mustafaozbag.org

93. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 51:11

Selam-ı Hakîmüzünüzü hayırlı eylesin. Hakîmüzünüzün gururunuzu hayırlı eylesin. Kâmil cemaat ve talikat tehnide meclisindir cemirden fazla. Onları hor görmeyin, hakim görmeyin.
Kâmil cemaatini eksik ve noksan görmeyin. İnsanların bir şeyden haberdar olmaması, bir şeyi tanımaması, bilmemesi, her ne kadar onların eksikliği ise, biz onları yine de eksik ve kusurlu görmeliyiz inşallah. Bir de bu, İslam dünyasının gelmiş olduğu süreç, İslam dünyasının son 200 yıllık tarihi bu meseleyi bu noktada normalleştiriyor.
Bir ülkede, bir memlekette, bir toplulukta eğer İslam veya dini hayal, İslami hayal birinci sırada, birinci dereceden en sona atılacaksa bunun değişik yolları var. Bu değişik yollarından birisi o dinin, âlimlerini tasfiye eder. Çünkü âlimler bozulmayınca âmirler bozulmaz, âmirler bozulmayınca âlim bozulmaz.
Önce âlimler bozulmaz, âlimleri tasfiye ettiler, son kalanlar da astılar. Âlimlerden kastım hem medresa âlimleri hem de ehli tasavvukun içerisinde olan insanlar. Türkiye'nin bir batınlaşma, bu da altında cahilleştirme, cehalete sürüklenme, küfre sürüklenme tarihi var. Bu Osmanlı'dan itibaren başlamış.
Batınlaşma adına din ve dindarlara karşı baskı uygulamış, din ve dindarların köküne tabiri caizse kibir suyu dökülmüş. Bu devam etmiş. Dini sadece Hristiyan âliminin yaşadığı gibi haftanın bir günü camiye gidip, sıralarda Hristiyan âlimi gibi sıralarda oturup, orada ibadet etmek veya orada işte sadece dua etmek, orada bulunmak, o noktaya getirmek istemişler. Bu noktaya getirmek, yani tabi bayağı katletmişler insanları, bayağı yok etmişler. Çünkü bir toplulukta, bir toplumda iyiler olduğu müddetçe oraya kötülük hakim olamaz. Bir toplulukta hayırı, hikmeti, güzel ahlakı, insanlığı, iyi diyaneti savunanlar olduğu müddetçe o topluluk fitneye düşmez, o topluluk hayırlığa düşmez.
O topluluk fitnenin kol geni gibi yer olmaz. Yeryüzünde iyi insanlar, ahlaklı insanlar olduğu müddetçe yeryüzünde kötülük hakim olmaz. Şeytan, yeryüzünde kötülükleri azgınlaştırmak, saptırmak ve insanları saptırmak için razife yapar.
Şeytanın vazifesi, yeryüzünde azgınlığın ve saptırılığın kol gelmesidir. Şeytanın vazifesi, Kur'an ve sünnetin dışında her şeyin hakim olması için mücadele etmektedir. Bu ademden beri devam etmişler. Çünkü Allah'la ahitleri o. Allah'tan müsaade istedi, kıyamete kadar dedi ki ben de insanları saptıranlardan o. Allah ona cevabı dedi ki sen benim halis kullarıma, seçkin kullarıma, iyiliğe ermiş olan kullarıma bir zararın olmaz.
O zaman şeytan kimi saptıracak? Şeytanın saptıracağı kimse içinde iyilik beslenmeyen, içinde iyiliğe müsaade etmeyen, içinde kötülüğü devamlı bulundurlar. İçinde fitneyi, kıymeti, dedikoduyu devamlı içinde bulundurlar. Kur'an ve sünnetin evrenin dışındaki hayatı, Kur'an ve sünnetin dışındaki fikriyatı benimseyenlere şeytan musallat olacak ve onları saptıracak.
Ama kim Allah'a halis kul ise, Allah'a halis kim kendisini Kur'an ve sünnete ve Allah'a teslim ettiyse şeytan ona musallat olamayacak. Şeytan onu saptıramayacak. Yeryüzünde Adem'den beri süre gelen bir savaş var. Bu savaş aslında Adem'den öncesine dayanıyor.
Adem'den öncesinde, yeryüzünde Allah'ın yarattığı yaratıklar vardır. Bunların cini tayfesi dahil, bunlar yeryüzünde kan döktüler. Bunlar yeryüzünde cinayet işlediler. Bunlar yeryüzünde zina ettiler. Bunlar yeryüzünde her türlü melaneti işlediler. Şu anda insanların, Ademoğlunun işlediği melanetleri işlediler. Ve insanlar o melanetleri o kafir cinnilerden ve şeytanlardan öğreniyor. Onlar çünkü yeryüzünde insanlardan önce o melanetleri yaşamışlardı. Ve onlar, arından gelen insanları kendilerine halife ettiler. Ve o insanların üzerinden melanetliğe, o insanların üzerinden küfre, huşa, zinaya, kumara, gambazlığa, vefasızlığa, o insanların üzerinden hayırsızlığa, o insanların üzerinden her türlü kötülüğe devam ediyorlar.
Bunlar geçmiş peygamberlerin döneminde olduğu gibi, şimdi bunlar devam ediyor. Nasıl geçmiş peygamberlerin döneminde bu tip insanlar vardı, ve bu tip insanlar peygamberlerle mücadele edip savaştıysa, bugün de bu tip insanlar insanlarla ayrı yaymaya çalışan, iyiliği yaymaya çalışan, doğruluğu yaymaya çalışan, Kur'an ve Sünnet dairesinde durmaya çalışan, Kur'an ve Sünnet'in hukukuna riayet edenlerle mücadele ediyorlar, bilerek bilmeyerek.
Bu mücadele içte de dışta da devam ediyor. Bu mücadele devam ederken, insanlar iyi yaptıklarını zannediyorlar, Kur'an ve Sünnet'in dışında dağılıyorlar. Bugün namaz kılan bir kimse, o cami cemaati diye nitelendirdiğimiz kimseleri, hor ve hakir görmeyin. Namaz kılıyorlar. Sizin tarikatınızı, sizin cemaatinizi, sizin şeyhinizi kabul etmeyebilirler. Bilmiyorlar çünkü. Onlara kötü gösterildi. Onlara kötü anlatıldı. Ve kötü örnekler de gördüler. Hatice kötü gösterildi, kötü anlatıldı demeyelim. Kötü örnekler de gördüler. Nasıl kötü örnekler gördüler? Geldiler biz, insanlığı kurtaracağız, memleketi kurtaracağız. Biz dini kurtaracağız.
Dindan insanları kurtaracağız. Verin paraları dediler. Aldılar gittiler. Biz dini kurtaracağız. Dindanları kurtaracağız. Yürüyün, koşturun burada dediler. Kimisi milletvekili oldu, kimisi bakan oldu, kimisi belediye başkanı oldu. Paraları ütlü git. Kurtarıyoruz, bir şeyler yapıyoruz dediler. Kötüdükleri paralarla önce paylarını kendileri aldılar. Bir kısım insanların, bir kısım insanları kastemesi veya uzaklaşması sadece onların cehaletinden değil. İlek yapıyormuş gibi görünüp, nefsine uyan insanlar da bunların böyle tanınmasına sebep oldu. Müslüman dilencilik yapar mı? Müslümanlar, cemaatler, tarikatlar, cemiyetler dilencilik yaptı.
Dini kurtarma adına ve topladıkları paraları kendileri yediler, kendileri yuttular. Bunu din adına yaptılar. İçıntısını gören yaşayanlardan birisiyim. Bir yere sohbet etmeye gidiyorsun, acaba ne zaman yatak isteyecek, acaba ne zaman yorgan isteyecek, acaba ne zaman para isteyecek diye gözünün içine bakıyorlar. Biz istemiyoruz deyince de bu değirmenin suyu nereden geliyor diyor. İçilende. İstemeyince diyor ki nereden geliyor. Kocaakay makam bile onu soruyor bana. Makamına bakmadı. Ben dedim çalışıyorum, iş yerim var, koşturuyorum, halime baktım yerimde dedim ben, durdu baktı. Dedim biz buraya geldik, hiç kimse bir kuruş para talep etmedi, biz talep etmedik. Neden böyle bir şey sormaya ihtiyacı duydum ki dedim.
Çalışmışlar ya, birileri ondan gün arzına gittik para isteyecek. O yüzden insanları horre, hakir görmeyin, namaz kılıyorlar. Cami cemaati, yok bilmem ne cemaati diye ayırmayın. Allah cümlemizi de affetsin inşallah. Biz iyi olmaya çalışalım. İyilikleri yaymaya çalışalım. Biz vefayı, biz doğruluğu, biz şerefi, haysiyeti, biz namusu savunalım. Onu korumaya çalışalım. Biz arkadaşlığımızı koyalım ortaya, dostluğumuzu koyalım ortaya. Bizim için menfaat ön planda olmasın. Akça ön planda olmasın. Önde olmak ön planda olmasın. Makam önde olmak için olmasın orada olmamız. Bizim duruşumuz Allah için olsun.
Sevişimiz Allah için olsun. Mücadelemiz Allah için olsun. Duruşumuz Allah için olsun. Birisinin koluna girmemiz Allah için olsun. Ve koluna girdiğimiz kimseden menfaat bekliyorsanız, siz de davaya ihanet edenlerdensiniz. Bunun davaya, İslam davasına ihanet edenlerdensiniz. Siz de birinin yanını, kolunuza girdiğiniz kimseyi hançerliyorsanız, siz de İslam davasına hançerliyorsanız, arkadan uğranlardansınız.
Ve siz bir kardeşinizin rivetini ediyorsanız, dedikodusunu ediyorsanız, siz de İslam davasına arkadan hançerleyenlerdensiniz. Başkalarının ne düşündüğünü, ne yaptığını. Siz her gün nefsinizi temizlemeye çalışın. Siz her gün Kur'an ve Sünnet dairesinde kalaraktan Davud'un zırhına bürünün. Davud, canlut'u yenecekti ya, canlut'u yenmezden önce bir efsane vardı.
O efsaneye göre bir demirden zırh vardı. O demirden zırh, eğer kimin üzerinde olacaksa, canlut'u yenecekti. Davud, fellik fellik, canlut'u yenecek olan bir er arıyor. Davud'un hükümranlığını yıkacak olan bir canlut vardı, canlut'u da öldürecek olan bir er vardı. Davud, bütün ülkeyi adım adım geziyor. Davud'un kardeşler onunla en sonunda geldi. Davud'un babasına. Bir miktarda, belli bir müddet de zikrettikten sonra, bugünkü dervişlerin halleri dişler, dağların, çiçeklerin zikrini duyuyorlar.
Dedin ki, orgunlaşmış buradaymış. Öyle zikredin ki, dışarıdan görenler bunlar deli olmuş desinler. Allah'ın zikirde derinleşin. Eşyanın zikrini işitin. Etrafınızdaki zikri işitin. Erginliğe ve dinginliğe varın. Yoksa hikmete nail olamazsınız. Yoksa iyilerden olamazsınız. İyilerden olacağız ya. Yeryüzünde iyiliğin, güzelliğin, hikmetin timsali olacağız ya. Başlangıcı ne? Allah'ı zikretmek. Koşa koşa babasına geldi. Dedi ki, baba, ben Allah'ı zikrederken, dağların da zikrettiğini duyuyorum. Taşların da zikrettiğini duyuyorum.
Ben Allah'ın zikrettiğini duyuyorum. Koyunlar, sabırlı ol. Bu sana Allah'tan bir ürütü bir ikramdır. Ama davullık yapıyor. Ve çobanlık yaparken, yırtıcı hayvanlar koyunlara ve kendisine saldırmak istiyor. Cenab-ı Hak ona ilham etti.
Bir sapan taşı yaptı. Sapan var ya sapan. Cenab-ı Hak her attığı taşı isabet ettiriyor. Her attığı taşı. Zikrederekten anlatıyordu. Allah'ı zikreder. Kurtlar, yırtıcı hayvanlar ona el peçe divan görmeye başladılar.
Bir gün aslanın, kocaman erkek aslanın sırtına bindi. Kulaklarından tuttu. Onun evini önüne kadar getirdi aslan. Babası dedi ki, evladım sen gerçekten tam hikmet evlisin. Sen Allah'ı zikreder, Allah'a kulluk edersen, Allah etrafındaki her şey sana hizmetkar eder. Sana hizmetçi eder. Hiçbir şey, hiçbir şey. Allah izin vermedikçe sana zarar vermez. Ne kadar zarar vericek. İşte nasıl dışarıdaki yırtıcı hayvanlar, nasıl dışarıdaki tehlikeli, her türlü tehlikeli hayvanlar sana zarar veremiyorlar.
Senin nefsin de sana zarar vermez. Nasıl dışarıdaki eşim senin elin nefsin de ehirleşir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Benim şeytanım Müslüman. Allah'ı iyi tesbih et. Allah'a iyi iman et. Allah'a iyi iman et. Bu zırh seni koruncaksın, muhafaza edecek Allah'ın izinle.
İşte aranılan er sensin. Canlut o zırha bürün diyor. O zırh neydi? Allah'ın kudret ve kuvveti. Senin zırhın ne olsun? Kur'an ve Sünnet. Sen zırha bürün. Sen ihlas ve samimiyet zırhına bürün. Sen şeriat zırhına bürün. Sen edeb zırhına bürün. Sen takva zırhına bürün. Zırhına bürün. Allah seni koruyacak. Allah seni muhafaza edecek. Ve Allah seni iyilerden edecek. Sen iyiliğin yeryüzünde timsali olacaksın. Sen iyiliğin yeryüzünde dağıtıcısı olacaksın. Savunucusu olacaksın.
Allah senin üzerinden kötülükleri önecek. Allah senin üzerinden şerleri devletecek. Allah senin üzerinden fitneyi ve fesadı sona ertecek. Allah senin üzerinden ailene merhamet ve şefaat gösterecek. Allah senin üzerinden mahallene, senin üzerinden belzene, senin üzerinden belzene, üzerindeki vazifeyi iyi mi? Senin üzerinden bu vazife, bu vazife yeryüzü.
Şeytana kalma, hukukundan dışarı çıkan, bil ki zırhın derdi. Hukuku tanımak, ihlas, samimiyet, şevk, ay. Dervişin ayak ayağını geçirmez.
Derviş zikirsiz an geçirmez. Derviş zikrılakla emhal olur. Yoksa bilir ki derviş yıkılır. İşte Davud zırhına büründü. Zırhına büründükten sonra onun kafasında bir boynu koydular. Boynunuzun içerisinde yağ gibi bir şey var. Kendiliğinden kaynadı. Kaynayınca kafasına taç gibi bir şey oldu. Ve yolda canlut için savaşmaya giderken, üç tane taş dile geldi.
Birisi dedi ki beni al. Ben dedi canlut için hazırlandım. Onu öldürecek olan benim. Öbürki dedi beni de al. Onu öldürecek olan da benim. Öbür taş dedi ki beni de al. O canlutun direkleri dile gelir. Zikrettiğin anda Allah senin yardımcın çünkü.
Senin derdin, senin derdin Resul, senin derdin evli, senin derdin iyiliği yaymak çünkü. Senin derdin hakkı yaymak çünkü. Senin derdin zalimlere kıldırmak. Hem içeride hem seni gıdıkılacak içeride. Hem niçandan da gıdıkılacak seni. Ama sen sakın doğru bildiğin yerden şaşma. Doğrundan şaşma. Vur nefsini yerden yere. Allah'ı zikret. Vur nefsini yerden yere. Git dergabında otur. Vur nefsini yerden yere. Ne pahasın olursa olsun, iyilikten, doğruluktan, güzellikten vazgeçme. Davut eğildi taşları aldı eline. Baktı ki üç tane taş.
Sakın sen öyle o taş görmeyi mi yada. Bir şey dile geliyorsa bu taş neyince. Aldı üçünü de. Okursanız bir yerde üçü de ayrı ayrıdır. Ayrı ayrı derler. Sakın. Üç tane taş hemhal oldu. Birden. Kafanın içinde. Birbirinin içine girdi. Hani Allah dedi ya Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahipleri itaat edin. Hani Allah dedi ya beni sevin. Habirimi sevin. Hani Allah dedi ya beni... Hani taşını yüklersen yüklesen. Allah sevgisini, Resulullah sevgisini, veli sevgisini ayrı görme. Üçü de birbirinin içindedir. Üçünün rengi ayrıdır onu. Sakın imanı, sakın imanı, ibadeti ve ihsanı ayrı görme.
Üçü de birbirinin içindedir o. İman eder, ihsanı bulur. İhsanı bulur, iman etmiştir. Sakın. Bunların birbirlerinden ayrı etme. Şeriat, tarikat, hakika. Hepsi birbirinin içindedir o. Üç tane taş desem. Anlatırken de üç tane taş olarak anla. Üçünü temediverdi Cenab-ı Hak. Ve canlı çıktı meydana. Hep canlıktan pervası, hep canlıktan hayaslı olur. Hep canlıktan kibirli olur. Hep canlıktan ne yazık ki, kötü olur. Onlar kendilerini ilah ettirler. Onlar kendilerini Rab edinirler. Onlar kendi kendilerini, kendilerini dev aynasında görürler.
Onların dediği olmazsa, ortalığı yakarlar, yıkarlar. Canlıktan çıktı. Peki Davut'a hadi çık. Davut bu esnada etrafında soruyordu. Diyordu ki, kim bununla savaşacak? Neden savaşmıyor? İçinizde bir er yok mu? İçinizde cesaretle bir kimse yok mu? İçinizde buncağlı tutunur, buncağı hiçbir kimse yok mu? Hepinizde boş insanlar mısınız? Hepinizde bununla savaşacak, nasıl korkaksanız, askerlerin arasında dolaşıyordu. Hiçbir asker, hiçbir kimse Canlıktan karşısına çıkamıyordu. Çıktı. Atam İbrahim'in adıyla.
Husreti Hürri'nin ismi. Rahim aleyhisselam atası ya. Bu ondan sonra dedi ki, İsmail'in adıyla. Ondan sonra dedi ki, yine o zamanın peygamberi vardı, Elyase. Dedi ki, onun adına. Sapan ateşi bir fırlattı ki, Canlıktan, önünde kocaman, gövdesinin içerisinde, üstünde kocaman bir zırhı vardı. Ne topuzlar yemiş, ne kılıçlar yemiş. Nice askerler, o görüşte erimiş, gitmiş. Nice cengaverlerin canını almış. O zırh, taş bir yerden girdi, öbür taraftan çıkıyor.
İhlas ve samimiyet. İnsanı deler geçer karşısında. Yıkıldı Canlıktan bulunduğu yerde. Ve bütün, herkes Davut'u sevmeye başladı. Herkes Davut'un etrafında toplanmaya başladı. Oysa Tanrıd daha önce demişti ki, kim bunu öldürürse, ona hem kızını vereceğim, hem de kıbranlık vereceğim. Nefis ya, nefis ya, her bir beladan, musibet gibi gördüğümüz şeyden, kurtulacağımız zaman, bir yerden bir şeylere sözler verir. Kurtulalım şöyle yapacağız deriz. Kurtulalım böyle yapacağız deriz. Şundan bir atlatalım, şunu bir atlatalım, orucu tutacağız deriz. Şunu bir atlatalım, derse gideceğiz deriz.
Şunu bir atlatalım, ben onu doyuracağız deriz. Atlamak. Nefis durdu işte. Dünyada sözünü yerine getirmeyiz der. İlk değil ya, Tayyip da sözünü yerine getirmedi. Hatta, Davut'un çok sevinmesini, hazmedemedi. Gece onu öldürmeye kalktı. Davut, Allah'ın korumasıyla, lütfuyla, ikramıyla onu anladı. Dedi ki, bu beni katletecek. Dedi ki, bu beni öldürmeye kalkacak. Gitti, şarap durumlarını, yatağına yatırdı, çekti gitti. O geldi, vurdu hançeri. Davut orada yatıyordu. Davut'a hıncıyla bir baktı ki, şarap durumları. Heva var ya, heva, heva, seni haklı gösterir.
Heva seni doğru gösterir. Heva senin yaptığını iyi gösterir. Ve gider, aşkı hançerlemeye kalkar. Kendi nefsinden. Gider, üstadı hançerlemeye kalkar. Gider, pirini hançerlemeye kalkar. Gider, peygamberini hançerlemeye kalkar. Gider, dostlarını hançerlemeye kalkar. Heva onu doğru gösterir. Gider ona yol gösteren, hançerlemeye kalkar. Heva onu doğru gösterir. İyilere çelme takmaya kalkar. Heva onu doğru gösterir. Kur'an ve sünnet dairesinde duranlara zarar vermeye kaldı bir sene. Ama sonu nüsran oldu. İşte dağılık çıktı gitti orada.
Birkaç gün sonra döndü. Taylut'un evine kadar girdi. Yatak odasına kadar girdi. Taylut mışır mışır duyuyor. İyiliğe bakın iyiliğe. Kendisini öldürmeye çalışana yapılan harekete bakın. Aldı, etrafını oklarından koydu, çekti gitti. İşaret de koydu. O oklar bana aitti yani. Taylut'u yazdı ki, baktı ki, bu oklar da oldu. Dedi ki, ben alsın, ben onu öldürmeye kalktım. Oysa o gece beni öldürebileceği halde beni öldürmedi dedi. Ama yine hainliğinden var geçmedi. Ömrünün sonuna kadar bir müddet daha Davut'u öldürmek için yollara düştü. Ondan sonra Ecevi'yle öldü. Ecevi'yle öldükten sonra insanlar Davut'u hükümran ettiler başlarına. Davut'u başına hükümran eyle.
Davut'u başına tac et. Davut'un başına tac et. Davut'u içine hükümran eyle. Davut'un senin aşkın olsun, ihlasın olsun, savuniyetin olsun, senin sevdiğin olsun. Sakın! Taylut gibi olma! Geri dönenlerden, hançerli ellerden olma! Taylut gibi olma! Zorluktan, kurtulduktan sonra hançerli ellerden olma! Taylut gibi olma! Sakın! Canlut gibi hiç olma! Bakın herkese de tehlikeleriz. Birisi kafir, mikafir, şedid. O nefis ve şeytan. Canlut şeytan, canlut zalim. Taylut da heva!
Aman ha! Allah bizi muhafaza eylesin. Ve Davut, ve Davut'in timsali oldu. İyiliğin, iyiliğin başı oldu. Ve Davut, kendi zamanında iyiliğin önderi oldu. Ve Allah onlara lütfetti. Allah'a ikram etti. Allah ona, Allah onu mucizelerle destekledi. Başka cemaatle uğraşma onunla. Sen iyi ol.
Etrafına, Peygamber'e ümmetle nasihat et. Nefsin Kur'an'ı sünnetle dursun. İçinde coşsun. Resulünü sev.
Şeytanı, Allah'ı çokça zikret. Geceleri kalk. Seni yaratan olma. Senin bu halen olma. Senin bu noyden olma. Sakın nefsine düşenlerden olma. Sakın arkada eline çelme takma. Çocuklarına merham et.
Etrafını tanımaya çalışma. Düşmüş kadınlardan düşmeye çalışma. Nefsine uyma. Aklında elini in. Birisi sana gelmek istiyorsa, kapını kapatma. Birisi sana selam veriyorsa, muhasık etme. Açıklarsa geydi. Hastaysa. Bir telefonla da olsa, dostlarının gönlünü al. Sakın. Babanın doğrusu incitmiştir. Kendini istikdam et.
Arkadaşlarının arasında güneş gibi ol. Yıldız gibi ol. Toprak gibi. Tömert ol. Sakın bunu yiyiver etme. Yavulma. İddik dur. İftira etme. Alı sevenlerle beraber ol. Şeytanın kundan konuştun.
Şeytanın ne yapıyorsun? Şeytanın diliyle dillendi. Şeytanın haliyle. Şeytanlaştın. Bunu bil. Sakın. Sakın sıkı yapış. Yolunun erkanı nasıl sıkı yapış? Yolunun büyüklerine nasıl sıkı yapış? Sakın bu kimmiş deme. Senden önce zikrullah alakasına oturmuştur. Sakın bu kim oluyor deme. Belki de senden ihrahtı. Al. Bir kimseyi beğenmemek. Öylesi. Geceyi yanıyordu. Kadınlar gördüğüne karşı tevazul ol. Tepeden bakma. Kadınlara hürmet et. Küçükleri sev. Say. Kadınlara hürmet et. Onları sev.
Say. Sakın. İnsanlara zulmetme. Sen iyiliğin temsilcisisin. Sen Allah'ın yeryüzünde meleklerine karşı yarattığı halifesin. Sen Allah'ın cinni taifesine karşı yarattığı yeryüzünde halifesin. Sen gökyüzündeki vahşi yaratıklara karşı yaratılmış yeryüzünde Allah'ın halifesisin. Allah seninle övünsün. Allah seni yücelerle yücetsin. Desin ki bakın şu kuluma. Meleklerine desin ki bakın şu kuluma. Meleklerine desin ki bakın şu kuluma. Cebinde bir levesi var mı? Ben ona geldim kuluma. Bakın kuluma.
Kendine kötülük. Bakın kuluma. Ondan bir kötülük göremeyeceksiniz diye. Örülsün. Tüm sesinden. Cebrail'ine örsün. Mikail'ine örsün. Azrail'ine örsün. Gökteki yaratıklara şataat et. Bakın size yeryüzüne. Yeryüzünde siz fitne fesat çıkarmıştınız. Yeryüzünde kandı. Yeryüzünde sizin yüzünüzden bir. Siz öylesine yaptınız yeryüzünde. İnsanların içerisinde öyle iyiler oldu ki. Öyle nefsiyle mücadele edenler oldu ki. Kali için.
Gecikti o gün. Namaza yetişmek için yürürken. Cebrail aleyhisselam Muhammed'in Mustafa'nın sırtına kanadını. Muhammed'in şeytan. Pir ifanı ihtiyat.
Sonundan geçiyordu. Yürüyemedi. Edeb, edeb. İlgin timsali ol. Öyle. Cebrail kanadını gel. Güneşi dördürsün. Cebrail kanadını gel. Uçuşu sol. Hakkın ve doğrunun yanında ol. Kur'an ve sünnetin hukukuna uy. Kur'an ve sünnetin hukukunun içerisinde dur. Yanlışa düşme. Hataya düşme. Kusura düşme. Akçeye kendini bozma. Kadına kendini bozma. Makama kendini bozma. Üç kuruşa kendini bozma. Beş kuruşa kendini bozma.
Sen iyiliğin temsilcisi olacak senin. Çünkü halife olarak yaratıldı. Allah cümlemize affeder. Üç ikaz sıfatı yaşayın. Ashab Resulullahın üzerinden.
İmam-ı Azam el-Mahalif, İmam-ı Şahap, İmam-ı, İmam-ı, İmam-ı, Havri, Zerunlarına. Aylai ve evlenin. Gazele sedaaleyle ya Rabbi. Gazele, şefaazlarınız. Edeb. Fatiha. Canımız, Canımız, Sultanımız, Bayitiracımız, Mustafa Efendi Hazretleri,
Zerbeziz Allah'ın mutlulukları, Mehter arzusun olan yükselerine. Yaşamışlı, kanilerin, ödüllerin, Evliyaların, devriyaların, devrişlerinin, gündülerin, muhani yükselerine. Turuk alemize gelmiş geçmiş, Osman alemize gelmiş geçmiş, Akraba-i Tualik atıldan, Gelmiş geçmişler mutluluklarına, Ruh'un izlerine. Aylai ve evlenin. Vâsı yasrı gareyle ya Rabbi. Gazele ya Rabbi. Gazele ya Rabbi. Eksik edeme ya Rabbi. Estağfurullah el-şeytanul-rajeeb. Bismillahirrahmanirrahim. İftar zikir fâle ve nâ ya Hohm. Gazele ya Rabbi.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi