mustafaozbag.org

9. Toprak olmak 4 kapı 40 Makam

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Haziran 2022 · 47:24

Özübül'de mineşşeytan eureçîm, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali Zikrifâlemannehu, La Âvî, lîvî, lîvînâ,�imunidadesül lâh cémiyen her büyâil mûrselîn, velhamdülillâhî rabbilâmeglemîn. Rabbim gecemizi hayırlı eylesin inşâAllah. Ayımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin.
Rabbim son nefesimize kadar hak, hak, batılı batılı biliherden eylesin. Son nefesimize kadar hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, gayret edenlerden eylesin. Son nefesimize kadar batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Son nefesimize kadar Kur'an ve sünnet mücadelesi veren, Kur'an ve sünneti seni yaşayan ve yaşatma mücadelesi veren kullarından eylesin. Amin diyen dillerimize nar-ı cehennemden azat eylesin. Cümlemize maddi manevi afiyet ihsan eylesin. Maddi manevi ferahlık ihsan eylesin. Maddi manevi genişlik ihsan eylesin. Maddi manevi yükseklik ihsan eylesin. Rabbim gönüllerimize ilham eylesin. Akıllarımıza ilham eylesin. Vücudumuza ilham eylesin.
Rabbim gönüllerimize ilham edip, feraset nuruyla nurlandırdığı gönüllerden eylesin. Eşyanın hakikatine vakıf eylesin. Allah cümlenizden razı olsun inşallah. Demirtaşlılara teşekkür ediyoruz çiçekten dolayı. Bu yalnız bir tek demirtaşlılara ait. Başka bir kimse böyle çiçek yaptırıp getirmesin. O yüzden çiçek kabul etmiyoruz demirtaşlıların haricinde. İsmail demirtaşlılara iyi bakıyor mu sana? Bakmıyorlarsa haber ver. Demirtaşın altını üstünü getireyim. Hiç gözümü kırpmadanı. Var mı bir sıkıntı? Yok. Tamam. Aklıma geldikçe hep soracağım.
Bir sıkıntı var mı yok mu? Demirtaşlılar sana... Yani demirtaşlılar derken... Yani eski demirtaşlılar. Sen anladın onu. Öbürkünler de anladı. Arkadakınlar da gülüyorlar zaten. Evet öyle diyorlar. Allah iyi etsin inşallah. Ben adliyede görevliyim. Geçen sohbetinizdeki mesai hakkındaki görüşlerinizden çok etkilendim. Uyumadığımız mesai saatlerini hesaplayarak, devlet hazinesine iade ederek kul hakkından kurtulabilir miyiz? İnşallah. Tekrar bu konunun üzerinde durmak istiyorum. İster kamuda çalışın. İsterseniz birisinin yanında çalışın. Önemli değil. Eğer mesai saatlerini riayet etmiyorsanız, benim sözüm ağır biraz.
Farkındayım. Hırsızlık yapıyor o kimse. Direkt. Bu belki de hani bugüne kadar az konuşulan şeylerden birisi. Ama ne yazık ki insanlar gerçekten bu konuda gevşekler. Ve bu konuya riayet etmiyorlar. Yok. Onur şunu şuraya koyuyor. Bunu bütün müminler, müslümanlar bu konuda buna riayet etmiş olsa, duası kabul olur. İbadeti kabul olur. Evliyadan olur o kimse. Evet. Beş vakit namazı, farz namazını kılsın, otuz Ramazan'ın farz orucunu tutsun, kursandan geçene dikkat etsin, haram girmesin kursandan, o kimse evliya olur.
Bu zaman da evliya olur. Riayet edecek. O kimse seninle anlaşmış. Kaç saat? Sekiz saat. Sekiz saat çalışacaksın. Millet iki saat önceden gidiyormuş. Seni ilgilendirmez. Otur sen. Hatta sen aykırı geleceksin onlara o zaman. Yani diyecekler ki sen ne oturuyorsun? Benim mesai saatin bitmedi daha. Bunu söyleyeceksiniz bir daha. Benim mesai saatin bitmedi. Bitti. Kaç da bitiyor? Altı da. Ben altı da çıkarım ben. Altı sıfır sıfır çıkarım. Kaç da başlıyor? Sekiz sıfır sıfır da. Sekiz sıfır sıfır da girerim içeri. Bitti. Geri kalan hırsızlık.
Amirler, memurlar, müdürler. Mesai saatlerine riayet etmiyorlar. Hırsız hepsi de. Düpedüz hırsız. Ona devlet bir makam arabası tahsis etmemiş. Oradan bir arabayı kendine tahsis ediyor. Hırsız. O arabayla özel işlerini görüyor. Hırsız. Devletin ona tahsis etti. İşe git gel diye tahsis etti. Veyahut da devletin işlerini gör diye tahsis etti. Arabayı kendi özel işinde kullanıyor. Hırsız. Devletin kendi işine git gel diye, yani devletin işiyle alakalı git gel diye tahsis etti. Arabayla cumaya geliyor. Ulan hırsızsın sen.
Ne cumaya geliyorsun onunla? Beş vakit namaza gidiyor onunla. Hırsızsın. Sen o arabayla namaza gidiyorsun. Hırsız. Hırsız. Devlet sen onu camiye git gel diye mi verdi? Cumaya git diye mi verdi? Gösteriş için mi verdi devlet onu sana? Evine iki kilo patates göndermek için mi verdi devlet o arabayı sana? Hem şoför kullanacaksın, hem arabayı kullanacak. O şoför arabayı da kullanacak. Hadi yavrum eve iki kilo patates gönder. Hırsız. Evet. Bir sürü bana sohbetten sonra mail atmışlar. Hocam biz hırsız mısınız? Hırsız mıyız?
Kardeşim meydanda konuştuğum şey. Ne mail atıyorsunuz? Atın. İsterseniz bin bir tane mail atın. Devlet sana iki kilo patatesi eve gönder diye mi araba verdi sana? Belediye sana iki kilo patates gönder diye mi araba verdi? Bir de sen muhafazakarım diyeceksin. Dindarın diyeceksin. Ve dindarlık da seçileceksin. Belediyeye geleceksin. Dindarlığını konuşaraktan veyahut da devlet idarelerine dindarlığını konuşaraktan veyahut da müftülükte dindar bir yer. Sen kalkacaksın devletin sana tahsis ettiği devletin işleri için, belediyenin işleri için tahsis ettiği arabayı kendi özelinde kullanacaksın. Hırsızın dik alasısın. Evet. Filamalı hırsızsın hem de. Var ya filaması, belediyenin filaması, devlet kuruluşunun filaması.
Filamalı hırsız bunlar. Kim kullanıyorsa. O devlet onu sana devletin işleri için tahsis etti. Bitti bu kadar. Mesai saatine dikkat etmiyorsan hırsızsın. Kazandın para haram kardeşim. Kazandın para haram. İşverenlerin hepsi de şikayetçi bu konuda. Adam eleman elini kolunu sallaya sallaya yarım saat sonra geliyor. Bir saat sonra geliyor. Hukuksuzluğu hukuklaştırıyoruz biz. Hırsızlığı örtüyoruz. Haramı helallaştırıyoruz. Bu daha büyük bir nakeba. Haramı helallaştırıyor. Haram bir ya.
Nereye helallaştırıyorsun bunu? Sen haramı helallaştırınca küfre giriyorsun. Ne cuması sende? Ne namazı, ne abdesti? Küfürdesin. Neden? Haramı helallaştırdım. Sen ne cumanın kabulünden konuşacaksın ki bana ya? Hangi namazın kabulünden konuşacaksın ki bana? Küfür eylesin. Neden? Haramı helallaştırdığın için küfür eylesin. Evet. O yüzden resmi dairede veya hatta başka bir yerde çalışsın. Hiç önemli değil. Adamın yanında çalışıyorsun. Kaçta anlaştın mesai saati? Sabah dokuz. Kaçta? Akşam beş. Dokuzda gideceksin, akşam beşte gideceksin. Kazancın helal olacak. Çoluğuna çocuğuna yedirdiğin helal olacak. Çoluğuna çocuğun uğruna yedirdiğin helal olacak.
Kursağına helal geçecek, helal. Helal geçmezse kazancın ne kadar olursa olsun bereketi olmaz. Sen o çocuğuna haram yetirirsen o çocuktan sen haram toplarsın. Bizim çocuklar bizi dinlemiyor. Yedirdiğine içirdiğine bak. Yedirdiğine içirdiğine bak. Çocuğun seni dinlemiyorsa çocuğuna yedirdiğine içirdiğine bak. Çocuğun serkeşse kendine bak. Yedirdiğine içirdiğine bak sen çocuğuna. Sen ne yedirdin, içirdin? Alın terini mi yedirdin, helal mı yedirdin? Ona bak. Alırken malı yerdin mi? Satarken malı övdün mü? Alıp satarken yalan mı söyledin, aldın sattın?
Ona bak ticaret erbabı için. Bir yerde çalışıyorsun. Çalıştığına riayet et. Ben bazen derim. Bu adam ömür boyu işçilik yapar. Sebep? Bu adam çalışmıyor çünkü. Bu adam riayet etmiyor. Disiplini çalışmıyor. Ben örnekle, hayatım benim kendime örnek. Sen disiplinli çalış kardeşim. Kendi işin gibi çalış. Allah sana yardım eder. Verir Allah sana. Allah'tan zengini var mı? Allah'tan ganisi var mı? Sen gayret et. Koş, çalış. Mücadele et. Helal dairede dur. Helal dairede dur. Sallanırsın, yıkılmazsın. Helal dairede dur. Dünya bu. İmtihan. Düştüğün zaman olur. Kalktığın zaman olur. Yalpaladığın zaman olur. Ama sen toparlar, yürürsün.
Helalsan, ayakta durursun. Doğruysan, ayakta durursun. Toparlanırsın. Yeter ki sen doğru ol. Bitti. Benim bildiğim doğru bu. Allah bizi selametlik versin inşallah. Soru bir. Benzin, mazot 30 TL. Şimdi gene kızacaklar bana. Ucuz. Dolar 17.300.
O da ucuz. Euro 18.50. O da ucuz. Hep kızıyorlar ya bana ben böyle söyleyince. Ucuz. Daha da pahalanacak. Daha da pahalanacak. Siz bunları pahalı diyorsunuz. Ne? Yazmış. Bu hayat pahalılığı nereye kadar toplumda infialiler oluşmaya başladı? Başlamaz. İnfial de olmaz. İnfial olmasını istemem. Olmaz zaten. Ne alakası var?
Bana evinde erkeklere soruyorum. Beş taneden fazla gömleği olmayan elini kaldırsın. Bir, iki, beş tane mi gömleğiniz var sizin? Yazlık, kışlık beşer tane mi var? Eller iniyor bak şimdi. Altı tane gömlek yok yani sizde öyle mi? Nasıl iniyor? Beş tane gömleği. Evet. Bakın üç tane aslında da ben beş diyorum. Bir, iki, üç, dört, beş, altı kişi, yedi kişi. Geri kalan da beş taneden fazla öyle değil mi? Evet. Ben şimdi desem ki on tane gömleği olan elini kaldırsın. Herkesin eli kalkacak burada. Doğru mu? Kaldırın bakayım on tane gömleği olanlar elini kaldırsın.
Ben ne kaldıracağım ha? Bu ben bir şey yok. Ha bitti işte. Bu kadar basit. Biz tüketen toplumuz. Biz tüketiyoruz boyuna. Biz ihtiyacı kadar yaşayan bir toplum değiliz. Bizden bu kültürü yok ettiler. Biz bu kültürü kaybettik. Biz tüketiyoruz. Daha fazla tüketmek istediğimiz için şikayet ediyoruz. Biz daha fazla tüketmek istiyoruz çünkü. Alıştık daha fazla tüketmeye. Biz alıştık israf etmeye. Biz alıştık şatata, şatafata gösterişe. Biz alıştık. Bizde var, biz bir tane daha aldık.
Var, bir tane daha aldık. Var, bir tane daha aldık biz. Kadınlarımız aldı. Çocuklarımız aldı. Biz aldık. Gösterişli evler sahip olduk. Gösterişli arabalar. Gösterişli düğünler. Gösterişli nişanlar. Gösterişli hayat standardı. Yemeklere gitmeye alıştık. Dışarıdan yemek getirttirmeye alıştık. Dışarıya yemek gitmeye alıştık. Hafta sonları gideceğiz. Restoranlarda yiyeceğiz. Orada burada yiyeceğiz. İçimizden bazıları der ki ben böyle yaşamıyorum. Eyvallah. Toplumun büyük bir çoğunluğu böyle yaşıyor. Buna alıştık biz. Var yok kredi kartından geçir. Cırt cırt çiz. Sonra kredi kartı mağduru. Bunlara alıştık biz.
Alıştırdılar bizi. Biz Kur'an ve sünnetin öğretisini terk ettik. Biz sufilik öğretisini terk ettik. Biz orta yol yaşama, orta yaşama, orta yaşama, gösterişten uzak, şataattan uzak, şatafattan uzak, israftan uzak. Biz bu hayatı bıraktık. Allah manevi tokat vuruyor bütün dünyaya şimdi. Azgınlıklar bir tarafta, sapkınlıklar bir tarafta. Memleket eşcinselden geçilmiyor. Şu iktidar dahi eşcinselleri başımıza tac ederiz dedi parti başkan yardımcısı. Onur yürüyüşleri yapıyorlar. Her türlü fuhuş serbest, her türlü sapkınlık serbest, her türlü pislik serbest ülkede.
Ya ne bekliyorsunuz ki siz daha? Hayat pahalılığından şikayet ettiğimiz kadar sapkınlıktan şikayet ettik mi? Benzin mazot pahalılığından şikayet ettiğimiz kadar Kur'an ve sünnetin dışındaki şeylerden şikayet ettik mi? Biz hayat domatesin pahalılığından şikayet ettiğimiz kadar rüşvetten, kayırmacılıktan şikayet ettik mi? Biz salatalın fiyatını konuştuğumuz kadar belediyelerde, devlet dairelerinde ihale yanlışlıklarını, ihale bozukluklarını, kayırmacılığı, peşkeşleri konuştuk mu ki? Konuşmadık. Biz patlıcanın fiyatı kadar eşcinselliği konuşamadık bu ülkede. Koca Diyanet İşleri Başkanı eşcinsellerle alakalı hutbede bir şey söyledi, Diyanet İşleri Başkanı'nı mahkemeye verdiler bu ülkede.
Evet, Ayasofya Camii'nin imamı, profesör, hukukçu, İslam'ın hukukundan bahsetti, önce AK Parti kıydı adama. İslam'ın hukukuydu konuştuğu adamın, Kur'an sünnetti. Biz eşcinseller kadar, LGBT artıcılar kadar dinimizi savunamadık, ahlakımızı savunamadık. Dinimiz için, ahlakımız için, memleketimiz için, evet, Kur'an'ımız için, sünnetimiz için yollara çıkamadık biz.
Az bile bize, bize az. Taş yağmadığını başımıza dua edelim. Kendinize gelin arkadaşlar, kendinize gece saat bir buçuk, ikide Bursa'ya, şehre dışarıdan girin. İster İzmir yolundan girin, ister İstanbul yolundan girin, ister Ankara yolundan girin. Yemin ediyorum üç yolun üçünde de dönmesi, LGBT'cisi, bilmem necisi, hepsi de yollarda. Siz ne benzin pahalılığından konuşuyorsunuz ki? Evet. Ben İstanbul yolundan dönüyorum, var. Ankara yolundan dönüyorum, var. İzmir yolundan dönüyorum, var. Evet. Allah kendisi diyor, siz bunlara sessiz kalırsanız, ben sizi yoklukla, pahalılıkla, rızık endişesiyle imtihan ederim.
Daha ne bekliyorsunuz ki? Bir mektup yazabildiniz mi? Ey AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kayseri'de şu kadar milletvekilli yaptın, LGBT'lileri başına tac edinceye kadar, müminleri başına tac etse edin ya! Kur'an'ı başına tac etse edin ya! Tac etse edin ya! Diyebildiniz mi? Onu istifaya zorlayabildiniz mi? Nereye yapacaksınız? Bütün haram işleyenleri, ne o kültür festivali diye Bursa'ya getiriyorlar mı şimdi? Getiriyorlar ne? Başkent, başşehir, ne Osmanlı'nın ilk başşehri, ne? Evliyalar şehri. Aha evliyalar şehrinin ne işi var onların? Evliyaları mı izletmeye getiriliyorlar kendilerini?
Yok arkadaşlar, yok. Bismillahirrahmanirrahim. Vellâsrînnel insâne hüsrîn. Bütün insanlar hüsrandadır. Şeyhmişin, dervişmişin, sufi misin, milletvekili, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, müftüsü, amiri, memuru, kim varsa. Bütün insanlar hüsrandadır. Ancak iman edip, iyi amel işleyip, hakkı ve sabrı tavsiye eden müstesna. Hadi hakkı aykırın. Hadi hakkı aykırın. Sonra Mustafa Özbağ deli. Evet deli. 85 bin tane cami var ülkede. 85 bin camide iki tane görevli olmuş olsa 160 bin kişi yapar. Onları idare etmek için de 40 bin de öyle koy. 200 bin tane diyanet görevlisi var bu ülkede. 200 bin de diyanet görevlisi var. İşleri sadece beş vakit namazı kıldırmak.
Hakkı tavsiye etmek değil. 200 bin diyanet görevlisi yılda bir kişi İslam etmiş olsa bir kişiyi 10 yılda siz hesaplayın. En az 200 bin ilahiyatlarda ve imam hatiplerde var mıdır öğretmen? Fazladır değil mi? Kaçtır? 400 bin var mıdır? 500 bin vardır değil mi? 500 bin görevli. 500 de öğrenci koy. 1 milyon lira. 1 milyon. Diyanetle beraber 1 milyon görevli ilahiyatçısı, diyanetçisi görevli okuyanları da koyu oraya. Ya her sene 500 bin imam hatipli çıkıyor değil mi? 300 bin çıksın ya. Nerede bunlar? Nerede bunlar?
İyi günlerimiz. İyi günlerimiz. Evet bunlar iyi günlerimiz. Biz çünkü hakkı tavsiye etmiyoruz. Biz hakkı haykıramıyoruz. Korku galip gelmiş bize. Şeyhine, dervişine, sufisine, zâkirine, nâkibine, nükabbasına, mühtüsüne, hocasına korku galip gelmiş.
Rahatlık galip gelmiş. Rahatlık. Rahat edecek o kimse. Onu rahatsız etmeyeceksin. Benim meşhur sloganım. İslam olduktan sonra bu slogan. Müslümanların parasına, rahatına karışmazsan en iyi Müslüman sensin. Eyle. Bugün 3 ayrı şehirde eşler ailelerini ve çocuklarını katlettik. Köylü mazottan dolayı üretemez hale geldi. Türkiye'yi geneli kontak kapatma eylemleri başlayacağı söyleniyor. Değerli öneri ve görüşlerinizi lütfeder misiniz? Hiçbirisi de olmaz. İnsanlar katlediyorlarsa, cahilliklerinden katlediyorlar. Cahiller çünkü. Eşini katlediyor. Cahil. Kur'an sünneti bilmiyor. Cahil. Çocuklarını katlediyorsa cahil. Kur'an sünnet bilmiyor. İmanı yok. Cahil. Cahil. Biz dini bilmeyen bir toplumuz.
Dini bilsek ne olacak ki? Yaşamayan toplumuz. Yani bunun dışında bir şey istemek mümkün. Bir şey beklemek mümkün değil. Normal. Ohoo yıllardan beri hepsi daha ırnı yaşıyor bu ülke. Hiçbir şey olmaz. Böyle söyleyince de kızıyor millet. Hiçbir şey olmaz deyince. Olmaz hiçbir şey. Allah bizi affetsin inşallah. Bakın bir toplumda toplumu ifsad eden, toplumu ifsad eden faiz, fuğuş, kumar, içki ve sapkınlıklar serbest ise ve oradaki Müslümanlar bunlara sessiz ise, bunlara karşı herhangi bir şey yapmıyorlarsa bir şeyden şikayet etmeye hakları yok. Bitti.
Şikayet etmeye hakkımız yok. Açın hadisleri okuyun. Bunların yaşandığı topluluklarda Cenab-ı Hak diyor ki oraya yağmur yağdırmaz, bereket olmaz orada diyor. Bereket olmaz. Haramla iştikal eden bir yerde bereket olur mu? Olmaz. Allah bizi muhafaza eylesin. Niye infial olacak ki bir de. Hiç herkes hayatından memnun. Diyorlar ki benzin çok bağlı. Trafik de arabadan geçirmiyor. Trafik yine sıkışık. Araba park edecek yer yok. Ne benzin pahalıymış. Ne işte geçin, her şey pahalanmış. Ya nereye pahalı? Lokantalar, restoranlar, hınca hınç dolu. Ben geçerken görüyorum.
Bir bakıyorum, diyorum ne alakası var? Millet yiyor, içiyor. Alışveriş merkezleri dolu, geziyor herkes. Ben sadece önlerindeki arabalara bakıyorum. İçeriden girmiştim falan yok. Allah affetsin. O yüzden herkes hayatından memnun. Kendi kendinizi problem etmeyin. Türkiye daha ağır şartlardan gelmiş bir ülke. Şimdi ne olacak ki işte milli gelir olarak kişi başına 10.500 dolardan işte düştü.
8.500 dolara, 8.000 dolara düştü. O yüzden öyle çok o kadar da devasa bir sıkıntı yok. Bakın, devasa bir sıkıntı yok. Asıl sıkıntıyı görün. Asıl sıkıntı, ahlaksızlık hızla büyüyor. Asıl sıkıntı bu. O lüks hayatı yaşamamanın sıkıntısı var. Çünkü dizilerde o kadınlar böyle harikulade kıyafetler, açık kıyafetler, dizilerdeki kadınlar o onu aldatıyor, o onu kandırıyor. Onun üzerine onunla yaşıyor, onunla onu yaşıyor. Herkes öyle bir hayata özeniyor. O dizilerdeki villalar, dizilerdeki daireler, dizilerdeki hayat standardı. İnsanlar onları yaşamaya çalışıyor.
Ya beğenmediğin daire 3 trilyon, 4 trilyon, 5 trilyon, 7 trilyon, 10 trilyon, 15 trilyon, 20 trilyon, 50 trilyon. Dizilerde öyle evler, arabalar, kıyafetler. Herkes seyrediyor. Onlara düşkünlüğü artıyor insanların. Bir de şey, hani zengin olacaksınız. Herkes zengin olacak. Herkes böyle bir hayat yaşayacak. Bir de bir slogan geliştirdiler. Müslüman denize girmesin mi? Müslümanın güzel bir evi olmasın mı? Müslümanın buna yakışmaz mı? Müslümanın güzel bir arabası olmasın mı? Lan olsun, helalından olsun. Haramdan olsun diye. Kim dedi sana? Kim dedi sana rüşvet al diye?
Kim dedi sana ihalede yolsuzluk yap diye? Kim dedi sana kendi kardeşinin parasını üt diye? Kim dedi? Hangi dinden öğrendin bunu? Hangi dinden öğrendin öyle şatafatlı yaşamayı? İşte bir de laf, ya hocalar böyle fakirliği anlatırlar, kendileri zengin yaşarlar. Ha vardır öyle yaşayanlar. Biz fakirlik anlatmıyoruz. Biz itidalli yaşamayı anlatıyoruz. Orta yaşamayı anlatıyoruz. Ayağını yorganına göre uzat, onu yaşa, onu anlatıyoruz. Borçlu yaşama, onu anlatıyoruz. Başkasının parasıyla yaşama. Şatafattan uzak dur, şataattan uzak dur, israftan uzak dur. Üret kardeşim, üret. Helalından kazan, helal dairede yaşa.
Derdimiz bu. Ha çıkıyor işte birisi geçen gönderdiler bir video bana. İşte peygamber karnına üç tane taş bağlardı, onu söylerdi de, işte bunu söyleyenler söyledi. Canım kardeşim. Evet, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri taş bağlardı, aç kaldığı zamanlar. Bilhassa hendekte. Anlatmayalım mı insanlara? Evet. İslam zenginlik düşmanı değil. İslam israf düşmanı. İslam gösteriş düşmanı. Evet. Şataat, şatafat düşmanı İslam. Evet. İslam zenginlik düşmanı değil. Ona bakacak olursanız. Zekat farz. Ancak zengin olanlar zekat verir. Evet.
Dördüncü kapı, hakikat kapısı. Hakikat kapısının birinci makamı. Toprak olmak. Yani bizim dilimizde toprak olmak denir de, tevazu sahip olmak. Alçak gönüllü olmak. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede Rahman'ın has kulları, onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez cahil kimseler onlara laf attığında selam derler, geçerler. Furkan 63. O yüzden Allah'a iman etmiş olan Allah'ın o has kulları, sufiler bilhassa kibirsiz insanlardır. Kendilerini beğenmekten uzak dururlar. Ama birisi ona kibirlenirse bakar, analiz eder. Bu kibirlenecek bir kimse, avam çünkü ona kibirlenir. Eğer onunla terbiye olacaksa.
Yok, kibirlenmeye karşı tevazu ile o terbiye olacaksa ona tevazu gösterirler. Ama kibirlenene kibirlenmek de hak olur. Ama gerçek sufiler tevazu ile rüyayı ayırt ederler. Tevazu ile yapmacıklığı ayırt ederler. Tevazu ehli olmak ayrı bir şeydir. Kendini böyle sufi gösterip, masum gösterip, masum gösterip, böyle yolda böyle hastaymış gibi yürümek farklı bir şeydir. Öyle bu tevazu değildir çünkü. Tevazu, evet, diğer kardeşlerinden kendini üstün görmemektir. Hiç kimseden kendini üstün görme. Hiç kimseden de kendini alçak görme.
Biz insanız, hepimizde. Allah'ın kuluyuz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin veda hutbesinde buyurduğu gibi, bir tarağın dişilleri gibiyiz. Birimizin birimizden üstünlüğü yok. Üstünlük takvada. O zaman biz bir başkasına kibirlenmemiz, büyüklenmemiz caiz değil. O zaman biz kendimizce tevazu ehli olacağız. Yani bir başkasına karşı büyüklenmeyeceğiz. Kendimizi bir şey görmeyeceğiz. Kendimizi bir makam sahibi addetmeyeceğiz. Kendi kendimize fasulye gibi nimetten saymayacağız bir başkasına göre. Buna Sufiler daha fazla dikkat edecekler. Ben bazen zaman zaman derim ya, bir rüya görüyor, adam ahkam kesiyor ortalığa. Yapma canım kardeşim.
Veya bir hayalliyor bir şeyi, ahkam kesiyor ortalığa. Yapma. Tevazul ol. Kimseye tepeden bakma. Senden başka derviş yokmuş gibi davranma. Niceleri bu dergahlardan gelmiş geçmiş. Sen de gelip geçeceksin. Senin kendini yüksek tutmana gerek yok. Kendini bilir kişi seçme. Kendi kendini bu işi bilen olarak görme. Tevazu sahibi ol. Makam ehli tevazu ehlidir. Makamı olmayan kimse tevazuyu bilmez. Veyahut da kendi kendisine tevazulu gösterir. Riyakarlık yapar. Yapmacıktır onun tevazusu. Veya öyle derler ya işte, ben bu kapının iti olayım. Yok canım kardeşim, bu kapıya it lazım değil. Bu kapıya Sufi lazım. Bu kapıya insan olmak, Adem olmak lazım. Bu kapıda halife olmak lazım.
Burası koyun ağılı değil. Koyun ağılı olan yerde it lazım. Koyun ağılı olmayan yerde ne lazım? Hiçbir şey lazım değil. Burası dergah, burası bir tekke, burası bir Sufi topluluk. O zaman buraya normal değil, it lazım değil. Buraya dosdoğru Sufi olmak lazım. Burada dosdoğru insan olmak lazım. Burada güzel ahlaklı olmak lazım. Tevazu ehli olmak lazım. Bugünkü sohbetimiz çünkü tevazu. O yüzden öyle bazen görüyorum ben böyle işte hani Sufi duruştu kimseleri, böyle yolda boynunu bükmüş, eline de tesbih koymuş. Bu değil tevazu. Veyahut da böyle vakarlı, böyle ağır yürüyor arkadaş. Değil canım kardeşim.
Değil, tevazu değil. Veya kafasına bir sarık sarmış, diğerlerinden çok üstün o. O sarık diğerlerinden seni üstün gösteriyorsa, sana kibir veriyorsa, yok. Senin günahı kebairini arttırdı. Senin giydiğin haydari, seni diğerlerinden üstün vasıfta tuttuğunu, senin içine his olarak oturtuyorsa, yok.
Sen kaybedenlerden oldun. Senin sakalın sakalsızlara karşı kendi kendine üstün görme noktasında gösteriyorsa kendini, yok. Sen sünnet diye bırak sakalı. Başkalarından üstün olmak için değil. Üstün görünmek için de değil. Başkalarına kibirlenmek için değil. Sen sarığı sünnet cihetiyle sar. Başkalarına üstün görünmek için değil. Sen yolda tevazu ile yürü. Ama başkalarına üstün görünmek için değil. Vay ne tevazu sahibi adammış desinler diye değil. Sen gerçekten Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gibi yürü. Yani boynunu biraz öne doğru eğ. Böyle etrafa baykuş bakışıyla bakma. Yürü dosdoğru yolunda. Erkeksen kadınlara, kızlara bakmadan yürü.
Kadınsan erkeklere, gençlere bakmadan yürü. Yolda dosdoğru yürü. Kafanına, önüne eğ. Bir iki adım önüne doğru bakardı Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. İki adım, üç adım. Esnafsın, ticaret yapıyorsun. Ne alıyorlar, ne satıyorlar bakacaksan bak. Bu ayrı bir mesele. Ama yok. Böyle bir derdin yok. O zaman sen iki tarafa baykuş bakar gibi böyle. Her tarafı keseceğim, bakacağım diye uğraşma. Kadınların orasına, burasına bakacağım diye uğraşma. Erkeklerle bakacağım, bakışacağım, göz göze geleceğim diye uğraşma. Sen dosdoğru yolunda yürü. Kibirlenme. Kıyafetinle hava atacağım diye uğraşma. Kıyafetini savurma. Erkek kadın. Sen örtünmek için giyin. Münasip bir şekilde giyin.
Orta yolda giyin. Hava atma kıyafetinle. Kıyafetinle hava atma. Kıyafetinle sen kalkıp da yüksek derecedeymiş gibi kendini gösterme. Kıyafetini tercih ederken de durumuna göre, haline göre kıyafet tercih et. Gidip kredi kartından borçlanarak 2 bin liralık ayakkabı alacağım diye uğraşma. Gidip kredi kartından borçlanarak 5 bin liralık takım elbise alacağım diye uğraşma. Gidip kredi kartından borçlanarak kendine 2 bin liraya, 3 bin liraya, 5 bin liraya vakko örtü alacağım diye uğraşma. Haline göre yaşa. Tevazulu ol. Elbiseni süründürerekten yürüme. Etrafa elbisenle hava atma. Allah muhafaza eylesin. Ve boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirdiler. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir.
Selam olsun size, biz cahilleri aramayız derler. Kasas 55. Ve o tevazu sahipleri boş sözlü insanlardan uzak dururlar. Onlara karşı cedelleşmezler. Onlarla münakaşaya girmezler. Onlarla ağız dalaşına girmezler. Kendilerini yüksek göstermek için uğraşmazlar. Allah muhafaza eylesin. Ve boş sözlülerden, boş laflardan uzak dururlar. Boş konuşulan meclislerden de uzak dururlar. Tevazu sahibiyim deyip de, boş konuşulan yerde ben şimdi seslenmeyeyim, tevazumu göstereyim demezler. Cahilane konuşmalar varsa, onlardan yüz çevirirler. Biz tevazu ehliyiz deyip de orada oturmazlar. Biz tevazu gösterdik orada.
Yok. Ya hakkı orada tebliğ edersin, ya kalkar gidersin orası. Öyle tevazu gösterilecek yer değil. Bunu bir meseleden dolayı aldım tevazuya örnek. Bu hafta içerisinde bir mevzu oldu birisiyle. Dedin ki yok, bir yerde Kur'an ve sünnete aykırı bir şey yapılıyorsa, Kur'an ve sünnete aykırı bir şey yapılırken, tevazu gösterip ben orada sabrettim diyemezsin. Ya hakkı tebliğ edersin. Ya da müsaade eder, çeker gidersin. Cahilane, boş sözlere sabretmek tevazu değil. Allah muhafaza eylesin. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin. İsra 37. O zaman sen yeryüzünde kibirlenerekten yürüme.
Büyüklenme hiçbir şeye karşı. Kime kibirlenirsin? Düşman askerlerine. Kime kibirlenirsin? Kafirler sana kibirlenirse, kibirlenirsin onlara. Kime kibirlenirsin? Müslümandır ama cahildir. Sana karşı kibirlenmiştir. Sen de ona kibirlenirsin. Öbür türlü kibirlenme hakkın yok. Derviş kardeşlerine, annene, babana, eşine, dostuna, çoluğuna, çocuğuna kibirlenme. Yanında çalışanlara kibirlenme. Elinin altındakilere kibirlenme. Toprak gibi ol. Allah bizi onlardan eylesin. Hızla geçeyim 11'e geliyor. O kadar mütevazi olun ki kimse kimseye böbürlenmesin, kimse kimseye zulmetmesin diye emretti Allah. Hz. Muhammed Mustafa'ya, hadisi kudsi, Müslüm'de geçiyor. O zaman o kadar mütevazi olun ki kimse kimseye böbürlenmesin, kimse kimseye zulmetmesin.
Yine İbn-i Macer'de geçiyor. Kim Allah'ın rızası için, Allah'ın kullarına karşı bir derece tevazu gösterirse, bu sebeple Allah onu bin derece yükseltir. Allah kibirli kimseyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir. Tebarani'de geçiyor. Hz. Mevlana şöyle buyurmuş. Toprak ol, toprak ki gül bitsin. Çünkü gülü topraktan başka bir şey göstermez. Taş baharla nasıl yeşerir mümkün mü? Toprak ol da renk renk gül bitsin. İşte bizim için sufilik, sufilik nefsi toprak gibi mütevazi haline getirmektir. Bundan gaye iyi ve kötü kim varsa onun üzerine bastığında onu gül haline çevirmektir. Ondan gül bitmeli.
Bu neyle? Bu etrafımızdaki insanlara tevazulu davranmamızla. Eş ve çocuklarınızdan başlayın buna. Kadınlar da erkekler de. Önce tevazu göstermeyi eş ve çocuklarınızla başlayacaksınız. İnşallah. Rabbim bizleri onlardan eylesin. Ben yine bir müjdeyle bitireyim. Kasas 83. İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. Allah bizi onlardan eylesin. Rabbim cümlemizi affı mağfiret eylesin. Cümlemizi bildikleriyle, hayırlı olarak amel edenlerden eylesin. El Fatiha. Aman selam. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi