Havranın oradaki yetkilisine müracaat edeceksin. Diyeceksin ki, Ben Yahudi olabilirim. Sülale olarak ondan sonra diyeceksin. Onlar bakacaklar, Kayıtlarda var mı yok mu diyor. Hoşmosz adın elinde şimdi hepsi de bütün kayıtlar. Bütün Yahudiler kayıtlıdır dünya üzerinde.
Kayıtlı olmayan hiçbir Yahudi yoktur. Bütün secereleriyle beraber. Bütün secereleriyle beraber. Sülaleleriyle beraber. Akrabalarıyla beraber. Onlar zaten kendi secerelerini normalde takip ederler. Yani içinizde birisinin mesela sülalesi, Yahudiliğe dayanıyorsa bulurlar onu. Barzani ne dedi? Biz aslında Yahudiyiz dedi. Buldular onu. Şimdi mesela, Doğu ve Güneydoğu'daki Kürtlerin üzerinde müthiş çalışmalar yapıyorlar. Doğu ve Güneydoğu'daki Kürtler'e diyecekler ki sizler Yahudisiniz. Kuzey Irak takımlara dediler mesela.
İçlerinde Yahudi olanlar var mı? Var. Nasıl şu anda Türkiye'de Yahudiler var? Adı işte aslında Yahudi ismi ama biz onu İsmail biliyoruz, İsa biliyoruz. İsa koymazlar da onlar Davut koyarlar. Aslında Davut değildir. Yahsef'tir, Yusuf derler. Var Türkiye'de çok Yahudi var. Ve biz onlar bir de onlar bir selamun aleyküm dersen onlar aleyküm selam derler. Veya senin yanına da geldiğinde selamun aleyküm derler. Kendilerini meydana çıkarmazlar. Sen onu Müslüman zannedersin. Öldüğünde bilirsin ki Havra'dan kalkar. Cenazesi. Öldüğünde anlaşılır. Mesela onlar evlenirlerken asla kızlarını Yahudi olmayan bir kimseyle evlendirmezler.
Asla. Asla. Son anda devreye girerler. Erol Evcinin evlenemediği gibi. Gelinlikleri almışlardı. Öyle değil mi? Kimle evleniyordu? Gülben Ergen'le. Son anda devreye girildi. Gelinlikler dahi alınmıştı. Birileri devreye girdi. İş bozuldu. Kimle evlendi sonra? Efendim? Mustafa Erdoğan'la. Değil mi? E bir incelemek lazım. Soy kütüğünü.
Neden Türkiye'de soy kütükleri kaldırıldı? Cumhuriyetle beraber. Soy kütükleri kaldırırken kiliselerdeki soy kütükleri kaldırıldı mı? Hayır. Havralardaki soy kütükleri kaldırıldı mı? Hayır. Kiliseler ve havralar soy kütüklerine devam ediyorlar mı? Hala da? Evet. Siz dört soy kütüğünüze ulaşabiliyor musunuz? Dört şeye? Çok enderdir. Kulaktan dolma ulaşıyordur. Benim dedemin dedesi filanca yerden gelmiyor. Soy kütüğü var mı? Yok. Yazılı bir şey var mı? Yok. Yok.
Havrada var. Kilisede de var. Havradakını sen biliyor musun? Hayır. Devlet biliyor mu? Hayır. Kilisedekini sen biliyor musun? Hayır. Devlet biliyor mu? Hayır. Evet. Mossad biliyor mu? Mossad biliyor mu? Havradakınları. Evet. Evet. O zaman kafirler birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdır. Eğer Allah-u Teala'nın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde, dikkat edin, yeryüzünde kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar. Enfal 73. Burada bozgunculuk, kavga, ihtilal, isyan manasında, fitne, imtihan manasında, sana Miraç'ta gösterdiğimiz temaşayı halk için bir fitne, imtihan yaptık.
İsra 60. Cımbızdan çekilmiş ayetler bunlar. Miraç'ta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gösterilen estanteneler var. İşte zina yapanların halleri, içki içenlerin halleri, faizcilik yapanların halleri. Bunlara gösteriliyor. Bunların hepsi de gösteriliyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Bunlar gösterildiğinden mada, e tabi son nokta, bir tartışma daha kopuyor ya, Cenab-ı Hakk'ı gördü mü, görmedi mi? Bakın ayeti kerimede diyor ki, sana Miraç'ta gösterdiğimiz temaşayı halk için bir fitne, imtihan yaptık. Aslında Allah her şeyi açık beyan ediyor.
Ardından başka ayet-i kerime, tegabun 15, mallarınız, çocuklarınız sizin için fitnedir. Yani imtihandır. Yine ankıbüt 3, biz onlardan öncekileri de fitneden geçirdik, yani imtihandan geçirdik. Demek ki, bir imtihan da adı fitne olarak geçiyor. E devam edelim. Sıkılmadınız değil mi? Bela, musibet manasında. Bir fitne olmayacak sandılar da, kör ve sağır kesildiler. Yani başlarına bir bela, başlarına bir sıkıntı gelmeyecek zannettiler. Haramlarda yüzmeye devam ettiler. Allah'a isyanda devam ettiler. Allah'a tuğyan da devam ettiler. Allah'ın gözünün içine baka baka, Cenab-ı Hakk'ın sınırlarını, haddini aştılar.
Topluluk olarak. Allah da onları kör ve sağır etti. Manevi kör ve sağırlık bu. Sen harama devam edersen, manevi kör ve sağır olursun. Hak ve hakikati görmekten uzak olursun. Tövbe et. Sen bir günah-ı kebairin pençesinde durduğun yetmiyormuş gibi, ikinciye, üçüncüye, dördüncüye, beşinciye dalarsan, sen kör ve sağırlardan olursun. Ondan sonra bir derste bir kimse, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyamda gördüm, rüyada gördüm dediğinde dersin ki sen, hadi ya yalan söylüyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu zamanda rüyada mı görülmüştür?
Sen haramların içerisinde yüzersin, öbürküsü gece kalkar, Allah'ı zikreder, haram der, uzak durur haramlardan, kimsenin kalbini kırmayayım, incitmeyeyim diye düşünür. Bu dünyada yolcu gibi yaşar, o Hazreti Muhammed-i Mustafa ile görüşür, konuşur, sen de oturursun orada, bunlar yalan söylüyorlar, bunlar kafeyi yemişler, bunlar böyle şey mi olurmuş dersin.
Neden? Senin kulağın sağır çünkü, sen hakikati duymaktan uzaksın, sen aklını ilahlaştırmışsın, sen bilgini ilahlaştırmışsın, kendince kendi aklının öngördüğünü hak görüyorsun, farkında değilsin. Kendince kendi okuduğun kitabı ilahlaştırmışsın, Kur'an'ı kendine rehber etmemişsin. Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın izinden gitmiyorsun, zikirle alakan yok, namazla alakan yok, tesbihatla alakan yok, hayır hasenetle alakan yok, güzel ahlakla alakan yok, birisi Zikrullah'ta Abdülkadir Geylan Hazretlerini gördüm dediğinde, bıyık, bıyırıp, yalan söylüyorsunuz, siz Sufisiniz canım, üçlü kaçtı muhabbeti yapıyorsunuz diyorsunuz.
Haramlardan uzak durmadıklarından dolayı kör ve sağır kesildiler. Allah'ın hududunu çiğnediklerinden dolayı kör ve sağır kesildiler. Allah'a isyan ettiklerinden dolayı kör ve sağır kesildiler. Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden gitmediklerinden dolayı kör ve sağır kesildiler. Allah'ın yap dediğini yapmayıp, yapma dediğini yaptıklarından dolayı kör ve sağır kesildiler. Duymaz oldular, işitmez oldular. Aslında onlara baktığımızda yanı başımızda Kur'an'da okuyorlar onlar. Onlar konuşurken de bizdenmiş gibi konuşuyorlar. Allah'ı zikretmek en büyük iştir deyince ne tarafa kaçacağız diye bakıyorlar.
Ya bu manada mı? Bu manada kardeşim. Oturacaksın Allah'ı zikredeceksin. Zikrin eftali de la ilahe illallah. En az günde beş bin sefer la ilahe illallah diyeceksin. Ashab günde yetmiş bin kez la ilahe illallah diyordu. Ashabın içerisinde öyle kimseler vardı ki günlük yetmiş bin tevhid çekmeden evlerinden dışarı çıkmıyorlardı.
O yüzden Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri hutbeye çıktığında Yasar-ı Cebele dediğinde bütün ordu duydu. Çünkü Cenab-ı Hak vaat etmişti. O benimle konuşur. Ben onun söyleyen dili olurum. Söyleyen dili olmuştu. İran seferine çıkan ordu ve komutanı Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretlerinin hutbede Yasar-ı Cebele sözünü hepsi de duymuşlardı. Çünkü o ashab da Cenab-ı Hak duyan kulağı olurum ashabıydı. Duyan kulağı oldu. Benimle duyarlar.
Onunla duymuşlardı. Çünkü onlar Allah'ı zikrediyorlardı. Çünkü onlar Allah yolunda deliler gibi koşuyorlardı. Çünkü onlar sizi dışarıdan görenler deli olmuş bunlar desinler. Allah'ı böyle zikredin diyen Hazreti Peygamber'e uyup öyle zikrediyorlardı. Ama birisi de çıkacak şimdi.
Siz kafayı yemişsiniz diyecek. Yalan söylüyorsunuz. Neden? Ya Peygamber'le konuşulur mu bu zamanda? Öyle diyecek. Neden? Kör ve sağır kesildiler. Kör ve sağır kesildiler. Cenab-ı Hak hadisi kutsi de kul farzları yerine getirmekte bana en sevgili işi yapar, fiil yapar. Nafilelerle bana yaklaşır. Beni sever. Ben de onu severim. Ben onu sevince gören gözü olurum. Duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle görür. Benimle işitir. Benimle söyler. Benimle yürür. Benimle tutar. Hadisi kutsusunu attılar kenara. Atınca da ayeti kerime tecelli etti.
Dedi ki, onlar kör ve sağır olurlar. Allah bizleri kör ve sağır olmaktan muhafaza eylesin. Demek ki haramları işlersek ve haramın içerisinde hiç canımız acımadan, hiç üzülmeden ya haram işliyoruz ya demeden, haram işlemeye devam ediyorsak, kör ve sağırlardan oluruz manevi olarak.
Bu da ne? Fitne. Evet. O fitneden sakının ki, o sadece zalimlere dokunmakla kalmaz. Enfal 25. Böyle haramlara, Allah'a isyana, Cenab-ı Hakk'ın emirlerinin dışında bir hayata. Eğer ses çıkarmaz, rıza gösterirseniz, bu fitne, bu bela, musibet, bu kör ve sağır olma size de bulaşır.
Ya kapının önünde eşcinseller eşcinselliklerine devam edecek. Sen buna karışmazsan, devlet olarak karışmazsan, hükümet olarak karışmazsan, millet olarak karışmazsan, sen de kör ve sağır olursun. Halkı ifsad eden, halkı Kur'an ve sünnetin dışına iten her ne var ise, sen bunlarla mücadele etmezsen, sen de kör ve sağırlardan olursun.
Sen dinsizlikle, imansızlıkla, fuhuşla, içkiyle, kumarla, zinayla, eşcinsellikle, Kur'an ve sünnetin hakim olması için, bunlarla mücadele etmezsen, sen de kör ve sağırlardan olursun. Sen de oturursun evde, ondan sonra dersin, ya yalan söylüyorlar bunlar. Ben sizin içinizde bir sene kadar durdum, ben hiç görmedim ama.
Ha, doğrudur, görmemişsindir sen. Ama ben de namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum. Kardeş, ne yapayım? Ben senin oturup da hayatını mı inceleyeceğim, nerede haram işliyorsun diye. Bana ne? Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisine iman ettik. Kim kırk gün sabah namazına kalkarsa, Cenab-ı Hak onun kalbine hikmet pınarlarını doğdurur.
Coşturur, kalbinde hikmet pınarları akar senin. Kırk gün sabah namazına kalkarsan, hatta hadis-i şerifte cemaat de kılarsa diyor. Aha hadis-i şerif, kırk gün cemaate git sabah namazına. Gittin mi hiç? Hayır. E sabah namazını kılıyor musun? Ya işte şöyle yoruluyorum da, böyle yoruluyorum da, böyle geç kalıyorum da. Eee? E kalkınca bari kıl ya. Hem benim gibi kalkınca kılacaksın, hem de Peygamber Efendimiz'i göreceksin. Var mı öyle bir şey? Hem benim gibi alacaksın televizyonun kumandasının karşısına. Hatun bir çay da demle bakayım ya. Oh ne güzel ya. Vay bak görüyor musun ya. Oh hanım koş ya. Adrina Lima bak kimle dost olmuş şimdi. Bilmem hangi sanatçı, kimle oturuyormuş.
Bak boşanmışlar ya. Yok ya bunlar ya, böyleyler bunlar ya. Tuh Allah bunları kahretsin ya. Bunlar şöyle. Ulan ne yapıyorsun oğlum ya? Oturup Allah'ı zikretsene madem evdesin. Hiç olmasa otur evde Allah'ı zikret. Hiç olmasa otur evdekinlere Kur'an sünnetten bahset. Hiç olmasa otur iki tane hadis oku ya. E derse gitmedin, zikrulluğa gitmedin, dersini de çekmedin, evde oturdun. Hanımını da oturturdun, hanımını da alıp derse gitmedin, hanımını da alıp zikrulluğa gitmedin. Çoluğu çocuğu da zikrulluğa götürmedin. E çocuk o zikir halakasında, sohbet halakasında büyümedi. E büyüdü çocuk, büyüyünce ne olacak? E çocuk gitti. Hocam bana yardım et. Hayırdır kardeş? Benim kızım 15 yaşında. E ben sadece 30 tanesini biliyorum sevgilisinin dedi.
Şu çocuk parkının önünde. E dedim buyurun. Dedi kaç tane sevgilisinin olduğunu hala da bilmiyorum. Kız da yanında. Benim kızımı kurtarın. Ne yapabilirim dedim. Bunu özel okula yazdırın dedi. Böyle baktım. Benim çocuklarım özel okulda okumuyorlar ki dedim. Böyle baktı. Dedim, senin çocuğunun kurtulması için illa özel okula yazdırmamız lazım. Çocuk da orada. Bütün Müslümanlar sorumlu bak dedi bana. Bütün Müslümanlar sorumlu olunca birinci derecede benim sorumlu. Dedim, kardeş sen bu çocuğa hiç din, iman, Kur'an, ahlak bir şeyden bahsettin mi?
Ses yok. Sen dedim, ayrıldın mı eşinden? Evet dedi. Sevgilini evine getirdin mi dedim. Böyle baktı. Hayır diyemiyor. E dedim, sen evine getirdin. O da sevgili olmanın normal olduğunu zannetti. Öyle düşündü dedim. O yüzden o da annesinin yolunda gidiyor dedim. Sen eve sevgili getirmeseydin, o kız da sevgili olduğunu bilmeyecekti dedim. E ondan sonra kurtar bizi. Nasıl kurtaracağız ya? Sen o çocuğu Kur'an ve sünnetin yaşandığı yerlere götüreceksin. Bazen derim ya, anneler buradasınız, çocuklarınız nerede? Babalar buradasınız, çocuklarınız nerede? Nerede? Çocuk evde televizyon izliyor. Nerede? Çocuk evde, sosyal medyada. Nerede?
Çocuk evde, Instagram'da, ondan sonra oyun oynuyor çocuk. Anneler, siz buradasınız, çocuklar nerede? Yetişkin kızlarınız nerede? 12 yaşında, 13 yaşında, 15 yaşındaki kızlarınız nerede? Ne yapıyor? Sen sohbettesin, zikirdesin, harika. Duadan duaya koşuyorsun. Harika ya, harika. On numara iş ya. Çocuğun nerede? Çocukla iletişim bozuk. Hocam dinlemiyor. Neden dinlemiyor? Annesi değil misin? Babası değil misin? Neden götüremiyorsun yanında? Neden iletişimin bozuldu? Senin doğuşuna gitti. Çocuğun eline verdin telefonu, baktın keyfine. Çocuk ikide bir de soru soruyor. Anne, Allah nerede?
Sus! Çocuk soruyor. Anne, Allah, babam mı? Sus! Ondan sonra telefon açıyor. Hocam selamun aleyküm aleyküm selam. Benim çocuğum rahatsız mı? Ne oldu? Anne, Allah nerede diye soruyor. Aa ne kadar soru sormuş. Ne kadar güzel. Nasıl hocam? E cevap ver. Hocam bilmiyorum. E öğren. Onunla uğraşacak zamanı yok. Azap olarak fitne. Onlara fitnenizi, yani azabınızı tadın denecektir. Azap da ne oldu? Cehennem de bir fitne oldu. Eziyet, işkence. Fitneye, eziyete, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edip, ardından da sabrederek cihat edenlerin yardımcısı elbette Rabbindir. Burada da fitne ne oldu? Eziyet, işkence oldu.
Deli manasında. Fitneye düşeni, yakında sen de onlarda görecek kalem ayet 5-6. Hani müşrikler dediler ya, bu deli oldu. Bakın unutmayın. Eğer siz gerçekten Kur'an ve sünneti yaşarsanız, müşrikler derler ki bunlar deli. Eğer sizin hayat standartınızı, Kur'an ve sünneti olan bağlılığınızı, Kur'an ve sünneti yaşamanızı gören bir kimse, siz delisiniz diyorsa, kalbinizin bir köşesinden şunu söyleyeyim.
Bu müşriklerden. Ancak müşrikler müminleri deli zanneder. Bunlar deli der. Ancak müşrikler. Mümini ancak müşrikler deli der kötüler. Müminin dostu ancak müminlerdir. Müminin üzerinde imanından dolayı birisi bir laf söylüyorsa, ya müşriktir, ya isevidir, ya musevidir, ya ateisttir, ya deisttir, ya münafıktır. Zarar verme.
Seferdeyken kafirlerin sizi fitneye düşürmelerinden, yani zarar vermelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda bir vebal yoktur. Sapıklığa düşürme. Siz ve tattıklarınız cehenneme girecek olanlardan başkasını fitneye düşüremez, yani saptıramaz. Saffat ayet 161-163. Uydurma, mazeret. Onların sadece, vallahi biz müşrik değildik, sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır. Bu müşrikler de öyle diyecekler mahşerde. Vallahi biz müşrik değildik. Yani şirke düşmemiştik. Delalet manasında. Allah birini fitneye, yani delalete, şaşkınlığa düşürmek isterse, Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. Maide ayet 41.
Yine insana sıkıntı, zarar veren şey manasında, hani hadis-i şeriflerde geçiyor bu, işte namaz kıldıran imama diyor ki, arkasını, arkanızdaki ihtiyarları düşünün, ondan sonra küçük çocuk annelerini düşünün, hastaları düşünün, hamileleri düşünün diyor ya, onları fitneye düşürmeyin bu noktada. Allah bizi fitnelerden uzak eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Allah'a emanet olun inşallah. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi